Son Dakika
|
e-Devlet'i kopyalayıp TOKİ vurgu yaptılar
Uşak Belediyesi’ne operasyon: Belediye başkanı ile birlikte 11 kişi gözaltına alındı
Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin tarihi belli oldu
İstanbul'da 4 cezaevi aracı kaza yaptı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"
Üç kişinin öldüğü bar saldırısının dehşet anları
İran Devrim Muhafızları: "Hürmüz Boğazı kapalıdır, her türlü gemi geçişi sert karşılık bulacaktır"
Uşak Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: Başkan da dahil 11 gözaltı
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Marmaris’te şiddetli fırtına etkili oluyor
Pakistan: "İran, Pakistan bandıralı 20 geminin Hürmüz'den geçmesine izin verdi"
Duran: "Geliştirdiğimiz kapasiteleri savunma sanayii dahil birçok ülkeyle paylaşmakta hiçbir mahzur görmüyoruz"
Kosova - Türkiye maçını Michael Oliver yönetecek
Kerkük Havalimanı'nda Haşdi Şabi'ye ait merkeze hava saldırısı: 2 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Becirovic ile bir araya geldi
San Salvador’daki Türkiye Parkı kapılarını ziyaretçilere açtı
SAĞLIK
Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan göreve başladı
28 Mart 2026 Cumartesi - 16:42:00
Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, gerçekleştirilen devir teslim töreni ile resmen görevine başladı. Gaziantep Şehir Hastanesi başhekimliğine Prof. Dr. Ahmet Uluşan atandı. Atama kararının ardından Gaziantep Şehir Hastanesi’nde başhekimlik devir teslim töreni gerçekleştirildi. Başhekimlik görevini Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu’ndan devralan Prof. Dr. Ahmet Uluşan, düzenlenen törenle görevine başladı. Törende konuşan Başhekim Prof. Dr. Ahmet Uluşan, hastaneye sunduğu değerli katkılar ve emekleri dolayısıyla Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu’na teşekkür ederek çiçek ve plaket takdim etti. Devir teslim töreninin ardından başhekim yardımcıları ve hastane yönetimiyle tanışan Prof. Dr. Ahmet Uluşan, görevine başladı.
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:37
Gördes’te STK’lara yönelik ‘hayat kurtaran’ eğitimler başladı
Manisa’nın Gördes ilçesinde sivil toplum kuruluşlarına yönelik başlatılan ilk yardım eğitimlerinin ilk durağı Gördes Off-Road grubu oldu. Jandarma ve 112 Acil Servis İstasyonu iş birliğiyle düzenlenen eğitimler, ilçe genelindeki tüm STK’lara verilecek. Gördes’te olabilecek kaza ve acil durumlarda bilinçli müdahale kapasitesini artırmak amacıyla geniş kapsamlı bir eğitim seferberliği başlatıldı. Gördes 112 Acil Servis İstasyonu personelinin eğitim desteği verdiği, Gördes İlçe Jandarma Komutanlığının ise ev sahipliği yaptığı programın ilk konukları Gördes Off-Road Grubu üyeleri oldu. İlçe Jandarma Komutanlığı salonunda gerçekleştirilen eğitimde, 112 Acil Servis İstasyonu Acil Tıp Teknisyeni (ATT) İbrahim Arga tarafından hayati bilgiler aktarıldı. Özellikle doğa sporları ve zorlu arazi şartlarında faaliyet gösteren off-road ekibine, olay yerinde yapılacak ilk müdahalenin altın kuralları uygulamalı olarak anlatıldı. Jandarma Üsteğmen Ramazan Çetin’in de yakından takip ettiği eğitimde, doğru müdahalenin hayat kurtaracağı vurgulandı. Eğitim serisinin ilk katılımcısı olan Gördes Off-Road Grubu üyeleri, aldıkları bilgilerin sahada kendileri için kritik önem taşıdığını ifade etti. Grup adına yapılan açıklamada, "Doğada her an beklenmedik durumlarla karşılaşabiliyoruz. Bu eğitim sayesinde profesyonel ekipler gelene kadar neler yapabileceğimizi öğrendik. Bu anlamlı iş birliği için hem Jandarma Komutanlığımıza hem de 112 ekiplerine teşekkür ediyoruz" denildi. İlçe genelindeki tüm sivil toplum kuruluşlarını (STK) kapsayacak şekilde planlanan eğitim serisinin, belirlenen takvim doğrultusunda diğer gruplarla devam edeceği öğrenildi. Amaç, ilçedeki toplumsal duyarlılığı ve acil durumlara hazırlık seviyesini en üst düzeye çıkarmak olarak açıklandı.
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:01
Dijital çağın çocuk sağlığı üzerindeki etkileri
Dijitalleşmenin çocukların yaşamına etkileri günümüzün en büyük problemlerinden birisi haline geldi. Dijital çağın getirdiği yeni tanımlanan çocuk hastalıkları, Türk Pediatri Kongresi’nde masaya yatırılacak. Artan postür bozuklukları, çocukluk çağı obezitesi ve azalan fiziksel aktivite gibi modern yaşamın getirdiği sağlık sorunları ve klinik yönetim yaklaşımları ele alınacak. Günümüz çocuklarının yoğun ekran maruziyeti, dikkat ve iletişim sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. "Ekran, Dikkat ve İletişim" başlıklı oturumda pediatristlerin klinikte sık karşılaştığı bu zorlu durumlar bilimsel veriler ışığında masaya yatırılacak. Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Bülent Karadağ’ın ev sahipliğinde, pediatri alanının ulusal ve uluslararası ölçekteki önde gelen uzmanları, çocuk sağlığını tehdit eden güncel sorunlar, değişen yaşam alışkanlıkları ve yeni klinik yaklaşımlar kongrede çok yönlü olarak ele alacak. Pediatri alanındaki güncel gelişmelerin ve yeni tedavi yaklaşımlarının masaya yatırılacağı kongrede; geleceğimizin umudu olan çocuk sağlığını yakından ilgilendiren pek çok kritik konu bilimsel oturumlarda gündeme taşınacak. Kongrede, pediatri pratiğinde giderek daha fazla önem kazanan hasta hakları ve hekim sorumluluğu konusu da ele alınacak. Çocuk hastaların korunması, ailelerle iletişim süreçleri, etik sorumluluklar ve hukuki boyutlar uzmanlar tarafından kapsamlı biçimde değerlendirilecek. Son yıllarda giderek artan vitamin, mineral ve protein takviyesi kullanımı, "Gerektiğinde mi, rutinde mi?" sorusu üzerinden masaya yatırılacak. Uzmanlar, çocuklarda bilinçsiz takviye kullanımının muhtemel risklerine dikkat çekerek bilimsel rehberler doğrultusunda doğru kullanım yöntemlerini paylaşacak. Özellikle sporcu sağlığı ile ilgili güncel yaklaşımlar dile getirilecek. Kongrede öne çıkan başlıklardan biri de çocukluk çağında sık görülen sağlık sorunlarından biri olan anemi olacak. Aneminin erken tanısı, nedenleri ve güncel tedavi yaklaşımları multidisipliner bakış açısıyla değerlendirilecek. Çocuklarda sık karşılaşılan zehirlenme vakalarında erken tanı, acil ve doğru müdahale ile klinik yönetim stratejileri değerlendirilecek. Ayrıca kronik hastalığı olan çocuklar, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar veya özel sağlık durumları bulunan çocuklarda aşılama konusuna da yer verilecek. Uzmanlar, özel durumlarda uygulanması gereken aşı takvimlerini ve klinik yaklaşımları paylaşacak.
28 Mart 2026 Cumartesi - 11:07
Konya’da "Yara Okulu" projesi hayata geçirildi
Konya Numune Hastanesinde özellikle uzun süre yatağa bağımlı kalan hastalar için hayati önem taşıyan bası yaralarını (yatak yaraları) önlemek ve tedavi sürecini profesyonelleştirmek amacıyla kurulan Yara Okulu, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Hastanede düzenlenen açılış programında konuşan Başhekim Op. Dr. Ali Haydar Dadacı, uzun süre yatmak zorunda kalan hastalar için bası yaralarının önemli bir risk oluşturduğunu belirterek, Yara Okulu projesi ile toplumda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz ise, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek yerine önleyici sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti. Özellikle evde bakım ve yoğun bakım hastalarında bası yaralarının kısa sürede oluşabildiğini, ancak tedavi sürecinin aylar sürebildiğini belirten Doç. Dr. Yavuz, "Bu proje ile bir hastaya dahi dokunabilmek büyük bir kazanımdır" ifadelerini kullandı. Programa katılan hasta ve hasta yakınlarına Yara Okulu Katılım Belgesi takdim edildi. Program, yapılan sunumların ardından dualar eşliğinde gerçekleştirilen kurdele kesimi ile sona erdi. Programa, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Himmet Durgut, Personel Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Hakan Çetinkaya, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hasan Çifci, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Ergin, Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Halil Ekrem Akkurt, Meram Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ömer Adil İlhan, Numune Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ali Haydar Dadacı, merkez hastane idarecileri, sağlık çalışanları, hastalar ve çok sayıda hasta yakını katıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Mart 2026 Perşembe- 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
2
27 Mart 2026 Cuma- 12:50
Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak
3
26 Mart 2026 Perşembe- 10:27
Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi
4
28 Mart 2026 Cumartesi- 10:06
Almanya’dan Ankara’ya uzanan şifa yolculuğu: 75 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu
5
26 Mart 2026 Perşembe- 14:43
Nefes darlığı her zaman akciğer kaynaklı olmak zorunda değil
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:41
Hatay’da 12 yeni ambulans hizmete alındı
Hatay’da İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görevlendiren 12 yeni ambulans Vali Mustafa Masastlı’nın katıldığı törenle hizmete alındı. Vali Masatlı, Hatay’da hizmet veren ambulans sayısının 135’e çıktığını söyledi. Sağlık Bakanlığı, Hatay’da acil sağlık hizmetleri filosunu güçlendirerek 12 adet tam donanımlı acil yardım ambulansı tahsis etti. Kentte hizmet veren 123 ambulansla birlikte vatandaşların sağlığı için hizmet verecek 12 yeni ambulansla birlikte kentte kullanımda olan ambulans sayısı 135’e çıktı. Kentte görevlendirilen 12 ambulansın anahtarları, Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın katıldığı törenle sağlık çalışanlarına teslim edildi. Araçlar, ileri teknoloji tıbbi donanımlarla hasta taşıma ve müdahale ekipmanları tam donanımlı şekilde hizmet verecek. "Bizim 112 merkezimizde 123 ambulansımız sahada hizmet verirken bu günde 12 ambulansımızı daha bu filoya dahil ediyoruz" Vali Mustafa Masatlı, asrın felaketinin ardından kentteki sağlık alt yapısının da güçlendiğini belirterek, "Hatayımız; 6 Şubat depremlerinden sonra sağlıkta da ciddi bir yapılanma içerisinde bir taraftan hastanelerimizi, aile sağlığı merkezlerimizi, merkezlerimizi yapıp açarken diğer taraftan da özellikle 112 filomuzu güçlendirmek için önemli gayret içerisindeyiz. Bizim 112 merkezimizde 123 ambulansımız sahada hizmet verirken bu günde 12 ambulansımızı daha bu filoya dahil ediyoruz. Tabi ki bizim, acil vakalara ulaşma zamanımız ilimizde çok iyi. Türkiye’nin iyi illerinden biriyiz. Bu ambulanslarımızla beraber daha erken bir şekilde olaylara, vakalara müdahale edeceğiz. Ben buradan sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sağlık Bakanımıza, bakanlık yetkililerimize ve sağlık personellerine teşekkür ediyorum. İnşallah bu ambulanslarımız kazasız, belasız şehrimizdeki insanlarımıza hizmet verecektir" dedi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:40
Sağlık çalışanları organ bağışının önemine dikkat çekmek için yeşil kurdele taktı
Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimliği tarafından 3.9 Kasım Doku ve Organ Bağışı Haftası etkinlikleri kapsamında; organ bağışına dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla bir dizi etkinlik düzenlendi. Düzenlenen etkinliğe; Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastane Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Pınar Menderes Turhan, Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Bilal Cin ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Sevilen Köktürk , Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Hasan Tosun ve Yönetimi ile birlikte tüm hastanede de görev yapan sağlık çalışanları katıldılar. Etkinlikler kapsamında ; "Bir bağış, bir hayat" mesajıyla topluma umut aşılayan bu anlamlı günde, tüm katılımcılar organ bağışının önemine vurgu yapmak amacıyla yeşil kurdele takarak farkındalık çağrısında bulundular.
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:15
Basit gibi görünen semptomlar, kanserin habercisi olabilir
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Yayla Yerlikaya, öksürük ve balgam gibi basit görünen semptomların akciğer kanserinin habercisi olabileceğini belirterek, erken tanının her kanser türünde olduğu gibi akciğer kanserinde de hayat kurtarabileceğini vurguladı. Kasım ayı, Türkiye’de akciğer kanserine dikkat çekmek ve erken tanının önemini vurgulamak amacıyla ‘Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak kabul ediliyor. Akciğer kanseri ise akciğer dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan ve diğer organlara yayılabilen ciddi bir hastalık olarak biliniyor. Genellikle erken evrelerde belirti vermediği için geç fark ediliyor ve bu durumda tedavi şansını azaltıyor. En önemli risk faktörü sigara kullanımı olsa da, sigara içmeyen kişilerde de bu hastalık görülebiliyor. Pasif içicilik, hava kirliliği, genetik yatkınlık ve bazı kimyasal maddelere uzun süreli temas ileri yaşta akciğer kanseri riskini artıran diğer etkenler arasında bulunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Yayla Yerlikaya, öksürük ve balgam çıkarma gibi basit görünen semptomların kanserin belirtisi olabileceğini söyleyerek, "Bu hastalık, hem dünyada hem de ülkemizde kansere bağlı ölümlerin en sık nedenidir. Ne yazık ki genellikle erken evrede belirti vermediği için geç tanı alabilmekte ve bu da tedavi şansının azalmasına sebep olabilmektedir" dedi. "Erken evrede belirti göstermiyor" Akciğer kanserinin büyük bir kısmını sigara ile ilişkili olduğunu söyleyen Büşra Yayla Yerlikaya, "Bu hastalık, hem dünyada hem de ülkemizde kansere bağlı ölümlerin en sık nedenidir. Ne yazık ki genellikle erken evrede belirti vermediği için geç tanı alabilmekte ve bu da tedavi şansının azalmasına sebep olabilmektedir. Akciğer kanserlerinin büyük kısmı, neredeyse yüzde 85-90 kadarı bilindiği üzere sigarayla ilişkilidir. Günde içilen sigara sayısı ve kullanım süresi arttıkça risk de katlanarak artar. Ancak hiç sigara içmeyenlerde de pasif içicilik de en az aktif içicilik kadar önemli bir faktördür. Elektronik sigaralar ya da ısıtılmış tütün ürünleri de sanıldığı gibi güvenli değildir. Nikotin içerdikleri için bağımlılığı sürdürürler ve ekstra pek çok kimyasal daha içerirler. Uzun vadeli zararları henüz tam olarak bilinmemektedir" dedi. "Erken tanı hayat kurtarıyor" Özellikle sigara içen bireyde öksürük gibi belirtiler varsa bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten, "Akciğer kanserinin en sık belirtileri ise uzun süren öksürük, balgamda kan, nefes darlığı, kilo kaybı ve göğüs ağrısıdır. Özellikle sigara içen birinde yeni başlayan ya da karakteri değişen öksürük varsa mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Erken tanı her kanser türünde olduğu gibi akciğer kanserinde de hayat kurtarır. 50 yaş üzeri ve uzun süre özellikle 20 paket yıl ve daha fazla sigara içmiş kişilerde düşük doz tomografi ile tarama yapılması, hastalığın erken evrede erken tanı sağlar ve tedavi şansını ciddi şekilde artırır. Sigarayı bırakmak her yaşta faydalıdır. Bıraktıktan sonraki on yıl içinde akciğer kanseri riski büyük oranda azalır. Çalışmalar 10 yıl sonra yüzde 50, 15 yıl sonra ise yüzde 90’a kadar akciğer kanseri riskinin azaldığını göstermiştir. Sigara içen bireylerde sabahları balgam ve öksürükler mevcut oluyor. Bu durumlarda balgamın karakter değiştirmesi ve artması önemli bir belirti olabiliyor" diye konuştu.
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:08
Emniyet personeli, organ bağışı konusunda bilinçlendi
Bursa’da organ bağışına dikkat çekmek için çeşitli kurum ve kuruluşlara yönelik farkındalık çalışmaları devam ediyor. Bursa Organ ve Doku Bölge Koordinatörlüğü, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü personeline yönelik organ bağışı farkındalığı eğitimi düzenledi. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Konferans Salonu’nda iki oturum halinde gerçekleştirilen eğitime toplamda 230 Personel katıldı. Eğitimde Bursa Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Gülbahar Çalışkan tarafından "Beyin ölümü teşhisi ve anahtar kavramlar" konulu sunumu yapıldı. Ardından Bölge Koordinasyon Merkezi çalışanlarından Müjgan Öztürk, "Organ nakli mevzuatı" sunumuyla organ naklinin hukuki boyutu hakkında önemli bilgiler verirken, Yasemin Geçgil ise Türkiye’deki organ nakli sistemini işleyişini "Ulusal koordinasyon sistemi ve organ dağıtım ilkeleri" konulu sunumunda anlattı. Eğitim sonunda bağış standı açılarak, organ bağışı yapmak isteyen emniyet personellerine Organ Bağış Kartı düzenlendi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:36
Sosyal medyada ’mükemmel hayat’ gösterimine maruz kalanlarda depresyon ortaya çıkıyor
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Selçuk Özdin, sosyal medya bağımlılığı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Özdin, sosyal medyada sürekli "mükemmel hayat" paylaşımlarına maruz kalan kişilerin zamanla kendilerini yetersiz hissetmeye başladıklarını belirterek, bu durumun özgüven kaybı ve depresyon gelişimine yol açabileceğini söyledi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:28
Bilecik’te Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı
Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde günde 10 hastaya hizmet verebilecek kapasiteli Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı. Bilecik’te ilk evresi ile birlikte tümör ve kanserin incelenmesi, teşhis ve yayılımının kontrolü ile cerrahi, kemoterapi, radyopterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik ilaç yöntemleri başta olmak üzere kanser tedavisini planlayan ve uygulayan tıp dalı olan Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı. Bu uzmanlık alanları belirli kanser türlerine tedavi yöntemlerine veya hasta gruplarına odaklandığı anlatan İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzman Doktor Nurbanu Orhan, "Tıbbi Onkoloji Kliniği olarak amacımız; kanser hastalarının tanı, tedavi ve takip süreçlerinde yol göstermek, aydınlatmak, hastalarımızın sağlıklarına kavuşmasını sağlamak ve bu süreçte olabildiği kadar yanlarında olmaktır. Bildiğiniz üzere, bölgemizde ilk defa Tıbbi Onkoloji Kliniği kurulmaktadır. Bu amaçla bizler de geldiğimiz günden itibaren kanser hastalarımızın tanı ve tedavi süreçlerini geliştirmek ve ilerletmek amacıyla İl Sağlık Müdürlüğümüz ve hastane yönetimimiz ile koordineli bir şekilde, kanser hastalarımızın tedavileri için hastanemiz bünyesinde mevcut bulunmakta olan kemoterapi ünitemizi geliştirmek, büyütmek ve ekibimizi genişletmek amaçlı çalışmalarımızı devam ettirmekteyiz" dedi. "Bu imkanlarımız ile birlikte çoğu hastalarımızın aktif tedavilerini yürütebilmekteyiz" Dr. Nurbanu Orhan, bölüm hakkında bilgi vererek, "Bu anda 8 koltuk kapasitesi ile birlikte günlük yaklaşık 10 civarındaki hastamızın tedavilerini yürütebilmekteyiz. Hastanemiz kemoterapi eczanesinde çoğu ilaçlarımızın teminini sağlamış bulunmaktayız. Gerek kemoterapi ilaçlarımız, gerek hedefe yönelik tedavilerimiz, immünoterapilerimiz başta olmak üzere kanser hastaları için kullanabileceğimiz çoğu ajanların teminini hastanemiz bünyesinde sağlamış bulunmaktayız. Bu imkanlarımız ile birlikte, çoğu hastalarımızın aktif tedavilerini yürütebilmekteyiz. Amacımız; öncelikle hastalarımızın maksimal imkanlar ile bölge dışına çıkma ihtiyacı duymadan kanser tedavilerini ve takiplerini sağlamaktır. Bu yol boyunca, elimizden geldiği ve bilimin bize güncel bilgiler ışığında yol gösterdiği şekilde hekim olarak, hayat için bilimin izinde yol almayı hedefliyorum" diye konuştu.
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:25
Bilecik’te Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı
Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde günde 10 hastaya hizmet verebilecek kapasiteli Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı. Bilecik’te ilk evresi ile birlikte tümör ve kanserin incelenmesi, teşhis ve yayılımının kontrolü ile cerrahi, kemoterapi, radyopterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik ilaç yöntemleri başta olmak üzere kanser tedavisini planlayan ve uygulayan tıp dalı olan Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı. Bu uzmanlık alanları belirli kanser türlerine tedavi yöntemlerine veya hasta gruplarına odaklandığı anlatan İç Hastalıkları Ve Tıbbi Onkoloji Uzman Doktor Nurbanu Orhan, "Tıbbi Onkoloji Kliniği olarak amacımız; kanser hastalarının tanı, tedavi ve takip süreçlerinde yol göstermek, aydınlatmak, hastalarımızın sağlıklarına kavuşmasını sağlamak ve bu süreçte olabildiği kadar yanlarında olmaktır. Bildiğiniz üzere, bölgemizde ilk defa Tıbbi Onkoloji Kliniği kurulmaktadır. Bu amaçla bizler de geldiğimiz günden itibaren kanser hastalarımızın tanı ve tedavi süreçlerini geliştirmek ve ilerletmek amacıyla İl Sağlık Müdürlüğümüz ve hastane yönetimimiz ile koordineli bir şekilde, kanser hastalarımızın tedavileri için hastanemiz bünyesinde mevcut bulunmakta olan kemoterapi ünitemizi geliştirmek, büyütmek ve ekibimizi genişletmek amaçlı çalışmalarımızı devam ettirmekteyiz" dedi. "Bu imkanlarımız ile birlikte çoğu hastalarımızın aktif tedavilerini yürütebilmekteyiz" Dr. Nurbanu Orhan, bölüm hakkında bilgi vererek, "Bu anda 8 koltuk kapasitesi ile birlikte günlük yaklaşık 10 civarındaki hastamızın tedavilerini yürütebilmekteyiz. Hastanemiz kemoterapi eczanesinde çoğu ilaçlarımızın teminini sağlamış bulunmaktayız. Gerek kemoterapi ilaçlarımız, gerek hedefe yönelik tedavilerimiz, immünoterapilerimiz başta olmak üzere kanser hastaları için kullanabileceğimiz çoğu ajanların teminini hastanemiz bünyesinde sağlamış bulunmaktayız. Bu imkanlarımız ile birlikte, çoğu hastalarımızın aktif tedavilerini yürütebilmekteyiz. Amacımız; öncelikle hastalarımızın maksimal imkanlar ile bölge dışına çıkma ihtiyacı duymadan kanser tedavilerini ve takiplerini sağlamaktır. Bu yol boyunca, elimizden geldiği ve bilimin bize güncel bilgiler ışığında yol gösterdiği şekilde hekim olarak, hayat için bilimin izinde yol almayı hedefliyorum" dedi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:23
Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çevik’e "TEB Eczacılık Akademisi Teşvik Ödülü"
Türk Eczacıları Birliği (TEB) Eczacılık Akademisi tarafından düzenlenen törenle "TEB Eczacılık Akademisi 2025 Yılı Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri" sahiplerini buldu. TEB tarafından her yıl eczacılık bilimine önemli katkılar sunan akademisyenleri onurlandırmak amacıyla verilen Eczacılık Akademisi Teşvik Ödülü’ne, jüri tarafından alınan karara göre bu yıl Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ulviye Acar Çevik layık görüldü. Törene Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Özkay, Eczacılık Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Sinem Ilgın da katıldı. Doç. Dr. Ulviye Acar Çevik, medisinal kimya alanında yürüttüğü ilaç tasarımı, moleküler doking ve yapı-aktivite ilişkileri üzerine yoğunlaşan çalışmalarıyla, özellikle antikanser, antimikrobiyal, antidiyabetik ve nöroprotektif potansiyele sahip yeni birşeliklerin geliştirilmesine öncülük etti. Bilimsel üretkenliği, disiplinler arası bakış açısı ve yenilikçi araştırma yaklaşımıyla tanınan Doç. Dr. Çevik, uluslararası düzeyde yayımlanmış makaleleri, bildirileri, projeleri, patentleri ve aldığı ödüllerle Türk eczacılık bilimlerinde kendine özgü ve saygın bir yer edindi. Ayrıca, genç araştırmacılara ilham veren akademik duruşu ve araştırma liderliğiyle alanında örnek gösterilen bir bilim insanı oldu.
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:11
Kan kanserlerinde tedavi başarısı artıyor
Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi’nde konuşan Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Mehtap, lenfoma ve kan kanseri tedavilerinde son yıllarda önemli gelişmeler kaydedildiğini belirterek, "Özellikle yüksek riskli hastalarda akıllı ilaçlarla tam yanıt oranları arttı. CAR-T tedavisiyle dirençli hastaların yüzde 60 kadarında 5 yıllık hastalıksız hayat elde edilebiliyor" dedi. Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi, 28 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Kongre kapsamında katılımcılara bilgi veren Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Mehtap, lenfoma ve lösemi tedavilerine ilişkin gelişmeleri değerlendirdi. "Akıllı ilaçlar ön plana çıkmaya başladı" Lenfoma tedavisinde son 10 yılda büyük ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Prof. Dr. Özgür Mehtap, "Özellikle erken relaps yapan, ilk tedaviye cevap vermeyen yüksek riskli hastalarda ‘spesifik antikor’ dediğimiz akıllı ilaçlar kullanılmaya başlandı. Bunlarla çok iyi kür oranları, tam yanıt oranları elde edilmeye başlandı" şeklinde konuştu. "CAR-T ile yaşam süresi ciddi şekilde uzadı" Hücre temelli immünoterapiler arasında yer alan CAR-T tedavisinin başarısına dikkat çeken Mehtap, "Eskiye göre, CAR-T tedavisiyle hastalarda büyük bir hayat elde ediliyor. Örneğin; ilk tedaviye dirençli olan hastalarda yaşam süresi yaklaşık 6 ay iken ya da ilk 1 yıl içerisinde nüksetmiş hastalarda 6 ay iken, bu tedavilerle bu hastaların yaklaşık yüzde 40-50’sinde tam yanıt elde edilip, bunların da yüzde 60 kadarında 5 yıllık hastalıksız yaşam elde edildi. Dolayısıyla geçmişe göre çok daha iyi yerlerdeyiz" dedi. "Kronik lösemilerde yaşam normal yaşam süresine yaklaştı" Kan kanserlerinde tedavi yönetiminin hastalığın türüne göre değiştiğini belirten Prof. Dr. Mehtap şunları söyledi: "Kronik lösemilerde elimiz şu anda çok iyi. Hastalar neredeyse kendi yaş grubuyla aynı süre içerisinde yaşıyorlar. Hem toksisite açısından kemoterapiden uzaklaşılmış tedaviler var. Gerek KML (Kronik Miyeloid Lösemi), gerek KLL’de eskisine göre çok iyi durumdayız." "Akut lösemilerde hedefe yönelik tedaviler umut veriyor" Akut lösemilerde ise genetik özelliklerin tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Mehtap, şu değerlendirmede bulundu: "Akut lösemilerde yeni tedaviler var. Venetoklaks gibi BCL-2 inhibitörlerinin tedaviye girmesiyle akıllı ve hedefe yönelik seçenekler arttı. FLT3 mutasyonuna yönelik tedaviler gibi spesifik tedaviler sayesinde yaşam süreleri eskiye göre belirgin şekilde arttı. Eğer iyi genetik risk faktörleri varsa ya da hedefe yönelik tedavi seçeneği mevcutsa başarılı sonuçlar alıyoruz. Dolayısıyla hastayı bireysel özelliklerine göre ele almak gerekiyor."
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:06
Lösemi artık korkutucu bir hastalık değil
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, löseminin eskiden olduğu gibi korkutucu bir hastalık olmadığını, gelişen teknoloji ve yeni yöntemlerle tedavide başarı oranlarının oldukça yükseldiğini belirterek, "Elbette yüzde 10’luk hasta grubunun tedaviye dirençli olması mümkün ancak bu hastalar için de yenilikçi tedavilere yöneliyoruz" dedi. Lösemili Çocuklar Haftası vesilesi ile lösemi hastalığını, tanı ve tedavi yöntemlerini anlatan Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, kanserin dünyada yaygın görülen bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Hem dünyada hem de Türkiye’de en sık görülen çocukluk çağı kanserlerini lösemilerin oluşturduğunu anlatan Özdemir" Lösemi kemik iliğinde kan hücrelerinin üretimini sağlayan kök hücrelerden gelişen malign bir hastalık. Bu malignitenin gelişme nedeni ise hala tam olarak bilinmiyor. Ancak kansere neden olan belirli mutasyonlar olduğunu biliyoruz. Virüs enfeksiyonları, radyasyon, kullanılan ilaçlar, gıdalarla aldığımız doğayı kirleten bir takım maddeler gibi etkenlerin neden olabileceği mutasyonlar bu hücrelerin ölümsüzleşmesine sebep oluyor ve kemik iliğini istila ediyorlar. Sonuç olarak bu hücreler normal fonksiyon gören hücreler olmadığı için kemik iliğinde işe yaramayan milyonlarca, milyarlarca hücre üretilmiş oluyor. Bu hücreler organ ve dokulara yerleşerek oradaki hücrelerin de fonksiyonlarını bozuyorlar ve löseminin klinik tablosu ortaya çıkıyor. Löseminin klinik tablosunda ateş, bacak ve kemik ağrıları, kilo kaybı, özellikle boyunda büyümüş lenf bezleri görebiliyoruz. Lösemilerin birçok tipi var ama temelde iki tip lösemi görüyoruz. Bunlar akut lenfoblastik ve akut miyeloblastik lösemiler. En çok lenfoblastik lösemileri, sıklıkla 2-5 yaş aralığında görüyoruz. Ayrıca çocuklarda ilaveten morluklar, diş eti kanamaları, burun kanaması, halsizlik ve solgunluk bulguları da eşlik ediyor olabilir. Bu gibi şikayetleri olan çocuklarımızı derhal doktora götürmemiz gerekiyor" diye konuştu. Lösemi artık korkutucu bir hastalık değil Lösemilerin eskiden korkutucu kanserler grubunda olduğunu, ancak günümüzde ilerleyen teknoloji ve yeni tedavi yöntemleri, destekleyici tedaviler ile bu hastaların yüzde 90’ınin tamamen iyileşme şansına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, "Tabii ki bu iyileşmeyi medikal tedavi ile sağlıyoruz ancak, bu hastaların ve ailelerinin sosyal ve psikolojik anlamda desteklenmeye çok ihtiyacı var" dedi. Tanıda hastalığın öyküsünün, fizik muayenenin, kan tahlillerinin, kemik iliği tahlillerinin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Özdemir, her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığının altını çizdi ve düşük, orta ve yüksek risk durumlarına göre tedavi sürecinin şekillendiğini anlattı. Prof. Dr. Özdemir, tedavisi yaklaşık iki yıl süren Lösemi hastalığının eskiden olduğu gibi korkutucu bir hastalık olmadığını, başarı oranlarının oldukça yüksek olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftasında yapılan etkinliklerin toplumda hastalığa yönelik farkındalık oluşturmak bakımından taşıdığı öneme de değindi. Gerçekleştirdikleri farkındalık haftası etkinliklerinden de bahseden Özdemir, löseminin bulaşıcı bir hastalık olmadığına dikkat çekerek bu çocukların ve ailelerin toplumda dışlanmayarak desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:44
Çocuklarda gribin neden olduğu 4 sağlık sorununa dikkat
Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Samet Özer, çocuklarda grip ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi. Sonbahar aylarında çocuklar arasında yaygın olarak görülen grip doğru tedavi edilmediğinde önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Çocuklarda genellikle hafif seyreden viral bir hastalık olan grip; aniden ortaya çıkan ateş, burun akıntısı, boğaz ve kas ağrısı gibi şikayetlerle kendini belli ediyor. Bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarda ise hastalık daha ağır seyredebiliyor. Bu nedenle çocuklardan hastalığın neden olabileceği sorunların oluşmasını engellemek için grip aşısı öneriliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Samet Özer, çocuklarda grip ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi. "Bulaşıcılık seviyesi yüksek" Özer, "Viral bir enfeksiyon olan grip (influenza), akciğerdeki hava yollarını olumsuz yönde etkileyebilen ve bulaşıcılığı yüksek bir hastalıktır. Mevsim geçişlerinde öksürük ile başlar ve yüksek ateş, kırgınlık, eklem ağrıları gibi belirtilerle ortaya çıkar. Havaların soğumasıyla yaygınlaşan grip çocuklarda çoğu zaman bir haftadan kısa bir süre devam eder. Bağışıklığı düşük olan çocuklarda ise tablo daha ağır seyredebilir ve hastaneye yatış gerekebilir. Grip bu çocuklarda akciğer enfeksiyonuna yani zatürreye yol açabilir" diye konuştu. "A ve B tipi ağır seyrediyor" Doç. Dr. Özer, "A ve B tipi grip virüsleri sonbahar aylarında yaygın hastalıkların nedenidir. Bu iki virüs daha çok insanları etkilemekte ve özellikle kronik hastalığı olan çocukların tedavisinin hastanede yürütülmesi gerekebilmektedir. Grip virüsünün hala günümüzde etkili olmasının en önemli nedeni ise virüslerin sık sık mutasyona uğraması yani değişmesidir. Bu da insanların her yıl yeni bir virüs türü nedeniyle hastalanması anlamına gelir" dedi. "Yakın temas bulaş nedeni" Yakın temasın bulaşın nedeni olduğunu kaydeden Özer, "Çocuklara grip virüsü, hapşırma veya öksürme sonucu solunum yoluyla bir başkasına geçmektedir. Genellikle virüsün yakın temas nedeniyle okul ve kreş gibi kapalı ortamlarda bulaşıcılığı yüksektir. Çocuktan çocuğa geçen virüs ayrıca kapı kolları, oyuncaklar ve kalem gibi eşyaların yüzeylerinde bulunabilir. Çocuklar enfekte bir kişinin dokunduğu yüzeye temas edip ardından ağzına, burnuna veya gözlerine dokunarak grip virüsünü vücuduna alabilir. Başkalarını enfekte etme riski genellikle hastalığın 5 ya da 7. günü gerçekleşir. Bulaşıcılığın en üst seviyede olduğu dönem belirtiler başlamadan önceki ilk 24 saattir" ifadelerini kullandı. "Solunum yolu hastalığı gibi başlıyor" Gribin solunum yolu hastalığı gibi başladığını kaydeden Doç. Dr. Samet Özer, "Çocuklarda grip bir solunum yolu hastalığı olarak başlar. Zamanla tüm vücudu etkileyen virüs, "39 ile 40 derece arasındaki seyreden yüksek ateş, şiddeti yüksek vücut ağrısı, baş ve boğaz ağrısı ile beraber yorgunluk, burun akıntısı ve burun tıkanıklığıyla beraber başlayan öksürük, bulantı, kusma ve artan ishal seviyesi" gibi belirtilerle ortaya çıkar. Özellikle 5 yaşından küçük, kronik sağlık sorunları olan çocuklarda grip ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu çocuklar yüksek risk altında olduğundan, gribi önlemeye yardımcı olmak, gribin beraberinde gelebilecek rahatsızlıklardan onları korumak ve hayati riski azaltmak için mevsimsel grip aşısı uygulanması önemlidir. Bu yaş grubundaki çocuklarda grip kaynaklı komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Zatürre: Akciğerlerin enfeksiyondan etkilenmesi sonucunda tehlikeli bir durum ortaya çıkar. Dehidratasyon: Vücudun hastalık nedeniyle çok fazla sıvı ve tuz kaybetmesi tabloyu ağırlaştırabilir. Kalp hastalığı veya astım gibi uzun vadeli sorunların devam etmesi tehlikelidir. Sinüs sorunları ve kulak enfeksiyonları gibi başka sorunların başlamasına neden olabilmektedir" şeklinde konuştu. "En iyi korunma yöntemi aşı" Gripte aşının önemine değinen Özer, "Gribin neden olduğu sağlık sorunlarını engellemek için çocukların aşılanması gerekebilir. Çocuklarda gribe karşı en iyi korumayı sağlamak için aşılanma önemlidir. Sonbahar ayları genellikle aşı olmak için uygun zamandır. Aşıyı ilk defa yaptıracak 9 yaş altındaki çocukların iki doz grip aşısına ihtiyacı olabilir. Bu çocuklar için, ikinci dozun ilk dozdan en az dört hafta sonra uygulanması gerekir. Vücudun gribe karşı antikor geliştirmesi aşı uygulandıktan sonra yaklaşık iki hafta olacağından, grip yayılmaya başlamadan önce aşı yaptırmak uygundur" dedi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:20
Uzmanı uyardı: "Radyolojik tetkik olmadan herhangi bir masaj yaptırmayın"
Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, masajın her zaman ve herkese yaptırılmayacağını belirterek, "Elinizde radyolojik tetkik olmadan herhangi bir masaj yaptırmayın" uyarısında bulundu. Son yıllarda artan eklem ağrıları şikayetleri sebebiyle masaja yönelim de arttı. Ancak bilinçsizce, yanlış kişilere yaptırılan masajlar eklem sakatlıklarının yanı sıra felç kalma riskine de yol açıyor. Konuyla ilgili Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. "Radyolojik tetkik olmadan herhangi bir masaj yaptırmayın" Masajın her zaman ve herkese yaptırılmayacağını belirten Prof. Dr. Şen,"Masaj herkese ve her zaman yaptırılmaz. Her masaj ve her hastalık o kişiye özeldir. Tanı doğruluğu çok önemli. Bir kişi ‘Boynum, omuzum ve ensem ağrıyor’ deyince siz onun MR’ına bakıp boyun fıtığına yönelik bir fizik tedavi protokolü veya masaj uygulatırsanız hasta hiçbir tedavi görmez. Bir kişinin yine omzunda darlık varsa ve ardından berber koltuğunda veya tanıdığı birisine masaj yaptırırsa hasta bir anda boyunca aşağı felç kalabiliyor. Elinizde radyolojik tetkik olmadan herhangi bir masaj yaptırmayın" ifadelerini kullandı. "Felç kalabilirsiniz" Uyarılarda bulunan Prof. Dr. Şen, "Bazı kişiler vücudunun üzerinde insan gezdiriyor. Şu anda en hafif kişi 45-50 kilogram ağırlığında. Eğer sizde kemik erimesi varsa bu durumda omurga kemiğiniz kırılıp felç kalabilirsiniz" diye konuştu. Sağlıklı insanların gittiği masajlarda da dikkat etmesi gerektiğine de değinen Şen, "Masaj eğer kas dokusuna yönelik yapılıyorsa onda sıkıntı yok. Ancak kemik dokusuna baskı yapacak, çekme-germe hareketleriyle bir masaj yapılıyorsa onda da sakatlanma oranı yüksek. Dikkat edilmesi lazım" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder