SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor 25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18 Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
RISE-Uluslararası Araştırma, Yenilik, Cerrahi ve Eğitim Kongresi’nde robotik cerrahi ve cerrahinin geleceği masaya yatırıldı
09 Eylül 2025 Salı - 09:45 RISE-Uluslararası Araştırma, Yenilik, Cerrahi ve Eğitim Kongresi’nde robotik cerrahi ve cerrahinin geleceği masaya yatırıldı Acıbadem Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi iş birliğiyle 5-7 Eylül tarihlerinde düzenlenen RISE–Araştırma, Yenilik, Cerrahi ve Eğitim Kongresi’nde, robotik cerrahinin kanser ve obezite başta olmak üzere birçok hastalıkta sağladığı avantajlar ele alındı. Dünyaca ünlü cerrahlar robot destekli ameliyatlardaki son gelişmeleri aktardı. Acıbadem Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen RISE–Araştırma, Yenilik, Cerrahi ve Eğitim Kongresi’nde, robotik cerrahideki son gelişmeleri ve geleceğe yönelik teknolojik yenilikleri gündeme taşıdı. Kongreye Türkiye ve dünyadan alanında uzman hekimler katıldı. Robotik cerrahinin kanser ve obezite tedavisindeki yeri, başarı oranları ve yapay zekâ destekli ameliyatlar hakkında bilgi verildi. "Kanser tedavisinde robotik cerrahinin yeri çok önemli" Kongre Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgi Baca, robotik cerrahinin artık kanser tedavisinde çok kritik bir rol oynadığını vurguladı. Baca, şu ifadeleri kullandı: "Harvard Üniversitesi iş birliğiyle, eğitim, araştırma, teknolojik gelişmeler ve cerrahi yeniliklerle ilgili bir kongre organize ettik. Robotik cerrahi, özellikle kanser cerrahisinde daha net görüş ve hassasiyet sağlıyor. Bu da kanserin daha iyi tedavi edilmesini mümkün kılıyor. Artık bu teknoloji sayesinde hastalar daha kısa sürede taburcu edilebiliyor ve daha yüksek sağkalım oranlarına ulaşıyoruz." Prof. Dr. Baca, Türkiye’nin robotik cerrahi konusunda dünya ile aynı seviyeye geldiğini belirterek, kolorektal kanserler, mide, yemek borusu, pankreas ve karaciğer kanserlerinde bu yöntemin başarıyla uygulandığını söyledi. "Obezite cerrahisinde komplikasyonlar minimuma indi" Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cihan Uras ise kongrede, özellikle obezite cerrahisindeki yeniliklerin ön plana çıktığını belirtti. Uras, "Bu kongre, cerrahideki yeniliklerin ve eğitimin tartışıldığı uluslararası bir platform. Obezite cerrahisinde artık robot destekli ameliyatlar güncel ve güvenli hale geldi. Önceden komplikasyon oranları nedeniyle çekinilen ameliyatlar, bugün neredeyse sıfıra yakın risklerle gerçekleştirilebiliyor. Obez hastalarda yaşanan teknik zorluklar da teknolojinin ilerlemesiyle büyük oranda ortadan kalktı" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Uras, obezite cerrahisinin robotik yöntemlerle çok daha başarılı sonuçlar verdiğini, kilo alım oranlarının azaldığını ve ikinci ameliyatların da artık daha güvenli şekilde yapılabildiğini vurguladı. "Yapay zekâ destekli robotlarla kıtalar arası ameliyat mümkün" Kongrenin dikkat çeken konuşmacılarından biri olan, Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Acıbadem Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yusef Kudsi, 4 binin üzerinde robotik ameliyat gerçekleştirmiş bir cerrah olarak, teknolojinin cerrahiye etkisini anlattı. Kudsi, "Robotik cerrahi, cerrahiye bakış açımızı tamamen değiştirdi. Yapay zekânın desteğiyle artık çok daha kompleks vakaları ameliyat edebiliyoruz. Büyük karın duvarı fıtıkları gibi zor vakaları küçük kesilerle ve minimal invaziv yöntemlerle başarıyla tedavi ediyoruz. Kalın bağırsak, mide, yemek borusu, pankreas ve karaciğer hastalıklarında da robotik cerrahinin rolü artıyor" dedi. Doç. Dr. Kudsi ayrıca, tele-cerrahi sayesinde fiziksel olarak hastanın yanında olmadan ameliyat yapmanın artık mümkün olduğunu belirterek, "Amerika’dayken İstanbul’daki veya Çin’deki bir hastayı ameliyat edebiliyorum. Bu teknoloji, cerrahi pratiği küresel hale getiriyor. Gelecekte cerrahların coğrafi sınırları tamamen aşacağını öngörüyoruz" diye konuştu. Eğitim ve teknolojiye yatırım vurgusu Kongre boyunca, cerrahların robotik cerrahi alanında daha fazla eğitilmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’de bu alandaki eğitimli cerrah sayısının hızla arttığı, artık birçok hastanenin robotik sistemlerle donatıldığı belirtildi. RISE Kongresi, robotik cerrahinin gelişimi, yaygınlaşması ve gelecekteki potansiyeline dikkat çekerken; eğitim, yapay zekâ, tele-cerrahi ve hasta güvenliği gibi pek çok başlık altında katılımcılara bilgi sunmaya devam ediyor.
Alzheimer’ın gizli silahı: Yeşil çay
09 Eylül 2025 Salı - 09:44 Alzheimer’ın gizli silahı: Yeşil çay Demans vakalarının 2030 yılında 82 milyona ve 2050 yılında 152 milyona ulaşacağını aktaran Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil, yeşil çayın güçlü antioksidanı EGCG’nin B3 vitamini ile harmanlanmasının yaşlanan beyin hücrelerini canlandırdığını ve zararlı protein birikimini temizlediğini söyledi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil, Alzheimer hastalığının dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen ve hafıza, düşünce davranışa yavaş yavaş zarar veren en korkulan hafıza bozukluklarından biri olduğunu söyledi. Demans, dünya çapında yaklaşık 50 milyon kişiyi etkilediğini ve her yıl 10 milyon yeni vaka görüldüğünü aktaran Prof. Dr. Talip Asil, demanslı kişi sayısının 2030 yılında 82 milyon, 2050 yılında ise 152 milyona ulaşacağının öngörüldüğünü söyledi. 2030’da 82 milyona ulaşacak Prof. Dr. Talip Asil, Dünya Alzheimer Ayı kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Dünya üzerinde demans artışın yaşlanan nüfusu bağlı olduğunu aktaran Prof. Dr. Talip Asil, şunları kaydetti: "Diyet alışkanlıkları demansın önlenmesinde önemli rol oynuyor. Dünyada en çok tüketilen içeceklerden biri olan çay; kafein ve polifenoller sayesinde güçlü bir koruyucu etkiye sahip. Araştırmalar, yüksek kafein alımının demans riskini azalttığını gösteriyor. Özellikle yeşil çay, içerdiği kateşin polifenolleriyle; antioksidan etki gösterir, beyindeki inflamasyonu azaltır, Alzheimer’ın temel nedeni olan amiloid-beta proteinin birikimini engeller. Sinir hücrelerini koruyarak apoptozu (planlı hücre ölümü) önler. Toplum temelli çalışmalar da bu sonuçları destekliyor: Yeşil çay tüketenlerde Alzheimer riski düşüyor, bilişsel fonksiyonlar güçleniyor."
RISE - Uluslararası Araştırma, Yenilik, Cerrahi ve Eğitim Kongresi’nde robotik cerrahi ve cerrahinin geleceği masaya yatırıldı
09 Eylül 2025 Salı - 09:36 RISE - Uluslararası Araştırma, Yenilik, Cerrahi ve Eğitim Kongresi’nde robotik cerrahi ve cerrahinin geleceği masaya yatırıldı Acıbadem Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi iş birliğiyle 5-7 Eylül 2025 tarihlerinde düzenlenen RISE-Araştırma, Yenilik, Cerrahi ve Eğitim Kongresi’nde, robotik cerrahinin kanser ve obezite başta olmak üzere birçok hastalıkta sağladığı avantajlar ele alındı. Dünyaca ünlü cerrahlar robot destekli ameliyatlardaki son gelişmeleri aktardı. Acıbadem Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen RISE - Araştırma, Yenilik, Cerrahi ve Eğitim Kongresi’nde, robotik cerrahideki son gelişmeleri ve geleceğe yönelik teknolojik yenilikleri gündeme taşıdı. Kongreye Türkiye ve dünyadan alanında uzman hekimler katıldı. Robotik cerrahinin kanser ve obezite tedavisindeki yeri, başarı oranları ve yapay zekâ destekli ameliyatlar hakkında bilgi verildi. "Kanser tedavisinde robotik cerrahinin yeri çok önemli" Kongre Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgi Baca, robotik cerrahinin artık kanser tedavisinde çok kritik bir rol oynadığını vurguladı. Baca, şu ifadeleri kullandı: "Harvard Üniversitesi iş birliğiyle, eğitim, araştırma, teknolojik gelişmeler ve cerrahi yeniliklerle ilgili bir kongre organize ettik. Robotik cerrahi, özellikle kanser cerrahisinde daha net görüş ve hassasiyet sağlıyor. Bu da kanserin daha iyi tedavi edilmesini mümkün kılıyor. Artık bu teknoloji sayesinde hastalar daha kısa sürede taburcu edilebiliyor ve daha yüksek sağkalım oranlarına ulaşıyoruz" Prof. Dr. Baca, Türkiye’nin robotik cerrahi konusunda dünya ile aynı seviyeye geldiğini belirterek, kolorektal kanserler, mide, yemek borusu, pankreas ve karaciğer kanserlerinde bu yöntemin başarıyla uygulandığını söyledi. "Obezite cerrahisinde komplikasyonlar minimuma indi" Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cihan Uras ise kongrede özellikle obezite cerrahisindeki yeniliklerin ön plana çıktığını belirtti. "Bu kongre, cerrahideki yeniliklerin ve eğitimin tartışıldığı uluslararası bir platform. Obezite cerrahisinde artık robot destekli ameliyatlar güncel ve güvenli hale geldi. Önceden komplikasyon oranları nedeniyle çekinilen ameliyatlar, bugün neredeyse sıfıra yakın risklerle gerçekleştirilebiliyor. Obez hastalarda yaşanan teknik zorluklar da teknolojinin ilerlemesiyle büyük oranda ortadan kalktı" Prof. Dr. Uras, obezite cerrahisinin robotik yöntemlerle çok daha başarılı sonuçlar verdiğini, kilo alım oranlarının azaldığını ve ikinci ameliyatların da artık daha güvenli şekilde yapılabildiğini vurguladı. "Yapay zekâ destekli robotlarla kıtalar arası ameliyat mümkün" Kongrenin dikkat çeken konuşmacılarından biri olan, Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Acıbadem Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yusef Kudsi, 4000’in üzerinde robotik ameliyat gerçekleştirmiş bir cerrah olarak, teknolojinin cerrahiye etkisini anlattı. "Robotik cerrahi, cerrahiye bakış açımızı tamamen değiştirdi. Yapay zekânın desteğiyle artık çok daha kompleks vakaları ameliyat edebiliyoruz. Büyük karın duvarı fıtıkları gibi zor vakaları küçük kesilerle ve minimal invaziv yöntemlerle başarıyla tedavi ediyoruz. Kalın bağırsak, mide, yemek borusu, pankreas ve karaciğer hastalıklarında da robotik cerrahinin rolü artıyor" Doç. Dr. Kudsi ayrıca, tele-cerrahi sayesinde fiziksel olarak hastanın yanında olmadan ameliyat yapmanın artık mümkün olduğunu söyledi: "Amerika’dayken İstanbul’daki veya Çin’deki bir hastayı ameliyat edebiliyorum. Bu teknoloji, cerrahi pratiği küresel hale getiriyor. Gelecekte cerrahların coğrafi sınırları tamamen aşacağını öngörüyoruz" Eğitim ve teknolojiye yatırım vurgusu Kongre boyunca, cerrahların robotik cerrahi alanında daha fazla eğitilmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’de bu alandaki eğitimli cerrah sayısının hızla arttığı, artık birçok hastanenin robotik sistemlerle donatıldığı belirtildi. RISE Kongresi, robotik cerrahinin gelişimi, yaygınlaşması ve gelecekteki potansiyeline dikkat çekerken; eğitim, yapay zekâ, tele-cerrahi ve hasta güvenliği gibi pek çok başlık altında katılımcılara bilgi sunmaya devam ediyor.
Bu sokağa gelenler sağlık taramasından geçti
08 Eylül 2025 Pazartesi - 15:51 Bu sokağa gelenler sağlık taramasından geçti Düzce Sağlık İl Müdürlüğü Sağlık Sokağı’nda hem sağlık hizmetleri tanıtıldı hem de vatandaşların sağlık kontrolleri yapıldı. Düzcelilere gün boyunca sağlık hizmeti veren "Düzce Sağlık Sokağı" Anıt Park meydanında açıldı. Düzce İl Sağlık Müdürlüğü ve sivil toplum kuruluşları iş birliğinde gerçekleştirilen açılış etkinliğinde anne sütü ve emzirme, beslenme ve fiziksel aktivite, aile hekimliği, ağız ve diş sağlığı, bulaşıcı hastalıklar, kanser taraması, çocuk sağlığı, tansiyon ve şeker ölçümü, organ bağışı ve evde sağlık hizmetleri stantları kuruldu. UMKE tanıtımı, aşı, bağımlılıkla mücadele, normal doğum, saha akademisi çalışmaları ve çölyak hastalığına ilişkin bilgiler verildi. Düzce Valisi Selçuk Aslan, Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz ve protokol üyeleri stantları gezerek bilgi aldı. "Kırsalda mobil hizmet veriyoruz" Düzce Valisi Selçuk Aslan, "3-9 Eylül’ü Halk Sağlığı Haftası olarak kutluyoruz. Halk sağlığı kavramı aynı zamanda önleyici hekimliği, koruyucu sağlık hizmetleri konusunu ön plana çıkarıyor. Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda önleyici sağlık hizmetleri yani halk sağlığı diye adlandırdığımız alanda olabildiğince etkili vatandaşlarımızın ayağına kadar gidip gezici sağlık hizmetlerimiz söz konusudur. Bu başarılı çalışmalarımızı daha ileri taşıma noktasında yeni planlamalarla arkadaşlarımızın özverisiyle sahadayız ve sahada olmaya devam edeceğiz. İlimizin sağlık kapasitesini her geçen gün daha iyi bir noktaya götürdüğümüzü hep beraber görüyoruz. Şehir merkezinde bulunan sağlık imkanlarını kırsala doğru da taşınması noktasında mobil hale getirme konusunda bir kaç vizyoner çalışmamız oldu. Türkiye’nin farklı illerine örnek teşkil edecek. Bu noktada biraz önce ziyaret ettiğimiz Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) aracımız, sigarayı bırakma ünitesi, tarzındaki araçlarımız halk sağlığı konusunda ki çalışmaları mobil şekilde insanların ayağına kadar götürme noktasına doğru taşımış durumdayız. Bu noktada çalışmalar yürüten tüm sağlık personellerimize teşekkür ediyorum" dedi. Sokağa gelen vatandaşlarda tansiyonunu ölçtürdü, boyuna kilosuna baktırdı, şekerini ölçtürdü.
Bu sokağa gelenler sağlık taramasından geçti
08 Eylül 2025 Pazartesi - 15:49 Bu sokağa gelenler sağlık taramasından geçti Düzce Sağlık İl Müdürlüğü Sağlık Sokağında hem sağlık hizmetleri tanıtıldı hem de vatandaşların sağlık kontrolleri yapıldı. Düzcelilere gün boyunca sağlık hizmeti veren "Düzce Sağlık Sokağı" Anıt Park meydanında açıldı. Düzce İl Sağlık Müdürlüğü ve sivil toplum kuruluşları iş birliğinde gerçekleştirilen açılış etkinliğinde anne sütü ve emzirme, beslenme ve fiziksel aktivite, aile hekimliği, ağız ve diş sağlığı, bulaşıcı hastalıklar, kanser taraması, çocuk sağlığı, tansiyon ve şeker ölçümü, organ bağışı ve evde sağlık hizmetleri stantları kuruldu. UMKE tanıtımı, aşı, bağımlılıkla mücadele, normal doğum, saha akademisi çalışmaları ve çölyak hastalığına ilişkin bilgiler verildi. Düzce Valisi Selçuk Aslan, Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz ve protokol üyeleri stantları gezerek bilgi aldı. "Kırsalda mobil hizmet veriyoruz" Düzce Valisi Selçuk Aslan, "3-9 Eylül’ü Halk Sağlığı Haftası olarak kutluyoruz. Halk sağlığı kavramı aynı zamanda önleyici hekimliği, koruyucu sağlık hizmetleri konusunu ön plana çıkarıyor. Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda önleyici sağlık hizmetleri yani halk sağlığı diye adlandırdığımız alanda olabildiğince etkili vatandaşlarımızın ayağına kadar gidip gezici sağlık hizmetlerimiz söz konusudur. Bu başarılı çalışmalarımızı daha ileri taşıma noktasında yeni planlamalarla arkadaşlarımızın özverisiyle sahadayız ve sahada olmaya devam edeceğiz. İlimizin sağlık kapasitesini her geçen gün daha iyi bir noktaya götürdüğümüzü hep beraber görüyoruz. Şehir merkezinde bulunan sağlık imkanlarını kırsala doğru da taşınması noktasında mobil hale getirme konusunda bir kaç vizyoner çalışmamız oldu. Türkiye’nin farklı illerine örnek teşkil edecek. Bu noktada biraz önce ziyaret ettiğimiz KETEM aracımız, sigarayı bırakma ünitesi, tarzındaki araçlarımız halk sağlığı konusunda ki çalışmaları mobil şekilde insanların ayağına kadar götürme noktasına doğru taşımış durumdayız. Bu noktada çalışmalar yürüten tüm sağlık personellerimize teşekkür ediyorum" dedi. Sokağa gelen vatandaşlarda tansiyonunu ölçtürdü, boyuna kilosuna baktırdı, şekerini ölçtürdü.
Bakan Memişoğlu: "Hastalıkları tedavi eden, bilgi ve teknoloji üreten bir model geliştiriyoruz"
08 Eylül 2025 Pazartesi - 14:50 Bakan Memişoğlu: "Hastalıkları tedavi eden, bilgi ve teknoloji üreten bir model geliştiriyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Hastalıkları tedavi eden, sağlığı koruyan aynı zamanda bilgi ve teknoloji üreten bir model geliştiriyoruz" dedi. Bakan Memişoğlu, 8-11 Eylül tarihlerinde çeşitli temaslarda bulunmak üzere Çin’i ziyaret etti. Memişoğlu, 8-9 Eylül tarihlerinde Pekin’de, 10 Eylül tarihinde Şanghay’da ve 11 Eylül tarihlerinde ise Shenzhen’de bir dizi ziyaret ve görüşme yapacak. Bakan Memişoğlu ve beraberindeki heyet, 8 Eylül Pazartesi günü, Çin Ulusal Sağlık Komisyonu binasında Ulusal Sağlık Komisyonu Başkanı Lei Haichao ve ekibiyle görüştü. Çin Ulusal Sağlık Komisyonu ile görüşmede; Türkiye’nin yeni sağlık vizyonu, dijital dönüşüm, biyoteknoloji, koruyucu sağlık, yenilikçi sağlık teknolojileri, geleneksel tıp ve sağlıkta gelecek vizyonu konularında değerlendirmeler yapıldı. "Hastalıkları tedavi eden, bilgi ve teknoloji üreten bir model geliştiriyoruz" Türkiye’nin sağlık sistemini Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık modeli ile yeniden şekillendirdiklerinden Memişoğlu, "Hastalıkları tedavi eden, sağlığı koruyan aynı zamanda bilgi ve teknoloji üreten bir model geliştiriyoruz. Bu modelle önleyici sağlık hizmetleriyle hastalıkların yükünü azaltmayı, yenilikçi tedavilerle sağlığı geliştirmeyi ve yerli üretimle başarılarımızı daha da büyütmeyi amaçlıyoruz" diye konuştu. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Türkiye’de günlük 3 milyon vatandaşın ücretsiz ve kaliteli sağlık hizmeti aldığını belirtti. "Tüm sağlık verilerimizi e-Nabız gibi ulusal entegre platformlarda dijitale taşıdık" Dijital dönüşümün sağlık sistemimizin en güçlü taraflarından biri olduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, "Tüm sağlık verilerimizi e-Nabız gibi ulusal entegre platformlarda dijitale taşıdık; hasta kayıtları, reçeteler, laboratuvar sonuçları ve epidemiyolojik veriler artık gerçek zamanlı olarak erişilebilir ve takip edilebilir. Bu sayede hastalıkların erken teşhisi, kaynakların daha verimli kullanımı ve salgın yönetiminde hızlı ve etkili önlemler mümkün hale geldi" şeklinde konuştu. Toplantıda, iki ülkenin bu alanda birlikte geliştirecekleri stratejik iş birliklerinin güvenli veri paylaşım protokolleri oluşturulması, ortak epidemiyoloji araştırmaları yürütülmesi ve yapay zeka destekli sağlık analitiği projeleri geliştirilmesi gibi konularda büyük fırsatlar sunacağı konuşuldu. "TİTCK, Avrupa Birliği standartlarıyla tam uyumlu bir regülatör kurum" Türkiye’de biyoteknoloji ve klinik araştırmalarda da büyük potansiyel olduğunu ifade eden Memişoğlu, "Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), Avrupa Birliği standartlarıyla tam uyumlu bir regülatör kurum. Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ve FDA ile eşgüdüm içinde çalışıyor, klinik denemelerin onayını hızlı ve şeffaf bir şekilde veriyor. TİTCK; ilaç, biyoteknolojik ürünler ve tıbbi cihazların ruhsatlandırma, denetim ve farmakovijilansını yönetiyor" ifadelerini kullandı. Bugün, TİTCK’nin sıkı denetim ve ruhsatlandırma mekanizmaları sayesinde birçok yerli ilaç firmasıyla, antibiyotikten biyoteknolojik ilaca kadar geniş bir alanda üretim yapıldığına değinilen toplantıda, Türk bilim insanlarının Çin’in yenilikçi teknolojileriyle buluşmasıyla küresel çapta rekabetçi ürünlerin ortaya çıkabileceği değerlendirildi. "Toplum sağlığını koruma ve geliştirme stratejilerinde somut adımlar atıyoruz" Çin’in önleyici sağlık, obeziteyle mücadele gibi halk sağlığı vizyonunu ortaya koyan çalışmalarına değinerek halk sağlığı ile sağlığın geliştirilmesi alanlarında iki ülkenin iş birliğini güçlendirmenin büyük bir öncelik taşıdığını ifade eden Bakan Memişoğlu, "Türkiye olarak önleyici sağlık hizmetlerine odaklanan modellerimizle toplum sağlığını koruma ve geliştirme stratejilerinde somut adımlar atıyoruz. Sizin deneyimlerinizle birleştiğinde bulaşıcı hastalıkların önlenmesi, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşviki, dezavantajlı gruplara yönelik sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi ve halk sağlığı altyapısının güçlendirilmesi gibi ortak projeler iki ülke halklarının daha sağlıklı olmasını sağlayacaktır" dedi. Yeni sağlık vizyonunda Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığını (TÜSEB) ön plana çıkardıklarını ifade eden Sağlık Bakanı Memişoğlu, TÜSEB’in Türkiye’deki sağlık araştırmalarını koordine eden çatı kurum olarak biyomedikal mühendislik, genetik, aşı geliştirme ve nanoteknoloji gibi stratejik alanlarda ulusal projeleri hayata geçirdiğini söyledi. Ayrıca toplantıda ASELSAN ve TÜSEB iş birliğiyle yerli ve milli Kalp Akciğer Makinesi’nin geliştirilmesi, CAR-T Hücre Tedavisi’nin yerli üretim sürecinin başlatılması gibi gelişmeler konuşuldu. Bu tür değerli projelerin gelecekte iki ülke arasında sağlık teknolojileri alanında daha güçlü iş birliklerini artıracağı ifade edildi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Türkiye’de geleneksel tıp alanında aile hekimlerine de akupunktur ve fitoterapi yapma yetkisi verildiğini, geleneksel tıbbın daha erişilebilir ve geliştirilebilir olması için çalıştıklarını söyledi. Çin geleneksel tıbbının gelişiminin vurgulandığı toplantıda bu alanda daha güçlü iş birliği yapılarak ortak sempozyumlar ve eğitim programları düzenlenebileceği değerlendirildi. Toplantıda, Sağlık Bakanı Memişoğlu’nun Ulusal Sağlık Komisyonu’nu davet ettiği Türk Tıp Dünyası Kurultayı’na dair detaylar da konuşuldu. TÜSEB tarafından 2026 yılında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenecek Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nın ‘Üreten Sağlık’ vizyonuyla Ar-Ge, yenilikçi tanı/tedavi yöntemleri, tıbbi cihaz ve ilaç geliştirme, yapay zeka uygulamaları ile uluslararası klinik araştırmalara odaklanarak bilim insanlarını ve sektör temsilcilerini bir araya getireceği, ayrıca Kurultay’la genç bilim insanlarının ve inovatif projelerin destekleneceği belirtildi. Toplantıda, Türkiye ve Çin iş birliğinde ortak projelerle küresel sağlık sorunlarına çözüm üretilebileceği değerlendirildi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Türkiye’nin modern sağlık altyapısı ile Çin’in yenilikçi üretim kapasitesi birleştiğinde küresel ilaç ve sağlık pazarında yeni bir gücün ortaya çıkacağını, böylece milyarlarca insanın sağlığının iyileşeceğini ve ekonomik kalkınmanın hızlanacağını ifade etti.