- 06 Mayıs 2022 Cuma 13:17

Düğünde maganda kurşunu ile ölen zurnacının eşinin ağıtları yürekleri dağladı

A
A
A
Düğünde maganda kurşunu ile ölen zurnacının eşinin ağıtları yürekleri dağladı

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde düğünde magandanın silahından çıkan kurşunla vurulup hayatını kaybeden zurnacı Emre Tıptaş’ın Kadirli ilçesi Yeşiltepe Mahallesindeki taziye evinden ağıtlar yükseldi.

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde düğünde magandanın silahından çıkan kurşunla vurulup hayatını kaybeden zurnacı Emre Tıptaş’ın Kadirli ilçesi Yeşiltepe Mahallesindeki taziye evinden ağıtlar yükseldi.


Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Kesikkeli Köyünde davullu zurnalı düğün esnasında iki kişi pistte müzik eşliğinde oynarken oynayanların yanında tabanca ile ateş edildi. Ateşlenen tabancadan çıkan kurşun o esnada oynayanların hemen yanında zurna çalan 41 yaşındaki Emre Tıptaş’a isabet etti. Kurşunun isabet ettiği Emre Tıptaş göğsünü tutarak bir kaç adım attıktan sonra kanlar içerisinde yere yığıldı. Hastaneye kaldırılan Tıptaş kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Gözyaşları içerisinde toprağa verilen zurnacı Emre Tıptaş’ın evinde ise acı ve hüzün vardı.


4 çocuk babası olan zurnacı Emre Tıptaş’ın gözü yaşlı eşi Neslihan Tıptaş, ağıtlar yakıyor. Tıptaş, “2 saatliğine düğün çalmaya gitti benim kocam. Saati uzatmışlar 11’e kadar çaldırmışlar. Ekmeğinin peşindeydi benim kocam. Ne diyeceğim şimdi ben çocuklarıma nasıl bakacağım. 4 çocuğa ne diyeceğim babanız işe gitti gelecek diye kandıracak mıyım. Ne olur bana Emre’mi getirin ne olur. İçim yanıyor. Çocuklarım yetim kaldı. Ekmeğimi buluyordu benim eşim çocuklarımın karnını doyuruyordu. Ben şimdi ne yapacağım” diyerek gözyaşı döktü.


Zurnacının annesi Gülseren Tıptaş ise, “Yavrumu öldüren bulunsun idam edilsin. Benim yavrularım öksüz kaldı” dedi.


Ölen Zurnacının kayını Mahsuni Saadetoğlu düğünlerde sıkılan silahlardan dolayı tedirgin olduklarını belirterek, “Öncelikle biz bu silah işine çok karşıyız. Çünkü düğünlerde içki alemleri oluyor. İçki içiyorlar. Bilinçli veya bilinçsiz silah sıkıyorlar. Biz bu silah sıkma işinden çok tedirgin oluyoruz. Vefat eden eniştem çok değerli bir sanatçımızdı. Biz bu silahlara çok karşıyız. Olmaması lazımdı maalesef oldu” dedi.


Ölen zurnacı Emre Tıptaş’ın evinin olduğu Yeşiltepe Mahalle muhtarı Murat Över ise, “Rahmetli Emre kardeşimiz bizim mahallemizde ikamet ediyordu. Çok inanılmaz üzücü bir olay. İki insanın hayatını birleştikleri bu en mutlu gününde evine ekmek götürmek amacıyla orda bulunan bir canımızın bu şekilde gitmesi kabul edilebilir bir şey değil. İnsanlarımızın duyarlı olmasını istiyoruz. Kesinlikle düğünlerde silah sıkılmasının yasaklanması ve tamamen kaldırılmasını istiyoruz” dedi.


Öte yandan, Emre Tıptaş’ı ölümüne sebep olan ve olaydan sonra kaçan katil zanlısı E.C.’yi yakalama çalışmaları sürüyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ Veteriner hekimler Tekirdağ’da buluştu: Kritik başlıklar masada Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde düzenlenen toplantıda veteriner hekimler mesleğin sorunları ve hayvancılık politikalarını masaya yatırdı. Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde bulunan bir otelde, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Oda Başkanları Bölge Toplantısı gerçekleştirildi. Trakya Bölge Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya farklı illerden oda başkanları katıldı. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Burada Türk Veteriner Hekimleri Birliği kendisine bağlı odalarla ikinci bölge toplantısını yapıyoruz. Trakya Veteriner Hekimler Odası ev sahipliğinde Tekirdağ’la birlikte 8 oda başkanımız buraya iştirak ettiler. Mesleki konuları, çalışmalarımızı, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve odalarımızla karşılıklı daha detaylı olarak istişare etmek konuları değerlendirmek buradan alacağımız düşünceleri, istişare sonucunu uygulamaya koymak amacıyla geçen hafta Niğde’deydik. Bugün buradayız. 7 bölgemizde 7 bölge toplantısı yapacağız. Hem veteriner hekimlik mesleğinin sorunlarına çözüm bulabilmek için hem de veteriner hekimlerin çalışma alanları özellikle tabii hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hastalıkları konusu ve Ülkemizde ileri bir hayvancılığın gerçekleştirilmesi için ileri veteriner hekimlik uygulamaları gerekiyor. Sahadaki sorunları veteriner hekim arkadaşlarımızın, meslektaşlarımızın sorularını da burada masaya yatıracağız. Bu vesileyle bu toplantının mesleğimiz, ülkemiz ve bölgemiz açısından hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. Toplantıda, veteriner hekimlik mesleğinin sahadaki sorunları, hayvan sağlığı ve refahı ile hayvancılık sektörünün geliştirilmesine yönelik çözüm önerileri ele alındı. Bölge toplantıları kapsamında farklı illerde yapılacak görüşmelerle elde edilecek sonuçların uygulamaya geçirilmesi hedefleniyor.
Malatya İnönü Üniversitesi 51. yılında yeni hedeflerle ilerliyor İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Rektör Akpolat, üniversitenin yaklaşık 35 bin öğrencisi, 160 bini aşkın mezunu ve 7 bine yaklaşan akademik ve idari personeliyle başta sağlık olmak üzere bilim, teknoloji, sanat ve kültür alanlarında ülkenin gelişimine yön vermeye devam ettiğini söyledi. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, kuruluşunun 51. yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat mesajında, 3 Nisan 1975’te kurulan İnönü Üniversitesi’nin yarım asrı aşan köklü geçmişi ve güçlü gelecek vizyonuyla akademik eğitim, bilimsel üretkenlik ve toplumsal katkı misyonunu kararlılıkla sürdürdüğüne vurgu yaptı. "Depremlerden etkilenmemize rağmen çalışmalarımızı aralıksız sürdürdük" Rektör Akpolat, mesajında, "Yarım asrı aşan kurumsal birikimimizi, geleceğe dönük vizyoner hedeflerle buluşturuyoruz. Bilginin üretildiği, paylaşıldığı ve toplumsal faydaya dönüştürüldüğü bir üniversite anlayışıyla ekip ruhunu, kurumsal aidiyeti ve bilimsel sorumluluğu önceliyoruz. Katılımcı ve şeffaf yönetim anlayışımız, yetkin akademik kadromuz ve öğrenci merkezli eğitim yaklaşımımızla, 21. yüzyılın gerektirdiği bilgi ve becerilere sahip, üretken ve nitelikli bireyler yetiştirmeyi temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. 