SAĞLIK
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı 10 Mart 2026 Salı - 16:08:13 Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve solunum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik. Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu" dedi. Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Dr. Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimiz de rahat şu aşamada" diye konuştu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı" dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibarıyla sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 16:02 Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek hasta odaklı tedavilerine bir yenisini daha ekledi. Kentte sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve sonum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi, ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik’’ dedi. Dr. Eray, "Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu." Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimizde rahat şu aşamada." Dedi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı." dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibariyle sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz." dedi.
10 Mart 2026 Salı - 14:41 Türkiye’de 10 milyon kişi böbrek hastalığı riski altında Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu söyledi. Dünya Böbrek Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen; Türkiye’de kronik böbrek hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, organ bağışı ve erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı yüzde 16 seviyesine ulaştı. Bu oranın yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirten Türkmen; hastalığın sinsi ve ilerleyici yapısına dikkat çekerek erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini ifade etti. Vatandaşların düzenli sağlık kontrolü yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirten Türkmen; hastalık, böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında hastalar için diyaliz veya organ naklinin hayati seçenekler olduğunu söyledi. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz sistemine dahil olduğunu belirten Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının yaklaşık 3 bin 500 seviyesinde kaldığını ifade etti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha yüksek yaşam kalitesi sunmadığını, aynı zamanda diyalize göre yaşam süresini de anlamlı şekilde uzattığını dile getirdi. Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Türkmen, bağış oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurguladı. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 90’ının kadavradan gerçekleştirildiğini ifade eden Türkmen, Türkiye’de ise bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin yüzde 90’ının canlı donörlerden yapıldığını söyledi. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye’de 5 civarında olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olduğunu dile getirdi. Çapraz nakil sistemi nakil sayısını artırabilir Donör sıkıntısının aşılması için çapraz nakil sisteminin önemine dikkat çeken Türkmen; doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının, nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini söyledi. Yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumsal farkındalığın da artırılması gerektiğini ifade etti. Nakilli annelerin başarı öyküsü Organ naklinin yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığını, aynı zamanda hastalar için yeni bir hayat anlamına geldiğini belirten Türkmen; diyaliz aşamasındaki kadın hastaların anne olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söyledi. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise birçok hastanın sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini ifade eden Türkmen, kliniklerinde nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu belirtti. Türkmen; erken tanı, organ bağışı bilincinin artırılması, nakil sonrası düzenli takip ve merkezlerin sağ kalım oranlarına göre denetlenmesinin Türkiye’nin böbrek sağlığı politikası açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Uzmanından uyarı: "Kar yemek sanıldığı kadar masum değil"
13 Ocak 2026 Salı - 11:37 Uzmanından uyarı: "Kar yemek sanıldığı kadar masum değil" Yurt genelinde etkili olan yoğun kar yağışının ardından uzmanı, sıkça görülen ’kar yeme’ alışkanlığına karşı uyarılarda bulunarak, "Yerdeki kar hayvan dışkısı, bakteri ve parazit içerebilir. Bu da özellikle çocuklar için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, özellikle çocuklar arasında sıkça görülen kar yeme alışkanlığına karşı aileleri uyardı. Kar yemenin tek başına doğrudan tehlikeli gibi görülmediğini ancak sanıldığı kadar masum da olmadığını belirten Yurtseven, şehir ortamında yağan karın ciddi riskler taşıyabileceğine dikkati çekti. Dr. Yurtseven, şehirlerde yağan karın hava kirliliği nedeniyle egzoz gazlarına maruz kaldığını vurgulayarak, "Bu karların içerisinde ağır metaller birikebilir, çeşitli mikroorganizmalar bulunabilir. Bu nedenle kirlenmiş karların kesinlikle yenilmemesi gerekir" dedi. "Kar yenilmesini önermiyoruz" Yerde biriken karlardaki riskin daha da fazla olduğunu ifade eden Yurtseven, "Yerdeki kar hayvan dışkısı, bakteri ve parazit içerebilir. Bu da özellikle çocuklar için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle çocukların kar yemesini önermiyoruz" şeklinde konuştu. Çocukların merak duygusu nedeniyle kar yemek isteyebileceğini de dile getiren Yurtseven, bu durumda ailelerin dikkatli olması gerektiğini belirterek, "Eğer çocuk illa kar yemek istiyorsa, mümkünse temiz ve yeni yağdığı düşünülen kardan çok az miktarda denemesine izin verilebilir. Ancak sonrasında mutlaka ağız hijyenine dikkat edilmelidir. Bir çocuk hekimi olarak bana sorarsanız kar yemek güvenli değildir. En güvenlisi hiç yememektir" ifadelerini kullandı.
Bu karışımla kış hastalanmadan geçiyor
13 Ocak 2026 Salı - 10:51 Bu karışımla kış hastalanmadan geçiyor Diyarbakır’daki bir işletmede, yaklaşık 25 farklı bitki türünün harmanlanmasıyla hazırlanan doğal karışım, soğuk algınlığına karşı etkisi ve nefes açıcı özelliğiyle dikkat çekiyor. Tamamen bitkisel içeriklerle hazırlanan ürün, özellikle kış aylarında vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Özenle seçilen bitkilerin bir araya getirilmesiyle elde edilen karışım, bağışıklık sistemini destekleyici özelliğiyle ön plana çıkıyor. Doğal yöntemlerle hazırlanan ürünün, boğaz rahatlatıcı ve solunumu kolaylaştırıcı etkiler sunduğu belirtiliyor. Karışım, farklı tüketim tercihlerine hitap etmesi amacıyla hem macun hem de çay formunda sunuluyor. Macun şeklinde doğrudan tüketilebilen ürün, çay formunda ise sıcak suyla demlenerek içilebiliyor. Sur ilçesinde esnaf olan Ali Baran Çelik, bu karışımın yoğun talep gördüğünü ve ürünü yetiştirmekte güçlük çektiklerini söyledi. Çelik, "2 seçenek halinde hem toz hem de macun şeklinde sunuyoruz. Müşterilerimiz genelde toz halini daha çok tercih ediyor. Tüketilmesi kolay olduğu için genellikle yoğun çalışan vatandaşlarımız macun şeklinde alıp tüketiyor. Genel olarak pratik oluyor. Çantada muhafaza edip istediğiniz zaman çıkarıp yiyebilirsiniz. Ama bir yandan da evde ya da iş yerinde sıcak su imkanı olan vatandaşlarımızda toz halini tüketiyor" dedi. Karışımın faydalarını sıralayan Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Soğuk algınlığı, bronşit, nefes darlığı ve sigara içenler için çok faydalıdır. Birçok derde deva oluyor. Özellikle soğuk algınlığına ve nefes darlığı çekenlere iyi geliyor. Müşterilerim bunu kullandıktan sonra bana dua ediyor. İçerisinde 25 çeşit doğal bitki var. Karabaş otu, hatmi çiçeği, zencefil, tarçın ve buna benzer birçok bitkisel ürün bu karışımımızda bulunuyor." Daha önce bu karışımı kullanıp memnun olan müşterilerden Süleyman Pasin, tekrar karışım yaptırmak için geldiğini söyledi. Pasin, "Daha önce de geldik çok memnun kaldık, şimdi tekrar geldik yaptırıyoruz. Gerçekten bu kış soğuk algınlığına yakalanmadık. Herkese de tavsiye ederim. Biz kış çayı olarak toz şeklinde kullanıyoruz. Kış aylarının ilacı kış çayıdır bence. 25 çeşit karışım var içinde" diye konuştu.
Kış aylarında beslenme ve bağışıklık uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 10:36 Kış aylarında beslenme ve bağışıklık uyarısı Kütahya’da görev yapan diyetisyen Sümeyye Korkmaz, kış aylarında bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde bağırsak sağlığının kritik rol oynadığını belirtti. Korkmaz, sağlıklı bir bağırsağın güçlü bir bağışıklık sisteminin temelini oluşturduğunu vurguladı. Bağırsak sağlığının korunması için probiyotik ve prebiyotik açısından zengin beslenmenin önemine dikkat çeken Korkmaz, yoğurt, turşu, lahana, keten tohumu, pirinç ve muz gibi besinlerin bağırsak florasını düzenlediğini, bunun aynı zamanda ruh hali üzerinde de olumlu etkiler sağladığını ifade etti. Korkmaz, "Sağlıklı bir bağırsak florası (mikrobiyota), vücudun savunma sisteminin yaklaşık yüzde 70-80’ini doğrudan etkiliyor. Probiyotik (yararlı bakteriler) ve prebiyotik (bu bakterilerin besini olan lifler) açısından zengin beslenme, kışın artan enfeksiyon riskine karşı etkili bir kalkan oluşturuyor. Yoğurt, ayran doğal probiyotik kaynakları, bağırsak florasını destekler. Turşu (özellikle lahana turşusu), keten tohumu Prebiyotik ve probiyotik etkisiyle sindirimi düzenler. Pirinç, muz muzdaki lifler prebiyotik görevi görür, bağırsak dostudur. Bu besinlerin birlikte tüketilmesi. Bağırsak sağlığını güçlendirirken tatlı isteğini de azaltıyor. Ayrıca bağırsaklarda üretilen serotoninin yaklaşık yüzde 90-95’i burada sentezleniyor. Bu yüzden sağlıklı bir bağırsak, ruh halini de olumlu etkiliyor" dedi. Tatlı isteğinin kontrol altına alınabilmesi için kuru meyveler, bitter çikolata, bal ve pekmez karışımları ile olgun meyvelerin tercih edilebileceği belirten Korkmaz, tarçının da bu konuda etkili olduğu ifade etti.
Prof. Dr. Şirikçi: "İnme, erken müdahale ile kalıcı hasar bırakmadan tedavi edilebiliyor"
13 Ocak 2026 Salı - 10:20 Prof. Dr. Şirikçi: "İnme, erken müdahale ile kalıcı hasar bırakmadan tedavi edilebiliyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, girişimsel radyoloji alanındaki ileri tedavi ve inme hastalıkları hakkında bilgi verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, inmenin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen ölüm ve sakatlık nedenlerinden biri olduğunu belirterek, erken ve doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. "Zaman beyindir" İnmenin, beyin damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Şirikçi, "İnme tedavisinde en önemli faktör zamandır. Dakikalar içinde yapılan doğru girişimsel müdahaleler, hastanın hayatını ve yaşam kalitesini tamamen değiştirebilir" dedi. Girişimsel Radyoloji ile Ameliyatsız Tedavi Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde uygulanan mekanik trombektomi gibi ileri girişimsel radyoloji yöntemleri sayesinde, tıkalı beyin damarlarının ameliyata gerek kalmadan açılabildiğini belirten Prof. Dr. Şirikçi, "Girişimsel radyoloji yöntemleriyle kasıktan veya el bileğinden girilerek tıkalı damarlar kısa sürede açılabiliyor. Bu sayede felç riski büyük oranda azaltılıyor ve hastalar çok daha hızlı iyileşme sürecine giriyor" ifadelerini kullandı. Kimler risk altında İnme riskinin; yüksek tansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, sigara kullanımı ve ileri yaş ile arttığını söyleyen Prof. Dr. Şirikçi, ani konuşma bozukluğu, yüz kayması, kol veya bacakta güçsüzlük gibi belirtiler görüldüğünde derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlattı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, "İnme şüphesi olan hastaların vakit kaybetmeden donanımlı merkezlere başvurması büyük önem taşıyor. İnme geliştiğinde, tedavinin etkinliği ve kalıcı hasarın önlenmesi açısından ilk 4-6 saat içinde yapılan müdahale hayati öneme sahiptir. Hastanemizde 7/24 hazır bulunan ekip ve ileri görüntüleme sistemleri sayesinde, hastalarımıza en hızlı ve en doğru tedaviyi sunmayı hedefliyoruz. Erken müdahale ile birçok hastamız günlük yaşamına bağımsız bir şekilde geri dönebiliyor" diye konuştu.
Bilecik’te 2026 yılı sağlık yatırımları programı açıklandı
13 Ocak 2026 Salı - 10:02 Bilecik’te 2026 yılı sağlık yatırımları programı açıklandı Bilecik’te sağlık yatırımları artarken, 2026 yılında hayata geçirilmesi planlanan yeni sağlık yatırımları programı açıklandı. Bilecik İl Sağlık Müdürü Ferhat Damkacı, kentte görev yapan ulusal ve yerel basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya geldi. Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü binasında yapılan kahvaltı sonra açıklama yapan Bilecik İl Sağlık Müdürü Ferhat Damkacı, "2025 yılı sağlık hizmetleri verileri doğrultusunda Bilecik genelinde sunulan sağlık hizmetlerinin kapsamı her geçen gün artış gösterdi. Bu kapsamda toplam muayene sayısı 3 milyon 959 bin 812’ye ulaşırken, 17 bin 519 hasta sevk edildi. Yıl içerisinde 54 bin 50 ameliyat gerçekleştirilirken, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ekipleri 23 bin 352 vakaya müdahale etti. Sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik çalışmalar doğrultusunda 23 milyon TL’lik tıbbi cihaz yatırımı yapılırken, 608 milyon 573 bin TL tutarında sağlık tesisi yatırımı planlama programına alındı. Bu çerçevede 7 sağlık tesisinin yatırım programına dâhil edildi" dedi. "2026 yılı yatırım planlarımızla vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşmasını hedefliyoruz" Damkacı, açıklamasının devamında, "2026 yılında başlanması planlanan yatırımlar kapsamında ise Bilecik Merkez Aile Sağlığı Merkezi, eski hastane yerleşkesinde 2000 metrekarelik 16 yataklı ek bina (kapalı psikiyatri servisi), Osmaneli Haceloğlu Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Bozüyük ve Gölpazarı’nda yeni 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonları ile Söğüt ve Bozüyük’te yeni aile sağlığı merkezlerinin hayata geçirilmesi planlanıyor. 2026 yılı yatırım planlarımızla birlikte vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşmasını hedefliyoruz. İlimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
‘HPV aşısı ve düzenli kontrol rahim ağzı kanserine karşı güçlü kalkan’
13 Ocak 2026 Salı - 09:52 ‘HPV aşısı ve düzenli kontrol rahim ağzı kanserine karşı güçlü kalkan’ Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, düzenli kontrol ve hastalık bulaşmadan HPV aşısı olan kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin yok denecek kadar azaldığını söyledi. "Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı" dolayasıyla açıklamalarda bulunan Medicana International Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, rahim ağzı kanserine karşı dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bilgi verdi. Rahip ağzı kanserini öğrenmek için uyguladıkları yöntemlerden bahseden Opr. Dr. Birsen Bilge, "Hastaları, öyküsünü öğrendikten sonra vajinal muayeneye alıyoruz. Kullandığımız cihazlarla rahim ağzına bir enfeksiyon olup olmadığını görüp, smear ve HPV testini alıyoruz. Hem görsel hem de smear ve HPV testlerinin sonucuna göre tanı koyup, bir yol alıyoruz. HPV testinde kritik olan 15 adet tip var. Bunlardan en önemlisi 16 ve 18 dediğimiz tip. Bunların pozitifliğinde direkt servikal kolposkopik biyopsi işlemi öneriyoruz. Diğer 13 alt tip HPV’ye bazen takip önerebiliyoruz, bazen de onlara da servikal kolposkopik biyopsi işlemi öneriyoruz" dedi. "Hastalık bulaşmadan aşımızı olursak, rahim ağzı kanserinden kurtulmuş oluruz" HPV aşılarının kanseri önlemedeki önemine değinen Opr. Dr. Bilge, "Rahim ağzı kanserinden korunmak için mutlaka düzenli kontroller yaptırılmalı. HPV ve smear testlerini mutlaka aldırmalıyız. Önemli olan bu hastalığın bize hiç bulaşmaması. Bunun için de yapmamız gereken HPV aşılarını düzenli olarak yaptırmak. 9-45 yaş arasında HPV aşısı yapılabiliyor. 9-14 yağ grubunda 2 doz olacak şekilde, 15-45 yaş grubunda 3 doz olacak şekilde aşıları yaptırmalıyız. Rahim ağzı kanserinin en sık sebebi HPV virüsü olarak dikkat çekiyor. HPV tanısı konulduğunda kanser olmadan aslında bu işi çözebiliriz. O yüzden kadınlarda önlenebilir kanserlerin ilk sıralarında rahim ağzı kanserleri geliyor. Testleri düzenli olarak yaptırırsak, kansere yakalanmadan bu işi çözebiliriz. Genetik, beslenme, spor yapmamak ve kötü alışkanlıklar da rahim ağzı sebepleri arasında. Kontrollerimizi düzenli yaparsak, HPV bulaşmadan aşımızı olursak aslında bu hastalıktan büyük oranda kurtulmuş oluyoruz" diye konuştu. "Adet 7 günden uzun sürmesi kanserin habercisi olabilir" Âdet düzensizliğinin bazı kanser türlerinin habercisi olabileceğine değinen Dr. Bilge, "Kadın ve doğum hastalıkları konusunda en sık rastladığımız sorunlardan birisi âdet düzensizliğidir. Herkesin kendi periyodik döngüsü vardır. Tıbbi olarak 21-35 gün arasında adet görmek ve adet döngüsünün 2-7 gün arasında devam ediyor olması gerekiyor. Bu döngü dışındaki her döngüye adet düzensizliği diyoruz. 2 günden daha az süren adetlerde yumurtalık rezervlerinin mutlaka kontrol ettirilmesi gerekiyor. 7 günden daha uzun sürüyorsa da adet kanamasının çok olması anlamına geliyor. Bu durumda ultrason veya biyopsi ile karşımıza çıkabilecek kanser hastalığına erken tanı koymuş olabiliyoruz" şeklinde konuştu.
Çağın hastalığı dijital amnezi
13 Ocak 2026 Salı - 09:42 Çağın hastalığı dijital amnezi Nörolog Nigar Ahmadova, teknolojinin hayatımızdaki yeri arttıkça beraberinde yeni sorunlar getirdiğini söyledi. Uzm. Dr. Ahmadova, "Dijital amnezi" denilen bu sorunun kişinin bilgiyi kendi zihninde tutmak yerine akıllı telefon, bilgisayar ve diğer dijital cihazlara emanet etmesi sonucu ortaya çıktığını kaydetti; "Bilgiyi öğrenmek ve hatırlamak yerine ‘nasıl olsa gerektiğinde bulurum’ yaklaşımının benimsenmesi uzun süreli bellek oluşumunu zayıflatıyor." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nigar Ahmadov, bilgiyi hatırlamak yerine sürekli dijital cihazlara kaydetmenin, beyin fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek, uyarılarda bulundu. Dijital amnezinin bilimsel literatürde "Google etkisi" olarak da tanımlandığını ifade eden Uzm. Dr. Ahmadov, şöyle konuştu: "Akıllı telefonlara uzun süreli maruz kalma ve bilgisayar başında yoğun çalışma nedeniyle birçok kişi not alma uygulamalarına ve dijital dosyalara bağımlı hale geliyor. Bu alışkanlık dikkat dağınıklığını artırıyor ve bilgilerin bağlamıyla birlikte (nerede, kiminle öğrenildiği gibi) hatırlanmasını zorlaştırıyor. Buna bağlı olarak da kişilerde unutkanlık, öğrenme ve ezberleme yeteneğinin azalmasına yol açıyor, uzun vadede de bilişsel tembellik oluşuyor. Ancak bu durumun şu an için demans gibi nörodejeneratif hastalıklara yol açtığını söyleyemeyiz. Üstelik doğru alışkanlıklarla bu süreç tersine çevrilebilir." Beyin kullanıldıkça güçleniyor Uzm. Dr. Ahmadova, insan beyninin yeni bir bilgiyi öğrenirken öncelikle hipokampusta epizodik belleği kodladığını ve bu bilginin uzun süreli belleğe aktarıldığını söyledi. Bilgi ne kadar sık kullanılırsa, hafızanın o kadar güçleneceğini belirten Ahmadova, "Bir bilgiyi ne kadar sık hatırlayıp kullanırsak, beynimiz o bilgiyi o kadar sağlam şekilde kaydeder. Ancak sürekli hatırlatıcılar ve dijital notlar kullanmak bu süreci zayıflatır." dedi. Yapay zekâ ve dijital araçlara aşırı güvenin, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini de köreltebildiğini vurgulayan Ahmadova, öğrenmenin yalnızca kaydetme aşamasında yüzeysel kaldığını söyledi. Dijital amneziden korunmak için öneriler Öte yandan nörolog Ahmadova dijital amneziden kaçınmak için önerilerini de şöyle sıraladı: "Okuduğunuz veya dinlediğiniz bilgileri yardım almadan hatırlamaya çalışın, kendinize sorular sorun. Alışveriş listesi gibi basit günlük işleri not almadan yapmayı deneyin. Düzenli ve kaliteli uyku alışkanlığı edinin. Haftada en az 3 gün yürüyüş yapın veya başka bir fiziksel aktiviteyle ilgilenin. Daha önce yapmadığınız, zor ve farklı bir beceri öğrenmeye çalışın (müzik aleti çalmak, yeni bir dil öğrenmek gibi)."