Son Dakika
|
Aslı Baş’ın ölümünde Yargıtay’ın kararı bozması sonrası yeni gelişme
AB’nin Giriş-Çıkış Sistemi Schengen bölgesinin tamamında uygulamaya girdi
Pezeşkiyan: "Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz"
Küçükçekmece’de İETT otobüsünden inen yolcuya motosiklet çarptı
Mersin’in Yenişehir Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu:
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
İsrail'in 8 Nisan'daki Lübnan saldırısında can kaybı 357'ye yükseldi
Hyeon-gyu Oh ligde 6 gole ulaştı
Sanchez: "Lübnan’da yeni bir ‘Gazze’ yaşanmasına izin vermeyelim"
Öğretmenleri taşıyan servis ile otomobil çarpıştı: 1 ölü, 10 yaralı
Eski Bakan John Kerry’den çarpıcı itiraf!
Mircea Lucescu son yolculuğuna uğurlandı
Barış Alper Yılmaz’ın Galatasaray’da 200. maç heyecanı
SAĞLIK
Selçuk Tıp’ta dört kritik birimin kapasite ve konforu artırıldı
10 Nisan 2026 Cuma - 18:44:10
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmak ve hasta memnuniyetini en üst seviyeye taşımak amacıyla gerçekleştirdiği revizyon çalışmalarını tamamladı. Bu kapsamda Tıbbi Onkoloji, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniği ve Günübirlik Tedavi Ünitesi ile Kan Alma Birimi modernize edilerek ileri teknolojik altyapı ve artırılmış kapasiteyle hizmete sunuldu. Bölgenin sağlık üssü konumunda bulunan Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 4 biriminde poliklinik ve hizmet alanları yenileme çalışmalarıyla modern, fonksiyonel ve hasta odaklı bir yapıya kavuşturuldu. En önemli adımlardan biri Onkoloji Polikliniğinde atıldı. Enfeksiyon kontrolü ve hasta güvenliği esas alınarak yeniden yapılandırılan Kemoterapi Uygulama Ünitesi 22’den 46’ya, poliklinik sayısı ise 6’ya yükseltildi. Günübirlik Servis, 18 yatak kapasitesiyle yeniden düzenlendi. Toplam 750 metrekarelik alanda yeniden yapılandırılan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniğinde egzersiz salonu, Pelvik Rehabilitasyon Ünitesi, EMG ve USG odaları yer alıyor. Ayrıca dil ve konuşma terapisi biriminde de iletişim ve yutma bozukluklarına yönelik bilimsel temelli tedaviler titizlikle uygulanıyor. Hastanenin yoğun hizmet alanlarından biri olan Kan Alma Birimi, 550 metrekarelik geniş bir alanda yeniden projelendirildi. Aynı anda 70 hastaya hizmet verebilen birimde 10 adet yetişkin kabini ile çocukların işlem sürecini daha stressiz geçirmesini hedefleyen 2 adet pediatrik kan alma kabini yer alıyor. Bu birimle entegre çalışan Transfüzyon Merkezi ise 200 metrekarelik alanında, kan ve kan ürünlerinin güvenli temini ile transferi süreçlerini uluslararası standartlara uygun bir şekilde sürdürüyor. Rektör Yılmaz: "Hedefimiz topluma en nitelikli ve güvenli sağlık hizmetini sunmak" Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz; üniversitenin eğitim ve araştırmadaki güçlü vizyonunu, sağlık hizmetleri alanında da kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı. Tıp Fakültesi Hastanesinin bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri olma sorumluluğuyla fiziki ve teknolojik altyapısını sürekli olarak güçlendirdiğini belirten Prof. Dr. Yılmaz, "Tamamlanan revizyon çalışmalarıyla birimlerde tedavi kapasitesinden hasta konforuna kadar geniş bir yelpazede hizmet kalitesini daha da yukarı taşıdık. Temel hedefimiz, köklü bilimsel birikimi modern tıbbın imkanlarıyla birleştirerek topluma en nitelikli ve güvenli sağlık hizmetini sunmaktır. Selçuk Üniversitesi, bölge halkı için güven veren bir sağlık üssü olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
10 Nisan 2026 Cuma - 17:42
Parkinsonla yaşamak
Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı. Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı. Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı. Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi. 1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, "Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz" dedi. Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, "Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor" diye konuştu. Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, "Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir" dedi. Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, "Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz" şeklinde konuştu. Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı. Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, "Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz" diye konuştu. Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, "Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız" dedi. Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.
10 Nisan 2026 Cuma - 17:11
Balıkesir'de Gönen hayvan pazarı kısa süreliğine kapatıldı
Balıkesir'in Gönen ilçesinde faaliyet gösteren hayvan pazarının ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığı bildirildi.
10 Nisan 2026 Cuma - 16:04
Parkinson’da erken tanı hayat değiştiriyor
Manisa Şehir Hastanesi’nde, Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, Parkinson hastalığının belirtileri ve erken tanının önemi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Manisa Şehir Hastanesi’nde Dünya Parkinson Hastalığı Günü dolayısıyla düzenlenen bilgilendirme etkinliğinde, Nöroloji Hekimi Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz vatandaşlara Parkinson hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Parkinson hastalığının, beyinde dopamin üreten hücrelerin zamanla azalmasıyla ortaya çıkan ilerleyici bir nörolojik hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, hastalığın en sık görülen belirtilerinin titreme, hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik ve denge problemleri olduğunu ifade etti. Hastalığın yalnızca bu belirtilerle sınırlı olmadığını vurgulayan Göz, "Uyku sorunları, depresyon ve koku kaybı gibi farklı belirtiler de Parkinson hastalığında görülebilmektedir." dedi. Parkinson hastalığının kesin bir tedavisi bulunmadığını ancak doğru tedavi ve destekleyici yaklaşımlarla hastalığın etkilerinin kontrol altına alınabildiğini belirten Göz, ilaç tedavileri, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemelerinin hastaların yaşam kalitesini artırdığını kaydetti. Erken tanı ve düzenli takibin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, "Erken tanı, düzenli takip ve güçlü bir sosyal destek, Parkinson ile yaşayan bireylerin hayatında büyük fark oluşturur. Bugün, onların yanında olduğumuzu hissettirelim." ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Nisan 2026 Cuma- 10:38
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
2
10 Nisan 2026 Cuma- 10:29
Uzman uyardı: "Türkler Amerikalılar gibi yaşıyor, obezite artıyor"
3
08 Nisan 2026 Çarşamba- 16:06
Van’da sağlıkta yeni dönem
4
10 Nisan 2026 Cuma- 10:18
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
5
10 Nisan 2026 Cuma- 09:00
Bayburt TRSM’nin sunduğu hizmetler tanıtıldı
09 Ekim 2025 Perşembe - 09:45
Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine yeni uzman hekimler atandı
Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde farklı branşlarda görevlendirilen uzman diş hekimleriyle birlikte birçok tedavi artık Bayburt’ta yapılacak. Merkezde çocuk diş sağlığı, diş eti hastalıkları ve ileri dolgu tedavileri alanlarında uzman hekimler hasta kabulüne başladı. Pedodonti alanında Uzm. Dt. Hümeyranur Dal Yürek, çocuklara yönelik kanal tedavisi, dolgu ve yer tutucu uygulamaları Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde gerçekleştirecek. Periodontoloji alanında görevlendirilen Tukaz Yusıfova, çocuk diş eti hastalıklarının tedavisi, cerrahi müdahaleler ve implant uygulamalarını yapacak. Restoratif Tedavi uzmanı Uzm. Dt. Aleyna Keskin ise ileri derecede diş kayıplarına yönelik dolgu tedavileri, lamina uygulamaları ve diş beyazlatma işlemlerini şehir dışına gidilmeden gerçekleştirebilecek. Yeni uzman atamalarıyla birlikte Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin hizmet kapasitesinin önemli ölçüde artması bekleniyor.
09 Ekim 2025 Perşembe - 09:35
Gazlı içecekler ve paketli gıdalardaki gizli tehlike: Fruktoz şurubu obeziteye davetiye çıkarıyor
Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, gazlı içecekler, meyve suları, hazır soslar ve paketli gıdalarda kullanılan tatlandırıcılara dikkat çekerek, bu ürünlerin içeriğinde yer alan fruktoz şurubunun obezite ve karaciğer sağlığı başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını söyledi. Bay, Türkiye’nin Avrupa’nın en kilolu ülkesi haline gelmesinde bu tatlandırıcıların etkisinin büyük olduğunu belirtti. Prof. Dr. Aysun Bay, mısır nişastasından enzimatik yollarla elde edilen ve genellikle gazlı içeceklerde kullanılan yüksek fruktozlu mısır şurubunun (HFCS), ucuz maliyeti ve yoğun tatlılık oranı nedeniyle tercih edildiğini ancak sağlık açısından ciddi riskler taşıdığını ifade etti. Bay, bu tatlandırıcının karaciğer yağlanması, insülin direnci, obezite ve çocuklarda şekerli içeceklere bağımlılık gibi birçok soruna zemin hazırladığını vurguladı. Tüketiciye uyarı, "Etiket okuyun, pancar şekeri tercih edin" SATKOF Başkanı Bay, tüketicilerin özellikle etiket okuma alışkanlığı kazanmasının büyük önem taşıdığını belirterek, "yüzde yüz meyve suyu" ibaresi dışında kalan içeceklerde genellikle yüksek fruktoz şurubu bulunduğuna dikkat çekti. Bay, "Şeker pancarından üretilmiş şeker, glukoz ve fruktozun doğal oranında bulunduğu için vücutta daha dengeli emilir ve insülin salınımını daha az etkiler. Ayrıca yerli üretimi destekler ve daha az işlenmiştir" dedi. Şekerli içeceklere vergi önerisi Prof. Dr. Bay, toplumda obeziteyle mücadele ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının artırılması amacıyla, şekerli içeceklerdeki şeker oranına göre vergi alınması gerektiğini ifade ederek, "İrlanda, İngiltere ve Meksika gibi ülkelerde olduğu gibi, 100 mililitrede 5 gramdan fazla şeker içeren ürünlerden ek vergi alınmalı. Bu gelir gençlerin spora yönlendirilmesi ve sağlıklı yaşam kampanyalarının finansmanında kullanılabilir" şeklinde konuştu. Türkiye’nin tarımsal gücü, "Şeker pancarı" Türkiye’nin şeker pancarı üretiminde önemli bir ülke olduğuna değinen Bay, bu alandaki üretimin teşvik edilmesi gerektiğini belirtti. Bay, "Şeker pancarı hem halk sağlığına hem de tarımsal kalkınmaya katkı sağlayan stratejik bir üründür. Üretimini destekleyerek hem sağlığımızı hem de ekonomimizi koruyabiliriz" ifadelerini kullandı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu ve Sağlıklı Yaşam ve Proaktif Yaşam Derneği olarak kamuoyunu obeziteyle mücadele, dijital sağlık farkındalığı ve gıda güvenliği konularında bilinçlendirmeye devam edeceklerini söyleyen Prof. Dr. Bay, şu önerilerde bulundu, "İçecek tercihlerinde, ürünün ’şeker pancarından üretilmiş’ ifadesini taşımasına dikkat edin. Yüzde 100 meyve suyu haricindeki birçok üründe fruktoz şurubu bulunma ihtimali oldukça yüksektir. Özellikle çocuklara erken yaşta şekerli içecek tüketme alışkanlığı kazandırmamaya özen gösterilmeli" diye konuştu.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 15:10
2. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri başladı
Nilüfer Belediyesi’nin halk sağlığı bilincini artırmak ve koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği "Nilüfer Halk Sağlığı Günleri", vatandaşların yoğun katılımıyla başladı. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen "2. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri", Nilüfer Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü Hizmet Binası, Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen açılış töreniyle başladı. İşitme testi, göz taraması, diş muayenesi, vücut kitle endeksi ölçümü ve skolyoz testi gibi çeşitli sağlık kontrollerinin ücretsiz sunulduğu; bilgilendirme stantları, seminerler ve atölyelerin düzenlendiği etkinlik, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Açılış törenine Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Emin Direkçi, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar ile kamu kurum ve sivil toplum temsilcileri katıldı. Hedef: geleneksel hale getirmek Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, geçen yıl binden fazla vatandaşın etkinlikten faydalandığını belirterek, organizasyonu gelenekselleştirmek istediklerini açıkladı. Şahin, "Vatandaşlarımızın hayatlarına dokunarak, onların daha sağlıklı bir gelecek inşa etmesine destek olduk. Çok güzel geri dönüşler aldık. Nilüfer Belediyesi olarak önceliğimiz toplumsal sağlık" dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Emin Direkçi ise koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekerek, "Sağlığını kaybetmeden önce bunun farkına varmak önemli. Bu hizmetleri ücretsiz olarak vatandaşlarımızın ayağına götürmeye çalışıyoruz. Sosyal belediyecilik anlayışımızla kent sağlığına sahip çıkmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Nilüfer’de yaşamak bir ayrıcalık" Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alpaslan Türkkan, Nilüfer’in Türkiye’de gelişmişlik sıralamasında 5’inci, Bursa’da ise 1’inci sırada yer aldığını vurguladı. Türkkan, "Nilüfer’de uzun zamandır bebek ölümü, anne ölümü olmuyor. Bu, Nilüfer’de yıllardır süren halk sağlığı kültürünün başarısıdır" diye konuştu. BUÜ Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu da hastalıktan korunmanın tedaviden daha önemli olduğunu belirterek, erken tanı ve müdahalenin önemine dikkat çekti. Meme kanseri farkındalığı Etkinliğin paydaşlarından Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği (ONKODAY) Başkanı Füsun Önen de, Ekim ayının Meme Kanseri Farkındalık Ayı olduğunu hatırlatarak, etkinlik kapsamında konuyla ilgili söyleşi ve bilgilendirme çalışmaları yapılacağını duyurdu. 10 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek Açılış konuşmalarının ardından protokol üyeleri stantları ve sağlık taramalarını ziyaret ederek, bilgiler aldılar. Açılış töreninin ardından vatandaşlar ücretsiz sağlık taramalarından yararlandı. Bilgilendirme stantlarını ve eğitici atölyeleri ziyaret eden katılımcılar, uzmanlardan sağlıkla ilgili merak ettikleri konularda bilgi aldı. Vatandaşlar 10 Ekim Cuma günü saat 17.00’a kadar 2. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri’ne katılarak ücretsiz sağlık taramalarından faydalanabilecek.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 14:55
Tütün ve tütün ürünlerinin zararları anlatıldı
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nce ’Tütün ve Tütün Ürünlerinin Zararları’ konusunda bilgilendirme eğitimi düzenlendi. 2024-2028 Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı kapsamında, ’A2. Sigarayı Bırakma’ başlığı altında yer alan ’3.4. Kamu kurumlarında sigara bırakma kampanyasının düzenlenmesi’ faaliyeti çerçevesinde önemli bir adım atıldı. Toplumda tütün kullanımını azaltmak ve bireylerin sigarayı bırakma süreçlerini desteklemek amacıyla Eskişehir Trafik Polis Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde Dr. Pakize Gizem Topçu tarafından ’Tütün ve Tütün Ürünlerinin Zararları’ konusunda bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Eğitimin ardından katılımcılara Yerinde Sigara Bırakma Danışmanlığı Hizmeti kapsamında poliklinik hizmeti verildi ve bireylerin sigarayı bırakma yolculuğu desteklendi.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 12:42
Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde Türkiye’de bir ilk: "Vefa Odası" hizmete açıldı
Döşemealtı Devlet Hastanesi, şehit yakınları gaziler için Türkiye’de bir ilke imza attı. "Vefa Odası" adı verilen özel bir birim, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Vefa Odası, şehit yakınları ve gazilerin hastanedeki işlemlerini ayrıcalıklı ve konforlu bir ortamda gerçekleştirebilmeleri amacıyla özel olarak tasarlandı. Döşemealtı Devlet Hastanesi, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile yaptığı iş birliği sonucu hayata geçirdiği bu uygulama ile, sağlık hizmetine erişimde şehit yakınları ve gazilere duyulan vefa ve minneti somut bir hizmet anlayışına dönüştürdü. Uygulamayla şehit yakınları ve gazilere mevcutta MHRS’de tanınan randevuda öncelik ve kontenjana ilave olarak kontenjanın dolması ve randevu alamamaları durumunda randevu olmadan muayene imkanı sunulacak ve bu süreçte kendilerine bir hemşire refakat ederek işlemleri hızlandırılacak. Ayrıca kan alma gibi işlemlerde de sıra beklemeyecekler. "Vefa Odası şehit yakınları ve gazilere hizmet verecek" Döşemealtı Kaymakamı Ünal Çakıcı, törende yaptığı konuşmada, "Döşemealtı ilçemiz için hastanemiz var gücüyle çalışıyor, vatandaşlarımız hizmetlerden büyük memnuniyet duyuyor. Bugün burada, şehit yakınlarımız ve gazilerimize olan vefamızı göstermek adına açılışını gerçekleştirdiğimiz Vefa Odamızın hayırlı olmasını diliyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Döşemealtı Devlet Hastanesi örnek projeleriyle fark oluşturuyor" Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan da konuşmasında, "Döşemealtı Devlet Hastanesi, ilimizin ilk ‘Yaşlı Dostu Hastanesi’ ünvanına sahip olup, örnek projeleriyle fark oluşturuyor. İl genelinde başlattığımız Şehit-Gazi Danışma Birimleri uygulamasına, Döşemealtı Devlet Hastanemiz ‘Vefa Odası’ kurarak anlamlı bir katkı sundu. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. "Vefa kültürünü güçlendiren hizmetler hayata geçiriliyor" Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Galip Sökmen ise "Şehit yakınlarımız ve gazilerimize yönelik böyle anlamlı bir hizmeti hayata geçiren hastane yöneticilerimizi kutluyorum. Bu tür uygulamaların toplumumuzdaki vefa kültürünü güçlendirdiğine inanıyoruz" şeklinde konuştu. "Hastane, kaliteli hizmet üretmeye kararlı" Döşemealtı Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Gökhan Kamil Acar da açılışta yaptığı konuşmada, "İl Sağlık Müdürü’müzün talimatları doğrultusunda çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. İnşallah hep birlikte daha güzel hizmetler üretmeye devam edeceğiz. Katkı sunan ve teşrif eden herkese teşekkür ederim" dedi. Döşemealtı Devlet Hastanesi, sadece sağlık hizmeti sunmakla kalmayıp, toplumun değerlerine sahip çıkarak örnek uygulamalara imza atmayı sürdürüyor. Törene Döşemealtı Kaymakamı Ünal Çakıcı, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Galip Sökmen, şehit yakınları, gaziler ve çok sayıda davetli katıldı.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 12:18
Uzm. Dr. Arkaz: "Depresyon ve anksiyetenin önüne geçmek için ’toplum desteği’ önemli rol oynuyor"
Uzm. Dr. Fatma Arkaz, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ruh sağlığının yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Dr. Arkaz, depresyon ve anksiyetenin önlenmesinde topluluk desteğinin duygusal bir kalkan görevi gördüğünü belirtti. Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü öncülüğünde her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü, bu yıl "Topluluk: Ruh Sağlığını Birlikte Desteklemek" temasıyla tüm dünyada gündeme taşındı. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uzm. Dr. Fatma Arkaz, günün önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. "Topluluklar duygusal bir kalkan görevi görüyor" Uzm. Dr. Arkaz, yapılan araştırmaların ruh sağlığı sorunlarının giderek arttığını gösterdiğini belirterek, "Depresyon ve anksiyete bozuklukları milyonlarca insanı etkiliyor. Özellikle gençler ve çalışan bireylerde psikolojik desteğe olan ihtiyaç artıyor. Bu noktada en güçlü araçlardan biri toplumsal destektir. Topluluklar sadece sosyal bir ağ değil, aynı zamanda duygusal bir kalkan görevi görür" dedi. "Sosyal bağlar ruh sağlığında belirleyici rol oynuyor" Ruh sağlığının bireysel bir yolculuk gibi görünse de sosyal bağlarla derin bir ilişki içinde olduğunu vurgulayan Arkaz, "Güçlü topluluk aidiyeti, depresyon belirtilerini azaltır. Pandemi döneminde sosyal izolasyonun ruhsal yakınmaları artırdığı görülmüştür. Online destek grupları bile kişilerin bu süreci atlatmasında önemli rol oynamıştır" ifadelerini kullandı. "Topluluk desteği, tedavi kadar etkili" Uzm. Dr. Arkaz, daimi bir ruh sağlığının sürdürülebilmesi için aile ortamı, okul, iş yeri ve topluluk desteğinin kritik önemde olduğunu belirterek, "Yalnızca tedavi edici değil, önleyici ve destekleyici topluluklara ihtiyaç vardır. İnsanların birbirini dinlemesi ve anlaması, ilaç ya da terapi kadar koruyucu bir güçtür" şeklinde konuştu. "Ruh sağlığında toplumsal ve kurumsal sorumluluk kritik" Türkiye’de ruh sağlığı hizmetlerine erişimin özellikle kırsal bölgelerde sınırlı olduğunu ifade eden Arkaz, "Büyük şehirlerde ise yoğun iş temposu ve yalnızlık duygusu öne çıkıyor. İş yerlerinde psikolojik güvenlik kültürünün yeterince yerleşmemesi çalışanların ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Bu noktada toplum liderlerine, işverenlere ve yerel yönetimlere önemli görevler düşüyor" dedi. "Ruhsal iyilik hali temel bir insan hakkıdır" Toplulukların, bireylerin kendini değerli hissetmesini sağladığını da kaydeden Arkaz, "Ruh sağlığının korunması yalnızca bireyin yaşam kalitesini artırmakla kalmaz, üretkenliği ve toplumsal barışı da güçlendirir. Ruhsal iyilik hali bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır" ifadelerini kullandı.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 12:06
Elazığ’da fırın denetimleri
Elazığ İl Tarım ve Orman Müdürlüğü kontrol görevlileri tarafından fırın denetimleri sürüyor. Sofraların vazgeçilmezi olan ekmek başta olmak üzere, pasta ve diğer unlu mamullerin sağlıklı şartlarda sofralara ulaşmasını sağlamak maksadıyla Elazığ’da başlatılan denetim seferberliği kapsamında, Elazığ İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Kontrol Görevlileri tarafından fırınlarda denetimler gerçekleştirildi. Gıda Denetim Ekipleri tarafından yapılan denetimlerde, fırınların teknik ve hijyenik şartlarının kontrolü yapıldı; işletmelerin üretim aşamasından tüketiciye ulaşım sürecine kadar hijyen gerekliliklerine riayet edilmesi hususunda fırın çalışanlarına bilgilendirmelerde bulunuldu. Yapılan denetimlerde, 5996 sayılı Kanun kapsamında gerekli işlemler gerçekleştirildi. İl Müdürlüğü personeli tarafından vatandaşların güvenli gıda tüketmesini sağlamak amacıyla denetimlerin aralıksız süreceği ifade edildi.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:59
Gazipaşa Devlet Hastanesi’nden normal doğuma teşvik etkinliği
Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde, Gazipaşa Devlet Hastanesi tarafından anne adaylarına yönelik, "Normal Doğuma Teşvik ve Güvenli Doğum" konulu bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Kadın doğum servisinde kurulan bilgilendirme standında, anne adaylarına gebelik süreci, doğuma hazırlık, normal doğumun önemi ve doğum sonrası bakım konularında detaylı bilgiler verildi. Uzmanlar, normal doğumun anne ve bebek sağlığı açısından önemine dikkat çekerek, doğru bilgilendirmenin doğum tercihlerinde belirleyici rol oynadığını vurguladı. Aile dostu ve güvenli doğum hizmeti Gazipaşa Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada, "Hedefimiz; hastanemize müracaat eden anne adaylarını normal doğuma teşvik etmek ve güvenli, kaliteli doğum hizmetini anneye, bebeğe ve aileye en iyi şekilde sunmaktır. Aile dostu modelde, mahremiyete dayalı tek kişilik TDL (travay, doğum, lohusa) odalarımızda, yanında bir refakatçiyle kendini rahat hissederek, ev ortamında doğum yapabilen anne adaylarına hizmet veriyoruz. Bu kapsamda doğumlarımızda her zaman anne ve bebek sağlığını, konforunu öncelikli görüyoruz" ifadeleri kullanıldı. "Sağlıklı doğumlar için hep birlikteyiz" Açıklamada ayrıca, doğumların güvenli şartlarda gerçekleşmesi için tüm ekibin koordineli çalıştığı vurgulanarak, "Sağlık ve güzel anılacak doğumlara vesile olmak amacıyla ekibimizle bütüncül bir hizmet planlaması yürütüyoruz. Tüm anne adaylarımızın doğumlarını sağlıkla, huzurla ve mutlulukla gerçekleştirmelerini diliyoruz" denildi. Gazipaşa Devlet Hastanesi yetkilileri, bu tür bilgilendirme etkinliklerinin anne adaylarının bilinçlenmesine ve normal doğum oranlarının artmasına katkı sağladığını belirtti. Etkinliğe Başhekim Dr. Adil Çelik, hastane yönetimi, sağlık çalışanları ve anne adayları katıldı.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:55
Şeydanur’un hikayesi umut oldu; Vedat da artık yutkunabiliyor
Yemek borusundaki daralma nedeniyle katı gıda tüketemeyen 35 yaşındaki Vedat Akkuş, bir yudum su değil tükürüğünü yutabilmek adına çaldığı her kapıdan ses tellerini kaybetme riski olduğunu öğrendi. Yaptığı araştırmalarda daha önce Şeydanur Yüce’nin iyileşmesine yönelik yapılan haberleri okuduktan sonrasında Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay’a gelen Akkuş, yapılan operasyonla hem sesini kaybetmedi hem de katı-sıvı her besini tüketebilir hale geldi. İstanbul’da yaşayan Vedat Akkuş, 2023 yılında yutkunamama şikâyetiyle gittiği hastaneden kanser teşhisiyle ayrıldı. Tümörün ses tellerine çok yakın olması nedeniyle ameliyatla tümörden kurtulamadığını bunun yerine radyoterapi ve kemoterapi alması gerektiğini aktaran Vedat Akkuş, söz konusu tedavilerin işe yaradığını ancak bu süreçte yemek borusunun daraldığını söyledi. Radyoterapi sürecinden 16 gün sonra tükürüğünü dahi yutamayacak hale geldiğini anlatan Vedat Akkuş, bu rahatsızlığı nedeniyle mideden tüple beslenmek durumunda kaldığını aktardı. 35 yaşındaki Vedat Akkuş, "Benim için gerçekten çok acı vericiydi. Ben çok aktif bir insandım, tüm hayatım bir anda alt üst oldu. Ama sabrettim, araştırdım. Değerli hocalarımızla tanıştım. Bugün çok iyiyim. Ameliyattan bugüne meyve suyu, süt gibi içecekler tükettim" sözlerini kaydetti. Şeydanur’un haberini okuyunca geldi Tedavi olmak ve yeniden bir yudum su içebilmek için gitmediği doktor kalmadığını ve daha önce kendisinin durumunda olan Şeydanur Yüce’nin iyileşmesine yönelik yapılan haberleri okuduğunu söyleyen Vedat Akkuş, "Şeydanur Hanıma da geçmiş olsun. Onun haberini görüp de İstanbul’dan İzmir’e geldim. O da tez zamanda şifasını bulur umarım. Sayısız doktora gitmişimdir. Farklı bir sonuçla karşılaşmaktan korktum. Herkes bana ses tellerinizi kesinlikle kaybedeceksiniz diyordu. Biz orayı çıkartacağız dediler, 3 ay gibi yoğun bakım süreci de olabileceğini söylediler" diye konuştu. Geçirdiği operasyon sonrasında meyve suyu ve süt içtiğini belirten Vedat Akkuş, "İçmeden önce çok korktum. 2 senedir bir şey yiyip içemiyorum. Unutkanlığım var. Daha öncesinde yemek yemeyi denemiştim, nefes boruma kaçmıştı ve zor kendime gelmiştim. Bu nedenle hala yutarken korkuyorum. Alışana kadar bu devam edecektir" dedi. Yemek borusu tamamen tıkanmıştı Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Günay, Vedat Akkuş hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Süleyman Günay, şu ifadeleri kullandı: "Vedat Bey 2023 yılında üst özofagus skuamöz hücreli kanser teşhisi alıyor. Ses tellerine çok yakın olduğu için ameliyattansa radyoterapi ve kemoterapi tercih ediliyor. Kanserler radyoterapi ve kemoterapiye iyi cevap veriyor. Ancak radyoterapiden sonra radyoterapinin bir yan etkisi olarak yemek borusunun üst kısmı tamamen kapanmış ve tükürüğünü dahi yutamaz duruma gelmiş. Gerçekten biz de endoskopiyle bir ay önce baktığımızda yemek borusunun tamamen tıkanmış olduğunun teşhis ettik. Bu onun sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkiliyordu. Beslenme için de midesine bir peg dediğimiz beslenme tüpü açılmıştı; oradan besleniyordu. ‘Tekrar bir yudum su içebilir miyim? Tükürüğümü yutabilir miyim?’ arayışıyla bir sürü doktoru gezmiş. Evet, ‘ameliyat olabilirsin’ demişler, ama ses tellerini kaybetme riski vardı. Bize geldiğinde biz de baktık ve evet hiçbir açıklık yoktu. Bir ameliyat yöntemi vardı, bu açıklığı sağlayacak ama dünyada çok az hastaya yapılmış bir tedaviydi ve çok riskliydi. Önce bir baktık, hastamıza bir ay kadar düşünme süresi verdik. Vedat Bey çok uyumlu bir hastaydı. Kendisine bu sürede risklerini anlattık ve sonunda Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Turan Acar ile birlikte ameliyatı gerçekleştirdik." Vedat Akkuş’un durumu nedeniyle ameliyatın zorlayıcı geçtiğini aktaran Doç. Dr. Süleyman Günay, "Vedat Bey, ameliyattan sonra katı gıda yine tüketemiyor. Ama tükürüğünü yutabiliyor, sıvıları içebiliyor. Bunlar da hayatında olumlu yönde değişiklikler yarattı. Ben de daha önce yaptığım bir ameliyat değildi. Benim için de ilk oldu. Teknik olarak yapılabildiğini biliyordum. Ancak daha önce hiç uygulamamıştım" ifadelerini kullandı.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:53
"Gebelik şekeri bebekte obezite ve tansiyon riskini artırıyor"
Yaklaşık her 10 gebeden 1’inin gebelik şekeri tanısı aldığını belirten Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, "Gebelik şekeri, annede yüksek tansiyon hastalığı gelişme riskini artırır. Ayrıca bebekte yenidoğan döneminde şeker düşüklüğü ve yenidoğan sarılığını tetikleyebilir" dedi. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, gebelikte şeker hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Tutal, "Gebelik şekeri, gebelik sırasında tespit edilen kan şekeri yüksekliğidir. Gebelik şekeri annede yüksek tansiyon hastalığı gelişme riskini artırır. Ayrıca bebekte yenidoğan döneminde hipoglisemi (şeker düşüklüğü) ve yenidoğan sarılığını tetikleyebilir. Şeker hastalığı gelişme riskini artıran unsurlar ise ailede şeker hastalığı olması, gebelikten önce kilolu olmak, 4.5 kilogramdan daha ağır bebek doğurmuş olmak, öncesinde erken doğum yapmış olmak, gebelik öncesi gizli şeker hastalığı, 25 yaşın üzerinde gebe kalmak ve polikistik over sendromudur" diye konuştu. "Tanı konma süreci" Hiçbir risk faktörü olmadan da gebelik şekerinin gelişebileceğinin unutulmaması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Tutal, "Genellikle gebeliğin 24. ve 28. haftaları arasında gebelik şekeri teşhisi konulur. Önceden gebelik şekeri geçirdiyseniz veya doktorunuz riskli olduğunuzu düşünüyorsa, 13. haftadan önce de testler yapılabilir. Gebelik şekeri taraması, oral glukoz tolerans testi (şeker yükleme testi olarak bilinir) ile yapılır. 50 gram glukozlu içecek içildikten 30 dakika sonra alınan kan düzeyine bakılır. Test sonucu anormal ise 100 gram glukoz ile tekrar test yapılır" şeklinde konuştu. "Şeker yükleme testi değil, annede şeker olduğunu bilmemek riskli" Şeker yükleme testi yaptırmanın zararlı olmadığını dile getiren Uzm. Dr. Tutal, "Test sırasında alınan şeker, 1 bardak şekerli içecek, birkaç dilim tatlı ya da bir tabak pirinç pilavındaki şeker kadardır. Asıl riskli olan durum annede gebelik şekeri olması ve bu durumun bilinmemesidir. Anne kanındaki yüksek şeker, bebeğe geçerek bebekte aşırı miktarda insülin üretilmesine bu da bebeğin aşırı büyümesine neden olur. Aşırı büyük olan bebeklerin doğum travmalarına maruz kalma ihtimalleri artar. Annenin yüksek kan şekeri, erken doğumu tetikleyebileceği gibi bebeğin aşırı büyük olması da erken doğum kararının alınmasına neden olabilir. Gebelik şekeri olan annelerin bebeklerinde doğum erken olmasa bile akciğer gelişimi yetersiz olabilir ve bebek doğduğu zaman nefes almakta zorlanabilir. Kan şekeri kontrolsüz olan annelerden doğan bebeklerde doğum sonrası kan şekeri düşebilir. Çok ciddi düşüşler bebeğin havale geçirmesine neden olabilir. Derhal kan şekerinin yükseltilmesi gerekir. Gebelik şekeri olan annelerden doğan bebeklerde yaşamlarının ileri dönemlerinde obezite ve tip 2 diyabet hastalığı gelişme riski artmıştır" ifadelerini kullandı. "Anneye verdiği zararlar" Uzm. Dr. Tutal, gebelik şekerinin anneye ve bebeğe yansıyabilecek olumsuz etkilerini şöyle paylaştı: "Gebelik şekeri, yüksek tansiyon riskini arttırır. Ayrıca hem anne hem de bebeğin hayatını tehlikeye sokan preeklampsi riskini arttırır. Gebelik şekeri geçirdiyseniz, bir sonraki gebelikte de muhtemelen gebelik şekeri olacaksınızdır. Ayrıca yaşınız ilerledikçe tip 2 diyabet hastası olma ihtimaliniz de artacaktır. Gebelik şekeri geçiren kadınların yaşam tarzlarında yapacakları sağlıklı beslenme ve egzersiz gibi sağlıklı değişimler, gelecekte şeker hastası olma ihtimallerini azaltır. Diyetle kan şekeri kontrol altına alınamayan hastalarda insülin tedavisi gerekir. Doğum sonrası kan şekeri ölçümüne bir süre daha devam edilmelidir. Doğumdan yaklaşık 2 ay sonra şeker yüklemesi yapılarak şekerin tamamen normale döndüğünden emin olunmalıdır. Daha sonra her 2-3 yılda bir diyabet riskinin değerlendirilmesi gereklidir. Bu hastalığın tedavisi endokrinoloji ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hekimlerince yapılmaktadır."
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:17
Uzman Doç. Dr. Aytaç, Medıcal Point Gaziantep Hastanesi’nde
Medical Point Gaziantep Hastanesi, kadrosuna Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İsmail Aytaç’ı dahil etti. Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İsmail Aytaç, Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı. Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde hasta kabulüne başlayan Doç. Dr. İsmail Aytaç, uzmanlık alanları arasında Rinoplasti/ septorinoplasti ( burun hem fonksiyon hem estetik cerrahileri), revizyon burun ameliyatları, endoskopik sinüzit ve nazal polip tedavi ve cerrahileri, allerjik rinit tedavisi, konka cerrahileri, geniz eti bademcik tedavi ve ameliyatları, mikroskobik ve endoskopik kulak ameliyatları, horlama ve uyku apne cerrahileri, guatr cerrahisi, tükürük bezi ameliyatları, baş- boyun kitle ve tümörleri, çınlama ve baş dönmesi rahatsızlıkların takip ve tedavileri yer alıyor.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:57
Sivas’ta mobil kanser tarama aracı sayesinde erken tanı oranı artıyor
Sivas Valiliği himayesinde, İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmete alınan Mobil Kanser Tarama Aracı, kırsal kesimdeki kadınlar başta olmak üzere tüm Sivaslıların meme kanseri taramalarına erişimini rekor düzeyde artırdı. Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, erken tanı ile yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak öne çıkarken, mobil hizmetle birlikte tarama sayılarında dikkat çekici bir artış yaşandı. Kırsalda Yaşayanlara Kolay Erişim Sivas İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı’nın kanserle mücadele politikası doğrultusunda mevcut KETEM merkezlerini desteklemek amacıyla, Sivas Valiliği katkılarıyla 2024 yılı Kasım ayında Mobil Mamografi Tarama Aracını hizmete sundu. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran bu uygulama sayesinde, tarama hizmeti vatandaşın ayağına kadar götürüldü. 2025 yılının ilk altı ayında çekilen toplam 5 bin 658 mamografinin 3 bin 205’i (%56,6’sı) mobil araçla gerçekleştirildi. Bu taramaların 1.873’ü doğrudan kırsal alanlarda yapıldı. Taramalar sonucunda 328 kişinin sonucu pozitif çıktı ve bu kişiler ileri tetkik için Sivas Numune Hastanesi Tarama Sonrası Teşhis Merkezi’ne yönlendirildi. "Kadınlarda en çok görülen kanser türüdür" Yıldızeli Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Umut Buluz, mobil tarama aracının ilçe halkı için önemli bir hizmet sunduğunu belirterek, "Valiliğimizin vermiş olduğu mobil kanser tarama aracı; İl Sağlık Müdürlüğümüz, İlçe Sağlık Müdürlüklerimiz ve hastanemiz arasında yapılan organizasyon neticesinde belirli aralıklarla hastanemize gelmektedir. Aracımıza gelen hastalarımıza mamografi testlerini gerçekleştirdikten sonra, rahim ağzı kanseri ve meme kanseri hakkında da bilgi verilmektedir. Meme kanseri, kadınlarda en çok görülen kanser türüdür. Buraya gelen hastalarımıza meme kanseri ve rahim ağzı kanseri hakkında bilgiler veriyoruz ve hastaların mamografi tetkiklerini araç içerisinde gerçekleştiriyoruz. İsteyen hastalarımıza, rahim ağzı kanseri hakkında bilgiler verdikten sonra tarama yapmak için hastane içerisine yönlendiriyoruz." dedi. "Haftada 100 kadına kanser taraması gerçekleştiriliyoruz" Dr. Buluz, hizmetin kapsamına ilişkin olarak, "Araç içerisinde meme kanseri taraması yapılan hastaların görüntüleri, uzman hekimler tarafından incelenerek ileri tetkik gerektiren hastaları da il merkezlerine yönlendiriyoruz. Valiliğimizin vermiş olduğu bu mobil kanser tarama aracı ile haftada 80 ila 100 kadının kanser taramasını gerçekleştiriyoruz. İsteyen hastalarımızdan da rahim ağzı kanseri için örnekler alabiliyoruz. Kanser taraması yaptırmak isteyen kadınlar, hastanemize geldikten sonra sekreterlik bölümünden kayıt oluşturarak acil servis önünde bulunan mobil kanser tarama aracında mamografilerini çektirebilirler" ifadelerini belirtti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder