SAĞLIK
14 Mart 2026 Cumartesi - 19:05 Hastane çalışanları iftar sofrasında buluştu Kahramanmaraş’ta Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanları, iftar programında bir araya geldi. Hastane yönetiminin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda doktorlar, hemşireler, sağlık personeli ve idari çalışanlar aynı sofrada buluşarak oruçlarını birlikte açtı. Programa hastanenin yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler de katıldı. Programda konuşan Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Emir Sular, 15 yılı aşkın süredir sağlık sektöründe hizmet veren bir kurum olarak insan hayatına dokunmanın büyük bir sorumluluk ve onur olduğunu söyledi. Sağlık hizmetlerinin yalnızca bir meslek olmadığını, aynı zamanda özveri, sabır ve gönül isteyen kutsal bir görev olduğunu belirten Sular, "Doktorlarımızdan hemşirelerimize, sağlık personelimizden idari kadrolarımıza kadar herkesin katkısı kurumumuzun bugünlere gelmesinde büyük rol oynamıştır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor olsak da sağlık alanındaki hizmetlerimizin yeri her zaman ayrıdır. Çünkü yaptığımız her işin merkezinde insan vardır. Bu mübarek Ramazan akşamında aynı sofrayı paylaşmak birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendiren çok kıymetli bir vesiledir" dedi. Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sular ise Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu belirterek programa katılan çalışanlara teşekkür etti. Sular, "Depremden bu yana üç yıl geçti. Bu vesileyle deprem şehitlerimize ve hastanemizden depremde hayatını kaybeden 12 çalışma arkadaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Rabbim bu tür afetleri bir daha yaşatmasın. Ayrıca tüm hekimlerimizin ve sağlık camiamızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Yaklaşan bayramın da tüm çalışanlarımız ve aileleri için sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Program, sağlık çalışanlarının sohbet ederek Ramazan ayının birlik ve beraberlik atmosferini paylaşmasıyla sona erdi.
Türkiye’de HIV vakaları artış eğiliminde
27 Aralık 2025 Cumartesi - 11:23 Türkiye’de HIV vakaları artış eğiliminde Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emin Halis Akalın, dünyada HIV vakalarının azalma eğilimine girdiği yerler olsa da Türkiye’deki tablonun farklı olduğunu vurguladı. Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği ‘Nilüfer’de Sağlık’ buluşmalarında HIV ve AIDS masaya yatırıldı. Akademisyenler, dünyada vakalar azalırken, Türkiye’de artış eğilimine dikkat çekerek, erken tanının önemini vurguladılar. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Nilüfer’de Sağlık’ buluşmaları kapsamında "HIV/AIDS Yeterince Farkında Mıyız?" başlığıyla bir seminer gerçekleştirildi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’ndeki programa Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin’in yanı sıra bilgi sahibi olmak isteyen çok sayıda vatandaş katıldı. Programda Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emin Halis Akalın ve akademisyen Doç. Dr. Uğur Önal konuyla ilgili önemli bilgiler paylaştı. Türkiye’de vaka sayısı artış eğiliminde Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emin Halis Akalın, dünyada HIV vakalarının azalma eğilimine girdiği yerler olsa da Türkiye’deki tablonun farklı olduğunu vurguladı. Bu hastalığın 1980’li yıllardan bu yana devam eden çok önemli bir salgın olduğunu hatırlatan Akalın, "Dünyanın önemli bir kısmında yeni enfeksiyon sayıları azalırken, Türkiye’de rakamlar maalesef yukarı doğru bir artış eğrisi gösteriyor. Resmi kayıtlara göre yaklaşık 60 bin kişi tanı almış durumda ancak durumunun farkında olmayanlarla birlikte bu rakamı ikiyle çarpmak gerekiyor. Artık biz bu bireylere ‘HIV pozitif’ yerine ‘HIV ile yaşayan birey’ diyoruz. Çünkü günümüzdeki etkili tedavilerle bu kişilerin yaşam beklentisi, HIV ile yaşamayan bireylerle aynı seviyeye gelmiş durumda" dedi. Böyle önemli bir konuda farkındalık gösteren Nilüfer Belediyesi’ne teşekkür eden Akalın, belediye bünyesindeki Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi’nin anonim test imkanı sunarak, damgalanma ve ayrımcılığın önüne geçilmesi açısından hayati bir rol oynadığını vurguladı. Hastalığın bulaşma yolları ve korunma yöntemleri üzerine bilgiler paylaşan Doç. Dr. Uğur Önal ise toplumdaki yanlış algılara ve tedavinin gücüne değindi. Bulaş yollarıyla ilgili bilgi veren Önal, "En sık bulaş yolu korunmasız cinsel temastır. Ancak HIV; tokalaşmakla, sarılmakla, aynı havayı solumakla veya ortak çatal-bıçak kullanımıyla kesinlikle bulaşmaz. Eğer bir birey ilaçlarını düzenli kullanır ve kanda virüs tespit edelimeyecek düzeye indirilirse, artık bulaştırıcı olarak kabul edilmez. Bu durum hem toplum sağlığını koruyor, hem de bireylerin çocuk sahibi olabilmelerine ve normal hayatlarına devam etmelerine imkan sağlıyor" diye konuştu. Akademisyenler, erken tanının hem bağışıklık sisteminin çökmesini engellemek, hem de toplumdaki yayılımı durdurmak için en güçlü silah olduğunu hatırlattılar. Seminer, akademisyenlerin katılımcılardan gelen soruları yanıtlamasıyla sona erdi.
Batıdan doğuya şifa yolculuğu: Şah damarı tümörü Van’da tedavi edildi
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:43 Batıdan doğuya şifa yolculuğu: Şah damarı tümörü Van’da tedavi edildi Lokman Hekim Van Hastanesi’nde şah damarı (glomus) tümörü nedeniyle ameliyat edilen İzmirli ve Adıyamanlı iki hasta, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel ve ekibinin başarılı müdahalesiyle sağlığına kavuştu. Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, zorlu ve hayati risk taşıyan şah damarı tümörü ameliyatlarında edindiği yüksek tecrübe sayesinde Türkiye’nin farklı illerinden gelen hastaları başarıyla tedavi ediyor. Boyun bölgesinde yer alan ve hayati damar-sinir yapılarına yakınlığı nedeniyle en riskli cerrahi işlemler arasında gösterilen şah damarı tümörü ameliyatları, ileri düzey deneyim gerektirmesi nedeniyle Türkiye’de sınırlı sayıda merkez ve hekim tarafından uygulanabiliyor. Lokman Hekim Van Hastanesi’nde görev yapan Prof. Dr. Halil Başel ise yıllar içinde edindiği tecrübeyle hem bölgeden hem de Türkiye’nin farklı illerinden gelen hastaların tercih ettiği isimlerden biri hâline geldi. Bu kapsamda İzmir’den gelen 2 çocuk annesi Seda Leyla Çağlar (53) ile Adıyaman’dan gelen 5 çocuk annesi Fatma Toprak (63), şah damarı tümörü tanısıyla Lokman Hekim Van Hastanesi’nde ameliyat edildi. Her iki hastanın da operasyonlarının başarıyla tamamlandığı ve kısa sürede taburcu edilmelerinin planlandığı bildirildi. "Saatler süreceği söylenen ameliyatları burada çok daha kısa sürede tamamladık" Konuya ilişkin konuşan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, her iki hastayı da şah damarı tümörü nedeniyle ameliyat ettiklerini belirtti. Prof. Dr. Başel, "Van olunca hastalarımızın ve çevrelerinin bazı tereddütleri olabiliyor. ‘Herkes batıya giderken siz neden Türkiye’nin en doğusuna gidiyorsunuz’ gibi uyarılarla karşılaştıklarını ifade ettiler. En büyük endişeleri ise hastane imkânlarının yeterli olup olmadığı ve bu kadar zor bir ameliyatın burada yapılıp yapılamayacağıydı. Ancak, hastalarımız geldiklerinde gördüler ki her türlü imkân burada mevcut. Kendilerinin konforunu sağladık, ameliyatlarını da başarıyla gerçekleştirdik. Saatler süreceği söylenen ameliyatları burada çok daha kısa sürede tamamladık. Hatta Adıyaman’dan gelen hastamızı geldiği gün ameliyata aldık. İnşallah yarın, 5 gün içinde de taburcu etmeyi planlıyoruz. Zor ve riskli iki ameliyatı başarıyla tamamlayarak hastalarımızı bu sıkıntıdan kurtardık. Allah’a şükür, sonuçlarımızda herhangi bir sorun da gelişmedi" dedi. "Şifayı Van’da bulduk" İzmir’den gelen hasta Seda Leyla Çağlar, boğazında beze şeklinde bir kitle fark etmesiyle sürecin başladığını belirterek, yapılan tetkiklerde bunun şah damarı tümörü olduğunun anlaşıldığını söyledi. Hastalığın nadir görülmesi nedeniyle detaylı bir araştırma yaptıklarını ifade eden Çağlar, "Bu süreçte Prof. Dr. Halil Başel hocamızla tanıştık. Tümörün hızla büyümesi beni çok endişelendirdi. Bu hastalıkta vakit kaybetmeden doğru ellere teslim olmak gerekiyor. Biz o şifayı Van’da, Lokman Hekim Van Hastanesi’nde bulduk. Hocamıza ve tüm hastane personeline teşekkür ediyorum" diye konuştu. Adıyaman’dan gelen hasta Fatma Toprak da ilk olarak tansiyon hastalığı şüphesiyle Kahta’ya gittiklerini belirterek, "Yapılan kontrollerden sonra bunun farklı bir hastalık olduğu söylendi. Hemen araştırma sürecine girdik ve Halil Başel hocamızla tanıştık. Kendisine çok teşekkür ediyoruz. Allah onun gibi hekimleri başımızdan eksik etmesin" şeklinde konuştu.
Dahiliyeye başvurular artıyor: Metabolik ve kronik hastalıklar ön planda
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:40 Dahiliyeye başvurular artıyor: Metabolik ve kronik hastalıklar ön planda Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Kılıç, iç hastalıkları polikliniklerine başvurularda son yıllarda belirgin bir artış yaşandığını belirterek, "Özellikle metabolik ve kronik hastalıkların son yıllarda belirgin şekilde arttığını görüyoruz" dedi. İç hastalıkları polikliniklerine en sık halsizlik, yorgunluk, baş dönmesi, çarpıntı ve nefes darlığı şikâyetleriyle başvurulduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, "Mide-bağırsak şikâyetleri, tansiyon yüksekliği, kan şekeri düzensizlikleri, kilo değişiklikleri, tiroit yakınmaları ve enfeksiyon bulguları da sık gördüğümüz başvuru nedenleri arasında yer alıyor. Son yıllarda obezite, insülin direnci, metabolik sendrom ve karaciğer yağlanmasıyla ilişkili başvurularda da belirgin bir artış var. Kronik hastalığı olan bireyler ise düzenli kontrol ve tedavi planlaması amacıyla sık başvuruyor" dedi. 2025 yılında öne çıkan hastalıklara değinen Kılıç, metabolik ve kronik hastalıkların ön planda olduğunu belirterek, "Diyabet ve prediyabet, hipertansiyon ve kalp-damar risk faktörleri, tiroit hastalıkları, obezite ve buna bağlı komplikasyonlar, karaciğer yağlanması, solunum yolu ve viral enfeksiyonlar ile stres ve kaygı ilişkili bedensel yakınmalar en sık karşılaştığımız başlıklar arasında yer alıyor. Toplumda hareketsizlik ve düzensiz beslenmenin artması bu tabloyu belirgin şekilde etkiliyor" diye konuştu. Başvuruların yaş gruplarına göre dağılımına da değinen Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, toplam başvuru sayısının hâlâ orta yaş ve ileri yaş grubunda daha fazla olduğunu söyledi. Kılıç, "Ancak son yıllarda genç yetişkinlerde de belirgin bir artış görüyoruz. Gençlerde daha çok insülin direnci, obezite, reflü ve mide şikâyetleri, tiroit fonksiyon bozuklukları, stres ve uyku düzensizliği öne çıkıyor. İleri yaş grubunda ise diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve çoklu kronik hastalıkların takibi ön planda" şeklinde konuştu. Dahiliyeye başvuruların artış nedenlerine de değinen Kılıç, bu durumun birçok faktöre bağlı olduğunu belirterek, "Yaşam süresinin uzaması, kronik hastalıkların artması, hareketsiz yaşam ve beslenme bozuklukları, obezite ve metabolik sendromdaki yükseliş, pandemi sonrası sağlık farkındalığının artması, rutin kontrollerin yaygınlaşması ile yoğun stres ve uyku düzensizliği başvuruların artmasında etkili oluyor" ifadelerini kullandı. "Masa başı yaşam, kronik stres, uyku bozukluğu" Beslenme alışkanlıkları, stres ve yaşam tarzının hastalıkların görülme sıklığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, "Hazır ve yüksek kalorili gıda tüketimi, düşük fiziksel aktivite, masa başı yaşam, kronik stres, uyku bozukluğu ile sigara ve alkol kullanımı; diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, karaciğer yağlanması ve kalp-damar hastalıklarının artmasına neden oluyor. Bu da dahiliye başvurularını yükseltiyor" açıklamasında bulundu. Topluma mesaj da veren Kılıç, şunları söyledi: "Düzenli egzersiz, dengeli beslenme, stres yönetimi ve rutin sağlık kontrolleri; bugün sık gördüğümüz metabolik ve kronik hastalıkların önemli bir kısmını önleyebilir. Sağlık başvurularının artması, toplumun kendi sağlığını daha çok sahiplenmeye başladığının da bir göstergesidir."
Bakan Memişoğlu: "Türkiye Yüzyılı’nda sağlık sistemimizi güçlendirmeye devam edeceğiz"
26 Aralık 2025 Cuma - 21:02 Bakan Memişoğlu: "Türkiye Yüzyılı’nda sağlık sistemimizi güçlendirmeye devam edeceğiz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nda bu güveni daha da büyütmeye, sağlık sistemimizi güçlendirmeye ve insanımızın sağlığını her şeyin önünde tutmaya devam edeceğiz" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İstanbul’da Medistate Çekmeköy Hastanesi Açılış Töreni’ne katıldı. Bakan Memişoğlu, törende yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirilen sağlıkta dönüşüm süreciyle İstanbul’un her ilçesinde güçlü ve erişilebilir bir sağlık altyapısı oluşturduklarını ifade ederek, son 10 yıl içinde İstanbul’da 26 yeni hastane ile 5 yeni Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi inşa ettiklerini belirtti. Türkiye genelinde 334 Sağlıklı Hayat Merkezi ile vatandaşlara sunulan hizmetler hakkında bilgi paylaşan Bakan Memişoğlu, "Bu merkezler aracılığıyla vatandaşlarımızı erken tanı ve tarama programlarına yönlendiriyor, hastalıklar ortaya çıkmadan önce önlem almayı hedefliyoruz. Aile hekimlerimizin sahadaki etkin çalışmalarıyla yalnızca son bir yıl içinde 35 milyon kronik hastalık taraması gerçekleştirdik" dedi. Bakan Memişoğlu, sağlık sistemini daha etkin ve erişilebilir kılmak amacıyla son bir yıl içinde 91 mevzuat düzenlemesini hayata geçirdiklerini vurguladı. Memişoğlu, "Hayata geçirdiğimiz Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği ile özel sağlık yatırımlarının sahadan elde edilen bilimsel veriler ışığında Anadolu başta olmak üzere bölgesel ihtiyaçlara göre planlanmasını sağlıyor, sunulan sağlık standartlarını daha da yukarı taşıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde özel sektör, kamu hastaneleri ve üniversite hastanelerinin aynı kalite anlayışıyla vatandaşlarımıza en iyi sağlık hizmetini sunabilmesi için bütüncül bir çerçeve oluşturuyoruz" şeklinde konuştu. Sağlık Bakanı Memişoğlu; ilaçtan aşıya, tıbbi cihazdan biyoteknolojiye kadar her alanda Türkiye’nin yerli üretim kapasitesini artırarak sağlıkta tam bağımsız bir Türkiye hedefine kararlılıkla ilerlediklerinin altını çizerek, "Sağlık sistemimizin erişilebilirliği, kapsayıcılığı ve dirençliliği uluslararası alanda takdir edilmekte, hatta diğer ülkelere model olarak önerilmektedir. Bu başarının arkasında fedakârca görev yapan sağlık çalışanlarımızın alın teri ve milletimizin sağlık sistemimize duyduğu güven vardır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nda bu güveni daha da büyütmeye, sağlık sistemimizi güçlendirmeye ve insanımızın sağlığını her şeyin önünde tutmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Yaşlılara kış uyarısı: Gizli susuzluğa ve enfeksiyonlara dikkat
26 Aralık 2025 Cuma - 15:00 Yaşlılara kış uyarısı: Gizli susuzluğa ve enfeksiyonlara dikkat Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimi Uzmanı ve Sağlıklı Yaş Alma Merkezi (YAŞAM) Birimi Sorumlusu Doç. Dr. Nil Tekin, kış aylarında yaşlı bireylerin karşılaştığı sağlık risklerine karşı uyarılarda bulundu. İleri yaşla birlikte organ rezervlerinin azalmasının kış mevsimini daha kritik hale getirdiğini belirten Tekin, beslenmeden ev ortamına kadar alınması gereken önlemleri anlattı. Kış mevsiminin yaşlı bireyler için yalnızca soğuk hava anlamına gelmediğini ifade eden Doç. Dr. Nil Tekin, bu dönemin aynı zamanda fizyolojik ve ruhsal değişimlerin de yaşandığı bir süreç olduğunu söyledi. Organların rezerv kapasitesinin yaşla birlikte azaldığını ancak fizyolojik sınırlar içinde çalışmaya devam ettiğini belirten Tekin, bu doğal değişimlerin hastalıklarla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarının arttığına dikkat çeken Tekin, özellikle huzurevi gibi toplu alanlarda yaşayan yaşlıların daha yüksek risk altında olduğunu dile getirdi. Kışın gizli tehlikesi: Dehidrasyon Kış aylarında susama hissinin azalmasına bağlı olarak "gizli susuzluk" olarak tanımlanan dehidrasyon riskine dikkat çeken Doç. Dr. Tekin, yaşlı bireylerin susamayı beklemeden günde 8-10 bardak sıvı tüketmesi gerektiğini söyledi. Ağız kuruluğu, dilde kuruma ve çatlaklar, kafa karışıklığı, baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve idrar miktarında azalma gibi belirtilerin dehidrasyonun önemli işaretleri olduğunu belirten Tekin, suya alternatif olarak ıhlamur, ayran ve sebze ağırlıklı ev yapımı çorbaların tercih edilebileceğini ifade etti. Bakım verenlerin idrar rengi ve sıklığını takip etmesinin ve su içmenin saatli bir alışkanlık haline getirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Bağışıklık için protein ve vitamin desteği Bağışıklık sisteminin korunmasında dengeli beslenmenin önemine değinen Doç. Dr. Nil Tekin, kas kayıplarının önlenmesi için günlük protein alımının kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Kırmızı et yerine tavuk ve hindi eti ile haftada en az 2-3 kez balık tüketilmesini öneren Tekin, turşu ve yoğurt gibi fermente gıdaların da bağışıklık sistemini desteklediğini belirtti. Kış aylarında güneş ışığından yeterince yararlanılamaması nedeniyle D vitamini eksikliğinin artabileceğine dikkat çeken Tekin, takviyelerin mutlaka doktor kontrolünde ve önerilen dozlarda kullanılması gerektiğini ifade etti. Mevsimsel duygusal bozukluğa karşı önlem Kış aylarında azalan fiziksel aktivite ve güneş ışığı eksikliğinin mevsimsel duygusal bozukluğa yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Tekin, güneş alan pencerelerin yanında vakit geçirilmesini, uygun giysilerle kısa açık hava yürüyüşleri yapılmasını ve ev içinde aktif kalınmasını önerdi. Yaşlı bireyler için oda ısısının ılık tutulması, yatağın sıcak ve konforlu olması gerektiğini ifade eden Tekin, oda havasının kurumasını önlemek için nemlendirici ya da su ile buharlı ortam oluşturulabileceğini söyledi. YAŞAM merkezi kışın güven sağlıyor Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Yaş Alma Merkezi’nin (YAŞAM), özellikle 80 yaş ve üzeri bireyler için kış şartlarında önemli bir güven merkezi görevi üstlendiğini belirten Tekin, merkezde hekim, gerontolog, hemşire ve fizyoterapistten oluşan bir ekiple bütüncül bir takip yapıldığını söyledi. Durumu ağırlaşan veya fonksiyonel kaybı artan bireylerin hızla Evde Sağlık Hizmetleri’ne yönlendirildiğini ve bakımın kesintisiz sürdürüldüğünü ifade etti. 3 altın kural Doç. Dr. Nil Tekin, kış aylarında yaşlı bireyler için üç altın kuralı ise şöyle sıraladı: "Her mevsim aktif kalınmalı, fiziksel ve sosyal etkileşim sürdürülmeli. Doktor önerisiyle grip ve pnömokok aşıları ihmal edilmemeli. Sağlığın korunması için YAŞAM ve Evde Sağlık birimlerinin sunduğu profesyonel desteklerden faydalanılmalı." Yaşlılığın bir hastalık değil, yaşamın doğal bir dönemi olduğunu vurgulayan Tekin, gerekli önlemler alındığında kış aylarının sağlıklı ve mutlu geçirilebileceğini sözlerine ekledi.
Dezavantajlı gruplara yönelik sağlık eğitimleri sürüyor
26 Aralık 2025 Cuma - 14:53 Dezavantajlı gruplara yönelik sağlık eğitimleri sürüyor Yakın Doğu Üniversitesi’nin mülteci ve göçmenlere yönelik yürüttüğü sağlık eğitimleri kapsamında, Lefkoşa Türk Belediyesi Dayanışma ve Eğitim Merkezi’nde cinsel sağlık ve beslenme başlıklarında bilgilendirme programı düzenlendi. Yakın Doğu Üniversitesi, dezavantajlı gruplara yönelik toplumsal katkı çalışmalarını sürdürüyor. Sağlık Bilimleri Fakültesi, Öğrenci Dekanlığı ve Cinsel Sağlık Hizmet Birimi iş birliğiyle düzenlenen eğitim programında, mülteci ve göçmenlere cinsel hastalıklardan korunma, aile planlaması ve dengeli beslenme konularında uzman akademisyenler tarafından bilgi verildi. Etkinlikte, Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı ve aynı zamanda Cinsel Sağlık Hizmet Birimi Başkanı olan Doç. Dr. Dilek Sarpkaya Güder, "Aile Planlaması ve Cinsel Sağlık" Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Mustafa Hoca ise "Göç ve Beslenme" başlıklı sunumu ile katılımcılara sağlıklı yaşamın temel unsurlarına ilişkin bilgiler aktardı. Sağlıklı yaşamın temelinde bilgi ve farkındalık yatıyor Eğitimde Doç. Dr. Dilek Sarpkaya Güder, üreme sağlığının korunmasının yalnızca bireysel değil, toplumsal sağlık açısından da büyük önem taşıdığını söyledi. Doç. Dr. Güder, bilinçli aile planlamasının anne ve çocuk sağlığını doğrudan etkilediğini belirterek, doğru ve güvenilir sağlık bilgisine erişimin hayati olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Güder, ülkede ücretsiz ve ücretli erişilebilir üreme sağlığı hizmetlerine nasıl ulaşılacağı konusunda yönlendirme yaparak bu konudaki bireysel sorumlulukların önemini vurguladı. Doç. Dr. Mustafa Hoca ise göç sürecinin bireylerin beslenme alışkanlıkları üzerinde önemli değişimlere neden olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Hoca, göçle değişen yaşam şartları, ekonomik zorluklar ve kültürel farklılıkların beslenme düzenini olumsuz etkileyebildiğini ifade ederek, bu durumun özellikle çocuklar, kadınlar ve kırılgan gruplar açısından sağlık riskleri oluşturduğunu belirtti.
Kızılay’a 3 milyonuncu kan bağışı Gaziantep’ten
26 Aralık 2025 Cuma - 14:32 Kızılay’a 3 milyonuncu kan bağışı Gaziantep’ten Türk Kızılay, 2025 yılı için belirlediği 3 milyon ünite kan bağışı hedefine ulaşarak tarihi bir başarıya imza attı. Rekorun simge bağışı, Gaziantep’in İslahiye ilçesinde görev yapan zabıt katibi Büşra Tokgöz’den geldi. 3 milyonuncu kan bağışını yapan zabıt katibine, Bakan Tunç’tan tebrik ve teşekkür telefonu geldi. Türk Kızılay, 2025 yılı içerisinde ulaştığı 3 milyon ünite kan bağışı ile hayat kurtaran önemli bir rekora imza attı. Türkiye genelinde yürütülen kan bağışı çalışmaları kapsamında 3 milyonuncu kan bağışı, Gaziantep’in İslahiye ilçesinde gerçekleştirildi. İslahiye Adliyesi’nde görev yapan zabıt katibi Büşra Tokgöz, bu anlamlı bağışın simge ismi oldu. Ülke genelinde 18 Bölge Kan Merkezi, 68 Kan Bağış Merkezi ile 350 mobil ve sabit ekip aracılığıyla çalışmalarını sürdüren Türk Kızılay, yıl boyunca yürüttüğü yoğun kampanyalar ve gönüllü bağışçıların desteğiyle hedefine ulaşmayı başardı. Geçtiğimiz yıl 2,7 milyon ünite kan bağışı toplayan Kızılay, bu yıl bağış miktarını yaklaşık yüzde 10 artırarak önemli bir yükseliş kaydetti. Kan bağışında ilk beş sırada yer alan İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Gaziantep, toplam bağışların yüzde 41’ini oluşturdu. Bakan Yılmaz Tunç ve Kızılay Genel Başkanı’ndan tebrik-teşekkür telefonu Üç milyonuncu kan bağışını ise Gaziantep’in İslahiye ilçesinde görev yapan zabıt katibi Büşra Tokgöz yaptı. 3 milyonuncu bağışın ardından Büşra Tokgöz, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz tarafından telefonla aranarak tebrik edildi. Tokgöz’ün bağışı, hem Gaziantep hem de İslahiye adına gurur kaynağı oldu. "Kan vermek hem ekonomik hem basit, hem de çok etkili bir yardımlaşma örneği" Kan vermenin ekonomik, basit ve çok etkili bir yardımlaşma örneği olduğunu belirten Büşra Tokgöz, çok mutlu ve gururlu olduğunu belirterek, "Öncelikle çok şaşırdım, dün arkadaşlar söylediğinde. Yani gurur da yaşıyorum, mutluyum bu durumda. Bu 11. kan bağışımdı, elimden geldiğince düzenli kan bağışçısı olmaya çalışıyorum. Dün adliyemizde gerçekleştirilen bir organizasyon vardı, Başsavcılığımız ve Gaziantep Kızılay Şubesi tarafından. Onu duydum ve gidip kan vermeye karar verdim, saat 11’e geliyordu. Gidip kan verirken, yani tam bitmişti, o zaman gelip söyledi arkadaşlar, 3 milyoncu bağışçı olduğumu söylediler. Ben de çok mutlu oldum, çok şaşırdım. Yani böyle bir şey de beklemiyordum. Daha sonra buraya davet edildim, buraya geldim. Çok mutluyum. Böyle bir şey için ödül alıyor olmak da güzel bir şey ayrıca. Heyecanlıyım. Zaten kan vermek bence hem ekonomik hem basit, hem de çok etkili bir yardımlaşma örneği. Bu yüzden de tabii ki de tavsiye ediyorum. Zor hiçbir tarafı yok. İnsanlara kolay bir şekilde yardım ediyoruz. Herkesi de kan bağışçısı olmaya davet ediyorum" dedi. "3 milyonuncu kan bağışına ulaşmamızın gururunu yaşıyoruz" 3 milyonuncu kan bağışına ulaşmanın gururunu yaşadıklarını söyleyen Gaziantep Kızılay Kan Merkezi Müdürü Mehmet Akıncı, "Türk Kızılay olarak 2025 yılında hedefimizi gerçekleştirmenin ve 3 milyonuncu kan bağışına ulaşmamızın gururunu yaşıyoruz. Bu sadece bir rakam değil, milyonların umudu demek. Bir annenin evladına kavuşması, ameliyat masasındaki bir hastanın yeniden nefes alması demek. Bu başarı tabii ki sadece Kızılaycıların başarısı değil. 15 dakikasını iyiliğe ayıran, ben de varım diyen, iyiliği hayatının bir parçası haline getiren kan bağışçılarımızın başarısıdır. Bu yıl yapılan bağışların neredeyse yarısı düzenli kan bağışçılarımıza aittir. Bu tablo, toplumumuzda kan bağışının artık bir alışkanlık, bir sorumluluk bilincine dönüştüğünün en güçlü göstergesidir. 3 milyoncu bağışı gerçekleştiren bağışçımız bugün aramızda ve bize şunu bir kez daha hatırlatıyor. Bir kişinin kararlılığı, milyonların umudu demektir. Gaziantep İslahiye Adliyesi’nde görev yapan zabıt katibi Büşra Tokgöz, yalnız bu anlamlı bağışın değil, aynı zamanda düzenli bağışçı olmanın, sürekliliğin ve sorumluluk bilincinin de güçlü bir temsilcisi. 11 kez kan bağışında bulunan Büşra hanım aynı zamanda kök hücre bağışçımız. Düzenli bağış yapan, hayat kurtarmayı bir alışkanlık haline getiren, tüm gönüllü kan bağışçılarımıza yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, iyi ki bu iyilik zincirinin bir halkasısınız. Burada herkese çağrımız şudur. 3 milyoncu kan bağışı, daha fazla hayat kurtarmak için daha güçlü bir başlangıçtır. Eğer kan verebiliyorsanız, lütfen ertelemeyin" diye konuştu.
Denizli’de sağlıklı hayat merkezlerine MHRS ile kolay erişim
26 Aralık 2025 Cuma - 14:28 Denizli’de sağlıklı hayat merkezlerine MHRS ile kolay erişim Sağlık Bakanlığı’nın "Hastalığa Değil, Sağlığa Yatırım Yapmak" vizyonu doğrultusunda ülke genelinde yaygınlaştırılan Sağlıklı Hayat Merkezleri, Denizli’de Merkezefendi, Pamukkale ve Acıpayam ilçelerinde kapsamlı koruyucu sağlık hizmetleri sunmaya devam ediyor. Denizli’de vatandaşlar, bu Merkezlerde sunulan ücretsiz koruyucu sağlık hizmetlerine artık Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alabiliyor. Denizli’de Sağlıklı Hayat Merkezlerinde 2025 yılı 11 aylık dönemde 65 bin 565 danışmanlık ve 325 bin 885 kişiye eğitim hizmeti verildiğini belirten Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Sağlıklı Hayat Merkezlerinin koruyucu sağlık hizmetlerindeki stratejik rolüne dikkat çekerek şunları söyledi: "Sağlıklı Hayat Merkezleri; bireyleri ve toplumu sağlık risklerinden korumayı, sağlıklı hayat tarzını teşvik etmeyi, birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmeyi ve bu hizmetlere ulaşımı kolaylaştırmayı amaçlayan çok yönlü yapılardır. İlimizde Pamukkale 1 Nolu ve Merkezefendi 1 Nolu SHM’lerimiz 2018 yılında, Acıpayam SHM’miz ise 2022 yılında hizmete açılmıştır. Yapımı devam eden Tavas İlçe Sağlık Müdürlüğü, Sağlıklı Hayat Merkezi ve Aile Sağlığı Merkezinden oluşan binamızın tamamlanmasıyla birlikte ilimizdeki SHM sayısını dörde çıkaracağız. Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, sosyal hizmet uzmanı ve çocuk gelişimciler başta olmak üzere hekimlerimiz ve diğer sağlık personelimiz öncelikli olarak kronik hastalıkların önlenmesi boyutunda bir ekip ruhu ile çalışmalarını sürdürmektedirler. Bu Merkezlerimizde; risk faktörleriyle mücadele, beslenme danışmanlığı, psikososyal danışmanlık, ağız ve diş sağlığı, enjeksiyon hizmetleri, kadın ve üreme sağlığı, okul sağlığı, kanser erken teşhis tarama ve eğitim, tütün ve madde bağımlılığı danışmanlığı, enfeksiyon hastalıklarının kontrolü, bulaşıcı olmayan hastalıkların yönetimi ve gereksinimlere göre Bakanlığımız tarafından belirlenecek diğer hizmetler bütüncül bir anlayışla, ilgili mevzuat doğrultusunda sunulmaktadır. 2025 yılında bugüne kadar Merkezlerimizde yaklaşık 400 bine yakın danışmanlık ve eğitim hizmeti verilerek, toplum sağlığının korunmasına önemli katkılar sağlandı" dedi. MHRS ile SHM Hizmetlerine Kolay Erişim Sağlıklı Hayat Merkezlerinden hizmet almanın tamamen ücretsiz olduğunu hatırlatan İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, vatandaşların artık Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden SHM’lerden randevu alabildiğini vurguladı. Öztürk, MHRS mobil uygulaması, www.mhrs.gov.tr adresi veya Alo 182 hattı aracılığıyla; beslenme danışmanlığı, ruh sağlığı danışmanlığı, çocuk gelişimi, fizyoterapi ve egzersiz, sigara bırakma ve sosyal destek birimlerinden vatandaşların kolaylıkla randevu oluşturup bu hizmetlerden yararlanabildiğini söyledi. Aile Hekimleri ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimlerin de uygun gördükleri hastaları MHRS sistemi üzerinden SHM’lere yönlendirebildiğini ifade eden Öztürk, MHRS üzerinden randevu uygulamasıyla birlikte SHM hizmetlerinin daha planlı, etkin ve sistemli bir yapıya kavuştuğunu ve Denizli’de koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlenerek yaygınlaşmaya devam edeceğini dile getirdi. Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) ile Sağlık Okuryazarlığı Artıyor İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Koruyan Sağlık’ modeli kapsamında 2025 yılında başlatılan eğitim programı Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) kapsamında tüm ilçelerde yıl boyu devam eden eğitimlerde; 8 bin 161 vatandaşa SAHA eğitimi verildiğini söyledi. Öztürk: "Sağlıklı Hayat İçin SAHA’dayız sloganıyla başlatılan bu programla vatandaşlarımızın sağlık okuryazarlığının artırılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması hedeflenmektedir. SAHA eğitimlerine ek olarak ‘SAHA Sağlık Elçileri Akademi Eğitimleri’ sloganı ile öğretmen, polis, jandarma, muhtar, kamu görevlileri, din adamları ve esnaflar gibi gün içinde birçok kişiyle temas eden meslek gruplarına yönelik olarak yerel kurumlar ve meslek odaları ile iş birliği içinde Mayıs 2025’ten bu yana 3 bin 267 kişiye SAHA elçileri eğitimi verildi" diye konuştu.