KÜLTÜR SANAT - 13 Şubat 2026 Cuma 11:12

Maarif Orkestrasından ’Kış Konseri’ ile sanat dolu gece

A
A
A
Maarif Orkestrasından ’Kış Konseri’ ile sanat dolu gece

Niğde İl Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesinde kurulan Maarif Orkestrası, Korosu ve Halk Dansları Topluluğu tarafından düzenlenen Kış Konseri sanatseverlerle buluştu.


Türküler ve halk oyunlarının sahnelendiği programa İl Millî Eğitim Müdürü Elif Özbek, Belediye Başkan Vekili Bilal Vural, Vali Nedim Akmeşe’nin eşi Hacer Akmeşe, il protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Konser öncesinde konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek; Maarif Modeli’nden ilhamla ortaya çıkan bu sanat çalışmasının Mayıs 2024’te başladığını ve kısa sürede ülke geneline yayıldığını belirtti. 2025-2026 eğitim öğretim yılında Niğde’de hayata geçirilen sanat topluluğunun, kentin kültür ve sanat hayatına değer katmayı amaçladığını vurgulayan Özbek, Maarif Modeli’nin sanattan, kültürden ve değerlerden beslenen bir anlayışı temsil ettiğini ifade etti. Özbek, sanatla iç içe olan öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerinin güçleneceğini, bunun en güzel yansımasının da öğrencilerde görüleceğini dile getirerek, öğretmen ve öğrencilerin aynı sahnede buluşmasının eğitim ile estetiğin birleştiği güçlü bir örnek olduğunu söyledi.


Konserde Maarif Korosu ve Orkestrası türküleri, Maarif Halk Dansları Topluluğu’nun gösterileriyle eş zamanlı olarak sahnelendi. Gecede, Manastır Türküsü, Bülbülüm Altın Kafeste, Selanik Türküsü, Niğde Bağları ve Bağa Girdim Üzüme gibi eserler seslendirilirken, yöresel halk oyunları da sahnede yer aldı. Türküler arasında aktarılan hikayeler ve anlatımlar katılımcılar tarafından beğeni aldı.


Program sonunda protokol üyeleri tarafından sahne alan öğretmen ve sanatçılara çiçek takdim edildi.



Maarif Orkestrasından ’Kış Konseri’ ile sanat dolu gece

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı çocuk kanseri ile ilgili uyardı: "En temel sebep genetik yatkınlıktır" Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Şeyma Ünüvar Gök, çocuklarda görülebilen kansere ilişkin açıklamalarda bulundu. Gök, "Genetik yatkınlık olsa da mutlaka tetiği çeken bir risk faktörünün olması gerekiyor" Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Şeyma Ünüvar Gök, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Çocukluk çağı kanserlerinde neden-sonuç ilişkisi erişkinlerdeki kadar net olmadığını ifade eden Uzm. Dr. Şeyma Ünüvar Gök, "Çocukluk çağı kanserlerinde neden-sonuç ilişkisi erişkinlerdeki kadar net değildir ve bu nedenle erişkin dönemde önerilen mamografi, kolonoskopi gibi tarama programları çocukluk çağında uygulanamıyor. Bu tanığı ile karşılaşılan ailelerin ilk sorusu nedendir. Bildiğimiz en temel sebep genetik yatkınlıktır. Ancak genetik yatkınlık olsa da mutlaka tetiği çeken bir risk faktörünün olması gerekiyor. Bildiğimiz en temel risk faktörü, iyonize radyasyona uzun süreli maruz kalınması, kötü beslenme, stresli hayat şartları ve özellikle BBV gibi onkojenik yani maling hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olabilecek virüslere sık sık maruz kalınmasıdır" dedi. Bu belirtiler var ise hekime gösterilmeli Birçok belirtilerin yer aldığını ifade eden Uzm. Dr. Şeyma Ünüvar Gök, "Çocukluk çağı kanserleri için birçok belirti ve semptom bulunabilir. Halk arasında en yaygın bilineni uzun süre sebat eden ateşler, gece terlemeleri, kilo kayıpları ve ortaya çıkan morlukları hiçbiri kansere özgü değildir. Ancak bunları fark eden aile elbette de çocuğunu bir hekime göstermelidir. Çocukluk çağı kanserlerindeki temel korunma mekanizmasının çocuğunuzu takip eden sabit bir çocuk doktorunun olmasını ve sadece acil hastalık durumlarında değil, rutin tarama programlarında da hastanelere başvurulması gerektiği hatırlatalım" dedi. Erken tanı, tedavide başarıyı artırıyor Tedavi başarısının gelişmiş ülkelerde aynı olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Dr. Şeyma Ünüvar Gök, "Lösemilerin temel tedavisi kemoterapi ilaçları olmakla beraber solid organ tümörlerinde gerek kemoterapiler, gerekçe cerrahi tedaviler gerekse radyoterapiler söz konusu olabilir. Hastalık erken dönemde tanı aldığında başarı oranları oldukça yüksek olacak olmakla birlikte, elbette hastalığın tipine göre bu değişebilir. Çocukluk çağ kanserlerinde, 0-18 yaş döneminde hayatın erken döneminde bu tanı ile karşılaşmış çocukların ailelerinin en temel ihtiyacı, toplumdan izole olmamaları ve gerekli sosyal desteği alabilmeleridir. Bu hastalık ile mücadelede ailelere bu sosyal desteği vermek ise hepimizin temel vazifesidir" şeklinde konuştu.
İstanbul İstanbul Havalimanı’nda Heimlich müdahalesiyle hayat kurtaran restoran şefi konuştu İstanbul Havalimanı’nda restoranda yemek yerken nefes borusuna yemek kaçması sonucu boğulma tehlikesi geçiren kadını Heimlich manevrasıyla kurtaran restoran şefi Beytullah Bozkurt, "Gerçekten o mutluluk başka hiçbir şeye değişilmez gibiydi. Suyu içişi, gözlerinin parıltısı, ettiği teşekkürler. O kadar müteşekkir kaldı ki ne diyeceğini şaşıracak vaziyetteydi. Bir hayata dokunmak ne kadar güzel, tarif edilemez bir duygu bence" dedi. İstanbul Havalimanı’nda bir restoranda yemek yiyen yolcu, nefes borusuna yemek kaçması sonucu boğulma tehlikesi geçirmiş, durumu fark eden garsonun yaptığı Heimlich manevrası kadın yolcunun hayatını kurtarmıştı. Şef Beytullah Bozkurt o anları anlattı. Şef Beytullah Bozkurt; ürünleri kontrol ettiği esnada kadını fark ettiğini belirterek, "Olay 12 Şubat 2026 saat 15.00 sularında gerçekleşti. Ben ürünlerin son kullanma tarihinin kontrollerini yaparken kadının öksürdüğünü fark ettim. ‘İyi misiniz?’ diye seslendim, cevap veremediğini hissettim. Karşımdaki bir kadın olduğu için ben izni olmadan direkt bir müdahalede bulunamadım. İçeri su almaya gittim, o sırada hanımefendi can havliyle ayağa kalktı. Gözlerinin kaydığını hissedince kendisi bana ‘arkama geç’ şeklinde işaret yaptı. Ardından ben hanımefendiye Heimlich manevrası uyguladım ve üçüncü manevrada kadının boğazına takılan yemeği başarılı bir şekilde çıkarttık" dedi. "Hayatını bana borçlu olduğunu söyledi" Kadının kurtulduktan sonra sayısız kez teşekkürde bulunduğunu ifade eden Bozkurt, "Ondan sonra gözlerindeki mutluluğu görmeniz lazımdı. Gerçekten o mutluluk başka hiçbir şeye değişilmez gibiydi. Suyu içişi, gözlerinin parıltısı, ettiği teşekkürler. O kadar müteşekkir kaldı ki ne diyeceğini şaşıracak vaziyetteydi. Sonrasında bize çikolata ikramında bulundu. 3-4 saat daha burada oturdu, hayatını bana borçlu olduğunu söyledi. Ben elimden geleni yaptım. Şirketimiz Heimlich manevrasını ve benzeri hayat kurtarıcı hareketleri bizler gibi şube personellerine belirli aralıklarla uygulamalı bir şekilde gösteriyor. Biz de bunlardan tecrübe kazanıyoruz. Sonuçta biz bir gıda işletmesiyiz. Bu tür olaylar ne kadar az olsa da yaşanabilecek olaylar. Benim de bu hareketi bilmiş olmam bir hanımefendinin hayatını kurtarmama vesile oldu. Ne mutlu bana. Tüm bunlardan dolayı çok mutluyum hanımefendinin hayatını kurtardığım için" dedi. Böyle bir olayın ilk kez başına geldiğinin altını çizen Bozkurt, "Bu olay benim nezdimde ilk oldu. Güzel de oldu gerçekten. Bir hayata dokunmak ne kadar güzel, tarif edilemez bir duygu bence" diye konuştu.