SAĞLIK
20 Nisan 2026 Pazartesi - 16:17 Eskişehir’de Mart ayında 7 bin 368 eve sağlık ziyareti yapıldı Eskişehir’de Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında 7 bin 368 ziyaret hane yetkililerce ziyaret edildi. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 18 araç ve 18 ekip ile yürütülen Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında, Mart ayında toplam 7 bin 368 ziyaret gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, evde sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekerek, "Evde sağlık hizmetleri; kronik hastalığı nedeniyle yatağa, cihaza ya da eve bağımlı olan ve yaşlılık sebebiyle sağlık hizmetine ulaşmakta güçlük yaşayan bireyler için büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Gerçekleştirilen ziyaretlerden 149’una diyetisyen, 248’ine eczacı, 146’sına ise psikolog eşlik etmiştir. Bu sayede hastalarımıza daha kapsamlı bir sağlık hizmeti sunmaktayız. Evde sağlık hizmetleri kapsamında muayene, takip, pansuman, kan alma ve tetkik işlemleri ile sağlık kurulu hizmetlerini bütüncül bir yaklaşımla sunuyoruz. Amacımız, sağlık hizmetlerini bireylerimizin yaşam alanlarına taşıyarak konforlarını ve tedavi süreçlerini desteklemektir" diye konuştu. "479 ziyaret gerçekleştirdik" Evde Sağlık Hizmetleri’nin Evde Sağlık Koordinasyon Merkezi (ESKOM) bünyesinde 18 araç ve 18 ekip ile sürdürüldüğünü belirten Bildirici, vatandaşların 444 38 33 (444 EV DE) numaralı Ulusal Çağrı Merkezi üzerinden hizmete başvurabileceklerini ifade etti. 80 yaş üzeri bireylere yönelik yürütülen Sağlıklı Yaş Alma Merkezi (YAŞAM) hizmetlerine de değinen İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, "Aile hekimliği birimlerimizden elde edilen veriler doğrultusunda belirlenen vatandaşlarımız; evlerinde ziyaret edilmekte, hastanelerimizde oluşturulan YAŞAM polikliniklerinde hizmet almakta veya gerekli durumlarda uzaktan sağlık hizmetlerinden faydalanmaktadır.2026 yılı Mart ayında 80 yaş üzeri vatandaşlarımıza YAŞAM hizmetleri kapsamında toplam 479 ziyaret gerçekleştirdik" diyerek sözlerini tamamladı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 16:13 Mobil sağlık hizmetleri alay kasabasında vatandaşlara sağlık hizmeti verecek Niğde İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı mobil sağlık timleri, 22 Nisan Çarşamba günü Alay Kasabası’nda vatandaşlarla buluşacak. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamında, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti ulaştırılmaya devam ediliyor. Bu kapsamda sahaya çıkan Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi, sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşayan vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyor. Niğde İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada; "Gerçekleştirilecek çalışmalar kapsamında vatandaşlara mobil sigara bırakma polikliniği hizmeti sunulacak, uzman doktor tarafından sigara bırakma danışmanlığı verilecek. Ayrıca 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri yapılırken, ailelere bilgilendirme sağlanacak. Program çerçevesinde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi tarafından rahim ağzı ve kolorektal kanser taramaları gerçekleştirilecek. Bunun yanı sıra diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme ve obezite ile mücadele konusunda danışmanlık hizmeti verilecek, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri sunulacak" ifadelerine yer verildi. Mobil ekip ayrıca evde sağlık hizmeti alan hasta ve yaşlı bireylerin sağlık durumlarını da yerinde değerlendirerek gerekli yönlendirmelerde bulunacak.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 15:59 Hayata tutunanlar ve şifa verenler aynı sahneyi paylaştı Kansere karşı verdikleri mücadeleyi kazanmış onkoloji hastaları, organ nakli ile ikinci hayatlarına kavuşmuş organ nakli hastaları, onları sağlıklarına kavuşturan hekimler ve sağlık çalışanları İEÜ Medical Point Hastanesi’nin geleneksel "Bir Şarkı Bir Hayat" adlı konserinde aynı sahneyi paylaştı. İEÜ Medical Point Hastanesi’nin kanser ve organ nakli konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği sosyal sorumluluk projesi "Bir Şarkı Bir Hayat" konserinin 3.sü Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezinde düzenlendi. Pınar Seli Soydaş’ın yönetiminde hastalar, hekimler ve sağlık çalışanları aynı sahnede buluştu. Hastaların, hikayelerinin de anlatıldığı gecede, duygu dolu anlar da yaşandı. Konserin açılışında konuşan İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, ilki üç yıl önce yapılan konserin gelenekselleşmesinden dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi. Kubba, "Büyük emeklerle hazırlanan konserimizin üçüncüsü hastanemizin 30. kuruluş yıl dönümüne bizim için ayrı bir önem taşıyor. Medical Point Hastanesi olarak en büyük amacımız sağlığına kavuşmak için bize gelen hastalarımıza en iyi hizmeti sunmak. En iyi hizmeti verebilmek ancak güncel gelişmeleri, yeni teknolojileri çok yakından takip etmekle, sürekli olarak araştırma yapmakla mümkün olur. Bu bilinçle çalışmaya devam ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Birazdan hep birlikte izleyeceğimiz konseri bir koronun belirli bir süre hazırlanıp sahnelediği bir etkinlikten çok, zorlu mücadeleleri atlatmış bu sürede koskoca bir aile halini almış bir grubun eseri olarak görmenizi dilerim" diye konuştu.
Yutma güçlüğü ile ortaya çıkan sessiz tehdit: Akalazya hastalığı
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:06 Yutma güçlüğü ile ortaya çıkan sessiz tehdit: Akalazya hastalığı Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli, yemek borusunun nadir görülen hastalığı akalazyanın erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Yemek borusunun alt ucundaki kasların yeterince gevşeyememesi ve kas hareketlerinin bozulmasıyla ortaya çıkan akalazya, nadir görülse de yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli, hastalığın erken dönemde teşhis ve tedavi edilmesinin önemine dikkat çekti. "Yutma güçlüğünü hafife almayın" Prof. Dr. Gömceli, akalazyanın her yaşta görülebileceğini ancak en sık 25-60 yaş arasında ortaya çıktığını belirterek, "Bu hastalıkta yemek borusunun alt ucundaki kaslar yeterince gevşeyemez ve yemek borusunun kas hareketleri bozulur. Bu nedenle yutulan gıdalar mideye geçemez ve yemek borusunda birikir. Katı ve sıvı gıdalarda yutma güçlüğü, yiyeceklerin veya sıvıların geri gelmesi, göğüs ağrısı ya da baskı hissi, sebepsiz kilo kaybı, geceleri öksürük ve boğulma hissi ile mide ekşimesiyle karışabilecek şikayetler en sık karşılaşılan belirtiler arasındadır" dedi. Erken tanı ve tedavi yaşam kalitesini artırıyor Akalazyanın her yıl 100 bin kişiden 1 ila 3’ünde görüldüğünü kaydeden Gömceli, "Erken dönemde botoks veya balonla genişletme gibi endoskopik işlemler uygulanabilir. Bu yöntemlerle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir" ifadelerini kullandı. Cerrahi ile kalıcı çözüm Cerrahi tedavi hakkında bilgi veren Gömceli, "Heller miyotomi, yemek borusunun alt ucundaki kasların laparoskopik yani kapalı yöntemle gevşetilmesi işlemidir. Böylece yiyeceklerin mideye rahat geçmesi sağlanır. Ameliyat sırasında genellikle mide ile yemek borusu arasındaki reflü riski de ek bir işlemle azaltılır. Hastanede kalış süresi 1-2 gün olup, ilk gün sıvı diyet, ikinci günden itibaren yumuşak gıdalara geçiş yapılır. 1-2 hafta içinde ise normal gıdaya dönüş mümkündür" diye konuştu. Prof. Dr. Gömceli, yutma güçlüğü şikâyeti olanların vakit kaybetmeden gastroenteroloji uzmanına başvurması gerektiğini vurguladı.
Akdeniz mutfağı ile bilişsel gerilemeyi yavaşlatmak mümkün
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:05 Akdeniz mutfağı ile bilişsel gerilemeyi yavaşlatmak mümkün Harvard ve MIT destekli araştırmalara göre Akdeniz tipi beslenme, genetik risk taşıyan bireylerde bile Alzheimer gelişimini yavaşlatıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, "Antioksidan, vitamin ve sağlıklı yağlarla beyin sağlığı korunabiliyor" diyerek Dünya Alzheimer Farkındalık Ayı kapsamında Akdeniz diyetinin beyin sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Akdeniz tipi beslenme; sebze, meyve, tam tahıl, kuruyemiş, baklagil, balık ve zeytinyağını temel almaktadır. "Diyetin içerdiği vitamin, mineral ve özellikle polifenol gibi antioksidanlar sayesinde beyinde hücre hasarına yol açan oksidatif stres baskılanıyor. Bu sayede nöronların korunmasına ve beyin fonksiyonlarının sürdürülmesine destek oluyor" diyen Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, "Polifenoller, oksidatif stres ve iltihap gibi dejeneratif süreçleri baskılayarak yalnızca Alzheimer değil, Parkinson ve diğer demans türlerine karşı da koruyucu bir rol üstleniyor" açıklaması yaptı. Alzheimer riskini azaltmada bütüncül bir model Beslenme ve Alzheimer arasındaki ilişki üzerine yapılan çalışmaların çoğu, tek tek besin bileşenlerine odaklanırken Uzm. Dyt. Deniz Pirçek asıl önemli olanın Akdeniz diyetinin bütüncül yapısı olduğuna dikkat çeti ve ekledi: "Omega-3 yağ asitleri, antioksidanlar ve polifenoller birlikte çalışarak beyin fonksiyonlarını destekliyor. İnflamasyon, oksidatif stres, damar bozuklukları ve protein birikimi gibi Alzheimer’ın altında yatan süreçleri aynı anda hedef alıyor. Tek bir takviyeye odaklanmak yerine, Akdeniz diyetini bir yaşam tarzı olarak benimsemek çok daha güçlü bir koruma sağlıyor." Zeytinyağı, ceviz ve balığın gücü "Akdeniz mutfağının üç temel unsuru beyin sağlığı için özel önem taşıyor" diyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Düzenli zeytinyağı tüketimi bilişsel gerileme riskini azaltırken, ceviz omega-3 yağ asitleri, vitaminler ve minerallerle nöronların beslenmesine katkıda bulunuyor. Balık ise yüksek kaliteli protein ve esansiyel yağ asitleri sayesinde hem kardiyovasküler hem de bilişsel sağlık için kritik rol oynuyor. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Zeytinyağı, ceviz ve balığı soframızdan eksik etmemek, beyin sağlığı için atılacak en basit ama en etkili adımlardan biridir" ifadelerini kullandı. Genetik yatkınlıkta da faydalı Alzheimer’ın en güçlü risk faktörlerinden biri olan APOE4 gen varyantına sahip kişilerde hastalık olasılığı kat kat artıyor. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, bu yüksek risk grubunda dahi Akdeniz tipi beslenmenin koruyucu etkiler sunduğunu gösteriyor. Harvard ve MIT iş birliğiyle yürütülen ve yaklaşık 30 yıl süren bir çalışmaya değinen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Alzheimer için yüksek genetik riske sahip bireylerde bile Akdeniz diyeti düzenli uygulandığında demans gelişme riski düşüyor ve bilişsel gerileme yavaşlıyor" açıklamalarında bulundu. Beslenmenin ötesinde sağlıklı bir yaşam tarzı "Akdeniz diyeti beyin sağlığında önemli bir rol oynasa da tek başına yeterli değil. Düzenli fiziksel aktivite, zihinsel egzersizler, kaliteli uyku, stres yönetimi ve sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi de beyin fonksiyonlarını koruyor" diyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Sigara ve aşırı alkolden uzak durmak, yeni şeyler öğrenmek, bulmaca çözmek veya satranç oynamak gibi zihinsel aktiviteler de en az beslenme kadar önemlidir" diye ekledi. Günlük yaşamda uygulanabilir öneriler Modern yaşamda Akdeniz tipi beslenmeyi sürdürülebilir kılmak için bazı pratik ipuçları veren Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Tabakların küçültülmesi, şekerli içecekler yerine maden suyunun tercih edilmesi, aç karnına gıda alışverişinin yapılmaması ve kaçamakların dengelenmesinin öğrenilmesi bu beslenme modelini günlük hayatın doğal bir parçası haline getirir. Önemli olan bu beslenmeyi bir diyet değil, ömür boyu sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak görmek" diyerek sözlerini tamamladı.
Sinop İl Sağlık Müdürlüğü’nden "akılcı ilaç kullanımı" uyarısı: "Herkese iyi gelen, size zarar verebilir"
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:40 Sinop İl Sağlık Müdürlüğü’nden "akılcı ilaç kullanımı" uyarısı: "Herkese iyi gelen, size zarar verebilir" Sinop İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli eczacılar, vatandaşlara ve ebeveynlere "akılcı ilaç kullanımı" konusunda kritik uyarılarda bulundu. Çocuklarda ilaç daha hassas bir süreç İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli Ecz. Hilal Bektaş, çocuklarda ilaç kullanımına dair ebeveynlere uyarılarda bulundu. Çocuklarda ilaç kullanımının yetişkinlerden çok daha dikkat gerektirdiğini söyleyen Bektaş, "Çocuklar için ilaç, yetişkin dozu küçültülerek verilmez. Her ilacın çocuklara özel dozu, kullanım şekli ve zamanı vardır. Bu nedenle doktorun önerisi dışında ilaç verilmemelidir" dedi. Antibiyotiklerin gereksiz ve yanlış kullanımının direnç gelişimine yol açabileceğini vurgulayan Bektaş, "Çocuğunuzun ateşi düştü diye tedaviyi yarıda kesmek büyük bir hatadır. İlaç mutlaka hekimin belirttiği süre boyunca kullanılmalıdır" diye konuştu. Ebeveynlere "Ölçüm için çay kaşığı değil, ilacın kendi ölçüm cihazını kullanın, ilaçları çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın" tavsiyesinde bulunan Bektaş, çocuklara ilaç içirilirken baskı yapılmaması gerektiğini de kaydetti. "Çocuklar bizim en değerli varlıklarımız. Onların sağlığı için en küçük ayrıntıyı bile göz ardı etmemeliyiz. Doğru bilgi, doğru ilaç kullanımı demektir" diyen Bektaş, aileleri doktor ve eczacı danışmanlığında hareket etmeye çağırdı. "İlacınızı yalnızca doktorunuzun reçetesiyle alın" İl Sağlık Müdürlüğü’nde görev yapan Ecz. Engin Can Arslan ise ilaçların doğru tanı, doğru ilaç, doğru doz, doğru süre ve doğru kullanım prensipleriyle alınmasının "akılcı ilaç kullanımı" olarak tanımlandığını belirterek, bu yaklaşımın hem bireysel hem de toplum sağlığı açısından hayati önem taşıdığını söyledi. Arslan, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmak, başkasının reçetesini uygulamak veya ‘iyi gelir’ düşüncesiyle bilinçsizce ilaç almak büyük risk taşır. Yanlış ilaç seçimi ya da gereksiz antibiyotik kullanımı, hastalıkların tedavisini zorlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda ciddi yan etkilere ve direnç gelişimine yol açabilir" şeklinde konuştu. Gereksiz ilaç tüketiminin sadece bireye değil, sağlık sistemine de ek yük getirdiğini belirten Arslan, "En önemlisi de gelecekte tedavisi daha zor hastalıklarla karşı karşıya kalmamıza sebep olur" ifadelerini kullandı. Vatandaşlara "İlacınızı yalnızca doktorunuzun reçetesiyle alın" çağrısında bulunan Arslan, en küçük şüphede dahi eczacıya danışılması gerektiğini hatırlattı.
Aile hekimlerine ’deri hastalıkları eğitimi’ verildi
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:22 Aile hekimlerine ’deri hastalıkları eğitimi’ verildi Karabük İl Sağlık Müdürlüğü tarafından aile hekimlerinin mesleki gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen "Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar Eğitim Programı" kapsamında "Deri Hastalıkları" konulu eğitim gerçekleştirildi. Müdürlük binasındaki eğitim salonunda düzenlenen program, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara’nın açılış konuşmasıyla başladı. Kara, birinci basamak sağlık hizmetlerinde bilgi ve becerilerin güncellenmesinin önemine dikkat çekerek, "Bugün burada mesleki bilgi ve becerilerimizi güncellemek, klinik entegrasyon sürecini sahada daha etkin ve nitelikli bir şekilde uygulamak için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Güçlü birinci basamak, güçlü sağlık sisteminin temelini oluşturur" ifadelerini kullandı. Kara ayrıca, eğitimlerin yalnızca teorik bilgi güncellemesiyle sınırlı kalmayıp, sahada karşılaşılan zorlukların ortak bir dil ve standartla aşılması için de önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Eğitim programı kapsamında, her ay farklı bir başlık altında yüz yüze eğitimler düzenlenecek. Eylül ayında "Deri Hastalıkları" işlenirken, Ekim ayında "Bağışıklama", Kasım ayında ise "Kardiyovasküler Hastalıklar" konularının ele alınması planlanıyor. Eğitimlerde Karabük İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı uzman hekimler görev alırken, programa katılım şartlarını yerine getiren aile hekimlerine dijital katılım belgesi verilecek. Program, aile hekimlerinin günlük pratikte sık karşılaşılan deri hastalıklarının tanı, tedavi ve yönlendirme süreçlerine yönelik bilgi ve becerilerini artırmayı hedefliyor. Bu sayede vatandaşların birinci basamakta daha hızlı ve etkili sağlık hizmeti alması, hastanelerdeki yoğunluğun azaltılması ve hastane branş hekimleri ile aile hekimleri arasındaki klinik entegrasyonun güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Bolayır, Alzheimer hastalığından korunmanın yollarını anlattı
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:12 Bolayır, Alzheimer hastalığından korunmanın yollarını anlattı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ertuğrul Bolayır, Alzheimer hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Bolayır, Alzheimer hastalığının, beynin bazı kısımlarının zamanla hasarlanması sonucu, başta hafıza olmak üzere tüm bilişsel faaliyetler, günlük işlevler ve davranışlarda bozulma ile kendini gösterdiğini söyledi. Şu anda, dünya genelinde 40 milyona yakın Alzheimer hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Bolayır Türkiye’de bu sayının 600 bin ile 1 milyon arasında olduğunun tahmin edildiğini kaydetti. Alzheimer hastalarında, başlangıç süresinde öğrenme ve bellekte bozulmalar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bolayır, "Alzheimer hastalığı öncelikle gündelik hayatı etkileyecek tarzda unutkanlıklarla başlamaktadır. Doktor ile hasta görüşmesi sonrasında yapılacak nöropskiyatrik testler hastalığın varlığı, yokluğu hangi tip demans olduğu tespit edilmekte. Alzheimer hastalığı mevcut ise yapılan testler, hastalığın hangi evrede olduğu hakkında bilgiler verir. En bilinen bunama tarama testi, Mini Mental Durum Testi’dir. Bu test ile hastaya zaman, mekân, öğrenme, sayısal işlem, öğrendiğini hatırlama, isimlendirme, cümle yazma ve görsel bellek muayenesi yapılır. Bunun dışında hastaya uygulanacak nörofizyolojik ve radyolojik incelemelerle Alzheimer hastalığı tanısı kesinleştirilir" şeklinde konuştu. Alzheimer hastalığının en önemli sebebinin yaşlanma olduğuna dikkati çeken Bolayır, Alzheimerdan korunmak için yaşam tarzının önemli olduğunu söyleyerek, "Zihinsel ve fiziksel olarak aktif kalma, düzenli egzersiz, tansiyonu ve şekeri normal düzeyde tutma, sebze ve meyve tüketimini arttırma (Akdeniz tipi diyet), kaza sonucu oluşabilecek kafa yaralanmalarına karşı korunma ile alkol ve sigarayı bırakma önerilmektedir" diye konuştu. Alzheimer hastalığının geri dönüşü olmayan bir hastalık olduğunu ve kesin tedavisinin bulunmadığını belirten Dr. Bolayır erken ve doğru tanının büyük önem taşıdığını vurguladı. Bolayır, "Hastalığa erken tanı konulması ile Alzheimer hastaları kadar hasta yakınlarının da yaşam kalitesi artmakta, hastalığa ait tedavi masrafları da azaltmaktadır. Bu nedenle hafıza bozukluğu başta olmak üzere yukarıda bahsettiğimiz belirtilere sahip olan hastaların erken aşamada bir nöroloji uzmanına başvurmalarının önemini bir kez daha vurgulamak istiyoruz" dedi.
Çocuk sahibi olmak için gitti karnından 2 kilo 700 gram kitle çıktı
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:06 Çocuk sahibi olmak için gitti karnından 2 kilo 700 gram kitle çıktı Bursa’da yaşayan 24 yaşındaki Mukaddes Polat, çocuk isteğiyle muayene olduğunda karnında 2.7 kilo gramlık kitleyle karşılaşınca büyük endişe yaşadı. Ancak Polat, Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim’in gerçekleştirdiği operasyonla, kitleden kurtuldu. Bursa’da yaşayan 24 yaşındaki Mukaddes Polat isimli hasta, çocuk isteği nedeniyle doktora gitti. Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından Polat’ın rahiminde büyük bir kitle tespit edildi. Endişelenince Medicana Bursa Hastanesi Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim’e başvurdu. Doç. Dr. Akselim, yaptığı ameliyatta Polat’ın karnından 2 kilo 700 gramlık bir kitle çıkardı. Kitle karnın tamamını kaplıyordu Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim, "Hastamız 24 yaşında dış merkezde yapılan tetiklerinde karın içerisini kaplayan kitle tespit edilmesi üzerine tarafımıza başvurdu. Yaptığımız muayene ve görüntülemeler sonrasında miyom olduğunu düşündüğümüz yaklaşık 30-35 cm’lik, karnın neredeyse tamamını kaplayan lezyon için karar verip hastamızı ameliyata aldık. Rahmin üst ve arka duvarını kaplayarak, miadında bir gebelikteki rahim boyutuna kadar büyümüş bir miyom olduğunu tespit ettik. Hastanın rahmini koruyarak myomektomi ameliyatını gerçekleştirdik. Patolojik olarak incelemeye gönderdiğimizde herhangi kötü huylu bir durumla karşılaşmadık. Kitle yaklaşık 2 bin 700 kg ağırlığındaydı. Hastamız kısa sürede sağlığına kavuştu. Bu tür durumlarda erken teşhis ve zamanında müdahale çok önemlidir" dedi. Hasta Mukaddes Polat ise duygularını şöyle dile getirdi: "İlk başta çocuk düşüncesi ile doktora gittiğimde karnımda kitle teşhisinde bulunuldu. Tanıdıklarımızın önerisi üzerine Burak Bey’e geldik. Ameliyat oldum ve çok başarılı geçti. Doktorumuz sayesinde ameliyattan sonra bir hafta içinde tamamen sağlığıma kavuştum. Şu an hiçbir problemim yok, kendimi çok iyi hissediyorum."
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Sönmez: "Uzun süre hareketsiz kalmak, büyük pıhtılar atmasına ve ani ölümlere sebep olabiliyor"
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:00 Kardiyoloji Uzmanı Dr. Sönmez: "Uzun süre hareketsiz kalmak, büyük pıhtılar atmasına ve ani ölümlere sebep olabiliyor" Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Sönmez, uzun süre hareketsiz kalmanın akciğer pıhtısına ve dolayısıyla ani ölümlere sebep olabileceğini belirtti. Dr. Sönmez, "Bacak toplardamarlarında pıhtılaşma meydana geliyor ve buradan kopan pıhtılar akciğer damarları üzerinden akciğere atabiliyor. Bazen büyük pıhtılar ani ölümlere sebep olabiliyor" dedi. Uzun süre hareketsiz kalmak, özellikle de 4 saat ve üzeri oturmak bacak toplardamarlarında pıhtı oluşumuna yol açıyor. Tunceli Devlet Hastanesi’nde görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Sönmez, bu pıhtıların akciğere atarak ani ölümlere sebep olabileceğini ifade etti. Kanser hastaları, gebeler, ileri yaştakiler, şoförler ve uzun yolculuk yapmak zorunda kalanların daha yüksek risk taşıdığını ifade eden Dr. Sönmez, akciğere pıhtı atması durumunda göğüs ağrısı ve nefes alırken batma gibi şikayetlerin ortaya çıktığını söyledi. Uzman Dr. Sönmez akciğere pıhtı atması durumu ilerlediğinde akciğer tansiyonu, nefes darlığı, sağ kalp yetmezliği, ayaklarda şişlik ve sık hastane yatışlarının yaşandığını vurguladı. Basit önlemlerle riskin azaltılabileceğini de hatırlatan Sönmez, yarım saatte bir kalkıp 2-3 dakika yürünmesi gerektiğini, Dünya Sağlık Örgütü’nün de 8 saatten fazla oturmayı bir sigara içmek kadar zararlı gördüğünü kaydetti. "Büyük pıhtılar ani ölümlere sebep olabiliyor" Büyük pıhtıların özellikle ileri yaşlarda oldukça tehlikeli olabileceğini belirten Uzman Dr. Emre Sönmez, "Kişilerde uzun süre oturunca, özellikle 8 saatin ya da 4 saatin üzerinde uzun süre oturmanın bacak damarlarında, toplardamarlarda pıhtılaşma yapar. Özellikle risk faktörü olan, kanser rahatsızlığı, gebe, şoför, 4 saatten uzun süre oturarak yolculuk yapması gereken yolcular ileri yaştalarsa bacak toplardamarlarında pıhtılaşma meydana geliyor ve buradan kopan pıhtılar akciğer damarları üzerinden akciğere atabiliyor. Bazen büyük pıhtılar ani ölümlere sebep olabiliyor" diye konuştu. "Bizim için çok üzücü, hasta için de oldukça yorucu ve olumsuz bir sürece doğru gidiyor" Akciğere pıhtı atması durumunda görülen belirtileri paylaşan, hastalığın ilerlemesi halinde hastane yatışlarının sıklaştığını ifade eden Dr. Sönmez, bu durumun hem doktorlar hem de hastalar için oldukça zor ve üzücü bir süreç olduğunu belirtti. Uzman Dr. Emre Sönmez, "Bir akciğere pıhtı atma hadisesinde kişi ‘göğüs ağrısı, nefes alırken batma’ şikayetiyle başvuruyor. Böyle bir göğüs ağrısı tablosunda şüphelendiğimiz bazı bulgular var. Bunlar için EKG, EKO gibi testlere bakıyoruz ve kişide BT Anjiyo dediğimiz tetkik yapıyoruz. Akut pulmoner emboli (pıhtılaşma) teşhisini koyduğumuzda göğüs hastalıklarıyla beraber ilgili tedavisine başlıyoruz. Eğer hasar kalıcı olursa akciğer, tansiyon, nefes darlığı, efor dispnesi gibi bozukluklar olabiliyor. Yani kişi artık yol ürüyünce, yokuş çıkınca, efor harcadığında nefes nefese kalıp çabuk yorulabiliyor. Bu da ilerleyen dönemlere akciğer hipertansiyona sebep olduğunda ve gerekli tedavileri almadığında çok sık hastane yatışları, sağ kalp yetmezliği, sağ kalp yetmezliğine bağlı ayaklarda şişlik, boyun venözlerinde dolgunluk ve bundan dolayı sık sık vücut akciğer ve bacaklardaki toplardamarlarda ödem tablosuyla hastane yatışları oluyor. Bu da bizim için çok üzücü, hasta için de oldukça yorucu ve olumsuz bir sürece doğru gidiyor" şeklinde konuştu. "Yarım saatte bir en az 2 ila 3 dakika kalkıp yürümeliyiz" Alınması gereken önlemler hakkında bilgi veren Sönmez, "Özellikle yarım saatte bir en az 2 ila 3 dakika kalkıp yürümeliyiz. Bu konuya dair yapılan çalışmalar, 30 dakikada bir 2-3 dakikalık yürüme egzersizi, esneme gerilme egzersizleri yapıldığında bile bu olumsuz tabloyu azalttığını gösteriyor. Hatta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve kardiyoloji derneklerinin kılavuzlarında şöyle bir bilgi geçiyor, ‘kişinin 8 saatten fazla oturması gereken bir durumla karşı karşıya kalması durumu bir sigara içmek kadar sağlığa zararlıdır’" ifadelerini kullandı.
Evcil hayvan tüyleri akciğere yerleşip hasta etmez
25 Eylül 2025 Perşembe - 09:40 Evcil hayvan tüyleri akciğere yerleşip hasta etmez Uzm. Dr. Jülide Çeldir Emre, sosyal medyada yayılan ve kedi sahiplerini endişelendiren "Kedi tüyü akciğerlere kaçar, hasta eder. Hatta kansere yol açar" iddiasının bilimsel bir dayanağının olmadığını söyledi. Bu söylentilerin gereksiz endişeye sebep olduğunu belirten Uzm. Dr. Emre, "Evcil hayvan tüyleri alerjik bireylerde burun akıntısı, hapşırık veya astım benzeri şikâyetlere yol açabilir. Ancak kedi tüylerinin doğrudan akciğer dokusuna yerleşerek hastalık oluşturduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Jülide Çeldir Emre, sosyal medyada yayımlanan kimi bilgilerin gerçeklikten uzak, hiçbir bilimsel araştırma sonucuna dayanmadığını söyledi. Bu yanlış bilgilerden birinin hayvan severleri etkileyip endişelendirdiğini belirten Uzm. Dr. Emre, şöyle konuştu: "Son günlerde sosyal medyada yayılan bilgi şu; kedi tüyleri akciğer dokusuna yerleşerek hastalıklara yol açıyor. Bu doğru bir bilgi değil. Ama yayıla yayıla geniş kitlelere ulaşıyor ve efsane oluyor. Oysa insan vücudu, solunan havayı süzmek için gelişmiş bir savunma mekanizmasına sahiptir. Burun kılları, mukus tabakası ve solunum yolundaki siller (ince tüy benzeri yapılar) sayesinde kedi tüyü gibi büyük partiküller akciğerlere ulaşmadan tutulur ve dışarı atılır. Dünya Alerji Örgütü’nün (WAO Journal, 2020) raporuna göre, evcil hayvan tüyleri alerjik bireylerde burun akıntısı, hapşırık veya astım benzeri şikâyetlere yol açabilir. Ancak kedi tüylerinin doğrudan akciğer dokusuna yerleşerek hastalık oluşturduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Yapılan bir çok bilimsel araştırmada da benzer şekilde, kedi tüylerinin yalnızca yüzeyel alerjik tepkilerle ilişkili olduğunu, solunum sisteminde tümöral veya kalıcı hasar oluşturmadığını ortaya koymuştur." Kedi tüyü akciğere yerleşmez Kedi tüyünün akciğere yerleşmediğinin altını çizen Uzm. Dr. Emre, evcil hayvanlarla sağlıklı bir yaşamın mümkün olduğunu vurguladı. Emre, "Bilimsel veriler, sosyal medyada dolaşan yanlış bilgilerin aksine, kedilerin doğru hijyen ve önlemlerle insan sağlığına ciddi bir tehdit oluşturmadığını gösteriyor." dedi. Alerji varsa önlem alınabilir Öte yandan Uzm. Dr. Emre, alerjisi olan bireylerin de doğru önlemlerle kedileriyle güvenle yaşayabileceğini söyledi. Emre, alerjiye neden olan şey tüy değil, tüy üzerindeki proteinlerdir. Özellikle Fel d 1 adlı protein, kedi tükürüğü ve derisinden kaynaklanır ve tüylerle yayılır. Amerikan Alerji Akademisi’nin alınacak basit önlemlerle alerjen maruziyetinin ciddi oranda azaltılabileceğini bildirdiğini söyleyen Emre, bu önerileri şöyle sıraladı: "Kediyi yatak odasından uzak tutun. HEPA filtreli hava temizleyici ve süpürge kullanın. Kumaş yüzeylerle teması azaltın, kıyafetleri açıkta bırakmayın. Ellerinizi sık sık yıkayın, gerekirse medikal destek alın. Kedi kumunu açık havada ve maske takarak temizleyin."
54 yaşındaki kadın 15 yıl sonra yeniden gülümseyebilecek
25 Eylül 2025 Perşembe - 09:25 54 yaşındaki kadın 15 yıl sonra yeniden gülümseyebilecek Muş’ta 15 yıldır yüz felciyle yaşayan 54 yaşındaki hasta, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen başarılı ameliyat sonrası yeniden gülümseyebilecek. Muş’un Bulanık ilçesinde 15 yıldır yüz felciyle yaşayan 54 yaşındaki Huri Melek Oruç, yıllar içinde durumu kabullendi ve tedavi umudunu kaybetti. Oruç, son dönemde tükürük bezinde oluşan kitle nedeniyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Burada Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Tarık Kavak tarafından yapılan değerlendirmelerde hem tükürük bezindeki kitle hem de uzun süredir devam eden yüz felci ile istemsiz kas hareketlerine yol açan sinkinezi durumu tespit edildi. Ardından hastanın tedavisi için cerrahi planlama yapıldı. Op. Dr. Kavak tarafından yaklaşık 12 saat süren ameliyatla önce tükürük bezi kitlesi çıkarıldı sonra da istemsiz kas hareketlerine sebep olan sinirler iptal edildi ve kısmi yüz felcini düzeltmek için sinir transferleri uygulandı. Yapılan başarılı operasyonun ardından genel durumu iyi olan hasta, yakın zamanda taburcu edilecek. "Öncelikle tükürük bezi kitlesini çıkardık" Konuya ilişkin konuşan KBB Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Tarık Kavak, hastanın ilk olarak tükürük bezindeki kitle şikayeti nedeniyle kendilerine başvurduğunu belirtti. Yapılan değerlendirmelerde yüz felci (paresi) ve bazı sinirlerin istemsiz çalışması durumunun tespit edildiğini ifade eden Op. Dr. Kavak, "Bu durumu hastamızla paylaştık. Her iki patolojinin cerrahi yöntemle düzeltilebileceğini anlattık ve hastamız bize güvenerek operasyonunu kabul etti. Operasyon planlamasını gerçekleştirdik. Operasyonda öncelikle tükürük bezi kitlesini çıkardık. Ardından, istemsiz kas hareketlerine sebep olan ‘sinkinetik’ sinirleri iptal ettik ve kısmi yüz felcini düzeltmek amacıyla sinir transferleri uyguladık. Operasyonun ardından hastamızın genel durumunun iyi olması bizleri memnun etti. Yakın zamanda taburcu etmeyi planlıyoruz" dedi. "Doğal bir şekilde gülümseyebilmesini sağlamayı hedefledik" Hastanın uzun süredir yüz felci şikayeti yaşadığını ve bu durumu da zamanla kabullendiğini dile getiren Kavak, "Ancak son dönemde gelişen tükürük bezi kitlesi hastaneye başvuru sebeplerinden biri oldu. Biz de hastayı bütüncül olarak değerlendirdik; tükürük bezindeki kitleyi, eşlik eden yüz felci ve ağız köşesinde istemsiz kas hareketlerine sebep olan sinkineziyi kendisine aktardık. Bu durumların cerrahi veya bazı durumlarda ilaç tedavisiyle düzeltilebileceğini ifade ettik. Hastamızda cerrahi gerektiren birden fazla durum olduğundan, tükürük bezindeki kitle öncelikli olarak cerrahi yöntemle alındı. Operasyon uzun sürdü, ancak başarılı geçti. Yüz felcinin tedavisi erken dönemde ilaçla mümkün olabilse de, ilerleyen dönemlerde sinir nakilleri veya kas transferleri gibi cerrahi yöntemler gerekmektedir. Hastamızda kısmi yüz felci bulunduğu için yüz hareketlerinin bir kısmı hâlâ mevcuttu. Bu nedenle sinir transferi yapmayı uygun gördük. Ayrıca, istemsiz kas hareketlerine sebep olan sinkinetik sinirleri de iptal ederek, hastamızın gelecekte daha sağlıklı ve doğal bir şekilde gülümseyebilmesini sağlamayı hedefledik" diye konuştu. "Yüz felci tedavi edilebilir" Yüz felcinin yaygın bir durum olduğunu, erken başvuruda çoğu vakada ilaçla tedavinin mümkün olduğunu hatırlatan Kavak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ancak bazı özel durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Uzun süreli ve kalıcı yüz felcini yaşayan bazı hastalar, durumu kabullenip hastaneye başvurmayabiliyor. Oysa yüz felci tedavi edilebilir bir durumdur ve ilgili alanda uzman bir hekime başvurulması önemlidir." Annesinin 15 yıldır yüz felci şikayetinin olduğunu ifade eden Şehriban Oruç ise, "Yakın zamanda, Muş Bulanık Devlet Hastanesine bir rahatsızlık nedeniyle başvurduğumuzda, boğazında bir kitle tespit edildi ve bizi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk ettiler. KBB Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Tarık Kavak hocamızın açıklamaları ve güven veren yaklaşımı sayesinde annem ameliyat oldu ve şu anda sağlığı gayet iyi" şeklinde konuştu.