POLİTİKA
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:41 İçişleri Bakanı Çiftçi, İstanbul Emniyet Müdürlüğünü ziyaret etti İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında alınan tedbirleri incelemek üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğünü ziyaret etti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında alınan tedbirleri incelemek üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğünü ziyaret etti. Bakan Çiftçi, burada İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul İl Jandarma Komutanı Korgeneral Yusuf Kenan Topcu, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tümamiral Serkan Tezel, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız tarafından karşılandı. Bakan Çiftçi, ziyareti sırasında alınan tedbirler hakkında detaylı bilgi alarak, görev başındaki personele başarılar diledi. Ziyarete ilişkin İçişleri Bakanlığı’nın X hesabından yapılan paylaşımda, "İçişleri Bakanımız Sayın @mustafaciftcitr 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle alınan tedbirleri yerinde incelemek üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğümüzü ziyaret etti. Sayın Bakanımız, İstanbul Valimiz Sayın Davut Gül, İstanbul İl Jandarma Komutanımız Korgeneral Sayın Yusuf Kenan Topcu, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanımız Tümamiral Sayın Serkan Tezel, İstanbul Emniyet Müdürümüz Sayın Selami Yıldız tarafından karşılandı. Ziyaret kapsamında yürütülen güvenlik tedbirlerine ilişkin detaylı bilgi alan sayın bakanımız, görev başındaki tüm personelimize başarılar diledi. 1 Mayıs’ın huzur ve güven içerisinde geçmesi için gerekli tüm tedbirler titizlikle uygulanmaktadır" ifadelerine yer verildi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:07 Bakan Bayraktar: "Eskişehir bir maden kenti aslında" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Eskişehir’in aslında bir maden kenti olduğunu belirterek, "Eskişehir’de bu sene adeta bir yatırım yılı haline gelmiş olacak" dedi. Bakan Alparslan Bayraktar, Seyitgazi ilçesinde bulunan Eti Maden İşletmeleri Kırka Bor Müdürlüğü’nde saha ziyareti gerçekleştirdi. Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ve il protokolü eşliğinde yetkililerden bilgi alan Bayraktar, enerji yatırımlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. "Eskişehir bir maden kenti aslında" Tüm çalışanların 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ederek sözlerine başlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "1 Mayıs hakikaten iş ve emeğin sembolize olmuş önemli günlerinden bir tanesi. Biz de bugün burada işçi kardeşlerimizle birlikte olmak istedik. Burası malumunuz Eskişehir, tabii bir maden kenti aslında. Türkiye madenciliğinde çok önemli bir yeri var ama Eskişehir özelinde de tabii bizim Eti Maden’imiz, ulusal markamız, dünya çapında bir marka haline gelmiş Eti Maden şirketimizin üretim tesislerine geldik. Burası 7/24 çalışan bir tesis. Bugün 1 Mayıs resmi tatil ama burası hiç durmadan, gece gündüz çalışan, üç vardiya çalışan önemli bir tesis. Eti Maden şirketimiz tabii Türkiye’nin medarıiftiharı; zira Türkiye madenciliğinin yaklaşık yüzde 20 ihracatını burası yapıyor. Yılda yaklaşık 1,3-1,4 milyar dolarlık bir ihracat gerçekleştiriyoruz. 8 bine yakın çalışanıyla, Türkiye’nin muhtelif şehirlerindeki tesisleriyle hakikaten dünya çapında, dünyadaki bor rezervlerinin çok önemli bir kısmına sahip olup dünya bor pazarında da yüzde 65’lik bir pazar payına sahip. Bu içinde bulunduğumuz Kırka tesisimiz de yine çok önemli bir üretim yeri, yaklaşık 2 bin 600 çalışanın olduğu önemli bir tesisimiz. Burada da gördüğünüz gibi yoğun bir çalışma var, yine yaklaşık 1,4 milyon tonluk yıllık bir üretimi gerçekleştiriyor" şeklinde konuştu. "Eskişehir’de bu sene adeta bir yatırım yılı haline gelmiş olacak" Ziyaret vesilesiyle başka çalışmaları da yerinde inceleme şansı bulduklarını belirten Bakan Bayraktar, "Şu anda içinde bulunduğumuz tesis aslında bizim lityum karbonat pilot tesisimiz. Malumunuz pilot tesislerden sonra endüstriyel tesis üretimine geçiyoruz ve inşallah lityum karbonatta da bu anlamda tesislerimizin temellerini bu sene atmayı hedefliyoruz. Keza penta tesislerimiz; en son Penta-5 ile şimdi biraz önce oradan hep birlikte geldik, Penta-6 tesisimizin de bu sene içerisinde yine temellerini atacağız, onun çalışmalarına başlamış durumdayız ve bunlarla Eskişehir’de bu sene adeta bir yatırım yılı haline gelmiş olacak. Beylikova’daki nadir toprak elementlerimiz; onda da bu sene için endüstriyel tesisi kurmayla alakalı çok önemli bir aşamaya geldik. 2026 yılı bu anlamda Eti Maden’in Eskişehir’de özellikle çok yoğun bir anlamda yatırıma gireceği ve inşallah önümüzdeki yıllarda da bunun istihdama dönüştüğünü göreceğimiz, sadece Penta-6’da yaklaşık 300 yeni çalışma arkadaşımıza kavuşacağız. Dolayısıyla biz bir taraftan hem Eti Maden’i buradaki faaliyetleri büyütmeye devam ediyoruz hem de ülkemizin ihracatına, ekonomisine katkı yapmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "500 milyon dolarlık bir endüstriyel tesis yatırımı" Yatırımların toplam miktarına da değinen Bayraktar, son olarak şunları söyledi: "Aslında 3 tesisten bahsettik; nadir toprak elementi ve diğer tesislerimizle bunlar yaklaşık olarak yarım milyar dolarlık, 500 milyon dolarlık bir endüstriyel tesis yatırımıdır ama Eti Maden’in güçlü finansal altyapısıyla ve tabii bu tesislerin ülkemize katacağı faydaları göz önünde bulundurduğumuzda hakikaten çok önemli, Eskişehir’e de katkıları olacak bu üç tesisimizin inşallah temellerini bu sene atmayı hedefliyoruz." Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın programı saat 16.00’da Eskişehir Valiliği ziyareti, saat 16.30’da AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı ziyareti ve saat 17.45’de Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde (EOSB) maden sektörü temsilcileri ile buluşma programıyla devam edecek.
