Son Dakika
|
Güney Kıbrıs’taki İngiliz üssüne İHA saldırısı
ABD'ye ait F-15 savaş uçağı Kuveyt'te düştü
Lübnan Sağlık Bakanlığı: "İsrail saldırılarında 31 kişi öldü, 149 kişi yaralandı"
İran’dan BM’ye mektup: "Hamaney’in öldürülmesi uluslararası hukuka yönelik bir saldırı"
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Orta Doğu, uzayan bir savaştan büyük zarar görecektir"
İran’dan Kudüs’e füze saldırısı: En az 5 yaralı
Almanya, Fransa ve İngiltere'den İran’a gözdağı
Larijani: "ABD ile müzakere etmeyeceğiz"
Faslı futbolcu Munir El Haddadi, Türkiye’ye sığındı
Trump: "İran operasyonu, ABD tüm hedeflerine ulaşana kadar devam edecek"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
Güney Kıbrıs’taki İngiliz üssüne İHA saldırısı
Yaşlı kadını altınları için darp edip, ağır yaraladılar
Faslı futbolcu Munir El Haddadi, Türkiye’ye sığındı
CENTCOM: "İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun artık bir karargahı yok"
İsrail ordusu, İran’a düzenlenen saldırılara ait yeni görüntüler paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İran halkına başsağlığı diliyorum"
Trump: "İran Donanması’na ait 9 gemiyi batırdık"
SAĞLIK
Bayburt Devlet Hastanesinde Şubat ayında 40 bin 986 hastaya bakıldı
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:42:38
Bayburt Devlet Hastanesi, Şubat ayında hastaneye başvuran hasta sayısını açıkladı. Açıklanan verilere göre ayaktan bakılan hasta sayısı 40 bin 986 olarak kayıtlara geçti. Ocak ayında 40 bin 4 olan hasta sayısının Şubat ayında artış gösterdiği görülürken, en fazla başvuru iç hastalıkları ve ortopedi polikliniklerine yapıldı. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alan 12 bin 439, MHRS dışı ayaktan başvuran 17 bin 674 ve acil servise müracaat eden 10 bin 873 hasta olmak üzere toplam 40 bin 986 kişi hastanede muayene edildi. Şubat ayında en fazla başvuru 4 bin 302 hasta ile iç hastalıkları polikliniğine yapıldı. Bu polikliniği 2 bin 924 başvuru ile ortopedi, 2 bin 381 ile kadın hastalıkları, 2 bin 327 ile göz hastalıkları ve 2 bin 196 ile çocuk polikliniği izledi. Acil servise ise 10 bin 873 hasta başvurdu. 01-28 Şubat tarihleri arasında polikliniklere tedavileri yapılmak üzere başvuran ve muayene edilenlerin sayıları ise şu şekilde: Uzman aile hekimliği: Bin 192 Anestezi polikliniği: 251 Beyin cerrahisi: Bin 211 Cildiye polikliniği: Bin 94 Çocuk cerrahisi: 168 Çocuk polikliniği: 2 bin 196 Çocuk ve ergen ruh sağlığı: 231 Enfeksiyon hastalıkları: 285 Fizik tedavi polikliniği: Bin 626 Genel cerrahi polikliniği: Bin 489 Göğüs cerrahisi polikliniği: 135 Göğüs hastalıkları polikliniği: 779 Göz hastalıkları polikliniği: 2 bin 327 İç hastalıkları polikliniği: 4 bin 302 Kadın hastalıkları polikliniği: 2 bin 381 Kalp damar cerrahisi: 342 Kardiyoloji polikliniği: Bin 862 Kulak burun boğaz polikliniği: Bin 386 Nöroloji polikliniği: Bin 437 Ortopedi polikliniği: 2 bin 924 Plastik cerrahi polikliniği: 184 Ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği: Bin 121 Üroloji polikliniği: Bin 190 Acil servis hastası: 10 bin 873 Hastanede, 234 ameliyat ve 58 lokal ameliyat gerçekleştirilirken, 102 endoskopi, 37 kolonoskopi, 9 bronkoskopi ve 42 anjiyo işlemi yapıldı. Ayrıca 3 hastaya kalıcı kalp pili takıldı. Gebe okulundan yararlanan danışan sayısı ise 21 olarak açıklandı.
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:36
Uzmanından sahurda beslenme uyarıları
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Hatice Tepe, Ramazan ayında dengeli beslenmenin hayati önem taşıdığını söyleyerek uzun süreli açlık ve susuzluğun vücut üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Ramazan ayında beslenme düzeninin doğru planlanmasının hem metabolizma sağlığı hem de günlük yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Diyetisyen Hatice Tepe, özellikle sahur öğününün gün içerisindeki kan şekeri dengesi açısından kritik rol oynadığını vurguladı. "Sahur öğününü atlamak gün içerisinde kan şekeri dalgalanmalarına, halsizlik ve baş dönmesine neden olabilir. Bu durum uzun vadede metabolizma üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir. Bu nedenle sahurda yumurta, peynir, yeşillikler, 2-3 dilim tam buğday ekmeği ve sağlıklı yağlar içeren dengeli bir öğün tercih edilmesi, gün boyu tokluk hissinin korunmasına yardımcı olacaktır" dedi. İftara kontrollü başlanmalı İftarda yapılan en önemli hatalardan birinin hızlı ve aşırı yemek tüketimi olduğunu belirten Diyetisyen Hatice Tepe, iftara hafif besinlerle başlanması gerektiğini ifade etti. Tepe, "İftarda öncelikle su, hurma veya hafif iftariyelikler ve çorba ile başlangıç yapılmalı, ardından birkaç dakika ara verilmelidir. Bu ara, sindirim sisteminin hazırlanmasına yardımcı olurken aynı zamanda aşırı kalori alımını da önlemektedir. Ana yemeğe kontrollü şekilde geçilmesi sindirim sağlığı açısından önemlidir" diye konuştu. Kızartma, aşırı yağlı ve hamur işi ağırlıklı yemeklerin yerine sağlıklı pişirme yöntemleriyle hazırlanan yemeklerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Tepe, bu tür beslenme alışkanlıklarının hem kilo kontrolü hem de sindirim sistemi sağlığı açısından koruyucu olduğunu kaydetti. "İftar ile sahur arasında 8-10 bardak su tüketilmeli" Ramazan ayında sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Hatice Tepe, iftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketilmesinin vücut dengesi açısından önemli olduğunu söyledi. Tepe, "Uzun süre susuz kalındığı için iftar ile sahur arasında en az 8-10 bardak su tüketilmesini öneriyoruz. Suyun tamamını iftarda bir anda tüketmek yerine, zamana yayarak ve yudum yudum içmek sindirim sistemi açısından daha faydalı olacaktır" ifadelerini kullandı. Gıda israfına karşı dengeli sofralar kurulmalı Ramazan ayında gıda israfına da dikkat çeken Diyetisyen Hatice Tepe, uzun süreli açlığın ardından gereğinden fazla yemek hazırlanmasının hem sağlık hem de kaynak kullanımı açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirtti. Ramazan sofralarının daha dengeli, yeterli ve sağlıklı şekilde planlanması gerektiğini vurgulayan Tepe, bu yaklaşımın hem vücut sağlığının korunmasına hem de gıda israfının önlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Diyetisyen Hatice Tepe, Ramazan boyunca dengeli ve bilinçli beslenmenin bağışıklık sisteminin korunması, enerji seviyesinin sürdürülebilmesi ve genel sağlığın desteklenmesi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, vatandaşlara sağlıklı ve dengeli bir Ramazan geçirmeleri tavsiyesinde bulundu.
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:25
Ramazan’da fazla hurma tüketimine dikkat
Medical Point Gaziantep Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, Ramazan’da hurma tüketimi hakkında bilgi verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, hurmanın doğal şeker içeriğinin yüksek olduğunu belirterek, "Hurma lif, potasyum ve antioksidan açısından zengin bir meyvedir. Oruç sonrası kan şekerini dengelemeye yardımcı olur ancak porsiyon kontrolü yapılmadığında kan şekerinde ani yükselmelere sebep olabilir" dedi. Özellikle diyabet hastaları, insülin direnci olan bireyler ve kilo kontrolü sağlamaya çalışan kişilerin hurma tüketiminde dikkatli davranması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Çınkır, "Bir adet hurma ortalama 20-25 kalori içerir ve nispeten yüksek glisemik indekse sahiptir. İki ya da üç adetin üzerine çıkıldığında, özellikle yemek öncesi hızla yükselen kan şekeri düzeyleri görülebilir" uyarısında bulundu. İftar ve sahur önerileri Uzm. Dr. Ümit Çınkır, Ramazan süresince sağlıklı beslenmenin önemine vurgu yaparak, "İftarda hurmayı suyla birlikte, ana yemeğe geçmeden önce 1-2 adet ile sınırlamak, sahurda protein ağırlıklı beslenmeyi tercih ederek kan şekerinin daha dengeli kalmasını sağlamak, aşırı tatlı ve şerbetli yiyecekler yerine doğal şeker kaynağı hurma gibi gıdalarla iftarı açmak, gün boyunca yeterli miktarda su tüketimine özen göstermek" şeklinde konuştu. Risk gruplarına özel uyarı Dr. Ümit Çınkır, "Her bireyin metabolik profili farklıdır. Bu nedenle hurma tüketimi gibi beslenme unsurlarını kişiselleştirmek sağlık açısından daha doğru olacaktır. Ramazan’da hurma tüketimi tamamen yasak değil, ancak ölçülü ve bilinçli bir şekilde tüketilmesi hem kan şekeri kontrolü hem de genel metabolik sağlık açısından büyük önem taşıyor" diye konuştu.
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:24
Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete açılıyor
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun kente kazandırdığı sağlık yatırımlarına bir yenisi daha ekleniyor. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, Nazilli’nin ardından Aydın’ın merkezde de hizmete açılıyor. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından tamamen ücretsiz olarak hizmet verecek olan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, kentte yaşayan vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine hızlı ve kolay şekilde ulaşmasını sağlayacak. Nazilli’de kısa sürede büyük ilgi gören merkez; modern mimarisi, güçlü teknik altyapısı, vatandaşların ihtiyaçları gözetilerek planlanan yapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman sağlık personelleriyle Aydın’ın merkezinde de vatandaşlara hizmet verecek. Aydın’ın tüm ilçelerinde yatırımların devam edeceğini belirten Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, "Aydınımızın dört bir yanında vatandaşlarımızı yatırımlarımız ve hizmetlerimiz ile buluşturmaya devam ediyoruz. Nazilli ilçemizin ardından Aydın’ın merkezinde de Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni hizmete açıyoruz. 4 Mart Çarşamba gününden itibaren hizmete başlayacak bu projemizin de kentimize hayırlı olmasını diliyorum. Aydınımız için çalışmaya, projelerimizi hemşehrilerimiz ile buluşturmaya devam edeceğiz. Hizmetle büyüyen Aydın" ifadelerini kullandı. Kemer Mahallesi 1757 Sokak’ta, Atatürk Spor Kompleksi’nde 4 Mart Çarşamba gününden itibaren hizmete başlayacak olan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği ile ilgili detaylı bilgi ve randevu almak isteyen vatandaşlar, 0256 502 40 01 numaralı telefon üzerinden iletişime geçebilecek.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
01 Mart 2026 Pazar- 11:03
Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu
2
01 Mart 2026 Pazar- 09:47
Ramazan’da böbrek sağlığı hakkında önemli bilgiler
3
23 Ocak 2017 Pazartesi- 15:15
Saç neden beyazlar? Erken saç beyazlamasının 30 nedeni
4
28 Şubat 2026 Cumartesi- 13:01
Uzmanından, "Oruç kesinlikle sigara ile açılmamalı" uyarısı
5
13 Mayıs 2022 Cuma- 12:51
Türk Eczacılar Birliği Başkanı Üney: "Ülkemizde daha fazla eczacılık fakültesine ihtiyaç yoktur"
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:18
Hisarcık’ta satışa sunulan ürünlere yönelik denetim yapıldı
Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde, organik tarım ve iyi tarım uygulamaları kapsamında satışa sunulan ürünlere yönelik denetimler gerçekleştirildi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelleri tarafından yapılan denetimlerde; marketlerde satışı yapılan organik ve iyi tarım sertifikalı ürünlerin etiket bilgileri, sertifika geçerlilikleri, izlenebilirlik kayıtları ve ürünlerin muhafaza şartları kontrol edildi. Denetimler sırasında mevzuata uygunluk esas alınarak ürünlerin tüketiciye doğru ve güvenilir şekilde sunulup sunulmadığı incelendi. Yetkililer, organik ve iyi tarım ürünlerinde sertifikasız ve yanıltıcı etiket kullanımına karşı sıfır toleransla hareket edildiğini belirterek, denetimlerin periyodik olarak devam edeceğini ifade etti. Ayrıca tüketicilerin, satın aldıkları ürünlerde organik ve iyi tarım logolarını, sertifika bilgilerini ve ürün etiketlerini dikkatle incelemeleri konusunda uyarılarda bulunuldu. Hisarcık İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, güvenilir gıda arzının sağlanması ve tüketici haklarının korunması amacıyla denetim çalışmalarının aralıksız sürdürüleceğini bildirdi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:05
Çocuklarda görülen enfeksiyonların ilk belirtisi, yüksek ateş
Okullarda ikinci dönemin başlamasıyla beraber çocuklarda yoğun olarak görülen enfeksiyon hastalıklarına karşı uyarıda bulunan uzmanlar, hijyen kurallarına uyulması, hasta çocukların doktorun önerdiği zaman okula dönmesi gerektiğini belirtiyor. Uzmanlar, ateşin bir hastalık değil, vücudun verdiği bir cevap olduğunu vurgularken, özellikle 3 günden uzun süren bir ateş varsa mutlaka bir doktora başvurulması gerektiğine dikkat çekti. İkinci dönem eğitim ve öğretimin başlamasıyla beraber uzmanlardan salgınlara karşı uyarı geldi. Kış aylarında ortamlarda havalandırmanın sağlıklı yapılamadığına dikkat çeken Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, bu dönemlerde dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Okullar açıldı, kış mevsimdeyiz, havalar soğuk ve kapalı ortamlarda havalandırma güzel sağlanamıyor. Mümkün olduğu kadar havalandırmanın sağlanması, el hijyenine dikkat edilmesi, özellikle kış aylarında görülen viral enfeksiyonların yayılmasını önlemek için önemli. Bunun dışında şu anda sık gördüğümüz suçiçeği enfeksiyonları var. Aşısı olmayan çocukların aşılanması bu aşamada önemli. Hala influenza enfeksiyonlarımız devam ediyor. Bunun dışında halk arasında BETA olarak bilinen boğaz enfeksiyonlarımız devam etmekte. Bunlara karşı da dikkatli olunması gerekiyor. Ellerin yıkanması, hijyen kurallarına uyulması, ishal varsa tuvaletin mümkünse ayrılması, boğaz enfeksiyonu olan çocuk istirahate ayrıldığında çocuğun doktorun önerdiği zaman okula tekrar dönmesi, bunun dışında hasta çocukların mümkün olduğunca okula gönderilmemesi de çok önemli" dedi. "3 günden uzun süren bir ateş varsa mutlaka bir doktora başvurmaları gerekiyor" Ateşlenen çocuğun takip edilmesine dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Aileler şu anda özellikle doktora sık sık başvuruyor. Bu da ne demek oluyor diye bakarsak, antibiyotik kullanma ihtimalinin artması. Aslında enfeksiyonların çoğu bu aşamada bir enfeksiyon ve viral enfeksiyonlar. Maalesef ki antibiyotikler bir cevap vermiyor. Burada ne öne geçiyor; dinlenme, uyku düzeni, beslenme. Bunun dışında sıvı tedavisi, özellikle su içme, hidrasyonun sağlanması önemli. Çocuklarda ateş ailelerin en çok korktuğu semptomlardan birisi. Ateşli çocuğu tabii ki takip etmemiz gerekiyor. Özellikle 3 günden uzun süren bir ateş varsa mutlaka bir doktora başvurmaları gerekiyor. Onun dışında evde fark ettiniz, ne yapmamız gerekiyor; o sırada çocuğun üstünü soymamız ve ince giydirmemiz, ıık suyla yıkamamız, ateş düşürücü uygun dozda, uygun şekilde vermemiz gerekiyor. Tekrarlayan ateş düşürücü verdiğimiz zaman ise mutlaka doktorun önereceği aralara uyarak verilmesi gerekmekte" ifadelerini kullandı. "Ateşi tedavi etmeyiz, altında yatan hastalığı tedavi ederiz" Özellikle ailelerin çocukları yanlış şekilde iyi etmenin yolunu bulmaya çalıştığını ifade eden Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Örnek vermek gerekirse; sirkeli suya sokuyorlar, soğuk suya sokuyorlar, soğuk suya sokunca da birden vücut ısısı düşürüyorlar ama vücut bu sefer ne olarak cevap veriyor, algıladığı vücudun soğuduğu. Çocuklar bu sefer kendi beyninden gelen yanıtla tekrar vücut ısınmaya başlıyor. Tekrar ateşle gelebiliyor. Onun dışında aslında viral enfeksiyonlarda ateş kendi düşeceği zaman düşüyor, bu dönemde bizim verdiğimiz ek bir ilacın faydası olmuyor. Ateş hastalık değildir, ateş vücudun verdiği bir cevaptır. Ateş olduğu zaman ‘demek ki bir ortamda sıkıntı var ve buna karşı savaşıyoruz’ demektir. Bu da nasıl oluyor, vücutta enfeksiyona karşı savunacak hareketi tetikleyen mekanizmadır. Biz aslında ateşi tedavi etmeyiz, altında yatan hastalığı tedavi ederiz. O yüzden hastalığımız neyse onu tedavi etmek önemlidir" diye konuştu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:03
Hisarcık’ta şap karantinası kaldırıldı
Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde 2 Aralık 2025 tarihinde görülen şap hastalığı nedeniyle uygulanan kordon ve karantina tedbirleri sona erdi. İlçede büyük ve küçükbaş hayvan giriş çıkışları yeniden serbest bırakıldı. Hisarcık İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, 30 Ocak 2026 itibarıyla hastalığın kontrol altına alındığı, gerekli tüm tedbirlerin uygulanmasının ardından karantinanın kaldırıldığı bildirildi. Açıklamada ayrıca benzer vakaların tekrar yaşanmaması için aşılama ve dezenfeksiyon kurallarına titizlikle uyulmasının büyük önem taşıdığı vurgulandı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:43
Prof. Dr. Korkmaz, "Kadınlarda depresyon erkeklere oranla yaklaşık 1,5-2 kat daha fazla görülüyor"
Kadınlarda depresyonun erkeklere oranla yaklaşık 1,5-2 kat daha fazla görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Sevda Korkmaz, "Yaşam boyunca her 10 erkekten biri ve her 5 kadından biri en az bir kez depresyona yakalanıyor" dedi. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Fırat Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevda Korkmaz, depresyon hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Depresyonun hem dünyada hem de ülkede oldukça sık görülen bir ruhsal hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Korkmaz, "Depresyon; keyifsizlik, neşesizlik, hayattan zevk alamama, motivasyon eksikliği, değersizlik hissi, karamsarlık, suçluluk duygusu ile ölüm ve intihar düşünceleri gibi klinik bulgularla ortaya çıkıyor. Toplumda görülme sıklığı, bölgelere göre değişmekle birlikte yaklaşık yüzde 8-10 arasındadır. Kadınlarda depresyon erkeklere oranla yaklaşık 1,5-2 kat daha fazla görülüyor. Yaşam boyunca her 10 erkekten biri ve her 5 kadından biri en az bir kez depresyona yakalanıyor. Depresyon daha çok 30’lu ve 40’lı yaşlarda başlıyor, ancak genel olarak 7’den 77’e tüm yaş gruplarında görülebiliyor. Hastalığın ortaya çıkmasında erken ebeveyn kaybı, madde ve alkol kötüye kullanımı, anksiyete bozuklukları, kadın olmak, düşük sosyoekonomik düzey, ayrı yaşama ya da boşanmış olma, işsizlik, daha önce depresyon geçirmiş olma, yakın zamanda yaşanan önemli yaşam olayları ve stres etkenleri, kişilik yapısı, çocukluk döneminde cinsel ya da fiziksel istismar öyküsü, bazı ilaçlar, tıbbi hastalıklar ve hormonal değişiklikler risk faktörleri arasında yer alıyor" diye konuştu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:27
Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde HOLEP dönemi başladı
Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği’ne, iyi huylu prostat büyümesinin cerrahi tedavisinde kullanılan ileri teknoloji HOLEP (Holmium Lazer Prostatektomi) cihazı tahsis edildi. Hastaneye kazandırılan cihazla birlikte, modern lazer teknolojisine dayalı HOLEP yöntemi Üroloji Kliniği’nde aktif olarak uygulanmaya başlandı. Kapalı cerrahi yöntemler arasında yer alan HOLEP, prostat büyümesine bağlı idrar yolu şikâyetlerinin tedavisinde etkili ve güvenli bir seçenek olarak öne çıkıyor. Uygulama sırasında idrar kanalından girilerek büyüyen prostat dokusu holmiyum lazer yardımıyla kapsülünden ayrılıyor. Mesane içine alınan dokular ise özel bir cihazla parçalanarak vücut dışına çıkarılıyor. Gerekli görülen durumlarda çıkarılan dokular patolojik incelemeye gönderiliyor. HOLEP yöntemi, prostat hacminden bağımsız olarak hem küçük hem de büyük prostatlarda güvenle uygulanabiliyor. Lazer teknolojisi sayesinde kanama kontrolünün etkin şekilde sağlanması, özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar için önemli bir avantaj oluşturuyor. Ameliyat sonrası sonda kalış süresinin ve hastanede yatış süresinin kısa olması ise hastaların günlük yaşamlarına daha hızlı dönmesine imkân tanıyor. Üroloji Kliniği’ne tahsis edilen HOLEP cihazı ile birlikte Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sunulan ürolojik cerrahi hizmetlerin kapsamı ve kalitesinin artırıldığı, hasta güvenliği ve konforunun öncelikli hale getirildiği bildirildi. Hastanenin, sağlık alanındaki teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek bölge halkına nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam edeceği belirtildi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:15
Rahim ağzı kanserine karşı "Güç sende" söyleşisi
Acıbadem Kent Hastanesi ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanseriyle mücadelede erken teşhisin önemi anlatıldı. Katılımcılar, bilgilendirme toplantısının ardından Japon iyileştirme sanatı Kintsugi atölyesinde bir araya gelerek farkındalık etkinliğine imza attı. Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı ve 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanserinin aşı, tarama ve farkındalıkla önlenebileceğine dikkat çekildi. Acıbadem Kent Hastanesi ile Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, uzmanlar ve katılımcılar rahim ağzı kanseriyle mücadele yöntemlerini konuştu. Sanatçı Berna Laçin’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin ardından katılımcılar, Japon iyileştirme sanatı olarak bilinen "Kintsugi" atölyesine katılarak farkındalık çalışmasına destek verdi. "Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin ediliyor" Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Türkiye ve dünyadaki rahim ağzı kanseri verilerini paylaştı. Türkiye’de hastalığın görülme sıklığının yüz binde 4,5 civarında olduğunu belirten Prof. Dr. İtil, bu oranın gelişmemiş ülkelerde yüz binde 30 seviyelerine kadar çıktığını kaydetti. Bulaşma oranlarına ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. İtil, "Türkiye’de yaklaşık 8 ila 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca serviks kanseri öncüsü lezyonların görülme sıklığı çok daha yüksektir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) stratejisine değinen İtil, hedeflerin tutturulması halinde hastalığın yok edilebileceğini vurguladı. İtil, "Hedef kitlenin yüzde 90’ının aşılanması, toplumun en az yüzde 70’inin taranması ve tarama sonucu pozitif çıkan veya lezyon tespit edilen hastaların yüzde 90’ının tedaviye erişiminin sağlanması gerekmektedir. Bu hedefler tutturulduğunda, serviks kanseri bir ülkeden tamamen yok edilebilir. Avustralya, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkeleri gibi aşılama oranlarının yüksek olduğu bölgelerde, 2030 yılından sonra serviks kanserinin tamamen eradike edilmesi öngörülmektedir" ifadelerini kullandı. "30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz tarama yapılıyor" Prof. Dr. İtil, kamuoyunda HPV ve aşılamayla ilgili bilgi kirliliği yaşandığına dikkat çekerek, doğru bilgilendirmenin önemine işaret etti. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) şubelerinin her ilde hizmet verdiğini hatırlatan İtil, şunları söyledi: "Bugüne kadar yaklaşık 16 milyon kişi tarandı. 30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz HPV ve serviks kanseri taraması yapılmaktadır. HPV pozitif çıkan hastalara daha sık tarama, kolposkopik inceleme ve gerektiğinde biyopsi gibi ileri tetkikler uygulanmalıdır. Serviks kanseri, yüzde 99,5 oranında HPV kaynaklı olduğu için sebebi bu kadar net bilinen, yoğun tarama programları ve aşılamayla önlenebilen ender kanser türlerinden biridir." Berna Laçin: "Sağlık sorunları utanç kaynağı olmamalı" Etkinliğin moderatörü Sanatçı Berna Laçin, kadın sağlığı konularının kültürel kodlar nedeniyle konuşulmaktan çekinildiğini ancak bu durumun sağlığı olumsuz etkilediğini belirtti. Kadınların tarihsel süreçte sağlık alanında geri planda kaldığını ifade eden Laçin, "Kendi meselelerimiz hakkında konuşmaktan çekindik ve utandık. Ancak bu buluşmayı, sağlık sorunlarının ayıp olmadığını bilmek, vücudumuzu tanımak ve farkındalık kazanmak adına bir bilgilendirme faaliyeti olarak nitelendirebiliriz" şeklinde konuştu. Meme kanserindeki farkındalığın rahim ağzı kanseri için de oluşturulması gerektiğini vurgulayan Laçin, aşılamanın önemine değindi. Laçin, "Rahim ağzı kanseri özelinde bir aşı mevcuttur. Devletin bu aşılamaları üstleneceğine dair duyumlar alıyoruz, bu çalışmaların bir an önce hayata geçmesini umuyorum. Böylece gençlerimiz, henüz hastalıkla tanışmadan önlem alabilir. Önleyici tedbirler, hem birey hem de toplumun sağlık yükü açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. "Meme kanserine gösterilen hassasiyeti rahim ağzı kanserine de göstermeliyiz" Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk ise derneğin kadın kanserlerine yönelik farkındalığı artırmak amacıyla yola çıktığını ifade etti. Kanserin küresel ölçekte en sık görülen ikinci ölüm sebebi olduğunu hatırlatan Öztürk, "Meme kanseri, hakkında sıkça konuşulan bir alan olmakla birlikte, benzer sıklıkta görülmesi ve önlenebilir nitelikte olması nedeniyle rahim ağzı kanseri konusunda da bir kampanya yürütmekteyiz. Özellikle çocukluk çağından itibaren uygulanabilen bir aşısının bulunması, hastalığın tedavisinin ve koruyuculuğunun mümkün olması büyük önem arz etmektedir" açıklamasında bulundu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:11
Deprem sonrası bel fıtığı vakalarında artış yaşandı
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinin ardından özellikle bel ağrısı ve bel fıtığı şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuran hasta sayısında artış yaşandığı bildirildi. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Beşir Şahin İnceer, "Deprem anında ani yapılan hareketler, vücudun kendini koruması için refleks olarak yaptığı koruma hareketleri, zorlamalar, depremden sonra ağır eşya taşımalar, çadırda, konteynerde kalma, bunlar omurgada zorlanmaya yol açtı" dedi. Özel HG Hospital Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Beşir Şahin İnceer, deprem sonrası dönemde omurga kaynaklı rahatsızlıkların sık görülmeye başladığını belirterek, hastaların büyük bölümünün şikayetlerini doğrudan deprem süreciyle ilişkilendirdiğini söyledi. İnceer, deprem anında yapılan ani hareketler, korunma refleksleri, kaçma sırasında oluşan zorlanmaların yanı sıra deprem sonrası ağır eşya taşınması, ev değişiklikleri, çadır ve konteyner yaşamı ile araçlarda kalmanın omurgada anormal yüklenmeye yol açtığını ifade etti. Depremin ortaya çıkardığı psikolojik stresin de kas-iskelet sistemi üzerinde etkili olduğuna dikkat çeken Dr. İnceer, uzun süreli kaygı ve tetikte olma halinin bel ve sırt kaslarının gevşemesini engellediğini, bunun da bel ağrıları ve bel fıtığı oluşumuna zemin hazırladığını vurguladı. Uzman Dr. Beşir Şahin İnceer, deprem ile bel fıtığı arasındaki bölgede belirgin bir ilişki gözlemlediklerini dile getirerek, şu bilgileri paylaştı: "Deprem anında ani yapılan hareketler, ters hareketler, vücudun kendini koruması için refleks olarak yaptığı koruma hareketleri, zorlamalar, kaçma sırasında kendini koruma sırasında. Bunlar omurgada bir zorlanmaya yol açtı. Depremden sonra özellikle ağır eşya taşımalar, ev taşımaları, çadırda, konteynerda kalma, insanlar arabalarda kaldılar. Bunların hepsi omurgada anormal bir yüklenmeye ve bel ağrılarının, bel fıtıklarının oluşumuna yol açtı. Tabii bir de işin görünmeyen tarafı var insanlarda. Depremin psikolojik hissi, stres dediğimiz durum. Burada vücut uzun süre strese maruz kaldığında, her an bir deprem olacak, her an bir sallanacak hissi, insanlarda her an savaş ya da kaç dediğimiz duruma hazır bir şekilde tetiklenmiş bir şekilde bekliyor vücut. Yani bel kasları, omurga kasları gevşemeye fırsat bulamıyor. Sürekli stres altında. Bu da omurga kaslarında gevşemeye fırsat bulamayıp sürekli bir kasılı halde kalmasına yol açıyor. Ve bu da yine omurgada, belde fıtıklara ve bel ağrılarına, bacak ağrılarına oluşmasına zemin hazırlıyor. Depremle bel fıtığı arasında çok belirgin bir ilişki. Omurgada bizim diskler dediğimiz iki omurgayı bir arada tutan, omurun arasında yerleşen diskler mevcut. Bu disklerin içerisindeki materyal dışarı çıkıp bacağına sinirlere baskı yaptığında bel fıtığına bağlı ağrılar oluşuyor. Bel fıtığında genellikle bel ve bacak ağrıları görüyoruz ve birçoğu ameliyata gerek kalmadan iyileşebiliyor. Ve hastalara bizim tavsiyemiz şu eğer bel ağrısı varsa bir an önce başvurmaları ve tedavi yapmaları. Erken tedavi ile doğru tedavi ile kalıcı bir hasar oluşmadan ağrıları önlemek ve bu sorunların önüne geçmek mümkün."
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:58
Rahim ağzı kanserine karşı ‘Güç sende’ söyleşisi
Acıbadem Kent Hastanesi ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanseriyle mücadelede erken teşhisin önemi anlatıldı. Katılımcılar, bilgilendirme toplantısının ardından Japon iyileştirme sanatı Kintsugi atölyesinde bir araya gelerek farkındalık etkinliğine imza attı. Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı ve 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanserinin aşı, tarama ve farkındalıkla önlenebileceğine dikkat çekildi. Acıbadem Kent Hastanesi ile Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, uzmanlar ve katılımcılar rahim ağzı kanseriyle mücadele yöntemlerini konuştu. Sanatçı Berna Laçin’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin ardından katılımcılar, Japon iyileştirme sanatı olarak bilinen "kintsugi" atölyesine katılarak farkındalık çalışmasına destek verdi. "Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin ediliyor" Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Türkiye ve dünyadaki rahim ağzı kanseri verilerini paylaştı. Türkiye’de hastalığın görülme sıklığının yüz binde 4,5 civarında olduğunu belirten Prof. Dr. İtil, bu oranın gelişmemiş ülkelerde yüz binde 30 seviyelerine kadar çıktığını kaydetti. Bulaşma oranlarına ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. İtil, "Türkiye’de yaklaşık 8 ila 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca serviks kanseri öncüsü lezyonların görülme sıklığı çok daha yüksektir." dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) stratejisine değinen İtil, hedeflerin tutturulması halinde hastalığın yok edilebileceğini vurguladı. İtil, "Hedef kitlenin yüzde 90’ının aşılanması, toplumun en az yüzde 70’inin taranması ve tarama sonucu pozitif çıkan veya lezyon saptanan hastaların yüzde 90’ının tedaviye erişiminin sağlanması gerekmektedir. Bu hedefler tutturulduğunda, serviks kanseri bir ülkeden tamamen yok edilebilir. Avustralya, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkeleri gibi aşılama oranlarının yüksek olduğu bölgelerde, 2030 yılından sonra serviks kanserinin tamamen eradike edilmesi öngörülmektedir." ifadelerini kullandı. "30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz tarama yapılıyor" Prof. Dr. İtil, kamuoyunda HPV ve aşılamayla ilgili bilgi kirliliği yaşandığına dikkat çekerek, doğru bilgilendirmenin önemine işaret etti. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) şubelerinin her ilde hizmet verdiğini hatırlatan İtil, şunları söyledi: "Bugüne kadar yaklaşık 16 milyon kişi tarandı. 30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz HPV ve serviks kanseri taraması yapılmaktadır. HPV pozitif çıkan hastalara daha sık tarama, kolposkopik inceleme ve gerektiğinde biyopsi gibi ileri tetkikler uygulanmalıdır. Serviks kanseri, yüzde 99,5 oranında HPV kaynaklı olduğu için sebebi bu kadar net bilinen, yoğun tarama programları ve aşılamayla önlenebilen ender kanser türlerinden biridir." Berna Laçin: "Sağlık sorunları utanç kaynağı olmamalı" Etkinliğin moderatörü Sanatçı Berna Laçin, kadın sağlığı konularının kültürel kodlar nedeniyle konuşulmaktan çekinildiğini ancak bu durumun sağlığı olumsuz etkilediğini belirtti. Kadınların tarihsel süreçte sağlık alanında geri planda kaldığını ifade eden Laçin, "Kendi meselelerimiz hakkında konuşmaktan çekindik ve utandık. Ancak bu buluşmayı, sağlık sorunlarının ayıp olmadığını bilmek, vücudumuzu tanımak ve farkındalık kazanmak adına bir bilgilendirme faaliyeti olarak nitelendirebiliriz." şeklinde konuştu. Meme kanserindeki farkındalığın rahim ağzı kanseri için de oluşturulması gerektiğini vurgulayan Laçin, aşılamanın önemine değindi. Laçin, "Rahim ağzı kanseri özelinde bir aşı mevcuttur. Devletin bu aşılamaları üstleneceğine dair duyumlar alıyoruz; bu çalışmaların bir an önce hayata geçmesini umuyorum. Böylece gençlerimiz, henüz hastalıkla tanışmadan önlem alabilir. Önleyici tedbirler, hem birey hem de toplumun sağlık yükü açısından büyük önem taşımaktadır." dedi. "Meme kanserine gösterilen hassasiyeti rahim ağzı kanserine de göstermeliyiz" Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk ise derneğin kadın kanserlerine yönelik farkındalığı artırmak amacıyla yola çıktığını ifade etti. Kanserin küresel ölçekte en sık görülen ikinci ölüm sebebi olduğunu hatırlatan Öztürk, "Meme kanseri, hakkında sıkça konuşulan bir alan olmakla birlikte; benzer sıklıkta görülmesi ve önlenebilir nitelikte olması nedeniyle rahim ağzı kanseri konusunda da bir kampanya yürütmekteyiz. Özellikle çocukluk çağından itibaren uygulanabilen bir aşısının bulunması, hastalığın tedavisinin ve koruyuculuğunun mümkün olması büyük önem arz etmektedir." açıklamasında bulundu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:56
Denizli OSB Vakfından PAÜ İnme Merkezime tomografi cihazı bağışı
Pamukkale Üniversitesi ile Denizli Organize Sanayi Bölgesi Sanayicileri Vakfı (DOSAV) arasında, Pamukkale Üniversitesi Hastanesi bünyesinde kurulacak İnme Merkezi’ne Ege Bölgesi’nde bir ilk olacak tomografi cihazının kazandırılmasına ilişkin protokol imzalandı. Denizli OSB Müdürlüğü’nde düzenlenen imza törenine; Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, PAÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ersan Öz ve Prof. Dr. İbrahim Türkçüer, Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı ve DOSAV Vakıf Başkanı Derya Baltalı, PAÜ Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Hakan Alkan, Denizli OSB Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Çalışkan, İsmail Aslan ile Denizli OSB Bölge Müdürü Ahmet Taş, General Elektrik Satış Müdürü Ender Kaya ve GE HealthCare Satış Direktörü Yusuf Ziya Nural katıldı. Törende konuşan Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, kurulacak İnme Merkezi’nin Denizli için önemli bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, "Üniversite-sanayi işbirliğinin en güzel örneklerinden birini daha hayata geçiriyoruz. Bu merkez sayesinde sadece Denizli’ye değil, çevre illere de hizmet verebilecek güçlü bir sağlık altyapısı oluşturulacak. Biz İnme Merkezi için anjiyografi cihazını aldık ancak tomografi cihazını alamamıştık. Derya Bey ve Yönetim Kurulu Üyeleri’ne çok teşekkür ediyoruz. Tomografi cihazını destekleri sayesinde İnme Merkezimize kazandıracağız. Sağlık alanında yapılan her yatırım, doğrudan insan hayatına dokunmaktadır. Denizli OSB ve DOSAV Vakfı yönetimine ve hayırseverlerimize bu kıymetli katkıları için teşekkür ediyorum" dedi. "Ege bölgesi’nde örneği bulunmayan tomografi cihazı temin edildi" DOSAV Vakıf Başkanı Derya Baltalı ise konuşmasında, inme hastalığına yönelik çözüm üretmenin uzun süredir gündemlerinde yer aldığını belirterek, "Üniversitemizde bu merkez için gerekli altyapı büyük oranda hazırlandı, birçok cihaz temin edildi. Ancak burada kritik öneme sahip, dünya standartlarında bir tomografi cihazı bulunuyor. Bu cihazın kazandırılması noktasında yönetim kurulumuzla birlikte sorumluluk aldık. Bağış sürecini Denizli OSB Vakfımız üzerinden yürüteceğiz ve ardından üniversite vakfına aktaracağız. Şu an itibarıyla cihaz temin edildi. Ege Bölgesi’nde örneği bulunmayan, en üst teknolojiye sahip bu cihaz sayesinde, inme geçiren bir hastaya ilk 6 saat içinde müdahale edilebiliyor. Pıhtının yeri tespit edilerek anjiyo yöntemiyle çıkarılması mümkün oluyor. Böylece hasta kısa sürede taburcu edilip günlük yaşamına dönebiliyor. Denizli gibi insan kaynağı güçlü bir şehirde, bu denli hayati bir sağlık yatırımına öncülük etmekten büyük gurur duyuyoruz" dedi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:48
MEAH’ta 2026 yılının ilk "Yönetim Çalışan" buluşması gerçekleşti
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmak ve personel arasındaki koordinasyonu güçlendirmek amacıyla geleneksel hale getirdiği yönetim-çalışan buluşmalarının 2026 yılındaki ilk oturumunu gerçekleştirdi. Toplantı, Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Alper Gökbel başkanlığında yapıldı. Hastanenin farklı birimlerinde görev yapan çalışanların katılımıyla düzenlenen toplantıda; sağlık hizmetlerinin daha etkin, verimli ve kaliteli sunulması için atılacak adımlar masaya yatırıldı. Katılımcı yönetim anlayışının bir örneği olan buluşmada, çalışanların; sahadan getirdikleri geri bildirimler, hizmet kalitesini artırmaya yönelik görüşleri, çalışma şartlarına dair talep ve önerileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Toplantıda, çalışan memnuniyetinin doğrudan hizmet kalitesine yansıdığı vurgulanırken, yönetim ile personel arasındaki iletişimin sürdürülebilir olması gerektiği ifade edildi. Op. Dr. Alper Gökbel, çalışanların görüşlerini doğrudan paylaşabildiği bu tür platformların, kurum içi iş birliğini ve çalışan motivasyonunu en üst düzeyde tutmak için kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:42
Medicana Ataşehir’e TÜSKA SAS akreditasyonu
Medicana Ataşehir Hastanesi, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından yürütülen SAS Akreditasyon Programı kapsamında, ilk başvurusunda standartlara yüzde 100 uyum sağlayarak akredite edildi. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Medicana Ataşehir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Murat Kaya, TÜSKA SAS Akreditasyon Belgesi’nin yalnızca bir sertifika değil, kurumsal bir dönüşümün göstergesi olduğunu ifade etti. Dr. Murat Kaya, "Akreditasyon belgeleri, eğer duvarları süslemenin ötesinde bir anlam taşımıyorsa, bu belgeleri almanın da hiçbir önemi yoktur. Biz bu süreci, sistemin kendisini denetlediği bir yönetim modeli olarak ele aldık" dedi. Medicana Ataşehir Hastanesi’nin kalite yolculuğunun 2022 yılında başladığını hatırlatan Dr. Murat Kaya, önce uluslararası akreditasyon sistemlerinin benimsendiğini, ardından bu sistemler üzerinden üç kez Re-akreditasyon sürecinin başarıyla tamamlandığını belirtti. TÜSKA denetimiyle alınan SAS Akreditasyon Belgesi’nin ise kurum için bir dönüm noktası olduğunu belirtti. "Türkiye’de ilk, dünyada sayılı güvenli hastanelerden biriyiz" Uluslararası denetim süreçlerine de değinen Dr. Murat Kaya, uluslararası sağlık akreditasyonunun Medicana Ataşehir Hastanesi’ni Türkiye’de ilk, dünyada ise beşinci ‘Güvenilir Hastane’ konumuna taşıdığını ifade etti. Dr. Murat Kaya, "Hasta güvenliği, tesis güvenliği ve çalışan güvenliği bizim için her şeyin önünde gelir. Bu unvan, doğru yolda yürüdüğümüzün en güçlü kanıtıdır" dedi. TÜSKA denetimlerinin kuruma yalnızca belge değil, ciddi bir öğrenme ve gelişim alanı sunduğunu söyleyen Dr. Murat Kaya, "Denetimler ve belgelendirmeler, kurumlar için aynı zamanda bir eğitim fırsatıdır. Süreçlerin giderek karmaşıklaştığı bu dönemde, akredite bir sisteme sahip olmak sürdürülebilir başarının en temel anahtarıdır" diye konuştu. "Hedefimiz dünyanın en iyi 50 hastanesi arasında yer almak" Konuşmasının sonunda gelecek vizyonuna değinen Kaya, Medicana Ataşehir Hastanesi’nin hedefinin önümüzdeki yıllarda dünyanın en iyi 50 hastanesi arasında yer almak olduğunu belirterek, "Bu yolculukta emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve bizleri yalnız bırakmayan TÜSKA ailesine teşekkür ediyorum" diye konuştu. ‘Bu belge bir sonuç değil, sürekli gelişimin başlangıcıdır’ Medicana Ataşehir Hastanesi Kalite ve Hasta Hakları Direktörü Özlem Akbulut, SAS Akreditasyon Belgesi’nin güçlü bir vizyonun ve disiplinli bir çalışma kültürünün ürünü olduğunu ifade etti. Özlem Akbulut, "Bu belge, sunduğumuz sağlık hizmetinin güvenilirliğinin ve sürdürülebilirliğinin resmi bir teyididir" diye konuştu. Medicana Sağlık Grubu’nun TÜSKA SAS Akreditasyon Programı’na giren öncü özel sağlık gruplarından biri olduğuna dikkat çeken Akbulut, grup genelindeki hastanelerde eş zamanlı yürütülen sürecin bütüncül bir yaklaşımla yönetildiğini, 2026 yılı itibarıyla grup bünyesindeki diğer hastanelerin de akreditasyon sürecine dahil edileceğini belirtti. TÜSKA Başkanı Doç. Dr. Bayram Demir, Medicana Ataşehir Hastanesi’nin elde ettiği başarının kurumun kendi emeğinin sonucu olduğunu vurguladı. Doç Dr. Demir, "TÜSKA akreditasyonu ile ödüllendirilmiş olmak çok kıymetlidir. Ancak bu başarı bizim değil, sizin başarınızdır. Aynı zamanda birlikte üretim anlayışının da bir ürünüdür" ifadelerini kullandı ve "Akreditasyonda kategorizasyon anlayışı geliştirdik. Buna göre sağlık testlerimizi altın, gümüş ve bronz şeklinde kategorize etmeye başlıyoruz 2026 yılından sonraki denetimlerimiz bu şekilde devam edecek" diye ekledi. Doç. Dr. Demir, 2025 yılının haziran ayında yapılan başvurunun, kasım ayında tecrübeli denetçiler tarafından yerinde değerlendirildiğini ve tüm kriterlerde başarı sağlandığını belirterek, "İlk seferde alınan akreditasyon son derece önemli bir başarıdır. Bu başarıların tüm sağlık tesislerine örnek olmasını diliyorum" dedi. "Türkiye markası olan kurumların bu süreçte rolü büyük" TÜSKA Birimler Koordinatörü Prof. Dr. Umut Beylik, Medicana Ataşehir Hastanesi’ni ve tüm çalışanlarını tebrik etti. Yapılan konuşmaların ardından düzenlenen sertifika teslim töreninde Demir, sürecin taşıdığı öneme dikkat çekerek, "Bu süreçte ‘biz denetime dahil olmak istiyoruz’ demek, güven ve cesaret işidir. Bu cesaret örneğini gösterdikleri için başta Medicana Ataşehir Hastanesi olmak üzere sürece dahil olan diğer hastaneleri de tebrik ediyorum" diye konuştu. Sertifikanın takdim edilmesinin ardından gerçekleştirilen pasta kesimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile tören sona erdi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:31
Edremit’e üç yeni aile sağlığı merkezi kazandırılıyor
Balıkesir’in Edremit Belediyesi, ilçenin farklı mahallelerinde sağlık hizmetlerine erişimi güçlendirecek üç yeni Aile Sağlığı Merkezi’ni daha hayata geçiriyor. Yapılacak yeni merkezler için bağış protokolleri, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, Balıkesir İl Sağlık Müdürü Dr. Miraç Çavdar ile hayırsever kentliler Ulviye Mumcuoğlu Akpınar ve Mehmet Ali Doğan arasında imzalandı. Protokoller kapsamında; hayırsever Doğan ailesi tarafından Güre Mahallesi’ne "Edremit Yalçın Doğan Aile Sağlığı Merkezi", hayırsever Akpınar ailesi tarafından Tuzcumurat Mahallesi’ne "Edremit Ayşe Akpınar Aile Sağlığı Merkezi" ve Muzaffer Akpınar Vakfı tarafından Camivasat Mahallesi’ne "Edremit Muzaffer Akpınar Vakfı Aile Sağlığı Merkezi" yapılacak. Merkezlerin tamamlanmasıyla birlikte Edremit’e üç yeni Aile Sağlığı Merkezi daha kazandırılmış olacak. İmza töreninde konuşan Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, kamu-özel iş birliğinin önemine vurgu yaparak, "Bu kıymetli iş birliği nedeniyle Balıkesir Valiliğimize, il ve ilçe sağlık müdürlüklerimize, hayırsever komşularımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Edremit’imize hayırlı olsun" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder