SAĞLIK
Amerika ve Avrupa’da yeni ve sinsi bir kovid: "Ağustos böceği" 31 Mart 2026 Salı - 12:12:12 Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, "ağustos böceği" olarak adlandırılan ve yüksek oranda mutasyona uğramış yeni bir COVID-19 varyantının Amerika ve Avrupa’da yayılmaya başladığını söyledi. Prof. Dr. Özkaya, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre BA.3.2 olarak adlandırılan varyantın en az 25 ABD eyaletinde tespit edildiğini belirterek, "Bu varyantın, aşılar veya önceki enfeksiyonlardan kaynaklanan bağışıklığı daha kolay aşabildiği düşünülüyor. Vakaların genel olarak düşük seviyede seyrediyor, ancak BA.3.2 varyantının dünya genelinde yayılımını sürdürüyor. Bu varyant bir yıldan uzun süredir dolaşımda bulunuyor. Ancak özellikle sonbahardan itibaren ABD dahil birçok ülkede hızlı bir artış göstermeye başladı" dedi. İlk kez Güney Afrika’da görüldü COVID-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünün yayılırken sürekli mutasyona uğradığını hatırlatan Özkaya, "Yeni varyantı diğerlerinden ayıran en önemli özellik, diken proteininde meydana gelen çok sayıda genetik değişikliktir. Bu durum, virüsün bağışıklık sistemi tarafından farklı algılanmasına yol açabilir" diye konuştu. CDC’nin yayımladığı raporlara da değinen Özkaya, bu mutasyonların önceki enfeksiyon veya aşılamayla kazanılan korumayı azaltma potansiyeline sahip olduğunu belirtti. BA.3.2 varyantının ilk olarak Kasım 2024’te Güney Afrika’da tespit edildiğini aktaran Özkaya, bu varyantın Omicron ailesine ait BA.3 alt varyantının bir devamı olduğunu ifade etti. 2024 yılı boyunca diğer varyantların gölgesinde kaldığını belirten Özkaya, "Sessiz bir şekilde yayılımını sürdürdü ve geçtiğimiz eylül ayından itibaren daha belirgin hale geldi" şeklinde konuştu. Hastalığın etkisi Varyantın etkilerine ilişkin de bilgi veren Özkaya, şu ana kadar daha ağır hastalığa yol açtığına dair bir kanıt bulunmadığını vurguladı Özkaya şunları söyledi: "BA.3.2’nin yaygın olduğu ülkelerde daha ciddi hastalık ya da hastaneye yatış oranlarında belirgin bir artış gözlenmedi. Kağıt üzerinde endişe verici görünse de mevcut veriler, hastalık şiddetinin artmadığını gösteriyor." 23 ülkeye yayıldı Verilere göre 11 Şubat 2026 itibarıyla BA.3.2 varyantının en az 23 ülkeye yayıldığını belirten Özkaya, bazı Avrupa ülkelerinde yayılımın daha yüksek olduğuna dikkat çekti. Özkaya, "CDC verilerine göre Danimarka, Almanya ve Hollanda’daki vakaların yaklaşık yüzde 30’una bu varyant neden oluyor" ifadelerini kullandı.
31 Mart 2026 Salı - 11:48 Yurt dışına gidecek ailelere ‘menenjit’ uyarısı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, İngiltere’de yeniden gündeme gelen menenjit vakalarına dikkat çekerek, özellikle yurt dışına gidecek çocuklar için erken tanı ve aşının hayati önem taşıdığını vurguladı. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, İngiltere’de son dönemde artış gösteren menenjit vakalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Son dönemde özellikle gençler arasında görülen menenjit vakalarının yeniden gündeme geldiğini belirten Uzm. Dr. Aracı, bu durumun hem İngiltere’de yaşayanları hem de çocuklarını dil eğitimi için yurt dışına göndermeyi planlayan aileleri tedirgin ettiğini ifade etti. Uzm. Dr. Aracı, "Sağlıklı bireylerde bile saatler içinde ağır tabloya ilerleyebilen bu hastalık, maalesef geç kalındığında ölümcül olabilmektedir" dedi. Menenjitin beyin ve omuriliği saran zarların iltihabı olduğunu belirten Aracı, hastalığın özellikle meningokok kaynaklı formlarının daha ağır seyredebildiğini vurguladı. Hastalığın kısa sürede ilerleyebilmesi nedeniyle erken fark edilmesinin kritik olduğunu dile getiren Aracı, belirtilerin çoğu zaman ani başladığını söyledi. Menenjit belirtilerinin hızlı gelişebileceğine dikkat çeken Aracı, özellikle yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, kusma, ense sertliği, ışığa hassasiyet, bilinç değişikliği ve ciltte mor döküntüler gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Bu belirtilerin bir arada ya da kısa sürede artarak görülmesinin ciddi bir tabloya işaret edebileceğini belirten Uzm. Dr. Aracı, "Özellikle ciltte görülen mor döküntüler, hastalığın ilerlediğini gösteren önemli bir uyarı bulgusudur" diye konuştu. Hastalıkta zaman kaybının ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Aracı, "Bu hastalıkta ‘bekle-gör’ yaklaşımı doğru değildir. Şüpheli belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Erken tanı hayat kurtarır" şeklinde konuştu. Menenjit aşılarının hastalığa karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu belirten Uzm. Dr. Aracı, özellikle meningokok aşılarının önemine dikkat çekti. Türkiye’de Hib ve pnömokok aşılarının rutin olarak uygulandığını hatırlatan Uzm. Dr. Aracı, meningokok aşısının ise henüz ulusal aşı takviminde yer almadığını ifade etti. Bu yüzden ailelerin bilinçli hareket etmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Aracı, "Ergenler, çocuklar ve riskli gruplar mutlaka aşılanmalıdır. Aşılama planı için hekime başvurulmalı ve çocuğa uygun takvim oluşturulmalıdır" ifadelerini kullandı. Özellikle yurt dışına çıkacak çocuklar için önceden sağlık değerlendirmesi yapılmasının önemine değinen Aracı, farklı ülkelerde görülen enfeksiyon risklerine karşı hazırlıklı olunması gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Dil eğitimi ya da farklı nedenlerle yurt dışına gidecek çocukların, gitmeden önce aşı durumlarının gözden geçirilmesi ve gerekli koruyucu önlemlerin alınması büyük önem taşır."
Prof. Dr. Figen Ayhan: "Meme kanseri tedavisi alan her 5 kadından birinde lenfödem gelişme riski vardır"
31 Ekim 2025 Cuma - 09:30 Prof. Dr. Figen Ayhan: "Meme kanseri tedavisi alan her 5 kadından birinde lenfödem gelişme riski vardır" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Figen Ayhan, "Meme kanseri tedavisi alan her 5 kadından birinde lenfödem gelişme riski vardır. Fazla kilolu, koltuk altından lenf cerrahisi geçiren ve/veya ışın tedavisi alan, aynı taraf kol veya memeden enfeksiyon geçiren ve bazı kemoterapileri alan hastalar yüksek risk grubundadır" dedi. Meme kanseri kadınlarda yaygın bir kanser türü olmaya devam ediyor. Meme kanseri cerrahisi geçiren, kemoterapi ve ışın tedavisi alan her 5 kadından 1’inde yıllar sonra bile sıklıkla kolda ve elde görülen ani şişliklerin ise lenfödem belirtisi olabileceği belirtildi. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. F. Figen Ayhan, lenfödem erken teşhis edilmezse fonksiyon kaybına kadar gidebileceğini belirterek, hastalara bedenlerini izleme çağrısında bulundu. Prof. Dr. Ayhan ayrıca, erken teşhisin lenfödemiden korunmanın en etkili yolu olduğunu vurguladı. "Erken tanı ve tedavi almayan lenfödem kronik bir hastalığa dönüşür" Erken tanının her hastalıkta olduğu gibi lenfödemde de önemli bir yere sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Ayhan, "Meme kanseri tedavisi alan her 5 kadından birisinde lenfödem gelişme riski vardır. Fazla kilolu, koltuk altından lenf cerrahisi geçiren ve/veya ışın tedavisi alan, aynı taraf kol veya memeden enfeksiyon geçiren ve bazı kemoterapileri alan hastalar yüksek risk grubundadır ve yakın takip edilmelidir. Beden dikkatle izlenmeli, erkenden teşhis edilmelidir. Lenfödemden korunma ve erken tanı ile tedavisi mümkündür. Erken tanı ve tedavi almayan lenfödem kronik bir hastalığa dönüşür, önemli fonksiyon kayıpları meydana gelebilir. Bu hastalar da tam teşekküllü hastanelerin uzman lenfödem kliniklerinde yaşam boyu sağlıklı diyet, cilt bakımı, manuel lenfatik drenaj masajı, bandaj, gündüz veya gece giysileri ile egzersiz programı almalıdır" dedi. "Meme ameliyatı sonrası egzersizlere başlanmalıdır" Prof. Dr. F. Figen Ayhan, meme kanseri hastalarına özel lenfödem tedavisine ilişkin şöyle konuştu: "Tedavide ödem düzeyini mümkün olabildiğince azaltmak veya gidermek, enfeksiyon riskini azaltmak, lenfödemli bölgelerin fonksiyonel kapasitesini en üst düzeye çıkarmak ve kozmetik görünümü olabildiğince düzeltmek amaçlanır. Meme ameliyatı sonrası erken dönemde omuzun tam eklem açıklığını kazanmaya yönelik egzersizlere başlanmalıdır. Ameliyat ve ışın tedavisi sonrası erken dönemde ödemi artırabilecekleri için dirençli egzersizlerden kaçınılmalıdır. Daha sonraki dönemde kompleks dekonjestif tedavinin bir parçası olarak çok katlı bandajlama veya basınç giysisi kullanılarak eklem hareket açıklığı egzersizleri, germe egzersizleri, kademeli olarak direncin artırıldığı güçlendirme egzersizleri ve kardiyo egzersizleri olarak da bilinen kondisyon artırmaya yönelik aerobik egzersizler ile devam edilmelidir. Hem lenf hem de toplardamar (venöz) dolaşımdaki akımı bozarak lenfödemi arttırmaları nedeniyle eklem hareketi yapılmadan kas kasılmaları ile güçlendirmenin sağlandığı izometrik egzersizlerden kaçınılmalıdır. Meme kanseri ile ilişkili lenfödem risk grubunda olan kadınlar yılda bir kez lenfödem uzmanına başvurmalı ve kolunda şişlik hisseden her meme kanseri tanılı kadın da aynı uzmandan lenfödem tedavisini almalıdır."
Minik tadımcılara zeytinyağı eğitimi
30 Ekim 2025 Perşembe - 18:51 Minik tadımcılara zeytinyağı eğitimi Muğla Büyükşehir Belediyesi, Duyusal Analiz Laboratuvarı Sürekli Eğitim Merkezi’nde "Geleceğin Tadımcılarını Yetiştiriyoruz" projesiyle ilköğretim öğrencilerine zeytinyağı bilinci kazandırıyor. Proje kapsamında çocuklara doğru zeytinyağı üretimi, kaliteli zeytinyağının sağlık üzerindeki etkileri ve kaliteli ile kalitesiz zeytinyağının nasıl ayırt edilebileceği anlatılıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin doğaya duyarlı ve bilinçli nesiller yetiştirme hedefiyle hayata geçirdiği proje, Kavaklıdere Çayboyu Mehmet Koçer İlkokulu ve Yeşilyurt İlkokulu öğrencileriyle buluştu. Eğitimlerde öğrencilere zeytin ağacının doğadaki ve kültürümüzdeki önemi, zeytinyağı üretim süreci, duyusal analiz yöntemiyle kalite farkları ve sağlıklı tüketim alışkanlıkları uygulamalı olarak aktarıldı. Program sonunda öğrencilere katılım belgeleri takdim edildi. Ahmet Aras: "Zeytin ağacını tanıyan çocuk, doğaya da barış getirir" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, projenin çocuklara sadece zeytinyağını değil, aynı zamanda doğayı sevme ve koruma bilincini de kazandırdığını vurguladı: "Muğla, zeytinin ve zeytinyağının anavatanlarından biri. Biz istiyoruz ki çocuklarımız bu toprakların değerini bilsin, üretimi ve emeği tanısın. Zeytin ağacını tanıyan bir çocuk, doğaya da insana da barış getirir. Duyusal Analiz Laboratuvarımız aracılığıyla geleceğin tadımcılarını, yani doğayla dost, bilinçli bir nesli yetiştiriyoruz. Çünkü doğru üretim ve doğru tüketim alışkanlığı, geleceğe bırakılacak en büyük mirastır"
Türkiye-Sudan sağlık diplomasisinde yeni dönem
30 Ekim 2025 Perşembe - 18:50 Türkiye-Sudan sağlık diplomasisinde yeni dönem Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve heyeti, Sudan Büyükelçisi Nader Youssef Al-Tayeb ve Sudan Sağlık Müsteşarı’nı Ankara’daki merkezinde ağırladı. Görüşmede, iki ülke arasında sağlık, bitkisel tıp, eğitim ve yatırım alanlarında ortak çalışma fırsatları ele alındı. Toplantıda Sudan’ın geleneksel tıpta önemli yere sahip Arap zamkı, acı kayısı çekirdeği ve baobab meyvesi gibi bitkisel ürünlerin, Türkiye’deki modern tıbbi araştırmalarla birleştirilerek ortak projeler geliştirilmesi kararlaştırıldı. Ortak bir tanıtım programı üzerine görüşmeler ilerletilecek olarak görüşüldü. Sudan’da kurulacak sağlık merkezleri için Türk-Sudan ortak hastane yatırımları, Sağlık Bakanlığı akreditasyon süreçleri, hasta transferi ve VIP ulaşım altyapısı, kültürel ziyaret ve eğitim değişim programları görüşüldü. Tıp fakültesi öğrencileri ve akademisyenler için öğrenci değişim programları planlanırken, cerrahi simülasyon, bitkisel ilaç yönetimi ve ilaç protokolleri konularında ortak eğitim modelleri de gündeme geldi. Sudan Sağlık Müsteşarı, bu görüşmenin "iki ülke arasında sağlık alanında uzun vadeli bir stratejik iş birliği süreci için çok verimli olduğunu" vurguladı. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ise, "Sudan ile sağlık ve bitkisel ilaç alanındaki iş birliği, hem ekonomik hem de kültürel olarak Osmanlı Dönemine uzanan dostluk köprülerimizi geliştirecektir" ifadelerini kullandı.
Başkan Çiftçi devlet hastanesi şantiyesinde: "İnşaat hızla ilerliyor"
30 Ekim 2025 Perşembe - 17:43 Başkan Çiftçi devlet hastanesi şantiyesinde: "İnşaat hızla ilerliyor" Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, yapımı süren 200 yataklı Çayırova Devlet Hastanesi’nin şantiye alanında incelemelerde bulundu. Yetkililerden bilgi alan ve temel demir bağlama çalışmalarına sembolik olarak destek veren Çiftçi, "Uzun yıllardır hayalini kurduğumuz hastanemiz hızla tamamlanacak" dedi. Çalışmaların süratle devam ettiği ve temel beton serimi öncesinde temel demir imalatlarının sürdüğü hastane şantiye alanına giden Başkan Çiftçi, burada yetkililerden de bilgi aldı. Taban alanı 8 bin 700 metrekare ve yapı inşaat alanı 45 bin 518 metrekare olan, 200 yataklı olarak planlanan Çayırova Devlet Hastanesi şantiyesinde, temel öncesi demir bağlama çalışmaları devam ederken, bir yandan da gro beton imalatları, istinat duvarı çalışmaları ve hafriyat alım çalışmaları sürüyor. "İnşaat hızla ilerliyor" Şantiye alanında gerçekleştirdiği incelemeler sırasında temel demir bağlama işlemlerine de destek veren Başkan Çiftçi, "Çayırova Devlet Hastanesi inşaatımız hızla devam ediyor. Şu anda temel imalatı aşamasındayız. Bizler de adım adım inşaatımızın takibini gerçekleştiriyoruz. Çayırova’mızın devlet hastanesi ihtiyacını da inşallah giderme noktasında önemli bir başlangıç ve inşaatımız da hızla ilerliyor. Uzun yıllardır hayalini kurduğumuz Çayırova Devlet Hastanesi inşaatımız da hızla tamamlanarak, Çayırovalılara hizmet verecek inşallah" ifadelerini kullandı.
ERÜ Hastanelerinden, Meme Kanseri Farkındalık Standı
30 Ekim 2025 Perşembe - 17:17 ERÜ Hastanelerinden, Meme Kanseri Farkındalık Standı Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanelerinde, "1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında halkı bilinçlendirmek amacıyla stant açıldı. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimliği ve Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nın katkılarıyla etkinlik düzenlendi. Gevher Nesibe Hastanesi Poliklinikler Girişinde açılan farkındalık standına, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Kayseri Meme Hastalıkları Araştırma ve Tedavi Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdullah Bahadır Öz, Genel Cerrahi AD. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Celal Akcan, Doç. Dr. Mustafa Gök, öğretim üyeleri, hekimler, sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınları katıldı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Kayseri Meme Hastalıkları Araştırma ve Tedavi Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdullah Bahadır Öz, yaptığı açıklamada; "Her yıl ekim ayında meme kanserine dikkat çekmek için etkinlikler düzenlenmektedir. Kadınlarımıza meme kanseri ile ilgili bilgiler verilerek önemi hakkında farkındalık amaçladık. Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Erken teşhis ve tedavi ile hastalıktan tam olarak kür şansı elde edilmektedir. Bunun için kadınlarımızın her yıl düzenli bir şekilde meme kanseri taramasına gelmesi gerekmektedir. Bu önerilerimiz 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapması, bir farklılık tespit etmesi durumunda genel cerrahi uzmanına başvurması, 25 yaşından sonra klinik muayeneye gelmesi, 40 yaşından sonra ise mamografi çekilmesidir. Meme kanseri tarama sıklığı kişinin meme kanseri riskine göre değişebilmektedir. İlaveten sağlıklı bir yaşam tarzı, dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkol tüketiminden kaçınmak meme sağlığı üzerine olumlu etkiler oluşturmaktadır" diye konuştu. Stantta görevli öğretim üyeleri, hekimler ve sağlık çalışanları, hasta ve hasta yakınlarına broşür dağıtarak, meme kanseri ve muayenesi konusunda bilgi verdi.
2025 Yılı 2. Bölge ASKOM Toplantısı Kayseri’de gerçekleştirildi
30 Ekim 2025 Perşembe - 16:38 2025 Yılı 2. Bölge ASKOM Toplantısı Kayseri’de gerçekleştirildi Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlenen 2025 Yılı 2. Bölge Acil Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Komisyonu (ASKOM) Toplantısı, Kayseri, Nevşehir ve Niğde illerinin katılımıyla Kayseri Şehir Hastanesinde gerçekleştirildi. Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Nevşehir İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Hasan Tartar, Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan, Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Figen Gürbeden, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Özyalçın, Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Özcan, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Kafadar, Kayseri Devlet Hastanesi Başhekim Doç. Dr. İsmail Altıntop ve ilgili sağlık yöneticileri ve birim sorumluları katılım sağladı. Toplantı öncesinde acil sağlık hizmetlerinin etkin ve koordineli yürütülmesinin önemine değinen İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, "Hepinizin bildiği gibi ASKOM toplantılarımız, bölgemizde sunulan acil sağlık hizmetlerinin koordinasyonunu güçlendirmek ve yapılabilecek çalışmaları değerlendirmek adına bizler için kıymetli. Toplantı kapsamında bölge illerimizin acil sağlık hizmetleri sunumları ile iller arası hasta sevkleri ve nedenlerini değerlendireceğiz. Görüş ve önerileriniz bizler için büyük önem taşıyor. Katılımlarınız için teşekkür ediyor, verimli bir toplantı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Açış konuşmasının ardından, Kayseri Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Şık, Niğde Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Harun Yardımcı ve Nevşehir İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Çağrı Serçe’nin sunumu eşliğinde, illerin acil sağlık hizmet verileri, yıllık çağrı ve ambulans vaka sayıları, kırsal ve kentsel vaka ulaşım oranları, istasyon sayıları, il dışı hasta sevk sayıları ve vaka dağılım oranları hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Oturakçıibogil, sonbaharda hastalıklara kalkan olan 8 besini sıraladı
30 Ekim 2025 Perşembe - 15:01 Beslenme ve Diyet Uzmanı Oturakçıibogil, sonbaharda hastalıklara kalkan olan 8 besini sıraladı Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Selva Oturakçıibogil, soğan ve sarımsağın, mikroplarla savaşan doğal antibiyotik etkisi göstererek vücudu hastalıklardan koruduğunu ve düzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini desteklediğini söyledi. Havaların bir sıcak bir soğuk seyrettiği sonbahar aylarında, özellikle grip ve nezle gibi hastalıklar çok daha sık görülüyor. Bu dönemde sağlıklı kalmanın en etkili yolu ise güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaktan geçiyor. Medline Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisten Selva Oturakçıibogil, bağışıklığı doğal yoldan desteklemenin en güzel yolunun taze sebze ve meyveleri sofralardan eksik etmemek olduğunu söyledi. Diyetisyen Oturakçıibogil, sonbaharda hastalıklardan korunmak için sofralarda mutlaka yer alması gereken 8 besini şöyle sıraladı: Turunçgiller Portakal, mandalina, greyfurt ve limon gibi turunçgiller, C vitamini yönünden oldukça zengin besinlerdir. Bu meyveler bir yandan bağışıklığı güçlendirirken bir yandan da zengin lif içerikleriyle sindirim sistemine destek olurlar. Soğan ve sarımsak Soğan ve sarımsak, mikroplarla savaşan doğal antibiyotik etkisi göstererek vücudu hastalıklardan korur, düzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini destekler. Aynı zamanda sindirim sistemini düzenleyip bağırsak sağlığını da korurlar. Ceviz, badem, fındık E vitamini, çinko, magnezyum ve Omega-3 açısından zengin olan bu yağlı tohumlar, bağışıklığı destekleyen en değerli besinler arasında yer alır. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için bu besinlerden günde bir avuç çiğ olarak tüketmek oldukça faydalıdır. Zencefil İçeriğindeki "gingerol" maddesi sayesinde zencefil, vücudu enfeksiyonlara karşı korur ve bağışıklığı güçlendirir. Üstelik zencefil, isteğe göre çay olarak içilebildiği gibi yemeklerde de kullanılabilir. Balık Soğuk su balıkları, içerdikleri zengin Omega-3, A ve B vitaminleriyle bağışıklık sistemini destekler. Bu nedenle haftada iki kez, sağlıklı yöntemler olan ızgara, buğulama veya fırında pişirerek balık tüketmek önem kazanır. Yoğurt Özellikle doğal yollardan yelde edilen yoğurt, bağırsak florasını dengede tutarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca yoğurdun içerdiği laktik asit de mikroplara karşı vücuda koruma sağlar. Balkabağı Beta karoten ve lif içeriği oldukça yüksek olan balkabağı, vücudu mikroplardan korur, hücre yenilenmesine yardımcı olur ve bağışıklığı artırır. Aynı zamanda C vitamini içeriğiyle soğuk algınlığına karşı da etkin bir koruma sağlar. Bitki çayları Kuşburnu, ıhlamur, adaçayı ve ekinezya gibi bitki çayları, antioksidan içerikleriyle vücudu güçlendirirler. Özellikle adaçayı, boğaz ağrısı ve iltihaplanmalara karşı iyi gelir. Ancak kronik hastalığı olanların ve hamilelerin bu çayları tüketmeden önce doktoruna danışması önemlidir.
Yurt dışından gelen mide kanseri hastası Mersin’de sağlığına kavuştu
30 Ekim 2025 Perşembe - 14:29 Yurt dışından gelen mide kanseri hastası Mersin’de sağlığına kavuştu Yurt dışından mide kanseri tedavisi için Mersin’e gelen yabancı uyruklu hasta yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu. Sağlık turizmi kapsamında mide kanseri tedavisi için yurt dışından Türkiye’ye gelen 56 yaşındaki yabancı uyruklu Mahmoud Nashas, Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan tetkiklerin ardından ameliyata alındı. Hastanın yapılan değerlendirmeleri sonucunda, Cerrahi Onkoloji Kliniği ekibi tarafından cerrahi tedavi uygulanmasına karar verildi. Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Cemil Yüksel ve ekibi tarafından gerçekleştirilen laparoskopik radikal subtotal gastroktomi ameliyatında, mide kanserine neden olan tümörlü bölge çevre dokulara zarar verilmeden çıkarıldı. Ameliyat sonrası süreci sorunsuz geçen Nashas, kısa sürede beslenmeye başladı ve hızla iyileşme gösterdi. Doç. Dr. Yüksel, hastanın genel durumunun iyi olduğunu belirterek, "Mide kanserinde erken tanı ve multidisipliner yaklaşım büyük önem taşıyor. Hastamızın tedavi süreci, ekip çalışmasının ve ileri cerrahi tekniklerin bir sonucudur" dedi. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı ise yapılan başarılı operasyonun, kurumlarının uluslararası düzeydeki tıbbi yetkinliğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Prof. Dr. Ballı, "Hastanemiz, ileri teknolojiye sahip ameliyathaneleri, alanında deneyimli uzman kadrosu ve hasta odaklı yaklaşımıyla hem ülkemizden hem de yurt dışından gelen hastalara en üst düzeyde sağlık hizmeti sunmaktadır. Sağlık turizmi kapsamında gerçekleştirilen bu başarılı operasyon Türkiye’nin sağlık alanındaki gücünü dünyaya yansıttığının en somut göstergesidir" ifadelerini kullandı.
Türk Kızılay Başkanı Yılmaz: "(Gazze’ye insani yardım) Açık olduğu müddetçe içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz"
30 Ekim 2025 Perşembe - 13:34 Türk Kızılay Başkanı Yılmaz: "(Gazze’ye insani yardım) Açık olduğu müddetçe içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz" Türk Kızılay Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Gazze’ye gönderilen yardımlara ilişkin, "Açık olduğu müddetçe bizler çok hızlı bir şekilde içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz" dedi. Her yıl Kızılay Haftası kapsamında kurulan ‘Kızılay Haftası Sokağı’nın açılışı Türk Kızılay Etimesgut Yerleşkesinde yapıldı. 330’dan fazla okuldan gelen anasınıfı ve ilkokul öğrencileri için düzenlenen etkinlik kapsamında, Kızılay’ın faaliyetlerinin tanıtıldığı ve uygulamalı olarak gösterildiği stantlar yer alıyor. 5 Kasım’a kadar açık olacak etkinlik alanında öğrenciler; afet parkuru, iklim kahramanları, dijital müze, iyilik kolisi gibi 12 farklı oyun ve etkinlik alanında eğlenceli zaman geçirirken, afet hazırlığı ve iklim değişikliği konusunda farkındalıklarını geliştirebilecek. Bu yılki teması ’İklim Değişikliği ve Afet Bilinci’ olan etkinliğin açılışında konuşan Türk Kızılay Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, temaya ilişkin, "Afet riski engelleyebileceğimiz bir konu değil. Ama afet kaynaklı zarar görebilirlik bir taraftan maruziyetle bir taraftan da kırılganlıkla çok alakalı. Dolayısıyla toplumda bir direnç bir mukavemet oluşturmak bizim ana hedefimiz olmak durumunda. Burada direnç dediğimiz zaman birincisi başımıza her ne gelirse gelsin o afetle ya da o afet riskiyle baş etmeyi öğrenmek daha en küçük yaşlardan başlaması gereken bir konu. Burada çocuklarımıza herhangi bir afet durumunda sel olabilir, yangın olabilir, deprem olabilir. Kendilerini nasıl koruyacakları dışarıya çıkarken ellerindeki o afet çantasını nasıl hazırlayacakları Hangi durumda nasıl ayağa kalkabilmekle alakalı neler öğrenmeleri gerektiği bütün bunları öğretiyor" şeklinde konuştu. "Buraya gelen çocuklar Kızılay’ın geleceği" Türk Kızılay’ın her daim genç olduğunu dile getiren Yılmaz, "Aslında Kızılay’ın geleceğine yatırım yapıyoruz. Çünkü buraya gelen çocuklar Kızılay’ın geleceği. Kızılay 157 yaşında bir kurum ama her daim genç. Çünkü her zaman nesilden nesile bu bayrağı devretmeyi bilen bir kurum. Bunu da şu anda Kızılay Kolları’mızla yapıyoruz. 18 bin öğretmenimiz, 18 bin okulumuz 81 ilde 450 bin öğrencimize Kızılay Kolu esasında aslında faaliyetlerde bulunuyor. Kızılay haftasında da bu faaliyetleri yoğunlaştırmış olacağız" ifadelerini kullandı. "Açık olduğu müddetçe bizler çok hızlı bir şekilde içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz" Gazze’ye gönderilen insani yardımlara ilişkin konuşan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: "Son ateşkesten sonra günlük 400 civarında bir tır içeri girmeye başladı. Bu işin güzel tarafı ama bizi tedirgin eden taraf şu ki ateşkese rağmen hala bombalamalar ya da ihlaller olduğu müddetçe insani yardımın da tekrar kesintiye uğraması riski var ve bu bir ciddi bir kırılganlık oluşturuyor. Dolayısıyla bir taraftan da bu kırılganlığın meydana gelmemesi için savunuculuğu devam ettiriyor olmamız lazım. Kalıcı barışa dönmesi için de aslında uluslararası kamuoyunun insani diplomasiyi yürütüyor olması son derece önemli. Yeni bir gemimizin hazırlığını yapmaya başladık. Açık olduğu müddetçe bizler çok hızlı bir şekilde içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz. Ama dediğim gibi duamız kalıcı barışa dönüşmesi endişemiz ise bu kırılganlık ortamında yardımların tekrar kesintiye uğrama riski."
Kapalı alanda geçen süre arttıkça solunum yolu enfeksiyonları da artıyor
30 Ekim 2025 Perşembe - 12:13 Kapalı alanda geçen süre arttıkça solunum yolu enfeksiyonları da artıyor Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Özkan Karaman, kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesiyle birlikte damlacık yoluyla bulaşan solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış yaşandına dikkat çekti. Karaman, kapalı alanlarda havalandırmaya dikkat edilmesi, sigara dumanından uzak durulması, kişisel hijyen ve grip aşısının ihmal edilmemesi konularında uyarıda bulundu. İzmir Can Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Özkan Karaman, hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte kapalı alanlarda geçirilen sürenin arttığını, bunun sonucunda solunum yolu enfeksiyonlarının da artış göstermeye başladığını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirme yapan Karaman, "Havalar soğumaya başladı ve aynı zamanda değişken hale geldi. Evde ve okulda toplu yaşamın artması, kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesiyle birlikte damlacık yoluyla bulaşan solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış yaşanıyor. Tekrarlayan ve uzayan solunum yolu enfeksiyonlarının özellikle alerjik bünyeye sahip çocuklarda daha sık görülebiliyor. Her 8-10 çocuktan birinde alerjik bünye vardır. Alerjik yapı genetik özellik taşır, bu nedenle aile bireylerinde de benzer şikayetler gözlemlenebilir. Evde sigara içen kişiler varsa, çocuklarda öksürük, hırıltı ve nefes darlığı şikayetleri daha sık görülür ve tekrarlayıcı hale gelir." dedi. Yalnızca evde sigara içilmemesinin yeterli olmadığını vurgulayan Karaman, "Sigara içen kişilerin üzerindeki koku ve ifrazatlar da çocuklarda şikayetleri artırır. Aynı şekilde yoğun parfüm ve deodorant kullanımı da benzer şekilde solunum yollarını tahriş eder." uyarısında bulundu. Yılda bir kez grip aşısı Sık enfeksiyon geçiren, alerjik bünyeye sahip ya da kronik hastalığı olan çocuklar için yılda bir kez grip aşısı yapılmasının önerildiğini aktaran Prof. Dr. Özkan Karaman, "Grip aşısı yılda en az dört kez grip geçirilmesini engelleyebilir. Buna karşın, bağışıklık sistemini güçlendirdiği iddia edilen birçok ilacın bilimsel olarak hiçbir faydası bulunmamaktadır. Sonbahar ve kış aylarında çocuklarda artan öksürük ve solunum yolu enfeksiyonlarına karşı alınabilecek en etkili önlemler; kapalı alanlarda havalandırmaya dikkat etmek, sigara dumanından uzak durmak, kişisel hijyeni korumak ve grip aşısını ihmal etmemek." diye konuştu.