Son Dakika
|
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
Bakan Çiftçi: "Madenci eyleminin sağduyu ve ve nezaket içinde sona ermesi anlamlı bir tablo ortaya koymuştur"
Okul saldırısında hayatını kaybeden Belinay’ın babası konuştu
‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' tutuklu sanık Adem Soytekin'in çapraz sorgusu yapıldı
Tekirdağ’da sarı şölen: Paramotorlar sarı tarlaları gezdi
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
İstanbul’da 2 hırsız metro ve tramvaylarda turistlerin paralarını çaldı: O anlar kamerada
SAĞLIK
Efeler’de OED cihazları hizmete girdi
28 Nisan 2026 Salı - 17:04:45
Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, Aydın basınının unutulmaz ismi merhum Erman Çetin’in anısını yaşatan, modern tıbbın en önemli ilk yardım araçlarından biri olan OED cihazlarını hizmete sundu. Efeler Belediyesi ile Aydın Gazeteciler Cemiyeti (AGC) iş birliğiyle, kentin en işlek noktaları OED (Otomatik Eksternal Defibrilatör) cihazlarıyla donatıldı. Geçtiğimiz yıl 28 Nisan’da, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erman Çetin, vefatının yıl dönümünde anlamlı bir törenle anıldı. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ve yönetiminin tam kadro katıldığı programa; Erman Çetin’in ailesi, Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ümit Özmen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Çetin’in adı Efeler sokaklarında insanları hayata bağlayan bir simgeye dönüştü. Uğur Mumcu Parkı’nda düzenlenen etkinlikle birlikte; Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki Uğur Mumcu Parkı, Menderes Park, Fatih Mahallesi kapalı pazar yeri, İmamköy Mahallesi Doğa Otel, Zafer Meydanı’ndaki belediye otoparkı, Pınarbaşı Mesire Alanı, Efeler Belediyesi hizmet binası girişi ve ESKO iş hanı olmak üzere kentin 8 farklı noktasına yerleştirilen cihazlar hizmete girdi. Etkinliğin ardından katılımcılar, düzenlenen lokma hayrında bir araya geldi. Programda konuşan Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, "Aydın Gazeteciler Cemiyeti’nin fikriyle yola çıktığımız bir sosyal sorumluluk projesinin paydaşı olmaktan mutluyuz. Geçen yıl; önceki dönem Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Aydın’ın değerli gazetecisi kıymetli kardeşim Erman Çetin’in hiç beklenmedik kaybına uyanmıştık. Aydın kıymetli bir değerini kaybetti. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ile görüştük. Birlikte böyle bir sosyal sorumluluk projesi yaptık. Aydın’da 8 noktaya yerleştirdik. OED cihazı ani kalp durmalarında tamamen otomatik ilk yardım yapacak bir cihaz. Aydın’da bulunan spor salonlarından da bu cihazı temin etmelerini isteyeceğiz. Bundan sonra böyle acı kayıplar yaşamak istemiyoruz. Tekrar Erman Çetin’e Allah’tan rahmet, ailesi, yakınları, sevenleri ve basın camiasına baş sağlığı diliyorum. Proje fikrinin sahibi Aydın Gazeteciler Cemiyeti’ne de teşekkür ediyorum. Umarız birlikte ortak çalışmalarımıza devam ederiz" dedi. Erman Çetin’i çocukluğundan beri tanıdığını ifade ederek konuşmasına başlayan Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş, "Erman Çetin Başkanımız benim çocukluğumdan beri tanıdığım, biz daha okula giderken ilçemizde gazetecilik yapan bir ağabeyimizdi. Zaman geçti aynı şehirde gazetecilik yaptık, aynı cemiyette basın camiamız için sorumluluk aldık. Maalesef hiç beklemediğimiz bir anda Erman ağabeyimizi kaybettik. Erman Çetin şehrimiz için önemli bir değerdi ve ismini yaşatmak için, aynı zamanda da şehrimize faydalı olabilecek bir anı bırakmak istedik. Son dönemde erken yaşta gelen kalp krizi nedeniyle çok sayıda vatandaşımızı kaybettik. Başka değerlerimizi kaybetmeyelim, Erman Çetin’in de adını yaşatalım diye bu proje ortaya çıktı. Anıl başkanımıza projemizi ilettik ve hemen kabul etti. Bugün de ilk adımı attık. Umarım tüm Aydın’da bunu yaygınlaştırırız." diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 16:12
Tokat’ta 3 yaşındaki çocuğa kene tutundu, tedavi altına alındı
Tokat’ın Zile ilçesinde kene tutunması sonucu rahatsızlanan 3 yaşındaki çocuk, tedavi altına alındı. Edinilen bilgilere göre, Zile ilçesinde yaşayan 3 yaşındaki M. B.’nin vücuduna kene tutunmasının ardından bir süre sonra ateş ve halsizlik şikayetleri başladı. Durumunun kötüleşmesi üzerine ailesi tarafından sağlık kuruluşuna götürülen küçük çocuk, burada yapılan ilk müdahalenin ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan M. B.’nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Öte yandan Zile ilçesinde 10 gün önce S.G de kene tutunması sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
28 Nisan 2026 Salı - 15:25
Burhaniyeliler kan bağışını sevdi
Burhaniye ilçesinde, Balıkesir Kızılay Kan Merkezi’nin düzenlediği kan bağısı kampanyası ilgi gördü. Çok sayıda vatandaş, Cumhuriyet Meydanı’nda konuşlanan Kızılay Kan Bağışı Otobüsünde kan vermek için sıraya girdi. Düzenlenen kampanyaların ilgi gördüğünü anlatan yetkililer, herkesi kan bağışı yapmaya çağırdı. İki haftada bir Burhaniye’ye gelindiğini kaydeden Kızılay yetkilileri her defasında bağışçı sayısının 45-50 rakamını düşmediğini kaydederken, bağışçılarda kan bağışı ile sıhhat bulduklarını söylediler. Kan vermeyi sevdiğini kaydeden Mahsum Kaya, "Kan verdim rahatladım. Kan verince rahatlıyorum. Herkesi kan vermeye davet ediyorum" dedi. Kemal İşi de, "Bugün de kan vermeye geldim. 5-6 kere verdim. Bir hastaya vesile oldum. Herkesi kan vermeye davet ediyorum. Çok iyi oluyor. İnsan kendini çok iyi hissediyor" diye konuştu. Mustafa Sütçüoğlu ise, "Ben Kızılay’a devamlı kan veriyorum. Bu sene 8.yılım. Verdiğim zaman iyi hissediyorum kendimi. İyi oluyorum. Herkesin Kızılay’a kan vermesini tavsiye ediyorum" dedi.
28 Nisan 2026 Salı - 14:55
Uzmanı uyardı: Baharda cilt hastalıkları artıyor
Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba, bahar aylarında artan güneş ışınları, yükselen sıcaklık, polen yoğunluğu ve terleme gibi çevresel faktörlerin cilt sağlığını doğrudan etkilediğini belirterek, "Bu dönemde hem mevcut deri hastalıkları alevlenebilir hem de bazı cilt sorunları ilk kez ortaya çıkabilir" dedi. "Güneş alerjisi baharda daha sık görülüyor" Bahar aylarında cildin dış etkenlere karşı daha hassas hale geldiğini vurgulayan Akbaba, "Kış aylarında güneşten uzak kalan cilt, bahar aylarında ani şekilde güneşe maruz kaldığında savunmasız kalır. Bu nedenle baharın ilk dönemlerinde güneş alerjisi vakalarında belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu durum genellikle güneşe çıkıldıktan kısa süre sonra ortaya çıkar. Özellikle yüz, boyun, kol ve dekolte gibi güneşe açık bölgelerde kaşıntılı, kızarık ve kabarık döküntüler görülür" diye konuştu. "Bitki teması kalıcı lekeler bırakabilir" Açık havada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte bitkilerle temasın da arttığını belirten Akbaba, şu uyarılarda bulundu: "Özellikle limon, incir ve bazı yabani bitkilerle temas sonrası gelişen fitodermatit sık görülür. Bu durumda ciltte önce kızarıklık ve yanma hissi oluşur ardından güneş ışığıyla etkileşime girerek kahverengi lekeler ortaya çıkabilir. Bu lekeler bazı hastalarda uzun süre kalıcı olabilir." "Terleme mantar enfeksiyonlarını tetikliyor" Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte artan terlemenin cilt üzerinde nemli bir ortam oluşturduğunu belirten Akbaba, "Bu durum mantar enfeksiyonları için uygun zemin hazırlar. Özellikle ayaklarda, kasık bölgesinde ve vücudun kıvrım alanlarında kaşıntılı, kızarık ve bazen pullanma ile seyreden lezyonlarla kendini gösterir. Kişisel hijyenin yanı sıra uygun kıyafet seçimi de mantarı önleme noktasında önemlidir. Sentetik ve hava almayan kıyafetler enfeksiyonları artırabilir" uyarısında bulundu. "Polen ve çevresel faktörler alerjiyi artırıyor" Bahar aylarında polen yoğunluğunun artmasıyla sadece solunum yollarının değil, cilt hastalıklarının da tetiklendiğini söyleyen Akbaba, "Kontakt dermatit vakalarında da bu dönemde belirgin artış görülür. Polenler, bitkiler ve bazı kozmetik ürünleri ciltte kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyete yol açabiliyor. Ayrıca atopik dermatit (egzama) hastalarında da bu dönemde alevlenmeler görülebilir. Cilt bariyeri zaten hassas olan bireylerde çevresel alerjenler kaşıntı ve kuruluğu daha da artırır" dedi. "Ani güneş maruziyeti yanıklara neden olabiliyor" Bahar aylarında güneş daha masum gibi algılansa da UV etkisinin oldukça güçlü olduğunu söyleyen Akbaba, "Özellikle ilk güneşlenmelerde cilt korunmasız kalabiliyor. Bu durum güneş yanıklarına neden olabiliyor. Ciltte kızarıklık, hassasiyet, yanma hissi ve bazı durumlarda su toplaması gibi bulgular ortaya çıkabiliyor" diye konuştu. "Akne şikayetleri artış gösterebilir" Artan sıcaklık ve terlemeyle birlikte ciltte yağ üretiminin de arttığını belirten Akbaba, "Akneye yatkın bireylerde sivilce oluşumu artabilir. Gözeneklerin tıkanmasıyla birlikte iltihaplı lezyonlar oluşabilir. Bu dönemde uygun cilt temizliği ve bakımı önem kazanır" dedi. "Basit önlemlerle korunmak mümkün" Bahar aylarında cilt sağlığını korumak için alınacak basit önlemlerin büyük fark gösterebileceğini vurgulayan Akbaba, şunları kaydetti: "Güneşten korunmak en önemli adımdır. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımının yanı sıra cilt tipine uygun nemlendiriciler düzenli olarak kullanılarak cilt bariyeri güçlendirilmeli. Ayrıca pamuklu ve hava alabilen kıyafetler tercih edilmeli, terleme sonrası cilt temizlenmeli ve bitki teması sonrası cilt yıkanmalıdır. Bahar aylarında ortaya çıkan veya artış gösteren cilt problemleri hafife alınmamalı özellikle uzun süren, şiddetlenen ya da yayılım gösteren lezyonlarda bir dermatoloji uzmanına başvurulması önemlidir."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
2
27 Nisan 2026 Pazartesi- 11:10
Uzmanlar uyarıyor: "PCOS hastası çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil"
3
26 Nisan 2026 Pazar- 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
4
28 Nisan 2026 Salı- 10:46
Bağırsağı kangrene gidiyordu, kapalı ameliyatla kurtarıldı: "Bir gün geç kalsam bugün burada olmayacaktım"
5
27 Nisan 2026 Pazartesi- 15:09
Van’da optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:42
Sağlığınız gözünüzden okunsun
Göz sağlığıyla ilgili doğru kabul edilen yanlışları da açıklayan Medicana Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Gökhan Kerci, "Göz, kalp hastalıklarından tansiyona, diyabetten şeker hastalığına kadar birçok hastalığın habercisi olabilir. O yüzden gözle ilgili hiçbir şikayet yokken bile yılda bir kez muayeneye gidilmeli" diye konuştu. Göz, yalnızca görme işleviyle değil, aynı zamanda insan vücudu hakkında önemli sağlık verileri sunmasıyla da dikkat çeken bir duyu organı. Kalp sağlığından tansiyona kadar birçok rahatsızlığın ipuçları gözde ortaya çıkabiliyor. Ancak toplumda göz sağlığıyla ilgili pek çok yanlış bilgi dolaşıyor. Medicana International İzmir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Gökhan Kerci, "Gözler vücutla ilgili çok şey söyler. Kişinin ne kadar zamandır tansiyonu olduğunu göz doktoru tespit edebilir. Diyabet hastası için verilecek ilacı göz doktoru değerlendirebilir. Göz doktorları, hastanın gözünün içine bakarak kalp krizi geçirme riskini bile söyleyebilir. Bu yüzden düzenli göz muayenesi hayati önem taşıyor. En sağlıklı insanın bile yılda bir kez göz muayenesine gitmesi gerek" ifadelerini kullandı. Gözü hareket ettirmek numarasını azaltmaz Halk arasında doğru olarak kabul edilen yanlışlardan ilkinin gözlük kullanımıyla ilgili olduğunu dile getiren Op. Dr. Gökhan Kerci, "Gözlük temel olarak görmeyi netleştirmek ve ağrıyı azaltmak amacıyla kullanılır. Miyop olan çocuklarda gözlük kullanılmaması ise numaranın artmasına neden olabilir. Eskiden çocuklara bilinçli olarak düşük numaralı gözlük verilirdi, ancak artık numarasına göre gözlük veriliyor. Bu da miyopi ilerlemesini yavaşlatıyor. Gözleri sağa, sola, yukarı, aşağı hareket ettirerek yapılan egzersizlerin göz numarasını azaltacağı inancı yanlıştır. Bunun yalnızca bazı kas bozukluklarında işe yaramaktadır" dedi. Güneş katarakt yapmaz ama göze zarar verebilir Halk arasında bilinen bir diğer mitin de Güneş ışınlarının katarakta neden olduğu yönündeki algı olduğunu aktaran Op. Dr. Gökhan Kerci, "Güneşli günlerde gözlük takmamak katarakt yapmaz ama güneş ışınları göz kapaklarına ve göz içine zarar verebilir. Sarı nokta hastalığının tetikleyicilerinden biri de güneştir" dedi. Fazla A vitamini tüketimine dikkat Bir diğer yanlış algının da A vitamini tüketimi hakkında olduğunu dile getiren Op. Dr. Gökhan Kerci, "A vitamininin fazla kullanılmasının göze ciddi zararları vardır. Fazla A vitamini alımı gözün içindeki bazı sinir hücrelerinin ölümüne neden oluyor. Bir hastalığınız varsa mesela fazla A vitamini aldığınızda hastalığınızın ilerlemesi hızlanabilir" mesajını verdi. Sadece ekrana bakmak gözü rahatsız etmiyor Göz numarasının artmasına neden olan 3 temel nedenin mesafe, süre ve ışık olduğunu vurgulayan Op. Dr. Gökhan Kerci, "Sadece ekrana bakmak değil; az ışıklı bir ortamda kitap okumak, görmek için dar bir mesafeden herhangi bir şeye bakmak, gözleri dinlendirmemek gibi etkenler miyopiyi tetikliyor. Bu nedenle her işinizi aydınlık bir ortamda, görüş mesafesini koruyarak ve gözünüze dinlenme süreleri tanıyarak yapmanız gerekir" dedi. Uyuyamıyorsanız nedeni ekran Mavi ışık filtresini her gözlüğe uygulamanın ne derece gerekli olduğu konusunda açıklama yapan Op. Dr. Gökhan Kerci, "İnsanlar artık mavi ışığı sadece güneşten almıyor. Cep telefonlarımız, tabletlerimiz, bilgisayarlarımız hepsinde çok yüksek mavi ışık var. Eğer siz gece 00.00’a kadar ekrana bakmaya devam ederseniz beyniniz hiçbir zaman gece olduğunu hissetmez ve melatonin salgılamaz. Uyku hormonu salgılanmadığı için, sağa sola dönseniz de uyuyamazsınız. Bizim karanlık olduğunu anlatabilmek için mavi filtreye ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:17
EÜTF Hastanesi Merkezi Ameliyathanede ilk operasyon yapıldı
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Hastanesinde kısa süre önce açılışı yapılan merkezi ameliyathanede hali hazırda devam eden günübirlik cerrahi işlemlere ek olarak Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı tarafından ilk cerrahi operasyon başarıyla gerçekleştirildi. İçerisinde 59 ameliyathane, 9 doğum odası, 8 endoskopi salonu ve 205 erişkin ve çocuk, 8 yenidoğan yoğun bakım odaları bulunan, ileri tıp teknolojileri ile donatılı dev sağlık kompleksi niteliğindeki merkezi ameliyathanede cerrahi operasyonlar yapılmaya başlandı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Devrim Bozkurt ile birlikte Merkezi Ameliyathaneyi ziyaret etti. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, operasyonu gerçekleştiren Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Orkan Ergün’den bilgi aldı. Prof. Dr. Budak, Türkiye’nin tıp eğitimi ve klinik araştırmalar başta olmak üzere sağlık hizmeti sunumunda uluslararası referans merkezi olan Tıp Fakültesi Hastanesinde açılışı yapılan Merkezi Ameliyathanede cerrahi operasyonların yapılmaya başladığını söyledi. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Tam akredite, sağlık temalı, araştırma üniversitemiz bünyesinde kısa süre önce Merkezi Ameliyathanemizin açılışını yaparak hizmet sunumuna başlamıştık. Üniversitemizin topluma katkı misyonu doğrultusunda özel ehemmiyet gösterdiğimiz konuların başında sağlık hizmetleri geliyor. Başta ilimiz ve bölgemiz olmak üzere vatandaşlarımıza daha kaliteli sağlık hizmeti sunmak hedefi ile Tıp Fakültesi Hastanemizin altyapısını ve donanımını günün şartları doğrultusunda sürekli güncelledik ve son teknolojik cihazlarla donattık. Bu kapsamda; bünyesinde ameliyathaneler, doğum odaları, endoskopi salonları bulunan modern ameliyathanemizi hizmete açarak cerrahi işlemler yapılmaya başladı. Bugün nitelikli sağlık hizmeti vizyonumuz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz, ileri teknolojiyle donatılmış ve bölgemizin sağlık kapasitesine yeni bir boyut kazandıran Merkezi Ameliyathanemizi ziyaret ettik. Bölgemizin en kapsamlı cerrahi merkezlerinden ve güçlü bir sağlık üssü olarak konumlanan yeni merkezimizle; ileri teknolojiyle donatılmış altyapısı, güçlü araştırma ekosistemi ve uygulamalı klinik görüntüleme sistemleriyle kesintisiz ve sürdürülebilir sağlık hizmetleri sunuyoruz. Yenidoğandan yetişkinlere kadar her yaş grubunun ihtiyaçlarına yönelik donanımla hizmet veren Merkezi Ameliyathanemizde, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalımız ilk cerrahi vakalarını başarıyla gerçekleştirdi. Emeği geçen sağlık ekiplerimize teşekkür ediyorum. Ege Üniversitesi olarak yalnızca akademik ve bilimsel üretimimizle değil; sağlık temalı araştırma üniversitesi kimliğimizle toplumun her kesimine sunduğumuz yüksek standartlı sağlık hizmetleriyle de öncü konumumuzu kararlılıkla güçlendirmeye devam ediyoruz" dedi. "Son teknoloji ile çeşitli sağlık hizmetleri sunuluyor" EÜ Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Devrim Bozkurt, "Akıllı ve ileri tıp teknolojileri ile donanımlı, modern imkânlara sahip yeni Merkezi Ameliyathanemizde hizmet üretmekten çok memnunuz. Hâlihazırda operasyonların devam ettiği Merkezi Ameliyathanemizin zemin katında; Preoperatif hasta değerlendirme ünitesi aktif olarak hizmet vermektedir. Bu ünitede, yapısı itibari ile cerrahi öncesi tüm tetkik ve konsültasyonların tek bir alanda yürütülmekte ve hastalara konforlu bir sağlık hizmeti sunulmaktadır. Radyoloji Merkezi; direkt röntgen, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve ultrason hizmetleri de hem operasyon öncesi tetkiklerde hem de ana binadaki hasta yükünü destekler şekilde aktif çalışmaktadır. Günübirlik ameliyathane odalarında aktif olarak göz operasyonları, çocuk cerrahisi operasyonları yapılmaktadır. 14 salonlu bu bölümde diğer branş operasyonları da en kısa zamanda başlatılacaktır. Çok yakın zamanda erişkin ve çocuk hastalara Bronkoskopi, Endoskopi, Kolonokopi, ERCP ve EUS gibi modern tedavilerin uygulanacağı 8 salonlu Endoskopi Ünitesi işler hale gelecektir. Yine akabinde 9 doğum odası, 2 sezaryen odası ve 8 yataklı yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan doğumhane birimi hizmete açılacaktır" diye konuştu. Merkezi Ameliyathanenin yakın zamanda tam kapasite hizmete başlayacağını ifade ede Prof. Dr. Devrim Bozkurt, "Kaliteli ve konforlu sağlık eğitimi ve hizmeti verebilmemiz için üniversitemizin tüm imkanlarını seferber eden Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’a çok teşekkür ediyorum" dedi. "Hastamızın sağlığı gayet iyi" Gerçekleştirilen ilk ameliyatla ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Orkan Ergün ise "Merkezi Ameliyathanemizde ilk operasyonumuzu yaptık. ‘Portal Hipertansiyon’ hastası bir çocuğumuza bir şant revizyonu operasyonunu başarı ile gerçekleştirdik. Bu çok ender bir durum. Karaciğere giden portal venin tromboze (pıhtı ile tıkanma) olması sonucu sindirim sisteminde, yemek borusunun alt kısmında ve midede oluşan varisler ile karakterize bir klinik durum. Varislerin kanaması yaşamı tehdit edici olabiliyor. Bu hastalara değişik şant ameliyatı seçeneklerinden hasta için uygun olanını uygulayarak sindirim sistemindeki basıncı kontrol altına alıyoruz. Bu çocuk hastamıza daha önce sant ameliyatı yapılmıştı. Yaşına uygun olarak revizyon yaptık. Hastamızın sağlığı gayet iyi" diye konuştu.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:13
Atıl durumda bulunan bina Alzheimer Gündüz Bakımevi olarak hizmet verecek
Trabzon’un Akçaabat ilçesi Söğütlü Mahallesi’nde kapanan belde belediyesi tarafından sosyal tesis olarak yapılan ve uzun süredir atıl durumda duran bina restore edilerek Alzheimer Gündüz Bakımevi olarak hizmet verecek. Merkezin 2026 yılı sonunda hizmete açılması hedefleniyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Alzheimer Merkezi ve Gündüz Bakımevi projesini hayata geçiriyor. Akçaabat’ın Söğütlü Mahallesi’nde kapanan belde belediyesi tarafından sosyal tesis olarak yapılan ancak uzun süredir kullanılmayan binanın restore edileceği ve 2026 yılı sonunda Alzheimer Gündüz Bakımevi olarak vatandaşların hizmetine sunulacağı açıklandı. Bin 572 metrekare üzerine kurulu bina 6 kattan oluşuyor. En alt katında depo, üzerinde lavabolar ve şadırvan alanı, üst katta ise lokal alanları mevcut olan binanın diğer 3 katı ise sosyal alan olarak planlanıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, yaklaşık 3 ay önce Ankara’da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı ziyaret etmiş ve Trabzon’a kazandırılacak iki önemli sosyal proje için destek talebinde bulunmuştu. Bakan Göktaş ile Engelsiz Yaşam ve Otizm Merkezi Projesi’nin başlatılması ve Söğütlü Alzheimer Gündüz Bakımevi Projesi’nin hayata geçirilmesi konusunda mutabakata varılmıştı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:34
"Düz tabanlık ve içe basma çocuklarda erken tanıyla düzelebilir"
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmet Yalkın Çamurcu, çocuklardaki yürüyüş bozukluklarına ilişkin, "Özellikle okul çağında fark edilen düztabanlık, ilerleyen yaşlarda ayak ağrısı, koşarken zorlanma, sık düşme ve hatta diz ile bel ağrılarına yol açabilir. Günümüzde tabanlık uygulamaları, egzersizler, fizik tedavi yöntemleri ve gerekli olduğunda cerrahi tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Bu nedenle ailelerin düzenli kontrolleri ihmal etmemesi gerekir" dedi. Çocuklarda görülen yürüme bozuklukları ve ayak şekli farklılıkları, aileleri endişelendiren en sık ortopedik sorunlardan biri. Özellikle içe basma (intoeing) ve düztabanlık çoğu zaman büyüme sürecinin doğal bir parçası olabilirken, bazı durumlarda tedavi gerektirebiliyor. VM Medical Park Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmet Yalkın Çamurcu, çocuklarda sık görülen yürüme bozukluklarının erken dönemde fark edilip takip edilmesi halinde büyük oranda tedaviyle düzelebileceğini vurguladı. "Çocuk büyüdükçe kendiliğinden düzelebilir" Çocuklarda içe basmanın genellikle uyluk kemiği üst kısmı ya da kaval kemiği hizalanmasındaki farklılıklardan kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Çamurcu, "Bu durum özellikle okul öncesi dönemde sık görülür ve çocuk büyüdükçe zaman içinde kendiliğinden düzelebilir. Ancak düzelmenin beklenmediği ya da sorunların ilerlediği vakalarda erken ortopedik muayene büyük önem taşır" dedi. Düztabanlığın ise ayağın kavisinin gelişmemesi ile ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Çamurcu, "Özellikle okul çağında fark edilen düztabanlık, ilerleyen yaşlarda ayak ağrısı, koşarken zorlanma, sık düşme ve hatta diz ile bel ağrılarına yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Erken teşhis önem taşır" Bursa gibi büyük şehirlerde çocukların hem okul hem de spor hayatının yoğun olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çamurcu, basit görünen yürüme bozukluklarının zamanla ciddi ortopedik problemlere dönüşebileceğini söyledi. Prof. Dr. Çamur, "Günümüzde tabanlık uygulamaları, egzersizler, fizik tedavi yöntemleri ve gerekli olduğunda cerrahi tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Bu nedenle ailelerin düzenli kontrolleri ihmal etmemesi gerekir" dedi. "Aileler çocuklarının yürüyüşünü gözlemlemeli" Çocuklarda yürüme ve ayak problemlerinin her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmediğini ancak göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çamurcu, ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları şöyle sıraladı: "Çocuğun yürüyüşü düzenli olarak gözlemlenmeli, ayakkabılarında tek taraflı aşınma olup olmadığı kontrol edilmeli, sık düşme veya sporda zorlanma takip edilmeli, çocuk ayağında veya bacaklarında ağrıdan şikayet ediyorsa vakit kaybetmeden uzman görüşü alınmalı." "Sağlıklı geleceğe adım atmak mümkün" Erken dönemde yapılacak müdahaleler sayesinde çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebileceğini belirten Prof. Dr. Çamurcu, "Bilinçli aile yaklaşımı, düzenli muayeneler ve doğru tedavi yöntemleriyle çocuklar sağlıklı bir geleceğe adım atabilir" dedi.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:20
"Mikroplastikler kalp krizi ve inme riskini artırıyor"
Mikroplastiklerin bireyin sağlığını olumsuz etkileyebildiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Doğaç Okşen, "Mikroplastikler sadece deniz ürünleri ve ekosistem için değil, insan kalp ve damar sağlığı için de ciddi bir risk oluşturuyor. Tek kullanımlık plastiklerden mümkün olduğunca kaçının, plastik kaplarda yiyecek ısıtmayın, cam şişe veya filtrelenmiş musluk suyu kullanın. Sentetik tekstil yerine doğal lifleri tercih edin. Ayrıca, güvenilir kaynaklardan balık ve deniz ürünleri temin edin" dedi. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Doğaç Okşen, çapı 5 milimetreden küçük olan ve çevrede biriken plastik parçacıklar olarak tanımlanan mikroplastiklerin kalp ve damar sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. "İnsan sağlığı için ciddi tehdit" Dr. Öğr. Üyesi Okşen, son yıllarda çevre kirliliği ve mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin giderek önem kazandığını belirterek, "Mikroplastiklere örnek olarak plastik şişe parçacıkları, naylon poşet kırıntıları, sentetik kıyafetlerden (polyester gibi) yıkama sırasında kopan lifler, araç lastiklerinden aşınan kauçuk parçacıkları ve kozmetik ürünler (peeling jelleri) verilebilir. Bunlar gibi çeşitli mikroplastikler sadece deniz ürünleri ve ekosistem için değil, insan kalp ve damar sağlığı için de ciddi bir risk oluşturur" diye konuştu. Dr. Öğr. Üyesi Okşen, ACC.25 Amerikan Kardiyoloji Koleji Kongresi’nde sunulan ve The Lancet gibi uluslararası dergilerde yayımlanan verileri hatırlatarak, "Araştırmalar, mikroplastiklerin doğrudan kalp dokusu ve damar plaklarında birikebildiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. "Vücuda giriş yolları" Mikroplastiklerin boyutlarının 1 mikrometre ile 5 milimetre arasında değiştiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Birincil mikroplastikler kozmetik ve tekstil ürünlerinden kaynaklanırken, ikincil mikroplastikler büyük plastiklerin parçalanmasıyla oluşuyor. Vücuda giriş yolları arasında sindirim sistemi, solunum ve deri ile anneden bebeğine (plesantal) geçiş bulunuyor. Son biyolojik analizlerde, mikroplastiklerin kan plazmasında, damar plaklarında ve kalp dokusunda saptandığı görüldü" dedi. "Damar sağlığı üzerindeki etkileri" Dr. Öğr. Üyesi Okşen, mikroplastiklerin özellikle nanoplastik boyutlarındaki parçalarının damar duvarına ulaşıp endotel disfonksiyonu, kronik inflamasyon (iltihap) ve oksidatif stres yoluyla kalp krizi ve inme riskini artırdığını belirterek, "2025’te San Diego’da gerçekleşen ACC.25 Kongresi’nde yapılan çok merkezli çalışmada, karotis endarterektomi yapılan hastaların damar plaklarının yüzde 58’inde mikroplastik tespit edildi. Bu grupta üç yıllık takipte kalp krizi, inme veya ölüm riski 4,5 kat arttı" diye konuştu. "Kalp krizi inme riskini yükseltiyor" Mikroplastiklerin damar sağlığı üzerindeki etkilerinden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Mekanik tahriş, kimyasal toksisite ve çevresel toksinlerin taşınmasıdır. Uzun vadede aterosklerotik plak oluşumunu hızlandırıyor ve kalp krizi ile inme riskini yükseltiyor" dedi. "Alınabilecek bireysel önlemler" Bireysel önlemler konusunda uyarılarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Tek kullanımlık plastiklerden mümkün olduğunca kaçının, plastik kaplarda yiyecek ısıtmayın, cam şişe veya filtrelenmiş musluk suyu kullanın. Sentetik tekstil yerine doğal lifleri tercih edin. Ayrıca, güvenilir kaynaklardan balık ve deniz ürünleri temin edin" ifadelerini kullandı. "Toplumsal ve yasal önlemler" Toplumsal önlemlere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Mikroplastik içeren kozmetik ve temizlik ürünlerinin yasaklanması, plastik üretimi ve geri dönüşüm süreçlerinde sıkı düzenlemeler ve gıda ambalajlarında plastik kullanımının azaltılması büyük önem taşıyor. Kalp-damar sağlığı ve çevre sağlığı artık birbirinden ayrı düşünülemez. Mikroplastikler gibi yeni tehditler, hem bireysel alışkanlıkları hem de toplumsal politikaları yeniden gözden geçirmeyi zorunlu kılıyor" diyerek sözlerini noktaladı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:07
Sürekli yorgunluk ve halsizlik, lösemi belirtisi olabilir
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal, lösemide erken tanı ve modern tedavi ile ilgili bilgi verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal, lösemide erken tanının ve modern tedavinin önemine dikkat çekti. Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal, "Lösemi ve diğer kan hastalıkları, başlangıçta fark edilmediğinde hızla ilerleyerek hayatı tehdit edebilen ciddi rahatsızlıklardır" dedi. "Sürekli yorgunluk ve halsizlik, lösemi belirtisi olabilir" Prof. Dr. Ünal, "Lösemi, vücudun savunma sistemi olarak görev yapan beyaz kan hücrelerinde başlayan bir kanser türüdür. Halsizlik, sürekli enfeksiyonlar, kolay morarma ve kanama gibi belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden uzman desteği almak hayati önem taşır. Risk faktörleri genetik yatkınlık, kimyasal maddelere maruz kalma, radyasyon etkisi, bağışıklık sistemi zayıflıkları, sürekli yorgunluk ve halsizlik, nedensiz kilo kaybı, gece terlemeleri, sık tekrar eden enfeksiyonlar" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Ünal, "Lösemi başlangıçta grip benzeri şikayetlerle karışabilir. Bu nedenle, belirtiler ihmal edilmemeli, kan testleri ve kemik iliği incelemeleriyle erken tanı konmalıdır. Erken teşhis ve doğru tedaviyle çocuklarımızın yaşam kalitesini artırıyor, hastalığın seyrini olumlu yönde değiştiriyoruz" diye konuştu.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:06
Yaz aylarında çocuk sağlığına dikkat
Yaz aylarında artan sıcaklık ve açık hava aktiviteleri, çocuklarda çeşitli sağlık sorunlarının görülme sıklığını artırıyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Osman Vural, yazın en sık görülen sağlık sorunları, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Sıcak havalar, tatil ve açık hava aktiviteleriyle yaz ayları çocuklar için hem eğlenceli hem de riskli bir dönem olabiliyor. Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Osman Vural, yaz döneminde özellikle göz enfeksiyonları, ishal, cilt mantarları, idrar yolu enfeksiyonları ve böcek ısırıkları konusu dikkatli olunması gerektiğini ve alınması gereken önlemleri anlattı. Göz enfeksiyonlarında erken müdahale önemli Yaz aylarında sıcak havalardan bunalan aileler, serinlemek ve çocuklarının keyifli vakit geçirmesini sağlamak için havuz ve deniz tatilini tercih ediyor. Genel olarak denizin, doğal yapısı sayesinde çocuk sağlığı açısından daha avantajlı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Osman Vural, "Havuz ve deniz sularında bulunan mikroplar gözlerde kızarıklık, batma, ağrı ve çapaklanmaya yol açabilir. Enfeksiyon ilerlediğinde göz etrafında şişlik oluşur. Bu durum ‘orbital selülit’ olarak adlandırılır ve acil tedavi gerektirir’’ dedi. "Açık yaralarla denize girmeyin" Vibrio bakterisi gibi denizden bulaşabilecek mikroplara dikkat çeken Uzm. Dr. Osman Vural, "Bazı vibrio türleri, açık bir yarada cilt enfeksiyonuna neden olabilir. Açık yaralarla denize girmek enfeksiyon riskini artırır. Kabuk bağlamış yaralarda risk düşer ancak tamamen iyileşmemiş yaralar korunmalıdır" şeklinde konuştu. Havuzlardan bulaşan ishaller tehlikeli Havuz sularında E. coli, amip ve parazit gibi mikroorganizmaların bulunabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Osman Vural, "Çocuklara havuz veya deniz suyu yutmamaları öğretilmeli. Havuzdan çıktıktan sonra mayo değiştirmek ve mümkünse küçük çocuklarda denizin tercih edilmesi önemli, çocuklar havuza girse bile sonrasında muhakkak denize ve duşa sokulmalı. Ayrıca ıslak zeminler, ortak havlular, duşlar ve soyunma odaları mantar enfeksiyonlarını artırır. Bu nedenle çocuklar mutlaka terlik kullanmalı, pamuklu kıyafetler tercih edilmeli ve kişisel eşyalar paylaşılmamalıdır" uyarısında bulundu. Sıvı tüketimine dikkat Yazın yetersiz sıvı tüketiminin idrarın yoğunlaşarak bakteri üremesine zemin hazırladığını belirten Uzm. Dr. Osman Vural, "Bol su içilmeli, gazlı içeceklerden uzak durulmalı, pamuklu iç çamaşırı kullanılmalı ve ıslak mayo hemen değiştirilmelidir" dedi. Böcek ısırıkları ve anafilaksi riskine dikkat Sivrisinek ve böcek ısırıklarının çocuklarda daha belirgin kızarıklık, kaşıntı ve şişlik yaptığını söyleyen Uzm. Dr. Osman Vural, "Sivrisinek ve böcek ısırıklarında çok nadir de olsa dilde şişme, nefes darlığı ve tansiyon düşüklüğü gibi ciddi alerjik reaksiyonlar (anafilaksi) gelişebilir. Bu durumda acil müdahale şarttır. Bir de klima kullanımına da dikkat edilmelidir. Klima çocuklara doğrudan üflememeli, sıcaklık 24-26 derece arasında olmalı. Filtreler düzenli temizlenmeli, aksi takdirde klima kaynaklı zatürre ve boğaz enfeksiyonları görülebilir" şeklinde konuştu. Tatile çıkarken özellikle çocuklar için bir ilk yardım çantası bulundurmanın önemine değinen Uzm. Dr. Osman Vural, bu çantada yara temizleme solüsyonu (batikon), yara bandı, 30 faktör ve üzeri güneş kremi, oral rehidrasyon sıvısı, küçük makas ve pamuk olması gerektiğini söyledi.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:02
24 kilo ağırlığındaki kadından 3 kilo kist çıktı
Bursa’nın İnegöl ilçesinde karın ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede girdiği operasyonda karnından 3 kilogram ağırlığında kist çıkarılan 24 kilogram ağırlığındaki genç kadın sağlığına kavuştu. Halk arasında cücelik olarak bilinen Akondroplazi rahatsızlığı ile dünyaya gelen 30 yaşındaki Nurdan Tüfekçi, son 1 yıldır yaşadığı karın ağrısı şikayeti nedeniyle birçok hastaneye başvurarak tedavi gördü. Son olarak İnegöl’deki özel bir hastanenin kadın hastalıkları bölümüne başvuran 80 santim uzunluğunda ve 24 kilogram ağırlığındaki Nurdan Tüfekçi’nin yapılan tetkiklerinde yumurtalığında 3 kilogram kist olduğu tespit edildi. Hasta hemen ameliyata alındı. Belinden yapılan anestezi ile uyanık şekilde 1.5 saat süren ameliyatı başarılı geçen Tüfekçi, 3 kilogram olan kistten kurtulması ile 24 kilogramdan 21 kiloya düştü. Anestezi Doktoru Mahmut Gül, "Hastamız 30 yaşında. 80 santimetre boyunda, 24 kilo ağırlığında bir kardeşimiz. Kendisinin yumurtalıklarında kist olduğu için ameliyat olması gerekti. Biz bu ameliyatta hastamıza önce büyük bir damar yolu açtık kasıktan. Çünkü damar yolunun çok önemi var ve daha sonrasında ameliyat sırasında belinden uyuşturduk ve ameliyatı sorunsuz bir şekilde belden uyuşturmayla hastamız uyanık bir şekilde tamamladık. Hastadan 3 kilo kist çıktı. Öncesinde 24 kilo olan hastamız, ameliyat sonrasında 21 kiloyla şifalı bir şekilde serviste yatıyor. Ameliyatı bugün oldu. Şu anda da serviste hastamız. Bu tür ameliyatlarda uyutmak hastamız açısından oldukça risklidir. Biz o yüzden bölgesel anesteziyi yani belden uyuşturmayı tercih ettik. Literatürde çok olmayan bir hasta ve güvenli bir şekilde hastanemizde bu ameliyat tamamlandı" dedi. Kadın Hastalıkları Uzmanı Mustafa Kır, "Hastamızda 20 santimlik tümör vardı kistlik yapıda. Onu başarılı bir operasyonla çıkarttık" şeklinde konuştu. Nurdan Tüfekçi ise, "Benim birkaç yıldır karnım ağrıyordu. Ondan sonra gaz sıkışması ve enfeksiyon dediler. En sonunda ameliyat oldum. İnşallah iyi geçecek, iyi olacağım. Ameliyat sırasında uyanıktım. Doktorum yanımdaydı hep. Beni konuşturduğunu hatırlıyorum. Güzel geçti, biraz ağrım var ama iyiyim. Teşekkür ederim herkese" diye konuştu. Nurdan’ın ablası Tuğba Karakuş, "Kardeşimin ortalama 1 yıldır bu rahatsızlığı vardı. Çeşitli hastanelere gittik, acile gittik. Hep gaz problemi olduğundan bahsetmişlerdi. Sonra birde burayla görüşmek istedik. Burada sağ olsun doktor bey gerçekten çok ilgilendi. Mustafa Bey anında müdahale etmeye hazırdı ve kist olduğunu söyledi 17-18 santimetre büyüklüğünde. Sonra da Mahmut Bey ile görüştük, o da elinden geleni yapacağını söyledi ve böyle bir ameliyata karar verdik. Şu an için sağlıklı olduğunu düşünüyoruz. Teşekkür ederim" dedi.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:49
Nazilli Devlet Hastanesi’nde aşırı sıcaklara karşı vatandaşlar bilgilendirildi
Nazilli Devlet Hastanesi, aşırı sıcakların yol açabileceği sağlık risklerine karşı vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla stant açarak, sıcak çarpmasından korunma ve doğru sıvı tüketimi konusunda bilgilendirme yaptı. Nazilli Devlet Hastanesi, artan yaz sıcaklarının olumsuz etkilerine karşı vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla hastane içerisinde bir bilgilendirme standı açtı. Stantta vatandaşlara, sıcak çarpmasından korunma yöntemleri, doğru sıvı tüketimi ve beslenme önerileri ile risk grubunda yer alan kişilerin dikkat etmesi gereken hususlar konusunda bilgi verildi. Nazilli Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Necati Akkaya yaptığı açıklamada, aşırı sıcakların özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan bireyler için ciddi sağlık riskleri taşıdığını belirtti. Hastane Başhekimi Uzm. Dr. Necati Akkaya konuyla ilgili yaptığı açıklamada "Aşırı sıcaklar, özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik rahatsızlığı olan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturabilmektedir. Sağlığınızı korumak için bol sıvı tüketmeye, serin ve gölgeli alanlarda bulunmaya, güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamaya özen gösteriniz. Hastanemiz, halkımızın sağlığını korumaya yönelik çalışmalarına aralıksız devam edecektir" dedi.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:38
Gilaburu ile böbrek taşlarına doğal bir yaklaşım: Gelenekten Bilime
Böbrek taşı hastalığı, şiddetli ağrılara ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşe neden olan yaygın bir sağlık sorunudur. Anadolu’nun bazı bölgelerinde uzun yıllardır kullanılan gilaburu (Viburnum opulus), geleneksel tıpta "böbreğin süpürgesi" olarak anılmaktadır. Dr. Ziypak, bu bitkinin modern tedavilerle birlikte destekleyici olarak kullanım potansiyelini değerlendirdi. BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Dr. Tevfik Ziypak, "Gilaburu, özellikle Kayseri çevresinde sonbaharda toplanan kırmızı meyveleriyle bilinir. Yöre halkı bu meyveleri fermente ederek suyunu içmektedir" dedi. Buruk tadının, etkisinin bir işareti olarak kabul edildiğini belirten Dr. Ziypak, gilaburunun geleneksel kullanımının halen birçok evde sürdüğünü ifade etti. Güçlü içerik: Vitaminler, asitler ve etkin bileşikler "Bu meyvenin içeriğinde yüksek miktarda C vitamini, potasyum, malik asit, sitrik asit ve polifenoller bulunur. Ayrıca, düz kasları gevşetici etkisiyle bilinen "skopoletin" adlı bir bileşiğe de sahiptir. Bu özelliğin, taşın üreter içinde daha rahat ilerlemesini sağlayabileceği düşünülmektedir" diyen Dr. Ziypak’a göre, bu biyolojik etkiler, gilaburunun taş tedavisinde rol oynamasını mümkün kılabilir. Dr. Ziypak, gilaburunun halk arasında uzun yıllardır "doğal taş ilacı" olarak kullanıldığını belirtti. Dr. Ziypak, "Ancak geleneksel gözlemler bilimsel verilerle desteklenmedikçe, modern tıpta tek başına bir tedavi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Yine de, bu gözlemler araştırmalar için önemli ipuçları sunabilir" dedi. Yüzde 82 oranında taş düşürme başarısı elde edildi Bilimsel olarak bakıldığında, gilaburu üzerine yapılmış ilk çalışmalar umut verici sonuçlar ortaya koymuştur. 2019 yılında 103 hastayla gerçekleştirilen bir araştırmada, 10 mm’den küçük distal üreter taşı olan bireylerde, gilaburu ekstresi verilen grupta yüzde 82 oranında taş düşürme başarısı elde edilmiştir. Kontrol grubunda ise bu oran yüzde 66’dır. Dr. Ziypak, ayrıca bu çalışmada taş düşürme süresinin de 14 günden 9 güne düştüğünü söyledi. 2021’de yapılan başka bir çalışmada gilaburu ekstresi, tamsulosin adlı alfa-bloker ilaçla karşılaştırılmıştır. Bulgulara göre iki grup arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Bu da, bazı hastalarda gilaburunun farmakolojik tedaviler kadar etkili olabileceğini düşündürmektedir. Ancak Dr. Ziypak, bu sonuçların henüz kılavuzlara girecek kadar güçlü kanıt oluşturmadığını vurguladı. Nasıl etki gösteriyor Gilaburunun muhtemel etkileri iki temel mekanizmayla açıklanabilir. Birincisi, antispazmodik etkisiyle üreter kaslarını gevşeterek taşın daha kolay ilerlemesini sağlamasıdır. İkincisi ise içerdiği sitrat sayesinde idrarda kalsiyum kristallerinin oluşumunu önleyebilmesidir. Dr. Ziypak’a göre ikinci mekanizma, hayvan ve laboratuvar çalışmalarında desteklense de insanlarda daha fazla veriye ihtiyaç vardır. Dr. Ziypak, Avrupa Üroloji Derneği (EAU) ve Amerikan Üroloji Derneği (AUA) gibi uluslararası rehberlerde gilaburunun yer almadığını belirtti. Bunun başlıca nedeni, yeterli büyüklükte, kontrollü ve standardize ürünlerle yapılmış klinik çalışmaların henüz bulunmamasıdır. Gilaburu, asidik yapısı nedeniyle özellikle mide rahatsızlığı olan bireylerde reflü ya da gastrit gibi semptomları tetikleyebilir. Şeker eklenmiş ürünler, diyabet hastaları için risk oluşturabilir. Bu yüzden Dr. Ziypak, gilaburunun mutlaka doktor gözetiminde ve mevcut tedavilerle birlikte, tamamlayıcı olarak kullanılmasını öneriyor. "Destekleyici ama tek başına yetersiz" Sonuç olarak gilaburu, bilimsel olarak potansiyel vaat eden bir bitkidir. Küçük boyutlu distal üreter taşlarında destekleyici olarak düşünülebilir. Ancak etkisinin kişiden kişiye değişebileceği ve şu an için modern tedavilerin yerini alamayacağı unutulmamalıdır. Dr. Ziypak, bu bitkinin gelecekte yapılacak geniş kapsamlı çalışmalarla daha net bir yer edinebileceğini ifade etti.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:30
Yaz aylarında ıslak mayo tehlikesi
Yaz aylarında deniz ve havuz keyfi yaparken en sık yapılan hatalardan biri olan ıslak mayo ile uzun süre kalmak, kadın sağlığı açısından ciddi riskler taşıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, ıslak mayo ile beklemenin vajinal enfeksiyonlara davetiye çıkardığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, havuz ya da denizden çıkar çıkmaz değişim yapıp kuru yedek mayo kullanmak vajinal enfeksiyon sıklığını azaltacağını söyledi. Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, "Havuz veya denizden çıktıktan sonra ıslak mayo ile kalmak, vajinal bölgede nemin artmasına neden olur. Bu da mantar ve bakteriyel enfeksiyonların çoğalması için uygun bir ortam oluşturur. Özellikle yaz aylarında artış gösteren vajinal enfeksiyonlar, akıntı, kaşıntı, kötü koku, yanma ve cinsel ilişki sırasında ağrı gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor" dedi. Vajinal enfeksiyonlardan korunmak için dikkat edilmesi gereken bazı hijyen kurallarını da sıralayan Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, şunları söyledi: "Deniz veya havuz sonrası mutlaka kuru mayo veya bikini giyilmelidir. Genital temizlik önden arkaya doğru yapılmalı, böylece makat bölgesindeki bakterilerin vajinaya taşınması önlenmelidir. Günlük iç çamaşırı değişimi ihmal edilmemeli, gerekirse günde birkaç kez değiştirilmelidir. Pamuklu, hava alan iç çamaşırları tercih edilmeli ve mümkünse ütülenmelidir. Parfümlü sabun, deterjan ve kozmetik ürünlerden uzak durulmalıdır. Genital bölge tüy temizliğinde jilet yerine ağda ya da lazer epilasyon gibi yöntemler tercih edilmelidir." "Her bireyin cilt yapısı farklıdır. Parfümlü ürünler ciltte tahrişe neden olarak enfeksiyona zemin hazırlayabilir. Yaz aylarında kadınlar bu konuda çok daha dikkatli olmalı" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, hijyen kurallarına uyulduğu takdirde vajinal enfeksiyonların büyük ölçüde önlenebileceğini vurguladı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:28
Reflü, ameliyat olmadan girişimsel işlemle tedavi edilebiliyor
Gastroenterolog Prof. Dr. Yusuf Serdar Sakin, toplumda sık rastlanılan bir sorun olan reflünün artık cerrahiye gerek kalmadan tedavi edilebildiğini söyledi. "Endoskopik reflü tedavisi" denilen bu yöntemle ağız yolundan girilerek gevşek olan kapağa midenin içinden dikiş atılarak kapak ağzının daraltıldığını belirten Prof. Dr. Sakin, "Bu sayede mideden yemek borusuna olan gıda kaçışı azaltılmış oluyor. Bu yöntem yüzde 90’a varan başarı oranı ve düşük yan etki riski ile anatomisi uygun olan hastalara uygulanıyor" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Serdar Sakin, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla ortaya çıkan, mide yanması, göğüs ağrısı, boğaz tahrişi ve öksürük gibi şikayetlere yol açan reflü hastalığının ameliyatsız tedavisi hakkında bilgi verdi. Reflü tanısı koydukları hastalardan öncelikle yaşam tarzı değişikliğine gitmelerini ve reflüyü artıran yiyeceklerden uzak durmalarını istediklerini belirten Prof. Dr. Sakin, bu değişikliklere rağmen şikayetler geçmediğinde ilaç tedavisi planladıklarını kaydetti. İlaç tedavisi olarak proton pompa inhibitörleri başta olmak üzere birçok ilaç tedavisinin uygulandığını, ancak bazı hastaların bundan yarar görmediğini belirten Prof. Dr. Sakin, şöyle konuştu: "Bazı hastalarda da uzun dönem ilaç kullanımı emilim bozukluğu, kemik erimesi ve zatürre gibi birçok hastalığa sebep olmaktadır. Bu nedenle her gün olacak şekilde uzun dönem ilaç tedavisi kullanımı önerilmemektedir. Gerek ilaç tedavisinden fayda görmeyen, gerekse sürekli ilaç kullanması gereken hastalara eskiden cerrahi olarak bu kapağın tamiri önerilmekteydi. İlk aşama yaşam tarzı değişikliği, ilaç tedavisi, ikinci aşama ise cerrahi yöntemle kapağın tamir edilmesiydi. Ancak, günümüzde bu sıralamada cerrahiden önce artık ameliyatsız tedavi olan endoskopik reflü tedavisi geliyor. Bu tedavi endoskopik olarak yemek borusu ve mide arasındaki kapağı midenin içinden dikiş atarak daraltma yoluyla reflüyü azaltma esasına dayanmaktadır. Bu yöntemde ağız yoluyla girilerek midenin içinden yemek borusu ile mide arasındaki gevşek kapak bölgesine dikiş atılıyor. Böylece kapak daraltılarak mide asidinin yemek borusuna kaçışı engelleniyor. Bu tedavi sonrası yiyeceklerin ve asidin yemek borusunu tahrişi ortadan kalktığı için hem hastanın şikayeti geçiyor hem de ilaç kullanma ihtiyacı ortadan kalkıyor." Öte yandan Prof. Dr. Sakin, Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onaylı olan yöntemin, yüzde 90’a varan başarı oranı ile ciddi yan etkilere yol açmadan güvenle uygulanabildiğini kaydetti. Sakin, bu işlem sonrasında hastaların genelde 6 saat sonra, en geç bir gün sonra tekrar normal yaşantılarına dönebildiğini söyledi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder