Son Dakika
|
e-Devlet'i kopyalayıp TOKİ vurgu yaptılar
Uşak Belediyesi’ne operasyon: Belediye başkanı ile birlikte 11 kişi gözaltına alındı
Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin tarihi belli oldu
İstanbul'da 4 cezaevi aracı kaza yaptı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"
Üç kişinin öldüğü bar saldırısının dehşet anları
İran Devrim Muhafızları: "Hürmüz Boğazı kapalıdır, her türlü gemi geçişi sert karşılık bulacaktır"
Uşak Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: Başkan da dahil 11 gözaltı
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Marmaris’te şiddetli fırtına etkili oluyor
Pakistan: "İran, Pakistan bandıralı 20 geminin Hürmüz'den geçmesine izin verdi"
Duran: "Geliştirdiğimiz kapasiteleri savunma sanayii dahil birçok ülkeyle paylaşmakta hiçbir mahzur görmüyoruz"
Kosova - Türkiye maçını Michael Oliver yönetecek
Kerkük Havalimanı'nda Haşdi Şabi'ye ait merkeze hava saldırısı: 2 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Becirovic ile bir araya geldi
San Salvador’daki Türkiye Parkı kapılarını ziyaretçilere açtı
SAĞLIK
Posalı ve yüksek lifli besinler, kanser riskini azaltıyor
29 Mart 2026 Pazar - 09:45:52
Kolorektal/kalın bağırsak kanseri, dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Birçok kanser türünde olduğu gibi, sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzını benimsemek, ideal kiloda kalmak ve işlenmiş gıda tüketiminden kaçınmak, kalın bağırsak kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı‘na göre; dünyada her 5 kişiden biri kansere yakalanıyor. 8 erkekten 1’i ve 11 kadından 1’i kanser sebebiyle hayatını kaybediyor. Türkiye Sağlık Bakanlığı kanser istatistiklerine göre; 2020 yılında Türkiye’de en sık görülen ilk 5 kanser türünden biri kolorektal / kalın bağırsak kanseri. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Hande Güngör, kalın bağırsak kanserine karşı alınabilecek tedbirleri şöyle anlattı: "Aşırı kilolu veya obez olmak, fazla miktarda işlenmiş gıda veya kırmızı et tüketmek, alkol-sigara kullanmak ve fiziksel olarak aktif olmamak kolorektal kansere yakalanma riskini artırabilen faktörlerdendir. Sağlıklı kiloda kalmak ve bunu sürdürmek, farklı renklerde taze sebze-meyve ağırlıklı beslenmek, posa içeriğinden zengin besin tüketimini artırmak önemlidir. Rafine şeker ve yüksek karbonhidrat içeren besin tüketimini sınırlamak, sigara-alkol tüketiminin bırakılması gerekir. Soğan-sarımsakta bulunan ve suda çözülebilen polisakkaritlerden ‘inülin’in prebiyotik etkisi, sağlıklı kolonosit hücrelerinin büyümesini destekler ve metastazın azalmasına katkı sağlar." Kahve tüketimi erkeklerde riski azaltırken, kadınlarda artırıyor Çay ve kahvede bulunan biyoaktif bileşenlerden polifenollerin kolorektal kansere karşı koruyucu olduğunu ifade eden Dyt. Hande Güngör, şu bilgileri verdi: "Yapılan çalışmalarda, kahve tüketiminin erkeklerde kolon kanseri riskini azalttığı, kadınlarda ise rektal kanser riskini arttırdığı belirlenmiştir. Antioksidan, antiinflamatuar ve antikarsinojenik etkisi olan zerdeçalın kimyasal bileşeni kurkumin, kolorektal kanserden koruyucu ve iyileştirici etkiye sahiptir. Kurubaklagiller, kuruyemişler, taze sebze ve meyveler posa açısından zengindir. Çözünür posa, antitümör etkisiyle, çözünmez posa ise kanserojen bileşenlerin emilimini önemli ölçüde azaltarak kolon kanseri gelişme riskini azaltmaktadır. Grubunun en yüksek posa içeren besinleri olan barbunya, badem ve bezelye başta olmak üzere, diyet lifi içeren tüm besinlerin tüketimi artırılmalıdır. 1-31 Mart Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı’nda kolon sağlığını korumaya yardımcı olan besin tüketimini artırarak bağırsak sağlığı güçlendirilebilir."
29 Mart 2026 Pazar - 09:43
Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir"
Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Murat Köken, omuz ağrısının çoğu zaman ihmal edilse de sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebileceği konusunda uyardı. Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve çoğu zaman ihmal edilen sağlık sorunlarının başında geliyor. Hareket kabiliyeti yüksek olan omuz eklemi, bu özelliği nedeniyle aynı zamanda en hassas bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmeyen omuz ağrılarının zamanla daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Omuz ağrısının başlıca nedenleri Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, "Omuz ağrısı, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman ihmal edilen önemli bir sağlık sorunudur. Sabah giyinirken zorlanma, gece uykudan omuz ağrısıyla uyanma ya da basit bir hareket sırasında omuzda ani bir sızı hissetme ile başlayabilir, sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebilir. Omuz ağrısı; basit zorlanmalardan ciddi ortopedik rahatsızlıklara kadar birçok farklı sebeple ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan nedenler arasında; omuza aşırı yük bindirilmesi, ters pozisyonda yatma (özellikle omuz üzerine yatma), burkulma ve zorlanmalar, tendon yaralanmaları, boyun fıtığı, omuz çıkıkları, sinir sıkışmaları, kireçlenme, düşme veya çarpma gibi travmalar yer almaktadır" dedi. "Bazı meslek gruplarında daha sık görülebilir" Omuz ağrısının bazı meslek gruplarında daha sık görüldüğünü belirten Köken, "Masa başında uzun süre çalışanlar, kuaförler ve berberler, boyacılar ve inşaat işçileri, öğretmen gibi tekrarlayan hareketler ve uzun süre aynı pozisyonda kalmak omuz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Ev işlerinde ise cam silmek, halı yıkamak, yüksek raflara uzanmak, ağır tencere ve eşyaları kaldırmak, uzun süre ütü yapmak, omuz kaslarına aşırı yük bindirerek zamanla ağrıya yol açabilir. Omuz ağrısı hem kadınlarda hem erkeklerde görülmekle birlikte, yapılan gözlemler kadınlarda biraz daha yaygın olduğunu göstermektedir" diye konuştu. "Cerrahi dışı yöntemler etkili olabilir" Tedavi yöntemlerine değinen Köken, "Omuz ağrısında tedavi, ağrının nedenine göre planlanır. Çoğu hastada cerrahi dışı yöntemler yeterli olmaktadır. Bunlar arasında; fizik tedavi ve özel egzersiz programları, kortikosteroid veya hyaluronik asit enjeksiyonları, PRP (trombositten zengin plazma) veya kök hücre enjeksiyon tedavisi, şok dalga tedavisi (ESWT) yer almaktadır. Bu yöntemlerle birçok hasta ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşabilmektedir" ifadelerini kullandı. Cerrahi gerektiren durumlar Cerrahi gerektiren durumlara da değinen Köken, "İleri derecede tendon yırtıkları, ciddi omuz çıkıkları, ileri evre kireçlenme, hareketi ciddi şekilde kısıtlayan durumlarda gibi vakalarda ameliyat gündeme gelebilir. Omzunuzu 90 derecenin üzerine kaldıramıyorsanız, geceleri ağrı nedeniyle uyanıyorsanız, kolunuzda uyuşma veya güçsüzlük varsa, ağrı 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa, omzunuzda çıtırtı veya kilitlenme hissediyorsanız ve diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. "Cerrahi ile kalıcı çözüm mümkün" Cerrahi yöntemler hakkında bilgi veren Köken, "Hastanın yaşı ve ağrının sebebine bağlı olarak, küçük kesilerle hızlı iyileşme sağlayan artroskopik (kapalı) ameliyat, kapalı ameliyat ile tedavi edilemeyecek hastalıklar ve kırıklarda açık ameliyat, ileri evre kireçlenmelerde kalıcı çözüm olarak omuz protezi tercih edilebilir" diye konuştu.
29 Mart 2026 Pazar - 09:30
Horlama deyip geçmeyin: Uyku apnesi hayatı ve güvenliği tehdit ediyor
Uyku apnesinin yalnızca horlama ve sabah yorgunluğu ile sınırlı bir sorun olmadığını belirten ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, hastalığın fiziksel ve zihinsel sağlığı derinden etkilediğini, sürücü hataları kaynaklı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesinin rol oynadığını söyledi. Karadağ, tedavi sonrası hastaların kendilerini belirgin şekilde daha iyi hissettiğini vurgulayarak, "Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar" dedi. Uyku apnesi, üst solunum yolunu içeren hava yollarının tıkanması nedeniyle horlamanın yaşandığı, uyku sırasında solunumun tekrar tekrar kesilip yeniden başladığı ciddi bir solunum bozukluğu olarak dikkat çekiyor. Toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman fark edilmeyen uyku apnesiyle ilgili Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya’da bulunan ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, sağlıklı uykunun bir tercih değil, doğal bir insan hakkı olduğunu söyledi. Uyku apnesinin yalnızca gece horlamasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Karadağ, hastalığın bireyin günlük yaşamından kalp sağlığına, iş performansından trafik güvenliğine kadar pek çok alanı doğrudan etkilediğini ifade etti. "İyi uyumak bir insanlık hakkıdır" Prof. Dr. Mehmet Karadağ, uykunun insan vücudu için bir restorasyon dönemi olduğunu belirterek, "Tüm dünyada bilim insanları bir şeyi vurgulamak istiyorlar, iyi uyuyanlar daha iyi yaşıyorlar. İyi uyumak bir insanlık hakkıdır, tercih değildir. Doğal bir haktır ve tüm insanların iyi uyuması gerekir. Çünkü hayatımızın üçte biri uykuda geçmektedir. Uyku bizim aslında bir restorasyon dönemimizdir. Gün boyu yorulan vücudun sağlıklı bir uyku ile yeni bir güne hazırlanması gerekir. Uyku sırasında da insanların sadece bir gün önceki yorgunlukları değil, beyni, kalbi, böbrekleri, tüm vücudu yeni bir güne hazırlanmak için bir restorasyon işlemi olur. Bu restorasyon işleminin de enerji kaynağı solunum sistemidir, akciğerlerdir. Bizim her aldığımız nefes kanımızı temizler ve saatte yaklaşık bin defa nefes alır veririz" dedi. Yeterli nefes alamayan vücut alarma geçiyor Yatak pozisyonuna geçildiğinde rahat nefes alamamanın tüm vücut sistemlerini etkilediğini belirten Karadağ, uyku sırasında yeterli enerjinin sağlanamamasının ertesi gün yorgunluk, performans düşüklüğü ve dikkat dağınıklığına neden olduğunu söyledi. Karadağ, "İnsanlar yatar pozisyonuna geçtikleri zaman uyku sırasında rahat nefes alamıyorlar ise yeterli enerjiyi sağlayamazlarsa o zaman tüm vücudu bundan etkilenir. Sağlığı etkilenir. Ertesi sabah yorgun uyanır. Kişinin performansı düşer, konsantrasyonu düşer ve bu uzun yıllar devam ettiği zaman da işte ortaya uyku apnesi hastalığı gibi gece uykuda nefes durmaları ortaya çıkmaya başlar ve her nefes durmasında da insan vücudu boğulur gibi bir reaksiyon vermek ister. Kalp çarpıntısı artar, telaşlanır ve vücut sürekli alarma geçtiği için sabah kalktığı zaman dinlenmiş olarak değil de yorgun olarak uyanmaya başlar" diye konuştu. Hipertansiyon, obezite ve diyabet riskine dikkat çekti Uyku apnesinin yalnızca uyku kalitesini değil, birçok kronik hastalığın gelişimini de etkilediğini dile getiren Karadağ, özellikle genetik yatkınlığı bulunan kişilerde hipertansiyon riskinin arttığını kaydetti. Karadağ, "Bu tüm hayatını etkiler ve kişinin eğer genetik olarak yatkınlığı varsa hipertansiyon hemen çıkar. Hipertansiyon hastalarının üçte birinde uyku apnesi vardır. Bu çok önemli bir sorun. Onun dışında obezite ortaya çıkar. Bugün dünyadaki en önemli sağlık sorunlarından birisi de obezitedir. Obezite, hipertansiyon, diyabet, şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların tümünün temelinde kişinin sağlıklı uyuyamaması da yatmaktadır. Sağlıklı uyku bir insan hakkıdır. Ve son yıllarda insanlar düzenli uykudan yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştır. Bunlar konusunda Dünya Uyku Derneği her yıl belirli uyarılar yapmaktadır. Her yıl 21 Mart, Ekinoks dediğimiz geceyle gündüzün eşit olduğu tarihten bir hafta önceki cuma günü Dünya Uyku Günü olarak tüm dünyada belirli sloganlarla, uyarılarla tüm dünyayı bir şekilde alarma geçirmeye çalışıyoruz. Bu yılın sloganı ’İyi uyuyun, daha iyi yaşayın’ sloganıydı" ifadelerini kullandı. Sürücü hatalı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesi var Uyku apnesinin trafik ve iş kazaları açısından da ciddi risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Karadağ, gece boyunca rahat nefes alamayan kişilerin ertesi güne yorgun ve dikkat bozukluğu ile başladığını söyledi. Karadağ, özellikle sürücüler açısından bu tablonun hayati sonuçlar doğurabileceğine işaret etti. Karadağ, "Uyku apnesi olan kişilerin gece boyunca rahat nefes alamadıkları için konsantrasyonları bozulur ve ertesi güne yorgun kalktıkları için bu trafik kazalarının, iş kazalarının ve normal sağlıklı yaşamdaki insan ilişkilerinin, sosyal ilişkilerinin tümünü doğrudan etkiler. Son yıllarda Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de sürücü adayların tümünde uyku apnesi sorgulanmaktadır. Uyku apnesi olan kişilerin tedavi olmadan araç sürmemeleri gerekir. Çünkü trafik kazalarının hemen hemen büyük çoğunluğunda yani sürücü hataları olan kazaların yüzde 70’den fazlasında uyku apnesi yatmaktadır. O yüzden yasaların uygulanması gerekiyor. Uyku apnesi olan kişilerin mutlaka tanı konulup tedavisinin yapılması gerekiyor. Ne yazık ki şu anda ülkemizde de dünyada da uyku apnesi olduğu halde tanısı konmayan ya da tedavisi yapılmayan çok sayıda insan var. Bunlar tüm toplum sağlığını, halk sağlığını etkilemektedir" şeklinde konuştu. Kesin tanı için uyku laboratuvarı, tarama için ev tipi test Uyku apnesinin kesin tanısında uyku laboratuvarlarının önemli rol oynadığını ifade eden Karadağ, hastaların bir gece boyunca ayrıntılı şekilde izlenerek değerlendirildiğini belirtti. Son yıllarda evde yapılan uyku testlerinin de yaygınlaştığını aktaran Karadağ, tarama amaçlı bu testlerin önemli kolaylık sağladığını söyledi. Karadağ, "Uyku laboratuvarında yatırdığımız hastalara gece sabaha kadar tüm fonksiyonlarını monitörize ediyoruz, kişi uyanık mıdır, uykuda mıdır, derin uykuda mıdır, uykunun evreleri var, REM uykusu, rüya gördüğü dönemde midir, sırt üstü mü yatıyor, yan mı yatıyor, horluyor mu, nefesi duruyor mu, vücutta dolaşan kanın oksijen seviyesi saniye saniye ölçülür, kalp atımları düzenli olarak ölçülür. Aslında tüm insanların uyku testi yaptırmasında hiçbir sakınca yoktur. Artık evlerde de uyku testi yapmaya başladık. Evde uyku testi son yılların en popüler konulardan bir tanesi. Bir kişi uyku laboratuvarında yatmadan da evinde uyku apnesi, tarama testi yapabilmektedir" dedi. "Tedavi olan hastalarımız 10 yaş gençleştiklerini söylüyorlar" Sağlıklı uykunun temel kuralları konusunda da önerilerde bulunan Prof. Dr. Mehmet Karadağ, düzenli uyku saatleri, ekran kullanımının azaltılması ve uygun oda şartlarının önemine dikkat çekti. Karadağ, tedavi edilen hastalarda hayat kalitesinin belirgin biçimde arttığını vurgulayarak, "İnsanlar sürekli aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmayı bir şekilde kendilerine prensip edinmelidir. Örneğin, ekranlar son yılların en önemli sorunlarından birisi. Biz yatak odalarından artık cep telefonlarının, televizyonların çıkartılmasını öneriyoruz. Yatmadan en az bir saat önce artık cep telefonlarımızdan kurtulmamız gerekiyor. Ve yatak odalarının ısısı, sesi ve ışığı çok önemlidir. Uyku hijyeni dediğimiz kurallarımız var bizim. Sessiz, rahat ve belirli bir ısıda olan odalarda insanların rahat bir şekilde uyuması ve yeni bir güne hazırlanmaları gerekiyor. Uyku sağlığının ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha iyi anlamaya başlıyoruz. Hem ülkemizde hem dünyada uyku tıpıyla ilgilenen hekimler bu konuyu artık çok iyi öğrendiler. Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar. Yıllardır kilo veremeyen, birçok diyet yaptığı halde kilo veremeyen kişiler uyku apnesi tanısı konup tedavi olduktan sonra birdenbire kilo veriyorlar. Enerjileri artıyor, yaşam sevinçleri artıyor. Tüm hastalarımıza sağlıklı bir uyku diliyorum" ifadelerini kullandı.
28 Mart 2026 Cumartesi - 16:42
Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan göreve başladı
Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, gerçekleştirilen devir teslim töreni ile resmen görevine başladı. Gaziantep Şehir Hastanesi başhekimliğine Prof. Dr. Ahmet Uluşan atandı. Atama kararının ardından Gaziantep Şehir Hastanesi’nde başhekimlik devir teslim töreni gerçekleştirildi. Başhekimlik görevini Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu’ndan devralan Prof. Dr. Ahmet Uluşan, düzenlenen törenle görevine başladı. Törende konuşan Başhekim Prof. Dr. Ahmet Uluşan, hastaneye sunduğu değerli katkılar ve emekleri dolayısıyla Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu’na teşekkür ederek çiçek ve plaket takdim etti. Devir teslim töreninin ardından başhekim yardımcıları ve hastane yönetimiyle tanışan Prof. Dr. Ahmet Uluşan, görevine başladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
27 Mart 2026 Cuma- 12:50
Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak
2
28 Mart 2026 Cumartesi- 10:06
Almanya’dan Ankara’ya uzanan şifa yolculuğu: 75 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu
3
26 Mart 2026 Perşembe- 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
4
28 Mart 2026 Cumartesi- 10:10
Uzmanlardan gençlerde artan kolon kanserine karşı tarama testi çağrısı
5
28 Mart 2026 Cumartesi- 11:07
Konya’da "Yara Okulu" projesi hayata geçirildi
06 Kasım 2025 Perşembe - 09:22
Dr. Demiroğlu, "Lipödem kadınların sessiz çığlığı"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, özellikle kadınlarda sık görülen lipödem hastalığına dikkat çekti. Dr. Demiroğlu, lipödemin yalnızca estetik bir problem olarak görülmesinin yanlış olduğunu vurgulayarak, erken tanı ve doğru tedaviyle yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini belirtti. Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, hastalığın çoğu zaman yanlışlıkla obezite veya lenfödemle karıştırıldığını ifade ederek, "Lipödem, genellikle bacaklarda ve bazen kollarda simetrik yağ birikimiyle karakterize, kronik bir yağ dokusu hastalığıdır. Diyet veya egzersizle kolay kolay azalmayan bu durum, ağrı, hassasiyet ve hareket kısıtlılığına neden olabilir" dedi. Dr. Demiroğlu, "Lipödemin erken evrelerinde doğru tanı konulması çok önemlidir. Çünkü bu hastalık ilerledikçe hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara yol açar. Hastalar genellikle ‘neden kilo veremiyorum’ düşüncesiyle umutsuzluğa kapılır. Ancak lipödemde esas sorun, yağ hücrelerinin dağılımındaki anormalliktir. Tedavi yaklaşımında manuel lenf drenajı, kompresyon tedavisi, egzersiz programları, uygun beslenme planı ve ESWT (Şok Dalga Tedavisi) büyük önem taşır" şeklinde konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi bünyesinde lipödem hastalarına özel tedavi programları uygulandığını belirten Dr. Demiroğlu, "Kişiye özel fizik tedavi yöntemleri ve ESWT cihazı ile yapılan tedaviler sayesinde ağrıyı azaltmak, ödemi kontrol altına almak ve hastanın yaşam kalitesini artırmak mümkündür" diye konuştu. Lipödemin sadece estetik değil, tedavi edilmesi gereken bir sağlık problemi olduğunu vurgulayan Dr. Demiroğlu, kadınların bu konuda bilinçlenmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
06 Kasım 2025 Perşembe - 08:45
"Aydın’da taşınacak hastanelerde yeni hizmet üniteleri planlanıyor"
Aydın Şehir Hastanesi’nin Aralık ayı itibariyle hizmete girmesi planlanırken, Aydın Valisi Yakup Canbolat, taşınacak olan hastanelerde bölgeye hizmet verebilecek ünitelerin oluşturulmasını istediklerini söyledi. Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi Aydın’da yükselmeye devam ederken, sağlık hizmetlerinin daha nitelikli sunulması amacıyla merkez ilçe Efeler’de inşaatına başlanan hastanede sona gelindi. Aydın ve Ege Bölgesi’nin uluslararası kalitede bir sağlık kampüsü haline gelmesi beklenen Şehir Hastanesi’ndeki cihazların testlerinin yapıldığını ve tefrişat çalışmalarının da Kasım sonuna kadar tamamlanacağını ifade eden Vali Canbolat, Aydın Şehir Hastanesi’nin Aralık ayı itibariyle hizmete girmeye hazır hale geleceğini belirtti. Aydın Şehir Hastanesi’nin tamamen devlet eliyle yapıldığını ‘Yap-İşlete-Devret" modelinin olmadığını ifade eden Vali Canbolat; "Burası genel bütçe imkanlarıyla yapıldı. Dolayısıyla buradaki bütün işletmeciliği de Sağlık Müdürlüğümüz ve buradaki Başhekimliğimiz gerekli ihale sistemlerini oluşturarak yapacaklar. Biz iki ay önce buraya bir yönetim oluşturduk. Atamalarımızı, görevlendirmelerimizi yaptık. O ekip de şu an kendi ekibini oluşturarak burada her türlü idari sorunların çözülmesi ve gerekli işlemlerin yapılması konusunda gece gündüz Cumartesi, Pazar çalışıyor. Biz Aralık ayı içerisinde burayı açmayı hedefliyoruz" dedi. "Oraları tamamen kapatalım, yıkalım gibi bir düşüncemiz yok" Şehir Hastanesi’nin açılmasının ardından taşınacak hastanelerin akıbetine ilişkin de açıklamalarda bulunan Vali Canbolat; "Bütün hastaneleri taşıyacağız ama biz mevcut hastanelerin yerinde sağlamlık durumuna göre yapılacak testlerle o bölgeye hizmet verebilecek ünitelerin de orada oluşturulmasını istiyoruz. Bunun için önce bir test yapacağız. Binaların hangisi dayanıklı, ayakta kalabilir diye. Daha sonra o ayakta kalan binaların ‘fonksiyonu ne olabiliri’ Sağlık Bakanlığımız’dan gelecek bir teknik ekip, sağlık ekibi karar verecek. Yoksa oraları tamamen kapatalım, yıkalım gibi bir düşüncemiz yok. O bölgeye hizmet verecek üniteler orada olmalı" dedi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 08:42
Karnı 2 ayda 9 aylık hamile gibi büyüyen kadının içinden karpuz kadar kitle çıkarıldı
Amasya'da karnının 2 ayda 9 aylık hamile gibi büyümesi üzerine hastaneye başvuran kadının içinden 8,5 kilo ağırlığında kitle çıkarıldı. Karpuz büyüklüğündeki kitleyi görünce şaşıran doktorlar, yumurtalık ya da rahimde oluşan kitlelerin geç fark edilmesinin hayati riskler oluşturduğuna dikkat çekerek kadınların 6 ay ya da yılda 1 kez kadın doğum uzmanına genel kontrol yaptırmalarını tavsiye etti.30 santim çapında 8,5 kiloluk kitle çıkarıldı Amasya'nın Göynücek ilçesinde çiftçilik yapan Şule Akgül'ün karnı sadece 2 ayda giderek büyüdü. Evli ve 3 çocuk annesi kadın, 9 aylık hamile gibi olup nefes darlığı çekmeye başlaması üzerine Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Yapılan kontrollerde karnın içini tamamen saran bir kitle tespit edilerek ameliyata karar verildi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Osman Fadıl Kara ile ekibinin gerçekleştirdiği başarılı operasyonda 38 yaşındaki kadının karnından 30 santim çapında 8,5 kiloluk kitle çıkarıldı.Sağlığına kavuşan Akgül, "Karnımdaki şişlikten dolayı 2 ay içinde 9 aylık hamile gibi oldum. Korktuğum için hastaneye gelemedim. Zor nefes alıp, veriyordum. Eğilip, doğrulamıyordum. Şimdi ise sağlığıma kavuştum" dedi. "Hastamızın hayatı kurtuldu" Çıkartılan kitlenin 50 yıla yaklaşan meslek hayatında karşılaştığı en büyük kitleler arasında olduğunu belirten Prof. Dr. Kara, "Hastamız geç kalmasına rağmen hayatı kurtulmuş oldu. 8,5 kilo ağırlığında yumurtalık kisti çıkardık. Bütün lenfleri de temizleyerek rahatsızlığının ilerlemesini engellemiş olduk. Bu tip ameliyatları yapma şansımız he zaman var. Yeter ki hastalarımız sağlıklarından korkmadan bize ulaşsın" diye konuştu. "6 ay ya da yılda 1 kez genel kontrol yaptırılmalı" Yumurtalık ya da rahimde oluşan kitlelerin geç fark edilmesinin hayati riskler oluşturduğuna dikkat çeken Kara, kadınların 6 ay ya da yılda 1 kez kadın doğum uzmanına genel kontrol yaptırmalarını tavsiye etti. Murat Çelik
05 Kasım 2025 Çarşamba - 20:40
Hayat Devam Etsin-Organ Bağış Sempozyumu: "32 bin 982 kişi organ bekliyor"
Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), İl Sağlık Müdürlüğü ve Organ Nakli Koordinatörleri Derneği (ONKOD) iş birliğiyle, organ bağışının önemine dikkat çekmek amacıyla "Hayat Devam Etsin-Organ Bağış Sempozyumu" düzenlendi. Sempozyumda, Türkiye’de 32 bin 982 kişinin organ bağışı beklediği açıklandı. OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen sempozyumun açılışında konuşan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz, tedavisi yalnızca organ ve doku nakliyle mümkün olan hastalıkların son dönemlerde en önemli sağlık sorunları arasında yer aldığına işaret etti. Organ yetmezliklerinin yalnızca bireylerin yaşam süresini ve kalitesini etkilemekle kalmadığını aynı zamanda ülke ekonomisinde ve iş gücünde ciddi kayıplara neden olduğunu söyleyen Kurnaz, "Organ bağışı ve nakli, yalnızca tıbbi bir konu değil, toplumsal bir sorumluluktur. Ülkemizde organ nakli süreçlerinde Sağlık Bakanlığına bağlı Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi, hayati bir rol oynamaktadır. Bu sistem sayesinde sınırlı sayıdaki organ ve dokular, bilimsel kurallara ve etik ilkelere uygun biçimde, adaletli bir sistemle en uygun hastalara ulaştırılmaktadır. Ne yazık ki nakil bekleyen hasta sayımız göz önüne alındığında, hala ulaşmamız gereken uzun bir yol olduğu aşikardır" dedi. "32 bin 982 kişi organ bağışı beklemektedir" Türkiye’de ekim ayı itibarıyla 1801 beyin ölümü tespit edildiğini, bunlardan 396’sının organ bağışına onay verildiğini aktaran Prof. Dr. Kurnaz, şöyle devam etti: "Halihazırda 25 bin 651 böbrek, 2 bin 504 karaciğer, bin 540 kalp, 207 akciğer, 235 pankreas, 4 ince bağırsak ve 2 bin 795 kornea hastamız olmak üzere 32 bin 982 vatandaşımız bağış beklemektedir. Bu tablo, her birimizin sorumluluğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu doğrultuda ülkemizde organ bağışı sayısını artırmak, halkımızda organ bağışı bilincini geliştirmek, organ yetmezliği nedeniyle yaşamının sonuna gelmiş hastalara umut ışığı olabilmek, onların yaşam sürelerini ve kalitesini artırmak amacıyla ilimizde ve üniversitemizde pek çok farkındalık faaliyeti gerçekleştirilmektedir." "Türkiye’de toplam 9 tane bölge var" Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Mehmet Kazak ise her sağlıklı bireyin bir gün organ nakli bekleme sırasına girebileceğini belirtti. Organ nakli konusunun çok önemli olduğunu ve bunun için ekiplerin yoğun bir çalışma yürüttüğünü vurgulayan Kazak, şunları kaydetti: "Sağlık Bakanlığının kurmuş olduğu çok güzel bir sistem var. Yani Türkiye’deki organ bağışı sistemi müdahale edilmeyen, güvenli, şeffaf ve açık bir sistem. Türkiye’de toplam 9 tane bölge var. Samsun da bunlardan bir tanesi. Samsun’a bağlı illerimiz Rize, Trabzon, Ordu, Giresun, Sinop, Amasya, Tokat. Biz bu ekibimizle birlikte sahada bizim bu sistemin içinde 1000’e yakın arkadaşımız var." "Biz de bu yolculuğun bir parçası olmaya gayret ediyoruz." OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ünsal Özgen de "Organ nakli koordinatörlüğümüz Türkiye’de ne kadar ödül varsa topladı. Kendilerine buradan teşekkür ediyorum. Organın teslim alınması, taşınması, laboratuvar işlemlerinin yapılması, organ bağışlayan kişinin hazırlanması, bekleyen kişiye nakledilmesi, komplikasyonlarının engellenmesi ve sonrasında erken ve geç dönemde yaşanabilecek problemlerin takibi ömür boyu süren zorlu bir yolculuktur. Başhekimlik olarak biz de bu yolculuğun bir parçası olmaya gayret ediyoruz. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ederim" diye konuştu. Etkinlikte açılış konuşmalarının ardından ve Prof. Dr. İbrahim Levent Güngör tarafından "Beyin Ölümü Tanısı", Dr. Mehmet Kazak tarafından "Organ ve Doku Nakli Ulusal Koordinasyon Sistemi" konulu sunum yapıldı. Sempozyumun sonunda, OMÜ fuaye alanında açılan "Organ Nakli Temalı Oyuncak Sergisi" katılımcılar tarafından yoğun ilgiyle gördü. Etkinlik, teşekkür belgesinin takdiminin ardından hatıra fotoğrafı çekinilmesiyle sona erdi. Programa ayrıca, OMÜ Organ Nakli Koordinatörü hemşire Birgül Tan, akademisyenler, organ nakli olanlar, nakil sırası bekleyenler ve öğrenciler katıldı.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 20:05
SATKOF’tan Belarus ile sağlık köprülerini güçlendiren hamle
SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Belarus Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Anatoli A. Glaz ile görüştü. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet, Belarus Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Anatoli A. Glaz ile büyükelçilikte bir araya geldi. Görüşmede, Türkiye ve Belarus arasında sağlık turizmi, sağlık teknolojileri, eğitim, yatırım ve inovasyon alanlarında geliştirilebilecek ortak projeler ele alındı. Taraflar, iki ülkenin güçlü sağlık altyapısını ve bilimsel potansiyelini birleştirerek rehabilitasyon merkezleri, termal sağlık tesisleri ve dijital sağlık uygulamaları konularında iş birliği yapılması konusunda mutabık kaldı. Prof. Dr. Aysun Bay, Belarus’un sağlık diplomatisine verdiği önemi vurgulayarak, Kasım 2025’te İzmir’de düzenlenecek olan "The 1st International Conference: Health Tourism Bridges - Health Diplomacy & Innovation in Türkiye" etkinliğinde Belarus’un resmî katılımının büyük bir değer katacağını ifade etti.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:37
MUSKİ’den Bodrum Cevat Şakir Mahallesinin su temini açıklaması
Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ), Geyik Barajından Bodrum’un su teminini sağlayan su isale hatlarındaki arızanın giderildiği açıklanırken, Bodrum Cevat Şakir Mahallesinin kot farkı nedeniyle suyun Perşembe saat saatlerinde bölgeye ulaşmasının beklendiği açıklandı. Yapılan açıklamada, "Bodrum İlçemizin Cevat Şakir Mahallesin ve diğer bölgelerde yaşanan su kesintileri hakkında açıklama yapılması gereği doğmuştur. Bodrum İlçemizi besleyen iki ana su kaynağı vardır. Bunlar Mumcular ve Geyik Barajlarıdır. Barajlardaki suyun temin edilmesi DSİ, bu suyun dağıtımı ise kurumumuza aittir. Barajlar dışında Bodrum’a MUSKİ Genel Müdürlüğümüze ait yeraltı ve yerüstü su kaynakları da ilave edilerek su sağlanmaktadır. Bilindiği üzere Bodrum’un ana su kaynaklarından biri olan Mumcular Barajı DSİ tarafından Eylül ayı başında kapatılarak tarımsal sulamaya yönlendirilmiş, Geyik Barajından verilen su ise geçtiğimiz yıllara oranla yüzde 50 oranında azaltılmıştır. Hali hazırda Bodrum’a 1000-1100 litre /saniyeye yakın su sağlanmaktadır. Sağlanan suyun daha önceki yıllarda 600-650 lt/saniyesi Geyik Barajından karşılanırken, bu rakam 2025 yılında 300-400 litre/ düşürülmüştür. Geri kalan kısmı ise Çamköy, Karaova Mumcular ve Bodrum yeraltı sularınındın karşılanmaktadır. Ayrıca 2012 yılında yapılan ve günümüze kadar 3 binin üzerinde arıza yaşanan, binlerce m3 su ve maddi kayıplara neden olan arızalı CTP hatların yenilenme çalışmalarını da sürdürüyoruz. Torba-Turgutreis-Müskebi-Yahşi ve Gümbet güzergahında devam eden ana isale hat yenileme projemizle artık arıza kaynaklı kesintilerin önüne geçeceğiz. Ayrıca Göltürkbükü-Yalıkavak ve Gündoğan güzergahını kapsyan Kuzey isale hattının yenilenmesi içinde ihale çalışmalarımız tamamlanmak üzere" denildi. Geyik Barajından Bodrum’a gelen su isale hattında yaşanman arızanın giderildiği açıklanırken, Cevat Şakir Mahallesinin alt kotlarda kalması nedeniyle suyun ulaşımında gecikme yaşandığı belirtilen açıklamada, "Geyik Barajından Bodrum’a su sağlayan ana isale hattındaki 6 arıza sabah 05.30’a kadar süren çalışmalarla ile giderildi. Tüm bunların yanı sıra Geyik Barajından Güvercinlik içme Suyu Arıtma Tesisine gelen oradan da Bodrum’a aktarılan suyu taşıyan hatlarda arızalar tespit edilmiştir. 6 adet ana isale hat arızasına Geyik Barajından gelen su kesilerek müdahale edilmiş ve sabah 05.30’a kadar tamirat çalışmaları sürmüştür. Sabah saatlerinde tamamlanan arıza tamiratları ile hatlar sorunsuz olarak devreye alınmıştır. Ancak hatların boşaltılması, tamirat işlemler, hattın tekrar dolması, boşalan depolara suyu ulaşarak dolması ve son olarak evlere ulaşması zaman almaktadır. Bodrum’un merkez mahallelerine su dün itibariyle kesintisiz olarak verilmiş ancak belirtilen süreçler doğrultusunda evlere ulaşması farklılık göstermektedir. Cevat Şakir Mahallemizin alt kotlarına su ulaşmaya başlamış olsa da bölgenin tamamına su yarın (06 Perşembe 2025) sabah saatlerinde ulaşacaktır" denildi.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:08
Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi ayda 450 bin hastaya hizmet verecek
Sağlık Bakanlığı’nın 2020 yatırım programına alınarak 2021 yılı Kasım ayında merkez ilçe Efeler’de inşaatına başlanan Aydın Şehir Hastanesi, açılış için gün saymaya başladı. Tefrişat çalışmalarına başlanana hastanede incelemelerde bulunan Aydın Valisi Yakup Canbolat hastanenin ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek kapasitede olduğunu belirtti. Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi Aydın’da yükselmeye devam ederken, sağlık hizmetlerinin daha nitelikli sunulması amacıyla merkez ilçe Efeler’de inşaatına başlanan hastanede sona gelindi. Aydın ve Ege Bölgesi’nin uluslararası kalitede bir sağlık kampüsü haline gelmesi beklenen Şehir Hastanesi’nde çalışmalar 24 saat esasına göre tüm hızıyla devam ederken Aydın Valisi Yakup Canbolat, hastanede incelemelerde bulundu. Hastanedeki cihazların testlerinin yapıldığını ve tefrişat çalışmalarının da Kasım sonuna kadar tamamlanacağını ifade eden Vali Canbolat, Aydın Şehir Hastanesi’nin Aralık ayı itibariyle hizmete girmeye hazır hale geleceğini belirtti. "Aydın için güzel bir eser oldu" Basın mensupları ile hastaneyi gezen Vali Canbolat, yaptığı açıklamada "İlimiz ve ülkemiz açısında gurur verici bir eseri gezdik. Artık projede sona doğru geliyoruz. İnşallah Aralık ayı başı itibariyle buradaki her türlü donanımı, tefrişi yapmış olacağız ve hizmete açılmasına hazır hale getirmiş olacağız. Hakikaten Aydın için güzel bir eser oldu. Sağlık kalitesini yükseltecek, vatandaşımıza sunulan sağlık hizmetinin standardını olabildiğince yükseltecek bir esere kavuşmuş oluyoruz" dedi. "Ayda 450 bin hastaya hizmet verecek" Açıklamasında hastane hakkında da bilgiler veren Vali Canbolat; "Bu arazi 140 dönüm üzerine kurulu. 270 bin metrekare kapalı alanı mevcut. Toplamda yatak kapasitesi de bin 300 ama Allah korusun acil bir durumda bu kapasiteyi bin 500’e kadar çıkarma imkanımız var. Burası açıldığı zaman 4 bin 695 personelle burada hizmet vermeye başlayacağız. Ortalama 18 bin ile 20 bin arasında günlük hastaya bakılmış olacak. Acil serviste de 4 bin kişinin müracaat etmesi ve tedavi görmesi bekleniyor. Aylık burada toplamda 450 bin vatandaşımıza da sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor. Spect Tomografi, İyotlu Tedavi, Hiperbarik Tedavi Merkezi ve Hematoloji Laboratuvarı gibi yeni alanları da ilk defa Aydın’da sağlık hizmetine katmış olacağız" şeklinde konuştu. "Mekanik cihazların ve diğer tesisatın şu an testleri yapılıyor" Hastanenin kurucu ekibi ve İl Sağlık Müdürü Eser Şenkul ile birlikte hastanede incelemelerde bulunan Vali Yakup Canbolat, "Kapasite artışlarına baktığımız zaman şu anki mevcut hastanelerimizle kıyaslandığında 221 olan poliklinik sayısı 365’e çıkacak. Yoğun bakım ünitemiz 156’dan 250’ye, ameliyathane sayımız da 25’den 34’e çıkacak. Kemoterapi yatak sayısı 20’den 54’e, fizik tedavi ünitesi 20’den 45’e, palyatif bakım yatak sayısı 21’den 60’a çıkmış olacak. Geçici kabul aşamasından itibaren Aydın Devlet Hastanesi, Atatürk Devlet Hastanesi, Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi bu kampüse taşınmış olacak. Mekanik cihazların ve diğer tesisatın şu an testleri yapılıyor. 1 Aralık tarihine kadar bunların tamamı da inşallah bitirilmiş olacak. Bütün tefriş malzemelerimiz hazır. Onları her gün taşıyarak artık burada montajlarını yapıyoruz. Bu montaj işini de Kasım ayı sonuna kadar bitirmiş olacağız. İnşallah Aydınımıza çok hayırlı bir hizmeti hep birlikte açma şerefine hepimiz nail olacağız. Ben Aydınımıza, ülkemize ve vatandaşımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:52
İvrindi’de kanser farkındalığı panelde konuşuldu
İvrindi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından, erken tanı ve farkındalığın önemine dikkat çekmek amacıyla "Kanser Farkındalığı Paneli-Bir Adım Erken, Bir Hayat Fazla!" başlıklı etkinlik düzenlendi. İvrindi Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin açılış konuşmalarını Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Pelin Palas Karaca ve İvrindi İlçe Sağlık Müdürü Dr. Berdalcan Yılmaz Özbek yaptı. Konuşmalarda, kanserde erken tanının hayat kurtardığı ve toplum farkındalığının artırılmasının önemine vurgu yapıldı. Panelin moderatörlüğünü Öğr. Gör. Buket Doğan Aktaş üstlendi. Etkinlikte; Balıkesir Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Arzu Tuna "Kanser Farkındalığı ve Uzun Yaşam", Balıkesir Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden Öğr. Gör. Arda Aktaş "Kanserden Korunmada Fiziksel Aktivitenin Önemi" ve İvrindi İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden Dr. Aslı Kaya "Kanserde Erken Tanı ve Tarama Programları" başlıklı sunumlarıyla katılımcılara değerli bilgiler aktardı. Etkinliğe İvrindi Kaymakamı’nın eşi Elif Atar, Belediye Başkanı Önder Lapanta ve eşi Cemile Lapanta, protokol üyeleri, öğretim elemanları, öğrenciler ve İvrindi halkı katıldı. Katılımcılar, alanında uzman isimlerden edindikleri bilgilerle erken tanı, tarama ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları konusunda farkındalık kazandı. Panel sonunda konuşmacılara teşekkür belgeleri takdim edildi.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:44
Uzman Doç. Dr. Dişli: "Nakillerle birçok hasta hayata tutunmaktadır"
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yandal Uzmanı Doç. Dr. Zeliha Korkmaz Dişli organ naklinin önemine değinerek, " Nakillerle birçok hasta yeniden sağlığına kavuşmakta hayata tutunmaktadır" dedi. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Organ Bağışı Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte konuşan Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yandal Uzmanı Doç. Dr. Zeliha Korkmaz Dişli organ naklinin insan hayatındaki önemine dikkat çekerek, "Organ nakli beyin ölümü gerçekleştikten sonra, hasta yakınlarının izniyle bir insanın organlarının başka bir insana tedavi amacıyla nakledilmesi işlemidir. Bu sayede birçok hasta yeniden sağlığına kavuşmakta, hayata tutunmaktadır" dedi. Organ bağışının kimlerden yapılabildiğine ilişkin de bilgi veren Dişli, "Organ bağışı canlı donörlerden ya da beyin ölümü gerçekleşmiş bireylerden yapılabilir. Canlı donörlerde 18 yaşını doldurmuş ve kendi rızasıyla bağış yapan kişilerden nakil yapılabilir. Beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerde ise yakınlarının onayıyla organ bağışı gerçekleştirilebilir" ifadelerini kullandı. Kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, pankreas, ince bağırsak gibi birçok organın yanı sıra kornea, kalp kapakçığı, kemik, deri ve tendon gibi dokuların da bağışlanabildiğine dikkat çeken Dişli, organ bağışının toplumsal sorumluluk olduğunu belirtti. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Engin Yılmaz ise Türkiye genelinde 32 binin üzerinde hastanın organ beklediğini ifade ederek, "Özellikle beyin ölümü gerçekleşmiş kadavralardan yapılan bağışlar yeterli değil. Bu nedenle her yıl yüzlerce hasta organ beklerken hayatını kaybediyor. Organ bağışı haftası boyunca farkındalık artırıcı eğitim faaliyetlerimiz devam ediyor" diye konuştu. Hastane konferans salonu yanında kurulan organ bağışı standının hafta boyunca açık olacağını belirten Yılmaz, vatandaşların e-Nabız üzerinden de organ bağışı yapabileceğini kaydetti. Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Engin Yılmaz, sürece destek veren Başhekim Doç. Dr. Fatih Gönültaş ve hastane yönetimine teşekkür ederek tüm vatandaşları organ bağışı standına davet etti.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 14:04
Milas’ta 40 yıllık içme suyu hattı yenileniyor
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Milas ilçesi Söğütcük Mahallesi’nde sık sık arızalara neden olan içme suyu hattını yenileme çalışmalarına başladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın büyük önem gösterdiği kanalizasyon ve içme suyu altyapısının güçlendirilmesi konusunda yatırımlarını sürdüren MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri son olarak Milas’ın Söğütcük Mahallesi’nde çalışma başlattı. Bu kapsamda mahallede 40 yıldır kullanılan ve kullanım ömrünü tamamlamış içme suyu hatları yenileniyor. Toplam 800 metre uzunluğundaki yeni hat çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte vatandaşlar bir daha su kesintisi yaşamayacak. Sık sık patlayan hatlar yenileniyor Milas Söğütçük Mahallesini besleyen hatların kullanım ömürlerini doldurması nedeniyle bölgede sık sık hat arızaları meydana geliyordu. Bu nedenle su kesintileri yaşanıyor ve vatandaşların günlük hayatları bu kesintiler nedeniyle olumsuz etkileniyordu. Sürekli arıza tamirat çalışmaları su kaybının yanı sıra maddi ve iş gücü kaybına da sebep olması nedeniyle MUSKİ ekipleri hattın yenilenmesine karar verdi. Hat üzerinde yapılan inceleme ve proje çalışmaları ile birlikte 800 metrelik kısmın tamamen değiştirilmesi için çalışmalar başladı. Bölge halkının yaşamış su kesintisi sorunlarının, yapılacak yenileme işlemleriyle son bulacağını belirten MUSKİ Milas 1. Bölge 5. İşletme Ekipler Sorumlusu Mevlüt Kara, "Söğütcük Mahallemizde sık sık arıza yapan boruları yenileme çalışması yapmaktayız. Devamlı arıza olduğu için vatandaşlar su kesintisi yaşama. Bundan sonraki bölümde inşallah hatlarımızı yenilediğimizde su kesintisi yaşamayacaktır vatandaşlarımız. Rahat bir su kullanımı sağlayacaktır" dedi.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:54
Başkan Seçer: "Lösemi toplumsal bir sorun"
Mersin’de ‘Lösemili Çocuklar Haftası’ kapsamında çocuklar ve aileleriyle buluşan Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, löseminin yalnızca sağlık değil toplumsal bir sorun olduğunu belirterek, tedavi sürecindeki çocuklara ve ailelerine hem kurumların hem de bireylerin destek olması gerektiğini vurguladı. Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında lösemi hastası çocuklar ve aileleriyle bir araya geldi. Başkan Seçer, hastalığın son aşamasında olan ve son dozunu alacakları ilacın ardından sağlığına kavuşacak çocuklarla sohbet ederek, moral ve motivasyon verdi. Lösemi hastası çocuklar ve ailelerine herkesin destek olması gerektiğini belirten Seçer, "Lösemi toplumsal bir sorun. Bu hastalıkla mücadele eden çocuklarımıza ve ailelerine destek olmak başta devletin kurumlarının görevi ama kamu, özel, vakıf ya da bireysel olarak da onlara katkı sağlayabilirsiniz" dedi. "Çocuklarımızın tedavi sürecinde ailelerin yaşadığı sorunlarda, hepimize görev düşüyor" Lösemi hastası çocuklar ve ailelerine herkesin destek olması gerektiğini belirten Seçer, "Özellikle çocuklarımızın tedavi sürecinde ailelerin yaşadığı maddi ve manevi sorunlar var. Maddi sorunların yanı sıra, psikolojik sorunlar da yaşıyorlar. Orada sizlere de bizlere de bizler gibi kurumlara da görev düşüyor. Bu toplumsal soruna kamu, özel, vakıf ya da bireysel olarak onlara herkes katkı sağlayabilir" ifadelerine yer verdi. LÖSEV Adana İl Koordinatörü Betül Özgüven tarafından Başkan Seçer’e ‘farkındalık rozeti’ takdim edilen ziyaretin sonunda Başkan Seçer de çocuklara içinde oyuncaklar ve boyama kitaplarının olduğu hediye paketi verdi.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:22
Grip ve soğuk algınlığı belirtileri ve tedavi yolları
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Karaduman Yalçın, "Grip ve soğuk algınlığı, birbirine benzeyen ancak iki ayrı hastalıktır. İki hastalıkta da burun akıntısı, öksürük ve halsizlik belirtileri baş göstermektedir. Bu belirtileri ağır yaşayanların mutlaka bir hekime görünmesi yaşam kalitesi açısından önem taşımaktadır" dedi. Grip ve soğuk algınlığı hakkında bilgi veren Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, bu hastalıklarının tanımı, belirtileri ve korunmanın yolları hakkında bilgiler vererek uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Yalçın, "Grip ve soğuk algınlığı halk arasında sıkça karıştırılsa da farklı virüslerin neden olduğu iki ayrı solunum yolu enfeksiyonudur. Grip, influenza virüsü kaynaklıdır ve ani başlayan, daha ağır seyreden bir hastalıktır. Soğuk algınlığı ise genellikle rinovirüs gibi daha hafif seyirli virüslerle ortaya çıkar. Her iki hastalıkta da burun akıntısı, öksürük ve halsizlik görülebilir. Ancak gripte tablo daha şiddetlidir: Grip belirtileri; yüksek ateş, titreme, kas ağrıları, baş ağrısı, yoğun halsizlik, kuru öksürük. Soğuk algınlığı belirtileri ise, Hafif ateş, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, hapşırma, hafif öksürüktür. Gripte hastanın günlük yaşamını sekteye uğratacak düzeyde yorgunluk yaşadığını, soğuk algınlığında ise semptomların daha hafif seyretmektedir. Her iki hastalıkta da antibiyotik kullanımı genellikle gereksizdir çünkü nedenleri viraldir. Bu anlamda tedavide şu noktalara dikkat çekersek; gripte antiviral ilaçlar, özellikle ilk 48 saatte başlanırsa etkili olabilir. Soğuk algınlığında semptomları hafifletici destekleyici tedaviler (burun spreyi, ağrı kesici, bol sıvı tüketimi) yeterlidir. Her iki durumda da istirahat, hijyen kurallarına dikkat ve bağışıklık sistemini destekleyici beslenme önemlidir. Grip ve soğuk algınlığından korunmak için de şunlara dikkat etmeliyiz. Grip aşısı: Özellikle risk grubundakiler (65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar) için her yıl önerilir. El hijyeni: Virüslerin yayılmasını önlemenin en etkili yollarından biridir. Kapalı alanlarda maske kullanımı: Özellikle salgın dönemlerinde toplu alanlarda maske takmak bulaş riskini azaltır. Beslenme ve uyku düzeni: Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için dengeli beslenme ve yeterli uyku şarttır. Grip ve soğuk algınlığı, basit gibi görünse de özellikle risk gruplarında ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Belirtileri ciddiye almak, erken dönemde hekime başvurmak ve koruyucu önlemleri ihmal etmemek toplum sağlığı açısından büyük önem taşır" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder