Son Dakika
|
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Siyonist İsrail malum yüzlerce, binlerce insanı katletti; İnşallah bunun bedelini de ödeyeceğinden hiç şüphem yok"
Beşiktaş, Kasımpaşa’ya karşı galibiyet hasretini bitirdi
Suudi Arabistan'dan İran'a: "Sabrımız sınırsız değil"
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete’de
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistler belli oldu
Galatasaray'dan Avrupa'ya buruk veda
Cinayete kurban giden taksicinin acılı kardeşi konuştu!
İran’da dünyanın en büyük doğal gaz sahasındaki rafinerilere saldırı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Ramazan hasılatını Gazze’ye gönderdi
Çankırı’da 2 katlı ahşap evde yangın: 2 ölü
İspanya, Irak’taki askerlerini Türkiye’ye tahliye etti
Kastamonu’da 8 asırlık "tekke çorbası" geleneği bu yıl da yaşatıldı
Sergen Yalçın, Emre Belözoğlu’na karşı ilk galibiyetini aldı
İran Devrim Muhafızları Ordusu: "ABD'ye ait F-35 vuruldu, ciddi hasar aldı"
Çatalca’da kıyıya vuran füze başlığı imha edildi
SAĞLIK
Uzmanından Ramazan sonrası beslenmeye kademeli geçiş uyarısı
20 Mart 2026 Cuma - 11:19:07
Ramazan sonrası ani ve ağır beslenmenin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, "Ramazan ayı boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" dedi. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, Ramazan ayı sonrası beslenme düzenine geçişte dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu. Uzun süreli açlık sonrası bayramda birdenbire eski beslenme alışkanlıklarına dönmenin sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, bu sürecin kontrollü ve kademeli şekilde yönetilmesi gerektiğini söyledi. "Uzun açlık sonrası ağır yemek risk oluşturur" Ramazan ayında değişen beslenme alışkanlıklarının sindirim sistemi üzerinde belirgin etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan ayı normal günlük yaşantımıza göre beslenme düzenimizin ve saatlerinin değişmesi nedeniyle hayatımızda farklı bir zaman dilimini yansıtıyor. Bu ay boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlayın" Bayram sabahı yapılacak kahvaltının günün geri kalanını doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Bayram sabahına ağır, yağlı ve kızartmalı yiyecekler yerine peynir, zeytin, yumurta ve bol yeşillik gibi hafif bir kahvaltıyla başlamak, gün boyu porsiyon kontrolüne dikkat ederek mide kapasitesini zorlamamak en sağlıklı yaklaşım olacaktır" dedi. Gece yeme alışkanlığına da dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, "Sahur alışkanlığından kalan gece yeme isteğini dizginlemek için yatmadan en az 2-3 saat önce beslenmeyi kesmek ve akşam yemeğinde hafif yemekleri tercih etmek sindirim sisteminin normal ritmine daha rahat dönmesini sağlar" diye konuştu. "Aşırı ve hızlı yemek ciddi sorunlara yol açabilir" Bayramda en sık yapılan hatalardan birinin hızlı ve aşırı yemek tüketimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan boyunca uzun süreli açlığa ve yavaşlayan metabolizmaya uyum sağlayan mide-bağırsak sistemi, bayramda çok miktarda ve hızlı yemekle karşılaşırsa, ciddi bir mekanik ve kimyasal stres altına girer. Mide kapasitesinin üzerinde hızla dolduğunda mide duvarındaki gerilme reseptörleri aşırı uyarılır, mide asit üretimi artar ve bu durum gastriti tetikleyebilir. Aynı zamanda mide asidinin yemek borusuna kaçmasıyla reflü atakları görülebilir" ifadelerini kullandı. "Şerbetli tatlılar mideyi ve bağırsakları zorlar" Bayramda aşırı tatlı tüketiminin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Şerbetli tatlıların ve şekerli gıdaların kontrolsüz tüketimi midede şişkinlik, dolgunluk hissi, kramp ve yanma gibi şikâyetlere yol açabilir. Yüksek şeker içeriği mide boşalmasını geciktirerek gaz oluşumuna neden olurken, bağırsaklarda fermente olarak aşırı gaz ve ishal gibi sorunlara yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Reflü ve gastriti olanlar dikkat etmeli" Reflü, gastrit ve mide hassasiyeti olan bireylerin bayramda daha özenli beslenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır, yağlı ve kızartma yiyecekler mide boşalmasını geciktirerek şikâyetleri artırır. Bu yüzden sütlü tatlılar tercih edilmeli ve porsiyonlar sınırlı tutulmalıdır. Yemek sonrası davranışlar da önemlidir. Yemekten hemen sonra uzanmak yerine hafif hareket etmek, mümkünse kısa yürüyüşler yapmak sindirimi kolaylaştırır" diye konuştu. "Çay ve kahve tüketimi sınırlandırılmalı" Bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır tatlılar, hamur işleri ve yağlı yiyecekler mide asidini artırarak reflü ve gastrit şikâyetlerini tetikleyebilir. Bu yüzden bu tür gıdalar mümkün olduğunca sınırlı tüketilmelidir. Çay ve kahve tüketiminde sınırların aşılması, özellikle mide hassasiyeti olanlar için risk taşır. Kafein, mide kapakçığını gevşeterek mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olur ve reflüyü tetikler. Bu yüzden çayı açık ve limonsuz tüketmek, kahveyi ise mümkünse tok karnına ve günde 1-2 fincanla sınırlandırmak en doğrusudur. Alternatif olarak bitki çayları (rezene, papatya gibi) veya sade maden suyu (oda sıcaklığında) gibi mideyi yormayan alternatiflere yönelmek daha uygun olacaktır" dedi. "Günde 2.5 litre su içmek ve lifli besinlere yer vermek önemli" Bayram boyunca su tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, şu bilgileri paylaştı: "Günde ortalama 2-2,5 litre su tüketmek sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar. Tam tahıllı ürünler, sebze ve meyveler gibi lifli besinler bağırsak hareketlerini artırır. Ayrıca fiziksel aktivite de bağırsakların düzenli çalışmasına destek olur." "Bazı belirtiler ciddiye alınmalı" Bazı şikâyetlerin ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Özellikle dinlenmekle geçmeyen, göğse, sırta veya çeneye doğru yayılan şiddetli mide ağrıları; bazen tipik bir sindirim sorunu gibi görünse de kalp krizinin veya ciddi bir safra kesesi iltihabının habercisi olabilir. Bunun dışında yutma güçlüğü, ağızdan kan gelmesi veya dışkının siyah renkte olması gibi durumlar, sindirim sisteminde acil müdahale gerektiren bir kanamanın veya hasarın belirtisi olabileceği için vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ayrıca, uzun süren açlık sonrası tüketilen ağır öğünlerin ardından gelişen şiddetli ve kuşak tarzında yayılan karın ağrıları, özellikle safra kesesi ve safra yollarında taşı olanlarda pankreas iltihabı (pankreatit) açısından uyarıcı olabilir. Diğer bir deyişle, vücudunuzun alışık olmadığı kadar şiddetli veya farklı hissettiren sağlık belirtilerini asla ihmal etmemek gerekir ve bu durumlarda en yakın acil servise başvurmak uygun olacaktır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
20 Mart 2026 Cuma - 11:04
Diyetisyen Ünal: "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir"
Diyetisyeni Nurseli Ertekin Ünal, Ramazan Bayramı sürecinin normal beslenmeye geçmek için uyum süreci olarak görülmesinin sağlık açısından önemli olduğunu belirterek, "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir" dedi. Yozgat Şehir Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Nurseli Ertekin Ünal, bayramda doğru ve dengeli beslenmekle ilgili ipuçları vererek, "Beslenmeye yönelik rahatsızlıkların önlenmesi ve metabolizmanın eski haline dönebilmesi için az az, sık sık beslenme öneriyoruz. Günlük ortalama 3 ana ve 3 ara öğün şeklinde beslenme planlanabilir. Bayramda hafif bir kahvaltı ile güne başlamak uzun zamandır o saatlerde çalışmayan mideyi yormayacaktır. Kahvaltıda tam tahıllı ekmeklerden tercih etmek, sağlıklı protein kaynakları olan yumurta ve peynir tüketmek, domates, salatalık, yeşillik gibi liften zengin çiğ sebze tüketmek, kahvaltıda kavurma ve kızartmalardan uzak durmak gün içerisinde bize fayda sağlayacaktır" dedi. "Protein kaynaklarını ve süt ürünlerini masamızda bulundurmalıyız" Protein ve süt ürünlerinin iştah konusunda dengeleyici unsur olduğunu söyleyen Ünal, "Öğle ve akşam yemeklerinde öğünlere çorbayla başlamak,. ardından zeytinyağlı bir sebze yemeği tüketmek, daha sonra günlük toplamda 3-4 köfte kadar olacak şekilde et, tavuk, balık gibi protein kaynaklarını tüketmek, yine masamızda yoğurt, ayran, cacık gibi süt ve süt ürünlerinden bulundurmak gün içerisinde bize iştah kontrolünde yardımcı olacaktır" ifadelerini kullandı. "Bayram ikramlıklarında porsiyonları küçük tutmalıyız" Yüksek yağ ve şeker içeriği olan şerbetli tatlılardan, hamur işlerinden uzak durmak gerektiğini belirten Ünal, "Sütlü tatlılar, taze ve kuru meyveler, kuru yemişler tercih etmek kan şekerimizde oluşabilecek ani dalgalanmaların da önüne geçer. Çikolata ve şeker tüketiminde dikkatli davranmak, ölçülü tüketmek önemlidir. Yine bayram ikramlıklarında porsiyonları mümkün olduğunca küçük tutmalıyız. Sıvı tüketiminin artması mide ve bağırsaklarımızın düzenli çalışması için oldukça önemli. Günlük ortalama 2-2 buçuk litre kadar sıvı tüketmeyi öneriyoruz. Su, ayran, sade maden suları, az şekerli limonata, komposto, hoşaf gibi ürünler günlük sıvı tüketimimizi arttırmamıza yardımcı olur" dedi. "Fazla kalorileri yakmak için tempolu yürüyüşler yapılabilir" Bayramda tüm bireylerin, özellikle yaşlı ve tansiyon hastası kişilerin kafein içeriği yüksek olan çay ve kahve tüketiminde dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Ünal, "Bunların fazla tüketimi çarpıntı, kalp ritim bozuklukları, mide problemlerine sebebiyet verebilir. Bayramda alınan fazla kalorileri yakmak için orta tempolu yürüyüşler yapmak, bayram dönemindeki kilo kontrolünüzde yardımcı olacaktır" şeklinde konuştu.
20 Mart 2026 Cuma - 09:40
Bayramda tatlıya denge uyarısı: Uzmanından kritik beslenme önerileri
Ramazan Bayramı’nda beslenme düzeninin ani değişimine dikkat çeken Diyetisyen Hasan Tuncay, özellikle tatlı tüketiminin kontrollü yapılması gerektiğini vurguladı. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme alışkanlıklarının ardından bayramda eski düzene dönüş süreci, vücut açısından kritik bir geçiş dönemi oluşturuyor. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezinde görev yapan Diyetisyen Hasan Tuncay, uzun süreli açlık sonrası birden yoğun besin tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Özellikle bayramda artan tatlı tüketiminin dengelenmesi gerektiğini belirten Tuncay, kahvaltıdan gün içi öğün planlamasına kadar önemli uyarılarda bulundu. Ramazan Bayramında kahvaltıdan itibaren öğünlere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Hasan Tuncay, "Ramazan ayıda uzun süreli bir açlık dönemi oluyor. Gün boyunca hiçbir şey yemeyip akşamları belirli kısıtlı saatlerde beslenmek zorunda kalıyoruz. Ondan sonra sahura kalkıp, bir şeyler yiyip ondan sonra uyuyoruz. Bu bizim vücudumuzun ritmini değiştiriyor. Doğal olarak hormonlarımız da bu süreçten etkileniyor. 30 gün boyunca hormonlarımız bu süreçten etkilendiği için bayram süreci de biraz daha geçiş dönemi olacağı için birden yüklenmemek adına uymamız gereken bazı kurallar var. Öncelikle bayram günü, sabah kalktığımızda çok ağır olmayacak şekilde kahvaltımızı yapacağız. Peynirimizi, yumurtamızı, bol sebzemizi tüketeceğiz. Yanında mutlaka ekmeğimiz de olacak. Kan şekerimizi belirli bir seviyeye kadar yükselteceğiz ki direkt tatlı isteğimiz olmasın. Sonuçta 30 gün boyunca sadece sahur yapıldı ve iftar açıldı. Bu süreçte vücudu kahvaltıya hazırlamamız gerekiyor. Onun dışında yüksek miktarda şeker içeren, bal, reçel, pekmez gibi tatlılar tüketmeyeceğiz. Çünkü zaten gün içerisinde şekerlemeler ve şeker tatlıları tüketeceğimiz için kahvaltıda bunları tercih etmesek daha sağlıklı olur" dedi. Diyetisyen Tuncay, "Normalde bizim diyetimizde, sağlıklı proteinlere yer verdiğinizde, peynir yumurta ve etimizi düzenli bir şekilde yediğimizde, ekmek grubu ve sebzeleri düzenli bir şekilde yediğimizde kan şekerimiz sağlıklı seyrediyor. Kahvaltıyı bu şekilde yaptıktan sonra gün içerisinde ekstra ürün öğün koymadan ya da kullandığımız öğünlerden ekmeği, makarnayı, çorbayı ve pilavı çıkararak şerbet ve tatlılardan aldığımız en azından şekeri biraz olsun dengeleyebiliriz. Tabi normal günlerde önerdiğimiz bir beslenme şekli değil, bayrama özel. 30 gün boyunca beslenme kısıtıyla yaşadığımız için bayram sürecini ‘tatlı yemeyin’ diyerek geçiştiremeyiz. Mutlaka tatlılar yenilecek. Ama bunu nasıl dengelememiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Mümkünse öğlen vakitlerinde şeker, şerbet tatlılarını tüketelim. Akşam vakitlerine kalmasın. Bazen metabolik hızımız yavaşladığı için akşam saatlerinde yediğimiz tatlının bize zarar verme ihtimali daha yüksek, karaciğerde yağa dönüşme ihtimali daha yüksek. Sonraki gün yine şekerli şerbetli tatlılar yiyeceksek eğer bu kurallara uyarak, gün içerisinde tükettiğimiz özellikle basit karbonhidratlardan uzak durarak, ekmeği, pilavı, makarnayı, çorbayı ve meyveyi kısarak, sebze ve proteinle beslenerek bu süreci geçirebiliriz" diye konuştu.
20 Mart 2026 Cuma - 08:51
Uzmanlar: "Bayramda ikramları olabildiğince hafif tutun"
Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü, yaptığı paylaşımda bayramda yapılan ikramlara dikkat çekerek, "Yapılan ikramlar gün içerisinde kan şekerinin yüksek seyretmesine neden olabilir" ifadesini kullandı. Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü tarafından yapılan paylaşımda, Diyetisyen Melike Karataş, bayram gelenekleri ve Erzurum’un kültüründe. misafire şeker, çikolata ile birlikte karbonhidrat, yağ ve şeker oranı yüksek su böreği, baklava gibi ikramlar sunulmasının vazgeçilmezlerden olduğunu anlatarak, "Ancak bu ikramların ziyaret edilen her evde sunulması ve tüketilmesi gün içerisinde kan şekerinin yüksek seyretmesine sebep olabilir. Gün boyu tekrar eden bu beslenme döngüsüyle özellikle çocuklar, yaşlılar ya da diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon (yüksek kan basıncı) gibi hastalığı bulunanlar için sağlık sorunları yaşama riski artar. Bunun önüne geçmek için ikramlıklar hazırlanırken şerbetli yerine sütlü tatlı hazırlanması; porsiyonların küçük tutulması; sebzeli veya yoğurtlu salataların (kabak tarator, yoğurtlu kereviz salatası, pancar salatası vb.) ikramlıklara eklenmesi; içecek olarak şekeri yüksek meyve suları yerine ayran ya da şekersiz açık çay, şekersiz Türk kahvesi gibi içeceklerin tercih edilmesi daha iyi olacaktır" dedi. Su içmek ihmal edilmemeli Erzurum için yine kültürel alışkanlıklar ve iklim şartları göz önünde bulundurulduğunda Ramazan ayı içerisinde iftar sonrası çayın çok önemli bir yer kapladığının görüldüğünü vurgulayan Karataş, "Hatta çoğu zaman çay içme alışkanlığı su tüketiminin önüne geçer. Bu alışkanlık Bayram’da da devam eder. Her ne kadar sağlıklı bireyler için günlük 6-8 çay bardağına kadar az demli çayın sağlık üzerine olumlu etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış olsa da içilen çayın demli olması, miktarının 6-8 çay bardağından fazla olması ya da su tüketiminin önüne geçmesi sağlık açısından riskler oluşturur. Su tüketiminin az olması, vücudun susuz kalmasına yol açabilir ya da bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına sebep olabilir. Bu sebeple su tüketimi ihmal edilmemeli, günlük olarak en az 2-2,5 litre su içilmelidir" şeklinde konuştu. Hareketin artırılması hedeflenmeli! Bayram nedeniyle değişen beslenme düzeninin yol açabileceği hazımsızlığa dikkat çeken Karataş, "Bağırsak hareketlerinin azalması ya da kan şekeri yükselmesi gibi olumsuz durumlarla mücadelede etkili yöntemlerden biri de hareketin artırılmasıdır. Bayram dolasıyla yapılacak ziyaretler aktif bir gün geçirmek için fırsat olabilir. Bunu sağlamak adına ziyaretler esnasında yürüme mesafesinde olan yerlere araç yerine yürüyerek gitmek, günlük hareketi artırmaya yardımcı olur. Hatta gün içerisinde zaman ayrılarak 30 dakikalık bir yürüyüş planlanabilir. Hayatın her alanında önemli bir yere sahip olan sağlıklı ve dengeli beslenme bir yaşam tarzı hali olmalıdır. Bununla birlikte böyle özel zamanlarda doğru beslenme sağlık için daha da önem arz edebilmektedir" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
19 Mart 2026 Perşembe- 11:00
Uzmanından bayramda beslenme uyarısı: "Ani yüklenme sağlığı tehdit ediyor"
2
18 Mart 2026 Çarşamba- 18:43
Giresun’da trafikte ambulans duyarlılığı
3
19 Mart 2026 Perşembe- 16:57
Usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi
4
19 Mart 2026 Perşembe- 12:45
Uzmandan bayramda porsiyon kontrolü ve sağlıklı beslenme uyarısı
5
19 Mart 2026 Perşembe- 11:06
Ramazan sonrası beslenme düzenine geçişte metabolik şok uyarısı
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:21
Çermik Devlet Hastanesi otoparkı genişletiliyor
Yaklaşık olarak iki yıl önce hizmete giren Diyarbakır’ın Çermik İlçe Devlet Hastanesi otoparkında genişletme çalışmaları başladı. Mevcut Çermik Devlet Hastanesi otoparkı, yoğun kullanım nedeni ile yetersiz kaldı. Yetkililer vatandaşların sorununu giderme adına çalışma başlattı. Hastane otoparkını yenileme ve iyileştirme kararı alan yönetim çalışmalara başladı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Çermik Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Umut Karagöz, ’’Hastalarımıza daha konforlu, güvenli ve kaliteli hizmet sunabilmek için yenileme çalışması başlattık. Bu süreçte oluşabilecek aksaklıklardan dolayı vatandaşlarımızdan anlayış bekliyoruz’’ dedi.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:18
Kronik uyku yoksunluğu alzheimera yol açabilir
Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, 3 aydan uzun süren uykuya dalma ve sürdürme problemlerinin kronik uyku yoksunluğuna dönüştüğünü ve sürecin alzheimera kadar gidebildiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Uykuya dalmakta zorlanma, gece boyunca sık sık uyanma ya da sabahları erkenden kalkma gibi şikayetlerle kendini gösteren ’Uyku Yoksunluğu’, modern yaşamın en yaygın sağlık sorunlarından biri haline geldi. Eğer uykuya dair sorunlar en az üç ay boyunca aralıksız devam ederse, bu artık basit bir yorgunluk olmaktan çıkıp kronik uyku yoksunluğu adını alıyor ve kişinin fiziksel ve zihinsel sağlığını derinden etkileyebilecek kalıcı bir duruma işaret ediyor. Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, konuyla alakalı uyarılarda bulundu. "İleri yaşlarda daha fazla görülmektedir" Uyku yoksunluğunun her yaş grubunda görülebildiğini ama yetişkinler ve özellikle de kadınlarda daha fazla karşılarına çıktığını ifade eden Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, "İleri yaşta özellikle Uyku Sirkadiyen Ritmi dediğimiz uyku-uyanıklık döngüsünde bozulmalar olmasıyla birlikte bazı hormonsal değişiklikleri, ileri yaşta daha fazla görüyoruz" dedi. "Tansiyon hastalıkları, kronik uyku yoksunluğuna neden olabiliyor" Kronik uyku yoksunluğunun fizyolojik ve psikolojik mekanizmalar üzerinde etkili olabildiğini belirten Rabia Sedef Üre, "Metabolik hastalıklar; şeker, kalp, tansiyon hastalıkları gibi diğer tıbbi durumlar, kronik uyku yoksunluğu sendromuna neden olabiliyor. Ama en sık görülen tiplerinden biri, biraz da psikolojik kökeninden kaynaklı olarak, uyku yoksunluğudur" şeklinde konuştu. "Aile, sosyal ve iş yaşamını olumsuz etkileyebiliyor" Hastalarına tıbbi olarak 7 saatin altında uyumalarını önermeyen Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, "Öncelikle gün içinde dikkat, konsantrasyon, kaybı, yorgunluk, uyku isteği gibi kişinin aile, sosyal ve iş yaşamını olumsuz etkileyebilen durumlar oluşabiliyor. Uzun vadede de sıkıntılarından daha çok korkuyoruz çünkü kardiyovasküler sistem üzerinde ciddi yan etkileri bulunmaktadır. Kronik uyku yoksunluğunun obezite, insülin direnci ve diyabetle ilişkisi kanıtlanmış durumdadır. İnme, kalp ve damar hastalıkları gibi hastalıklarla kesinlikle ilişkisi kanıtlanmış durumda. Kronik uyku yoksunluğunun daha uzun vadede alzheimer tipi demansla direkt ilişkili olduğunu biliyoruz. Bu yüzden mutlaka hastanın eğitilmesi gerekiyor. Tedavilerden yanıt alamazsak, ek olarak ilaç tedavilerinden de faydalanabiliyoruz. Ama esas olayın kökenine inip sebebini bulup onu tedavi etmek, ilk amacımızdır" dedi.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:10
İstanbul’da aynı doktorun yönettiği çoklu doğumlarda 8 bebek dünyaya geldi
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde aynı doktorun 4 hastası aynı gün doğum yaptı. Saatler içerisinde gerçekleşen 2 ikiz, 1 üçüz ve 1 tekil doğum, hastane ekibinde büyük heyecana neden oldu. Toplam 8 bebeğin dünyaya geldiği doğumlar, başarıyla tamamlandı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hazel Çağın Kuzey, yaşanan süreç ve çoğul gebeliklerde alınması gereken önlemlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Aynı gün yaşanan çoklu doğumların oldukça nadir olduğunu vurgulayan Dr. Kuzey, "Üç çoğul gebeliğin aynı gün doğurması benim için de ilk defa olan bir deneyim oldu. Üçü de acil ve plansız şekilde gerçekleşti. Üst üste gelmesi oldukça ilginçti. Sanki bebekler birbirleriyle sözleşmiş ve o gün doğmak istemiş gibiydi" dedi. "Herkes özveriyle çalıştı" Doğumların zamanlamasının ekip için yoğun bir tempo oluşturduğunu belirten Kuzey, "İlk doğumla ikinci ikiz doğum arasında bir süre vardı ancak ikinci ikiz doğumla üçüz doğum neredeyse arka arkaya gerçekleşti. İkinci ikiz doğum sürerken üçüz gebemiz ameliyathaneye alındı. Kadın doğum servisi ve ameliyathane ekiplerimiz bu tür acil durumlara oldukça alışık. Ameliyathanemiz geniş, ekibimiz sayıca yeterliydi ve herkes özveriyle çalıştı. Sadece yeni doğan yoğun bakım ekibimizi biraz fazla yormuş olduk" diye konuştu. "Doğumlar spontane gelişti" Doğumların hiçbirinin tüp bebek yöntemiyle gerçekleşmediğine dikkat çeken Dr. Kuzey, "Bu üç gebelik de spontane gebeliklerdi. Zaten çoğul gebelik oranları oldukça düşükken, üç çoğul gebeliğin aynı anda doğurması çok nadir bir durum" ifadelerini kullandı. "Çoğul gebeliklerde takip hayati öneme sahip" Çoğul gebeliklerin yüksek risk taşıdığına vurgu yapan Dr. Kuzey, "Bu gebelikleri tekil gebeliklere göre çok daha sık takip ediyoruz. Düşük ve erken doğum riski yüksek olduğu için koruyucu tedaviler uyguluyoruz. Takip sürecini perinatoloji bölümümüzle iş birliği içinde yürütüyoruz" dedi. "Hekimlerinin önerilerini mutlaka dikkate almalılar" Çoğul gebelik bekleyen anne adaylarına da seslenen Dr. Kuzey, "Perinatoloji ve kadın doğum hekimlerinin önerilerini mutlaka dikkate almalılar. Daha sakin ve kontrollü bir gebelik süreci geçirmelerini öneriyorum" diye konuştu. Aynı gün toplam 4 sezaryen doğum gerçekleştiğini aktaran Dr. Kuzey, toplamda 4 erkek ve 4 kız bebeğin dünyaya geldiğini söyledi.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:02
İstanbul Tıp Fakültesi hekimlerinin projesine TÜBİTAK’tan destek
İstanbul Üniversitesi-İstanbul Tıp Fakültesi hekimlerinin hem hastaya hem doktora muayene sürecinde kazanımlar sağlaması amacıyla çalıştıkları ‘Visit-e: Hastaları Doktor Randevusuna Hazırlayan Yapay Zeka Tabanlı Asistan’ projesi TÜBİTAK’tan destek almaya hak kazandı. Projeyle ilgili konuşan Doç. Dr. Naci Şenkal, "Pilot uygulamaya Ocak 2026’da hastanemizde başlayacağız. Yapay zeka, hastaya şikayetleri yönünde sorular soracak, sonucunda hastayı hekime hazır hale getirmiş olacak. MHRS’yi buna entegre edip ardından tüm dünyaya bu projeyi çıktı haline getirip bir satış, pazarlama haline getirme hedefimiz de var. Kesinlikle bir tavsiye yok, tamamen hastayı hekime hazırlama programı" dedi. İstanbul Üniversitesi- İstanbul Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Naci Şenkal ile Dr. Timur Cebeci üzerinde çalıştıkları ‘Visit-e: Hastaları Doktor Randevusuna Hazırlayan Yapay Zeka Tabanlı Asistan’ projesiyle TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu)’a başvuru yaptı. Çok sayıda proje arasından yapılan değerlendirmeler sonucunda proje ‘TÜBİTAK Mükemmelliyet Mührü’ kazandı. Doç. Dr. Naci Şenkal 900 bin lira destek alabileceklerini ifade etti. Proje ile hastayı doktor randevusuna hazırlamayı hedefledikleri ifade eden doktorlar, çalışmanın detaylarını paylaştı. Randevu alınması sonrası kişilerin telefonuna gelen kısa mesajda yer alan linke tıklanmasıyla yapay zeka tabanlı asistanın hastalarla iletişime geçerek şikayetlerini, kullandıkları ilaçlar, gördüğü tedaviler gibi süreçlere ilişkin hastanın hikayesini alıp randevu öncesi doktora sunmasını hedefleyen proje ile hem hastaların hem de hekimlerin muayene sürecine katkı sağlanması amaçlanıyor. "Pilot uygulamasına Ocak 2026 itibariyle hastanemizde başlayacağız" ‘Projemizin adı E-visit yani muayene öncesi hastaları hekime hazırlama projesi’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Naci Şenkal, "TÜBİTAK’ın 2’nci dönem başvuruları oldu, başvurduk. 2 bin 500 projenin arasından ilk 100’e girerek de hak kazandık. Pilot uygulamasına da Ocak 2026 itibariyle hastanemizde başlayacağız. Günümüz artık yapay zeka, zaman çağı. Zaman hem hastalar hem hekimler için en değerli argüman haline geldi. Hekimlerin yoğun poliklinik ortamı, yoğun hastayla karşılaşmaları, hastaların İstanbul trafiğinde doktora ulaşmada gecikmeleri, doktorun kendilerine az bir süre ayırdıklarını iddia etmeleri koşullarında bir zaman problemimiz var. Yapay zeka, hastaya şikayetleri yönünde sorular soracak, ona yönelik algoritmalarla onun ilerlemesini sağlayacak ve sonucunda hastayı hekime hazır hale getirmiş olacak. Örneğin; hasta, hekime sormak istediğini şeyleri, şikayetini unutuyor, kullandığı ilaçları unutuyor. Biz bunların hepsinin; unutulmayı, eksik söylemenin önüne geçmeyi hedefliyoruz. Özellikle iç hastalıkları polikliniği çok yoğun sadece muayene ile hastadan anamnez almayla ilerleyen bir poliklinik yükümüz var" dedi. "Uygulamamızda kesinlikle bir tavsiye yok, tamamen hastayı hekime hazırlama" Sözlerini sürdüren Doç. Dr. Şenkal, "MHRS’yi buna entegre edip ardından tüm dünyaya bu projeyi çıktı haline getirip bir satış, pazarlama haline getirme hedefimiz de var. Projemiz hem hekim hem hastalar için olumlu çıktıları olacak bir proje. Yapay zekanın tıbbi konularda tavsiye vermesini engelleyen bazı uygulamalar da var. Uygulamamızda kesinlikle bir tavsiye yok, tamamen hastayı hekime hazırlama programı. Hastaya ilaç ve tedavi yaklaşımı yok. Şikayetine yönelik yapay zeka tarafından hastaya ‘Şu ilacı al, şunu yap, uyu, dinlen’ gibi şeyler değil. Tamamen 1-2 gün öncesinden hastayı hekime hazır hale getirmek o yüzden yapay zeka üzerinden yanlış tedavi, tanı sürecine gitme gibi bir durum kesinlikle olmayacaktır" dedi. "Randevusu oluşturulduğunda telefona giden SMS’e bir link ekliyoruz" ‘Proje hastaları doktor randevusuna hazırlayan, yapay zeka tabanlı bir asistan’ diyen Dr. Timur Cebeci, "Hasta randevusunu oluşturduğu anda telefonuna giden konfirmasyon SMS’ine bir link ekliyoruz. ‘Doktor muayenenize hazırlanmak için asistanınıza bağlanın’ diye, hasta linke tıklayıp asistana bağlanıyor. Asistan hastanın demografik bilgilerini topladıktan sonra güncel şikayetini detaylı bir şekilde sorgulayıp hastanın zaman baskısı olmadan, uzun uzun hem güncel derdini hem geçmiş tıbbi öyküsünü anlatmasını sağlıyor. Topladığı bilgileri, standart tıbbi bir özet halinde doktora sunuyor. Hastalar hem şikayetlerini hem tıbbi öykülerini olabildiğince detaylı anlatmak istiyor çünkü bir hasta neyin önemli olduğunu seçemeyebilir ancak çok fazla hasta var, muayene süreleri kısa. Randevuya hazırlık asistanı hem hastadan gerekli bilgileri topluyor hem de doktor muayenesi için nasıl hazırlanması gerektiğini anlatıyor. Doktorlar da hastalarının tıbbi profilini bir bakışta tanıyıp randevu, muayene süreçlerini çok daha verimli hale getiriyor. TÜBİTAK’ın 2025 yılı 2’nci çağrısı bu süreçlere çözüm üretecek ürünümüzü sunmamız için bir fırsat oldu. 2025 yılı temmuz ayında 2’nci çağrısına başvurumuzu yaptık. Eylül ayının sonunda final sunumumuzu yaptık, kasım ayının 2’nci haftasında da projemizin kazandığı açıklandı. Kazanmayı bekliyorduk çünkü yetkin ve dinamik bir ekibiz" şeklinde konuştu. "Projemizin hem hastaların hem doktorların kritik bir problemini çözdüğünü biliyoruz" Sözlerini sürdüren Dr. Cebeci, "Projemizin hem hastaların hem doktorların kritik bir problemini çözdüğünü biliyoruz. Bu prototipi ürettik, şu an çalışan bir prototip var. TÜBİTAK jürisi de inancımızı boşa çıkarmadı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde pilot uygulamayı dekan hocamız Prof. Dr. Tufan Tükek’in onayı ve izni sayesinde yeni yıldan itibaren hastaların hizmetine sunmayı hedefliyoruz. İlk pilot uygulamamızdaki sonuçları veriye dayalı analitik bir şekilde toplayıp umuyorum ki önce bütün ülkemizde sonra bütün dünyada hastaların ve doktorların sorununu çözecek bir ürün olarak piyasaya sürmeyi düşünüyoruz. Bir yapay zeka asistanı hem doktorlara hem hastalara yardımcı olmak için hazır, umuyorum herkese hizmet edip herkesin hayatını kolaylaştıracaktır. TÜBİTAK’tan 900 bin liralık proje desteği almamız mümkün, Mükemmelliyet Mührü kazandık, proje desteğine dönüşmesi için şirketleşme sürecimiz olacak. Alacağımız destekle de yerli veri merkezinde yurt dışında hiçbir veri yollamadan ürünümüzü çalıştırabileceğiz" ifadelerini kullandı.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 09:56
İstanbul Tıp Fakültesi hekimlerinin projesine TÜBİTAK’tan destek
İstanbul Üniversitesi-İstanbul Tıp Fakültesi hekimlerinin hem hastaya hem doktora muayene sürecinde kazanımlar sağlaması amacıyla çalıştıkları ‘Visit-e: Hastaları Doktor Randevusuna Hazırlayan Yapay Zeka Tabanlı Asistan’ Projesi TÜBİTAK’tan destek almaya hak kazandı. Projeyle ilgili konuşan Doç. Dr. Naci Şenkal, "Pilot uygulamaya Ocak 2026’da hastanemizde başlayacağız. Yapay zeka, hastaya şikayetleri yönünde sorular soracak, sonucunda hastayı hekime hazır hale getirmiş olacak. MHRS’yi buna entegre edip ardından tüm dünyaya bu projeyi çıktı haline getirip bir satış, pazarlama haline getirme hedefimiz de var. Kesinlikle bir tavsiye yok, tamamen hastayı hekime hazırlama programı" dedi.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 09:37
Denizli’ye modern bir aile sağlığı merkezi kazandırıldı
Denizli Valiliği, Denizli İl Sağlık Müdürlüğü ve hayırsever Mustafa Dede işbirliğiyle yapımı tamamlanan Yaşariye-Mustafa Dede Aile Sağlığı Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Aile Sağlığı Merkezi, modern yapısı ve geniş hizmet yelpazesiyle bölgede önemli bir ihtiyacı karşılayacak. Açılış programına; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, Ak Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, Pamukkale Kaymakamı Uğur Bulut, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mevlüt Dirim, İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç, AK Parti Denizli İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi Denizli İl Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, İl Müftüsü Abdullah Pamuklu, Hayırsever Yaşariye – Mustafa Dede ve ailesi ile çok sayıda mahalleli katıldı. Yaşariye Mustafa Dede Aile Sağlığı Merkezinin açılmasıyla birlikte Denizli’de Aile Sağlığı Merkezi sayısı 135’e çıktı. Merkez’de göreve başlayan 2 Aile Hekimiyle birlikte de Denizli’deki Aile Hekimi sayısı da 373’e yükseldi. Aile Sağlığı Merkezimizin yanına projesi ve ihalesi tamamlanan 3800 m2 kapalı alana sahip Sağlıklı Hayat Merkezi yapılacak. Ancak Sağlıklı Hayat Merkezi yapılana kadar Kayalar mahallemizde yaşayan vatandaşlarımız bu hizmete ulaşabilsin diye Aile Sağlığı Merkezi içinde Sağlıklı Hayat Merkezi hizmetlerine başladık. Bugün açılışı yapılan Yaşariye- Mustafa Dede Aile Sağlığı Merkezimizde 2 aile hekimimiz ile birlikte beslenme danışmanlığı, kronik hastalıklar ve fiziksel aktivite danışmanlığı, kadın ve üreme sağlığı, KETEM danışmanlığı, psiko-sosyal destek hizmetleri, tütün ve madde bağımlılığı danışmanlığı, koruyucu ağız ve diş sağlığı danışmanlığı gibi hizmetlerle vatandaşlarımıza sağlıklı bir yaşam tarzı benimsenmesinin yolları öğretilecek. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, Ak Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin başta olmak üzere tüm protokol üyeleri Yaşariye – Mustafa Dede Aile Sağlığı Merkezi’nin Denizli’ye hayırlı –uğurlu olmasını dileyerek, hayırsever ailemize teşekkürlerini iletti.
07 Aralık 2025 Pazar - 17:06
Kırklareli’nde tarım fuarında sağlık bilgilendirmesi ve eğitim
Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü uzman ekipleri, tarım fuarı alanında kurdukları sağlık standında gün boyunca çeşitli konularda bilgilendirme yaparak, ücretsiz eğitimler verdi. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından fuar alanında açılan stantta, ziyaretçilere Acil Sağlık Hizmetleri’nin önemini vurgulamak, ilk yardım, göğüs basısı ve şok cihazı kullanımı konularında farkındalık oluşturmak, Fermuar Sistemi ile Yaşama Yol Ver projeleri çerçevesinde bilgilendirme, eğitim ve uygulama faaliyetleri gerçekleştirildi. Fuar ziyaretçileri, aldıkları eğitimlerle acil durumlarda nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda bilinçlenirken, aynı zamanda sağlık hizmetlerine ve sağlık personeline daha yakından tanıklık etme fırsatı buldu.
07 Aralık 2025 Pazar - 14:53
İnhisar’da sağlık seferberliği
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Hizmetler ve Teknik Bölümü işbirliğiyle İnhisar’da sağlık seferberliği başladı. Bilecik’in İnhisar ilçesinde ’7’den 70’e Sürdürülebilir Sağlık’ temalı Bilim Kafe etkinliği düzenlenirken, Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü personelleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu yöneticileri, akademisyenleri ve öğrencileri katıldı. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nun farklı programlarından öğretim elemanları ve öğrenciler, Bilim Kafe formatında kurdukları stantlarda katılımcılarla bire bir etkileşime geçti ve detaylı bilgilendirmeler yaptı. "Heimlich manevrası ve kalp masajı gibi hayat kurtaran ilk yardım uygulamalarını maket üzerinde gösterdi ve kalp krizi konusunda hayati bilgiler paylaştı" Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Tıbbi Laboratuar Teknikleri Programı öğretim elemanları, tansiyon, diyabet, kolesterol ve kanser gibi hastalıkların yanı sıra akılcı ilaç kullanımı ve kan değerlerinin anlamları konularında detaylı açıklamalar yaparak, etkinlik alanını ziyaret eden vatandaşların tansiyonlarını ölçüp birebir bilgilendirme yapıldığı söyledi. Rektör Kaplancıklı, "Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programı öğretim elemanları ise, vatandaşların hastane hizmetlerine hızlı ve kolay ulaşımı için MHRS ve e-Nabız uygulamaları hakkında pratik bilgiler sundu ve akıllı telefon kullanan ziyaretçilere uygulama kullanımı konusunda yardımcı oldu. Optisyenlik Programı tarafından görme bozuklukları ve doğru gözlük seçimi konusunda bilinçlendirme yapılarak, gözlüklerin sadece optik mağazalardan temin edilmesi gerektiği vurgulandı. İlk ve Acil Yardım Programı ekipleri, heimlich manevrası ve kalp masajı gibi hayat kurtaran ilk yardım uygulamalarını maket üzerinde gösterdi ve kalp krizi konusunda hayati bilgiler paylaştı. Ameliyathane Hizmetleri Programı öğretim elemanları, ameliyat öncesi ve sonrası dikkat edilmesi gereken bakım, beslenme ve anestezi süreçleri hakkında aydınlatıcı bilgiler verdi. Son olarak, Diyaliz Programı öğretim elemanları ve öğrencileri, hazırladıkları görsellerle bilinçli su tüketiminin ve böbrek sağlığının önemine dikkat çekerek, soru-cevap etkinlikleriyle ziyaretçilerin bu konudaki bilinç düzeyini ölçtü ve su ikram ederek farkındalık oluşturdu" dedi.
07 Aralık 2025 Pazar - 14:27
Yıldırım’da kadim şifa programına yoğun ilgi
Yıldırım Belediyesi, ‘Kadim Hemşire’ olarak tanınan geleneksel bakım ve doğal tedavi uygulayıcısı Ayten Dide Uzunlar’ı Yıldırımlılarla buluşturdu. Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen program vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Programda, insanlığın yüzyıllar boyunca geliştirdiği geleneksel iyileştirme yöntemleri üstüne söyleşi gerçekleştirildi. Ayrıca Uzunlar; bitkisel tedavilerden nefes uygulamalarından, bütünsel sağlık yaklaşımının modern yaşamla ilişkisine, ses ve titreşimle şifa tekniklerinden doğu tıbbının prensiplerine kadar önemli konularda katılımcıları bilgilendirdi. Etkinliğin ardından yaptığı değerlendirmede, Kadim Şifa programına gösterilen yoğun ilgiden dolayı memnuniyetin ifade eden Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Yıldırım’da kültürel ve toplumsal farkındalığı artıran programlara önem veriyoruz. Kadim şifa gibi köklü bir geleneği bilimsel bilgiler ışığında Yıldırımlı hemşehrimizle buluşturmuş olmaktan dolayı mutluyuz. Bu tür etkinliklerle hem kültürel mirasımızı tanıtıyor hem de hemşehrilerimizin bilinçlenmesine katkı sunuyoruz" diye konuştu.
07 Aralık 2025 Pazar - 10:47
Kışın terin soğuması ve ani hareketsizlik kas yaralanmalarına davetiye çıkarıyor
Soğuk havalarda dışarı çıkarken kalın giyinilmesi ve su tüketiminin önemini vurgulayan Fizyoterapist Reşat Hamurcu, egzersiz sonrası vücudu aniden soğutmanın ve terin üzerinde kurumasına izin vermenin ciddi kas yaralanmalarına neden olabileceğini belirtti. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Merkezi Müdür Yardımcısı Fizyoterapist Reşat Hamurcu, kış aylarında soğuyan havalarla birlikte vatandaşların eve kapandığını, buna bağlı olarak fiziksel aktivitelerin azaldığını söyledi. Hareketsizliğin kas ve eklem rahatsızlıklarını beraberinde getirdiğine dikkati çeken Hamurcu, şunları kaydetti: "Sürekli evde bulunanlar ufak aktiviteler yapabilirler. Dışarıya çıkacak vatandaşlarımız ise sokağa çıkmadan önce 10-15 dakika evde ısınma hareketleri yapmalı. Dışarı çıkarken kalın ve pamuklu giysiler tercih edilmeli. Terlendiği zaman o terin soğuması ile büyük kas yaralanmaları ortaya çıkabiliyor. Su tüketimini artırmamız gerekiyor. Kışın su tüketimi daha az gibi görünüyor ama kasların elastik sitemini korumak için su ihtiyacımız var" dedi. Hamurcu, egzersiz veya yürüyüş sonrası vücudu aniden soğutmanın riskli olduğunu vurguladı. Teknolojik aletlerin kullanımına bağlı duruş bozukluklarına da değinen Reşat Hamurcu, "Evde internet, televizyon ve telefonla geçirilen vakit artıyor. Bu durum postürümüze (duruş) zarar veriyor. Sabit pozisyonda uzun süre kalmamak ve hareket halinde olmak sağlığımız için önemlidir" ifadelerini kullandı.
07 Aralık 2025 Pazar - 10:46
Kışın terin soğuması ve ani hareketsizlik kas yaralanmalarına davetiye çıkarıyor
Soğuk havalarda dışarı çıkarken kalın giyinilmesi ve su tüketiminin önemini vurgulayan Fizyoterapist Reşat Hamurcu, egzersiz sonrası vücudu aniden soğutmanın ve terin üzerinde kurumasına izin vermenin ciddi kas yaralanmalarına neden olabileceğini belirtti. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Merkezi Müdür Yardımcısı Fizyoterapist Reşat Hamurcu, kış aylarında soğuyan havalarla birlikte vatandaşların eve kapandığını, buna bağlı olarak fiziksel aktivitelerin azaldığını söyledi. Hareketsizliğin kas ve eklem rahatsızlıklarını beraberinde getirdiğine dikkati çeken Hamurcu, şunları kaydetti: "Sürekli evde bulunanlar ufak aktiviteler yapabilirler. Dışarıya çıkacak vatandaşlarımız ise sokağa çıkmadan önce 10-15 dakika evde ısınma hareketleri yapmalı. Dışarı çıkarken kalın ve pamuklu giysiler tercih edilmeli. Terlendiği zaman o terin soğuması ile büyük kas yaralanmaları ortaya çıkabiliyor. Su tüketimini artırmamız gerekiyor. Kışın su tüketimi daha az gibi görünüyor ama kasların elastik sitemini korumak için su ihtiyacımız var" dedi. Hamurcu, egzersiz veya yürüyüş sonrası vücudu aniden soğutmanın riskli olduğunu vurguladı. Teknolojik aletlerin kullanımına bağlı duruş bozukluklarına da değinen Reşat Hamurcu, "Evde internet, televizyon ve telefonla geçirilen vakit artıyor. Bu durum postürümüze (duruş) zarar veriyor. Sabit pozisyonda uzun süre kalmamak ve hareket halinde olmak sağlığımız için önemlidir" ifadelerini kullandı.
07 Aralık 2025 Pazar - 10:08
Hem kadın hem erkek infertilitesi tedavilerinde kapsamlı tedaviler uygulanıyor
Acıbadem Sağlık Grubu, üremeye yardımcı tedavilerdeki köklü bilgi birikimini Ege Bölgesi’ne taşıyor. Mevcut fiziki altyapısı yenilenen Acıbadem Kent Hastanesi Tüp Bebek (IVF) Merkezi, infertilite tedavilerinde hem kadın hem erkek kaynaklı infertilite için çiftlere; kapsamlı ve kişiselleştirilmiş hHem kadın hem erkek infertilitesi tedavilerinde kapsamlı tedaviler uygulanıyor izmetler sunmaya başladı. İzmir’de sağlık hizmetlerinde güçlü bir konuma sahip olan Acıbadem Kent Hastanesi bünyesinde fiziki yapısıyla birlikte yeniden yapılandırılan Tüp Bebek (IVF) merkezi; modern laboratuvar teknolojileri, uluslararası standartlara uygun altyapısı ve uzman kadrosuyla çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere özel hizmetler sunmaya başladı. Acıbadem Sağlık Grubu’nun üremeye yardımcı tedavilerindeki köklü birikimi Ege’ye taşıyan merkez, anne-baba olmak isteyen çiftlerin tıbbi, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını odağına alan bir yapıyla hizmetlerini sürdürüyor. Tıbbi, sosyal ve duygusal süreçleri de kapsayan bir hizmet anlayışı Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Eser Çolak, infertilitenin (kısırlık) yalnızca bir sağlık sorunu değil, çiftler için duygusal ve sosyal bir süreç olduğunu vurgulayarak: "Her 100 çiftten 15’i, bir yıl boyunca korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edemiyor ve üreme tedavilerine ihtiyaç duyuyor. İnfertilitenin nedeni yalnızca kadına ya da erkeğe bağlı olabileceği gibi, her ikisinden de kaynaklanabilir. Hatta bazı durumlarda, kapsamlı tetkiklere rağmen altta yatan neden saptanamayabiliyor" dedi. Tıbbi gelişmelerin infertilite alanında çiftlere güvenli ve etkili seçenekler sunduğuna dikkat çeken Çolak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Merkezimizde, ‘her çiftin hikâyesi farklı’ anlayışıyla kişiye özel tedavi modelleri uyguluyoruz. Acıbadem Kent Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nin yenilen fiziki yapısı, teknolojisi ve uzman kadrosuyla, güncel tedavi yaklaşımların uygulandığı modern bir merkez niteliğinde hizmet verdiğini söyleyen Dr. Çolak, tıbbın imkanlarını kullanarak anne baba olmak isteyen çiftlerin ihtiyaçlarını bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını ifade etti. Güncel teknoloji destekli yöntemler, tüp bebek tedavisinde önemli rol oynuyor Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Ömür Albayrak ise merkezde kullanılan laboratuvar donanım ve yeni nesil tedavi yöntemlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Embriyoloji laboratuvarımız; üst düzey hava filtrasyon sistemleri, yüksek çözünürlüklü mikroskoplar, yeni nesil mikroenjeksiyon ve embriyo kültürleme cihazlarıyla yenilendi. Oosit kalitesi ve embriyonun başarılı gelişimi için alt yapının çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Albayrak, bu sayede hamile kalma oranın artırdığına dikkat çekerek şunları söyledi; "Günümüzde, teknoloji tüp bebek alanında da hızla gelişiyor ve önemli rol oynuyor. Dolayısıyla sonuçlara da yansıyor. Merkezimizde embriyolarda genetik inceleme (PGT) uygulamaları. İleri sperm seçim teknikleri, piezoelektrik mikroenjeksiyon yöntemleri gibi güncel bilimsel ve teknolojik yaklaşımlar kullanılmaktadır. Tüp bebek tedavilerinin her aşamasında güncel bilimsel IVF protokollerinin uygulanmasına da çok önem veriyoruz. Amacımız; Acıbadem’in kalite, bilim ve etik standartlarını İzmir’e taşırken, çiftlerimizin ebeveynlik yolculuğunu etik, güvenli ve bilimsel yöntemlerle desteklemektir."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder