SAĞLIK
29 Mart 2026 Pazar - 14:22 Atakum’da vatandaşlara genel sağlık taraması gerçekleştirildi Samsun’un Atakum ilçesinde, 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik genel sağlık taraması yapıldı. Sağlıklı hayat konusunda vatandaşları bilgilendirmek için düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi, Samsun İl Sağlık Müdürlüğü ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) işbirliğinde düzenlenen ‘Kadın Sağlığını Geliştirme Programı’ kapsamında Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde vatandaşlara yönelik genel sağlık taraması gerçekleştirildi. Program, toplum sağlığını koruma, güçlendirme çalışmaları kapsamında 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik düzenlendi. Uzman sağlık personeli eşliğinde kanser taramasına katılan vatandaşlar tansiyon, şeker ölçümü gibi hizmetlerden faydalanmanın yanı sıra kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması hakkında önemli bilgiler aldı. Kadınlar, programda rahim ağzı taramasına katılarak mobil kanser tarama aracında HPV ve DNA testi verdi. Kanserde erken tanı ve tedavi sürecine dikkat çekilen organizasyon, vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. Programda konuşan OMÜ Halk Sağlığı Hemşireliği Ana Bilim Dalında görevli Dr. Öğretim Üyesi Figen Çavuşoğlu, "Bu program öncelikle, 35-70 yaş aralığındaki tüm kadınların ve 50-70 yaş aralığındaki tüm erkeklerin, ulusal kanser tarama programı çerçevesinde erken tanı ve tarama programına katılımlarını desteklemek için düzenlendi. Aynı zamanda cinsel sağlık ve üreme sağlığı kapsamında aile planlaması, menopoz ve menopoza uyum, kalp sağlığını koruma, diyabetle yaşam gibi başlıklar altında hakkında kadınlarımızı bilinçlendirmek ve kadın sağlığını güçlendirmek için buradayız. Stantlar açtık ve sağlık uygulamaları yapıyoruz. Sağlık İl Müdürlüğünün mobil kanser tarama aracı var. Bu aracın içerisinde rahim ağzı kanserine yönelik HPV ve DNA testi için tarama yapılıyor. Bugünkü programımızın yanı sıra 10 Nisan’da Ömer Halisdemir Parkı’nda ve 24 Nisan’da da Çakırlar Korusunda olacağız, tüm Atakumluları etkinliklere bekliyoruz" dedi. Sağlık taramaları devam edecek Atakum Belediye Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şafak Ari Emir, programa yoğun katılım olmasından duydukları memnuniyeti ifade ederek "Burada kadın sağlığını güçlendirme başlığı altında OMÜ Halk Sağlığı ve Hemşirelik Bölümü öğrencileri ve İl Sağlık Müdürlüğü ile bir tarama programı gerçekleştirdik. Sağlık tarama programına, kadınların yoğun ilgisi oldu. Nisan ayı içerisinde 10 Nisan ve 24 Nisan tarihlerinde iki sağlık tarama faaliyeti gerçekleştireceğiz" diye konuştu. Sunulan sağlık tarama hizmetinden yararlanan vatandaşlar ise bu etkinliklerin kadın sağlığı ve kadının gelişimi açısından olumlu bulduklarını belirtti. Etkinliklerin devamını beklediklerini söyleyen vatandaşlar, "Her bilgiye her zaman, her yerde ulaşamıyoruz. Ayağımıza gelen böyle bir hizmet için üniversitemize, Atakum Belediyesi’ne ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdiler.
29 Mart 2026 Pazar - 11:32 Ani baş dönmesi Vertigo habercisi olabilir Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyor, sallanıyor veya hareket ediyormuş gibi hissettiği bir baş dönmesi türü olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman denge kaybı, mide bulantısı ve günlük aktiviteleri sürdürmede zorluk gibi şikâyetlerle birlikte görülüyor. Vertigo şikâyeti ile başvuran hastalarda ilk adımın ayrıntılı değerlendirme olduğunu belirten Salahova, "Baş dönmesi şikâyeti ile gelen hastalarımızın öncelikle detaylı hikâyesini alıyoruz. Baş dönmesinin nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde başka şikâyetlerin olup olmadığını sorguluyoruz. Ardından muayene ile vertigonun kaynağını ayırt etmeye çalışıyoruz" dedi. Santral ve kulak kaynaklı vertigo ayrımı Vertigo farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Salahova, bazı durumlarda sorunun beyinden kaynaklanabildiğini, bu durumlarda; şiddetli baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve belirgin dengesizlik ve çift görme gibi nörolojik belirtiler görülebildiğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların nöroloji uzmanına yönlendirildiğini ifade eden Salahova, "KBB alanında ise vertigonun en sık görülen nedeni kulak içindeki denge organıyla ilgili sorunlar. Bu hastalıkların başında halk arasında ‘kulak kristallerinin oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo geliyor. Kısaca BPPV olarak tanımlanan bu rahatsızlık, adından da anlaşılacağı gibi iyi huylu, kısa süreli ataklar halinde ortaya çıkan ve başın belirli pozisyonlarıyla tetiklenen bir vertigo türüdür." İfadelerini kullandı. Hastalığın; özellikle 50 yaş sonrası bireylerde ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Salahova, BPPV’nin genellikle şu hareketlerle ortaya çıktığını söyledi: Yatağa uzanma veya yatakta dönme, başın yukarı ya da aşağı hareket ettirilmesi, ani baş hareketleri gibidir." Tanı ve tedavide manevralar kullanılıyor Salahova, "BPPV’nin tanı ve tedavisinde özel manevralar uygulanıyor. Bu manevralarla kulak içindeki denge kristallerinin doğru konuma yönlendirilmesi ve baş dönmesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor"dedi. Bazı hastalarda vertigo rehabilitasyonuna da ihtiyaç duyulduğunu belirten Salahova, "Sık tekrarlayan vertigo ataklarında dengeyi güçlendiren egzersizler uyguluyoruz. Stabiliteyi artıran egzersizler, proprioseptif çalışmalar ve gövde stabilizasyonu bu tedavinin bir parçası" diye konuştu. Hareketsizlik vertigoyu artırabilir Vertigo yaşayan birçok kişinin baş dönmesinin tekrar etmesinden korktuğu için hareket etmekten kaçındığını belirten Dr. Salahova, bunun yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve tedavinin önemli bir parçasının hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmek ve hareketsizliğin önüne geçmek olduğunu vurguladı. Ne zaman doktora başvurulmalı Baş dönmesi kısa süreli ve hafif olsa bile bazı durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğine dikkat çeken KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmasını önerdi: Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi, yürüme güçlüğü, çift görme veya konuşma bozukluğu ve şiddetli dengesizlik."
Batman’da bir ilk: Milli sporcu kapalı yöntem aşil tendonu ameliyatıyla sağlığına kavuştu
04 Kasım 2025 Salı - 09:58 Batman’da bir ilk: Milli sporcu kapalı yöntem aşil tendonu ameliyatıyla sağlığına kavuştu Batman’da, milli sporcu ve karate antrenörü Aylin Göz İştin (30), idman sırasında yaşadığı aşil tendonu yırtılması sonucu, Batman Eğitim ve araştırma hastanesinde ilk kez uygulanan kapalı yöntem ameliyatla tedavi edilip sağlığına kavuştu. Aşil tendonunda kapalı yöntemle ameliyatın Batman’da ilk kez yapıldığını ifade eden Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli ortopedi ve travmatoloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz Başer, ’’Aylin Göz İştin, spor yaparken ayak bileğinin arka kısmında şiddetli bir ağrı hissetmesi nedeniyle bizim polikliniğimize başvurdu. Burada yaptığımız muayene ve çekilen MR sonuçlarıyla beraber aşil tendomunda kopma teslim ettik. Biz de bir operasyon planladık. Normalde aşil tendom kopması ameliyatlarımız genelde açık ameliyat yapılır. Yeni bir teknikle bir ameliyat planladık kendisine. Bu tekniğimiz Batman’da ilk kez yapıldı. Hastamızın karate hocası olması nedeniyle hem spora dönüşü daha erken olsun hem de enfeksiyon oranımız düşsün diye ve ödemi de daha fazla azalsın diye böyle bir yöntem tercih ettik. Normalde dediğimiz gibi, açık yaparken yaklaşık bir 20 santimetreye kadar yakın ayak bileğinin arka kısmını açmamız gerekiyor ama bu kapalı yöntem sayesinde yaklaşık 8-10 delik açtıktan sonra cildinde bu deliklerden geçirdiğimiz iplerle, kapalı bir yöntemle, yine aynı gücü ve kuvveti yapacak şekilde aşil tendomunu tamir edebildik. Ameliyatımız da çok şükür başarılı geçti" dedi. Ameliyatı başarılı geçen evli ve 1 çocuk annesi milli sporcu ve karate antrenörü Aylin Göz İştin ise ‘’2008’de karate ile tanıştım. 2013’te milli sporcu oldum. Ülkemizi yurtdışında temsil ettim. Uluslararası derecelerim var. 2019 yılında gençlik ve spora atandım. 2023’te Batman Gençlik ve Spor Müdürlüğünde karate antrenörü olarak görev yapmaya başladım. Şuanda Batman Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde genç karatecileri yetiştiriyorum. Sporcularımla çalışma yaptığım, antrenman yaptığım esnada teknik gösteriyordum. Tekniği gösterip geriye kaçış yaparken bir çat sesi ve kasımda çekilme hissettim. Zaten o esnada olayın sıcaklığıyla kendimi yere attım. Bir daha ayağımın üzerine basamadım. Daha sonra hastaneye geldik. Mehmet Yavuz Başer hocamla tanıştık. Hemen bir MR çekti, sonuçlarıma baktı. Aşil tendonumda ve kaslarımda yırtık olduğunu söyledi ve acil ameliyat olmam gerektiğini belirtti. Ameliyatım kapalı yöntemle yapıldı’’ diye konuştu.
Vegan, vejetaryen diyetlere karşı uzmanı uyardı: "En sürdürülebilir, Akdeniz diyetidir"
04 Kasım 2025 Salı - 09:55 Vegan, vejetaryen diyetlere karşı uzmanı uyardı: "En sürdürülebilir, Akdeniz diyetidir" Günümüzde vegan, vejetaryen beslenme tiplerinin kanser riskini düşürdüğü ile ilgili yapılan çalışmalar artarken, Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, "Kanser riskini düşürmede vegan beslenme modeli ile ‘Akdeniz Diyeti’ arasında anlamlı bir fark yok. ‘Akdeniz Diyeti’ sağlık açısından çok daha sürdürülebilir diyettir" dedi. Dünya genelinde artan sağlıklı yaşam trendleriyle birlikte, vegan beslenme biçimi tıp dünyasında da dikkat çekiyor. Yapılan yeni bir araştırma, bitkisel temelli beslenmenin bazı kanser türlerinin görülme riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle kırmızı et ve işlenmiş gıdaların yerine sebze, meyve, tahıl ve bakliyat ağırlıklı beslenmenin, hücre yenilenmesini destekleyerek bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dikkat çekti. "Vejetaryen olup sadece karbonhidrat ile beslenenler var" Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Gündüz, vegan ve vejetaryenlerin kendi aralarında sınıflandırıldığını belirterek, "Vegan ve vejetaryen bireyler kendi arasında sınıflandırılır. Hiçbir şekilde et, balık, tavuk ve süt ile süt ürünleri tüketmeyenlere biz vegan bireyler diyoruz. Vejetaryen bireylerin de kendi aralarında sınıflandırmaları var. Lakto-vejetaryen (sadece süt, yoğurt, peynir gibi süt ve süt ürünleri tüketenler ), ovo-vejetaryen (sadece yumurta tüketenler), lakto-ovo vejetaryenler (süt ve süt ürünleri ve yumurta tüketenler), pesketaryenler (balık ve deniz ürünleri tüketenler) gibi. Eğer kişiler, bu beslenme doğrultusunda salam, sosis, sucuk, pastırma gibi zararlı besinlerden kaçınıp, karbohidratı da ölçülü tüketirlerse kilo kontrolünü daha rahat uygulayabildiğini ve kansere karşıda kendini daha çok koruduğunu söyleyebiliriz. Ancak vejetaryen diyette tamamen karbonhidrat ağırlıklı beslenen bir kesim de var. Ne yazık ki o bireyler için aynı avantajlar söz konusu olmuyor" ifadelerini kullandı. "Mikro besin ögeleri yönünden eksik kalmamanız gerekiyor" Vegan veya vejetaryen diyetlerinin uzmanlara danışarak yapılması gerektiğini ifade eden Diyetisyen Gündüz, "Vegan diyeti yapmaya karar verdiniz, bu yola çıktınız diyelim ancak önemli bir sorun var. Demir, bakır, iyot, selenyum ve çinko gibi mikro besin ögeleri yönünden eksik kalmamanız gerekiyor. Bunun içinde bir sağlık profesyoneline danışmanız ve bu yolculuğa diyetisyeniniz ile beraber ilerlemenizi öneriyoruz" diye konuştu. Vegan veya vejetaryen diyetlerin sağlık yönünden olumlu etkileri olduğunu ancak mikro besin ögeleri yönünden eksik kalınmaması gerektiğine dikkat çeken Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, daha sonra şunları söyledi: "Vejetaryen diyetin sağlık üzerine etkilerini inceleyen birçok güncel yayın mevcuttur. Bu yayınların bazılarında vejetaryen diyetle beraber hayvansal yağ alımını azaltıp, bitkisel ağırlıklı beslenmeye ve bununla beraber sağlıklı seçimler yapmak ve egzersizi hayatımıza eklemekle bütünsel bir sağlık oluşturmuş oluyoruz. Bu tarz beslenen kişilerin kilo kontrolünü daha rahat uygulayabildiği ve kansere karşıda kendini daha iyi koruduğunu söyleyebiliriz. Ancak vejetaryen diyette tamamen karbonhidrat ağırlıklı beslenen de bir kesim var. Ne yazık ki o bireyler için aynı avantajların söz konusu olduğunu düşünmüyorum. Vegan diyeti yapmaya karar verdiniz, bu yola çıktınız diyelim ancak önemli bir sorun var. Mikro besin ögeleri yönünden eksik kalmamanız gerekiyor." "Sağlık açısından ‘Akdeniz Diyeti’ daha sürdürülebilir" En sağlıklı beslenmenin ‘Akdeniz Diyeti’ olduğuna dikkat çeken Gündüz, "Vegan beslenme modeli ile ‘Akdeniz Diyeti’ modeli karşılaştırılmış. 2 diyet arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüş. Bu da demek oluyor ki aslında her zaman söylediğimiz Akdeniz diyetini benimsemeliyiz. Sağlık açısından çok daha sürdürülebilir bir diyettir. Vegan beslenme modelinde et ve et ürünleri hayatınızdan çıkıyor. Et ve ürünleriyle beraber salam, sucuk ve pastırmaya da veda ediyorsunuz. Bu tarz besinlerin kolon kanserine zemin hazırladığını biliyoruz. Bu besinleri tüketmediğimiz zaman kendimizi kolon kanseri riskini düşürmüş oluyoruz. Ancak Akdeniz diyetinde de bu besinlere yer verilmiyor" dedi.
Uzmanı uyardı: "Sonbahar mutluluk hormonu üretimini azaltır"
04 Kasım 2025 Salı - 09:25 Uzmanı uyardı: "Sonbahar mutluluk hormonu üretimini azaltır" Sonbaharda günlerin kısalıp güneş ışığının azaldığını belirten Uzman Psikolog Fulda Karaçiçek, "Bu durum vücutta uyku hormonu üretimini artırırken mutluluk hormonu üretimini azaltabilir. Bazı kişilerde bu durum depresyona neden olabilir" dedi. Özel Medline Adana Hastanesinde görevli Uzman Psikolog Fulda Karaçiçek, sonbaharda yaşanan değişimlerle ilgili bilgi verdi. Psikolog Karaçiçek "Sonbaharda günler kısalır, güneş ışığı azalır. Bu durum vücutta uyku hormonu üretimini artırırken mutluluk hormonu üretimini azaltabilir. Sonuç olarak; halsizlik, uykuya eğilim, düşük enerji ve keyifsizlik görülebilir. Bazı kişilerde bu durum mevsimsel duygu durum bozukluğu (SAD) olarak bilinen hafif depresif tabloya dönüşebilir. Güneşli ve aktif yaz günlerinden, daha sakin ve kapalı havalara geçiş duygusal olarak ‘yavaşlama’ hissi oluşturur" diye konuştu. "Sonbahar aynı zamanda yeniden başlangıç ve denge mevsimidir" Bu dönemde insanların kendini daha içe dönük, düşünceli veya nostaljik hissedebileceğine dikkat çeken Karaçiçek "Özellikle geçmişi düşünme, ‘yılın sonuna yaklaşıyoruz’ hissi, bazı kişilerde hesaplaşma veya melankoli duygularını tetikleyebilir. Sonbahar aynı zamanda , yeniden başlangıç ve denge mevsimidir. Doğanın yavaşlaması, insanlara da duraklama, değerlendirme ve yeniden plan yapma fırsatı sunar. Bu yüzden bazı kişilerde tam tersine rahatlama, huzur ve çalışma artışı da gözlemlenir. Tatil sezonunun bitmesiyle birlikte, birçok insan için yeniden işe veya okula dönüş başlar. Bu, düzen ve hedef belirleme açısından olumlu bir etki oluşturabilir. Motivasyon, üretkenlik ve planlama becerileri artar. Havanın soğuması, sosyal aktivitelerin azalmasına neden olabilir. Bu da bazı kişilerde yalnızlık hissini artırabilir, ancak bazıları için aileyle vakit geçirme ve ev ortamının sıcaklığı ön plana çıkar" ifadelerini kullandı. Sonbaharda ruh sağlığını desteklemek için, gün ışığından maksimum faydalanmanın gerektiğini aktaran Karaçiçek, "Her gün 20-30 dakika açık havada vakit geçirmek, düzenli egzersiz yapmak özellikle yürüyüş yapmak gerekir. Hafif kardiyo ruh halini İyileştirir" diyerek sözlerini tamamladı.
Uzmanı uyardı: "Sonbahar mutluluk hormonu üretimini azaltır"
04 Kasım 2025 Salı - 09:23 Uzmanı uyardı: "Sonbahar mutluluk hormonu üretimini azaltır" Sonbaharda günlerin kısalıp güneş ışığının azaldığını belirten Uzman Psikolog Fulda Karaçiçek, "Bu durum vücutta uyku hormonu üretimini artırırken mutluluk hormonu üretimini azaltabilir. Bazı kişilerde bu durum depresyona neden olabilir" dedi. Özel Medline Adana Hastanesinde görevli Uzman Psikolog Fulda Karaçiçek, sonbaharda yaşanan değişimlerle ilgili bilgi verdi. Psikolog Karaçiçek "Sonbaharda günler kısalır, güneş ışığı azalır. Bu durum vücutta uyku hormonu üretimini artırırken mutluluk hormonu üretimini azaltabilir. Sonuç olarak; halsizlik, uykuya eğilim, düşük enerji ve keyifsizlik görülebilir. Bazı kişilerde bu durum mevsimsel duygu durum bozukluğu (SAD) olarak bilinen hafif depresif tabloya dönüşebilir. Güneşli ve aktif yaz günlerinden, daha sakin ve kapalı havalara geçiş duygusal olarak ‘yavaşlama’ hissi oluşturur" diye konuştu. "Sonbahar aynı zamanda yeniden başlangıç ve denge mevsimidir" Bu dönemde insanların kendini daha içe dönük, düşünceli veya nostaljik hissedebileceğine dikkat çeken Karaçiçek "Özellikle geçmişi düşünme, ‘yılın sonuna yaklaşıyoruz’ hissi, bazı kişilerde hesaplaşma veya melankoli duygularını tetikleyebilir. Sonbahar aynı zamanda , yeniden başlangıç ve denge mevsimidir. Doğanın yavaşlaması, insanlara da duraklama, değerlendirme ve yeniden plan yapma fırsatı sunar. Bu yüzden bazı kişilerde tam tersine rahatlama, huzur ve çalışma artışı da gözlemlenir. Tatil sezonunun bitmesiyle birlikte, birçok insan için yeniden işe veya okula dönüş başlar. Bu, düzen ve hedef belirleme açısından olumlu bir etki oluşturabilir. Motivasyon, üretkenlik ve planlama becerileri artar. Havanın soğuması, sosyal aktivitelerin azalmasına neden olabilir. Bu da bazı kişilerde yalnızlık hissini artırabilir, ancak bazıları için aileyle vakit geçirme ve ev ortamının sıcaklığı ön plana çıkar" ifadelerini kullandı. Sonbaharda ruh sağlığını desteklemek için, gün ışığından maksimum faydalanmanın gerektiğini aktaran Karaçiçek, "Her gün 20-30 dakika açık havada vakit geçirmek, düzenli egzersiz yapmak özellikle yürüyüş yapmak gerekir. Hafif kardiyo ruh halini İyileştirir" diyerek sözlerini tamamladı.
Bafra Devlet Hastanesi’nden sağlıkta dijital dönüşüme yerli katkı
04 Kasım 2025 Salı - 08:44 Bafra Devlet Hastanesi’nden sağlıkta dijital dönüşüme yerli katkı Sağlık Bakanlığı’nın dijital dönüşüm ve yerli üretim vizyonu doğrultusunda Bafra Devlet Hastanesi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmak ve yerli teknolojileri geliştirmek amacıyla üç yenilikçi AR-GE projesini hayata geçiriyor. Hastanenin teknik ekibi tarafından geliştirilen projeler, sağlık hizmetlerinde dijitalleşmeyi hızlandırmayı ve yerli teknolojik altyapıyı güçlendirmeyi hedefliyor. Elektronik Yüksek Mühendisi Çağrı Kuru ile Elektrik Teknikerleri Barış Can Büyük ve Şerif Türkmen tarafından yürütülen çalışmalar, hastane süreçlerinde verimliliği artıracak yenilikçi çözümler sunuyor. Projeler kapsamında geliştirilen Tekerlekli Sandalye Tespit Sistemi, kablosuz haberleşme teknolojileriyle hastane genelinde kullanılan tekerlekli sandalyelerin konumlarının anlık olarak takip edilmesini sağlıyor. Bu sayede sandalyelerin kaybolması veya uzun süre kullanılmadan beklemesi önlenerek, hastaların ihtiyaç duyduğu anda hızlı erişim sağlanacak. Kablolu Hemşire Çağrı Sistemi, mevcut sistemlerin yerine tamamen yerli elektronik devrelerle yeniden tasarlanıyor. RS-485 tabanlı iletişim altyapısına sahip sistem, güvenilir haberleşme ve kolay bakım imkânı sunarak hasta memnuniyetini artırmayı amaçlıyor. Ayrıca geliştirilen Kablosuz Hemşire Çağrı Sistemi, Wi-Fi, BLE ve ESP-NOW gibi kablosuz haberleşme teknolojilerini kullanıyor. Özellikle geçici servis alanları veya kablolama imkânı sınırlı bölgelerde kullanılmak üzere tasarlanan sistem, yüksek enerji verimliliği sayesinde batarya ile uzun süre kesintisiz çalışabiliyor. Projelerin tamamı Bafra Devlet Hastanesi teknik ekibi tarafından tasarlanıp geliştirildi. Hastane yönetimi, bu sistemlerin ilerleyen süreçte diğer sağlık tesislerinde de kullanılabilecek nitelikte olmasını hedefliyor. Bafra Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Alaiddin Domaç, projelerin sağlıkta yerli üretim açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Hastanemizde yürütülen bu üç AR-GE projesi, sadece kurumumuz için değil, ülkemizin sağlık teknolojilerinde dışa bağımlılığını azaltma hedefi açısından da büyük önem taşımaktadır. Teknik ekibimizin tamamen yerli imkânlarla geliştirdiği bu sistemler sayesinde hem hastalarımıza daha hızlı ve güvenli hizmet sunabilecek hem de sağlıkta dijital dönüşüm sürecine katkı sağlayacağız. Bu çalışmalar, Bakanlığımızın yerli üretim, verimlilik ve dijitalleşme vizyonu ile tam uyum içerisindedir. Emeği geçen tüm mühendis ve teknik personelimize teşekkür ediyorum" dedi.
Karatay’a yeni aile sağlığı ve sağlıklı hayat merkezi
03 Kasım 2025 Pazartesi - 23:12 Karatay’a yeni aile sağlığı ve sağlıklı hayat merkezi Konya’nın merkez Karatay ilçesinde Akabe Mahallesi’ne kazandırılan Karatay Hacı Sıddıka Katırcı Aile Sağlığı Merkezi ve Hacı Hasan Katırcı Sağlıklı Hayat Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Karatay Belediyesi, hayırsever Celalettin Hakan Katırcı ve Konya İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle kazandırılan merkez; sağlıklı yaşam hizmetleri ile aile sağlığı hizmetlerini aynı çatı altında buluşturarak vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini daha da kolaylaştıracak. Toplam bin 600 metrekare kapalı alanda hizmet verecek olan merkez, modern altyapısı, ferah mimarisi ve çağın ihtiyaçlarına uygun donanımıyla yalnızca Akabe Mahallesi’ne değil, çevre mahallelerle birlikte tüm Karatay’a hitap edecek. Hasan Kılca: "Sağlıklı nesiller için sağlam bir gelecek inşa ediyoruz" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, açılış töreninde yaptığı konuşmada; Karatay Belediyesi olarak eğitimden kültüre, sanattan spora, sosyal projelerden yeşil alanlara, altyapıdan sağlık yatırımlarına kadar toplumun her kesimine dokunan, her bireye ulaşan bütüncül bir hizmet anlayışıyla çalıştıklarını belirterek, ilçenin sağlık altyapısına önemli bir yatırım daha kazandırmanın heyecanını yaşadıklarını ifade etti. Başkan Hasan Kılca; sağlıklı bir hayatın, ancak sağlıklı nesillerle mümkün olabileceğini vurgulayarak, Karatay’ın sadece binaların değil hayatların, umutların ve sağlığın şehri olması için gayret gösterdiklerini kaydetti. "Karatay’ın sağlık altyapısında güçlü bir hamle gerçekleştirdik" Başkan Hasan Kılca; "Hayata geçirdiğimiz yatırımlar sayesinde ilçemizin sağlık altyapısında güçlü bir hamle gerçekleştirdik. Belediyemiz tarafından Karatay’a; Nakipoğlu Şehit Uzm. Dr. Ekrem Karakaya Sağlıklı Hayat Merkezi, Selim Sultan Aile Sağlığı Merkezi, Karakulak Yusuf Yiğit Aile Sağlığı Merkezi, Hayıroğlu Sağlık Evi, hayırseverlerimizin destekleriyle inşa edilen Hatice-Faik Nükte Aile Sağlığı Merkezi ile yapımında sona yaklaştığımız Karatay 1 No’lu Fahriye-Yaşar Oğuz 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nu kazandırdık. Ayrıca, İstiklal ve Erenler Mahallelerimize aile sağlığı merkezleri, Emirgazi Mahallemize ise 112 Acil Sağlık Hizmetleri Merkezi gibi önemli tesisleri ilçemize kazandırdık. Bugün de belediyemizin katkıları ve hayırseverlerimizin üstlendiği yapım süreciyle Sıddıka Katırcı Aile Sağlığı Merkezi ile Hacı Hasan Katırcı Sağlıklı Hayat Merkezi’nin açılışını gerçekleştiriyoruz. Tüm yatırımlarımızla birlikte son 7 yılda 8 yeni sağlık tesisini Karatay’a kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz" dedi. Karatay Hacı Sıddıka Katırcı Aile Sağlığı Merkezi ve Hacı Hasan Katırcı Sağlıklı Hayat Merkezi’nin hayırlı olmasını dileyen Konya İl Sağlık Müdürü Yusuf Yavuz ise koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti. Konya Valisi İbrahim Akın da modern tıbbi imkanlar ile teknolojik yeniliklerin bir araya getirildiği bu sağlık tesisinin Karatay’a kazandırılmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Merkezin resmi açılışı gerçekleştirildi Protokol konuşmalarının ardından, Karatay Hacı Sıddıka Katırcı Aile Sağlığı Merkezi ve Hacı Hasan Katırcı Sağlıklı Hayat Merkezi’ni resmi açılışı, yapılan duanın ardından kurdele kesimiyle gerçekleştirildi. Açılışın ardından protokol üyeleri merkezi gezerek, tesiste sunulan hizmetlere ilişkin bilgi aldı. Açılış programına protokol mensupları katıldı.
Antalya’da El Bileği Artroskopisi Kongresi uluslararası katılımla gerçekleşti
03 Kasım 2025 Pazartesi - 18:53 Antalya’da El Bileği Artroskopisi Kongresi uluslararası katılımla gerçekleşti Antalya’da Kepez Devlet Hastanesi’nde düzenlenen "10. IWAS El Bileği Artroskopi Kursu ve 1. El Bileği Artroskopisi Kongresi Bilimsel Programı", yurt içi ve yurt dışından alanında uzman birçok bilim adamını bir araya getirdi. Kepez Devlet Hastanesi’nde bugün gerçekleştirilen "10. IWAS El Bileği Artroskopi Kursu ve 1. El Bileği Artroskopisi Kongresi Bilimsel Programı", Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ve Kepez Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ramazan Gürkan’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Türkiye’den ise Prof. Dr. Tufan Kaleli (Uludağ Üniversitesi), Prof. Dr. Fahir Demirkan (Pamukkale Üniversitesi), Prof. Dr. Hayati Durmaz (İstanbul Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet Ekin (İzmir Ekonomi Üniversitesi), Prof. Dr. Murat Üzel (Kocaeli Üniversitesi), Prof. Dr. Mustafa Özkan (Dokuz Eylül Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet Ali Acar, Prof. Dr. Alpaslan Öztürk (Bursa Yüksek İhtisas EAH), Prof. Dr. Ümit Kantarcı (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi), Doç. Dr. Yavuz Akalın (Bursa Yüksek İhtisas EAH), Doç. Dr. Ali Cavit (Haydarpaşa Numune EAH), Doç. Dr. Abdullah Küçükalp ve Doç. Dr. Serdar Toker katılım sağladı. Etkinlikte el bileği artroskopisi alanında güncel yaklaşımlar ele alınırken, bilgi birikiminin artırılması ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi hedeflendi. Kongre, katılımcıların deneyim paylaşımıyla verimli bir bilimsel ortam oluşturdu. Bilimsel paylaşımların ve deneyim aktarımının ön planda olduğu kongreye yurt dışından Prof. Dr. Christophe Mathoulin, Prof. Dr. Ahlam Arnaut ve Prof. Dr. Igor Golubev katıldı.
Her bağış, yeni bir hayat
03 Kasım 2025 Pazartesi - 16:34 Her bağış, yeni bir hayat Erzurum’da Organ Bağışı Haftası vesilesiyle farkındalık oluşturmak için bir etkinlik yapıldı. 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası dolayısıyla Organ ve Doku Nakli Erzurum Bölge Koordinasyon Merkezi tarafından, Erzurum Şehir Hastanesi toplantı salonunda "Erzurum’dan Yükselen Ses: Her Bağış, Yeni Bir Hayattır" temalı farkındalık etkinliği düzenlendi. Erzurum Şehir Hastanesi konferans salonunda gerçekleştirilen programda bir konuşma yapan Vali Mustafa Çiftçi, organ bağışının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bilindiği üzere, organ yetmezlikleri hem hastalarımızın yaşam süresini hem de yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, ülkemiz ekonomisi ve iş gücü açısından ciddi kayıplara neden olan önemli bir sağlık sorunudur. Bu nedenle organ bağışı ve nakil sayılarının artırılması, insanlığın ortak menfaati bakımından büyük önem taşımaktadır. Organ bağışını teşvik etmek, toplumdaki bilgi eksikliklerini gidermek ve vatandaşlarımızı bu ulvi vazifeye yönlendirmek hepimizin görevidir. Çünkü organ bağışı, insana verilen değerin somut bir göstergesidir. Bir insanın bu dünyadan ayrılırken bile başka birine hayat armağan edebilmesi, insanlık adına atılmış en yüce adımlardan biridir." Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ise, " Bu anlamlı etkinlikte, insanın insana olan vefasını ve paylaşmanın önemini bir kez daha hatırladık. Her bağış, bir umut, bir destek ve yeni bir başlangıç demektir. Hemşehrilerimizle bir araya gelerek dayanışmanın, yardımlaşmanın ve gönül birliğinin gücünü bir kez daha gördük. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. AK Parti Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz de hem sağlık hem de dini yönden organ bağışı konusunda ortak adımlar atılması gerektiğini anlattı. İl Müftüsü Yaşar Çapçı da İslam’a göre insanın çok değerli varlık olduğunu ifade etti ve "Yüce dinimiz İslam’a göre insan şerefli varlık olduğu gibi onun bedeni, organları ve varlığı da dokunulmazdır ancak bazı durumlarda maddi karşılık beklemeksizin hastalıkların tedavisinde organ ve doku nakli, Din İşleri Yüksek Kurulu fetvalarına baktığımızda caizdir" şeklinde konuştu. Erzurum Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Şehir Hastanesi Başhekimi İbrahim Hakkı Tör, akademisyen, tıp fakültesi öğrencisi ve sağlık çalışanlarının katıldığı etkinlikte, Atatürk Üniversitesi Organ Nakli Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Necip Altundaş ve akademisyenlerin sunum yaptı.
6 yaşında felç geçiren hasta Gaziantep’te şifa buldu
03 Kasım 2025 Pazartesi - 16:21 6 yaşında felç geçiren hasta Gaziantep’te şifa buldu Felç geçiren 6 yaşındaki Adıyamanlı B.B., şifayı SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde bularak sağlığına kavuştu. Devlet memuru olan iki çocuk babası B.B., kızının kolunda ve yüzünde uyuşma ve konuşma kaybı meydana gelince Adıyaman’da bir sağlık kuruluşuna başvurduklarını söyledi. Felç geçiren küçük kızın beynine pıhtı attığını ve beynindeki bir damarın tıkandığını ancak Adıyaman’da başvurdukları sağlık kuruluşunda müdahale edilemeyeceğini öğrendiklerini belirten baba B.B. farklı sağlık kuruluşlarına da başvurduklarını ama sonuç alamadıklarını kaydetti. Yaptıkları araştırma sonrasında, yakınlarının da önerisiyle SANKO Üniversitesi Hastanesi Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nden Doç. Dr. Mehmet Kolu’yla görüşmeye karar verdiklerini ifade eden baba B.B. yaşadıkları süreci anlatarak, "Zamanla yarışıyorduk. SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvurma kararımız yakınlarımız tarafından da desteklenince kızımın ambulansla hızlı bir şekilde SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne sevkini yaptık. SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde çok ilgilendiler. Kızımız da konuşma kaybı, yüzünde kısmi felç olmuştu. Sağ kolunu hareket ettiremiyordu. Yaklaşık bir saat süren operasyon çok başarılı geçti ve kızımızda gözle görülür iyileşmeler oldu. Konuşması ve yüzündeki felçte düzelme oldu, eski haline döndü. Allah tüm doktorlarımızdan ve çalışanlardan razı olsun. Doç. Dr. Mehmet Kolu Hocamıza ve ekibine çok teşekkür ediyorum" dedi. "Anjiyo yöntemiyle beyin damarındaki pıhtıyı çıkarabiliyoruz" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nde görevli Doç. Dr. Mehmet Kolu, beyin damarları tıkanan hastalara 24 saate kadar müdahale edebildiklerini söyledi. Güncel yayınlarda 6 saat olan müdahale sınırının artık 24 saate kadar çıktığını ifade eden Doç. Dr. Kolu, "Kasık veya kol damarından bir iğne ile giriş yapıp anjiyo yöntemiyle beyin damarındaki pıhtıyı çıkarabiliyoruz. Bu işlem sayesinde ömür boyu felçli kalma riskini ciddi oranda düşürüyoruz" diye konuştu. Hastaların üçte ikisinin inme geçirmemiş gibi normal hayatına dönebildiğini söyleyen Doç. Dr. Kolu, "Çocuklarda bu işlemleri yapmak erişkinlere göre daha zor ve daha ileri merkezlerde yapılabiliyor. Biz de hastanemizde çocuk ve erişkin tüm yaş gruplarında beyin-damar müdahalelerini yapabiliyoruz" şeklinde konuştu. "İnme sadece yetişkinlerde görülmez" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Hasan Kılıç da, "İnme sadece erişkinlerde değil, çocuklarda da görülebilen ciddi bir durumdur. Nadir ama hayati öneme sahip olup her yıl 100 bin çocuktan 2-3’ünde görülür" dedi. "Erken fark edilirse, beyin dokusu korunabilir ve çocuk normal yaşantısına dönebilir. Belirtileri erken fark etmek, bir çocuğun hayatını kurtarabilir" diyen Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, doğumsal kalp hastalıkları, pıhtılaşma bozuklukları, enfeksiyonlar (Menenjit, viral), boyun travmaları, genetik ve metabolik hastalıklar nedeniyle inmenin meydana gelebileceğini kaydetti. Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, ailelerin dikkat etmesi gereken durumları şöyle özetledi: "Kalp hastalıkları düzenli takip edilmeli, enfeksiyonlar erken tedavi edilmeli, boyun travmalarından korunulmalı, genetik danışmanlık alınmalı, sağlıklı yaşam ve yeterli su tüketimine dikkat edilmelidir. Yüzde kayma, asimetri, konuşma bozukluğu, kelimeleri çıkaramama, kol ya da bacakta ani güçsüzlük, görme kaybı, çift görme, ani dengesizlik ve bilinç değişikliği durumlarında vakit kaybetmeksizin bir sağlık kuruluşuna müracaat edilmeli veya 112 aranmalıdır."
Medicana, İngiltere’nin ardından Romanya’ya açılıyor
03 Kasım 2025 Pazartesi - 15:58 Medicana, İngiltere’nin ardından Romanya’ya açılıyor Medicana Sağlık Grubu, İngiltere ve Bosna-Hersek’teki yatırımlarının ardından Romanya’nın başkenti Bükreş’te yeni bir hastane açmaya hazırlanıyor. Romanya Bükreş’te 2028 yılında açılması planlanan Medicana Romanya için imzalar atıldı. Grup, Avrupa ve Balkanlar’daki sağlık yatırımlarını genişletmeyi sürdürüyor. Türkiye’deki hastaneleri, yurt dışı temsilcilik ofisleri ve global yatırımlarıyla hizmet veren Medicana Sağlık Grubu, uluslararası alanda büyüme hedefi doğrultusunda yeni adımlar atıyor. İngiltere ve Bosna-Hersek’teki faaliyetlerinin ardından Romanya’daki yeni hastane yatırımıyla Avrupa’daki varlığını güçlendirmeyi planlıyor. Medicana’dan yapılan açıklamada, Bükreş’te kurulacak hastanenin, grubun uluslararası hizmet ağının genişletilmesi açısından stratejik bir adım olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, grubun Avrupa ve Balkanlar’da sağlık hizmetlerinde kalite ve erişilebilirliği artırmayı amaçladığı ifade edildi. İngiltere’de açılan ilk Türk hastanesi Medicana İngiltere, Hampshire bölgesinde modern tıbbi altyapısı ve deneyimli kadrosu ile tanı ve tedavi hizmetleri sunuyor. Birçok branşta hizmet veren ve üst düzey sağlık teknolojileriyle donatılan hastane, aynı gün randevu imkânı ve kısa bekleme süreleriyle Türk misafirperverliğini İngiltere sağlık standartlarıyla birleştiriyor. İngiltere sağlık sektörüne katkı sağlayan Grup, Türk sağlık sektörünün dünyada kabul gören yüksek standartlarını böylelikle Birleşik Krallık’a taşımış oldu. Balkanlar’da sağlık hizmeti veren ilk zincir hastane Medicana Saraybosna Hastanesi, Balkanlar’da bir zincir hastane olarak hizmet veren ilk sağlık kuruluşu olma özelliğine sahip. Beyin cerrahisi, göz hastalıkları, kulak-burun-boğaz, plastik ve rekonstrüktif cerrahi, dermatoloji, ağız ve diş sağlığı, göğüs hastalıkları ve cerrahisi, kardiyovasküler cerrahi, genel cerrahi, çocuk cerrahisi, üroloji, kadın hastalıkları ve doğum, pediatri, dahiliye, gastroenteroloji ve hepatoloji, endokrinoloji, nefroloji, kardiyoloji, fizik tedavi ve rehabilitasyon, ortopedi ve travmatoloji, nöroloji gibi birçok branşta hizmet veriyor. Ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri ve onkoloji servisi ile bölgedeki modern sağlık hizmetlerinin örnek merkezi olan Saraybosna Hastanesi, üst düzey cihaz parkuru ile teşhis ve tedavide son teknolojiye sahip. "35 yıllık sağlık deneyimimizi ülke sınırlarının ötesine taşımaktan gurur duyuyoruz" Medicana Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Bozkurt, "Medicana, Türkiye’de ve uluslararası düzeyde hizmet sunan köklü ve güçlü bir sağlık grubudur. Yaklaşık 35 yıllık sağlık deneyimimizi ülke sınırlarının ötesine taşımaktan gurur duyuyoruz. Medicana Winchester, İngiltere’de açılan ilk Türk hastanesi olarak sağlık tarihinde önemli bir yer edindi. Diğer büyük yurt dışı yatırımımızı ise Bosna-Hersek’te gerçekleştirdik. Medicana Saraybosna Hastanesi, yalnızca grubumuz için değil; bölge halkı, sağlık sektörü ve Türkiye ile Bosna-Hersek ilişkileri açısından da son derece stratejik ve anlamlı bir adımdır. Bu adımı şimdi de daha da ileriye taşıyarak Romanya’da bir sağlık üssü açmaya hazırlanıyoruz" açıklaması yaptı. Romanya için imzalar atıldı: 2028 yılında açılıyor Romanya Bükreş’te 2028 yılında açılması planlanan Medicana Romanya için imzalar atıldı. Bükreş’in kuzeyinde konumlanacak hastane, merkezi iş alanları ve yeni konut projelerine yakın bir noktada yer alacak. 22 bin metrekare kapalı alanda NUSCO tarafından inşa edilecek olan hastane, şehir merkezine ve havalimanına 20 dakika mesafede bulunacak ve toplu taşımaya kolay erişim imkânı sunacak. Romanya halkına hizmet vermeyi hedefleyen yatırım, uluslararası büyüme stratejisinin önemli bir adımı olacak. "Uluslararası büyüme stratejimizin önemli bir kilometre taşı" Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Bozkurt, "Romanya yatırımı, Medicana Grubu olarak uluslararası büyüme stratejimizin önemli bir kilometre taşı. Bükreş’te hayata geçireceğimiz hastane projesiyle, yalnızca fiziksel bir sağlık tesisi değil; aynı zamanda Türkiye’de yıllardır başarıyla uyguladığımız hasta odaklı, yüksek teknolojiye dayalı sağlık hizmeti modelimizi de bölgeye taşıyoruz" dedi. "Türkiye’nin sağlık hizmetleri ihracatına da stratejik bir katkı sağlayacak" Bozkurt sözlerini şöyle sürdürdü: Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Medicana Grubu hem tıbbi teknoloji yatırımlarıyla hem de nitelikli sağlık profesyonelleriyle sektörün önemli bir oyuncusu. Yılda 5 milyon yerli ve yabancı hastaya hizmet sunarken; onkolojiden organ nakline, kardiyolojiden robotik cerrahiye kadar birçok alanda referans merkezi olmayı başardık. Bugün Türkiye’de edindiğimiz bu operasyonel yetkinlik ve hastanecilik deneyimini, İngiltere’ye Bosna Hersek’e taşıdığımız gibi Romanya başta olmak üzere bölgedeki yeni pazarlara da taşımayı hedefliyoruz. Bükreş’te kurulacak yeni hastanemiz, sadece Romanya halkına değil, aynı zamanda Balkanlar, Doğu Avrupa ve çevre ülkelerden gelen uluslararası hastalara da ileri düzey sağlık hizmeti sunacak kapasitede olacak. Buradaki hedefimiz, bölgesel sağlık ekosistemine katkı sağlamakla kalmayıp, Romanya’yı da uluslararası hasta tedavisinde güçlü bir çekim merkezi haline getirmektir. Medicana olarak sağlıkta sınırların kalktığı bir dönemde, kaliteli ve erişilebilir sağlık hizmetine olan talebi karşılayacak güçlü bir vizyonla ilerliyoruz. Bu yatırım aynı zamanda Türkiye’nin sağlık hizmetleri ihracatına da stratejik bir katkı sağlayacak. Romanya pazarında uzun vadeli, sürdürülebilir bir büyüme planlıyoruz. Buradaki yapılanmamız yalnızca bir hastane açılışı değil; aynı zamanda eğitim, istihdam, teknoloji transferi ve sağlık turizmi gibi alanlarda da etkili olacak çok boyutlu bir yatırım hamlesidir."
Türkiye’de her gün 10 kişi organ bulamadığı için hayatını kaybediyor
03 Kasım 2025 Pazartesi - 15:48 Türkiye’de her gün 10 kişi organ bulamadığı için hayatını kaybediyor Organ ve Doku Nakli Samsun Bölge Koordinatörü Dr. Mehmet Kazak, Türkiye’de her gün 10 kişinin organ bulamadığı için hayatını kaybettiğini, tüm amaçlarının beyin ölümü sonrası organ bağışı sayısını artırmak olduğunu söyledi. Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nde "3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası" dolayısıyla düzenlenen panelde, organ bağışı konusunda farkındalığın artırılması hedeflendi. Panelde konuşan Organ ve Doku Nakli Samsun Bölge Koordinatörü Dr. Mehmet Kazak, organ bağışının önemine dikkat çekerek, "3-9 Kasım, ülkemizde her yıl Organ Bağışı Haftası olarak kutlanmaktadır. Buradaki temel amacımız, organ bekleyen binlerce hastamıza umut olabilmektir. Sahada tüm koordinatörler 7/24 çalışarak eğitimler, organ bağışı stantları, paneller ve sempozyumlar düzenlemektedir. Beklerken hayatını kaybeden hastalarımıza çare olabilmek için büyük bir gayret gösteriyoruz" dedi. "Her gün 10 kişi ölüyor" Ülkede her yıl çok sayıda beyin ölümü gerçekleştiğini belirten Dr. Kazak, "Maalesef bu beyin ölümü sonrası organ bağışı oranı yüzde 25’lerde. Tüm amacımız bu oranı artırmaktır. Bakanlığımız da bu konuda ciddi çalışmalar yürütmektedir. Son olarak e-Devlet üzerinden organ bağışı yapılabilmesi mümkün hale gelmiştir. İnsanlarımızdan isteğimiz şu: Toprak olmasın, can olsun. Lütfen beyin ölümü sonrası organlarınızı bağışlayın ve başkalarına can olun. Türkiye’de yaklaşık 30-35 bin kişinin organ nakli bekliyor. Maalesef her gün 10 vatandaşımızı organ bulamadığımız için kaybediyoruz. Oysa ki donanımlı hastanelerimiz, ekiplerimiz, yoğun bakımlarımız, nakil hocalarımız, 7/24 çalışan 112’miz, UMKE’miz, TSK ve Sağlık Bakanlığı’nın uçakları var. Her şeyimiz var, ancak kadavradan, yani beyin ölümü sonrası organ bağışını artırmamız gerekiyor. Geçen seneye göre bu sene ciddi bir artış var. 2025 yılı içinde şu ana kadar 5 bin 500 organ nakli gerçekleştirildi. Bizim çabamız, özellikle kadavradan yapılan nakil sayısını artırmak" diye konuştu. Panelde ayrıca Gazi Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Cem Soykut ve Kamu Hastaneleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Şahin de söz alarak, organ bağışının farkındalığının artırılmasının önemine vurgu yaptı. Etkinlikte, katılımcılara bilgilendirme materyalleri dağıtıldı ve organ bağışının önemi anlatıldı.