Son Dakika
|
İsrail ordusu: "Son 24 saatte İran’daki 200’ü aşkın hedef vuruldu"
Son sözü Arda Güler söyledi, Real Madrid farklı kazandı
Trump: "Öyle ya da böyle, Hürmüz Boğazı’nı yakında yeniden açacağız"
Fatih'te 3 katlı binada yangın çıktı: 1 ölü 5 yaralı
Erdoğan: ''Ülkemizi savaşın içerisine çekmeye çalışanlara karşı dikkatliyiz''
Prof. Dr. İlber Ortaylı hayatını kaybetti
İETT otobüsü çarptı, hayatını kaybetti
Tahran'da Kudüs Günü yürüyüşü sırasında saldırı meydana geldi
MSB: İran'dan ateşlenen balistik mühimmat etkisiz hale getirildi
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "ABD yönetimi, AB’yi bölmek istiyor"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İsrail ordusu: "Son 24 saatte İran’daki 200’ü aşkın hedef vuruldu"
Bursa’da çiftlikte yangın: 580 kanatlı hayvan telef oldu
Sergen Yalçın rahatsızlanınca basın toplantısına katılamadı
Netanyahu, öldüğüne dair çıkan iddialara videolu yanıt verdi
Kuveyt’te İtalyan askerlerinin bulunduğu üsse dron saldırısı
Bakan Bak: "Arda Güler’in golü Türk futbolu adına gurur verici"
Hakkâri-Çukurca kara yoluna çığ düştü: Sürücüler yolda kaldı
SAĞLIK
Trafik kazasında hayatını kaybeden vatandaşın organları umut oldu
16 Mart 2026 Pazartesi - 09:04:54
Kastamonu’da trafik kazası sonucu ağır yaralanarak tedavi altına alınan ve beyin ölümü gerçekleşen bir vatandaşın organları, ailesinin aldığı bağış kararıyla nakil bekleyen hastalara nakledildi. Edinilen bilgiye göre, Kastamonu’da trafik kazası sonucu ağır yaralanan R.K., Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Hastanın yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen 14 Mart tarihinde beyin ölümü gerçekleşti. Hastanın yakınlarının organ bağışına onay vermesiyle organ nakli süreci başlatıldı. Ankara Bölge Koordinasyon Merkezi ile Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü koordinesinde, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden gelen uzman ekip tarafından organ alım operasyonu gerçekleştirildi. Yapılan operasyonun ardından alınan kalp, uygun alıcıya nakledilmek üzere uçak ambulansla gönderilirken, karaciğer ve böbrek ise kara ambulansı ile ilgili nakil merkezlerine sevk edildi. Yetkililer, organ bağışının bir bağışçı sayesinde birden fazla hastaya yaşam umudu olabildiğine dikkat çekerek, bu anlamlı süreçte emeği geçen sağlık çalışanlarına ve koordinasyon ekiplerine teşekkür etti. Ayrıca zor bir zamanda organ bağışı kararı alan merhumun ailesine duyarlılıkları nedeniyle şükran sunulurken, hayatını kaybeden vatandaşa Allah’tan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı dilendi.
15 Mart 2026 Pazar - 17:49
ADÜ Hastanesi’nde hastalara böbrek sağlığı anlatıldı
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nde Dünya Böbrek Günü kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi bünyesinde kurulan bilgilendirme standında, böbrek sağlığının korunması ve kronik böbrek hastalıklarının erken teşhisine yönelik vatandaşlara bilgi verildi. Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yavuz Yeniçerioğlu ve diyaliz hemşirelerinin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, kurulan stantta hastalar ve hasta yakınlarıyla bir araya gelen sağlık çalışanları böbrek hastalıklarının erken tanısının önemine dikkat çekerek sağlıklı yaşam alışkanlıkları hakkında bilgilendirme yaptı. Vatandaşlara böbrek sağlığını korumaya yönelik öneriler aktarılırken düzenli sağlık kontrollerinin önemine de vurgu yapıldı. Dünya Böbrek Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, kronik böbrek hastalıklarının erken teşhis edilmesinin tedavi sürecinde büyük önem taşıdığı belirtilirken, toplumda böbrek sağlığı konusunda bilinç oluşturulmasının hedeflendiği ifade edildi.
15 Mart 2026 Pazar - 14:08
Sakarya’da glütensiz ürünler tek noktada toplandı
Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından Demokrasi Meydanı’nda hayata geçirilen Çölyak Ürün Satış Noktası, çölyak hastaları ve glüten hassasiyeti bulunan vatandaşlara hizmet vermeye başladı. Açılan merkezde, glütensiz ürünlere ulaşmakta zorlanan vatandaşlar için 120 farklı ürün çeşidi bir arada sunuluyor. Adapazarı ilçesinde bulunan Demokrasi Meydanı’nın bulvar tarafında kurulan satış noktasında, tamamı glütensiz ve katkısız ürünler raflardaki yerini aldı. Temel gıda ihtiyaçlarına yönelik un çeşitleri, makarna ve ekmek gibi ürünlerin yanı sıra; kek, kurabiye, hurma özü, keçiboynuzu özü ve Hindistan cevizi özü gibi yan ürünler de satışa sunuluyor. Özellikle mutfaklarda sıkça ihtiyaç duyulan un çeşitlerinde geniş bir alternatif sağlanan merkezde; mısır, pirinç ve nohut ununun yanı sıra kinoa, fındık ve badem unu gibi ürünler de bulunuyor. Piyasa şartlarına göre daha uygun fiyatlarla satışa sunulan ürünler, glüten hassasiyeti olan bireylerin ihtiyaçlarını tek noktadan karşılamasına imkan tanıyor. Erişim kolaylığı ve ürün çeşitliliği sebebiyle kısa sürede ilgi gören satış noktası, sadece temel gıdalarla sınırlı kalmayıp özel diyet ihtiyaçlarına hitap eden içerikleriyle de hizmet veriyor.
15 Mart 2026 Pazar - 12:17
Uzmanından sınav kaygısıyla ilgili önemli uyarılar
Uzman Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav kaygısının belirli bir düzeyde normal olduğunu ancak yoğunlaştığında öğrencilerin başarısını olumsuz etkileyebileceğini belirterek, doğru destek ve yöntemlerle bu kaygının yönetilebileceğini söyledi. Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav öncesi belirli düzeyde kaygının performansı artırabileceğini ancak yoğun ve kontrol edilemeyen kaygının öğrencilerin hem akademik başarısını hem de psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Kaygının insan yaşamının doğal bir parçası olduğunu ancak özellikle sınav dönemlerinde yoğunlaşan kaygının kontrol edilememesi durumunda bir kaygı bozukluğuna dönüşebileceğini belirten Arı, "Sınav öncesi hissedilen belirli düzeyde kaygı performansı artırabilir. Ancak bu duygu yoğun, sürekli ve kontrol edilemez hale gelirse hem akademik başarıyı hem de psikolojik sağlığı olumsuz etkiler" dedi. Sınav kaygısı nedir? Öğrencinin performansını gerçek potansiyelinin altında göstermesine neden olan yoğun endişe hali olduğunu belirten Arı, özellikle ergenlik dönemindeki öğrencilerde bu durumun daha sık görüldüğünü ifade etti. Psikolog Arı, "Sürekli, ’Ya başaramazsam’, ’Ya rezil olursam’ gibi düşünceler öğrencinin zihnini meşgul eder. Bu durum dikkat ve konsantrasyonu düşürür, bilgiyi hatırlamayı zorlaştırır" diye konuştu. Ne zaman sorun haline gelir? Sınav kaygısının bazı durumlarda profesyonel destek gerektirebileceğini söyleyen Arı, şu belirtilere dikkat çekti: "Günler hatta haftalar önce başlayan yoğun endişe, uykusuzluk, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler, ders çalışmayı sürekli erteleme ya da tamamen kaçınma, sınav anında zihnin boşalması. Sınav kaygısı kısa süreli ve durumsal olabilir ancak bu kaygı hayatın diğer alanlarına da yayılıyorsa ve kişi sürekli bir başarısızlık beklentisi içindeyse, burada kaygı bozukluğundan söz edebiliriz." Ailelere önemli uyarı Klinik uygulamalarda en sık karşılaşılan kaygı sorunlarının yaygın kaygı bozukluğu, panik atak, sosyal kaygı ve obsesif kompulsif belirtiler olduğunu belirten Uzm. Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav dönemlerinin bu rahatsızlıkları tetikleyebildiğini ifade etti. Aile tutumlarının sınav kaygısı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çeken Arı, "Sürekli başarı odaklı ve kıyaslayıcı bir yaklaşım çocuğun kaygısını artırır. Destekleyici, anlayışlı ve süreç odaklı bir yaklaşım ise kaygıyı azaltır" ifadelerini kullanarak kaygı bozukluklarının tedavi edilebilir olduğunu vurguladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mart 2026 Cumartesi- 13:54
Maçta kaleciyle çarpışan genç futbolcunun böbreği parçalandı, ameliyatla hayatı kurtuldu
2
13 Mart 2026 Cuma- 16:10
Kronik solunum hastalıkları tedavisinde rehabilitasyon programlarıyla nefes kontrolünde olumlu etki
3
15 Mart 2026 Pazar- 10:19
Sağlıklı pişirme yöntemleri besin değerlerini koruyor
4
14 Mart 2026 Cumartesi- 21:32
Samsun’da sağlık çalışanları Tıp Bayramı’nı kutladı ardından iftarda buluştu
5
15 Mart 2026 Pazar- 09:54
Bayramda tatlı tüketimine dikkat
23 Aralık 2025 Salı - 11:03
Hastayken kana ihtiyaç duydu, 3 ayda bir kan vermeye başladı
Diyarbakır’da yaşayan 51 yaşındaki kamu işçisi Mutlu Demirci, geçirdiği bir rahatsızlık nedeni ile kana ihtiyaç duydu. Kan bağışının önemini hastalığı ile anlayan Demirci, 3 ayda bir kan bağışında bulunmaya başladı. Diyarbakırlı Demirci, düzenli olarak kan bağışında bulunuyor. Yıllar önce ilk kanını bağışlayan Demirci, 45’inci kez kan verdi. Demirci, ’’Bundan 13 yıl önce hastalandım. Hastalığımın tedavisi için ameliyat olmam gerekti. Hastane yetkilileri ameliyat tedavisinde kana ihtiyaç olabileceğini bundan dolayı yakınlarımdan kan bağışımda bulunmamı istediler. Ben de yakınlarıma durumu izah ettim, onlarda hastaneye gelerek kan bağışında bulundular. Tedavi aşamamda kanın ne kadar önemli olduğunu anladım. Bende, inşallah iyileşirsem bundan sonra bende kan bağışında bulunacağıma söz verdim. Allah’a çok şükür iyileştim ve o günden sonra her üç ayda bir Kızılay’a kan bağışında bulunmaya başladım. Kan bağışını kendime bir insanlık görevi olarak görmeye başladım. Çünkü kan sürekli olan bir ihtiyaçtır. Hastanelerde tedavi gören, trafik kazalarında yaralanıp kana ihtiyaç duyan yüz binlerce insan var. Bir, iki, üç, beş diye sayarken bugün 44. kan bağışında bulundum. Allah kısmet ederse, ömrüm yettiği kadar, kan bağışında bulunup, sosyal sorumluluğumu yerine getireceğim. Buradan sizler aracılığıyla herkese sesleniyorum, lütfen sizler de kan bağışında bulunun. Her geçen dakika, saat ve gün her an kana ihtiyaç var. Kendiniz için , aileniz için ve tüm sevdikleriniz için kan bağışında bulunun’’ dedi . Kızılay kan bağışçılarını 10. bağışta bronz madalya, 25. kan bağışında gümüş madalya, 35. bağışta altın madalya, 45. bağışta plaketle ödüllendiriyor.
23 Aralık 2025 Salı - 10:33
112 Acil Çağrı Merkezinde yıl sonu değerlendirmesi
Şırnak 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü, vatandaşlara sunulan acil hizmetlerin kalitesini artırmak amacıyla yıl sonu koordinasyon ve değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Müdür Erhan Tatar başkanlığında düzenlenen toplantıya tüm birimler ile vardiya amirleri katıldı. Toplantıda, yıl boyunca yürütülen çalışmalar ele alınırken, acil çağrı süreçlerinde hız, etkinlik ve koordinasyonun artırılmasına yönelik uygulamalar değerlendirildi. Sahadan gelen geri bildirimler doğrultusunda mevcut sistemin güçlü yönleri ve geliştirilmesi gereken alanlar masaya yatırıldı. Müdür Erhan Tatar, 112 Acil Çağrı Merkezinin vatandaşların en kritik anlarında ilk nokta olduğuna dikkat çekerek, çağrılara en kısa sürede yanıt verilmesi ve doğru birimlerin hızlı şekilde yönlendirilmesinin temel hedef olduğunu vurguladı. Toplantıda ayrıca yeni dönem hedefleri belirlendi. Eğitim faaliyetlerinin artırılması, birimler arası iletişimin güçlendirilmesi ve teknolojik altyapının daha etkin kullanılması yönünde atılacak adımlar planlandı. 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü, vatandaşlara daha hızlı, etkin ve güvenilir acil yardım sunmak amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini bildirdi.
23 Aralık 2025 Salı - 10:26
Prof. Dr. Özercan, "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor"
Patolojiye başvuran birçok hastanın ’kanser miyim’ endişesi yaşadığını aktaran Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı, 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen ile bölgeye hizmet veriyor. Yılda yaklaşık 28 bin biyopsi değerlendirildiği patoloji birimi bölgeye umut oluyor. Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, patoloji biriminin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı’nın 1987 yılında kurulduğunu belirten Prof. Dr. Özercan, "Birimin kurulduğu günden bu yana bölgeye hizmet sunuyoruz. Tüm doku, sıvı ve biyopsi örnekleri rutin şekilde inceleniyor ve raporlanıyor. Patoloji, hastalık tanısında kritik öneme sahip. Patolojiye gönderilen doku örnekleri önce kayıt işlemlerinden geçiyor, ardından laboratuvarda uygun şekilde işleniyor. Doku örnekleri önce formalin ile tespit ediliyor, daha sonra çeşitli sıvılardan geçirilerek parafine gömülüyor. Hazırlanan dokulardan 4 mikron kalınlığında kesitler alınarak camlara yerleştiriliyor, boyama işlemlerinin ardından mikroskop altında inceleniyor" dedi. Anabilim dalında yılda 27-28 bin arasında biyopsi değerlendirildiğini aktaran Özercan, "Bu sayı bölgenin sağlık yükünün önemli bir kısmını temsil ediyor. Patolojiye başvuran birçok hasta, ‘kanser miyim’ endişesi yaşıyor. Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir. Laboratuvarda işlenen tüm örneklerin tanısı mikroskop altında netleştirilmektedir. Laboratuvarda kanser tanısı doğruluğunu artıran birçok ileri yöntem kullanıyoruz. İmmünohistokimya, histokimya ve insitu hibridizasyon gibi tekniklerin tanıda önemli katkı sunuyor. Anabilim dalında 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen/sekreter ile hizmet veriyoruz. Ekip tüm süreci titizlikle yürütüyor. Bölgede özellikle gastrointestinal sistem kanserleri, meme kanserleri ve akciğer kanserleri daha sık görülüyor. Erken tanı tedavi başarısını büyük ölçüde artırıyor. Vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya çağırıyorum. Şüpheli bir durumda mutlaka sağlık merkezimize başvurarak biyopsi örneğinin değerlendirilmesini sağlamak büyük önem taşıyor" diye konuştu.
23 Aralık 2025 Salı - 10:23
Prof. Dr. Özercan: "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor"
Patolojiye başvuran birçok hastanın kanser miyim endişesi yaşadığını aktaran Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı, 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen ile bölgeye hizmet veriyor. Yılda yaklaşık 28 bin biyopsi değerlendirildiği patoloji birimi bölgeye umut oluyor. Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, patoloji biriminin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı’nın 1987 yılında kurulduğunu belirten Prof. Dr. Özercan, "Birimin kurulduğu günden bu yana bölgeye hizmet sunuyoruz. Tüm doku, sıvı ve biyopsi örnekleri rutin şekilde inceleniyor ve raporlanıyor. Patoloji, hastalık tanısında kritik öneme sahip. Patolojiye gönderilen doku örnekleri önce kayıt işlemlerinden geçiyor, ardından laboratuvarda uygun şekilde işleniyor. Doku örnekleri önce formalin ile tespit ediliyor, daha sonra çeşitli sıvılardan geçirilerek parafine gömülüyor. Hazırlanan dokulardan 4 mikron kalınlığında kesitler alınarak camlara yerleştiriliyor, boyama işlemlerinin ardından mikroskop altında inceleniyor" dedi. Anabilim dalında yılda 27-28 bin arasında biyopsi değerlendirildiğini aktaran Özercan, "Bu sayı bölgenin sağlık yükünün önemli bir kısmını temsil ediyor. Patolojiye başvuran birçok hasta, ‘kanser miyim’ endişesi yaşıyor. Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir. Laboratuvarda işlenen tüm örneklerin tanısı mikroskop altında netleştirilmektedir. Laboratuvarda kanser tanısı doğruluğunu artıran birçok ileri yöntem kullanıyoruz. İmmünohistokimya, histokimya ve insitu hibridizasyon gibi tekniklerin tanıda önemli katkı sunuyor. Anabilim dalında 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen/sekreter ile hizmet veriyoruz. Ekip tüm süreci titizlikle yürütüyor. Bölgede özellikle gastrointestinal sistem kanserleri, meme kanserleri ve akciğer kanserleri daha sık görülüyor. Erken tanı tedavi başarısını büyük ölçüde artırıyor. Vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya çağırıyorum. Şüpheli bir durumda mutlaka sağlık merkezimize başvurarak biyopsi örneğinin değerlendirilmesini sağlamak büyük önem taşıyor" diye konuştu.
23 Aralık 2025 Salı - 10:21
Genetik testler kalp hastalıklarında erken teşhisin anahtarı
Kalp hastalıkları, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Prof. Dr. İlhan Sezgin, genetik testlerin kalp hastalıklarının erken teşhisi, önlenmesinde giderek daha kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Medicana Bursa Hastanesi Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Sezgin, kalp hastalıklarının yalnızca hayat tarzı ve çevresel faktörlerle değil, aynı zamanda genetik yatkınlıkla da yakından ilişkili olduğunu belirterek şunları söyledi; "Kalp hastalıkları; genetik, çevresel etkenler ve yaşam biçiminin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Ancak bazı bireylerde genetik faktörler, kalp hastalıkları riskini belirgin şekilde artırabilmektedir." Ailevi hiperkolesterolemi, koroner arter hastalığı, kardiyomiyopatiler ve kalp ritim bozukluklarının genetik temelli olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. İlhan Sezgin, genetik testler sayesinde bu hastalıkların erken dönemde tespit edilebildiğini ifade etti. Sezgin, "Özellikle LDLR, APOB, PCSK9, MYH7, MYBPC3 ve SCN5A gibi genlerdeki mutasyonlar, kalp hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynayabiliyor. Bu mutasyonların tespit edilmesi, hastaların erken yaşta önlem almasını ve tedaviye zamanında başlamasını sağlıyor" dedi. Genetik kökenli kardiyomiyopatiler ve aritmilerin, ani kalp durması riskini artırabileceğini belirten Prof. Dr. İlhan Sezgin, özellikle Long QT ve Brugada sendromu gibi kalıtsal ritim bozukluklarında genetik testlerin hayati önem taşıdığını vurguladı. Segin, "Bu testler yalnızca hastayı değil, aile bireylerini de koruyucu sağlık hizmetleri açısından değerlendirme imkânı sunuyor" diye konuştu. Marfan, Noonan, DiGeorge ve Ehlers-Danlos gibi bazı genetik sendromlarda kalp hastalıklarının önemli bir bileşen olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, bu hastalarda multidisipliner yaklaşımın önemini vurguladı. Sezgin, "Her sendromda kalp tutulumunun tipi ve şiddeti farklı olabilir. Bu nedenle genetik danışmanlık ve düzenli takip büyük önem taşır" şeklinde konuştu. Genetik testlerin, kişiye özel tedavi ve izlem planlarının oluşturulmasına imkan sağladığını belirten Prof. Dr. İlhan Sezgin, sözlerini şöyle tamamladı; "Genetik test sonuçları mutlaka klinik keşifler ve aile öyküsü ile birlikte değerlendirilmelidir. Medicana Bursa Hastanesi olarak, kalp hastalıklarına yönelik genetik çalışmaları başarıyla yürütüyor ve hastalarımıza bilimsel temelli, kişiselleştirilmiş sağlık hizmeti sunuyoruz."
23 Aralık 2025 Salı - 10:16
Uzmanından kış hastalıklarına karşı "vücut direncini yüksek tutun" uyarısı
Düzce’de hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrederken aniden düşmesiyle birlikte kış hastalıkları kapıyı çaldı. Mevsim geçişine hazırlıksız yakalanan ve vücut direnci düşen vatandaşlar hastane acil servislerinde yoğunluk oluştururken, uzmanlar hastalıklara davetiye çıkaran "sıcak-soğuk dengesizliğine" karşı uyarılarda bulundu. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Sinan Özdemir, havaların soğumasıyla acil servislerde yoğunluk yaşandığını belirterek, vatandaşları vücut direncini korumaları konusunda uyardı. Özdemir, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının aniden düşmesiyle üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış gözlendiğini söyledi. Okulların açılması ve toplu taşıma kullanımının, virüslerin damlacık yoluyla bulaşmasını kolaylaştırdığına dikkati çeken Özdemir, mevsimsel grip, influenza, sinüzit ve rinit vakalarının hastaneye başvuru sıklığını artırdığını kaydetti. Dr. Özdemir, halk arasında "koronavirüsün tekrar arttığı" yönündeki söylemlere ilişkin, klinik olarak solunum yolu hastalıklarında artış gözlemlediklerini ancak kesin tanının PCR testleriyle konulabileceğini, bu nedenle vakaların kaynağının covid-19, influenza veya diğer virüsler olup olmadığı konusunda genelleme yapmanın doğru olmayacağını ifade etti. "Sıcak-soğuk dengesine dikkat edilmeli" Hastalıklardan korunmak için vücut direncinin yüksek tutulması gerektiğini vurgulayan Özdemir, şunları kaydetti: "Kişilerin direncini yüksek tutması gerekiyor. Hava soğuduysa kalın giyinip, kendimizi koruyacağız. Tabii kişi toplu taşıma kullandığında zaman zaman çok dikkat edemiyor. Vatandaş, sıcak-soğuk dengesini tam yapamadığında direncin kırılmasına sebebiyet veriyor. Sabah çok soğukta çıkıp fark edilmediği zamanlar olabiliyor. Genel vücut direncini korumak için meyve ve lifli gıda tüketmek faydalı olunacaktır." Hafif semptomlarda evde istirahat ve vitamin takviyesi öneren Özdemir, "Burun akıntısı, öksürük ve hapşırma gibi durumlarda vatandaşlarımız evde basit destekleyici tedaviler uygulayabilir. Ancak dirençli ateş ve ciddi solunum güçlüğü varsa vakit kaybetmeden en yakın acil servise başvurulmalı" uyarısında bulundu.
23 Aralık 2025 Salı - 10:07
Aort damarı yırtılan Libyalı hasta, İzmir’de kapalı yöntemle tedavi edildi
Libya’nın Mısrata şehrinde yaşayan, emekli ve 5 çocuk babası Alhussein Ahmed Mohamed Abdulkafi, hayati risk taşıyan aort damarı yırtılması nedeniyle yatırıldığı Acıbadem Kent Hastanesi’nde kapalı yöntemle gerçekleştirilen "stentli yapay damar" uygulamasıyla şifa buldu. Doç. Dr. Cüneyt Narin, hastada hayatı tehdit eden Tip III aort diseksiyonu (yırtılması) olduğunu belirterek, "Yırtığın ilerleyerek beyin damarlarını etkileme riski vardı. Girişimsel yöntemle yırtığı kontrol altına aldık ve hastanın şikâyetlerinde belirgin düzelme sağladık. Sağlıkla ülkesine uğurladık" dedi. Uzun süredir yüksek tansiyon hastası olan ve daha önce kalp damarlarındaki darlıklar nedeniyle stent takılan Libyalı hastada, ani gelişen karın, sırt ve bel ağrıları üzerine yapılan tetkiklerde hayati risk taşıyan Tip 3 aort diseksiyonu tespit edildi. Yapılan tetkiklerde, aort damarının sol kol damarının çıktığı bölgeden başlayarak sol bacak damarına kadar uzanan ciddi bir yırtık olduğu belirlendi. "Tip III aort diseksiyonu" olarak adlandırılan bu hayati tablo, böbrek damarlarına giden kan akımını da azaltarak böbrek yetmezliğine yol açtı. Hasta bu süreçte diyalize alınmak zorunda kaldı. Tedavi amacıyla bir dönem Tunus’ta da izlenen hasta, daha sonra Türkiye’ye getirilerek farklı merkezlerde takip edildi. Şikâyetlerinin medikal tedaviyle gerilememesi üzerine 21 Ekim 2025 tarihinde Acıbadem Kent Hastanesi’ne sevk edilen Abdulkafi, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cüneyt Narin ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Parıldar tarafından multidisipliner olarak değerlendirildi. Stentli yapay damar uygulandı Hastaya, yırtılan damarın stabilize edilmesi ve yırtığın beyin damarları gibi hayati bölgelere ilerlemesinin önlenmesi amacıyla kapalı (anjiyografik) yöntemle operasyon planladıklarını belirten Doç. Dr. Narin, şu bilgileri verdi: "Hastamızda hayatı tehdit eden Tip III aort diseksiyonu mevcuttu. Çok şanslıymış. Yırtığın ilerleyerek beyin damarlarını etkileme riski vardı. Geçtiğimiz 23 Ekim’de Prof. Dr. Parıldar ile birlikte girişimsel yöntemle hem yırtığın başladığı bölgeye hem de yırtık nedeniyle kapanan sol böbrek atar damarına stentli yapay damar yerleştirdik. Uygulanan tedaviyle, aort damarındaki anormal kan akışı engellenerek kanın olması gereken damar boşluğundan akması sağlandı. Operasyon öncesinde sırt üstü yatmakta zorlanan, şiddetli karın ve bel ağrıları nedeniyle sürekli eğilmek zorunda kalan hastanın, işlem sonrası ağrıları geçerken, rahatça yürüyebilir ve günlük aktivitelerini sorunsuz şekilde yapabilir hale geldi. Tedavi sürecinde diyetisyen eşliğinde beslenmesi düzenlenen hastamız, haftada üç gün diyaliz programına alındı ve kalp ritim bozukluğu nedeniyle pıhtı önleyici tedavisi planlandı. Genel durumunun düzelmesi üzerine taburcu ettik ve ülkesine uğurladık." 2022 yılında sağlığının bozulduğunu, kalp damarlarından birine stent takıldığını, kalp kasında zayıflık, kol ve bacaklarında ödem olduğunu belirten Abdulkafi ise ülkesine yeniden doğmuş olarak döneceğini belirterek, "Ne oturabiliyor, ne yürüyebiliyordum. Sadece sağ tarafıma sabit yatıyordum. Aorttaki yırtık yaşamımı tehdit ediyordu. Yani her an ölümle burun burunaydım. Öldürmeyen Allah öldürmüyor, çok şanslıymışım. Libya’da bu tedaviler yapılmıyor, keza Tunus’ta da öyle. Ben de tedavi olmak için İzmir’e geldim. Çok çektim ama Acıbadem Kent Hastanesi’nde gördüğüm başarılı tedaviyle şikayetlerimden kurtuldum. Emeği geçen tüm doktorlarıma çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
23 Aralık 2025 Salı - 09:54
Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bilimsel ve akademik buluşma
Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Türk Nöroşirurji Derneği Spinal & Periferik Sinir Cerrahisi Grubu tarafından düzenlenen önemli bir bilimsel etkinliğe ev sahipliği yaptı. Program kapsamında hastanede Canlı Endoskopik Diskektomi Ameliyatı gerçekleştirildi. Etkinliğe Türkiye’nin farklı illerinden 139 Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanı katılım sağladı. Canlı ameliyat, aynı zamanda online olarak yayınlanarak çok sayıda hekim ve akademisyen tarafından eş zamanlı takip edildi. Programda güncel cerrahi yaklaşımlar, minimal invaziv teknikler ve klinik uygulamalara ilişkin deneyimler paylaşıldı. Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesut Saka, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada, "Bilimsel eğitime ve nitelikli sağlık hizmetine katkı sunan bu değerli organizasyonda emeği geçen tüm meslektaşlarımıza teşekkür ediyor, bilgi ve deneyim paylaşımının artarak devam etmesini temenni ediyoruz." ifadelerini kullandı. Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesut Saka ayrıca, bu bilimsel ve akademik çalışmada emeği geçen Hastanemiz Beyin ve Sinir Cerrahisi ABD Başkanı Doç. Dr. İsmail Kaya ile Uzm. Dr. Sinan Sağıroğlu’na teşekkür ederek, başarılarının devamını diledi.
23 Aralık 2025 Salı - 09:53
KSBÜ DİLKOM’dan ’Bilim Kafe Etkinliği’
Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Dil ve Konuşma Bozuklukları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DİLKOM), Bilim Kafe Etkinlikleri kapsamında Kütahya’da farkındalık oluşturmaya yönelik önemli bir çalışma gerçekleştirdi. Vatandaşları dil ve konuşma bozuklukları konusunda bilgilendirmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, DİLKOM ekibi Sevgi Yolu girişinde stant kurarak halkla bir araya geldi. Etkinlikte DİLKOM öğrencileri, bitirme projesi dersleri kapsamında aktif görev aldı. Stantta, öğrenciler tarafından hazırlanan bilgilendirici broşürler vatandaşlara dağıtılarak; dil ve konuşma bozukluklarının belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında sade ve anlaşılır bilgiler paylaşıldı. DİLKOM ekibi, Aralık ayı boyunca sürecek çalışmalarla toplumda farkındalık oluşturmayı, erken teşhisin önemine dikkat çekmeyi ve ihtiyaç duyan bireyleri doğru şekilde yönlendirmeyi hedefliyor. KSBÜ’nün topluma hizmet misyonu doğrultusunda gerçekleştirilen Bilim Kafe etkinliklerinin, üniversite ile toplum arasındaki iş birliğini güçlendirmeye devam edeceği ifade edildi.
23 Aralık 2025 Salı - 09:51
Kütahya’ya 2 yeni 112 Acil Sağlık Ambulansı tahsis edildi
Kütahya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş, Sağlık Bakanlığı tarafından Kütahya’ya 2 adet 112 Acil Sağlık Ambulansının tahsis edildiğini açıkladı. Doç. Dr. Durmuş, gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından ambulansların Altıntaş ve Hisarcık 112 Acil Yardım İstasyonlarında hizmet vermeye başlayacağını belirtti. Yeni ambulansların, acil sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırarak vatandaşlara daha hızlı ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.
23 Aralık 2025 Salı - 09:32
Yılbaşı öncesi sahte alkol uyarısı
Tadı, kokusu ve rengi etil alkolle birebir aynı olan metil alkol, vücuda girdiği andan itibaren sessizce öldürüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Selim Kocabora, Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral ve Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erkan Temizkan, sahte alkole karşı yılbaşı öncesi hayati uyarılarda bulundu. Yılbaşı döneminde alkol tüketiminin artmasıyla birlikte, piyasaya sürülen sahte içkiler yeniden gündeme geldi. Özellikle metil alkol içeren ürünler, ilk saatlerde belirti vermeden ilerleyip kalıcı körlük ve ölüme kadar uzanan ağır tablolara neden olabiliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Selim Kocabora, Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral ve Medipol Üniversitesi Esenler Hastanesi’nden Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erkan Temizkan, vatandaşları hayati risklere karşı uyardı. İlk belirti gözlerde ortaya çıkıyor Sahte alkol olarak bilinen metil alkolün, halk arasında tüketilen etil alkolden tamamen farklı ve son derece tehlikeli bir madde olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kocabora, metil alkolün vücutta metabolize edilemediğini belirtti. Prof. Dr. Kocabora, bu nedenle vücutta formik asit adı verilen toksik bir maddenin biriktiğini söyledi. Bu maddenin özellikle sinir hücrelerinin enerji üretimini bozduğunu ifade eden Prof. Dr. Kocabora, "Metil alkol zehirlenmesinde ilk bulgular genellikle gözlerde ortaya çıkar. Kişiler, alkolü tükettikten sonra kendilerini bir süre iyi hissedebilir ancak yaklaşık 12 ila 24 saat içinde görme bulanıklığı, görmede sislenme ve ışık hassasiyeti gibi şikâyetler başlar" dedi. Bu belirtilere dikkat Görme şikayetlerinin ilerleyen süreçte merkezi sinir sistemini de etkileyebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Kocabora, yürüme bozukluğu, konuşma güçlüğü ve bilinç bulanıklığı gibi ciddi nörolojik tabloların da gelişebileceğini belirtti. Erken müdahale edilmediği takdirde görme kaybının kalıcı körlüğe kadar ilerleyebileceğini söyleyen Prof. Dr. Kocabora, bu nedenle şüpheli alkol tüketimi sonrası ortaya çıkan en ufak görme değişikliğinde bile vakit kaybetmeden acil sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini vurguladı. "Katil alkol" tüm organlarda hasara yol açıyor Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Göral, alkolün başlı başına sağlık açısından önerilmediğini vurgulayarak, özellikle yılbaşı dönemlerinde piyasaya sürülen sahte alkolün çok daha büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. Metil alkolün, halk arasında "katil alkol" olarak anıldığını belirten Prof. Dr. Göral, bu maddenin sanayide kullanılan, insan sağlığı açısından hiçbir faydası olmayan son derece toksik bir kimyasal olduğunu söyledi. Metil alkolün vücuda alındıktan sonra formaldehit ve formik aside dönüştüğünü ifade eden Göral, bu maddelerin hücresel düzeyde yaygın hasara yol açtığını ve neredeyse tüm organları etkilediğini dile getirdi. Ayırt edilemiyor Metil alkolün etil alkolden görünüş, koku ve tat açısından ayırt edilemediğini vurgulayan Prof. Dr. Göral, bu durumun insanların kolayca kandırılmasına neden olduğunu söyledi. Ucuz olması nedeniyle piyasaya sürülen sahte alkolün, birçok insanın hayatını kaybetmesine yol açtığını belirten Prof. Dr. Göral, "Bu durum sadece bir sağlık sorunu değil, açıkça insan hayatıyla oynanan bir cinayettir" dedi. Metil alkol zehirlenmesinde belirtilerin hemen ortaya çıkmayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Göral, kişilerin ilk saatlerde kendilerini iyi hissedebileceğini ancak 6-8 saat sonra ya da ertesi gün gün bulantı, kusma, karın ağrısı, karaciğer iltihabı, sarılık, pankreas yetmezliği ve solunum yetmezliği gibi hayati risk taşıyan tabloların gelişebileceğini söyledi. Prof. Dr. Göral, bu nedenle özellikle sahte alkol riskinin olduğu dönemlerde alkol tüketiminden kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurguladı. Tüm vücudu zehirliyor Metil alkolün, etil alkol yerine kullanılan ancak temizlik maddeleri ve antifriz üretiminde yer alan son derece zehirli bir madde olduğuna dikkat çeken Acil Tıp Uzmanı Dr. Temizkan, bu maddenin vücutta toksik etki gösterdiğini ve ölümcül sonuçlara yol açabildiğini söyledi. Metil alkol zehirlenmesinin en tehlikeli yönlerinden birinin, belirtilerin geç ortaya çıkması olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Temizkan, sahte alkolden korunmanın tek yolunun alkolün yalnızca bilinen, güvenilir ve denetimli satış noktalarından temin edilmesi olduğunu vurguladı. Temizkan, kaçak ve kaynağı bilinmeyen alkol tüketiminin her zaman bu tür zehirlenme risklerini barındırdığına dikkati çekti.
23 Aralık 2025 Salı - 09:11
Ağrı’da gezici kanser tarama aracı köy köy dolaşarak kadınlara ücretsiz hizmet sunuyor
Ağrı Valiliği himayelerinde, İl Sağlık Müdürlüğü ile İbrahim Çeçen Vakfı iş birliğinde ve Serhat Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle hayata geçirilen gezici kanser tarama aracı, erken tanının yaygınlaştırılması doğrultusunda kırsal yerleşimlere ulaşarak kadınlara ücretsiz sağlık hizmeti veriyor. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer’in koordinasyonunda hizmet vermeye başlayan gezici kanser tarama aracı, özellikle nüfus yoğunluğu fazla olan köylerden başlamak üzere belirlenen program kapsamında köy köy ziyaret gerçekleştiriyor. Alanında uzman sağlık ekipleri, ziyaret edilen köylerde kadınlarla bir araya gelerek hem bilgilendirme hem de tarama faaliyetleri yürütüyor. Ekipler tarafından kadınlara, kanser türleri, erken tanının önemi ve düzenli sağlık kontrollerinin gerekliliği konularında eğitim veriliyor. Ücretsiz olarak yapılan taramalarda risk grubunda olduğu değerlendirilen kişiler tespit edilerek ileri tetkik ve tedavi süreçleri için ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendiriliyor. Böylece, sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşayan kırsal kesimdeki kadınların tarama hizmetlerinden yararlanması sağlanıyor. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, yaptığı açıklamada, "Kanser, dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak erken evrede tespit edilen kanser vakalarında tedavi süreci çok daha başarılı ilerlemekte, yaşam kalitesi belirgin şekilde yükselmektedir. Gezici kanser tarama aracımızla, merkezden uzak bölgelerde yaşayan kadınlarımıza ulaşarak bu hizmeti yerinde sunuyoruz." dedi. Çalışmanın geniş bir iş birliğiyle yürütüldüğünü vurgulayan Beşer, "Valiliğimizin himayelerinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün koordinasyonunda, İbrahim Çeçen Vakfı’nın katkıları ve Serhat Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle önemli bir hizmeti hayata geçirdik. Bu sayede kırsal bölgelerde yaşayan kadınlarımızın kanser taramalarına katılımı artıyor ve sağlık okuryazarlığı güçleniyor." ifadelerini kullandı. Beşer, "Sağlık ekiplerimiz, kadınlarımızla birebir iletişim kurarak kanser belirtileri, risk faktörleri, korunma yolları ve düzenli kontrollerin önemi hakkında ayrıntılı bilgilendirme yapıyor. Tarama sonuçlarına göre risk grubunda yer alan vatandaşlarımızı gecikmeden sağlık kuruluşlarımıza yönlendiriyoruz. Bu süreç, erken tanı ve tedavi açısından büyük önem taşıyor." diye konuştu. Gezici tarama aracının il genelindeki çalışmalarının planlı şekilde devam edeceğini belirten Beşer, "Bu hizmetle erken teşhis bilincinin yaygınlaşmasına katkı sunuyor, toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik önemli bir adım atıyoruz. Kadınlarımızın kendi sağlıklarını korumaları ve düzenli taramalara katılmaları son derece kıymetlidir."dedi. Gezici kanser tarama aracıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, il genelindeki köylerde kadınlara ücretsiz tarama hizmeti sunulmaya ve kanser konusunda farkındalık oluşturulmaya devam ediliyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder