Son Dakika
|
Kuyumcukent AVM’de 20 milyonluk soygun
ABD Başkanı Trump: "İran’la görüşebilirim"
Esenler’de İBB şantiyesinde yangın: 3 konteyner zarar gördü
Esenler’de 4 katlı binanın çatısı alev alev yandı
Teknik direktör Engin Fırat son yolculuğuna uğurlandı
İran Ordusu, Hayfa’daki petrol ve gaz rafinerisi ile yakıt depolarını hedef aldı
Niğde’deki patlamanın boyutu gün ağarınca ortaya çıktı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Hizbullah'ın İsrail'e ait uydu iletişim merkezine yönelik saldırısının görüntüleri ortaya çıktı
Pentagon, İran saldırılarında 140 ABD askerinin yaralandığını açıkladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı el-Burhan ile telefonda görüştü
İsrail Dışişleri Bakanı Sa’ar: "Sonsuz bir savaş istemiyoruz"
Katar’da mahsur kalan Türk vatandaşları Türkiye’ye döndü
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "İran'ı yok etme hayaline kapılanlar, tarihten hiç ders çıkarmamışlar
Almanya Başbakanı Merz: "İran'daki savaşı sonlandırma konusunda ortak plan olmamasından endişeliyim"
SAĞLIK
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı
10 Mart 2026 Salı - 16:08:13
Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve solunum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik. Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu" dedi. Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Dr. Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimiz de rahat şu aşamada" diye konuştu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı" dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibarıyla sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 16:02
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı
Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek hasta odaklı tedavilerine bir yenisini daha ekledi. Kentte sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve sonum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi, ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik’’ dedi. Dr. Eray, "Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu." Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimizde rahat şu aşamada." Dedi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı." dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibariyle sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz." dedi.
10 Mart 2026 Salı - 14:41
Türkiye’de 10 milyon kişi böbrek hastalığı riski altında
Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu söyledi. Dünya Böbrek Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen; Türkiye’de kronik böbrek hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, organ bağışı ve erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı yüzde 16 seviyesine ulaştı. Bu oranın yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirten Türkmen; hastalığın sinsi ve ilerleyici yapısına dikkat çekerek erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini ifade etti. Vatandaşların düzenli sağlık kontrolü yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirten Türkmen; hastalık, böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında hastalar için diyaliz veya organ naklinin hayati seçenekler olduğunu söyledi. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz sistemine dahil olduğunu belirten Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının yaklaşık 3 bin 500 seviyesinde kaldığını ifade etti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha yüksek yaşam kalitesi sunmadığını, aynı zamanda diyalize göre yaşam süresini de anlamlı şekilde uzattığını dile getirdi. Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Türkmen, bağış oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurguladı. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 90’ının kadavradan gerçekleştirildiğini ifade eden Türkmen, Türkiye’de ise bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin yüzde 90’ının canlı donörlerden yapıldığını söyledi. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye’de 5 civarında olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olduğunu dile getirdi. Çapraz nakil sistemi nakil sayısını artırabilir Donör sıkıntısının aşılması için çapraz nakil sisteminin önemine dikkat çeken Türkmen; doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının, nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini söyledi. Yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumsal farkındalığın da artırılması gerektiğini ifade etti. Nakilli annelerin başarı öyküsü Organ naklinin yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığını, aynı zamanda hastalar için yeni bir hayat anlamına geldiğini belirten Türkmen; diyaliz aşamasındaki kadın hastaların anne olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söyledi. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise birçok hastanın sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini ifade eden Türkmen, kliniklerinde nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu belirtti. Türkmen; erken tanı, organ bağışı bilincinin artırılması, nakil sonrası düzenli takip ve merkezlerin sağ kalım oranlarına göre denetlenmesinin Türkiye’nin böbrek sağlığı politikası açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
10 Mart 2026 Salı - 14:29
OMÜ’de kadın kanserlerine yönelik farkındalık etkinliği
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü tarafından kadın kanserlerine yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Etkinlik, Dr. Öğretim Üyesi Şükran Başgöl liderliğinde yürütülen EBE416 Entegre Uygulamaları II dersi kapsamında ve OMÜ Ebelik Topluluğu öğrencilerinin iş birliğiyle gerçekleştirildi. OMÜ Yaşam Merkezi’nde kurulan stantta, kadın kanserleri ve erken tanının önemi hakkında bilgilendirme yapıldı. Etkinlik kapsamında özellikle meme kanseri, serviks kanseri ve diğer jinekolojik kanser türleri hakkında farkındalık oluşturmayı amaçlayan eğitimler verildi. Katılımcıların kanser taramaları konusunda doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmalarını desteklemek amacıyla bilgilendirici broşürler de dağıtıldı. Stantta ayrıca eğitim amaçlı maketler kullanılarak uygulamalı anlatımlar yapılırken, erken tanının hayat kurtarıcı rolü vurgulandı ve düzenli taramaların önemi konusunda bilgilendirme gerçekleştirildi. Etkinlik boyunca OMÜ öğrencileri ile Yaşam Merkezi’ni ziyaret eden personel bilgilendirme standına yoğun ilgi gösterdi. Ebelik öğrencileri etkinlik sayesinde mesleki bilgi ve becerilerini toplum yararına kullanma fırsatı bulurken, toplum temelli sağlık eğitimine de katkı sundu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Mart 2026 Salı- 11:37
Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine yeni kardiyoloji uzmanı atandı
2
10 Mart 2026 Salı- 10:20
Op. Dr. Karagözoğlu: "Sünnet, uzman hekimler tarafından yapılmalı"
3
10 Mart 2026 Salı- 10:53
Kolon kanseriyle mücadelede erken teşhis hayat kurtarıyor
4
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
5
10 Mart 2026 Salı- 12:07
Prof. Dr. İrfan Koca’dan "Geçmeyen ağrı" uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 12:02
Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2025 yılında 1 milyon 398 bin hastaya hizmet verdi
Kırşehir Eğitim Araştırma Hastanesi; bir yılda 1 milyon 398 bin 110 hastaya baktı. Kırşehir İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi; 2025 yılı Ocak–Aralık döneminde toplam 1 milyon 398 bin 110 hastaya sağlık hizmeti sundu. 2025 yılı içerisinde ayakta polikliniklerde 1 milyon 13 bin 321 hasta tedavi edilirken, Acil Servis Polikliniği’ne 309 bin 783 hasta başvurdu. Çocuk Acil Servisi’nde ise 75 bin 6 hastaya sağlık hizmeti verildi. Aynı dönemde hastanede toplam 21 bin 82 ameliyat gerçekleştirildi. Yapılan ameliyatların 869’unun A grubu, 5 bin 695’inin B grubu, 4 bin 10’unun C grubu, 5 bin 241’inin D grubu ve 5 bin 267’sinin E grubu ameliyatlardan oluştuğu belirtildi. 2025 yılına ait hizmet verilerinin, hastanenin il genelinde yoğun bir sağlık hizmeti sunduğunu ortaya koyduğu kaydedildi.
13 Ocak 2026 Salı - 11:37
Uzmanından uyarı: "Kar yemek sanıldığı kadar masum değil"
Yurt genelinde etkili olan yoğun kar yağışının ardından uzmanı, sıkça görülen ’kar yeme’ alışkanlığına karşı uyarılarda bulunarak, "Yerdeki kar hayvan dışkısı, bakteri ve parazit içerebilir. Bu da özellikle çocuklar için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, özellikle çocuklar arasında sıkça görülen kar yeme alışkanlığına karşı aileleri uyardı. Kar yemenin tek başına doğrudan tehlikeli gibi görülmediğini ancak sanıldığı kadar masum da olmadığını belirten Yurtseven, şehir ortamında yağan karın ciddi riskler taşıyabileceğine dikkati çekti. Dr. Yurtseven, şehirlerde yağan karın hava kirliliği nedeniyle egzoz gazlarına maruz kaldığını vurgulayarak, "Bu karların içerisinde ağır metaller birikebilir, çeşitli mikroorganizmalar bulunabilir. Bu nedenle kirlenmiş karların kesinlikle yenilmemesi gerekir" dedi. "Kar yenilmesini önermiyoruz" Yerde biriken karlardaki riskin daha da fazla olduğunu ifade eden Yurtseven, "Yerdeki kar hayvan dışkısı, bakteri ve parazit içerebilir. Bu da özellikle çocuklar için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle çocukların kar yemesini önermiyoruz" şeklinde konuştu. Çocukların merak duygusu nedeniyle kar yemek isteyebileceğini de dile getiren Yurtseven, bu durumda ailelerin dikkatli olması gerektiğini belirterek, "Eğer çocuk illa kar yemek istiyorsa, mümkünse temiz ve yeni yağdığı düşünülen kardan çok az miktarda denemesine izin verilebilir. Ancak sonrasında mutlaka ağız hijyenine dikkat edilmelidir. Bir çocuk hekimi olarak bana sorarsanız kar yemek güvenli değildir. En güvenlisi hiç yememektir" ifadelerini kullandı.
13 Ocak 2026 Salı - 11:26
Alzheimer hastası yakınlarına nefes eğitimi
Alzheimer ve Demans hastalarının ve yakınlarının sosyal yaşama katılımını güçlendirmeyi amaçlayan Yunusemre Belediyesi ve Alzheimer Derneği işbirliği ile danışma merkezinde nefes egzersizi eğitimleri başlattı. Yunusemre Belediyesi, Alzheimer ve Demans hastalarının sosyal yaşama daha aktif katılımını ve sağlıklı yaş almayı sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Alzheimer ve Demans Danışma/Dayanışma Merkezi’nde, dernek üyeleri ile hasta yakınlarına yönelik nefes egzersizi eğitimi düzenlendi. Eğitime Türkiye Alzheimer Derneği Manisa Şube Başkanı Prof. Dr. Hatice Mavioğlu, Yunusemre Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Birsen Öcal da katıldı. Nefes Eğitmeni Arzu Salmanlı tarafından verilen eğitimlerde; doğru nefes alma teknikleri, nefesin beden ve zihin üzerindeki olumlu etkileri ile günlük yaşamda uygulanabilecek pratik egzersizler anlatıldı. Katılımcılar, hem fiziksel hem de zihinsel rahatlama sağlamaya yönelik uygulamalı çalışmalar yaptı. Hasta yakınlarının da yoğun ilgi gösterdiği eğitimler 2 haftada bir devam edecek.
13 Ocak 2026 Salı - 10:51
Bu karışımla kış hastalanmadan geçiyor
Diyarbakır’daki bir işletmede, yaklaşık 25 farklı bitki türünün harmanlanmasıyla hazırlanan doğal karışım, soğuk algınlığına karşı etkisi ve nefes açıcı özelliğiyle dikkat çekiyor. Tamamen bitkisel içeriklerle hazırlanan ürün, özellikle kış aylarında vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Özenle seçilen bitkilerin bir araya getirilmesiyle elde edilen karışım, bağışıklık sistemini destekleyici özelliğiyle ön plana çıkıyor. Doğal yöntemlerle hazırlanan ürünün, boğaz rahatlatıcı ve solunumu kolaylaştırıcı etkiler sunduğu belirtiliyor. Karışım, farklı tüketim tercihlerine hitap etmesi amacıyla hem macun hem de çay formunda sunuluyor. Macun şeklinde doğrudan tüketilebilen ürün, çay formunda ise sıcak suyla demlenerek içilebiliyor. Sur ilçesinde esnaf olan Ali Baran Çelik, bu karışımın yoğun talep gördüğünü ve ürünü yetiştirmekte güçlük çektiklerini söyledi. Çelik, "2 seçenek halinde hem toz hem de macun şeklinde sunuyoruz. Müşterilerimiz genelde toz halini daha çok tercih ediyor. Tüketilmesi kolay olduğu için genellikle yoğun çalışan vatandaşlarımız macun şeklinde alıp tüketiyor. Genel olarak pratik oluyor. Çantada muhafaza edip istediğiniz zaman çıkarıp yiyebilirsiniz. Ama bir yandan da evde ya da iş yerinde sıcak su imkanı olan vatandaşlarımızda toz halini tüketiyor" dedi. Karışımın faydalarını sıralayan Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Soğuk algınlığı, bronşit, nefes darlığı ve sigara içenler için çok faydalıdır. Birçok derde deva oluyor. Özellikle soğuk algınlığına ve nefes darlığı çekenlere iyi geliyor. Müşterilerim bunu kullandıktan sonra bana dua ediyor. İçerisinde 25 çeşit doğal bitki var. Karabaş otu, hatmi çiçeği, zencefil, tarçın ve buna benzer birçok bitkisel ürün bu karışımımızda bulunuyor." Daha önce bu karışımı kullanıp memnun olan müşterilerden Süleyman Pasin, tekrar karışım yaptırmak için geldiğini söyledi. Pasin, "Daha önce de geldik çok memnun kaldık, şimdi tekrar geldik yaptırıyoruz. Gerçekten bu kış soğuk algınlığına yakalanmadık. Herkese de tavsiye ederim. Biz kış çayı olarak toz şeklinde kullanıyoruz. Kış aylarının ilacı kış çayıdır bence. 25 çeşit karışım var içinde" diye konuştu.
13 Ocak 2026 Salı - 10:49
Araştırma Hastanesi’nde "Başarılı Öz Değerlendirme" süreci
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi bünyesindeki klinik merkezler ve yoğun bakımlarda yürütülen öz değerlendirme denetimleri başarıyla tamamlandı. Hasta güvenliği, kalite standartları ve hizmet süreçlerinde örnek performans sergileyen kliniklere teşekkür belgeleri takdim edildi. Konu ilgili yapılan paylaşıMda, "Bu uygulama; kalite süreçlerinin sürdürülebilirliği, ekip motivasyonunun güçlendirilmesi ve hizmet sunumunda mükemmeliyetin desteklenmesi amacıyla, Başhekimimi Prof. Dr. Atila Eroğlu’nun kalite odaklı vizyonu ve rehberliği doğrultusunda hayata geçirilmiştir. Belgeler, Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Bayraktar, Başmüdür Fedli Dumlu ve Hastane Kalite Direktörü Müdür Yardımcısı Serap Üst Fidan tarafından kliniklere teslim edilerek ekiplerle bir araya gelinmiştir. Araştırma Hastanesi, sağlık hizmetlerinde eğitim-araştırma misyonunu kalite ve mükemmeliyet anlayışıyla bütünleştirmeye devam ediyor"denildi.
13 Ocak 2026 Salı - 10:44
Sağlık personeline tüberküloz eğitimi
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Eğitim Hizmetleri Koordinatörlüğü tarafından sağlık çalışanlarına yönelik "Tüberküloz Eğitimi" düzenlendi. Konferansta moderatörlüğü Prof. Dr. Leyla Sağlam üstlenirken, Arş. Gör. Kadir Çelik tüberkülozun klinik özellikleri, bulaşma yolları, korunma yöntemleri ve sağlık personelinin sahadaki rolüne ilişkin bilgiler paylaştı.
13 Ocak 2026 Salı - 10:36
Kış aylarında beslenme ve bağışıklık uyarısı
Kütahya’da görev yapan diyetisyen Sümeyye Korkmaz, kış aylarında bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde bağırsak sağlığının kritik rol oynadığını belirtti. Korkmaz, sağlıklı bir bağırsağın güçlü bir bağışıklık sisteminin temelini oluşturduğunu vurguladı. Bağırsak sağlığının korunması için probiyotik ve prebiyotik açısından zengin beslenmenin önemine dikkat çeken Korkmaz, yoğurt, turşu, lahana, keten tohumu, pirinç ve muz gibi besinlerin bağırsak florasını düzenlediğini, bunun aynı zamanda ruh hali üzerinde de olumlu etkiler sağladığını ifade etti. Korkmaz, "Sağlıklı bir bağırsak florası (mikrobiyota), vücudun savunma sisteminin yaklaşık yüzde 70-80’ini doğrudan etkiliyor. Probiyotik (yararlı bakteriler) ve prebiyotik (bu bakterilerin besini olan lifler) açısından zengin beslenme, kışın artan enfeksiyon riskine karşı etkili bir kalkan oluşturuyor. Yoğurt, ayran doğal probiyotik kaynakları, bağırsak florasını destekler. Turşu (özellikle lahana turşusu), keten tohumu Prebiyotik ve probiyotik etkisiyle sindirimi düzenler. Pirinç, muz muzdaki lifler prebiyotik görevi görür, bağırsak dostudur. Bu besinlerin birlikte tüketilmesi. Bağırsak sağlığını güçlendirirken tatlı isteğini de azaltıyor. Ayrıca bağırsaklarda üretilen serotoninin yaklaşık yüzde 90-95’i burada sentezleniyor. Bu yüzden sağlıklı bir bağırsak, ruh halini de olumlu etkiliyor" dedi. Tatlı isteğinin kontrol altına alınabilmesi için kuru meyveler, bitter çikolata, bal ve pekmez karışımları ile olgun meyvelerin tercih edilebileceği belirten Korkmaz, tarçının da bu konuda etkili olduğu ifade etti.
13 Ocak 2026 Salı - 10:20
Prof. Dr. Şirikçi: "İnme, erken müdahale ile kalıcı hasar bırakmadan tedavi edilebiliyor"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, girişimsel radyoloji alanındaki ileri tedavi ve inme hastalıkları hakkında bilgi verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, inmenin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen ölüm ve sakatlık nedenlerinden biri olduğunu belirterek, erken ve doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. "Zaman beyindir" İnmenin, beyin damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Şirikçi, "İnme tedavisinde en önemli faktör zamandır. Dakikalar içinde yapılan doğru girişimsel müdahaleler, hastanın hayatını ve yaşam kalitesini tamamen değiştirebilir" dedi. Girişimsel Radyoloji ile Ameliyatsız Tedavi Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde uygulanan mekanik trombektomi gibi ileri girişimsel radyoloji yöntemleri sayesinde, tıkalı beyin damarlarının ameliyata gerek kalmadan açılabildiğini belirten Prof. Dr. Şirikçi, "Girişimsel radyoloji yöntemleriyle kasıktan veya el bileğinden girilerek tıkalı damarlar kısa sürede açılabiliyor. Bu sayede felç riski büyük oranda azaltılıyor ve hastalar çok daha hızlı iyileşme sürecine giriyor" ifadelerini kullandı. Kimler risk altında İnme riskinin; yüksek tansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, sigara kullanımı ve ileri yaş ile arttığını söyleyen Prof. Dr. Şirikçi, ani konuşma bozukluğu, yüz kayması, kol veya bacakta güçsüzlük gibi belirtiler görüldüğünde derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlattı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, "İnme şüphesi olan hastaların vakit kaybetmeden donanımlı merkezlere başvurması büyük önem taşıyor. İnme geliştiğinde, tedavinin etkinliği ve kalıcı hasarın önlenmesi açısından ilk 4-6 saat içinde yapılan müdahale hayati öneme sahiptir. Hastanemizde 7/24 hazır bulunan ekip ve ileri görüntüleme sistemleri sayesinde, hastalarımıza en hızlı ve en doğru tedaviyi sunmayı hedefliyoruz. Erken müdahale ile birçok hastamız günlük yaşamına bağımsız bir şekilde geri dönebiliyor" diye konuştu.
13 Ocak 2026 Salı - 10:02
Bilecik’te 2026 yılı sağlık yatırımları programı açıklandı
Bilecik’te sağlık yatırımları artarken, 2026 yılında hayata geçirilmesi planlanan yeni sağlık yatırımları programı açıklandı. Bilecik İl Sağlık Müdürü Ferhat Damkacı, kentte görev yapan ulusal ve yerel basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya geldi. Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü binasında yapılan kahvaltı sonra açıklama yapan Bilecik İl Sağlık Müdürü Ferhat Damkacı, "2025 yılı sağlık hizmetleri verileri doğrultusunda Bilecik genelinde sunulan sağlık hizmetlerinin kapsamı her geçen gün artış gösterdi. Bu kapsamda toplam muayene sayısı 3 milyon 959 bin 812’ye ulaşırken, 17 bin 519 hasta sevk edildi. Yıl içerisinde 54 bin 50 ameliyat gerçekleştirilirken, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ekipleri 23 bin 352 vakaya müdahale etti. Sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik çalışmalar doğrultusunda 23 milyon TL’lik tıbbi cihaz yatırımı yapılırken, 608 milyon 573 bin TL tutarında sağlık tesisi yatırımı planlama programına alındı. Bu çerçevede 7 sağlık tesisinin yatırım programına dâhil edildi" dedi. "2026 yılı yatırım planlarımızla vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşmasını hedefliyoruz" Damkacı, açıklamasının devamında, "2026 yılında başlanması planlanan yatırımlar kapsamında ise Bilecik Merkez Aile Sağlığı Merkezi, eski hastane yerleşkesinde 2000 metrekarelik 16 yataklı ek bina (kapalı psikiyatri servisi), Osmaneli Haceloğlu Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Bozüyük ve Gölpazarı’nda yeni 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonları ile Söğüt ve Bozüyük’te yeni aile sağlığı merkezlerinin hayata geçirilmesi planlanıyor. 2026 yılı yatırım planlarımızla birlikte vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşmasını hedefliyoruz. İlimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
13 Ocak 2026 Salı - 09:52
‘HPV aşısı ve düzenli kontrol rahim ağzı kanserine karşı güçlü kalkan’
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, düzenli kontrol ve hastalık bulaşmadan HPV aşısı olan kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin yok denecek kadar azaldığını söyledi. "Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı" dolayasıyla açıklamalarda bulunan Medicana International Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, rahim ağzı kanserine karşı dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bilgi verdi. Rahip ağzı kanserini öğrenmek için uyguladıkları yöntemlerden bahseden Opr. Dr. Birsen Bilge, "Hastaları, öyküsünü öğrendikten sonra vajinal muayeneye alıyoruz. Kullandığımız cihazlarla rahim ağzına bir enfeksiyon olup olmadığını görüp, smear ve HPV testini alıyoruz. Hem görsel hem de smear ve HPV testlerinin sonucuna göre tanı koyup, bir yol alıyoruz. HPV testinde kritik olan 15 adet tip var. Bunlardan en önemlisi 16 ve 18 dediğimiz tip. Bunların pozitifliğinde direkt servikal kolposkopik biyopsi işlemi öneriyoruz. Diğer 13 alt tip HPV’ye bazen takip önerebiliyoruz, bazen de onlara da servikal kolposkopik biyopsi işlemi öneriyoruz" dedi. "Hastalık bulaşmadan aşımızı olursak, rahim ağzı kanserinden kurtulmuş oluruz" HPV aşılarının kanseri önlemedeki önemine değinen Opr. Dr. Bilge, "Rahim ağzı kanserinden korunmak için mutlaka düzenli kontroller yaptırılmalı. HPV ve smear testlerini mutlaka aldırmalıyız. Önemli olan bu hastalığın bize hiç bulaşmaması. Bunun için de yapmamız gereken HPV aşılarını düzenli olarak yaptırmak. 9-45 yaş arasında HPV aşısı yapılabiliyor. 9-14 yağ grubunda 2 doz olacak şekilde, 15-45 yaş grubunda 3 doz olacak şekilde aşıları yaptırmalıyız. Rahim ağzı kanserinin en sık sebebi HPV virüsü olarak dikkat çekiyor. HPV tanısı konulduğunda kanser olmadan aslında bu işi çözebiliriz. O yüzden kadınlarda önlenebilir kanserlerin ilk sıralarında rahim ağzı kanserleri geliyor. Testleri düzenli olarak yaptırırsak, kansere yakalanmadan bu işi çözebiliriz. Genetik, beslenme, spor yapmamak ve kötü alışkanlıklar da rahim ağzı sebepleri arasında. Kontrollerimizi düzenli yaparsak, HPV bulaşmadan aşımızı olursak aslında bu hastalıktan büyük oranda kurtulmuş oluyoruz" diye konuştu. "Adet 7 günden uzun sürmesi kanserin habercisi olabilir" Âdet düzensizliğinin bazı kanser türlerinin habercisi olabileceğine değinen Dr. Bilge, "Kadın ve doğum hastalıkları konusunda en sık rastladığımız sorunlardan birisi âdet düzensizliğidir. Herkesin kendi periyodik döngüsü vardır. Tıbbi olarak 21-35 gün arasında adet görmek ve adet döngüsünün 2-7 gün arasında devam ediyor olması gerekiyor. Bu döngü dışındaki her döngüye adet düzensizliği diyoruz. 2 günden daha az süren adetlerde yumurtalık rezervlerinin mutlaka kontrol ettirilmesi gerekiyor. 7 günden daha uzun sürüyorsa da adet kanamasının çok olması anlamına geliyor. Bu durumda ultrason veya biyopsi ile karşımıza çıkabilecek kanser hastalığına erken tanı koymuş olabiliyoruz" şeklinde konuştu.
13 Ocak 2026 Salı - 09:42
Çağın hastalığı dijital amnezi
Nörolog Nigar Ahmadova, teknolojinin hayatımızdaki yeri arttıkça beraberinde yeni sorunlar getirdiğini söyledi. Uzm. Dr. Ahmadova, "Dijital amnezi" denilen bu sorunun kişinin bilgiyi kendi zihninde tutmak yerine akıllı telefon, bilgisayar ve diğer dijital cihazlara emanet etmesi sonucu ortaya çıktığını kaydetti; "Bilgiyi öğrenmek ve hatırlamak yerine ‘nasıl olsa gerektiğinde bulurum’ yaklaşımının benimsenmesi uzun süreli bellek oluşumunu zayıflatıyor." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nigar Ahmadov, bilgiyi hatırlamak yerine sürekli dijital cihazlara kaydetmenin, beyin fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek, uyarılarda bulundu. Dijital amnezinin bilimsel literatürde "Google etkisi" olarak da tanımlandığını ifade eden Uzm. Dr. Ahmadov, şöyle konuştu: "Akıllı telefonlara uzun süreli maruz kalma ve bilgisayar başında yoğun çalışma nedeniyle birçok kişi not alma uygulamalarına ve dijital dosyalara bağımlı hale geliyor. Bu alışkanlık dikkat dağınıklığını artırıyor ve bilgilerin bağlamıyla birlikte (nerede, kiminle öğrenildiği gibi) hatırlanmasını zorlaştırıyor. Buna bağlı olarak da kişilerde unutkanlık, öğrenme ve ezberleme yeteneğinin azalmasına yol açıyor, uzun vadede de bilişsel tembellik oluşuyor. Ancak bu durumun şu an için demans gibi nörodejeneratif hastalıklara yol açtığını söyleyemeyiz. Üstelik doğru alışkanlıklarla bu süreç tersine çevrilebilir." Beyin kullanıldıkça güçleniyor Uzm. Dr. Ahmadova, insan beyninin yeni bir bilgiyi öğrenirken öncelikle hipokampusta epizodik belleği kodladığını ve bu bilginin uzun süreli belleğe aktarıldığını söyledi. Bilgi ne kadar sık kullanılırsa, hafızanın o kadar güçleneceğini belirten Ahmadova, "Bir bilgiyi ne kadar sık hatırlayıp kullanırsak, beynimiz o bilgiyi o kadar sağlam şekilde kaydeder. Ancak sürekli hatırlatıcılar ve dijital notlar kullanmak bu süreci zayıflatır." dedi. Yapay zekâ ve dijital araçlara aşırı güvenin, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini de köreltebildiğini vurgulayan Ahmadova, öğrenmenin yalnızca kaydetme aşamasında yüzeysel kaldığını söyledi. Dijital amneziden korunmak için öneriler Öte yandan nörolog Ahmadova dijital amneziden kaçınmak için önerilerini de şöyle sıraladı: "Okuduğunuz veya dinlediğiniz bilgileri yardım almadan hatırlamaya çalışın, kendinize sorular sorun. Alışveriş listesi gibi basit günlük işleri not almadan yapmayı deneyin. Düzenli ve kaliteli uyku alışkanlığı edinin. Haftada en az 3 gün yürüyüş yapın veya başka bir fiziksel aktiviteyle ilgilenin. Daha önce yapmadığınız, zor ve farklı bir beceri öğrenmeye çalışın (müzik aleti çalmak, yeni bir dil öğrenmek gibi)."
13 Ocak 2026 Salı - 09:39
Tekirdağ’da şap hastalığı tespit edildi
Tekirdağ’ın Muratlı ilçesine bağlı Yukarısevindikli Mahallesi’nde şap hastalığı görüldü. Edinilen bilgiye göre, ari bölge statüsünde bulunan yerlerden Muratlı ilçesinin Yukarısevindikli Mahallesi’nde hastalığın tespit edildiği, işletmede bulunan tüm hayvanların, mevzuat gereği kesimine karar verildi. Hastalığın yayılmasının önüne geçilmesi amacıyla Muratlı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından bölgede dezenfeksiyon ve ilaçlama çalışmaları başlatıldı. İşletme ve çevresinde gerekli biyogüvenlik önlemleri alınırken, hayvan giriş-çıkışları da geçici süreyle kısıtlandı. Yetkililer, vatandaşların ve hayvan yetiştiricilerinin alınan tedbirlere titizlikle uyması gerektiğini vurgularken, şap hastalığına karşı yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder