SAĞLIK
12 Mart 2026 Perşembe - 16:06 Hasköy’deki hemodiyaliz ünitesi hastaları kilometrelerce yol gitmekten kurtardı Muş’un Hasköy Devlet Hastanesi bünyesinde açılan hemodiyaliz ünitesi, daha önce tedavi için kilometrelerce yol katetmek zorunda kalan hastalara büyük kolaylık sağladı. Hasköy ilçesinde bulunan devlet hastanesi bünyesinde hizmete açılan hemodiyaliz ünitesi, ilçede yaşayan böbrek hastalarının tedaviye erişimini kolaylaştırdı. 4 Şubat’ta hizmet vermeye başlayan ve 6 diyaliz makinesinin bulunduğu ünitede şu anda yaklaşık 21 hasta tedavi görüyor. Daha önce diyaliz tedavisi için Muş Devlet Hastanesi’ne gitmek zorunda kalan Hasköy ve köylerinde yaşayan hastalar, artık ilçede hizmet veren hemodiyaliz ünitesi sayesinde uzun yolculuklardan kurtuldu. Hasköy Devlet Hastanesi’nde görev yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Balat, ünitenin yaklaşık bir aydır hizmet verdiğini belirterek, "Ünitemiz yaklaşık bir ay oldu açıldı. 6 yatağımız var. Şu an yaklaşık 21 hastamız var. Bundan önce hastalar çeşitli zorluklarla Muş merkez veya farklı yerlerde tedavi oluyorlardı. Burayı açtıktan sonra hastalar rahatlıkla diyalizlerini almakta. Hafta içi ve hafta sonu belli dönemlerde diyaliz seanslarımız var" dedi. Hasköy Devlet Hastanesi Birim Sorumlusu Fırat Narin ise ilçede kurulan hemodiyaliz ünitesinin bölge için önemli bir ihtiyacı karşıladığını ifade ederek, "Hasköy Devlet Hastanesi’nde gerçekten güzel bir hemodiyaliz ünitesi kurduk. Hastanemizde şu anda 21 hasta hemodiyaliz tedavisi görmekte. Pazartesi, çarşamba, cuma bir ekip, salı, perşembe ve cumartesi ise diğer ekip tedavi yapmakta. Hastalarımız haftada 12 saat, günlük 4 saat diyaliz tedavisi alıyor. Diyalize giren hastalar sadece Hasköy’den değil, mesafe olarak yakın olduğu için Korkut ilçesi ve köylerinden de geliyor. Hatta Tokat’tan gelen hastamız da mevcut. Ünitemiz ayrıca tatil hemodiyalizi hizmeti de veriyor. 6 makine ile hizmet veren hastanemiz, akşam seansıyla birlikte 34-36 hastaya kadar kapasiteye sahip. İlçede hemodiyaliz ünitesinin açılması Hasköy ve Korkut ilçelerindeki hastaları ciddi şekilde rahatlattı" diye konuştu. Diyaliz tedavisi için üniteden yararlanan 53 yaşındaki Fevzi Zeytun ise daha önce tedavi için uzun mesafeler kat etmek zorunda kaldıklarını belirterek, "Korkut’un Altınova köyündenim. 53 yaşındayım. Son 8 aydır diyalize giriyorum. Son 3 yıldır da görme engelliyim. Arkadaşlar sağ olsun, görme engelli olmama rağmen bir sıkıntım olduğunda hemen ilgileniyorlar. Bizim yaşadığımız yer Muş merkeze 40-45 kilometre uzaklıkta. Hasköy’e ise yaklaşık 20 kilometre mesafede. Buradan evimize gitmek 20 dakika sürüyor fakat Muş merkeze gittiğimizde yol çok zamanımızı alıyordu. Allah devletten razı olsun" şeklinde konuştu.
12 Mart 2026 Perşembe - 15:45 Türkiye’de 72 bin diyaliz hastası bulunuyor Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Dünya Böbrek Günü kapsamında, Türk Böbrek Vakfı tarafından 1800 pet şişe kullanılarak hazırlanan 2,5 metre yüksekliğinde dev böbrek maketi, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Yaklaşık 2,5 metre yüksekliğinde ve 150 kilogram ağırlığındaki maket, plastik tüketiminin doğaya etkisini sembolik bir şekilde gözler önüne serdi. Düzenlenen etkinlikte hem böbrek hastalıklarına dikkat çekildi hem de su kaynaklarının korunmasının önemi vurgulandı. Etkinlikte konuşan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Hemodiyaliz tedavisinde kullanılan su miktarı ise konunun çevresel boyutunu ortaya koyuyor. Bir hastanın 4 saatlik tek bir hemodiyaliz seansında en az 200 litre şebeke suyu kullanılıyor. Türkiye genelinde yılda yaklaşık 2-2,5 milyon ton su, bu tedavi sürecinde kullanıldıktan sonra atığa dönüşüyor" dedi. Erk, kronik böbrek yetmezliğinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, "Böbreklerimizi korumak aslında doğal kaynaklarımızı korumaktır. İklim değişikliği ve su kaynaklarının giderek azalması, suyun değerini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Günlük 2-2,5 litre su tüketimi gibi basit alışkanlıklar hem böbrek sağlığımızı koruyabilir hem de sağlık sistemindeki büyük yükün önüne geçebilir" dedi. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nur Canpolat ise böbrek hastalıklarının dünya genelinde hızla arttığını belirterek, "Dünya genelinde yaklaşık her 10 kişiden birinde kronik böbrek hastalığı bulunuyor. Türkiye’de ise her 6-7 yetişkinden biri böbrek hastalığı riski taşıyor. Ancak böbrek sağlığının temelleri çocukluk döneminde atılır. Yeterli su tüketimi, sağlıklı beslenme, tuz ve paketli gıdaların azaltılması, fiziksel aktivite ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak böbrek sağlığını korumada büyük önem taşır" dedi. Canpolat ayrıca çocukların iklim değişikliği, hava kirliliği ve su kaynaklarının azalması gibi çevresel risklere karşı daha hassas olduğunu vurgulayarak, çevreyi korumanın aynı zamanda çocukların böbrek sağlığını korumak anlamına geldiğini ifade etti. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zelal Adıbelli ise böbrek sağlığı ve çevresel sürdürülebilirlik konularına değindi. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise böbreklerin görevleri ve böbrek sağlığı adına edinilmesi gereken alışkanlıklardan bahsederek, "Kanı sürekli temizlemek (her gün yaklaşık 180 litre kan böbreklerden süzülür), vücudun su dengesini sağlamak(böbrekler vücuttaki su miktarını ayarlar), mineral ve tuz dengesini düzenlemek, kan basıncını (tansiyonu) kontrol etmek, kırmızı kan hücresi üretimine yardım etmek ve kemik sağlığını korumak böbreklerin önemli görevleridir. Böbrekleri dolayısı genel sağlık halini korumak için kazanılması gereken basit ama önemli alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklara dikkat etmek ve de yıllık olarak böbrek kan tahlillerinin rutin olarak yapılması, böbrek hastalıkları anlamında koruma sağlayacaktır" dedi.
Şap hastalığıyla mücadelede aşılama hayati önem taşıyor
04 Ocak 2026 Pazar - 11:02 Şap hastalığıyla mücadelede aşılama hayati önem taşıyor Türkiye’de hayvancılığın en önemli sorunlarından biri olan şap hastalığı hayvan sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesinden Dr. Murat Kaan Durgut, hastalıkla mücadelenin temel yolunun aşılama önlemleri olduğunu söyledi. Türkiye’nin şap hastalığının endemik olarak görüldüğü ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Dr. Durgut; hayvan hareketliliği, göç ve ticaretin hastalığın yayılımını hızlandıran başlıca etkenler olduğunu söyledi. Durgut, "Virüs ağız boşluğunda ve tırnak aralarında içi sıvı dolu veziküller oluşturur. Bu lezyonlar açıldığında ciddi yaralar meydana gelir, yüksek ateşle birlikte iştahsızlık ve verim kayıpları ortaya çıkar" dedi. Son dönemde görülen vakaların daha ağır seyretmesinin yeni varyantlarla ilişkili olduğunu belirten Durgut, "Önceki aşılama çalışmaları bu varyanta karşı yeterince etkili olamadı. Bu nedenle hastalık bu dönemde daha ağır seyretti. Bu hastalık rüzgarla kilometrelerce uzağa taşınabilir. Bu nedenle yetiştiriciler hastalığı gördükleri anda veteriner hekimlere ve ilgili resmi kurumlara bildirimde bulunmalıdır" ifadelerini kullandı. Düzenli aşılama ve biyogüvenlik önlemlerine uyulmasıyla şap hastalığının kontrol altına alınabileceğini belirterek aşı takvimiyle ilgili bilgi veren Durgut, "Antibiyotikler yalnızca ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemek amacıyla destekleyici olarak kullanılabilir. Hastalığı önlemenin tek etkili yolu aşılamadır. Annesi aşılı olmayan hayvanlarda 2 haftalıktan büyük tüm hayvanlara, annesi aşılı olanlarda ise 2 aylıktan büyük hayvanlara şap aşısı uygulanmalı ve bir ay sonra mutlaka güçlendirme dozu yapılmalıdır" şeklinde konuştu. Türkiye’nin şap hastalığıyla mücadelede önemli bir altyapıya sahip olduğunu dile getiren Durgut, "Ülkemiz, 1967 yılında Şap Enstitüsünün kurulmasıyla birlikte şap aşısını kendi imkanlarıyla üretmeye başlamış ve bu alanda dışa bağımlılığını ortadan kaldırmıştır" diye konuştu.
Eğer öksürüğünüz 2 haftayı geçtiyse, ’üşüttüm, sigaradandır, geçer’ demeyin
04 Ocak 2026 Pazar - 10:01 Eğer öksürüğünüz 2 haftayı geçtiyse, ’üşüttüm, sigaradandır, geçer’ demeyin Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Verem denilince akla ilk olarak akciğerler gelir. Ancak bu bakteri kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine de yayılabilir" dedi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, 4 -10 Ocak Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada önemli konulara değindi. Verem denilince akla ilk olarak akciğerler geldiğini ancak veremin kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılabileceğine dikkat çeken Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Verem diğer adıyla tüberküloz özellikle başlangıç evresindeyken üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) ve grip ile karıştırılabilir. Bu benzerlik, maalesef tüberküloz tanısının gecikmesine neden olan en büyük faktörlerden biridir" dedi. "Verem tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen kronik bir enfeksiyon hastalığıdır" Veremin tıp dilindeki adıyla tüberkülozun "Mycobacterium tuberculosis" (verem basili) adı verilen, dış ortama dayanıklı ve çok yavaş çoğalan bakterinin neden olduğu, bulaşıcı ve tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen kronik bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Halk arasında sinsi ilerlemesi ve vücudu zayıflatması nedeniyle "ince hastalık" olarak da bilinir. Verem denilince akla ilk olarak akciğerler gelir ki, hastaların yaklaşık yüzde 80’inde akciğerler etkilenir. Ancak bu bakteri kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine (omurga, böbrek, beyin zarı, kemikler ve lenf bezleri) de yayılabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları ve grip, başlangıç evresinde verem ile sıklıkla karıştırılabilir. Bu benzerlik, maalesef tüberküloz tanısının gecikmesine neden olan en büyük faktörlerden biridir" dedi. Üst Solunum yolu Enfeksiyonu, grip ve veremin solunum sistemini etkilemesi neticesinde öksürük, halsizlik ve yorgunluk, hafif ateş gibi belirtilerinin ortak olduğunu belirten Prof. Dr. Karadağ; "Eğer öksürüğünüz 2 haftayı geçtiyse, "üşüttüm, sigaradandır, geçer" demeyin. Özellikle Bursa gibi havası nemli ve kışın hava kirliliğinin görülebildiği bölgelerde, bu belirtiler çok sık maskelenir" uyarısında bulundu. "Bursa, yüzde 95’e varan tedavi takip başarısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilemektedir" Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 sonu raporlarına göre, verem’in dünya genelinde bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan ölüm listesinde yeniden ilk sıraya yerleştiğini belirten Prof. Dr. Karadağ, "Yılda 10,7 milyon yeni vaka ve 1,2 milyon ölüm kaydedilmektedir. Pandeminin etkisiyle COVID-19 süreci küresel verem mücadelesinde yaklaşık 8 yıllık bir gerilemeye neden olmuş; 2026 yılı bu kaybın telafisi için "Hızlanma Yılı" ilan edilmiştir. Ülkemiz, uyguladığı "Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı" ile dünya standartlarının üzerinde bir başarı sergilemektedir. Türkiye geneli 2005’te 20 binin üzerinde olan vaka sayısı, günümüzde 9.000 - 9.500 bandına gerilemiştir. İnsidans hızı 100 bin kişide 10,3’e düşerek Türkiye’yi "eliminasyon" (yok etme) eşiğine taşımıştır. Sanayi ve nüfus yoğunluğu bakımından kritik önemdeki Bursa’da, yıllık kayıtlı hasta sayısı 350-400 arasındadır. Bursa, yüzde 95’e varan tedavi takip başarısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilemektedir" dedi. "Tedavinin yarım bırakılması, ’İlaç Dirençli Verem’ gibi tedavisi çok daha güç ve maliyetli bir tabloya yol açmaktadır" Hava yoluyla bulaşan tüberküloz basilinden korunmak ve zinciri kırmak için dikkat edilmesi gereken belirtileri sıralayan Prof. Dr. Karadağ, "2 haftayı geçen inatçı öksürük, gece terlemesi ve inatçı ateş, iştahsızlık ve hızlı kilo kaybı, halsizlik ve göğüs ağrısı gibi belirtilerin olması durumunda vakit kaybeden Aile Sağlığı Merkezlerine başvurulmalı. Tanı kesinleştiğinde veya güçlü şüphe olduğunda bu kez Verem Savaş Dispanserlerine gidilerek sürecin buradan yönetilmesi gerekir. Tedavide kullanılan tüm ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından hastalara teslim edilmek üzere gönderilir ve ilaç temini buradan sağlanır. Tüberküloz teşhisi konulan bir hasta, tedaviye başladıktan 2-3 hafta sonra bulaştırıcılığını kaybeder. Ancak tam iyileşme için ilaçların en az 6-9 ay boyunca, Verem Savaş Dispanserleri gözetiminde (DGT) düzenli kullanılması şarttır. Tedavinin yarım bırakılması, ’İlaç Dirençli Verem’ gibi tedavisi çok daha güç ve maliyetli bir tabloya yol açmaktadır" dedi.
Karlı ve buzlu yollarda güvenli adımlar için öneriler
04 Ocak 2026 Pazar - 09:44 Karlı ve buzlu yollarda güvenli adımlar için öneriler Kış ayının etkisiyle kar ve buz, yolda yürürken düşme ve ortopedik yaralanma risklerini artırıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, özellikle karlı ve buzlu zeminlerde düşme sonucu meydana gelen yaralanmalardan korunmak için birkaç önemli noktaya dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, karla kaplı ve buz tutmuş yolların yayalar için büyük bir tehlike oluşturduğunu vurgulayarak, kayma nedeniyle oluşabilecek incinmelerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Bu risklerden korunmanın en etkili yolunun ise "penguen yürüyüşü" olduğunu ifade etti. Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, karlı ve buzlu ortamlarda güvenli yürüyüş için doğru ayakkabı seçiminin önemine dikkat çekti. Ayakkabıların geniş tabanlı, kaymayan ve düz yüzeylere sahip olması gerektiğini belirten uzman, ayrıca ayakkabının bileği sarmasının, burkulmalara karşı koruma sağladığını söyledi. Yürürken ise küçük ve yavaş adımlar atmanın gerektiğini belirten Gökhan Cansabuncu, "Ayakların dışa doğru çevrilmesi ve penguen tarzı yürüme, dengenin daha kolay sağlanmasına yardımcı olacaktır" dedi. "Bastığınız yerlere dikkat edin" Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, karlı havalarda kaygan zeminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Karın daha yumuşak olduğu zeminlerde ve buzlanmayı engelleyen çim gibi yüzeylerde yürümek düşmeleri engellemek için daha güvenlidir. Eğimli yollardan ve merdivenlerden inerken adımların dikkatli atılması gerekiyor. Yan korkuluklardan destek alınması önemli" diye konuştu. Ellerin ve yük taşımanın rolü Kaygan zeminlerde yürürken ellerin ceplerde olmaması gerektiğini belirten Cansabuncu, "Ellerin serbest olması dengeyi daha kolay sağlar ve muhtemel bir düşme anında önlem almayı kolaylaştırır. Ayrıca, ağır cisimlerin taşınmaması ve çocukların kucakta taşınmaması gerektiğini unutmamak gerekiyor" dedi.
Eskişehir Şehir Hastanesi’nde nöroloji hastalarına ileri tedavi imkanları sunuluyor
04 Ocak 2026 Pazar - 09:38 Eskişehir Şehir Hastanesi’nde nöroloji hastalarına ileri tedavi imkanları sunuluyor Eskişehir Şehir Hastanesi, nöroloji hastalarına sunduğu ileri tedavi imkanları ile öne çıkıyor. Hastaneye göz kararması şikayetiyle giden hastalardan birisi olan 19 yaşındaki Cengizhan Duymaz, yapılan tedavinin ardından daha iyi görmeye başladığını söyledi. Nöroloji Uzmanı Dr. Ahmet Onur Keskin, hastanede sunulan ileri tedavi imkanlarıyla ilgili bilgilendirmede bulundu. Dr. Keskin, "Bizim kliniğimiz yaklaşık 2 buçuk seneden beri eğitim kliniği vasfında. Şu an burada ben dahil 4 öğretim üyesiyiz, 6 uzman ve 11 asistan hekim var. Normal, ikinci basamak hastanelerden farklı olarak özel dal polikliniklerimiz bulunuyor. Multipl Skleroz (MS), Parkinson, Nöromüsküler ve uyku polikliniklerimiz var. Demans hastaları için ayrıntılı tetkikler yapabiliyoruz. Artık biraz daha farklı işlemlerin yapıldığı bir klinik haline geldik. Video EEG’miz var. Bu bölgedeki en büyük uyku laboratuvarı hastanemizde bulunuyor. Tüm bu hastalıkların tedavilerini düzenleyebiliyoruz. Mesela ileri epilepsi cerrahisi, VNS dediğimiz epilepsi pili tedavisi yapılabiliyor. Yine ileri Parkinson tedavileri hastanemizde yürütülebiliyor" dedi. "Ankara gibi çevre illerden bile hastalarımız bizi tercih ediyorlar" Gözlerinde kararma şikayetiyle kendilerine başvuran 19 yaşındaki hasta Cengizhan Duymaz’a yaptıkları işleme de değinen Dr. Keskin, "Bu hastamıza da plazmaferez tedavisi yaptık. Plazmaferez, her birimde yapılan bir tedavi değil. Özellikle MS hastalığının atak döneminde çok etkili olduğunu bildiğimiz bir tedavi. Bu açıdan, artık kliniğimiz ileri tedavilerin düzenlenebildiği ve hasta memnuniyetinin yüksek olduğu bir klinik haline geldi. Afyon, Bilecik ve zaman zaman Ankara gibi çevre illerden bile hastalarımız bizi tercih edip tedavi olmak için hastanemize başvuruyorlar" şeklinde konuştu. "Tedaviyle birlikte gözüm yavaş yavaş görmeye başladı" Yaklaşık 2 hafta önce başvurduğu Eskişehir Şehir Hastanesi’nde gördüğü tedavi sonrası şikayetinde azalma olduğunu anlatan hasta Cengizhan Duymaz ise, şunları söyledi: "Gözümde kararma olduğu için buraya geldim. İlk günden yatışımı verdiler, ondan sonra tedavi süreci başladı. Yaklaşık 2 haftadır buradayım ve güzel gelişmeler oluyor. Gözüm yavaş yavaş görmeye başladı. Sağ olsun, doktorlar da bana yardımcı oluyor. Bence şu an burası bir özel hastaneden katlarca daha iyi."
Şemdinli’de nefes kesen kurtarma: Kar esaretindeki hamile kadın için zamanla yarış
04 Ocak 2026 Pazar - 08:57 Şemdinli’de nefes kesen kurtarma: Kar esaretindeki hamile kadın için zamanla yarış Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde kar ve tipi nedeniyle yolu kapanan Alan köyünde sancıları başlayan hamile kadın, Sağlık Bakanlığına ait ambulans helikopterin dondurucu soğuk ve sarp araziye göğüs geren operasyonuyla hastaneye ulaştırıldı. Hakkari’nin zorlu coğrafyasında kış şartları yüzünü iyice gösterirken, Şemdinli ilçesine bağlı Alan köyünde mahsur kalan bir hamile vatandaş için devletin tüm imkanları seferber edildi. Kar kalınlığının yer yer metreleri bulduğu ve tipinin görüş mesafesini düşürdüğü bölgede, hayat kurtarma mücadelesi verildi. Alan köyünde yaşayan ve doğum sancıları başlayan kadının yakınları, yoğun kar yağışı nedeniyle köy yolunun ulaşıma kapalı olduğunu fark edince vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istedi. Karadan ulaşımın imkansız olduğunun tespit edilmesi üzerine, İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde havalanan tam donanımlı ambulans helikopter bölgeye yönlendirildi. Düşük görüş mesafesi ve sarp dağların arasında seyreden helikopter pilotları, zorlu arazi koşullarına rağmen köye güvenli bir iniş gerçekleştirdi. Sağlık ekiplerince titizlikle helikoptere alınan hasta, gökyüzünde yapılan ilk müdahalelerin ardından saniyelerle yarışarak Şemdinli Devlet Hastanesine nakledildi. Hastanede tedavi altına alınan ve sağlık durumunun iyi olduğu belirtilen hastanın ardından konuşan Alan Köyü Muhtarı Abdülkadir Akbaş, operasyonun başarısından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Akbaş, şu ifadeleri kullandı: "Yollarımız kapalıydı, çaresiz kalmıştık. Ancak devletimiz büyüklüğünü bir kez daha gösterdi. En zor şartlarda imdadımıza koşan sağlık ekiplerimize ve yetkililere sonsuz teşekkür ediyoruz. Allah devletimize zeval vermesin." Hastanede müşahede altında tutulan genç kadının ve bebeğinin durumunun yakından takip edildiği bildirildi.
Yüksekova’da film karelerini aratmayan görüntüler: Hasta adamı kurtarmak için traktörle seferber oldular
03 Ocak 2026 Cumartesi - 18:47 Yüksekova’da film karelerini aratmayan görüntüler: Hasta adamı kurtarmak için traktörle seferber oldular Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde bir haftadır etkili olan yoğun kar yağışı ulaşımda aksamalara neden olurken, yolu kapanan mahallede rahatsızlanan yaşlı bir hasta, köylülerin yardımıyla traktörle sağlık ekiplerine ulaştırıldı. İlçe genelinde belli aralıklarla devam kar yağışı nedeniyle çok sayıda yerleşim biriminin merkezle bağlantısı kesildi. Kar yağışının en yoğun hissedildiği noktalardan biri olan Bulgurlu Navdiyan Mahallesi’nde, üç gündür kapalı olan yollar nedeniyle ulaşım durma noktasına geldi. "Köylüler seferber oldu" Mahallede ikamet eden 65 yaşındaki tansiyon hastası Hadi Aybar, evinde aniden rahatsızlandı. Yakınlarının durumu bildirmesi üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi ancak kar kalınlığı ve kapalı yollar nedeniyle ambulans mahalleye giriş yapamadı. Bunun üzerine harekete geçen mahalle sakinleri, kendi imkanlarıyla traktör kullanarak kapalı yolu açmaya çalıştı. Aybar, traktör yardımıyla mahalle dışındaki uygun bir noktada bekleyen ambulansa nakledildi. "Hastaneye kaldırıldı" Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan Aybar, Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Hastanın sağlık durumunun takip edildiği öğrenildi. Mağduriyetlerini dile getiren mahalle sakinleri, karla mücadele çalışmalarının hızlandırılmasını ve özellikle ulaşımı kesilen kırsal mahallelere öncelik verilmesini talep etti. Bölgede Karayolları 117. Yüksekova Şube Şefliği ekipleri ve belediye ekiplerinin yol açma çalışmaları ise aralıksız devam ediyor. (MT-ŞAK-