SAĞLIK
Başkan Çerçioğlu: "Diş tedavisi bizden, gülümsemesi sizden" 09 Mart 2026 Pazartesi - 21:30:15 Aydın Ağız Ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni ziyaret eden Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, vatandaşların ücretsiz diş sağlığı hizmetlerine erişimi için çalışmalara devam edeceklerini vurgulayarak "Diş tedavisi bizden, gülümsemesi sizden" dedi. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından Nazilli’nin ardından merkez ilçe Efeler’e de kazandırılan Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, hizmetlerine devam ediyor. Tamamıyla ücretsiz hizmet veren poliklinik, açıldığı ilk günden bu yana vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Modern yapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman kadrosu ile kent merkezinde hizmet sunmaya başlayan polikliniği ziyaret eden Başkan Çerçioğlu, hastalarla sohbet etti, incelemelerde bulundu. Efeler ilçesinde bir polikliniğin daha hizmet vermeye başlayacağını müjdeleyen Başkan Çerçioğlu, "Nazilli’nin ardından merkez ilçemizde de ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmetlerimizi hemşehrilerimizle buluşturduk. Burada 10 ünite ile hizmete başladık, kısa süre içerisinde de yoğun ilgiyle karşılandı. Hemşehrilerimizden gelen talep üzerine ilçe merkezimizde, çarşı olarak bilinen bölgede 15 üniteli bir polikliniği daha hizmete açacağız. Gezici diş kliniği projemiz de yakın zamanda hizmet vermeye başlayacak. Şimdiden projelerimizin ve yatırımlarımızın Aydınımıza hayırlı olmasını diliyorum. Vatandaşlarımızın ücretsiz diş sağlığı hizmetlerine erişimi için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Diş tedavisi bizden, gülümsemesi sizden" ifadelerini kullandı. Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde hayata geçirilen hizmetlerden memnuniyet duyduklarını belirten vatandaşlar, Başkan Çerçioğlu’na teşekkür etti.
09 Mart 2026 Pazartesi - 16:22 Manisa Şehir Hastanesi’nde bir ilk daha Manisa Şehir Hastanesi’nde Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Mustafa Özaslan tarafından çocuklarda fleksible bronkoskopi işlemi ilk kez uygulanarak başarıyla tamamlandı. Manisa Şehir Hastanesi’nde çocuk sağlığı alanında önemli bir uygulama daha hayata geçirildi. Çocuklarda fleksible bronkoskopi işlemi hastanede ilk kez uygulanmaya başlandı. Çocuk Göğüs Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Mehmet Mustafa Özaslan tarafından gerçekleştirilen işlem, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve kronik öksürük şikayetleri bulunan 11 yaşındaki Münire Gaffari isimli hastaya tanı amacıyla uygulandı. Başarıyla tamamlanan işlem sonrası hasta kısa süreli gözlem altında tutuldu ve bir gün yatışının ardından taburcu edildi. Fleksible bronkoskopi işleminin özellikle tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, kronik öksürük, hemoptizi (kanlı balgam) ve kontrolü zor astım öyküsü bulunan çocuklarda tanı ve tedavi sürecinde önemli bilgiler sağlayan ileri bir yöntem olduğu belirtildi. Uygulama sayesinde solunum yollarının ayrıntılı şekilde görüntülenebildiği, bu sayede altta yatan hastalığın belirlenmesine ve uygun tedavi planının oluşturulmasına önemli katkı sağlandığı ifade edildi. Manisa Şehir Hastanesi’nde uygulanmaya başlanan bu yöntemle birlikte çocuk hastaların tanı ve tedavi süreçlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesinin hedeflendiği kaydedildi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 14:45 Saruhanlı’da yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde 14 bin 413 metrekare alanda yapılacak yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı. Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, yıllardır yürüttükleri girişimlerin sonuç verdiğini belirterek hastanenin 450 günde tamamlanacağını söyledi. Sağlık Bakanlığı tarafından Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde yapılacak olan yeni devlet hastanesinin yapım çalışmalarına başlandı. 14 bin 413 metrekare alan üzerine inşa edilecek olan hastanenin temel kazı çalışmalarının başladığı bildirildi. Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, Cengiz Topel Mahallesi’nde İlçe Jandarma Komutanlığı binasının yanındaki arsada başlayan çalışmaları yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Başkan Cıllı, burada yaptığı açıklamada yeni hastanenin ilçenin sağlık altyapısını önemli ölçüde güçlendireceğini belirterek, inşaatın 450 takvim günü içerisinde tamamlanmasının planlandığını ifade etti. Üç katlı olarak inşa edilecek olan devlet hastanesinde 2 ameliyathane, 1 doğumhane, yoğun bakım üniteleri ve 18 poliklinik bulunacağını kaydeden Cıllı, ilçenin uzun süredir yeni bir hastaneye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Mevcut hastanenin 1997 yılında Saruhanlı Kaymakamlığı, belediye ve vatandaşların katkılarıyla Hastane Yaptırma Derneği çatısı altında hizmete açıldığını hatırlatan Cıllı, artan nüfus ve fiziki şartlar nedeniyle artık ihtiyaca cevap veremediğini dile getirdi. AK Parti İlçe Başkanlığı döneminden bu yana yeni hastane konusunu yakından takip ettiklerini ifade eden Cıllı, "Nihayet yıllardır sürdürdüğümüz çabalar sonuç verdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle Saruhanlımızda yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı. Saruhanlımız için belirlediğimiz beş büyük hayalimizden biri daha gerçeğe dönüşüyor. İlçemize ve vatandaşlarımıza hayırlı uğurlu olsun." dedi. Cıllı ayrıca, hastanenin ilçeye kazandırılmasında emeği geçen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile AK Parti Manisa milletvekillerine teşekkür etti.
Yarıyıl tatili, çocukların göz sağlığı için fırsat
18 Ocak 2026 Pazar - 10:42 Yarıyıl tatili, çocukların göz sağlığı için fırsat Çocukluk döneminde müdahale edilmeyen göz problemleri, ilerleyen dönemlerde sosyal ve günlük yaşantıda pek çok problem ile karşılaşılmasına sebep olabildiğini belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, öğrenim yaşındaki çocukların göz muayenelerinin yaptırılması için sömestr dönemi ise en ideal zamanlardan biri olduğunu söyledi. Yoğun geçen birinci eğitim dönemi boyunca fiziksel ve mental açıdan yorulan çocukların, yarıyıl tatilinde iyi bir dinlenme süreci geçirmesi önemli olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Tatil dönemi, çocukların yaşadığı görme problemlerinin çözümü için de önemli bir zaman dilimi. Tedavi edilmeyen görme bozukluklarının; çocukların öğrenme kabiliyeti, derslere uyum ve kişilik gelişimlerini olumsuz etkileyebilir. Ailelerin, çocuklarının eğitim hayatındaki başarısı için bu konuda önlem alıp gerekli tetkikleri yaptırması gerekiyor. Görme problemleri, okul öncesi çocukların yüzde 5-10’unu, okul çağındaki çocukların ise yüzde 20-30’unu etkiliyor. Bir çocuğun derslerinde başarısız olmasının sebebi, öğrenme kabiliyetinin yetersizliğinden değil, görme bozukluğundan kaynaklanıyor olabilir. Bu sebeple, okula başlamadan önce ve okul süresince çocuklara düzenligöz muayenesiyapılması gerekiyor" diye konuştu. Çocuklarda en çok göz kayması, göz tembelliği, gözyaşı kanalı tıkanıklığı, miyop, hipermetropi, şaşılık, astigmatizma ve konjonktivit görüldüğünü söyleyen Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Erken teşhis konulmazsa çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi, okurken satır atlaması, cümleleri eliyle takip etmesi, bir gözünü daha öne alarak kitaba bakması, televizyonu yakından seyretmesi, gözlerde sulanma ve ödevlerini yaparken zorlanması gibi durumlar yaşanabiliyor. Bu da okul başarısını olumsuz etkiliyor" diye konuştu. Çocuğunun görme bozukluğunun farkında olmayan ailelerin, derslerdeki düşük başarı oranını öğrenme yeteneklerine bağladığının altını çizen İpçioğlu, "Öğrenme kabiliyetinde eksiklik olmayan çocuklar, iyi göremedikleri için derslerinden geri kalabiliyor. Göz bozukluğunda önlem alınmadığında gözde tembellik başlıyor ve bu durum ilerleyen yıllarda çocuğun görme kalitesini daha ciddi oranda etkiliyor. Çocuk göz sağlığı için 6 ayda bir düzenli kontrol yapılması önemli. Erken konulan teşhis ile tedavi süreci de kolayca atlatılabiliyor" şeklinde bilgi verdi.
Başkan Kul: "Sağlıkta umudun adı Terme olacak"
18 Ocak 2026 Pazar - 09:31 Başkan Kul: "Sağlıkta umudun adı Terme olacak" Samsun’un Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle ilçeye kazandırılan ve bölgenin en geniş hava sahasına sahip olacak ambulans helikopter pistinin, sağlıkta saniyelerin bile kritik olduğu anlarda hastalar için bir umut kapısı olacağını söyledi. Terme Belediyesi, İl Sağlık Müdürlüğü ortaklığında yürütülen ve Terme Devlet Hastanesi’ne hizmet verecek olan ve bölgenin en kapsamlı ambulans helikopter pisti inşaatında çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Belediye Başkanı Şenol Kul, Belediye Başkan Yardımcısı Sezai Uzun ile birlikte şantiye alanına giderek ekiplerden teknik bilgi aldı. Projenin her aşamasında Terme Belediyesi’nin öz kaynaklarının seferber edildiğini belirten Başkan Şenol Kul, "Asıl amacımız Terme Devlet Hastanesi’nin imkanlarını en üst seviyeye çıkarmaktır. Bu hayati yatırımın dolgu çalışmalarından beton dökümüne kadar tüm altyapı ve yapım süreci belediyemiz tarafından karşılanmaktadır. Ekiplerimiz, saniyelerin ne kadar değerli olduğunun bilinciyle, projeyi bir an önce tamamlamak için yoğun bir mesai harcıyor" dedi. "Hastalarımıza Umut olacak" Projenin önemine değinen Başkan Kul, "Bölgenin en geniş hava sahasına sahip olacak bu pist, tüm hastalarımız için büyük bir umut olacak. Acil vakalarda hastalarımızın en hızlı ve en güvenli şekilde sevkiyatını sağlamak adına bu yatırımı çok önemsiyoruz. Hedefimiz, her alanda olduğu gibi sağlık alanında da modern ve güçlü bir Terme inşa etmektir. Tüm hemşehrilerime sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum" ifadelerine yer verdi.
Kas yapayım derken sağlığınızdan olmayın
18 Ocak 2026 Pazar - 09:16 Kas yapayım derken sağlığınızdan olmayın Spor salonlarında elden ele dolaşan protein tozları ve kulaktan dolma bilgilerle kullanılan takviyeler, kas yapmak isteyenleri hasta edebilir. Piyasada denetimsiz satılan bazı ürünlerde ağır metal ve hormon tespit edildiğini belirten Fonksiyonel Tıp Medipol Sağlık Grubu’ndan Uzm. Dr. Hale Handan Sarıkaya, takviyelerin güvenli kullanımının haritasını çizdi. Daha hızlı kas gelişimi ve yüksek performans arzusu, sporcuları takviye gıdalara yönlendiriyor. Ancak ne kadar çok, o kadar iyi mantığıyla kullanılan ürünler ciddi sağlık sorunlarına kapı aralıyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Fonksiyonel Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Hale Handan Sarıkaya, sporcu beslenmesinde yapılan hataları ve doğru stratejileri anlattı. "Protein ihtiyacı önce beslenmeden karşılanmalı" Protein desteğinin temel bir kas beslenmesi olduğunu vurgulayan Dr. Sarıkaya, "Protein desteği hepimizin ihtiyacı olan bir destek ama öncelikle bunu beslenmeden almamızı öneriyoruz. Eğer beslenmeyle yeterince karşılayamıyorsak o zaman protein tozu olarak whey ya da bitkisel protein takviyeleri alabiliriz. Protein ihtiyacı kişiye göre değişiyor. Fiziksel aktivitesi olmayan bireylerde kilo başına günlük yaklaşık 1 gram, orta düzey egzersiz yapanlarda 1,5 gram, profesyonel sporcularda ise 2 grama kadar protein alımı uygun olabilir" dedi. "Her ürün masum değil" Takviye ürünlerinin içeriğine özellikle dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Sarıkaya, "Piyasadaki birçok üründe ağır metal ya da hormon tespit edilebiliyor. Bu nedenle içeriği temiz, güvenilir ürünler tercih edilmeli. Kreatin, doğru kullanıldığında kas yapımını destekleyen önemli bir molekül. Toplumda bu konuda yanlış bir algı oldu. Kreatin uygun şekilde kullanılırsa kas yapımını çok iyi destekler. Günlük 3-5 gramla başlanabilir. Profesyonel sporcularda doz artabilir ama mutlaka bol sıvı tüketimi şart" ifadelerini kullandı. Yoğun spor yapanlar için destekler Ağır ve yoğun egzersiz yapan sporcularda kas onarımı ve toparlanma sürecine dikkat çeken Dr. Sarıkaya, glutamin, iyot, magnezyum, omega3 ve D3K2 takviyelerinin önemine değindi. "Özellikle çok terleyen ve yoğun spor yapanlarda glutamin ve iyot takviyesi kas ve bağırsak mukozası onarımı için çok kıymetli. Magnezyum kas gevşemesi ve onarımı açısından önemli, omega3 spor sırasında oluşan mikroinflamasyonları azaltırken, D3K2 hem kemik sağlığı hem hormonları desteklemesi açısından çok önemlidir" şeklinde konuştu. Herkes için tek formül yok Dr. Sarıkaya, sporcu takviyelerinin kişisel ihtiyaçlara göre planlanması gerektiğini vurgulayarak, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrıları veya performans düşüklüğü yaşayan kişilerin mutlaka uzman kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bilinçsiz takviye kullanımının uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Havalimanında kalbinden rahatsızlanan hastaya şehir hastanesinde ’hayat’ dokunuşu
18 Ocak 2026 Pazar - 09:08 Havalimanında kalbinden rahatsızlanan hastaya şehir hastanesinde ’hayat’ dokunuşu Kuveyt’te çalışan 61 yaşındaki Bernd Brockmeyer, yeni yılı Almanya’daki ailesiyle birlikte karşılamak için yapacağı uçuş öncesi İstanbul Havalimanı’nda kalbinden rahatsızlandı. Hasta, Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ndeki tedaviyle yaşama tutunurken sağlık ekibi, "Tetkiklerde hem aort kapağında ciddi darlık hem de sol ana damarında yüzde 95’e varan çok ciddi bir darlık tespit ettik. Eşyalarını bile alamamıştı, yanında hiçbir şeyi yoktu. Refakatçileri gelemediği için tüm bakımları hastanemiz, çalışanlarımız tarafından üstlenildi. Türkiye’nin misafirperverliği ve ekibimizin de güler yüzü sayesinde tedavisine devam ettik. Oldukça şanslı, havada olsaydı daha kötü bir sonuçla karşı karşıya kalma durumu olabilirdi" dedi. Kuveyt’te çalışan 61 yaşındaki Bernd Brockmeyer, yeni yılı Almanya’daki ailesiyle birlikte karşılamak için İstanbul aktarmalı olarak uçuş yapacağı sırada 19 Aralık’ta İstanbul Havalimanı’nda rahatsızlandı. Havalimanında yapılan müdahalenin ardından Brockmeyer, ambulans ile hızla Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne götürüldü. Burada yapılan ekokardiyografi gibi işlemlerde aort kapak darlığı ve koroner arter hastalığı tespit edildi. Hastaya durumu hakkında bilgi verilirken yeni bir uçuşu bu şekilde yapamayacağı bildirildi. Yapılan görüşmeler sonrası ameliyat kararı alındı. Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından 30 Aralık’ta gerçekleştirilen, yaklaşık 6 saat süren operasyon başarıyla tamamlandı. Brockmeyer ve hastane ekibi büyük mutluluk yaşadı. Eşyaları bile havalimanında kaldı, sağlık çalışanları destek oldu Öte yandan, neredeyse tüm eşyaları havalimanında kalan ve yanında ailesinden herhangi biri bulunmayan hastanın ihtiyaçlarının da şehir hastanesi ekibi tarafından karşılandığı öğrenildi. Bir dönem Türkiye’de de çalıştığını söyleyen Brockmeyer, havalimanında uçuşa yetişmek için acele ettiğini ve bir anda yaşadığı rahatsızlıkla sarsıldığını söyledi. Her şeyin çok hızlı geliştiğini aktaran Brockmeyer, tedavisi sonrası hastane ekibine teşekkür etti. Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi ise taburcu edilen hastanın rahatsızlığı ve tedavisi hakkında bilgi verirken hastanede adeta Türk misafirperverliğinin bir örneğinin yaşandığını aktardı. "Tüm bakımları, her şeyi hastanemiz, çalışanlarımız tarafından üstlenildi" Hastasıyla ilgili konuşan Prof. Dr. Nihan Kayalar, "Noel tatili için Almanya’ya İstanbul Havalimanı aktarmalı giderken havalimanında bir baygınlık geçiriyor, göğüs ağrısı oluyor. Tetkiklerde hem ciddi aort kapağında darlık hem de sol ana damarında yüzde 95’e varan çok ciddi bir darlık tespit ediyoruz. 2 lezyonun birleşimiyle tekrar ani bir uçuş yapması çok riskli olacağından müdahalelerini burada yapmaya karar verdik. Yılbaşından hemen önce 3 damarına by pass yaptık. Aort kapağını da değiştirdik, hastamız iyi seyretti. Onun için çok zor bir süreç oldu, geldiğinde havalimanından eşyalarını bile alamamıştı, yanında hiçbir şeyi yoktu. Telefonunun bulunması, eşyalarının getirilmesi, asistanlarımız özellikle ilgilendi. Refakatçileri gelemediği için tüm bakımları, her şeyi hastanemiz, hemşirelerimiz, asistanlarımız, çalışanlarımız tarafından üstlenildi. Biz onu yalnız bırakmadık, o da uyumlu bir hasta oldu" şeklinde konuştu. "Hiçbir şikayeti olmadan, aniden bu şikayetle geliyor" Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Kayalar, "Koroner arter hastalığı var, bunun bir sürü risk faktörü var; kolesterolün yüksek olması, hipertansiyon olması, aile hikayesi gibi. Yıllar içinde yavaş yavaş gelişmiş ve sonunda semptom vermeye başlamış bir hastalık. Hastamızın aort darlığının sebebi; yaşla birlikte zamanla kapağın bozulması olarak söyleyebiliriz. 1 yıl önce eşini kaybetmiş, sonrasında çok stresli bir dönem yaşadığını ifade ediyor. Bu da belki semptomlarının biraz daha artmasında rol oynamış olabilir. İkisinin kombinasyonu daha da riskli hale geliyor. Oldukça şanslı bir hastaymış, olay geliştiği anda çok daha olumsuz sonuçlanabilirdi, neyse ki buraya kadar ulaşabildi. Kalp durması gibi bir şey yaşamış olsaydı ki bu hastalarda olabiliyor o zaman bu tür bir hastayı hastanede bile olsa geri döndürme çok zor olur. İnsanlar, semptom vermeden böyle şeylerle karşılaşabiliyor, rutin kontrollerin yapılmasını bu yüzden öneriyoruz. Hastamız, daha önce hiçbir şikayeti olmadan, aniden bu şikayetle geliyor. Bütün ekibimize gerçekten teşekkür ederim, bakımında herkesin çok emeği ve rolü oldu. Neyse ki hastamızı sorunsuz bir şekilde gönderebileceğiz, ekip olarak gayet mutluyuz" dedi. "Şanslı, havada olsaydı ameliyata bile yetiştiremeyebilirdik" "İstanbul Havalimanı’na en yakın hastanelerden biri olduğu için ambulansla hastanemize getiriliyor" diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Sinan Erkut ise, "Transit uçuş sırasında İstanbul Havalimanı’nda şikayetleri gelişiyor. Bütün eşyaları havalimanında kalmıştı, kendisi oldukça şok geçirmiş gibi diyebiliriz, üzülmüştü. Tabi Türkiye’nin misafirperverliği ve ekibimizin de güler yüzü sayesinde burada tedavisine devam ettik. Operasyon yaklaşık 5-6 saat kadar devam etti. Gayet de başarılı bir şekilde işlemleri tamamladık. Özellikle asistan arkadaşlarımız her konuda yardım etti, her türlü desteği sağladılar. Hastanemiz de gereken bütün desteği gerçekleştirdi, tüm bakımları da hastane personeli tarafından yapıldı. Şanslı bir kişi, belki bu krizi havada geçirmiş olsaydı daha kötü bir sonuçla karşı karşıya kalma şansımız olabilirdi, hastayı ameliyata bile yetiştiremeyebilirdik" ifadelerini kullandı. "Uçağa yetişmenin heyecanı mı derken, bir anda bayılıyor" Hastaya olabildiğince destek olmaya çalıştıklarını anlatan Asistan Dr. Orhan Açıl, "Hastamız Kuveyt’te bir mühendis olarak çalışıyor, yılbaşı için Almanya’ya ailesinin yanına giderken İstanbul Havalimanı’nda aktarma yapıyor. Süreci hastadan sorduğumda daha önceden hiçbir hastalığının olmadığını, kendisine dikkat etmeye çalıştığını söylüyor. ’nefes nefese kaldım’ acaba uçağa yetişmenin heyecanı mı derken, bir anda bayılıyor. Hasta, burada kalmak ve ameliyat olmak istediğini söyledi. Detaylarını istedi, ’kalırsam nasıl bir süreç beni bekliyor’ diye. Bir şekilde telefonuna, eşyalarına ulaştık. En hızlı şekilde hastayı hazırlamayı başardık. Hep transit uçuşlarında Türkiye’yi kullanıyormuş" diye konuştu.
HPV aşısı serviks kanserinden koruyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 17:46 HPV aşısı serviks kanserinden koruyor Sivas Numune Hastanesi’nde görevli Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Dr. Sinem Şahin Özkılıç, Serviks Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Kadınlarda en sık görülen kanserlerden birinin de serviks yani rahim ağzı kanseri olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Sinem Şahin Özkılıç, "Serviks kanseri kadınlarda en sık görülen kanserlerden bir tanesidir. Genellikle orta yaş ve ileri yaş hastalarımızda daha çok görülür. Ancak son dönemlerde çok daha erken yaşlarda ve çok daha ileri evrelerde maalesef karşımıza çıkabiliyor. Rahim ağzı kanserinde en önemli risk faktörü HPV pozitifliğidir. Bunun dışında erken yaşta cinsel ilişki ve korunmasız ilişki de diğer önemli risk faktörleridir ama en önemlisi HPV pozitifliğidir" dedi. Serviks kanserinin belirtilerini sıralayan Uzm. Dr. Özkılıç, "Hastalık, genellikle çok bulgu vermez, hastamızın bir şikayeti olmaz ancak belirti verdiği zaman da ilişki sonrası kanama en sık şikayetlerden bir tanesidir. Kanlı akıntı, kötü kokulu akıntı, eşlik eden şekilde vajinal kanama en sık gördüğümüz şikayetlerdir. Biyopsi ile tanı koyuyoruz, rahim ağzından alınan biyopsi. Bunun sonucuna göre kitle var mı, yok mu muayene bulgularına göre de tedavi planlıyoruz. Ameliyat olabiliyor hastalarımız, radyoterapi ya da kemoterapi şeklinde de tedavi yöntemlerini hastaya göre değerlendiriyoruz" ifadelerine yer verdi. Serviks kanserinin önlenebilir bir kanser türü olduğunu ifade eden Özkılıç, "Rahim ağzı kanseri çok önemli bir kanser çünkü önlenebilir bir kanser. HPV aşısı çok önemli. Hem hastalıktan korunmada ve daha sonrasında da tarama testlerinin rutin yaptırılması çok önemli. Çünkü erken tanı ciddi şekilde bu hastalarımızın hem yaşam süresini uzatıyor hem de henüz kanser olmadan bu tanıyı alan hastalarımızın aynı zamanda tedavi olma şansı da veriyor. Bu yüzden önlenebilir bir kanser türü olmasından dolayı rahim ağzı kanserini diğer kanserlerden farklı değerlendiriyoruz. Erken tanı, tarama testleri ve HPV aşısı mutlaka önerdiğimiz en önemli korunma yöntemleridir" açıklamasında bulundu.
Kışın diz, bel ve boyun ağrıları artıyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 16:15 Kışın diz, bel ve boyun ağrıları artıyor Kış aylarına girilmesiyle birlikte diz, bel, boyun ve omuz bölgelerinde ağrı şikayetleri belirgin şekilde artıyor. Bu durum çoğu zaman yalnızca soğuk havaya bağlansa da, sürecin arkasında dolaşım, kas-iskelet sistemi ile ilgili daha kapsamlı fizyolojik ve enerjetik mekanizmalar bulunuyor. Podolog Emine Karasu, kış aylarında diz, bel, boyun ve omuz bölgelerinde daha erken ve daha yoğun hissedilen ağrıların, soğuk havaya bağlı dolaşım yavaşlaması, kas dokusunda sertleşme, enerji akışı dengesizlikleri ve vücudun termal uyum süreciyle ilişkili olabileceğini söyledi. Karasu, soğuk hava şartlarıyla birlikte damarların doğal olarak daraldığını ve bu durumun eklem çevresindeki kan dolaşımını yavaşlatabildiğini belirterek, "Dolaşımın yavaşlaması, kas dokusunda sertlik oluşmasına ve kasların daha kolay gerilmesine zemin hazırlayabiliyor. Bu tablo, eklemlerin hareket kabiliyetini sınırlayan bir gerginlik hissiyle birlikte algılanan ağrının daha yoğun hissedilmesine neden olabiliyor. Soğuk havalarda eklem çevresindeki yumuşak dokuların esnekliği azalabiliyor. Eklem yüzeylerinin daha zor kayması, kasların daha çabuk yorulması ve sinir uçlarındaki hassasiyet artışı kış aylarında ağrıların daha erken fark edilmesine yol açabiliyor. Uzun süre hareketsiz kalan bireylerde bu enerjetik duraksama daha belirgin hale geliyor. Bu süreç bir hastalıktan ziyade vücudun çevresel şartlara verdiği doğal bir uyum tepkisi olarak değerlendirilmeli. Kış aylarında eklem sağlığını korumak için günlük yaşam alışkanlıklarının önemi artıyor. Eklem bölgelerinin sıcak tutulması, ani ısı değişimlerinden kaçınılması, düzenli ve hafif hareketin günlük rutine dahil edilmesi ve su tüketiminin ihmal edilmemesi bu dönemde öne çıkan unsurlar arasında yer alıyor. Vücudu mevsim şartlarına uygun şekilde desteklemek, enerji akışını düzenlemek ve dokuları ısıtmak bu sürecin daha rahat geçirilmesine katkı sağlayabiliyor" dedi.
BEUN Hastanesinden sağlıkta büyük hamle; minimal invaziv kalp cerrahisi
17 Ocak 2026 Cumartesi - 15:31 BEUN Hastanesinden sağlıkta büyük hamle; minimal invaziv kalp cerrahisi Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, sağlık hizmetlerinde teknolojik kapasitesini ve cerrahi yetkinliğini ileri bir noktaya taşıyarak, kapalı (minimal invaziv) kalp cerrahisi uygulamalarını başarıyla hayata geçirdi. Modern cerrahinin sunduğu en güncel ve ileri teknolojik yöntemlerden biri olan minimal invaziv (küçük kesi) kalp cerrahisi, BEUN Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı akademisyenleri Dr. Öğr. Üyesi Oğuz Arslantürk ve Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Arslanoğlu tarafından ileri teknoloji ürünü kamera ve görüntüleme sistemleri eşliğinde başarıyla uygulandı. Son yıllarda dünya genelinde giderek daha fazla tercih edilen küçük kesi ile kalp ameliyatları, özellikle yurt içi ve yurt dışında sınırlı sayıdaki ileri düzey kalp cerrahisi merkezlerinde uygulanmaktadır. BEUN Hastanesi, bu çağdaş cerrahi yaklaşımı başarıyla hayata geçirerek uluslararası standartlarda sağlık hizmeti sunma kapasitesini bir kez daha ortaya koydu. Gerçekleştirilen ameliyatlarda, klasik açık kalp cerrahisinde uygulanan göğüs kemiği üzerindeki 20-25 santimetrelik kesi yerine, yalnızca 4-6 santimetrelik küçük kesiler kullanılarak aynı cerrahi işlemler güvenle gerçekleştirildi. Bu yöntemle kapalı koroner bypass ameliyatı ile birlikte doğuştan kalp deliği onarımı başarıyla yapıldı. Minimal invaziv kalp cerrahisi; hastalara daha az ağrı, daha düşük kan kaybı ve enfeksiyon riskinde belirgin azalma gibi önemli avantajlar sunuyor. Göğüs kemiğinin kesilmemesi sayesinde hastalar, ameliyat sonrası çok daha kısa sürede ayağa kalkarak günlük yaşamlarına dönebiliyor. Bu çağdaş cerrahi yaklaşım, hem hasta konforunu artırıyor hem de tedavi sürecini güvenli ve hızlı hale getiriyor. BEUN Hastanesinde minimal invaziv kalp cerrahisi uygulamalarının hayata geçirilmesiyle birlikte, bölge halkına sunulan sağlık hizmetlerinde nitelik ve teknolojik donanım açısından önemli bir adım atılmış oldu. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, BEUN’un sağlık alanındaki vizyonuna dikkat çekerek şu ifadeleri dile getirdi: "Batı Karadeniz Bölgesi’nin sağlık üssü konumunda olan Üniversite Hastanemizde minimal invaziv kalp cerrahisi uygulamalarının başarıyla gerçekleştirilmesi; bilimsel altyapımızın, akademik birikimimizin ve alanında deneyimli hekimlerimizin özverili çalışmalarının somut bir göstergesidir. Hastalarımıza daha konforlu, güvenli ve yenilikçi tedavi yöntemleri sunmayı önceliyoruz. Nitekim bu önemli aşamada emeği geçen başta değerli hocalarımız Dr. Öğr. Üyesi Oğuz Arslantürk ve Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Arslanoğlu olmak üzere, cerrahi operasyonda görev alan tüm sağlık çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Her geçen gün daha da güçlenen Üniversite Hastanemizde hayata geçirilen yenilikçi uygulamalarla hem akademik sağlık merkezi kimliğimizi pekiştiriyor hem de bölge ve ülke sağlık hizmetlerine değer katmaya devam ediyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, üniversite hastanelerinin gelişimine her daim destek veren başta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve Sağlık Bakanlığımız olmak üzere; üniversite hastanelerinin bulundukları bölgelere sunduğu akademik, sağlık ve toplumsal katkıların güçlenmesine önemli destek sağlayan Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve tüm YÖK ailesine şükranlarımı sunuyorum. Sağlık alanında sunduğumuz nitelikli hizmetlerle Zonguldak’ımıza ve bölgemize değer katmaya, halkımıza en iyi sağlık hizmetini sunmaya devam edeceğiz. BEUN olarak sağlık hizmetlerinde kaliteyi ve yeniliği esas alan çalışmalarımızı da emin adımlarla sürdüreceğiz."
Çocukların değeri karne notu ile belirlenmemeli
17 Ocak 2026 Cumartesi - 14:16 Çocukların değeri karne notu ile belirlenmemeli Sömestr tatilinin gelmesiyle birlikte çocuklar ve gençler için tatil heyecanı artarken, birçok ailede karne stresi yaşanıyor. Kimileri için sömestr tatil ve dinlenme anlamına gelirken, bazı çocuklar için sınav ve not baskısının ardından aileyle yüzleşme sürecine dönüşebiliyor. Uzmanlar, bu dönemde ebeveyn tutumlarının çocuğun ruh sağlığı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çekiyor. Çocuk ve Ergen Psikoloğu Buse Başakgil, ortaokul ve lise çağındaki çocuklar için karne döneminin, kaygı, özgüven kaybı ve değersizlik duyguları gibi uzun vadeli psikolojik sonuçlara yol açabileceğini belirterek, karne değerlendirmelerinde yapılan en büyük hatanın kıyaslama olduğunu söyledi. Başakgil, "Çocuğunuzun karnesini başka çocukların karneleri ile kıyaslamayın. Yaşıtlarıyla karşılaştırmak, arkadaşlarının daha başarılı olduğunun vurgulanması ve başarısızlıkla suçlanmak; çocukta kaygı, yetersizlik, özgüven eksikliği ve değersizlik duygularına yol açar. Karne değerlendirilirken öncelikle olumlu yönlere odaklanılması, ardından çocuğun kendini ifade etmesine fırsat verilmesi gerekir. Suçlayıcı ve yargılayıcı bir dil yerine, başarısızlıkların nedenlerinin birlikte ve yapıcı bir şekilde ele alınmasını öneriyor. Sömestr tatili başarısız olunan dersler için kriz değil, telafi ve destek süreci olarak görülmeli. ‘Sen tembelsin, yaramazsın, bu gidişle sınıfı geçemezsin’ gibi ifadeler çocuğun ‘Ben hiçbir işe yaramıyorum’ algısı geliştirmesine neden olur. Bu da kaygıyı artırır ve özgüveni zedeler. Çocuk bir alanda başarısızsa bu durum, ilgi alanları ve destek ihtiyacı üzerinden değerlendirilmelidir" dedi. Geçmiş yıllarda karne dönemlerinde yaşanan üzücü olayların yaşandığını hatırlatarak uyarıda bulunan Başakgil, "Kırık notlar; yoğun kaygı, cezalandırılma korkusu ve değersizlik duygusuyla birleştiğinde, çocuğu kendine zarar verici davranışlara sürükleyebilir. Kötü not nedeniyle çocuğun spor ve sosyal faaliyetlerini kısıtlamak, sürece değil yalnızca sonuca odaklanmak, ilk olarak düşük notları gündeme getirmek, kötü not getirdi diye sevgiyi, ilgiyi ve şefkati geri çekmek, mesafeli ve soğuk davranmakyanlıştır. Öncelik her zaman tatlı sözlerle takdir olmalı. Maddi ödülün değeri değil, sembolik anlamı önemlidir. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar için kitaplar, boya kalemleri, basit oyuncaklar, doğa gezileri, müze ve sinema etkinlikleri daha sağlıklı ödüllerdir. Bilgisayar, cep telefonu, çok pahalı hediyeler ya da evcil hayvan gibi seçeneklerin karne hediyesi olarak tercih edilmesi çok doğru olmayacaktır" dedi.
Menopoz yeni bir denge ve farkındalık dönemi
17 Ocak 2026 Cumartesi - 11:45 Menopoz yeni bir denge ve farkındalık dönemi Menopozun, her kadının yaşamında doğal olarak karşılaştığı bir süreç olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. S. Nihal Gökmen, "Menopoz yalnızca adetlerin bitmesi değildir, kadın vücudunda hormonal, fiziksel ve duygusal birçok değişimin yaşandığı yeni bir dönemdir. Ayrıca kadınlığın sonu değil; bilinçli yaşanılırsa yeni bir denge ve farkındalık dönemini de yansıtır" dedi. Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. S. Nihal Gökmen, genellikle 45-55 yaşları arasında görülen ve adet kanamalarının kalıcı olarak sona ermesiyle tanımlanan menopoz dönemini sağlıklı, güçlü ve kişinin kendisi ile barışık bir şekilde geçirmesinin çok önemli olduğunu söyledi. Menopoz sürecinin, kadın doğum uzmanı eşliğinde değerlendirildiğinde çok daha rahat yönetileceğini ifade eden Gökmen, "Gerekli durumlarda kişiye özel planlanan tedavilerle hem şikayetler azalır hem de uzun vadeli sağlık korunmuş olur" diyerek doktor kontrollerinin aksatılmadan yapılmasına da dikkat çekti. Menopoz döneminde vücutta nasıl değişimler meydana gelir Menopozla birlikte yumurtalıkların hormon üretiminin azaldığını, özellikle östrojen hormonundaki düşüşün çeşitli belirtilere yol açabileceğini belirten Op. Dr. Gökmen, "Bu belirtilerin şiddeti kadından kadına değişir. Bazı kadınlar menopozu hafif yakınmalarla geçirirken, bazıları için günlük yaşamı zorlaştıran bir dönem olabilir. Ateş basması ve gece terlemeleri, uyku sorunları, çarpıntı, sinirlilik, kaygı, unutkanlık, vajinal kuruluk ve cinsel istekte azalma, idrar yolu enfeksiyonlarına yatkınlık, kemik erimesi (osteoporoz) riski, ciltte kuruluk ve elastikiyet kaybı menopoz döneminde vücutta meydana gelen değişimlerdir" ifadelerini kullandı. Menopoz döneminde kadın sağlığının önemi Menopozun bir hastalık değil, kadın yaşamının doğal bir evresi olduğunu, ancak bu süreçte yaşanan değişikliklerin görmezden gelinmemesi gerektiğini kaydeden Op. Dr. S. Nihal Gökmen, "Doğru bilgi, düzenli hekim kontrolü ve kişiye uygun destekle menopoz dönemi sağlıklı ve kaliteli bir şekilde geçirilebilir. Menopoz sonrası dönemde bazı sağlık riskleri artabilir. Sıklıkla kalp ve damar hastalıkları, kemik yoğunluğunda azalma, metabolik yavaşlama ve kiloda artış gözlenebilir. Bu nedenle menopoz, kadın sağlığı açısından bir dönüm noktası olarak ele alınmalıdır. Bu dönemde özellikle düzenli doğum kontrolleri yapılmalı. Kemik sağlığı ve meme sağlığı takibi ihmal edilmemeli. Düzenli fiziksel aktivitelerin yanında dengeli beslenme ile yeteri kadar protein ve kalsiyum alım dengesi belirlenmelidir. Ayrıca uyku ve stres yönetimine ek olarak gerekli görülen durumlarda ise biyoeşdeğer hormon tedavisi veya uzmanın önerdiği destekleyici tedavilerden faydalanmak gereklidir" diye konuştu.