Son Dakika
|
MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir"
ABD ordusu: "İran, hava gücünü her geçen gün kaybediyor"
İstanbul’da yabancılara sahte belge düzenleyen şebeke çökertildi: 13 gözaltı
İran, Bahreyn'de yakıt tanklarını vurdu
İran'da hayatını kaybeden üst düzey askeri yetkililer için cenaze töreni
Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final eşleşmeleri belli oldu
Trabzonspor’da, Orhan Kaynak için tören düzenlendi
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş, küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu''
Kremlin: "Barış görüşmeleri için tüm taraflar İstanbul seçeneğine olumlu bakıyor"
Emeklilerin maaş ve ikramiyeleri bayram öncesi ödenecek
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Ezilmekten son anda kurtuldu
İran, Bahreyn'de yakıt tanklarını vurdu
Fenerbahçe, Fatih Karagümrük’e konuk olacak
Aral Şimşir: "Trabzonspor’un teklifi beni motive etti"
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Çalışanlarla dolu bir banka bombalandı"
ABD Başkanı Trump, İran’dan "erken ayrılmak istemediklerini" söyledi
Dubai’de sivil bir binaya isabet eden İHA yangına yol açtı
SAĞLIK
İnme geçiren 91 yaşındaki hastaya başarılı müdahale, uzmanlardan uyarı: "Dakikanın önemi var"
12 Mart 2026 Perşembe - 12:26:13
İstanbul’da yaşayan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da bir anda konuşma bozukluğu, ağızda kayma gibi durumlar gelişince hemen hastaneye kaldırıldı. İnme geçirdiği anlaşılan ve başarılı bir tedavi süreci geçiren Kalay, "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, bana çok iyi baktılar" derken uyguladıkları tedavi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Hastamızı yürüyerek taburcu ettik. İnmenin tedavisi acildir, 1 dakika bile önemli. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. Hipertansiyon, diyabet, sedanter yaşam, sigara kullanımı gibi risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz" dedi. Yüzde kayma, çekilme, konuşmada bozulma, kol ya da bacakta güçsüzlük, kol ve bacak bölgesinde uyuşma gibi belirtileri olan inme (felç) her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparırken uzmanlar, uyarıyor. İstanbul’un Avcılar ilçesinde de 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da edinilen bilgiye göre 30 Ocak Cuma günü 16.00 sıralarında konuşma bozukluğu, bir anda yüzünde kayma gibi belirtiler ortaya çıktı. Endişelenen ailesi önce tansiyon ile ilgili bir problemden şüphelendi sonra inme olduğunu anlayınca sağlık ekiplerine haber verildi. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi İnme Merkezi’ne getirilen Kalay için hemen işlemlere başlandı. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Songül Şenadım ve inme merkezi ekibinin başarılı tedavisiyle sonrası Kalay taburcu edildi. Doç. Dr. Şenadım, uygulanan tedavi ve inmeye ilişkin bilgi verdi. İnmede 1 dakikanın bile büyük önem taşıdığını aktaran Doç. Dr. Şenadım, inmenin önlenebilir olduğuna dikkat çekti. Kalay ve torunu ise yaşadıkları süreci anlattı. "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi, hepsi düzeldi" Rahatsızlandığı süreçle ilgili konuşan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay, "Evvela bir şey hissetmedim, odaya girdim, çıkıyordum, sağ tarafa düştüm. Kafamı kapıya vurdum. Ondan sonra bir daha konuşamadım, Allah doktor kızlarımdan sağ olsun. Bana çok iyi baktılar, çok teşekkür ediyorum. Ertesi gün iyileştirdiler beni, Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, düzelttiler" ifadelerini kullandı. "En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu" Hastasının durumuna ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Ali Bey 91 yaşında, ani gelişen sağ kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu şikayetleriyle acil servisimize başvurdu. Bu belirtiler bize ilk olarak inmeyi düşündürdü. Hastamızı acil olarak görüntüleme amacıyla radyoloji ünitesine aldık. Beynin sol orta serebral arter dediğimiz büyük damarlarından birinde bir tıkanıklık olduğunu fark ettik. Buradaki damarı açmak üzere acil olarak hastamızı anjiyo ünitesine aldık. Mekanik trombektomi dediğimiz bir işlemi yaptık ve oldukça iyi geçti. İşlemden sonra kol ve bacağındaki güçsüzlükte belirgin bir düzelme gördük, yürüyerek taburcu ettik. İnme bir beyin damar hastalığıdır, beyin damarlarının tıkanması ya da kanamasına bağlı olarak ortaya çıkar. En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu, dengesizlik, görme bozukluğu şeklinde. Bu belirtiler hastada gelişir gelişmez hemen 112’yi aramaları, çok hızlı bir şekilde hastanın inme merkezine getirilmesi gerekiyor" dedi. "İnme gençlerde de artık sık görülüyor, 1 dakika bile önemli" İnme sonrası hızlı müdahalenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Şenadım, "İnmenin tedavisi acildir, birkaç tedavi seçeneği var. İlk 24 saate kadar mekanik trombektomi dediğimiz işlemi uygun hastalarda yapabiliyoruz. Tabi ki bu süre ne kadar erken olursa o kadar iyi. Bizim için 1 dakika bile önemli, dakikada 1.7 milyon nöron kaybımız oluyor. Bu hastamızda kalpte ritim bozukluğu tespit ettik, pıhtının sebebini ona bağladık. Bu da yine ileri yaşta sık görülen inme sebebidir. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. İnme sıklığı artıyor çünkü beklenen yaşam süresi artık arttı. İnme sıklığının artmasının diğer bir sebebi de risk faktörlerimizin olması. Hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, sedanter yaşam, sigara kullanımı, uyku apne sendromu. Bu tür risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz. Hastalar risk faktörlerini kontrol altına alırsa inme önlenebilir. Ali Bey ilk 6 saat içinde geldi" şeklinde konuştu. "Gayet sağlıklı, şu an her şeyini yapabiliyor" Kalay’ın torunu Halil Kaan Sarıkaya ise "30 Ocak Cuma günü 16.00-16.30 gibi anneannem aradı. Dedemin kötü olduğuna dair, direkt annem ve babam onlara geçti. İlk başta bizimkiler tansiyon ile alakalı bir şey olduğunu düşünmüşler. Daha sonra toparlamak yerine daha kötü olunca yüzde kayma meydana gelince, isim hatırlamama olunca inme olduğunu anlıyorlar. Ambulansa haber veriliyor, ambulans bu hastaneye getirdi. Operasyon yapıldı, gerçekten çok hızlıydı. Burada çok iyi bakıldı, çok hızlı bir şekilde her şey halloldu. Çok mutluyuz, şu an gayet iyi, öncesinde yaptığı işleri kendi başına yapmaya devam ediyor. Gayet sağlıklı bir şekilde şu an her şeyini yapabiliyor" dedi.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:21
İnme geçiren 91 yaşındaki hastaya başarılı müdahale, uzmanlardan uyarı: "Dakikanın önemi var"
İstanbul’da yaşayan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da bir anda konuşma bozukluğu, ağızda kayma gibi durumlar gelişince hemen hastaneye kaldırıldı. İnme geçirdiği anlaşılan ve başarılı bir tedavi süreci geçiren Kalay, "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, bana çok iyi baktılar" derken uyguladıkları tedavi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Hastamızı yürüyerek taburcu ettik. İnmenin tedavisi acildir, 1 dakika bile önemli. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. Hipertansiyon, diyabet, sedanter yaşam, sigara kullanımı gibi risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz" dedi. Yüzde kayma, çekilme, konuşmada bozulma, kol ya da bacakta güçsüzlük, kol ve bacak bölgesinde uyuşma gibi belirtileri olan inme (felç) her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparırken uzmanlar, uyarıyor. İstanbul’un Avcılar ilçesinde de 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da edinilen bilgiye göre 30 Ocak Cuma günü 16.00 sıralarında konuşma bozukluğu, bir anda yüzünde kayma gibi belirtiler ortaya çıktı. Endişelenen ailesi önce tansiyon ile ilgili bir problemden şüphelendi sonra inme olduğunu anlayınca sağlık ekiplerine haber verildi. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi İnme Merkezi’ne getirilen Kalay için hemen işlemlere başlandı. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Songül Şenadım ve inme merkezi ekibinin başarılı tedavisiyle sonrası Kalay taburcu edildi. Doç. Dr. Şenadım, uygulanan tedavi ve inmeye ilişkin bilgi verdi. İnmede 1 dakikanın bile büyük önem taşıdığını aktaran Doç. Dr. Şenadım, inmenin önlenebilir olduğuna dikkat çekti. Kalay ve torunu ise yaşadıkları süreci anlattı. "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi, hepsi düzeldi" Rahatsızlandığı süreçle ilgili konuşan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay, "Evvela bir şey hissetmedim, odaya girdim, çıkıyordum, sağ tarafa düştüm. Kafamı kapıya vurdum. Ondan sonra bir daha konuşamadım, Allah doktor kızlarımdan sağ olsun. Bana çok iyi baktılar, çok teşekkür ediyorum. Ertesi gün iyileştirdiler beni, Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, düzelttiler" ifadelerini kullandı. "En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu" Hastasının durumuna ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Ali Bey 91 yaşında, ani gelişen sağ kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu şikayetleriyle acil servisimize başvurdu. Bu belirtiler bize ilk olarak inmeyi düşündürdü. Hastamızı acil olarak görüntüleme amacıyla radyoloji ünitesine aldık. Beynin sol orta serebral arter dediğimiz büyük damarlarından birinde bir tıkanıklık olduğunu fark ettik. Buradaki damarı açmak üzere acil olarak hastamızı anjiyo ünitesine aldık. Mekanik trombektomi dediğimiz bir işlemi yaptık ve oldukça iyi geçti. İşlemden sonra kol ve bacağındaki güçsüzlükte belirgin bir düzelme gördük, yürüyerek taburcu ettik. İnme bir beyin damar hastalığıdır, beyin damarlarının tıkanması ya da kanamasına bağlı olarak ortaya çıkar. En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu, dengesizlik, görme bozukluğu şeklinde. Bu belirtiler hastada gelişir gelişmez hemen 112’yi aramaları, çok hızlı bir şekilde hastanın inme merkezine getirilmesi gerekiyor" dedi. "İnme gençlerde de artık sık görülüyor, 1 dakika bile önemli" İnme sonrası hızlı müdahalenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Şenadım, "İnmenin tedavisi acildir, birkaç tedavi seçeneği var. İlk 24 saate kadar mekanik trombektomi dediğimiz işlemi uygun hastalarda yapabiliyoruz. Tabi ki bu süre ne kadar erken olursa o kadar iyi. Bizim için 1 dakika bile önemli, dakikada 1.7 milyon nöron kaybımız oluyor. Bu hastamızda kalpte ritim bozukluğu tespit ettik, pıhtının sebebini ona bağladık. Bu da yine ileri yaşta sık görülen inme sebebidir. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. İnme sıklığı artıyor çünkü beklenen yaşam süresi artık arttı. İnme sıklığının artmasının diğer bir sebebi de risk faktörlerimizin olması. Hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, sedanter yaşam, sigara kullanımı, uyku apne sendromu. Bu tür risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz. Hastalar risk faktörlerini kontrol altına alırsa inme önlenebilir. Ali Bey ilk 6 saat içinde geldi" şeklinde konuştu. "Gayet sağlıklı, şu an her şeyini yapabiliyor" Kalay’ın torunu Halil Kaan Sarıkaya ise "30 Ocak Cuma günü 16.00-16.30 gibi anneannem aradı. Dedemin kötü olduğuna dair, direkt annem ve babam onlara geçti. İlk başta bizimkiler tansiyon ile alakalı bir şey olduğunu düşünmüşler. Daha sonra toparlamak yerine daha kötü olunca yüzde kayma meydana gelince, isim hatırlamama olunca inme olduğunu anlıyorlar. Ambulansa haber veriliyor, ambulans bu hastaneye getirdi. Operasyon yapıldı, gerçekten çok hızlıydı. Burada çok iyi bakıldı, çok hızlı bir şekilde her şey halloldu. Çok mutluyuz, şu an gayet iyi, öncesinde yaptığı işleri kendi başına yapmaya devam ediyor. Gayet sağlıklı bir şekilde şu an her şeyini yapabiliyor" dedi.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:11
Ahmet Akın Balıkesir’i Avrupa termal kentler ağına taşıdı
