SAĞLIK
"İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyasında Van öne çıktı 25 Mart 2026 Çarşamba - 16:48:33 Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, Van elde ettiği sonuçlarla öne çıkan iller arasında yer aldı. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, fazla kilolu olduğu belirlenen vatandaşlar ise sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirilerek ücretsiz danışmanlık hizmeti almaya başladı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun öncülüğünde yürütülen kampanya kapsamında Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, sağlıklı hayat merkezlerinde takip edilen danışanlar sayesinde 10 ayda toplam 513 bin kilo verildi. Kampanya kapsamında elde edilen verilerde Van, hem verilen toplam kilo miktarı hem de danışanların takiplerine devam etmesi açısından Türkiye’de öne çıkan iller arasında yer aldı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, kampanyanın Van’da önemli sonuçlar verdiğini belirtti. Tosun, "Sağlık Bakanlığımız tarafından yürütülen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyası kapsamında ilimizde vatandaşlarımız sağlıklı hayat merkezlerimize yoğun ilgi göstermiştir. Son bir yıl içerisinde merkezlerimize başvuran yaklaşık 9 bin vatandaşımız, uzman diyetisyenlerimizin hazırladığı kişiye özel beslenme programları ve düzenli takiplerle toplamda 28 bin kilo vererek önemli bir başarı elde etmiştir. Van, bu sonuçlarla Türkiye genelinde en fazla kilo verilen iller olan İstanbul ve Denizli ile birlikte öne çıkan iller arasında yer almıştır" ifadelerini kullandı. Sağlıklı hayat merkezlerinde vatandaşlara ücretsiz beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite danışmanlığı ve psikolojik danışmanlık hizmetleri sunulduğunu belirten Tosun, sağlıklı bir yaşam için destek almak isteyen tüm vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine başvurmaya davet etti.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:27 "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla 513 bin kilo verildi Sağlık Bakanlığı’nın geçen yılın mayıs ayında başlattığı ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla vatandaşlar, 10 ayda 513 bin kilo verdi. Sağlık Bakanlığı, geçen yılın mayıs ayında ’İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasını başlatmış, boy-kilo ölçümlerinde fazla kilolu çıkanlar Sağlıklı Hayat Merkezlerine (SHM) yönlendirilmişti. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, kampanyaya katılan vatandaşların SHM’lerde sunulan beslenme danışmanlığı ile 10 ayda yaklaşık 513 bin kilo verdiğini açıkladı. Bakan Memişoğlu, Türkiye’de ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla 10 milyon kişinin kilosunu ölçtüklerini, bu kampanyaya katılıp SHM’lerde takip ettikleri 211 bin vatandaşın ideal kilosuna ulaştığını belirtti. Beslenme alışkanlığı iyi olmayan kişilerin özellikle SHM’de hizmet aldığında kilolarını verdiklerini ve sağlıklı yaşama geçtiklerini belirten Memişoğlu, şimdiye kadar Türkiye’de bu kampanyayla 513 bin kilo verildiğini sözlerine ekledi. Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy-kilo ölçümleri yapılmıştı 10 Mayıs-10 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen kampanyada 10 milyon vatandaşa ulaşılmış, boy ve kilo ölçümleri yapılarak beden kitle indeksleri tespit edilmişti. Ölçümler sonucunda ’fazla kilolu’ çıkanlar ücretsiz beslenme danışmanlığı için SHM’ye davet edilmişti. Kampanya sonrası vatandaşlara verilen beslenme danışmanlığının SHM’deki ilk çıktıları toplandı. Verilere göre, SHM’deki takiplerine devam eden yaklaşık 211 bin kişinin yaklaşık 513 bin kilo verdiği açıklandı. En fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildi Kampanyaya en fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildiği belirtilirken, İstanbul’u 10 bin 901 danışan ile Antalya, 8 bin 738 danışan ile Van’ın izlediği ifade edildi. Ayrıca SHM’lerde kişiye özel düzenlenen beslenme programları ve rutin kontroller neticesinde en çok kilo verilen iller toplamda 51 bin 81 kg ile İstanbul, 35 bin 113 kg ile Denizli, 27 bin 634 kg ile Van oldu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:10 Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi Ankara’da Dünya Tüberküloz Günü kapsamında düzenlenen sempozyumda, dirençli tüberkülozda kısa süreli ilaç tedavisine geçiş süreci ele alındı. Dünya Tüberküloz Günü kapsamında, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde, ‘Dirençli Tüberkülozda Kısa Süreli İlaç Tedavisine Geçiş’ konulu sempozyum düzenlendi. Programda konuşan, Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Yılmaz, teknolojik imkanlardan yararlandıklarını belirterek, "2024 yılında toplam kaydedilen vaka sayısı yeni hastalarla beraber 387 olgu hızları da 2017’de 100 binde 13.8 iken 2024’te 100 binde 6.6’lara kadar düşmüş durumda açıkçası. Çoklu ilaca dirençli hasta sayılarımız da azalıyor. Bununla birlikte tabii ki tedavi başarımız da yüzde 80 ve üzerinde" ifadesini kullandı. "Korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor" Kişinin sağlığının öncelikli olarak korunması gerektiğini belirten Yılmaz, "Birçok gelişmiş büyük şehir hastanelerimiz, eğitim hastanelerimiz, birçok imkanımız, donanımımız ve çok kıymetli sağlık çalışanlarımız, hocalarımız mevcut ve o konuda sıkıntı yaşamıyoruz. Ama biz ne kadar hastane yaparsak yapalım, içini ne kadar donatırsak donatalım, sizler orada çalışın hizmet verin ama önemli olan birinci planda, her zaman aslında bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz, birinci basamak sağlık hizmetleri kişinin sağlığını öncelik olarak koruması. Tüberküloz da aynı şekilde, korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor. O yüzden biz bu hastaları izole ediyoruz, o yüzden diğer hastalara bulaşmasını engellemeye çalışıyoruz ve bu risk ortamlarını azaltmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır" Tüberkülozun bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirten Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Aydın Yılmaz, "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır. Hızlı tanı koymak, her şeyden önce hızlı tedavi edilmesi gerekiyor. Bazen toplumda ve sağlık çalışanlarımızın arasında damgalama gibi bir takım yanlış hareketler olabiliyor. Bizim idare olarak sıkıntı yaşadığımız konulardan biri bu" ifadelerini kullandı. "Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor" Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısının bulunmadığına dikkati çeken Yılmaz, "Türkiye’nin neresinde olursa olsun arayan hekim arkadaşlarımıza mesajla ya da telefonla olsun gerekli bilgi ve donanımlarını bu arkadaşlara sunuyorlar. Dünyada tüberküloza bakıldığı zaman nedir? Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor. Bunların 1,25 milyonu maalesef kaybediliyor. Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısı yok. Oradan da gelen hastalarımız oluyor. Oradan gelen hastalarımızı da ücretsiz bir şekilde, yine güvencesi olmayan Türkiye’deki vatandaşlarımıza da hiçbir ücret almadan bu hastalığın tedavisini sağlıyoruz" dedi.
Giresun’dan tıp literatürüne yeni bir yaklaşım: "Karadeniz PEG Kuralı"
16 Kasım 2025 Pazar - 11:19 Giresun’dan tıp literatürüne yeni bir yaklaşım: "Karadeniz PEG Kuralı" Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesinde demans hastalarının beslenmesinde geliştirilen yeni yöntem tıp literatürüne girdi. Tıp liratatürüne "Karadeniz PEG Kuralı" olarak giren yeni yöntem, demans tedavisinde güvenli beslenme imkanı sunuyor. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı (ABD) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, modern çağın en yaygın nörolojik hastalıklarından olan alzaymır tipi demans ve diğer demans türlerinde hastaların en büyük problemlerinden birinin beslenememe, yutamama, yutmayı unutma veya aspirasyon riskine bağlı ölümcül komplikasyonlar olduğunu belirtti. Demans hastalarının uzun dönem beslenme desteğinde kullanılan Perkütan Endoskopik Gastrostomi (PEG) işlemini yıllardır uyguladıklarını kaydeden Dülger, dünyada eksikliği bulunan önemli bir klinik ihtiyaca yanıt verecek yeni bir değerlendirme sistemi geliştirdiklerini açıkladı. Prof. Dr. Dülger, "PEG uygulanacak hastalarda nörolojik endikasyonların yanı sıra dahiliye ve gastroenteroloji açısından ek bir değerlendirme yapılabilir mi sorusundan yola çıktık. Bu doğrultuda karaciğer yağlanmasının olmaması ve fibrozis skorunun düşük olması gibi iki temel ultrasonografik kriteri esas alan yeni bir skorlama sistemi oluşturduk. Bu çalışmayı ‘Karadeniz PEG Kuralı (Karadeniz PEG Rule)’ adıyla uluslararası bilimsel platformda sunduk ve bildiri kabul edildi. Yaklaşık 150 hasta üzerinde bir yıllık veri ile oluşturduğumuz bu sistemin sonuçları oldukça tutarlı. PEG uygulanan hastalarımızın hiçbirinde anlamlı karaciğer yağlanması veya yüksek fibrozis skoru bulunmadığını gördük. Dahiliye ve gastroenteroloji uzmanları olarak, nöroloji ile konsültasyon yapıldıktan sonra hastaya PEG uygulanmasına yönelik daha bilimsel ve objektif bir karar mekanizması oluşturmuş olduk. Bu kriter zincirini artık bir klinik doktrin haline getirdik ve dünya tıbbına ilk kez entegre etmiş bulunuyoruz" dedi. "Bulgularımız klinik açıdan doğru olduğunu gösterdi" Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Gökhan Aydın, çalışmanın tek merkezli olmasına rağmen oldukça güçlü klinik veriye dayandığını vurguladı. Demans ve alzaymır hastalarının çoğunun uzun süreli yataklı bakım gerektirdiğini belirten Aydın, "Bu hastalara PEG endikasyonunu çoğunlukla nöroloji uzmanları koyuyor ve kararlar çoğu zaman refleks kaybı, geçirilmiş serebrovasküler olay veya belirgin nörolojik sekeller üzerine kuruluyordu. Ancak literatürde bu hastalara PEG uygulanmasına yönelik net bir biyokimyasal veya radyolojik kriter seti bulunmuyordu. Biz de kendi hastalarımız üzerinden bir değerlendirme yaparak, daha objektif ölçütler belirlemeyi amaçladık. Demans hastalarının çoğu kaşektik, yaşlı ve beslenme yetersizliği olan hastalar olduğu için ilk olarak karaciğer yağlanması ve fibrozis skorlarını inceledik. Hastalarımızın büyük çoğunluğunda karaciğer yağlanmasının olmadığını ve fibrozis skorlarının düşük olduğunu gördük. Bu nedenle ‘Karadeniz PEG Kuralı’ kapsamında bu iki parametreyi kullanarak PEG uygulanabilirliğini daha bilimsel bir zemine oturttuk. Bulgularımız, bu kriterlerin klinik açıdan anlamlı olduğunu gösteriyor" şeklinde konuştu. "Sağlık hizmetinin yanı sıra bilimsel çalışmalara da imza atıyoruz" Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Atilla Çıtlak, Gastroenteroloji Kliniğinin bölgesel ölçekte yoğun hizmet veren bir birim olduğunu belirterek, yoğun iş yüküne rağmen böyle bilimsel bir çalışmaya imza atılmasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Çıtlak, "Hastanemiz bölgemizin en yoğun merkezlerinden biri. Buna rağmen hem klinik hizmetin hem de bilimsel üretimin aynı anda çok başarılı şekilde yürütülmesi bizim için gurur verici. ’Karadeniz PEG Kuralı’ gibi uluslararası düzeyde kabul gören yeni bir klinik yaklaşımın geliştirilmesi, hem kurumumuzu hem de ülkemizin bilimsel görünürlüğünü artıracaktır. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Giresun’dan tıp literatürüne yeni bir yaklaşım: "Karadeniz PEG Kuralı"
16 Kasım 2025 Pazar - 11:15 Giresun’dan tıp literatürüne yeni bir yaklaşım: "Karadeniz PEG Kuralı" Demans hastalarının beslenme tedavisinde tıp literatürüne giren yeni yöntem Giresun Eğitim Araştırma Hastanesinde geliştirildi. Geliştirilen bu yeni yöntemle demans tedavisinde güvenli beslenme imkanı sunuyor. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji ABD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, demans hastaları için geliştirdikleri yeni tedavi yöntemini tıp liratatürne Karadeniz PEG kuralı olarak geçirdiklerini açıkladı. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı (ABD) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, modern çağın en yaygın nörolojik hastalıklarından olan Alzheimer tipi demans ve diğer demans türlerinde hastaların en büyük problemlerinden birinin beslenememe, yutamama, yutmayı unutma veya aspirasyon riskine bağlı ölümcül komplikasyonlar olduğunu belirtti. Demans hastalarının uzun dönem beslenme desteğinde kullanılan Perkütan Endoskopik Gastrostomi (PEG) işlemini yıllardır uyguladıklarını hatırlatan Dülger, dünyada eksikliği bulunan önemli bir klinik ihtiyaca yanıt verecek yeni bir değerlendirme sistemi geliştirdiklerini açıkladı. Prof. Dr.Dülger, "PEG uygulanacak hastalarda nörolojik endikasyonların yanı sıra dahiliye ve gastroenteroloji açısından ek bir değerlendirme yapılabilir mi sorusundan yola çıktık. Bu doğrultuda, karaciğer yağlanmasının olmaması ve fibrozis skorunun düşük olması gibi iki temel ultrasonografik kriteri esas alan yeni bir skorlama sistemi oluşturduk. Bu çalışmayı, ‘Karadeniz PEG Kuralı (Karadeniz PEG Rule)’ adıyla uluslararası bilimsel platformda sunduk ve bildiri kabul edildi. Yaklaşık 150 hasta üzerinde bir yıllık veri ile oluşturduğumuz bu sistemin sonuçları oldukça tutarlı. PEG uygulanan hastalarımızın hiçbirinde anlamlı karaciğer yağlanması veya yüksek fibrozis skoru bulunmadığını gördük. Dahiliye ve gastroenteroloji uzmanları olarak, nöroloji ile konsültasyon yapıldıktan sonra hastaya PEG uygulanmasına yönelik daha bilimsel ve objektif bir karar mekanizması oluşturmuş olduk. Bu kriter zincirini artık bir klinik doktrin haline getirdik ve dünya tıbbına ilk kez entegre etmiş bulunuyoruz" dedi. "Bulgularımız klinik açıdan doğru olduğunu gösterdi" Gastroenteroloji uzmanı Dr. Gökhan Aydın, çalışmanın tek merkezli olmasına rağmen oldukça güçlü klinik veriye dayandığını vurguladı. Demans ve Alzheimer hastalarının çoğunun uzun süreli yataklı bakım gerektirdiğini belirten Aydın, "Bu hastalara PEG endikasyonunu çoğunlukla nöroloji uzmanları koyuyor ve kararlar çoğu zaman refleks kaybı, geçirilmiş serebrovasküler olay veya belirgin nörolojik sekeller üzerine kuruluyordu.Ancak literatürde, bu hastalara PEG uygulanmasına yönelik net bir biyokimyasal veya radyolojik kriter seti bulunmuyordu. Biz de kendi hastalarımız üzerinden bir değerlendirme yaparak daha objektif ölçütler belirlemeyi amaçladık. Demans hastalarının çoğu kaşektik, yaşlı ve beslenme yetersizliği olan hastalar olduğu için ilk olarak karaciğer yağlanması ve fibrozis skorlarını inceledik. Hastalarımızın büyük çoğunluğunda karaciğer yağlanmasının olmadığını ve fibrozis skorlarının düşük olduğunu gördük. Bu nedenle ‘Karadeniz PEG Kuralı’ kapsamında bu iki parametreyi kullanarak PEG uygulanabilirliğini daha bilimsel bir zemine oturttuk. Bulgularımız, bu kriterlerin klinik açıdan anlamlı olduğunu gösteriyor" şeklinde konuştu. "Sağlık hizmetinin yanı sıra bilimsel çalışmalara da imza atıyoruz" Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Atilla Çıtlak, Gastroenteroloji kliniğinin bölgesel ölçekte yoğun hizmet veren bir birim olduğunu belirterek, yoğun iş yüküne rağmen böyle bilimsel bir çalışmaya imza atılmasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Çıtlak, "Hastanemiz bölgemizin en yoğun merkezlerinden biri. Buna rağmen hem klinik hizmetin hem de bilimsel üretimin aynı anda çok başarılı şekilde yürütülmesi bizim için gurur verici. "Karadeniz PEG Kuralı" gibi uluslararası düzeyde kabul gören yeni bir klinik yaklaşımın geliştirilmesi, hem kurumumuzu hem de ülkemizin bilimsel görünürlüğünü artıracaktır. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Her 8 kişiden biri şeker hastası
16 Kasım 2025 Pazar - 09:51 Her 8 kişiden biri şeker hastası Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Doç. Dr. Pınar Köksal, diyabetin hem Türkiye’de hem de dünyada hızla artan bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirterek, toplumun bu konuda bilinçlenmesi gerektiğini vurguladı. Diyabetin (şeker hastalığının) vücudun kan şekerini düzenleme yeteneğini bozan kronik bir metabolik hastalık olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Pınar Köksal, şunları söyledi: "Glukoz, vücudun temel enerji kaynağıdır. Ancak glukozun hücrelere girebilmesi için pankreas tarafından üretilen insülin hormonuna ihtiyaç vardır. Diyabetli bireylerde ya yeterli insülin üretilemez ya da üretilen insülin etkili bir şekilde kullanılamaz. Bu da kan şekerinin yükselmesine ve uzun vadede organ hasarına neden olur. Diyabet, yalnızca kan şekeri yüksekliği değil; kalp, böbrek, göz ve sinir sistemini etkileyen sistemik bir hastalıktır." "Türkiye, Avrupa’da diyabetin en yüksek görüldüğü ülkelerden biri" Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2024 itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 540 milyon yetişkin diyabet hastası bulunuyor. 2045 yılına kadar bu sayının 780 milyona ulaşması bekleniyor. Doç. Dr. Köksal, Türkiye’nin Avrupa’da diyabetin en sık görüldüğü ülkeler arasında yer aldığını belirterek şu bilgileri paylaştı: "Ülkemizde her 8 yetişkinden 1’i diyabet hastası. Obezite, yanlış beslenme alışkanlıkları, stres ve hareketsizlik, özellikle Tip 2 diyabetin artışında büyük rol oynuyor. Bu nedenle toplumsal farkındalık ve yaşam tarzı değişiklikleri son derece önemli." Diyabetin neden olduğu sağlık sorunları Kontrol altına alınmayan diyabetin, uzun vadede birçok ciddi sağlık sorununa yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Köksal şu uyarılarda bulundu: "Diyabet, kalp-damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, görme kaybı, sinir hasarı ve diyabetik ayak gibi komplikasyonlara neden olabilir. Bu komplikasyonlar erken dönemde belirti vermediği için, düzenli doktor kontrolü ve laboratuvar takibi çok önemlidir." "Dengeli beslenme ve hareket en güçlü tedavi araçları" Diyabetin önlenebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Köksal, yaşam tarzı değişikliklerinin tedavinin temelini oluşturduğunu söyledi: "Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, kilo kontrolü ve düzenli sağlık kontrolleri diyabetin hem önlenmesinde hem de yönetiminde büyük fark oluşturuyor. Özellikle risk grubunda olan kişilerin - aile öyküsü, fazla kilo, yüksek tansiyon veya gebelik şekeri geçmişi olan bireylerin - kan şekeri ölçümlerini düzenli yaptırması gerekir." Medicana Bursa’dan çağrı: "diyabeti birlikte önleyebiliriz" Doç. Dr. Köksal, Medicana Bursa Hastanesi olarak diyabet farkındalığını artırmak amacıyla Kasım ayı boyunca bilgilendirme etkinlikleri düzenleyeceklerini belirterek şunları söyledi: "Diyabetle mücadele, bireysel değil toplumsal bir sorumluluktur. Erken tanı ve bilinçli yaşam tarzı değişiklikleri ile diyabetin önüne geçebiliriz. Tüm vatandaşlarımızı, kan şekeri ölçümü yaptırmaya ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeye davet ediyoruz."
Kepez Belediyesi okullarda göz sağlığı taraması yaptı; 100 çocuğa ücretsiz gözlük
16 Kasım 2025 Pazar - 09:43 Kepez Belediyesi okullarda göz sağlığı taraması yaptı; 100 çocuğa ücretsiz gözlük Kepez Belediyesi tarafından ilçedeki 82 okulda 18 bin 137 öğrenciye yapılan göz sağlığı taramasının ardından, görme sorunu tespit edilen öğrencilere gözlükleri Belediye Başkanı Mesut Kocagöz tarafından teslim edildi. Kepez Belediyesi, öğrencilerin sağlıklı bir eğitim hayatı sürdürebilmeleri amacıyla başlattığı ücretsiz göz sağlığı taraması hizmetini sürdürüyor. Belediye Sağlık Merkezi tarafından bugüne kadar 82 okulda yapılan taramalarda 18 bin 137 öğrencinin göz sağlığı kontrol edildi. 2025-2026 Eğitim ve Öğretim yılında göz taramalarının tamamlanmasının ardından Kepez Belediyesi ve hayırsever işbirliğiyle, görme problemi tespit edilen 100 çocuk gözlüklerine kavuştu. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, görme problemi tespit edilen öğrencileri aileleri ile beraber makamda kabul ederek, gözlükleri teslim etti. 18 bin 137 öğrenci taramadan geçti Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi tarafından ilçedeki okullarda yürütülen göz sağlığı taraması hakkında bilgi veren Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Bugüne kadar 82 okulda 18 bin 137 öğrencimizin göz sağlığı tarandı. Yapılan taramalarda bin 917 öğrencimizin gözlerinde problem tespit edildi. Bağışçımız tarafından bugün 100 çocuğumuza gözlük bağışlandı. Çocuklarımızın sağlığı bizim için çok önemli" diyerek, hayırsever teşekkür etti. Kocagöz, sosyal belediyecilik anlayışıyla sürdürdükleri sağlık taramalarına dikkat çekerek, Mobil Sağlık Merkezi ile gerçekleştirilen kanser tarama hizmetlerine de değindi.
Başkan Günel’den sokak lezzetlerine sıkı takip
15 Kasım 2025 Cumartesi - 18:03 Başkan Günel’den sokak lezzetlerine sıkı takip Kuşadası Belediyesi, Başkan Ömer Günel’in talimatıyla, kent genelinde sokak lezzetleri satılan yerlerde yaptığı denetimlerini sıklaştırdı. Denetimde Zabıta Müdürlüğü ekipleri, satılan ürünlerden numuneler alıp, çalışanları hijyen ve sağlık kurallarına uymaları yönünde uyardı. Başkan Ömer Günel, "Halkımızın sağlığı bizim için her şeyden önemli" dedi. İstanbul’da gurbetçi bir ailenin gıda zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetmesi, tüm Türkiye’de olduğu gibi Kuşadası’nda da derin bir üzüntüyle karşılandı. Kuşadası Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri de Başkan Ömer Günel’in talimatıyla kent genelinde sokak lezzetleri satılan yerlerde yaptığı denetimlerini sıklaştırdı. Bu kapsamda ekipler, sabahın erken saatlerinden itibaren sahil bandı başta olmak üzere sokak lezzeti satışı yapılan tüm noktalarda Kuşadası Belediyesi Zabıta İdari Yaptırım Yönetmeliği’ne dayanarak denetim yaptı. Denetimde, satılan gıda ürünlerinden Kuşadası ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne gönderilmek üzere numuneler alındı. Kontrollerde ayrıca esnaf hijyen, saklama şartları ve gıda sağlığı konusunda bir kez daha bilgilendirildi. Uygunsuzluk tespit edilen ürünler ise imha edilmek üzere toplandı. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, "Tatil için İstanbul’a gelen ve gıda zehirlenmesi nedeniyle yaşamını yitiren ailemize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Hepimizi sarsan bu acı olayın ardından, Türkiye’nin en önemli turizm kentlerinden biri olan Kuşadası’nda sokak lezzetleri ve gıda satışı yapılan tüm noktalarda denetimlerimizi daha da sıklaştırdık. Kentimize gelen yerli ve yabancı misafirlerimizin ve hemşehrilerimizin sağlığı bizim için her şeyden daha önemlidir. Zabıta ekiplerimiz, denetimlerini periyodik ve sık aralıklarla, 7/24 esasına göre sürdürmektedir. Hafta sonu olması nedeniyle özellikle sokak lezzetleri satışının yoğun olduğu alanlarda kontroller artırılarak devam edecektir" diye konuştu.
Diyabete karşı seferberlik
15 Kasım 2025 Cumartesi - 17:03 Diyabete karşı seferberlik Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Tip 1 Diyabetliler Derneği iş birliğiyle Dünya Diyabet Günü kapsamında düzenlenen farkındalık yürüyüşüyle, diyabette erken teşhis ve düzenli kontrolün önemine dikkat çekilerek kent genelinde farkındalık oluşturuldu. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Tip1 Diyabetliler Derneği iş birliği ile Dünya Diyabet Günü’nde diyabet farkındalığını artırmak, erken teşhisin ve düzenli kontrolün önemine dikkat çekmek amacıyla farkındalık yürüyüşü düzenlendi. Cumhuriyet Caddesi’nden Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ne uzanan yürüyüşe, Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Düşünsel Şentürk, Bursa Kent Konseyi Genel Sekreteri Elvan Atay Özkan, Tip 1 Diyabet Derneği Başkanı Yadigar Aydın, Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu ve Gençlik Meclisi üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Diyabet farkındalığını vurgulayan sloganlar eşliğinde yürüyen kalabalık, Çarşıbaşı Meydanı’na ulaştığında umut ve farkındalığın simgesi olan mavi balonlar hep birlikte gökyüzüne bırakıldı. "Farkındalık, yarınların anahtarıdır" Program kapsamında basın açıklaması yapan Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu Temsilcisi Uzm. Dr. Metin Yurdakoş, etkinliğin temel amacının vatandaşları diyabet konusunda bilgilendirmek toplumsal bilinci güçlendirmek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek olduğunu söyledi. Diyabet, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir hastalık olduğuna değinen Yurdakoş, "Ancak düzenli takip, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve erken tanı ile diyabetle sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür. Gerçekleştirdiğimiz farkındalık yürüyüşü, daha bilinçli bir toplum için hep birlikte attığımız güçlü bir adımdır. Etkinliğimizin hayata geçirilmesinde katkılarından dolayı başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey olmak üzere, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığımıza, Bursa Kent Konseyi’ne, Tip 1 Diyabetliler Derneği’ne, bizlerle birlikte olan kentlilerimize, gönüllülerimize, genç sağlıkçılarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Erken teşhis hayat kurtarır. Farkındalık ise sağlıklı yarınların anahtarıdır" diye konuştu. Açıklamanın ardından, Büyükşehir Belediyesi tarafından Hanlar Bölgesi Çarşıbaşı Meydanı’nda kurulan bilgilendirme ve ücretsiz şeker ölçüm stantları gün boyu vatandaşlara hizmet verdi.
Sabri Ülker Vakfı Başkanı İçöz: "Türkiye’deki beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyi, diğer ülkelerin gerisinde"
15 Kasım 2025 Cumartesi - 16:40 Sabri Ülker Vakfı Başkanı İçöz: "Türkiye’deki beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyi, diğer ülkelerin gerisinde" Konferansın beslenme bilincini artırmaya dönük olarak konumlandırıldığını vurgulayan Sabri Ülker Vakfı Başkanı Talat İçöz, "Avrupa Gıda Bilgi Konseyi’yle yaptığımız bir çalışmada gördük ki Türkiye’deki beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyi, diğer ülkelerin bir hayli gerisinde" dedi. Bu yıl 5’ncisi düzenlenen ‘Uluslararası Beslenme, Sağlık Okuryazarlığı ve Eğitim Konferansı’, Sabri Ülker Vakfı’nın ev sahipliğinde Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sabri Ülker Vakfı’nın tanıtım filmiyle başlayan etkinlikte, ‘Gıda ve beslenmeyle ilgili doğru bilinen yanlışlar’, ’İnsan yanlış bilgiye neden inanır?’ ve ‘Sağlık iletişimi ve yanlış beslenme bilgileri’ başlıkları yerli ve yabancı uzmanlar tarafından ele alındı. Konferansa Sabri Ülker Vakfı Başkanı Dr. Talat İçöz, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hünkar Korkmaz ile çeşitli kurum ve kuruluşlardan akademisyenler ve bilim insanları katıldı. "Türkiye’deki beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyi, diğer ülkelerin gerisinde" İnsan sağlığında beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyinin önemli olduğunu vurgulayan Sabri Ülker Vakfı Başkanı Talat İçöz, "Tüm dünyada gıda ve dengeli beslenmeye yönelik bir ilgi artarken, bilgi sahibi olmayan kişilerce yapılan açıklamalar, kamuoyunda kafa karışıklığına neden olabiliyor. Bu durum da dezenformasyonu ve bunu beraberinde getiriyor. Geçtiğimiz yıl Avrupa Gıda Bilgi Konseyi’yle yaptığımız bir çalışmada bu konuyu araştırdık ve gördük ki Türkiye’deki beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyi, diğer ülkelerin bir hayli gerisinde. Bu noktadan hareketle 15’inci yılımızda 5. Uluslararası Beslenme, Sağlık Okuryazarlığı ve Eğitim Konferansı’nın bilgi kirliliğiyle mücadele ve beslenme bilincini artırmaya dönük en önemli etkinliğimiz olarak konumlandırdık. Vakfımızın çekirdeğini oluşturan bilim kurulumuz, birikim ve tecrübeleriyle bu çalışmayı zenginleştirecek, konferansın gıda okuryazarlığı seviyesini yükseltmesine, bilgi kirliliğini azaltmasına, katkı sunmasını, gıda ve beslenme bilincindeki tercihlere yeni bir kapı aralamasını diliyorum" açıklamalarında bulundu. "Çocuklarımın ve torunlarımın hala bir geleceği var" Konferansın beslenme, sağlık ve eğitim alanlarında güçlü bir ses oluşturacağını vurgulayan Prof. Dr. Hünkar Korkmaz, "Toplantımız, sürdürülebilir bir gelecek için beslenme alanındaki kavram yanılgılarının giderilmesi, halk sağlığı ve eğitim konusundaki farkındalığının arttırılmasına duyulan ihtiyaç ve ilgiyi vurguluyor. Çocuklarımın ve torunlarımın hala bir geleceği var. Onların sağlıklı bir yaşam hakkı var, nitelikli bir eğitim hakkı var. Yenilikler yapmamız gerekecek, yeni ortaklara ulaşmamız gerekecek. Konferansta sunum yapacak olan değerli bilim insanlarının birikimleriyle ve deneyimlerini, insanlığa hizmet etme çabasıyla birleştirmeleri çok değerli bir adımdır. Bu sunumların her birinin içerikleri farklı olsa da hepsi bir bireyin onuruna yakışır, yaşam standartlarına ulaşabileceği daha adil bir dünya arayışıyla oluşturulmuştur. Toplumsal düzeyde beslenme ve gıda hakkı yazarlığının geliştirilmesi için beslenme, sağlık ve eğitim hizmetlerinin birlikte yürütülmesi gerekir. Konferansın beslenme, sağlık ve eğitim alanlarında ülkemiz ve uluslararası bir gündemde üst sıralara taşımak için yenilenmiş ve güçlü bir ses oluşturacağı umudunu taşıyorum" ifadelerini kullandı.
Tematik Kahve Günleri’nde kanser araştırmaları konuşuldu
15 Kasım 2025 Cumartesi - 15:06 Tematik Kahve Günleri’nde kanser araştırmaları konuşuldu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) AR-GE Koordinatörlüğünün "Uludağ Tematik Kahve Günleri" etkinliğinin altıncısı "Kanser Araştırmalarında Disiplinlerarası Yaklaşımlar" temasıyla gerçekleştirildi. Akademisyenleri ve sektör paydaşlarını bir araya getiren etkinlikte, kanser tedavisindeki evrim ve çok yönlü işbirliğinin önemi vurgulandı. BUÜ Rektörlük A Salonunda gerçekleştirilen etkinliğe Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, AR-GE Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. N. Funda Coşkun, alanında uzman konuşmacılar ile akademik ve idari personelin yanı sıra öğrenciler de katıldı. "Kanser tedavisi sosyal alanları kapsamalı" BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, kanser tedavisinin tarihsel olarak tümörün çıkarılmasından genetik seviyeye inen spesifik tedavilere doğru evrildiğini belirterek, bu dönüşümün multidisipliner yaklaşımı zorunlu kıldığını ifade etti. Prof. Dr. Kırıştıoğlu, büyük bilimsel çabaya rağmen bazı kanser türlerinde başarı oranlarının hala düşük olduğunu, bu nedenle yaklaşımın cerrahi ve ilacın ötesinde; hastanın psiko-sosyal durumu, yaşam kalitesi, yapay zeka ve biyosistem mühendisliği gibi teknolojik ve sosyal alanları da içermesi gerektiğini vurguladı. Çevresel faktörler akciğer kanseri sıklığını artırıyor! BUÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Funda Coşkun ise kanser konusunun yıllar geçse de önemini koruduğunu ve çok etmenli yapısı nedeniyle görülme sıklığının artmaya devam ettiğini söyledi. Özellikle kendi alanı olan göğüs hastalıkları ve akciğer kanserine değinen Prof. Dr. Coşkun, Bursa’nın sanayi ile iç içe olması, hava kirliliği ve tütün tüketiminin yüksek olması gibi çevresel etmenler nedeniyle bölgede akciğer kanseri prevalansının yüksek olduğunu aktardı. Dekan Coşkun, kanserle mücadelede koruyucu hekimlik, yenilikçi tanı aşamaları ve tedavi yolaklarına destek sağlamanın önemini vurgulayarak, bu alanda biyoloji, fizik, kimya, mühendislik gibi tüm disiplinlerin iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. "BUÜ, disiplinlerarası iş birliğini güçlendiriyor" AR-GE Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca da etkinliklerin temel amacının, akademisyenler ve dış paydaşlar arasında yeni iş birliklerini ve geleceğe yönelik proje fikirlerini ortaya çıkarmak olduğunu vurguladı. Katılımcılardan geri dönüşleri takip ettiklerini ve memnuniyet düzeyinin oldukça yüksek olduğunu belirten Karaca, Bursa’nın bir sanayi şehri olmasının ve üniversitedeki geniş araştırma yelpazesinin kendilerine tema belirleme ve sanayicilerin ilgisini çekme konusunda avantaj sağladığını dile getirdi. Uzman konuklardan etkili sunumlar Akademisyen ve sektör temsilcilerinin ilgiyle takip ettiği programda; BUÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilge Osman, Türk Kanser Derneği Sağlık ve Eğitim Komisyonundan Tuğçe Kuştur, BUÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Önder Aybastıer, R-Kare Biyoteknoloji San. ve Tic. Ltd. Şti. Biyoteknoloji Genel Müdürü Murat Yazıcı, BUÜ Tıp Fakültesi Öğretim Elemanı Berkay Doğan, Medcem Tıbbi Laboratuvar Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. Laboratuvar Uzmanı Elif Nihan Çetin, BUÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Serap Çelikel Kasımoğulları, BUÜ Tıp Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Şehime Gülsün Temel, BUÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ferda Arı, BUÜ Mühendislik Fakültesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Gıyasettin Özcan, BUÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Öğr. Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ömer Ünsal, Tekstil Yüksek Mühendisi Mihriban Akyol ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Oğuzhan Doğanlar tarafından sunumlar yapıldı. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Anne adayları hem doğuma hem de bebek bakımına hazırlanıyor
15 Kasım 2025 Cumartesi - 14:52 Anne adayları hem doğuma hem de bebek bakımına hazırlanıyor Aydın’ın Nazilli ilçesinde anne adayları, Gebe Okulu ve Bebek Akademisi’nde verilen kapsamlı eğitimlerle hem sağlıklı bir gebelik sürecine hem de doğum sonrası bebek bakımına eksiksiz hazırlanıyor. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi’nde devam eden Gebe Okulu ve Bebek Akademisi eğitimleri, yeni gruplarla hız kesmeden sürüyor. Eğitimlerde, gebelik sürecinde annede meydana gelen fizyolojik ve psikolojik değişikliklerden beslenmeye, gebelik izlemlerinden sık karşılaşılan sorunlara kadar pek çok konu ele alınıyor. Katılımcılar ayrıca doğum eyleminin belirtileri, doğum çantası hazırlama, normal doğum ve evreleri, doğum ağrısıyla baş etme yöntemleri, lohusalık dönemi yönetimi ve yenidoğanın değerlendirilmesi ile bakımı konularında bilgi sahibi oluyor. Yenidoğana uygulanan taramalar, aşı ve ilaç bilgileri ile beslenme eğitimleri de programın kapsamına dahil edilirken eğitimleri başarıyla tamamlayan annelere de, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Şule Akbaş tarafından katılım belgeleri teslim edildi. Konu ile ilgili Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezimiz de bulunan Gebe Okulumuzda yeni gruplarımıza eğitimlerimiz devam etmektedir. Bu kapsamda ’Gebelikte Annede Meydana Gelen Fizyolojik Değişiklikler, Gebelikte Annede Meydana Gelen Psikolojik Değişiklikler, Gebelikte Beslenme, Gebelik İzlemleri, Tüm Gebelik Dönemlerinde Sık Karşılaşılan Sorunlar, Doğum Eyleminin Belirtileri, Hastaneye Ne Zaman Gidilmeli, Doğum Çantası Hazırlama, Normal Doğum ve Evreleri, Doğum Ağrısıyla Baş Etmede İlaçsız Yöntemler, Lohusalık Döneminde Yönetim, Yenidoğanın Değerlendirilmesi ve İlk Bakımı, Yenidoğana Doğum Sonu Hastanede Uygulanan Taramalar, Aşı ve İlaçlar, Yenidoğanın Beslenmesi’ eğitimleri verilmektedir" ifadeleri yer aldı.
6. Geleneksel "Mavi Halka Diyabetlileri ve Diyabet Gönüllüleri" etkinliği gerçekleştirildi
15 Kasım 2025 Cumartesi - 14:33 6. Geleneksel "Mavi Halka Diyabetlileri ve Diyabet Gönüllüleri" etkinliği gerçekleştirildi İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Düşlerden Gülücüklere Topluluğu tarafından düzenlenen 6. Geleneksel "Mavi Halka Diyabetlileri ve Diyabet Gönüllüleri" etkinliği, Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe, Cumhuriyet Başsavcı Vekili Murat Karakuş, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan, Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Doç. Dr. Erol Karaaslan, İnönü Üniversitesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emine Çamtosun, öğretim üyeleri, Düşlerden Gülüşlere Topluluğu Başkanı M. Berat Ensarioğlu, diyabetli çocuklar, aileleri ve öğrenciler katıldı. Programda konuşan İnönü Üniversitesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emine Çamtosun, "Bugün dünya çapında kutlanan bir gün ve diyabetle ilgili farkındalığı artırmak, diyabetli bireylerin sorunlarını ve ihtiyaçlarını kamuoyuna tekrar hatırlatmak için bir fırsat. Bizler de bu etkinlik sayesinde çocuklarımızı, ailelerini ve diyabet ekibini bir araya getirerek iletişimlerini ve etkileşimlerini artırmayı planladık. Diyabet, kan şekerini normal sınırlarda tutmaya yarayan insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. Tip 1 diyabet daha çok insülin eksikliğiyle, tip 2 diyabet ise insülin etkinsizliğiyle seyretmektedir. Çocuklarda görülen diyabet vakalarının %90’ını tip 1 diyabet oluşturmaktadır. Merkezimizde takip edilen diyabetli çocukların yüzde 86’sı tip 1 diyabettir" dedi Dünya genelinde 20 yaş altı yaklaşık 2 milyon tip 1 diyabetli çocuk bulunduğunu belirterek, Türkiye’de 25-30 bin çocuğun tip 1 diyabetli olduğunun altını çizen Çamtosun, güncel tedavi yöntemlerinden sensör teknolojilerinden, insülin pompası uygulamalarından ve SGK’nın yeni geri ödeme desteklerinden de bahsetti. Çamtosun, "Tip 1 diyabet tedavisi vardır. Mevcut tedavilerle sağlıklı ve uzun bir ömür mümkündür. Teknolojik imkânlar artmakta ve tedaviyi kolaylaştırmaktadır. Gelecekte diyabeti tamamen ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar devam etmektedir" ifadelerini kullandı. "Leyla’dan sonra projesiyle 11 bin çocuğa ulaştık" Topluluk Başkanı Muhammed Berat Ensarioğlu, yürüttükleri "Leyla’dan Sonra" projesini anlatarak, "Bu proje 10 yıl önce Leyla isimli kronik hasta bir çocuğumuzla tanışmamızla başladı. O günden bu yana 13 tıp fakültesi bünyesinde 11 binden fazla çocuğa ulaştık. Her hafta kronik hasta çocuklarımızı ziyaret ediyor, onlarla oyunlar oynuyor ve özel günlerde hastanede etkinlikler düzenliyoruz. Amacımız, çocuklarımızın hayatına dokunmak ve sosyal olarak destek olmak" dedi "Çocuklarınız diyabetle değil, hayatla motive olsun" 10 yıldır tip 1 diyabetli olan Diş Hekimi Bengi Özgür, ailelere seslenerek, "27 yaşındayım ve yaklaşık 10 yıldır tip 1 diyabetliyim. Diyabetli bir yetişkin olarak şunu söylemek istiyorum, lütfen çocuklarınızı diyabetten dolayı geri çekmeyin. Diyabetli çocuklar farkındalığı yüksek, özel çocuklardır. Onları spor, sanat ve takım aktivitelerine yönlendirin. Biz diyabetliler hayatın içinde oldukça diyabet yönetimini daha iyi öğreniyoruz" ifadelerini kullandı "Ailelerin desteği bu yolculuğun temel taşıdır" Turgut Özal Tıp Merkezi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erol Karaaslan ise konuşmasında, "Diyabetli çocukların tedavi ve takibinde ailelerin desteği çok önemlidir. Bu toplantılar da bu desteğin somut bir örneğidir. Aileler, birbirlerinin tecrübelerinden çok şey öğreniyor. Hastanemiz hem tıbbi hem psikososyal destek açısından güçlü bir yapıdadır. Destek ihtiyacı hisseden bütün ailelerimizi bu imkânlardan yararlanmaya davet ediyorum" dedi "Endokrinolojiyle gönül bağım var" İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan da endokrinolojiyle olan akademik bağını anlatarak, "Asistanlığımın büyük bölümü endokrinle geçti. Tip 1 diyabetle ilgili çalışmalar yaptım. Bu nedenle bu alana kendimi hep yakın hissettim. Bugün burada aidiyet duygusuyla bulunuyorum. Katılımınız için teşekkür ediyorum. Nice gülüşlere diyorum" şeklinde konuştu "Ben de tip 1 diyabetliyim" Cumhuriyet Başsavcı Vekili Murat Karakuş, hem diyabetli bir ebeveyn hem de tip 1 diyabetli bir birey olarak yaşadıklarını anlatarak, "37 yaşındayım ve mesleğe başladığım yıllarda, 26 yaşımda tip 1 diyabet tanısı aldım. Tanıyı aldığım gün büyük bir şok yaşadım. ‘Ömür boyu insülin kullanacaksın’ denildiğinde bunun ne anlama geldiğini sonradan daha iyi anladım. Balayı dönemini atlattım, hayatıma devam ettim. Eşim bu süreçte bana çok destek oldu" diye konuştu. Karakuş, diyabetle yaşamın mümkün olduğunu ve güçlü bir sosyal destekle sürecin kolaylaştığını kaydetti.
Uzmanı uyardı: Günde 30 dakika yürüyüşle diyabet önlenebilir
15 Kasım 2025 Cumartesi - 13:34 Uzmanı uyardı: Günde 30 dakika yürüyüşle diyabet önlenebilir Aile Hekimi Hatice Nihan Demir Karakaş, ülkemizde her 8 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu ve günde 30 dakikalık yürüyüşle bu hastalığın önlenebilir olduğunu söyledi. Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Aile Hekimi Hatice Nihan Demir Karakaş, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. Diyabetin dünya genelinde hızla arttığına dikkat çeken Karakaş, hastalığın toplum sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını vurguladı. "Her 8 kişiden biri diyabet hastası" Aile Hekimi Hatice Nihan Demir Karakaş, dünyada yaklaşık 540 milyon insanının diyabetle yaşadığını ifade ederek, " Bugün, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü. Her yıl olduğu gibi bugün de tüm dünyada giderek artan diyabet sorununa dikkat çekmeyi ve farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz. Dünyada yaklaşık 540 milyon insan, yani her 10 kişiden biri diyabetle yaşamaktadır. Ülkemizde yapılan büyük kapsamlı TURDEP-2 çalışmasına göre ise Türkiye’de diyabet oranı yüzde 13 civarındadır; bu da her 8 kişiden birinin diyabet hastası olduğu anlamına gelir. Üstelik birçok kişi diyabet hastası olduğunun farkında bile değildir. Bu nedenle farkındalığı artırmak, kişileri uyarmak, önlemleri vurgulamak ve diyabetin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğunu göstermek büyük önem taşır" dedi. "Diyabet önlenebilen bir hastalık" Tip2 diyabetin önlenebilen bir hastalık olduğunu söyleyen Karakaş, " Diyabet önlenebilen Diyabetin tanı kriterlerini de çok kısa özetleyecek olursak; diyabet bildiğiniz gibi kan şekerinin vücutta düzensiz olması. Bir insanın açlık kan şekerine bakıldığında 126 miligram desilitrenin üstünde olması ya da günün herhangi bir saatinde iki yüzün üzerinde kan şekeri tespit edilmesi ya da üç aylık kan şekeri olan olarak bildiğimiz hemoglobin A1 C‘nin altı buçuğun üzerinde olması diyabet hastalığı yani şeker hastalığı olduğunu gösterir. Diyabet hastalığı Tip1 ve Tip2 diye ayrılıyor. Ama biz Tip2 ile çok ilgileniyoruz. Çünkü Tip2 diyabet önlenebilen; yaşam tarzı değişikliği ve sağlıklı yaşamla tamamen düzeltilebilen bir durum. Bu sebeple hastalarımızın mutlaka kan şekeri kontrollerini düzenli yapmalarını belirli aralıklarla kontrole gitmelerini, yakınlarının ve sevdiklerinin sağlığına biraz daha dikkat etmelerini öneriyoruz" diye konuştu. Günde 30 dakika yürüyüş diyabetten koruyor Karakaş, günde 30 dakikalık yapılan yürüyüşle diyabet hastalığının önlenebileceğine değinerek, "Diyabetin ilaçlarla beraber yaşam tarzı değişiklikleri de çok fazla önem arz etmekte. O yüzden günde 30 dakikalık yapılan yürüyüşler sebze ve protein ağırlıklı beslenmek alkol ve sigaradan uzak durmakta diyabeti önlemekte çok büyük faktörler olarak yer almakta. Biz Koşuyolu Kalp Hastanesi olarak bu toplumda farkındalığı oluşturmak ve sürdürmek için gerekli çabaları gösteriyoruz. Siz de sevdiklerinizle beraber onların sağlığını düşünün kan şekeri ölçümlerinizi yaptırın ve kendinize dikkat edin" şeklinde konuştu. Diyabet görme kaybına neden olabilir Diyabetin görme kaybına ve böbrek yetmezliğine neden olabileceğini söyleyen Karakaş, "Diyabetin maalesef ciddi kalp hastalıkları, görme kaybına kadar giden görme problemleri ve böbrek yetmezliği gibi diyalize girmeyi gerektirecek durumlar olabilmekte, bunlar en korktuğumuz komplikasyonlar ama dediğimiz gibi bunları yaşam tarzı değişikliği ve ilaç tedavisi ile zamanında önlemek ve düzeltmek mümkün. O yüzden her şey elimizde. Dünya diyabet gününde yani 14 Kasım’da sizleri hastanelerimizde polikliniklerimize kan şekeri kontrollerinizi yaptırmaya davet ediyoruz. Bu sayede bu erken tanı şansımız olacak ve kalp hastalığı böbrek hastalığı ve göz problemleri gibi komplikasyonları önleme imkanına sahip olacağız" ifadelerini kullandı.
Tematik Kahve Günleri’nde kanser araştırmaları konuşuldu
15 Kasım 2025 Cumartesi - 13:16 Tematik Kahve Günleri’nde kanser araştırmaları konuşuldu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) AR-GE Koordinatörlüğünün "Uludağ Tematik Kahve Günleri" etkinliğinin altıncısı "Kanser Araştırmalarında Disiplinlerarası Yaklaşımlar" temasıyla gerçekleştirildi. Akademisyenleri ve sektör paydaşlarını bir araya getiren etkinlikte, kanser tedavisindeki evrim ve çok yönlü işbirliğinin önemi vurgulandı. BUÜ Rektörlük A Salonunda gerçekleştirilen etkinliğe Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, AR-GE Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. N. Funda Coşkun, alanında uzman konuşmacılar ile akademik ve idari personelin yanı sıra öğrenciler de katıldı. "Kanser tedavisi sosyal alanları kapsamalı" BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, kanser tedavisinin geçmişten bugüne tümörün çıkarılmasından genetik seviyeye inen spesifik tedavilere doğru evrildiğini belirterek, bu dönüşümün multidisipliner yaklaşımı zorunlu kıldığını ifade etti. Prof. Dr. Kırıştıoğlu, büyük bilimsel çabaya rağmen bazı kanser türlerinde başarı oranlarının hala düşük olduğunu, bu nedenle yaklaşımın cerrahi ve ilacın ötesinde; hastanın psiko-sosyal durumu, yaşam kalitesi, yapay zeka ve biyosistem mühendisliği gibi teknolojik ve sosyal alanları da içermesi gerektiğini vurguladı. Çevresel faktörler akciğer kanseri sıklığını artırıyor BUÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Funda Coşkun ise kanser konusunun yıllar geçse de önemini koruduğunu ve çok etmenli yapısı nedeniyle görülme sıklığının artmaya devam ettiğini söyledi. Özellikle kendi alanı olan göğüs hastalıkları ve akciğer kanserine değinen Prof. Dr. Coşkun, Bursa’nın sanayi ile iç içe olması, hava kirliliği ve tütün tüketiminin yüksek olması gibi çevresel etmenler nedeniyle bölgede akciğer kanseri prevalansının yüksek olduğunu aktardı. Dekan Coşkun, kanserle mücadelede koruyucu hekimlik, yenilikçi tanı aşamaları ve tedavi yolaklarına destek sağlamanın önemini vurgulayarak, bu alanda biyoloji, fizik, kimya, mühendislik gibi tüm disiplinlerin iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. "BUÜ, disiplinlerarası iş birliğini güçlendiriyor" AR-GE Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca da etkinliklerin temel amacının, akademisyenler ve dış paydaşlar arasında yeni iş birliklerini ve geleceğe yönelik proje fikirlerini ortaya çıkarmak olduğunu vurguladı. Katılımcılardan geri dönüşleri takip ettiklerini ve memnuniyet düzeyinin oldukça yüksek olduğunu belirten Karaca, Bursa’nın bir sanayi şehri olmasının ve üniversitedeki geniş araştırma yelpazesinin kendilerine tema belirleme ve sanayicilerin ilgisini çekme konusunda avantaj sağladığını dile getirdi. Uzman konuklardan etkili sunumlar Akademisyen ve sektör temsilcilerinin ilgiyle takip ettiği programda; BUÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilge Osman, Türk Kanser Derneği Sağlık ve Eğitim Komisyonundan Tuğçe Kuştur, BUÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Önder Aybastıer, R-Kare Biyoteknoloji San. ve Tic. Ltd. Şti. Biyoteknoloji Genel Müdürü Murat Yazıcı, BUÜ Tıp Fakültesi Öğretim Elemanı Berkay Doğan, Medcem Tıbbi Laboratuvar Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. Laboratuvar Uzmanı Elif Nihan Çetin, BUÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Serap Çelikel Kasımoğulları, BUÜ Tıp Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Şehime Gülsün Temel, BUÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ferda Arı, BUÜ Mühendislik Fakültesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Gıyasettin Özcan, BUÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Öğr. Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ömer Ünsal, Tekstil Yüksek Mühendisi Mihriban Akyol ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Oğuzhan Doğanlar tarafından sunumlar yapıldı. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.