Son Dakika
|
Beşiktaş, Kasımpaşa’ya karşı galibiyet hasretini bitirdi
Suudi Arabistan'dan İran'a: "Sabrımız sınırsız değil"
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete’de
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistler belli oldu
Galatasaray'dan Avrupa'ya buruk veda
Cinayete kurban giden taksicinin acılı kardeşi konuştu!
İran’da dünyanın en büyük doğal gaz sahasındaki rafinerilere saldırı
İstanbul Havalimanı’nda Ramazan Bayramı yoğunluğu
İsrail'in Lübnan saldırısında can kaybı 12'ye yükseldi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İspanya, Irak’taki askerlerini Türkiye’ye tahliye etti
Kastamonu’da 8 asırlık "tekke çorbası" geleneği bu yıl da yaşatıldı
Sergen Yalçın, Emre Belözoğlu’na karşı ilk galibiyetini aldı
İran Devrim Muhafızları Ordusu: "ABD'ye ait F-35 vuruldu, ciddi hasar aldı"
Çatalca’da kıyıya vuran füze başlığı imha edildi
Büyükçekmece’de işçi servisi devrildi: 1 ölü, 9 yaralı
Pentagon'un İran savaşı için 200 milyar dolar ek bütçe talep edeceğini doğrulandı
SAĞLIK
Usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi
19 Mart 2026 Perşembe - 16:57:01
Geçtiğimiz günlerde yüksek ateş şikayetiyle hastaneye başvuran usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi.
19 Mart 2026 Perşembe - 16:05
Antalya’da kadavradan organ bağışı emekli öğretmene bayram sevinci yaşattı
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, "Bu Allah’ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum" diyerek yaşadığı mutluluğu paylaştı. Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu. Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu’na Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı. "10 yıldır nakil bekliyordum" Organ nakli sürecini paylaşan Yeğenoğlu, "Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat, sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum. Diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. Şimdi ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu" dedi. "Organ nakli caiz" Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, "Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah’a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok" diye konuştu. "Yeniden doğdum" Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, "Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar" dedi. "Yaşantım sınırlıydı" Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, "Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden" şeklinde konuştu. "Büyük bir bayram hediyesi oldu" Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, "Ben diyorum ki bu Allah’ın bir lütfu. Allah’ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar" ifadelerini kullandı.
19 Mart 2026 Perşembe - 15:31
MUSKİ, Kötekli 261. sokaktaki su basınç sorununu giderdi
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin yer içinde yer alan Menteşe Kötekli Mahallesi 261 sokaktaki dairelerin üst katlarında yaşanan su sıkıntısı Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü ekiplerinin çalışması ile giderildiği açıklandı. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Menteşe ilçemizin Kötekli Mahallesi 261. sokakta başlattığımız çalışma ile bölgedeki basınç problemini giderdik. Vatandaşların sorunsuz bir Bayram tatili geçirmeleri için başlattığımız bu çalışma kapsamında özellikle üst katlarda yaşanan su basıncı problemini ortadan kaldırarak bölge halkı için kalıcı bir çözüm ürettik. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın özellikle üzerinde durduğu gibi Ramazan Bayramı boyunca vatandaşlarımıza kesintisiz su ulaştırmak amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre sahada görevimizin başında olacağız" denildi.
19 Mart 2026 Perşembe - 14:50
Özel İmperial Hastanesi’nde bayramlaşma
Ramazan Bayramı dolayısıyla Özel İmperial Hastanesi’nde bayramlaşma töreni gerçekleştirildi. Hastane yönetimi, hekimler ve sağlık çalışanlarının katıldığı törende bayram coşkusu birlikte yaşandı. Gerçekleştirilen törende konuşan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mesul Müdür Op. Dr. Ekrem Sağlam, başta hastaneden hizmet alan hastalar olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının ve vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutladı. Özel İmperial Hastanesi Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Doğan ise yaptığı konuşmada, tüm İslam âleminin bayramını tebrik ederek, sağlıklı, huzurlu ve mutlu nice bayramlar temennisinde bulundu. Bayramlaşma töreni, toplu fotoğraf çekimi ile birlik ve beraberlik mesajlarının verilmesinin ardından sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
19 Mart 2026 Perşembe- 11:00
Uzmanından bayramda beslenme uyarısı: "Ani yüklenme sağlığı tehdit ediyor"
2
18 Mart 2026 Çarşamba- 18:43
Giresun’da trafikte ambulans duyarlılığı
3
19 Mart 2026 Perşembe- 16:57
Usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi
4
19 Mart 2026 Perşembe- 12:45
Uzmandan bayramda porsiyon kontrolü ve sağlıklı beslenme uyarısı
5
19 Mart 2026 Perşembe- 11:06
Ramazan sonrası beslenme düzenine geçişte metabolik şok uyarısı
09 Aralık 2025 Salı - 15:16
Sinanbey’in yeni aile sağlık merkezi yükseliyor
Sinanbey Mahallesinde arsa tahsisi İnegöl Belediyesi tarafından yapılan, inşaat çalışmaları ise hayırsever Selçuk Armağan tarafından gerçekleştirilen Öznur-Selçuk Armağan Aile Sağlığı Merkezinin Şubat ayında hizmete girmesi hedefleniyor. Merkezden 8 bin dolayında vatandaş faydalanacak. Vatandaşların kendi muhitlerinde sağlık hizmetlerinden faydalanmasını sağlayan Aile Sağlığı Merkezlerinin sayısı devlet-belediye-hayırsever iş birliği ile arttırılıyor. İnegöl’de farklı bölgelerde yeni aile sağlığı merkezleri bir bir yükselirken, Sinanbey Mahallesinde yapımı süren Öznur-Selçuk Armağan Aile Sağlığı Merkezi’nde Belediye Başkanı Alper Taban ile hayırsever Selçuk Armağan incelemelerde bulundu. İnegöl İlçe Sağlık Müdürü DR. Mehmet Kavak ile Sinanbey Mahallesi Muhtarı Kenan Alkuş’un da katıldığı incelemede yapım çalışmaları ve aile sağlığı merkezine ilişkin bilgiler verildi. 8 bin kişiye hizmet verecek 7 Mayıs 2025 tarihinde Bursa Valiliği’nde protokolü imzalanan aile sağlığı merkezi, İnegöl Belediyesi’nin tahsis ettiği 230 m2 arsa üzerinde yükseliyor. 163 m2 kapalı alana sahip merkezin 9 araçlık otoparkı da mevcut. Tamamlandığında 3 hekimin hizmet vereceği merkezde; 3 muayene odası, tıbbi müdahale odası, gebe izlem odası, aşı ve emzirme odaları, ofis alanları ile gerekli ıslak hacimler yer alıyor. Toplamda 8 bin dolayında vatandaşın faydalanacağı merkez Sinanbey ve Osmaniye Mahallesi sakinlerine hizmet verecek. Sağlık sistemi vatandaşımızın mahallesine kadar indirgenmiş durumda Şubat ayında hizmete açılması hedeflenen Öznur-Selçuk Armağan Aile Sağlığı Merkezine ilişkin açıklama yapan Belediye Başkanı Alper Taban, "Bugün Sinanbey Mahallemizdeyiz. Burada Öznur-Selçuk Armağan Aile Sağlığı Merkezimizin inşaatında incelemelerde bulunduk. Öncelikle ben Kaymakamımıza, Sağlık Müdürümüze, Muhtarımıza çok teşekkür ediyorum. Kıymetli yüklenicimiz Selçuk Armağan ve ailesine çok teşekkür ediyorum. Burada arsasını tahsis ettiğimiz alanda 3 hekimin yer aldığı bir Aile Sağlığı Merkezi oluşturuluyor. Sağlık çok değerli, çok kıymetli. Toplum sağlığını, halk sağlığını önemsiyoruz. Mahallelerde yaygın bir şekilde, nerede ihtiyaç varsa buralarda sağlık merkezleri oluşturup gerek Bakanlığımız gerek Belediyemiz gerekse de hayırseverlerimiz gibi modellemelerle bu alanlar içerisinde bu yapıları bir bir hayata geçirmeyi arzu ediyoruz. Vatandaşlarımız hastaneye gitmeden önce Aile Hekimine ulaşsın istiyoruz. Çünkü Aile Hekimimiz tüm fertlerin sağlığını yakinen takip eden bir konumda. Buradan Sayın Cumhurbaşkanımız ve Bakanımıza teşekkür ediyoruz. Bu sistem çok kıymetli bir sistem. Yurt dışında sağlığın ne kadar pahalı ve ne kadar maliyetli olduğunu da biliyoruz. Biz burada bu sağlık sistemini vatandaşımızın mahallesine kadar indirgemiş durumdayız" dedi. Hayırsever Armağan ailesine teşekkür Yapımı süren Aile Sağlığı Merkezinin protokolünün Mayıs ayında imzalandığını hatırlatan Başkan Taban, "Artık bitimine de az bir zaman kaldı. İnşaat tamamlandıktan sonra Sağlık Müdürlüğümüz burayla ilgili ihtiyaç olan personel görevlendirme sürecini tamamlayacak. Akabinde de vatandaşlarımız burada aile hekimlerinden hizmetlerini alıyor olacaklar. Ben tekrar hayırseverimize teşekkür ediyorum. Hayırseverlerimiz şehrimiz adına çok kıymetli. Dolayısıyla Selçuk Armağan ailesine çok teşekkür ediyorum. Buradan hizmet alanlardan da hayır duasını alacaklar.
09 Aralık 2025 Salı - 14:54
39 yaşındaki şahsın ölümünde ’doktor ihmali’ iddiası
Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde 39 yaşındaki Yunus Çınar, iddiaya göre kendisini tedavi eden doktorun 12 parmak bağırsağını kesmesi sonucu hayatını kaybetti. Acılı anne ve eş, olayla ilgili suç duyurusunda bulundu. Yaşananlarla ilgili konuşan Yunus Çınar’ın eşi Kübra Çınar, eşinin ihmaller sonucu hayatını kaybettiğini iddia ederek, "Yaklaşık 45 gün önce eşimi kaybettim. Eşim burada özel bir hastanede mide fıtığı ameliyatı oldu. Ameliyat sonrasında çıkmayı beklerken doktor C.Ç. tarafından sürekli oyalanarak bekletildik. Doktor beşinci gün eşimin durumunun kötü olduğunu ve tekrar ameliyata alınması gerektiğini söyledi, biz de kabul ettik. Tekrar ameliyata alındıktan sonra bizden habersiz entübe edilerek yoğun bakıma yatırıldı. Yoğun bakım sonrası biz sevk istedik fakat gerekli olmadığını belirtti. Biz gidişatın iyi olmadığını düşünerek İstanbul’da biz özel hastaneye sevk ettirdik. Burada yapılan tetkiklerde 12 parmak bağırsağının delik olduğunu söylediler. Doktor, bunu bizden gizlemiş. İstanbul’da özel hastanede sayısız ameliyata girdi. Çünkü bu bağırsaktan sızan asitler eşimin tüm organlarını çürütmüş. Doktor C.Ç., Antalya’da özel bir hastanede tekrar işe başlamış. Başka insanların canı yanmasın. Sağlık Bakanlığı’nın bu dosyaya soruşturma izni vermesini istiyoruz. Bize verilen evraklarda sayısız değişiklikler yapılmış. Doktor C.Ç., teşhiste önce sadece reflü hastalığı yazmıştı. Biz diğer hastaneye sevk olduktan sonra e-Nabız’a girerek abimin akut böbrek yetmezliği, albumin anormalliği, sıvı elektrolit uyuşmazlığı şeklinde 3 hastalık daha eklenmiş. Biz bu doktorun gereken cezayı almasını, başka canların yanmamasını istiyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın bu konuyu araştırmasını istiyoruz. Biz kendi araştırmalarımızda Çerkezköy’deki bir diğer özel hastanede de bir hastanın ölümüne sebep olduğunu öğrendik" dedi. "Sağlık Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep ediyoruz" Konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını ifade eden Kübra Çınar, "Suç duyurusunda bulunduk. Sağlık Bakanlığı’na şikayetlerimizi yaptık. Dediğim gibi bunun bir süreç olduğunu söylediler ve Sağlık Bakanlığı’ndan onay gelmesini bekliyorlar. Biz de sesimizi duyurmak istedik" diye konuştu. "Başka canlar yanmasın" Anne Nezahat Çınar ise, "Doktorların ikisi de bu durumu biliyordu. Üstünü kapattılar, söylemediler. Çocuğumu yoğun bakıma attılar. Götürtmediler bizi başka hastaneye çünkü bu durumu biliyorlardı. ‘Çocuğun savaşmıyor’ diyorlardı. Bağırsakların delindiğini söylediler yeni doktorda. Bu C.Ç.’nin bilgisi vardı. ’Bilmiyorum’ diyordu bize ama gencecik yaşta oğlumun canına kıydılar. Bunların bu meslekten ekmek yememesi lazım. T.S. ve C.Ç., durumu kapatmaya çalıştılar. Burda çok hatası varmış. Burda başka hastanede de hatası olmuş. Gittiği hastanelerde insanları öldürüyorlar. Benim çocuğum hayatının baharındaydı, 2 çocuğu vardı, eşi var idi. Başka insanların canı yanmasın. İşi var idi, gücü var idi. Kaç tane ameliyat geçirdi çocuğum, bir tane ameliyatta hayatını kaybetti. Sağlık Bakanlığı’ndan rica ediyorum. Bunlar yargılansın. 1986 doğumluydu. Daha 39 yaşında melek gibi bir çocuktu. Bu doktorların can yakmamasını istiyorum. Ben acı çekiyorum, başkaları çekmesin. Şimdi Antalya’ya gitmiş. Orada biz özel hastanede görev vermişler. Kaç tane can yakmış? Araştırın" dedi.
09 Aralık 2025 Salı - 14:54
Beğeni ve etkileşim için deprem görüntüsü çekenlere uzmanından uyarı: "Canınızı tehlikeye atıyorsunuz"
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, deprem anında birçok kişinin kendi can güvenliğinden önce cep telefonu ile görüntü çekmeye çalışması ve bu anları sosyal medyada paylaşmasının tedavi edilmesi gereken bir davranış olduğunu söyledi. Son dönemlerde Türkiye’nin birçok noktası depremlerle sarsılırken son olarak dün Antalya’da gece saatlerinde 4.3, öğlen ise 4.9 şiddetinde deprem meydana geldi. Her iki depremde de kent sakinleri büyük panik yaşarken Antalya Valiliği’nden yapılan resmi açılamada depremler nedeniyle kentte her hangi bir olumsuzluğun yaşanmadığı belirtildi. Yaşanan depremlerde vatandaşlar panikle kendilerini açık alanlara atarken bazı vatandaşlar ise deprem anını ve meydana gelen sarsıntıları cep telefonları ile kaydederek sosyal medya mecralarında paylaştı. "Önemli bir sorun" Son dönemlerde yaşanan depremlerde birçok kişinin kendisini korumak, güvenli bölgeye uzaklaşmak ve çök-kapan gibi uygulamalar yapmak yerine cep telefonları ile o anı videoya kaydetmeye çalışmasının önemli bir sorun olarak karşılarına çıktığını belirten Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, "Özellikle insanların deprem gibi bir durumda kendisini korumak, uzaklaşmak, çök-kapan gibi uygulamalar yapmak yerine, eline telefonu alıp video kaydetmeye çalışması, hareket eden nesneleri kaydetmeye, depremi kaydetmeye çalışması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Etkileşim ve beğeni uğruna" Tehlikeli anlarda dahi sosyal medya ve internet kullanımının önemli bir sorun olduğunu altını çizen Erdoğan, "Çünkü özellikle deprem gibi, can ve mal kaybına neden olabilecek bir olayda bile insanlar, telefonu alıp video kaydetmeye, bunu sosyal medyada paylaşmaya, çeşitli uygulamalarda başlık açmaya çalışabiliyor deprem anında. Bu önemli bir sorun, eskiden mal canın yongası denirdi. Artık sosyal medya canın yongası oldu diyebilirim. Böyle bir değişim olduğunu görüyorum. Bunun en önemli nedenlerinden birisi son dönemdeki sosyal medya ve internet bağımlılığı. İnsanlar önemli durumlarda bile sosyal medya, internette paylaşım yapmak, burada etkileşim almak, beğeni almak uğruna canlarını tehlikeye atabiliyorlar" ifadelerini kullandı. "Psikiyatrik yardım almalılar" Erdoğan, insanları beğeni almak uğruna hayatlarını riske attığını belirterek, "Özellikle bu tarz kişilerde tedavi gerekebiliyor. Çünkü kişiler canlarını hiçe sayarak, sosyal medyada paylaşım yapmak, beğeni almak, buralarda etkileşim almak için telefonla oynamak, video çekmek, burada başlık açmak gibi durumları yapabiliyorlar. Tehlikeli olabilecek durumlarda dahi sosyal medya kullanımı, internet kullanımı önemli bir sorun. Mesela son dönemde özellikle önemli bir durum trafik kazalarının da önemli bir nedeni sosyal medya kullanımı, internet kullanımı. Yaptığımız bir çalışmada araç başındayken özellikle güvenlik açısından sosyal medya bağımlılığının, internet bağımlılığının çok önemli bir risk faktörü olduğunu bulduk. O yüzden bu tarz davranışları olan bireylerin mutlaka psikiyatrik yardım almalarını tavsiye ediyorum" diye konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 14:51
Gaziantep’te kadın hasta, kadavradan yapılan böbrek nakli ile sağlığına kavuştu
Gaziantep’te 15 yıldır böbrek rahatsızlığı olan, 3 yıldır böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gören 50 yaşındaki Arzu Öztürk, kadavradan yapılan başarılı böbrek nakliyle yeniden sağlığına kavuştu. Gaziantep Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen nakil, hastanede kadavradan yapılan ilk böbrek nakli olarak kayıtlara geçti. Gaziantep’te yaşayan ve 15 yıldır böbrek rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören Arzu Öztürk, her iki böbreğinin de işlevini neredeyse tamamen yitirmesi üzerine Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkiklerin ardından Öztürk’ün böbrek nakline ihtiyaç duyduğu belirlendi ve kendisi kadavra organ bekleme listesine alındı. Bu süreçte Adana’da beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın ailesinin organ bağışında bulunması üzerine bağışlanan böbrek, Gaziantep Şehir Hastanesi tarafından kabul edildi. Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. Ercan Korkut ve Nefroloji Uzmanı Uzman Dr. Mehmet Tuncay’ın öncülüğünde gerçekleştirilen başarılı operasyonla böbrek, Arzu Öztürk’e nakledildi. Nakledilen böbreğin vücut tarafından kabul edilmesiyle sağlığına kavuşan Öztürk, yıllardır sürdürdüğü zorlu tedavi sürecinin ardından yeniden normal yaşamına dönmenin mutluluğunu yaşadı. Öte yandan, Gaziantep Şehir Hastanesi’nde bugüne kadar çok sayıda canlı vericiden nakil yapılmasına rağmen, ilk kez kadavradan böbrek naklinin başarıyla uygulanması önemli bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. "Organ bağışı konusunda hassasiyetin artarak devam etmesini ümit ediyoruz" İlk defa kadavradan bir organ naklini gerçekleştirdikleri için mutlu olduklarını söyleyen Gaziantep İl Sağlık Müdürü Beytullah Şahin, "Bugün Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü, Gaziantep Şehir Hastanesi olarak önemli bir başarıya daha imza atmış olmanın gururunu yaşıyoruz. Bugün bir hastamıza, daha önce biliyorsunuz Gaziantep Şehir Hastanemiz açılalı 2 yıla yakın bir süre oldu. Bu süre zarfında birçok hizmet verilmeye başlanmakla birlikte organ nakilleri de hastanemizde yapılır oldu. Karaciğer ve börek nakilleri hastanemizde düzenli olarak yapılıyor. Ancak bu vaka farklı bir vaka. Vaka ilk defa kadavradan bir organ naklini bu hastanede gerçekleştirmiş olduk. Bu başarılı ameliyat emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma ben teşekkür ediyorum. Ayrıca bu organ naklinde gönüllü olarak bağışta bulunan ailemize de ben çok çok teşekkür ediyorum. Bu örnek davranışları için ve organ bağışı konusunda hassasiyetin artarak devam etmesini ve birçok canlara can katmalarını ve yeni canların filizlenmelerini ümit ediyoruz. Bu hastamızda bu organ nakli söz konusu olduktan sonra hızlı bir şekilde organ nakil merkezimizin çalışanları titiz ve hızlı saniyelere yarışır tarzda bir çalışma sergileyerek başarılı bir organ nakil gerçekleştirmiş oldular. Hastamızda başarılı bir şekilde hayatına devam ediyor. Bundan sonraki süreçte de biz vatandaşlarımızdan organ bağışında bulunmalarını ve yeni canlara canları filizlendirmelerini ümit ediyorum" dedi. "Organ bağışının arttırılması bizim sosyal bir sorumluluğumuz" Organ bağışının arttırılmasının sosyal bir sorumluluk olduğunu belirten Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu, "Hastamız 50 yaşında böbrek hastasıydı ve organ nakli için sırada beklemekteydi. Bir organ çıktığı için kadavradan ameliyatını gerçekleştirebildik. Organ bağışı aslında çok önemli çünkü böyle hastalara aslında bir çare oluyor. Hem kendisinin hem de ailesinin yaşam konforunu arttıran bir uygulama ve bu anlamda organ bağışının arttırılması bizim aslında sosyal bir sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum. Hastamız 50 yaşında olması nedeniyle torunları var, çocukları var. Dolayısıyla bundan sonraki hayatını daha kaliteli, daha konforlu geçirebilecek. Yani bir organ bağışıyla aslında bir hastaya değil birkaç kişiye, ailesine de biz katkı sağlamış oluyoruz. Onların da yaşam kalitesini arttırmış oluyoruz. O nedenle organ bağışının artması dediğim gibi hepimizin sosyal sorumluluğu çok önemli. Hastamıza da çok geçmiş olsun diliyorum. Çok başarılı bir şekilde ameliyatı tamamlandı. Ekibin de eline sağlık organ nakli merkezine tebrik ediyorum" ifadelerine yer verdi. "Çarşamba günü geldim, cuma günü nakil çıktı, sağlığıma kavuştum" Hastalık sürecinde çok zorlu zamanlar geçirdiğini ve gerçekleştirilen nakil ile sağlığına kavuştuğunu aktaran Arzu Öztürk, "Bu nakil için çok bekledim. Bende bu hastalık 15 yıldır var. Bir buçuk senedir de organ nakli bölümünde listedeydim. Allah’a çok şükür ki çıktı. Yani çok kötü bir durumdaydım. İki böbreğim de iflas etmiş gibiydi. Yüzde 10 kalmıştı. Sağ olsun doktorlarımız sayesinde başarıyla gerçekleştirildi. Çok kötü günler geçirdim. Yani ben ameliyat olmadan 3 gün önce çok kötü şekilde ayağa kalkamaz bir halde yattım. Sonrasında tedavi için doktoruma geldim. Keratinlerim yüksekti. Çarşamba günü geldim, cuma günü bana nakil çıktı. Çok hüzünlendim, çok duygulandım. İnanamadım yani. Yemek yiyemiyordum. Yani kısıtlı yiyordum yemekleri. Su içiyordum, suyu bol içiyordum ama yemeklerde rahatsızlık veriyordu. Ayağa kalkınca başım dönüyordu, baygınlık, halsizlik böyle hisler vardı. Şu an hiçbir şey yok. Allah’a şükür çok iyiyim. Organ naklini çok tavsiye ediyorum. Bütün Gaziantep halkına organ nakline duyarlılık göstermesini istiyorum. Bana bu organı bağışlayan aileye de Allah’tan rahmet ve başsağlığı diliyorum" şeklinde konuştu. "Kadavradan yaptığımız ilk naklimiz" Kadavradan yapılan ilk nakil işlemi olduğunu belirten Nefroloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Tuncay, doku uyumu nedeniyle sağlığına kavuştuğunu ifade etti. Uzman Dr. Tuncay, "Yaklaşık 5 yıldır kronik böbrek yetmezliği, polikistik böbreğe bağlı takip ettiğimiz bir hasta. Bu hastanın iki önemli tarafı var. Bizim ilk kadavradan naklimiz. Ayrıca hiç diyalize girmeden nakil yapma şansına sahip olduğumuz ender hastalarımızdan biri. Nakili çok başarılı geçti. Kadavra hazırlama süreci biraz sancılı ve zorluydu. Hastalar için beklemesi oldukça zor. Arzu Hanım, doku uyumu dolasıyla tercih ettiğimiz bir hastamız oldu. Ameliyatımız da çok başarılı geçti. Ameliyat sonraki sürecimiz de gayet iyi. Hızlıca hastamızın böbrek fonksiyonları toparladı. Bugün de başarılı bir şekilde taburcu edeceğiz. Umarım bundan sonraki nakillerimiz hızla devam eder. Halkımızın kadavra bağışına ciddi bir şekilde önem vermesi lazım. Yani çok hayat kurtarıcı bir şey. Çok kıymetli bir şey. Aslında organını kaybetmeyen, kaybolan organın nasıl bir şey olduğunu fark etmiyor. Umarım bağış sayımız artar. Biz de daha başarılı nakillere imza atarız" şeklinde konuştu. "Nakillerin yüzde 80’inin kadavradan gerçekleştirilmek istiyoruz" Nakilleri artık kadavradan gerçekleştirmek istediklerini söyleyen, Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. Ercan Korkut, "Arzu hanıma başarılı bir şekilde kadavradan böbrek nakli gerçekleştirdik. Arzuladığımız şey kadavra organ bağış oranının artması, canlı oranının tam tersine dönmesi. Yani biz nakillerimizin yüzde 80’ini canlıdan gerçekleştiriyoruz. İstediğimiz şey nakillerin yüzde 80’inin kadavradan gerçekleştirilmesi" diye konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 14:49
15 yıldır böbrek rahatsızlığı olan 50 yaşındaki kadın kadavradan yapılan böbrek nakliyle sağlığına kavuştu
Gaziantep’te 15 yıldır böbrek rahatsızlığı olan, 3 yıldır böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gören 50 yaşındaki Arzu Öztürk, kadavradan yapılan başarılı böbrek nakliyle yeniden sağlığına kavuştu. Gaziantep Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen nakil, hastanede kadavradan yapılan ilk böbrek nakli olarak kayıtlara geçti. Gaziantep’te yaşayan ve 15 yıldır böbrek rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören Arzu Öztürk, her iki böbreğinin de işlevini neredeyse tamamen yitirmesi üzerine Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkiklerin ardından Öztürk’ün böbrek nakline ihtiyaç duyduğu belirlendi ve kendisi kadavra organ bekleme listesine alındı. Bu süreçte Adana’da beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın ailesinin organ bağışında bulunması üzerine bağışlanan böbrek, Gaziantep Şehir Hastanesi tarafından kabul edildi. Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. Ercan Korkut ve Nefroloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Tuncay’ın öncülüğünde gerçekleştirilen başarılı operasyonla böbrek, Arzu Öztürk’e nakledildi. Nakledilen böbreğin vücut tarafından kabul edilmesiyle sağlığına kavuşan Öztürk, yıllardır sürdürdüğü zorlu tedavi sürecinin ardından yeniden normal yaşamına dönmenin mutluluğunu yaşadı. Öte yandan, Gaziantep Şehir Hastanesi’nde bugüne kadar çok sayıda canlı vericiden nakil yapılmasına karşın, ilk kez kadavradan böbrek naklinin başarıyla uygulanması önemli bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. "Organ bağışı konusunda hassasiyetin artarak devam etmesini ümit ediyoruz" İlk defa kadavradan bir organ naklini gerçekleştirdikleri için mutlu olduklarını söyleyen Gaziantep İl Sağlık Müdürü Beytullah Şahin, "Bugün Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü, Gaziantep Şehir Hastanesi olarak önemli bir başarıya daha imza atmış olmanın gururunu yaşıyoruz. Bugün bir hastamıza, daha önce biliyorsunuz Gaziantep Şehir Hastanemiz açılalı 2 yıla yakın bir süre oldu. Bu süre zarfında birçok hizmet verilmeye başlanmakla birlikte organ nakilleri de hastanemizde yapılır oldu. Karaciğer ve börek nakilleri hastanemizde düzenli olarak yapılıyor. Ancak bu vaka farklı bir vaka. Vaka ilk defa kadavradan bir organ naklini bu hastanede gerçekleştirmiş olduk. Bu başarılı ameliyat emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma ben teşekkür ediyorum. Ayrıca bu organ naklinde gönüllü olarak bağışta bulunan ailemize de ben çok çok teşekkür ediyorum. Bu örnek davranışları için ve organ bağışı konusunda hassasiyetin artarak devam etmesini ve birçok canlara can katmalarını ve yeni canların filizlenmelerini ümit ediyoruz. Bu hastamızda bu organ nakli söz konusu olduktan sonra hızlı bir şekilde organ nakil merkezimizin çalışanları titiz ve hızlı saniyelere yarışır tarzda bir çalışma sergileyerek başarılı bir organ nakil gerçekleştirmiş oldular. Hastamızda başarılı bir şekilde hayatına devam ediyor. Bundan sonraki süreçte de biz vatandaşlarımızdan organ bağışında bulunmalarını ve yeni canlara canları filizlendirmelerini ümit ediyorum" dedi. "Organ bağışının arttırılması bizim sosyal bir sorumluluğumuz" Organ bağışının arttırılmasının sosyal bir sorumluluk olduğunu belirten Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu, "Hastamız 50 yaşında böbrek hastasıydı ve organ nakli için sırada beklemekteydi. Bir organ çıktığı için kadavradan ameliyatını gerçekleştirebildik. Organ bağışı aslında çok önemli çünkü böyle hastalara aslında bir çare oluyor. Hem kendisinin hem de ailesinin yaşam konforunu arttıran bir uygulama ve bu anlamda organ bağışının arttırılması bizim aslında sosyal bir sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum. Hastamız 50 yaşında olması nedeniyle torunları var, çocukları var. Dolayısıyla bundan sonraki hayatını daha kaliteli, daha konforlu geçirebilecek. Yani bir organ bağışıyla aslında bir hastaya değil birkaç kişiye, ailesine de biz katkı sağlamış oluyoruz. Onların da yaşam kalitesini arttırmış oluyoruz. O nedenle organ bağışının artması dediğim gibi hepimizin sosyal sorumluluğu çok önemli. Hastamıza da çok geçmiş olsun diliyorum. Çok başarılı bir şekilde ameliyatı tamamlandı. Ekibin de eline sağlık organ nakli merkezine tebrik ediyorum" ifadelerine yer verdi. "Çarşamba günü geldim, cuma günü nakil çıktı, sağlığıma kavuştum" Hastalık sürecinde çok zorlu zamanlar geçirdiğini ve gerçekleştirilen nakil ile sağlığına kavuştuğunu aktaran Arzu Öztürk, "Bu nakil için çok bekledim. Bu hastalık 15 yıldır var bende. Bir buçuk senedir de organ nakli bölümünde listedeydim. Allah’a çok şükür ki çıktı. Yani çok kötü bir durumdaydım. İki böbreğim de iflas etmiş gibiydi. Yüzde 10 kalmıştı. Sağ olsun doktorlarımız sayesinde başarıyla gerçekleştirildi. Çok kötü günler geçirdim. Yani ben ameliyat olmadan 3 gün önce çok kötü şekilde ayağa kalkamaz bir halde yattım. Sonrasında tedavi için doktoruma geldim. Keratinlerim yüksekti. Çarşamba günü geldim, cuma günü bana nakil çıktı. Çok hüzünlendim, çok duygulandım. İnanamadım yani. Yemek yiyemiyordum. Yani kısıtlı yiyordum yemekleri. Su içiyordum, suyu bol içiyordum ama yemeklerde rahatsızlık veriyordu. Ayağa kalkınca başım dönüyordu, baygınlık, halsizlik böyle hisler vardı. Şu an hiçbir şey yok. Allah’a şükür çok iyiyim. Organ naklini çok tavsiye ediyorum. Bütün Gaziantep halkına organ nakline duyarlılık göstermesini istiyorum. Bana bu organı bağışlayan aileye de Allah’tan rahmet ve başsağlığı diliyorum" şeklinde konuştu. "Kadavradan yaptığımız ilk naklimiz" Kadavradan yapılan ilk nakil işlemi olduğunu belirten Nefroloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Tuncay, doku uyumu nedeniyle sağlığına kavuştuğunu ifade etti. Uzm. Dr. Tuncay, "Yaklaşık 5 yıldır kronik böbrek yetmezliği, polikistik böbreğe bağlı takip ettiğimiz bir hasta. Bu hastanın iki önemli tarafı var. Bizim ilk kadavradan naklimiz. Ayrıca hiç diyalize girmeden nakil yapma şansına sahip olduğumuz ender hastalarımızdan biri. Nakili çok başarılı geçti. Kadavra hazırlama süreci biraz sancılı ve zorluydu. Hastalar için beklemesi oldukça zor. Arzu Hanım, doku uyumu dolasıyla tercih ettiğimiz bir hastamız oldu. Ameliyatımız da çok başarılı geçti. Ameliyat sonraki sürecimiz de gayet iyi. Hızlıca hastamızın böbrek fonksiyonları toparladı. Bugün de başarılı bir şekilde taburcu edeceğiz. Umarım bundan sonraki nakillerimiz hızla devam eder. Halkımızın kadavra bağışına ciddi bir şekilde önem vermesi lazım. Yani çok hayat kurtarıcı bir şey. Çok kıymetli bir şey. Aslında organını kaybetmeyen, kaybolan organın nasıl bir şey olduğunu fark etmiyor. Umarım bağış sayımız artar. Biz de daha başarılı nakillere imza atarız" şeklinde konuştu. "Nakillerin yüzde 80’inin kadavradan gerçekleştirilmek istiyoruz" Nakilleri artık kadavradan gerçekleştirmek istediklerini söyleyen, Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. Ercan Korkut, "Arzu hanıma başarılı bir şekilde kadavradan böbrek nakli gerçekleştirdik. Arzuladığımız şey kadavra organ bağış oranının artması, canlı oranının tam tersine dönmesi. Yani biz nakillerimizin yüzde 80’ini canlıdan gerçekleştiriyoruz. İstediğimiz şey nakillerin yüzde 80’inin kadavradan gerçekleştirilmesi" diye konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 14:32
Dr. Yusuf Azizoğlu Devlet Hastanesi 8 yataklı palyatif bakım servisi hizmet vermeye devam ediyor
Silvan Dr. Yusuf Azizoğlu Devlet Hastanesi iç hastalıkları uzmanı ve palyatif servis hekimi Uz. Dr. Yunus Demirkol, palyatif servisinde yapılan işlemler ve vatandaşlara sunulan hizmetler hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Dünya Sağlık Örgütünün palyatif bakımı, hasta ve ailesinin yaşamı tehdit eden sorunlarla karşılaştığında, ağrının ve diğer fiziksel, psikososyal ve manevi problemlerin erken dönemde belirlenmesi, dikkatlice değerlendirilmesi ve tedavi edilmesiyle acının önlenmesi, böylece hasta ve ailesinin yaşam kalitesinin artırılması olarak tanımladığını dile getiren Uz. Dr. Demirkol, palyatif bakım merkezlerinde kanser, Parkinson, Alzheimer, ileri evre kalp ve böbrek yetmezliği, geçirilmiş serebrovasküler olay olmak üzere birçok hastalığa hizmet verdiklerini söyledi. Demirkol bu hastalıklara bağlı gelişen şiddetli ağrılar, bası yaraları, enfeksiyonlar, beslenme bozuklukları ve solunum sıkıntılarının başlıca hasta profilini oluşturduğunu ifade etti. Palyatif serviste doktor liderliğinde multidisipliner bir ekip ile hizmet verdiklerini vurgulayan Demirkol, bu ekipte hemşire, psikolog, diyetisyen, sosyal çalışmacı, fizyoterapist ve manevi destek için din görevlilerinin yer aldığını aktardı. Palyatif bakım ile yoğun bakım arasındaki farklılığa da değinen Demirkol, yoğun bakımda hastanın primer hastalığına yönelik küratif bir tedavi hedeflediklerini, palyatif bakımda ise hastalığa yönelik değil, bu hastalıkların yol açtığı semptomlara yönelik tedavi uyguladıklarını belirtti. Palyatif bakım kavramının olmadığı eski dönemlerde hasta yakınlarının hastayla yapayalnız kaldığını bildiren Demirkol, primer hastalık tedavisi bittikten sonra ailelerin ne yapacaklarını bilmez halde eve gitmek zorunda kaldığını ifade etti. Palyatif serviste verilen eğitimler sayesinde hasta yakınlarının, eve döndüklerinde nasıl bakım vereceklerini öğrendiklerini belirten Demirkol, bası yarası olan bir hastaya pansuman yapmayı, mide ile cilt arasına yerleştirilen beslenme tüpü ile beslenmeyi öğrenen yakınların aldıkları eğitimle güvenle eve dönebildiklerini söyledi. Bazı hastaların kısa süreli, bazılarının ise 1-2 ay gibi uzun sürelerle serviste kaldığını ifade eden Demirkol, bilinci kapalı ve yemek yiyemeyecek halde gelen bir hastanın, tedaviler sonrası dualar ederek evine dönebilmesinin bütün yorgunluklarını unutturduğunu söyledi. Tescilli 8 adet tek kişilik yataklı odada hizmet verdiklerini anlatan Demirkol, serviste, hasta ve yakınlarının ortak kullanımına açık mutfak, ibadethane, taziye alanı ve dinlenme-aktivite odası bulunduğunu aktardı. Demirkol ayrıca yalnızca Silvan ve Diyarbakır’dan değil, Batman, Siirt ve Muş gibi çevre illerden gelen hastalara da hizmet verdiklerini, toplumdaki farkındalığı artırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
09 Aralık 2025 Salı - 14:04
Elazığ’da acil sağlık hizmetleri etkinliği
Elazığ’da Acil Sağlık Hizmetleri Haftası etkinlikleri kapsamında kurulan stantta, vatandaşlar bilgilendirildi. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Acil Sağlık Hizmetleri Haftası etkinlikleri, vatandaşların yoğun uğrak yerlerinden olan bir alışveriş merkezinde düzenlenen stant çalışması ile devam etti. Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE) tarafından kurulan standı ziyaret eden vatandaşlara temel yaşam desteği ve OED kullanımı hakkında çeşitli bilgiler verilerek, uygulamalı pratikler eşliğinde UMKE ekipman ve malzemelerin tanıtımı yapıldı.
09 Aralık 2025 Salı - 14:00
Uzmanlardan kritik uyarı: "Her 3 çocuktan biri fazla kilolu ya da obez"
Niğde’de görev yapan çocuk sağlığı uzmanları, çocukluk çağı obezitesinin giderek büyüyen bir halk sağlığı sorununa dönüştüğüne dikkat çekti. Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Dr. Aysel Yıldız Boyraz ve Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr. Dursun Muhammet Özdemir, obezitenin yalnızca kilo fazlalığı değil, çocukların bugünü ve geleceğini tehdit eden ciddi bir sağlık sorunu olduğuna vurgu yaptı. "Hareketsiz yaşam ve yanlış beslenme riski artırıyor" Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Dr. Aysel Yıldız Boyraz, obezitenin Dünya Sağlık Örgütü tarafından, kişinin fiziksel ve psikolojik sağlığını ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyecek düzeyde vücut yağ dokusunun artması olarak tanımlandığını belirterek, "Hareketsiz yaşamın yaygınlaşması ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının artmasıyla birlikte obezite sıklığı her geçen gün yükseliyor. Genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, azalmış fiziksel aktivite, düzensiz uyku, psiko-sosyal etkenler ve bazı ilaçlar obeziteye zemin hazırlayan başlıca nedenler arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı. "Obeziteye eşlik eden hastalıklara dikkat" Obeziteye eşlik eden sağlık sorunlarına da dikkat çeken Boyraz, çocuklarda hipertansiyon, diyabet, metabolik sendrom, uyku bozuklukları, uyku apnesi, polikistik over sendromu, erken veya hızlı ilerleyen ergenlik, ağız ve diş problemleri, mide reflüsü gibi pek çok komplikasyonun görülebildiğini vurguladı. Erişkin dönemde gelişen obezitenin çok daha ağır ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açabildiğini ifade eden Boyraz bu nedenle çocukluk çağında erken müdahale ve önleyici yaklaşımın önemini vurguladı. Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr. Dursun Muhammet Özdemir ise Türkiye’de tablonun endişe verici boyutlara ulaştığını belirterek, "Türkiye’de artık her üç çocuktan biri obez ya da fazla kilolu. Bu durum yalnızca dış görünüşle ilgili bir mesele değil. Kalp ve damar hastalıkları, diyabet ve hipertansiyon gibi pek çok kronik hastalığın temeli çocukluk döneminde atılıyor" dedi. "Kalp hastalıklarının temeli çocukluk çağında atılıyor" Çok sayıda obez çocuk hasta muayene ettiklerini ifade eden Özdemir, "Obez çocuklarda kalp çevresinde yağlanma, erken yaşta tansiyon yüksekliği ve damar sertliğine rastlayabiliyoruz. Yetişkinlerde gördüğümüz pek çok kalp hastalığının tohumlarının aslında çocukluk çağında atıldığını gözlemliyoruz" şeklinde konuştu. Sağlık Bakanlığı’nın bu yıl yayımladığı Obezite ile Mücadele ve Eylem Planı’na da değinen Özdemir, ailelerin bu süreçte kilit role sahip olduğunu vurgulayarak, "Bu eylem planında özellikle ailelerin bilgi ve farkındalık düzeyinin artırılması merkezi bir öneme sahip. Çocuk bu yolculuğu tek başına yürütemez. Neyi görürse onu örnek alır. Bu nedenle aile içinde atılan küçük adımlar bile uzun vadede çocukların kalbini koruyan güçlü bir kalkana dönüşür" diye konuştu. Özdemir, ailelere yönelik de şu uyarılarda bulundu: "Şekerli içeceklerin evden kaldırılması, paketli atıştırmalıkların tüketilmemesi, noodle ve enerji içeceği gibi ürünlerden uzak durulması, sofrada sebze ve doğal gıdaların artırılması, ekran süresinin azaltılması ve her gün en az bir saat fiziksel aktivite sağlanması, çocukların metabolik ve kalp-damar sağlığı üzerinde son derece güçlü koruyucu etkilere sahiptir. Erken dönemde yapılacak müdahaleler, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek pek çok ciddi sorunun önüne geçebilir."
09 Aralık 2025 Salı - 13:40
Kanser taraması ücretsiz olarak yapılıyor
DÜZCE(İHA) – Düzce Sağlık Müdürlüğü tarafından kanser taramalarını yaygınlaştırmak ve daha fazla kişiye ulaşmak için ilçe ilçe, köy köy gezen ekipler ücretsiz sağlık taraması yapılıyor. Düzce Sağlık Müdürlüğü tarafından kanser taramalarını yaygınlaştırmak ve daha fazla kişiye ulaşmak amacıyla; Merkez Toplum Sağlığı Merkezi ekiplerimizce Cumayeri Aile Sağlığı Merkezi önünde konuşlandırılan sağlık tırında tarama gerçekleştiriliyor. İlçede yaşayan 40-69 yaş arası kadınlara meme kanseri, 30-65 yaş arası kadınlara rahim ağzı kanseri, 50-70 yaş arası kadın ve erkekler de bağırsak kanseri taramalarını ücretsiz olarak yaptırabilecek. Kanserin, erken teşhis edildiğinde önlenebilir bir hastalık olduğunu hatırlatarak ekipler Mobil Kanser Tarama tırının 2 hafta boyunca Cumayeri Aile Sağlığı Merkezi önünde olacağını söyledi.
09 Aralık 2025 Salı - 13:30
Ameliyatsız ağrı tedavisi proloterapiye ilgi artıyor
Doç. Dr. İrfan Koca, "Kas-iskelet sistemi kaynaklı ağrıların tedavisinde kullanılan proloterapi, son yıllarda hem sporcularda hem de kronik ağrı yaşayan bireylerde tercih edilen yöntemlerden biri haline geldi" dedi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, proloterapinin, vücudun kendi iyileşme mekanizmasını harekete geçirmeyi amaçlayan enjeksiyon temelli bir yöntem olduğunu söyledi. Doç. Dr. İrfan Koca, proloterapi uygulamasının özellikle bağ (ligament) ve tendon dokusunda güçlenme sağlayarak ağrının azalmasına yardımcı olabildiğini ifade etti. Fıtık ve spor yaralanmalarında da kullanılabiliyor Doç. Dr. Koca, "Tedavi; boyun ve bel fıtıkları, omuz ağrıları, menisküs yırtıkları, spor yaralanmaları, kireçlenme, bağ ve tendon hasarları gibi durumlarda destekleyici bir seçenek olarak kullanılabiliyor. Uygulamada özel serum solüsyonlar ince iğnelerle hedef bölgeye enjekte edilerek kontrollü bir iyileşme sürecinin başlatılması hedefleniyor" diye konuştu. Her seans yalnızca bir kaç dakika sürüyor "Tendon, kası kemiğe bağlayan yapıdır; bağ (ligament) ise kemikleri birbirine tutar. Proloterapi bu dokuların güçlenmesine katkı sağlayabilir" diyen Doç. Dr. Koca, yöntemin cerrahi işlem gerektirmemesiyle öne çıktığını belirtti. Tedavi planı kişiye göre değişmekle birlikte seanslar genellikle 3 hafta arayla 4-8 kez uygulanıyor. Her seans yalnızca birkaç dakika sürüyor. Yan etkileri ve riskleri var mıdır? Proloterapi genel olarak güvenli bir tedavi yöntemi olarak kabul ediliyor. Uygulama ardından geçici olarak ağrı artışı, şişlik, kızarıklık, morarma gibi lokal reaksiyonlar görülebiliyor. Doç. Dr. Koca, tedavinin mutlaka hekim değerlendirmesi ile planlanması gerektiğini vurgulayarak, "Her hasta için uygun olmayabilir. Gebelik, aktif enfeksiyon, bağ dokusu hastalıkları gibi durumlarda dikkatli olunmalı, tedavi öncesi ayrıntılı muayene önemlidir" şeklinde açıklamada bulundu.
09 Aralık 2025 Salı - 12:59
Uzm. Dr. Soner Demirel: "Alınacak 5 önlemle çocukları kış hastalıklarından korumak mümkün"
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Soner Demirel kışın sık karşılaşılan hastalıklar, korunma stratejileri ve bağışıklığı güçlendirme yöntemlerini anlattı. Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte polikliniklerde çocuk hastaların sayısı artıyor. Soğuk havalar, kapalı alanlar ve hızlı yayılan virüsler nedeniyle çocuklar enfeksiyonlara daha açık hale geliyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Soner Demirel, kış hastalıklarının çoğunun basit önlemlerle engellenebileceğini belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu. Kışın en sık görülen hastalıklar Uzm. Dr. Soner Demirel, kış mevsiminin solunum yolu enfeksiyonlarının en yoğun yaşandığı dönem olduğuna dikkat çekerek çocukların bağışıklık sistemlerinin yetişkinlere göre daha hassas olduğunu ifade etti. Kışın en sık karşılaşılan hastalıkları ise şöyle sıraladı: "Grip (İnfluenza): Yüksek ateş, öksürük ve kas ağrılarıyla seyreder. Okul ortamında hızla yayılabilir. Soğuk Algınlığı: Burun akıntısı, hapşırık ve hafif ateşle ortaya çıkar, bir kışta birçok kez tekrar edebilir. Bronşiyolit: Özellikle bebeklerde nefes darlığı ve hırıltılı solunumla görülür, hastaneye yatış gerektirebilir. Zatürre (Pnömoni): Ateş, öksürük ve nefes darlığıyla seyreden akciğer enfeksiyonudur. Orta Kulak İltihabı (Otit): Soğuk algınlığı sonrası kulak ağrısı ve ateşe neden olur. Krup: Gece artan öksürük ve boğuk sesle karakterizedir; 6 ay–3 yaş arası çocuklarda yaygındır." "Hasta olmadan önlemek altın kuraldır" Hastalıkların kapalı alanlarda damlacık yoluyla kolayca bulaştığını belirten Demirel, asıl önemli noktanın hastalık başlamadan önlem almak olduğunun altını çizdi. Bu önlemler doğru şekilde uygulandığında bulaş riskinin yüzde 50’ye kadar azalabileceğini söyledi. İşte çocukları koruyacak 5 temel önlem Çocuklara düzenli el yıkama alışkanlığı kazandırılması gerektiğini söyleyen Demirel, "Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı. Okuldan dönüşte, yemeklerden önce ve tuvalet sonrası mutlaka temizlik yapılmalı" dedi. Grip aşısının her sonbaharda yapılması gerektiğini belirten Demirel, "Astım gibi kronik hastalığı olan çocuklarda grip aşısı çok daha önemlidir" diye konuştu. Pnömokok, Hib ve RSV aşılarının da ciddi enfeksiyonlara karşı koruduğunu kaydetti. Ev ve okul ortamlarının düzenli havalandırılmasının şart olduğunu belirten Demirel, "Nem oranı yüzde 40–60 arasında olmalı. Kuru hava virüs yayılımını hızlandırıyor" ifadelerini kullandı. Sigara dumanının çocuklar için ciddi bir risk olduğuna da dikkat çekti. Salgın dönemlerinde maske kullanımının çocukları koruduğunu hatırlatan Demirel, "Alışveriş merkezleri ve toplu taşıma, bulaş riskinin en yüksek olduğu yerlerdir" dedi. Çocukların kat kat giydirilmesinin terleme ve üşümenin önüne geçtiğini söyleyen Demirel, soğuk havalarda atkı, bere ve eldiven kullanımının ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti. Bağışıklığı güçlendirmek hastalıklara karşı kalkan oluşturuyor Demirel, güçlü bağışıklığın kış hastalıklarının daha hafif atlatılmasını sağladığını belirterek şu önerileri paylaştı: "Dengeli beslenme: "C vitamini içeren meyveler, çinko kaynakları ve probiyotikler çocukların bağışıklığını ciddi şekilde destekler. Yeterli uyku: "Çocukların günde 10–12 saat uyuması gerekiyor. Fiziksel aktivite: "Soğuk havaya rağmen açık hava yürüyüşleri bağışıklığı artırır. Stres yönetimi: "Aile içi huzur ve hobi destekleri çocukların stresini azaltır. Düzenli kontroller: Alerji ve astım gibi durumların erken teşhisinin önemlidir." Uzm. Dr. Soner Demirel, ailelerin kış hastalıklarına karşı bilinçli olmasının çocukların sağlığını doğrudan koruduğunu belirterek uyarılarını yineledi.
09 Aralık 2025 Salı - 12:05
Iğdır’da 1,5 yaşındaki çocuğun tomografi sonrası iki operasyon geçirdiği ve kolunda hasar oluştuğu iddia edildi
Iğdır’da ilaçlı tomografi çekildiği sırada 1,5 yaşındaki çocuğun kolunda ani şişme meydana geldi. Annenin iddiasına göre, ihmaller nedeniyle çocuk iki ameliyat geçirdi ve kolunda kalıcı izler oluştu. Aile sorumlulardan davacı oldu. 15 Kasım 2025 gecesi 1,5 yaşındaki oğlu Osman Poyraz Meşe’yi karın ağrısı şikayetiyle ambulansla Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi’ne götüren Nejla Meşe, oğlunun iki ameliyat geçirdiğini, kolunda kalıcı izler kaldığını ve çocuğunun psikolojik olarak olaydan ağır şekilde etkilendiğini söyledi. Aile sorumlular hakkında dava açtı. "Tahliller temizdi, bizi taburcu ettiler" Anne Meşe, oğlunun gece boyunca acilde tutulduğunu, tahlillerin ve serumun ardından erkek doktorun kendilerini taburcu ettiğini iddia etti. Saat geç olduğu için hastaneden ayrılmadıklarını ifade eden Meşe, sabah nöbet değişiminde görev alan kadın doktorun kendilerini ’önlem amaçlı’ ilaçlı tomografiye yönlendirdiğini söyledi. Doktora, işlemde bir risk olup olmadığını sorduğunu belirten Meşe, "Alerjik durumlar olabilir dedi. Ama önemli bir şey olmadığını söyledi. Tekrar sordum, ‘Bir sakıncası var mı?’ diye. Bana ‘Yok, tekrar anlatmama gerek var mı?’ diye çıkıştı" ifadelerini kullandı. "Tomografide görevli memur bağırmaya başladı" Tomografi bölümüne indiklerinde görevli memurun "Neden ilaçlı tomografi çekiyoruz?" diyerek bağırdığını söyleyen Meşe, memurun hem doktorun hem kendi imzasını istediğini belirtti. Onay formunu imzalayıp odaya geri döndüklerini ifade eden anne, "İlaç verildi, makine çalıştı ve görevli dışarı çıktı. Birden çocuğumun kolu 5–10 saniye içinde balon gibi şişmeye başladı. Bağırdım ama kimse gelmedi. İşlem bitince memur ‘Ovalayın geçer’ dedi" diye konuştu. "Doktor iğneyi çıkarıp ortadan kayboldu" Durumu doktora anlatan Meşe, doktorun anjiokatı çıkarıp ortadan kaybolduğunu iddia etti. Anne Meşe, "Ortopedi doktoru geldi, ‘Alçıya alacağız, kol şişmiş’ dedi. Nedenini sorunca babasını çağırmamı istedi. ‘Kangren olabilir, ameliyat gerekebilir’ dedi. Eşim görevdeydi, hemen çağırdım" dedi. Anne Meşe, Osman Poyraz Meşe’nin aynı gece acil olarak ameliyata alındığını, 16 Kasım’daki ilk ameliyatın ardından 20 Kasım’da ikinci bir ameliyat geçirdiğini ve yaklaşık 10 gün hastanede kaldığını söyledi. Nejla Meşe, uzman doktorların eşlik etmesi gereken tomografi işlemine yalnız gönderildiklerini savunarak, Ağustos ayında aynı hastanede "teçhizat eksikliği" nedeniyle tomografi çekilemediğini ifade etti. Meşe, "1,5 yaşındaki çocuğa o zaman tomografi çekilmedi. Ama bu kez hiçbir kontrol yapılmadan bizi gönderdiler" diye konuştu. "Evde kolunu saklıyor, canı yanıyor" Anne Meşe, oğlunun geçirdiği travmanın devam ettiğini söyledi. Nejla Meşe, "Çocuğum artık bize bile yaklaşmıyor, geceleri ağlıyor, saldırganlaştı. Evde kolunu saklıyor, canı yanıyor. Hastaneye götürmeye korkuyorum. Kalıcı izleri var" dedi. Ameliyat sırasında çocuğun kolunda derin doku hasarı oluştuğunu belirten anne Meşe, plastik cerrahın ’sevk edilse kolun kesilmek zorunda kalabileceğini’ söylediğini aktardı. İlaçlı tomografinin kadın bir doktor tarafından verildiğini, şikayetçi olduklarında ise hastane tarafından müdahaleyi ilk yapan erkek doktorun isminin verildiğini öne süren anne Meşe, kadın doktorun isminin hiç bir yerde geçmediğini iddia etti. Anne Meşe, "Ne gerekiyorsa yapılsın. Bu ihmal yüzünden çocuğum bu hale geldi. Başka çocuklar aynı şeyi yaşamasın." dedi. Konu ile ilgili Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi tarafından idari soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder