Son Dakika
|
Fenerbahçe, evinde 5. kez puan kaybetti
GÜNDEM
Brent petrol 90 doların altına geriledi
İran: "Hürmüz Boğazı açıldı"
İstanbul’da barajlar doldu: Doluluk oranı yüzde 70’i aştı
Diyarbakır’da otomobil tren ile çarpıştı: Feci kaza kamerada
Suriye ordusu, ABD güçlerinin konuşlandığı tüm üslerde kontrol sağladı
MİT’ten siber suç şebekesine operasyon: 12 kişi gözaltında
Araştırma görevlisinin hayatını kaybettiği saldırının failleri yakalandı
Geri dönüşüm fabrikasında yangın böyle görüntülendi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Cumhurbaşkanı Erdoğan, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’yi kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Milli Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ile bir araya geldi
Erhürman: "Kıbrıs Türk halkı azınlık statüsünü zinhar kabul etmez"
Sirte’de Flintlock-2026 tatbikatı başladı
ABD: "Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın başlamasından bu yana 23 gemi geri döndü"
Lavrov: "Bu savaş Batı'nın Rusya'ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır"
Hamaney: "Donanmamız, düşmanlara yeni yenilgilerin acısını tattırmaya hazır"
SAĞLIK
Cizre’de hayvan sağlığı için yoğun mesai
18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:51:49
Şırnak’ın Cizre ilçesinde hayvancılığın geliştirilmesi ve salgın hastalıkların önlenmesi amacıyla yürütülen küpeleme ve aşılama çalışmaları aralıksız devam ediyor. Cizre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde görev yapan teknik personel, ilçe merkezi ve bağlı köylerde geniş kapsamlı bir saha çalışması başlattı. Hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşların mağduriyet yaşamaması ve hayvan sağlığının korunması adına yürütülen çalışmalarda, ekipler en ücra yerleşim birimlerine kadar giderek aşılama hizmeti sunuyor. Saha çalışmaları kapsamında yeni doğan buzağı ve küçükbaş hayvanların küpeleme işlemleri yapılarak kayıt altına alınması sağlanırken, eş zamanlı olarak mevsimsel hastalıklara karşı koruyucu aşı uygulamaları gerçekleştiriliyor. Teknik personel, küpeleme sayesinde hayvan hareketlerinin takibinin kolaylaştığını ve hastalıkların yayılmasının önüne geçildiğini vurguladı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, çalışmaların planlanan program dahilinde titizlikle sürdürüldüğü belirtilerek, "Teknik personellerimizce yürütülen küpeleme ve aşılama saha çalışmalarımız aralıksız devam etmektedir. Amacımız, ilçemizdeki hayvancılık faaliyetlerinin sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde ilerlemesini sağlamaktır" ifadelerine yer verildi. Üreticiler ise kapılarına kadar gelen bu hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirerek, ekiplere teşekkür etti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:23
Bayburt’ta vatandaşlara kalp sağlığı bilgilendirmesi yapıldı
12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında Bayburt Devlet Hastanesi poliklinik girişinde kurulan stantta vatandaşlara kalp sağlığının korunması, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli kontrolün önemi anlatıldı. Stantta, hastane personeline, hasta yakınlarına ve hastalara bilgilendirme yapıldı. Görevli sağlık personeli, kalp ve damar hastalıklarına karşı alınabilecek önlemler ile erken tanının önemine ilişkin bilgi verdi. Hafta kapsamında gerçekleştirilen çalışma ile kalp sağlığı konusunda farkındalığın artırılmasına yönelik bilgilendirme faaliyetinde bulunularak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemi ile düzenli kontrolün erken tanı ve tedavideki rolüne dikkat çekildi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:15
"Dijital oyunlarda şiddet, çocuklarda saldırganlığı tetikleyebilir"
Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti. Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Liv Hospital Samsun’dan Psk. Ozan Yazıcı, "Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir" dedi. "Saldırganlık tamamen anormal değildir" Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Şiddet daha yıkıcı bir boyuttur" Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi. "Çocuklar gördüklerini taklit eder" Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı. "Şiddet içerikli oyunlar tehlikeli bir algı oluşturabilir" Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi. "Duyarsızlaşma ve empati kaybı görülebilir" Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi. "Davranış değişiklikleri dikkat çekiyor" Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı. "Yasaklamak değil, yönetmek gerekiyor" Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu. "Ekrandaki davranışlar gerçek hayata yansıyabilir" Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:11
Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Eroğlu: "Çeşitli salgın hastalıkların gelecekte de yaşanacağı ifade ediliyor"
Türk Veteriner Hekimler Birliği Bölge Toplantısı’nın 4’üncüsü Şanlıurfa’da düzenlendi. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, küresel ısınma, iklim değişiklikleri ve doğal alanların tahribatı gibi sorunların gelecekte de Covid-19 gibi salgın hastalıkların yaşanacağını bilimsel olarak ifade ettiğini söyledi. Türk Veteriner Hekimler Birliği Bölge Toplantısı’nın 4’üncüsü Şanlıurfa’da düzenlendi. Bölgenin oda başkanlarının katıldığı toplantıda, veteriner hekimler mesleğin sorunları ve hayvancılık politikalarını masaya yatırdı. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak 7 bölgede, bölge toplantıları yapıyoruz. Yöredeki odalarımız katılıyor. İlk üçünü yaptık, dördüncüsü bugün Şanlıurfa’da düzenleniyor. Daha sonra Kastamonu, Rize ve Muş’ta bitecek. Toplantılar vesilesi ile sahadaki arkadaşlarımız, oda başkanlarımızın mesleğimizin sorunları, bölgedeki hayvancılık, veteriner hekimlerin sorumlulukları, görevleri hakkında çalışmalar yapacağız. Ben öncelikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve ailelerine başsağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum. Bir daha böyle acı olayların yaşanmasını kesinlikle istemiyoruz. Veteriner hekimler hem insan sağlığı hem hayvan sağlığı hem de çevre sağlığı konusunda çalışmalar yapan meslek grubudur. Bizim ülkemizde hayvancılığımızla ilgili çeşitli sorunlar yaşıyoruz. Veteriner hekimler hayvancılığın aktörü olan hayvancılıkla ilgili konularda temel meslek grubu, özellikle hastalıklara karşı koruyucu çalışmalar ve hastalıklarla mücadelede aktif rol oynuyor. Özellikle hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda çalışmalar yürütüyoruz. Biliyorsunuz Covid-19 gibi bütün dünyayı etkileyen bir salgın yaşandı. Küresel ısınma, iklim değişiklikleri, doğal alanların tahribatı gibi durumlara baktığımızda çeşitli salgın hastalıkların gelecekte de yaşanacağı ifade ediliyor. İşte bunlara karşı veteriner hekimler önemli görevler yapıyorlar. Bu konular üzerinde yaptığımız çalışmaları devletin çeşitli makamlarına, Tarım ve Orman Bakanlığı’na, Sağlık Bakanlığı’na, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ve İçişleri Bakanlığı’na sunuyoruz. Sahipsiz hayvanlar konusu var, zaman zaman çok acı olaylar yaşanıyor. Bütün bunları bu toplantılarda görüşüyoruz" ifadelerini kullandı. Toplantı, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
17 Nisan 2026 Cuma- 10:55
Sanayi bölgesinde hekimlerin ortak hedefi daha güvenli iş ortamı
2
17 Nisan 2026 Cuma- 09:32
Murat Boz ‘kalp’ten mesaj verdi
3
18 Nisan 2026 Cumartesi- 09:50
Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor"
4
17 Nisan 2026 Cuma- 09:29
Prof. Dr. Zülfikar’dan hemofilide yerli Ar-Ge çağrısı
5
17 Nisan 2026 Cuma- 12:32
Taklit ve tağşiş listesi güncellendi, uygunsuzluk tespiti yapılan ürünler ilan edildi
02 Ekim 2025 Perşembe - 12:44
100 kilometre uzaklıktaki hastaya hava ambulansı ulaştı
Malatya’nın Darende ilçesinde kalp krizi şüphesi yaşayan 54 yaşındaki kadın hasta, hava ambulansı ile Malatya’ya sevk edildi. Edinilen bilgiye göre, Darende’de yaşayan D.G. isimli kadın göğüs ağrısı şikayetiyle Darende Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından hastanın kalp krizi geçirme ihtimali üzerine durum ciddiyetini koruyunca hava ambulansı talep edildi. Kısa sürede ilçeye ulaşan ambulans helikopter, D.G.’yi alarak Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi’ne götürdü. Hastanın tedavisinin burada sürdüğü öğrenildi.
02 Ekim 2025 Perşembe - 12:19
Mantar sezonu başladı: Uzmanlar zehirlenmelere karşı uyardı
Sonbahar mevsimiyle birlikte artan mantar tüketimine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Hasan Burak Kaya, şehir efsanesi haline gelen yanlış bilgiler sebebiyle mantar zehirlenmelerinin yaşandığını söyleyerek, "Özellikle 24 saat ve daha sonrasında ortaya çıkan belirtileri veren mantar türleri de var. Bunlar karaciğer ve böbrekleri ciddi etkileyebilen kalıcı hastalar oluşturabilen mantar türleri, mantar tüketmek isteyenler için bilmedikleri mantarı kesinlikle tüketmemelerini öneriyoruz" dedi.
02 Ekim 2025 Perşembe - 12:16
Prof. Dr. Özkan: "Hedefimiz ilaçsız rahim naklini yapabilmek"
-Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr .Özlenen Özkan, rahim naklinde immune sistemini bastıran ilaçlar kullanıldığını, o anlamda bebeğe de elbette bir miktar zararı olduğunu belirterek " Buradaki hedef ilaçsız biz bu organ naklini nasıl yapabiliriz. Günün sonunda ufak ufak adımlar var ama daha çok yolumuz var, tabii bu ufak adımlarla sonuca eriyorsunuz en nihayetinde. Bu anlamda hem yapay organ, hem ilaçları nasıl minimalize ederiz hep bunun üzerine çalışılıyor. Hayvandan yine insana nakiller. Bunlar birkaç çeşit üzerine gidilen yeni modeller. Her şey önce hayal kurmakla başlıyor. Hayal kuruyoruz, ondan sonra o hayal nezdinde planlar yapıp devam ediyoruz" dedi. Dünyada ilk kadavradan rahim naklinin gerçekleştirildiği Akdeniz Üniversitesi, 5. Uluslararası Uterus Nakli Derneği (ISUTx) Kongresi’ne ev sahipliği yapıyor. Dünyada 130’dan fazla rahim naklinin ve 70’in üzerinde doğumun gerçekleştiği bu alandaki en önemli bilimsel etkinliklerden biri olan kongreye yaklaşık 20 ülkeden 100’e yakın bilim insanı katıldı. , Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, "Uterus naklinin 15’inci yılına geldik. Dünyanın ekspertleri burada şu an" şeklinde konuşurken, Akdeniz üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Rahim naklinde dünyanın en iyileri burada, yaklaşık 20 ülkeden 100 katılımcımız var. Hedefimiz ilaçsız rahim naklini yapabilmek" ifadelerini kullandı. 2-3 Ekim 2025 tarihlerinde düzenlenen 5. Uluslararası Uterus Nakli Derneği (ISUTx) Kongresi, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın kongre başkanlığında gerçekleştiriliyor. Kongre sekreterliğini Prof. Dr. Nasuh Utku Doğan üstlenirken, Uluslararası Uterus Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Paige Parrot ve eski başkan Prof. Dr. Sara Brucker (Almanya) da katılımcılar arasında yer aldı. Kongrede; canlı ve kadavra donörden uterus nakli cerrahisi, nakil sonrası gebelik ve doğum sonuçları, fertilitenin korunması ve etik tartışmalar, immünsupresyon yönetimi, komplikasyonlar, uzun dönem takip verileri ve deneysel yaklaşımlar gibi başlıklar ele alınıyor. "Uterus naklinin 15’inci yılı" Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, açılış öncesi yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Uterus naklinin 15’inci yılına geldik, kongremizin bu yıl 5’incisini düzenliyoruz. Dünyanın ekspertleri burada şu anda, 20’den fazla ülkeden bir katılım var. Dünyada 130’dan fazla nakil yapıldı, gayet iyi hissediyoruz." "Dünyada 70’in üzerinde bebek doğdu" İsveç’ten Prof. Dr. Mats Brnnström ise sözlerine Antalya’daki tarihi nakli hatırlatarak başladı. Mats Brnnström , "Aslında 2011 yılının Ağustos ayında buradaydım çünkü Antalya’da ilk cerrahi olarak başarılı rahim naklini burada gerçekleştirmiştiniz. Ardından ertesi yıl dünyada ilk canlı donör naklini yaptık ve 2014’te ilk doğumları elde ettik. Bugün dünyada 120’den fazla işlem yapılmış durumda ve muhtemelen 60 ya da 70’ten fazla bebek doğdu. Şu anda bu işlemi yapan yaklaşık 25 merkez var. En büyük his, aslında bir aileyi tamamladığınızı gördüğünüzde yaşanıyor; anne babaların imkânsız olduğunu düşündükleri bir çocuğa kavuştuğunu görmek" diye konuştu. "Rahim nakli dünyası Antalya’da toplandı" Uluslararası Uterus Nakli Derneği eski Başkanı Prof. Dr. Sara Brucker, kongrenin önemini şu sözlerle dile getirdi: "Biz küçük bir topluluğuz, küçük bir derneğiz, fakat her yıl bir araya gelerek hem başardıklarımızı kutluyoruz hem de nereye gitmemiz gerektiğine bakıyoruz. Burada Asya’dan, Avustralya’dan, Güney Afrika’dan, Güney Amerika’dan, Kuzey Amerika’dan, Avrupa’dan gelenler var. Bugün rahim nakli dünyası Antalya’da toplanmış durumda. Bu bizim beşinci kongremiz ve dünya, Antalya’da Ömer, Mats Brnnström ve bir sonraki başkan olan Paige Birch ile birlikte buluşuyor. Burada bulunmak çok büyük bir onur." "Rahim naklinde en iyiler burada" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise heyecanını şu sözlerle aktardı: "Çok heyecanlıyım çünkü 15. yıl. Dile kolay, üzerinden 15 yıl geçmiş, çok hızlı geçti. Bu rahim naklinde dünyanın en iyileri burada, yapmak isteyen ekipler yine burada. Yaklaşık 20 ülkeden 100 katılımcımız var. Burada en önemli şey, bu bir organ nakli. Rahim naklinde immune sistemini bastıran ilaçlar kullanıyoruz. O anlamda bebeğe de elbette bir miktar zararı oluyor. Buradaki hedef ilaçsız biz bu organ naklini nasıl yapabiliriz. Günün sonunda ufak ufak adımlar var ama daha çok yolumuz var, tabii bu ufak adımlarla sonuca eriyorsunuz en nihayetinde. Bu anlamda hem yapay organ, hem ilaçları nasıl minimalize ederiz hep bunun üzerine çalışılıyor. Hayvandan yine insana nakiller. Bunlar birkaç çeşit üzerine gidilen yeni modeller. Her şey önce hayal kurmakla başlıyor. Hayal kuruyoruz, ondan sonra o hayal nezdinde planlar yapıp devam ediyoruz. Bazen başarılı oluyoruz, bazen başarısız oluyoruz. Şu anda çok ufak adımlar ama tabii en nihayetinde bir yere varacağız. Sonuç olarak yapay organ çok da kolay bir şey değil. Şu an bunları oluşturmak, birleştirmek çok mümkün gözükmüyor. Ama bunlar ilk adımlar. Bizden sonraki nesiller belki görür. Şimdiye kadar yapılanların hepsi tartışılacak. Nerede hata yaptık, neyi daha iyi yapabilirdik? Bundan sonra nasıl daha iyi yapabiliriz? Kadınlar 5 binde bir rahimsiz doğuyor. Çok ciddi bir ihtiyaç var. Eğer rahmi yoksa hastanın bir tek yöntemi var. Ya çocuk evlat edinecek ya da kendi yumurtaları var ise rahim nakli yapılıyor. Her seferinde söylüyoruz ama eksik bir bilgi oluyor. Kaliteli yumurtası olan hastaların rahim nakli yapılıyor, kendi bebeklerini doğuruyorlar. Başkasının bebeğini doğurmuyorlar. Bunun yine altını çizelim. Bu etapta da çok fazla hasta var elbette bekleyen, inşallah herkes günün sonunda istediği hedefe ulaşır." (BA-
02 Ekim 2025 Perşembe - 11:56
Balıkesir’de kapalı alanlarda sigara denetimi yapıldı
İlçe Sağlık Müdürlüğünün öncülüğünde kapalı alanlarda sigara denetimi yapıldı. Hürriyet ve Ali Çetinkaya caddelerinde kırtasiye dükkanından, çay ocağına ve ayakkabıcı dükkanına kadar 18 işyeri denetlendi. Burhaniye’de İlçe Sağlık Müdürü Uzman Dr. Betül Erten Akbey başkanlığındaki 5 kişilik sigara denetim ekibi 3 aylık rutin sigara denetimi yaptı. Denetimlerde, kapalı alanda sigara içilip içilmediği kontrol edilirken, işyeri sahipleri konu ile ilgili uyarıldı. İş yerlerinde denetim yapılması esnafları da sevindirdi. Denetimlerin devam edeceğini kaydeden İlçe Sağlık Müdürü Dr.Betül Erten Akbey, 4207 sayılı kanun gereğince halk sağlığını korumak için kapalı alanlarda sigara içilmesinin önüne geçmeyi amaçladıklarını söyledi. Dr.Akbey, iş yerlerinde konu ile ilgili olarak uyarı levhasının bulunmasının zorunlu olduğunu anlattı. Hiç sigara içmediğini kaydeden berber Hasan Özavcı, " Ben 57 yıllık esnafım. Şu ana kadar hiç sigarayla işim olmadı. Ara sıra devletin memurlarının sağlık ekiplerinin sigara denetimleri yaptıklarını görüyoruz. Bunlardan çok mutlu oluyorum. Ama, daha sık ve daha ciddi denetim yapılmasını istiyorum. Bu yasakları delmekle uğraşan çok insan var" diye konuştu. Emlak Danışmanı Eda Küçük de, " Bu gün ofisimize sağlıkçılar denetim için geldiler. Biz sigara içmiyoruz. Kapalı alanlarda sigara içilmesini istemiyoruz. Bu denetimlerin sık sık yapılmasını istiyoruz .Dilerim İnşallah, kimse sigara içmez. Teşekkürler" dedi.
02 Ekim 2025 Perşembe - 11:50
Selçuk Tıp’ta robotik cerrahiyle 100. operasyon yapıldı
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi, modern cerrahinin en ileri teknolojilerinden biri olan Da Vinci Robotik Cerrahi Sistemi’ni bünyesine kazandırarak kısa sürede önemli bir başarıya imza attı. Bu sistemle gerçekleştirilen 100. ameliyat başarıyla tamamlandı. Robotik sistemle yapılan ilk operasyon, genel cerrahi uzmanı olan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz tarafından gerçekleştirildi. Başarıyla sonuçlanan mide ameliyatı ile birlikte üniversite, Konya’da robotik cerrahinin öncüsü oldu. 10 aylık süreçte robotik sistem kullanılarak pankreas, karaciğer, prostat ve mide gibi ileri düzey cerrahi girişimler uygulandı. Bu dönemde Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi genel cerrahi ve üroloji klinikleri, dünyada robotik sistemle yapılan operasyonların yoğunluğu açısından üst sıralara yükseldi. Bu yükseliş, hastanenin robotik cerrahi hattına olan talebi, multidisipliner cerrahi ekip koordinasyonunu ve sistemin operasyonel kapasitesini gösteriyor. Rektör Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, üniversitenin sağlık vizyonunu değerlendirerek, "Robotik cerrahi, sadece bir teknoloji yatırımı değil; aynı zamanda geleceğe açılan bir kapıdır. Biz bu sistemle ameliyatlarımızda daha hassas, güvenli ve hızlı sonuçlar elde ediyoruz. 10 ay gibi kısa bir sürede 100. ameliyata ulaşmamız, hem cerrahi ekibimizin özverisini hem de hastalarımızın bize duyduğu güveni gösteriyor. Önümüzdeki dönemde bu başarıyı daha da ileriye taşıyarak Selçuk Üniversitesini yalnızca Konya’nın değil, bölgenin robotik cerrahi merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz" dedi. Robotik cerrahi hastalara, daha küçük kesiler, daha az ağrı ve kan kaybı, daha kısa iyileşme süresi, daha az enfeksiyon riski ve cerraha milimetrik hassasiyet sağlayan ileri teknoloji gibi imkanlar sağlıyor.
02 Ekim 2025 Perşembe - 11:46
Gediz’de 65 yaş üstü vatandaşlara kapsamlı geriatri eğitimi verildi
Kütahya’nın Gediz ilçesinde, İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezi (SHM) tarafından Kıran köy’de yaşayan 65 yaş ve üzeri 50 vatandaşa yönelik Geriatri (İleri Yaş Sağlığı) eğitimi verildi. Disiplinli bir ekibin katılımıyla gerçekleşen eğitimde, yaşlılık dönemindeki sağlık ve yaşam kalitesini artırmaya odaklanıldı. Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Şule Nur Nergis, yaşlılıkta sağlığın önemi hakkında bilgi verirken; Diyetisyen Mürüvvet Sena Erhan Yaşlılıkta Sağlıklı Beslenme, Fizyoterapist Çetin Sahilli ise Yaşlılıkta Fiziksel Aktivitenin Önemi konularını anlattı. Psikologlar Melike Dalga ve Fatma Karaali Yumaklı tarafından da Yaşlılıkta Ruh Sağlığı konularında detaylı bilgilendirme yapıldı. İlçe Sağlık Müdürü Dr. Ömer Orçun Erdoğan, Geriatri biliminin 65 yaş ve üzeri bireylerin sağlık sorunları, yaşam kaliteleri ve koruyucu hekimlik uygulamalarıyla ilgilendiğini belirtti. Kurum olarak amaçlarının 65 yaş üstü bireylere Sağlıklı Beslenme, Fiziksel Aktivite ve Psikolojik Destek konularında eğitim ve danışmanlık desteği vererek bedenen ve ruhen daha konforlu bir hayat sürmelerini sağlamak olduğunu ifade etti. Dr. Erdoğan, sözlerini şu mesajla tamamladı: "Geçmişten geleceğe uzanan köprülerimiz, kültürümüzü ve değerlerimizi yarınlara taşıyan ulu çınarlarımızdır. Onların tecrübeleri bizlere ışık, hayatları bizlere rehber olmaktadır. Milli ve manevi değerlerimizi, kültürümüzü yarınlara taşıyan, geçmişimizle geleceğimizi birbirine bağlayan en değerli köprülerimiz olan koca çınarlarımıza saygı ve hürmetle hizmetlerimize devam edeceğiz." Kurum olarak Geriatri eğitimlerine devam edeceklerini belirten Dr. Erdoğan, bireysel danışmanlık hizmeti almak isteyen 65 yaş ve üstü vatandaşları Sağlıklı Hayat Merkezi’ndeki Diyetisyen, Psikolog ve Fizyoterapi bölümlerine beklediklerini duyurdu.
02 Ekim 2025 Perşembe - 11:33
"Anne sütü sayesinde çocuk hastalıklarını azaltmak mümkün"
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, anne sütünün nedensiz beşik ölümlerini dünya çapında yüzde 13 oranında azaltabileceğini ve bebeklerde her ay anne sütüyle beslenmenin obezite riskini yüzde 4 oranında düşürdüğünü söyledi. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, ’1-7 Ekim Emzirme Haftası’ dolayısıyla bilgilendirmelerde bulundu. Uzm. Dr. Çebi, uzman hekimlerin anne sütünde ısrarcı olmalarının sebebine değinerek, "0-12 aylarda üst solunum yolu hastalıkları 4 ay sadece anne sütü alan bebeklerde hastaneye yatış yüzde 72 azalıyor. RSV bronşiolit seyri yüzde 70 daha iyi oluyor. Eğer emzirme 6 ayı geçtiyse pnömoni riski 4 katı daha düşük olur. Orta kulak enfeksiyonu 3 aydan fazla sadece anne sütü alanlarda yüzde 50 daha azdır" dedi. "Bebeklerde ishal azalıyor" Anne sütü almış bebeklerde ishallerin yüzde 63 azaldığını dile getiren Çebi, "Nedensiz beşik ölümleri, dünya çapında çocuk ölümlerinin yüzde 13’ü bu sayede azaltılabilir. Anne sütü-alerji ilişkisinde ise ilk 4 ay sadece anne sütüyle beslemek yüzde 27 oranında alerjiden koruyor; hele ailede alerji varsa koruma etkisi yüzde 42’ye çıkıyor. Bebeklerde anne sütüyle beslenilen her ay yüzde 4 oranında obezite riskini düşüyor. Anne sütü almış kardeş almamış kardeşe göre erişkin, hayatında ortalama 7 kilo daha zayıf. Her iki tip diyabetten de koruyor. Tip 1 diyabet yüzde 30, tip 2 diyabet yüzde 40 daha az görülüyor" şeklinde konuştu.
02 Ekim 2025 Perşembe - 11:05
Tam 4 bin yıllık doğal salgın savaşçısı: "Turşu"
Tarihi milattan önce 2000’li yılların başına kadar uzanan turşu, Selçuklu döneminden günümüze Anadolu topraklarında yaygın olarak tercih ediliyor. Vücut direnci için önemli rol alan turşunun kurulma aşaması ise oldukça dikkat istiyor. Tarihi 4 bin yıla kadar uzanan turşu, günümüzde de son zamanlarda artan salgın hastalıklara karşı tercih ediliyor. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin yakalandığı ve ağır geçirdiği hastalıklar, hastanelerde de zaman zaman yoğunluğa neden olabiliyor. Bağışıklığını güçlendirmek isteyen kimi vatandaşlar ise Türk sofralarının vazgeçilmez lezzetlerinden doğal turşuya yöneliyor. "Yiyeceklerin dayanıklı kalması için mutlaka hakiki kaya tuzu tercih edilmeli" Turşunun kurulum aşamasında belirli noktalara dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen turşucu Selman Kozan, "Birçok kültürde yüzyıllardır turşu tüketilmektedir. Türkiye’de hemen her mevsimde tüketilen turşular özellikle kış aylarında daha popülerdir. Çünkü içerdikleri probiyotik mikroorganizmalar sayesinde bağışıklık sistemini desteklemektedir. Sindirim sistemini iyileştirmeye kadar çok sayıda fayda sağlar. Turşu, mevsiminde toplanan sebzelerin veya meyvelerin tuzlu su, salamura, sirke veya limon suyu gibi asidik bir ortamda bekletilmesiyle yapılır. Gıdaların daha uzun süre saklanabilmesi, ana hedef olarak bunu gösterebiliriz. Bilinen en eski turşu yapımı 4 bin yıl öncesine dayanmaktadır ve özellikle Orta Doğu, Uzak Doğu ülkelerinde yaygın olarak kullanılmıştır. Turşu yapımı yöreden yöreye şehirden şehre, ülkeden ülkeye değişir. Turşu yapımında özellikle içindeki yiyeceklerin dayanıklı kalması için mutlaka ve mutlaka hakiki kaya tuzu tercih edilmelidir. Rafine tuz, turşunun kısa zamanda yumuşamasına neden olur. O yüzden sofralık tuzu yani rafine tuzu kullanmamalıyız. Aynı zamanda hakiki kaya tuzu, tansiyon, şekere ve böbrek rahatsızlıklarına çok çok iyi gelir. Turşuyu doldurduğumuz saklama kabı ise yeni ve güvenli kapaklı tercih edilmeli. Sebzeleri seçerken de sert, taze, kabuklarının parlak görünümlü ve zedelenmemiş olmasına dikkat etmeliyiz. Turşu yapımında tabii kişiden kişiye ve damak lezzetine göre değişir. Herkes farklı bir şekilde turşu kuruyor. Klasik bir şey söyleyecek olursak örnek veriyorum güzelce yıkanmış sebzelerin içerisine 1 buçuk çay bardağı sirke, bir çay bardağı hakiki kaya tuzu, tercihe göre de 2-3 dilim limon ve aroma katması için bu tercih edilebilir. Sarımsak, defne yaprağı, maydanoz, koruk da ilave edebilirsiniz" dedi. "Salamura ürün en az 20 gün ila 1 ay beklemesi lazım" Bazı turşuların faydalarının normal ürünlere göre daha fazla olduğunu anlatan turşucu Selman Kozan, "Sindirim sistemini destekler, bağışıklık sistemini güçlendirir. Elektrolit dengesini sağlar. Enerji seviyesini arttırır. Koruyucu antioksidan kaynağıdır. Kan şekeri seviyesini dengeler. Turşu suyunun faydaları da var. Krampları önler, vücut sıvı dengesini düzenlemede ve sindirimi kolaylaştırır, öksürüğe iyi gelir, kalbi korur. Gribal enfeksiyonlara iyi gelir, kabızlığın ilacıdır. Vücuda enerji ve dinamizm katar. Mide bulanmasına çok çok iyi gelir. Şu an turşu kurma sezonu yavaş yavaş da bitmek üzere. Öyle hemen olgunlaşması zor. Salamura ürün en az 20 gün ila 1 ay beklemesi lazım. Ürünler çıktıkça daha böyle suları daha çekilmeden o turşu olmaz, bu ürünün zamanını ayarlamak lazım. Zamanını ayarladıktan sonra kuracağımız turşu gayet lezzetli, gayet güzel tatlı olur, yani kışa özellikle bol bol tüketilmesi lazım" şeklinde konuştu. "Özellikle turşu suyunu hiç ihmal etmiyoruz" Turşu tüketicisi Samet Baydilli ise, "Aslında kış ayından da ziyade biz dört mevsim bunu tüketiyoruz. Biber turşuları tercih ediyor, alıyoruz. Salatalıklarını bir tüketici olarak şiddetle tavsiye ederim ama diğer taraftan sarımsak ve bamya en çok tercih ettiğim turşuların arasında. Turşu tabii geçmişten gelen annelerimizden, örf, adetlerimizden olan aslında yemeğin yanında yeri var. Hem de sağlık açısından baktığımızda özellikle pandemi döneminde de uzmanlardan bunun önemini bir kez daha anlamış olduk. Vücuda faydalı özellikle kışın hastalıklara da ciddi anlamda etkisi var. Özellikle biraz da sağlık tarafında da tüketiyoruz. Çocuklarımız da bizden gördükleri için onlar da özeniyor. Özellikle turşu suyunu biz hiç ihmal etmiyoruz. Ciddi anlamda sağlığa da faydası var. Turşu suyunu uzmanlardan duyduk tabii faydasını da görüp yaşıyoruz zaten" diye konuştu.
02 Ekim 2025 Perşembe - 11:03
Uzmanı kış için uyardı: "İkinci zirve dalga gelebilir"
Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte grip, nezle ve Covid-19 gibi solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanıyor. Uzmanlara göre bu artışın arkasında yalnızca soğuk hava değil, birden fazla etken bulunuyor. Doç. Dr. Hatice Merve Bayram, kış aylarında ikinci zirve dalganın yaşanabileceğini belirterek, maske kullanılması konusunda uyarıda bulundu.
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:23
Sincan’da meme kanseriyle ilgili bilgilendirme toplantısı düzenlendi
Sincan Belediyesi, meme kanseri ile mücadelede toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla bir program düzenledi. Sincan Belediyesi, ‘1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ kapsamında Lale Konferans Salonu’nda meme kanseri ile ilgili bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Programa Lokman Hekim Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Vakkas Korkmaz ve Uzm. Dr. Kemal Yandakçı katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan’ın eşi Emine Ercan, "Dilimizde yer edinen her şeyin başı sağlık söylemi, aslında sağlığımıza ne kadar çok önem verdiğimizin göstergesi. Ekim ayı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı. Erken teşhis hayat kurtarır diyoruz. Lütfen taramalarımızı düzenli şekilde yaptıralım. Bu hepimiz için son derece önemli" dedi. Uzmanlar, bilgilendirme toplantısında kanserden korunma yollarını anlattı. Dengeli beslenme ve hareketli yaşam tarzının önemini vurgulayan uzmanlar, sigaradan uzak durulması gerektiğini ifade etti. Özellikle 40 yaşını geçmiş her kadının bölgede bulunan en yakın KETEM’e gitmesi ve belirtilen tetkikleri yaptırması konusunda uyarılarda bulunuldu. Risk faktörleri sıralanarak, meme kanserinde erken tanı ve tedavinin çok önemli olduğu ifade edildi.
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:22
Geceleri altını ıslatan çocukların ailelerine önemli uyarılar
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nefroloji Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Günay, çocukların geceleri altını ıslatmaları (Enürezis nokturna) hakkında açıklama yaptı. Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Günay, "Enürezis nokturna, yani gece altını ıslatma, çocuklarda sık görülen ve aileleri endişelendiren bir durumdur. Ancak bu sorun çocuğun iradesizliği ya da tembelliği ile ilgili değildir; genetik, gelişimsel ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Doğru yaklaşım ve tedavi yöntemleri ile çoğu çocukta zamanla tamamen düzelebilir. Ailelerin sabırlı ve destekleyici tutumu, çocuğun özgüvenini korumak ve süreci kolaylaştırmak için çok önemlidir. Unutmayın, enürezis tedavi edilebilir bir durumdur ve çocuğunuzun yalnız olmadığını bilmesi en büyük güç kaynağıdır" dedi. Dr. Öğretim Üyesi Günay, "Enürezis Nokturna’nın çocukluk çağında 5 yaşından sonra gece yatak ıslatmasının devam etmesi olarak tanımlandığını söyledi. Okul çağı çocuklarının 10 çocuktan 1 tanesinin problemidir, aslında bu durum. Ancak ailelerin konuşmaktan çekindiği bu durumdan bazı basit önlemlerle tedavi edilebileceğini biliyoruz. Altta yatan birçok neden olabilir. Genetik, mesanenin gelişmesinin gecikmesi, gece idrar miktarının fazla olması, gece uykusunun derinliğinin fazla olması gibi nedenler bu duruma sebep olabilir. Aileler, çocukların inatlaşarak, bilerek ve isteyerek yaptığını düşünmemesi gerekir" ifadelerini kullandı. "Bu durumlar basit önlemlerle çocuklukta başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir" Basit önlemlerle bu durumların, çocuklukta başarılı bir şekilde tedavi edilebildiğini ifade eden Günay, "Gece yatmadan 2 saat önce sıvı alımının kısıtlanması, yatmadan önce tuvalete götürülmesi ve yattıktan 1-1.5 saat sonra 1 kere gece uykudan idrarını yaptırmak için kaldırılması başarılı olabilir. Ayrıca çok şekerli gıdaların, kafeinli gıdaların hayattan çıkartılması basit önlemler şeklinde uygulanabilir. Bunlarla tedavi olmayan çocuklarda özellikle 6 aylıktan uzun sürede kuru kaldıktan sonra gece alt ıslatması başladıysa ve bu gece ıslatmalarına ve gündüz ıslatmaları da eşlik ediyorsa bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir" şeklinde konuştu. "Ailelerin sabırlı ve destekleyici olması çok kıymetlidir" Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Günay, "Unutmayalım ki bu durum çocuğun bilerek isteyerek yaptığı bir durum değildir. Ailelerin sabırlı ve destekleyici olması çok kıymetlidir. Erken dönemde destekle hem çocuğun hem de ailenin hayat kalitesi belirgin şekilde artar. Gelin bu problemi birlikte halledelim" dedi.
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:18
Radyoloji uzmanından uyarı: "Meme radyolojisi erken tanı sağlar, gereksiz tedaviyi önler"
Güven Hastanesi Radyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Emre Utkan Büyükceran, "Meme radyolojisi; mamografi, ultrason ve MR gibi görüntüleme yöntemleriyle meme kanserinde hem erken tanı sağlarken hem de gereksiz tedavilerin önüne geçer" dedi. Radyoloji Uzmanı Büyükceran, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında meme kanserinde erken tanının sağladığı avantajlara ilişkin açıklama yaptı. Meme kanserinde erken tanının kritik önemine dikkati çeken Büyükceran, "Meme radyolojisi; mamografi, ultrason ve MR gibi görüntüleme yöntemleriyle meme kanserinde hem erken tanı sağlarken hem de gereksiz tedavilerin önüne geçer. Bir meme kanserinin elle fark edilebilir hale gelmesi için genellikle 1,5-2 cm boyuta ulaşması gerekir. Bu da çoğu zaman uzun yıllar süren bir sürecin sonucudur. Bizim amacımız, bu noktaya gelmeden çok daha erken evrede, milimetrik değişiklikleri yakalayabilmektir" diye konuştu. Büyükceran, Türkiye’de yılda ortalama 24 bin yeni meme kanseri vakasının saptandığını belirterek, "Mamografi, ultrason ve MR gibi yöntemlerle hastalıkları erken evrede yakalamayı, doğru tanı koymayı ve tedaviye yön vermeyi amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Ortalama risk grubundaki kadınlara yılda bir mamografi" Mamografinin düşük doz X-ışını kullandığını belirten Büyükceran, şunları söyledi: "Her kadın meme kanseri açısından aynı riski taşımaz. Ortalama risk grubundaki kadınlara 40 yaşından itibaren yılda bir tarama mamografisi öneriyoruz. En çok merak edilen konu ise mamografinin radyasyona bağlı risk taşıyıp taşımadığıdır. Mamografi maruz kalınan radyasyon yaklaşık 7 haftalık doğal ortam radyasyonuna eşittir. Birçok uluslararası otorite ve dernek bu düşük dozun sağlığa zarar vermediğini, faydanın potansiyel riskten çok daha büyük olduğunu net şekilde belirtmektedir. Kısacası, mamografi bir risk değil; hayat kurtaran bir fırsat. Mamografi ile ilgili asıl kaygı ise fazla tanıdır; yani tedavi gerektirmeyecek küçük bulguların fazla ciddiye alınarak gereksiz tedavilere yol açabilmesidir. Bunun önünde geçmek için her kadını klinik öyküsü, şikayetleri ve görüntüleme bulguları ile bir bütün olarak değerlendiriyor, bir meme merkezi çatısı altında farklı branşların katkısıyla karar veriyoruz." "Yoğun meme yapısına sahip kadınlarda MR önerilebilir" Büyükceran, meme dokosunun yağ dokusu ve fibroglandüler doku olmak üzere ikiye ayrıldığını belirterek, "Yoğun meme yapısı, beyaz görünen fibroglandüler dokunun fazla olduğu memeler için kullanılan bir ifadedir. Tümörler de beyaz renkte izlendiği için, yoğun memelerde kitleler adeta arka planda gizlenebilir. Bu noktada tamamlayıcı yöntemler devreye girer. Ultrason, günlük pratiğimizde bu zorluğun üstesinden gelmek için kullandığımız en önemli yöntemdir. Meme MR’ı ise yüksek riskli kadınlarda tarama, mamografi ve ultrasonun netleştiremediği durumlarda ve meme kanseri tanısı almış hastalarda evreleme amacıyla önemli rol oynar. Güncel çalışmalar, mamografinin sınırlı olduğu çok yoğun meme yapısına sahip kadınlarda 50 yaş sonrası ek tarama yöntemi olarak 4 yılda bir MR’ı önermektedir. Sonuç olarak, meme radyolojisi; meme kanseriyle mücadelenin en önemli unsurlarından biridir. Farklı yöntemlerin bir arada ve doğru şekilde kullanılmasıyla hem erken tanıya hem de gereksiz tedavilerin önlenmesine katkı sağlar" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder