GÜNDEM - 07 Mayıs 2026 Perşembe 10:43

Ordulu çilingir ustası, 53 yıldır mesleğini sürdürüyor

A
A
A
Ordulu çilingir ustası, 53 yıldır mesleğini sürdürüyor

Ordu’nun Altınordu ilçesinde çilingir ustası Zekeriya Şentürk, yarım asrı aşkındır mesleğini ilk günkü heyecanla sürdürüyor.


Altınordu ilçesinde 1973 yılında açtığı iş yerinde çilingir ve anahtarcı olarak hizmet veren Şentürk, aradan geçen 53 yılın ardından mesleğini ilk günkü sevgisiyle sürdürüyor. Meslek hayatı boyunca binlerce kilitli kapıyı açan, on binlerce anahtar çekimi yapan Şentürk, mesleğe ilk başladığı yıllarda makinelerin olmadığını, tüm anahtarları el işçiliğiyle yaptıklarını söyledi. Şentürk, meslekte zanaatın ve el işçiliğinin önemli olduğunu, şartların el verdiği sürece çalışmaya devam edeceğini belirtti.



"Tüm anahtarları elimizde üretirdik"


Mesleğe başladığı dönemlerde hazır anahtar kalıplarının bulunmadığını anlatan Şentürk, o yıllarda tüm işlemlerin tamamen el emeğiyle yapıldığını ifade ederek, "Aslında tesviyecilik, çilingircilik budur. Ama şimdi hazır anahtarlar geliyor, işlemesi mevcut makinelerde yapılıyor. O yıllarda biz bu anahtarları elimizde yapardık. Gün geçtikçe farklı makineler çıktı, biz de tüm anahtarları burada işleyebiliyoruz. Eskiden el marifeti vardı, şimdi makineler konuşuyor" dedi.



"Hizmet vermeye devam edeceğiz"


Sağlığının el verdiği sürece mesleğini sürdürmeyi düşündüğünü aktaran Şentürk, "Eşimizden, dostumuzdan Allah razı olsun, onlar bizi bırakmak istemiyor, biz de onları bırakmayacağız. Gidebildiğimiz yere kadar hizmet vermeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.



Ordulu çilingir ustası, 53 yıldır mesleğini sürdürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Otizmli bireyler ve aileleri için ’otizm.gov.tr’ platformu hayata geçirildi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireyler ve ailelerine yönelik hizmetlerin geliştirilmesi ve bilgilendirme faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla hazırlanan ‘otizm.gov.tr’ platformunu erişime açtı. Bakanlık koordinasyonunda hayata geçirilen ulusal dijital bilgilendirme platformu, aileler, uzmanlar ve ilgili paydaşlar için bilimsel temelli bir bilgi merkezi olarak tasarlandı. Sitede OSB tanısı, belirtileri, tanı süreci ve sıkça sorulan sorulara dair kapsamlı içerikler yer alıyor. Erken tanının önemine vurgu yapılan platformda, ailelerin gelişimsel farklılıkları erkenden fark edebilmeleri için yaş gruplarına göre gelişim basamakları ve dikkat edilmesi gereken işaretler detaylandırılıyor. Ayrıca başvuru süreçlerine dair rehberlik hizmeti sunularak, ailelerin doğru zamanda doğru adımları atması hedefleniyor. Platformda ailelerin yanı sıra uzmanlara yönelik müdahale yöntemleri, aile rehberliği içerikleri ve mesleki gelişim materyalleri de yer alıyor. Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve akademik çevrelerle iş birliği içinde hazırlanan sitenin düzenli olarak güncellenmesi planlanıyor. Ailelere ücretsiz danışmanlık hizmeti Platform üzerinden ayrıca bakanlıkça yürütülen ve otizmli çocuğu bulunan her aileye ücretsiz danışmanlık sunan "Bireysel Sosyal Hizmet Danışmanlığı" projesine dair bilgilere de ulaşılabiliyor. 2023’te başlatılan ve 34 ilde uygulanan model, otizmli bireylerin tanıdan itibaren en uygun hizmete erişimini ve ailelere psikososyal destek sunulmasını amaçlıyor. Kullanıcılar, platform üzerinden bakım kuruluşları ve hizmet modelleri, Çok Disiplinli Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezleri (ÇÖZGEM), Milli Eğitim Bakanlığı eğitim hizmetleri ile diğer kamu hizmetleri ve sosyal projelere de ulaşabiliyor. Bakanlığın saha ile temasını güçlendirmeyi hedefleyen platform, bir köprü vazifesi de görecek. Geri bildirim mekanizmaları aracılığıyla elde edilen veriler, yeni hizmet modellerinin tasarlanmasında ve mevcut uygulamaların iyileştirilmesinde yol gösterici olacak.
İstanbul Bayrampaşa’da 7 milyonluk ziynet eşyasının bulunduğu kasayı torbaya koyup çalan iki kadın kamerada Bayrampaşa’da bir eve giren iki kadın, içerisinde 7 milyon lira değerinde ziynet eşyası bulunan kasayı torbaya koyarak çaldı. 44 suç kaydı olduğu belirlenen bir şüpheli yakalanırken, suç ortağının da arandığı öğrenildi. Kadınların soygun sonrası kaçtıkları anlar güvenlik kameralarına yansıdı. Olay, 20 Nisan’da Bayrampaşa Murat Paşa Mahallesi Karakol Sokak’ta meydana geldi. B.Ç.’nin evine giren iki kadın, yatak odasındaki kasayı açamayınca torbaya koyarak çaldı. Olayın ardından polise ihbarda bulunan B.Ç., kasa içerisinde yaklaşık 7 milyon lira değerinde ziynet eşyası olduğunu söyledi. Hırsızları yakalamak için çalışma başlatan Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, şüphelilerin olayın ardından çaldıklarıyla birlikte kaçarken güvenlik kameralarına yansıdığını tespit etti. Görüntülerde iki şüphelinin sakin şekilde bölgeden uzaklaştığı görüldü. Biri tutuklandı, diğeri aranıyor Görüntülerden hırsızların kimlik ve adreslerini tespit eden polis, Başakşehir’deki iki eve operasyon düzenledi. Operasyonda şüphelilerden N.U. yakalanarak gözaltına alındı. Emniyette sorgusu yapılan N.U.’nun daha önceden 44 suç kaydı bulunduğu tespit edildi. İşlemlerin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Suç ortağını yakalamak için çalışmaların sürdüğü belirtildi.
Tekirdağ Tekirdağ’da kirazlar çiçek açtı, üreticide bereket umudu Tekirdağ’da baharın gelişiyle kiraz ağaçlarının çiçek açması üreticilerde bu yıl için yüksek verim beklentisi oluşturdu. Tekirdağ genelinde sofralık değeri yüksek Ziraat 0900, Regina, Lambert ve Star Giant gibi kaliteli kiraz çeşitleri yetiştirilirken, özellikle Şarköy ilçesinde sanayi üretiminde kullanılan Altıparmak kirazı da bölge ekonomisinde önemli bir yer tutuyor. Baharın habercisi kiraz çiçekleri, üreticiler için yalnızca görsel bir şölen değil, aynı zamanda bereketli bir sezonun ilk işareti olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, çiçeklenme döneminin sağlıklı geçmesinin rekolte açısından kritik olduğuna dikkat çekerken, üreticiler de hava şartlarını yakından takip ediyor. Her çiçeğin yeni bir başlangıç anlamına geldiğini belirten üreticiler, bu yıl hem kalite hem de verim açısından güçlü bir sezon bekliyor. Öte yandan kiraz üretimi, sadece tarımsal faaliyetle sınırlı kalmayıp sosyal ve kültürel etkinliklerle de destekleniyor. Bu yıl 60’ıncısı düzenlenecek olan Kiraz Festivali’nin üreticiler ile vatandaşları bir araya getirerek hem tarımsal üretimin önemine dikkat çekmesi hem de Tekirdağ’ın tanıtımına katkı sağlaması bekleniyor. Tekirdağ Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de üretimden tüketime kadar geçen süreçte denetimlerini sürdürerek ürünlerin güvenli bir şekilde tarladan sofraya ulaşmasını sağlamaya devam ediyor. Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "İlimizde kiraz ağaçlarının çiçeklenme sürecinin sağlıklı başlaması, sezonun verimli geçeceğine dair önemli bir göstergedir. Ancak bu dönem aynı zamanda zirai don, aşırı yağış ve ani sıcaklık değişimleri gibi risklere de açık bir süreçtir. Üreticilerimizin bu süreçte gerekli tedbirleri almaları büyük önem taşımaktadır. Müdürlüğümüz ekipleri sahada kontrollerini sürdürerek üreticilerimize teknik destek sağlamaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı.
Samsun Başkan Kul: "Pazar yerini mutlaka yapacağız" SAMSUN (İHA) – Samsun’un Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "Pazar yerini her ne şartta olursa olsun yapacağız. Tüm hemşehrilerimi algı yönetenlere değil, resmi belgelere itibar etmeye davet ediyorum" dedi. Pazar yeri ihalesinin geçmiş dönemde neden sonuçlandırılamadığına dair teknik detayları paylaşan Başkan Şenol Kul, "İhale neden iptal edildi? Önceki dönem belediye idaresinin yetkisi ve uhdesinde gerçekleştirilen ihalede, muhammen bedel 40 küsur milyon TL olarak belirlenmişken, gelen teklif 61 milyon TL olmuştur. Tamamen önceki dönem yönetiminin tasarrufuyla, bu ihale o dönem iptal edilmiştir. Bu sürecin neden bu şekilde yönetildiği veya neden iptal edildiği bizim değil, o dönemin idari tercihidir" diye konuştu. Kamuoyunda ödeneğin farklı yerlere harcandığı yönündeki iddialara Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) gelen resmi yazı ile cevap veren Başkan Kul, "Önceki dönem Belediye Başkanımız Ali Kılıç tarafından AFAD’dan alınan 23 milyon liralık ödenek hakkında kurumlarımızın resmi yazısı nettir. ’Bu ödenek ancak ve ancak afet sonucu yıkılan yerinde kullanılabilir.’ Bu kaynağın başka bir projeye aktarılması veya farklı bir amaçla kullanılması hukuken mümkün değildir. Para yerinde durmaktadır ve devletimizin belirlediği şartlar dahilinde koruma altındadır" şeklinde konuştu. Pazar yerinin inşası için Büyükşehir Belediyesi ile temasların aralıksız sürdüğünü de belirten Kul, "Şu an Büyükşehir Belediyemiz ile görüşmelerimiz devam ediyor. Amacımız Terme’ye en doğru bütçe ve planlama ile modern bir pazar yeri kazandırmaktır. Bu kaynağın ilçemize kazandırılması noktasında emek veren önceki dönem Başkanımız Ali Kılıç’a teşekkür ediyorum. Halkımız müsterih olsun pazar yerimizi her ne şartta olursa olsun tamamlayıp hizmete sunacağız" ifadelerini kullandı.
İzmir Sedef hastalığı kalbi tehdit edebilir Halk arasında sadece bir ‘cilt döküntüsü’ olarak bilinen sedef hastalığı (psoriasis), aslında bağışıklık sisteminden kalp sağlığına kadar tüm vücudu etkileyebilen kronik bir süreci kapsıyor. Sedef hastalığının bulaşıcı olmadığını belirten Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastalığın tedavi edilmediğinde eklemlerde kalıcı hasara yol açabileceğini, kalp damar hastalıklarına zemin hazırlayabileceğini belirterek uyardı. Deri üzerinde gümüş renkli, parlak pullanmalarla kendini gösteren ve adını bu görüntüsünden alan sedef hastalığı (psoriasis), dünya genelinde milyonlarca kişinin yaşam kalitesini etkiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Neslihan Şendur, sedefin sadece estetik bir kaygı değil, vücudun içten dışa verdiği kronik bir ‘enflamasyon’ sinyali olarak kabul edildiğini belirtti. Prof. Dr. Neslihan Şendur, deri, saçlı deri ve tırnakları etkileyen bu hastalığın doğumdan itibaren her yaşta görülebileceğini ancak genellikle genç erişkinlik döneminde başladığını ifade etti. Sedef hastalığının nedeninin tam olarak bilinmediğini ancak genetik faktörlerin önemli rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Neslihan Şendur, "Hastalığın genetik temelini inceleyen çalışmalar, oluşumunda tek bir genin değil, birden çok sayıda genin rolü olduğunu göstermektedir. Ortaya çıkışında veya alevlenmesinde fiziksel, kimyasal ve ruhsal travmalar, çeşitli enfeksiyonlar, stres, bazı ilaçlar, güneş ışığı ve iklim değişiklikleri gibi birçok faktör tetikleyici olmaktadır. Ayrıca son yıllarda obezite, diyabet, hipertansiyon ve koroner kalp hastalığı gibi sistemik sorunlar da bu sürece eşlik eden önemli faktörler arasına eklenmiştir" dedi. Hastalığın tetikleyicisi stres Sedef hastalığının bulaşıcı olmadığını, hastalığın belirli bir gen ile aktarılmadığı için genetik hastalıklar arasında da yer almadığını vurgulayan Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastalık en önemli tetikleyicisinin stres olduğunu belirtti. Şendur, "Stres sedef hastalığını başlatan ve artıran önemli bir faktördür. Araştırmalar duygusal faktörlerin sedef hastalığının oluşumunda, hastalığın şiddetlenmesinde çok önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Beslenme, hastalar tarafından çok üzerinde durulan ve sorulan bir durum. Akdeniz tipi beslenme, Omega-3 yağ asitleri, taze sebze ve meyve önerilen gıdalardır. Hastalığın seyri ve özellikleri nedeni ile eşlik eden insülin direnci, hipertansiyon, obezite, kalp-damar hastalıklarının kontrolü açısından da şeker, karbonhidrat, alkol, sigara, işlenmiş gıdalar ve benzerlerinden korunmak gerekir. Düzenli egzersiz ve Akdeniz diyeti ile beslenme tedavileri destekler ve eşlik edebilecek hastalıkları kontrol eder" açıklamasını yaptı. Sedef için tek bir reçete mümkün değil Sedef hastalığının tedavisinde tek bir reçetenin mümkün olmadığını ifade eden Prof. Dr. Neslihan Şendur, sözlerine şöyle devam etti: "Sedef hastalığında standart bir tedavi yoktur. Seçilen tedaviler hastaların yaşına, hastalığın tipine, yaygınlığına, daha önce aldığı tedavilere ve eşlik eden hastalıklarına bağlı olarak değişir. Tedavi belirlenmeden önce hastanın çalışma düzeninden ekonomik durumuna kadar birçok parametre gözden geçirilir. Özellikle uzun süreli ve yaygın hastalığı olan, yaşam kalitesi bozulan ve diğer tedavilere yanıt vermeyen hastalarda biyolojik tedaviler büyük önem kazanmıştır. Ayrıca topikal ilaçlara yanıt vermeyen veya sistemik tedavi alamayan hastalarda, özellikle çocuklarda fototerapi (ışık tedavisi) hala güncelliğini koruyan başarılı bir yöntemdir. Sedef, sadece bir deri hastalığı değildir; tedavi edilmediğinde kalp ve damar hastalıkları, diyabet ve metabolik sendrom riskini artırır. Ayrıca hastaların yüzde 5-30’unda gelişebilen psoriatik artrit (sedef romatizması), eklemlerde kalıcı ve dejeneratif hasarlar bırakabilir. Bu nedenle erken tanı hayati önem taşır." İzmir gibi bölgelerin iklimsel avantajına da değinen Şendur, "Sedef hastalığı, iklim değişikliklerinden etkilenen bir hastalık. İzmir gibi nemli ve güneşli iklim özellikleri hastalar için yararlı olacaktır. Güneşin ve sedanter yani stressiz, sakin yaşamın tedaviye olumlu etkileri vardır" dedi. Doktorun önerdiği ürünler kullanılmalı Sedef hastalığının uygun tedavi ile iyileştirilebileceğini ancak tedavi kesildiğinde hastalığın herhangi bir nedenle yeniden başlayabileceğini belirten Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastalığın tedavi yöntemleri ve yeni gelişmeler hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Neslihan Şendur, "Hastalığın ortaya çıkış nedenleri ve gelişim mekanizmasına uygun hedef tedaviler geliştirilmeye devam ediliyor. En önemli konu hastalığın kontrolü ile remisyonun sağlanabileceği konusunda kişilerin eğitilmesi, risk faktörleri konusunda uyarılmasıdır. Bazen hastalığın spontan iyileşebilmesinin yanı sıra hastalığın tekrarlayıcı olduğu ve hayat boyu süreceği konusunun vurgulanması da hastaların tedaviden beklentileri konusunda önemlidir" diye konuştu. Bitkisel çözümlerin hekime danışılmadan uygulanmasının hastalık sürecine olumsuz yansıyabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastaların özellikle banyoda deri bütünlüğünü bozacak uygulamalardan kaçınması gerektiğini ve dermatoloji uzmanlarının önerdiği krem, nemlendirici gibi bakım ürünlerini kullanmaları gerektiğini söyledi.