Son Dakika
|
Fenerbahçe, evinde 5. kez puan kaybetti
GÜNDEM
Brent petrol 90 doların altına geriledi
İran: "Hürmüz Boğazı açıldı"
İstanbul’da barajlar doldu: Doluluk oranı yüzde 70’i aştı
Diyarbakır’da otomobil tren ile çarpıştı: Feci kaza kamerada
Suriye ordusu, ABD güçlerinin konuşlandığı tüm üslerde kontrol sağladı
MİT’ten siber suç şebekesine operasyon: 12 kişi gözaltında
Araştırma görevlisinin hayatını kaybettiği saldırının failleri yakalandı
Geri dönüşüm fabrikasında yangın böyle görüntülendi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
MEB: "Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur görevden alınmıştır"
Bursaspor, Trendyol 1. Lig’de
Pakistan’da ABD-İran hazırlığı: "Yollar kapatıldı, oteller boşaltıldı"
Sulama kanalında kaybolan çocuğun cansız bedeni bulundu
Pezeşkiyan: "Biz barışseveriz, yaptığımız şey meşru bir savunmadır"
Siirt’te faciadan dönüldü: Sel suları bir evi yuttu
Siverek’te feci kazaı: 2 ölü,1 yaralı
SAĞLIK
BŞEÜ’den hemşirelik eğitiminde uluslararası arenada ses getiren çalışma
19 Nisan 2026 Pazar - 14:43:47
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aysun Acun, dünyanın en saygın bilimsel yayın organları arasında yer alan BMC Medical Education dergisinde yer alarak önemli bir akademik başarıya imza attı. Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aysun Acun’un ’The effect of collaborative learning approach on nursing students’ knowledge and skill learning for enteral nutrition: a randomized controlled study’ başlıklı çalışması günyanın en saygın bilimsel yayın organları arasında yer alan ve Q1 kategorisinde bulunan BMC Medical Education dergisinde yayımlanan yer aldı. Gerçekleştirilen çalışmada, hemşirelik öğrencilerinin enteral beslenmeye yönelik bilgi ve becerilerinin geliştirilmesinde iş birliğine dayalı öğrenme yönteminin etkisi incelenmiştir. Kritik bir öneme sahip Enteral beslenme, ağız yoluyla beslenemeyen hastaların mideye yerleştirilen bir tüp aracılığıyla beslenmesini ifade etmekte olup, özellikle hasta bakım süreçlerinde kritik bir öneme sahiptir. Bu kapsamda çalışmada, geleceğin bakım vericileri olan hemşirelerin söz konusu uygulamaya ilişkin bilgi ve becerilerinin belirli standartlar doğrultusunda geliştirilmesi hedeflenmiştir.
19 Nisan 2026 Pazar - 13:30
MEAH’a ‘Anne Dostu Hastane’ unvanı
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Anne Dostu Hastane’ programı kapsamında Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Koruyucu Sağlık Hizmetleri Birimi tarafından yürütülen ‘Anne Dostu Hastane’ programı kapsamında gerçekleştirilen değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayarak ‘Anne Dostu Hastane’ unvanı aldı. Sağlık Bakanlığı’nın; gebelik, doğum ve lohusalık süreçlerinin hasta hakları, güvenlik ve mahremiyet ilkeleri doğrultusunda, anne ve bebek için güvenli ve nitelikli ortamlarda gerçekleştirilmesini amaçlayan programı kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi kapsamlı bir denetim sürecinden geçti. Değerlendirme süreci, Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan ve başkanlığını İlkay Zengin’in yürüttüğü heyetin hastaneyi ziyaretiyle gerçekleştirildi. Heyet tarafından; doğum öncesi ve sonrası hizmet süreçleri, anne mahremiyetinin sağlanması, hasta güvenliği uygulamaları ve doğum alanlarının fiziki uygunluğu gibi birçok başlıkta detaylı incelemeler yapıldı. Gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme sonucunda, Muğla EAH, anne sağlığı hizmetlerinde ortaya koyduğu güçlü ekip anlayışı, yüksek kalite ve etkinlik, Bakanlık yetkilileri tarafından standartlara uygun bulunarak olumlu değerlendirildi. Tüm kriterleri başarıyla karşılayan Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ‘Anne Dostu Hastane’ unvanını kullanma hakkı elde etti Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça’nın da katılım sağladığı değerlendirme toplantısında, annelik yolculuğunda anne ve bebek sağlığını önceleyen çalışmalarda emeği bulunan başta hastane yönetimi olmak üzere tüm hekimler, hemşireler ve sağlık çalışanları çalışmaları nedeniyle teşekkür edildi.
19 Nisan 2026 Pazar - 13:20
Ordu’da özel bireylerin diş problemlerine etkili çözüm
Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde özel bireylerin ihtiyaçlarına yönelik sunduğu hizmetler ile dikkat çekiyor. Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinin açıldığı 2020 yılından bu yana 543’ü özel bakım gerektiren birey olmak üzere toplam 670 hastanın tüm diş tedavileri tek seansta genel anestezi altında gerçekleştirildi. 2025 yılı içerisinde ise 166’sı down sendromu, otizm spektrum bozukluğu gibi özel bakım gerektiren bireyler olmak üzere toplam 208 hastanın diş tedavisi genel anestezi altında yapıldı. Özellikle kooperasyon güçlüğü yaşayan bireylerde daha önce tamamlanamayan diş tedavilerinin tek seansta ve güvenli şartlarda yapılabilmesi, hasta yakınları tarafından büyük bir kolaylık olarak değerlendirildi. Hasta yakınları ayrıca tedavi süreci boyunca ekip tarafından sağlanan bilgilendirme, iletişim ve koordinasyonun sürecin daha anlaşılır ve yönetilebilir olmasına katkı sunduğu belirtti. Özel bakım gerektiren bireylerde diş tedavilerinin genel anestezi uzmanları ile uzman diş hekimlerinden oluşan sağlık ekibi ve multidisipliner bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade eden Diş Hekimliği Fakültesi Dekan V.Prof. Dr. Melih Ömezli, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş’ın destekleriyle Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde genel anestezi altında sunulan nitelikli sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi ve daha fazla sayıda özel bakım gerektiren hastaya tedavi hizmeti verilebilmesi için çalışmaların aralıksız şekilde sürdürüldüğünü belirtti.
19 Nisan 2026 Pazar - 13:17
’’Okullardaki şiddetin çözümü sorumluluğu paylaşmaktan geçiyor’’
Uzman klinik psikolog Eylül Ünaldı, Kahramanmaraş ve Siverek’teki okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek, şiddetin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç olmadığını, çoğu zaman uzun süre görmezden gelinen ihtiyaçların, bastırılan duyguların ve ihmal edilen sorumlulukların birikimi olduğunu söyledi. Ünaldı, hemen her güne yeni bir şiddet ve ölüm haberiyle başlarken, şiddetin daha küçük yaşlara ve okullara kadar sıçramış olmasının herkesi derinden sarstığını kaydetti. Okulun çocukların yalnızca akademik bilgi değil, aynı zamanda güven, aidiyet ve kendini ifade etme becerisi kazandığı bir alan olması gerektiğine işaret eden Ünaldı, ’’Maalesef birçok ihmalin ve eksikliğin bir araya gelmesiyle oluşan bir tablo söz konusu. Bunun en büyük nedenlerinden biri, ailelerin kendi ihtiyaçları ve rahatları doğrultusunda buna göz yummasıdır. Sosyal medya, video platformları ve oyunlar, denetimsiz ve rehbersiz kaldığında çocuğun gerçeklik algısını şekillendiren güçlü araçlara dönüşür. Çocuğun ne izlediğini, neye maruz kaldığını bilmemek, aslında onun iç dünyasından da habersiz olmak anlamına gelir. Bu noktada özellikle bilgisayar oyunları tek başına ‘suçlu’ ilan edilemez, ancak içeriklerinin niteliği ve kullanım biçimi son derece belirleyicidir. Şiddetin ödüllendirildiği ve empati kurma alanı bırakmayan oyunlar, özellikle küçük yaştaki çocuklar için riskli bir zemin oluşturabilir. Uzun süreli ve denetimsiz oyun oynama, çocuğun gerçek dünyayla kurduğu bağı zayıflatabilir, duygularını tanıma ve ifade etme becerisini köreltebilir. Bu nedenle sınır koymak ve çocuğa içeriklerle ilgili rehberlik etmek oldukça önemlidir. Burada sorumluluk açıkça yetişkinlere düşer’’ dedi. Ünaldı, çocukların duygusal gelişiminin de çoğu zaman göz ardı edildiğine değinerek, ‘’Duygu düzenleme becerisi kazandırılmadan büyüyen, kendini ifade etmesine alan açılmayan ve çoğunlukla ceza yaklaşımıyla yetiştirilen çocuklar, yaşadıkları yoğun duygularla baş etmekte zorlanabiliyor. Ayrıca yalnızca fiziksel şiddete değil, şiddetin her türüne maruz kalmak da bu yükü ağırlaştırıyor’’ diye konuştu. Diğer taraftan okullardaki rehberlik ve psikolojik destek sistemleri oldukça yetersiz kaldığını bildiren Ünaldı, şunları kaydetti: ‘’’Bir rehber öğretmene düşen öğrenci sayısının fazlalığı, çocukların yeterince fark edilmemesine neden oluyor. Sistemimizde ağırlıklı olarak akademik düzenlemeler yapılmaya çalışılırken, çocukların gelişiminin en önemli boyutlarından biri olan psikolojik ve sosyal gelişim alanları geri planda kalıyor. Bir çocuğun bile fark edilmesi ve gereken desteği alabilmesi, bazen büyük bir krizin yaşanmasını önleyebilir. Duygularını ifade edemeyen ve anlaşılmadığını hisseden bir çocuk, zamanla bu birikimi sağlıksız yollarla dışa vurabilir. Dizi ve filmlerde şiddetin sıradanlaştırılması, bir güç göstergesi ve kahramanlık olarak sunulması, hem çocukların hem de yetişkinlerin zihninde zamanla normalleşmeye yol açtığı gibi, değer yargıları henüz gelişmemiş olan çocuklar üzerinde düşündüğümüzden daha derin izler bırakabilir. Bir başka kritik ama çoğunlukla gözden kaçan konu ise medyada çıkan haberlerin çocukların yanında izlenmesi ve konuşulmasıdır. Sürekli şiddet haberlerine maruz kalan çocuklar, dünyayı güvensiz ve tehlikeli bir yer olarak algılamaya başlayabilir. Bu durum, çocukların kaygılarını artırabileceği gibi bazı durumlarda şiddeti bir çözüm olarak normalleştirmesine de neden olabilir. Bu noktada ailelere düşen bazı önemli sorumluluklar vardır: Şiddet içerikli haberleri mümkünse çocukların yanında izlememek, İzlemek zorunda kalındığında içeriği çocuğun yaşına uygun şekilde açıklayarak rehberlik etmek, ’Sen şu an güvendesin, biz yanındayız’ duygusunu pekiştirmek, Çocuğun merak ettiği sorularını geçiştirmek yerine açık ve sakin bir şekilde yanıtlamak, Haber sonrası çocuğun duygusunu sorarak onun iç dünyasına alan açmak gerek.’’ ’’Tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç değil’’ ’’Tüm bunlar göz önüne alındığında çözüm, suçlu aramaktan çok sorumluluğu paylaşmaktan geçiyor’’ diyen Ünaldı, konuşmasına şöyle devam etti: ‘’Şiddet, tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç değil, çoğu zaman uzun süre görmezden gelinen ihtiyaçların, bastırılan duyguların ve ihmal edilen sorumlulukların birikimidir. Hepsi göz önüne alındığında çözüm, suçlu aramaktan çok sorumluluğu paylaşmaktan geçiyor. Okullarda daha güçlü psikolojik destek sistemleri kurmak, ailelerin çocuklarıyla daha nitelikli zaman geçirmesini ve onlara rehberlik etmesini teşvik etmek, dijital içeriklerin kullanımı ve izlenmesi konusunda daha sınır koyan, takip eden ve rehberlik eden bir yaklaşım benimsemek. En önemlisi de çocukları gerçekten dinlemek. Çünkü bazen bir çocuğun duyulması, anlatılamayan bir hikâyenin şiddete dönüşmesini engelleyebilir.’’
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Nisan 2026 Cuma- 10:38
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
2
18 Nisan 2026 Cumartesi- 09:50
Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor"
3
18 Nisan 2026 Cumartesi- 09:44
Yeni doğan bebek 79 günde 4 ağır ameliyat geçirerek hayata tutundu
4
18 Nisan 2026 Cumartesi- 12:50
Elektronik sigarada süre doldu: "Kanser riski netleşti"
5
18 Nisan 2026 Cumartesi- 08:01
Erzincan’da kuru göz hastalığına yönelik bilimsel sunum
29 Eylül 2025 Pazartesi - 09:49
Uzmanından uyarı: "Çocuklarımıza el hijyenini mutlaka öğretmeliyiz"
Yaşamın ilk 6 yılında çocukların birçok viral enfeksiyonla karşılaşarak bağışıklık sisteminin gelişeceğine dikkat çeken Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüdaverdi Kara "Bu viral enfeksiyonlardan korunması için çocuklarımıza el hijyenini mutlaka öğretmeliyiz" dedi. Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüdaverdi Kara, sık hastalanan çocukların bağışıklık sistemi hakkında önemli bilgiler verdi. Çocukların büyüme dönemlerinde erişkinlere göre daha sık hasta olma eğiliminde olduklarını belirten Kara, "Bunun sebebi bağışıklık sistemlerinin gelişme sürecinde olması olsa da hijyene dikkat edememe ve okul gibi kalabalık ortamlarda bulunma sonucu enfeksiyon ajanlarına daha çok maruz kalmaları da önemli sebepler arasındadır" şeklinde konuştu. Çocukluk çağında tekrarlayan enfeksiyonların son derece yaygın olduğunu vurgulayan Dr. Kara "İlk akla gelen soru ‘Çocuğumun bağışıklığı düşük mü?’ olsa da çoğu zaman bağışıklık yetersizliği anlamına gelmez. Çünkü yaşamının ilk 6 yılında çocuklar gelişiminin doğal seyrinde birçok viral enfeksiyonla karşılaşacaktır ve bu sayede bağışıklık kazanacaktır" diye konuştu. Kara, bağışıklık yetersizliğinden şüphe edilebilecek durumları da sıralayarak, "Büyüme gelişme geriliği, tekrarlayan derin yerleşimli deri enfeksiyonları, sık intravenöz antibiyotik tedavisi ihtiyacı, iki veya daha fazla ciddi enfeksiyon (menenjit, osteomiyelit, selülit, sepsis)" bilgilendirmesinde bulundu. Kara, Ailede immün yetmezlik öyküsü gibi durumlar varsa altta yatan sebeplerin araştırılması gerektiğini söyledi. "El hijyenini mutlaka öğretmeliyiz" Kara sık tekrarlayan enfeksiyonları önlemek için yapılabileceklerle ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle hijyene dikkat edilmelidir, özellikle de el hijyenine; en az 30 saniye ellerin sabunlu su ile yıkanmasını sağlamalıyız. Hastalıklar temasla bulaştığı gibi hava yoluyla da bulaşmaktadır, maske ile bu bulaştan korunabiliriz. Sigara içilen bir ev ortamında çocuklarımızın sağlıklı büyümesi pek mümkün olmayacaktır onları sigara dumanından uzak tutmalıyız. Ayrıca olmazsa olmazımız aşılamalar, aşılamalarını sağlayarak birçok hastalıktan çocukları koruyabiliriz." "Her hastalandığında antibiyotik vermeyin" Toplumda antibiyotik kullanımıyla ilgili çok yanlış bilgilerin yerleştiğinden bahseden Kara, hastalık etkenlerinin bakteriler olabileceği gibi ilk 6 yaşta sıklıkla virüsler, nadiren mantar ve parazitler olabileceğini dile getirdi. Antibiyotiklerin bakteriyel enfeksiyonlarda etkili olduğunu, her hastalıkta antibiyotik kullanmanın hastalığı tedavi etmeyeceği gibi bakteriyel dirence de sebep olacağını söyledi. Kara, Hekim uygun görmediği takdirde gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması uyarısında bulundu.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 09:40
Yastık altındaki sır: Diş perisi çocukların diş sağlığına nasıl katkı sağlıyor
Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş ve Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, dünya genelinde yaygın olan ’diş perisi’ efsanesinin ve dişlerin kaybedilmesiyle ilgili kültürel ritüellerin, çocukların ağız sağlığına dikkat etmeleri konusunda beklenmedik bir müttefik olduğunu açıkladı. Prof. Dr. Birkan Taha Özkan yaptığı açıklamada, "Diş perisi efsanesi, çocukların düşen süt dişlerini yastıklarının altına koymaları ve gece boyunca diş perisinin gelerek dişi alıp yerine küçük bir hediye bırakması esasına dayanır. Bu efsane, özellikle Batı kültürlerinde yaygın olsa da, dünyanın farklı bölgelerinde dişlerin kaybedilmesiyle ilgili benzer ritüeller bulunmaktadır. Bu ritüeller, çocuklara diş kaybının doğal ve olumlu bir süreç olduğunu öğretirken, aynı zamanda dişlerine daha iyi bakmaları için bir motivasyon kaynağı oluşturuyor" dedi. "Bilimsel kanıtlar diş perisini destekliyor mu" Özkan, diş perisiyle ilgili yapılan çalışmalar olduğuna dikkat çekerek şöyle devam etti: "Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, diş perisi efsanesinin ve diş ritüellerinin çocukların diş sağlığı bilincini artırmada önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Bilimsel bir çalışmaya göre, diş perisi ritüeline katılan çocukların, katılmayanlara göre diş fırçalama alışkanlığı ve ağız hijyeni seviyesi daha yüksek bulunmuştur. Bu çalışma, diş perisi efsanesinin çocukların davranışlarını olumlu yönde etkileyebileceğini gösteren önemli bir kanıt sunuyor. Diş perisi, çocuklara diş kaybının korkulacak bir şey olmadığını, aksine kutlanacak bir olay olduğunu gösteriyor. Bu durum, çocukların diş hekimi ziyaretlerine daha olumlu yaklaşmalarına ve diş tedavilerinden korkmamalarına yardımcı oluyor. Çocuklar, diş perisine sunacakları dişin temiz ve sağlıklı olması gerektiğini biliyorlar. Bu durum, onları dişlerini düzenli olarak fırçalamaya ve ağız hijyenlerine dikkat etmeye teşvik ediyor." "Ebeveynlere altın değerinde tavsiyeler" Özkan, ebeveynlere diş perisi efsanesini çocuklarının diş sağlığına özen göstermelerini sağlamak için nasıl kullanabilecekleri konusunda şu tavsiyelerde bulundu: "Çocuklarınızın düşen süt dişlerini yastıklarının altına koymalarına izin verin ve onlara küçük bir hediye bırakın. Bu, onların diş kaybını olumlu bir deneyim olarak görmelerini sağlayacaktır. Diş fırçalama alışkanlığını destekleyin. Çocuklarınıza diş perisinin diş fırçalama alışkanlığına dikkat ettiğini söyleyin ve onları dişlerini düzenli olarak fırçalamaya teşvik edin. Diş hekimi kontrollerini eğlenceli hale getirin. Diş hekimi ziyaretlerini oyunlarla ve hikayelerle çocuklarınız için daha keyifli hale getirin. Bu, onların diş hekimi korkusunu azaltacaktır. Ağız ve diş sağlığı eğitimine önem verin. Çocuklarınıza ağız ve diş sağlığının önemini anlatın ve onlara doğru diş fırçalama tekniklerini öğretin. Bu, onların gelecekte sağlıklı dişlere sahip olmalarını sağlayacaktır." Özkan, diş perisi efsanesinin çocukların ağız sağlığına özen göstermelerini sağlamak için bize sunulan değerli bir hediye olduğunu belirterek, "Bu fırsatı değerlendirerek, çocuklarımızın sağlıklı gülüşlere sahip olmalarına ve parlak bir gelecek inşa etmelerine katkıda bulunalım" diyerek sözlerini tamamladı.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 09:30
Dünya Kalp Günü uyarısı: Kalbinizi tehdit eden 8 düşman
İstanbul Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Karpuz, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Her yıl dünyada yaklaşık İstanbul nüfusu kadar insan kalp hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu tabloyu değiştirmek ise büyük ölçüde bizim elimizde" dedi. Kalp hastalıkları, tüm bilimsel gelişmelere rağmen hem dünyada hem de Türkiye’de en önemli ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor. Prof. Dr. Hakan Karpuz, kalp hastalıklarında en önemli yaklaşımın hastalık oluşmadan önlem almak olduğuna dikkat çekerek, ilaç ve girişimsel tedavilerde önemli ilerlemeler kaydedilse de bireysel yaşam tarzı değişikliklerinin hayati rol oynadığını vurguladı. "Tütün ve tütün ürünlerinden uzak durmak, sağlıklı kiloyu korumak, düzenli egzersiz yapmak ve uyku düzenine dikkat etmek kalbimizi korumada en etkili adımlar" ifadelerini kullandı. Kalp sağlığını tehdit eden 8 önemli risk faktörü Prof. Dr. Karpuz, kalp hastalıklarının önlenmesinde dikkat edilmesi gereken en önemli 8 risk faktörünü şöyle sıraladı: "Sigara ve tütün ürünleri: Sadece tütün ve tütün ürünlerini kullanmamak değil, kullanılan ortamlarda bulunmak dahi kalp sağlığı için ciddi tehdit oluşturuyor. Fazla kilo ve özellikle bel çevresi: Erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm’nin üzerindeki bel çevresi kalp krizi riskini artırıyor. Sağlıksız beslenme: Beslenme düzeninin kişiye uygun, sürdürülebilir ve sağlıklı olması gerekiyor. Diyetinizi yaşamınızın doğal bir parçası haline ulaştırın. Hareketsizlik: Egzersizde en önemli nokta düzenlilik. Egzersizin ne zaman ve ne kadar yapılması değil, istikrarlı şekilde yapılması kalbi koruyor. Uyku düzensizliği: 6 saatten az ya da 8 saatten fazla uyku kalp sağlığını olumsuz etkiliyor, diyabet gibi riskleri de artırıyor. Yüksek kolesterol: Özellikle LDL olarak bilinen "kötü kolesterol" düzenli takip edilmeli ve doktor kontrolünde yönetilmeli; ilaç tedavisi ise kişinin özelliklerine göre değişkenlik gösterebilir. Şeker: Salgın boyutuna ulaşan diyabet için kan şekeri düzenli ölçülmeli ve özellikle şekerli gıdalar ve hamur işlerinden uzak durulmalı. Yüksek kan basıncı: Dünyada ölümlere en çok neden olan risk faktörlerinden biri hipertansiyondur. Düzenli tansiyon takibi yapılmalı, özellikle ülkemizde büyük problem olan tuz tüketimi minimuma indirilmeli." Prof. Dr. Hakan Karpuz, sözlerini şöyle tamamlıyor: "Kalp sağlığını korumak için atacağımız her adım, yaşam kalitemizi artırdığı gibi yaşam süremizi de uzatacaktır. Unutmayalım, kalp krizlerini önlemek tedavi etmekten çok daha kolay ve değerlidir. Emin olun, siz kalbinizi korursanız, kalbiniz de sizi korur."
29 Eylül 2025 Pazartesi - 09:16
Uzmanı uyardı: Hareketsizlik ve obezite kalbi tehdit ediyor
Dünyada ve Türkiye’de ölümlerin en önemli sebepleri arasında yer alan kalp ve damar hastalıklarının büyük oranda önlenebilir olduğuna dikkat çeken uzmanlar, risk faktörlerine karşı düzenli kontrollerin önemi konusunda uyardı.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 00:36
Sağlık Bakanlığı’na 15 bin 247 sözleşmeli personel alım ilanı Resmi Gazete’de
Sağlık Bakanlığı’na 15.247 sözleşmeli personel alımı gerçekleştirilmesi hakkında ilan Resmi Gazete’de yayımlandı. Resmi Gazete’de yayımlanan ilana göre Sağlık Bakanlığı’na Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sonucuna göre 15.247 sözleşmeli personel alımı gerçekleştirilecek. Ortaöğretim, ön lisans ve lisans düzeylerinde yapılabilecek sözleşmeli personel pozisyonlarının ve başvuru şartlarının bulunduğu KPSS-2025/5 Tercih Kılavuzu ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayınlanacak. Adaylar tercihlerini ise 29 Eylül - 06 Ekim 2025 tarihleri arasında ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yapacak. ÖSYM’ye veya Sağlık Bakanlığı’na posta yoluyla gönderilen veya elden verilen tercih listeleri ise geçerli sayılmayacak.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 00:35
Bakan Memişoğlu: "18 bin yeni personel alımı yapılacaktır"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "15 bin 247 sözleşmeli personel, 2 bin 753 sürekli işçi olmak üzere toplam 18 bin yeni personel alımı yapılacaktır" dedi.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 00:20
Bakan Memişoğlu: "Sağlık Bakanlığı’na 15 bin 247 sözleşmeli personel, 2 bin 753 sürekli işçi olmak üzere toplam 18 bin yeni personel alımı yapılacaktır"
Bakan Memişoğlu: "Sağlık Bakanlığı’na 15 bin 247 sözleşmeli personel, 2 bin 753 sürekli işçi olmak üzere toplam 18 bin yeni personel alımı yapılacaktır"
28 Eylül 2025 Pazar - 21:29
Bakü’de Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde Sağlık ve İnovasyon Zirvesi: Türkiye-Azerbaycan kardeşliği sağlık diplomasisine güç katıyor
Bakü’de Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay’ın onursal başkanı olduğu BeautyCare Academy 2025 Kongresi, sağlık turizmi ve bilimsel iş birlikleri alanında iki kardeş ülke arasında yeni bir dönemin kapılarını araladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in vizyoner liderliklerinde iki ülke arasındaki güçlü kardeşlik bağı her alanda olduğu gibi sağlık diplomasisi, bilimsel iş birlikleri ve inovasyon alanlarında da derinleşiyor. Bu çerçevede Bakü’de gerçekleşen BeautyCare Academy 2025- Uluslararası Sağlık, Güzellik, Estetik&Kozmetoloji Kongresi, alanında çığır açan sunumlara ve stratejik iş birliklerine sahne oldu. Kongrenin onursal başkanı Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay oldu. "Türkiye ve Azerbaycan, sağlık alanında da örnek bir model oluşturuyor" Açılış konuşmasında Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye ile Azerbaycan’ın sadece tarihsel ve kültürel ortaklıklarla değil, aynı zamanda sağlıkta inovasyon, bilgi paylaşımı ve ortak yatırımlarla da dünyaya örnek olabileceğini vurguladı. Kongrede gerçekleştirdiği "Flakonlarda Yeni Nesil Anti-Aging Etken Ajanları ve Kök Hücre Teknolojisi" başlıklı sunumunda sağlık turizmi ve yaşlanma karşıtı tedavi yaklaşımlarındaki yenilikleri paylaşan Prof. Dr. Bay, iki ülke arasındaki stratejik sağlık iş birliğinin yalnızca ekonomik değil, bilimsel ve insani değerler açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çekti. SATKOF’un Azerbaycan yapılanması güçleniyor Kongre kapsamında duyurulan önemli gelişmelerden biri de, SATKOF’un Azerbaycan’daki kurumsal yapılanmasının güçlendirilmesi oldu. Bu kapsamda gerçekleştirilen yeni atamalarla birlikte Prof. Dr. Melahat Qehremanova, SATKOF Azerbaycan Bakü Başkanı, Ali Huseynov SATKOF-USTKON Azerbaycan Başkanı, Kemal Mmmdova SATKOF Nahçıvan İl Başkanı olarak görevlendirildi. Bu yeni yapılanmanın Türkiye-Azerbaycan arasında sağlık turizmi, akademik iş birlikleri ve yatırım projelerinin daha güçlü temeller üzerinde yükselmesini sağlayacağı belirtildi.
28 Eylül 2025 Pazar - 19:22
Muş’ta "12. Uluslararası Onkoloji Günleri" sona erdi
Muş’ta Genç Birikim Derneği tarafından düzenlenen "12. Uluslararası Onkoloji Günleri" sona erdi. 1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezi’nde "Birlikte İyiyiz" mottosuyla gerçekleştirilen program 3 gün sürdü. Programa 18 ülkeden akademisyenler, gönüllüler ve kanseri yenmiş kişilerden oluşan yaklaşık 400 davetli katıldı. Etkinliğin son gününde açıklamalarda bulunan Genç Birikim Derneği Başkanı Salih Yüce, bu yıl 12’ncisi düzenlenen organizasyonu başarıyla tamamlamanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyerek, "3 gün içerisinde bilim insanlarımız, kanser hastaları, gençler, sivil toplum kuruluşları bir arada bulunarak kendi deneyimlerini paylaştılar. Katılımcılar, aynı zamanda bilim insanlarımızın değerli konuşmalarından yararlandılar ve kendi hastalıklarını ve bundan sonraki süreçleri ile ilgili görüş alışverişinde bulundular. 18 ülkeden yaklaşık 400 kişinin katılımıyla program yaptık. Bunu her yıl büyüterek devam ettirmek istiyoruz. 3 gün süren konuşmalardan hazırlayacağımız raporu 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde yayınlamayı planlıyoruz. Program çok yoğun geçti. Bu programı daha da büyüterek devam etmek istiyoruz" dedi. Programa gönüllü olarak katılan ve meme kanserini yenen gazeteci Fulya Soybaş, "İnsan kanser olduğu zaman öleceğini düşünüyor maalesef. Ama insan bilmediği şeyden korkarmış. Bugün geldiğimiz bu noktada bilimin ışığında hocalarımızla, tıp camiamızla beraber aslında kanserin ölüm olmadığını anladık. 3 gün boyunca hocalarımız hem yeni metotlardan hem de yeni sağlık çalışmalarından bahsetti. Hastalar olarak hocalara sorularımız oldu. Onların bize anekdotları oldu. Dolayısıyla çok verimli bir 3 gün geçirdik. Kanser eşittir ölüm demek değil artık. Onu öğrenmiş olduk bir kez daha. Özellikle bu programın Muş’ta yapılması benim için çok çok kıymetli. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da, Bodrum’da, her yerde bu etkinlikler düzenleniyor. Bu kadar katılımcıyla bu topraklarda da bir kanser farkındalığı oluşturmak çok kıymetliydi. Burada olmaktan çok mutluyum. 18 ülkeden 400 katılımcı geldi ve inanılmaz yoğunluk vardı. Burada olmaktan dolayı çok mutluydum" ifadelerini kullandı. Azerbaycan’dan gelen gönüllü gençlerden Anar Amrahli ise, "3 gün boyunca 12. Uluslararası Onkoloji Günleri’ne katıldım. Güzel geçiyor ve çok şeyler öğrendik. Burada yeni arkadaşlar edindik. Etkinlik çok verimli geçti. Azerbaycan’dan Muş’a ilk defa geliyorum, çok güzel bir yer. Yeni arkadaşlar edindim ve kültürü çok beğendim" şeklinde konuştu. Program, katılımcıların toplu fotoğraf çekimiyle tamamlandı.
28 Eylül 2025 Pazar - 15:04
Soğuk havalar kalp krizi riskini arttırıyor
Hayat Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Enis Koçak, 29 Eylül Dünya Kalp Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, serinleyen ve giderek soğuyan havalarla birlikte gribal enfeksiyon vakalarının artabileceğine dikkat çekerek, kalp sağlığı konusunda önemli uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Koçak, soğuk havaya maruz kalmanın hem bilinen kalp hastalarında hem de tanı almamış kişilerde kalp krizi riskini yükselttiğini belirterek, "Soğuk havada kalp damarlarında ve vücudumuzdaki diğer kan taşıyan damarlarda büzüşme olmakta ve böylece kalbe giden kan miktarı azalır. Vücut sıcaklığını korumak için kalp daha fazla kan pompalamak zorunda kalır. Bu durum kalbin oksijen ihtiyacını artırırken, büzülen damarlar yetersiz kalınca kalp daha fazla çalışmak zorunda kalır" dedi. Soğuk havanın kalbe olan olumsuz etkilerinin üzerine gribal enfeksiyon eklendiğinde riskin daha da arttığını belirten Koçak, "Soğuk havanın kalbe bu olumsuz etkilerine maruz kalan bir kişi gribal enfeksiyona yakalanırsa, enfeksiyonun kalbe zararlı etkileri nedeniyle kalp hastalığı riski artmaktadır. Bu kış kalp hastalıkları yönünden daha dikkatli olmalıyız" şeklinde konuştu. Kış aylarında kalp sağlığını korumak için önerilerini de paylaşan Hayat Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Enis Koçak, şu tavsiyelerde bulundu: "Düzenli ve dengeli beslenin, yeterli sıvı alın ve vitamin dengesine dikkat edin. Kalın ve yünlü kıyafetler tercih edin, yürüyüşü havanın daha sıcak olduğu saatlerde yapın. Tok karnına dışarı çıkmayın, göğsün ön kısmını soğuğa karşı koruyacak şekilde mont veya paltonun önünü kapatın. Soğuk ve rüzgârlı havalarda zorunlu aktivitelerde ara vererek düşük tempoda hareket edin. Grip aşısı yaptırmayı ve eksik aşılarınızı tamamlamayı ihmal etmeyin." Dünya Kalp Günü’nün kalp sağlığına dikkat çekmek ve farkındalığı artırmak amacıyla belirlendiğini ifade eden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Enis Koçak, basit önlemlerin hem gribal enfeksiyonlardan hem de soğuk havanın tetiklediği kalp rahatsızlıklarından korunmada önemli rol oynayacağını sözlerine ekledi.
28 Eylül 2025 Pazar - 12:37
Uzmanlar uyardı: "Kuduzda erken tanı ve zamanında yapılan aşı uygulamaları hayati rol oynuyor"
Nazilli Devlet Hastanesi’nde 28 Eylül Dünya Kuduz Günü kapsamında vatandaşlarda bilinç oluşturmak amacıyla bilgilendirme standı kurulurken, uzmanlar erken tanı ve zamanında yapılan aşı uygulamalarının hayati rol oynadığını belirtti. Kuduz hastalığına karşı toplumsal farkındalığın artırılması ve erken önlemlerin öneminin bir kez daha hatırlatılması amaçlandığı etkinlik kapsamında Nazilli Devlet Hastanesi poliklinik girişine stant kuruldu. Stantta vatandaşlara kuduz hastalığının bulaşma yolları, korunma yöntemleri ve aşının önemi anlatıldı. Hastane yetkilileri, erken tanı ve zamanında yapılan aşı uygulamalarının kuduzdan korunmada hayati rol oynadığını vurguladı. Standı ziyaret eden vatandaşlara broşürler dağıtılırken, uzman sağlık personeli de katılımcıların sorularını yanıtladı.
28 Eylül 2025 Pazar - 11:53
Akıllı EKG ile 5 dakikada kalp krizi riski değerlendirmesi
İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Cihan Altın, yapay zeka destekli EKG hakkında bilgi vererek, "Artık 4-5 dakika içerisinde kişinin kalp krizi riski önceden tahmin edilebiliyor" dedi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Cihan Altın, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kalp sağlığında erken tanının önemine dikkat çekerek, Türkiye’de sayılı merkezlerde uygulanabilen ‘Yapay Zeka Destekli EKG (Cardisio)’ yöntemi hakkında bilgi verdi. Öngörülebiliyor Prof. Dr. Altın, günümüzde kalp krizi riskinin yalnızca klasik risk skorlama sistemleriyle değil, yeni nesil yöntemlerle de öngörülebileceğini belirterek şunları söyledi: "Akıllı EKG olarak da bilinen yapay zeka destekli EKG (Cardisio), yaklaşık 4-5 dakika süren, ilaç, radyasyon ya da efor gerektirmeyen, herhangi bir risk taşımayan bir hasta için oldukça basit bir uygulamadır. Bu yöntem sayesinde kalbin damarlarındaki sorunlar, yapısal bozukluklar ve ritim problemleri önceden değerlendirilebilmektedir." Ayrıntılı analiz Cardisio’nun kalbin elektriksel aktivitelerinin üç boyutlu analizini yapan vektör kardiyografi temelli bir uygulama olduğuna dikkat çeken Altın, şu bilgileri paylaştı: "Bu ölçüm ile sadece dört-beş dakika içinde tam bir vektörkardiyogram oluşturmak mümkündür. Sistem, bulut tabanlı platformda 3,2 milyondan fazla veri noktasını işleyerek çok ayrıntılı bir analiz sunar. Sonuçlar, risk puanını da içeren bir PDF raporu şeklinde anında erişilebilmektedir. Ayrıca 360 farklı dereceden yapılan çekimlerle kalp fonksiyonları en ince ayrıntısına kadar değerlendirilir." Prof. Dr. Altın, kalp sağlığını korumak ve riskleri erken dönemde tespit etmek için düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Lütfen kalbinizi ihmal etmeyin. Erken tanı hayat kurtarır" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder