POLİTİKA
Şehit Öğretmen Ayla Kara’nın ismi Turgutlu’da yaşatılacak 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:05:59 Kahramanmaraş’taki okul saldırısında öğrencilerini korurken hayatını kaybeden matematik öğretmeni Ayla Kara’nın adı, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir yeşil alana verilecek. Karar, belediye meclisinde oy birliğiyle alındı. Turgutlu Belediyesi Mayıs Ayı Meclis Toplantısı, Belediye Başkanı Çetin Akın başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda 13 gündem maddesi görüşülerek karara bağlandı. Toplantının açılışında konuşan Başkan Akın, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına değinerek, eğitim kurumlarında şiddetin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Akın ayrıca, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı başta olmak üzere, Kurban Bayramı, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, Anneler Günü ve Engelliler Haftası’na ilişkin temennilerini paylaştı. Üç madde oy çokluğuyla geçti Gündemin ilk maddesinde Nisan ayı meclis tutanakları oy birliğiyle kabul edilirken, 2025 yılı kesin hesap cetveli oy çokluğuyla kabul edildi. Araştırma ve Geliştirme Müdürlüğü yönetmeliği ile Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında oluşturulacak komiteye ilişkin düzenleme ise oy birliğiyle geçti. Beşinci maddede belediyeye ait iki taşınmazın satışına ilişkin yetki verilmesi oy çokluğuyla kabul edilirken, artan hizmet ihtiyacı doğrultusunda 5 traktör ve 5 camlıvan aracın satın alınması oy birliğiyle karara bağlandı. Komisyon raporlarının görüşüldüğü maddelerde bazı raporlar kabul edilirken, imar komisyonuna ait bir raporun komisyonda kalmasına karar verildi. Öğretmen Ayla Kara’nın ismi yaşatılacak Toplantının dikkat çeken başlıklarından biri ise Kahramanmaraş’ta hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara oldu. Tüm siyasi partilerin ortak önergesiyle, Ergenekon Mahallesi’ndeki bir yeşil alana "Şehit Öğretmen Ayla Kara" isminin verilmesi oy birliğiyle kabul edildi. Ayrıca, Turgutlu’nun mobilya sektöründeki öncülerinden Bahri Demirdöver’in isminin bir sokağa verilmesi talebi de komisyona havale edildi. Toplantıda imar plan değişikliği teklifi de görüşülerek komisyon raporu doğrultusunda oy birliğiyle kabul edildi. Turgutlu Belediyesi Mayıs Ayı Meclis Toplantısı, dilek ve temenniler bölümünün ardından sona erdi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:39 Avrupa Komisyonu’nun Akdeniz Komiseri Suica, Türkiye’yi ziyaret edecek Avrupa Komisyonu’nun Akdeniz Komiseri Dubravka Suica, Türkiye’ye gerçekleştireceği ziyaret kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya gelecek. Görüşmelerde Türkiye-AB ilişkileri, üyelik süreci, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi ve güvenlik iş birliği başlıklarının ele alınması bekleniyor. Avrupa Komisyonu’nun Akdeniz Komiseri Dubravka Suica, 6 Mayıs’ta Türkiye’yi ziyaret edecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suica ile gerçekleştireceği görüşmelerde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri ile bölgesel gelişmeler ele alınacak. Görüşmelerde Fidan’ın Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin Türkiye’nin stratejik hedefi olmayı sürdürdüğünü vurgulaması ve Türkiye-AB ilişkilerinin kapsamlı, kurumsal ve çok katmanlı iş birliği anlayışıyla ilerletilmesine yönelik beklentileri dile getirmesi bekleniyor. Türkiye ile AB arasındaki kurumsal istişare mekanizmalarının yeniden işlerlik kazanmasının önemine dikkat çekmesi öngörülen Bakan Fidan’ın Türkiye-AB Ortaklık Konseyi ile siyasi, enerji ve ulaştırma alanlarındaki Yüksek Düzeyli Diyalog toplantılarının en kısa sürede düzenlenmesi gerektiğini ifade etmesi bekleniyor. Bakan Fidan’ın ayrıca Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’deki faaliyetlerine yönelik kalan kısıtlamaların kaldırılması, Türkiye Yatırım Platformu’nun faaliyete geçirilmesi, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin başlatılması ve Vize Serbestisi Diyaloğu sürecinin tamamlanmasına ilişkin beklentilerin altını çizmesi öngörülüyor. Görüşmelerde Türkiye’nin AB öncülüğündeki güvenlik ve savunma girişimleri ile bölgesel strateji, proje ve programlara dahil edilmesinin gerekliliğinin de gündeme gelmesi bekleniyor. Bakan Fidan ile Komiser Suica’nın Akdeniz için Birlik Platformu’nun önemini değerlendirmesi ve Akdeniz ile Orta Doğu’daki güncel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunması planlanıyor.
Başkan Er: "Kayısı Enstitüsü alanını Malatyalılara nefes olacak bir projeyle açacağız"
18 Nisan 2026 Cumartesi - 16:38 Başkan Er: "Kayısı Enstitüsü alanını Malatyalılara nefes olacak bir projeyle açacağız" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kayısı Araştırma Enstitüsü’nün kente kazandırılacağını ifade ederek, "Mevcut doku, ağaç ve bitki örtüsü korunarak alanı Malatyalılara açacağız. Malatya’ya nefes olacak bir alan oluşturacağız" dedi. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nü ziyaret ederek alan üzerinde incelemede bulundu. Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Başkan Er ve beraberindeki heyete enstitü hakkında bilgi verdi. Erdoğan, enstitü olarak üç kampüste hizmet verdiklerini belirterek, "40 AR-GE personelimiz var. Projeler bazında hareket ediyoruz" dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nün bulunduğu alanın Malatya’nın kalbi, önemli ve kıymetli bir yer olduğunu ifade etti. Üstlendiği vazife itibariyle müdürlüğün yer aldığı arazinin önemli olduğuna dikkat çeken Başkan Er, "Bu alana Tarım ve Orman İl Müdürlüğü binasının yapılması gündemdeydi. Biz, Tarım İl Müdürlüğüne bina için farklı bir yer üzerinde çalıştık. Hazırlıklı bir şekilde Tarım ve Orman Bakanımıza gittik. Bakanımızdan burayı istedik, ‘Malatya’ya kazandıralım’ dedik. Bakanımıza, bu alana dokunmadan Malatya halkına açacağımızı söyledik" dedi. "Doğal haline dokunmadan Malatyalılara açacağız" Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nün bulunduğu alan üzerinde çeşitli projelerinin olduğunu ifade eden Başkan Er, "Doğal dokusuna, ağaç ve bitki zenginliğine dokunmadan ve hatta zenginleştirerek burayı Malatyalılara açacağız. İnsanlarımızın, ailelerin ve çocuklarımızın gelip hoşça vakit geçirebileceği, tarımı tanıyacakları birtakım projelerimiz var. Tarım ve Orman Bakanımız projeyi birlikte yapmayı teklif edince çok mutlu olduk. Malatya’ya yakışacak bir projeyi inşallah hep birlikte üretiriz. Malatya’nın istifadesine sunarız. Hızlı hareket etmemiz lazım. Birçok proje var. İnşallah hızlı bir şekilde yol alırız" ifadelerini kullandı. "Malatya’ya nefes olacak bir alan oluşturacağız" Malatya’ya nefes olacak bir alan oluşturacaklarını anlatan Başkan Sami Er, "İnsanlarımızın gelip hoşça vakit geçirebileceği bir yer olacak. Dünyada bunun örnekleri var. Gerekirse komisyondaki arkadaşları yurt dışına da göndeririz. Türkiye’de de örnekleri vardır. Mümkün mertebe buradaki dokuya dokunmadan bu çalışmaları yapacağız. Kayısı Araştırma Enstitüsü de önemli bir görev ifa ediyor. Yine onların görevlerini yapabilecekleri bir bina olacak. Ağaçlara zarar vermeden buranın dokusuna uygun zihnimizden geçen bir Kayısı Müzesi projesi var. Bu müze gerek panoramik gerekse de geleneksel olacak. Panoramik müzenin ana ekseni kayısı olmakla birlikte Malatya ile ilgili farklı şeylerde ilave edilebilir. Kayısı ana temalı böyle bir müzenin olmasını arzuluyoruz. Bununla ilgili çalışmamız olacak. Kayısı araştırmayla ilgili laboratuvarlar olacak. Hızlı bir şekilde çalışıp, projelerimizi tamamlayarak burayı Malatya’ya kazandıracağız" bilgilerini verdi. Kayısı Araştırma Enstitüsü alanının olduğu haliyle muhafaza edileceğini kaydeden Başkan Er, "Mevcut doku, ağaç ve bitki örtüsü korunacak. Sadece eski yapıların yerine Panoramik ve manuel kayısı müzesi olacak" dedi. Başkan Sami Er daha sonra müdürlük içinde incelemede bulunarak, binalar hakkında bilgi aldı. Glutensiz ürünler AR-GE üretim merkezi, seralarda incelemede bulunan Başkan Er, hızlı bir çalışmayla Kayısı Araştırma Enstitüsü alanının Malatyalılara açılacağını da sözlerine ekledi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir"
18 Nisan 2026 Cumartesi - 16:35 MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir" MHP Aile, Kadın Ve Sosyal Hizmet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selim Yurdakul, "Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir. Bizler kadınlarla göçen, kadınlarla büyüyen, kadınlarla savaşan ve kadınlarla yöneten bir milletiz" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, Türk Kadın Hareketi Derneği tarafından düzenlenen ‘Türk ve Türkiye Yüzyılında Kadınların Sesi, Geleceğin Yolu’ paneline katıldı. Yurdakul, Türk kadınının tarihsel misyonu, toplumsal rolü ve gelecekteki konumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Yurdakul, konuşmasında Türk kadınının toplumdaki yerini "toplumun asli taşıyıcısı ve aile kurumunun temel direği" olarak tanımladı. Kadının, Türk Yüzyılı vizyonunun en güçlü teminatı olduğunu ifade eden Yurdakul, milliyetçi-ülkücü anlayışın geçmişe bağlı fakat geleceğe dönük dinamik bir yapı taşıdığını vurguladı. "Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir" Türk milletinin binlerce yıllık tarih yolculuğunda Türk kadını, sadece bir figür değil, devlet kuran, ordu yöneten, bilim ve sanatta çığır açan bir özne olduğunu kaydeden Yurdakul, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir. Bizler kadınlarla göçen, kadınlarla büyüyen, kadınlarla savaşan ve kadınlarla yöneten bir milletiz. Türk kadınının destanı, insanlığın hafızasından silinmeyecek kadar köklü ve görkemlidir. Henüz tarihin şafak vakti sayılan milattan önce 2000’lerden bu yana Türk kadını, siyasetin ve devlet yönetiminin tam merkezindedir. Türk Kadını, güneşin bayrak, göğün çadır olduğu kutlu mefkuremizde, erkeğiyle omuz omuza çarpışan bir ‘Alp’tir. Bu sebeple Türk kadınlarını yiğitlikleri ve kahramanlıkları nedeniyle Alp Kadın olarak adlandırmak doğru olacaktır. İşte bu köklü mirasın bir tecellisi olarak, Karakalpakların ‘Kırk Kız’ destanındaki Gülayım, on dört yaşında bir peri kızı kadar zarif olmasına rağmen, vatanı yağmalandığında zırhını kuşanmış, kırk arkadaşıyla birlikte düşmana Türkistan’ı dar etmiştir. Bir açıdan Türk kadını, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda açı doyuran, yoksulu giydiren, yurdunda ‘yetimi ve kimsesiz kadınları abad eden’ adil bir hükümdardır. Türk kadınının bu iradesi, bugün bizlerin siyasi mücadelesindeki en büyük ilham kaynaklarından biridir." "Milliyetçi Hareket Partisi olarak, kadının toplumsal yaşamın her alanında, temsil edilmesini ülkümüz olarak görüyoruz" Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte Türk kadınının, hak ettiği hukuki ve siyasi statüye kavuşma yolunda dev adımlar atıldığını ifade eden Yurdakul, "Bu dönemde kadınlarımıza tanınan seçme ve seçilme hakkı, o dönem Avrupa’nın pek çok ülkesinde hayal bile edilemezdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri, bizim bugün de savunduğumuz geleneksel ve milliyetçi bakış açısının temelidir; ‘Büyük Türk kadınını mesaimizde müşterek kılmak, hayatımızı onunla yürütmek, Türk kadınını ilmi, içtimai hayatta erkeğe ortak, yardımcı yapmak lazımdır.’ Ancak biz biliyoruz ki, sadece yasalar yetmez; asıl olan, o ruhu ve o iradeyi bugün de yaşatmaktır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler, kadını aile merkezli ve geleneklerimiz odaklı bir anlayışla baş tacı ederken, kadının toplumsal yaşamın her alanında, diplomaside, akademide, ticarette ve siyasette en üst seviyelerde temsil edilmesini bir ülkümüz olarak görüyoruz" ifadelerine yer verdi. Yurdakul, Türk kadınının karakterini en saf haliyle görmek isteyenlerin, Anadolu’nun tozlu yollarındaki Yörük çadırlarına bakması gerektiğini kaydederek, "Kadın demek, hayatın her türlü zorluğuna erkeğiyle birlikte göğüs germek demektir. O, ‘evin direğidir’; o sökmeden çadır kurulmaz, o söylemeden göç başlamaz. Bizim anlayışımızda kadının statüsü, bir bilgelik, liderlik ve yönetim statüsüdür" şeklinde konuştu. Yurdakul, Türk Kadın Hareketi Derneği’nin 18. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, panelin ülkeye katkı sağlaması temennisinde bulundu. Konuşmasını "Ne mutlu Türk’üm diyene" sözleriyle tamamladı.
Bakan Kurum: "Fosil yakıtlardan uzaklaşmak zorundayız"
18 Nisan 2026 Cumartesi - 16:13 Bakan Kurum: "Fosil yakıtlardan uzaklaşmak zorundayız" Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında düzenlenen "COP31’e Doğru: Jeopolitik Değişim Döneminde İklim Eyleminin Güçlendirilmesi Paneli"nde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 sürecinde temiz enerji, dirençli şehirler, teknoloji transferi ve iklim eyleminde somut sonuçlara odaklanacaklarını belirterek, "Fosil yakıtlardan uzaklaşmak, temiz enerjiye ulaşmak zorundayız" dedi. Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında gerçekleştirilen panele, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanı sıra Eski Fransa Başbakanı ve COP21 Başkanı Laurent Fabius, Azerbaycan İklim Meselelerinden Sorumlu Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Muhtar Babayev, COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago ile BM Genel Sekreter Özel Danışmanı ve İklim Eylem Ekibi Genel Sekreter Yardımcısı Selwin Hart katıldı. Panelde, jeopolitik dönüşüm döneminde iklim eyleminin güçlendirilmesi, enerji güvenliği, iklim finansmanı ve kararların uygulanma süreci ele alındı. "Antalya deklarasyonu yayınlayacağız" Bakan Murat Kurum, konuşmasında Türkiye’nin dirençli şehirler, depremler ve enerji başta olmak üzere birçok alandaki bilgi ve tecrübesini paylaşacağını belirterek, Antalya deklarasyonu yayınlayacaklarını söyledi. COP31 kapsamında netice almak ve farkındalığı artırmak istediklerini ifade eden Kurum, Türkiye’nin tüm krizlerde irade ortaya koyduğunu ve güçlü bir dış politika yürüttüğünü kaydetti. İklim değişikliği nedeniyle dünyada insanların hayatını kaybettiğine dikkat çeken Kurum, "Bir kriz var, bu krizi çözmek için hep birlikte el vermeli, el kaldırmalıyız. Elimizi, gövdemizi taşın altına koymamız gerekiyor. Hedefleri yakalamak için irade ortaya koymak gerekiyor" diye konuştu. COP süreçlerinde artık çok daha geniş toplum kesimlerinin yer aldığına işaret eden Kurum, bu adımın birlikte atılması gerektiğini belirterek, bunu yalnızca sözle değil, eylem ve icraatla gerçekleştirmek istediklerini ifade etti. "Temiz enerjiye ulaşmak zorundayız" Her ülkenin enerji, gıda ve sanayi alanlarında kendi programını yürüttüğünü belirten Kurum, çoklu krizlerin ülkelerin kendi kendine yetebilmesinin önemini ortaya koyduğunu söyledi. Kurum, "Her ülke kendi kendine yetecek. Her ülke, çoklu krizler bunu gösterdi, enerjisini, gıdasını, üretimini kendi ülkesi için kendi halkına yetecek seviyede yürütmesi önemli. Temiz enerjiye ulaşmak zorundayız, öyle veya böyle" dedi. Yenilenebilir enerji üretimi için proje ortaya koyan bir ülke olarak konuya bu perspektiften baktıklarını belirten Kurum, temiz enerjinin ülkelere göre farklı kaynaklarla şekillenebileceğini vurgulayarak, "Temiz enerji bizde rüzgarla, güneşle olur. Avrupa’da denizle olabilir. Brezilya’da derelerle olabilir. Fosil yakıtlardan uzaklaşmak zorundayız ki bu karar alındı" ifadelerini kullandı. Türkiye olarak süreci bir fırsat olarak gördüklerini dile getiren Kurum, temiz enerjiyi COP31’in en önemli gündem maddelerinden biri yapacaklarını ve örnek çalışmalar ortaya koyacaklarını kaydetti. "Teknoloji transferini gerçekleştirmek zorundayız" Yeşil enerji ve dönüşüm sürecinde teknoloji transferinin önemine de değinen Kurum, gelişmiş ülkelerin teknolojiyi gelişmekte olan ülkelere aktarması gerektiğini söyledi. Afrika ile Avrupa’nın önceliklerinin birbirinden farklı olduğuna işaret eden Kurum, "Yeşil enerji, dönüşüm teknoloji transferiyle olur. Gelişmiş ülkelerin teknolojiyi, gelişmekte olan ülkelere aktarması gerekiyor. Afrika’daki öncelik ile Avrupa’daki öncelik farklı. Oralara teknoloji transferini gerçekleştirmek zorundayız" dedi. "Herkese ihtiyacımız var" Eski Fransa Başbakanı ve COP21 Başkanı Laurent Fabius ise jeopolitik gelişmelerin yalnızca iklim açısından değil, güvenlik ve bağımsızlık bakımından da harekete geçme zorunluluğunu ortaya koyduğunu belirtti. Düşük karbonlu ekonomiye geçişin giderek daha gerekli hale geldiğini ifade eden Fabius, bazı ülkelerde gelişmelerin ters yönde ilerlediğini söyledi. İklim mücadelesinin artık yalnızca hükümetlerin eylemlerine bağlı olmadığını kaydeden Fabius, "Başlangıçta COP’un aksiyonu hükümetlerin eylemlerine bağlıydı. Tamam, hükümetler çok ama çok önemlidir ancak iş dünyasına, yerel seçilmiş makamlara, sanatçılara, bilim insanlarına, yani herkese ihtiyacımız var" diye konuştu. Fabius, geçmişte iklim zirvelerine askeri çevrelerin de davet edilmesi fikrini düşündüğünü belirterek, iklim konusunun artık yalnızca sivil toplumun değil, güvenlik alanının da merkezi meselelerinden biri haline geldiğini dile getirdi. "Türkiye için eşsiz bir şans" Azerbaycan İklim Meselelerinden Sorumlu Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Muhtar Babayev de küresel gündemde iklim konusunun geri planda kaldığını, çatışmalar, savaşlar ve enerji krizlerinin uluslararası kamuoyunun öncelikli gündemi haline geldiğini ifade etti. Türkiye’de düzenlenecek COP31’in, ilgiyi yeniden iklim gündemine çekmek açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Babayev, "Dünya genelinde pek çok zorluk ve çatışma var. Şimdi bu, Türkiye ekibi için bu süreçteki liderliğini sergilemek adına yine eşsiz bir şans. İklim finansmanı sürecine daha fazla oyuncu, daha fazla katılımcı ve daha fazla bağışçı davet etmemiz gerekiyor" dedi. COP31’in, önceki zirvelerde alınan kararların uygulanmasına odaklanacağını aktaran Babayev, geçmişte çok sayıda güçlü karar alınmasına rağmen uygulamanın yetersiz ya da kısmi kaldığını söyledi. "Uygulama aşamasına ağırlık verilmeli" COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago ise şimdiye kadar oluşan birikimin ve Paris Anlaşması sonrasında alınan kararların izlenecek yolu net biçimde gösterdiğini belirterek, artık uygulama aşamasına ağırlık verilmesi gerektiğini ifade etti. BM Genel Sekreter Özel Danışmanı ve İklim Eylem Ekibi Genel Sekreter Yardımcısı Selwin Hart da Paris Anlaşması’ndan 10 yıl sonra ülkelerin ekonomilerini karbonsuzlaştırma yönünde yalnızca iklim gerekçeleriyle hareket etmediğinin anlaşıldığını söyledi. Hart, enerji güvenliği, egemenlik, bağımsızlık ve genel güvenlik başlıklarının da artık belirleyici hale geldiğini bildirdi.
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati: "Diplomasi için pencereyi değil, kapıyı açmalıyız"
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:50 Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati: "Diplomasi için pencereyi değil, kapıyı açmalıyız" Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, ABD ile İran arasında gerilimin düşürülmesi ve nihai bir anlaşmaya ulaşılması için yoğun çaba yürüttüklerini belirterek, "Gerilimi azaltmak ve diplomasi için pencereyi değil, kapıyı açmak amacıyla çok yoğun şekilde bastırıyoruz" dedi. Abdulati, savaşın uzamasının enerji fiyatlarından gıda güvenliğine kadar tüm dünyayı etkilediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda basın mensuplarının sorularını cevaplayan Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, ABD ile İran arasında gerilimin düşürülmesi ve nihai bir anlaşmaya ulaşılması amacıyla yürütülen diplomatik temaslara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Abdulati, gerilimin azaltılması yönünde bölgesel düzeyde yoğun bir koordinasyon yürütüldüğünü belirterek, "Gerilimi azaltmak ve Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında nihai bir anlaşmaya varmak için çabalarımızı koordine ediyoruz. Bunu önümüzdeki günlerde yapmayı umuyoruz" ifadelerini kullandı. "Savaşın devamı bütün dünyayı etkiliyor" Yalnızca bölge ülkelerinin değil, tüm dünyanın mevcut krizden etkilendiğini söyleyen Abdulati, savaşın sürmesinin enerji fiyatlarında artışa, tedarik zincirlerinde aksamalara ve gübre tedarikinde sıkıntılara yol açtığını kaydetti. Abdulati, "Bu çok önemli senaryoyu gerçekleştirmek için daha fazla çaba harcıyoruz; çünkü yalnızca biz bölgede değil, bütün dünya bu savaşın devam etmesinden, enerji fiyatlarının yükselmesinden, tedarik zincirindeki eksikliklerden ve kesintilerden, gübre eksikliğinden zarar görüyor; bu da dünyanın gıda güvenliğini ve enerji güvenliğini etkiliyor. Bu yüzden gerilimi azaltma yönünde ilerlemek ve diplomasi için pencereyi değil kapıyı açmak amacıyla çok yoğun şekilde bastırıyoruz. Ve tekrar söyleyeyim, bunu mümkün kılmalıyız. Elbette mümkün ve bu yüzden çabalarımızı sürdürmeli ve bunu kazan-kazan durumuna dayalı olarak başarmak için baskımızı devam ettirmeliyiz" dedi. "Ortak stratejimiz, ortak vizyonumuz, ortak politikalarımız var" Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlarıyla gerçekleştirilen görüşmeye ilişkin soruyu da yanıtlayan Abdulati, önceliklerinin gerilimin barışçıl şekilde sona erdirilmesi olduğunu söyledi. Abdulati, "Her şeyden önce bu gerilimin nihai barışçıl sonucuna ulaşmak ve tansiyonu düşürmek için koordinasyon içindeyiz ve ortak bir stratejimiz, ortak bir vizyonumuz, ortak politikalarımız var. İkinci olarak da savaş sonrası bölgesel düzen konusunda ortak bir vizyon geliştirmeyi ve buna sahip olmayı düşünüyoruz. Ve bunun, komşu ülkelerin, Körfez ülkelerinin, bölgesel ortakların, buna Mısır da dahil olmak üzere, çıkarlarını ve kaygılarını dikkate alması gerekir. Ve tekrar söyleyeyim, Körfez ülkeleri için güvenliğe, garantilere tam koruma sağlamalıyız; çünkü İran’dan daha önce olanlar kınanacak nitelikteydi ve Körfez ülkelerine yönelik saldırganlıkları, saldırıları, düşmanca eylemleri kabul edemeyiz; çünkü onlar bu savaşa katılmadılar, bu savaşın tarafı değillerdi. Bu yüzden Körfez ülkelerine saldırılması kınanacak bir şeydi ve kabul edilemezdi. Bu nedenle geleceğe bakmalı ve Körfez devletlerinin ve bölgesel ortakların, buna Mısır da dahil olmak üzere, güvenlik çıkarlarını gelecekteki herhangi bir güvenlik ve bölgesel düzenlemede dikkate almalıyız" ifadelerini kullandı. "Herkes zarar görüyor" Mevcut krizin dünya ekonomisine etkilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Abdulati, gıda ve enerji güvenliğinin ciddi baskı altında olduğuna dikkat çekti. Abdulati, "Herkes zarar görüyor; gübre tedarik zincirindeki kesintiden dolayı gıda güvenliği de etkileniyor, ayrıca enerji fiyatlarının yüksek ya da fırlamış olması dünya ekonomisini etkiliyor" dedi. "Rusya çok önemli bir ortak" Rusya’nın rolüne ilişkin soruya da yanıt veren Abdulati, tüm aktörlerin gerilimin azaltılması için yapıcı katkı sunması gerektiğini belirtti. Abdulati, "Herkes gerilimi azaltmayı ilerletmek için yapıcı bir rol oynamalı. Elbette şimdi gerilimi azaltma yönünde hareket etmeliyiz; çünkü şu anda sorun yalnızca seyrüseferdeki kesinti nedeniyle erişilebilirlik değil, aynı zamanda karşılanabilirliktir; fiyatları aşağı çekmemiz gerekiyor. Ve Rusya, elbette, çok önemli bir ortaktır" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar ile görüştü
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:45 Cumhurbaşkanı Erdoğan Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar ile görüştü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5. Antalya Diplomasi Forumu (#ADF2026) için Türkiye’de bulunan Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar ile bir görüşme gerçekleştirdi. Liderler, Türkiye-Slovenya ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye ile Slovenya ilişkilerinin her geçen gün daha da güçlendiğini, özellikle ticaret, ekonomi ve altyapı alanlarında iş birliğini artırmak için gayret gösterildiğini belirtti. Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefini stratejik önemde gördüğünü, Birlik’ten cesaretli ve vizyoner yaklaşım beklendiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki istikrarsızlık ve savaş ortamında, NATO müttefikleri olarak savunma sanayii alanında iş birliğinin arttırılmasının önem arz ettiğini, NATO’nun Ankara Zirvesi’nde bu konuda yeni kararlar alınmasını beklediklerini, Slovenyalı yetkililerin 5 Mayıs’tan itibaren İstanbul’da yapılacak SAHA savunma fuarına katılmalarının faydalı olacağını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Slovenya’nın Filistin Devleti’ni tanımasının, İsrail’e silah ambargosu uygulamasının ve BM’de Filistin lehine karar tasarılarına öncülük etmesinin takdirle karşılandığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Balkanlar’da istikrarı desteklemeye yönelik tesis ettiği Balkan Barış Platformu’na Slovenya’nın da katılımını arzu ettiğini belirtti.
Başkan Selmanoğlu: "AK Parti milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir"
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:32 Başkan Selmanoğlu: "AK Parti milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir" AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, "AK Parti, yalnızca bir siyasi hareket değil; milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir"dedi. Elazığ’ın Maden ilçesi ile Gezin bölgesinden bir grup vatandaş, düzenlenen programla AK Parti saflarına katıldı. Gerçekleştirilen katılım programında yeni üyelik işlemleri yapılırken, birlik ve beraberlik mesajları verildi. Yeni üyelerle buluşma programına Ak Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekilleri Prof. Dr. Erol Keleş ve Ejder Açıkkapı, Merkez İlçe Başkanı Hasan Çalışkan ve Gençlik Kolları Başkanı Koray Adsız ile teşkilat mensupları katıldı. Programda yeni üyelik müracaatında bulunan vatandaşlar ile istişare edilerek, AK Parti’nin Elazığ genelinde büyümeye devam ettiği vurgulandı. AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, "Bugün Maden ve Gezin bölgemizden aramıza katılan kıymetli hemşehrilerimizle birlikte teşkilatımızın gücünü arttırmış bulunuyoruz. AK Parti, yalnızca bir siyasi hareket değil; milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir. Her geçen gün büyüyen bu aileye katılan her bir kardeşimiz, Türkiye’nin güçlü yarınlarına olan inancın en somut göstergesidir. Bizler; ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayışla yol yürümeye devam ediyoruz. Elazığ’ımızın her köşesinde gönül köprüleri kurarak, milletimizle omuz omuza, istişare ve ortak akıl çerçevesinde hizmet üretmeyi sürdüreceğiz. Bu vesileyle ailemize katılan tüm büyüklerime, kardeşlerime ‘hoş geldiniz’ diyor, katılımlarının ilimize ve partimize hayırlı olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. Program, hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.
AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı’dan mecliste yaşananlara tepki
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:29 AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı’dan mecliste yaşananlara tepki AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde faaliyet raporu görüşmeleri sırasında yaşananlara tepki gösterdi. Saygılı, eleştiriden kaçan ve söz hakkını engelleyen bir anlayışın kente hizmet edemeyeceğini belirtti. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, mecliste gerçekleştirilen görüşmelere ilişkin bir açıklama yaptı. Saygılı, "İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde dün yaşananlar, tam anlamıyla demokrasiye gölge düşüren bir tabloyu ortaya koymuştur. Faaliyet raporları, bir belediye meclisinin kenti adına görüşeceği en önemli gündemlerden biridir" ifadelerini kullandı. "Eleştiriden kaçmıştır" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın tutumunu eleştiren Saygılı, "Sayın Cemil Tugay, iki yıllık icraatlarının konuşulacağı bu kritik oturumda yönetmeliklere ve siyasi teamüllere uygun olmayan bir tutum sergileyerek İzmir Büyükşehir Belediyesinde bir ilke imza atmıştır. Grup başkan vekillerine söz hakkı tanımayarak eleştiriden kaçmış, yapılmayan işlerin konuşulmasını engellemeye çalışmıştır" şeklinde konuştu. "Kabul edilemez bir yaklaşım" Meclis öncesinde alınan kararlara uyulmadığını savunan Saygılı, "Üstelik meclis öncesinde CHP Grup Başkanlığı ile yapılan toplantıda süreler ve işleyiş konusunda mutabakata varılmış olmasına rağmen, bu uzlaşıya aykırı şekilde sürelerin kısılması ve konuşmaların sınırlandırılması kabul edilemez bir yaklaşım olmuştur. Bu tavır, şeffaflıktan uzak bir yönetim anlayışının açık göstergesidir" sözlerine yer verdi. "Asıl engelin kim olduğu ortaya çıkmıştır" Konuşmaları engellemenin hizmet eksikliğini kapatmayacağını dile getiren Saygılı, "Şunu herkes bilmelidir ki, konuşmaları engellemek, süreleri kısmak ya da eleştiriden kaçmak, İzmir’in yaşadığı hizmet eksikliğini ortadan kaldırmaz. Aksine, bu tutum hizmet üretemeyen bir yönetimin gerçeğini daha da görünür hale getirir. Bugün gelinen noktada ’engelleniyoruz’ söyleminin de bir karşılığı kalmamıştır. Çünkü bizzat belediye meclisinde faaliyet görüşmelerini engelleyerek asıl engelin kim olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. İzmir, hizmet beklemektedir. Tartışmadan kaçan değil, hesap veren ve üreten bir belediyecilik anlayışını hak etmektedir" dedi.