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Tarihi Termal Kentler Birliği’ne (EHTTA) kabul edilerek, Türkiye’nin ilk üye Büyükşehir Belediyesi oldu. Termal turizm başta olmak üzere turizm faaliyetlerini uluslararası düzeyde güçlendirmek için önemli bir adım atan Büyükşehir Belediyesi, ekonomik kalkınma hedeflerini uluslararası boyuta taşıdı. Zengin coğrafyası, kültürel mirası ve termal kaynaklarıyla öne çıkan Balıkesir’i ulusal ve uluslararası düzeyde geleceğe taşımak için önemli çalışmalara imza atan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın girişimleriyle Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Tarihi Termal Kentler Birliği’ne üye oldu. Avrupa’daki tarihi termal kaplıca kentlerini ve bölgelerini temsil eden birliğe üye olan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Tarihi Termal Kentleri Rotası’nda yer alacak. Bununla birlikte dijital ve fiziksel iletişim kanalları aracılığıyla şehrin görünürlüğü güçlenirken, termal turizm başta olmak üzere turizm hareketliliğinde artış sağlanarak yerel ekonomik gelişime katkı sunulması hedefleniyor. Balıkesir’in Termal Turizmi Uluslararası düzeyde güçleniyor Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, şehrin termal turizmini uluslararası düzeyde güçlendirmek, Avrupa kurumlarıyla yakın iş birliğinde olmak için Avrupa Tarihi Termal Kentler Birliği’ne üyelik başvurusunda bulundu. Avrupa kurumlarıyla yakın iş birliği içinde ve Avrupa programlarının desteğiyle spa sektöründe araştırma, analiz, çalışma ve istatistikleri teşvik etmek, tanıtmak ve geliştirmek, mimari ve sanatsal spa mirasını geliştirmek ve korumak amaçlarıyla üyelik başvurusu yapan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi detaylı değerlendirme sonucunda birliğe kabul edilen Türkiye’nin ilk üye Büyükşehir Belediyesi oldu. Turizm hareketliliğinde artış sağlanması hedefleniyor Balıkesir Büyükşehir Belediyesi söz konusu üyelikle birlikte çeşitli kamu ve özel sektör paydaşlarıyla uluslararası ölçekte iş birliği geliştirme imkânına kavuşacak. Avrupa Birliği kurumlarıyla gerçekleşecek temaslar sayesinde girişim ve proje teşviklerine erişim fırsatları da artacak. Ayrıca şehrin görünürlüğü güçlenirken uluslararası tanıtım faaliyetleri de ivme kazanacak. Bu sürecin, termal turizm başta olmak üzere turizm hareketliliğinde artış sağlayarak yerel ekonomik gelişime katkı sunması hedefleniyor. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, bu üyelikle birlikte sürdürülebilir turizm, kültürel mirasın korunması ve uluslararası iş birliği alanlarında çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye devam edecek.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:08
Horlayan çocuklarda sorunun nedeni geniz eti olabilir
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ, geniz etinin çocuklarda horlama, ağızdan nefes alma, sürekli ağız açık dolaşma, burun tıkanıklığı ve burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösterdiğini hatırlatarak, "Tedavi edilmezse damakta kubbeleşme, dişlerde düzensizlik ve ön üst dişlerin öne doğru çıkması gibi sorunlar gelişebilir" dedi. Çocukluk çağında sık enfeksiyon geçiren, geceleri horlayan ya da ağzı açık uyuyan çocuklarda geniz eti büyümesi önemli bir etken olabiliyor. Çoğu zaman "basit bir burun tıkanıklığı" olarak değerlendirilen bu durum, erken fark edilmediğinde hem fiziksel gelişimi hem de okul performansını etkileyebiliyor.Uzmanlar, halk arasında "geniz eti" olarak bilinen yapının görevini burundan giren mikroplara karşı savunma oluşturmak şeklinde tanımlıyor. Ancak çocukluk çağında sık görülen geniz eti büyümesinin hafife alınmaması gerekiyor. Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ, ailelerin bu sorunun belirtileri konusunda bilinçli olması gerektiğini söyleyerek önemli uyarılarda bulunuyor. Okul başarısını etkileyebiliyor Geniz eti büyümesinin yalnızca solunum yollarını değil, çocuğun okul performansını da etkileyebildiğini kaydeden Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ, "Gece boyunca yeterli ve kaliteli uyuyamayan, sık apne atakları yaşayan çocuklarda kandaki oksijen seviyesinin düşmesi; dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve konsantrasyon sorunlarına yol açabilir. Gün içinde yorgun, huzursuz ve isteksiz görünen çocuklarda okul başarısında belirgin düşüş yaşanabilir. Bu nedenle sık hastalanan, horlayan, ağzı açık uyuyan ya da öğretmenlerinden dikkat dağınıklığına yönelik geri bildirim alınan çocukların bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmesi önem taşır. Erken tanı ve uygun tedavi ile hem çocuğun sağlıklı gelişimi hem de okul performansı belirgin şekilde iyileştirilebilir. Geniz eti genellikle 4-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşır ve ilerleyen yaşlarda küçülme eğilimi gösterir. Ancak pasif sigara maruziyeti, alerjik hastalıklar ve özellikle kreş çağındaki çocuklarda sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle bu doku büyüyebilir. Büyümüş geniz eti genellikle horlama, ağızdan nefes alma, sürekli ağız açık dolaşma, burun tıkanıklığı ve burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösterir. Bunun yanı sıra sık orta kulak iltihabı, kulakta sıvı birikimi ve buna bağlı işitme kaybı görülebilir. Bazı çocuklarda ağızdan salya akması ve sık bademcik enfeksiyonu da tabloya eşlik edebilir" diye konuştu. Yüz ve diş gelişimin etkileyebiliyor Güzeldağ, uzun süre tedavi edilmeyen geniz eti büyümesinin diş ve damak gelişimini olumsuz etkileyebileceğini ifade ederek, "Damakta kubbeleşme, dişlerde düzensizlik ve ön üst dişlerin öne doğru çıkması gibi sorunlar gelişebilir. Halk arasında "dişlek" olarak tarif edilen yüz görünümü oluşabilir. Bu değişiklikler çocuğun hem estetik hem de fonksiyonel gelişimini etkilerken ileriki dönemlerde psikolojik olarak da sorun oluşturabilir. Geniz eti büyümesi ciddi solunum sıkıntısı, tekrarlayan kulak enfeksiyonları, işitme kaybı veya uyku apnesine yol açıyorsa cerrahi tedavi gündeme gelir. Tıbben 1 yaşından itibaren ameliyat mümkün olmakla birlikte, zorunlu bir durum yoksa genellikle 3 yaş ve sonrasında planlama yapılması daha uygundur. Günümüzde modern anestezi teknikleri sayesinde operasyonlar güvenli şekilde gerçekleştirilmektedir. Genel anestezi altında yapılan geniz eti ameliyatı yaklaşık 15-20 dakika sürer ve ağız içinden, endoskop yardımıyla gerçekleştirilir; dışarıdan herhangi bir kesi yapılmaz. Operasyon sonrası hasta genellikle bir gece gözlem altında tutulur. İlk günlerde ödeme bağlı geçici horlama görülebilir ancak bu durum kısa sürede azalır. Genellikle 3-5 gün boyunca soğuk ve yumuşak gıdalar önerilir. Hasta 1 hafta gibi kısa bir sürede günlük yaşamına dönebilir" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Mart 2026 Çarşamba- 09:34
"Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir"
2
11 Mart 2026 Çarşamba- 14:47
Üroloji Uzmanı Dr. Şığva: "Taş hastalığı böbrek kaybına yol açıyor"
3
11 Mart 2026 Çarşamba- 10:18
Gümüşhane’de bel fıtığı vakaları Türkiye ortalamasının üzerinde
4
11 Mart 2026 Çarşamba- 11:04
Uzmanından uyarı: "Türkiye’de her üç kişiden biri tansiyon hastası"
5
11 Mart 2026 Çarşamba- 16:10
12 Mart Dünya Böbrek Günü’nde erken tanının önemi vurgulandı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:29
Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde yeni nesil anjiyografi cihazı hizmete girdi
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Nöroloji İnme Merkezi bünyesinde yeni nesil anjiyografi cihazı hizmete alındı. Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, "Bu yeni anjiyo cihazı ile birlikte, hastalarımızın başka merkezlere sevk edilme ihtiyacı azalacak; tanı ve tedaviye erişim süresi anlamlı ölçüde kısalacaktır" dedi. Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi hizmete alınan yeni nesil anjiyografi cihazı için açılış töreni yapıldı. Törene; Atatürk Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hasan Yılmaz, Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu ve Prof. Dr. Reyhan Keleş, Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Atila Eroğlu, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meltem Alkan Melikoğlu, öğretim üyeleri ve hastane çalışanları katıldı. Açılışta bir konuşma yapan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu , sağlık hizmeti sunumunda bilimsel kapasitelerini ve bölgesel sorumluluklarını ileri bir noktaya taşıyan çok önemli bir yatırımı daha hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını ifade eden, " Nöroloji İnme Merkezimiz bünyesinde hizmete aldığımız yeni nesil anjiyografi cihazı; tanı, tedavi ve izlem süreçlerinde çağdaş tıbbın gerektirdiği en üst teknolojik standartları karşılayan, yüksek çözünürlüklü ve hızlı görüntüleme kapasitesine sahip stratejik bir altyapı yatırımını temsil etmektedir" dedi. "Daha hızlı, güvenli ve etkin uygulamalar olacak" İnmenin, dünya genelinde mortalite nedenleri arasında üst sıralarda yer aldığını, erişkin nüfusta kalıcı nörolojik sakatlığın en sık nedenlerinden biri olarak kabul edildiğini belirten Rektör Hacımüftüoğlu "Özellikle akut iskemik inmede, beyin dokusunda geri dönüşümsüz hasarın dakikalar içerisinde başladığı bilinmektedir. Bu nedenle literatürde sıkça vurgulanan "time is brain" kavramı, inme yönetiminin temel ilkesini oluşturmaktadır. Güncel kılavuzlar doğrultusunda, büyük damar tıkanıklıklarında ilk 6 saat içinde, uygun hastalarda ise ileri görüntüleme yöntemleriyle seçilmek kaydıyla daha geniş zaman pencerelerinde gerçekleştirilen mekanik trombektomi uygulamaları; mortaliteyi azaltmakta, fonksiyonel bağımsızlığı anlamlı düzeyde artırmaktadır. Bugün hizmete sunduğumuz bu ileri teknoloji anjiyo cihazı sayesinde, akut inme hastalarında damar içi girişimsel tedaviler çok daha hızlı, güvenli ve etkin bir şekilde uygulanabilecektir" diye konuştu. "Bölgeye ve çevre illere hizmet eden bir merkez" Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde hizmete alınan yeni cihaz; üç boyutlu vasküler görüntüleme, düşük radyasyon dozlarıyla yüksek görüntü kalitesi, hızlı işlem süresi ve kompleks serebrovasküler girişimlere imkan tanıyan teknik donanımıyla, girişimsel nöroloji ve nöroradyoloji uygulamalarında Nöroloji İnme Merkezi’ne önemli bir güç kazandırması bekleniyor. Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, bu sayede yalnızca akut inme değil; serebral anevrizmalar, arteriyovenöz malformasyonlar ve diğer kompleks beyin damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde de ileri düzey hizmet sunulabileceğini vurgulayarak, "Atatürk Üniversitesi Hastanesi, bulunduğu coğrafi konum itibarıyla yalnızca Erzurum’a değil; Doğu Anadolu Bölgesi’nin tamamına ve çevre illere hizmet veren stratejik bir referans merkezidir. Nöroloji İnme Merkezimiz ise, bölgede 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet sunabilen, multidisipliner ekip yapısına sahip ve ileri girişimsel inme tedavilerini uygulayabilen tek merkez olma niteliğini taşımaktadır. Bu yeni anjiyo cihazı ile birlikte, hastalarımızın başka merkezlere sevk edilme ihtiyacı azalacak; tanı ve tedaviye erişim süresi anlamlı ölçüde kısalacaktır" şeklinde konuştu. "İleri teknoloji, ancak bu özverili emekle anlam kazanır" Söz konusu yatırımın aynı zamanda üniversitenin eğitim ve araştırma misyonuna da doğrudan katkı sağlayacağını hatırlatan Rektör Hacımüftüoğlu, daha sonra sözlerine şöyle devam etti, " Tıp fakültesi öğrencilerimiz, asistan hekimlerimiz ve akademisyenlerimiz; girişimsel nöroloji ve inme alanında en güncel teknolojilerle eğitim alma, klinik deneyim kazanma ve nitelikli bilimsel araştırmalar yürütme imkânına kavuşacaktır. Böylece üniversitemiz, ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel üretimini ve akademik görünürlüğünü daha da güçlendirecektir. Bu anlamlı yatırımın hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm akademik ve idari kadromuza, ilgili kurumlarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Özellikle inme hastalarına zamanla yarışarak müdahale eden, gece gündüz fedakârca görev yapan sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Bilimsel bilgi ile ileri teknolojinin, ancak bu özverili emekle anlam kazandığını bir kez daha vurgulamak isterim. Yeni anjiyografi cihazımızın üniversitemize, şehrimize ve bölgemize hayırlı olmasını diliyor; burada gerçekleştirilecek her girişimin bir hastaya yaşam, bir aileye umut olmasını temenni ediyorum."
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:21
Uzmanından buzlu havada kösele ayakkabı, kundura ve yüksek topuk uyarısı
Diyarbakır Dağkapı Devlet Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Rıdvan Altay, kösele ayakkabı, kundura ve yüksek topuklu ayakkabıların kışın kayma riskini artırdığını belirterek, "Karın daha yumuşak olduğu zeminlerde ve çim gibi buzlanmayı azaltan zeminlerde yürümek sizleri düşmelere karşı koruyacaktır. Bunlara ek olarak özellikle don olan yerlerde ayakkabı üzerine çorap geçirmek, sürtünme kuvvetini artıracağından kayma riskini azaltabilir" dedi. Diyarbakır genelinde yoğun kar yağışının ardından hava sıcaklığı eksi dereceleri görürken, buna bağlı olarak kaygan zeminlerde düşen vatandaşlarda kırık ve burkulmalar meydana geldi. Kar yağışı ve don olan günlerde yaşlı, çocuk ve nörolojik hastalığı olan vatandaşların tek başına mümkün olduğu kadar dışarı çıkmamasının daha uygun olacağını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Rıdvan Altay, diğer vatandaşların da zaruri ihtiyaçlar dışında ertelenebilir durumlar için dışarı çıkmamasını tavsiye ettiğini söyledi. Dışarı çıkacak vatandaşların ise önlem almadan çıkmasının çok riskli olacağına dikkat çeken Dr. Altay, "Ayakkabılarımız kış mevsimine uygun geniş, kauçuk tabanlı ve altı girintili çıkıntılı olmalıdır. Bu özellikler zeminde vakum etkisi yaparak kaymayı bir miktar azaltır. Kösele ayakkabı veya kunduralar, yüksek topuklu ayakkabılar kuru ortamlar için uygun olup, kayma riskini ciddi manada artıracağı için uygun değildir. Bunlara ek olarak özellikle don olan yerlerde ayakkabı üzerine çorap geçirmek sürtünme kuvvetini artıracağından kayma riskini azaltabilir. Ama bu ayakkabı üzerine çorap giyip rahat bir şekilde yürüyebileceğimiz anlamına gelmez. Çorap ıslanıp soğuk havanın etkisi ile donacak ve etkisini hızlı bir şekilde kaybedecektir. Karın daha yumuşak olduğu zeminlerde ve çim gibi buzlanmayı azaltan zeminlerde yürümek sizleri düşmelere karşı koruyacaktır. Bunlara ek olarak olası bir kayma halinde en sık karşılaştığımız ayak bilek yaralanmalarından korunmak için ise ayak bileğini kavrayan botların giyilmesi uygun olacaktır" dedi. Kar ve don olan yerlerde yürüyüş tarzının da çok önemli olduğunu aktaran Altay, "Küçük adımlar atılmalı ve her basışta zemin kontrol edilip, dengeli olarak yavaş yavaş üzerine yük verilmeli. Hızlı ve geniş adımlar olası kaymada dengenin sağlanamamasına ve düşmeye sebebiyet verebilir. Yürürken ’penguen yürüyüşü’ şeklinde gövde hafif öne eğilmiş, kollar yanlardan açık ve eller serbest, dizler hafifçe kırılarak yavaş ve küçük adımlar ile yürümek gerekir. Ek olarak bir baston, şemsiye veya batondan destek alınabilir. Eller kesinlikle cepte olmamalı. Çünkü düşme anında ellerin cepte olması, kafa travma riskine yol açar ve kişi el desteği ile vücudunu koruma refleksi gösteremez. Özellikle ileri yaştaki kişilerde, karda düşmelere bağlı olarak kırık riskleri, gençlere göre yüksektir. Basit bir düşme bile kırık tehlikesine yol açtığından, ileri yaşta olan kişiler mecbur kalmadıkça karlı havalarda dışarı çıkmamalıdır. Yürürken iki elin dolu olmamasına dikkat edilmeli en az bir el boşta olmalı. Denge kontrolü için ağır cisimleri ve çocukları kucakta taşımamaya özen göstermelidir. Merdiven inip çıkarken kayma riski artmaktadır. Çünkü zeminler genellikle metal, mermer ve granitten yapılmıştır. Bu zeminler kar yağdığında çok daha kaygan hale gelmektedir. Bundan dolayı yürürken merdivenler teker teker ayaklar yan yana gelecek şekilde, zemine kontrol edilip sıkı basarak, korkuluklardan destek almak düşme riskini azaltabilir" şeklinde konuştu. El, el bileği ve dirsek kırıklarıyla çok yaygın karşılaştıklarını söyleyen Altay, "Düşme sırasında dirsekler bükülü tutulmalı, eller göğüs hizasında baş ve yüzü koruyacak şekilde olmalıdır. Mümkünse düşüşü kontrollü olarak kendimizi yana yatıracak şekilde yuvarlanma hareketiyle darbe etkisi azaltılabilir ve ciddi yaralanmaların önüne geçilebilir. Hemen ayağa kalkmaya çalışmayın, biraz bekleyin. Kol ve bacaklarınızı hareket ettirmeyi deneyin. Hareket ettirebiliyor ve bir şekil bozukluğu, morarma, kanama yoksa destekli ve yavaş yavaş mümkünse başkalarından destek alarak ayağa kalkın. Fakat ayak bileği, bacak, kalça, diz gibi bölgelerde bir yaralanma, morluk, kanama, şekil bozukluğu söz konusu ise kesinlikle ayağa kalkmaya çalışmayın, sağlık ekiplerinden yardım isteyin. Özellikle bacak kırığı söz konusu ise üzerine basmamaya dikkat edin. Düşme veya çarpma sonrasında hareketle artan ağrı, şekil bozukluğu, ödem ve kanama ciddi bir yaralanmanın göstergesi olabilir" ifadelerini kullandı.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:15
Doğuştan yemek borusu olmayan 4 günlük bebek, Elazığ’da hayata tutundu
Doğuştan yemek borusu olmayan Ada bebek, doğumunun 4’üncü gününde Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde yapılan başarılı ameliyat ile sağlığına kavuştu. Elazığ’a ve bölge illere sunduğu kaliteli sağlık hizmetleri ile adından bahsettiren Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi başarılı ameliyatlarına devam ediyor. Şanlıurfa’da yaşayan Ahmet ve Zehra Fidan çifti, bebeklerinin doğumunun ardından yemek borusunun olmadığını öğrendi. Şanlıurfa’da gitmedik hastane bırakmayan çift, Sağlık Bakanlığının yardımıyla Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine sevk edildi. Hastanede yapılan gerekli tetkiklerin ardından Ada bebek doğumunun 4’üncü gününde Çocuk Cerrahi Kliniği’nde Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Fikret Ersöz öncülüğünde, Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Javidan Baghırov tarafından başarılı bir şekilde ameliyat edilerek yemek borusu yapıldı. Yapılan ameliyat sonrasında hasta yeni doğan yoğun bakım ünitesinde Prof. Dr. Mustafa Aydın ve ekibince takip edildi. Ameliyattan sonra 8’inci gün bebeğin beslenmesine başlandı. Artık annesini emebilen ve sağlıklı bir şekilde beslenebilen bebek taburcu edildi. "Bu hastalık 5 bin doğumda 1 görülen hastalıktır" Çocuk Cerrahi Uzmanı Dr. Fikret Ersöz, "Bu hastamızın doğuştan yemek borusu yoktu. Bu hastalar ameliyat olmazsa yaşayamazlar. Şanlıurfa 112’den arandığımızda bebeğin doğumdan 2 gün geçmişti. Hastayı ameliyat edecek merkez bulamamışlardı. Bize ulaştılar. 2 kilogram 400 gram doğmuş bir kız bebek. Biz hastayı kabul ettik. Hasta geldikten sonra gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra doğumunun 4’üncü gününde ameliyat ettik. Bu ameliyatın ardından bakımı da çok önemli. Bu ameliyat çok komplike bir iş. Çocuk Cerrahisinin uç ameliyatlarından birisidir. Bizim ameliyathanedeki arkadaşlarımız da bu konuda artık deneyimliler. Şu anda hastamız ameliyattan sonraki 13’üncü günündedir. Biz hastamızı 8’inci günden sonra artık beslemeye başladık. Ameliyattan sonra hiçbir komplikasyon olmadı. Bu hastalık 5 bin doğumda 1 görülen hastalıktır. Bu hastalığın çeşitleri var. Biz en sık görülen tiplerinden birisiyle karşılaştık. Yüzde 87 oranında görülüyor. Yemek borusunun üst kısmı kör bir şekilde sonlanıyor. Alt kısmı da nefes borusuna yapışıyor. Ameliyatta nefes borusunun bağlantılı olan yerini kestikten sonra iki ucu birleştiriyoruz. Çok hassas bir iş. Yaklaşık 3 saat süren bir cerrahi müdahaledir. Ameliyattan sonra hiçbir sorun olmadı. Hastamızın bütün tedavisi yolunda gitti ve bugün de hastamızı taburcu ediyoruz. Bu hastalarda, kalp, omurga ve diğer bölgelerde anormallikler oluyor bizim hastamızda çok şükür sadece özofagus atrezisi ve trakea trakeozefagial fistül dediğimiz olay vardı. Hastamızın akciğer gelişimi tamdı. Diğer organları da sağlam olduğu için ameliyattan sonra ki süreçte çok hızlı ilerledi. Ameliyattan sonra hastamızı annemizin kucağına verdik. Annesi bebeğini emziriyor. Hastamızı bundan sonraki süreçte takip edeceğiz" dedi. "Şanlıurfa’da bütün hastaneleri gezdik ilgilenen olmadı" Şanlıurfa’dan geldiklerini aktaran bebeğin babası Ahmet Fidan, "Yaklaşık 13 gündür buradayız. Bebeğimiz 2 gün Şanlıurfa’da yattı. Orada bütün hastaneleri dolaşmamıza rağmen bizimle ilgilenen olmadı. Sonrasında Fikret hoca bizi kabul ederek ameliyatını gerçekleştirdi. Bebeğimizin yemek borusu yok diye söylendi. Çok şükür hocalarımız bizimle ilgilendiler. Allah hepsinden razı olsun" ifadelerini kullandı. "Ameliyattan benim hiç umudum yoktu" Bebeğin annesi Zehra Fidan, "Şanlıurfa’dan geliyoruz. Oradaki hastaneleri dolaştık ve o süreçte çok zorluk çektik. Anne karnında belli olmadı. Sadece şüphelendiler. Doğumundan sonra belli oldu. Bebeğim doğumundan sonra 3 gün hastanede yattı. Bakanlığa ulaştık, Allah razı olsun oradaki doktorlar talep açtılar. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde doktor Fikret Ersöz bebeğimizi kabul etti. Evladımızla kendi evlatlarıymış gibi ilgilendiler. Ameliyattan benim hiç umudum yoktu. Bebeğim şu anda kucağımda çok şükür sağlıklı ve durumu iyi" diye konuştu.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:46
Evde hemodiyaliz uygulaması Kütahya’da başladı
Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, evde hemodiyaliz uygulaması Kütahya’da hayata geçirildi. 6 Ocak 2026 tarihi itibarıyla, Kütahya’da ilk kez bu eğitimi başarıyla tamamlayan bir hasta, hastaneye gitmeye gerek duymadan, kendi evinde hemodiyaliz hizmeti almaya başladı. Hasta, evinden çıkmadan, kendi odasında ve kendi yatağında tedavisini sürdürüyor. Hizmet kapsamında, hastanın evine hemodiyaliz cihazına uygun su arıtma sistemi kuruldu. Kullanılan hemodiyaliz cihazı ve teknik altyapı için hastadan herhangi bir ücret talep edilmedi. Evde hemodiyaliz uygulamasına, Kütahya Şehir Hastanesi Nefroloji uzmanları tarafından değerlendirilerek uygun görülen hastalar dahil ediliyor. Bu hastalar, öncelikle hastanenin diyaliz merkezinde kapsamlı bir eğitim sürecinden geçiriliyor. Eğitimlerini tamamlayan hastaların evlerinde gerekli teknik altyapı kurulmasının ardından evde kendi kendine diyaliz uygulaması yapılıyor. Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, evde hemodiyaliz hizmetinin il genelinde yaygınlaşmasının hedeflendiğini belirterek, bu önemli sağlık hizmetinin Kütahya’ya ve hastalara hayırlı olmasını diledi.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:46
Sezaryen sonrası normal doğumun 7 önemli avantajı
Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, sezaryen sonrası normal doğum ile ilgili önemli bilgiler verdi. Sezaryen sonrası normal doğumla (SSVD) bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına alan kadınların sayısı giderek artıyor. SSVD’ye uygun anne adayları, gebelik sürecinin düzenli takibiyle sorunsuz doğum yapabiliyor. Sezaryene göre birçok avantajı olan SSVD konusunda anne adaylarının bilgilendirilmesi önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, sezaryen sonrası normal doğum ile ilgili önemli bilgiler verdi. "Sezaryen doğum bir kural değil" SSVD, daha önce sezaryenle doğum yapmış olan kadınların vajinal doğum yapması anlamına gelir. Kadınların geçmişte sezaryen doğum yapmış olmaları, tekrar hamile kaldıklarında doğumlarını yeniden sezaryen yöntemiyle yapmak zorunda oldukları anlamına gelmez. Sezaryen yöntemiyle yapılan doğumdan sonra, anne adaylarının bir sonraki çocuğunu normal doğumla dünyaya getirmesi, yakın zamana kadar bazı riskler barındırdığı düşünülerek tercih edilmiyordu. Ancak yapılan araştırmalarda SSVD’yi deneyen gebelerde yüzde 60-80 oranında başarı elde edildiği görüldü. Bir kez sezaryen doğum yapan her 4 anne adayından 3’ü SSVD için uygundur. SSVD genellikle güvenli bir uygulamadır. Daha önce ilk doğumu vajinal yapıp daha sonraki doğumları sezaryen olanlarda SSVD başarı oranı daha yüksektir. Günümüzde ilk bebeğini sezaryen yöntemiyle dünyaya getiren pek çok kadın, ikinci veya sonraki doğumlarında vajinal doğum yapmayı tercih etmektedir. Sezaryen sonrası normal doğun tüm dünyada teşvik edilmektedir. "Avantajları ile öne çıkıyor" Tekrar sezaryen doğum yapmakla karşılaştırıldığında, vajinal doğumun birçok avantajı bulunmaktadır. Ameliyat izi olmayacaktır. Enfeksiyon ve ciddi kan kaybı riskinin daha düşüktür. Bebeğin doğumdan sonra solunum problemi yaşama riski düşüktür. Bebekle ten teması kurma şansınız daha yüksektir. Başarılı bir şekilde emzirme şansı daha yüksektir. Anne sütü daha kısa sürede gelir. Hastanede kalış süresi daha kısadır. Normal hayata dönüş daha hızlıdır. "Kadınların bilgi sahibi olması önemli" Daha fazla gebelik planlayan kadınlar için sezaryen sonrası vajinal doğum, risklerin azalması anlamına gelir. Plasenta yapışma anomalileri (akreata gibi) ve sezaryan skar gebelik riskleri azalır. SSVD, tekrarlayan sezaryenleri ve ilişkili potansiyel kısa ve uzun vadeli riskleri önler. SSVD oranlarını artırmak için, kadınların risk ve faydaları hakkında bilgi sahibi olması önemlidir. Hangi gebeler SSVD’ye uygun? Gebelerin SSVD’ye uygun olup olmadığı birçok faktöre bağlıdır. Önceki sezaryen kesisi türü: Rahimde transvers kesi adı verilen alçak, yanda olan bir kesi kullanır. Alçak transvers kesi geçiren kişiler genellikle SSVD yapabilir. Ancak klasik kesi olarak da adlandırılan yüksek dikey kesi geçirenler genellikle SSVD’ye uygun değillerdir. Çünkü yüksek dikey kesi, rahim yırtılması riskini artırır. Rahim yırtılması öyküsü: Daha önce rahim yırtılması geçirmiş kişiler genellikle SSVD’ye uygun değildir. Geçmişte rahim ile ilgili ameliyat geçirilmiş olması: Miyom aldırma ameliyatı gibi başka rahim ameliyatları geçirmiş kişilere SSVD önerilmez. Bu ameliyatlardan kalan izler rahim yırtılması riskini artırır. Diğer sezaryen sayısı: İki veya daha fazla sezaryen doğum yapmak, SSVD bağlantılı bazı sağlık sorunları riskini artırabilir. Gebelik aralığı: Daha erken bir gebelikte doğum yaptıktan sonra 18 aydan kısa bir süre içinde SSVD yapılan kadınlarda rahim yırtılması riski daha yüksektir. Ayrıca sağlık sorunları nedeniyle vajinal doğumu etkileyebilecek sağlık sorunları olan kişilere SSVD denemesi önerilmez. Bu durumlar şöyle sıralanabilir: "Plasenta ile ilgili sorunlar olması. Fetüsün vajinal doğumu zorlaştıracak bir pozisyonda bulunması. Üçüz veya daha fazla sayıda gebelik söz konusu olması. Doğumun tetiklenmesine ihtiyaç duyulması."
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:34
İnternette arama yaparken ‘siberkondri’ye yakalanmayın
İnternette yapılan hastalıklara yönelik araştırmaların aşırıya kaçmasıyla ortaya çıkan siberkondri, kişide kaygı bozukluğuna neden oluyor. Uluslararası İntegratif Psikoterapist (CIIP), Dr. Öğretim Üyesi Muzaffer Şahin, ilerleyen yıllarda hastalık olarak tanımlanması beklenen siberkondrinin, sadece psikolojik değil fiziksel sorunlara da yol açabileceği konusunda uyardı.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:33
Çiğ süt toplama merkezlerine sıkı kontrol
Kırklareli’nin Babaeski ilçesi genelindeki süt toplama merkezleri ve tanklarına yönelik denetim gerçekleştirildi. Babaeski İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda Kontrol Şubesi ekiplerince yapılan denetimlerde, çiğ sütün güvenilir şekilde üretilmesi, muhafazası ve piyasaya arzı, gıda işletmelerinin hijyen ve teknik şartlara uygunluğu, süt toplama tanklarının gıda ile temasa uygun malzemeden olması gibi hususlar kontrol edildi. Denetimlerde ayrıca, süt tanklarının kolay temizlenebilir ve dezenfekte edilebilir yapıda olması, temizlik-dezenfeksiyon kayıtları, haşere ve çevresel bulaşma riskleri, çiğ sütün +4 C veya altında muhafazası, tanklarda sıcaklık ölçer ve kayıt sistemi, sütün başka maddelerle bulaşma riskinin önlenmesi, tankın sadece süt için kullanılması gibi kıstaslara dikkat edilip edilmediği de kontrol edildi.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:22
Geleceğin doktorları evde sağlık hizmetlerinde deneyim kazanacak
DENİZLİ (İHA) – Denizli’de hayata geçirilen projede, tıp fakültesi birinci sınıf öğrencileri evde sağlık hizmetlerinde deneyim sahibi olacak. Denizli’de geleceğin doktorlarını yetiştiren Prof. Dr. Göksel Altınışık Ergur, son 2 yıldır birinci sınıf öğrencilerinin ilk dersine hasta ve hasta yakınlarını davet ediyor. Böylece onlara, hekimlik mesleğini öğrenirlerken hastaları sosyal çevresi ile hastalıkları çok yönlü nedenleriyle görmelerinin önemini fark ettirmeyi amaçlıyor. Bu derslere öğrencilerin yoğun ilgisini gözlemleyen Prof. Altınışık Ergur, hastalar ve yakınlarıyla erken temas etmenin iyi hekimliğe uzanan yolunda bir adım daha atmaya yöneltti. Prof. Dr. Göksel Altınışık Ergur, yakın zamanda projelendirdiği evde sağlık hizmetlerine öğrencileri ile eşlik ederek tıp eğitimine sahadan değerli bir katkı sağlayacak bir eğitim etkinliği planlayarak, pilot uygulamayı hayata geçirdi. Uygulamayla tıp öğrencilerinin hastaların ve yakınlarının yaşadıkları zorlukları, yaşam ortamlarının hastalık gelişmesine ya da tedavi yanıtına etkilerini gözlemleyerek fark etmeleri, geleceğin hekimlerinin insanı biyolojik temeli dışında sosyal ve psikolojik bir varlık olarak görebilmelerine imkan oluşturulacak. Prof. Altınışık Ergur, bu etkinliğin her aşamasının bilimsel veriler ışığında analiz edileceğini söyledi. Bu kapsamda, alan çalışmalarını çeşitlendirmek ve öğrencilerin günlük tıp pratikleri içinde yer alarak geleceğe hazırlanmasını sağlamanın oldukça önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr Ergur, bu konuda tıp eğitimi alanındaki uluslararası rehberlerin, tıp fakültesi öğrencilerinin olabildiğince erken dönemde hekimlik mesleğini deneyimlemelerini önerdiğine işaret etti. Nihai amaçlarının, bu ve benzeri alan çalışmalarının tıp eğitimi müfredatına girmesini sağlayacak şekilde bir program geliştirmek olduğunu ifade eden Ergur, ülkemizde bu uygulamanın başlaması ve sonrasında yaygınlaşmasının, uluslararası bağlamda da tıp eğitimi alanına önemli katkılar sağlayacağını beklendiğini belirtti.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 08:52
Nazilli’de gebe okulunda eğitimler sürüyor
Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü Gebe Okulu’nda gebelikten lohusalık dönemine kadar uzanan süreçte sağlıklı ve bilinçli annelik için gerçekleştirilen eğitimler aralıksız sürüyor. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde bulunan Gebe Okulu’nda, gebelere yönelik eğitim faaliyetleri devam ediyor. Merkezde görev yapan ebeler tarafından anne adaylarına, gebelikten doğum sonrasına kadar birçok önemli başlıkta bilgilendirme yapıldı. Eğitimler kapsamında gebelikte annede meydana gelen fizyolojik ve psikolojik değişiklikler, gebelikte beslenme, gebelik izlemleri, tüm gebelik dönemlerinde sık karşılaşılan sorunlar, doğum eyleminin belirtileri, hastaneye ne zaman gidilmesi gerektiği ve doğum çantası hazırlama konuları ele alındı. Ayrıca normal doğum ve evreleri, doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemler, lohusalık döneminde yönetim, yeni doğanın değerlendirilmesi ve ilk bakımı hakkında da detaylı bilgiler paylaşıldı. Programda bunun yanı sıra, yeni doğana doğum sonrası hastanede uygulanan taramalar, aşı ve ilaçlar ile yeni doğanın beslenmesi ve emzirme konularında da anne adayları bilgilendirildi.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 08:47
Tekden’de başarılı çalışmalara imza atan radyoloji uzmanından hayati tespit
Özel Denizli Tekden Hastanesi’nde görev yaptığı dönemde de başarılı çalışmalara imza atan Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Karabulut, kalpteki gizli deliklerin hayatı tehdit eden paradoks emboliye neden olabildiğini ortaya koydu. Kalp ve akciğer görüntülemesi alanındaki uluslararası bilimsel çalışmalarıyla tanınan Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Karabulut, dünyanın önde gelen tıp dergilerinden Radiology dergisinin 2025 Kasım sayısında yayımlanan "Paradoxical Embolism with Clot-in-Transit in Atrial Septal Defect" adlı çalışmasında, penis ameliyatından 5 gün sonra ani göğüs ağrısı, nefes darlığı ve kol uyuşması şikâyetiyle hastaneye başvuran 60 yaşındaki bir hastada, daha önce fark edilmemiş kalp odacıkları arasındaki bir delikten geçen pıhtının hayati tehlike oluşturduğunu ortaya koydu. Bir dönem Özel Denizli Tekden Hastanesi’nde de görev yapan Prof. Dr. Nevzat Karabulut’un yaptığı çalışmada; akciğerin bilgisayarlı tomografi anjiyografisi sayesinde toplar damarlardan kaynaklanan pıhtının akciğer damarlarını tıkaması yanında, kalpteki delik nedeniyle kalbin sağ tarafından sol tarafına geçerek ana atardamara ulaştığı ve sol kol damarını tıkadığı gösterildi. Emboli görüntülemesi konusunda çok sayıda bilimsel çalışması bulunan Prof. Dr. Karabulut, genelde bacak damarlarından kaynaklanan pıhtıların ölümcül olabilen akciğer embolisine yol açması yanında, kalp deliği olan hastalarda ana atardamar yoluyla beyin, kol ve bacak gibi vücudun diğer bölgelerine de geçerek ani damar tıkanmasına (paradoks emboli) bağlı bulgulara yol açtığını belirtti. Prof. Dr. Karabulut’un çalışmasında nedeni bilinmeyen pıhtı atmalarında kalpteki gizli deliklerin mutlaka araştırılması gerektiği vurgulanarak ekokardiyografi ve bilgisayarlı tomografi tetkiklerinin erken ve doğru tanı koymada hayat kurtarıcı rolüne dikkat çekildi.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 08:46
ADÜ Hastanesi’nde Tüberküloz bilgilendirmesi
Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nde, tüberküloz (verem) hastalığına dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Göğüs Hastalıkları Kliniği ile Hastane Eğitim Koordinatörlüğü iş birliğinde bilgilendirme standı kuruldu. Etkinlik kapsamında hastaneye başvuran hasta ve hasta yakınlarına tüberküloz hastalığının bulaşma yolları, belirtileri, korunma yöntemleri ve tedavi süreci hakkında bilgilendirme yapıldı. Ayrıca hazırlanan bilgilendirici broşürler katılımcılara dağıtıldı. Gerçekleştirilen çalışma ile erken tanının önemi vurgulanırken, tüberkülozun önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğu konusunda bilgilendirme yapıldı. Hastanemiz, toplum sağlığını korumaya yönelik bilgilendirme ve farkındalık çalışmalarını sürdürmeye devam edecektir.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 00:05
Bingöl’de UMKE’den zorlu şartlarda hasta nakli
Bingöl’de bir mezrada ikamet eden, kanser tedavisi gören ve şiddetli ağrıları bulunan 60 yaşındaki hasta, UMKE ve 112 Acil Sağlık ekiplerinin koordineli çalışmasıyla hastaneye ulaştırıldı. Edinilen bilgiye göre, Genç ilçesine bağlı Yeniyazı Köyü Kırkağıl mezrasında ikamet eden kanser hastası L.T.’nin (60) ağrıları arttı. Bunun üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bilgi verildi. Hastanın Genç Devlet Hastanesi’ne nakli için 112 Acil Sağlık Hizmetleri ile UMKE ekipleri harekete geçti. Hastanın bulunduğu bölgedeki yol durumu hakkında İl Özel İdaresi ile gerekli görüşmeler yapılarak ulaşım şartları değerlendirildi. Yol durumunun teyit edilmesinin ardından UMKE ekipleri, tam paletli ambulans ile hastaya ulaştı. Olay yerinde gerekli ilk değerlendirmeleri yapılan hasta, UMKE ekipleri tarafından 112 Acil Sağlık ambulans ekiplerine teslim edildi. Hasta, güvenli bir şekilde Genç Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder