SAĞLIK
Bayramda tatlıya denge uyarısı: Uzmanından kritik beslenme önerileri 20 Mart 2026 Cuma - 09:40:45 Ramazan Bayramı’nda beslenme düzeninin ani değişimine dikkat çeken Diyetisyen Hasan Tuncay, özellikle tatlı tüketiminin kontrollü yapılması gerektiğini vurguladı. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme alışkanlıklarının ardından bayramda eski düzene dönüş süreci, vücut açısından kritik bir geçiş dönemi oluşturuyor. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezinde görev yapan Diyetisyen Hasan Tuncay, uzun süreli açlık sonrası birden yoğun besin tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Özellikle bayramda artan tatlı tüketiminin dengelenmesi gerektiğini belirten Tuncay, kahvaltıdan gün içi öğün planlamasına kadar önemli uyarılarda bulundu. Ramazan Bayramında kahvaltıdan itibaren öğünlere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Hasan Tuncay, "Ramazan ayıda uzun süreli bir açlık dönemi oluyor. Gün boyunca hiçbir şey yemeyip akşamları belirli kısıtlı saatlerde beslenmek zorunda kalıyoruz. Ondan sonra sahura kalkıp, bir şeyler yiyip ondan sonra uyuyoruz. Bu bizim vücudumuzun ritmini değiştiriyor. Doğal olarak hormonlarımız da bu süreçten etkileniyor. 30 gün boyunca hormonlarımız bu süreçten etkilendiği için bayram süreci de biraz daha geçiş dönemi olacağı için birden yüklenmemek adına uymamız gereken bazı kurallar var. Öncelikle bayram günü, sabah kalktığımızda çok ağır olmayacak şekilde kahvaltımızı yapacağız. Peynirimizi, yumurtamızı, bol sebzemizi tüketeceğiz. Yanında mutlaka ekmeğimiz de olacak. Kan şekerimizi belirli bir seviyeye kadar yükselteceğiz ki direkt tatlı isteğimiz olmasın. Sonuçta 30 gün boyunca sadece sahur yapıldı ve iftar açıldı. Bu süreçte vücudu kahvaltıya hazırlamamız gerekiyor. Onun dışında yüksek miktarda şeker içeren, bal, reçel, pekmez gibi tatlılar tüketmeyeceğiz. Çünkü zaten gün içerisinde şekerlemeler ve şeker tatlıları tüketeceğimiz için kahvaltıda bunları tercih etmesek daha sağlıklı olur" dedi. Diyetisyen Tuncay, "Normalde bizim diyetimizde, sağlıklı proteinlere yer verdiğinizde, peynir yumurta ve etimizi düzenli bir şekilde yediğimizde, ekmek grubu ve sebzeleri düzenli bir şekilde yediğimizde kan şekerimiz sağlıklı seyrediyor. Kahvaltıyı bu şekilde yaptıktan sonra gün içerisinde ekstra ürün öğün koymadan ya da kullandığımız öğünlerden ekmeği, makarnayı, çorbayı ve pilavı çıkararak şerbet ve tatlılardan aldığımız en azından şekeri biraz olsun dengeleyebiliriz. Tabi normal günlerde önerdiğimiz bir beslenme şekli değil, bayrama özel. 30 gün boyunca beslenme kısıtıyla yaşadığımız için bayram sürecini ‘tatlı yemeyin’ diyerek geçiştiremeyiz. Mutlaka tatlılar yenilecek. Ama bunu nasıl dengelememiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Mümkünse öğlen vakitlerinde şeker, şerbet tatlılarını tüketelim. Akşam vakitlerine kalmasın. Bazen metabolik hızımız yavaşladığı için akşam saatlerinde yediğimiz tatlının bize zarar verme ihtimali daha yüksek, karaciğerde yağa dönüşme ihtimali daha yüksek. Sonraki gün yine şekerli şerbetli tatlılar yiyeceksek eğer bu kurallara uyarak, gün içerisinde tükettiğimiz özellikle basit karbonhidratlardan uzak durarak, ekmeği, pilavı, makarnayı, çorbayı ve meyveyi kısarak, sebze ve proteinle beslenerek bu süreci geçirebiliriz" diye konuştu.
20 Mart 2026 Cuma - 08:51 Uzmanlar: "Bayramda ikramları olabildiğince hafif tutun" Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü, yaptığı paylaşımda bayramda yapılan ikramlara dikkat çekerek, "Yapılan ikramlar gün içerisinde kan şekerinin yüksek seyretmesine neden olabilir" ifadesini kullandı. Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü tarafından yapılan paylaşımda, Diyetisyen Melike Karataş, bayram gelenekleri ve Erzurum’un kültüründe. misafire şeker, çikolata ile birlikte karbonhidrat, yağ ve şeker oranı yüksek su böreği, baklava gibi ikramlar sunulmasının vazgeçilmezlerden olduğunu anlatarak, "Ancak bu ikramların ziyaret edilen her evde sunulması ve tüketilmesi gün içerisinde kan şekerinin yüksek seyretmesine sebep olabilir. Gün boyu tekrar eden bu beslenme döngüsüyle özellikle çocuklar, yaşlılar ya da diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon (yüksek kan basıncı) gibi hastalığı bulunanlar için sağlık sorunları yaşama riski artar. Bunun önüne geçmek için ikramlıklar hazırlanırken şerbetli yerine sütlü tatlı hazırlanması; porsiyonların küçük tutulması; sebzeli veya yoğurtlu salataların (kabak tarator, yoğurtlu kereviz salatası, pancar salatası vb.) ikramlıklara eklenmesi; içecek olarak şekeri yüksek meyve suları yerine ayran ya da şekersiz açık çay, şekersiz Türk kahvesi gibi içeceklerin tercih edilmesi daha iyi olacaktır" dedi. Su içmek ihmal edilmemeli Erzurum için yine kültürel alışkanlıklar ve iklim şartları göz önünde bulundurulduğunda Ramazan ayı içerisinde iftar sonrası çayın çok önemli bir yer kapladığının görüldüğünü vurgulayan Karataş, "Hatta çoğu zaman çay içme alışkanlığı su tüketiminin önüne geçer. Bu alışkanlık Bayram’da da devam eder. Her ne kadar sağlıklı bireyler için günlük 6-8 çay bardağına kadar az demli çayın sağlık üzerine olumlu etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış olsa da içilen çayın demli olması, miktarının 6-8 çay bardağından fazla olması ya da su tüketiminin önüne geçmesi sağlık açısından riskler oluşturur. Su tüketiminin az olması, vücudun susuz kalmasına yol açabilir ya da bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına sebep olabilir. Bu sebeple su tüketimi ihmal edilmemeli, günlük olarak en az 2-2,5 litre su içilmelidir" şeklinde konuştu. Hareketin artırılması hedeflenmeli! Bayram nedeniyle değişen beslenme düzeninin yol açabileceği hazımsızlığa dikkat çeken Karataş, "Bağırsak hareketlerinin azalması ya da kan şekeri yükselmesi gibi olumsuz durumlarla mücadelede etkili yöntemlerden biri de hareketin artırılmasıdır. Bayram dolasıyla yapılacak ziyaretler aktif bir gün geçirmek için fırsat olabilir. Bunu sağlamak adına ziyaretler esnasında yürüme mesafesinde olan yerlere araç yerine yürüyerek gitmek, günlük hareketi artırmaya yardımcı olur. Hatta gün içerisinde zaman ayrılarak 30 dakikalık bir yürüyüş planlanabilir. Hayatın her alanında önemli bir yere sahip olan sağlıklı ve dengeli beslenme bir yaşam tarzı hali olmalıdır. Bununla birlikte böyle özel zamanlarda doğru beslenme sağlık için daha da önem arz edebilmektedir" diye konuştu.
Tavas Belediyesi 1 yılda 500’den fazla vatandaşın hayatına dokundu
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:41 Tavas Belediyesi 1 yılda 500’den fazla vatandaşın hayatına dokundu Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, Tavas Belediye tarafından ücretsiz olarak hizmet veren beslenme danışmanlığına başvurarak 10 kilogramın üzerinde kilo veren kadınlarla bir araya gelerek sağlıklı yaşamlarını kutladı. Başkan Tatık, beslenme danışmanlığı ile ilgili yaptığı açıklamada, 500’den fazla vatandaşın bu hizmetten faydalandığını belirtti. Tavas Belediyesi tarafından ücretsiz olarak hizmet veren beslenme danışmanlığı hizmeti vatandaşların sağlıklı yaşama yönlendirmeye devam ediyor. 500’den fazla Tavaslı vatandaşın hizmet aldığı beslenme danışmanlığından, 10 kilogramın üzerinde kilo veren kadınlarla, Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık bir araya gelerek sağlıklı yaşamlarına kutladı. Tavas Belediyesi Diyetisyen Uzmanı Ayşegül Atlıoğlu ve danışanlar, Başkan Tatık’a danışanların sağlık durumları ve sağlıklı beslenme ile hayatlarındaki değişimler hakkında bilgi vererek aralarında hoş muhabbet yaşandı. Danışanların yaşam kalitesi yükseldi Tavas Belediyesi Diyetisyen Uzmanı Ayşegül Atlıoğlu sağlıklı beslenme hizmetinden yararlan vatandaşların yaşam kalitelerinin attığını belirterek, " Obezite grubunda yer alan bazı danışanlarımız sağlıklı kilo aralığına ulaştı, fazla kiloya bağlı ağrılarından kurtuldu. Kilo fazlalığı nedeniyle hareket kısıtlılığı yaşayan danışanlarımızın hareket kabiliyeti arttı. Sağlıklı kilo kaybı sonrası tansiyon ve kan şekeri değerleri normale dönen danışanlarımız oldu. Ve en önemlisi; katılımcılarımızın kendine olan güvenleri güçlendi, istediklerinde neler başarabileceklerini bir kez daha gördüler" ifadelerini kullandı. 1 yılda 500’den fazla Tavaslı vatandaş beslenme danışmanlığından faydalandı Vatandaşlara sağlıklı yaşama kavuşturmak için çalışmalara ara vermeden devam edeceklerini berliten Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, "Tavas Belediyemizin tüm hemşehrilerimize yönelik Ücretsiz Beslenme Danışmanlığı hizmeti kapsamında, 1 yıl içinde 500’ün üzerinde vatandaşımıza sağlıklı beslenme yolculuklarında eşlik ettik. Bu kapsamda, belediyemiz tarafından ilk kez düzenlenen ve 10 kilo ve üzerinde sağlıklı kilo veren danışanlarımızın başarılarını taçlandırdığımız bu anlamlı buluşmada, bugün bir araya geldik. Danışanlarımız, bu süreçte yaşadıkları değişimleri, kazandıkları sağlıklı alışkanlıkları ve deneyimlerini bizlerle paylaştı. Sağlıklı bir yaşam için attıkları bu kararlı adımlardan dolayı tüm vatandaşlarımızı ve emek veren diyetisyenimiz Ayşegül Atlıoğlu’na gönülden tebrik ediyoruz. Tüm Tavaslı hemşehrilerimizin daha sağlıklı, daha mutlu ve sosyal hayatta daha aktif bir yaşam sürmesi için benzer farkındalık ve destek çalışmalarını artırarak sürdürmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Sağlık ekipleri dağ köylerini tek tek gezerek ilk yardım eğitimi veriyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:34 Sağlık ekipleri dağ köylerini tek tek gezerek ilk yardım eğitimi veriyor Muş İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde çalışmalarını sürdüren 112 Acil Sağlık Hizmetleri Başhekimliği ekipleri, "Köylere ilk yardım farkındalık eğitimi" projesi kapsamında kent merkezine uzak köylerde ilk yardım eğitimi veriyor. Zorlu coğrafi şartlar nedeniyle ambulans ekiplerinin ulaşmasının zaman aldığı yerleşimlerde başlatılan "Köylere ilk yardım farkındalık eğitimi" projesi kapsamında sağlık çalışanları, köyleri tek tek gezerek vatandaşlara temel yaşam desteği, havayolu tıkanıklığına müdahale ve kanama kontrolünü uygulamalı anlattı. Çalışmanın ilk durağı olan Serinova Beldesi’nde çayocağında bir araya gelen yaklaşık 40 kişiye, acil durumlarda profesyonel ekipler gelene kadar yapılması gereken müdahaleler uygulamalı şekilde gösterildi. Sağlık personeli, katılımcıların birebir uygulama yapmasına imkân tanıyarak hem teorik hem pratik eğitim verdi. Muş 112 İl Ambulans Servisi Başhekimi Uzm. Dr. Cenan Sami Akkan, ambulans gelene kadar vatandaşların ailelerine ve çevrelerindeki kişilere nasıl müdahale edebileceklerini bilmeleri amacıyla köylerde ilk yardım farkındalık eğitimleri başlattıklarını ifade ederek, "Muş’un coğrafyası genel anlamda birçok bölgede zorlu şartlara sahip. 112 olarak köylere ulaşmamız mümkün olsa da bu bazen belirli bir zaman alabiliyor. Bu nedenle köylerimizde, ambulans ekipleri ulaşana kadar vatandaşlarımızın kendi ailelerine, arkadaşlarına ve hastalara neler yapabileceklerini bilmeleri amacıyla ilk yardım farkındalık eğitimleri vermeyi planladık. Mümkün olduğunca çok köyümüze bu eğitimi ulaştırmayı hedefliyoruz. Bugün Serinova Beldesi’nde eğitimlerimize başlamış bulunmaktayız ve inşallah devamını getirmeyi planlıyoruz" dedi. Muş 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliğinde görevli ilk yardım eğitmeni Bilal Köse ise "Köylerimizde ilk yardım ve farkındalık eğitimleri veriyoruz. Bu kapsamda Serinova Beldesi’ne geldik. Coğrafi şartlar nedeniyle köylerimiz hastanelere uzak olabiliyor. Bu yüzden hem bizim için hem de hasta için bir dakikanın bile çok önemli olduğunu düşünerek bu eğitimleri düzenledik. Umarım faydalı olmuştur. Katılımcılarımız da bizleri son derece dikkatli ve ilgili bir şekilde dinlediler. Biz de bu doğrultuda eğitimlerimizi en iyi şekilde anlatmaya çalıştık. İlimiz için faydalı olduğunu düşündüğümüz bu çalışmalara devam ediyoruz. Verdiğimiz eğitimler kapsamında; solunum yolu tıkanmaları, tam ve kısmi tıkanma, bebeklerde ve yetişkinlerde kalp krizleri ve kalp durmalarında yapılacak ilk müdahaleler, kronik hastalıklardan KOAH, astım ve şeker hastalığı konuları ele alındı. Ayrıca köylerimizde soba kullanımının yaygın olması nedeniyle soba zehirlenmeleri ve kış aylarında özellikle çocuklarda sık görülen yanıklarla ilgili eğitimler de verildi. İlk yardım eğitimi kapsamında verilmesi gereken tüm temel konuları katılımcılarımıza aktardık. Katılım oldukça yoğundu ve geri dönüşler de son derece olumlu oldu. Başhekimliğimizin ve İl Sağlık Müdürlüğümüzün katkılarıyla eğitimlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Serinova Beldesi İmam Hatibi Mazhar Şeker de, acil durumlarda vatandaşların çoğu zaman nasıl müdahale edeceklerini bilemediklerini belirterek verilen eğitimin bu açıdan çok faydalı olduğunu söyledi. Şeker, "Öncelikle tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Acil durumlarda insanların hastalara nasıl müdahale edeceklerini çoğu zaman bilemediklerini görüyoruz. Bu nedenle verilen bu eğitimler vatandaşlarımız için gerçekten çok faydalı oldu. Kendi adıma da oldukça memnun kaldım. Bizim de bu konuda bazı eksiklerimiz olduğunu fark ettik. İnşallah diğer arkadaşlarımız için de faydalı olmuştu" ifadelerini kullandı.
Uzm. Dr. Gülşan’dan çocuklarda kabızlık uyarısı
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:19 Uzm. Dr. Gülşan’dan çocuklarda kabızlık uyarısı Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Meltem Gülşan, çocuklarda görülen kabızlık şikayetlerine yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Meltem Gülşan, son dönemlerde çocuklarda kabızlık şikayetlerinin belirgin şekilde arttığını söyleyerek ailelere önemli bilgiler verdi. Çocukların beslenme düzenine dikkat çeken Uzm. Dr. Gülşan, ekran başında geçirilen uzun saatler ve azalan fiziksel hareketliliğin kabızlığın görülme oranını yükselttiğini söyledi. "3 günden uzun süren durumlar ciddiye alınmalı" Uzm. Dr. Meltem Gülşan, kabızlığın sadece tuvalete çıkamama sorunu olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Normalden daha sert dışkılama, karın ağrısı, iştahsızlık, dışkılama sırasında ağlama veya korkma gibi belirtiler kabızlığın işaretçisi olabilir. Özellikle 3 günden uzun süren kabızlık durumlarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" dedi. "Beslenmenin rolü büyük" Dr. Gülşan, yanlış beslenme alışkanlıklarının kabızlığın en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirterek lif açısından fakir beslenme (fast food, paketli gıdalar, beyaz ekmek ağırlıklı menüler), yetersiz su tüketimi, süt ve süt ürünlerinin aşırı tüketimi, düzensiz öğünlerin kabızlığı tetiklediğini söyledi. Gülşan, "Ailelerin özellikle su, sebze, meyve, kuru kayısı, armut, yulaf gibi lif açısından zengin besinleri günlük beslenmeye eklemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Tuvalet eğitimi ve psikolojik etkenler de önemli" Uzm. Dr. Meltem Gülşan, bazı çocukların tuvalet eğitimine başlarken zorlandığını veya tuvaletini tutma alışkanlığı geliştirdiğini dile getiriyor. Bu durumun bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlığı artırabileceğini ifade eden Gülşan, "Çocuğa baskı yapılmamalı, tuvalet eğitimi yumuşak bir geçiş süreci olmalı. Tuvalet korkusu varsa bu mutlaka gözlemlenmeli ve gerekirse bir uzman desteği alınmalı. Tuvalet zamanı oyunlaştırılarak çocuk için daha rahat bir ortam oluşturulmalı" şeklinde konuştu. "Tedavisiz bırakılmamalı" Dr. Gülşan, kabızlığın tedavi edilmediğinde daha ciddi problemlere yol açabileceğini de söyleyerek, "Dışkı birikmesine bağlı olarak makat çatlakları, iştahsızlık, huzursuzluk, kilo kaybı ve çocuklarda tuvalet kaçırma gibi problemler ortaya çıkabilir. Bu nedenle kabızlık uzun sürdüğünde ailelerin vakit kaybetmeden doktora başvurması gerekir" diye konuştu.
"Şok dalga tedavisi lipödem hastalarında ağrıyı hafifletiyor"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:19 "Şok dalga tedavisi lipödem hastalarında ağrıyı hafifletiyor" Lipödem hastalarında bacaklarda simetrik yağ birikimi, ağrı ve hassasiyet günlük hareketliliği önemli ölçüde azaltabilir. Uzm. Dr. Göksel Çelebi, lipödem tedavisinde şok dalga (ESWT) uygulamasının dolaşım ve doku elastikiyeti üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Lipödem, çoğunlukla bacaklarda ve bazen kollarda simetrik yağ dokusu artışıyla seyreden dokunmaya karşı hassasiyet, ağrı ve kolay morarma ile karakterize kronik bir tablodur. Hastalık zaman içerisinde ilerleyerek şişlik hissi, gerginlik ve hareket kısıtlılığına yol açabilir. "Bu değişiklikler, kişinin günlük aktivitelerini sürdürmesini güçleştirirken ilerleyen dönemlerde psikososyal etkiler de ortaya çıkabilir" diyen Medicana Kadıköy Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Göksel Çelebi, lipödemin çoğu zaman obezite veya selülit ile karıştırıldığını belirterek doğru tanının önemine dikkat çekti. Uzm. Dr. Göksel Çelebi, genetik yatkınlık ve hormonal değişimlerin hastalığın gelişiminde temel rol oynadığını ifade ederek tedavi yaklaşımının kişiye özel planlanması gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Göksel Çelebi açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi: "Lipödemde yağ hücrelerinin yapısında ve dağılımında farklılıklar görülür. Bu nedenle yalnızca diyet ve egzersizle kalıcı azalma sağlanamayabilir. Tedavide amaç; dokulardaki sertliği azaltmak, dolaşımı desteklemek ve ağrı şikâyetini hafifletmektir. Fizik tedavi uygulamaları, kompresyon ürünleri, manuel lenf drenajı ve gerektiğinde şok dalga tedavisi bu süreçte birlikte değerlendirilebilecek seçeneklerdir." ESWT, lipödemde kişiye özel destekleyici bir yaklaşım sunuyor Lipödemde destekleyici tedaviler arasında yer alan ESWT, cilt altı dokulara uygulanan düşük frekanslı akustik dalgalar aracılığıyla mikrosirkülasyonun artırılmasını hedefler. Uygulama ile bölgedeki dolaşımın desteklenmesi, doku sertliğinin yumuşaması ve ağrı hissinin azalması amaçlanır. Seanslar hastalığın evresi, kişinin doku yanıtı ve eşlik eden şikâyetlere göre planlanır. Tedavi sürecine ilişkin görüşlerini aktaran Uzm. Dr. Göksel Çelebi, ESWT’nin tek başına bir tedavi olmadığına dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı: "ESWT, uygun hastalarda doku esnekliğini artırmaya yardımcı olabilen bir yöntemdir. Ancak en iyi sonuç genellikle manuel lenf drenajı, kompresyon ürünlerinin düzenli kullanımı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle birlikte uygulandığında elde edilir. Tedavi planının mutlaka kişiye özel yapılması gerekir." Lipödemde yaşam alışkanlıkları tedaviyi güçlendiriyor Lipödem sürecinde düzenli yürüyüşün, su içi egzersizlerinin ve kas yapısını koruyan kontrollü hareketlerin dolaşımı destekleyebileceğini belirten Uzm. Dr. Göksel Çelebi, "Uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmak, tuz tüketimini azaltmak ve kompresyon giysilerinin düzenli kullanımı, tedavinin devamlılığı açısından önem taşır. Lipödem, erken dönemde tanı konulduğunda ve bireye özel tedavi planı hazırlandığında yaşam kalitesinin belirgin şekilde iyileştirilebildiği bir sağlık problemidir. ESWT gibi destekleyici tedaviler, uygun hastalarda değerlendirilerek sürece katkı sağlayabilir. Tedavi kararı ve uygulama sıklığı her zaman hekim değerlendirmesi doğrultusunda planlanmalıdır" ifadelerini kullandı.
Kilo aldığını sandı, 7 buçuk kilogramlık dev böbrek kitlesi taşıdığı ortaya çıktı
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:13 Kilo aldığını sandı, 7 buçuk kilogramlık dev böbrek kitlesi taşıdığı ortaya çıktı İlk zamanlarda kilo aldığını zanneden ve yaşadığı komplikasyonların geçmemesi sonucu hastaneye başvuran adam, yapılan tetkikler sonucu böbreğinde 7 buçuk kilogramlık kitle olduğunu öğrendi. Ankara’da yaşayan 46 yaşındaki Ahmet Demir, midesindeki şişkinlik ve sertlik sebebiyle Ankara Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. İlk zamanlarda kilo aldığını zannettiğinden dolayı problemlerini önemsemeyen Demir, yapılan tetkikler sonucunda nadir rastlanan 7 buçuk kiloluk dev böbrek kitlesi taşıdığını öğrendi. Demir, tedavisinin ardından 11 kilo verdi. Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Eğitim ve Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Serdar Toksöz, hastanın Hatay’dan Ankara’ya yönlendirildiğini aktararak, "Orada karnında büyük bir kitle tespit edilmiş. İleri tetkik ve tedavi için bize yönlendirildi. Biz de yaptığımız değerlendirmede bunun büyük bir böbrek kitlesi olduğunu tespit ettik. Bu nadir olarak tespit edilmiş durumlardan birisidir. Tedavisi de oldukça ileri merkezlerde, deneyimli merkezlerde yapılmaktadır" diye konuştu. "10 bin vakada bir bu kadar büyük böbrek kitleleri görülebilmektedir" Büyük kitlelerde açık cerrahi yönteminin tercih edildiğini dile getiren Toksöz, "Yaklaşık 40 cm’ye yakın bir kesiye ihtiyaç duyuyordu. Biz kendi planladığımız yöntemle bu kesiti kademeli olarak küçülttükten sonra, kitleyi küçülttükten sonra laparoskopik olarak 3 tane delikten ameliyatını gerçekleştirdik. Yaklaşık olarak 10 bin vakada bir bu kadar büyük böbrek kitleleri görülebilmektedir. Hastanın böbreğin içinde taşı da vardı" ifadelerini kullandı. Büyük böbrek kitlesinin enfeksiyon gibi hastalıklara yol açabildiğini anlatan Toksöz, "Ahmet Bey’in bu büyük böbrek kitlesi tansiyon hastalığına sebep olabilir. Boşalttığımız suda da ciddi enfeksiyon vardı. Ciddi enfeksiyona da sebep olabiliyor. Diğer böbreği de etkileyen enfeksiyonlara sebep olabiliyor. Taşlar da iritasyon sonucu böbrek kitlelerine sebep olabilmektedir" şeklinde konuştu. "Kademeli olarak büyüdüğü için bunun farkına varmamıştı, kilo aldığını düşünüyordu" Hastanın kitleden şüphelenmediğini kilo almış gibi hissettiğini belirten Toksöz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ameliyat cerrahi süresi yaklaşık olarak 6 saat sürdü. Çok büyük bir böbrek kitlesi karaciğere, bağırsaklara, büyük damarlara yapışık haldeydi. Biz yavaş yavaş, adım adım, kontrollü bir şekilde ilerleyerek hastanın herhangi bir organına zarar vermeden bu işlemi gerçekleştirdik. Hastamız daha çok karında kilo almış gibi hissediyordu. Kademeli olarak büyüdüğü için bunun farkına varmamıştı. Kilo aldığını düşünüyordu. Genelde bazen bu böbrek kitleleri büyürken ağrı yapmaz. Alıştıra alıştıra bir büyüme süreci oluşabilmektedir. Bunun en iyi yöntemi, aralıklı olarak doktor kontrolüne gitmektir." Hastanın ameliyatının başarılı şekilde geçtiğini ifade eden Toksöz, "Ameliyat sonrasında da diğer organlarda herhangi bir hasar bulunmamaktadır. Bağırsakları da, karaciğeri de gayet güzel uygun şekilde çalışmaktadır" dedi. Kademeli olarak büyüyen kitle, hayatını olumsuz etkiledi Hasta Ahmet Demir, ilk şikayetlerinin midesinde şişkinlik ve sertlik olduğunu söyleyerek, "Son zamanlarda hızlı ve bariz bir şekilde görülmeye başladı ve benim hareketlerimi de kısıtlamaya başladığı için başvurdum. Bunun daha önceden, 5 yılı daha aşkın süre içerisinde başlayıp devam eden bir rahatsızlık olduğunu söyledi ve acilen işlemlere başladılar" diye konuştu. Ameliyattan önce hareket kısıtlılıkları olduğunu dile getiren Demir, "İş hayatımda hareket kısıtlılıklarım çok fazlaydı. Eğilme, kalkma, dönme mesela uykularımda sadece sol yanıma yatabiliyordum. Sırt üstü yatamıyordum" ifadelerine yer verdi. "Benden yaklaşık 11-12 kilo eksildi" Ameliyattan sonra hafiflemiş hissettiğini söyleyen Demir, "Midemde boşluklar oldu. Bu hastane döneminde onun şeylerini anlamadım ama ayağa kalktıktan sonra benden yaklaşık 11-12 kilo eksildi. Bunun rahatlığı, hafifliği, hareketlerim de daha çevik, atak oldu. Uykularım da olsun, vücut olarak daha rahat bir seviyeye geldim" şeklinde konuştu.
Mudanya Üniversitesi öğrencileri sağlık için seferber oldu
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:42 Mudanya Üniversitesi öğrencileri sağlık için seferber oldu Her dört kişiden biri, yaşamının bir döneminde ruh sağlığıyla ilgili bir sorun yaşadığına dikkat çeken Mudanya Üniversitesi öğrencileri, toplumun ruh sağlığını desteklemek hedefiyle Mudanya sahilinde konuyla ilgili stant çalışmaları başlattı. Toplum ruh sağlığı konusunda etki oluşturmak amacıyla, Mudanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Şenay Sarmasoğlu Kılıkçıer ve Öğretim Görevlisi Şeyma Erkuş öncülüğünde yürütülen "Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği" dersi kapsamında anlamlı bir iş birliği hayata geçirildi. Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi iş birliğiyle hayata geçen uygulama kapsamında, toplumun ruh sağlığını desteklemeye yönelik konuyla ilgili stant çalışmaları sahil hattında uygulamaya başlandı. İlk stant, "Gerginlikten Özgürlüğe: Stresle Baş Etme Yolları" Mudanya sahilinde kuruldu. Standı ziyaret eden vatandaşlara stresle baş etme yolları, nefes egzersizleri ve temel sağlık ölçümleri sunuldu. Katılımcılarla birebir etkileşimli yapılan bu çalışmaların bireylerin iyilik hâline katkı sunduğu gözlemlendi. Etkinlik, sadece bireysel fayda sağlamakla kalmayıp, koruyucu ruh sağlığı yaklaşımını ve meslekler arası iş birliğinin önemini vurgulayan örnek bir model olarak dikkat çekti. Halkın yoğun ilgisi ve olumlu geri bildirimleri, bu çalışmanın toplumsal karşılığını da gözler önüne serdi. Projenin temel amacı, toplumun ihtiyaçlarına yanıt vermek ve karşılaştıkları tüm sorunlarda yanlarında olabilmek. Bu doğrultuda, sağlık hizmetlerini sahile taşıyarak herkes için erişilebilir ve bütüncül bir iyilik hali oluşturmayı hedefliyor. Proje kapsamında kurulan stantlar, 5 Aralık - 8 Ocak tarihleri arasında, haftanın belirli günlerinde 13.00-15.00 saatleri arasında Mudanya sahilinde ziyaret edilebilecek. Yetkililer, Mudanya halkını ve bölgeye yolu düşen herkesi bu sağlıklı buluşmalara davet ediyor.
Kronik uyku yoksunluğu alzheimera yol açabilir
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:18 Kronik uyku yoksunluğu alzheimera yol açabilir Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, 3 aydan uzun süren uykuya dalma ve sürdürme problemlerinin kronik uyku yoksunluğuna dönüştüğünü ve sürecin alzheimera kadar gidebildiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Uykuya dalmakta zorlanma, gece boyunca sık sık uyanma ya da sabahları erkenden kalkma gibi şikayetlerle kendini gösteren ’Uyku Yoksunluğu’, modern yaşamın en yaygın sağlık sorunlarından biri haline geldi. Eğer uykuya dair sorunlar en az üç ay boyunca aralıksız devam ederse, bu artık basit bir yorgunluk olmaktan çıkıp kronik uyku yoksunluğu adını alıyor ve kişinin fiziksel ve zihinsel sağlığını derinden etkileyebilecek kalıcı bir duruma işaret ediyor. Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, konuyla alakalı uyarılarda bulundu. "İleri yaşlarda daha fazla görülmektedir" Uyku yoksunluğunun her yaş grubunda görülebildiğini ama yetişkinler ve özellikle de kadınlarda daha fazla karşılarına çıktığını ifade eden Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, "İleri yaşta özellikle Uyku Sirkadiyen Ritmi dediğimiz uyku-uyanıklık döngüsünde bozulmalar olmasıyla birlikte bazı hormonsal değişiklikleri, ileri yaşta daha fazla görüyoruz" dedi. "Tansiyon hastalıkları, kronik uyku yoksunluğuna neden olabiliyor" Kronik uyku yoksunluğunun fizyolojik ve psikolojik mekanizmalar üzerinde etkili olabildiğini belirten Rabia Sedef Üre, "Metabolik hastalıklar; şeker, kalp, tansiyon hastalıkları gibi diğer tıbbi durumlar, kronik uyku yoksunluğu sendromuna neden olabiliyor. Ama en sık görülen tiplerinden biri, biraz da psikolojik kökeninden kaynaklı olarak, uyku yoksunluğudur" şeklinde konuştu. "Aile, sosyal ve iş yaşamını olumsuz etkileyebiliyor" Hastalarına tıbbi olarak 7 saatin altında uyumalarını önermeyen Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, "Öncelikle gün içinde dikkat, konsantrasyon, kaybı, yorgunluk, uyku isteği gibi kişinin aile, sosyal ve iş yaşamını olumsuz etkileyebilen durumlar oluşabiliyor. Uzun vadede de sıkıntılarından daha çok korkuyoruz çünkü kardiyovasküler sistem üzerinde ciddi yan etkileri bulunmaktadır. Kronik uyku yoksunluğunun obezite, insülin direnci ve diyabetle ilişkisi kanıtlanmış durumdadır. İnme, kalp ve damar hastalıkları gibi hastalıklarla kesinlikle ilişkisi kanıtlanmış durumda. Kronik uyku yoksunluğunun daha uzun vadede alzheimer tipi demansla direkt ilişkili olduğunu biliyoruz. Bu yüzden mutlaka hastanın eğitilmesi gerekiyor. Tedavilerden yanıt alamazsak, ek olarak ilaç tedavilerinden de faydalanabiliyoruz. Ama esas olayın kökenine inip sebebini bulup onu tedavi etmek, ilk amacımızdır" dedi.