SAĞLIK
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü’nden ‘Sağlıklı Menopoz Okulu’ projesi 26 Şubat 2026 Perşembe - 15:41:27 Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, kadın sağlığının korunması ve menopozun doğal ve yönetilebilir bir yaşam süreci olduğuna dikkat çekmek amacıyla Pamukkale, Merkezefendi ve Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ‘Sağlıklı Menopoz Okulu’ eğitim programı başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından, kadınların menopoz süreciyle ilgili doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması ve bu dönemde karşılaşabilecekleri sağlık sorunları ile sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgilendirilmeleri amacıyla Türkiye’de Sağlıklı Menopoz Okulu projesi hayata geçirildi. Bu kapsamında Denizli’de de Sağlıklı Hayat Merkezlerinde eğitimler verilmeye başlandı. Eğitim programı kapsamında menopozun biyolojik temellerini anlamak, sürecin fiziksel etkilerini tanımak ve sağlıklı yaşama dair bilgiler edinmek, ruh sağlığı konusunda farkındalığı arttırarak bu dönemin sağlıklı ve bilinçli bir şekilde yönetilmesini sağlamak, menopoz döneminde sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak, fiziksel aktiviteye önem vermek ve kronik hastalıklardan korunma yöntemleri hakkında bilgilendirmeler yapılıyor. Alanında uzman sağlık çalışanları tarafından verilen eğitimlerde kadınların bu süreci sağlıklı, bilinçli ve aktif bir şekilde geçirmeleri hedefleniyor. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Sağlık Bakanlığı’nın temel amaçlarından birinin ilk regl döneminden menopoza kadar kadın sağlığının her dönemde korunması, desteklenmesi ve sürdürülmesi için bilimsel veriler ışığında sağlık hizmeti sunumunun yanı sıra eğitim ve danışmanlık hizmeti verilmesi olduğunu söyleyerek; "Menopoz günümüzde artan yaşam süresi ile birlikte bir kadının yaşamının üçte birlik dönemini kapsayan doğal bir süreçtir. Ancak menopoz döneminde yaşanan fiziksel, hormonal ve duygusal/psikolojik değişimler ile ilgili kadınların bilgi arayışı ve bu değişimlere çözüm bulma ihtiyacı artmaktadır. Bu nedenle kadınların menopoz ile ilgili doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması ve bu dönemde karşılaşabilecekleri sağlık sorunları ile sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgilendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığımız tarafından Sağlıklı Hayat Merkezlerinde; "Sağlıklı Menopoz Okulu" kurulması için 2025 yılı sonunda çalışma başlatılmış olup, Denizli’de de Pamukkale, Merkezefendi ve Acıpayam Sağılıklı Hayat Merkezlerimizde Sağlıklı Menopoz Okulları açılarak faaliyetlerine başlamıştır. Menopoz dönemini daha sağlıklı, bilinçli ve konforlu geçirmek isteyen tüm kadınları Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde alanında uzman hekim, ebe, psikolog, fizyoterapist ve diyetisyen tarafından yürütülen Menopoz Okullarına bekliyoruz" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:58 Türk kalp cerrahı Doç Dr. Yakut ve ekibinden uluslararası başarı Şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıkların tedavisinde, İzmirli kalp damar cerrahı uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni yöntem, istenmeyen komplikasyonları önemli ölçüden azalttı. Bu başarı, uluslararası tıp camisında büyük ilgi gördü. Halk arasında "şah damarı" olarak bilinen karotis (carotis) arter tıkanıklıkları; felç ve ölüm riski taşıyan, hayati derecede tehlikeli damar hastalıkları arasında yer alıyor. Sağ ve sol olmak üzere iki adet bulunan şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıklar, beyin dolaşımını doğrudan etkilediği için sonuçları kalp krizinden bile ağır olabiliyor. Dünya genelinde uzun yıllardır uygulanan klasik şah damarı ameliyatlarında belirli bir başarı oranının üzerine çıkılamaması ve komplikasyonların önemli bölümünün iç şah damarına yapılan cerrahi kesiden kaynaklanması, yeni teknik arayışlarını beraberinde getirdi. Bunun sonucunda, yaklaşık 25 yıl önce Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni bir cerrahi teknik geliştirildi. Günümüz teknolojisiyle daha da ileri taşınan bu yöntem, bugüne kadar 3 bin 300’ün üzerinde hastaya uygulanarak dünyada sayılı hastanelerin ulaştığı önemli bir deneyim seviyesine erişti. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Hastanemizde ekip arkadaşlarımızla birlikte yeni meslektaşlarımızı da ekip içinde tutarak, kalp damar cerrahisinde ve hastalıklarında daima ileri teknikler geliştirme içindeyiz. Hastanemizin kuruluşundan bu yana daima "Araştırma Hastanesi" anlayışı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi. Komplikasyon oranlarında düşüş Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Uygulanan yeni teknikle, ameliyat sırasında istenmeyen olayların görülme oranının üç ila dört kat azaldığı gözlemlendi. Ayrıca beyin dolaşımının durdurulma süresinde ciddi oranda kısalma sağlanarak hasta güvenliği önemli ölçüde artırıldı. Hastanemizde uygulanan yeni teknikler ve çalışmalar yurt içinde birçok ulusal kongrede sunuldu; zamanla uluslararası bilimsel platformlarda da dikkat çekmeye başladı. Şimdi ise uluslararası kongrelere sıkça davetler alıyoruz" şeklinde konuştu. Charing Cross’ta sertifikalandırıldı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yöntem, dünyanın seçkin ve prestijli vasküler cerrahi toplantılarından biri olarak kabul edilen Charing Cross International Symposium tarafından düzenlenen Nisan 2024 tarihindeki toplantıda kabul edilerek sertifikalandırıldı. Charing Cross International Symposium, vasküler alanda alınan kararların referans niteliği taşıdığı, uzun soluklu ve yenilikçi çalışmaların değerlendirildiği en üst düzey damarsal hastalıklar bilimsel toplantıların en önemlisi olarak biliniyor. LINC 2026’da yoğun ilgi Dr. Yakut konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Avrupa’nın önemli iki vasküler toplantılarından biri olan Leipzig Interventional Course (LINC) 2026 Ocak ayında Almanya’da düzenlendi. Devam eden çalışma, "Original Research / Innovations" kategorisinde kabul edilerek kongrenin ilk gününde sunuldu ve uluslararası camiada büyük ilgi gördü" dedi. Doç .Dr. Yakut, ayrıca LINC grubu tarafından yayımlanan "LINC Today 2026" gazetesinde çalışmaya tam sayfa yer ayrılmasının, hem hastane hem de ülkemiz adına ayrı bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. "Ülkemizi üst düzeyde temsil ettik" Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, uluslararası vasküler camiada Türkiye’yi üst düzeyde temsil etmeye çalıştıklarını belirterek, hem yurt içinde hem de yurt dışında hastalar için daha güvenli ve etkili tedavi yöntemleri geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti. Bu başarı, Türk tıbbının uluslararası arenadaki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:52 MUSKİ, Milas Güneş Mahallesi’nde içme suyu hatlarını yeniliyor Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Muğla genelinde yaşayan vatandaşlara kesintisiz su iletiminin sağlanması için altyapının güçlendirilmesi yönündeki talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, çalışmalarına Milas’ta devam ediyor. Milas ilçesine bağlı Güneş Mahallesi Yakamoz Caddesi’nde, ekonomik ömrünü tamamladığı için sık sık arızalara neden olan 1.500 metre uzunluğundaki içme suyu hattının tamamı yenileniyor. Arızaların önüne geçilmesi hedefleniyor Milas ilçesinin Güneş Mahallesi Yakamoz Caddesi’nde, zamanla yıpranarak ekonomik ömrünü tamamlayan 1.500 metrelik içme suyu hattı, artan arıza riskleri ve su kayıplarına neden oluyordu. Bu kapsamda planlı ve koordineli şekilde yürütülen çalışmalarla mevcut hatlar yenileniyor. Yenileme sürecinde kullanım ömrünü dolduran hatlar devre dışı bırakılarak, daha dayanıklı, uzun ömürlü ve modern içme suyu hatları sisteme dahil ediliyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte içme suyu iletimi daha verimli, güvenli hale gelecek. Ayrıca bölgede yaşanan kesinti ve arızaların önüne geçilmesi ve kayıp-kaçak oranlarının azaltılması hedefleniyor. Modern altyapı sistemleri sayesinde bakım ve onarım ihtiyacı en aza indirilirken, yürütülen altyapı modernizasyonu çalışmalarıyla su kaynaklarının korunması, kayıpların azaltılması ve suyun gelecek nesillere güvenle aktarılması hedefleniyor. İl genelinde sürdürülen planlı hat yenileme projeleriyle Muğla’nın içme suyu altyapısı her geçen gün daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturuluyor. Güneş Mahallesi Muhtarı Cihan Yıldırım, "Biz Taleplerimizi MUSKİ’ye İlettik Hemen Çalışmalara Başladılar." Bölgedeki hattın yenilenmesi için taleplerinin hızlı bir şekilde karşılanmasından duyduğu memnuniyeti belirten Güneş Mahallesi Muhtarı Cihan Yıldırım, "Ben 1977 yılında Antalya’da doğdum. Üç aylıkken babamı kaybettikten sonra Güneş Mahallesi’ne yerleştik ve yaklaşık 49 yıldır bu mahallede yaşıyorum. Bu mahallenin geçmişini ve bugününü çok iyi bilirim. Son dönem seçimlerinde de mahallemizin muhtarı oldum. Mahallemizde altyapı sorunları yaşanıyordu. Yaklaşık 49 yıllık bir içme suyu hattımız bulunuyor ve zamanla yıprandı. Özellikle ağır tonajlı araçların geçişi sırasında sık sık patlamalar meydana geliyordu, arızalar ve kesintiler meydana geliyordu. Bu nedenle hattın yenilenmesi artık zorunlu hale gelmişti. Mahalle sakinlerimiz de bu sorunları bizlere iletti ve biz de taleplerimizi MUSKİ’ye ilettik, hemen çalışmalara başladılar, sağ olsunlar. Burada hattın yenilenmesi ve bizim problemlerimizi çözme noktasında bizlere destek veren başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a ve MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e şahsım ve mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi.
"Oruç, zihinsel berraklığı artırıyor"
19 Şubat 2026 Perşembe - 10:18 "Oruç, zihinsel berraklığı artırıyor" Orucun beyinde bazı biyolojik değişimlere yol açtığına değinen Psikolog Dilara Dalyan, "Orucun ilk günlerinde vücut glikoz depolarını kullanır. Yaklaşık 3-4 gün sonra yağ yakımı başladığında beyin alternatif bir enerji kaynağına geçer. Bu süreç, bireyde zihinsel berraklık ve farkındalık hissinin artmasını sağlar. Ayrıca, oruç nedeniyle oluşan açlık beyinde BDNF (Beyin Türetilmiş Nörotrofik Faktör) adlı proteinin üretimini artırır. Bu protein yeni sinir hücrelerinin oluşumunu desteklerken, öğrenme ve hafıza fonksiyonlarını da olumlu etkileyebilir" dedi. Ramazan ayının yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik açıdan da önemli bir arınma ve denge süreci olduğunu belirten VM Medical Park Florya Hastanesi’nden Psikolog Dilara Dalyan, orucun bireyin öz denetim becerilerini güçlendirdiğini ve zihinsel dayanıklılığı artırdığını söyledi. Oruç tutmanın bir tür irade egzersizi olduğuna dikkat çeken Psk. Dalyan, "Açlık dürtüsünü kontrol edebilmek, beynin karar verme ve irade merkezi olan prefrontal korteksin daha aktif çalışmasını sağlar. Bu durum bireyin stresle baş etme kapasitesini artırır ve psikolojik dayanıklılığı güçlendirir" diye konuştu. "Öğrenme ve hafızayı olumlu etkiliyor" Uzun süreli açlığın beyinde bazı biyolojik değişimlere yol açtığına değinen Psk. Dalyan, "Orucun ilk günlerinde vücut glikoz depolarını kullanır. Yaklaşık 3-4 gün sonra yağ yakımı başladığında beyin alternatif bir enerji kaynağına geçer. Bu süreç, bireyde zihinsel berraklık ve farkındalık hissinin artmasına katkı sağlar" dedi. Açlığın beyinde BDNF (Beyin Türetilmiş Nörotrofik Faktör) adlı proteinin üretimini artırdığını vurgulayan Psk. Dalyan, "Bu protein yeni sinir hücrelerinin oluşumunu desteklerken, öğrenme ve hafıza fonksiyonlarını da olumlu etkileyebilir" ifadelerini kullandı. "Ramazan empati ve şükran duygusunu güçlendirir" Ramazan ayının toplumsal bağları da kuvvetlendirdiğine dikkat çeken Psk. Dalyan, "Oruç tutan birey, açlığı yalnızca bilmekle kalmaz, bizzat deneyimler. Bu durum empatiyi artırır. Aynı anda milyonlarca insanın oruç açması, güçlü bir aidiyet ve birlik duygusu oluşturur" açıklamasında bulundu. Pozitif psikolojide şükran duygusunun mutlulukla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Psk. Dalyan, "İftar sofrasında yaşanan farkındalık, bireyin sahip olduklarına odaklanmasını sağlar. Bu da yaşam doyumunu artırarak kronik mutsuzluğa karşı koruyucu etki oluşturur" şeklinde konuştu. "Öfke ve sinirliliğe dikkat" Ramazan’da görülen öfke ve sinirliliğin genellikle kan şekeri düşüklüğü, uyku düzeninin bozulması ve kafein yoksunluğuna bağlı olduğunu ifade eden Psk. Dalyan, şu önerilerde bulundu: "Öfke anlarında 4-7-8 nefes tekniği uygulanabilir. Sahur sonrası uyku düzeni korunmalı veya gün içinde kısa süreli dinlenmeler yapılmalıdır. Önemli kararlar iftar sonrasına bırakılmalı ve günlük yaşam temposu bilinçli şekilde yavaşlatılmalıdır." "Dijital detoks ruhsal etkiyi artırır" Ramazan’ın sadece beslenme değil, aynı zamanda dijital alışkanlıklar açısından da bir arınma fırsatı sunduğunu dile getiren Psk. Dalyan, "İftar ve sahur arasında telefon ve ekran süresini azaltıp sevdiklerimizle iletişime yönelmek, dopamin bağımlılığını azaltarak ruhsal iyilik halini güçlendirir" dedi. Ramazan ayının sabır, erteleme ve farkındalık becerilerini geliştirdiğini belirten Psk. Dalyan, "Ramazan, tabağımızdaki yemeği azaltırken ruhumuzdaki öfke, sabırsızlık ve hırsı da törpüler. Bu süreç, bireyin hem zihinsel hem duygusal olarak yenilenmesine katkı sağlar" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Op. Dr. Adil Güçal Güçlü: "Taş düşüren hastada 5 yıl içinde tekrarlama riski yüzde 50"
19 Şubat 2026 Perşembe - 10:07 Op. Dr. Adil Güçal Güçlü: "Taş düşüren hastada 5 yıl içinde tekrarlama riski yüzde 50" Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, taş düşüren hastalarda 5 yıl içinde tekrarlama riskinin yüzde 50’ye kadar çıktığını söyledi. Üriner sistem taş hastalığının dünya genelinde acil servise başvuruların en sık nedenlerinden biri olduğunu belirten Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, hastalığın yalnızca cerrahi değil, aynı zamanda metabolik bir süreç olduğuna dikkat çekti. Erkeklerde yaşam boyu görülme sıklığının yüzde 12, kadınlarda ise yüzde 6 civarında olduğunu ifade eden Güçlü, özellikle yetersiz sıvı tüketiminin taş oluşumunda temel etken olduğunu kaydetti. "Şiddetli ağrı en sık karşılaşılan belirti" Taşın idrar akışını engellemesi sonucu böbrek içinde basınç artışı meydana geldiğini belirten Op. Dr. Güçlü, "Bu durum bel ve yan bölgede başlayıp kasığa vuran, doğum sancısı ile kıyaslanan şiddetli ağrıya neden olur. Taşın dokulara teması sonucu idrarda kan görülebilir. Ayrıca bulantı, kusma, ateş, titreme ve idrar yaparken yanma da belirtiler arasında yer alır. Hastalarda bu şikayetlerin bir ya da birkaçı aynı anda görülebilir" dedi. "Tanıda altın standart kontrastsız BT" Tanı yöntemlerine değinen Güçlü, "Kontrastsız bilgisayarlı tomografi günümüzde altın standarttır. Taşın boyutunu, yerini ve sertliğini net şekilde gösterir. Ultrasonografi ise radyasyon içermemesi nedeniyle özellikle gebeler ve çocuklarda ilk tercihtir ancak kanala düşmüş küçük taşları her zaman göstermeyebilir. Ayrıca tam idrar tetkiki ve böbrek fonksiyon testleri de değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. "Ameliyatsız tedaviler mümkün" Taşın boyutuna ve böbreğe verdiği hasara göre tedavi planının belirlendiğini aktaran Güçlü, "5 milimetrenin altındaki taşlarda bol su tüketimi ve kanal gevşetici ilaçlarla taşın kendiliğinden düşmesi beklenebilir. Ancak şiddetli ağrı, böbrek fonksiyonlarında bozulma veya enfeksiyon varlığında cerrahi müdahale gerekebilir. ESWL şok dalga tedavisi ya da kapalı lazer yöntemleri uygulanabilir. Daha büyük taşlarda kapalı böbrek cerrahisi tercih edilebilir" şeklinde konuştu. "Taş oluşumunu önlemek için 5 altın kural" Taş hastalığının tekrarlama riskine dikkat çeken Op. Dr. Güçlü, korunma yollarını ise şu şekilde sıraladı: "Günlük en az 2,5-3 litre su tüketilmeli, idrar rengi berrak olmalı. Günlük tuz tüketimi 5 gram ile sınırlandırılmalı. Kalsiyum ve oksalat dengesi sağlanmalı, yüksek oksalatlı gıdalar kontrollü tüketilmeli. Aşırı kırmızı et tüketiminden kaçınılmalı. Tekrarlayan taşlarda mutlaka taş analizi ve 24 saatlik idrar analizi yapılarak kişiye özel diyet planı oluşturulmalı." Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, düzenli takip ve yaşam tarzı değişiklikleri ile taş hastalığının tekrarının büyük ölçüde önlenebileceğini sözlerine ekledi.
Sigarayı bırakmak zor değil
19 Şubat 2026 Perşembe - 09:57 Sigarayı bırakmak zor değil Sigarayı bırakmanın mümkün olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Başak Mutlu, bu süreçte sigarayı bırakmak için tarih belirlemenin önemli olduğunu söyledi. Mutlu, "Bir tarih belirlenmesi, kişilerin sigarayı bırakacakları sürece kendilerini hazırlamasında yardımcı olacaktır. Belirlenen tarihin ise mümkün olduğunca yakın ve stressiz bir dönem olmasına dikkat edilmelidir" dedi. Sigarayı bırakma sürecinde kişinin, kendisine sigarayı hatırlatacak mekân, insan ve ritüellerden uzak durmasının oldukça faydalı olacağına dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Başak Mutlu, "Meselâ kahveyle birlikte sigara içen birinin, sigarayı bırakma döneminde kahve tüketimini azaltmasını ya da kesmesini öneriyoruz. Yemeklerden sonra gelen sigara içme isteğiyle baş etmek için de yürüyüş yapmak denenebilir. Sigarayı bırakmak zaman alan bir süreçtir. Bazı günlerin rahat, bazı günlerin zor geçmesi, doğal ve beklenen bir süreçtir" ifadelerini kullandı. Kişilerin, sigarayı bırakmakla birlikte elde edecekleri avantajları bir liste olarak hazırlayıp, zorlandığı zamanlarda bu listeye bakmasının motive edici olabileceğini belirten Özel Medicana Bursa Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Başak Mutlu "İlk birkaç hafta içinde huzursuzluk, konsantre olmakta zorlanma, yeme isteğinde artış, kolay öfkelenme, bunalma gibi yoksunluk belirtileri görülebilir. Bunlar normal ve geçici belirtilerdir. Bu dönemde bir psikiyatri hekimine görünüp ilaç desteği almak, bu sürecin rahat geçmesine yardımcı olabilir" diye konuştu. Sigara kullanımında, fiziksel bağımlılığın yanı sıra, psikolojik bağımlılığın da önemli rol oynadığına dikkat çeken Mutlu, "Bu alanda çalışan bir klinik psikologdan destek almak, hem bağımlılığın psikolojik etkileriyle baş etmekte hem de sigarayı bırakma davranışını sürdürmekte kişilere yardımcı olabilir. Unutulmamalıdır ki, bir kez bağımlı olan kişi, bağımlılıktan kurtulmuş olsa bile tekrar bağımlı olmaya adaydır. Dolayısıyla, sigarayı bıraktıktan sonra kişiler kendilerini test etmekten kaçınmalıdır" dedi.
Kahta Devlet Hastanesi’nde böbrek taşı tedavisinde yeni dönem
19 Şubat 2026 Perşembe - 09:40 Kahta Devlet Hastanesi’nde böbrek taşı tedavisinde yeni dönem Adıyaman’ın Kahta Devlet Hastanesi Üroloji Kliniği’nde pulsed Ho:YAG lazer teknolojisi kullanılarak kapalı yöntemle böbrek taşı tedavisi başarıyla uygulanmaya başlandı. Yeni sistem sayesinde böbrek, üreter ve mesane taşları modern, güvenli ve etkin yöntemlerle tedavi ediliyor. Gerçekleştirilen ameliyatlar, Üroloji Uzmanları İsmail Eyüp Dilek ve İbrahim Sibal tarafından başarıyla yapıldı. Bu gelişmeyle birlikte hastanede perkütan nefrolitotomi, endoskopik üreter taşı tedavisi ve endoskopik mesane taşı ameliyatları da lazer destekli kapalı yöntemlerle uygulanmaya başlandı. Yeni lazer teknolojisinin hastalara daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve hızlı iyileşme imkânı sunduğunu belirten Kâhta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, uygulamanın bölge halkı açısından önemli bir kazanım olduğu vurguladı. Mustafa Akel, "Hastanemizde teknolojik altyapıyı güçlendirmeye ve vatandaşlarımıza en güncel tedavi yöntemlerini sunmaya devam ediyoruz. Pulsed Ho:YAG lazer teknolojisiyle birlikte böbrek ve idrar yolu taşlarının tedavisinde önemli bir aşama kaydedilmiş oldu. Bu başarılı uygulamada emeği geçen üroloji hekimlerimize, anestezi ekibimize ve ameliyathane personelimize teşekkür ediyorum. İlçemize ve bölgemize hayırlı olsun" dedi. Yeni uygulamayla Kahta Devlet Hastanesi, ürolojik taş hastalıklarının tedavisinde modern ve güvenilir yöntemleri başarıyla hayata geçiren sağlık merkezleri arasında yerini aldı.
Ramazan’da dengeli beslenme uyarısı: "Sağlıklı bir Ramazan için anahtar kelime: Denge"
19 Şubat 2026 Perşembe - 09:34 Ramazan’da dengeli beslenme uyarısı: "Sağlıklı bir Ramazan için anahtar kelime: Denge" Ramazan ayında uzun süreli açlık ve değişen öğün düzeninin vücut üzerindeki etkileri yeniden gündeme geldi. Oruç süresince metabolik dengenin korunması, gün boyu enerjinin sürdürülebilmesi ve kilo kontrolünün sağlanması için beslenme planının bilinçli şekilde yapılandırılması gerektiği belirtiliyor. İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hatice Merve Bayram, Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel prensiplerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uzun süreli açlık, öğün saatlerinin değişmesi ve sıvı alımının kısıtlanmasının dikkatli planlama gerektirdiğini belirten Doç. Dr. Bayram, "Ramazan ayında uzun süreli açlık, öğün düzeninin değişmesi ve sıvı alımının kısıtlanması, beslenme planının dikkatle yapılandırılmasını gerektirir. Bu dönemde hem metabolik dengeyi korumak hem de gün boyu enerjiyi sürdürebilmek için sahur ve iftar öğünlerinin bilinçli planlanması büyük önem taşır" dedi. "Sahur gün boyu enerjinin temelini oluşturur" Sahur öğününün atlanmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Bayram, "Sahur gün boyu enerjinin temelini oluşturan ve metabolizmanın yükünü hafifleten ana öğündür. Sahur öğünü atlandığında kan şekeri daha hızlı düşer, halsizlik ve konsantrasyon kaybı artar. Bu nedenle sahurun mutlaka yapılması önerilir. Sahurda tam tahıllı ürünler, yeterli protein kaynakları ve sağlıklı yağlar tercih edilmelidir. Lif içeriği yüksek besinler mide boşalmasını geciktirerek tokluk süresini uzatır ve kan şekeri dalgalanmalarını azaltır. Aşırı tuzlu ve işlenmiş ürünlerden kaçınılmalıdır, çünkü bu tür besinler gün içinde susuzluk hissini artırır" ifadelerini kullandı. Tok kalma amacıyla ağır ve yağlı besinlere yönelmenin doğru olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Bayram, "Tok tutsun diye ağır ve yağlı yemekler tercih etmek rahatsızlığı artırabilir. Kızartmalar, makarna, pilav, tuzlu besinler ve işlenmiş et ürünleri susuzluğa ve mide rahatsızlıklarına yol açabilir. Bu nedenle çorba, az yağ ile hazırlanmış zeytinyağlılar veya hafif kahvaltı seçeneklerinden biri tercih edilmelidir" dedi. İftarda hızlı ve aşırı tüketim risk oluşturuyor İftar sofralarında yapılan hatalara dikkat çeken Doç. Dr. Bayram, "İftar sofralarında en sık yapılan hatalardan biri çok hızlı ve yüksek miktarda yiyecek tüketmektir. Bu durum uzun süreli açlığın ardından kan şekeri dalgalanmalarına ve mide sorunlarına yol açabilir. İftara su ile başlanmalı, küçük bir porsiyon hurma veya zeytin ve hafif bir çorba ile devam edilmelidir. Ana yemeğe geçmeden önce 10-15 dakika ara verilmesi tokluk sinyallerinin oluşmasına yardımcı olur ve kilo dengesini korur. Çorba, etli sebze yemekleri, kuru baklagiller, yağsız kırmızı et, tavuk veya balık gibi protein kaynaklarına yer verilebilir. Bunun yanında ölçülü miktarda pilav, makarna ya da börek tüketilebilir. Yemeklerin hazırlanışında kızartma yönteminden kaçınılmalı, katı yağ kullanılmamalı ve porsiyonlar gereğinden büyük tutulmamalıdır" ifadelerini kullandı. Haftada 1-2 kez kurubaklagil tüketiminin bitkisel protein ve lif alımını artıracağını belirten Doç. Dr. Bayram, "Salata ve meyve tüketimi vitamin ve mineral alımına katkı sağlarken, içerdiği diyet lifi sayesinde bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Bu yaklaşım Ramazan döneminde sık görülebilen sindirim sorunlarının önlenmesinde destekleyici rol oynar. Tatlı tüketimi planlanacaksa şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı alternatifler tercih edilmelidir" dedi. "İftar ile sahur arasında en az 1,5-2 litre su" Ramazan ayında sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Bayram, "Ramazan ayında en sık yapılan hatalardan biri yetersiz sıvı alımıdır. İftar ile sahur arasında en az 1,5-2 litre su tüketimi hedeflenmelidir. Sıvı ihtiyacı yalnızca çay ve kahve ile karşılanmamalıdır. Aşırı kafein tüketimi sıvı kaybını artırabilir. Gazlı içecekler fazla miktarda şeker içerir ve mide gazı şikâyetlerine yol açabilir. Aşırı şekerli içecekler yerine su, maden suyu, şekersiz komposto ve bitki çayı tercih edilmelidir" dedi. Risk grupları ve kilo kontrolü uyarısı Kronik hastalığı bulunan bireylerin dikkatli olması gerektiğini ifade eden İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hatice Merve Bayram, "Diyabet, hipertansiyon, böbrek hastalığı ve mide rahatsızlıkları gibi kronik hastalığı olan bireyler oruç tutmadan önce mutlaka sağlık profesyoneline danışmalıdır. Kan şekeri regülasyonu açısından diyabetli bireylerde bireyselleştirilmiş beslenme planı şarttır. Ramazan döneminde beslenme düzeni doğru planlanmadığında hem istenmeyen kilo artışı hem de kontrolsüz ve hızlı kilo kaybı görülebilir. Metabolik dengeyi korumak için bazı temel prensiplere dikkat etmek yeterlidir" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz atıştırmalar kilo artışının en önemli nedenlerinden biri" Kilo kontrolü için önerilerini de ayrıca sıralayan Doç. Dr. Bayram, "Porsiyon farkındalığı oluşturulmalıdır. Sebze ve salata miktarı artırılmalı, enerji yoğun ana yemekler ölçülü porsiyonlarda tüketilmelidir. Beyaz ekmek ve rafine tahıllar yerine tam tahıllı ürünler tercih edilmelidir. Tatlı tüketimi tamamen yasaklanmak zorunda değildir; ancak sıklık ve porsiyon kontrolü önemlidir. Haftada 2-3 kez küçük porsiyonlarda sütlü veya meyve içeren tatlılar tercih edilmelidir. Tatlıyı iftardan hemen sonra değil, 1-2 saat sonrasına planlamak sindirim açısından daha uygundur. İftar ile sahur arasında bilinçsiz atıştırmalar kilo artışının en önemli nedenlerinden biridir. Yüksek kalorili atıştırmalıklar yerine yoğurt, meyve veya çiğ kuruyemiş gibi dengeli seçenekler tercih edilmelidir. Yetersiz protein alımı kas kaybına yol açabilir. Sahurda yumurta ve süt ürünleri; iftarda ise et, tavuk, balık veya kuru baklagillerle yeterli protein sağlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Fiziksel aktivite ve uyku düzenine de değinen Doç. Dr. Bayram, "İftardan sonra yapılacak 20-30 dakikalık tempolu yürüyüş sindirimi destekler ve enerji dengesine katkı sağlar. Uzun süreli açlık döneminde ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır. Yetersiz uyku iştah hormonlarını etkileyerek aşırı yeme eğilimini artırabilir. Bu nedenle düzenli ve yeterli uyku kilo kontrolünün önemli bir parçasıdır" dedi. Ramazan ayının bilinçli planlandığında hem ruhsal hem de fiziksel olarak olumlu etkiler sağlayabileceğini belirten Doç. Dr. Hatice Merve Bayram, "Sağlıklı bir Ramazan için anahtar kelime denge" ifadeleriyle açıklamalarını tamamladı. Uzmanlara göre Ramazan sürecinin sağlıklı geçirilebilmesi için öğün planlamasının bilinçli yapılması, sıvı tüketiminin artırılması ve porsiyon kontrolünün sağlanması büyük önem taşıyor. Dengeli bir yaklaşımın hem metabolik sağlığı koruduğu hem de kilo kontrolünü desteklediği vurgulanıyor.
Hekimsen heyeti, Bakan Memişoğlu ile meslek kanunu ve malpraktis konusunu görüştü
18 Şubat 2026 Çarşamba - 17:13 Hekimsen heyeti, Bakan Memişoğlu ile meslek kanunu ve malpraktis konusunu görüştü Hekimsen ve ALKON Konfederasyonu Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban beraberindekilerle, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile bir araya gelerek hekimlik mesleğinin hukuki güvencesi, malpraktis davalarında yaşanan yapısal sorunlar ve saha uygulamalarında ortaya çıkan riskleri değerlendirdi. Uzm. Dr. Adil Kurban beraberindeki Hekimsen üyeleriyle Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede, hekimlik mesleğinin hukuki güvence altına alınmasını hedefleyen Hekimlik Meslek Kanunu çalışması başta olmak üzere, malpraktis davalarında yaşanan yapısal sorunlar, saha uygulamalarında ortaya çıkan hukuki riskler ve çözüm önerileri çok boyutlu şekilde ele alındı. Özellikle son yıllarda artan dava süreçlerinin hekimler üzerinde oluşturduğu mesleki ve psikolojik baskının değerlendirildiği toplantıda, mevcut mevzuatın uygulamada doğurduğu belirsizlikler ve savunma tıbbı eğiliminin sağlık hizmetlerine etkileri de gündeme geldi. "Hekimler üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır" Malpraktis sürecinin hekimin üstünde baskı oluşturduğunu belirten Kurban, "Hekimlik mesleğinin sürdürülebilirliği, yalnızca sağlık hizmeti açısından değil, toplum sağlığı açısından da stratejik önemdedir. Malpraktis süreçlerinde yaşanan hukuki belirsizlikler, hekimler üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Bu sorunların kalıcı çözümü, güçlü bir Hekimlik Meslek Kanunu ile mümkündür" dedi. Hazırlanan kanun taslağının hasta güvenliği, hekim sorumluluğu ve kamu yararını birlikte gözeten bütüncül bir yaklaşıma dayandığı belirtilirken, görüşmede Sağlık Bakanlığı ile meslek örgütleri arasında kurulacak yapıcı diyalog ve ortak çalışma zemininin önemi vurgulandı. Hekimsen yönetiminin sahadan aktardığı veriler ve çözüm önerilerinin reform sürecine katkı sunduğu ifade edilirken, Hekimlik Meslek Kanunu’nun yasalaşma sürecinin de ele alındığı toplantının, sağlık sisteminde hukuki altyapının güçlendirilmesi ve mesleki güvence mekanizmalarının oluşturulması açısından kritik öneme sahip olduğu kaydedildi.
GAÜN Hastanesi Laboratuvarında yeni sistem hizmete girdi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 17:11 GAÜN Hastanesi Laboratuvarında yeni sistem hizmete girdi Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Hastanesi Biyokimya ve Hormon Laboratuvarında bulunan cihazlar ve sistem, son teknolojiye uygun hale getirilerek yenilendi. Laboratuvardaki rutin biyokimya ve hormon analizlerinde kullanılacak cihazların tanıtımı amacıyla açılış töreni düzenlendi. Törene GAÜN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu, GAÜN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Oğuzhan Saygılı, Başhekim Yardımcıları Doç. Dr. Derya Aydın Şahin ve Doç. Dr. Bahadır Demir, hastane idaresi, Merkez Laboratuvarı Koordinatörü ve çalışanları katıldı. GAÜN Merkez Laboratuvarı Koordinatörü Prof. Dr. İclal Geyikli Çimenci, laboratuvardaki cihaz ve sistem yeniliği hakkında yaptığı açıklamada, laboratuvardaki tüm cihaz ve sistemlerin baştan sona yenilendiğini ve Türkiye’de daha önce kullanılmamış, ilk kez GAÜN laboratuvarlarında uygulanan bir sistem kurulduğunu belirtti. Çimenci, yeni sistemde üç ay süren test sürecinin başarıyla tamamlandığını belirterek, elde edilen analiz sonuçlarının beklentileri karşıladığını ifade etti. Sistemle birlikte numune süreçlerinin daha düzenli ve kontrollü şekilde yürütüldüğünü aktaran Çimenci, çalışma sonrası kalan serumların belirli süre saklanabildiğini ve numune atım işlemlerinin otomatik olarak gerçekleştirildiğini kaydetti. Çimenci, laboratuvarda yapılan biyokimya ve hormon analizlerinde önemli bir verimlilik sağlandığına ve numune süreçlerinin daha etkin yürütüldüğüne dikkat çekerek laboratuvarda görev yapan teknisyenlerin sistemin kurulumu ve kullanımında özveriyle çalıştığını ifade etti. Çimenci, yeni cihaz ve sistemle birlikte hastalardan alınan numunelerin analiz süreçlerinin önemli ölçüde hızlandığını, sonuçların güvenilirliğinin de artırıldığını vurguladı. Açılışta konuşan GAÜN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu, laboratuvarda gerçekleştirilen teknolojik yenilenme sürecine katkı sunan Merkez Laboratuvarı ekibi ile hastane yönetimine teşekkürlerini iletti. Yeni sistemle birlikte analiz süreçlerinin daha verimli ve etkin bir yapıya kavuştuğunu belirten Tarakçıoğlu, sunulan sağlık hizmetinin niteliğinin daha da güçleneceğini ifade etti.
Uzmanından sağlıklı oruç önerileri
18 Şubat 2026 Çarşamba - 14:50 Uzmanından sağlıklı oruç önerileri Ramazan ayında değişen beslenme düzenine dikkat çeken Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Melek Buz, uzun süreli açlık sonrası bilinçsiz tüketimin kilo artışı ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, sahur ve iftarda dengeli beslenmenin önemine vurgu yaptı. Ramazan ayında öğün sayısının azalmasının besin ihtiyacını değiştirmediğini ifade eden Diyetisyen Melek Buz, gün içinde yemek yenmemesinin iftar ve sahurda daha özenli beslenmeyi gerektirdiğini söyledi. Uzun süreli açlığın ardından fazla kalorili ve ağır yiyecekler tüketilmesinin kilo alımı, reflü, hazımsızlık, kabızlık ve baş ağrısı gibi sorunlara neden olabileceğini belirten Buz, sahurun kahvaltı, iftarın ise akşam yemeği gibi planlanması gerektiğini dile getirdi. "Protein açısından zengin yiyecekler tercih edilmeli" Sahurun sağlık açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Buz, "Sahurda süt, yoğurt, peynir ve yumurta gibi protein açısından zengin yiyeceklerle hafif kahvaltılar yapılabilir. Alternatif olarak çorba ve sebze gibi hafif yemekler tercih edilebilir. Yağlı, tuzlu ve ağır yiyeceklerden kaçınılmalıdır" dedi. İftarın ise 1-2 zeytin veya hurma ile açılabileceğini belirten Buz, ardından peynir ve domates gibi hafif bir başlangıç ya da çorba tüketilebileceğini söyledi. Ana yemeğe geçmeden önce 15-20 dakika ara verilmesini öneren Buz, "Daha sonra et veya etli sebze yemeği, salata ve birkaç dilim ekmekle öğün tamamlanabilir. Kan şekerini hızlı yükselten beyaz ekmek ve pirinç yerine tam buğday ekmeği, bulgur ve tam buğday makarna gibi glisemik indeksi düşük ve posalı gıdalar tercih edilmelidir" diye konuştu. "Su tüketimine dikkat edilmeli" Ramazan ayında sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Buz, iftar ile sahur arasında bol su içilmesi gerektiğini ifade etti. Asitli içecekler yerine su, ayran, taze sıkılmış meyve suyu veya şekersiz komposto tercih edilmesini öneren Buz, "İftardan hemen sonra televizyon ya da bilgisayar karşısında dinlenmek yerine kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirimi destekler. Bu önerilere dikkat edilirse Ramazan boyunca sağlıklı ve dengeli beslenmek mümkündür" dedi.