Son Dakika
|
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Galatasaray ile Fenerbahçe 406. randevuda
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Michael Eneramo hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
İranlı heyet Pakistan’dan ayrıldı
Bayraktar: "Medeniyet mücadelemizi sanatın aydınlığıyla yeni bir menzile ulaştırıyoruz"
İstanbul Havalimanı’nda İran uçuşları yeniden başladı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Pakistan Başbakanı Şerif ile görüştü
İran’dan sert uyarı: "Abluka ve haydutluğa devam ederse sert karşılık veririz"
Ankara’da feci kaza: Kamyonun ezdiği 4 yaşındaki çocuk kurtarılamadı
Galatasaray’da derbide hedef galibiyet
SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi"
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:02
Iğdır’da süt ve süt ürünlerine sıkı denetim
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, halkın güvenilir gıdaya ulaşması için süt ve süt ürünlerine yönelik denetimlerini artırdı. Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, süt ve süt ürünlerine yönelik denetimlerini artırarak halk sağlığını korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı talimatıyla başlatılan "Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik Resmi Kontroller" kapsamında denetimler ve numune alma işlemleri ülke genelinde eş zamanlı olarak yürütülüyor. Bu kapsamda Iğdır’da da ekipler sahadaki çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Gıda kontrol ekipleri tarafından yapılan denetimlerde; hastaneler, okul kantinleri, öğrenci yurtları, şarküteriler ve yerel marketler mercek altına alınıyor. Bu noktalardan alınan numuneler analiz için laboratuvara gönderilirken, ürünlerin muhafaza sıcaklıkları, saklama şartları ve işletmelerin hijyen standartları titizlikle inceleniyor. Yetkililer, denetimlerin düzenli olarak devam edeceğini belirterek vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasının öncelikleri olduğunu vurguladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:54
Düzce’de üreme sağlığı eğitimi verildi
DÜZCE (İHA) – Düzce’de 2026 yılı ikinci grup üreme ve cinsel sağlık modüler eğitimi gerçekleştirildi. Sağlık alanında farkındalık oluşturmak ve hizmet kalitesini artırmak amacıyla düzenlenen eğitim programı, ilgili sağlık personelinin katılımıyla tamamlandı. Sağlık ekipleri eğitim süresince katılımcılara üreme sağlığı, cinsel sağlık, koruyucu sağlık hizmetleri ve danışmanlık süreçlerine ilişkin kapsamlı bilgiler aktardı. Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimlerde, güncel yaklaşımlar ve uygulamalar detaylı şekilde ele alındı. Programın sonunda katılımcıların görüş ve değerlendirmeleri alınarak eğitim sürecine ilişkin geri bildirimler toplandı. Değerlendirme süreci, Sağlıklı Hayat Merkezi sorumlu hekimi Uzm. Dr. Sultan İlay Tunçez ile USEM eğitimcileri tarafından yürütüldü.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 09:23
Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu
2
24 Nisan 2026 Cuma- 11:16
Samsun’un kalbi yerli teknolojiyle koruma altında: 3 noktada hizmete girdi
3
23 Nisan 2026 Perşembe- 09:01
Van’da ‘Her Gebeye Bir Ebe’ dönemi: 6 bin anne adayına ulaşıldı
4
24 Nisan 2026 Cuma- 10:34
Sosyal medyadaki "paket egzersizlerin" faturası ağır olabilir
5
22 Nisan 2026 Çarşamba- 10:19
’Romatolojik hastalıklar, kas ve eklemlerde kalıcı hasar bırakabilir’
08 Eylül 2025 Pazartesi - 09:38
Fizyoterapistler aynı zamanda umut ve özgürlük kazandırıyor
Her yıl 8 Eylül’de kutlanan "Dünya Fizyoterapi Günü" dolayısıyla açıklamalarda bulunan Uzm. Fizyoterapist Muhammed Akusta, fizyoterapistlerin yalnızca kasları güçlendiren kişiler değil, insanlara umut ve özgürlük kazandıran sağlık profesyonelleri olduğunu söyledi. Her yıl 8 Eylül’de kutlanan "Dünya Fizyoterapi Günü" dolayısıyla açıklamalarda bulunan Uzm. Fizyoterapist Muhammed Akusta, fizyoterapistlerin insan hayatındaki önemine dikkat çekti. Akusta, "Belki çoğu insan için bu tarih sıradan bir gün gibi görünebilir. Oysa bu gün, görünmez kahramanların; insanlara yeniden yürümeyi, yeniden kollarını kaldırabilmeyi, yeniden nefes almanın değerini hissettirmeyi öğreten meslek grubunun günüdür" dedi. Fizyoterapistlerin yalnızca kasları güçlendiren kişiler olmadığını vurgulayan Akusta, "Onlar, hayatın içindeki en değerli hazinenin yani hareketin koruyucularıdır. Çünkü hareket edebildiğimiz sürece özgürüz; sevdiklerimize sarılabilir, kendi işimizi yapabilir, hayallerimizin peşinden koşabiliriz" ifadelerini kullandı. Modern tıbbın geldiği noktada fizyoterapinin sadece yaralanma ya da ameliyat sonrası iyileşmenin bir parçası olmadığını belirten Akusta, "Fizyoterapi aynı zamanda kronik hastalıkların yönetiminde, nörolojik rahatsızlıklarda, spor performansında, hatta sağlıklı yaşlanmada en önemli unsurlardan biridir. Dünyanın neresine giderseniz gidin, bir fizyoterapistin görevi ortaktır: İnsana yeniden ‘başarabilirim’ duygusunu kazandırmak" diye konuştu. Mesleğin en büyük gücünün umut vermesinde yattığını dile getiren Akusta, "Bir hasta, ilk adımını fizyoterapistin rehberliğinde attığında aslında yeniden hayata da adım atıyor. İşte bu yüzden fizyoterapistler, sağlık sisteminin sessiz ama en güçlü köprülerinden biridir" sözlerini kaydetti. Sadece kaslarımızı değil, hayatımıza dair inancımızı da onarıyorlar" 8 Eylül’ün yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda sağlıklı yaşamın değerini hatırlamak için de bir fırsat olduğuna işaret eden Akusta, "Daha fazla hareket etmek, bedenimizi tanımak ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemek, hepimizin hayat kalitesini yükseltecek bir adım olabilir. Bugün fizyoterapistlere teşekkür etme günüdür; çünkü onlar sadece kaslarımızı değil, hayatımıza dair inancımızı da onarıyorlar" ifadelerini kullandı.
08 Eylül 2025 Pazartesi - 09:23
Hareketsiz yaşam fizyoterapiye olan ihtiyacı iki kat artıracak
Doç. Dr. Buket Akıncı, 8 Eylül Dünya Fizyoterapi Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, küresel yaşlı nüfusun hızla artması ve hareketsiz yaşamın yaygınlaşması nedeniyle gelecekte fizyoterapiye olan ihtiyacın daha da artacağını söyledi. Dünya Fizyoterapi Günü’nün, fizyoterapistlerin toplum sağlığındaki rolünü vurgulamak amacıyla kutlandığını belirten Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (İngilizce) Bölüm Başkanı Doç. Dr. Buket Akıncı Akıncı, "Bugün, sağlıklı yaşlanma, hareket kabiliyeti, düşme ve kırıkların önlenmesi gibi konularda farkındalık oluşturuyor. Hareketsizliğin önüne geçilmesi ve yaşlanmaya bağlı sağlık sorunlarının azaltılması için fizyoterapinin katkılarını görünür kılıyor" dedi. "Fizyoterapi kritik bir rol üstlenecek" Küresel ölçekte 60 yaş üstü birey sayısının 2019’da 1 milyar iken 2050’de 2,1 milyara çıkmasının beklendiğine dikkat çeken Akıncı, "Bu artış, kronik hastalıklar, kas-iskelet sistemi sorunları, düşmeler ve bakım ihtiyacını artıracak. Fizyoterapi hem tedavi hem de önleyici sağlık hizmetlerinde kritik bir rol üstlenecek" diye konuştu. "Sedanter yaşam sağlık problemlerine neden oluyor" Doç. Dr. Buket Akınc, masa başı çalışma ve teknoloji kullanımının da fizyoterapi ihtiyacını artırdığını vurgulayarak, "Sedanter yaşam kas-iskelet sistemi problemlerinden obeziteye, kalp-damar hastalıklarından diyabete kadar birçok soruna yol açıyor. Özellikle bel-boyun ağrıları, duruş bozuklukları ve kas zayıflığı masa başı çalışanlarda sık görülüyor. Teknolojiyle birlikte artan ekran süresi de bu tabloyu ağırlaştırıyor. Fizyoterapi burada hem koruyucu hem de tedavi edici yaklaşımlarıyla ön plana çıkıyor" dedi. Yaşlı nüfusun artışına da değinen Akıncı, 80 yaş üstü nüfusun 2050’de üç kat artarak 426 milyona ulaşmasının beklendiğini hatırlattı. "Yaşlı bireylerde düşmeler, kırıklar, eklem dejenerasyonu ve nörolojik hastalıklar sık karşılaşılan sorunlar. Kas kaybı yani sarkopeni de sağlıklı yaşlanmanın önünde en büyük engellerden biri. Bu nedenle çok bileşenli egzersiz programları ve bağımsız yaşamı destekleyen fizyoterapi uygulamaları giderek daha da önem kazanacak" ifadelerini kullandı. Fizyoterapinin sadece tedavi değil, koruyucu sağlık açısından da önemli bir görev üstlendiğini belirten Doç. Dr. Akıncı, "En iyi tedavi, hastalığın hiç ortaya çıkmamasıdır. Fizyoterapistler kişiye özel egzersizlerle kronik hastalık riskini azaltır, kas-iskelet sağlığını korur, düşme ve yaralanmaları önler. Ayrıca psikososyal iyilik halini de destekler" dedi. "Gelişen teknoloji, fizyoterapiyi dönüştürüyor" Teknolojinin fizyoterapi alanında önemli bir dönüşüm sağladığını vurgulayan Akıncı, "Telerehabilitasyon, sanal gerçeklik, giyilebilir teknolojiler ve robotik rehabilitasyon artık hayatımızın içinde. Yapay zekâ ise kişiye özel egzersiz programlarının geliştirilmesini mümkün kılıyor. Çok yakın bir gelecekte düşme riskini öngören akıllı sistemler ve hologram fizyoterapistler günlük yaşamın bir parçası olacak" değerlendirmesinde bulundu. Doç.Dr. Akıncı, "Fizyoterapi yalnızca hastalandığınızda değil, sağlıklı kalmak için de yanınızdadır. Hareketsizliğe karşı hareket, düşmelere karşı denge, yıllara karşı sağlıklı yaş almak fizyoterapi ile mümkün" diye konuştu.
07 Eylül 2025 Pazar - 15:52
Serebrovasküler hastası, ambulans helikopterle Van’a getirildi
Van’ın Bahçesaray ilçesinde serebrovasküler (SVO) hastası, ambulans helikopterle Van’a getirildi. Bahçesaray Devlet Hastanesinde tedavi gören 69 yaşındaki serebrovasküler (SVO) (beyni besleyen damarlarda tıkanma) tanılı hastanın; ileri tetkik ve tedavisi için SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevki kararlaştırıldı. Van İl Sağlık Müdürlüğü ile iletişime geçilerek helikopter ambulans talep edildi. Kısa sürede Bahçesaray’a giden helikopter ambulans hastayı alarak Van’a naklini sağladı.
07 Eylül 2025 Pazar - 14:52
Diş çekiminden önceki son şans: Kanal tedavisi
SAKARYA (İHA) – Eskiden halk arasında ağrılı olarak bilinen ve diş sağlığında en önemli tedavilerden biri olan kanal tedavisi, artık modern teknoloji sayesinde tek seansta ve tamamen ağrısız şekilde yapılarak diş çekimini önlemede hastalara son şans sunuyor. Prof. Dr. Hasan Oruçoğlu, kanal tedavisinin doğru uygulandığında dişin uzun yıllar sağlıklı bir şekilde ağızda kalabildiğini belirterek önemli bilgiler verdi. Diş çürüğü ve enfeksiyonlarının ilerlemesi, çoğu zaman diş kaybıyla sonuçlanıyor. Ancak uzmanlara göre kanal tedavisi, çekim öncesindeki son şans olarak dişi ağızda sağlıklı şekilde tutabiliyor. Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde diş hekimliği yapan Prof. Dr. Hasan Oruçoğlu, doğru yapılan kanal tedavilerinin yıllarca sorunsuz kullanılabildiğini belirterek uyarılarda bulundu. Oruçoğlu, halk arasında yıllardır ağrılı bir işlem olarak bilinen kanal tedavisinin, gelişen teknoloji ve modern yöntemler sayesinde artık konforlu ve ağrısız şekilde yapıldığını belirtti. Kanal tedavisinin, dişin merkezinde yer alan sinir ve damarların bulunduğu pulpa dokusunun enfekte veya hasar görmesi halinde uygulandığını aktaran Prof. Dr. Oruçoğlu, "Çürük, travma, çatlak ya da enfeksiyon nedeniyle zarar gören pulpa dokusu temizlenir, dezenfekte edilir ve özel dolgu materyaliyle kapatılır. Amaç, dişi çekmeden fonksiyonel ve estetik olarak ağızda tutmaktır" dedi. Kanal tedavisinin ilerlemiş çürüğü olan, şiddetli diş ağrısı yaşayan, travma geçiren, apse veya iltihap oluşan ve sıcak-soğuk hassasiyeti uzun süren hasta grupları için uygun olduğunu ifade eden Prof. Dr. Oruçoğlu, kanal tedavisinin uygulanamadığı durumları da sıraladı. Hasan Oruçoğlu, "Eğer dişin kök yapısı aşırı derecede harap olmuşsa ya da kemik desteği kalmamışsa, kanal tedavisi başarı şansı düşer. Böyle vakalarda çekim sonrası implant veya köprü gibi alternatif tedaviler daha sağlıklı olur. Bu yüzden her hastada detaylı muayene ve radyografik inceleme şarttır" diye konuştu. "Eskisi gibi ağrılı değil. Konforlu ve ağrısız gerçekleşiyor" Kanal tedavisinin halk arasında ağrılı bir işlem olarak bilindiğini ancak günümüzde gelişen teknolojiler sayesinde tedavinin konforlu hale geldiğini söyleyen Prof. Dr. Hasan Oruçoğlu, "Eskiden kullanılan yöntemlerle kanal tedavisi biraz daha zahmetliydi, bu da ‘kanal tedavisi çok ağrılıdır’ algısını oluşturdu. Oysa günümüzde gelişmiş anestezi yöntemleri, döner alet sistemleri ve dijital görüntüleme sistemleri sayesinde işlem son derece konforlu ve ağrısız gerçekleşiyor. Çoğu hastamız, ‘beklediğim kadar zor olmadı’ diyerek kliniğimizden ayrılıyor" şeklinde konuştu. "Tek seansta bitiyor, erken başvuran kazanıyor" Tedavinin genellikle tek seansta bittiğini belirten Oruçoğlu, ileri enfeksiyon, apse ya da çok köklü dişlerde 2-3 seans gerekebileceğini söyledi. Tedavi sonrası birkaç gün hafif hassasiyetin normal olduğunu vurgulayan Oruçoğlu, bu süreçte dişe aşırı yük bindirilmemesi, ağız hijyenine özen gösterilmesi ve kontrollerin aksatılmaması gerektiğini dile getirdi. Son olarak kanal tedavisinde en kritik noktanın zamanlama olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oruçoğlu, "En büyük hata, ağrı geçince diş problemini önemsememektir. Oysa ağrı geçse bile enfeksiyon devam edebilir. Kanal tedavisi, dişi çekimden kurtarmak için son şanstır. Erken başvurulduğunda başarı oranı yüzde 90’ın üzerindedir. Hastalarıma tavsiyem, diş ağrısını ihmal etmemeleri ve düzenli diş kontrollerini aksatmamalarıdır" ifadelerini kullandı.
07 Eylül 2025 Pazar - 14:29
Kepez’de ozon tedavisine yoğun ilgi
Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi’nde uygulanan ozon tedavisi, şeker, astım, KOAH, tansiyon ve alerji gibi birçok hastalığın yanı sıra bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle vatandaşlara şifa oldu. Kepez Belediyesi, modern tıbbın destekleyici yöntemlerinden biri olan ozon tedavisini Belediye Sağlık Merkezi’nde vatandaşlarla buluşturuyor. Sağlık merkezinde görev yapan Dr. Selçuk Karadayı, ozon tedavisinin oksijenin üç moleküllü hali olduğunu belirterek, "Oksijen tüpüyle cihazda dönüştürülen ozon, vücuda verildiğinde oksijen seviyesini yükseltiyor. Şeker, tansiyon, astım, KOAH ve alerji başta olmak üzere 400’ün üzerinde hastalığın tedavisinde destekleyici olarak kullanılmaktadır. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirir, halsizlik ve yorgunluk şikayetlerini azaltır" dedi. Ozon tedavisi nasıl uygulanıyor? Dr. Karadayı, Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi’nde en çok majör terapi yönteminin tercih edildiğini söyleyerek şu bilgileri verdi: "Hastadan damar yoluyla yaklaşık 150 cc kan alınıyor, ozonla karıştırıldıktan sonra tekrar vücuda veriliyor. Haftada üç gün uygulanan bu tedavi yaklaşık 15-16 seans sürüyor. Ozonun yarılanma ömrü kısa olduğu için tedavi düzenli aralıklarla yapılmak zorunda." Yan etkileri var mı? Ozon tedavisinin herkese uygulanmadığının altını çizen Dr. Karadayı, "Tedaviye başlamadan önce hastalarımızın kan tahlillerini yapıyoruz. Hipertiroidi, hepatit veya pıhtılaşma bozukluğu gibi rahatsızlıkları olanlara ozon tedavisi uygulanmıyor. Uygun sonuçlar çıktığında ise güvenle başlanabiliyor" ifadelerini kullandı. Sosyal belediyecilik Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ise vatandaşların sağlığını önceleyen hizmet çalışmalarını önemsediklerini belirterek, "Belediyemiz bünyesinde bulunan sağlık merkezi ile hem modern hem de bilimsel yöntemleri vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz. Halkımızın sosyal ve kültürel değil, aynı zamanda sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlık ihtiyaçlarını da karşılamaya büyük önem veriyoruz. Tüm vatandaşlarımızın sağlığı için çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
07 Eylül 2025 Pazar - 14:10
Halk Sağlığı Haftası’nda ‘sağlıklı yaşam için yürüyüş’
Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası etkinlikleri kapsamında sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla ‘Sağlıklı Yaşam Yürüyüşü’ düzenlendi. "Sağlıklı Beslen, Sağlık İçin Hareket Et" sloganıyla Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen yürüyüşte, düzenli hareketin hayatın ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Etkinliğe Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Duygu Horoz, Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Figen Gürbeden, Personel Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Mustafa Karaağaç, Destek Hizmetleri Başkanı Mesut Akdeniz, başkan yardımcıları, ilçe sağlık müdürleri ve çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Programın sonunda konuşan Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Duygu Horoz, Halk Sağlığı Haftası’nın toplumda farkındalık oluşturmak için önemli bir fırsat sunduğunu belirterek şunları söyledi: "Halk Sağlığı Haftası boyunca her gün farklı bir tema ile halkımızda sağlıklı yaşam bilincini artırmaya çalışıyoruz. Sağlık yalnızca hastalıkların tedavisiyle değil, aynı zamanda sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılmasıyla mümkündür. Bu alışkanlıkların başında ise düzenli hareket gelmektedir. Gelin, sağlığımız için küçük de olsa her gün bir adım atalım."
07 Eylül 2025 Pazar - 13:40
Obeziteyle mücadelede başarılı aile hekimlerine teşekkür belgesi
3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında, Kayseri’de obeziteyle mücadele çalışmalarına önemli katkılar sunan aile hekimleri ve aile hekimliği birim çalışanları ödüllendirildi. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Duygu Horoz’un katılımıyla gerçekleşen programda, Hastalık Yönetim Platformu (HYP) uygulaması üzerinden en yüksek oranda obezite taraması gerçekleştiren aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına teşekkür belgeleri takdim edildi. Törende, obezitenin çağın en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Duygu Horoz,"Obezite, sadece bireysel bir sorun değil; toplum sağlığını tehdit eden bir hastalıktır. Aile hekimlerimiz ve ekipleri, vatandaşlarımızın sağlıklı bir yaşam sürmesi için büyük bir özveriyle çalışıyorlar. Bu emekleri için kendilerine teşekkür ediyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum" dedi.
07 Eylül 2025 Pazar - 10:47
Şırnak’ta sağlıklı hayata merhaba etkinliği
Şırnak İl Sağlık Müdürlüğü, "3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası" kapsamında kent merkezinde sağlıklı hayata merhaba etkinliği düzenledi. Etkinlikte kurulan stantta vatandaşlara Sağlıklı Hayat Merkezinin çalışmaları tanıtılırken, erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekildi. Yetkililer, kanser taramalarının ücretsiz yapıldığını hatırlatarak vatandaşları Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezine davet etti. Ayrıca ruh sağlığı biriminin çalışmaları hakkında bilgi verilip, sigarayı bırakmak isteyenler ise polikliniklere yönlendirildi. İl Sağlık Müdürlüğü, toplum sağlığının korunması için periyodik kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
07 Eylül 2025 Pazar - 10:31
"Osteoporoz, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ancak önlenebilir bir hastalıktır"
Uzm. Dr. Müge Yetener, son yıllarda dünyada ve ülkemizde kronik hastalıkların artmasıyla birlikte, osteoporoz (kemik erimesi) sıklığı ve şiddetinde de dikkat çekici bir artışın gözlendiğini söyledi. Verilere göre; 75 yaşındaki bir kadında kemik yoğunluğunun yüzde 50’ye, aynı yaştaki bir erkekte ise yüzde 25’e kadar azaldığını belirten Uzm. Dr. Yetener, "Osteoporoz, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ancak önlenebilir bir hastalıktır. Doğru beslenin, ezgersiz yapın, stresinizi yönetin" dedi. Acıbadem Bayraklı Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı ve Fonksiyonel Tıp Uygulayıcısı Uzm. Dr. Müge Yetener osteoporoz ve kemik sağlığını olumsuz etkileyen faktörler hakkında bilgi verdi. Osteoporozun, kemiklerin zayıflayarak kırılma riskinin artmasıyla karakterize edilen bir hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Yetener, doruk kemik kütlesinin hamilelikten itibaren bebeklikte, çocuklukta ve özellikle ergenlikte kazanıldığını vurguladı. Kemiklerin yaşam boyu yapım ve yıkım süreci geçirdiğini kaydeden Yetener, yaş ilerledikçe kemik yıkımının, yapımın önüne geçtiğini söyledi. Kadınlarda menopoz sonrası östrojen azalmasının, erkeklerde testosteron düşüşünün osteoporozun en önemli nedenler arasında yer aldığını belirten Uzm. Dr. Yetener, "Erkeklerin, menopozdaki bir kadından daha fazla östrojene sahip olmaları da kadınlarda neden erkeklerden daha fazla osteoporoz ve kemik kırığı bulunduğunu açıklar. Diğer nedenlere gelince; besin kaynaklarının besleyiciliklerini yitirmelerini, çevre kirliliğini, toksin miktarındaki, stres düzeyindeki artışı, kronik hastalıklar nedeniyle kullanılan ilaçların genel sağlığa ve kemik sağlığına olan etkilerini göz ardı edemeyiz. Ancak kemik erimesi karşısında da çaresiz değiliz" diye konuştu. Risk faktörleri neler İnce, ufak tefek, sarışın bireylerin diğer yapıdaki kişilere oranla osteoporoz açısından risk grubunda olduğunu belirten Uzm. Dr. Yetener, "Hareketsiz yaşam, sigara ve alkol tüketimi, aşırı egzersiz, uzun süreli yatak istirahati gibi bir yaşam tarzı risk faktörüdür. Kalp ve damar, diyabet, hipertiroidi, romatizmal hastalıklar gibi vb. kronik hastalıklar ve kullanılan ilaçlar, menopoz, testosteron/ östrojen dengesizlikleri osteoporoza yol açar. " Beslenme ve kemik sağlığı Osteoporoz riski açısından beslenme, stres ve egzersize ayrı başlık açan Uzm. Dr. Yetener, "’Ne yiyorsan o’sun’ ilkesi kemikler için de geçerlidir" dedi, önerilerini şöyle sıraladı: "Rafine karbonhidrat, şeker, paketli gıdalardan uzak durulmalı. Sebze, meyve, sağlıklı yağlar ve protein tüketilmeli. Kalsiyum/magnezyum ve sodyum/potasyum dengesi korunmalı. D vitamini ve K2 vitamini desteklenmeli. Kronik stres ve kortizol artışı, kemik yıkımını artırıyor, yapımını azaltıyor. O nedenle stres yönetimi kemik sağlığı için hayati önemdedir. Fiziksel aktivite ile kemik ve kas sağlığı arasında ise sıkı bir ilişki vardır, osteoporozun hem önlenmesinde hem de tedavisinde büyük rol oynar. Düzenli egzersiz yapan kişilerde osteoporoz daha az oranda görülmektedir. Dirence karşı yapılan egzersizler kemik yapımını uyarmak ve kas gücü açısından önemlidir. Egzersiz biçimi olarak hızlı hareketler (zıplamak), yavaş hareketlerden (yürümek gibi) daha uyarıcıdır. Öte yandan ağırlıkla ya da dirence karşı çalışmak, yüzmek ve bisiklete binmeye göre kemik yoğunluğunu daha fazla arttırır. Egzersizde amaç, sadece kemik yapımını uyarmak değil, aynı zamanda kas gücünü ve dengeyi geliştiren, duyu algısını güçlendiren egzersizlerle düşmelerin önlenmesi olmalıdır. Birçok çalışmada, yoga ve tai chi osteoporotik (kemik erimesine bağlı kırıklar) hastalarda klasik fizik egzersize alternatif olarak önerilmiş ve etkili olduğu bulunmuştur." Osteoporozdan korunmak için 7 öneri Doğru beslenme, dengeli mikrobesin alımı, stres kontrolü ve düzenli egzersizle kemik sağlığını korumanın mümkün olduğunu belirten Uzm. Dr. Yetener, osteoporozdan korunmak için şu 7 öneride bulundu: "Bağırsak sağlığını koruyun Paketli gıdalardan uzak durun, sağlık yağ ve renkli sebzeler tüketin. Mikrobesin alımlarına ve aralarındaki dengeye özen gösterin Alkali beslenin, Düzenli egzersiz yapın, Doktorunuz gerekli görürse biyoeşdeğer hormon tedavisiyle kemiklerinizi koruyun."
07 Eylül 2025 Pazar - 10:18
Genç yaşta unutkanlık alarmı
Teknolojinin hızla gelişmesi hayatı kolaylaştırsa da aşırı dijital kullanım, unutkanlık ve dikkat dağınıklığını tetikliyor. Uzmanlar, gençler arasında artan ’dijital demans’ riskine karşı uyardı. Günümüzde sadece ileri yaşlarda değil, genç bireylerde de unutkanlık şikâyetlerinde artış gözleniyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Büşra Er, gençlerde görülen unutkanlığın nedenlerini, riskleri ve korunma yollarını kamuoyuyla paylaştı. Medicana Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Büşra Er, eskiden daha çok ileri yaş grubunda görülen unutkanlık yakınmalarının artık ergenlik döneminde bile karşımıza çıkabildiğini belirtti. "Unutmak; bilgiyi geri çağırmada ya da kaydetmede yaşanan zorluk olarak tanımlanır. Uyku düzensizliği, kötü beslenme, dikkat eksikliği, depresyon gibi nedenlerin yanı sıra dijital medya kullanımı da bu tabloyu besliyor" dedi. Alman nörobilimci Manfred Spitzer’in "Dijital Demans" kavramına atıfta bulunan Dr. Er, özellikle gençlerde artan ekran süresinin dikkat ve hafıza fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu vurguladı. "Sürekli uyarana maruz kalmak, bilgiye kolay erişim ve mavi ışığın uyku hormonlarını baskılaması, zihinsel tembelliğe neden oluyor." ifadelerini kullandı. İleri yaş grubunda en sık görülen unutkanlık nedeni olan Alzheimer hastalığına da değinen Dr. Büşra Er, toplumda yaygın bir yanlış anlama olduğuna dikkat çekti: "Ailede Alzheimer hastası olması, genetik geçişi düşündürse de, kalıtsal Alzheimer vakaları tüm olguların yalnızca yüzde 1’inden azını oluşturuyor. Genetik testler rutin olarak önerilmemektedir." Unutkanlıkla Nasıl Mücadele Edilir? Dr. Büşra Er, genç yaşta ortaya çıkan unutkanlık şikâyetlerinin önlenebilir olduğunu belirtti: "Dijital medya kullanım süresinin sınırlandırılması, düzenli uyku, sağlıklı beslenme, kitap okuma, bulmaca çözme, hafıza oyunları gibi zihinsel aktivitelerle beynin aktif tutulması unutkanlıkla mücadelede oldukça etkilidir."
07 Eylül 2025 Pazar - 09:58
Erzincan’da sağlık çalışanlarına ‘Anne Sütü ve Emzirme Danışmanlığı Eğitimi’ verildi
Erzincan’da sağlık çalışanlarına yönelik ‘Anne Sütü ve Emzirme Danışmanlığı Eğitimi’ düzenlendi. Eğitimi başarıyla tamamlayan 30 sağlık çalışanına katılım belgeleri verildi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı’ çerçevesinde 30 sağlık çalışanına verilen ‘Anne Sütü ve Emzirme Danışmanlığı Eğitimi’ tamamlandı. 3 gün süren eğitimde, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileri doğrultusunda bebeklerin doğar doğmaz emzirilmeye başlanmasının, ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslenmesinin ve emzirmenin 2 yaş ve ötesine kadar sürdürülmesinin önemine dikkat çekildi. Anne sütünün öneminin sıklıkla vurgulandığı eğitimde, detaylı bilgilendirmeler yapıldı. Eğitim programının sonunda katılımcılara belgeleri İl Sağlık Müdür Vekili Dr. Öğr. Üyesi Taner Kösetürk, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Aslan İskender, Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız ile hastane yöneticileri ve eğitimciler tarafından takdim edildi.
07 Eylül 2025 Pazar - 09:41
Yalova’da "Dijital dünyanı yönet, hayatı kaçırma" etkinliği
Yalova’da Sağlık Bakanlığı tarafından "Dijital dünyanı yönet, hayatı kaçırma" sloganıyla gerçekleştirilen etkinlikler çerçevesinde sağlık çalışanları ve gönüllüler kitap okudu. Yalova İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Çiftlikköy ilçesindeki bir kafede düzenlenen programda, gönüllüler bir saat süresince kitap okuyarak dijital dünyadan uzak kalmak adına farkındalık oluşturdu. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Eyyüp Altınkıran, 3-9 Eylül tarihleri arasında kutlanan Halk Sağlığı Haftası çerçevesinde bakanlığının her gün belirlediği tema çerçevesinde etkinlik düzenlediklerini söyledi. "Dijital dünyanı yönet, hayatı kaçırma" temasıyla dijital bağımlılığa karşı farkındalık oluşturmak istediklerini belirten Altınkıran, "Çiftlikköy ilçemizde kitap okuma etkinliği düzenledik. Gençlerimiz, çocuklarımız ve yetişkinlerimizle beraber telefonsuz ve internetsiz bir alanda kitap okuyarak dijital bağımlılığa karşı bir farkındalık oluşturmak, bir alışkanlık kazandırmayı amaçladık. Dijital bağımlılık hem bireyleri hem toplumu olumsuz etkileyen bir durum. İnsanların üretkenliğini, düşünme kapasitelerini azalttığı gibi özellikle gençlerin zihin gelişimi konusunda olumsuz etkilemekte, yalnızlaştırmakta, gerçek hayatta olan ilişkilerini kopartmakta. Sosyal medya ve teknoloji doğru kullanıldığında çok faydalar sağlamakla beraber bağımlılığa dönüştüğü noktada bireyi toplumdan koparan bir unsur haline getirmekte. Bu sebeple kontrollü ve bilinçli kullanılması adına bizler kitap okumak, hareketi, sporu gibi faaliyetleri desteklemek amacıyla bu tarz etkinlikleri yerine getiriyoruz" dedi. Psikolog Aslıhan Meral Bayram ise, Halk Sağlığı Haftasında zihinsel sağlığın da ön planda tutulduğunu belirterek, "Çok fazla dikkat dağınıklığıyla ilgili sorun yaşıyoruz. Dikkat dağınıklığını biraz daha azaltmak, toparlayabilmek, dikkat süremizi uzatmak için dijital aletlerden uzak kalmak kitap gibi, hobilerimiz gibi faaliyetlere vakit ayırmak faydalı olacaktır" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder