Son Dakika
|
Trump: "İran ateşkesi çok sayıda kez ihlal etti"
Diyarbakır’da yolcu otobüsü devrildi: 1 ölü, 13 yaralı
Adalet Bakanı Gürlek: "Takipsizlik verilen tüm dosyalar incelenecek"
Bahçeli: "Okullarımızdaki saldırılar çok yönlü ele alınmalıdır''
Romanya'da enerji santralinde patlama
İzmir’de genç doktorun hayatını kaybettiği kazanın görüntüleri ortaya çıktı
İstanbul için şiddetli yağış uyarısı
Ankara’da boya fabrikasında çıkan yangında 1 işçi hayatını kaybetti
Erbaa’da öğrenci servisi ile otomobil çarpıştı: 10 öğrenci yaralandı
Bulgaristan’da seçimin galibi eski Cumhurbaşkanı Radev’in partisi oldu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Diyarbakır’da yolcu otobüsü devrildi: 1 ölü, 13 yaralı
Kurbanlık alacaklara "yaş" uyarısı
Romanya'da enerji santralinde patlama
ABD Kongresinde İran savaşını protesto eden gazilere gözaltı
Galibaf’tan ABD’ye uyarı: "Tehditlerin gölgesinde yapılacak herhangi bir müzakereyi kabul etmiyoruz"
Venezuelalılar ABD yaptırımlarının kaldırılması için yürüyüş başlattı
Netanyahu Macaristan’ı ziyaret etmesi halinde tutuklanabilir
SAĞLIK
Doç. Dr. Ayhan Babaroğlu: "Sürekli ekranla vakit geçiren çocuklarda beyin gelişimi dengesiz ilerleyebilir"
21 Nisan 2026 Salı - 14:40:38
Çocukların ekran başında geçirdiği sürenin etkileriyle ilgili ailelere önemli uyarılarda bulunan Doç. Dr. Ayhan Babaroğlu, "Sürekli ekranla vakit geçiren çocuklarda sosyal etkileşim azaldığı için beyin gelişimi dengesiz ilerleyebilir" dedi. Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayhan Babaroğlu, son dönemde gündeme gelen çocukların teknolojik cihaz kullanımıyla ilgili önemli uyarılarda bulundu. Dijital cihazların çocuklar için hem fırsat hem de risk barındırdığına dikkat ceken Doç. Dr. Babaeoğlu, "Teknoloji doğru kullanıldığında öğrenmeyi destekler, ancak kontrolsüz kullanım çocukların dikkat, duygu yönetimi ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilir" dedi. Çocuk beyninin özellikle ilk 5 yılda çok hızlı geliştiğini belirten Babaroğlu, bu dönemde çevresel etkileşimin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, "Beyin ’kullan ya da kaybet’ prensibiyle çalışır. Çocuk neyle daha çok vakit geçirirse beyin o yönde gelişir. Sürekli ekranla vakit geçiren çocuklarda sosyal etkileşim azaldığı için beyin gelişimi dengesiz ilerleyebilir" diye konuştu. "Gelişimi olumsuz etkileyebilir" Beynin "yönetim merkezi" olarak bilinen prefrontal korteksin gelişimine dikkat çeken Babaroğlu, bu bölgenin dikkat, planlama, sabır, dürtü kontrolü ve doğru karar verme gibi hayati becerilerden sorumlu olduğunu belirtti. Hızlı dijital uyaranların çocuk gelişimine doğrudan etki ettiğini kaydeden Babaroğlu, "Prefrontal korteks çocukluk ve ergenlik boyunca gelişir. Yani bir çocuğun kendini kontrol etme, sabretme ya da doğru karar verme becerisi zamanla olgunlaşır. Ancak hızlı, sürekli değişen dijital uyaranlar bu gelişimi olumsuz etkileyebilir" şeklinde konuştu. "Öğrendiklerini kalıcı hale getirememesine yol açıyor" Aşırı ekran kullanımının çocuklarda dikkat süresini kısalttığını, odaklanmayı zorlaştırdığını ve ani tepki verme eğilimini artırdığını belirten Babaroğlu, sürekli hızlı içerik tüketen çocukların gerçek hayattaki daha yavaş süreçlere uyum sağlamakta zorlanabildiğine vurgu yaptı. Babaroğlu, tablet, telefon ve sosyal medya kullanımında beğeniler ve oyun içi ödüller çocukların beyninde dopamin salgısını arttırdığını ve bunun da sabırsızlık, dikkat dağınıklığı ve kontrol kaybına sebep olabileceğini söyledi. Ekranlardan yayılan mavi ışığın çocukların uyku düzenini bozduğuna dikkat çeken Babaroğlu, "Yatmadan önce kullanılan telefon ve tabletler uyku hormonunu baskılıyor. Bu da çocukların hem daha az uyumasına hem de öğrendiklerini kalıcı hale getirememesine yol açıyor" ifadelerini kullandı. Yoğun ekran kullanımının çocukların empati kurma, duygu kontrolü ve sosyal iletişim becerilerini zayıflatabileceğini belirten Babaroğlu, yüz yüze iletişimin yerinin doldurulamayacağını söyledi. Babaroğlu, çocukların sağlıklı gelişimi için ailelere şu önerilerde bulundu: "0-2 yaşta ekran kullanımından kaçınılmalı, 2-5 yaşta günde en fazla 1 saatle sınırlandırılmalı, yatmadan en az 1 saat önce ekran kapatılmalı. Çocuklar ekranı tek başına değil, ebeveynle birlikte kullanmalı. Hızlı ve aşırı uyarıcı içerikler sınırlandırılmalı. Açık hava oyunları ve sosyal aktiviteler artırılmalı. Ekran ’susturma aracı’ olarak kullanılmamalı, ev içinde ortak dijital kurallar oluşturulmalı ve aileler çocuklara örnek olmalı."
21 Nisan 2026 Salı - 14:16
Eskişehir’de süt ve süt ürünlerine sıkı denetim
Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, halkın sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla il genelindeki süt ve süt ürünleri satış ve tüketim noktalarında kapsamlı denetimlerini sürdürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığının talimatıyla 81 ilde eş zamanlı olarak başlatılan "Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik Resmi Kontroller" kapsamında, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak gerçekleştirilen saha çalışmaları aralıksız devam ediyor. Gıda kontrolörleri tarafından gerçekleştirilen denetimlerde; hastaneler, okul kantinleri, öğrenci yurtları, şarküteriler ve yerel marketler titizlikle kontrol ediliyor. Ürünlerin muhafaza sıcaklıkları, saklama şartlarının uygunluğu, işletmelerin genel ve özel hijyen şartları yakından inceleniyor. Satışa ve tüketime sunulan ürünlerin mevzuata uygunluğunu teyit etmek amacıyla ekiplerce numuneler alınıp detaylı analiz edilmek üzere Bakanlığa bağlı laboratuvarlara gönderiliyor. Eskişehir halkının sofrasına giren gıdaların güvenilirliğini yönelik olarak yürüttüğümüz bu çalışmalar, planlı ve rutin aralıklarla kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.
21 Nisan 2026 Salı - 14:01
Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Kara: "Covid aşıları kalp krizini tetiklemez"
Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Ateş Kara, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Dünya Aşı Haftası nedeniyle düzenlenen programa katıldı. Kara, covid aşılarının kalp krizini tetiklemediğini söyledi. Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Malatya Vali Yardımcısı Sedat Özdemir, Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Recep Bentli, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, ilçe kaymakamları ve çok sayıda davetli katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, "İnsan ömrünün uzamasında, beklenen yaşam süresinin yükselmesinde modern tıpın gelişmesinde en önemli etken şüphesiz aşılardır. Toplumu hastalıklardan korumada en etkili, en ucuz, en kolay, yan etkisi en az olan tıbbı uygulamalardır. Aşıları ne kadar etkin uygularsak o kadar hastalıkların önüne geçeriz" dedi. Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Ateş Kara ise yaptığı konuşmada aşılarla ilgili yanlış algıların olduğuna dikkat çekerek," Aşılar aslında vücudumuza bir şeklide gösterdiğimiz mikropları savunma sistemine öğrettiğimiz, gerçek mikroplarla karşılaştığında ona cevap vermesini ve hasta olmadan atlatmayı amaçladığımız yapılardır" diye konuştu. Kara, aşılarla olan şüphelerin Türkiye Sağlık Bakanlığı sayfasından giderilebileceğini söyleyerek vatandaşların sosyal medyadan değil doktor, hemşire ve sağlık çalışanlarından daha doğru ve net bilgileri alabilecekleri uyarısında bulundu. Kara gelen soruları cevaplarken covid aşılarının kalp krizini tetiklemediğinin altını çizdi. Soru-cevap şeklinde devam eden programın sonunda Vali Yardımcısı Sedat Özdemir ve İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, Prof. Dr. Ateş Kara’ya plaket takdim etti.
21 Nisan 2026 Salı - 13:35
Esmahanım Köyü’nde bilgilendirme eğitimi düzenlendi
DÜZCE (İHA) – Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından Esmahanım Köyü’nde halk sağlığını korumaya yönelik bilgilendirme etkinliği gerçekleştirildi. Düzenlenen programda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, el hijyeni ve Kalp Sağlığı Haftası kapsamında önemli konular ele alındı. Sağlık ekipleri, özellikle kırsal bölgelerde sıkça karşılaşılabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında vatandaşları bilgilendirdi. Hastalığın bulaşma yolları, korunma yöntemleri ve erken belirtileri detaylı şekilde anlatıldı. Program kapsamında ayrıca el hijyeninin önemi vurgulanırken, doğru el yıkama teknikleri uygulamalı olarak gösterildi. Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla kalp ve damar hastalıklarına karşı alınabilecek önlemler, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında da bilgiler paylaşıldı. Gerçekleştirilen eğitimde, vatandaşların sağlık konusunda bilinçlendirilmesi ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedeflenirken, katılımcıların soruları da uzman ekipler tarafından yanıtlandı. Yetkililer, benzer bilgilendirme çalışmalarının ilçe genelinde farklı bölgelerde de sürdürüleceğini belirtti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Nisan 2026 Pazartesi- 13:19
Kilo vermek için başvurduğu merkezde kanser olduğunu öğrendi
2
20 Nisan 2026 Pazartesi- 09:57
Türkiye glutensiz yaşamda stratejik bir üst haline geldi
3
20 Nisan 2026 Pazartesi- 09:39
Güncel gelişmelere bağlı depresyon ruh sağlığını tehdit ediyor
4
20 Nisan 2026 Pazartesi- 11:33
İş kazalarında erken müdahale uzvun durumunu belirliyor
5
19 Nisan 2026 Pazar- 13:17
’’Okullardaki şiddetin çözümü sorumluluğu paylaşmaktan geçiyor’’
22 Eylül 2025 Pazartesi - 10:08
Fıtık sandığı ağrı, kalp krizinin habercisi çıktı
Adana’da boyun fıtığı şikayetiyle gittiği doktorun muayenehanesinin önünde kalp krizi geçiren 50 yaşındaki Hüseyin Kahveci, hastaneye kaldırıldı. Olay, güvenlik kamerasına saniye saniye yansırken Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, kola vuran her ağrının boyun fıtığı olmadığına değinerek, "Her kola vuran ağrı, boyun fıtığı ağrısı değildir. Genç meslektaşlarıma bir uyarı yapmak istiyorum. Lütfen radyolojik görüntülerin esiri olmayın" dedi. Bir bankanın müdürü Hüseyin Kahveci (50), geçtiğimiz aylarda koluna vuran ağrıları üzerine doktora gitti. Doktorlar, Kahveci’nin boyun fıtığı olduğunu ve ameliyat olması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine ameliyattan çekinen Kahveci, bir tanıdığı aracılığıyla Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’den randevu aldı. Doktor Şen’in muayenehanesine giden Kahveci, kapının önünde kalp krizi geçirdi. İlk müdahalesi Prof. Dr. Şen tarafından yapılan Kahveci, ambulansla hastaneye kaldırıldı ve burada kalbine 2 stent takıldı. Ameliyat riskli Hastaneden çıktıktan sonra Hüseyin Kahveci yeniden Prof. Dr. Orhan Şen’e gitti. Burada yapılan kontrollerde ise Kahveci’nin boyun fıtığının olduğu tespit edildi ancak ameliyat olmasının risk olduğuna karar verilerek fizik tedaviye yönlendirildi. Bir süre sonra Kahveci sağlığına kavuştu ve günlük rutin yaşantısına yeniden döndü. "Her kola vuran ağrı fıtık değil" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, kola vuran her ağrının boyun fıtığı olmadığına vurgu yaparak, "Hastamız bana gelmeden önce yakını telefonla arayıp ’kola vuran ağrısı var, boyun fıtığı ameliyatı önerilmiş, siz görür müsünüz’ dedi. Ben de gelsin diye hastamızı çağırdım. Hastamız muayenehanenin kapısının önünde bilincini kaybedip kalp krizi geçirdi. Hemen ilk müdahaleyi yaptım ve ambulansa haber verdik. Hastanede hastamızın kalbine 2 stent takılmış. Hastaneden çıktıktan sonra yeniden benim yanıma boyun MR görüntüsüyle geldi. Hastaya baktık ve bu hastaya ameliyat yapmanın risk olduğuna karar verip fizik tedaviye kendisini yönlendirdik. Şu anda hastamız gayet iyi durumda. Her kola vuran ağrı, boyun fıtığı ağrısı değildir" ifadelerini kullandı. "Lütfen radyolojik görüntülerin esiri olmayın" Genç meslektaşlarına da tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Şen, daha sonra şunları söyledi: "Bir hastanın MR görüntüsünde fıtık olsa dahi kolunda ve elinde kuvvet kaybı yoksa bu hastayı mutlaka kardiyolog ile birlikte değerlendirin. Bu değerlendirmeniz bir insanın hayatını kurtarır. Eğer radyolojik görüntülemeyle birlikte bir kuvvet kaybı varsa hasta cerrahiden fayda görür. Ancak hastada bir kuvvet kaybı, his kaybı yoksa MR’da istediğiniz kadar fıtık görün, o hastaya yaptığınız ameliyat gereksiz olur. Genç meslektaşlarıma bir uyarı yapmak istiyorum. Lütfen radyolojik görüntülerin esiri olmayın." "Her ağrıyı fıtık zannedip karıştırmamak lazım" Hüseyin Kahveci ise sağlığının yerinde olduğunu belirterek, yaşadığı süreci anlattı. Kahveci, "Koluma vuran ağrılarım vardı, randevu alıp hocamıza geldim ama tam kapıda kalp krizi geçirdim. Benim kola vuran ağrım meğer fıtıktan değilmiş, kalp kriziymiş. Gözümü açtığımda hastanedeydim ve 2 stent takılmıştı. Her ağrıyı fıtık zannedip karıştırmamak lazım. Bana fıtık için ameliyat önerilmişti ancak ben kalp hastalığı çekiyormuşum. Benden 2-3 ay sonra bir personelimizi kaybettik, doğru müdahale edilseydi belki o arkadaşımız yaşayacaktı" dedi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:53
Üzüm yiyin, hastalıklardan korunun
Manisa’nın Sarıgöl Ovası’nda yetişen dünyaca ünlü Sultaniye üzümü ve diğer çeşitlerinin sağlık açısından adeta şifa deposu olduğu belirtildi. Diyetisyen Bengü Ünal Çakmak, üzümün bağışıklığı güçlendirdiğini, kalp ve kemik sağlığını koruduğunu, uyku kalitesini artırdığını ve kansere karşı koruyucu etkiler taşıdığını söyledi. Manisa’nın Sarıgöl Ovası’nda yetiştirilen dünyaca ünlü çekirdeksiz sofralık Sultaniye üzümü ve diğer çeşitlerinin taze tüketiminin yanı sıra sirke ve pekmez gibi ürünlere dönüştürülerek de insan sağlığına fayda sağladığı belirtildi. Sarıgöllü Diyetisyen Bengü Ünal Çakmak, hafta sonu ilçeye yaptığı ziyarette üzümün sağlık açısından önemine dikkat çekti. İzmir’de görev yapan Çakmak, üzümün binlerce yıldır yetiştirilen ve şifa kaynağı olan bir meyve olduğunu söyledi. Üzümün yeşil, kırmızı, siyah, sarı ve pembe gibi farklı renklerde çeşitlerinin bulunduğunu ifade eden Çakmak, "Üzüm, içerdiği antioksidan, lif, vitamin ve minerallerle sağlık için tam bir hazine. C vitamini, kuersetin, lutein, likopen, beta karoten ve elajik asit açısından zengin olan üzüm; bağışıklığı güçlendirir, mikropları temizler, kalp ve kemik sağlığını korur, kilo kontrolüne yardımcı olur. Ayrıca hem viral hem de bakteriyel hastalıklara karşı koruyucu özellik taşır" dedi. İnsan sağlığına faydaları Diyetisyen Çakmak, üzümün insan sağlığına faydalarını şu şekilde sıraladı: "1-) Göz sağlığına iyi gelir: İçeriğindeki lutein ve zeaksantin sayesinde yaşa bağlı göz hastalıklarından korur. 2-) Böbrekleri korur: Ürik asit miktarıyla böbreklerin yükünü hafifletir. 3-) Kaliteli uyku sağlar: Kabuğunda bulunan melatonin hormonu sayesinde uykuya geçişi kolaylaştırır ve uyku kalitesini artırır. 4-) Kansızlığa iyi gelir: Yüksek demir içeriği ile demir depolarını destekler, halsizlik ve yorgunluğu azaltır. E ve K vitaminleriyle cilt sağlığını da güçlendirir. 5-) Kemik sağlığını destekler: Kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor ve K vitamini içererek kemik gelişimine katkı sağlar. 6-) Tansiyonu düşürmeye yardımcı olur: Potasyum zenginliği sayesinde damarları genişletir ve tansiyonu dengeler. 7-) Hafızayı güçlendirir: Resveratrol ve diğer antioksidanlarla zihinsel yorgunluğu azaltır, odaklanmayı artırır. 8-) Sindirim sistemine faydalıdır: Lif içeriğiyle sindirimi kolaylaştırır, bağırsak hareketlerini düzenler. 9-) Cilt sağlığını korur: Resveratrol ve C vitamini ile cildi serbest radikallere karşı korur, yaşlanma belirtilerini azaltır. 10-) Kansere karşı korur: Resveratrol ve flavonoidlerle kanser hücrelerinin gelişimini yavaşlatır, kolon ve meme kanserine karşı olumlu etkiler gösterir." Günde ortalama bir kase üzümün faydalarının görülebileceğini belirten Çakmak, özellikle şeker hastalarının tüketim miktarına dikkat etmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:48
Erzurum’da "Acile İlk Adım" zirvesi
Erzurum’un Oltu ilçesinde, genç pratisyen hekimlere yönelik düzenlenen "Acile İlk Adım" sempozyumu, bilgi ve dayanışmayı buluşturdu. Türkiye’de bu kapsamda ilk kez yapılan etkinlik, acil servislerde görev alacak hekimlere saha deneyimi sunmayı hedefledi. Anadolu Tıp Birliği Derneği tarafından düzenlenen ve Oltu Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ömer Faruk İşleyen’in öncülüğünde gerçekleştirilen "Acile İlk Adım" sempozyumu, 20-21 Eylül tarihlerinde Oltu Kaymakamlığı Konferans Salonu’nda yapıldı. Erzurum’un farklı ilçelerinden 75 pratisyen hekimin katılımıyla gerçekleşen sempozyum, genç doktorların acil serviste karşılaşabilecekleri vakalara karşı hazırlıklı olmalarını sağlamayı amaçladı. Kitapların Ötesinde Bir Deneyi Açılış konuşmasında sempozyumun amacını anlatan Uzm. Dr. Ömer Faruk İşleyen, "Acil servis, genç meslektaşlarımız için en kritik ilk sınav. İlçelerde görev yapan uzmanlarımızın saha deneyimlerini paylaşması, birçok tıp kitabına bedel bir katkı sunuyor," ifadelerini kullandı. Acil Durumlara Uzman Yaklaşım İki gün süren program boyunca birçok önemli başlık ele alındı. Konuşmacılar arasında yer alan uzman doktorlar; travmaya yaklaşım, acilde iletişim, bilinç bozuklukları, baş ağrısı, göğüs ağrısı, karın ağrısı, nefes darlığı, intoksikasyon (zehirlenme), kadın doğum acilleri ve pediatrik aciller gibi konularda tecrübelerini aktardı. Ayrıca Oltu Cumhuriyet Savcısı Selahattin Çevik, adli raporlama ve ölüm muayenesi süreçlerine dair önemli bilgiler paylaştı. Sempozyum, sadece tıbbi eğitim değil, sosyal dayanışma açısından da dikkat çekiciydi. Katılımcılar, Oltu Kalesi manzarasında düzenlenen kahvaltılarda ve cağ kebabı gecesinde bir araya geldi. Atatürk Üniversitesi’nden gelen stajyer hekimlerin müzik konseri ise etkinliğe renk kattı. Şehir dışından gelen katılımcılar, Oltu Kaymakamlığı’nın desteğiyle ücretsiz olarak konaklatıldı. Etkinliğin sonunda düzenlenen bilgi yarışmasında dereceye giren hekimlere, Oltu Taşı ve yöresel ürünlerden oluşan hediyeler verildi. Katılımcılar, bu anlamlı buluşmadan hem mesleki donanım hem de güzel hatıralarla ayrıldı. Sempozyum, Türkiye’de periferde görev yapan hekimlere yönelik bu kapsamda düzenlenen ilk etkinlik olma özelliği taşıyor. Anadolu Tıp Birliği Derneği yetkilileri, derneğin kuruluş amacı olarak "merkez dışında görev yapan sağlık çalışanlarının haklarını korumak, onları eğitmek ve güç birliği sağlamak" vizyonunu kamuoyuyla paylaştı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:31
Uzmanlar uyarıyor: İltihap ağrıları sağlık sorunu çıkarabilir
Türkiye’nin önde gelen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon öğretim üyelerinin katıldığı ROG İnflamasyona ve Ağrıya Çok Yönlü Bakış Sempozyumu İstanbul’da 200’ e yakın uzmanın katılımı ile yapıldı. Sempozyumda Prof. Dr. Nilay Şahin, "Bazen iltihapların altından farklı romatolojik veya nörolojik hastalıklar çıkabilir" dedi Balıkesir Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilay Şahin ve İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Geriatri Anabilim Dalından Prof. Dr. Mehmet Akif Karan, artık günümüzde hastalara ve hastalıklara tek bir pencereden değil de bütüncül olarak bakılması, her yönüyle hastaların değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilay Şahin, iltihabın pek çok kas-iskelet sistemi sorununa yol açarak insan sağlığını çok olumsuz yönde etkilediğini, yaşam kalitesini bozarak günlük yapılması gerek işlerin hastalar tarafından yapılamadığı için hayatın çok sıkıntılı hale geldiğini vurguladı. Prof. Dr. Şahin, "Bazı iltihapların altından farklı hastalıklar çıkabilir" Prof. Dr. Şahin, vücutta bazen kendiliğinden oluşan bazen de bir enfeksiyon ardından gelişen iltahabın büyük sıkıntılara sebebiyet verebileceğini belirterek, "Bazen iltahapların altından farklı romatolojik veya nörolojik hastalıklar çıkabiliyor. Bu nedenle öncelikle hastanın vücudunda neden iltahap olduğunu tespit etmeliyiz. İşte bu nedenle hastalığa erken dönemde müdahale etmek ve hastayı her yönüyle değendirerek tedaviye almak önemlidir. İltahapların çok çeşitli tedavi şekilleri vardır ve özellikle romatoloji, nöroloji, geriatri ve fizik tedavi gibi farklı branşların bazen ortak bir değerlendirme ile bu hastalığa yaklaşımı tedavi başarısını arttıracaktır" dedi. Ve söze şöyle devam etti "İşte bu düşüncelerle çıktığımız yolda Sağlık ve Bilim Derneği, Akademik Geriatri Derneği, Balıkesir Üniversitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi tarafından İstanbul’da düzenlenen ROG İnflamasyona ve Ağrıya Çok Yönlü Bakış Sempozyumu yaklaşık 200 katılımcı ile gerçekleştirdik". Sempozyum İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Geriatri Anabilim Dalından Prof. Dr. Mehmet Akif Karan ve Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalından Prof Dr. Nilay Şahin tarafından gerçekleştirilmiştir. Kongre etkinlikleri; bilimsel oturumlar, paneller ve bildiri sunumlarından oluşmuştur. Alanında uzman genel dahiliye, geriatrist, fizik tedavi ve rehabilitasyon ve romatoloji uzmanları, akademisyenler ve asistanlar, sivil toplum kuruluşları, ilaç ve medikal firmalar sempozyumumuzda çeşitli düzeylerde katkı sağlamıştır. Sempozyumumuzda gerçekleşen 20 bilimsel oturum ve 18 oturum başkanının moderatörlüğünde 30 konuşmacı sunumlarını gerçekleştirmiştir. Ayrıca 30 sözlü bildiri yer almıştır. Sempozyumumuz kapsamında düzenlenen Kas İskelet Sistemi Mezoterapi Uygulamaları, Miyofasiyal Gevşetme Teknikleri, Ozon Tedavisinde Prensipler ve Ozon Uygulamaları, Kas İskelet Hastalıklarında Kök Hücre Uygulamaları, Teşhis ve Girişimsel Ultrasonografi, Botilinum Toksin Enjeksiyonları, Vertigo Tanı ve Tedavisi Kurslarına ile farklı 8 kurs yapılmıştır. Kurslarımız öncelikle teorik eğitim ardından pratik uygulamalar ile pekiştirilmiştir.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:29
’Bulantı, kusma ve ishalle seyreden mide gribine dikkat’
Halk arasında ’mide gribi’ olarak bilinen viral gastroenterit hakkında bilgi veren Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, "Mide gribi, aslında grip virüsünün değil, norovirüs ve rotavirüs gibi sindirim sistemine yönelik virüslerin neden olduğu bir enfeksiyondur. En sık bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, ateş ve halsizlik gibi belirtilerle seyreder. Hastalık, kişiden kişiye kolayca bulaşabildiği için özellikle okul, kreş ve kalabalık yaşam alanlarında salgınlara yol açabilmektedir" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, halk arasında ’mide gribi’ olarak bilinen viral gastroenterit hakkında açıklamalarda bulundu. Mide ve bağırsakları etkileyen bu enfeksiyonun her yaş grubunda görülebildiğini belirten Doç. Dr. Ekiz, özellikle sonbahar ve kış aylarında vaka sayılarında ciddi artış yaşandığını söyledi. "Okul, kreş gibi yerlerden bulaşıyor" Mide gribinin ne olduğundan bahseden Doç. Dr. Ekiz, "Mide gribi, aslında grip virüsünün değil, norovirüs ve rotavirüs gibi sindirim sistemine yönelik virüslerin neden olduğu bir enfeksiyondur. En sık bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, ateş ve halsizlik gibi belirtilerle seyreder. Hastalık, kişiden kişiye kolayca bulaşabildiği için özellikle okul, kreş ve kalabalık yaşam alanlarında salgınlara yol açabilmektedir" dedi. "Çocuklar ve yaşlılar risk altında" Çocukların, yaşlıların ve bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerin mide gribine karşı daha savunmasız olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ekiz, "Bu gruplarda sıvı kaybının hızlı gelişmesi ciddi sağlık riskleri doğurabilmektedir. Özellikle küçük çocuklarda ve yaşlılarda dikkatli olunması gerekir" diye konuştu. Tedavi yolları Mide gribine karşı antibiyotiklerin hiçbir faydası olmadığını söyleyen Doç. Dr. Ekiz, tedavinin esasının sıvı ve mineral kaybını önlemek olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Ekiz, "Hastaların bol sıvı tüketmesi, ağır yağlı yiyeceklerden uzak durması, istirahat etmesi ve hijyen kurallarına özen göstermesi tedavinin temelini oluşturmaktadır. El yıkamanın, kişisel eşyaların paylaşılmamasının ve yiyecek hijyenine dikkat edilmesi hastalığın bulaşmasını önlemede en etkili yöntemlerdir" şeklinde konuştu. "Hayati tehlike oluşturabilir" Doç. Dr. Ekiz, açıklamasını şöyle sonlandırdı: "Mide gribi toplumda çok sık görülse de çoğu zaman basit önlemlerle kontrol altına alınabilir. Ancak sıvı kaybı ciddi seviyelere ulaştığında özellikle çocuklar ve yaşlılar için hayati tehlike oluşturabilir. Bu nedenle şiddetli ishal ve kusma yaşayan, sıvı kaybını tolere edemeyen kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir."
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:26
Nöroloji uzmanından uyarı: "Alzheimer’ın en erken belirtisi unutkanlık"
Nöroloji Uzmanı Dr. Abdurrahman Akbaş, Alzheimer’ın en erken belirtisinin unutkanlık olduğunu söyledi. Alzheimer’ın beyin hücrelerinde azalma, hücreler arası bağlantıların bozulması ve bazı zararlı metabolik atıkların birikmesiyle oluştuğunu belirten Liv Hospital Samsun Nöroloji Kliniği’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Abdurrahman Akbaş, "En erken belirtiler hafıza ile ilgili olan unutkanlık, kişilik ve davranış değişiklikleri, öğrenme ve plan yapmada zorluk, yön bulmada güçlük, şüphecilik, uyku, yeme ve tuvalet alışkanlıklarında değişim, geç evrede yürüme güçlüğü, yutma güçlüğü ve kilo kaybıdır. Yaş ve genetik yatkınlık en büyük risk faktörleridir" dedi. Günümüzde toplumdaki yaş ortalamasının artması sonucunda nüfus artışına paralel olarak nörolojik hastalıkların da giderek yaygınlaştığına dikkat çeken Uzm. Dr. Akbaş, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü nedeniyle bilgilendirmede bulundu. "Sigara ve alkol yakalanma riskini 3 kat artırıyor" Alzheimer’ın beyin hücrelerinde azalma, hücreler arası bağlantıların bozulması ve bazı zararlı metabolik atıkların birikmesiyle oluştuğunu aktaran Uzm. Dr. Abdurrahman Akbaş, "En erken belirtiler hafızayla ilgili olan unutkanlık, kişilik ve davranış değişiklikleri, öğrenme ve plan yapmada zorluk, yön bulmada güçlük, şüphecilik, uyku, yeme ve tuvalet alışkanlıklarında değişim, geç evrede yürüme güçlüğü, yutma güçlüğü ve kilo kaybıdır. Yaş ve genetik yatkınlık en büyük risk faktörleridir. Hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, sigara, alkol, şeker, yetersiz fiziksel aktivite hastalığın oluşumunu 3 kat artırır. Risk faktörlerinin tedavi edilmesi, sebze ve meyve, balık tüketimini arttırma, yağlı yiyeceklerden kaçınmak, yeni şeyler öğrenmeyi artırmak gerekir" şeklinde konuştu. "Psikolojik destek önemli" Hasta yakınlarını bilinçlendirmenin ve erken görüntüleme yöntemlerinin hastalıkla mücadelede önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Akbaş, "Çoğu durumda hastalar kadar yakınları da hastalıkların getirdikleri zorluklarla yıpranır, bu nedenle onlara da psikolojik destek gerekir. Halen ülkemizde Alzheimer hastaları ve yakınlarının yaşam stillerini artıracak donanımlı daha fazla merkeze ihtiyaç vardır" diye konuştu.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:11
Mevsim geçişlerinde ruh haline iyi gelecek 8 altın öneri
Soğuk ve kasvetli havaların depresyona yol açabileceğini belirten Psikolog İrem Kırım, mevsim değişikliklerinin insanların uyku düzenini, iştahını, motivasyonunu, sosyal yaşantısını, hayattan beklentilerini kısacası hem bedensel hem ruhsal sağlığını olumlu ya da olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. Havanın sıcak-soğuk dengesinin insanların adaptasyon sürecini olumsuz etkileyerek psikolojik sorunlara yol açabildiğini söyleyen Psikolog İrem Kırım, ruhsal sorunlara daha çok kış aylarında rastlanıldığı, güneş ışığından az yararlanan Kuzey ülkelerinde daha sık depresyon görüldüğünü vurguladı. Psikolog Kırım, "Hastalığın seyri genelde sonbahar ve kış aylarında artarken aşırı yeme eğilimi, buna bağlı kilo artışı ve beraberinde enerji kaybı, aşırı uyuma isteği, fiziksel görüntüden şikâyetler gibi durumlar da geliyor. Sosyalleşmeden uzaklaşma, nedeni belirsiz bedensel yakınmalarla birlikte kişilerde depresif duygulanımlar görülebiliyor. İlkbahar yaz aylarında ise depresif ruh halinden çıkılarak nispeten artan enerjiyle hareketlilikte artış gözlemleniyor. Kadınlarda depresif ruh hali görülme oranı erkeklere göre daha fazla kabul ediliyor" dedi. "Yalnız kalma isteği oluşabilir" Depresyondan hemen hemen herkesin etkilenebileceğini söyleyen Psikolog Kırım, mevsimsel depresyon belirtileri hakkında şu bilgileri paylaştı: "Sabahları zor uyanıyorsanız veya uyandığınızda yorgun kalkıyorsanız, aşırı yemek yeme isteğiniz varsa, kilo almaya başladıysanız, uyuma isteğinizde artış yaşanıyorsa, enerjinizde düşme, bitkinlik hissiniz varsa bunlar başlıca mevsimsel depresyon belirtileri arasındadır. Yine konsantre olmakta zorluk yaşıyorsanız, sosyal aktivitelerden ve çevrenizdekilerden uzaklaşmak istiyorsanız, eskisi kadar hayattan zevk alamıyor, umutsuzluğa kapılıyorsanız ve bunları en az ardışık 2 yıldır her mevsim geçişlerinde yaşıyor ve ilkbahar, yaz aylarında düzeliyorsanız, mevsimsel depresyon geçiriyor olma ihtimaliniz oldukça yüksektir." "Kilo memnuniyetsizliği depresyonu tetikleyebilir" Mevsimsel depresyonun üç temel nedeni olduğunu söyleyen Psikolog Kırım, "Mevsimsel Depresyonun İlk olarak birçok canlıda bulunan kış uykusuna benzerliği ve evrimsel bağlantısı olduğu dikkat çekmiştir. İnsanlarda da, hayvanlarda olduğu gibi enerjilerinde düşme, kilo alımı, yağdan zengin yiyecek yeme ihtiyacı, uykulu hissetme görülebilir. Bu durum insanlardaki sosyal hayatı bozduğu için depresif duygulanıma neden olabilir, ağır psikiyatrik sorunları beraberinde getirebilir. İkinci dikkat çeken durum ise, gözün günlük ve mevsimsel ışık değişikliklerini merkezi sinir sistemine iletme özelliğinin bozulması ve yeteri duyarlılıkta beyne iletilemeyince adaptasyonun bozulmasıyla gelen duygu durum bozukluklarıdır. Işık tedavisi etkili yöntemlerden biri olarak bulunmuştur. Son olarak ise, güneş ışığı sayesinde melatonin denilen bir madde beyinde serotonini uyarıyor ve serotonin de (halk arasında mutluluk hormonu) mutlu olmamızda fayda sağlıyor. Güneş ışığının az görüldüğü zamanlarda serotonin miktarı azalır, uyku döngüsü etkilenir ve buna bağlı olarak depresif duygulanımlar görülmeye başlar" ifadelerini kullandı. Mevsim geçişlerinde ruh halinize iyi gelecek 8 altın öneri Mevsimsel duygu durum değişikliklerine karşı kişinin neler yapabileceğine dair açıklamalarda bulunan Psikolog Kırım, mevsim geçişlerinde bireyin ruh haline iyi gelebilecek tavsiyeleri şöyle sıraladı: "Güneşe çıkmak kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olur, kapalı ortamlarda kalmayın, sabahları yarım saat yürüyüş yapmak ya da hava almak halsizliğinize iyi gelebilir. Düzenli bir uyku, doğanın değişimine ayak uydurmak için gereklidir. Televizyon, tablet, telefon gibi elektronik cihazlardan uzak durmak uykuya geçişi kolaylaştırır. Odanızın iyi havalanmış olmasına, yatak ve yastığınızın uyumanıza uygun olmasına özen gösterin. Özel bir spor yapmanıza gerek yok, açık havada yürümek haftada en az 2-3 kez 20-30 dakika kadar bile olsa kaslarınızda salınan hormonlar sayesinde mutlu olmanızda fayda sağlayacaktır. Yürüyüşe vakit ayıramıyorsanız alışverişe, işe, yürüyerek gidebilir; merdivenlerden çıkmayı tercih edebilirsiniz. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Bu dönemde duygusal yeme ihtiyacınız artış gösterebilir, sıkıldıkça kendinizi buzdolabının önünde abur cubur ararken bulabilirsiniz. İşlenmiş hazır gıdalardan ve karbonhidrattan zengin yiyeceklerden uzak durmaya çalışın. Bir süre sonra alacağınız kiloların sizi daha da mutsuz yapacağını unutmayın. Düzenli diyetisyen kontrollerinize gidin ve duygusal yeme ihtiyacınız varsa bir psikologdan destek isteyin. Sosyal ilişkilerinize ve çevrenize özen gösterin. Sevdiğiniz insanlarla olun, sevdiğiniz mekânlara gitmeye çalışın. Mümkün oldukça eve kapanmayın, açık ve ferah yerleri tercih edin, kendinize ve arkadaşlarınıza vakit ayırın. Mutlaka hobiler edinin, sevdiğiniz etkinlikleri takip edin ve katılın. Sizi strese sokacak ortamlardan ve insanlardan uzak durun. Tüm sorunlarınızı aynı anda çözmeye çalışmayın. Bir önem sırası oluşturun ve baş etme becerileri ve stratejileri geliştirin. Ruh ve bedenin bir bütün olarak ele alındığı meditatif yoga, nefes egzersizleri gibi etkinliklerle farkındalık ve gevşemenizi sağlayın. Hastalığın tedavisinde birçok farklı tedavi ve terapi teknikleri vardır. Baş etmekte zorluk çektiğinizde ve günlük yaşantınızı olumsuz etkilediğinde uzmanlardan yardım talep etmekte gecikmeyin. Psikoterapi, antidepresanlar ve ışık tedavisi hastalığın seyrini değiştirecek önemli tedavi teknikleridir."
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:08
SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi tamamlandı
İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Hastanesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi tamamlandı. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi, bu yıl "Çocuk Sağlığında İş Birliği: Pediatristler ve Aile Hekimleri Buluşuyor" temasıyla düzenlendi. Kongreye çok sayıda akademisyen, pediatri uzmanı, aile hekimi ve sağlık profesyoneli katılırken program kapsamında çocuk sağlığı izlemi, güncel tedavi yöntemleri, koruyucu sağlık hizmetleri ve teknolojik gelişmelerin pediatriye yansımaları gibi birçok başlık ele alındı. Programda, uydu sempozyumları, akılcı ilaç, romatoloji oturumu, uzman atışması, hematoloji ve onkoloji oturumu, uzmana danışalım, olgu sunumları ile aile hekimliği ve genel pediatri ortak oturumu ile çocuk nöroloji oturumu gerçekleştirildi. Bilimsel oturumlar, paneller ve interaktif etkinliklerle zenginleşen kongrede, hem klinik pratiğe yönelik güncel bilgiler paylaşıldı hem de farklı uzmanlık alanlarında tartışmalar yapıldı. Kongrenin kapanışında konuşan Kongre Başkanı ve Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Dilek Orbatu, kongrenin, çocuk sağlığında daha güçlü bir iş birliği ortamı oluşturmasını beklediklerini vurguladı. Orbatu tüm katılımcı, konuşmacı ve destekçilere teşekkür ettiği açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi, pediatristler ve aile hekimleri arasındaki iş birliğini güçlendiren, bilgi paylaşımını ve mesleki gelişimi destekleyen önemli bir platform olmuştur. Çocuk sağlığı alanında yeni ufuklar açmak ve daha sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlamak amacıyla bu tür bilimsel toplantıların önemi büyüktür." Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği oturumlarda güncel bilimsel gelişmeler tartışılırken, sözlü bildiri ödülleri de sahiplerini buldu.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 08:38
Aktarlarda sonbahar hareketliliği
Kış aylarının habercisi sonbaharın gelmesiyle birlikte soğuk algınlığı ve gribe karşı önlem almak isteyen vatandaşlar aktarları ziyaret ediyor. Sonbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte Erzincan’da ki aktarlarda hareketlilik yaşanmaya başladı. Kış aylarına sayılı günler kala vatandaşlar çareyi aktarlarda arıyor. Özellikle soğuk algınlığı, öksürük ve grip gibi hastalıklara bitkisel çözümler arayan vatandaşlar ıhlamur, zencefil, zerdeçal, havlıcan, hatmi çiçeği, tarçın, narçiçeği, ada çayını en çok tercih ediyor. Sonbaharın gelmesiyle birlikte mevsim değişikliğine bağlı hastalıklar baş gösterirken, vatandaşlar da bu durumu doğal yolla atlatabilmek için aktarlarda yoğunluk oluşturuyor. Mevsim geçişlerinde satılan bitkiler hakkında bilgiler veren Aktarcı Özer Hanoğlu, "Havaların soğuması ile birlikte insanların vücut direnci ortama uygunluk sağlayamıyor. Bu dönemlerde vatandaşlarımız antibiyotik ilaçlara ihtiyaç duyduğu gibi, doğal ürünlere de ihtiyaç duyabiliyor. Ihlamur, zencefil, zerdeçal, havlıcan, hatmi çiçeği, tarçın, nar çiçeği ve ada çayı gibi daha birçok bitkiye başvuruyor. Şu an işlerimizde yavaş yavaş bir hareketlilik yaşanmaya başlandı. Mevsimsel geçişler, insanların savunma sistemlerinin en düşük olduğu zamandır. Özellikle gündüz ve gece sıcaklık farkının fazla olması hastalıkların daha sık görüldüğü gösteriyor. Bu yüzden de halsizlik, kırgınlık, yorgunluk ve uyku problemleri ortaya çıkar. Özellikle grip, nezle ve buna bağlı soğuk algınlığı oluşuyor. Bizim için sezon açıldı diyebiliriz" dedi. "En çok zencefil, tarçın ve ıhlamur satılıyor" Soğuyan havaların, hastalıkları da beraberinde getirdiğini ifade eden Hanoğlu, "Zayıf olan bağışıklık sistemini güçlendirmek ve soğuk algınlığına faydalı olduğu içi zencefil, adaçayı ve ıhlamurun en çok satılan bitkilerdir. Diğer adı narçiçeği olan hibiskusun bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve koruyucu olması sebebiyle özellikle kış aylarında, her gün bir bardak içilmesini öneriyoruz" diye konuştu. "Ihlamurun faydaları" Ihlamur çayının düzenli tüketimi sonucu birlikte mevsim geçişlerinde ve kış aylarında hastalıklara karşı koruyucu bir etkisi gözlenebilir. Soğuk algınlığını ve gribal enfeksiyonu tedavi edici etkidedir. Öksürüğe neden olan bakterilerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar, bununla birlikte öksürük yumuşatıcı ve kesici etkisi vardır. Boğazı yumuşatarak boğaz tahrişinin ve ağrısının azalmasına yardımcı olur. İdrar sökücü etkisiyle karaciğer ve safra rahatsızlıklarını iyileştirici etkisi vardır. Terlemeyi sağlayarak enfeksiyonlara karşı savaşçı özelliktedir. Vücut direncini artırır, stresi ve yorgunluğu azaltır. "Zencefilin faydaları" Zencefil, her yaşta soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklarla ve enfeksiyonlarla savaşmak için reçete edilmiştir. Vücudu sıcak tutmak için çay şeklinde kullanılabilir. Çay, bir diaphoretik gibi davranır ve terlemeyi artırarak toksinleri vücuttan atar. Sindirim sürecini kolaylaştırıcı etkisi olduğu keşfedilmiştir. Yemekten sonra yükselen şeker seviyeleri, midenin içeriğinin doğal boşalma oranını azaltmasına neden olabilir. Zencefildeki gingerol gibi organik bileşikler, meme kanseri ve diğer birçok kanser türlerinin önlenmesine yardımcı olur. Ayrıca kolorektal kansere yol açabilen kolonda karsinojenik aktivitenin önlenmesine yardımcı olur. Parkinson ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların başlangıcını, azaltarak geciktirdiği bilinmektedir. Bu zararlı faktörlerin yaşa bağlı bilişsel gerilemede etkili olduğu biliniyor. Bu nedenle zencefil, güçlü besleyicileriyle beyin hasarı riskini azaltır ve hafızanız bozulmadan kalır.
21 Eylül 2025 Pazar - 14:40
Özel teknede yaralanan vatandaşa Sahil Güvenlik tıbbi tahliye
Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden özel teknede yaralanan vatandaşa tıbbi tahliye gerçekleştirildi. Fethiyle açıklarında seyreden özel teknede yaralanan vatandaş için yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine yönlendirilen Sahil Güvenlik ekipleri yaralanan çocuğu bota alarak 112 ambulans ekiplerine teslim etti.
21 Eylül 2025 Pazar - 12:30
Alzheimer hastaları Mavi Ev’de huzur buluyor
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Alzheimer hasta ve hasta yakınlarına yönelik hizmet verdiği ’Alzheimer Hasta ve Hasta Yakınları Buluşma Merkezi’nde (Mavi Ev) hastalığının erken evrede tespit edilmesinin önemine dikkat çeken uzmanlar, hastalığı önleyebilecek ve ilerlemesini yavaşlatabilecek tavsiyelerde bulunuyor. Her yıl 21 Eylül, tüm dünyada ’Dünya Alzheimer Günü’ olarak kabul ediliyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi de Alzheimer hastaları ve yakınlarına destek amacıyla hayata geçirdiği Mavi Ev ile örnek bir model oluşturuyor. Mavi Ev’de hastalar ve yakınları hem hastalık ve evreleri hakkında pratik bilgiler alıyor hem de psiko-sosyal destekle moral buluyor. "Zihnimizi çalıştırmalıyız" Antalya Büyükşehir Belediyesi Alzheimer Hasta ve Hasta Yakınları Buluşma Merkezi Sorumlusu Gerontolog Merve Kıldır, Alzheimer riskine karşı zihinsel ve fiziksel aktivitelerin önemine dikkat çekerek, "Alzheimer riski taşıyan bireyleri zihinsel ve fiziksel olarak sürekli aktif tutmalıyız. Bulmaca çözmek, kitap okumak, örgü örmek, hafif ev işlerine yardımcı olmak faydalıdır. Sosyal hayata katılım, dengeli beslenme, düzenli uyku ve alkol-sigaradan uzak durmak da riski azaltır. Yürüyüş, egzersiz ve sporla hareketli bir yaşam sürmek gerekir. Torunlarla vakit geçirmek bile hem moral hem de zihinsel açıdan hastaya çok iyi geliyor" dedi. "Yaşam kalitelerini yükseltiyoruz" Mavi Ev’in Alzheimer hastaları ve yakınları için sunduğu hizmetleri anlatan Merve Kıldır, "Merkezimizde hastalığın takibini ve sürecin doğru yönetilmesini sağlıyoruz. Alzheimer’ın kesin bir tedavisi bulunmasa da erken tanı ve düzenli takip ile hastalığın seyri yavaşlatılabilir. Hasta ve hasta yakınlarımızın yaşam kalitelerini yükseltmek için moral ve destek sağlıyoruz. Gündüz bakım hizmetinin yanı sıra gerontolojik danışmanlık hizmetini de kesintisiz sunuyoruz. Alzheimer ile mücadelede birlikte güçlüyüz" diye konuştu. "Herkese Mavi Evi anlatıyorum" Mavi Ev’den hizmet alan Ayşe Bayık ise memnuniyetini şu sözlerle dile getirdi: "Bu merkezden çok memnunum. Her gittiğim yerde, telefonda Kayseri’deki akrabalarıma anlatıyorum. Biz yaşlıyız, evde yalnız kalıp sıkılıyoruz. Burada arkadaşlarımızla buluşuyoruz, çok güzel vakit geçiriyoruz. Servisimiz geliyor, bizi karşılıyorlar, elimizden tutuyorlar."
21 Eylül 2025 Pazar - 12:17
Alzheimer hastaları Mavi Ev’de huzur buluyor
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Alzheimer hasta ve hasta yakınlarına yönelik hizmet verdiği "Mavi Ev"de hastalığının erken evrede tespit edilmesinin önemine dikkat çeken uzmanlar, hastalığı önleyebilecek ve ilerlemesini yavaşlatabilecek tavsiyelerde bulunuyor. Her yıl 21 Eylül, tüm dünyada "Dünya Alzheimer Günü" olarak kabul ediliyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi de Alzheimer hastaları ve yakınlarına destek amacıyla hayata geçirdiği "Alzheimer Hasta ve Hasta Yakınları Buluşma Merkezi" (Mavi Ev) ile örnek bir model oluşturuyor. Mavi Ev’de hastalar ve yakınları hem hastalık ve evreleri hakkında pratik bilgiler alıyor hem de psiko-sosyal destekle moral buluyor. Zihnimizi çalıştırmalıyız Antalya Büyükşehir Belediyesi Alzheimer Hasta ve Hasta Yakınları Buluşma Merkezi Sorumlusu Gerontolog Merve Kıldır, Alzheimer riskine karşı zihinsel ve fiziksel aktivitelerin önemine dikkat çekerek, "Alzheimer riski taşıyan bireyleri zihinsel ve fiziksel olarak sürekli aktif tutmalıyız. Bulmaca çözmek, kitap okumak, örgü örmek, hafif ev işlerine yardımcı olmak faydalıdır. Sosyal hayata katılım, dengeli beslenme, düzenli uyku ve alkol-sigaradan uzak durmak da riski azaltır. Yürüyüş, egzersiz ve sporla hareketli bir yaşam sürmek gerekir. Torunlarla vakit geçirmek bile hem moral hem de zihinsel açıdan hastaya çok iyi geliyor" dedi. "Yaşam kalitelerini yükseltiyoruz" Mavi Ev’in Alzheimer hastaları ve yakınları için sunduğu hizmetleri anlatan Merve Kıldır, "Merkezimizde hastalığın takibini ve sürecin doğru yönetilmesini sağlıyoruz. Alzheimer’ın kesin bir tedavisi bulunmasa da erken tanı ve düzenli takip ile hastalığın seyri yavaşlatılabilir. Hasta ve hasta yakınlarımızın yaşam kalitelerini yükseltmek için moral ve destek sağlıyoruz. Gündüz bakım hizmetinin yanı sıra gerontolojik danışmanlık hizmetini de kesintisiz sunuyoruz. Alzheimer ile mücadelede birlikte güçlüyüz" diye konuştu. "Herkese Mavi Evi anlatıyorum" Mavi Ev’den hizmet alan Ayşe Bayık ise memnuniyetini şu sözlerle dile getirdi: "Bu merkezden çok memnunum. Her gittiğim yerde, telefonda Kayseri’deki akrabalarıma anlatıyorum. Biz yaşlıyız, evde yalnız kalıp sıkılıyoruz. Burada arkadaşlarımızla buluşuyoruz, çok güzel vakit geçiriyoruz. Servisimiz geliyor, bizi karşılıyorlar, elimizden tutuyorlar ".
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder