SAĞLIK
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26 Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli" Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25 Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor" Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18 Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi "Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
"Benim kahramanım sigarayı bıraktı"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:23 "Benim kahramanım sigarayı bıraktı" Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü ile Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülecek olan "Dumansız Bir Dünya Bırak Çocuğuna, Bisikleti de Bizden Olsun" yarışmasına ilişkin protokol, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir ve Erzurum İl Millî Eğitim Müdürü Süleyman Ekici tarafından imzalandı. Yarışma ile çocukların sigara bırakma sürecinde yetişkinleri teşvik eden aktif sağlık elçileri olmaları hedefleniyor. Yarışma kapsamında, Erzurum’da bulunan resmi ve özel ortaokulların 5-8. sınıf öğrencileri arasından, 9 Şubat - 31 Mayıs 2026 tarihleri arasında Sigara Bırakma Polikliniklerine en fazla yetişkini yönlendiren her ilçeden 1, toplam 20 öğrenciye 17 Haziran 2026 tarihinde düzenlenecek törenle bisiklet hediye edilecek. Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla, çocukların sigara bırakma sürecinde yetişkinleri teşvik eden aktif birer sağlık elçisi olmasını sağlamak, Sigara Bırakma Polikliniklerinin (SBP) bilinirliğini artırmak ve SBP’ye başvuruları teşvik etmek amacıyla Erzurum’da bulunan resmi ve özel ortaokullarda eğitim gören 5-8. Sınıf öğrencileri arasında Dumansız Bir Dünya Bırak Çocuğuna, Bisikleti De Bizden Olsun yarışması başladı. Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü arasında imzalanan protokol kapsamında yürütülecek olan yarışmaya ilişkin bilgilendirme metni ve sosyal medya görseli yarışmaya ilişkin detaylı bilgi ve dokümanlara https://erzurumism.saglik.gov.tr/TR-374154/benim-kahramanim-sigarayi-birakti.html adresinden erişim sağlanabilmektedir.
Dyt. Ayca Yılmaz Kaya: "Sağlıklı bir Ramazan geçirebilmek için besin seçimine ve porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:08 Dyt. Ayca Yılmaz Kaya: "Sağlıklı bir Ramazan geçirebilmek için besin seçimine ve porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli" Ramazan ayında sağlıklı beslenmek için besin seçimi ve porsiyon kontrolünün önemli olduğu belirtildi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Özel İmperial Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Ayca Yılmaz Kaya, Ramazan ayında aşırı yağlı, tuzlu ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğine dikkat çekti. Yılmaz, "Ramazan ayı, hem manevi hem fiziksel açıdan yenilenme fırsatı sunan özel bir dönemdir. Ancak bu sürecin sağlıklı geçirilmesi için doğru ve bilinçli beslenme planı yapılmalıdır. Gün boyu süren açlık mide asidinin artmasına neden olabilir; bu durum özellikle hassas mide yapısına sahip kişilerde yanma ve ağrı şikâyetlerini artırabilir. Ayrıca sahurda aşırı besin tüketimi kilo artışına neden olabilmektedir. Kilo alımının yanında uzun açlık süresi sebebiyle kas kaybı da yaşanmaktadır. Sağlıklı bir Ramazan ayı geçirebilmek için besin seçimine ve porsiyon kontrolüne dikkat edilmelidir. Aşırı yağlı, tuzlu ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalı; kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. İftarda yemekler yavaş ve iyi çiğnenerek tüketilmeli, çorba içildikten sonra 5-10 dakika ara verilerek ana yemeğe geçilmelidir. Bu uygulama hem sindirimi kolaylaştırır hem de aşırı besin tüketimini engeller. İftarda ana öğün dengeli porsiyonlanmış protein, sebze ve kompleks karbonhidrat içermeli. Yemeklerin pişirme yöntemine dikkat edilmeli; kızartma yerine, ızgara, fırında, haşlama gibi pişirme yöntemleri kullanılmalıdır ki mide bağırsak problemleri yaşanmasın. Sahur öğünü mutlaka yapılmalı ve en az bir ara öğün planlanmalıdır. Sahurda aşırı yağlı besinler tercih edilmemelidir. Hem tok tutması hem de yaşanılabilecek rahatsızlıkları önlemesi nedeniyle sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi protein kaynaklarının tüketimi erken saatlerde açlık hissinin önüne geçer. Tercihe göre sahur menüsüne meyve eklenebilir. Her gün düzenli olarak meyve ve sebze tüketimi bağışıklık sistemini destekler, kabızlık gibi sindirim problemlerinin önlenmesine yardımcı olur" diye konuştu. "Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıklara sahip bireyler mutlaka doktor kontrolünde oruç tutmalı" "Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıklara sahip bireyler mutlaka doktor kontrolünde oruç tutmalıdır" diye Yılmaz, "Vücuda uzun süre besin alınmaması metabolizmanın savunmaya geçmesine neden olur. Bu nedenle Ramazan ayında öğün sayısının dengeli planlanması önemlidir. Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edildiğinde kilo alımı yerine kilo kontrolü sağlanabilir. Ara öğün ve sahur yapmadan tutulan oruçta vücudun ihtiyacı karşılanamamış olmakla beraber kas kaybı ve vücut yağı artışı görülebilir. Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıklara sahip bireyler mutlaka doktor kontrolünde oruç tutmalıdır. İftar ve sahur vakti arasında yeterli su tüketimine dikkat edilmeli, günlük ortalama 2-2 buçuk litre su tüketilmelidir. Çay, kahve gibi kafeinli içecekler vücuttan sıvı atılımını artırdığı için su yerine tüketilmemelidir. Yetersiz su tüketimi; baş ağrısı, baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğü gibi sorunlara yol açabilir. Ramazan ayında fiziksel aktivite tamamen bırakılmamalıdır. İftardan en az bir saat sonra yapılacak 30-40 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, metabolizma hızının korunmasına ve kilo kontrolüne katkı sağlar" dedi.
Uzmanından sahur uyarısı: "Sahur günün sigortası"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 08:38 Uzmanından sahur uyarısı: "Sahur günün sigortası" Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nden Diyetisyen Hale Aslantaş, Ramazan’da en sık yapılan hatanın sahura kalkmamak olduğunu belirterek, "Oysa sahur yaklaşık 14-16 saatlik açlık için metabolik hazırlıktır" dedi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nden Diyetisyen Hale Aslantaş, Ramazan ayında dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek sahurun ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Ramazan’ın yalnızca bir ibadet zamanı değil, aynı zamanda bedenin ritmini yeniden düzenleme fırsatı olduğunu belirten Aslantaş, bilinçli beslenmenin hem gün içindeki enerji seviyesini hem de genel sağlığı doğrudan etkilediğini ifade etti. Ramazan’da metabolizmanın gündüz "enerji tasarruf moduna", akşam ise "yakıt ikmal moduna" geçtiğini kaydeden Aslantaş, "Mesele aç kalmak değil, dengeli beslenmeyi öğrenmektir. Uzun süren açlık sonrası ani ve yüksek karbonhidrat yüklemesi kan şekerinde hızlı dalgalanmalara neden olur. Bu da kısa sürede yeniden acıkma ve halsizlik oluşturur" dedi. Sahur metabolik hazırlıktır Sahura kalkmamanın en sık yapılan hatalardan biri olduğunu vurgulayan Aslantaş, "Sahur yaklaşık 14-16 saatlik açlık için metabolik hazırlık demektir. Protein, lif ve sağlıklı yağ içeren bir sahur gün boyu tokluk sağlar ve susuzluğu azaltır" diye konuştu. İdeal sahur tabağında; 2 yumurta veya 1 yumurta + lor/yoğurt, 1-2 dilim tam tahıllı ekmek ya da yulaf, zeytin/avokado/ceviz, bol yeşillik ve 2-3 bardak su bulunması gerektiğini belirten Aslantaş, sadece börek, beyaz ekmek ve reçel gibi basit karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin gün içinde baş ağrısı ve halsizliğe yol açabileceğini söyledi. İftarda yavaşlayın, mideye zaman tanıyın İftarın kültürel açıdan olduğu kadar fizyolojik olarak da önemli olduğuna dikkat çeken Aslantaş, "En sağlıklı yöntem; 1 hurma ve suyla orucu açmak, ardından 1 kase çorba içip 10 dakika ara vermektir. Bu, mide ve pankreasa ani yüklenmeyi önler" dedi. Ana öğünde ise 100-150 gram tavuk, balık, et veya kurubaklagil; bulgur ya da karabuğday gibi kompleks karbonhidratlar ve bol salata tüketilmesini öneren Aslantaş, yoğurt veya ayranın da sindirimi desteklediğini ifade etti. Tatlı tüketiminin haftada 1-2 kezle sınırlandırılması gerektiğini belirten Aslantaş, sütlü tatlıların şerbetli tatlılara göre daha dengeli bir tercih olduğunu söyledi. Ramazan pidesinin ise porsiyon kontrolüyle tüketilmesi gerektiğini kaydetti. Su ve hareket vurgusu İftar ile sahur arasında 2-2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini belirten Aslantaş, çay ve kahvenin suyun yerini tutmadığını söyledi. İftardan 1-1,5 saat sonra yapılacak 20-30 dakikalık hafif tempolu yürüyüşün kan şekerini dengelediğini ve sindirimi rahatlattığını ifade etti. Oruç kimler için riskli? Kontrolsüz diyabet hastaları, sık hipoglisemi yaşayanlar, ileri kalp yetmezliği bulunanlar, kronik böbrek hastaları, aktif kanser tedavisi görenler ve riskli gebelik yaşayan kadınlar için uzun süreli açlığın sakıncalı olabileceğini belirten Aslantaş, "İlaç saatleri kritik olan nörolojik hastalar da mutlaka hekim kontrolünde karar vermelidir. Oruç bir ibadettir; sağlık ise emanettir" dedi. Ramazan’ın bedeni zorlamak için değil disipline etmek için olduğunu vurgulayan Aslantaş, "Gece kaloriyi iki katına çıkarma ayı değildir. Ölçülü, yavaş ve paylaşarak yemek esastır. Dengeyi kurduğumuzda Ramazan yalnızca ruhumuzu değil metabolizmamızı da arındırır" ifadelerini kullandı.
"Gebelikte oruç, bireysel değerlendirilmelidir"
17 Şubat 2026 Salı - 22:11 "Gebelikte oruç, bireysel değerlendirilmelidir" Bebek bekleyen annelerin Ramazan ayında oruç tutmasının bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Begüm Uzsezer Güler, "Her gebelik farklı ilerler. Anne adayının genel sağlık durumu, gebeliğin haftası ve varsa ek hastalıkları göz önünde bulundurulmadan oruç tutup tutmama kararı verilmemelidir" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Begüm Uzsezer Güler, Ramazan ayında anne adaylarının en sık merak ettiği konular hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Gebeliğin özellikle ilk üç ayının daha hassas olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Güler, "Bu dönemde bulantı, kusma ve iştahsızlık sık görülür. Uzun süreli açlık ve sıvı kaybı anne adayının genel durumunu olumsuz etkileyebilir. Ramazan ayında gün boyu susuz kalma bazı anne adaylarında tansiyon düşüklüğüne, halsizliğe ve bayılma hissine neden olabilir. Yeterli sıvı alımı hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşır. Anne, tek başına oruç tutup tutmama kararı vermemelidir" ifadelerini kullandı. Gebelikte anemi, gebelik şekeri veya tansiyon problemi bulunan anne adaylarının daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Güler, "Bu gruptaki hastalar mutlaka doktor kontrolünde oruç tutup tutmamaya karar vermelidir. Emzirme döneminde sıvı kaybı süt üretimini de etkiler. Anne sütü üretimi için yeterli sıvı ve dengeli beslenme şarttır. Bu süreçte oruç kararı bireysel olarak değerlendirilmelidir. Anne adayları sağlıklarını riske atmadan, bilinçli ve hekim kontrolünde hareket etmelidir. Oruç tutup tutmama her gebelik için ayrı değerlendirilmelidir" dedi.
Uzmanından uyarı: "Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi sahurun ve iftarın yapılması, araya ara öğünün eklenmesi"
17 Şubat 2026 Salı - 16:09 Uzmanından uyarı: "Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi sahurun ve iftarın yapılması, araya ara öğünün eklenmesi" Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel, "İftarı tek bir öğünde tek bir seferde tüketip sonrasında ara öğün yapmak istemeyenler olabiliyor ama Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi sahurun ve iftarın yapılması, araya ara öğünün eklenmesi" dedi. Sabri Ülker Vakfı, Ramazan ayında değişen öğün ve uyku düzeninin metabolizma ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri ile sahur ve iftar alışkanlıklarında doğru beslenme tercihlerine ilişkin merak edilen konularını ele aldı. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel, Ramazan döneminde dengeli ve yeterli beslenmenin önemine dikkat çekti. Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluk, öğün saatlerinin geceye kayması ve öğün sayısının azalmasının metabolizma üzerinde değişikliklere yol açabileceğini belirten Demirel, sahur ve iftar öğünlerinin dengeli planlanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Bağışıklık sisteminin beslenme düzenini doğrudan etkilendiğine dikkat çeken Demirel vitamin, mineral ve protein açısından yeterli ve çeşitli beslenmenin enfeksiyonlara karşı direnci desteklediğini ifade etti. Demirel, sahur öğününün atlanmaması gerektiğini, sahurda tok tutan ve besin değeri yüksek gıdaların tercih edilmesinin gün içindeki enerji düzeyi açısından önemli olduğunu kaydetti. "Ramazan’da beslenme alışkanlıklarımız değişiyor" Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken en önemli şeyin, beslenme alışkanlığına diğer aylar kadar dikkat edilmesi gerektiğini belirten Demirel, "Ramazan’da beslenme alışkanlıklarımız değişiyor, beslenme düzenimiz değişiyor. Uzun süreli bir açlık var. Bu yıl 12 saati aşan bir açlıkla Ramazan’da oruç ibadeti yerine getirilecek. Önceki yıllara göre süre birazcık daha kısaldı ama sonuçta daha sınırlı bir zaman diliminde besleneceğiz. Açlığın ve susuzluğun yanında besin çeşitliliğimiz de azalıyor, yediğimiz besin miktarları azalıyor. Zengin bir mutfak kültürümüz var, ön plana çıkan besinlerde değişiklik olabiliyor. Dolayısıyla bu değişimler bazen eğer sağlıklı tercihlerden yana olmazsak yorgunluk, halsizlik yapabiliyor. Bu durum konsantrasyonumuzu etkileyebiliyor, bağışıklığı düşürebiliyor. Bu nedenle Ramazan ayında sağlıklı beslenmek, en az diğer aylar kadar önemli. Sağlıklı beslenmenin sürdürülmesi hepimiz için kritik öneme sahip. Dikkat etmemiz gereken önceliklerden birisi, Ramazan ayında bir öğün düzeninin oluşturulması" diye konuştu. "Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi, araya ara öğünün eklenmesi" Ramazan’da süt, yumurta, et ve tavuk gibi zengin protein kaynaklarını tüketilmesinin uygun olacağını ifade eden Demirel, "İftarı tek bir öğünde, tek bir seferde tüketip sonrasında ara öğün yapmak istemeyenler olabiliyor ama Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi sahurun ve iftarın yapılması, araya ara öğünün eklenmesi. Bunlar gerçekten önemli. Bu şekilde bir öğün düzeni oluşturulduktan sonra, o öğünlerde neler yediğimiz de önemli. Her birimizin yaşına göre, cinsiyetine göre ihtiyacı olan enerji var, ihtiyaç duyduğumuz besin öğeleri var ve bunları almamız gerek. Her bir besin grubundan ne kadar tüketmemiz gerektiğini zaten biliyoruz. Ramazan’da süre kısalınca, o besinleri tüketmekte zorlandığımız zamanlar olabiliyor. Dolayısıyla vücudumuzun normal çalışması için gerekli olan besinleri, 12 saatten birazcık daha az kalan süre içerisinde almaya çalışmamız oldukça önemli. Sağlıklı beslenmenin temel ilkelerinden birisi süt ve süt ürünleri. Yumurtanın, etin, tavuğun, balığın, kuru baklagillerin olduğu, protein zengini besinler ise diğer bir grubumuzdur" şeklinde konuştu. Sabri Ülker Vakfı’ndan ’sahurda denge, iftarda ölçü’ uyarısı Sabri Ülker Vakfı, toplumun sağlıklı ve dengeli beslemesine Ramazan ayında da dikkat çekiyor. Ramazan ayında sahur ve iftar arasında ortalama 15-17 saat süren açlık dönemi, bireylerin günlük beslenme düzeninde değişikliklere yol açtığını belirten Sabri Ülker Vakfı, bu süreçte yapılan küçük hataların ise kan şekeri dalgalanmalarına, sindirim problemlerine, halsizliğe ve kontrolsüz kilo artışına yol açabileceğini belirtti. Toplumun, sağlıklı beslenme ve gıda hakkında doğru bilgiye ulaşması hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Sabri Ülker Vakfı, ’sahurda ölçü, iftarda denge’ anlayışıyla hareket edilmesinin Ramazan ayının sağlık üzerindeki olumlu etkisini artıracağını bildirdi.
Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan: "Ramazan’da vücudu susuz bırakmayın"
17 Şubat 2026 Salı - 14:30 Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan: "Ramazan’da vücudu susuz bırakmayın" Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, Ramazan ayında vatandaşlara sahur ve iftar yemekleri ile ilgili tavsiyelerde bulunurken, günde 2-3 litre sıvı tüketiminin önemine değindi. Ramazan ayına sayılı günler kala vatandaşlarda iftar ve sahurluk telaşı had safhaya ulaşırken, uzmanlar da sağlıklı bir Ramazan geçirmek için tavsiyelerde bulundu. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, günde en az 2-3 litre su tüketilmesi gerektiğini ifade ederek, "Ramazan ayı uzun süre yaz aylarına denk gelmekteydi. Bu da Ramazan’daki uzun süreli açlıkla beraber hastalarımızda susuzluk ve buna bağlı böbrek ve karaciğer hastalıkları, mide rahatsızlıklarını görmekteydik. Ancak bu sene Ramazan ayının kış ayına gelmesi sebebiyle susuzluk biraz daha az rahatsız edici olacaktır. Ancak biz yine de vatandaşlarımızın günlük 2 ile 3 litre arasında sıvı tüketmesini tavsiye ediyoruz" dedi. "Ağır yemeklerden kaçının" Ramazan ayında iftar ve sahurlarda ağır yemeklerden uzak durulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Kaplan, "Ramazan’da malum 12 saat kadar bir açlık bekleniyor. Özellikle sahur yemeklerinin biraz daha hafif yenilmesini tavsiye ediyoruz. Sahur yemeklerinde mümkünse ağır olabilecek yağlı, kızartmalı, hamur işleri gibi yiyeceklerden uzak durulması, uzun süre tok tutacak yumurta, hurma, peynir, sebze, meyve gibi yiyeceklerin tüketilmesini özellikle tavsiye etmekteyiz. İftar saatlerinde de yine vatandaşlarımızın ağır yemekler tüketmesini istemiyoruz. Çünkü uzun süreli açlıktan sonra mide birden ağır yemeklere maruz kaldığı zaman reflü, hazımsızlık gibi şikayetler olabilmektedir. Bunun için mümkünse yemeklere bir hurma, çorbayla başlanması, ana yemeklerde ağır yemeklerin değil de mümkünse ızgara, tavuk gibi besinlerin tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Tatlı seçiminde de mümkünse sütlü tatlıları kesinlikle tavsiye etmekteyiz" ifadelerini kullandı.
Ramazan’da en sık yapılan 3 beslenme hatası: "Yetersiz su, sahur yapmama ve hızlı iftar"
17 Şubat 2026 Salı - 13:43 Ramazan’da en sık yapılan 3 beslenme hatası: "Yetersiz su, sahur yapmama ve hızlı iftar" Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Diyetisyeni Sinem Şahin Yazıcı, Ramazan öncesi yaptığı açıklamada ’yetersiz su tüketimi, sahurun atlanması ve iftarda aşırı-hızlı yemek’ yenilmesinin en sık yapılan üç hata olduğunu belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Diyetisyen Sinem Şahin Yazıcı, Ramazan ayı öncesinde sağlıklı beslenmeye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ramazan’da yapılan en büyük üç hataya dikkat çeken Şahin, özellikle su tüketimi, sahur öğünü ve iftardaki beslenme düzeni konusunda uyarılarda bulundu. "İftar ile sahur arasında mutlaka yaklaşık 10–12 bardak su tüketilmeli" Ramazan’da yapılan en büyük üç hatadan ilkinin su tüketiminin yetersiz olması olduğunu vurgulayan Yazıcı, "Uzun süreli açlık ve susuzluk nedeniyle vücutta ciddi su ve mineral kayıpları yaşanır. Bu nedenle iftar ile sahur arasında mutlaka yaklaşık 10–12 bardak su tüketilmelidir. Su tüketimine özellikle dikkat edilmelidir. İkinci önemli hata sahur yapmamaktır. Sahur, günü daha sağlıklı ve enerjik geçirmek için büyük önem taşır. Bu öğünde sağlıklı ve dengeli besinler tercih edilmelidir. Sahur yapılmadığında 12–13 saatlik açlık süresi 20 saate kadar uzayabilir. Bu durum kan şekerinin aşırı düşmesine, günün verimsiz geçmesine ve uzun vadede metabolizmanın yavaşlayarak kilo artışına neden olabilir. Üçüncü hata ise iftarda aşırı ve hızlı besin tüketmektir. Uzun süren açlığın ardından çok hızlı yemek yemek ve ihtiyaçtan fazla porsiyon tüketmek sindirim sorunlarına yol açabilir. Ayrıca yağlı, ağır ve şekerli yiyecekleri tercih etmek de kilo artışına ve kan şekeri dengesinin bozulmasına neden olabilir" diye konuştu. "Sahurda yumurta uzun süreli tok tutar" Yazıcı, günün daha kaliteli geçirilmesi için sahurun kahvaltı öğünü gibi düşünülmesi gerektiğini söyledi. Ramazan’da protein tüketiminin kas kayıplarını önlemek ve metabolizmayı hızlandırmak açısından çok önemli olduğuna dikkat çeken Şahin, protein içeriği yüksek beslenilmesi gerektiğini ifade etti. Sahurda uzun süre tok tutacak besinlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, "Yumurtayı mutlaka tüketmeliyiz. Özellikle haşlanmış olarak tercih edilirse pişirme yöntemi açısından daha uygun olacaktır" dedi. Peynir çeşitlerinin iyi bir kalsiyum kaynağı olduğunu belirten Şahin, tuz tüketimini azaltmak için peynirlerin akşamdan suda bekletilebileceğini kaydederek, "1–2 dilim peyniri bu şekilde daha az tuzlu hâle getirebiliriz. Tuz tüketiminin fazla olması gün içinde çok fazla susamamıza neden olabilir" diye konuştu. Sahurda zeytin yerine ceviz tercih edilebileceğini aktaran Şahin, ekmek seçiminde ise beyaz ekmek ya da pide yerine tam tahıl ürünlerinden yapılan ekmeklerin tercih edilmesini önerdi. Bu sayede daha uzun süre tokluk sağlanabileceğini belirten Şahin, Ramazan’da sebze ve meyve tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Mevsimine uygun bol yeşillik tüketilmesi ve bir adet taze meyve tercih edilmesinin doğru olacağını; içecek olarak süt ve ayranın tercih edilebileceğini belirten Şahin, çayın ise çok önerilmediğini vurguladı. Şahin, "Hem besin değerinin azalmaması hem de vücuttan fazla su atımına engel olmak adına çayı çok önermiyoruz. İlla içilecekse sahurdan 15–20 dakika sonra ve açık şekilde tüketilebilir" şeklinde konuştu. "İftarda başlangıç yaptıktan sonra 10–15 dakika ara verilmesi gerekiyor" İftarda geleneksel olarak hurma ile başlanabileceğini ancak miktarın abartılmaması gerektiğini kaydeden Diyetisyen Sinem Şahin Yazıcı, ayrıca şu bilgileri verdi: "Şeker oranı yüksek olduğu için bir tane hurma ve bir bardak suyla iftar açılabilir. Sonrasında çorbayla iyi bir başlangıç yapılabilir ancak çok yağlı, kremalı ve un oranı yüksek çorbalar tercih edilmemelidir. Mercimek, tarhana ve ezogelin gibi geleneksel çorbalar iyi bir başlangıç olacaktır. Başlangıç yaptıktan sonra 10–15 dakika ara verilmesi beynin tokluk sinyali alması için gereklidir. Bu arada ev içinde kısa bir yürüyüş yapılabilir ya da namaz kılınabilir, ardından ana yemeğe geçmek daha uygun olacaktır. Ana yemekte aşırıya kaçılmamalıdır. Haftada 2–3 gün etli ya da kıymalı sebze yemeği olabilir, bir gün bitkisel protein kaynağı olan kuru baklagillere yer verilebilir, diğer günlerde ise tavuk, balık ve kırmızı et tercih edilebilir. Ramazan’da balık genellikle az tercih edilir ancak çok iyi bir omega-3 kaynağı olduğu için tüketimine özen gösterilmelidir. Yemeklerin yanında bol salata olmalıdır. Ramazan pidesinden tamamen vazgeçin demiyoruz ancak tüketim 1–2 dilimle sınırlı kalmalıdır."
Ramazan ayında su tüketimi ve sakin yeme uyarısı
17 Şubat 2026 Salı - 13:20 Ramazan ayında su tüketimi ve sakin yeme uyarısı Ramazan ayının sağlıklı geçirilebilmesi için önemli uyarılarda Pamukkale Sağlıklı Hayat Merkezinde görevli Diyetisyen Emine Ayvaz, sahurda hamur işleri ve yağlı yemeklerden uzak durulması gerektiğini, iftarda sakin ve sindirerek yemek yenilmesini, meyve ve yağlı tohumlar ile bağırsakların hızlandırılmasını ve günde 2-2,5 litre su içilmesinin gerektiğini anlattı. Ramazan ayında beslenme alışkanlıklarının değişmesi nedeniyle uzmanlar sağlıklı beslenmenin yollarını anlattı. Ramazan ayıyla birlikte oruç tutarken öğün sayısının azalsa da yemek çeşitliliğinin hiç olmadığı kadar arttığını söyleyen Diyetisyen Emine Ayvaz; "Yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde 2 ana öğünü tamamlamak gerekir. 1. Ana öğün sahurdur. Sahura kalkılmaması ya da sahurda sadece su içilmesinin zararlı olduğu göz ardı edilmemelidir. Eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahurda hafif bir kahvaltı yahut protein içeriği yüksek bir çorba ve salata kombinasyonu uygun olacaktır" dedi. "İftarda sakin ve sindirerek yemek yenilmeli" Ramazan ayında yapılan en büyük hatalarından birisinin de iftar sofraları için hazırlanan yiyecekler ve bunların tüketim miktarı olduğunu belirten Ayvaz; " İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Tokluk hormonu yemekten 15-20 dk sonra salgılanmaya başlar. Eğer yemeğimizi çok hızlı tüketirsek tokluk hissine ulaşana kadar ihtiyacımızın çok daha fazlası besin tüketmiş oluruz. Ayrıca midede rahatsızlık oluşturmaması adına yemeğe 1 kepçe çorba ile başladıktan 10 dakika sonra az yağlı ızgara, haşlama, fırında ya da buğulama olarak hazırlanmış yemekler ile devam edilmelidir. Tatlı seçiminizi iftardan hemen sonra yapmak yerine, birkaç saat sonra ara öğünde tercih etmeniz önerilir. Ağır, şerbetli tatlılar yerine ekşimsi meyveler ve bol tarçınlı az şekerli sütlü tatlılar daha uygun olur" diye konuştu. "İftardan sonra her yarım saatte bir birer bardak su içmeye özen gösterilmeli" Ramazanda bağırsak hareketlerinin yavaşlaması neticesinde kabızlık görülebileceğini bunun için de iftardan bir saat sonra yarım saatlik yürüyüşler, yemeklerde lif oranı yüksek yiyecekler ve ara öğünlerde taze meyve, ceviz, fındık, badem gibi çiğ kuru yemişler tercih edilmesinin sindirime yardımcı olacağını belirten Diyetisyen Emine Ayvaz, "Günde ortalama en az 2-2,5 litre su içmeye ve susama hissi duymasanız bile iftardan sonra her yarım saatte bir birer bardak su içmeye özen gösteriniz. Suya ek olarak kafein içeren içecekler yerine de ayran, sade soda, rezene ve kekik gibi sindirime yardımcı bitki çayları tercih edebilirsiniz. Yemekle fazla tuz tüketmek susuzluğun daha fazla hissedilmesine neden olur. Bu nedenle özellikle sahurda olmak üzere oruç boyunca tuzlu yiyeceklerden uzak durarak tuz tüketimine dikkat etmenizde fayda vardır. Ek olarak; kronik rahatsızlığı olup düzenli ilaç kullanması gereken hastalar oruç tutmak için mutlaka hekimine danışmalı ve bir diyetisyen takibinde oruç tutmalıdır" şeklinde konuştu.