SAĞLIK - 29 Aralık 2025 Pazartesi 11:46

Çocuklarda ağız ve diş sağlığında erken tanı büyük öneme sahip

A
A
A
Çocuklarda ağız ve diş sağlığında erken tanı büyük öneme sahip

Çocuklarda ağız ve diş sağlığının korunması, yalnızca estetik bir gereklilik değil; sağlıklı büyüme, beslenme ve konuşma gelişiminin temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Pedodonti (çocuk diş hekimliği) alanında yapılan çalışmalar, erken yaşta gerçekleştirilen düzenli diş hekimi kontrollerinin ileride oluşabilecek birçok problemin önüne geçtiğini gösteriyor.



Pedodonti alanının yalnızca tedavi odaklı olmadığını vurgulayan Pedodonti Uzmanı Prof. Dt. Aylin Akbay Oba, çocuklarda ilk diş muayenesinin, süt dişleri sürer sürmez yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Erken dönemde uygulanan koruyucu yöntemler; çürük riskinin azaltılması, travmaya bağlı diş yaralanmalarının yönetilmesi ve ağız hijyeni alışkanlıklarının doğru şekilde kazandırılmasında kritik önem taşıyor.



Koruyucu hekimlik yaklaşımı çocukların geleceğini şekillendiriyor


Koruyucu hekimlik, çocukların yaşam boyu sürecek sağlıklı ağız ve diş yapısını destekleyen en önemli yaklaşım olarak öne çıkıyor. Fissür örtücü uygulamaları, flor destekleri ve düzenli kontroller sayesinde çürük oluşumunun büyük oranda önüne geçilebiliyor. Buna ek olarak, ağız hijyeni eğitimi, ebeveyn bilgilendirmesi ve davranış yönlendirme teknikleri, çocukların diş hekimine karşı olumlu bir tutum geliştirmesine yardımcı oluyor.



Çocuk diş tedavileri nedir


Çocuk diş tedavileri; süt dişleri ve yeni sürmekte olan daimi dişlerde ortaya çıkan çürükler, travmalar, gelişimsel bozukluklar ve fonksiyonel sorunların tedavisine yönelik tüm klinik uygulamaları kapsıyor. Pedodontik yaklaşım, tedavi süreçlerinin ötesinde çocukları koruyucu hekimlik ilkeleri ile yönlendirerek ağız hijyenini geliştirmeyi ve yaşam boyu sürdürülebilir bir ağız-diş sağlığı oluşturmayı hedefliyor.



Süt dişlerinin önemi sağlıklı daimi dişler için temel rehber


Süt dişleri, yalnızca geçici dişler olması nedeniyle çoğu zaman yeterince önemsenmese de, çocukların ağız ve çene gelişiminde kritik bir rol üstleniyor. Her bir süt dişi, alttan gelecek daimi diş için doğal bir rehber görevi görüyor. Süt dişlerinde meydana gelen erken kayıplar, daimi dişlerin doğru pozisyonda sürmesini engelleyerek çapraşıklık, çene darlığı ve kapanış bozuklukları gibi uzun vadede ortodontik sorunlara yol açabiliyor.



Sağlıklı süt dişleri; çocuğun beslenmesini, konuşma gelişimini, özgüvenini ve sosyal iletişim becerilerini de doğrudan etkiliyor. Çürük nedeniyle ağrı yaşayan ya da rahat çiğneyemeyen çocuklarda iştahsızlık, kilo kaybı ve okul başarısında düşüş görülebiliyor. Bu nedenle süt dişlerinin korunması sadece ağız içi sağlığı değil, genel sağlık ve gelişim açısından da büyük önem taşıyor.



Düzenli muayeneler, koruyucu uygulamalar ve doğru ağız hijyeni alışkanlıkları ile süt dişlerinin sağlıklı bir şekilde ağızda kalması sağlanarak çocuğun ileriki yaşamında daha sorunsuz bir ağız-diş yapısına sahip olması mümkün hale geliyor.



Bu kapsamda uygulanan başlıca tedaviler; dolgu ve kanal tedavileri, koruyucu uygulamalar, travma tedavileri, süt dişi çekimleri ve yer tutucular, ortodontik yönlendirme tedavileri ile ağız-dil fonksiyon bozukluklarının yönetimi olarak sıralanıyor. Tedavilerin temel amacı, çocukların sağlıklı beslenme, doğru konuşma ve özgüvenli bir gülüş geliştirmesine katkı sağlamak ve diş hekimi korkusunu ortadan kaldırarak olumlu bir tedavi deneyimi sunmak olarak ifade ediliyor.



Çocukların ağız ve diş sağlığında altın kurallar; ilk muayene ilk süt dişi sürer sürmez yapılmalı, süt dişleri daimi dişlerin rehberi niteliğinde olduğu için erken kayıplar çene gelişimini olumsuz etkiliyor, koruyucu uygulamalarla çürük oluşma riski azaltılabiliyor, diş hekimi korkusunun önüne geçmek için erken ve düzenli ziyaretler büyük önem taşıyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Kızından Kıbrıs Gazisi babasına veda: "Babamla gurur duyuyorum" Bayburtlu Kıbrıs Gazisi ve emekli öğretmen Ömer Doğan, Manas köyünde düzenlenen resmi törenle son yolculuğuna uğurlandı. Doğan’ın acılı kızı Demet Temur, babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu belirterek, "Babamla gurur duyuyorum" dedi. 74 yaşında hayatını kaybeden Doğan için öğle namazına müteakip köyde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazının ardından Doğan’ın naaşı, resmi tören eşliğinde defnedilmek üzere köy mezarlığına götürüldü. Doğan’ın kızı Demet Temur, babasının savaş yıllarına ilişkin hatırlarını çok fazla anlatmayı sevmediğini belirterek, "Çok ketumdu, anlatmayı sevmezdi ama biz anlatsın diye babamı sıkıştırırdık. Savaş döneminde yaşadığı bazı olaylardan, komutanlarından, izne gelirken memleketine ve ailesine kavuşmak için verdiği mücadeleden bahsederdi. Çok ayrıntı vermezdi" dedi. Babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu ifade eden Temur, "Yiğit bir adamdı benim babam. Çok dürüsttü. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derdi. Kimse için başını eğmedi. Bize de öyle öğretti. Babamla gurur duyuyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun" diye konuştu. Cenaze törenine katılan Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Gazi Selami Köksal ise Doğan’ı son yolculuğuna uğurladıklarını belirterek, "Kıbrıs Gazisi Ömer ağabeyimiz aynı zamanda eğitim camiamıza yıllarca hizmet etmiş bir büyüğümüzdü. Allah mekânını cennet eylesin, yakınlarına sabırlar versin" ifadelerini kullandı. Törene il protokolü, Doğan’ın ailesi ile yakınları, gaziler, STK temsilcileri, siyasi parti başkanları ve vatandaşlar katıldı. Okunan duaların ardından Gazi Doğan, köy mezarlığında toprağa verildi.
Bursa Anadolu’nun seramik kültürü Bursa’da konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği sempozyumda, Anadolu’nun binlerce yıllık seramik geleneği uzman isimler tarafından kültürel, sanatsal ve tarihi yönleriyle konuşuluyor. Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü’nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.