Son Dakika
|
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
ASAYİŞ
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
İsrail ordusu: "Hizbullah lideri Naim Kasım'ın yeğeni Beyrut'ta öldürüldü"
İspanya, Tahran Büyükelçiliği'ni yeniden açıyor
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Merz: "İsrail'in Lübnan'da yürüttüğü savaş barış sürecini başarısızlığa uğratabilir"
İslamabad’da ABD-İran görüşmeleri öncesinde güvenlik önlemleri artırıldı
İran: "Ateşkes ihlaline karşılık verecektik, Pakistan devreye girdi"
İngiltere: "Rusya, İngiliz sularında ve çevresinde denizaltı operasyonu yürüttü"
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
SAĞLIK
Yozgat’taki hasta ambulans helikopterle sevk edildi
09 Nisan 2026 Perşembe - 17:18:10
Yozgat’ta karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle tedavisi süren hasta ambulans helikopter ile Ankara’ya sevk edildi. Yozgat Şehir Hastanesi’nde tedavi gören 15 yaşındaki S.K. isimli hasta, karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle ileri tetkik ve tedavi amacıyla Ankara Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen ambulans helikopter sayesinde hastanın nakli hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirildi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:26
Türkiye’de tek örnekti, Muğla Büyükşehir’e devredildi
Milas Güllük Mahallesinde su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi ve terfi hatlarını da içeren altyapı işletme imtiyaz sözleşmesi 2005 yılında imzalanmıştı. Türkiye’de su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilen tek mahallesi suyun tonunu 100 liranın üzerinde içmeye başlayınca vatandaşların da talebi ile şirket ile Muğla Büyükşehlir Belediyesi arasında hizmetlerin devri sözleşmesi imzalandı. 35 yıllığına özel bir şirkete devredilen bu proje, Türkiye’de su hizmetlerinin özelleştirilmesi konusunda ilk ve tek örnek olarak biliniyor. 7 kişi yaşamını yitirmişti Muğla’nın Milas ilçesi Güllük mahallesinde, Haziran 2013’te özel şirket tarafından işletilen atık su terfi istasyonunda meydana gelen faciada 7 işçi, metan gazı zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Depoya bakım için inen işçilerin yüksek miktarda metan gazına maruz kaldığı ve olayın teknik tedbirsizlikten kaynaklandığı açıklanmıştı. 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri yapıldı Yıllar içerisinde şirket tarifelerinin MUSKİ’ye kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksek olması, su kesintileri ve altyapı sorunları vatandaşların tepkisine neden oldu. Bölge halkı, artan mağduriyet nedeniyle MUSKİ ve CİMER’e yoğun şikâyetlerde bulundu. Yaşanan sorunlar üzerine Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatıyla bir devir komisyonu kuruldu. Yapılan teknik ve mali incelemeler sonucunda işletmenin değeri belirlenirken, borç ve yükümlülükler düşüldükten sonra 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri konusunda anlaşmaya varıldı. Tüm içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri MUSKİ’ye devroldu 1 Nisan 2026 itibarıyla özel şirketin imtiyaz sözleşmesi sona erdirilirken, Güllük, Kıyıkışlacık’ın bir bölümü ve Zeytinlikuyu Mahallesi’nde su ve kanalizasyon hizmetlerinde tek yetkili kurum MUSKİ oldu. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezinde Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül ve Şirket Yetkilisi İhsan Hızarcıoğlu’nun katılımıyla düzenlenen imza töreni ile Güllük’te yıllardır devam sorun çözüme kavuştu. Böylece yıllardır tartışma konusu olan yüksek su ücretleri sorunu çözüme kavuşmuş oldu. Devir töreninde konuşan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Güllük Mahallesi, Kıyıkışlacık Mahallesi’nin bir bölümü ve Zeytinkuyu Mahallesi’nde içme ve atık su hizmetleri geçmişte yapılan bir imtiyaz sözleşmesiyle 35 yıllık bir süreyle arkadaşlar özel şirketlere devredilmişti. Türkiye’de ilk tek örnektir. O dönem aslında yaygınlaştırma amacıyla başlayan bu uygulama daha sonra durdurulmuş ve başka illere ilçelere sirayet etmemiş. Buradaki hemşehrilerimiz bizim MUSKİ’nin verdiği tabii ki hizmeti hem ücret açısından hem de hizmet açısından yaklaşık arkadaşlar maliyet açısından baktığınızda 110 bine yakın abone Muğla’daki tarifelerin yaklaşık iki katı civarında bir su ve atık su bedeli ödemek zorunda kalıyorlardı. Bugün bu sözleşmeyi imzalıyoruz. Tekrar teşekkür ediyorum. Özellikle MUSKİ Genel Müdürlüğümüz ve ekibine. Karşılıklı toplantılar yapıldı, değer tespitleri yapıldı ve Danıştay’a gönderildi. Danıştay onayladıktan sonra da evet bu devir yapılabilir dedikten sonra da biz artık bugün sizlerin karşısına gururla çıkmış olduk. MUSKİ tekrar bütün Muğla’da tarifeler neyse aynı tarifeleri orada uygulayacak. Aynı zamanda yatırım eksiklikleri varsa onları da tamamlayacak. Firmamızın çalışanlarını da mağdur etmek istemiyoruz. Çünkü oradan firma çekilince onun orada hizmet veren yıllardır emekçileri var. İşte burada arkadaşlarımız var, emekçi arkadaşlarımız. Bu zor şartlarda onların da işlerini kaybetmesine bizim gönlümüz kesinlikle razı vermiyor. 50’ye yakın çalışanımız var. Tabii biz o arkadaşlarımızı da yine aynı bölgede MUSKİ’nin çatısı altında bu sefer istihdam edeceğiz ve oradaki faaliyetleri aynı şekilde o arkadaşlarımızın emeğiyle devamını sağlayacağız. Bu sözleşmenin, bu devrin Miladımıza, Muğla’mıza, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:22
Hayrabolu Devlet Hastanesine dahiliye uzmanı atandı
Hayrabolu Devlet Hastanesi Dahiliye Bölümü’ne atanan Uzm. Dr. Oğuzhan Çalışkan, görevine başladı. Hayrabolu Devlet Hastanesi’nde İç Hastalıkları (Dahiliye) Hekimi Uzm. Dr. Oğuzhan Çalışkan poliklinik hizmeti vermeye başladı. Hastane yönetimi, Dr. Çalışkan’ın deneyimli kadrosuyla birlikte hizmet kalitesinin artacağını ve vatandaşların sağlık alanındaki ihtiyaçlarının daha hızlı karşılanacağını belirtti. Göreve başlayan Dahiliye Uzmanı Dr. Çalışkan, "Hayrabolu ve çevresindeki vatandaşlarımıza en iyi şekilde hizmet sunmak için elimden geleni yapacağım" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:22
"Bağımlılıkla mücadele topyekün olmalı"
Erzurum’da "Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu" toplantısı, Vali Aydın Baruş başkanlığında, gerçekleştirildi. Toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Vali Baruş, Erzurum’da bağımlılıkla mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların olumlu sonuçlar verdiğini belirterek; "Gençlerimizi, çocuklarımızı ve tüm vatandaşlarımızı hedef alan zararlı yapılara karşı mücadelemiz kararlılıkla sürdürülüyor" dedi. Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Vali Baruş, bu süreçte kurumlar arası iş birliği ile toplumsal farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Toplantıda, İl Sağlık Müdürlüğü ve Yeşilay Erzurum Şube Başkanlığı tarafından yürütülen faaliyetlere ilişkin sunumlar gerçekleştirildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Nisan 2026 Çarşamba- 16:06
Van’da sağlıkta yeni dönem
2
09 Nisan 2026 Perşembe- 10:13
Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: "Bir kereden çok şey olur"
3
08 Nisan 2026 Çarşamba- 15:09
Yatağan’daki hastanede kesisiz cerrahi ameliyatı başarıyla uygulandı
4
08 Nisan 2026 Çarşamba- 10:29
11 yıldır hasret çeken çift, abdominal serklaj ameliyatının ardından bebeklerine kavuştu
5
08 Nisan 2026 Çarşamba- 10:48
Bebeklikte kansere yakalanan minik kahramanların umut veren zaferi
13 Ekim 2025 Pazartesi - 09:59
Bayburt’ta sağlıklı yaşam için adım attılar
Bayburt’ta bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesi, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve toplumda farkındalık oluşturulması amacıyla yürüyüş etkinliği gerçekleştirildi. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü ile Bayburt İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, fiziksel aktivitenin teşviki ve düzenli egzersiz alışkanlığının kazandırılması hedeflendi. Kop Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri ile sağlık çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirilen yürüyüş öncesinde 15 Temmuz Şehir Parkı girişinde bir araya gelen katılımcılara tişört ve şapka dağıtıldı. Yürüyüşe İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Harun Sivlim, İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Kahraman, sağlık personelleri, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. 15 Temmuz Şehir Parkı içerisinde gidiş-dönüş şeklinde yapılan yürüyüş, katılımcılara elma ve su ikram edilmesiyle son buldu.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 09:49
Meme kanserine dikkat çekmek için kürek çektiler
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Moda Kürek Kulübü, meme kanserine dikkat çekmek için Kadıköy Dalyan Sahili’nde kürek çekti. Etkinlikte erken teşhisin önemi vurgulandı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında toplumsal bilinci artırmak amacıyla Moda Kürek Kulübü ile anlamlı bir etkinliğe imza attı. "Meme Kanserine Farkındalık İçin Kürek Çekiyoruz" sloganıyla düzenlenen etkinlikte, meme kanserini yenen kadın sporcular ve 18 kadın gönüllü, hastane personeliyle birlikte kürek çekti. Kadın dayanışmasını, umudu ve erken tanının önemini simgeleyen etkinlikte, meme kanserini atlatmış kadın sporcuların azmi, diğer hastalara ilham kaynağı oldu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yönetimi, hekimleri ve sağlık personeli de organizasyona katılarak destek verdi. Etkinliğin sonunda, farkındalık için kürek çeken sporculara ve hastane personeline teşekkür plaketi takdim edildi. "Çok anlamlı bir hatırlatma etkinliği oldu" Meme Kanserini atlatan Bahar Asırcı, meme kanserine dikkat çekmek için düzenlenen etkinliği çok anlamlı bir hatırlatma etkinliği olduğunu söyleyerek, "Sekiz kadından biri günümüzde meme kanserine yakalanıyor. Meme kanseri yalnızca kadınları değil, oranı daha düşük olsa da erkekleri de etkileyebiliyor. Bu nedenle herkesin bu konuda bilinçlenmesi ve düzenli olarak kontrollerini yaptırması açısından çok anlamlı bir hatırlatma etkinliği oldu. Ayrıca kürek, birlikte yapılan bir takım sporu. Fiziksel dayanıklılığın yanı sıra ekip ruhu da gerektiriyor. Aslında herhangi bir kanser sürecinde de bu iki şey çok önemli; hem fiziksel hem de mental olarak dayanıklı olmak ve çevrenden, arkadaşlarından, kulübünden destek görmek iyi bir durum. Kürek sporu da tam olarak bu birlikteliği ve dayanıklılığı simgeliyor. Ben de nisan ayının başında böyle şüpheli biri durum yaşadım. Doktorlar ameliyat olmam gerektiğini söyledi. O sırada antrenmanlarımız ve yarış hazırlıklarımız devam ediyordu, bu nedenle benim için oldukça zorlu bir dönemdi. Ancak erken fark ettiğim için çok şanslıydım. Fark ettiğim ertesi gün yine kürek çekmeye geldim, çünkü arkadaşlarım bana büyük destek oldular. O süreçte herkesin desteğini hissettim. Kürek sporu o dönemde hem aklımı dağıtmamı sağladı hem de kendimi güçlü hissetmeme yardımcı oldu. Tedavi sürecim ameliyatın ardından devam etti ama neyse ki hastalık ilerlemeden bu süreci geride bıraktım" dedi. "Her sekiz kadından biri meme kanserine yakalanıyor" Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Tıbbi Onkoloji Uzmanı olarak görev yapan Prof. Dr. Türkan Öztürk Topcu, erken teşhisin önemine vurgu yaparak, "Çok güzel bir organizasyondu. Ekim ayı, meme kanseri farkındalık ayı olarak bizim için büyük önem taşıyor. Erken teşhis ve erken tanı, bu hastalıkta başarının en önemli anahtarı. Ne kadar erken tanı konulursa, tedavi sürecinde o kadar başarılı oluyoruz. Artık elimizde çok sayıda ilaç, tedavi yöntemi ve gelişmiş teknikler var. Buradan tüm kadınlara seslenmek istiyorum; Lütfen meme kanseri taramalarınızı ihmal etmeyin. Kendi kendine muayene çok önemli, ayrıca 40 yaşından sonra mamografi ve diğer tarama testlerini düzenli olarak yaptırmayı unutmayın. Bugün kürek kulübü ile birlikte farkındalık için kürek çektik. Bu anlamlı etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yaklaşık her sekiz kadından biri meme kanserine yakalanıyor, bu oldukça yüksek bir oran ve giderek artıyor. Ancak unutmayalım ki, tarama testleri sayesinde hastalığı ne kadar erken yakalarsak, tedavide o kadar başarılı oluyoruz" diye konuştu.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 09:46
Obezite nedeniyle yıllardır diş tedavisi olamayan hasta sağlığına kavuştu
Fiziksel engeli nedeniyle, uzun süredir diş tedavisi yapılamayan bir hasta, Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi hekimlerinin özverili çalışmasıyla sağlığına kavuştu. Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi hekimleri, kronik rahatsızlıkları sonucunda sonradan edinilmiş obezite sendromu gelişen ve fiziksel kısıtlılığı nedeniyle tedavi olamayan T.K.E. adlı hastaya başarılı bir müdahale gerçekleştirdi. Tedavi öncesinde Tekirdağ İl Ambulans Servisi ekipleri, hastayı özel şartlar altında hastaneye ulaştırdı. Dt. Hüseyin Kalay ve klinik yardımcısı Melike Akkaşoğlu tarafından yaklaşık iki saat süren dikkatli ve titiz bir çalışma sonucu hastanın diş tedavisi başarıyla tamamlandı. İşlemlerin ardından hasta, 112 ambulans ekipleri eşliğinde hastaneden sağlıkla ve memnuniyetle ayrıldı. Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi tarafından yapılan açıklamada, "Hastalarımızın her birine ihtiyaçlarına uygun, erişilebilir ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak önceliğimizdir. Fiziksel engelleri veya özel durumları nedeniyle tedaviye erişimde zorluk yaşayan tüm vatandaşlarımız için gerekli koordinasyon sağlanmaktadır" denildi. Modern altyapısı ve uzman kadrosuyla hizmet veren Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi, vatandaşlara 7 gün 24 saat kesintisiz olarak çözüm odaklı sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 09:41
Doç. Dr. Dağ’dan reflü hastalığı ile ilgili bilgiler verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde görev yapan Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Sait Dağ, toplumda sıkça karşılaşılan mide ve bağırsak şikayetlerine dair en çok merak edilen soruları yanıtladı. Doç. Dr. Dağ, mide şikayetlerinin sadece basit bir hazımsızlık olmadığını, bazı durumlarda ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini vurguladı. Dr. Dağ, "Halk arasında yaygın olan ‘süt mide yanmasına iyi gelir’ inancı her zaman doğru değil. Bazı hastalarda şikayetleri daha da artırabiliyor" dedi. Modern yaşam tarzının ve beslenme alışkanlıklarının sindirim sistemi üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Doç. Dr. Dağ, "Sürekli gaz ve şişkinlik hissi neyin belirtisi olabilir. Reflü hastaları nelere dikkat etmeli. Endoskopi ne zaman gerekli olur. Hangi mide şikayetleri ihmal edilmemeli. Kolonoskopi gerçekten korkulacak bir işlem mi" şeklinde konuştu.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 08:58
"Güncel Tedavi Yaklaşımları" programı kapsamında aile hekimleri bir araya geldi
Trabzon’da İmperial Hastanesi öncülüğünde düzenlenen ’Güncel Tedavi Yaklaşımları’ konulu program aile hekimlerinin katılımıyla yapıldı. Moderatörlüğünü Trabzon Aile Hekimleri Derneği (TRAHED) Başkanı Dr. Hakan Uzun ve Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek’in yaptığı programda, İmperial Hastanesi Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Betül Önal Günay, Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Serkan Tayar ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doğukan Atabay kendi alanlarında birer sunum yaptı. İlk olarak Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, "Koroner Arter Hastalığı ve Hipertansiyon" üzerine bir konuşma yaptı. Çiçek, dünyada 75 yaş altı ölümlerin en sık sebebinin kardiyovasküler sistem hastalıkları olduğu kaydederek "Dünyada 75 yaş altı ölümlerin en sık sebebi kardiyovasküler sistem hastalıkları. Risk faktörleri arasında en sık olanları hipertansiyon, diyabet, obezite, sigara, yaş, stres, hareketsizliği sayabiliriz" diye konuştu. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Betül Önal Günay’da "Kırmızı Göz" konulu bir sunum yaparak "Tanım olarak kırmızı göz, gözün beyaz görünen kısmının kırmızı olmasına sebep olan durumların tümü olarak adlandırılabilir" dedi Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Serkan Tayar ise "Obezite Cerrahisinin kronik hastalıklara etkisi" üzerine bir konuşma yaparak "Obezite çağımızın sorunu. Özellikle pandemiden sonra obezite iyice pik yaptı. Maalesef Avrupa’da obizetede Türkiye şu anda birinci sırada dünyada da 17 sıradayız. Bu da gerçekten bizim için çok önemli bir hastalık olduğunu söylemek istiyorum" diye konuştu. Son olarak Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doğukan Atabay, "Ameliyatsız Tiroid Tedavisi" üzerine bir konuşma yaparken programda konuşmacılara günün anısına plaket takdimi yapıldı.
12 Ekim 2025 Pazar - 15:58
Kışın favorisi: Zencefil, propolisli macun, kara mürver ve karadut pekmezleri
Kocaeli’de havaların soğumasıyla birlikte vatandaşlar, bağışıklığı güçlendiren doğal ürünlere yöneldi. Zencefil ve propolisli macunlar, öksürük ve grip şikayetlerine karşı en çok tercih edilen ürünler olurken, Hindistan cevizi yağı ise unutkanlığa, ağız kokusuna ve diş beyazlatmaya iyi gelmesiyle öne çıkıyor. Aktar Eda Aydoğar, kış boyunca bu doğal ürünlerin hayatın vazgeçilmez parçaları olduğunu söyledi. Kış aylarının gelmesiyle birlikte vatandaşlar hastalıklardan korunmak için doğal çözümlere yöneldi. İzmit’te aktar işletmeciliği yapan Eda Aydoğar, son dönemde özellikle zencefil, propolis ve kara mürver içeren macun ve pekmezlerin büyük ilgi gördüğünü söyledi. Aydoğar, "Bu yıl insanlar hastalıklardan korunmak için bitkisel ürünleri tercih ediyor. Öksürük, grip ve karaciğer problemlerine karşı zencefilli ve propolisli macunlarımız ile kara mürver ve karadut özlü pekmezler kış boyunca en çok talep gören ürünler arasında" dedi. "Zencefilli ve propolisli macunlara büyük ilgi var" Aydoğar, özellikle kış döneminde bazı bitkisel karışımlara rağbetin arttığını belirterek, "Şu sıralar zencefilli macun, enginarlı macun ve karaciğer yağlanmasına iyi gelen ürünler çok tercih ediliyor. Özellikle zencefil, ginseng ve propolis içeren macunlar hem vücut direncini artırıyor hem öksürüğe iyi geliyor hem de balgam söktürüyor. Kara mürver bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Hem şurup olarak içilebiliyor hem de pekmez şeklinde tüketiliyor" ifadelerini kullandı. "Hatmi çiçeğini sütle kaynatın" Vatandaşlara kış boyunca bazı bitkileri düzenli kullanmalarını tavsiye eden Aydoğar, "Kış boyunca ebe gümeci, hibiskus, hatmi çiçeği, adaçayı, ıhlamur kullanılabilir. Bu bitkileri kış boyunca hayatınızda bulundurmanız gerekiyor. Hatmi çiçeğini sütle kaynatıp içerseniz boğaza birebir iyi gelir. Öksürüğe iyi gelir, balgam söktürür. Diğer bitkileri sütle değil, normal şekilde demleyip içebilirsiniz ama hatmi çiçeğini mutlaka sütle kaynatın" şeklinde konuştu. "Saç ve cilt için doğal yağlar tercih edilmeli" Kış aylarında saç dökülmesi ve cilt problemleriyle ilgili de çok sayıda müşterisinin geldiğini belirten Aydoğar, "Hindistan cevizi yağı unutkanlığa, ağız kokusuna ve diş beyazlatmaya iyi gelir. Ayrıca saça ve cilde de çok faydalıdır. Biberiye yağı saçı güçlendirir, bazı kişiler ‘beyazlatıyor’ diyor ama bu kişiye göre değişiyor. Çoğu müşterim memnun, tatlı badem ve Hint yağının da saç, kaş ve kirpik bakımında etkili. Hint yağı et benlerini düşürür, ayaktaki mantara iyi gelir. Uzun süreli kullanımda saçı, kaşı ve kirpiği siyahlaştırır. Bu dört ürünü düzenli kullanan müşterilerimiz genelde memnun kalıyor" ifadelerini kullandı.
12 Ekim 2025 Pazar - 15:26
Kışın favorisi: Zencefil, propolisli macun, kara mürver ve karadut pekmezleri
Kocaeli’de havaların soğumasıyla birlikte vatandaşlar, bağışıklığı güçlendiren doğal ürünlere yöneldi. Zencefil ve propolisli macunlar, öksürük ve grip şikayetlerine karşı en çok tercih edilen ürünler olurken, Hindistan cevizi yağı ise unutkanlığa, ağız kokusuna ve diş beyazlatmaya iyi gelmesiyle öne çıkıyor. Aktar Eda Aydoğar, kış boyunca bu doğal ürünlerin hayatın vazgeçilmez parçaları olduğunu söyledi. Kış aylarının gelmesiyle birlikte vatandaşlar hastalıklardan korunmak için doğal çözümlere yöneldi. İzmit’te aktar işletmeciliği yapan Eda Aydoğar, son dönemde özellikle zencefil, propolis ve kara mürver içeren macun ve pekmezlerin büyük ilgi gördüğünü söyledi. Aydoğar, "Bu yıl insanlar hastalıklardan korunmak için bitkisel ürünleri tercih ediyor. Öksürük, grip ve karaciğer problemlerine karşı zencefilli ve propolisli macunlarımız ile kara mürver ve karadut özlü pekmezler kış boyunca en çok talep gören ürünler arasında" dedi. "Zencefilli ve propolisli macunlara büyük ilgi var" Aydoğar, özellikle kış döneminde bazı bitkisel karışımlara rağbetin arttığını belirterek, "Şu sıralar zencefilli macun, enginarlı macun ve karaciğer yağlanmasına iyi gelen ürünler çok tercih ediliyor. Özellikle zencefil, ginseng ve propolis içeren macunlar hem vücut direncini artırıyor hem öksürüğe iyi geliyor hem de balgam söktürüyor. Kara mürver bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Hem şurup olarak içilebiliyor hem de pekmez şeklinde tüketiliyor" ifadelerini kullandı. "Hatmi çiçeğini sütle kaynatın" Vatandaşlara kış boyunca bazı bitkileri düzenli kullanmalarını tavsiye eden Aydoğar, "Kış boyunca ebe gümeci, hibiskus, hatmi çiçeği, adaçayı, ıhlamur kullanılabilir. Bu bitkileri kış boyunca hayatınızda bulundurmanız gerekiyor. Hatmi çiçeğini sütle kaynatıp içerseniz boğaza birebir iyi gelir. Öksürüğe iyi gelir, balgam söktürür. Diğer bitkileri sütle değil, normal şekilde demleyip içebilirsiniz ama hatmi çiçeğini mutlaka sütle kaynatın" şeklinde konuştu. "Saç ve cilt için doğal yağlar tercih edilmeli" Kış aylarında saç dökülmesi ve cilt problemleriyle ilgili de çok sayıda müşterisinin geldiğini belirten Aydoğar, "Hindistan cevizi yağı unutkanlığa, ağız kokusuna ve diş beyazlatmaya iyi gelir. Ayrıca saça ve cilde de çok faydalıdır. Biberiye yağı saçı güçlendirir, bazı kişiler ‘beyazlatıyor’ diyor ama bu kişiye göre değişiyor. Çoğu müşterim memnun, tatlı badem ve Hint yağının da saç, kaş ve kirpik bakımında etkili. Hint yağı et benlerini düşürür, ayaktaki mantara iyi gelir. Uzun süreli kullanımda saçı, kaşı ve kirpiği siyahlaştırır. Bu dört ürünü düzenli kullanan müşterilerimiz genelde memnun kalıyor" ifadelerini kullandı.
12 Ekim 2025 Pazar - 15:23
Sağlık-Sen Şırnak Şubesi’nden banka promosyonu sorununa ortak mücadele çağrısı
Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası Şırnak Şube Başkanlığı, banka promosyon sözleşmelerinin günümüz ekonomik şartlarına uygun şekilde yenilenmesi gerektiğini belirtti. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, 2025 yılı sonunda bitecek olan Sağlık Bakanlığı banka promosyon süreci ile ilgili illere gönderdiği yazıda 2026-2028 dönemini kapsayacak protokol ve sözleşme çalışmaları ile ilgili İl Sağlık Müdürlüklerinin yetkilendirildiğini söyledi. Yetkili sendika olarak süreci takip ettiklerine vurgu yapıp, ortak mücadele çağrısı yaparak sürece dahil olmak istediklerini ifade eden Anmal, tüm sendika yetkililerini sağlık çalışanlarının hak ve menfaatleri için banka yetkililerinin bilgilendirme ve rekabet şartlarının kolaylaştırarak sağlanmasına yönelik çalışmaya dahil olmalarını istedi. Başkan Anmal, "Şırnak İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan tüm sağlık çalışanlarının 2026-2028 yıllarını kapsayacak banka promosyonu süreci hakkında, Şırnak’ta tüm memur sendikaları ve Öz Sağlık-İş Sendikası ile birlikte ortak bir mücadele yürütme çağrısında bulunuyoruz. Bu süreçte yetkili sendika sıfatıyla karar ve imza yetkisi Şırnak Sağlık-Sen Şubesi’nde bulunmakla birlikte, alınacak tüm kararların diğer sendikaların ortak iradesi ve demokrasi ilkeleri doğrultusunda şekilleneceğini açıkça vurguluyoruz. Sağlık-Sen öncülük edecek, ancak tüm sendikalar eşit zeminde ve ortak paydada yer alacaktır. Bu anlamda sürece katkı sunacak olanlar ortak bir kamuoyu çalışması yürütülecekleri gibi gerçekleşecek ihalede tüm sendikalar gözlemci olarak yer alacaktır. Bankalardan gelecek son teklifin kabulü veya ihalenin tekrarı konusunda kararlar, bu çağrıya katılan sendikaların ortak iradesiyle alınacaktır. Bu noktada, sağlık çalışanlarımızın haklarını korumak ve en yüksek kazanımı sağlamak için yürütülecek mücadelenin çerçevesi belirlenmiştir. Çağrımıza olumlu cevap veren tüm sendikalara kapılarımız açık olacaktır. Ancak bu süreçte samimiyetsizlik gösteren veya geri duran sendikaların tavrını, en büyük hakem olan sağlık çalışanlarımızın vicdanına bırakıyoruz. Şırnak Sağlık-Sen ailesi olarak, Şube Yönetim Kurulumuz, ilçe başkanlarımız, kadın ve gençlik kollarımız ile divan kurulumuzun ortak iradesi doğrultusunda bu mücadeleyi yürüteceğiz. Yapacağımız eylem ve açıklamalara tüm sendikalardan destek bekliyoruz. Sağlık çalışanlarının alın teri ve emeğinin karşılığı için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir" dedi.
12 Ekim 2025 Pazar - 13:41
Çocuk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Tubaş: "Emzirmek öğrenilebilen bir süreçtir"
Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Sosyal Pediatrist Doç. Dr. Filiz Tubaş, ilk 6 ay anne sütünün çok önemli olduğunu ifade ederek, "Ben emziremiyorum, sütüm gelmiyor gibi korkulara kapılmak gayet normal. Bu korkular aşılabilir. Emzirmek öğrenilebilen bir süreçtir" dedi. Anne sütünün önemi hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Filiz Tubaş, bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğini söyledi. Emzirmenin öğrenebilen bir süreç olduğunu ve annelerin korkuya kapılmaması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Tubaş, "Emzirmek, aslında çocukların hayatta kalması ve sonraki yıllarda hastalığa kapılmaması için çok önemli. Bebeğin beyin sağlığından bağışıklık sisteminin güçlenmesine kadar sayısız faydası olan anne sütünü yeterince alması, çok önemlidir. Anne sütünü alan bebekler, hayata daha güçlü başlarlar. Pek çok anne bunu biliyor ve inanıyor. Ama emzirme sürecinde bazı sorunlar yaşayabiliyorlar" dedi. "Emzirmeyi sürdürmekte zorluk yaşanıyor" Ülkemizde annelerin emzirmeye başladığını ama sürdürmekte zorluk yaşadıklarını vurgulayan Tubaş, emzirme süreciyle ilgili annelerin yaşadığı sorunlara ilişkin şunları söyledi: "Elimizdeki veriler, ülkemizde annelerin emzirmeye başladığını ama sürdüremediğini bize gösteriyor. İlk 6 ay sadece anne sütü vermeliyiz. 6 aydan sonra, 2 yaşına kadar anne sütü ile beraber ek gıdalara devam etmeliyiz. Emzirme annenin sağlığı için de çok faydalı bir süreç. Rahmin daha kısa zamanda toparlanması, fazla kilonun verilmesi gibi faydaları annenin gelecekteki sağlığına da katkıda bulunuyor. O yüzden emzirme sürecinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi hem anneye hem bebeğe fayda sağlıyor. Emzirebilir miyim diye kaygılanan annelere her zaman söylediğim gibi; emzirmek öğrenilebilen bir süreçtir. ‘Ben emziremiyorum, sütüm gelmiyor’ gibi korkulara kapılmak gayet normal. Anneler bu durumda kendilerini yetersiz hissedebiliyorlar. Pek çok yeni anne bu korkuları yaşıyor. Bazıları ‘hocam, ben bu işi tek başıma yapamıyorum, yardım alabilir miyim?’ Evet, alabilirsiniz diyorum. Hem doktorunuz hem bu alanda uzmanlaşmış sağlık çalışanları size destek olabilir." "Emziren anne desteklenmeli" Emzirme sürecinde annenin tıbbi, psikolojik ve sosyal olarak desteklenmesinin çok önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Filiz Tubaş sözlerine şöyle devam etti: "Anneler bu dönemde yalnız bırakılmamalı. Doktorlar ve sağlık çalışanları bu süreçte rehberlik edebilir. Emzirmek sabırla öğrenilen, zamanla gelişen bir süreçtir. Anneler, destek aldıkça hem kendilerine güvenleri artar hem de bebekleriyle daha güçlü bir bağ kurarlar."
12 Ekim 2025 Pazar - 13:33
Çocuk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Tubaş: "Emzirmek öğrenilebilen bir süreçtir"
Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Sosyal Pediatrist Doç. Dr. Filiz Tubaş; ilk 6 ay anne sütünün çok önemli olduğunu ifade ederek, "Ben emziremiyorum, sütüm gelmiyor gibi korkulara kapılmak gayet normal. Bu korkular aşılabilir. Emzirmek öğrenilebilen bir süreçtir" dedi. Anne sütünün önemi hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Filiz Tubaş, bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğini söyledi. Emzirmenin öğrenebilen bir süreç olduğunu ve annelerin korkuya kapılmaması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Tubaş; "Emzirmek, aslında çocukların hayatta kalması ve sonraki yıllarda hastalığa kapılmaması için çok önemli. Bebeğin beyin sağlığından bağışıklık sisteminin güçlenmesine kadar sayısız faydası olan anne sütünü yeterince alması, çok önemlidir. Mucizevi bir besin maddesi olan anne sütünü alan bebekler, hayata daha güçlü başlarlar. Pek çok anne bunu biliyor ve inanıyor. Ama emzirme sürecinde bazı sorunlar yaşayabiliyorlar" dedi. "Emzirmeyi sürdürmekte zorluk yaşanıyor" Ülkemizde annelerin emzirmeye başladığını ama sürdürmekte zorluk yaşadıklarını vurgulayan Doç. Dr. Filiz Tubaş, emzirme süreciyle ilgili annelerin yaşadığı sorunlarla ilişki şunları söyledi; "Elimizdeki veriler, ülkemizde annelerin emzirmeye başladığını ama sürdüremediğini bize gösteriyor. İlk 6 ay sadece anne sütü vermeliyiz. 6 aydan sonra, 2 yaşına kadar anne sütü ile beraber ek gıdalara devam etmeliyiz. Emzirme annenin sağlığı için de çok faydalı bir süreç. Rahmin daha kısa zamanda toparlanması, fazla kilonun verilmesi gibi faydaları annenin gelecekteki sağlığına da katkıda bulunuyor. O yüzden emzirme sürecinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi hem anneye hem bebeğe fayda sağlıyor. Emzirebilir miyim diye kaygılanan annelere her zaman söylediğim gibi; emzirmek öğrenilebilen bir süreçtir. ‘Ben emziremiyorum, sütüm gelmiyor’ gibi korkulara kapılmak gayet normal. Anneler bu durumda kendilerini yetersiz hissedebiliyorlar. Pek çok yeni anne bu korkuları yaşıyor. Bazıları ‘Hocam, ben bu işi tek başıma yapamıyorum, yardım alabilir miyim?’ Evet, alabilirsiniz diyorum. Hem doktorunuz hem bu alanda uzmanlaşmış sağlık çalışanları size destek olabilir" "Emziren anne desteklenmeli" Emzirme sürecinde annenin tıbbi, psikolojik ve sosyal olarak desteklenmesinin çok önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Filiz Tubaş sözlerine şöyle devam etti: "Anneler bu dönemde yalnız bırakılmamalı. Doktorlar ve sağlık çalışanları bu süreçte rehberlik edebilir. Emzirmek sabırla öğrenilen, zamanla gelişen bir süreçtir. Anneler, destek aldıkça hem kendilerine güvenleri artar hem de bebekleriyle daha güçlü bir bağ kurarlar" diye konuştu.
12 Ekim 2025 Pazar - 13:03
Yatta yaralanan vatandaşa Sahil Güvenlik’ten tıbbi tahliye
Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden ticari yatta yaralanan vatandaşa tıbbi tahliye gerçekleştirildi. Fethiye ilçesi açıklarında seyreden ticari yatta yaralanan vatandaş için yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine yönlendirilen Sahil Güvenlik ekipleri yaralanan çocuğu bota alarak 112 ambulans ekiplerine teslim etti.
12 Ekim 2025 Pazar - 12:59
Dikkat eksikliği teşhisinde yapay zeka dönemi
Yaşar Üniversitesi Doktora öğrencisi Gürcan Taşpınar, yapay zeka uygulamalarıyla dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu (DEHB) geleneksel yöntemlere göre daha güvenilir biçimde tespit etmeyi hedefledi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), son yıllarda özellikle çocuklarda daha sık görülmeye başladı. Günümüzde DEHB tanısı genellikle uzmanların yaptığı uzun gözlemler ve testlerle konuyor. Bu süreç hem zaman alıyor hem de kişiden kişiye değişebiliyor. Tanıyı daha hızlı ve doğru hale getirmek için geliştirilen yapay zeka destekli yeni sistemler ise bu alanda dikkat çekici bir yenilik sunuyor. Bu amaçla Yaşar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Elektrik-Elektronik Mühendisliği Doktora Programı Öğrencisi Gürcan Taşpınar, tezinde DEHB belirtilerini analiz ederek tespit yapabilen bir yapay zeka uygulaması ortaya koydu. Taşpınar, "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun Makine Öğrenme Yöntemleri ile fMRI Tabanlı Tespiti" adlı doktora tezinde mevcut yöntemleri geliştirmeyi amaçladı. Çalışmada, fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRG) verileri derin öğrenme algoritmalarıyla analiz edilerek, DEHB tanısında davranışsal gözlemler yerine nörobiyolojik göstergelerin kullanılabileceği nesnel bir model geliştirildi. Tez, Yaşar Üniversitesi Yapay Zeka Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı ve Elektrik - Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nalan Özkurt ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakülte Dekanı, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Çetinkaya danışmanlığında gerçekleşti. "Geleneksel yöntemlerin hatalarını azaltmaya çalışıyoruz" Doktora tezinin amacına vurgu yapan Gürcan Taşpınar, "Görüntüleme ve makine/derin öğrenmedeki hızlı gelişmeler sayesinde, teşhisi acil ve önemli olan DEHB için artık geçmişte geleneksel yöntemlerle kullanılanlardan daha güvenilir teşhis yöntemleri mevcut. Yapay zeka uygulamaları, DEHB görüntülerinden çıkarılan bir takım ayırt edici özelliklerin sisteme defalarca kez uygulanıp, sistemin öğrenmesi ile tespit ediliyor. Bu uzun öğrenme sürecinden sonra sistem yeni bir görüntüyü hasta/sağlıklı şeklinde sınıflandırıyor. Biz bilim insanları ise bu sınıflandırma başarımlarının oranlarını arttırmaya çalışarak geleneksel yöntemlerdeki muhtemel subjektif hataları düşürmeye çalışıyoruz. Çünkü geleneksel yöntemler eninde sonunda türlü tanı kriterleri için bir uzmanın subjektif değerlendirmesi ile DEHB teşhisi koyuyor" diye konuştu. Öznel değerlendirmeyle tanı konuluyor Mevcut tanı sistemlerindeki eksikleri anlatan Tez Danışmanı Prof. Dr. Çetinkaya, "Dijital uyaranların artışı ve oyun alanlarının azalmasıyla birlikte, özellikle çocuklarda tanı oranlarında belirgin bir yükselme gözleniyor. Ancak hâlen en temel güçlük, tanının büyük ölçüde öznel değerlendirmelere dayanmasıdır. Çalışmanın dikkat çekici yönlerinden biri, mevcut tanı sistemlerinde "Birleşik" tip tanılarının orantısız biçimde yüksek çıkmasının, hiperaktif çocukların çoğu zaman aynı zamanda dikkat eksikliği gösterdiği varsayımıyla değerlendiriliyor olmasından kaynaklanabileceğine işaret etmesidir. Bu bulgu, DEHB tanılamasında davranışsal gözlemlerin nörobiyolojik verilerle desteklenmesinin önemini açık biçimde ortaya koydu. Böylece çalışma, klinik uygulamalarda nesnel tanı yaklaşımlarına geçiş için güçlü bir bilimsel dayanak sunuyor. Bu yaklaşım, psikoloji ve nörobilim alanlarında hem tanı anlamında doğruluğu artıran hem de bozukluğun doğasına ilişkin kavrayışımızı derinleştiren önemli bir adım niteliğindedir. Uzun vadede, bu tür modellerin klinik uygulamalara entegre edilmesi, bireylerin daha erken, doğru ve kişiye özgü müdahalelere erişimini kolaylaştıracak" diye konuştu. Daha hızlı ve doğru tanı Tez Danışmanı Doç. Dr. Nalan Özkurt ise "Yapay zeka yöntemleri DEHB tespitinde büyük miktarda veriyi analiz ederek gizli kalmış örüntüleri fark edebiliyor. Bu sayede doktorların gözden kaçırabileceği ayrıntıları ortaya çıkarabiliyor. Makine öğrenmesi gibi teknikler, davranışsal verilerden ya da beyin dalgalarından elde edilen bilgileri değerlendirerek tanının daha hızlı ve doğru konmasına yardımcı oluyor. Bu çalışma ile de DEHB’nin erken ve kişiye özel teşhisi için yapay zeka destekli bir araç geliştirmiş olduk" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder