POLİTİKA
Gürsel Tekin: "Ben kongre tartışması içine girmiyorum"
24 Eylül 2025 Çarşamba - 17:38 Gürsel Tekin: "Ben kongre tartışması içine girmiyorum" Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanlığına görevlendirilen Gürsel Tekin, CHP İstanbul İl Kongresi’ne ilişkin, "Ben kongre tartışması içine girmiyorum, hiç de girmedim. Bizim yapmamız gereken çok işimiz var" dedi. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılmasının ardından yerine görevlendirilen Gürsel Tekin, CHP’nin Sarıyer’de bulunan binasına geldi. Burada basın mensuplarına konuşan Tekin, "Biz aslında çok medyanın önüne geçmek istemiyoruz, çok zorunda olmadığımız sürece basın toplantısı da yapmıyoruz. Geçen hafta ‘41 çalışanımızın, emekçimizin işine son vermişiz’ haberinden dolayı sadece burada olan arkadaşlarımıza çağrıda bulunduk ve meramımızı anlattık. O gün çok az sayıda kamera olduğundan dolayı ilginizin azaldığıyla ilgili medyada gün boyu haber oldu. Görüyorum ki maşallahınız var, bugün olağanüstü bir ilgi içindesiniz. Şunu da söylüyorum; özellikle o haberi yapan sözde gazeteciler, sözde sosyal medyacılar inşallah görevimiz bittiği zaman sadece ulusal değil, uluslararası medyanın da ilgi göstereceği basın toplantılarımız elbette olacaktır. Gerçekten ben çok merak ediyorum. Yargı, bu üç tane pırıl pırıl adamın göreviyle mi aklınıza geldi? Madem ki bu kadar kudretliydiniz, bizi infaz edebilecek kadar kudretiniz varsa cezaevinde yatan arkadaşlarımızla ilgili neden kudretinizi gösteremediniz? Ne olduysa Gürsel Tekin ve iki arkadaşı Zeki Bey ile Erkan Bey ile beraber olağanüstü yargı, özgürlük, demokrasi akıllarına geldi. Bizim ömrümüz demokrasi mücadelesiyle geçti. Hiç kimse merak etmesin asla demokrasiden sapmayız, asla hukuksuzluğu kabul etmeyiz. Ama ortada bir sorun var. Bütün hukuksuzlukları bile hukukla çözmek gibi bir sorunumuzun olduğunu da unutmayalım. Yakın 50 yıllık tarihimize bakın buna darbe dönemi dahildir, bir hukuksuzluk varsa o hukuksuzluğu da hukukla çözmüşüzdür. Biz olabildiğince başından itibaren sorun oluşturan değil, sorunu çözme konusunda çok önemli gayretler sarf ettik. Hala o gayret içindeyiz. Arkadaşlarımızın bir kısmı merak etmişler. Hiç merak etmeyin. Şuna emin olun; herkesten daha fazla istiyoruz ki bir an önce görevimiz bitsin. Ayın 26’sında tedbirin kaldırılması ile ilgili itiraz edilmiş, tedbirimiz kalktığı zaman şuna emin olun arkadaşlarımızı çiçeklerle, güllerle karşılayacak durumdayız. Yakınlarımıza, çevremize sizin her ne kadar kötülükleriniz olsa da" diye konuştu. "Bizim görevimiz yargı tarafından verilmiştir" Yakın çevrelerinin araştırıldığını iddia eden Tekin, "Ne buldunuz; tertemiz bir sayfa bulundunuz. Bizim görevimiz yargı tarafından verilmiştir. Cuma günü itiraz var. Cuma böyle bir karar olursa hepimizden daha çok seviniriz. Çünkü bir an önce bu meselenin çözümü konusunda hepimizin bir gayreti var. Özellikle bize saldıranları çok iyi anlıyorum. Asla unutmayacağım. Hayatımda hiç kimseye hakaret etmedim" diye konuştu. "Ben kongre tartışması içine girmiyorum" CHP’nin İstanbul İl Kongresi’nden çıkacak sonuca ilişkin bir soru üzerine Tekin, "Ben kongre tartışması içine girmiyorum, hiç de girmedim. Bizim yapmamız gereken çok işimiz var. Hala kasayı alamadık. Bütün arkadaşlarımızın kötülüklerine rağmen asla yargıya başvurmadık. Yargının kararı bizi bağlar. Hiç tartışmasız bizi bağlar. Kongre ile ilgili yorum yapmıyorum. Hayırlı olsun. Bizim burada olma sebebimiz ortada; bir sıkıntı var, onu çözmek. Bu sorunu çözmek konusunda çok gayret sarf ediyoruz. Yargı kararıyla görevimiz sonlanır. Görevimiz sonladıktan sonra farklı adımlarımız olmayacak. Ama farklı söylemlerim olacak. Cumhuriyet Halk Partisi’nin mazisine ve tarihe uygun, fabrika ayarlarına dönmesi konusunda çaba sarf edeceğiz. Sayın genel başkanın laflarına bir cevap vermedik. Çünkü bir şeyin farkındayız, sayın genel başkanın oturduğu koltuk Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğudur. Oradan kalkmadığı sürece cevap vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
ABB Başkanı Yavaş: "Pahalı yaptılarsa cezalarını çekerler, pahalı yapmamışlarsa da aklanırlar"
24 Eylül 2025 Çarşamba - 17:21 ABB Başkanı Yavaş: "Pahalı yaptılarsa cezalarını çekerler, pahalı yapmamışlarsa da aklanırlar" Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Ankara’da kamu zararına yol açıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturmada gözaltına alınan şüphelilere ilişkin, "Pahalı yaptılarsa cezalarını çekerler, pahalı yapmamışlarsa da aklanırlar" dedi. ABB Başkanı Yavaş, Ankara’da kamu zararına yol açıldığı iddiasıyla başlatılan ve 13 kişi hakkında gözaltı kararı verilen ‘konser’ soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Belediye olarak daha önce geçmişe yönelik konser incelemelerinin gerçekleştirildiğini ve herhangi bir zarar saptamadıklarını dile getiren Yavaş, "Mülkiye müfettişleri birtakım bilirkişi heyeti oluşturdular. Ben bunların uzmanlık alanının bu konuyla hiç alakası olmadığını tespit ettim. Medya bilirkişisi, Elmadağ Gençlik ve Spor İlçe Müdür Vekili, Ankara Defterdarlığı muhasebe uzmanları ve Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü personeli olmak üzere bunlardan bir heyet oluşturmuşlar. Oysa bu bilirkişinin Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bu işi yapan uzman kişilerden olması gerekirdi. Dolayısıyla bunlar bir rapor düzenlemiş, bu bilirkişi raporu üzerine mülkiye müfettişleri dosyayı savcılığa göndermiş. Buna yapılan karşılıklı itirazlar sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bir dosyayı savcıya göndermek suretiyle o da yeni bir inceleme başlatmış. Bir bilirkişi heyeti tespit etmiş. Heyet de bu eski bilirkişinin yaptığı rapor üzerinden kamu zararını açıklıyor. Usulüne uygun yapılmayan bir inceleme üzerine yapılıyor. Savcılığa dilekçe verdik, ‘Eğer kıyaslayacaksanız Mercedes ile Mercedes’i kıyaslayın’ dedik" diye konuştu. "Biz adalet istiyoruz" Kamu zararı adı altında bahsedilen 154 milyon liradan fazla tutarın neye göre hesaplandığını anlamadıklarını söyleyen Yavaş, "Örneğin, sahne 3-5 milyona kurulurdu. Sahnedekilerin her biri ayrı bir bedel ve bunlar otomatik robot. Biz şunu istiyoruz; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için yapılmış Türkiye’nin en büyük sahnesi, daha ucuza olabilir miydi? Elbette olabilirdi, o konudaki özeleştirilerin hepsini ben kabul ediyorum. Mesela bize verilen hak edişte 146 kişi çalışmış. 146 kişi, yaklaşık 15-20 gün yevmiye usulü çalışmış. Çok özellikli elemanlar var, günlük 20 bin lira, 100 bin lira civarında para alanlar da var. Bunların tamamı uzmanlık istiyor. Bu ekipmanların tamamı 20 tırda gelmiş. Biz adalet istiyoruz" dedi. "Pahalı yaptılarsa cezalarını çekerler, pahalı yapmamışlarsa da aklanırlar" "Konserle ilgili benim savunacağım hiçbir şey yok" diyen Yavaş, sözlerine şöyle devam etti: "Pahalı yapmışlarsa cezasını çekerler, eğer pahalı yapmamışlarsa da aklanırlar ama elbette şunu eleştiriyorum; sabaha karşı evlerinden apar topar alınmak. Bunlar kaç yıldır ABB’de çalışıyorlar. Bir tanesi hariç tamamı bizden önceki dönemin personeli. Kaç yıldır çalışıyorlar. İfadeye, emniyete çağırdınız da gelmediler mi? Artık bu usulün Türkiye’de kalkması lazım. Apar topar alınmalarının hukukta yeri yoktur." "Gökçek ve ailesi yargılanmadan asla adaletten bahsedemeyiz" Eski ABB Başkanı Melih Gökçek’in operasyon öncesinde operasyon olacağına dair sosyal medya hesabından paylaşım yaptığını savunan Yavaş, "Şimdi de tepkiyi görünce ’Ben onu kast etmedim’ diyor. Bu ülkede Gökçek ve ailesinin tümü yargılanmadan, hapse girmeden ve yaptıklarının hesabı sorulmadan asla adaletten bahsedilemez" dedi. Kendisi hakkında son 6 yıl boyunca sürekli şikayetlerin yapıldığını söyleyen Yavaş, "Mülkiye müfettişleri de boş geçmiyor. Yaklaşık 109 tane şikayet yapıldı. Bunların hepsi tahkik edildi, 100 küsür tanesi şu anda ‘suç unsuru yok’ diye kapatıldı. Elbette kapatılacak, biz buraya ‘suç işlemeyeceğiz’ diye geldik. Kendimize sonuna kadar güveniyoruz, istedikleri kadar şikayet etsinler. Biz böyle yaparken eski döneme ait, yolsuzlukları arşa kadar çıkmış, dünyanın her yanından bilinen bu aile ile ilgili neler yaptık. Gökçek dönemi dosyalarından ‘ihaleye fesat’, ‘kamu zararı’ iddiasıyla 100’e yakın suç duyurusunda bulunduk. Bu dosyaların sonucuna baktığımızda 55 dosyada bilirkişi raporu alınmak suretiyle takipsizlik kararı verilmişti. 11 dosyada bilirkişi raporu dahi ihtiyaç duyulmadan takipsizlik kararı verilmiş. Bürokratlar hakkında da 11 dosyada iddianame düzenlendi ancak bu 11 dosyada yargılamalar devam ediyor. Bu bürokratların hiçbirisi gece evinden alınmadı, adli yaptırım da yapılmadı. Yargılanıyorlar, doğrusu da budur. Yargılandıktan sonra mahkeme cezayı kesinleştirince biz o insanlara suçlu diyebileceğiz" ifadelerini kullandı. Yavaş, verdikleri 100’e yakın suç duyurusundan ise şu örnekleri verdi: "Oğlan boş geziyor, oğlana bir iş vermesi lazım. Futbol takımı verip onunla oyalanması lazım, çünkü hiçbir iş yapmıyor, elinden hiçbir iş gelmiyor. Babası ona bir tane futbol takımı almış, buna para lazım. Bazı şirketlerden ihale vermek suretiyle bir de hafriyat gelirini, belediyenin oldukça büyük bir gelirini ANFA’ya, ANFA üzerinden de Osmanlıspor’a vermiş. Çok şikayet oldu bu konuda ve Sayın Mustafa Tuna gelir gelmez bunu sonlandırdı ve ne kadar gelir kaybı olduğunu gösterdi. Biz gelir gelmez ‘kamu zararı var’ diye hafriyat dosyasını şikayet ettik. Bu dosyada takipsizlik kararı çıktı. Neden? Gökçek’in orada imzası yokmuş. Ancak belgesi var, olur belgesi. Hadi bilirkişi görmedi bunu, savcı da mı görmedi? Takipsizlik verildi. Buradaki zararı tespit etmenin imkanı yok. Bizim ilk aydaki ciromuz 1 milyar 182 milyon. Oğlanın futbol hevesine gitti bu paralar. Bunun hesabı sorulmamalı mı arkadaşlar? Bu kamu zararı değil mi? Kamu zararı kaç para olursa bunları gözaltına alıp tutuklarsınız? Başka bir soruşturma; Ankapark hukuki süreci. Ankapark’ı da şikayet ettik. Savcılık önce soruşturma izni istedi, Süleyman Soylu soruşturmaya ‘zarar yok’ diye izni vermedi. Bunun üzerine biz Danıştay 1. Dairesine itiraz ettik. Danıştay itirazımıza ‘Bu dosyadaki bütün iddiaların tek tek incelenmesi lazım. İnceledikten sonra hangisi 4483 sayılı Kanun’a giriyor, Gökçek’i ilgilendiriyor, kaç tanesinde ihaleye fesat karıştırma var, bunları tek tek inceleyin’ diye geri gönderdi. Maalesef bir önceki mahkeme bunları yapmadı ve iki tane dosyayı öylesine inceleyerek -halbuki 52 dosya var- takipsizlik kararını verdi ve geçti. Biz, sulh cezaya itiraz ettik, onlar da reddetti. Yapabileceğimiz tek şey var, o da kanun yoluna bozma talebi. Kanun yoluna bozma talebine gittik, dosyamız 2024’ten beri hala adliyede bekliyor. ABB kapsamında yine 52 ayrı suç unsuru bulundu."
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "En kısa sürede TBMM Genel Kurulu’na sağlam bir rapor sunulacağı inancını taşıyorum"
24 Eylül 2025 Çarşamba - 16:43 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "En kısa sürede TBMM Genel Kurulu’na sağlam bir rapor sunulacağı inancını taşıyorum" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında en kısa sürede TBMM Genel Kurulu’na sağlam bir rapor sunulacağı inancını taşıdığını belirterek, "50 yıldır devam eden bu süreç, bugün Türkiye’yi başka bir yere getirdi. Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Ezidilerin, Sünnilerin, Şiilerin, Alevilerin hep beraber güçlü bir gelecek inşa etmesi üzerinde durmak zorundayız. Ben bu Komisyon’un böylesine bir iradeyi de her gün arttırarak üretmeye devam ettiğini görüyorum" dedi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 12’nci toplantısında düşünce kuruluşları temsilcileri dinlendi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, en kısa sürede TBMM Genel Kurulu’na sağlam bir raporun sunulacağı inancını taşıdığını söyleyerek, "Rızanın arttırılabilmesi ise sadece tek başına bu Komisyon’un yapabileceği bir iş değildir. Sizlerden de özel ricam; buraya gelen, burada bu sürece katkı sunan, ’Evet bu iş burada gerçekleşmelidir, bitmelidir, vakti gelmiştir’ diyen arkadaşlarımızın hepsinin kendi çevrelerinde bu olumlu görüşlerini paylaşmaları ve toplumsal rızanın arttırılması için garantilerin gelişmesini sağlamasını temenni ediyoruz. 50 yıldır devam eden bu süreç, bugün Türkiye’yi başka bir yere getirdi. Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Ezidilerin, Sünnilerin, Şiilerin, Alevilerin hep beraber güçlü bir gelecek inşa etmesi üzerinde durmak zorundayız. Şunu da ifade etmek isterim; tarih analizleri yapabiliriz. Bizim Doğu toplumlarında geçmişi konuşmak çok sevdiğimiz bir şey. Geçmişi konuşabiliriz. Bugün de gayet güzel analizlere değinildi. Ama esas mühim olan şey çok kuvvetli, güçlü bir geleceği birlikte nasıl kuracağımızın iradesini ortaya koyabilmek. Ben bu Komisyon’un böylesine bir iradeyi de her gün arttırarak üretmeye devam ettiğini görüyorum" ifadelerini kullandı. "Sürece yönelik çok yüksek destek var" Komusyon’da konuşan Ankara Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Hatem Mete, yaşanan süreçte gelecekte riskler oluşturabilecek konulara değinerek, "Siyasi aktörlere ve siyasi partiye avantaj, dezavantaj sunmuyor. Bugüne kadar toplumsal hassasiyet oluşmadı. Henüz süreç seçmenin oy verme dinamiğinde, siyasi partilerin oy oranında etkili olmadı. Sürece yönelik çok yüksek destek var. Süreçle ilgili destek yüzde 60’ların altına düşmedi. Toplum meseleyi iktidarın meselesi olarak görmüyor. Toplum, bu meseleyi siyasetin uzun süredir ele alması gereken bir sosyal sorun olarak görüyor. Birçok dinamikle ilgili güven eksikliği var. Somut gelişmeler oldukça güven duygusu da inşa edilecek. Toplumsal hassasiyetin ayağımızı tökezletecek bir konuya dönüşmediğini görüyorum. Devlet, çözüm sürecinide Suriye’de silahsızlanma sürecinin başlamasını istiyor. Türkiye tezlerinde ısrarcı olabilir. Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’deki çözümde ön şart olmaması gerekiyor. Yasal düzenlemenin kapsamı ve boyutu çok önemli olacak. Yapılacak düzenlemenin sadece PKK’nın silahsızlanması değil, toplumsal entegrasyon konusunu da ele alması gerekiyor" dedi. Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi (SAHAM) Koordinatörü Yüksel Genç ise, güven arttırıcı önlemler konusundaki düşüncelerini paylaştı. Genç, "Bölge insanının yüzde 65’i İnfaz Kanunu’nda değişiklik bekliyor. Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılması yüzde 65 oranında. Hasta tutukluların bırakılmasını isteyenlerin oranı yüzde 68. Ceza süresi dolan tutuklukların serbest bırakılması yüzde 66. Kayyumun sonlandırılmasını isteyenlerin oranı yüzde 71.2. Siyasi af beklentisi yüzde 60’ın üzerinde. Kürtler için kendi içinde ana dilde eğitim olmazsa olmazdır. Ana dil için yasal ve anayasal güvence beklentisi var" diye konuştu. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Kurucu Direktörü Prof. Dr. Güven Sak, bölge şehirleri için stratejik tercihler yapılması gerektiğini belirterek, "Doğu Anadolu Bölgesi’nde tarımdaki iş gücünün toplum iş gücündeki payı artıyor. Tarımda verimlilik düşük. Sanayi, makine imalatı ilde varsa sanayinin diğer alanlara sıçraması mümkün. Potansiyel, eksiklik olduğunu görmek mümkün. Türkiye’de kültürel turizm bakımından gelişmiş yer Nevşehir. Yabancı turistin fazla gelmediği, çok fazla ziyaret etmediği görülüyor. Göbeklitepe’nin bulunması, Zeugma’nın ortaya çıkması hareketlilik oluşturuyor ama yabancı turist açısından artış yok. Turizmle ilgili faaliyet kollarında istihdam Van’da yüzde 1. Yeni rotalar saptanması gerekiyor. Van’a insanlar daha çok İran’dan geliyor. Asıl para harcayan turist Amerikalılar. Van’da 1.3 milyar dolar gelir oluşturmak mümkün. Turizm eko sistemini güçlendirmemiz gerekiyor. Yeni bir turizm anlayışı gerekiyor" şeklinde konuştu. Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkanı Dr. Kadir Temiz, Ortadoğu’da devlet dışı aktörlerden bahsederek, "Bence bu çözüm sürecinin ya da PKK’nın silah bırakmasının küresel ve bölgesel bazı eğilimleri takip ettiğini ve Türkiye’nin de bu küresel ve bölgesel trendlerinin bir parçası olduğunu, bu uygulamaya gayret ettiğini düşünüyorum. Şimdi bunların örneklerini vereceğim. Bugün Irak’ta yaptığımız birçok çalışmada, Irak siyasetinde üç temel eksende dönüşüm olduğunu söyleyebiliriz. İlk olarak merkezi hükümet, 2003 yılından bu yana istenen düzeyde bir Iraklılık ve Irak diniyle örtüşen bir egemenlik alanı elde edebilmiş değil. Bu ister istemez Irak devletinde bir bağımsızlık krizini sürekli zorluyor. Ve bu Irak devletini zorlayan ikinci bir sorun alanını ortaya çıkartıyor. Burada merkez dışı aktörlerin mezhep ve etnisitesiyle temelde ayrışması ve bunların üzerinden devşiren şiddet görevlileridir. İstisnasız bütün aktörler için bu iki durum geçerli. Daha geçtiğimiz ay Kerkük, Musul ve Erbil’de yaptığımız ziyaretlerde hemen hemen bütün aktörler ve sahada İran hükümeti dahil şiddet tekeli ne yazık ki merkezi devletin elinde değil ve merkezi otoritenin sağlayamadığı adalet, hukuk ve düzen, radikalizmin tetiklediği çeşitli örgütlere alan açan bir ortam, bir sosyoloji ortaya çıkartmaktadır. Bu çerçevede üçüncü eğilim ise özellikle son yıllarda gözlemlediğimiz; Irak’ta merkezle aidiyeti ve ilişkisi zayıf aşiretler dahil her türlü farklı grubun yeni bir ekonomi kalkınma modeliyle ikna çabası olan Irak Ekonomik Kalkınma Modeli ya da Türkiye-Irak ilişkilerini şekillendiren Kalkınma Yolu. Bu bağlamda özellikle Erbil ve Süleymaniye’de yaptığımız çalışmalarımızdan elde ettiğimiz veriler, bize Kuzey Irak’ta beklentilerin ötesinde olumlu bir modelin inşa edilebildiğini göstermektedir. Bu çerçevede PKK’nın kendini feshetmesi, silahları yakarak silah bırakmanın önünü açması sadece örgütün veya örgüt liderliğinin kısa vadeli çıkarlarıyla açıklanamaz. Bölgesel gelişmelerle birlikte biraz önce bahsettiğim Irak Merkezi Hükümeti ve Kuzey Irak’ta ortaya çıkan yeni bir modelin ortaya çıkardığı siyasal, ekonomik, hatta teknolojik ve sosyolojik gerçek; artık PKK gibi devlet dışı aktörlerin zaten talihsel varlıklarını ortadan kaldırmıştır. Irak’taki son gözlemlerimiz bize şunları gösteriyor. Bir; bölge çözüm sürecini destekliyor. Şubat ve altı ay sonra yaptığımız saha çalışmalarında bu trendin biraz daha zayıfladığını gözlemliyoruz ancak zaten burada Kürt çalışmaları araştırmacıları da bunu anketler üzerinden teyit ediyor. Ancak herkes zorluğun farkında. Ciddi bir güven bunalımı var. Sadece Türkiye’ye karşı değil, aynı zamanda Kürt siyaseti ve grupları arasında da ciddi gerilimler mevcut. Sahiplenme zayıf, herkesin bu sorunu başkasının sorunuymuş gibi konuşma eğilimi içinde olduğunu gözlemliyoruz" diye konuştu. Suriye yönetiminin iç savaşın ortaya çıkardığı siyasal ve idari boşluğu hızlı bir şekilde inşa ettiğine işaret eden Temiz, "Suriye’nin farklı toplumsal kesimlerinin bu merkezileşme ve devlet kapasitesinin arttırılması politikalarına destek olması bekleniyor. Dolayısıyla hükümetlerin ve diğer etnik azınlıkların içinde bulunduğu grupların toplumsal muhataplarıyla yeni bir Suriye’nin geleceği için konuşması ve iletişime geçmesi önemli bir beklenti. İkinci bir dönüşüm ise kendini devletin bir parçası hissetmeyen grupların siyasi ve toplumsal aidiyet sorunudur. Şehir merkezlerinde birçok yerde bu aidiyet sorununu gözlemlemek mümkün. Bu aidiyet meselesinin nasıl kurulacağı da Suriye için ciddi bir politik konu olarak ortada duruyor. Son olarak bütün bunların ortaya çıkardığı güvenlik sorunu ve ekonomik kalkınmanın, yani Suriye’nin ekonomik sorunlarının bir an önce çözüme ihtiyacı var" şeklinde konuştu.
AK Parti Buharkent İlçe Başkanı Balıkçı’dan CHP’li meclis üyelerine tepki
24 Eylül 2025 Çarşamba - 15:54 AK Parti Buharkent İlçe Başkanı Balıkçı’dan CHP’li meclis üyelerine tepki AK Parti Buharkent İlçe Başkanı Alı Balıkçı, yaptığı basın açıklaması ile Aydın Büyükşehir Belediye Meclis toplantısının ertelenen 2. oturumunda Buharkent’te yapılacak olan jeotermal sera bölgesinin komisyona sevk edilmesini reddeden CHP’li meclis üyelerine tepki gösterdi. Balıkçı: "CHP istihdama ‘hayır’ dedi" ifadelerine yer vererek CHP’li Büyükşehir Belediye Meclis üyelerinin tutumundan dolayı önemli bir projenin sekteye uğratılmaya çalışıldığını öne sürdü. AK Parti Buharkent İlçe Başkanı Ali Balıkçı yaptığı açıklamada "Geçtiğimiz hafta gerçekleşen Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında, CHP’li meclis üyeleri, şehrin ve ilçelerin geleceği için hayati önem taşıyan projelerin komisyona dahi sevk edilmesine karşı çıktı. Bu durum, özellikle Buharkent için büyük önem taşıyan Savcıllı Jeotermal Sera Bölgesi Projesi’nin reddedilmesiyle tepki topladı. Bu proje yalnızca bir yatırım değil; tamamlandığında 500 vatandaşımıza doğrudan iş imkânı sunacak, tarımsal üretimde ilçemizi bölgesel bir merkez haline getirecek dev bir adımdır. Halkımızın refahını artıracak, istihdama değer katacak bir projeye sırf siyasi hesaplarla ‘hayır’ demek, Buharkent’in geleceğine engel olmaktır." dedi. "Siyaset üstü bir proje" Balıkçı, söz konusu projenin siyasi değil, tamamen ekonomik ve sosyal fayda sağlayacak bir yatırım olduğunu vurgulayarak; "Sayın Meclis Üyelerine çağrımızdır; bu projeler siyaset üstüdür. Aydın’ın kalkınması ve milletimizin geleceği için hayati öneme sahiptir." ifadelerine yer verdi. "Buharkent başarı hikayesi yazıyor" Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol’un vizyoner çalışmalarıyla ilçenin üretim ve istihdamda büyük mesafe kat kaydeden AK Parti İlçe Başkanı Balıkçı, "Bugün Buharkent’te Organize Sanayi Bölgesi hayata geçirilmiş, fabrikalar üretime başlamış ve yüzlerce vatandaşımıza iş imkanı sağlanmıştır. Aynı şekilde Buharkent Jeotermal Sera Bölgesi de tarım ve istihdamda yeni bir başarı hikayesi yazacaktır" dedi. "Engellemelere rağmen yolumuza devam edeceğiz" Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol ile birlikte çalışmaya devam edeceklerini belirten Ali Balıkçı, "Her türlü engellemelere rağmen; istihdamdan tarıma, üretimden altyapıya kadar ilçemize değer katacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Kim ne kadar engel çıkarmaya çalışırsa çalışsın, bizler halkımızın menfaatine olan her yatırımın arkasında duracak ve Buharkent’imizi geleceğe taşıyacağız" dedi.
Başkan Yardımcısı Yıldız: "Bu hayvanlar, can dostlarımız"
24 Eylül 2025 Çarşamba - 15:14 Başkan Yardımcısı Yıldız: "Bu hayvanlar, can dostlarımız" Samsun’un Atakum Belediye Başkan Yardımcısı Suat Yıldız, Çatmaoluk Mahallesi’nde yapılması planlanan hayvan barınağına yönelik tepkiler üzerine basın açıklaması yaptı. Yıldız, "Amacımız hem halkımızın huzuru hem de sokak hayvanlarının güvenliği için en doğru çözümü bulmak" diyerek sağduyu çağrısında bulundu. Çatmaoluk ve çevre mahallelerde yaşayan vatandaşlar, barınağın mahalleye çok yakın olduğunu, su kaynaklarını kirleteceğini ve hayvan otlatmalarını engelleyeceğini ileri sürerek traktörlerle protesto eylemi başlatmıştı. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu gereği, nüfusu 25 binin üzerinde olan belediyelerin barınak kurmasının zorunlu olduğunu hatırlatan Yıldız, "Bu bizim keyfi bir tercihimiz değil, yasal bir zorunluluktur" dedi. "En uygun yer Çatmaoluk oldu" Daha önce İncesu’da belirlenen alanın turizm ve üniversite bölgesine yakınlığı nedeniyle iptal edildiğini belirten Yıldız, "Orman İl Müdürlüğü üzerinden 20’nin üzerinde yer gösterildi. Çoğu hayvan bakımına uygun değildi. Sonuçta Çatmaoluk ve Sarayköy sınırındaki 715 bin metrekarelik alanda 9 bin 127 metrekarelik yer uygun bulundu ve belediye meclisinde oy çokluğuyla kabul edildi" diye konuştu. Geçmişte Samsun’da yaşanan kötü barınak koşullarına halkın tepki göstermesini anlayışla karşıladıklarını belirten Yıldız, yeni barınağın doğayla iç içe, park havasında bir proje olacağını söyledi. "Emri veren makam iptal edebilir" Barınak yapım sürecinin sadece belediyenin inisiyatifiyle değil, valilik ve kaymakamlık yazılarıyla yürütüldüğünü ifade eden Yıldız, "Bu emri bizim iptal etme şansımız yok. Emri veren makam iptal edebilir" şeklide konuştu. "Jandarmayla halkı karşı karşıya getirmek istemedik" Çatmaoluk’taki gerginlik sırasında güvenlik güçleriyle vatandaşların karşı karşıya gelmemesi için iş makinelerinin geri çekildiğini belirten Yıldız, "Bu problem bitti anlamına gelmez. Ama daha iyi bir yer bulunursa elbette değerlendirilebilir" ifadelerini kullandı. "Bu hayvanlar can dostlarımız" Sağduyu çağrısıyla sözlerini noktalayan Yıldız, "Atakum’un barınağa ihtiyacı var. Bu hayvanlar bizim can dostlarımız. Onları incitmeden, üzmeden sokaklardan almak için bu barınakların yapılması gerekiyor" dedi.