POLİTİKA
İYİ Parti Turgutlu İlçe Başkanı Seyhan istifa etti 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:17:25 İYİ Parti Turgutlu İlçe Başkanı Özgür Seyhan, parti içinde yaşanan gelişmeler ve teşkilatlara yönelik uygulamaları nedeniyle görevinden istifa ettiğini açıkladı. İYİ Parti Turgutlu İlçe Başkanı Özgür Seyhan, görevinden istifa ettiğini duyurdu. Seyhan, yaptığı yazılı açıklamada görev süresi boyunca teşkilat disiplinini, milletin değerlerini ve partinin saygınlığını ön planda tutarak siyaset yapmaya özen gösterdiğini belirtti. Son dönemde parti içerisinde yaşanan gelişmelerin bu anlayışla örtüşmediğini ifade eden Seyhan, Salihli İlçe Başkanı Osman Özen’in istifasının ardından ilçe yönetiminin görevden el çektirilmesi, İl Başkanı Yunus Koca ve yönetiminin görevden alınması ile Saruhanlı İlçe Başkanı Hüseyin Abacı ve yönetiminin görevden el çektirilmesi gibi süreçlerin teşkilatlarda seçilmiş iradeye saygı gösterilmediği yönünde ciddi bir kanaat oluşturduğunu belirtti. Genel merkezin desteklediği il başkanına destek vermeyen ilçe başkanlarına yönelik baskı ve dışlayıcı tutumların mobbing algısını artırdığını kaydeden Seyhan, bu durumun teşkilatlarda birlik ve beraberlik duygusunu zedelediğini ifade etti. Bazı ilçe başkanlarının terörle ilişkilendirilen söylem ve içerikleri paylaşmasının ve buna karşı gerekli hassasiyetin gösterilmemesinin partinin itibarına zarar verdiğini belirten Seyhan, parti içi meselelerin sosyal medyada alenen paylaşılmasının da kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Seyhan, bu konuları ilgili mercilere ilettiğini ancak gerekli karşılığın verilmediğini üzülerek gördüğünü belirtti. Her şart altında devletin ve milletin hassasiyetlerini koruduğunu, terör ve terörle iltisaklı hiçbir yaklaşımı kabul etmediğini vurgulayan Seyhan, parti disiplininin kişilere göre değil, ilkelere göre uygulanması gerektiğini ifade etti. Gelinen noktada savunduğu ilkeler ile mevcut uygulamalar arasındaki farkın açıldığını belirten Seyhan, "Gördüğüm lüzum üzerine İlçe Başkanlığı görevimden istifa ediyorum. Bu karar bir geri çekilme değil, bir ilke ve duruş beyanıdır" dedi. Seyhan, birlikte görev yaptığı teşkilat mensuplarına, dava arkadaşlarına ve kendisine destek veren vatandaşlara teşekkür etti.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:15 Menteşe Belediyesi yerel eşitlik eylem planı oy birliğiyle kabul edildi Menteşe Belediyesi tarafından hazırlanan 2026-2029 dönemini kapsayan Yerel Eşitlik Eylem Planı (YEEP), Belediye Meclisine sunulmasının ardından ilgili komisyonların incelemesiyle oy birliğiyle kabul edildi. Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı’nın 8 Mart 2023 tarihinde imzalanmasının ardından, Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras’ın talimatıyla başlatılan YEEP hazırlık süreci 6 aylık bir çalışmayla tamamlandı. Belge, kentte yaşayan tüm bireylerin sosyal, ekonomik ve kamusal alanlara eşit erişimini sağlamayı; özellikle kadınlar, çocuklar, gençler, yaşlılar ve engelli bireyler gibi kırılgan grupların kent yaşamına katılımını güçlendirmeyi hedefleyen temel bir yerel politika metni olarak tasarlandı. 6 aylık hazırlık ve 96 dış paydaş katılımı Kurumsal düzeyde koordinatörlerin belirlenmesiyle başlayan sürecin altyapısı, Belediye Başkan Yardımcısı, akademisyenler, sosyologlar, Belediye Meclisi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu üyeleri ile Kent Konseyinin ilgili meclis temsilcilerinden oluşan bir çalışma komisyonu tarafından yürütüldü. Sürecin en önemli veri toplama aşaması olan ve 5 Aralık 2025’te gerçekleştirilen YEEP Çalıştayı’nda kamu kurumları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, meslek odaları, kırsal bölge temsilcileri, öğrenciler ve engelliler bir araya getirildi. Saha çalışmaları kapsamında doğrudan temas kurulamayan kesimlere anket yoluyla ulaşılarak toplam 96 farklı dış paydaşın ve vatandaşların görüş ve önerileri rapora eklendi. Başkan Köksal Aras: "Bu mesele sadece kadın erkek eşitliği meselesi değil" Hazırlanan eylem planının Meclis üyelerine tanıtıldığı toplantıda planın hazırlanma süreciyle ilgili bilgi veren Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, şunları söyledi: "Bu belge, Menteşe’nin ortak eşitlik planıdır. Hazırlık sürecinde Valiliğimiz, üniversitemiz, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve dernekler dâhil olmak üzere tüm kurumlar paydaşımız oldu. Özel bireyler, öğrenciler, kadınlar ve yaşlılar gibi kırılgan gruplarla birebir görüşmeler gerçekleştirdik; doğrudan temas kuramadığımız kesimlerin görüşlerini ise anketler yoluyla sürece dâhil ettik. Temel amacımız, sahadaki gerçek ihtiyaç ve beklentileri tespit etmekti. Elde edilen tüm veriler YEEP komisyonumuz tarafından titizlikle raporlandı. Özetle, tüm Menteşe ortak akılla hareket ederek bu eylem planı ortaya çıktı. Sürece katkı sunan komisyon üyelerine ve tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. Anketler, saha çalışmaları ve toplantılarla büyük bir mesai harcanarak; detaylı, titiz ve hassas bir eylem planı oluşturuldu. Bu mesele genellikle yalnızca kadın-erkek eşitliği ekseninde algılanıyor; ancak plan, kentteki tüm toplumsal kesimleri kapsayan bütüncül bir yaklaşımdır. Bugün siz meclis üyelerimize planın detaylarına ilişkin bilgilendirme yapıldı. İçeriğinde pek çok stratejik başlık barındıran YEEP doğrultusunda; her bir müdürlüğümüzün önümüzdeki yıllarda hayata geçireceği adımlar artık somut bir şekilde belirlenmiştir. Müdürlüklerimizin yürüteceği çalışmalar periyodik denetimlere tabi tutulacak. 2029 yılına kadar uygulanacak olan; eşitlik temalı, şeffaf, denetlenebilir ve somut bir yol haritasına sahibiz" Bilgilendirme toplantısının ardından, İnceleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği komisyonlarına havale edilen 2026-2029 Yerel Eşitlik Eylem Planı, komisyonlarca yapılan değerlendirmelerin ardından oy birliği ile kabul edildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:53 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp, bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Çalana çırpana, ’öğrenciler için burs topluyoruz’ diyerek yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp, bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Vakıflar Haftası kutlama programına katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihtiyaç sahiplerinin elinden tutmaya, milletin istikbal davasına omuz vermeye çalışan tüm vakıf ve derneklerin yanında olacaklarını söyledi. Dünyanın dört bir yanında hayır ve hasenatta yarışan, Allah’ın rızasından başka hiçbir karşılık gözetmeden vaktini, enerjisini ve imkanlarını iyilik ve dayanışma yoluna adayan tüm vakıf insanlarının Vakıflar Haftası’nı tebrik ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mimari, zarafet, vakıf ve medeniyet temalı bu dört kavrama baktığımızda hepsinin birbirini tamamlayıp beslediğini, büyütüp zenginleştirdiğini görüyoruz. Zira tevarüs ettiğimiz tarih, kültür ve kimlik hazinesi mimariyi zarafetle buluşturmuş, zarafeti vakıf hizmetleriyle taçlandırmış, vakıf müktesebatını ise dünyada eşi benzeri olmayan bir medeniyet şölenine dönüştürmüştür. Bu şölenin en coşkulu, en estetik unsurları ise üç kıtadaki ecdat yadigarı eserlerde net bir şekilde ve göz alıcı surette tecessüm etmiştir. Camilerimiz, medreselerimiz, kütüphanelerimiz, şifahanelerimiz, aynı şekilde çeşmelerimiz, su kemerlerimiz, imarethanelerimiz, hanlarımız, köprülerimiz, kervansaraylarımız ve daha nicesi insanlığa yeni bir pencere açan vakıf medeniyetimizin birer nişanesidir. Aynı zamanda bu eserler yüksek bir üslubun tekemmül etmiş bir estetiğin, adaletle, erdemle, ahlakla yoğrulmuş seçkin bir tasavvurun ‘halka hizmet Hakk’a hizmettir’ düsturunun en somut tezahürleri olmuştur. Kusursuz bir ilahi tasarımla yaratılmış zübde-i alem olan insana hizmeti amaçlayan vakıf kültürümüz, milletimizin en güzel hasletlerinden biridir. Dolayısıyla bir emanet olan bu kültürü korumak, bu eserlerin ihtiva ettiği mana ve değerler evrenini yaşatmak, tüm bunları gelecek kuşaklara aktarmak hepimiz için kritik önemdedir" ifadelerini kullandı. 202 vakıf eserinin açılışı yapıldı Geçen yıl Vakıf Haftası kutlamasında 101 vakıf eserinin açılışının yapıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de 202 eserin açılışının yapılacağını söyledi. Erdoğan, "Bugün de yurt içinde ve yurt dışında son bir sene içerisinde restorasyonu tamamlanan 202 vakıf eserimizin toplu açılışını gerçekleştireceğiz. Birazdan canlı bağlantılarla Kahramanmaraş’taki Ulu Camimizin, Beyazıt Medresesi Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi’nin, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Topkapı Yerleşkesi Mühendislik Fakültesi’yle Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakülteleri’nin ve Kuzey Makedonya’nın Manastır şehrindeki Hacı Mahmut Bey Camii’mizin kurdelelerini hep birlikte keseceğiz. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum. Bu eserlerin bakım, onarım ve yeniden ihyasında emeği geçen tüm kurumlarımızı, yüklenici firmalarımızı, sahada fedakarca çalışan işçi ve mühendislerimizi, mimarlarımızı, proje uzmanlarımızı ayrı ayrı kutluyorum. 202 eserimizin her birinin banilerini, hamilerini, bu yapılarda alın ve fikir teri olan tüm büyüklerimizi rahmetle yad ediyorum" diye konuştu. "Hayır faaliyetlerimizi en güzel, en zarif şekilde vakıflarımız eliyle ete kemiğe bürünmüş bu alanda dünyada temayüz etmiş bir geleneğin sahipleriyiz" Hayır ve zarafetin birbirini tamamlayan iki parça olduğunu ve birisi olmadan diğerinin anlamlı olmayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zarafetin davranış planındaki yansıması olan nezaket ve kibarlık da hayırla doğrudan ilişkilidir. Bu hakikate gönüller sultanının şu hadisi şeriflerinde sarih bir biçimde şahitlik ediyoruz. Hayat ve hidayet rehberimiz Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur; ‘Kime rızktan yani nezaket ve kibarlıktan bir pay verilmişse, bir kimse hayırdan nasibini almış demektir. Nezaket ve kibarlıktan mahrum olan kimse ise hayırdan nasibini alamamış demektir.’ Evet, biz yüce Allah’ın ‘Kim zerre miktarı hayır işlerse onun mükafatını görecektir’ müjdesine iman etmiş bir milletiz. Hayır faaliyetlerimiz en güzel, en zarif şekilde vakıflarımız eliyle ete kemiğe bürünmüş, bu alanda dünyada temayüz etmiş bir geleneğin sahipleriyiz. Bilhassa sanat ve hele hele zarafet timsali mimari yapılarımızda, vakıf eserlerimizde bu özelliklerin temerküz ettiğini görürüz" ifadelerine yer verdi. "Yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp, bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz" Vakıf kültürünün bir diğer özelliğinin de bireysel ve toplumsal hayatın her alanına, her safhasına şamil olması olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Osmanlı Devleti sınırları içinde vakıflar sayesinde bir adam vakfedilmiş evde doğar, vakfedilmiş bir beşikte büyür. Vakıf ormanlarından geçimini temin eder. Vakıf mallarından yer ve içer. Vakıf kitaplarından okur, vakfedilmiş bir medresede hocalık yapar. Vakıf idaresinden ücretini alır. Öldüğü zaman da vakfedilmiş bir tabuta konur ve vakfedilmiş bir mezarlığa gömülür. Geçmişte yapılan işte bu tespit son derece yalın, çarpıcı ve isabetlidir. Divitinde mürekkep kalmayan talebelere mürekkep temin edilmesinden şehit ve sahabe türbelerinin tamir edilmesine, bitkilerin tohumların ve göç yolundaki leyleklerin korunmasından kimsesiz hastaların tedavisine kadar bizim vakıf geleneğimiz işte böylesine güçlü, bu derece kapsayıcı, kuşatıcı, kucaklayıcı bir yapıya sahiptir. Canlı cansız tüm varlıkları merkezine alan vakıflarımız, çok şükür bugün bu özveriyle ve samimiyetle çalışmalarına devam ediyor. Paradan, ranttan, şahsi çıkarlarından başka siyasi kıblesi olmayanlar, her fırsatta vakıf ve derneklerimizi hedef alsalar da insanlığa hizmete adanmış yürekleri bu kutlu mücadelelerinden vazgeçiremiyorlar. Milli ve manevi değerlerine bağlı bir gençliğin yetişmesinden, nerede bir mazlum varsa imdadına koşmaya farklı alanlarda inşallah faaliyet gösteren vakıflarımız, milletimizin kıvanç kaynağı olmayı sürdürüyor. Çalana çırpana, ’öğrenciler için burs topluyoruz’ diyerek yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp, bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz. Onlar ne yaparsa yapsın biz hükümet olarak iyilikte, yardımlaşmada, dayanışmada yarışanları desteklemeye aynı kararlılıkla devam edeceğiz. İnsan insanın şifasıdır. Bu inançla bir yaralı gönüle merhem olmaya, bir ihtiyaç sahibinin elinden tutmaya, milletimizin istikbal davasına omuz vermeye çalışan tüm vakıf ve derneklerimizin yanında olacağız" dedi. "2026 yılında 377 eserin tamamı yeniden ihya edilmiş olacak" Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün gerek yurt içinde gerekse yurt dışında vakıf miraslarına sahip çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asrın felaketinde hasar gören 377 vakıf eserinden 276’sının onarım ve restorasyonu tamamlandı. Geri kalan 101 eserin tadilat ve rekonstrüksiyonu inşallah bitti. Yıl içerisinde nihayete erecek. Böylece 2026 yılında 377 eserin tamamı yeniden ihya edilmiş olacak. Genel Müdürlüğümüz son dönemde çok önemli çalışmalara imza atıyor. Mimar Sinan’ın ‘Ustalık eserim’ dediği Selimiye Camii’miz, 2020’de asli hüviyetine kavuşturduğumuz Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerif’imiz, barok tarzdaki üslubuyla öne çıkan Nur Osmaniye Külliye’miz, yaklaşık 700 yıllık bir tarihe sahip olan Sungur Bey Camii’miz ve daha nice önemli eserde oldukça titiz bakım ve onarım faaliyetleri yürütüldü. Evlad-ı Fatihan diyerek başta gönül coğrafyamızda adeta bir restorasyon seferberliği başlatılarak. 2012’den bugüne tam 40 eser ihya edildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kuzey Makedonya, Kosova ve Bosna Hersek’te ise 11 eserin onarımı devam ediyor. Göğsümüzü kabartan, milletimizin yüz akı olan bu çalışmalardan ötürü Vakıflar Genel Müdürlüğümüze sizlerin huzurunda bir kez daha canı gönülden teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(Erdoğan-Trump görüşmesi) Türkiye’nin bölgesel anlamdaki etkisini arttıran bir toplantı olduğunu görüyoruz"
26 Eylül 2025 Cuma - 13:50 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(Erdoğan-Trump görüşmesi) Türkiye’nin bölgesel anlamdaki etkisini arttıran bir toplantı olduğunu görüyoruz" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeye ilişkin, "Türkiye’ye ümit ediyorum ki yeni kapılar açacak, yeni adımlar atılmasına vesile olacaktır. Yeni bir dönemdir, o açık görünüyor. Türkiye olarak da, Türkiye’nin bölgesel anlamdaki etkisini artıran bir toplantı olduğunu görüyoruz" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, 28. Dönem 3 yasama yılı faaliyetlerini değerlendirdi. Kurtulmuş, TBMM’nin dünyadaki en önemli meclislerinden biri olduğunu söyleyerek, "Her şeyden evvel devlet kuran bir Meclistir ki herhalde bu özelliğiyle dünyada benzeri yoktur. Ayrıca siyasetin gücünün yüksekliği, siyasi gücünün yüksekliği bakımından da dünyada örnek meclislerden birisidir. Yine Türkiye Büyük Millet Meclisi kurumsal kapasitesi bakımından da birçok meclis tarafından dikkatle takip edilir. Hatta açık söyleyebiliriz ki örnek alınan meclislerden birisidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi şüphesiz milli iradenin merkezidir. Milletin taleplerinin, beklentilerinin gerçekleştirildiği bir yerdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi siyasi müzakerelerin de verildiği, en olgun şekilde verildiği bir kurumdur. Bu anlamda farklı siyasi kararların olgun bir şekilde çatısı altında müzakere edildiği, tartışıldığı ve milletin talepleri, beklentilerinin karşılanmaya çalışıldığı, sonunda çözülmeye gayret edildiği, devletin kurumsal yapılarının güven içerisinde hareket etmesi için de önemli bir kurumdur. Ayrıca şunu da çok açık söyleyebiliriz ki aslında Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye’deki diğer bütün kurumlar da güvendiği için yasa yapma yeteneği, gücü vesilesiyle Türkiye’deki bütün kurumların genel işleyişlerini ve çerçevesini de ortaya koyabilecek bir siyasal ve güçle donatılmış olan bir meclistir" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, ’Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin ise şunları söyledi: "Terörün bitirilmesi, Türkiye’de terörsüz bir Türkiye oluşturulabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir komisyon oluşturuldu. 5 Ağustos’tan bu yana sürdürdüğü çalışmalarıyla büyük bir mesafeye ulaştı. Ümit ediyoruz ki en kısa zamanda Türkiye artık terörle ilgili kaybettiği yıllarındaki ağır ekonomik ve insani bedelleri geride bırakacak, yeni bir sayfa açarak, barış bulduğu, kardeşlik içerisinde yoluna devam edecektir. Zaten komisyonun adına da yansıdığı gibi milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi alanlarında görüşlerin tartışıldığı, tekliflerin en sonunda ortaya konularak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne iletileceği bu tarihi komisyon, esas itibarıyla her kararla büyük tarihi bir faaliyet icra etmektedir" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, İsrail’in saldırgan tutumuna dikkat çekerek, TBMM’nin dış politika konusunda da görüş bildirdiğini ve bildiri yayımladığını hatırlattı. Kurtulmuş, "28. dönemin 3. yasama yılında da defaletle Meclis’te ya başkanlık tezkeresi olarak ya da partilerin ortak bildirisi olarak görüşlerini dile getirmiş ve uluslararası camiada dünya parlamentolarına örnek teşkil etmiş, en son yaptığımız toplantıda Meclis Olağanüstü toplantısında alınan karar her ne kadar Meclis Başkanlığı tezkeresi olarak katılan 442 milletvekili ittifakıyla kabul edilmiş olsa da Meclis’te grubu bulunan siyasi parti ve grubu bulunmayan diğer siyasi partiler de aynı metine imza atarak milli iradenin savunucusu olduklarını açık bir şekilde ortaya koymuşlardır. Dolayısıyla içeride ve dışarıdaki bütün gelişmelerde millet adına süreçlere vaziyet eden, karar alan, öncülük yapan bir Türkiye Büyük Millet Meclisi mevcuttur ve çok şükür her alanda, uluslararası alanda da Türkiye Büyük Millet Meclisi sesini en güçlü şekilde ifade edebilmektedir" diye konuştu. "Yaklaşık 91 grup ve kuruluş, kişi görüşlerini ve önerilerini Komisyonumuza sunmuştur" Kurtulmuş, Meclis’in faaliyetlerine ilişkin olarak, "28. dönem 3. yasama yılında 798 kanun teklifi milletvekilleri tarafından Meclis Genel Kurulu’na sunulmuş, 2 kanun teklifi de Cumhurbaşkanı tarafından Meclise sunulmuştur. Bunlar bir kısmı Meclis Genel Kurulu’nda, bir kısmı da Mecliste yer almaktadır. 3. yasama yılında 32 kanun kabul edilmiş, 46 Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı alınmıştır. 901 saat 44 dakika çalışarak yaklaşık 37 bin sayfa tutanağın tutulduğu toplantılar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Meclis Genel Kurulu’nun yanında ihtisas ve araştırma komisyonlarımızda da toplantılar yapılmış, 995 saati aşkın toplantılar bu komisyonlarımızda düzenlenmiştir. Hiç şüphesiz Mecliste variyetini gösteren komisyonlarımızdan birisi de demin ifade ettiğim, tarihi bir nitelik taşıyan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu. Bu komisyon uzun bir hazırlık döneminden sonra Meclis’te temsil edilen partilerin biri dışında hepsinin temsil edildiği çok yüksek bir siyasal temsil kapasitesiyle kurulmuş ve ilk toplantısını 5 Ağustos tarihinde gerçekleştirmiştir. 5 siyasi parti grubu ve Mecliste temsil edilen 6 partiden oluşan 51 üyelik bir komisyondu. Şimdiye kadar 12 toplantı gerçekleştirilmiş ve toplamda 54 saati aşkın müzakereler yapılmıştır. Bu süreçte de yaklaşık 91 grup ve kuruluş, kişi görüşlerini ve önerilerini Komisyonumuza sunmuştur. Yazılı soru önergeleri bakımından da çok yoğun bir dönem geçirildi. 17 bini aşkın soru önergesi sorulmuş, bunlardan 9 bine yakını cevaplandırılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sorulan soru önergesi 90’dır, bunun 84 tanesi cevaplandırılmış, 2’si ilgilisi tarafından geri çekilmiş, 4 soru önergesi de cevaplandırılma aşamasındadır. Meclis araştırma önergeleri ortaya konulmuş, çok yoğun çalıştığımız alanlardan birisi. Üçüncü yasama yılında bin 352 meclis araştırma önergesi verilmiş, kabul edilen 42 önerge ile 7 meclis araştırma komisyonu kurulmuştur" dedi. "Henüz bu konu Komisyonun gündemine gelmemiştir" Kurtulmuş, gazetecilerin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Abdullah Öcalan ile görüşüp görüşmeyeceği sorusu üzerine, "Komisyonun nasıl karar alacağı biliniyor. Henüz bu konu Komisyonun gündemine gelmemiştir" dedi. Komisyonun çalışmalarına ilişkin soru üzerine de Kurtulmuş, "Başlangıçta 31 Aralık nihai tarih olarak koyduk. Eğer gerekirse ikişer aylık sürelerle Komisyon çalışmalarını uzatmanın yetkisi veriliyor. Beklentilerimin üstünde olduğu bir süreç sürdürüyoruz. Yani şeffaf, açık. Komisyon tarafından bu süreçle ilgili kimler varsa, kimler olabilirse gerek STK’lar olarak, üniversite hocaları olarak, kitlesel örgütlerin temsilcileri olarak, bunların hepsinin ya da bu süreçten mağdur olan ailelerin, başta şehit ailelerimizin olmak üzere, gazilerin olması dinlenmesidir" ifadelerini kullandı. Terör örgütünün silah bırakmasının devam edip etmediği sorusu üzerine Kurtulmuş, "Burada çatışma çözümleri üzerinde söz alan öğretim üyesi arkadaşlarımız, dünya örneklerinden ifade ettiler. Bizim şu anda Türkiye’de geldiğimiz nokta, başka örneklere baktığımız zaman, 5 ila 9 yıl arasında, değerlidir, önemlidir. Ama dediğiniz gibi silahların tamamen bırakılması, artık Türkiye için çatışma döneminin geride kalmış olması en hızlı hususlardan birisidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yapacağı bir şey değil, Türkiye Birliği Meclisi bu sürece sadece vaziyet eder. Esas itibariyle devletin güvenlik kurumu, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genelkurmay Başkanı başta olmak üzere terörle mücadele ile ilgili güvenlik kurumları, saha tespitlerini yaparlar ve bunlar yine devletin ilgili güvenlik kurumu tarafından tespit edilir, kayıt altına alınır. Örgütün müdürüyle silah bıraktığı ve fesih sürecinin tamamlandığı ortaya konulursa bu süreçlerin hepsinde Meclis, Komisyon olarak biz sadece gözlem yapabiliriz, duruma vaziyet ediliriz. Ama nerede, kim, kaç tane silah bıraktı, bu bizim işimiz değil" şeklinde konuştu. Yasal düzenleme konusunda pedalın iki tarafı gibi iki ayağın birlikte hareket etmesinin önemine işaret eden Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ihtisas veya araştırma komisyonu olmadığını söyledi. Kurtulmuş, "Bir ana çerçeve biz Türkiye Birlik Millet Meclisi’ne sunacağız. Bunu Komisyonun nihai raporuyla, diğer konuların hepsini de bunun içerisine tercih ederek sunacağız. Komisyonun vazifesi budur. Yasa çıkarmak ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sorumluluğu olabilir. Meclisin kurduğu bu komisyon, bir yasa hazırlama komisyonu değil, bir rapor sunarak Meclise bunu göndermektir" dedi. "Türkiye’nin bölgesel anlamdaki etkisini artıran bir toplantı olduğunu görüyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti ve ABD Başkanı Trump ile görüşmesine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, önemli bir ziyaret olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, "Sadece Sayın Cumhurbaşkanımızın Trump’la görüşmesi değil, Cumhurbaşkanımızın diğer çalışmalarının tamamı, Genel Kurul konuşması, gazete, özel konuşması, Trump’la beraber Müslüman ülkenin derneğiyle birlikte yaptığı görüşmelerin hepsini bir bütün olarak gördüğümüzde, son dünkü Trump görüşmesinde bizim açımızdan oldukça olumlu bir sorumluluk ortaya çıkmıştır. Hakikaten önemli bir tarihi gelişmeydi. Bu görüşmeler hem Amerika ilişkileri hakkında, hem bölgedeki dengeler hakkında Türkiye’ye ümit ediyorum ki yeni kapılar açacak, yeni adımlar atılmasına vesile olacaktır. Yeni bir dönemdir, o açık görünüyor. Türkiye olarak da, Türkiye’nin bölgesel anlamdaki etkisini artıran bir toplantı olduğunu görüyoruz" dedi. ABD Büyükelçisi Barrack’a cevap ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın meşruiyet açıklamasına ilişkin de Kurtulmuş, "Herkesin sözü kendisindedir. Düzelttiğini ifade etti. Ancak bir şey söyledi; ’Siyasi hayatımız boyunca hep demokrasiden yana, milli iradeden yana olduk.’ Türkiye’de meşruiyetin bir tane kaynağı vardır. O da millet iradesidir. Millet iradesinden başka hiçbir odağın Türk siyasetine meşruiyet sağlaması mümkün değildir. Şu anda da Türkiye’de sağlam bir demokrasi vardır, olgun bir demokrasi vardır. Defaetle ve bedelini ödemiş, demokrasinin bedelini ödemiş olan her tarafta olgun bir halk vardır. Bu kadar kısa süren demokrasi tarihimizin kaç kere darbelerle önünün kesildiğini düşünün. Milletin ne kadar büyük bedeller ödediğini biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı, Türkiye’de milli iradenin temsil edildiği, milli iradenin tecelli ettiği bir çatıdır. Meşruiyetin yegane kaynağı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temsil edilen bir çatısıdır" dedi. "Türkiye artık bu anayasayı taşıyamıyor" Yeni anayasa konusunda Kurtulmuş şunları kaydetti: "Bir ülkenin demokrasisini belirleyen dört yasal metin vardır; Anayasa, Meclis iç tüzüğü, siyasi partiler yasası ve seçim yasası. Bütün bunlarla ilgili düzenlemeler yapılabilmesi mümkündür ve elzemdir. Yani şartlar gösterdi ki bunlarla ilgili çalışmaların yapılması ve süratle sonuçlanması lazım. 28. dönemde bir toplantıda Meclis Başkanı seçildikten sonra yaptığım teşekkür konuşmasında bunu ifade etmiştim. Türkiye artık bu anayasayı taşıyamıyor. Daha doğrusu bu anayasa Türkiye’yi taşıyamıyor. Tabii ki benim de şahsi fikirlerim var. Ama Türkiye’nin yeni bir anayasa yapabileceğini, düzenlemeler yapabileceğini ortaya koyabilirim. Bütün bunlarda amaç şudur; Türkiye’nin demokratik standartlarını, Türkiye’de devletin hukuksal kapasitesini artırmak ve Türkiye’de özellikle devlet-millet kaynaşmasını sağlayacak, özellikle güven ortamını teyit edecek adımların atılmasını teyit etmek."
Bakan Tekin, Besni Eğitim Bayramı’na katıldı
26 Eylül 2025 Cuma - 13:33 Bakan Tekin, Besni Eğitim Bayramı’na katıldı Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adıyaman’ın Besni ilçesinde düzenlenen Besni Eğitim Bayramı’na katıldı. Programda konuşan Bakan Tekin, "Türkiye, eğitim öğretim alanında ciddi bir mesafe kat etti" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Besni ilçesinde 27.’si düzenlenen Besni Eğitim Bayramı’na Adıyaman Valisi Osman Varol, Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Milletvekili Hüseyin Özhan, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş, kurum müdürleri ve çok sayıda kişiyle katıldı. Besni Eğitim Bayramı dolayısıyla ilçe merkezinde düzenlenen ve Besni Ali Erdemoğlu Fen Lisesi’nde sona eren kortej yürüyüşüne de katılan Tekin, burada katılımcılara hitap etti. Konuşmasında eğitimin öneminden bahseden Bakan Yusuf Tekin, "Türkiye şu anda eğitim öğretimle ilgili göstergeler açısından, fiziki, teknolojik göstergeler ve akademik başarı açısından gerçekten dünyada çok farklı bir noktaya erişti. Bunun da örneklerini hem uluslararası raporlar gösteriyor hem de rahmetli Bülent Ecevit Başbakan iken Cumhuriyet’in 100’üncü Yılında Mektuplar diye bir proje başlatıyor. O dönem yani 2001-2002 yılında yazılan mektuplarda o mektupları yazan kişilerin ’Cumhuriyetin 100. yılında nasıl bir eğitim istiyoruz’ mektuplarının içerisinde onları okurken gördüklerimiz, bugün gerçekten Türkiye’de eğitim öğretim alanında ciddi bir mesafe kat ettiğimizi gösteriyor. Öğretmenlerimiz diyor ki ’İnşallah Cumhuriyet’in 100’üncü yılında 40-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz’, öğretmenlerimiz diyor ki ’İnşallah Cumhuriyet’in 100’üncü yılında okullarımızda birer tane bilgisayar olur’. Şu anda Türkiye’de okullarımızda ortalama derslik başına öğrenci sayısı 20’li rakamların altına düşmüş durumda. 65 binin üzerindeki okulumuzun tamamında internet erişim altyapısı var. Hepsinde internet erişim hizmeti var ve hepsinde dünyanın en büyük eğitim öğretim portalı olan içerik olan EBA‘ya erişim mümkün. Bu tabloyu bize yaşatan, bu tablonun yaşatılmasında, bu gururun bize yaşatılmasında emeği geçen siyasetçilerimize, bürokratlarımıza, bakanlarımıza hepsine teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
CHP’li belediyeden kişiye özel ‘kıyak’ atama
26 Eylül 2025 Cuma - 13:20 CHP’li belediyeden kişiye özel ‘kıyak’ atama Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, bir hafta önce ilçe seçimini kaybeden Çal CHP eski başkanını, üç ilçenin bölge koordinatörlüğüne atadı. CHP’lilerin bile eleştirdiği bu atama için "Liyakat diyenler, sadakati esas aldı. Bölge koordinatörünün maaşı ne kadar bilen yok" yorumları yapıldı. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, geçtiğimiz yıl her ilçeye koordinatör atamıştı. Atanan isimlerin CHP ilçe teşkilatlarında görev yapması dikkat çekerken, mesleklerinin de elektrikçi, köfteci, futbolcu, emekli öğretmen, eczacı kalfası olması ise, liyakat tartışmasına neden olmuştu. İlçe koordinatörleri, büyükşehir belediyesinin yaptığı tüm çalışmalarını denetleme, takip etme yetkisine sahip. Bu durum, ilçelerdeki CHP’li belediye başkaları arasında da rahatsızlığa neden oldu. Çavuşoğlu, hızını alamadı, öyle bir atama yaptı ki; "Bu kadarına da pes" dedirtti. Ömer Dağlı’ya çok kıyak görev Büyükşehir Başkanı Çavuşoğlu, kamuoyunda ilçe koordinatörlerinin tartışması devam ederken, bu kez bölge koordinatörü görevlendirmesi yaptı. Bir hafta önce Çal ilçesinde CHP ilçe kongresi yapıldı. Seçimi Bülent Nuri Çavuşoğlu ile İl Başkanı Ali Osman Horzum’un desteklediği Ömer Dağlı farklı kaybetti. Yeni başkan Hüsamettin Ersoy oldu. Seçimin ardından çok kısa süre geçti. Çavuşoğlu, seçimi kaybeden Ömer Dağlı’yı Çal - Baklan - Bekilli bölge koordinatörü yaptı. Dağlı’nın ne kadar maaş alacağı bilinmiyor. Bu atama CHP’de içinde de büyük tartışmalara neden oldu. CHP Çal ilçe yönetimi içinde de büyük rahatsızlık olduğu, hatta istifaların bile olabileceği konuşuluyor. Kişiye özel atama İsmini vermek istemeyen bir partili, "Çavuşoğlu kendini desteklemeyen partililere meydan okudu. Yaptığı siyasi etiğe aykırı. Yapılan atama partimi için de büyük tartışmalara neden olacak. Biz yıllardır, liyakat diyoruz ama maalesef kişiye özel kıyak atama dönemi başladı. Bu görevlendirmeyi kabul etmiyoruz, edemiyoruz. İçimize sindiremiyoruz" dedi. "Kayyım atansa bundan iyiydi" Yapılan atamayı eleştiren başka bir partili ise eleştirisini "Bu kıyak atamayı yapacaklarına kayyım atasalar daha iyiydi. DESKİ ve belediye çalışmaları uzmanlık isteyen konular. Çok üzgünüz. İstanbul il başkanlığına kayyım atandı hepimiz ayağa kalktık, tepki gösterdik. Çavuşoğlu’nun bu ataması kayyımdan da beter" sözleriyle ifade etti.
CHP Balıkesir’de ikinci seçim skandalı
26 Eylül 2025 Cuma - 12:12 CHP Balıkesir’de ikinci seçim skandalı Balıkesir Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanlık seçimlerinde yeni skandal yaşandı. Bandırma’da zarfların dağıtılmasının ardından seçimlerin iptal edilmesi sonrasında şimdi de Dursunbey ilçesi seçimleri gündem oldu. Oy pusulalarının elden ele gezdiğine vurgu yapan AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir ise sandığın namusunun çiğnendiğini söyledi. AK Parti İl Başkanı Aydemir, sosyal medyada yayılan fotoğraf ve videolarda oy pusulalarının dışarıda elden ele dolaştırıldığının açıkça görüldüğünü hatırlatarak şöyle konuştu: "Sandığın namusu ayaklar altına alınmıştır. Seçim dediğiniz şey milletin iradesinin tecelli ettiği en kutsal süreçtir. Ama görüyoruz ki CHP, kendi ilçe seçiminde dahi güvenliği sağlayamamış, demokrasiyi adeta maskaraya çevirmiştir. Bu durum sadece CHP teşkilatını değil, bütün Balıkesir’i utandırmıştır" dedi. "CHP’nin skandal zincirine bir halka daha eklendi" Aydemir, CHP’nin sürekli kriz ve şaibelerle gündeme geldiğini belirterek şunları söyledi: "Dursunbey İlçe Kongresi’nde yaşanan rezalet, CHP’nin siyaset anlayışının bir yansımasıdır. Her fırsatta demokrasi nutukları atanların kendi üyelerine bile adil bir seçim yapamadığına şahit oluyoruz. Bu görüntüler CHP’nin samimiyetsizliğini ve halka verdiği hiçbir güvenceyi yerine getiremeyeceğini bir kez daha göstermiştir. Balıkesir’in ve Dursunbey ilçemizin adını bu şekilde şaibelerle kirletmeye CHP’nin hakkı yoktur. CHP, yıllardır skandallarla, krizlerle, kaoslarla anılıyor. Bu olay, milletimizin gözünde CHP’nin sorgulanacak bir siyasi anlayışa sahip olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Biz AK Parti olarak, milletimizin iradesini ve demokrasinin şerefini korumaya devam edeceğiz" dedi. Dursunbey seçimi Öte yandan Dursunbey’de yapılan seçimlerde CHP’li isimlerin cebinden çıkan zarfları yine çevresindekilere dağıttığı iddia edildi. Konuyla ilgili CHP’den herhangi bir açıklama yapılmadı. (HT
Sultanbeyli’de Türkiye Yüzyılı Buluşmaları coşkuyla gerçekleşti
26 Eylül 2025 Cuma - 12:01 Sultanbeyli’de Türkiye Yüzyılı Buluşmaları coşkuyla gerçekleşti Sultanbeyli’de "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" programı kapsamında tam kadro sahaya inen AK Parti heyeti, vatandaşlarla bir araya gelip gönül köprüleri kurarken, birlik ve beraberlik mesajlarını da yineledi. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen buluşmaların en güçlü adreslerinden biri de Sultanbeyli oldu. "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" kapsamında Sultanbeyli’de gerçekleşen programda, gün boyu süren etkinlikler boyunca AK Parti heyeti vatandaşlarla bir araya geldi. Sultanbeyli halkı da AK Parti’nin üst düzey kadrosunu bağrına basarken, kurulan sıcak diyaloglar, güçlü bir toplumsal birlikteliğin yansıması oldu. İlçe genelinde yapılan programlara Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş’ın yanı sıra İçişleri Eski Bakanı ve Erzurum Milletvekili Selami Altınok, MKYK Üyesi Hilmi Türkmen, Genel Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Büşra Koyuncu, İstanbul Milletvekili Yahya Çelik, Bingöl Milletvekili Feyzi Berdibek, Hatay Milletvekili Kemal Karahan, Sakarya Milletvekili Ertuğrul Kocacık, Şanlıurfa Milletvekili Hikmet Başak, 27. Dönem İstanbul Milletvekili Canan Kalsın, İl Başkan Yardımcısı Muhammet Talha Kor, İl Yönetim Kurulu Üyesi Rıdvan Bural ve İlçe Başkanı Ayhan Üşdi katıldı. Sultanbeylili vatandaşlar buluşmaya yoğun ilgi gösterdi Buluşmalar kapsamında Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, birlik ve beraberlik mesajları verdi. Sultanbeyli halkının, ülkenin geleceği adına her zaman en ön safta yer aldığını vurgulayan Başkan Tombaş, "Bugün burada sadece bir program gerçekleştirmiyoruz; aynı zamanda bu topraklara, bu millete ve yarınlarımıza dair büyük bir kararlılık ortaya koyuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonuna Sultanbeyli olarak en güçlü desteği veriyoruz. 7’den 70’e tüm hemşehrilerimizin gösterdiği ilgi ve samimiyet, bu davanın ne kadar sağlam temellere dayandığını bir kez daha ortaya koydu. Bu kutlu yürüyüşte Sultanbeyli her zaman öncü olmaya devam edecek" şeklinde konuştu. "Gönül belediyeciliği vizyonuyla çalışıyoruz" Başkan Tombaş, programın ardından ilçe genelinde yapılan çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Başkan Tombaş, "Sultanbeyli’de gönül belediyeciliği anlayışıyla her bir vatandaşımıza temas ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın yerel yansımalarını ilçemize taşıyacak projelerimizle yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz. Sultanbeyli’mizde hemşehrilerimizle buluşan tüm dava ve yol arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum" dedi.
Bakan Tekin: "Türkiye son 20 yılda eğitim öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı"
26 Eylül 2025 Cuma - 11:55 Bakan Tekin: "Türkiye son 20 yılda eğitim öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adıyaman’da 16 derslikli okulun açılışını yaptı. Açılış programında konuşan Tekin, "Türkiye son 20 yılda eğitim-öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı" dedi. Adıyaman’ın Besni ilçesinde 16 derslikli Dr. Necip Öztürk Ortaokulu ve Besni Eğitim Bayramı’na katılmak üzere Adıyaman’a gelen Bakan Yusuf Tekin, öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Burada konuşan Dr. Necip Öztürk, eğitime oldukça önem verdiklerini dile getirerek emeği geçen herkese teşekkür etti. "Bir ülkenin geleceği kalemle, defterle çizilir" Daha sonra konuşan Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, "Eğitim, bir ülkenin, bir şehrin her şeyi. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bir ülkenin geleceği kalemle, defterle çizilir. Bir ülkenin geleceği, yetiştireceği, eğiteceği iyi eğitimli gençlerle şekillenir. Bugün burada hem bakanımızın hem de kıymetli protokolümüzün katkılarıyla çok güzel bir eğitim kurumumuzun, bir okulumuzun açılışını hep beraber gerçekleştiriyoruz. Ben bütün açılışlara gittiğimde heyecanlanırım ama okul açılışlarının heyecanı bir başka oluyor. Çünkü kürsüde karşınıza size hitap eden, Tutdere’de bir köy çocuğu olarak eğitimin ve cumhuriyetin sağladığı imkanlarla okudu ve bugün ülkesine, milletine, şehrine hizmet ediyor. Eğitim hepimizin vazgeçilmesidir. Nerede eğitime destek olan, katkı sunan kim varsa hepsine buradan bir kez daha teşekkür ediyoruz" dedi. "Devletimiz bu bölgeyi tekrar ayağa kaldırmakla ve her türlü ihtiyacını karşılamakla ilgili azmini hiç kaybetmedi" Adıyaman Valisi Osman Varol ise konuşmasında, "Yaklaşık 2 buçuk yıl önce asrın felaketi diye adlandırdığımız birkaç asırda bir, yedi sekiz ömürde bir meydana gelebilecek çok büyük bir afet yaşadık. Yaşadığımız bu afet şehrimizin yapı stokunun üçte birini elimizden aldı. 8 bin 561 canımızı kaybettik. Allah hepsine rahmet eylesin. Ama bir şeyi kaybetmedik. Umudumuzu, ümidimizi hiç kaybetmedik. Adıyamanlı hemşerilerimiz memleketlerine olan inancını, bu memlekette yaşamakla ilgili arzu ve isteklerini hiç kaybetmediler. Devletimiz, büyük devletimiz bu bölgeyi tekrar ayağa kaldırmakla ilgili vatandaşlarımızın her türlü ihtiyacını karşılamakla ilgili azmini hiç kaybetmedi. Cumhurbaşkanımız bu bölgeye olan ilgisine alakasını hiç kaybetmedi ve hep birlikte omuz omuza vererek el ele kol kola memleketimizi ayağa kaldırmak için o günden bugüne çalışıyoruz. Ve artık çok şükür bugün geldiğimiz noktada artık yavaş yavaş sıkıntıları, temel ihtiyaçları çözmek yerine kaybettiklerimizi yerine koymanın sevincini, mutluluğunu yaşıyoruz. Yine geçen hafta Besni’deydik. Çok güzel bir kütüphanenin açılışını yaptık. Yine hayırseverlerimizin katkısıyla Allah onlardan razı olsun" ifadelerini kullandı. "Türkiye son 20 yılda eğitim-öğretimde fiziki altyapı, teknolojik altyapı ve akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise konuşmasında, "Önce Türkiye’deki eğitim-öğretim süreçleri ile ilgili genel rakamlar konusunda, çabuk unutuyoruz o yüzden bir hususun altını çizmek için bir rakam vermek istiyorum. Gerçekten artık herkes kabul ediyor, uluslararası raporlar da kabul ediyor ki Türkiye son 20 yılda eğitim-öğretimde hem fiziki altyapı hem teknolojik altyapı hem de akademik içerik açısından devrim niteliğinde işler yaptı. Bugün burada, fiziki altyapı ile ilgili Adıyaman özelinde bir rakam vereceğim. Bundan 22 yıl önce, yani 2002-2003 eğitim-öğretim yılında Adıyaman’da 151 bin 216 öğrencimiz varmış. Bugün Adıyaman genelindeki öğrenci sayısı 147 bin yani öğrenci sayımız 3-4 bin civarında azalmış. 2002-2003 eğitim-öğretim yılında bu 151 bin öğrenciye 3 bin 153 derslikte eğitim veriyorduk. Şu anda 2025-2026 eğitim-öğretim yılı başlarken (inşaatı devam edenler, kesin kabulü yapılmayanlar, ihale süreci devam edenler hariç) 6 bin 890 dersliğimiz var. Yani 150 bin öğrenciye 3 bin 500 derslikte eğitim verirken bugün 147 bin öğrenciye yaklaşık 7 bin derslikte hizmet veriyoruz. Şunun altını çizmek lazım, bu 3 bin 500 dersliğin yaklaşık yarısı yani 2002-2003’te var olan dersliklerin yarısı yıllar içerisinde gerek ekonomik ömrünü tamamladığı gerekse deprem gibi felaketler sebebiyle yıkıldığı için şu anda elimizde o günden kalan yaklaşık bin 500 derslik bulunuyor. Ama bugün yaklaşık 7 bin derslikte eğitim hizmeti veriyoruz. Aynı şey öğretmen sayısı için de geçerli. O gün Adıyaman genelinde 150 bin öğrenciye 5 bin 600 öğretmenle ders anlatıyorduk. Bugün 147 bin öğrenciye 11 bin 173 öğretmenle eğitim-öğretim hizmeti veriyoruz. Ben diyorum ki devrim niteliğinde şeyler yapılmış. Yani o güne kadar yapılanların ikiye katlandığını söylüyorum, eleştiriyorlar. Ama gerçekten eğitim tarihi ile ilgili kitapları okuduğumuzda, başka ülkelerin rakamlarını gördüğümüzde bu veriler devrim niteliğinde işler yapıldığını gösteriyor. Bunları niye söyledim? Çünkü bunları yaparken birincisi, eğitim-öğretim süreçlerinin gündemin ilk sırasında yer almasını sağlayan bir Cumhurbaşkanımız var. Başbakan olduğu günden itibaren genel bütçeden en çok payı Milli Eğitim Bakanlığı aldı. Yani bütçenin en büyük payını Cumhurbaşkanımız, Milli Eğitim Bakanlığı’na verdi. Cumhurbaşkanımızdan başlamak üzere bugüne kadar hizmet eden Milli Eğitim Bakanlarımız, parlamentoda bütçeleri onaylayan milletvekillerimiz, hangi partiden olursa olsun siyasetçilerimiz, yerel yöneticilerimiz, belediye başkanlarımız, mülki idare amirlerimiz, valilerimiz, kaymakamlarımız ve tabii ki devletle birlikte bu süreci yüklenmeye çalışan hayırseverlerimize şükranlarımı sunuyorum. Allah milletimizden razı olsun, bu konuda emeği geçen herkesten razı olsun. Herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Deprem sonrası 110 bin derslik sayısını 11 ilimizde 137 bin 886’ya çıkardık" Deprem sonrası eğitim alanında yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Bakan Yusuf Tekin, "Son olarak birkaç rakam da depremle ilgili vermek istiyorum. 6 Şubat’ta asrın felaketini yaşadığımız 11 ilimizde yaklaşık olarak 119 bin 200 dersliğimiz varmış. Bunun yaklaşık 10 bini kullanılamaz hale gelmiş, yıkılmış. Güçlendirme yapılanları söylemiyorum. Yani 119 bin derslik, yaklaşık 110 bin seviyesine düşmüş. İki yıl içerisinde şu anda, yani 2025-2026 eğitim-öğretim yılında bu 110 bin derslik sayısını 11 ilimizde 137 bin 886’ya çıkardık. Yani 6 Şubat’tan önceki derslik sayısını bütün illerimizde yüzde 10’dan fazla artırdık. 11 ilin ortalaması yüzde 16. İki yılda bunu yapabiliyorsak, bu iradeyi gösterebiliyorsak, biraz önce saydığım siyasetçilere ve hayırseverlere ayrıca teşekkür etmek gerekir. Ben uluslararası toplantılarda bu verileri anlattığımda, ‘Bunların hepsini iki yılda mı yaptınız?’ diye soruyorlar. Evet, iki yılda yaptık. ‘Peki nasıl yaptınız’ dediklerinde, ‘Devlet-millet el ele yaptık’ diyorum. Ama anlamakta zorlanıyorlar. Çünkü onlar Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kararlılığını ve azmini tanımıyorlar. Ben herkese teşekkür ediyorum, süreçte emeği geçenlere. En çok da öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Biz bu kadar fedakârlık yapıyoruz, okul binalarımızı hazır hale getiriyoruz, yeniden yapıyoruz ve her geçen gün fiziki ve teknolojik kapasiteyi artırmak için çaba sarf ediyoruz. Biz bu açılışı yapacağız ve buradan ayrılacağız; artık bu okulda emanet öğretmenlerimiz olacak. O yüzden öğretmen arkadaşlarımız için fedakarlıklarından dolayı, emaneti kendi çocukları gibi sahiplendikleri için sizlerden kocaman bir alkış istiyorum. Allah öğretmenlerimizden de razı olsun. Buraya gelirken bir okula uğradık, orada da öğretmenlerimizi gördük. Gerçekten çocuklara kendi çocukları gibi sahip çıkıyorlar. O çocuklar bizim geleceğimiz demek. Yani geleceğimizi öğretmenlerimiz el birliğiyle hazırlıyor. Ben tekrar başta Doktor Necip Öztürk ve eşi olmak üzere bütün hayırseverlerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Açtığımız bu okulun diğer hayırseverlerimize de örnek olacak şekilde hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum" diye konuştu. Yapılan konuşmaların ardından Bakan Tekin, sınıfları gezerek öğrencilerle sohbet etti. Bakan Tekin daha sonra okul öğretmenleriyle toplantıda bir araya geldi.