POLİTİKA
CHP lideri Özel: "Polisin 12-24 ve 12-36 çalışma saati bitmeli" 07 Nisan 2026 Salı - 20:23:01 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Polisin 12-24 ve 12-36 çalışma saati bitmeli. Fazla mesai ödemeli bir sisteme geçilmeli" dedi. Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasına Dünya Kupası’na 24 yıl aranın ardından katılmaya hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı tebrik ederek başlayan Özel, "Türkiye Futbol Federasyonu Başkanımızın davetleriyle Kosova’da milli takımın Dünya Kupası yolculuğuna eşlik etmek için orada olacaktık. Güne bu niyetle uyandık. Grup toplantımız yoktu. Ama 31 Mart tarihini iki yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi’nin, hatta Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihinin en büyük yerel seçim zaferinin yıl dönümünü zehretmek isteyenler, iki yıl önce kurulan sandıkta Bursa’yı alamayıp şimdi hakimin tokmağıyla, savcının cübbesiyle almak isteyenlerin yeni bir siyasete darbesiyle, bu sefer Bursa’nın iradesine darbesiyle uyandık. Maalesef devamında da bu dönemde hiçbir sorunu olmayan, beş yıl süreyle zaten sadece adaylık yapan, ondan önceki ilçe belediye başkanlığı döneminde belediyede bir şey bulamayanlar 500 kişiyi dolandırmış bir yalancı tanık, iftiracının ifadelerine sadece dayanarak Mustafa Bozbey’e, ailesine haysiyet suikastı yaptılar" diye konuştu. Yoğun bir çalışma ve direnme döneminde olduklarını ifade eden Özel, "Saldırılara karşı bir adım geri adımımız yoktur, çalışma konusunda da bir mazeretimiz yoktur. Belediye başkanlarımız kendi görev alanlarında bütün o silkelemelere, paranın yüzde 40’ının kesilmesine, kendinden önceki AKP’nin SGK’ya, vergi dairesine taktığı borcun faizle ödenmelerine rağmen çalışmaya devam ediyorlar. Çanakkale’deydik, Kuşadası’ndaydık, Bursa’daydık ve Kütahya’daydık. Çanakkale, Bursa ve Kütahya illerimizi de Kuşadası ilçemizi de Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları yönetti. Kimi gözaltındayken konuştum, kimi tutukluyken. İkisi görevinin başındaydı; Çanakkale ile Kütahya. Yaptıklarını gördüm, uzun uzun anlattık" dedi. "Türkiye’yi açık cezaevine çevirdiler" Türkiye’de iktidarın tehdit gördüğü herkesin tutuklu olduğunu söyleyen Özel, "2026 yılında Türkiye’yi bir rejime tehdit olanlar için açık cezaevine, tutuk merkezine çevirdiler. Ekrem İmamoğlu da belediye başkanlarımız, seçilmiş siyasetçiler, kıymetli bürokratlar da tutuklu. Hataylıların iradesiyle son kullandıkları oy ile yolladıkları milletvekili Can Atalay tutuklu. Selçuk Kozağaçlı’dan Mehmet Pehlivan‘a kadar avukatlar tutuklu. İşçi haklarını savunan sendikacı Mehmet Türkmen tutuklu. Gazeteci Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı ve 17 gazeteci tutuklu Türkiye’de. Köyünü, doğasını, zeytin ağaçlarını savunan İkizköylü Esra, o İkizköy’ün kadın muhtarının ninesiyle bir ağaçlarına sahip çıkan Esra Işık tutuklu. 19 Mart darbesinden sonra 301 öğrenci tutuklandı. Dün Çağdaş Gazeteciler Derneği’nde ödül aldı. Vatan Emniyet’teki işkencenin belgeseli var. Nasıl darp raporlarının sonradan değiştirildiği var. Askeri darbe dönemlerinde olmayan, önce darp raporu, sonra temiz raporunun dosyada değiştirildikleri var. İzledik, şaşırdık, kahrolduk" ifadelerini kullandı. "Polisin 12 - 24 ve 12 - 36 çalışma saati bitmeli. Fazla mesai ödemeli bir sisteme geçilmeli" Bu haftanın Polis Haftası olduğunu belirten Özel, "Öncelikle bugün İsrail Konsolosluğu’na bir silahlı saldırı girişimi oldu. Her türlü silahlı saldırıyı, şiddeti kınıyoruz. Hangi gerekçeyle ve kime yönlendirilirse yönlendirilsin, kınıyoruz. Yüreğimiz ağzımıza geldi. Kahraman polisimiz etkisiz hale getirdi. Biri herhalde ölü ele geçirilmiş, ikisi yaralı. İki polisimiz hafif yaralı, öyle bilgi aldım. Allah’tan şehidimiz yok. Bir kez daha Polis Haftası’nda kahraman Türk polisini sevgi ve saygıyla selamlıyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Maç olur, polis çalışır. Eylem olur, polis çalışır. Konser olur, polis çalışır. Pandemi olur, millet canıyla uğraşır, polis çalışır. Miting olur, polis çalışır. Sokağa çıkmak yasak olur, millet sokağa çıkmasın diye sokakta yine polis çalışır. Kimse çalışmaz, polis çalışır. Ama emeğinin karşılığını alamaz. İnanılmaz derecede zor bir görev icra diyorlar. 260 saat mesai, mobbing, ekonomik çıkmaz. Bunların hepsine son vermek gerekiyor. Polisin 12 - 24 ve 12 - 36 çalışma saati bitmeli. Fazla mesai ödemeli bir sisteme geçilmeli. Gece mesaisi sekiz saati geçmemeli. Sendikal haklar tanınmalı. Mülakat kalkmalı, liyakat olmalı. En önemli sorun; lojman ve kreş hakkı. Bilhassa büyükşehirlerde ve kiraların çok pahalı olduğu turizm şehirlerinde, hatta turizm ilçelerinde ve beldelerinde bu meseleler lojman sorunuyla çözülmeli" dedi. "Türkiye ikide bir rezervlerini yakıyor" ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa en hazırlıksız yakalanan ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen Özel, "Çok net ortada, kimsenin de bir itirazı yok. Çünkü Türkiye ikide bir rezervlerini yakıyor. Sonra yoksullaşma pahasına, yoksulların sırtına yük bindirme pahasına ve büyük gelir transferleri pahasına bu rezervleri yerine koymaya çalışıyor. 128 milyar dolarda da öyle olmuştu, geçen sene 60 milyar dolara mal olan İBB operasyonundan sonra da öyle oldu. Öyle olunca faizler düşerken düşemez oldu. Enflasyon inecekken inemez oldu. Maalesef İran savaşı geldiğinde de geçen sene 19 Mart’a harcanan rezervler yerine çok pahalıya konduğu için, manevra alanı, müdahale alanı olmaz oldu. Elimiz kolumuz bağlı şekilde yakalandık" ifadelerini kullandı. "Çiftçilere uygulanan haciz işlemleri durdurulmalıdır. Çiftçilere uygun kredi imkanları acilen sağlanmalıdır" En düşük emekli maaşının bir asgari ücret, asgari ücretin de 39 bin lira olmasını savunduklarını ifade eden Özel, "Bundan sonra da savunmaya devam edeceğiz. Emekliye bayram ikramiyesinin de bir asgari ücret olmasının arkasındayız. Bu konuda grubumuz bu hafta ne gerekiyorsa yapacak emekliler için. Kısaca ifade ediyorum. Eşel mobil devam etmelidir, yüzde 20’lik KDV yüzde 1’e düşürülmelidir. Çiftçilerin kredi borç faizleri silinmeli, anapara yapılandırılmalıdır. Çiftçilere uygulanan haciz işlemleri durdurulmalıdır, çiftçilere uygun kredi imkanları acilen sağlanmalıdır. Asgari ücret ve emekli maaşı dahil tüm ücretlere ara zam yapılmalıdır. Ücretlerin bu enflasyon yükünü taşıması artık mümkün değildir. Elektrik ve doğal gaz desteği hem esnafa, üreticiye, hem de yoksullara sağlanmalı, sosyal yardımda da hane gelirine göre kademeli değişen nakit destek sistemine derhal geçilmelidir" dedi. "Ara seçimin kaçınılmaz olarak yapılacağı dönemdeyiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Gündemimizde ara seçim de yok erken seçim de yok" şeklindeki sözlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Özel, "Biz DEM Parti’ye gittik, konuştuk, orada anlattık şimdi devam edecek. Net bir durum var ortada, önce bir ara seçim yapılacak mı yapılmayacak mı görelim. O ara seçimin yapılması için 30 milletvekiline, yani yüzde 5’in boşalmış olmasına ihtiyaç ilk 30 aydaydı. O tartışma dönemi bitti. Şimdi ara seçimin kaçınılmaz olarak yapılacağı dönemdeyiz. Son bir yıl olursa yapamayız. Bu ara seçim 1960’tan beri yapıldı. 1960’tan beri bundan İnönü kaçmadı, Demirel kaçmadı, Ecevit kaçmadı, Özal kaçmadı, Erbakan kaçmadı. Ara seçimin en geniş coğrafyada yapılmasını ister miyim? İsterim. Adımlar atar mıyım? Atarım" diye konuştu.
MHP Milletvekili Aydın, Akdeniz Forumu’nda, Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi
20 Kasım 2025 Perşembe - 16:04 MHP Milletvekili Aydın, Akdeniz Forumu’nda, Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi MHP Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın, Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİT PA) 23. Sonbahar Genel Kurul Toplantısında çalışmalarına devam ediyor. Prof. Dr. Kamil Aydın, toplantı kapsamında düzenlenen Akdeniz Forumu’nda Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi Akdeniz Forumu kapsamında düzenlenen "Ortadoğu’daki Durum (Gazze, Bugünü ve Geleceği)" başlıklı oturumda, Türkiye adına söz alan Erzurum milletvekili Kamil Aydın, İsrail’in Gazze’de insanlık dışı uygulamalarını ve yaşanan insani krizi uluslararası kamuoyuna bir kez daha taşıdı. Konuşmasına, İsrail’in son iki yıldır Gazze’de sürdürdüğü saldırıların insanlık vicdanını ve uluslararası normları hiçe saydığını vurgulayarak başlayan Aydın, "İsrail’in eylemleri sonucunda yaklaşık 70 bin Filistinli hayatını kaybetti, 170 bine yakını ise yaralandı. Bu saldırılar, Gazze’nin sivil altyapısını yok etmiş ve insanları derin bir insani felaketin içine sürüklemiştir" ifadelerini kullandı. Filistinli sivillerin barınak, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimden büyük oranda mahrum kaldığını belirten Aydın, "Nüfusun tamamı açlık, susuzluk ve bulaşıcı hastalık riskiyle karşı karşıya. Koşullar her geçen gün daha da kötüleşmektedir" uyarısında bulundu. Aydın, İsrail’in eylemlerinin soykırım boyutunun Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu tarafından da teyit edildiğini hatırlattı. Sivil hayatın korunması ve insani yardımların ulaştırılabilmesi için ateşkes anlaşmasının gecikmeksizin, şartsız ve tam olarak uygulanmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Aydın, "Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu anlaşmanın sağlanabilmesi için her türlü diplomatik çabayı gösterdik. Ayrıca, Gazze’ye kapsamlı insani yardım ulaştırma taahhüdümüzü sürdürüyor ve bu yöndeki faaliyetlerimize aktif olarak devam ediyoruz" dedi. Ortadoğu’da kalıcı ve adil bir barışın ancak Filistinlilerin ve İsraillilerin güvenliğini, varlığını ve onurunu güvence altına alan, adil ve eşitlikçi iki devletli çözümle mümkün olabileceğinin altını çizen Aydın, "Uluslararası toplum olarak, Filistin meselesi hakkaniyetli ve kalıcı bir şekilde çözülene kadar siyasi ve diplomatik çabalarımızı sürdürmeliyiz" çağrısında bulunarak sözlerini tamamladı. Öte yandan AGİTPA’nın 3. Oturumu’nda AGİTPA Terörle Mücadele Özel Komisyonu başkanı olarak konuşan Aydın, temel değerlere vurgu yaparak "insanlık onuru tüm politik değerlerin üstünde olmalı" dedi. "İnsan Onuru Öncelikli: Yaşamları Korumak, Hakları Gözetmek ve Aileleri Toplulukları Desteklemek" temalı oturumda konuşan Kamil Aydın, dünyanın içinden geçtiği zorlu dönemde insan onuru ilkesinin sadece siyasi tartışmalara değil, tüm günlük eylemlere rehberlik etmesi gerektiğini vurguladı. Aydın, yaptığı konuşmada, insan onurunun AGİT’in en temel değeri olduğunu belirterek, "Her politikamızın, her yasamızın, her uluslararası çabamızın, her şeyden önce yaşamı koruması ve her bireyin milliyeti, etnik kökeni veya inancı ne olursa olsun sahip olduğu içsel değeri gözetmesi gerektiğini bize hatırlatır" ifadelerini kullandı. Bölgenin birçok yerinde bu onurun ağır tehdit altında olduğuna dikkat çeken Aydın, "Milyonlarca insan, özellikle kadınlar ve çocuklar, çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilmiş; sömürü, insan ticareti ve sosyal dışlanma ile karşı karşıya kalmıştır. Gazze’deki trajik insani durum, sivilleri korumanın ve temel haklarını güvence altına almanın bir seçenek değil, uluslararası hukuk kapsamında bir zorunluluk olduğunun acı bir hatırlatıcısıdır" şeklinde konuştu. Onurun sadece güvenlik ve haklarla değil, aynı zamanda ailelerin ve toplulukların gücüyle de ayakta durduğunun altını çizerek, aileleri güçlendirmeye, eğitimi desteklemeye, zihinsel sağlığı teşvik etmeye ve insana yakışır yaşam koşullarına erişimi sağlamaya odaklanılması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin inancını, "Kalıcı barış ve istikrara, ancak güvenliği şefkat, adalet ve sosyal sorumlulukla birleştiren, insanı merkeze alan bir yaklaşımla ulaşılabileceği" şeklinde dile getiren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: "Bugün, onurun birkaç kişi için ayrıcalık değil, herkes için birlikte yaşamanın temeli olduğu bir geleceğe olan ortak taahhüdümüzü bir kez daha teyit edelim." Aydın’ın konuşması katılımcılar tarafından ilgiyle dinlendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz"
20 Kasım 2025 Perşembe - 15:48 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünya evine girecek gençlerimize destek tutarını, 150 bin liradan 200-250 bin lira seviyesine yükselttik. Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesi’nde "Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu"na katılarak konuşma yaptı. Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve diğer davetliler katıldı. Hem Kültür ve Sanat Kurulu’nun hem de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kendi alanlarında başarılı ve ufuk açıcı işlere imza attığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki gün süren ve altı oturumda akademisyenlerin, bağımsız araştırmacıların, uzmanların ve daha pek çok katılımcı bildirilerini tebliğ ederek dijital kültürden sanat ve medyaya, aile içi iletişimden nüfus politikalarına, kentleşmeden aile sağlığına geniş bir kapsamda birçok konunun enine boyuna tartışıldığını kaydetti "Aileye baktığımızda milleti millete baktığımızda da onu meydana getiren büyük medeniyeti görürüz" Aile kurumunun bir milletin özünü teşkil etmekle kalmadığını, milli bir çekirdek olarak geçmişte aldığı müktesebatı geleceğe taşıdığını ve istikbale yön verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçtimai bünyemizin en küçük fakat en sağlam hücresi olan aile, işte bu müesseselerden biridir. Aileye baktığımızda milleti millete baktığımızda da onu meydana getiren büyük medeniyeti görürüz. Bu yönüyle aile kimlik ve kültürün yaşatıldığı milli ve manevi değerlerin muhafaza altına alındığı ve bu kıymetlerin nesilden nesle aktarıldığı bir okul hükmündedir. "Bireyi güçlendirmeden aileyi, aileyi güçlendirmeden de milleti ve devleti yaşatamazsınız" Aile mektebinden yetişen bireylerin ne kadar bilgili, ne kadar şuurlu olursa toplumun da o derece güçlü olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bireyi güçlendirmeden aileyi, aileyi güçlendirmeden de milleti ve devleti yaşatamazsınız. Bunun için her fırsatta kamil insan, huzurlu aile, güçlü millet diyoruz. Zübde-i alem olan insandan başlayarak aileye oradan da topluma, millete giden bir silsileden bahsediyoruz. Eğer müreffeh bir ülke olarak geleceğe emin adımlarla yürümek çağa ve dünyaya yön vermek istiyorsak bu silsileyi özenle korumamız gerekiyor. Hepimize bu anlamda çok önemli vazifeler düştüğü kanaatindeyim. Öğretmenlerimizden anne babalarımıza, sivil toplum kuruluşlarımızdan merkezi ve yerel yönetimlere bu konuda hepimiz elimizi taşın altına koymakla mükellefiz. Aksi takdirde arzu ettiğimiz nesilleri yetiştiremez, bu konuda hiçbir mesafe kat edemeyiz" ifadelerine yer verdi. Aile gibi kültür ve sanatın da milleti ve değerlerini yansıttığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Kuşaklar ve insanlar arasında bağ kuran bu yönüyle devamlılığı sağlayan alanların en başında hiç şüphesiz kültür-sanat gelir. Hamdolsun, bu noktada dünyanın imrenerek baktığı bir birikimin sahibiyiz. Edebiyatta, müzikte, mimaride, el sanatlarında ve hatta kısacası kültür ve sanatın her şubesinde yüksek bir estetiğin fevkalade bir müktesebatın temsilcileriyiz. Ecdadımız bir yandan üç kıtayı imar ve ihya edip gönüllere girerken diğer yandan askeri, siyasi ve idari kabiliyetlerini kültürle, irfanla, sanatla birleştirmiştir. Rahmetli Semiha Ayverdi bu noktada milletimizin karakteristik özelliğini şu cümlelerle anlatıyor, ‘Kılıç tutan elleri icabında sanat şaheserleri ortaya koyar. Maddi ve bedeni bünyelerini hazırlayıp terbiye ederken manevi yapılarını da ıslah etmekten geri kalmazlar.’ İşte bunun için de fütuhat ve yükseliş asırları Türk coğrafyasını bir refah medeniyet ve adalet zemini halinde çiçeklendirmiştir." "Cinsiyetsizleştirime gibi dayatmaları ve LGBT gibi sapkın akımlara karşı en küçük bir tavize, ihmale rehavete mahal vermiyoruz" Geçmişten gelen ilhamla aileye dönük çalışmaları kültür ve sanatla beslemeye, ‘Türkiye Yüzyılına’ giden yolun kilit taşlarını döşemeye devam ettiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek bakanlıklarımız gerekse ilgili kurum ve kuruluşlarımız risk önleyici ve çok boyutlu bir yaklaşımla hareket ediyor. Küresel kapitalizmin yeni cepheler açtığı kültürel emperyalizm ve dijital kuşatmanın dünya genelinde şiddetini artırdığı bir dönemde aile kurumunun adeta üzerinde titriyoruz. Cinsiyetsizleştirime gibi dayatmaları ve LGBT gibi sapkın akımlara karşı gerekli tüm önlemleri alıyor, bu noktada en küçük bir tavize, ihmale rehavete mahal vermiyoruz. Sosyal medya ve dijital mecralarda insanla birlikte aileyi, toplum yapımızı ve mukaddes değerlerimizi hedef alan içeriklerle etkin şekilde mücadele ediyoruz. Daha önce çeşitli vesilelerle ifade ettiğim şu noktaya tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum. Nüfusumuz artıyor. Fakat nüfus artış hızımız azalıyor. Toplam doğurganlık oranı nüfusun kendisini yenileme seviyesinin altında gerçekleşiyor. TÜİK’in açıkladığı verilere göre geçtiğimiz yıl ölçülen toplam doğurganlık hızı 1,48. Şu anda bir felaketi yaşıyoruz. Bu oran nüfusun kendisini yenileme düzeyi olan 2,10 bandının çok altında. Geleceğimiz açısından alarm zilleri hem de çok yüksek sesle çalıyor. Bu ülkenin istikbalini düşünen hiç kimse buna kayıtsız kalamaz" şeklinde konuştu. "Kadınlar çocuk yetiştirme noktasında çoğu zaman eşlerinden gerekli desteği göremiyor" 2022 yılı verilerine bakıldığında istihdamda olan kadınların toplam doğurganlık hızının 1,38, istihdam sürecinde yer almayan kadınların toplam doğurganlık hızının ise 1,72 olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çalışma hayatının doğurganlık hızı üzerinde sınırlı bir etkisi olduğu istihdamda olmayan kadınların da çocuk sayısının düştüğü ortaya çıkıyor. Bundaki temel etken hiç şüphesiz şehirde kadınların giderek daha fazla yalnızlaşmasıdır. Şunu bir defa burada açık açık söylemek durumundayım. Beyler alınmasın, kusura da bakmasın. Ama kadınlar çocuk yetiştirme noktasında çoğu zaman eşlerinden gerekli desteği göremiyor. Yükün büyük bir bölümü maalesef kadınların omuzlarına yükleniyor. Oysa aile hayatıyla da bizlere en güzel örnek olan Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam şöyle buyuruyor, ‘Kadınlar, erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yarılarıdır.’ Evet tam olarak mesele budur. Bizim zihniyetimizin bizim toplum ve aile yapımızın omurgası işte budur. İnancımızın bize emrettiği budur. Bizim hem yaşayacağımız hem sonraki nesillere aşılayacağımız en güzel haslet de bu olmak zorundadır. Çocukların kendisiyle birlikte ailesine, topluma ve insanlığa faydalı birer fert olarak yetişmesinde anneler kadar babalara da sorumluluk düşüyor" ifadelerini kullandı. "Toplum olarak giderek daha fazla bireyselleşiyor, bunun bir sonucu olarak da yalnızlaşıyoruz" Veriler göre, gençlerin artık daha geç yaşlarda evlenmeyi tercih ettiğini gösterdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2024’te evlenme yaşı kadınlar için 25,82’e, erkekler için 28,3’e yükseldi. Boşanmaların üçte biri evliliğin ilk 5 yılı içerisinde meydana geliyor. Toplum olarak giderek daha fazla bireyselleşiyor, bunun bir sonucu olarak da yalnızlaşıyoruz. 2008’de 4 kişi olan ortalama hane halkı büyüklüğü 2024 senesinde 3,11 kişiye geriledi. Aynı şekilde yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hane halkı oranı son 8 yılda 5 puan artarak yüzde 20’ye çıktı. TÜİK verilerine göre tek kişilik hane oranlarımız yıldan yıla artıyor. Bu tabloyla sadece metropollerde değil nüfusu nispeten daha az Anadolu illerimizde de karşılaşıyoruz. Kırdan kente göçün yanı sıra neoliberal kültür ile teknolojinin de etkisiyle hayatımızın her alanında köklü değişimler meydana geliyor. Aile mahremiyeti ve aile birlikteliği daha önce olmadığı kadar günümüzde zemin kaybediyor" dedi. "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" Bütün bu sınamalar karşısında gerek demografik yapının iyileştirilmesi gerekse aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik çalışmalara hız verildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: "2025 senesini aile yılı ilan ettik. Evlilik öncesi eğitim, aile eğitimi ve aile danışmanlık hizmetlerini devreye aldık. 81 ilimizi kapsayan aile ve gençlik fonunu hayata geçirdik ve dünya evine girecek gençlerimize faizsiz kredi desteği sunduk. Şu ana kadar bu krediyi almaya hak kazanan çiftlerimizin sayısı 62 bini geçti. Gelir kriterinde yeni ve kolaylaştırıcı düzenlemeler yaptık. Destek tutarını ise 150 bin liradan 200-250 bin lira seviyesine yükselttik. Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz. Doğum yardımlarımıza da aynı şekilde ivme kazandırdık. Çocuk için tek seferlik 5 bin lira, ikinci çocuk için 5 yaşını tamamlayıncaya kadar aylık bin 500 lira üçüncü ve sonraki çocuklar için de 5 yaşını dolduruncaya kadar aylık 5 bin lira doğum yardımı yapıyoruz. 2026-2035 yılları arasını kapsayan dönemi, önümüzdeki on seneyi ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ olarak ilan ettik. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda tüm bu çalışmaları inşallah daha da etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Engelli kardeşlerimizden yaşlılarımıza, çocuklarımızdan ebeveynlerimize, aile ve toplum hizmetlerimize çok daha yüksek bir şuurla faaliyetlerimize devam edeceğiz." Türkiye olarak çocukların yaşam, eğitim, sağlık ve korunma hakkı ile ifade özgürlüğünü teminat altına almak için çalışmaların ivmelendiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çocuklarımız artık yalnızca sokakta, mahallede, okulda değil, dijital dünyada da büyüyor, öğreniyor, vakit geçiriyor, oyun oynuyor, yani arkadaşlıklar kuruyor. Teknoloji alanındaki bu dönüşüm evlatlarımız için bilgiye erişim, üretkenlik ve iletişim gibi alanlarda önemli kolaylıklar sunarken aynı zamanda onları yeni tehlikelerle de yüz yüze getiriyor. Siber zorbalık, dijital bağımlılık, mahremiyet ihlali, şiddet içerikli oyunlar gibi pek çok riske karşı evlatlarımızı korumak zorundayız. Bu amaçla önce ‘2023- 2028 Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ ile detaylı bir yol haritası oluşturdu. Ardından 2025-2029 dönemini kapsayan ‘Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesi Eylem Planı’nı hayata geçirdik. Dijital okur yazarlığı artırıyor, güvenli dijital uygulamaları destekliyor, çocuklar ve ailelerimize yönelik eğitim programlarını yaygınlaştırıyoruz" diye konuştu. Yalnızca çocukların geleceğini korumakla kalmayıp aynı zamanda dünyaya çocuk dostu dijital dönüşüm çağrısı da yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye öncülüğünde hazırlanan ve uluslararası alanda imzaya açılan "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi" ile taçlandırıldığını söyledi.
Selçuklu Belediyesi araç filosuna 71 araç daha ilave etti
20 Kasım 2025 Perşembe - 15:38 Selçuklu Belediyesi araç filosuna 71 araç daha ilave etti Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi, Selçuklu’ya daha kaliteli hizmet vermek adına araç filosunu güçlendirdi. Birçok hizmet kolunda kullanılacak olan 71 aracın tanıtımı yapıldı. Filoya yeni eklenen araçlarla Selçuklu’nun her noktasına daha hızlı hizmet gideceğinin altını çizen Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, alınan araçların belediyenin tamamen öz kaynaklarıyla borçsuz bir şekilde alındığını ifade etti. Artan nüfusla birlikte hizmet kalitesini Selçuklu’nun her noktasına ulaştıran Selçuklu Belediyesi bu kapsamda 71 hizmet aracını daha araç tanıtım programıyla filosuna dahil etti. Selçuklu Belediyesi Uluslararası Kapalı Spor Salonu ve Konyaspor stadının bulunduğu otopark alanında gerçekleşen araç tanıtım törenine, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop, AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve birim müdürleri katıldı. Başkan Pekyatırmacı: "2023 yılından itibaren toplam 71 yeni aracı belediyemiz bünyesine kazandırdık" Araç Tanıtım Programının yalnızca bir tanıtım olmadığını, Selçuklu’nun geleceğine attıkları güçlü bir imzanın değerli bir parçası olduğunu ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Gönül belediyeciliği ilkesiyle çıktığımız bu yolda 700 bin nüfuslu bir aileye hizmet etmenin yüklediği sorumluluk ile gece gündüz demeden, yılmadan, yorulmadan, bahanelere sığınmadan var gücümüzle çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki hizmet ihmal kaldırmaz, gecikmeyi kabul etmez. İşte yeni araçlarımız da bu emek zincirinin en önemli halkalarından birini oluşturuyor. Selçuklu gibi hızla büyüyen ve sürekli gelişen bir ilçenin ihtiyaçlarını karşılayabilmek ancak güçlü bir araç filosuyla mümkün hale geliyor. Yolların bakımından çevrenin korunmasına, park bahçe düzenlemelerinden, altyapı çalışmalarına kadar her alanda modern, teknolojik ve hızlı çalışan ekipmanlar gerekiyor. İşte biz de bu anlayışla 2023 yılından itibaren 5’i iş makinesi olmak üzere toplam 71 yeni aracı belediyemiz bünyesine kazandırdık. Böylece filomuz toplam 421 araca ulaştı. 700 bin nüfusa 2 bin kilometrekare yüz ölçümüne 2 bin 500 çalışanımızla birlikte 421 araçla, iş makinesiyle hizmet ediyoruz. Bu sayı aslında Selçuklu’nun hizmet kapasitesinin ulaştığı güçlü seviyeyi en somut bir şekilde de ortaya koyuyor. Her bir aracımız yollarımızda, sokaklarımızda, parklarımızda, taziye evlerinde, sosyal destek çalışmalarında, temizlik hizmetlerinde, çevre projelerinde, hatta afet anlarında bile bizim elimiz, kolumuz, gözümüz oluyor. Rabbim bizlere bu araçlarımızla hayırlı hizmetler yapmayı nasip etsin inşallah" dedi. "Selçuklu Belediyesi olarak 1 lira borcumuz yok" Araçların toplam maliyetinin 204 milyon 299 bin lira olduğunu açıklayan Başkan Ahmet Pekyatırmacı, "Yeni araçlarımız inşallah kısa süre içerisinde kendilerini amorti edecek. Çünkü bu araçlarımızı çok yoğun bir şekilde kullanıyoruz, hizmet üretiyoruz. Bu araçları kiralama yoluyla filomuza dahil etmiş olsaydık aslında kiralama maliyetiyle birlikte 3 yıllık bir sürede bu araçların toplam parasını kira bedeli olarak ödemiş olacaktık. Ama biz bu araçları kendi bütçemizle, kaynaklarımızla sahip olarak bu maliyetten de kurtulmuş olduk. İnşallah uzun süre bu araçlar şehrimize, ilçemize hizmet edecek. Tabii buradaki araçlar ve toplam maliyet tamamen belediyemizin öz kaynaklarıyla temin edilmiş hiçbir şekilde dışarıdan borçlanma yapılmadan DMO aracılığıyla alınmış araçlar. Elhamdülillah bununla her zaman övünüyoruz. Selçuklu Belediyesi olarak yatırımlarımızda hiçbir zaman hız kesmedik. Temel belediyecilik hizmetlerimizi hiçbir zaman aksatmadık. Vatandaşlarımıza en konforlu, en güvenli, en hızlı hizmeti sunmak için gayret ediyoruz, gece gündüz demeden çalışıyoruz. Elhamdülillah Selçuklu Belediyesi olarak ne SGK’ya ne maliyeye ne de iş yaptırdığımız firmalara 1 lira borcumuz yok. Bununla da her zaman övünüyoruz" şeklinde konuştu. "Bu güzel çalışmaları ekibimizin fedakarca ortaya koyduğu hizmetle elde ediyoruz" Şehir dışından gelen misafirlerin Konya’dan övgüyle bahsettiklerini anlatan Başkan Pekyatırmacı, "Konya’mıza dışarıdan gelen misafirlerimizin bize söylemiş olduğu şöyle bir cümle var: ‘Konya çok temiz. Konya çok düzenli ve çok huzurlu bir şehir.’ İnanın bu övgü dolu sözleri duymak bizleri çok mutlu ediyor. Aynı zamanda da gururlandırıyor. Ama şunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu güzel çalışmaları sadece araçlarla ekipmanlarla değil, bu araçları kullanan ekibimizle, personelimizle, çalışma arkadaşlarımızla onların gece gündüz demeden fedakarca gayretli bir şekilde ortaya koydukları hizmetle elde ediyoruz. Bu hizmetin neticesinde bu övgüleri alıyoruz. Bu yüzden gece gündüz demeden, mesai kavramı gözetmeden, kimi zaman soğukta, kimi zaman sıcakta bu çalışmalarını devam ettiren çok kıymetli mesai arkadaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum. Bu vesileyle alımını gerçekleştirdiğimiz 71 aracımızın belediyemize, Selçuklu’muza ve Konya’mıza hayırlı olmasını diliyorum. Rabbim bu araçlarımızla çıktığımız hizmet yolunu hayırla, bereketle, kazasız, belasız, güzel sonuçlarla taçlandırsın inşallah" ifadelerini kullandı. Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop da, geliştirilen araç filosuyla Selçuklu Belediyesi’nin hizmet kalitesinin daha da artacağını belirtti. AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı, tanıtımı yapılan araçların sosyal belediyecilik hizmetlerini daha da güçlendireceğini belirtti. Program konuşmaların ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.
Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Tanrıkulu: "Denetim bilincinin yaygınlaşması ve üst seviyede kabul görmesi için gayret sarf edeceğiz"
20 Kasım 2025 Perşembe - 15:13 Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Tanrıkulu: "Denetim bilincinin yaygınlaşması ve üst seviyede kabul görmesi için gayret sarf edeceğiz" Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Salih Tanrıkulu, "Kamu kurumlarında ve milletimiz nezdinde denetim bilincinin yaygınlaşması ve üst seviyede kabul görmesi için gayret sarf edeceğiz" dedi. Devlet Denetim Elemanları Derneği (DENETDE) tarafından kamu denetiminin kalitesini artırmak ve yeni yaklaşımları tartışmak amacıyla ‘Kamu Denetiminde Yeni Yaklaşımlar: Dijital Dönüşüm, Yapay Zeka ve Sürdürülebilirlik’ başlıklı 3. Denetim Şurası düzenlendi. Gazi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen şurada kamu denetiminin etkinliğini artırmaya yönelik yenilikçi stratejiler, standartların geliştirilmesi ve politika önerileri ele alındı. "Etkin bir denetim için denetim unsurlarının sürekli kendini geliştirmesi gerekmektedir" Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Salih Tanrıkulu, yaptığı konuşmada idarenin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde çalışmasının sağlanabilmesi için tüm eylem ve işlemlerin denetlenmesi gerektiğinin garipsenemez bir gerçek olduğunu belirtti. Tanrıkulu, "Denetim, kamu yönetiminin gelişmesine her alanda katkı sunabilecek güçlü bir potansiyele sahiptir. Denetim açığı ise kaynakların kötü kullanılmasına, kalitesiz ve yetersiz hizmet sunumuna sebep olacaktır. Kuşkusuz, etkin bir denetim için uluslararası standartlar, teknolojik yenilikler ve dünyadaki deneyimler ışığında denetim unsurlarının sürekli kendini geliştirmesi gerekmektedir" diye konuştu. "Denetim bilincinin yaygınlaşması ve üst seviyede kabul görmesi için gayret sarf edeceğiz" Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile denetim alanında önemli bir sayfa açıldığını kaydeden Tanrıkulu, şöyle konuştu: "Bu yeni dönemde artan sorumluluğumuzun farkında olarak, denetim faaliyetlerinin en iyi şekilde yürütülmesi için daha fazla çalışacağız. Denetim camiası olarak mesleğimizin saygınlığını ve çalışma motivasyonunu üst seviyede tutmak için hep birlikte azami çaba göstereceğiz. Denetim elemanlarının görevlerinin ifasında empati yapmaları ve idari görevlere geçtiklerinde mesleki tecrübeleriyle yönetime katkı sunmaları kıymetli olacaktır. Koordinasyon ve uyumlaştırma çalışmaları ile ortak denetim kültürünün oluşması, iyi uygulama örneklerinin paylaşılması gibi kazanımlarla denetim faaliyetlerimizin kalitesini artıracağız. Kamu kurumlarında ve milletimiz nezdinde denetim bilincinin yaygınlaşması ve üst seviyede kabul görmesi için gayret sarf edeceğiz. Kamu kurum ve kuruluşlarımızın teftiş ve denetim birimlerinde müfettiş, denetçi, kontrolör, denetmen gibi unvanlarla görev yapan kariyer meslek mensubu denetim elemanları, kamu denetim ve yönetim sistemimizin asli unsuru ve muharrik gücü olmaya devam edeceklerdir." "Bu şura vesilesiyle ortak akılla yeni çözüm yolları geliştireceğimize inanıyorum" Bu yılki şuranın ana teması olan ‘Kamu Denetiminde Yeni Yaklaşımlar: Dijital Dönüşüm, Yapay Zeka ve Sürdürülebilirlik’ başlığının yalnızca bir tercih değil, kamu denetiminde kaçınılmaz bir dönüşüm ihtiyacının göstergesi olduğunu aktaran Tanrıkulu, "Sürdürülebilirlik ilkesiyle uyumlu bir kamu yönetimi, yalnız bugünü değil, geleceğin ihtiyaçlarını da gözeten bir denetim vizyonunu gerektirmektedir. Bu şura vesilesiyle kamu denetiminin geleceğine yönelik farklı yaklaşımların değerlendirilmesi sonucunda, ortak akılla yeni çözüm yolları geliştireceğimize inanıyorum. Denetimde teknolojiyi ve bilgi sistemlerini etkin bir şekilde kullanan, risk analizi esaslı, düzenli ve kapsamlı denetimlerde bulunan teftiş ve denetim birimlerimizi tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum" ifadelerini kullandı.
Bakan Göktaş: "2025 Aile Yılı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında topyekün seferberlik ruhu başladı"
20 Kasım 2025 Perşembe - 14:51 Bakan Göktaş: "2025 Aile Yılı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında topyekün seferberlik ruhu başladı" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "2025 Aile Yılı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında topyekün seferberlik ruhu başladı. Tüm kurumlarımız, yerel yönetimler, sivil toplum, akademi, iş dünyası ve gönüllüler samimi katkılarıyla bu vizyonu büyük bir harekete dönüştürdü" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğinde ‘Aile ve Kültür Sanat Sempozyumu’ düzenlendi. Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile kurumunun kültürel bir değer olduğuna dikkat çekerek, modern yaşam biçimlerinin aile yapısı üzerindeki dönüştürücü etkilerine işaret etti. Bakan Göktaş, dijital kültür, bireycilik ve tüketim odaklı yaşam tarzlarının aileyi hedef alan tehditler olduğunu söyledi. Bakan Göktaş ayrıca, demografik verilerle birlikte aile içi iletişim ve kuşaklar arası bağların zayıflamasına dair endişelerini dile getirdi. Sempozyum kapsamında aileyi kültürden sanata, mimariden dijital dünyaya kadar uzanan bir perspektifle değerlendireceklerini belirten Göktaş, ‘2025 Aile Yılı’ çerçevesinde ülke çapında başlatılan faaliyetlere atıfta bulunarak, aileyi merkeze alan kuşaklar arası dayanışma ve değer üretimi için yeni politika adımlarının atılacağını söyledi. "Kültürümüzün ve sanatımızın bütün büyük damarlarında hep ailenin izi vardır" Bakan Göktaş, aile unsurunun toplumun yapı taşı olduğunu belirterek, "Aile ve Kültür Sanat Sempozyumu ile medeniyetimizin asli unsuru olan aileyi ve geleceğe yön verecek politikaları tüm yönleriyle iki gündür ele aldık. İki gün boyunca kültür ve sanatın aileyi güçlendiren rolünü, dijital çağın fırsatlarını ve risklerini, gelecek nesillere aktaracağımız ortak değerleri geniş bir çerçevede değerlendirdik. Kültür ve Sanat Politikaları Kurulumuzun rehberliğiyle ele aldığımız konuları güçlü bir vizyona dönüştüren öncü rolünü özellikle vurgulamak isterim. Bu vesileyle el birliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu programa katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Gelenek ailede kök salar, kimlik evde şekillenir, merhamet evde öğrenilir. Sofra, birliğin ve muhabbetin mekanıdır. Kültürümüzün ve sanatımızın bütün büyük damarlarında hep ailenin izi vardır. Sözlü kültürden yazılı edebiyata, geleneksel mimariden modern sinemaya kadar her unsur aileyi hem değerlerimizi nesillere aktaran hem de kültürel yapıyı inşa eden kaynak olarak ele alır. Bu açıdan aileyi merkeze alan kültür politikaları aslında geleceğe yapılan en stratejik yatırımdır. Ancak aileyi kuşatan tehditler her geçen gün daha da artıyor. Bireyselleşme, yalnızlaşma, tüketim kültürü ve sanal bağımlılıklar, aile bağlarını ve demografik yapımızı sessizce aşındırıyor. Dijital mecralarda yayılan şiddet, istismar, siber zorbalık ve cinsiyetsizleştirme gibi zararlı akımlar aile yapımızı derinden sarsıyor. Bu tehditler karşısında aile, bizi dayanıklı kılacak kıymetli değerimizdir. Evlatlarımızı dijital çağın risklerinden koruyacak olan da, estetik, ahlak ve irfanla buluşturacak olan da köklü değerlerinden beslenen aile iklimidir" diye konuştu. "Aile ve Gençlik Fonu, gençlerimizin yuva kurma yolculuğunda onları destekleyen bir dayanaktır" Yeni evlenen çiftlere ‘Aile Yılı’ kapsamında yapılan yardımlardan da bahseden Bakan Göktaş, genç bireylere yönelik desteklere devam edeceklerini vurgulayarak, "2025 Aile Yılı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında topyekün seferberlik ruhu başladı. Tüm kurumlarımız, yerel yönetimler, sivil toplum, akademi, iş dünyası ve gönüllüler samimi katkılarıyla bu vizyonu büyük bir harekete dönüştürdü. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı, bu ortak gayretin ürünüdür. Aile Enstitümüz ve Nüfus Politikaları Kurulumuz, bu vizyonun stratejik ve sürdürülebilir temellerini güçlendiren iki önemli yeni kurumsal yapımızdır. Aile ve Gençlik Fonu, gençlerimizin yuva kurma yolculuğunda onları destekleyen, geleceğe daha güvenle adım atmalarını sağlayan güçlü bir dayanaktır. Doğum yardımları ve aile odaklı sosyal desteklerimiz, devletimizin her an vatandaşlarının yanında olduğunu gösteren önemli adımlardır. Memurlarımıza tanınan yarı zamanlı çalışma hakkı, aile içi dengeyi koruyan, çalışma hayatıyla aile hayatını uyumlu hale getiren kıymetli bir düzenlemedir. Ailelere ve gençlere sunulan çeşitli indirimler ve avantajlar, aile bütçesine doğrudan katkı sunan desteklerdir. Bugünkü sempozyumla Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, aileyi milletimizin asli taşıyıcısı olarak merkeze alan; kültür ve medeniyet anlayışımıza yön veren stratejik bir zemin oluşturdu. Bu süreçte yürüttüğümüz faaliyetler, etkinlikler ve saha çalışmaları, politikalarımızın vatandaşlarımızın nezdinde etkisini artırdı. Aileyi güçlendirmeye yönelik tüm bu adımlar, toplumun tüm kesimlerinde derin bir karşılık buldu. Bu anlamda "Aile Yılı" sadece bir takvim vurgusu değil, milletçe ortaya koyduğumuz birliğimizin, beraberliğimizin büyük bir dayanışmanın ilanı oldu. Bu gücü sahiplenme, ailenin bu topraklarda ne kadar köklü, ne kadar canlı bir değer olduğunu bir kez daha bütün açıklığıyla gösterdi" şeklinde konuştu. "Bizim medeniyetimiz yüzyıllardır aileyi merkeze alan köklü bir hikmet birikimi üzerine yükselmektedir" Türk toplumunda aile kavramının yüzyıllardır değişmediğini ve kültürel bozulmaya uğramaması için birtakım planları devreye sokacaklarını ifade eden Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye’nin aile ve dinamik nüfus yapısını sağlam temellere kavuşturan, uzun vadeli ve kararlı bir milli atılım olarak ülkemizin istikametini belirleyecektir. Bizim medeniyetimiz; yüzyıllardır aileyi merkeze alan köklü bir hikmet birikimi üzerine yükselmektedir. Tarih, bize hep şunu gösterdi; ailesi güçlü olan milletler, en zorlu dönemlerden güçlenerek çıkar. Çünkü aile; milletimizin ortak hafızasını taşıyan, devletimizin sürekliliğini belirleyen, dayanışmanın ilk ve en sağlam halkasıdır. Bu yüzden aileyi korumak, bizim için stratejik bir önceliktir. Kültür ve sanat, değerlerimizin taşıyıcısı olan ailemizi koruyan, destekleyen, güçlendiren bir yapıda olmalıdır. Bu yüzden tüm sanatçılarımıza eserlerini bu duyguyla üretmeleri çağrısında bulunuyorum. Kültür sanat dünyasının desteği ve gücüyle aileyi esas alan bu medeniyet hamlesini daha da taçlandırabiliriz." Düzenlenen programa Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir’in yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.