KÜLTÜR SANAT - 01 Haziran 2026 Pazartesi 14:25

Fethiye’de 7 günde 8 bin 435 kişi yamaç paraşütü yaptı

A
A
A
Fethiye’de 7 günde 8 bin 435 kişi yamaç paraşütü yaptı

Kurban Bayramı tatilini fırsat bilen adrenalin tutkunları Muğla’nın Fethiye ilçesinde buluşurken, dünyaca ünlü Babadağ pistinde 8 bin 436 yamaç paraşütü uçuşu gerçekleştirildi.



Muğla’nın Fethiye ilçesi, Kurban Bayramı tatilinde adrenalin tutkunlarının akınına uğradı. Dünyaca ünlü Babadağ pistinde gerçekleştirilen yamaç paraşütü uçuşlarıyla bölgede hem gökyüzü hem de turizm hareketlendi. Fethiye ilçesinde bayram tatilini değerlendirmek isteyen yerli ve yabancı turistler, hava şartlarına bağlı olarak sadece 7 gün boyunca uçuş yapılabilen Babadağ’dan Ölüdeniz manzarasını gökyüzünden izleme fırsatı buldu. Uygun uçuş saatlerinde gerçekleştirilen faaliyetlerde toplam 8 bin 436 yamaç paraşütü uçuşu yapıldı. Babadağ pistinden yapılan uçuşların 6 bin 924’ü tandem, bin 512’si ise single uçuş olarak kayıtlara geçti. Katılımcılar arasında en büyük grubu 5 bin 218 kişiyle Türk vatandaşları oluştururken, 838 Çin, 767 Rus ve 581 İngiliz turist başta olmak üzere çok sayıda farklı ülkeden ziyaretçi de gökyüzü deneyimi yaşadı.



Ölüdeniz başta olmak üzere Belcekız sahili, yarımada koyları ile Saklıkent Kanyonu ve Gizlikent Kanyonu girişlerinde de yoğunluk yaşandı. Bölgedeki trafik zaman zaman durma noktasına gelirken, otellerdeki doluluk oranları da neredeyse yüzde 100’e ulaştı. Yoğunluk, turizm sezonunun başlangıcında hem esnaf hem de turizmciler açısından olumlu bir hareketlilik olarak değerlendirilirken, bölgede bayram boyunca yaşanan hareketlilik sezon beklentilerini de yükseltti.



Fethiye’de 7 günde 8 bin 435 kişi yamaç paraşütü yaptı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ASO Başkanı Ardıç: "Sanayideki daralma büyümenin kalitesi açısından önemli bir uyarıdır" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, 2026 yılının ilk çeyreğinde ekonominin yüzde 2,5 büyüdüğünü ancak sanayinin yüzde 0,8 daraldığını belirterek, büyümenin niteliğine dikkat çekti. Ardıç, ihracattaki yüzde 12,7’lik düşüşün güçlü bir negatif sinyal verdiğini vurgulayarak, üretim ve yatırım ortamını destekleyecek politikaların önceliklendirilmesi gerektiğini söyledi. Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyümesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ardıç, büyüme rakamlarının yalnızca ekonominin ne kadar büyüdüğünü değil, büyümenin hangi sektörler tarafından gerçekleştirildiğini de ortaya koyduğunu belirtti. İlk çeyrek büyüme verilerinin ekonomide sektörler arasındaki ayrışmanın derinleştiğini gösterdiğini ifade eden Ardıç, talep tarafının büyümeyi desteklediğini ancak arz tarafındaki zayıflamanın sürdürülebilir büyüme açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. "Sanayideki yavaşlama istatistiklere yansıdı" ASO üyeleri, meslek komiteleri ve sahadan gelen geri bildirimlerin üretim, yatırım ve ihracatta ivme kaybına işaret ettiğini belirten Ardıç, TÜİK verilerinin de sanayideki yavaşlamayı teyit ettiğini söyledi. Sanayi sektörünün yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,8 daraldığına dikkat çeken Ardıç, "Sanayinin yüzde 0,8 daralması; büyümenin kalitesi, üretim kapasitesi ve orta vadeli rekabet gücü açısından önemli bir uyarıdır. 2025 yılının ikinci ve üçüncü çeyreklerinde sanayi sektörü büyümeye güçlü katkı vermiş, ancak yılın son çeyreğinde yüzde 0,9’a kadar gerilemişti. 2026’nın ilk çeyreğinde ise sanayi üretimi yüzde 0,8’lik daralmayla büyümeyi aşağıya çekti" dedi. Yatırımlardaki yavaşlamaya dikkat çekti Gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki büyümenin de belirgin şekilde gerilediğini ifade eden Ardıç, 2025’in üçüncü çeyreğinde yüzde 11,5, dördüncü çeyreğinde yüzde 5,4 olan büyümenin, 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 3 seviyesine düştüğünü belirtti. Bu durumun sanayicinin yatırım iştahındaki gerilemeyi gözler önüne serdiğini kaydeden Ardıç, yatırım yavaşlamasının özellikle sermaye malı üreten sanayi kollarını olumsuz etkilediğini söyledi. "İhracattaki yüzde 12,7’lik daralma güçlü negatif sinyal veriyor" Büyüme rakamlarında en dikkat çekici kırılmanın dış ticaret tarafında yaşandığını vurgulayan Ardıç, mal ve hizmet ihracatındaki yüzde 12,7’lik daralmanın ciddi bir uyarı niteliğinde olduğunu ifade etti. Dış talepteki zayıflama, kur-maliyet dengesi, jeopolitik ve lojistik baskılar ile enerji fiyatlarındaki artışın ihracat üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Ardıç, "İthalattaki azalmanın ihracata göre çok düşük gerçekleşmesi, önümüzdeki dönemde hem büyümenin ivmesinin zayıflamasına hem de cari işlemler açığının yükselmesine neden olabilecektir" değerlendirmesinde bulundu. "İhracat pazarlarındaki kayıpların telafisi uzun yıllar alabilir" Sanayideki daralma ve rekabet gücü kaybının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ardıç, "Sanayicimizin rekabet gücünde ve ihracat pazarlarında yaşadığı kayıpların telafisi uzun yıllar alabilir. Kalıcı ve sürdürülebilir büyüme için üretim ve yatırım ortamını iyileştirecek, ihracatı ve verimlilik artışını destekleyecek politikalar önceliklendirilmelidir" dedi. Yüksek finansman maliyetleri, güçlü TL’nin ihracat üzerindeki baskısı, artan girdi maliyetleri ve küresel talepteki yavaşlamanın sanayiciyi zorladığını belirten Ardıç, üretimi sürdürmenin, yatırım yapmanın ve ihracat pazarlarını korumanın her zamankinden daha güç hale geldiğini kaydetti. Ardıç, önümüzdeki dönemde ekonomi politikalarının temel önceliğinin fiyat istikrarı ile üretim kapasitesini koruyan bir dengeyi aynı anda sağlamak olması gerektiğini belirterek, "Dezenflasyon süreci elbette önemlidir ancak bu süreç reel sektörü zayıflatmamalı, üretim iştahını kırmamalı ve yatırım kararlarının ertelenmesine neden olmamalıdır. Fiyat istikrarı ile üretim ekonomisi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır" ifadelerini kullandı.
Sakarya Sahabe oğlunun mezarını buldu, kitaplarını satarak türbeye dönüştürdü İstanbul’un fethi için çıktığı seferde yaralanarak dönüş yolunda şehit olduğu rivayet edilen Ali bin Abdülkerim, Sakarya’nın Akyazı ilçesinde türbesi bulunan babası Hazreti Malik bin Ebi Havli’nin karşısına defnedildi. Yaptığı çalışmalarla mezarı tespit eden tarihçi, okuduğu kitapları satarak alanı türbeye dönüştürdü. Akyazı ilçesi Pazarköy Mahallesi’nde türbesi bulunan ve halk arasında "Abdülkerim" adıyla da anılan Hazreti Malik bin Ebi Havli’nin Medineli sahabelerden biri olduğu ve İslam’ın ilk dönemlerinde Müslüman olduğu ifade ediliyor. Rivayetlere göre, Peygamber Efendimiz’in "Konstantiniyye mutlaka fetholunacaktır" hadisine mazhar olmak amacıyla yola çıkan ordular arasında yer alan Hazreti Malik bin Ebi Havli, Pazarköy’de çıkan bir çatışmada şehit düştü ve buraya defnedildi. Babasının şehit olduğunu öğrenen oğlu Ali bin Abdülkerim ise İstanbul’un fethedilmesi için düzenlenen ikinci sefere katıldı. İstanbul’a kadar giden ve burada yaralanan Ali bin Abdülkerim, dönüş yolunda şehit oldu ve babasının mezarının karşısına defnedildi. Yaptığı çalışmalar neticesinde mezarı tespit eden tarihçi İhsan Uzungüngör, okuduğu kitapları satarak mezarı türbeye çevirmeye çalıştı. Her ne kadar Hazreti Malik bin Ebi Havli’ye ve oğlu Ali bin Abdülkerim’e dair bilgiler İslam tarihi kaynaklarında sınırlı olsa da halk arasında sahabe olduklarına dair inanç güçlü şekilde yaşatılıyor. "Okuduğum tarih kitaplarını satarak türbeye çevirmeye çalıştım" Tarihçi İhsan Uzungüngör, "Ali bin Abdülkerim, Hazreti Malik bin Ebi Havli’nin oğludur. 668 yılında Hazreti Malik bin Ebi Havli burada şehit düştü ve defnedildi. Bunu duyan oğlu ise İstanbul’un fethedilmesi için düzenlenen ikinci sefere katıldı ve İstanbul’a kadar gitti. İstanbul’da yaralandı ve dönüş yolunda şehit oldu. Diğer sahabeler onu alarak babasının defnedildiği yerin karşısına defnetti. Bu kabri araştırmalarım neticesinde kendim buldum ve okuduğum tarih kitaplarını satarak türbeye çevirmeye çalıştım. Vatandaşlar daha çok Hazreti Malik bin Ebi Havli’nin türbesine geliyor ama buraya gelen de var. Pazarköy halkı türbeyi çok ziyaret etmez, daha çok Kuzuluk’taki İhlas Holding’in kaplıcalarındaki misafirler burayı ziyaret eder" dedi.
Denizli Buldan’da asmalar uyandı, bereketli sezon beklentisi arttı Denizli’nin Buldan ilçesinde asmalarda başlayan uyanma ve doğuşlar, üreticilerde verimli sezon beklentisini artırdı. Buldan Ziraat Odası Başkanı Muammer Al, mevcut gelişmelerin bereketli bir sezonun müjdecisi olduğunu söyledi. Buldan Ziraat Odası Başkanı Muammer Al, Doğan Mahallesi’nde bağlarda üretim yapan çiftçileri ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Buldan merkez ve mahallelerinde yaklaşık 40 bin dönüm alanda turfanda çekirdeksiz Sultaniye üzüm yetiştiriciliği yapıldığını belirten Al, kış ve bahar şartlarının üretici açısından olumlu geçtiğini ifade etti. "Güzel geçen kışın ardından bahar ayları da çiftçilerimiz için verimli geçiyor" Asmalarda uyanmaların başladığını ve salkım oluşumlarının gözlendiğini kaydeden Al, önümüzdeki haftalarda asma yapraklarının sarma yapmak ve seyreltme amacıyla toplanmaya başlanacağını söyledi. Temmuz ayında ise iç piyasa ve ihracat açısından önemli yere sahip turfanda çekirdeksiz Sultaniye üzümde hasat heyecanı yaşanacağını dile getirdi. Şu ana kadar üzüm üreticileri açısından şartların olumlu geliştiğini belirten Al, "Tabiat uyanmaya başladı. Asmalarda da uyanmalar gözleniyor. Güzel geçen kışın ardından bahar ayları da çiftçilerimiz için verimli geçiyor. Bundan sonra da verimli, bereketli ve afetsiz bir sezon olmasını temenni ediyorum" dedi. Buldan’da üreticiler, asmalardaki doğuşların yeni sezonda yüksek rekolteye işaret etmesini umut ediyor.
Denizli Çal Karası Sempozyumu 3500 yıllık mirası gün yüzüne çıkaracak Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla 20 Haziran’da gerçekleştirilecek Çal Karası Sempozyumu, bölgenin 3.500 yıllık bağcılık mirasını yeniden gündeme taşıyacak. Akademisyenleri, üreticileri, önologları ve turizm profesyonellerini bir araya getirecek organizasyon, Çal Karasının tarihi, kültürel ve ekonomik değerini çok yönlü biçimde ele alırken, bölgesel kalkınma ve turizm potansiyeline yönelik yeni perspektifler sunacak. Denizli’nin Çal ilçesinde bağcılık kültürünü, yerel üretimi, gastronomiyi ve doğayla iç içe deneyimleri bir araya getiren Çal Bağ Yolu öncülüğünde; Denizli Büyükşehir Belediyesi, Çal Kaymakamlığı ve Çal Belediyesi’nin katkılarıyla yapılacak Çal Karası Sempozyumu, 20 Haziran 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilecek. Çal Karası ilk kez kendi sempozyumunda ele alınacak Bölgenin köklü bağcılık mirasını görünür kılmak ve Çal’ın turizm potansiyelini geliştirmek amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, Çal Karası üzümü ilk kez kendi adıyla düzenlenen bu kapsamlı sempozyumda tüm yönleriyle ele alınacak. Tarihi derinliği yapılan arkeolojik çalışmalarda elde edilen 3.500 yıl öncesine ait üzüm çekirdekleriyle tescillenen ve adını doğrudan Çal’ın eşsiz teruarından alan Çal Karası üzümü, bu sempozyum vasıtasıyla tarih, bağcılık, önoloji ve turizm perspektiflerinden çok disiplinli bir yaklaşımla değerlendirilecek. Dört ana başlıkta bölgesel kalkınma konuşulacak Çal Gençlik Merkezi’nde gün boyunca devam edecek olan Çal Karası Sempozyumu; akademisyenleri, bağcıları, önologları, yerel üreticileri, turizm profesyonellerini ve kamu paydaşlarını tek bir çatı altında bir araya getirecek. Sempozyum kapsamında gerçekleştirilecek oturumlarda; "Çal’daki Bağcılığın Tarihi Yolculuğu", "Bağcının Gözünden Çal Karası", "Önolog Gözünden Çal Karası" ve "Çal Karası’nın Bölgeye Katkıları" ana başlıklarıyla dört temel konuya odaklanılacak. Program bağ turu ile sona erecek Uzman konuşmacıların katılımıyla gerçekleştirilecek panellerde; üzümün antik çağlardan bugüne uzanan tarihi izleri, asırlık yaşlı bağların korunması ve geleceğe aktarılması, sürdürülebilir bağcılık pratikleri, coğrafi işaret tescilinin oluşturacağı ekonomik ve prestijsel değer, Çal Karasının önolojik potansiyeli ile ürün çeşitliliği masaya yatırılacak. Ayrıca, yerel bir değer olarak bu özel üzüm çeşidinin şehir markalaşması sürecindeki stratejik rolü ve turizm ekonomisine olan katkıları detaylı olarak analiz edilecek. Akademik ve sektörel oturumların tamamlanmasının ardından program, Kuzubağ ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Çal Karası örnekleri tadımı ve profesyonel bağ turu ile son bulacak.
Mersin Tarsus’ta Park ve Bahçeler Müdürlüğüne yeni nesil biçme makinesi Tarsus Belediyesi, kent genelindeki yeşil alanların bakım ve temizliğinde kullanılmak üzere Park ve Bahçeler Müdürlüğü envanterine paletli çalı ve ot biçme makinesi kazandırdı. Belediyeden yapılan açıklamaya göre, özellikle eğimli, engebeli ve ulaşılması güç alanlarda etkin çalışma imkanı sunan makine, paletli yürüyüş sistemi ve uzaktan kumanda özelliğiyle dikkat çekiyor. Geniş kesim kapasitesi ve ayarlanabilir biçme sistemi sayesinde yoğun yabani ot, çalı ve yüksek bitki örtüsünün temizliğinde kullanılacak ekipmanın, personel güvenliğine de katkı sağlaması hedefleniyor. Yeni makinenin park ve bahçelerde yabani ot temizliği, yol ve dere kenarları ile boş arazilerde yürütülen bakım çalışmalarında görev alacağı belirtildi. Ekipmanın ayrıca yaz aylarında yangın riski oluşturan kuru otların kontrollü biçiminde de kullanılacağı ifade edildi. Makinenin hizmete alınmasıyla birlikte geniş alanlardaki bakım çalışmalarının daha kısa sürede tamamlanmasının amaçlandığı kaydedildi. Özellikle zorlu arazi koşullarında sağladığı hareket kabiliyeti sayesinde saha çalışmalarının daha güvenli ve verimli şekilde yürütülmesinin hedeflendiği bildirildi. Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, belediyenin hizmet kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarını sürdürdüğünü belirterek, teknolojiyi belediyecilik hizmetlerinin önemli bir parçası haline getirdiklerini söyledi. Göreve geldiklerinden bu yana mali yapıyı güçlendirerek birçok birime yeni araç ve ekipman kazandırdıklarını ifade eden Boltaç, "Park ve Bahçeler Müdürlüğümüz bünyesine kattığımız paletli çalı ve ot biçme makinesi özellikle yaz döneminde aktif olarak kullanılacak. Teknolojik yatırımlar sayesinde saha çalışmalarımızı daha hızlı ve verimli şekilde sürdürüyoruz" dedi. Kent genelinde hizmet kalitesini artıracak her yatırımı önemsediklerini vurgulayan Boltaç, yeni ekipmanın Tarsus’a hayırlı olmasını diledi.