POLİTİKA
Başkan Kul: "Pazar yerini mutlaka yapacağız" 07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:21:02 SAMSUN (İHA) – Samsun’un Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "Pazar yerini her ne şartta olursa olsun yapacağız. Tüm hemşehrilerimi algı yönetenlere değil, resmi belgelere itibar etmeye davet ediyorum" dedi. Pazar yeri ihalesinin geçmiş dönemde neden sonuçlandırılamadığına dair teknik detayları paylaşan Başkan Şenol Kul, "İhale neden iptal edildi? Önceki dönem belediye idaresinin yetkisi ve uhdesinde gerçekleştirilen ihalede, muhammen bedel 40 küsur milyon TL olarak belirlenmişken, gelen teklif 61 milyon TL olmuştur. Tamamen önceki dönem yönetiminin tasarrufuyla, bu ihale o dönem iptal edilmiştir. Bu sürecin neden bu şekilde yönetildiği veya neden iptal edildiği bizim değil, o dönemin idari tercihidir" diye konuştu. Kamuoyunda ödeneğin farklı yerlere harcandığı yönündeki iddialara Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) gelen resmi yazı ile cevap veren Başkan Kul, "Önceki dönem Belediye Başkanımız Ali Kılıç tarafından AFAD’dan alınan 23 milyon liralık ödenek hakkında kurumlarımızın resmi yazısı nettir. ’Bu ödenek ancak ve ancak afet sonucu yıkılan yerinde kullanılabilir.’ Bu kaynağın başka bir projeye aktarılması veya farklı bir amaçla kullanılması hukuken mümkün değildir. Para yerinde durmaktadır ve devletimizin belirlediği şartlar dahilinde koruma altındadır" şeklinde konuştu. Pazar yerinin inşası için Büyükşehir Belediyesi ile temasların aralıksız sürdüğünü de belirten Kul, "Şu an Büyükşehir Belediyemiz ile görüşmelerimiz devam ediyor. Amacımız Terme’ye en doğru bütçe ve planlama ile modern bir pazar yeri kazandırmaktır. Bu kaynağın ilçemize kazandırılması noktasında emek veren önceki dönem Başkanımız Ali Kılıç’a teşekkür ediyorum. Halkımız müsterih olsun pazar yerimizi her ne şartta olursa olsun tamamlayıp hizmete sunacağız" ifadelerini kullandı.
AK Parti’ye katılan Serik Belediye Başkanı Kumbul: "Hemşehrilerimize en iyi hizmeti sunmak amacıyla yeni bir yol yürümeye karar verdim"
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:13 AK Parti’ye katılan Serik Belediye Başkanı Kumbul: "Hemşehrilerimize en iyi hizmeti sunmak amacıyla yeni bir yol yürümeye karar verdim" Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AK Parti) katılan Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul, "Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda Serik’imizi geleceğe daha güçlü hazırlamak, devam eden ve planlanan projelerimizi daha etkin bir şekilde hayata geçirmek ve hemşehrilerimize en iyi hizmeti sunmak amacıyla yeni bir yol yürümeye karar verdim" dedi. Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul, yaptığı açıklama ile AK Parti’ye katıldığını duyurdu. Kumbul açıklamasında, "Vatanını ve milletini seven bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hayatım boyunca milli ve manevi değerlerimize bağlı kalmak en temel ilkem olmuştur. Hekimlik mesleğimden başlayarak kamu görevlerimde bulunduğum her noktada görevimi bir makamdan öte millete hizmet etmenin bir sorumluluğu olarak gördüm. Op. Dr. Kadir Kumbul olarak Serik Belediye Başkanlığı görevinden önce 12 yıl boyunca devlet hastanemizde çoğu zaman mütevazı şartlarda, hiçbir ayrım gözetmeden vatandaşlarımıza hizmet etmeye gayret ettim. Aynı anlayışla sürdürdüğümüz belediye başkanlığı görevimizde de Serik’imizin her kesimine dokunan, kapsayıcı ve çözüm odaklı bir hizmet anlayışıyla çalıştık. Siyaset anlayışımın temelinde her zaman milletimize hizmet etmek, ortak aklı öncelemek ve değerler üzerinden yol yürümek yer almıştır. Ancak son dönemde içerisinde bulunduğum siyasi zeminde hizmet odaklı yaklaşım yerine farklı önceliklerin öne çıkması benim benimsediğim siyaset anlayışıyla örtüşmemeye başlamıştır. Bu durum, milletimize daha güçlü ve etkin hizmet edebilmek adına yeni bir değerlendirme yapmamı gerekli kılmıştır. Benim için esas olan polemik değil hizmet, ayrışma değil birlik, şahsi hesaplar değil milletimizin menfaatleridir" ifadelerine yer verdi. "Yolumuz hizmet yolu, pusulamız Serik’tir" "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan ’Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda Serik’imizi geleceğe daha güçlü hazırlamak, devam eden ve planlanan projelerimizi daha etkin bir şekilde hayata geçirmek ve hemşehrilerimize en iyi hizmeti sunmak amacıyla yeni bir yol yürümeye karar verdim" diyen bKumbul, bu doğrultuda AK Parti saflarına katılma kararı aldığını ve attığı bu adımın temelinde kişisel beklentinin değil, tamamen milletine daha iyi hizmet etme iradesi bulunduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, önceki dönem Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, MKYK Üyesi Menderes Türel, Antalya milletvekilleri, il ve ilçe yönetimine teşekkür eden Kumbul, "Beni Serik Belediye Başkanlığı görevine layık gören tüm hemşehrilerimin iradesine saygım sonsuzdur. Bundan sonraki süreçte de aynı sorumluluk bilinciyle ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, birlik ve beraberlik içerisinde Serik’imize hizmet etmeye devam edeceğiz. Yolumuz hizmet yolu, pusulamız Serik’tir" ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Sivillerin yaşam hakkı üzerinde asla siyasal pazarlıklar yapılamaz"
16 Nisan 2026 Perşembe - 14:35 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Sivillerin yaşam hakkı üzerinde asla siyasal pazarlıklar yapılamaz" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Mazlumların hayatı pahasına sürdürülen suskunluk, asla ve asla tarafsızlık olarak kabul edilemez. Açıkça ifade etmek isterim ki sivillerin yaşam hakkı üzerinde asla siyasal pazarlıklar yapılamaz" dedi. Parlamentolar Arası Birlik’in, "Gelecek Nesiller İçin Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek" temalı 152’nci Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş’un başkanlığında müzakerelerine başladı. İstanbul’da gerçekleştirilen Genel Kurul’un açılışını yapan PAB Başkanı Tulia Ackson, "Genel Kurul Başkanı" olarak seçilen Kurtulmuş’u kürsüye davet etti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Genel Kurul’un açılışında yaptığı konuşmada, parlamentolar arasındaki temasların İstanbul’da derinleşmesinin insanlığın ortak vicdanına hitap eden bir anlam taşıdığını belirtti. Genel Kurul Başkanlığını üstlenmekten memnuniyet ve gurur duyduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Tarafıma tevdi edilen sorumluluğu, Parlamentolar Arası Birlik teamüllerine bağlı kalarak, adaleti esas alan bir yaklaşımla ve herkesin söz hakkını görünür kılabilecek bir tarafsızlık ilkesiyle sürdüreceğimi ifade etmek istiyorum. Amacım, müzakerelerin düzen içinde ilerlemesini sağlamak, söz alan her temsilcinin iradesine saygı göstermek ve ortak karar üretme kapasitesini güçlendiren çalışma zemini genişletmektir" diye konuştu. Meclis kürsülerinin, insanlığın müşterek birikimini akıl süzgecinden geçiren meşru zeminler olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, alınacak kararların ve gerçekleştirilecek çalışmaların halklar ve insanlık için hayırlı olması diledi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının bu bölümünde de PAB 152. Genel Kurulu’nu resmen açtığını belirtti. "Karşımızdaki tablo, sadece teknik eksikliklerden kaynaklanan aksaklıklarla izah edilebilecek bir durum değil" Genel müzakere başlığı olan "gelecek nesiller için umudu yeşertmek, barışı sağlamak ve adaleti temin etmek" ifadesinin içinde bulunulan dönemin derin ihtiyaçlarını karşılayan kapsayıcı bir hedef olarak herkesin önünde durduğunu belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: "İnsanlık büyütülen, genişletilen çatışmaların, ağırlaşan eşitsizliklerin, yerinden edilmelerin, açlık dalgalarının ve güven aşınmalarının içe geçtiği fevkalade zor, fevkalade önemli ve çetin bir dönemden geçmektedir. Çok taraflı ve kutuplu siyasal mimari uzun yıllar boyunca uluslararası dengenin ana unsurlarından birisi olmuştu. Son yıllarda yaşanan gelişmeler kurumların irade üretme kapasitesini, kuralların tatbik edilebilme kabiliyetini ve kavramların ahlaki ağırlığını adeta ortadan kaldırmaktadır. Karşımızdaki tablo, sadece teknik bazı eksikliklerden ve aksaklıklardan kaynaklanan ya da sadece eksiklik ve aksaklıklarla izah edilebilecek bir durum değildir. Daha derin, daha kapsamlı ve daha evrensel bir sorunla karşı karşıyayız. Küresel sistem, sorunları çözme iddiasını korurken maalesef norm uygulama cesaretini ortaya koyamamaktadır. İlkeler ilkesel olarak metinler ortada durmakta, yürürlükte olmakla birlikte milyonlarca ve insanın maruz kaldığı yıkım karşısında bahsedilen ilkelerin koruyucu hiçbir etkisi kalmamıştır. Hukuk, güç sahiplerine gelince esneyen, zayıfların karşısında ise katılaşan bir baskı aracına dönüştürülmüştür." Uluslararası sistemin açık bir çöküşe geçtiğini vurgulayan Kurtulmuş, Gazze’de yaşanan vahim tablonun bu çöküşün en açık ifadelerinden sadece birisi olduğunun altını çizdi. Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "Sivillerin korunamadığı, yaşam haklarının güvence altına alınamadığı, sağlık altyapısının çökertildiği, insani yardım geçişlerinin engellendiği, temel yaşam imkanlarının ortadan kaldırıldığı bir durum karşısında etkili ve bağlayıcı bir iradenin ortaya konulamaması uluslararası sistem bakımından hepimiz açısından ciddi bir sorumluluk, ciddi bir sınamadır. Burada sözü dolandırmaya gerek yoktur. İnsanlığa yönelen sistematik saldırılar karşısında suskun kalan uluslararası yapı aslında kendi kurucu iddialarını kaybetmektedir. Vicdanı temsil ettiğini söyleyen merkezler acıyı seyretmekle yetinmektedir. Filistin meselesi belirli bir bölgenin trajedisi olmanın çok ötesine geçmiş ve insanlığın ortak bir sınanma alanı haline gelmiştir. Gazze, insani hukukun seçici biçimde uygulanmasının ne derece yıkıcı sonuçlar ortaya koyduğunun açık bir laboratuvarı gibidir. Gazze, günümüzde kurumların neden kurulduğunu, kuralların kimleri korumak için var olduğunu ve insanlık ailesinin ortak değerler karşısında ne ölçüde tutarlı davranabildiğini sorgulatan ağır bir imtihandır ve bu imtihanla hepimiz karşı karşıyayız. Mazlumların hayatı pahasına sürdürülen suskunluk, asla ve asla tarafsızlık olarak kabul edilemez. Açıkça ifade etmek isterim ki sivillerin yaşam hakkı üzerinde asla siyasal pazarlıklar yapılamaz. Yardım konvoylarının geçişi, diplomatik takvime bağlı olarak bir lütuf olarak da kabul edilemez ve uygulanamaz. İnsanların hayatları arasında derece farklılıkları ortaya konulamaz ve insan hayatı için hiyerarşik bir yapılanma asla uygulanamaz. Küresel vicdanın en temel işlevinin kimden geldiğine bakılmaksızın ihlale, ihlal diyebilmek ve ihlali yapanı suçlu olarak insanlık ailesinin önüne çıkarabilmektir." "Nezaket, zulmü görünmez kılan bir örtüye asla dönüştürülmemeli" İçinde bulunulan dönemde asıl ihtiyaç duyulan hususun daha çok söz üretmekten ziyade söylenen söz ve konulan kurallara uygun davranabilmek olduğunu ifade eden Kurtulmuş, uluslararası toplumun; kınama ile yetinen, erteleme ile oyalanan ve ağır krizleri prosedürel tartışmalar içine hapseden bir alışkanlığı terk etmek mecburiyetinde olduğunu vurguladı. Diplomasinin, soğukkanlılık istediğini, nezaketin de uluslararası sistemin ve uluslararası temasın vazgeçilmez unsuru olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, "Nezaket, zulmü görünmez kılan bir örtüye asla dönüştürülmemeli, nezaket perdesi altında zalime zalim diyebilme kudretini kaybetmemeliyiz. Ölçülü konuşmak ile etkisiz konuşmak arasında da bir mesafe vardır. Sükunet ile suskunluk arasında da bir farklılık olduğu gibi. Bu nedenle parlamentolara bu dönemde büyük bir görev düştüğünün altını çizmek isterim. Sözü hem en açık bir şekilde söyleyecek hem de sözlerimizde asla ve asla nezaket adı altında hakikati gizleyecek bir davranış içerisinde olmayacağız" ifadesini kullandı. Temsil görevini üstlenenlerin kendi toplumunun menfaatini korurken insanlık ailesinin ortak haysiyetini de gözetmek mecburiyetinde olduğunu söyleyen Kurtulmuş, aksi halde ulusal çıkar kavramının evrensel ölçüleri dışlayan dar bir siyasal kalıba dönüşebileceği uyarısında bulundu. Kurtulmuş, adaletsizliğin yaygınlaştığı ve silahlanma yarışına girilen bir dünyanın, hiçbir ülkeye kalıcı emniyet sunamayacağını da belirtti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Güvenlik başka halkların güvensizliği üzerine bina edildiğinde sürdürülebilir bir sistem olmaktan çıkar. Ekonomik dengesizlikler de barış gündeminden ayrı olarak ele alınamaz. Dünyanın birçok bölgesinde gelir uçurumları derinleştikçe ve genç kuşakların gelecek tahayyülleri zayıfladıkça dünya barışından da uzaklaştığımız aşikar bir gerçektir" dedi. Kalkınma meselesinin, salt büyüme verileriyle tarif edilemeyeceğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Asıl mesele refahın hakkaniyetli paylaşımıdır. Asıl mesele emeğin korunmasıdır. Asıl mesele eğitim, sağlık ve fırsatlara erişimde toplumların geniş kesimleri açısından güvence altına alınmasıdır" diye konuştu. Ayrışmaları derinleştiren dilden yana olmayacaklarını ve hakkaniyeti esas alan, müzakereyi öne çıkaran, insan onurunu koruyan, temsil krizlerini azaltan ve çok taraflı yapıları daha itibarlı hale getiren bir çizgiyi savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Aynı yaklaşım, parlamentolar arası temas bakımından da hiç şüphesiz geçerlidir. Farklı görüşlerin meşru zeminde konuşulabildiği, sert fikir ayrılıklarının medeni usuller içinde ele alınabildiği ve ortak yarar etrafında yeni imkanların çoğaltıldığı bir anlayışı geliştirmek durumundayız. Kuşkusuz böyle davranırsak umudun yeşermesi mümkün olacaktır. Kuşkusuz bu şekilde davrandığımızda siyasal kararlılık içerisinde ilkeli duruşumuzu devam ettireceğiz. Böyle davrandığımızda bedel ödemeyi göze alan ahlaki bir davranışla davrandığımızda yeryüzünde adaletin genişlemesi için de büyük katkı sağlayacağız." Barışın da benzer şekilde somut bir temenni olarak ele alınamayacağını dile getiren Kurtulmuş, kalıcı huzurun, adaletin tahkim edildiği, hukukun seçici uygulanmadığı, temsil kurallarının kanallarının açık tutulduğu ve insan onurunun korunabildiği bir yapıyla ancak korunabileceğinin altını çizdi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, değerlendirmesinde ayrıca şunları kaydetti: "Güçlü olanın hukuk ürettiği hatta hukuk dayattığı bir denklem insanlık vicdanını tatmin edemez. Güç ile hak arasındaki makas açıldıkça uluslararası sistemin güvenilirliği ve uluslararası sistemin taşıdığı yük de artmaya başlar. İnsanlık ailesi, tarih boyunca büyük krizlerin ardından hiç şüphesiz büyük muhasebeler de yapmıştır. İçinden geçtiğimiz safha da benzer şekilde çok derin, çok büyük krizleri yaşadığımız bir dönemdir. Bu çerçevede uluslararası sistem ve uluslararası sistemin bütün kurumları derin bir yüzleşmeyle başa kalmak mecburiyetindedir. Önümüzdeki duran esas soru kurumlar, kurallar ve kavramların yeniden itibar kazanıp kazanmayacağıdır. Aksi takdirde küresel vicdan ile siyasal mekanizmalar arasındaki mesafe ayrılacak ve maalesef küresel siyasal sistem küresel vicdanın sesi olmayı başaramayacaktır. Umudun, barışın ve adaletin irade gösterildiği ölçüde anlam kazandığını hatırlatmak isterim." TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini bitirirken kendisine tevdi edilen "Genel Kurul Başkanlığı" görevini bu bilinçle ve yüksek sorumluluk duygusuyla yerine getireceğini söyledi. Her heyetin katkısını kıymetli gördüğünü ve her görüşün dikkatle dinlenmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, görüşlerin medeni usuller içinde ele alınmasını temel ilke olarak kabul ettiğini belirtti. Kurtulmuş, yapılacak tartışmaların insanlığın parlak ve aydınlık geleceğine katkılar sunmasını dileğinde bulundu. Kurtulmuş, konuşmasının ardından Divandaki yerini alarak müzakereleri başlattı.
KKTC Başbakan Yardımcısı Ataoğlu, Kepez Belediyesi’nde
16 Nisan 2026 Perşembe - 13:43 KKTC Başbakan Yardımcısı Ataoğlu, Kepez Belediyesi’nde Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ile beraberindeki heyeti ağırladı. Heyet, başkanlık makamındaki görüşmelerin ardından Başkan Mesut Kocagöz’ün rehberliğinde Kepez’deki hizmet çalışmalarını yerinde inceleyecek. KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Antalya’nın Kepez ilçesinde Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ü ziyaret etti. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, KKTC heyetini ağırlamaktan onur duyduklarını belirtti. Makamdaki kabulde konuşan Ataoğlu, Kepez Belediyesi ile uzun yıllardır süregelen iş birliğinin önemine dikkat çekerek, kardeş belediye ilişkilerinin güçlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ataoğlu, KKTC ile Türkiye’nin "bir bütün" olduğunu vurgulayarak, iki toplum arasındaki tarihi ve kültürel bağların güçlü şekilde devam ettiğini ifade etti. Ayrıca sıcak karşılamadan dolayı Başkan Mesut Kocagöz ve belediye meclis üyelerine teşekkür etti. Başkan Kocagöz ise Türkiye ile KKTC arasındaki kardeşlik bağlarının önemine vurgu yaparak, iş birliğinin güçlenerek devam etmesi temennisinde bulundu. Başkan Kocagöz, KKTC ile Türkiye’nin güçlü bağlarına vurgu yaparak, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle turizm ve istihdam alanlarında daha da geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Dünya genelinde Türk dünyasının büyük bir nüfusa sahip olduğuna dikkat çeken Başkan Kocagöz, birlik ve beraberliğin önemine değindi. Başkan Kocagöz, KKTC Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu’na Türk bayrağı hediye etti. KKTC heyeti, makamdaki buluşmanın ardından Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün rehberliğinde Kepez’deki hizmet çalışmalarını yerinde inceleyecek.