POLİTİKA - 14 Ağustos 2020 Cuma 21:04

Bakan Ersoy: “Aramızdaki birlik, beraberlik ve kardeşlik bunun teminatı, tarihimiz ise en net kanıtıdır"

A
A
A
Bakan Ersoy: “Aramızdaki birlik, beraberlik ve kardeşlik bunun teminatı, tarihimiz ise en net kanıtıdır"

Hacı Bektaş Veli’nin vefatının 749.

Hacı Bektaş Veli’nin vefatının 749. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen anma etkinliklerinde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Aramızdaki birlik, beraberlik ve kardeşlik bunun teminatı, tarihimiz ise en net kanıtıdır" dedi.



Nevşehir’in Hacı Bektaş İlçesi’ndeki Hacı Müzesi’nde yapılacak olan anma etkinlikleri kapsamında emniyet güçleri tarafından yoğun güvenlik önlemi alındı. Etkinliklere katılanlar korona virüs tedbirleri kapsamında ateş ölçümleri yapılarak alana alınırken maske ve dezenfektan dağıtıldı.



Anma etkinliklerinde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy birlik ve beraberliğin önemine değinerek, “12’inci asırda Yesevi deryasından dünyaya 99 bin dalga salındı. O dalgalar hedeflerine varıp kıyılara vurdukça yeni dalgalara derya oldular. İşte bu manevi selin 13’üncü asırdaki en derin temsilcilerinden biri şüphesiz büyük veli Hacı Bektaş’tır. Onun dosdoğru bir yolda, sade ve anlaşılır öğütlerle bize rehberlik ettiğini görüyoruz. Öyle ki hemen hepimiz onu anladığımızı ifade etmekteyiz. Ancak esas olan anladıklarımızı hayatımıza ne kadar tatbik ettiğimizdir. Zira eyleme dökülmeyen düşüncenin, ortaya konulmayan iradenin bir anlamı yoktur. Hacı Bektaş-ı Veli bize ‘canlar’ diye seslenir. İsim ya da namımız, dilimiz ya da toprağımız, velhasıl hiçbir farklılığımız onun dergâhında ayrıma tabii tutulmaz. Zaten marifet, farklı olanlardan bir ve bütün meydana getirebilmektir. Yol bilene yer tarif edilmez. Bilmeyene yardım gerekir. İşte büyük velinin rehberliği de bilmediğini öğrenmek isteyenlere ışık tutar. Hacı Bektaş aklımızı ilimle, gönlümüzü ilahi aşkla terbiye etmemizi öğütler. Cehalete karşı mücadele vermeli; sevgiyle, sabırla, hoş görüyle nefsimizi zapt etmeliyiz. İlim böyle kazanılır ve ilahi aşk makamına böyle yol alınır. Kendimize karşı dürüst olmak bu yolun yolcusu olmanın şüphesiz ilk şartıdır. Onun ‘Ne ararsan kendinde ara’ öğüdüne kulak verip özümüzü sorgulamamız gerekiyor. Göreceğiz ki başkasında kınadığımız davranışları ve tavırları, benliğimiz söz konusu olduğunda, haklı olma bahanesine sığınıp biz de sergileyebiliyoruz. Öyleyse yanlış ile doğrunun muhasebesini önce kendimizde yapacak, sonra muhabbetle çevremize el uzatacağız. İnsanın insana tahammülsüzlüğü manevi değerlerimizin üstünü örten bir sis, onlarla aramıza giren bir duvar gibidir. Peygamber Efendimiz, ‘Gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir’ buyuruyor. Oysa günümüzde öfkeye teslim olmayı marifet sananlar var. ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım’ diyen Hacı Bektaş-ı Veli’yi ayrılık vesilesi kılanlar var. Biz bunların önüne geçmek zorundayız. Bu bir gönül mücadelesidir. Kazanacağımızdan da şüphem yoktur. Aramızdaki birlik, beraberlik ve kardeşlik bunun teminatı, tarihimiz ise en net kanıtıdır. Öyle bir medeniyetin mirasçılarıyız ki, manevi temeller üzerinde yükseltip hak ve adalet anlayışımızla bina ettiğimiz insanlık kubbesi; asırlar boyu tüm dünyada mazlumların umudu ve sığınağı olmuştur. Dün böyleydi, bugün yine böyledir. Şimdi bize düşen bu mirası varislerimize ulaştırmaktır. Bu noktada şunu asla unutmamalıyız, çocuklarımızın geleceği, içinde yaşadıkları dünyanın kaderiyle birdir. Dolayısıyla mücadelemiz hem bireysel hem evrenseldir. Nasıl ki Yesevi, Hacı Bektaş, Mevlana ve Yunus gibi gönül erlerimiz tüm insanlık için bir ışıksa; bizler de aynı derecede ufkumuzu ve gönlümüzü geniş tutmalıyız. Bu yıl, ‘Bir Veli’nin Varisiyiz, Mirasımız Aşktır Bizim’ diyoruz. Hepimiz biliyoruz ki aşk doğduğu gönülden taşmaz ise gerçek bir aşk değildir. Gönlü sevdasına dar gelenlerden olalım inşallah. Bugün dünyada savaşlar, işgaller, zulümler bitmiyor. Sayın cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimiz, yürüttüğü politikalarla bu şer selini kurutmak için birçok coğrafyada mücadele veriyor. Bu mücadelenin fiili kısmında olduğu kadar, manevi kısmında da bizlere görev düşüyor. Milletçe yanlışın karşısında doğru olmaktan ve dik durmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.



"2021’de çok daha geniş kitleleri ağırlayacağız"


Bu yıl pandemi dolayısıyla katılımı sınırlı tutmak zorunda kaldıklarını, önümüzdeki yol çok daha geniş kitleleri ağırlayacaklarını ifade eden Bakan Ersoy, “Bu yıl pandemi nedeniyle katılımı sınırlı tutmak durumunda kaldık. Ancak 2021’de UNESCO ile birlikte, vefatının 750’inci yıl dönümünde Hacı Bektaş-ı Veli’nin gönül bahçesinde çok daha geniş kitleleri ağırlayacağız. Bugün insanlığın Hacı Bektaş gibi manevi rehberlere her zamankinden fazla ihtiyacı var. Bu da bizlere sorumluluk yüklemektedir. Gereğini yapmak için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.



Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı konuşmasında Hacı Bektaş Veli’yi, günümüze tüm canlılığı ile ulaşabilmiş düşünce sistemiyle andıklarını kaydederek; "Bugün burada Hacı Bektaş-ı Veli’nin aramızdan ayrılışının, yani Hakk’a yürüyüşünün 749. yılını yâd etmek için onu unutmadığımızı tüm dünyaya göstermek için bir aradayız. Hacı Bektaş Veli’nin inanç ve felsefesi sevmek ve sevilmekten öte başka bir şey talep etmez. Yine dünya üzerindeki tüm inanışlar, Hacı Bektaş Veli’nin, sevgi, hoşgörü ve saygı temeli üzerine inşaa edilmiştir. Hacı Bektaş Veli, Pir-i Türkistan Ahmet Yesevi’nin bir öğrencisi olarak, kadim Anadolu topraklarının 1071’le İslamlaşması ve Türkleşmesi için, tek bir savaş aleti bile kullanmadan, ilmi ve irfanıyla gönüllere girmeyi başararak, şuan üzerinde yaşadığımız toprakların bizlere yurt olmasına, en çok katkıyı veren zatlardan, gönül erenlerinden biri olmuştur. Hacı Bektaş Veli’nin insan sevgisi, hoşgörüye ve barışa dayalı anlayışı geniş kitleleri etkilemiş, etkilemeye de devam etmektedir. Hacı Bektaş Veli’yi, günümüze tüm canlılığı ile ulaşabilmiş düşünce sistemiyle anıyoruz. Düşüncesi ve yaşamıyla, kendisinden sonra gelenlere büyük bir çığır açmış, birlik, kardeşlik, sevgi ve hoşgörü çağrısıyla farklılıklara karşın huzur içinde bir arada yaşamanın yolunu göstermiştir. Hacı Bektaş Veli, ulusu, dini, mezhebi, rengi ya da görüşü ne olursa olsun, tüm insanları, sevgiye, kardeşliğe ve barışa davet etmiştir. İnsanlığın, Anadolu’nun yetiştirdiği bu büyük kişilerden öğreneceği pek çok erdem olduğuna inanıyorum" diye konuştu.



Nevşehir Valisi İnci Sezer Becel ise etkinlikte yaptığı konuşmada, "Bir milleti millet yapan unsurların başında kültür yer almaktadır. Kültür bir toprak parçası üzerinde milleti meydana getiren maddi ve manevi değerlerin tümüdür. Kültür toplumun kimlik kazanmasında toplumsal değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir yer teşkil etmektedir. Türk kültürü kendi kültürel değerlerinin yaşatılmasını ve aktarılmasını sağlayan tarihte birçok kişi yetiştirmiştir. Hacı Bayram Veli, Mevlana Hazretleri, Yunus Emre, Taptuk Emre ve daha nicesi bu topraklara sevgi, barış, hoşgörü tohumları ekmişlerdir. Bunlardan birisi de huzurunda bulunduğumuz ve topluma öğretileriyle yol gösteren Hünkâr Hacı Bektaş Veli’dir. Hacı Bektaş Veli 13. yüzyıla damgasını vuran ve kendinden sonraki kuşağa da düşünceleriyle etkisini hissettiren önemli bir isim olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek düşünce dünyası gerekse inanç dünyasında önemli bir yere sahiptir. Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri’nin öğretileri yüzyıllardan beri insanlığa ışık tutmakta olup, hoşgörü çerçevesinde herkesi eşit gören ve herkese saygı ile davranılmasını öğütleyen öğretinin bütün değerlerini incelediğimizde ise bu öğretinin evrensel bir yönü olduğunu da görürüz. Bu öğretide kadın erkek eş olarak görülmüş, düşmanın bile insan olduğunun unutulmaması istenmiş, hiçbir milletin ve insanın ayıplanmamasının gerektiği ifade edilmiştir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin ’İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ sözüne baktığımızda ilim ile her türlü sorunların çözülebileceğini, ilimden uzaklaşılması halinde ise tüm sorunların büyük bir bilinmezlik içerisine doğru sürükleneceğini görmekteyiz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Bakan Bak: "Yüzme Bilmeyen Kalmasın projesi çerçevesinde bu zamana kadar yaklaşık 12 milyon insanımıza yüzme öğrettik" Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Yüzme Bilmeyen Kalmasın projesi çerçevesinde bu zamana kadar yaklaşık 12 milyon insanımıza, çocuğumuza, gencimize yüzme öğrettik. Hepimiz derelerde öğrendik ama esas havuzda öğrenmek çok daha başka. Havuzda hocalar eşliğinde stilini öğreniyorsunuz. Biz su ile kavga ediyorduk" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Trabzon’un Akçaabat ilçesi Yaylacık Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Yarı Olimpik Yüzme Havuzu’nun açılışına katıldı. Törende bir konuşma yapan Bakan Bak, Türkiye’nin spor tesisleri devrimi yaşadığını belirterek, "Geldiğimizde sınırlı sayıda olan spor tesislerinin hepsini katlayarak her mahalleye, köye, ilçeye yayılmasını gerçekleştirdik. Türkiye’de şu anda tamamlanmış 780 tane yarı olimpik ve olimpik yüzme havuzu var. İnşaatı devam eden 100 tane havuz var. Yüzme Bilmeyen Kalmasın projesi çerçevesinde bu zamana kadar yaklaşık 12 milyon insanımıza, çocuğumuza, gencimize yüzme öğrettik. Hepimiz derelerde öğrendik ama esas havuzda öğrenmek çok daha başka. Havuzda hocalar eşliğinde stilini öğreniyorsunuz. Biz su ile kavga ediyorduk. Akçaabat yüzme havuzundan açıldığında beri 9 bin 800 kişi faydalanmış. Bir çocuğun yüzme bilmediği için boğularak hayatını kaybetmesinin karşılığı yok. O yüzden Cumhurbaşkanımız ’Gittiğiniz her yere spor tesisi yapacaksınız’ diye talimat verdi. Dijital bağımlılık, uyuşturucu, içki ve kumar gibi bağımlılıklarla mücadelenin önleyicisi spordur" ifadelerini kullandı. "Anadolu efsanesini oluşturan Trabzonspor çok kıymetli" Trabzon’un bir spor şehri olduğunu kaydeden Bakan Bak, "Trabzon’u tartışmaya gerek yok. Trabzon bir spor şehri. Neresinden bakarsanız bakın Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren ve daha öncesinde de sporla iç içe olmuş bir şehir. Trabzonspor gibi bir dünya markası var. Trabzonspor’u da tebrik ediyoruz. Anadolu efsanesini oluşturan Trabzonspor çok kıymetli. Çocukluğumuzda onları takip ederdik. Trabzonspor’un lige getirdiği renk, alt yapısından yetiştirdiği sporcular ve teknik adamların hepsinin farklı bir özelliği var. Trabzon hakikaten sporun başkenti" diye konuştu. "Toplumumuz obezite tehlikesi ile karşı karşıya" diyen Bakan Bak, "Çok hareket etmemiz lazım. Hareket etmeyen bir toplum sağlık sorunları yaşamaya başlıyor. Herkesi spor yapmaya ve hareket etmeye davet ediyoruz. Spora yapılan bir liralık yatırım, bize 5 lira olarak geri geliyor" şeklinde konuştu. "1 milyon yatak kapasitesine ulaştık" Öğrenci yurtlarında 1 milyon yatak kapasitesine ulaştıklarını dile getiren Bakan Bak, "Bu yıl üniversiteye başvuran öğrencilerden yüzde 99,6’sını yerleştirdik. 1 milyon yatak kapasitesine ulaştık. Cumhurbaşkanımız, ’Dışarıda hiçbir öğrenci kalmayacak, her çocuğumuza eğitimde barınma hakkını sağlayacaksınız’ diye talimat verdi. Öğrencilerimize sabah kahvaltısını ve akşam yemeğini ücretsiz veriyoruz. Sadece ayda bin TL sembolik ücret alıyoruz. Böyle bir yapı dünyada yok. Gençlerimizi diğer akımlardan uzak tutmak, devletin kanatları altında tutmak için böyle talimatı var" ifadelerini kullandı. Bakan Bak, Türkiye Yüzyılı’nın gençliğin yüzyılı olacağını vurgulayarak, "Şampiyon Trabzonspor’u tebrik ediyoruz" dedi. Konuşmaların ardından Bakan Bak’a Sebat Gençlik Spor’un forması hediye edildi. Kurdele kesiminin ardından Bakan Bak ve beraberindekiler açılışı yapılan yüzme havuzunda incelemelerde bulundu. Açılışa Bakan Bak’ın yanı sıra Trabzon Valisi Tahir Şahin, AK Parti Trabzon milletvekilleri, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, ilçe belediye başkanları, sporcular ve vatandaşlar katıldı.
Denizli Başkan Pütün, "Topuklu Yaylasının Beyağaç Belediyesi bünyesinden alındığı yönündeki paylaşımlar asılsızdır" Beyağaç Belediye Başkanı Sezayi Pütün, Topuklu Yaylası’nın şahsa devredildiği ve ücretli olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Beyağaç Belediye Başkanı Sezayi Pütün, sosyal medyada yayılan Topuklu Yaylası’nın belediyeden alındığı ve Muğla’nın Milas ilçesinde faaliyet gösteren bir otel bünyesine geçtiği yönündeki paylaşımlara ilişkin açıklama yaptı. Başkan Pütün, söz konusu iddiaların asılsız olduğunu belirterek, Topuklu Yaylası’nın 20 yıllığına Eskere Orman Şube Müdürlüğü tarafından Beyağaç Belediyesine kiralandığını ve işletmesinin halen belediye tarafından sürdürüldüğünü ifade etti. Yaylaya girişlerin ücretli olduğu yönündeki bilgilerin de doğru olmadığını vurgulayan Pütün, "Girişlerin 100 TL olduğu yönündeki bilgiler yanlıştır. Girişlerimiz şu anda ücretsizdir. Sadece Gökyüzü Şenliği zamanında ücretli yapıyoruz" dedi. Topuklu Yaylası’nın herhangi bir şahsa devredilmesinin söz konusu olmadığını kaydeden Başkan Pütün, yayla içerisinde bulunan restoranın ise belediyenin düzenleyeceği ihale ile kiraya verileceğini belirtti. Kiralamadaki amaçlarının bölgeyi yılın 12 ayı aktif hale getirmek olduğunu ifade eden Pütün, "Burayı kiralamamızdaki amaç, yılın 12 ayı burada misafir ağırlamak ve gelen misafirlerin ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri alan oluşturmak" diye konuştu.
Sakarya Bu sokaklar açık hava müzesi: Osmanlı’dan günümüze tanıklık eden miras Osmanlı döneminden günümüze taşınan geleneksel mimari yapısıyla Sakarya’nın Taraklı ilçesi, hem sinema sektörünün hem de tarih meraklılarının gözde mekanları arasında yer alıyor. İlçe, özgün sokak dokusu ve asırlık evleriyle ziyaretçilerini tarihi bir atmosferde ağırlıyor. Sakarya’nın güneyinde yer alan Taraklı’da, Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerini yansıtan 2 ve 3 katlı tarihi konaklar görenlerin ilgisini çekiyor. Doğal güzelliklerle bütünleşen bu yapılar, ilçeye karakteristik bir kimlik kazandırırken, geçmişin estetik anlayışını bugüne taşıyor. Sokak yapısı ve mimari bütünlüğü bozulmadığı için sit alanı olarak koruma altına alınan bölge, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası haline gelmiş durumda. Tarihi dokusunun yanı sıra Taraklı, küresel ölçekte de başarısını tescilledi. İlçe, 2021 yılında Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü tarafından düzenlenen ‘En İyi Turizm Kırsal Yerleşimleri ve Köyleri Girişimi’ çerçevesinde ödüle layık görüldü. Tarihi evleri ve korunan atmosferiyle Taraklı, Sakarya’nın turizm potansiyeline önemli katkı sunmaya devam ediyor. "Safranbolu’yu kuranlar Taraklılardır" Tarihi evler hakkında bilgi veren Alaattin Yılmaz, "Taraklı evleri sivil, Türk ve Osmanlı mimarisine göre yapılmış evlerdir ve konakların kendilerine göre hikayeleride vardır. Eğer evler 3 katlıysa zemin katta evin hanımı günlük işleri yapar ve evlerin mahremiyetini korumak için büyük değil küçük pencereler vardır. Evin ikinci katı kışlık, üçüncü katı yazlık olarak kullanılır. Safranbolu evleri, Taraklı evleriyle benzer sebebi Safranbolu’yu kuranlar Taraklılardır. Safranbolu’nun eski ismi Medine-i Taraklıborlu’dur. Bazen insanlar köklerini bulmak için Taraklı’ya ziyarete de gelirler. Buradaki evler 150-200 yıllık evlerdi hatta 300 yıllık evlerde bulunur. Ahşap evlerin özelliği eğer restore ediliyorsa nesilden nesile aktarılıyor ama beton evlerin özelliği 50-100 yıl kadardır" dedi.