Kıratlı: "Mersin, Türkiye’nin güneydeki lokomotifi olacak"
07 Ekim 2025 Salı - 12:38 Kıratlı: "Mersin, Türkiye’nin güneydeki lokomotifi olacak" AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, kent genelinde devam eden ulaşım, altyapı, eğitim ve sağlık yatırımları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Kıratlı, başta Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolu olmak üzere birçok projenin hızla ilerlediğini belirterek, "Hedefimiz projeleri planlanan tarihten önce tamamlamak" dedi. Kıratlı, beraberinde AK Parti Mersin İl Başkan Yardımcısı Cihan Ciğer ile birlikte İhlas Haber Ajansı (İHA) Mersin Bürosunu ziyaret ederek, kentte yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolu projesinde fiziki ilerlemenin yüzde 70’in üzerine çıktığını söyleyen Kıratlı, "Planlanan bitiş tarihi 2027 sonuydu ancak biz bu projeyi 2026 yılı sonuna yetiştirmeyi hedefliyoruz. Ekiplerimiz sahada yoğun bir tempoda çalışıyor" diye konuştu. Pozantı-Çeşmeli Otoyolu yenileniyor Kıratlı, doğu-batı aksında trafiği rahatlatacak Pozantı-Çeşmeli Otoyolunda da yenileme çalışmalarının başlayacağını bildirdi. "Yenileme ihalesini yaptık, bu ay itibarıyla başlıyoruz. Eski yol çok kötü durumdaydı. Bölge müdürümüz, ‘yepyeni bir yol olacak’ dedi. Çalışmalar 8 ila 10 kilometrelik etaplar halinde sürecek" ifadelerini kullandı. D-400 yolu 8 şeride çıkıyor Mersin-Adana arasındaki D-400 karayolunun 8 şeride çıkarılması için yapılan ihalenin tamamlandığını da hatırlatan Kıratlı, "Bu yıl ödenek ayıramadık ancak 2026 yılı için güçlü bir bütçe alıyoruz. Serbest Bölge-Cam Sanayi hattında da çalışmalar başlayacak" dedi. Sağlık ve eğitim yatırımları devam ediyor Kıratlı, Mezitli Devlet Hastanesi yolunun ihalesinin yapıldığını ve hastane bağlantı yollarıyla birlikte yılbaşına kadar tamamlanacağını belirtti. Ayrıca Erdemli-Çiriş sanayi yolu, Fındıkpınarı-Cemilli ve Güzeloluk yayla yollarında da çalışmaların sürdüğünü söyledi. Eğitim alanında 47 yeni okul yatırımının başlatıldığını belirten Kıratlı, "Depreme dayanıklı, modern okulları çocuklarımızla buluşturuyoruz. 2002’de 6 bin olan derslik sayısı bugün 19 bini geçti" şeklinde konuştu. "Bekleme süreleri azaldı" Sağlıkta son bir yılda önemli ilerleme kaydedildiğini dile getiren Kıratlı, "Mersin’de kamu hastanelerinde 29 milyon kişi hizmet aldı. Bekleme süresi yüzde 70 oranında azaldı. Randevu sorunu yaşayan vatandaşlarımız için alternatif tedavi merkezleri oluşturduk" diye konuştu. Yüksek hızlı tren ve lojistik vizyonu Kıratlı, Mersin’den geçen Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattında fiziki tamamlanmanın da yüzde 70’i geçtiğini belirterek, Yenice-Ulukışla hattı için yeni gelişmeleri paylaştı. "En büyük eksiğimiz Yenice-Ulukışla arasıydı. Şu anda Yenice-Aksaray aksının bütün süreçleri tamamlandı. Bu hattın tamamlanmasıyla İstanbul’dan Gaziantep’e kadar kesintisiz bir yüksek hızlı tren hattı oluşacak" dedi. "Mersin Havalimanı ve liman entegrasyonu kritik" YHT hattının sadece ulaşım açısından değil, lojistik ve ekonomi açısından da stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Kıratlı, "Havalimanı ve liman entegrasyonu sayesinde Mersin, Karaman, Aksaray, Nevşehir gibi iç bölgeleri birbirine bağlayacak. Bu, serbest bölge ve limanla bütünleşmiş büyük bir ekonomik dönüşüm anlamına geliyor" ifadelerini kullandı. "Hizmet siyaset üstüdür" Mersin’de yürütülen hizmetlerin siyaset üstü olduğunu dile getiren Kıratlı, "Mersin, kendisini temsil edenlere sahip çıkmalı. Yapılan hizmet kimin eliyle gelirse gelsin bu şehir içindir. ‘Benim oy verdiğim yapınca iyi, karşı düşüncedeki yapınca kötü’ yaklaşımı yanlış. Bu hizmetler hepimizin" dedi. "Mersin Türkiye’nin güneydeki lokomotifi olacak" Kıratlı, açıklamasının sonunda Mersinlilere seslenerek, "Mersin’e inanalım, sahip çıkalım. Bu şehir artık sadece bir liman kenti değil; sanayi, lojistik, turizm ve sağlık merkezi olacak. Bu altyapı hamleleriyle Mersin, Türkiye’nin güneydeki lokomotifi haline gelecek" diye konuştu. Milletvekili Kıratlı, projelerin takipçisi olmaya devam edeceklerini ve Mersin’i hak ettiği yere taşımak için gece gündüz çalıştıklarını da sözlerine ekledi.
Bakan Tekin: "Biz büyük bir camiayız"
07 Ekim 2025 Salı - 12:35 Bakan Tekin: "Biz büyük bir camiayız" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da ilçe mili eğitim müdürleri ile bir araya geldi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ana hedeflerinden birsinin de insanlığın ortak değerlerine sahip çıkan, insanın bizatihi insan olmasından kaynaklanan haklarını koruyan, saygı duyan ve bu konuda mücadele eden bir kuşak yetiştirmek olduğunu dile getirdi. Erzurum Hizmetiçi Eğitim Merkezi Enstitüsü’ndeki toplantının açılışında konuşan Bakan Tekin, tüm okullarda Filistin ve Gazze temalı farkındalık oluşturmak üzere gönüllülük esasına dayanan çalışmalar yapmalarını istediklerini hatırlatarak, "Bugün okullarımızda İsrail’in iki yılı dolan soykırım uygulamasını, vahşetini okullarımıza bir farkındalık oluşturması açısından bir yazı göndererek bu konuda gönüllülük esasında yayılan çalışmalar yapmalarını istemiştik. Burada iki tane gerekçemiz var. Bunlardan bir tanesi, eğitim dediğimiz şeyin ana paradigması; dünyaya barışı, demokrasiyi, insan haklarını egemen kılacak bir kuşak yetiştirmektir. Bu yetiştirmenin yolu da bu türden kural dışı davranışların sergilendiği ortamlarda tepki gösteren ve bu insani değerlere sahip çıkan kuşağın yetişmesi için bu farkındalıkları artırmaktır. Bunlarla aslında tamamen dünyanın her tarafında eğitim-öğretim programlarının içerisine yerleştirilmiş olması gerekir. Eğitim-öğretim süreçlerinin ana hedefinin bu olması gerekiyor. Fakat hızla gelişen dünyamızda maalesef yeni gelişmelere adapte olma uğraşındaki eğitim-öğretim sektörü, asıl ana paradigmasını ihmal eder duruma geldi. Eğer öyle olmasaydı, bugün dünyada soykırımdan, savaşlardan, insan hakları ihlallerinden, zulümlerden bahsetmezdik" dedi. "Bir gün Türkler gelecek ve bizi kurtaracak" Geçen eğitim-öğretim yılı uygulamaya koyulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde; insanlığın ortak değerlerine sahip çıkan, insanın bizatihi insan olmasından kaynaklanan haklarını koruyan, saygı duyan ve bu konuda mücadele eden bir kuşak yetiştirmeyi, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ana hedeflerinden bir tanesi olarak kurguladıklarını anlatan Bakan Tekin, "Dolayısıyla biz bugünkü etkinliğimizi, insanlık adına; insanlık onuruna sahip çıkmak, zulümlere "dur" demek, barış adına, demokrasi adına çocuklarımızın, okullarımızın bir ses vermesini istemiş olduk. İkincisi de bu evrensel enstrümanların dışında; biz binlerce yıllık devlet geleneğine sahip olan bir milletiz. Ve sahip olduğumuz bütün devlet gelenekleri dünyada hep mazlumun yanında yer aldı. Dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan insanlar, "Bir gün Türkler gelecek ve bizi kurtaracak." ümidiyle yaşadılar. İkinci konu bu. Biz devlet olarak böyle bir geleneğiz. Bizim çocuklarımız, dünyanın neresinde olursa olsun zulme karşı çıkan, mazlumların yanında olan bir devlet geleneğine sahip olduğunu bilmeli ve bu devlet geleneğine sahip çıkmalılar" şeklinde konuştu. "Bu yolculuğu beraber yürümeliyiz Büyük bir aile olduklarını vurgulayan Bakan Tekin, "Gerçekten çok büyük bir aileyiz. Özel okullarla beraber düşündüğümüzde yaklaşık 75 binin üzerinde kurum, 1 milyon 200 binin üzerinde öğretmenle hizmet veriyoruz. Diğer özel öğretim genel müdürümüze bağlı diğer kurumları da düşündüğümüzde, 100 binin üzerinde Türkiye’de kurumla muhatabız. 100 binin üzerinde kurum. 18 milyon öğrenci ve 86 milyona yakın bütün vatandaşlarımızla birebir temas halinde olan devasa bir yapıyız. Dikkat etmemiz gereken en temel şey, bu yapının bir ahenk içerisinde, bir uyum içerisinde, ortak hedeflere yönelik olarak, ortak aynı metodolojiyle mücadele etmesini temin etmektir. Bu bizim için önemli. Eğer bunu yapamazsak, bu uzlaşıyı sağlayamazsak, bu yolculuğu beraber yürüyemezsek; attığımız adımların hiçbir anlamı yok. Attığımız adımların başarılı olmasının yegâne yöntemi budur. Ve 2023 Haziran ayında bakanlık görevine başladığımda bu parametreden hareket ettik ve şöyle bir şey yaptık: Bu birlikteliği, bu aynı yol yürümeyi Bakanlık Merkez Teşkilatı’ndan başlatalım dedik. Pazar günü Mahmut Hoca ile devir teslimi yaptıktan sonra eve gittim, 6 tane soru yazdım. Sonra onları çoğalttım ve pazartesi sabah erken saatlerde gazetecilerle başlangıcını yaptık. Erken yapacağımız birim amirleri toplantısında birim amirlerimize, yani genel müdürlerimize ve o zamanki bakan yardımcılarımıza bu soruları yönelttim, yazılı olarak. Soruların ortak özelliği şuydu: Bakanlık, bakan yardımcıları ve genel müdürler, birim amirleri birbirlerinin ne yaptıklarını O gün başladığımız noktayı, bugün şu an geldiğimiz nokta itibarıyla farklı uygulamalarla devam ettirdik. Hemen ertesinde bütün öğretmen arkadaşlarımızla sohbet etmek için mekanizmalar oluşturmaya başladık" dedi. "Aynı hedefe yönelmiş, aynı azim ve kararlıktayız" "Öğretmenler Odası Etkinlikleri" oluşturduklarını hatırlatan Bakan Tekin, daha sonra sözlerine şöyle devam etti, "Bazen planlanmış, davetli öğretmenler odası programları yaptık; bazen il ziyaretlerimizde ziyaret ettiğimiz okulları önceden il millî eğitim müdürlerimiz, valilerimiz organize ettiler. Oradaki gittiğimiz okuldaki öğretmen arkadaşlarımızla sohbet ettik. Çoğunlukla da habersiz ziyaret ederek okullarımızda öğretmen arkadaşlarımızla samimi ve içten sohbetler yaptık. İl müdürlerimizle yaptığımız toplantıları rutinleştirdik. Her ay yaptığımız her işi il müdürü arkadaşlarımızla konuştuk. Zümre öğretmenlerle ilgili bir karar aldık ve bunu önemsediğimizi gönderdiğimiz şekilde yaparak ifade ettik. Türkiye Zümreleri oluşturduk. Bakanlığın elektronik ortamda iletişim kanallarını aktif bir şekilde kullanmaya başladık. Yapmak istediğimiz şey şuydu: Biz, bakanlık olarak biraz önce söylediğim büyüklük olarak hem sayısal büyüklük olarak birlikte hareket eden, aynı şeyi yapmak isteyen ve aynı hedefe yönelmiş, aynı azim ve kararlılıkla çalışan insanların bir araya geldiği bir aile ortamı oluşturmak istedik. Bunu yapmak için kurumsal toplantı anlamında attığımız adımlardan bir tanesi de sizin şu anda bulunduğunuz toplantı ortamı. Bu ilçe müdürlerimizi de 922 ilçenin tamamının ilçe müdürlerini kısımlar hâlinde 200-300 kişilik gruplar şeklinde toplantılarımıza davet ettik. Geçtiğimiz hafta ilk grubu, 200 civarında ilçe müdür arkadaşımızla beraber Gaziantep’te yaptık. Bugün 300’ün üzerinde ilçe müdürümüzle beraber buradayız. Ve önümüzdeki bu ay içerisinde bütün ilçe müdürleri toplantılarımızı tamamlamış olacağız. Burada bulunduğumuz süre içerisinde, biraz önce çerçevesini çizdiğim mantık dâhilinde; bakanlığımızın neyi, niçin yaptığını, hangi yöntemleri izlediğini ve sizlerden beklentilerimizin ne olduğunu ilgili arkadaşlarımız, bakan yardımcılarımız ve genel müdürlerimiz sizlerle paylaşacak"
Baran: "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız, projelerini hayata geçirirken Türkiye’nin geleceğini de inşa ediyor"
07 Ekim 2025 Salı - 12:34 Baran: "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız, projelerini hayata geçirirken Türkiye’nin geleceğini de inşa ediyor" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara Ticaret Odası’nı (ATO) ziyaret etti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran’ı ziyaret etti. ATO Başkanı Baran, ziyaretin detaylarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Baran, "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği yatırımlarla yolları, şehirleri ve insanları birbirine bağlarken, Türkiye ekonomisine çok önemli katkılar yaptığını kaydeden Baran, "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız, projelerini hayata geçirirken Türkiye’nin geleceğini de inşa ediyor" dedi. Baran, Bakan Uraloğlu’nun ziyareti sırasında, Kızılay-Esenboğa metro hattı inşaatının, yatırım planına alındığı ve 2026 yılı içinde yapımına başlanmasının planlandığının müjdesini verdiğini de bildirerek, "Ankara Ticaret Odası olarak direkt uçuş ve HUB konusunu yıllardır gündemimizin ilk sırasına koyuyor ve bu konuda çalışmalar yürütüyoruz. Üyelerimizin Kızılay-Esenboğa Havalimanı arasında metro hattı yapılmasına ilişkin taleplerini, bu yılın Mayıs ayında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ATO’yu ziyareti sırasında da zat-ı alilerine arz etmiştik" diye konuştu. Kızılay-Esenboğa metro hattının, Pursaklar ve Akyurt başta olmak üzere hat üzerinde yer alan yerleşim yerleri için de büyük önem taşıdığını, Ankara’nın trafik yükünü azaltacağını kaydeden Baran, "İç ve dış hatları bir arada bulunduran Esenboğa Havalimanı, Türkiye’nin yolcu trafiği açısından en büyük dördüncü havalimanı durumunda ve geçen yıl yaklaşık 13 milyon yolcu ile neredeyse Ankara nüfusunun iki katı kadar yolcu trafiği gerçekleşti. Halen yürütülen çalışmalarla Esenboğa’dan yurtdışına direkt ulaşılan destinasyon sayısı da artıyor. 21 üniversitemiz var ve bu üniversitelere dünyanın çeşitli ülkelerinden 20 binden fazla öğrenci geliyor. Ankara’mızın ticarette, turizmde, sağlıkta daha da gelişmesi ancak ulaşımın kolaylaşmasıyla mümkün. Şehrimizdeki trafik yoğunluğu da dikkate alındığında metronun bir ihtiyaç olduğu görülüyor. Ankara’mıza çağ atlatacak ve çehresini değiştirecek bu önemli yatırım için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu’na ve tüm emeği geçenlere teşekkür ederiz" dedi. Son yıllardaki gelişimiyle Ankara’nın, başkent olmasının yanı sıra, aynı zamanda sanayi, teknoloji, savunma ve hizmet sektörlerinin yoğunlaştığı güçlü bir ekonomik merkez durumuna geldiğine dikkati çeken Baran, "Ankara Ticaret Odası olarak bu gücün sürdürülebilir şekilde büyümesi için ulaştırma alanındaki entegrasyonun artarak devam etmesi gerektiği kanaatindeyiz" ifadelerini kullandı. ATO’yu ziyaretinde Bakan Uraloğlu’na, Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Yalçın Eyigün, Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor, TCDD Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Civan, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Hava Ulaştırma Daire Başkanı Mehmet Sefa Ceyhan, Strateji Geliştirme Başkanı Mücahit Arman, Özel Kalem Müdürü Semih Karaca ve Bakan Danışmanı Musa Saka eşlik ederken, ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, Meclis Başkan Yardımcısı Ali İhsan Özdemir ile Yönetim Kurulu Üyeleri Adem Ali Yılmaz, Ali Yıldız, Ahmet Akça, Ali İhsan Güçlü, Halil İlik ve Yasin Özyolu da görüşmede yer aldı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "PKK’nın kurucu önderliği SDG/YPG’ye direkt çağrıda bulunarak, 10 Mart mutabakatına uyulmasını istemelidir"
07 Ekim 2025 Salı - 12:10 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "PKK’nın kurucu önderliği SDG/YPG’ye direkt çağrıda bulunarak, 10 Mart mutabakatına uyulmasını istemelidir" MHP Lideri Bahçeli, 28’inci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 4’üncü Yasama Yılının ilk grup toplantısını gerçekleştirdi. "Türkiye kutlu bir doğum arifesindedir bu doğumun sancıları olabilir" Terörsüz Türkiye’nin milli ve tarihi bir hedef olduğunu dile getiren Bahçeli, "Biz ‘Terörsüz Türkiye’ hedefini bütüncül zaman telakkisinin izdüşümünde kombine ve kolektif bakış açısıyla ele alıyor, hayatın ve hadiselerin her veçhesine ışıklar salacağına, yeni bir diriliş momenti olacağına inanıyoruz. Önyargıların düğümlerini çözmek istiyoruz. Katılaşmış ve kapanmış diyaloglara daha üst bir uzlaşma kümesinde canlılık kazandırmanın amaç ve arzusundayız. Şayet varsa buğulanan ve buzlanan toplumsal münasebetler ağını birlikte yaşama ve yaşatma temelinde karşılıklı anlayış, saygı, sevgi, fedakarlık, empati ve bağlılıkla yeni baştan kuracağımızı değerlendiriyoruz. Kim ki ‘Terörsüz Türkiye’den rahatsızsa bir kuraklık, bir karanlık, bir acziyet içindedir. Bu hedef soysuz bir çağdaşlığın fevkinde çağlar üstüdür. Sırtını statükoya dayayarak bulanık dönemlere hapsolanların aksine devirler üstüdür. Türkiye kutlu bir doğum arifesindedir. Bu doğumun sancıları olabilir, yanlış anlamalar olabilir, bazen sinirler de gerilebilir, hatta temaslar zayıflayarak mesafeler açılabilir. Fakat sabır, sebat ve soğukkanlılıkla vatan ve millet sevgisinde buluşmamız, aydınlık ve ortak bir geleceğe yürüme kararlılığımız her soru ve sorunla başa çıkmaya kafidir. Yeter ki samimiyet ve dürüstlük rotasından ayrılmayalım. Yeter ki dağılmamızı ve bölünmemizi kurgulayan muhasım koalisyona karşı hep birlikte ve kardeşçe göğüs gerelim" dedi. "Gerçekçi mutabakat ve müzakere zemini oluşmalıdır" TBMM’de tesis edilen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun toplumun her kesimiyle istişarelerini sürdürdüğüne dikkati çeken Bahçeli, "13 toplantı yapılmış, 14’üncüsünü de yarın gerçekleştirilecektir. İhtiyaç duyulan siyasi ve hukuki düzenlemelerin yapılabilmesi için geniş ve gerçekçi mutabakat ve müzakere zemini oluşmalıdır. Meseleye doğrudan veya dolaylı müdahil herkesin söyleyeceği bir fikri veya düşüncesi vardır. Bunları dinleyip en doğru ve güvenli bir yol haritası belirlenmelidir" şeklinde konuştu. "PKK’nın kurucu önderliği SDG/YPG’ye direkt çağrıda bulunarak, 10 Mart mutabakatına uyulmasını istemelidir" Terör örgütü PKK’nın ‘kurucu önderlerinin elini taşın altına koyduğunu’ belirten Bahçeli, "27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın hitamında PKK 12 Mayıs’ta silah bırakmış ve örgütsel varlığını lağvetmiştir. 11 Temmuz’da bir grup PKK’lı silahlarını yakmıştır. Ne var ki Suriye’nin kuzey doğusunda tesir alanı bulunan SDG/YPG henüz silah bırakmamış, 27 Şubat İmralı çağrısına riayet etmemiştir. Halbuki İmralı’nın çağrısı PKK’nın yanı sıra bölücü terörün tüm bileşenlerini kapsamaktadır. En azından bizim anladığımız böyledir, yorumumuz bu doğrultudadır. Beklentim şudur: PKK’nın kurucu önderliği SDG/YPG’ye direkt aynı mahiyet ve muhtevada bir çağrıda bulunarak, Şam yönetimiyle imzalanan 10 Mart tarihli mutabakata uyulmasını istemelidir. Esad rejiminin devrilmesinden sonra ilk kez yapılan Halk Meclis’i seçimlerinin demokratik istikrar içinde yeni dönemin, yeni siyasi ve toplumsal mekanizmanın ağırlık merkezi olması yönünde fikir birliği hasıl olmuşken; Rakka, Haseke ve Süveyda’nın bunun dışında kalması 10 Mart Mutabakatının ruhuyla çelişmektedir" ifadelerine yer verdi. (OHÖ-
Milli Eğitim Bakanı Tekin: "On binlerce insan, 60 binin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz"
07 Ekim 2025 Salı - 11:54 Milli Eğitim Bakanı Tekin: "On binlerce insan, 60 binin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "İnsanların birbirlerinin haklarına saygı duyduğu, birbirlerinin hak ve hukukunu koruduğu bir alan inşa etmek durumunda" olduğunu söyledi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, geçtiğimiz eğitim öğretim yılı başlarken de Çanakkale’den Gazze’ye temasıyla vatan savunması ve bağımsızlık temalı bir eğitim öğretim haftası başlangıcı yaptıklarını belirterek, "Geçen zaman içerisinde İsrail’in uyguladığı zulüm bitmedi. Tam tersine bir soykırım noktasına eriştim. On binlerce insan, altmış bin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz. Eğitim ile ilgilenen bizlerin, eğitimcilerin aslında asıl üzerinde durması gereken şey bu dünyada barış içerisinde birlikte adaleti, demokrasiyi, insan haklarını egemen kılacak bir yaşam ortamı oluşturmak" dedi. Türkler gelir ve bizi kurtarır "İnsanların birbirlerinin haklarına saygı duyduğu, birbirlerinin hak ve hukukunu koruduğu bir alan inşa etmek durumunda" diyen Bakan Tekin, "Biz Türkiye Yüzyılı Maarif modelini hayata geçirirken ana parametre olarak bunu aldık. Biz dedik ki bizim yetiştirdiğimiz çocuklar, biz öyle bir program yapacağız ki bizim çocuklarımız dünyada barışı, insan haklarını, demokrasiyi savunacak, bu değerlerin mücadelesini yapacak bir kuşak yetiştirmeliyiz. Bunun da bütün dünyadaki eğitim, öğretim programlarının örnek olmasını arzu ediyoruz dedik. Katıldığımız toplantılarda müfredat değişikliklerimizle ilgili sunumlar yaparken de odağa bunu yerleştirdik. Birincisi bu, ikincisi biz binlerce yıllık bir devlet gelinliğiyiz. Ve dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi ülkesine giderseniz gidin, bir zulümle karşı karşıya kaldıklarında, hak ve hürriyetlerin ihlal edildiği bir ortam gördüklerinde Türkler gelir ve bizi kurtarır. Türkler bizim hakkımızı savunur algısı var. Bunun da ben bir Türk olarak, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Gerçekten gurur duyuyorum. Dünyanın her tarafında insanların Türklere, Türkiye Cumhuriyeti devletine bu şekilde barış için, insan hakları için, adalet için, demokrasi için güveniyor olması benim için mutluluk verici bir şey. Dolayısıyla bu iki perspektiften baktığımızda Filistin’de yaşananlarla ilgili Türkiye’de Çocuklarımızın bu sürece sahip çıkacak bir şuurla yetişmesini sağlamak hem evrensel eğitimin ana felsefesi açısından hem de Türk devlet geleneği Türkiye’nin toplumsal yapısı açısından ve Türkiye’nin uluslararası imajı açısından önemli" diye konuştu. İnsan haklarını, adaleti, demokrasiyi önceleyen bir eğitim anlayışı inşa etmeye hep beraber devam edeceğiz Milli Eğitim Bakanlığı olarak bugün soykırımın ikinci yıldönümünde okullarda böyle bir etkinliği yapmayı uygun bulduklarını anlatan Bakan Tekin, "Biliyorsunuz son günlerde özellikle sadece ve sadece insani yardım amaçlı dünyanın farklı ülkelerinden, farklı milletlerden, farklı etnik ve dini aidiyetlerden insanların insani yardım götürmek üzere insan hakları aktivisti olarak yaptıkları eylemler İsrail vahşi politikası tarafından engellendi. Bu konuda da sesimizi duyurmak istemiştik. Türkiye’nin genelinde öğretmen arkadaşlarımızdan, okullarımızdan böyle bir gönüllü etkinlik ortamı oluşturulsun istemiştik. Biz de bugün burada Erzurum’da öğretmen arkadaşlarımızla bu etkinlikleri birlikte yaptık. Emeği geçen bütün öğretmen arkadaşlarımıza bu konuda hassasiyetini bizimle paylaşan bütün sivil toplum örgütlerine, siyasilere burada şükranlarımı sunuyorum. Eğitim dediğimiz gibi hep beraber altından kalkabileceğimiz bir yük. İnşallah biz bu paylaşımcı mantıkla dünyanın ortak ve yaşanabilir bir dünya haline gelmesi için insan haklarını, adaleti, demokrasiyi önceleyen bir eğitim anlayışı inşa etmeye hep beraber devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Emine Erdoğan, katıldığı programlardaki konuşmalarında Filistin’de yaşanan zulme dikkati çekti
07 Ekim 2025 Salı - 11:50 Emine Erdoğan, katıldığı programlardaki konuşmalarında Filistin’de yaşanan zulme dikkati çekti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl katıldığı ulusal ve uluslararası programlarda da Filistin’de yaşanan soykırıma dikkati çekti ve herkesi Gazze’nin sesi olmaya davet etti. Filistin’de İsrail güçlerinin saldırıları sonucu bugüne kadar çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Hayatta kalan, ancak İsrail güçlerinin uyguladığı abluka nedeniyle gıdaya erişemeyen Filistinliler ise adeta kıtlıkla boğuşuyor. Bu duruma sessiz kalmayan Emine Erdoğan, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da her fırsatta İsrail’in Gazze’de izlediği soykırım politikasına tepkisini dile getirdi. Emine Erdoğan, katıldığı programlarda yaptığı konuşmalarla ulusal ve uluslararası kamuoyunun dikkatini Filistin’de yaşanan zulme çekti. "Artık çocukların rüyaları, öldürüldükleri için bitmesin" Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesinin (TASC) 26 Mart’ta Türkevi’nde düzenlediği geleneksel iftar programında konuşan Emine Erdoğan, Filistin’de yapılan katliamları insanın yüreğinin kaldırmadığını ifade ederek, birkaç gün önce Gazze’ye sahur vaktinde düzenlenen saldırıda, çoğu çocuk yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "İçinde yaşadığımız dünya, çocuklara yönelik katliamların meşrulaştırılabildiği bir dünya halini aldı. Gerçekten öyle acı ki, uykularında hayattan koparılan o çocuklar, belki rüyalarında bir parkta korkmadan koşup oynadıklarını, belki uçurtma uçurduklarını, belki de savaşsız bir bayram ihtimalini görüyorlardı. Bu rüyalar, onlar için hiçbir zaman gerçeğe dönüşmeyecek. Artık çocukların rüyaları, öldürüldükleri için bitmesin, uyanıp bayramlıklarını giyebilsinler, uyanıp anne babalarına sarılabilsinler" ifadelerini kullandı. 4. Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında, 12 Nisan’da NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen "Ayrışan Dünyada Geleceği İnşa Etmek: Eğitimin Dönüştürücü Gücü Paneli"nde konuşan Emine Erdoğan, savaş bölgelerindeki milyonlarca çocuğun, en temel insan hakkı olan eğitime hala erişemediğine işaret etti. Çocuklara yaşam hakkı bile sunulmayan dünyada eğitim hakkının, sıralamanın çok gerilerinde kaldığını belirten Emine Erdoğan, şunları kaydetti: "Filistin’de çocuklar, bırakın okula gitmeyi düşünebilmeyi, uzatılan mikrofonlara ’Ölmek istiyorum. Çünkü savaş yüzünden yaşamaktan yoruldum’ diyorlar. ’Canın ne çekiyor’ diye sorulan her çocuğun normal şartlarda ’çikolata ya da dondurma’ demesi gerekirken, onlar yalnızca ’ekmek’ diyebiliyor. ’Annen, baban nerede’ diye soran gazetecilere, ’evde ya da işte’ demek yerine ’cennette’ diyorlar. Dünyamız artık küçücük çocukları ağır kederlerle yoran, minik kalplerindeki yaşama sevinçlerini yok eden bir yer oldu." Çocukların hiçbir savaşın tarafı olamayacağını, insanlığın felce uğramış vicdanına hatırlatmak gerektiğini kaydeden Emine Erdoğan, "Unutmayalım ki çocukların uykularında bombalarla, füzelerle öldürüldüğü bir dünya masumiyetini ilelebet kaybetmiştir. Kavgaların bittiği, çocukların neşeden başka bir duyguyu tatmadığı, sırtlarında büyük dertleri değil, yalnızca okul çantalarını taşıdığı bir dünya diliyorum" dedi. İstanbul’da 14 Nisan’da düzenlenen Küresel Donörler Forumu Açılış Töreni’nde konuşan Emine Erdoğan, "Gazze Sağlık Bakanlığı geçtiğimiz günlerde, 7 Ekim-23 Mart arasında ölen insanların listesini yayımladı. Yüzünü öte yana çeviren insanlığa, bu sessizliğinin neye sebep olduğunu gösterdi. Bu liste, dünyanın en büyük utancı sayılmalıdır. Tam tamına bin 516 sayfada, 50 binden fazla şehidin ismi var. Bunun 474 sayfası 15 bin 613 çocuğun isminden oluşuyor. 27 sayfası daha henüz birinci yaş günü kutlanmamış bebeklerle dolu" ifadelerine yer verdi. Emine Erdoğan, 22 Mayıs’ta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından İstanbul’da düzenlenen, "Uluslararası Aile Forumu"nun gala yemeğine katıldı. Filistin’de 7 Ekim 2023’ten beri tüm fertleriyle 2 bini aşkın ailenin yok olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, "Onlardan geriye, yardım çağrılarını duymayan dünyaya gülümsedikleri fotoğrafları kaldı. Yalnızca bir ferdi hayatta kalan Filistinli aile sayısı ise 5 bin civarında. Aile birliğinin önemine binaen toplandığımız bu anlamlı forum aracılığıyla, bu gerçeğin uluslararası toplumda yankı bulmasını diliyorum. Unutmayalım ki ailenin korunması evrensel bir haktır" diye konuştu. "Dünyanın bütün çocukları, insanlık ailesinin öz evlatlarıdır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 30 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen "Koruyucu Aile Günü" programındaki konuşmasında, dünyada 150 milyon civarında yetim çocuk bulunduğunu, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 40 bine yakın çocuğun da yetim kaldığını aktararak, "Şunu hiç unutmamalıyız ki dünyanın bütün çocukları, insanlık ailesinin öz evlatlarıdır. O nedenle Koruyucu Aile Sistemi’nin sadece ülkemizde değil, tüm dünyada yaygınlaşması elzemdir" dedi. Emine Erdoğan, 22 Eylül’de New York’taki Türkevi’nde "Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" programına ev sahipliği yaparak lider eşlerini ağırladı. Korkudan ve ölümden başka bir şey tanımayan, kimsesiz ve geleceksiz binlerce yetim çocuğun, kendilerinden bu gidişatı durdurmasını beklediklerini bildiren Emine Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: "Biliyor musunuz, Gazze’de çocuklar o kadar açlar ki, açlıktan bir daha uyanamayacakları uykulara dalıyorlar. Gazze, iki senede 19 bine yakın çocuğun öldürüldüğü bir çocuk mezarlığına, insanlığın vicdanının diri diri gömüldüğü topraklara döndü. Buradan bir kez daha, tüm insanlığı, Gazze’nin sesi olmaya, kalıcı ve adil bir barış için insani koridorlar açmaya, uluslararası hukuk ve adalet mekanizmalarını işler kılmaya davet ediyorum." "İnsanlığa acımasızca işlenmiş bir suç" Emine Erdoğan, 24 Eylül’de BM Genel Merkezi’nde, "Kanser ve Diğer Yıkıcı Hastalıkları Olan Çocukların Hayatta Kalma İhtimallerini Arttırma ve Acılarını Azaltma Amaçlı Küresel Hareket" başlıklı yan etkinlikte yaptığı konuşmada ise şu değerlendirmeleri yaptı: "7 Ekim 2023’ten beri Gazze Şeridi’nde 36 hastane bombalandı, ateşe verildi veya kullanılamaz hale getirildi. 80’den fazla sağlık merkezi vuruldu. İnsanların bir ümit hayata tutunmaya çalıştıkları hastaneler, toplu mezarlara çevrildi. Bu, insanlığa acımasızca işlenmiş bir suçtur. Çatışma bölgelerindeki her çocuk, dezavantajlı grupların ön sıralarında yer alırken, bir de kanser ve yıkıcı hastalıklarla mücadele eden çocukların maruz kaldığı acılar vicdanımıza sığmıyor. Onlar tedavi olamıyor, ilaca ulaşamıyor ve gözlerimizin önünde hayattan koparılıyorlar." Dünyanın, Filistin, Sudan, Afganistan, Ukrayna ve tüm savaş bölgelerindeki çocuklara insan onuruna yaraşır bir hayat borçlu olduğunu belirten Emine Erdoğan, insanlığın, her şartta "Önce çocuklar" diyebildiği bir vicdanda buluşmasını diledi. Aynı gün New York’ta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının "Sıfır Atık Mavi-Damla Damla Sergisi" açılışına katılan Emine Erdoğan, bu programda da Gazze’deki insanlık dramına dikkati çekti. Konuşmasında suyun önemini vurgulayan Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bugün dünyada suyun en pahalı olduğu yer Gazze’dir. Çünkü orada bir bardak suyun bedeli, insan hayatıyla ödeniyor. Maalesef, suyun bir soykırım aracı olarak kullanılabildiği çok karanlık bir dönemdeyiz. İsrail, 7 Ekim 2023’ten beri Gazze’ye yaptığı saldırılarda su altyapısını hedef alıyor. Su boru hatları, arıtma tesisleri, kuyular ve altyapıların yüzde 85’i kullanılamaz durumda. Filistinliler, günlük su ihtiyacını karşılamak için her gün uzun mesafeler yürümek zorundalar. Bazen aldıkları suyu ailelerine ulaştıramadan su sıralarına yapılan füze saldırılarında ölüyorlar. Küçücük çocukların, kendi ağırlıklarından fazla su bidonlarını taşımaya çalıştıkları görüntüler, gerçekten de insanlığın alnına çalınmış kara bir lekedir. Halk, susuzluktan insani tüketime uygun olmayan suyu içmek zorunda kalıyor. Sanırım, Gazze’de aşılmadık tek bir ahlaki, hukuki, insani ve etik kırmızı çizgi kalmadı. Çocukların ’anne, yemekte ne var’ diye soramadıkları bir dünya gerçeğine mahkum edildik. Ahlaki pusulasını kaybetmiş bir devlet, insanlığın vicdanıyla bilek güreşi tutuyor. İnsanlık, bu mücadelede yenilen taraf olmamalıdır." Papa 14. Leo’ya "Filistin’e destek olun" çağrısında bulundu Gazze’deki İsrail soykırımına konuşmalarında dikkati çekmekle yetinmeyen Emine Erdoğan, ikili görüşme gerçekleştirdiği kişilerden de Gazze için destek istedi. Vatikan’da 2 Temmuz’da Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo ile görüşen Emine Erdoğan, kalıcı ateşkes ve insani yardımların ulaştırılması için Papa’ya "Gazze konusunda Hristiyan dünyası daha gür sesle destek çıkmalı" çağrısı yaptı. Emine Erdoğan, Filistin’de kalıcı ve sürdürülebilir barış için iki devletli çözümün bir an önce hayata geçirilmesinin ve Filistin devletini resmen tanıyan ülkelerin sayısının artmasının önemini dile getirdi. Emine Erdoğan’dan Melania Trump’a Gazze mektubu Emine Erdoğan, 23 Ağustos’ta ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump’a, Ukrayna’daki savaş için gösterdiği hassasiyeti Gazze’deki insani kriz için de göstermesi çağrısında bulunduğu mektup gönderdi. Gazze’nin tarihte benzeri görülmemiş zalimliğe, çağın en acı soykırımına sahne olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, mektubunda şu ifadelere yer verdi: "BM Çocuk Fonu, 45 dakikada 1 çocuğun öldürüldüğü Gazze’de, yerin üstünü çocuklar için bir ’cehenneme’ yerin altınıysa bir ’çocuk mezarlığına’ benzetiyor. Savaşlarda kimliği belirlenemeyen askerler için kullanılan ’meçhul asker’ kavramını, bir gün çocuklar için de kullanacağımız aklınıza gelir miydi? Bugün ardında kimsesi kalmamış, adı dahi tespit edilemeyen binlerce Gazzeli çocuğun kefenlerine yazılan ’meçhul bebek’ ibaresi vicdanlarımızda onulmaz yaralar açıyor. Derin bir psikolojik yıkıma sürüklenen, gülmeyi tamamen unutan bu çocuklar, uzatılan mikrofonlara ölmek istediklerini haykırıyor ve masum kalplerinde baş edemeyecekleri bir savaşın yorgunluğunu taşıyor. Gazze’de tarih, öksüz ve yetim kalmış küçücük çocukların yaşadıkları tarifsiz acı ve korkularla saçlarına aklar düştüğünü yazıyor." Emine Erdoğan, kahkahaları susturulanların yalnızca Ukrayna’nın çocukları olmadığını, Filistin’in çocuklarının da aynı neşeyi, aynı özgürlüğü, aynı onurlu geleceği hak ettiklerini belirterek, "Gazze’deki insani krizin durdurulmasına yönelik güçlü çağrınızı içeren bir mektubu da İsrail Başbakanı Netanyahu’ya göndermeniz son derece anlamlı olacaktır. Dünyanın ortak bir uyanışa geçtiği, Filistin’in tanınmasının küresel bir iradeye dönüştüğü bu günlerde, Gazze adına sizden gelecek bir çağrının, Filistin halkına tarihi bir sorumluluğun da ifası olacağı kanaatindeyim" ifadelerini kullandı. Lider eşlerini "Filistin İçin Tek Yürek" zirvesinde buluşturdu Emine Erdoğan, 15 Kasım 2023’te de Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde pek çok ülkeden devlet ve hükümet başkanlarının eşleri ile özel temsilcilerin katılımıyla düzenlenen "Filistin İçin Tek Yürek" temalı zirveye ev sahipliği yaptı. Zirvede konuşan Emine Erdoğan, bugün tanık oldukları şeyin bir savaş değil, sadece en güçlü ve zalim olanın hayatta kaldığı, öteki hayatların kolayca harcanabildiği bir dünya düzenini kabul ettirme çabası olduğuna işaret etti. Emine Erdoğan, "İşte bu sebeple bütün devlet başkanı eşlerini, Gazze’de öldürülenlerin, kitlesel bir kıyım sürerken sesleri bastırılmak ve susturulmak istenenlerin sesi olmaya davet ediyorum" dedi. Lider eşlerinin her birinin ayrı ayrı güçlü, bir araya gelince ise çok daha güçlü bir sesi olduğunu belirten Emine Erdoğan, "Sözlerimizi, onlar için ve dünya için hemen şimdi ateşkes için birleştirelim. Gelin bu buluşmayı, sözden eyleme taşıyarak Filistin’de barış için bir inisiyatif haline getirelim. Çünkü ateşkes, öncelikli hedefimiz olsa da nihai hedef değil. Bütün dünyayı, aynı sesle Filistin’de ve İsrail’de kalıcı barışın sağlanması için çabalarımızı birleştirmeye çağıralım" diye konuştu. Emine Erdoğan, Filistinli çocuklara ve gençlere, ölmek ya da öldürülmek dışında insan onuruna yakışır bir gelecek borçlu olduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: "İşte bu yüzden başkenti Doğu Kudüs olan, toprak bütünlüğü korunmuş, tam bağımsız bir Filistin devletini kapsayan iki devletli çözümün vadettiği gecikmiş barışı tesis etmenin artık tam vakti. Bölgenin ve hatta dünyanın barış ve huzuru için Filistin’deki haksız işgal sona ermeli ve İsrail gasbettiği toprakları sahibine, Filistinlilere geri vermelidir." Ayrıca sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda da İsrail’in Filistinlilere uyguladığı soykırıma tepki gösteren Emine Erdoğan, bunun en yakın zamanda sona ermesi temennisinde bulundu.
Muhtarlarla buluşan Bakan Göktaş: "Sizlerin farkındalığı, aileyi koruma çabamızın en güçlü halkasıdır"
07 Ekim 2025 Salı - 11:47 Muhtarlarla buluşan Bakan Göktaş: "Sizlerin farkındalığı, aileyi koruma çabamızın en güçlü halkasıdır" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile kurumunu ve değerleri koruma hedefinde sahadaki en önemli paydaşların muhtarlar olduğunu kaydederek, "Sizlerin farkındalığı, aileyi koruma çabamızın en güçlü halkasıdır" dedi. İstanbul’da "2025 Aile Yılı Muhtarlara Yönelik Bilgilendirme Toplantısı" gerçekleştirildi. Toplantıya, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül, mahalle muhtarları ve çok sayıda davetli katıldı "Aile değerlerini yaşatmak, sağlıklı ve müreffeh bir toplumun ön şartıdır" Toplantıda konuşan Bakan Göktaş muhtarlara seslenerek, "Sizler, bir şehrin en küçük idari birimini oluşturan mahallelerin nabzını tutan yöneticilersiniz. Sorumluluğunuz altında bulunan her hane, ülkemizi ayakta tutan büyük aile yapısının bir parçasıdır. Ve her bir aileyi güvenle, sevgiyle ayakta tutmak, ülkemizin geleceğini korumaktır. Aile değerlerini yaşatmak, sağlıklı ve müreffeh bir toplumun ön şartıdır. Aile bağlarımızın güçlü oluşu, karşılaştığımız zorlukları aşmamızda en sağlam dayanağımızdır. Bunu en son, 2023’te yaşadığımız deprem felaketinde hep beraber gördük. Birbirini hiç tanımayan insanların bir aile gibi kenetlenerek gösterdiği dayanışmada, paylaşmada, merhamette hissettik" diye konuştu. 2025 Aile Yılı odaklı çalışmalar hakkında konuşan Bakan Göktaş, "Geçtiğimiz yıl, 15 Mayıs Uluslararası Aile Gününde açıkladığımız, "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planını" bizler için değerli bir yol haritasıdır. Bu plan, aileyi merkeze alan ilk eylem planı olması açısından özel bir önem taşıyor. Eylem Planıyla ailelerin refah düzeyini yükseltmeyi, sosyal hizmet ve politikalarımızın etkinliğini ve erişilebilirliğini artırmayı hedefliyoruz. Diğer yandan nüfusa ilişkin politikaları Cumhurbaşkanı Yardımcımızın Başkanlığında bütüncül bir yaklaşımla ele aldığımız Nüfus Politikaları Kurulunu oluşturduk. Bunun yanı sıra sosyal politikalarımıza yön verecek araştırmalar yürütmesi amacıyla Aile Enstitüsünü kurduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle ilan ettiğimiz 2025 Aile Yılı ise aile odaklı çalışmalarımızda bir dönüm noktası oldu" ifadelerini kullandı. "Ailenin karşı karşıya kaldığı tehditler karşısında ülke çapında farkındalık çalışmaları yürüttük" "Devletin en üst kurumundan ülkenin en ücra köşesine kadar herkes aile kurumunu korumak ve aile değerlerimizi yaşatmak için seferber olmuş durumda" diyen Bakan Göktaş, "Ailenin karşı karşıya kaldığı tehditler karşısında ülke çapında farkındalık çalışmaları yürüttük. Eğitimler, seminerler, medya kampanyaları ve saha çalışmaları yaptık. Bugüne kadar bin 781’i İstanbul’da olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında 11 bin 721 etkinlik düzenledik. Aile Yılı kapsamında doğum yardımı ve çocuk destekleri, gençlere yönelik evlilik kredileri gibi teşvikler verdik. İş ve aile yaşamının uyumlaştırılması noktasında adımlar attık. Yakın zamanda yürürlüğe giren memurların yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin düzenleme bunun en son örneğidir" ifadelerine yer verdi. Aile bireyleri arasında iletişimi güçlendirmeyi ve aileye yönelik hizmetleri toplumun ihtiyaçlarına uygun şekilde sürekli yenilediklerinin altına çizen Bakan Göktaş, "Dijital güvenlik, ebeveynlik becerileri ve kuşaklar arası dayanışma temalı atölyelerle vatandaşlarımızın yanında oluyoruz. Aile danışmanlığı hizmetleriyle her ailenin kolayca ulaşabileceği profesyonel destek mekanizmalarını yaygınlaştırıyoruz. En son olarak "Aile ve Toplum Temelli Hizmet Modeli"mizin pilot çalışmalarını Ankara’dan başlattık. Bu hizmet modelinde en önemli paydaşlarımız sizler gibi değerli muhtarlarımızdır. Bunun yanı sıra aile hekimleri, okul rehber öğretmenleri, hastane sosyal hizmet birimleri, halk eğitim merkezleri ve gençlik merkezleriyle de iş birliğinde güçlü bir hizmet ağı kuruyoruz. Her şeyden önce bu modelle önleyici hizmetlerimizi daha da güçlendireceğiz. Aynı zamanda sosyal hizmete ihtiyacı olan ailelere daha hızlı ulaşabileceğiz. Ve ihtiyaçları doğrultusunda destek mekanizmalarımızı harekete geçireceğiz. Özellikle risk altındaki ailelere daha erken dönemde ulaşarak, sorunlar büyümeden gerekli desteği sağlamayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye Yüzyılı’nın temelini aile kurumu üzerine inşa edeceğiz" Aile kurumunu ve değerleri koruma hedefinde sahadaki en önemli paydaşların muhtarlar olduğunu kaydeden Bakan Göktaş, "Devletimizin gören gözü, duyan kulağı, uzanan eli mahallelerimizde sizlersiniz. Her kapıyı çalan, her haneyi tanıyan, her ailenin sevincine ve derdine ortak olan sizler, aslında toplumsal dayanışmanın en güçlü temsilcilerisiniz. Bir mahallede bir çocuk eğitimden uzaksa, bir kadın kendini çaresiz hissediyorsa, bir yaşlı yalnızsa, bir engellinin desteğe ihtiyacı varsa, bunu ilk siz bilirsiniz. İşte bu yüzden, sizlerin farkındalığı, aileyi koruma çabamızın en güçlü halkasıdır. 2025 Aile Yılı vesilesiyle başlattığımız bu seferberlik sadece bir başlangıç. Elde ettiğimiz kazanımlar, oluşturduğumuz farkındalık, önümüzdeki yıllara ışık tutacak. Ve 2026-2035 dönemini kapsayan Aile ve Nüfus 10 Yılı" boyunca da çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz. Türkiye Yüzyılı’nın temelini aile kurumu üzerine inşa edeceğiz. Bu nedenle sizlerden beklentimiz büyük" dedi.
Bakan Tekin: "Bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım"
07 Ekim 2025 Salı - 11:36 Bakan Tekin: "Bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Biz insanlığa hizmet edecek, insani değerleri önceleyecek ve bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım" dedi. Bakan Tekin, Erzurum’da Ömer Duygun İlkokulu’nda öğrencilerin katılımıyla Filistin ve Gazze temalı farkındalık etkinliğine katıldı. İlçe milli eğitim müdürleri toplantısına katılmak üzere memleketi Erzurum’a gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ömer Duygun İlkokulu’nda düzenlenen programda öğrenci ve öğretmenlerle bir araya geldi. Okul bahçesinde Filistin konulu resim çalışması yapan öğrencilere eşlik eden Milli Eğitim Bakanı Tekin, daha sonra okul öğretmenleri ile bir araya geldi. Burada sınıfı ziyaret eden Bakan Tekin, öğrencilerin dersine katıldı. Öğrenciler tarafından Filistin konulu şiir okundu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin burada yaptığı konuşmada, "Evet biz eğitim metodolojisini konuşalım. Eğitimde yapay zekayı konuşalım, teknolojiyi konuşalım. Ama bütün bunlar niye yapıyoruz biz? Niye çocukları okula götürüyoruz? Niye eğitiyoruz? Kariyer canavarları mı yetiştirmek istiyoruz? Çıkar ve sadece kendi çıkarlarını düşünen vahşiler mi yetiştirmek istiyor Başkasını düşünmeyecekse insanı düşünmeyecekse, karşısındaki insanın hakkını, hukukunu düşünmeyecekse biz çocuklara niye eğitim veriyoruz arkadaşlar? Başkasına zarar verecek, insanlığı öldürecek silah yapacak, içinde insani değerleri olmayan bir varlığı biz ne yetiştiriyoruz? Eğitim sistemlerinin temel vasfı insan hakları, demokrasi, barış, dünyada beraber yaşama ile ilgili bir farkındalık oluşturmak. İnsanlara bunu verecek işleri yapmamız lazım. Bizim okullarımızda. Müfredatlarımızda en başa bunu yazmamız lazım. Bunu dememiz lazım. Demeliyiz ki biz insanlığa hizmet edecek insani değerleri önceleyecek ve bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım. Sonra bunu nasıl yapacağımızı tartışabiliriz. Fakat asıl parametremizi asıl önermemizi unutursak o zaman o değerden yoksun ve bugün binlerce insanı, binlerce çocuğu öldüren vahşiler yetişmiş Oluyor. Kendi çıkarı için dünyanın neresinde olursa olsun insanları öldüren yapılar, siyasi iktidarlar ortaya çıkıyor. Bunlar önlemenin yolu bu şekilde adımlar atmak. Biz de Türkiye’yi maarif modeliyle aslında bir adım attık ve uluslararası arenada da savunurken evet diğer önermeleri de yani modern eğitim teknolojilerinin, eğitimdeki modern metodolojinin bize gerektirdiği bütün doneleri de eğitim sistemimize koyacağız, koyuyoruz Ama tüm bunları yaparken biz bunları niye yapıyoruz sorusunu da yukarıda ana paradigma olarak onu koyduk. Biz diyoruz ki biz bütün bunları insanlığa hizmet etmek için, bizim devlet geleneğimiz, bizim toplum geleneğimiz de bize bunu zaten dik geziyor. Böyle davranma dikte ediyor. Bugün de bütün bunları yaparken istediğimiz şey yani bugün Filistin’deki kardeşlerimizin davasına sahip çıkarken istediğimiz şey Türk devlet geleneğinin bize atalarımızın yadigar bıraktığı dünyada bir mazlum varsa onun derdine koşun. Onun yardımına koşun. Bu bizim için bir ata yadigarı bir husus. Ve bugün biz bunu yapıyoruz. Bir tarafta, bir taraftan da dünyada insanın ortak değerlerine sahip çıkacak bir konuşturmaya çalışıyoruz. Bu sebeple bugün okullarımızda bu etkinliği yapalım istedik. Yani yedi Ekim olduğu için. Bakın arkadaşlar bir yaşın çoğu bir yaşın altında olmak üzere. Yaklaşık bu iki yılda yaklaşık elli iki dakikada bir öldürüldü İsrail tarafından. Ya bu çocukların nasıl bir zararı olmuş bunların? Yaşam hakkı elinden alınanlar dışında sakat bırakılanlar, annesi, babası şehit edildiği için yetim kalanlar, öksüz kalanlar, eğitim öğretimi hakkından mahrum bırakılanlar hariç onları saymıyoruz, bilmiyoruz onları. Oradaki hasarın büyüklüğünden haberimiz yok. Peki insanlığın bu problemine biz sahip çıkmayacaksak, bakın dünyanın neresine giderseniz gidin konuşurken bir gün bir şey olursa Türkler bizi kurtarır. Türkler bizim hakkımızı savunur diyen bir mirasımız, bir geleneğimiz var bizim. Dolayısıyla biz de bugün bu farkındalığa destek olmak üzere okullarımızı böyle bir şey başlattık" diye konuştu.
İletişim Başkanı Duran: "Gazze’de yaşananlar bir çatışma değil, sistematik bir soykırım ve işgal gerçeğidir"
07 Ekim 2025 Salı - 11:02 İletişim Başkanı Duran: "Gazze’de yaşananlar bir çatışma değil, sistematik bir soykırım ve işgal gerçeğidir" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Gazze’de yaşananlar bir ’çatışma’ değil; sistematik biçimde yürütülen bir soykırım ve işgal gerçeğidir. Türkiye, en başından bu yana bu gerçeği açık biçimde dile getirmiş, adaletin, insan onurunun ve mazlumların yanında olmuştur" dedi. İletişim Başkanı Duran, İsrail’in Gazze’ye başlattığı saldırıların ikinci yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede, yaşananları "tarihin en ağır insani felaketlerinden biri" olarak nitelendirdi. Duran, bombardımanlar, abluka ve sistematik yıkımın on binlerce sivilin, kadınların ve çocukların hayatını kaybetmesine yol açtığını vurgulayarak, "Dünyanın gözleri önünde bir halk, yaşadığı topraklardan, en temel yaşam haklarından mahrum bırakıldı" ifadelerini kullandı. Uluslararası toplumun sessizliğinin, adalet mekanizmalarının çöküşünü ortaya koyduğunu belirten Duran, "Bu tablo, sadece Filistin halkının dramı değil; uluslararası düzenin, hukuk ve insanlık değerlerinin sorgulandığı bir utanç vesikasıdır. Uluslararası toplumun sessizliği, adalet mekanizmalarının çöküşünü bir kez daha gözler önüne sermiştir. Gazze’de yaşananlar bir ’çatışma’ değil; sistematik biçimde yürütülen bir soykırım ve işgal gerçeğidir" dedi. Türkiye’nin bu süreçte Filistin’in yanında durduğunu hatırlatan Duran, "Türkiye, en başından bu yana bu gerçeği açık biçimde dile getirmiş, adaletin, insan onurunun ve mazlumların yanında olmuştur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, hem diplomatik platformlarda hem de insani yardım alanında bu duruş kararlılıkla sürdürülmektedir. Filistinlilerin sesi duyulana, adalet tecelli edene kadar bu mücadele devam edecektir" değerlendirmesinde bulundu.