6 Şubat depremlerinde merkez yerleşkemizdeki 20 binayı ve eğitim alanlarımızın yüzde 55’ini kaybetmemize rağmen akademik üretimimizden, kalite anlayışımızdan ve araştırma kültürümüzden asla taviz vermedik. Karşı karşıya kaldığımız bu zorlu süreci, büyük bir dayanışma ile ’yeniden inşa’ fırsatına dönüştürmekte kararlıyız. Bu inançla, üniversitemizi hak ettiği konuma taşımak amacıyla önümüzdeki iki yılı, stratejik yatırımlarla taçlandıracağımız bir ’hamle dönemi’ ilan ediyoruz" dedi. ’Araştırma Üniversitesi’ vizyonu doğrultusunda, sistemli ve kararlı adımlar attıklarını ifade eden Rektör Akpolat, Araştırma Koordinatörlüğü bünyesindeki proje destek, akademik izleme, laboratuvar altyapı, üniversite-sanayi iş birliği ve uluslararası derecelendirme ofisleriyle bu bilimsel ekosistemi her geçen gün daha da güçlendirdiklerini belirtti. "Times Higher Education (THE) sıralamasında önemli başarılar yakaladık" Akredite program sayısını artırdıklarını ifade eden Akpolat, "Kalite güvence sistemimizdeki kararlılığımız neticesinde, YÖKAK tarafından 5 yıl süreyle tam akredite edilmenin gururunu yaşıyoruz. Program akreditasyon çalışmalarımızda son bir yıl içinde önemli bir ivme yakalayarak akredite program sayımızı 9’dan 27’ye yükselttik. Bu güçlü ilerlemenin bir sonucu olarak mezunlarımız, uluslararası standartların bir göstergesi olan Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosunu diplomalarında taşıma hakkı elde etti. Bu akademik yetkinliğimiz, uluslararası sıralamalara da güçlü bir şekilde yansımaktadır. Times Higher Education (THE) 2026 verilerine göre üniversitemiz üç farklı kategoride Türkiye’de ilk 10’da yer alırken Yaşam Bilimleri alanında 2’nci, Eğitim Araştırmaları alanında 4’üncü, Tıp ve Sağlık alanında ise 8. sıraya yükselmiştir. World University Rankings verilerine göre Türkiye’deki 109 üniversite arasında 23’üncü sırada yer almamız ve Stanford Üniversitesi ile Elsevier iş birliğiyle hazırlanan ’Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları’ listesinde 15 öğretim üyemizin bulunması, akademik gücümüzün ve uluslararası saygınlığının en somut göstergesidir" dedi. "Türkiye’de en fazla patente sahip 3. üniversiteyiz" Batarya Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin patent başarılarıyla öne çıktığını dile getiren Akpolat, Teknokent’in Ar-Ge kültürüne önemli katkılar sağladığına dikkat çekti. Mesajının devamında Akpolat, "Batarya Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezimiz, uluslararası standartlardaki ileri karakterizasyon altyapısı ve küresel iş birlikleriyle yürüttüğü stratejik projeler sayesinde, Türkiye’nin enerji depolama ve yeni nesil batarya teknolojilerinde bağımsız geleceğine yön veren güçlü bir Ar-Ge üssü konumundadır. Aynı zamanda sahip olduğumuz yüksek patent sayısıyla, bu alandaki üretkenliğimizi somut başarılarla ortaya koyuyor, Türkiye’de en fazla patente sahip üçüncü üniversite olmanın gururunu yaşıyoruz. Bilimsel birikimi yüksek katma değerli teknolojiye dönüştüren Teknokentimiz, bugün 84 firmaya ev sahipliği yaparak Ar-Ge kültürümüzü her geçen gün güçlendiriyor. Girişimcilik ekosistemimizi daha ileriye taşımak amacıyla temelini attığımız yeni ek bina, "Tekno Kampüs" vizyonumuzun somut bir adımıdır. Bu yatırımla daha fazla girişimciye alan açacak, inovasyonu ve üretimi büyüterek geleceğin teknolojilerini birlikte geliştireceğiz" şeklinde konuştu. "Uluslararası standartlarda şifa dağıtmayı sürdürüyoruz" Önemli kurumlarıyla sağlık alanında da şifa merkezi olduklarını söyleyen Akpolat, "Sadece eğitimde değil, sağlık hizmetlerinde de küresel bir sorumluluk üstleniyoruz. Turgut Özal Tıp Merkezi, Karaciğer Nakli Hastanesi, Onkoloji Hastanesi ve Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi ile uluslararası standartlarda şifa dağıtmaya devam ediyoruz. Mühendislikten sosyal bilimlere, temel bilimlerden yapay zekâ ve dijital dönüşüm projelerine kadar uzanan geniş bir yelpazede, geleceği inşa eden bilimsel üretimi destekliyoruz" ifadelerini kullandı. İnönü Üniversitesini araştırma odaklı, yenilikçi ve öncü bir bilim merkezi olarak geleceğe taşımaya aynı azimle devam edeceklerini belirten Akpolat, üniversitesinin bugünlere gelmesinde emeği olan geçmiş dönem rektörlere, akademik ve idari personele, öğrencilere ve mezunlara, paydaş kamu kurum ve kuruluşlara, iş dünyasının temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarına, basın mensuplarına ve tüm Malatyalılara şükranlarını sunarak mesajını tamamladı.
Konya Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: "Sağlıklı ve güvenilir gıdaya giden yolda bütün süreçleri etkin politikalarımızla yöneteceğiz" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sağlıklı ve güvenilir gıdaya giden yolda bütün süreçleri etkin politikalarla yöneteceklerini belirterek, suyu verimli kullanarak ve gıdayı israf etmeyerek bunu taçlandıracaklarını söyledi. Çeşitli programlara katılmak üzere Konya’ya gelen Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, bir otelde düzenlenen Ulusal Hububat Konseyi 2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi’ne katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "2023 yılında bütün bu destekler, teşvikler, birlikte çalışmalar, AR-GE programları Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunun kırılmasıyla sonuçlandı. Hepimiz gurur duyduk. Üreticilerimize o alın terini ve akıl terini dökenlere şükranlarımızı sunduk, gururlandık. Ama geçen sene çok önemli bir kuraklık ve aynı zamanda zirai don hadisesi yaşadık. Buradaki azalış pek çoğumuzu belki tedirgin etti ama ben şunu altını çizerek ve bütün samimiyetimle tekrar ifade etmek istiyorum; altyapımız sağlam. Bu yıl yağışları hepimiz çok yakından takip ediyoruz. Herhalde Türkiye’de yağışların bu kadar yakından takip edildiği başka bir yıl olmamıştı. Hepimiz mutluyuz. Herhangi bir problem olmazsa geçen yıl kaybettiğimizi misliyle geri alacağız. Emek, gayret netice itibariyle katma değerli bir hale dönüşmüş olacak. Bir rekor kıracağımıza da inanıyorum. Toprak Mahsulleri Ofisimiz hazır. Hiçbir şekilde üreticilerimizin problem yaşayacağı herhangi bir olaya müsaade etmeyeceğiz ve alım fiyatlarında üreticilerimizi koruyacağız, tüketicimizi kollayacak bir çalışmayı bütüncül halde gerçekleştireceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. İçinde bulunduğumuz sürecin özellikle maliyetlere olan etkisi herkesin acaba ne olacak diye kafasında soru işaretleri oluşturdu. Ben süreçten kaynaklanan maliyet artışlarının da mutlaka göz önüne alınacağını buradan tekrar ifade etmek istiyorum. Bunun başka türlü olması da mümkün değil. Sağlıklı ve güvenilir gıdaya giden yolda bütün bu süreçleri biz etkin politikalarımızla yöneteceğiz, geliştireceğiz ve suyu verimli kullanarak gıdayı da israf etmeyerek bunu taçlandıracağız" dedi. "2 yıl üst üste eğer işlemiyorsanız bu milli bir servettir, devlet eliyle bunu biz yapalım" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde "Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık" ve "Su Verimliliği, Seferberliği" başlıklı iki proje yürüttüklerini belirten Bakan Yumaklı, "Bu sadece iki projeden ibaret değil ama 2024 yılının Eylül ayında hayata geçirdiğimiz bitkisel üretim için söylüyorum, üretim planlamasında verdiği destek için öncelikle güzel ülkemin güzel insanlarına, çiftçilerimize, üreticilerimize canı gönülden teşekkür ediyorum. Eğer onlar olmasaydı bu ilk yılı hakikaten çok önemli bir başarıyla geçemezdik. Şimdi yeni faza geçme zamanı. Ne demek istiyorum? Bu fazla üretimi biraz daha disiplinli bir şekilde kontrol edeceğiz. Çünkü bu ihtiyacı gördük. Hep birlikte karar verdik. Uygulamaya başladık. İlk yılını geçtik. Taraflı tarafsız herkesin bu kadar önemli ve devasa bir konuda böyle bir sonuç alınabileceğine dair beklemediklerinin yorumlarını da aldık. Buradaki aslan payı yine söylüyorum üreticilerimizdir. Türk üreticisinin, Türk çiftçisinin bilincini, tecrübesini hafife alanlara bence en büyük derstir bu. Ama bunu daha da geliştirmek artık bizim elimizde. Dolayısıyla bu fazlar özellikle planlama kurallarından taviz vermeyeceğimizi bunun hayatiyeti bağlamında buradan ifade etmek istiyorum. Bu üretim planlamasının en önemli ayaklarından birisi kayıtlılıktı. Bunun için Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kaydedilen ürün ve parsel bilgilerini coğrafi bilgi sistemleriyle ve uydu görüntüleriyle netleştirdik. Böylece hem verimliliği hem de kayıtlılığı artırmış olduk. Şunu söylemek istiyorum; artık hangi parselde hangi ürünü üretildiğini görmek için bizim o tarlaya, o parsele gitmemize gerek yok. Uydu görüntüleriyle ayrıştırabiliyoruz. Dolayısıyla destek ödemelerini de buna göre yapıyoruz. Yine başka bir konu vardı, işlenmeyen araziler konusu. Bunun bu sürecinde ilk dönemini geçirdik. Hatırlarsanız çok akıllara ziyan yorumlar yapılmıştı bununla ilgili. Devlet arazilerinize el koyacak, işte bir başkasına şöyle yapacak, böyle yapacak. Bunların hiçbirisinin gerçek olmadığı uygulamayla ortaya çıktı. Bu uygulamadaki amacımız devletin bir şeyleri alıp kiralaması değildi. O arazilerin boş kalmasını engelledik veya engellemeye çalıştık. Şöyle dedik, 2 yıl üst üste eğer işlemiyorsanız bu milli bir servettir, devlet eliyle bunu biz yapalım. Bir kazanımı, bir sonucu buradan sizlerle paylaşmak istiyorum. Biz bu uygulamayı duyurduktan sonra yani 2 yıl üst üste ekilmeyen arazilerin bakanlığımız tarafından belirlenen koşullarda üretime kazandırılacağını duyurduktan sonra tespit ettiğimiz arazilerin yüzde 65’i sahipleri tarafından ya işlendi ya da işletildi" ifadelerini kullandı. "Ülkemizin tarımsal üretim altyapısı güçlü olsun, dayanıklı olsun, dünyada tahmin edilebilir ya da edilemez bütün krizlere hazırlıklı olsun" Destekleme sistemini değiştirdiklerini de ifade eden Bakan Yumaklı, "Tabii bu önümüzdeki dönemlerde çok daha farklı hissedilecek. Çünkü destek dediğimiz husus yönlendirme etkisi olması gerekir ve üretimin sürdürülebilirliğini sağlaması gerekir. Yani şu ürünü destekledik, bunu desteklemedik, şurayı destekledik, burayı desteklemedik değil. Üretim planlamasıyla bağlantılı bir şekilde verdiğimiz destekleri, verdiğiniz kredileri, verdiğiniz fonları entegre şekilde uygulamanız gerekiyordu. Biz de bunu yaptık. Burada tek bir amacımız var. Ülkemizin tarımsal üretim altyapısı güçlü olsun, dayanıklı olsun, dünyada tahmin edilebilir ya da edilemez bütün krizlere hazırlıklı olsun" dedi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, Konya’nın tarımsal gayrisafi yurt içi hasılada 145 milyar lirayı aşan üretim değeriyle Türkiye’de birinci sırada yer aldığını belirterek, "Toplam tarımsal üretim değeri bakımından da Türkiye’de ilk sırada yer alan şehrimiz; geniş üretim havzaları, güçlü tarımsal sanayi altyapısı ve üretim kapasitesiyle ülkemizin gıda güvenliğinde hayati bir rol üstlenmektedir. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü verilerine göre Konya, Türkiye’nin en geniş arazi varlığına sahip ili olmasının yanında, tarım alet ve makine sektörünün yaklaşık yüzde 65’ine ev sahipliği yapan bir üretim merkezidir. Yani Konya sadece tarımsal üretim yapan bir şehir değil; aynı zamanda tarımın sanayisini, teknolojisini ve ekipmanını da üreten bir şehirdir" şeklinde konuştu. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan da, "Ticaret Bakanlığı olarak üreten, istihdam sağlayan, ihracat yapan, ülkemiz ticaretinin gelişimi ve dönüşümü için çalışan ve hep daha iyisine ulaşmak için gayret gösteren iş insanlarımızın azmini, heyecanını, enerjisini takdir ediyoruz. Bu anlamda var gücümüzle çalışıyor, ’sürdürülebilir ihracat artışı ve dış ticaret dengesi’, ’adil, rekabetçi ve istikrarlı bir iç ticaret ortamı’ ve ’etkin, hızlı ve güvenli bir gümrük anlayışı’ ilkelerimiz ışığında Türkiye’nin gelişmesi ve büyümesi, bu yolla toplumsal refahın artması için gecemizi gündüzümüze katıyoruz" diye konuştu. Programa Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Konya Valisi İbrahim Akın, AK Parti Konya milletvekilleri, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, belediye başkanları, protokol mensupları ve sektör temsilcileri katıldı.
İstanbul Giresunlu fırıncıdan İstanbul’da doğal köy ekmeği hamlesi Giresunlu fırıncı Mehmet Koç, Şebinkarahisar’ın geleneksel lezzetini İstanbul’a taşıdı. Sultanbeyli’de kurduğu ağla 7 ilçeye katkısız köy ekmeği ulaştıran Koç, doğal yöntemlerle üretilen ve sindirim kolaylığı sağlayan ekmeğiyle İstanbulluların sofralarına konuk oluyor. Giresunlu fırıncı Mehmet Koç, İstanbul’da kurduğu üretim ağıyla katkısız ve geleneksel yöntemlerle hazırlanan köy ekmeğini tüketiciyle buluşturuyor. 1993 yılından bu yana fırıncılık sektöründe faaliyet gösteren Koç, 2008 yılında İstanbul’da açtığı işletmesini, 2013’te köy ekmeği üretimine yönelerek farklı bir konseptle büyüttü. Giresun’un Şebinkarahisar ilçesine özgü ekmek yapım geleneğini İstanbul’a taşıdıklarını belirten Koç, üretim sürecinin tamamen doğal yöntemlere dayandığını ifade etti. Hamurun yaklaşık 1 saat yoğurulduğunu ve 1 saat mayalandırıldığını aktaran Koç, ekmeklerin kara fırında 5-6 dakika içerisinde pişirildiğini kaydetti. Ürünlerinde katkı maddesi kullanmadıklarının altını çizen Koç, doğal üretim sayesinde ekmeğin sindiriminin kolay olduğunu ve tüketici tarafından yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Karadeniz ve İç Anadolu’nun bazı bölgelerinde yaygın olarak bilinen köy ekmeğinin İstanbul’da yeterince tanınmadığını dile getiren Koç, farklı ilçelerden gelen müşterilerin ürüne yoğun ilgi gösterdiğini ve kısa sürede müdavim kitlesi oluştuğunu belirtti. Üretimini Sultanbeyli’de sürdüren işletme, Anadolu Yakası’nda Sancaktepe, Ümraniye, Ataşehir, Maltepe, Kartal, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere geniş bir dağıtım ağıyla hizmet veriyor. Artan talep doğrultusunda Avrupa Yakası’nda da yeni bir şube açılması planlanıyor. Doğal ve yöresel lezzet arayan tüketiciler ise köy ekmeğinin hem lezzeti hem de sağlıklı yapısıyla öne çıktığını belirterek, özellikle kahvaltılarda tercih edildiğini ifade ediyor.