Adana Hantavirüs riskine karşı uzman uyarısı: "Hijyen kurallarına uymak hantavirüsten koruyor" Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kayhan Uğuz, hijyen kurallarına uymanın hantavirüsten korunmada önemli olduğunu belirterek, "Tarım işçileri, kamp yapan kişiler, çiftçiler, depo çalışanları ve kırsal bölgelerde yaşayan bireyler hantavirüs açısından daha yüksek risk grubunda yer alırlar" dedi. Son günlerde dünyada ve Türkiye’de sıkça gündeme gelen hantavirüs vakaları, toplumda endişeye neden oldu. Hantavirüs, genellikle fare ve kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla temas sonucu bulaşabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığı olarak tanımlanıyor. Özellikle kapalı ve uzun süre kullanılmamış alanların temizliği sırasında havaya karışan virüs parçacıkları solunum yoluyla vücuda girebiliyor. Medline Adana Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kayhan Uğuz, "Toplumda paniğe değil, doğru bilgiye ihtiyaç bulunuyor. Bilinçli olmak ve basit önlemlerle hantavirüs riskini büyük ölçüde azaltmak mümkündür" diyerek korunma yollarını anlattı. Hastalığı genellikle kemirgenler taşıyor Dr. Kayhan Uğuz, hantavirüsün, genellikle enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla temas sonucu bulaştığının altını çizerek, "Özellikle uzun süre kapalı kalmış depo, ahır, bodrum ve kırsal alanlardaki yapılarda risk daha yüksektir. Temizlik sırasında havaya karışan virüs partiküllerinin solunması enfeksiyonun en yaygın bulaş yolları arasında yer alır. Özellikle farelerin bulunduğu alanlarda koruyucu ekipman kullanılmadan yapılan temizlikler ciddi bir risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonu ilk günlerde grip benzeri belirtilerle ortaya çıkabilir. Ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve mide bulantısı en sık görülen şikâyetler arasındadır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise nefes darlığı, öksürük ve ciddi akciğer problemleri gelişebilir. Bu nedenle belirtilerin hafife alınmaması önemlidir. Özellikle kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir" diye konuştu. Erken tanı önemli Hantavirüste erken teşhisin hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Uğuz, şunları söyledi: "Hastalığın kesin tanısı laboratuvar testleriyle konulurken, hastanın temas öyküsü de tanı açısından önemlidir. Özellikle solunum sıkıntısı yaşayan hastaların acil değerlendirilmesi gerekir. Gerekli durumlarda akciğer ve böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için ek tetkikler de yapılabilir. Günümüzde hantavirüse karşı özel bir antiviral tedavi bulunmasa da erken dönemde uygulanan destek tedavileri sayesinde hastaların iyileşme şansı yüksektir. Tarım işçileri, kamp yapan kişiler, çiftçiler, depo çalışanları ve kırsal bölgelerde yaşayan bireyler hantavirüs açısından daha yüksek risk grubunda yer alırlar. Ayrıca uzun süre kullanılmamış ev veya iş yerlerini temizleyen kişiler de dikkatli olmalıdır. Fare ve kemirgenlerin yaşam alanlarına girmesini önlemek için gıda ürünlerinin kapalı şekilde saklanması ve yaşam alanlarının düzenli temizlenmesi de çok önemlidir." Hijyen kurallarına uymak koruyor Hantavirüsten korunmada en önemli adımın hijyen kurallarına dikkat etmek olduğunu vurgulayan Dr. Uğuz, "Hijyen kurallarına uymak hantavirüsten korunmada önemli. Kapalı alanlar temizlenmeden önce mutlaka havalandırılmalı, temizlik sırasında maske ve eldiven kullanılmalı. Özellikle fare veya başka kemirgenlerin dışkısının görüldüğü alanların süpürülmesi yerine dezenfektan kullanılarak temizlenmesi gerekir" dedi.
Bursa Bursa’da çiftçileri hedef alan tefeci çetesi adliyeye sevk edildi Bursa’da çiftçileri kumar masasında borç batağına sürükledikleri, yüksek faizle para verip zorla senet imzalattıkları iddia edilen tefecilik ve yağma suç örgütüne yönelik operasyonda gözaltına alınan 14 şüpheli adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin emniyetten çıkarıldığı anlar kameraya yansıdı. Yenişehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen soruşturmada, örgüt üyelerinin kıraathane görünümlü mekanlarda özellikle çiftçileri hedef aldığı belirlendi. Şüphelilerin, kadınları kullanarak vatandaşları kumar masalarına çektiği, yüksek miktarda para kaybettirdikleri ve ardından faizle borç vererek mağdurları senet imzalamaya zorladıkları tespit edildi. Soruşturmada, borçlarını ödeyemeyen mağdurların kapalı ofislerde alıkonulduğu, darbedildiği ve ölümle tehdit edildiği öne sürüldü. Bazı mağdurların evlerini, arsalarını ve çeşitli mal varlıklarını kaybettiği öğrenildi. Özel harekat destekli eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 1 ruhsatsız tabanca, 8 fişek, 2 pompalı tüfek, çok sayıda senet ve ajanda ele geçirildi. Soruşturma sürecinde gözaltı sayısının 14’e yükseldiği, şüphelilerden birinin ise askerlik yaptığı Amasya’da yakalanarak Bursa’ya getirildiği öğrenildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 14 şüpheli, geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.