SAĞLIK
Kütahya’ya 500 odalı hastane müjdesi 30 Nisan 2026 Perşembe - 21:57:23 AK Parti Kütahya Milletvekilleri Adil Biçer, İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir, TBMM’de düzenledikleri basın toplantısında Kütahya’ya yapılacak yeni hastane projesini kamuoyuyla paylaştı. Milletvekili Bayırcı, uzun süredir üzerinde çalışılan projenin onaylandığını duyurarak Kütahyalılara önemli bir sağlık yatırımı müjdesi verdi. Millekvekilleri adına açıklama yapan Bayırcı, 90 bin metrekare kapalı alana sahip olacak ve 500 odadan oluşacak hastanenin, kentin doğu yakasında Zafertepe Mahallesi karşısında yer alan Hacıazizler bölgesinde, çevre yolu kenarında inşa edileceğini açıkladı. Projenin hayata geçirilmesi için göreve geldikleri ilk günden itibaren yoğun bir çaba içerisinde olduklarını belirten Bayırcı, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı nezdinde yürütülen görüşmelerin olumlu sonuç verdiğini ifade etti. Sağlık yatırımlarının vatandaşla doğrudan temas eden en önemli hizmet alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Bayırcı, Kütahya’da sağlık alanında son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını vurguladı. Özellikle 2024 yılı Mart ayında hizmete açılan şehir hastanesiyle birlikte sağlık hizmetlerinin hem fiziki kapasite hem de hizmet kalitesi açısından ciddi bir seviyeye ulaştığını belirtti. Vatandaşların daha konforlu ve kapsamlı sağlık hizmeti almaya başladığını ifade eden Bayırcı, buna rağmen yatırımların yeterli görülmediğini ve yeni projelerle kentin sağlık altyapısının daha da güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi. "İlçelerde de sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için yoğun çalışmalar yürütüyoruz" Yalnızca merkezde değil, ilçelerde de sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için yoğun çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Bayırcı, Çavdarhisar’da yapımı süren devlet hastanesinin kısa süre içerisinde hizmete açılacağını ve yaklaşık 105 milyon TL’lik bir yatırım olduğunu belirtti. Bayırcı, Domaniç’te hastanenin hizmet vermeye başladığını, Tavşanlı’da ise 75 yataklı ek hizmet binasının inşaatının devam ettiğini kaydederek, çeşitli ilçelerde sağlık merkezleri ve toplum sağlığı merkezleri projelerinin sürdüğünü de dile getirdi. Sağlık yatırımlarının yalnızca bina ve fiziki kapasiteyle sınırlı olmadığını vurgulayan Bayırcı, doktor sayısının artırılması ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi için de yoğun girişimlerde bulunduklarını söyledi. Yapılan son atamalarla birlikte bazı ilçelerde ilk kez belirli branşlarda uzman doktor görevlendirmelerinin gerçekleştirildiğini ifade eden Bayırcı, bu gelişmenin il genelinde sağlık hizmetlerinin niteliğini artırdığını belirtti. Kütahya merkezde boşaltılan ve yıkım kararı alınan eski ek hizmet binasının yerine yapılacak projelere de değinen Bayırcı, bölgede vatandaşların poliklinik hizmeti alabileceği yeni bir sağlık kompleksi ile sağlıklı yaşam merkezi kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Bu projelerle birlikte şehir merkezinde sağlık hizmetlerine erişimin daha da kolaylaştırılmasının hedeflendiği ifade edildi. Açıklamasının sonunda projeye katkı sunan başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm yetkililere teşekkür eden Bayırcı, Kütahya’ya yönelik yatırımların artarak devam edeceğini vurguladı. Bayırcı, "Kütahya’mız için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:35 Zehra Kardaş: "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş, aşının önemine dikkat çekerek, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" dedi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı tarafından Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde "24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası" kapsamında bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, sağlıklı bireyler ve güçlü toplumlar için aşının vazgeçilmez rolüne dikkat çekildi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş yaptığı açıklamada, "Aşılar, modern tıbbın en etkili ve güvenli koruyucu sağlık uygulamalarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşılar sayesinde her yıl milyonlarca insan ciddi hastalıklardan korunmakta ve yaşamını sürdürmektedir. Geçmişte büyük salgınlara yol açan pek çok hastalık, aşılama programları sayesinde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da nadir görülür hale gelmiştir" dedi. "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir. Çocukluk çağından erişkinliğe kadar yaşamın her döneminde aşılar, bireyleri enfeksiyonlara karşı korurken aynı zamanda toplum sağlığını da güçlendirir. Özellikle bebekler, yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olan kişiler için yaygın aşılama, koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Ulusal aşı takvimine uygun olarak yapılan aşılar; kızamık, difteri, boğmaca ve daha birçok hastalığın önlenmesinde büyük başarı sağlamıştır. Aşılar sayesinde çocuklarımız daha sağlıklı büyümekte, hastalık yükü azalmakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Bu özel hafta kapsamında toplumumuzu, aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırmaya, sağlık profesyonellerinden doğru bilgi almaya ve koruyucu sağlık hizmetlerinden aktif şekilde yararlanmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:26 Aydın’da 11 ton süt ürünü imha edildi Aydın’da süt ve süt ürünlerine yönelik eş zamanlı denetimlerde mevzuata aykırı olduğu belirlenen yaklaşık 11 ton ürün imha edildi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde, gıda güvenilirliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunması amacıyla il genelinde süt ve süt ürünleri sektörüne yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Denetimlerde, çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda hijyen kuralları, soğuk zincirin korunması ve izlenebilirlik şartları kontrol edildi. Yurtlar, hastaneler, okul kantinleri ve yemekhanelerde yapılan incelemelerde toplam 92 adet süt ve süt ürünü numunesi alınarak analiz sürecine gönderildi. Ekipler tarafından onaysız üretildiği tespit edilen yaklaşık 11 ton süt ürünü ise imha edildi. Uygun olmayan ürünler muhafaza altına alınırken, ilgili işletmelere 5996 sayılı Kanun kapsamında idari para cezası uygulandığı bildirildi. Konu ile ilgili Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Gıda güvenilirliğinin sağlanması, halk sağlığının korunması ve tüketici haklarının gözetilmesi amacıyla süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin mevzuata uygun üretim yapmaları büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm süreçlerde hijyen kurallarına uyulması, soğuk zincirin kesintisiz korunması, üretim-depolama-dağıtım aşamalarında izlenebilirliğin sağlanması ve Türk Gıda Kodeksi ile ilgili mevzuata uygun üretim yapılması amacıyla İl Müdürlüğümüz kontrol görevlilerince ilimiz genelinde kapsamlı denetimler gerçekleştirilmiştir. Güvenilir gıda üretimi yalnızca işletmelerin değil, üreticiden tüketiciye tüm paydaşların ortak sorumluluğudur. Bu anlayışla toplum sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sürdürülebilirliği büyük önem taşımaktadır. ’Güvenilir Gıda, Sağlıklı Toplum’ ilkesiyle 81 il müdürlüğümüz kontrol görevlilerince eş zamanlı olarak başlatılan denetim ve numune alma çalışmaları kararlılıkla devam etmektedir" ifadeleri yer aldı.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:04 ‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 30. oturumunda, mahkeme, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tutuklu iş insanı Adem Soytekin’in de arasında bulunduğu 15 sanığın tahliyesine karar verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 30. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görüldü. Duruşmada verilen aradan önce cumhuriyet savcısı tarafından İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan’ın mevcut delil durumu ve tutukluluk süreleri dikkate alınarak tahliyeleri talep edildi. Tahliyeye ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, reklamcı Esma Bayrak, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, İSPER A.Ş. çalışanı Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Şube Müdürü Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, iş insanları Harun Cengiz Beğenmez, Mehmet Kaya’nın tahliyesine karar verdi. Diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
Vücut dengesini beslenmenizle yerinde tutabilirsiniz
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:58 Vücut dengesini beslenmenizle yerinde tutabilirsiniz DÜZCE(İHA) – Diyetisyen Merve Karakuş, Yaz aylarında sıvı ve mineral kaybını önlemek için bol su, doğal meyve suyu, az tuzlu ayran tüketilmesi gerektiğini söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Diyetisyeni Merve Karakuş, sıcak havalarda beslenmenin önemine dikkat çekerek sıvı tüketimi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Yaz mevsiminde taze meyve ve sebzelerin, beslenme düzeninin vazgeçilmezi haline geldiğini ifade eden Merve Karakuş, "Bu besinler hem vücudu serinletir hem de ihtiyaç duyduğumuz besin öğelerini sağlar. Beslenme planını oluştururken, vücudun ihtiyaçları göz önünde bulundurmalı ve mevsime uygun besinlerden faydalanılmalıdır. Hafif, besleyici ve sıvı içeriği yüksek gıdaları tercih ederek sağlığımızı koruyabilir ve yaz sıcaklarıyla daha kolay baş edebiliriz. Özellikle yaz aylarında, sıcaklığın artması ile birlikte ödem oluşma riski artar. Yüksek tansiyon hastalarının sıcak havalarda tuz tüketimlerine dikkat etmeleri gerekmektedir" dedi. Sıcak havalarda tüketilmesi ve tüketilmemesi gereken ürünler Yaz aylarında sıvı ve mineral kaybını önlemek için bol su, doğal meyve suyu, az tuzlu ayran tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Karakuş, "Aşırı baharatlı, kızartılmış, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden, yağlı kırmızı etten kaçınılmalıdır. Az yağlı, taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye dikkat edilmeli, porsiyon kontrolü sağlanmalıdır. Kızartma yerine ızgara, buğulama, haşlama tekniklerini kullanmak menünün sindirimini kolaylaştıracaktır. Akşam yemeği alternatifi olarak sindirimi kolay olan zeytinyağlı sebze yemeği ve yanında yoğurt, cacık tercih edilebilir. Yaz mevsiminde tüketilecek ideal besinler kavun, karpuz, şeftali gibi sulu meyveler; domates, marul, salatalık, biber gibi su oranı yüksek sebzeler; soğuk çorbalar ve hafif zeytinyağlı yemekler sayılabilir" şeklinde konuştu. "Su içmek için susamayı beklemeyin" Suyun besinlerin sindirimi ve emilimi, vücut organlarının ve dokularının korunması, toksinlerin vücuttan atılması gibi birçok görevi olduğunu hatırlatan Diyetisyen Karakuş, "Özellikle hava sıcaklığının arttığı günlerde su ihtiyacı da artacaktır. Sıvı kaybının artmasıyla su ve mineral kayıpları vücudun su ve elektrolit dengesini bozabilir. Özellikle tansiyon, böbrek, kalp ve damar hastaları çok dikkat etmelidirler. Yeterli su alımı vücut için çok önemlidir. Sıvı ihtiyacınızı ağırlığınız üzerinden 30-35 ml olarak hesaplayabilirsiniz. Susama hissi olmadan su içmeye önem verilmesi gerekmektedir. Yaz aylarında su içeriği yüksek meyveler, meyve kompostoları, ayran, limonata, maden suyu gibi içeceklerle sıvı alımınızı destekleyebilirsiniz. Özellikle yüksek tansiyonu olan bireylerin maden suyu tüketirken dikkatli olmaları gerekmektedir" diyerek sıvı tüketiminin önemine dikkat çekti. Gıda zehirlenmelerine karşı bilinçli davranılmalı Sıcak havalarda yaygın olarak meydana gelen durumlardan birisinin de gıda zehirlenmesi olduğunu söyleyen Merve Karakuş, "Yaz sıcaklarında daha fazla tercih edilen sebze ve meyveler iyice yıkanmalıdır. Tüketilecek besinler güneşte uzun süre bekletilmemeli, uygun saklama şartlarında muhafaza edilmelidir. Uzun süre açıkta bulunan besinler tüketilmemelidir. Özellikle et ve süt ürünleri, balık gibi yiyecekler çabuk bozulan besinlerdir. Ayrıca temiz olmayan su kullanımı ve bu sularla yıkanan meyve ve sebzelerin tüketilmesi sıcak havalarda tehlikeye sebep olan diğer etkenlerdendir" ifadeleriyle açıklamalarını sonlandırdı.
Kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmaya yönelik proje geliştirildi
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:16 Kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmaya yönelik proje geliştirildi Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Serkan Yıldırım’ın yürütücülüğünde hazırlanan proje ile radyoterapi alan hastaların deforme olan tükürük bezlerinin iyileştirilerek etkin şekilde çalıştırılması amaçlanıyor. Kısa sürede tamamlanması planlanan proje sonucunda kanser hastalarının hayat kalitesinin artırılması hedefleniyor. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahiliye Ana Bilim Dalı Onkoloji Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Serkan Yıldırım’ın yürütücülüğünde Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) - Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında başvurusu yapılan "Radyoterapiye Bağlı Kserostomide Mezenkimal Kök Hücre Eksozomlarının Lokal Uygulamasının Terapötik Potansiyeli" projesi destek almaya hak kazandı. Radyoterapi alan onkoloji hastalarının işlevini yitiren tükürük bezlerinin iyileştirilmesinin amaçlandığı projenin Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesinden 12 öğretim elemanı ile 36 ayda tamamlanması öngörülüyor. Dr. Öğr. Üyesi Serkan Yıldırım, tümörlü hastalar için radyoterapinin tek tedavi yöntemi olduğunu söyledi. Radyoterapinin hastaların kanserini çözmekle birlikte özellikle erken evrelerde ciddi yan etkilere sebep olduğunu ifade eden Yıldırım, "Etkileme alanı nazofarenks tümörü dediğimiz burnun arkasındaki bölge. Burası olduğu için özellikle büyük tükürük bezleri radyoterapiden etkileniyor. Yemek yemekte zorlanmanın yanı sıra enfeksiyondan yutma bozukluğuna kadar hayat kalitesini bozan durumlara neden oluyor. Bunun görülme oranı radyoterapi alan hastalarda yüzde 80 - 90’lara çıkabiliyor. Biz de soruna projemizle bir çözüm sunmak istedik" dedi. Yıldırım, proje ile deforme olan tükürük bezlerinin kök hücre desteğiyle fonksiyonel hale getirilmesini amaçladıklarını belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, "Bu işlemi, kök hücrenin kendisi değil, kök hücrenin bir parçası olan eksozomlar aracılığıyla gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Klinik çalışmalarımızda üreteceğimiz projemizin çıktıları enjeksiyonla ilgili. O yüzden çalışmalarımıza direkt başlayacağız, diyebilirim. Hastalarımızda gerekli olan sayıya ulaşmak, etkilerini görebilmek ve onlara doğru bir şekilde tedavi sunabilmek için zamana ihtiyacımız var" diye konuştu.
"Güneş yanıkları cilt kanseri riskini artırıyor"
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:34 "Güneş yanıkları cilt kanseri riskini artırıyor" Deri kanserlerinin önlenmesinde en önemli risk faktörlerinden birinin korunmasız güneş maruziyeti olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Kutay Ertürk, "Özellikle çocukluk dönemindeki güneş yanıkları, ileride gelişebilecek deri kanserleri için büyük bir risk taşır. Güneş ışınları sadece kanser riskini artırmakla kalmaz aynı zamanda ciltte leke oluşumuna, erken yaşlanmaya da neden olup gül hastalığı, güneş hassasiyeti gibi durumları da alevlendirebilir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Kliniği’nden Uzm. Dr. Kutay Ertürk, güneş ışınlarının bireye etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. "Güneşten korunma yöntemleri" Güneşten korunma yöntemlerine değinen Uzm. Dr. Ertürk, "Güneşten korunmanın en etkili yolu, güneş ışınlarının en dik olduğu saatler olan 10:00-14:00 arasında dışarı çıkmamaktır.-Dışarıda olunan saatlerde ise gölgede durmak önemlidir. Bulutlu günlerde bile UV ışınlarının yüzde 80’idünyaya ulaşmaktadır. Giysiler güneşten korunmada önemli bir bariyer oluşturur. UV filtreli güneş gözlüğü kullanılması önemlidir" diye konuştu. "Doğru güneş koruyucu kullanımı" Güneş koruyucu kullanırken dikkat edilmesi gerekenlerden bahseden Uzm. Dr. Ertürk, "Güneşten koruyucular, güneşe karşı önemli bir savunma aracıdır. SPF değerleri 2-12 arasında olan ürünler minimal, 30’un üzerindeki ürünler ise yüksek koruma sağlar. Açık tenli kişiler daha yüksek koruma faktörlü kremler tercih etmelidir. Güneşten koruyucular, dışarı çıkmadan 30 dakika önce sürülmeli ve her 2-4 saatte bir yenilenmelidir. Denizde veya havuzda uzun süre kalınacaksa suya dayanıklı formüller tercih edilmelidir" açıklamasında bulundu. "Çocuklar da dikkatlice korunmalı" Çocukların da dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Ertürk, "Çocukluk dönemindeki güneş yanığı, melanom riskini iki kat artırır. 6 aydan küçük bebeklerin uzun süre güneş maruziyetinden korunması gereklidir. Yüksek koruma faktörlü ürünlerle korunma sağlanabilir" şeklinde konuştu. "Günde 10-20 dakika güneş ışınlarına maruz kalınabilir" Güneşten koruyucuların D vitamini sentezine engel olacağı korkusunun gereksiz olduğunu belirten, "Yüz ve ellerin günde 10-20 dakika güneşe maruz kalması D vitamini üretimini artırabilir. Güneş ışınları yaşlanmayı hızlandıran en büyük dış etkenlerden biridir. Güneş ışınları ciltte sarkma ve kırışıklıklara yol açabilir. Etkili bir şekilde güneşten korunma, yaşlanma karşıtı mücadelede önemli bir rol oynar. Güneşten korunma alışkanlığı geliştirerek, ilerideki riskleri azaltmak mümkündür" ifadelerini kullandı.
Uzmanından uyarı: Cildiniz mavi ışık tehdidi altında
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:31 Uzmanından uyarı: Cildiniz mavi ışık tehdidi altında Teknoloji hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken, mavi ışığın cilt üzerindeki olumsuz etkileri giderek daha çok gündeme geliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Sena İnal Aptoula, "Sadece güneş ışınları değil, telefon, bilgisayar ve televizyon ekranlarından yayılan mavi ışık, cildi yaşlandırıyor ve lekelenmelere neden olabiliyor" diyerek önemli uyarılarda bulundu. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken, görünmeyen bir tehlike cildimizi hedef alıyor. Telefon, bilgisayar ve televizyon ekranlarından yayılan mavi ışık, ciltte erken yaşlanma, lekeler ve elastikiyet kaybına yol açıyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Sena İnal Aptoula, dijital düşmanın cildimize verdiği zararları ve korunma yöntemlerini anlattı. Dijital dünyanın görünmeyen zararı Mavi ışık erken kırışıklık oluşumu, elastikiyet kaybı, ciltte matlık, leke artışı ve cilt bariyerinde zayıflamaya neden olabiliyor. Dr. Aptoula, "Bu ışınlar aynı zamanda ciltte serbest radikal üretimini artırarak DNA hasarına yol açabiliyor. Uzun vadede cilt sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkileri var" dedi. Korunmak için bakım rutinine dikkat edin Ekran karşısında geçirilen süreyi azaltmanın yanı sıra, cildi mavi ışıktan koruyan ürünlerin kullanımı büyük önem taşıyor. Dr. Aptoula, sabahları antioksidan içerikli serumlar (C vitamini, niasinamid, ferulik asit) ile birlikte mavi ışık korumalı güneş kremlerinin kullanılmasını önerdi. Akşamları ise cilt bariyerini güçlendiren nemlendiricilerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Aptoula, "Mavi ışık kolajen üretimini baskılayarak cilt dokusunun yapısını bozuyor. Özellikle hassas ve lekeye yatkın ciltlerde hasar daha belirgin hale geliyor. Bu yüzden günlük bakım rutini ve koruyucu ürünler, cilt sağlığının korunmasında kilit rol oynuyor" diye ekledi.
"Anne sütü sayesinde çocuk hastalıklarını azaltmak mümkün"
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:29 "Anne sütü sayesinde çocuk hastalıklarını azaltmak mümkün" Anne sütünün bebekler için çok önemli olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "Nedensiz beşik ölümleri, dünya çapında çocuk ölümlerinin yüzde 13’ü bu sayede azaltılabilir. Bebeklerde anne sütü ile beslenilen her ay yüzde 4 oranında obezite riskini düşüyor" dedi. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi Anne Sütü ve Emzirme Haftası dolayısıyla bilgilendirmelerde bulundu, anne sütünün bebekler için önemine dikkat çekti. Dr. Çebi, anne sütünün nedensiz beşik ölümlerini dünya çapında yüzde 13 oranında azaltabileceğini ve bebeklerde her ay anne sütü ile beslenmenin obezite riskini yüzde 4 oranında düşürdüğünü belirtti. Anne sütünün bebekler için çok önemli olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Çebi, "Nedensiz beşik ölümleri, dünya çapında çocuk ölümlerinin yüzde 13’ü bu sayede azaltılabilir. Bebeklerde anne sütü ile beslenilen her ay yüzde 4 oranında obezite riskini düşüyor" bilgilerini verdi. "Hastalık riski azalıyor" Uzm. Dr. Çebi, uzman hekimlerin anne sütünde neden ısrar olduğuyla ilgili "0-12 aylarda üst solunum yolu hastalıkları 4 ay sadece anne sütü alan bebeklerde hastaneye yatış yüzde 72 azalıyor, RSV bronşiolit seyri yüzde 70 daha iyi oluyor. Eğer emzirme 6 ayı geçtiyse pnömoni riski 4 katı daha düşük olur. Orta kulak enfeksiyonu 3 aydan fazla sadece anne sütü alanlarda yüzde 50 daha azdır" diye konuştu. "Bebeklerde ishal azalıyor" Anne sütü almış bebeklerde ishallerin yüzde 63 azaldığını dile getiren Uzm. Dr. Çebi, "Nedensiz beşik ölümleri, dünya çapında çocuk ölümlerinin yüzde 13’ü bu sayede azaltılabilir. Anne sütü-alerji ilişkisinde ise ilk 4 ay sadece anne sütü ile beslemek yüzde 27 oranında alerjiden koruyor; hele ailede alerji varsa koruma etkisi yüzde 42’ye çıkıyor. Bebeklerde anne sütü ile beslenilen her ay yüzde 4 oranında obezite riskini düşüyor. Anne sütü almış kardeş almamış kardeşe göre erişkin hayatında ortalama 7 kilo daha zayıf. Her iki tip diyabetten de koruyor. Tip 1 diyabet yüzde 30, tip 2 diyabet yüzde 40 daha az görülüyor" şeklinde konuştu.
Bebeğin ilk 6 ayı için altın tavsiye: "Sadece anne sütü"
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:28 Bebeğin ilk 6 ayı için altın tavsiye: "Sadece anne sütü" Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Önder Kaplan, "Eğer annenin sütü yeterli ve kaliteliyse, bebeğin kilosu ve beslenmesi uygunsa, bu süreçte ilk 6 ay boyunca bebek sadece anne sütüyle beslenmelidir. Su bile verilmesine gerek yoktur. Genel önerimiz, ilk 6 ay boyunca sadece anne sütüyle beslenmedir" dedi. Medicana International Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Önder Kaplan, anne sütünün önemiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Genelde doğum olur olmaz çocuk ile anne arasında ten tene temas sağlanmasını istediklerini söyleyen Opr. Dr. Önder Kaplan, "Annenin duygusal olarak etkilenmesi ve prolaktin hormonunun salgılanmasıyla birlikte süt üretimi hemen başlıyor. Bebekle annenin etkileşime geçmesiyle, meme dokusundan gelen salgıyla birlikte bebek emziriliyor. İlk gelen süt, yani kolostrum, en zengin süttür. Bu süt, bebek açısından en önemli bağışıklık sistemini sağlayan besindir. Bu nedenle, annenin bebekle hemen buluşturulması çok önemlidir. Eğer annenin sütü yeterli ve kaliteliyse, bebeğin kilosu ve beslenmesi uygunsa, bu süreçte ilk 6 ay boyunca bebek sadece anne sütüyle beslenmelidir. Su bile verilmesine gerek yoktur. Genel önerimiz, ilk 6 ay boyunca sadece anne sütüyle beslenmedir. Ne su, ne ek mama. Eğer bebeğin kilosunda yetersizlik ya da farklı sağlık sorunları gelişirse, hekim arkadaşlarımız buna göre yönlendirme yapacaktır" diye konuştu. "Anne sütü bebeği dış etkenlere karşı alerjik reaksiyonlardan korur" 6 aydan sonra ek gıdaya yavaş yavaş başlanması gerektiğini ifade eden Dr. Kaplan, "Meyve püreleri, pirinç lapası gibi sulu gıdalar tercih edilebilir. Katı gıdalara hemen geçilmemelidir. Örneğin, meyve püresine başlandığında, aynı püre üç gün boyunca verilmelidir. Böylece, o meyveye karşı bir alerjik reaksiyon gelişip gelişmediği gözlemlenebilir. Bir gün meyve, bir gün sebze, bir gün pirinç şeklinde karışık ilerlemek doğru değildir. Bu süreçte anne sütü bırakılmamalıdır. Emzirmeye 2 yaşına kadar devam edebilirsek, bu çok daha iyi olur. Gerekli mineraller, kalsiyum ve diğer besin ögeleri anne sütü yoluyla bebeğe aktarılmış olur. İlk 6 ay boyunca, su dahi verilmeden sadece anne sütü öneriyoruz. Anne doğal bir kaynak olduğu için, tamamen doğal ve bebeğe uygun gıdaları aktarmış olur. Her mama türü incelendiğinde içinde farklı katkı maddeleri veya bileşenler bulunabilir. Ancak anne sütü incelendiğinde homojendir ve bebeğe özel olarak üretildiği için, bebeği dış etkenlere karşı alerjik reaksiyonlardan korur" şeklinde konuştu.
Mersin Şehir Hastanesinde ilk hibrit aort operasyonu başarıyla gerçekleştirildi
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:22 Mersin Şehir Hastanesinde ilk hibrit aort operasyonu başarıyla gerçekleştirildi Mersin Şehir Hastanesi’nde ilk kez torakoabdominal aort anevrizması tanısı alan bir hastaya, hem endovasküler (TEVAR) hem de açık cerrahiyi kapsayan hibrit aort onarımı operasyonu başarıyla gerçekleştirildi. Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde önemli bir başarıya daha imza attı. Karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran 65 yaşındaki Zekeriye Kip’e yapılan tetkiklerinde kalpten bacaklara kadar uzanan ana atardamarında ciddi genişleme tespit edildi. Torakoabdominal aort anevrizması tanısı konulan hastaya, aynı seansta hem endovasküler (TEVAR) hem de açık cerrahi uygulanan hibrit aort onarım operasyonu gerçekleştirildi. Başarılı bir şekilde geçen operasyon, Kardiyoloji Uzmanı ve Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı ile Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Burak Toprak’ın öncülüğünde multidisipliner bir ekip tarafından yapıldı. "Hastamızın tedavisini başarılı bir şekilde gerçekleştirdik" Başhekim Prof. Dr. Ballı, "Hastamız aort damarlarında ileri derecede genişlemeyle Kalp Damar Cerrahisi Kliniğine başvurmuştu. Kalp Damar Cerrahisi Kliniğinden arkadaşlarla yaptığımız değerlendirme sonucunda, hastanın en iyi, en optimum tedavisinin bu genişlemenin bir kısmını stentle tedavi etmek, diğer kısmını da aynı seansta açık ameliyatla tedavi etmek olduğuna karar verdik. Kalp damar cerrahisinden değerli arkadaşlarımın katkılarıyla da hastamızın tedavisini başarılı bir şekilde gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı. Birimler arası iş birliğinin önemine de dikkat çeken Ballı, "Kalp damar cerrahisiyle birlikte hareket ederek, hastalarımızın tedavilerden maksimum yararı görmesi, hastane yatış sürelerinin kısaltılması, ölüm ve sakatlık riskinin en aza indirilmesi amacıyla birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekmek istedik" şeklinde konuştu. "Hızlıca sağlığına kavuşmuş oldu" Hastanın karın ağrısı şikayetiyle başvurduğunu ve gerekli tetkikler sonucu kalpten çıkan ana damarının bacaklara kadar olan kısmının tamamen genişlediğini ve yırtılma aşamasında olduğunu tespit ettiklerini vurgulayan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Burak Toprak, "Hastamızı hibrit ameliyatına aldık. Hibrit ameliyat, kalpten çıkan ana damarın ulaşılması zor olan üst kısmının stent ile alt kısmının da açık cerrahi yöntemle değiştirilmesi operasyonuydu. Hastamıza bu ameliyatı başarılı bir şekilde Prof. Dr. Mehmet Ballı hocamızla beraber kardiyoloji ile iş birliği içerisinde gerçekleştirdik. Daha sonrasında hastamız bir gün yoğun bakım, üç gün servis sürecinde hızlıca sağlığına kavuşmuş oldu" dedi. "Türkiye’nin sağlık sisteminde geldiği noktanın göstergesidir" Hibrit ameliyatının artık Mersin Şehir Hastanesinde de yapıldığını belirten Toprak, "Normalde büyük bir kesiyle yapılan bu ameliyatı biz daha küçük bir kesiyle gerçekleştirmiş olduk. Ve hastamızın ameliyat sonrası gerçekleşecek olan morbidite ve ölüm riskini de en alt düzeye indirmiş olduk. Burada önemli olan, hibrit ameliyatın artık Mersin Şehir Hastanesi’nde yapılıyor olması ve Türkiye’nin sağlık sisteminde geldiği noktanın göstergesidir" ifadelerini kullandı.
Adenovirüsler gündelik hayatı sessizce etkiliyor
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:01 Adenovirüsler gündelik hayatı sessizce etkiliyor Adenovirüslerin zatürre, ishal, beyin iltihabı gibi birçok hastalığın habercisi olabileceğini belirten Dr. Mustafa Çalışkan, bu virüsten korunmak için bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gerektiğini belirtti. BHT Clinic İstanbul Tema Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Mustafa Çalışkan, kendilerine ait bir metabolizmaları bulunmadığı için çoğalmak ve hayatta kalmak adına mutlaka canlı bir hücreye ihtiyaç duyan virüslerin hem insanlarda hem de hayvanlarda çeşitli enfeksiyonlara yol açabildiğini belirtti. Özellikle adenovirüslerin yayılma yollarının oldukça çeşitli olduğunu belirten Dr. Çalışkan, solunum yolu ile damlacık enfeksiyonu, doğrudan temas, ağız yoluyla bulaşma, dışkı teması ve özellikle yaz aylarında yüzme havuzları gibi ortak kullanım alanları aracılığıyla bulaşma riski taşıdığını söyledi. Birçok hastalığa neden olabiliyor Adenovirüs enfeksiyonlarının oldukça geniş bir yelpazede hastalıklara neden olabileceğini söyleyen Çalışkan, şu örneklerle sözlerine devam etti: "Soğuk algınlığı, bronşit, zatürre, göz iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonları, menenjit, beyin iltihabına neden olabiliyor. Ayrıca bu hastalıkların çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerde daha ciddi seyredebiliyor." Gizli virüsü ortaya çıkarmanın yolu: Tanı süreci Çalışkan, adenovirüs enfeksiyonlarının tanısının genellikle çeşitli vücut örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesiyle konduğunu belirtti. "Boğazdan alınan süprüntüler, dışkı örnekleri ya da gözyaşı gibi materyallerden yapılan PCR ve hızlı antijen testleri sayesinde adenovirüs varlığı güvenilir şekilde tespit edilebiliyor" diyen Çalışkan, tanı sürecinin hızlı ve doğru yapılmasının özellikle salgın dönemlerinde büyük önem taşıdığını vurguladı. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak önemli Adenovirüs enfeksiyonlarına karşı henüz spesifik bir antiviral tedavi bulunmadığını ifade eden Dr. Çalışkan, hastalığın yönetiminin destekleyici tedavilere dayandığını belirtti. Çalışkan, "Semptomları hafifletmeye yönelik bu yaklaşımlar arasında ateş düşürücüler, bol sıvı alımı ve bağışıklık sistemini destekleyici besinler veya takviyeler yer alıyor. Hastalığın seyri büyük ölçüde bireyin bağışıklık sisteminin gücüne bağlı" ifadelerini kullandı. "Adenovirüse karşı kalkanınızı oluşturun" Adenovirüs enfeksiyonlarından korunmak için bazı basit ama etkili önlemlerden bahseden Dr. Çalışkan, "Bu önlemler arasında ellerin sık sık ve doğru bir şekilde yıkanması, kirli ellerle yüz, ağız ve gözlere dokunmaktan kaçınılması, ortak kullanım alanı olan yüzme havuzlarında hijyen kurallarına dikkat edilmesi, enfekte bireylerle yakın temastan kaçınılması ve oyuncaklar ile yüzeylerin düzenli olarak temizlenmesi yer almaktadır" diyerek sözlerini sonlandırdı.
Erenler’de çölyak hastalarına destek sürüyor
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:59 Erenler’de çölyak hastalarına destek sürüyor Erenler Belediyesi ‘Çölyak Hastalarına Destek’ programına devam ediyor. Başkan Şenol Dinç, "Çölyak hastalarının sağlıklı beslenme ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla başlattığımız glutensiz gıda kolisi desteği çalışmamızda 65 hemşehrimize hazırlanan kolileri ulaştırıyoruz" dedi. Erenler Belediyesi toplumun her kesimine yönelik çalışmalarını titizlikle sürdürmeye devam ediyor. 2024 yılında Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç tarafından hayata geçirilen ‘Çölyak Hastalarına Destek’ programı büyüyerek sürüyor. Başkan Şenol Dinç tarafından yapılan açıklamada, "Erenlerimizin güzel insanları için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Göreve geldiğimiz günden bu yana birçok sosyal projeyi hayata geçirdik. Her biri anlamlı ve özel. Bu projelerden en önemlilerinden biride Çölyak Hastalarına Destek çalışmamız. Çölyak hastalarının yaşamlarını kolaylaştırmak ve sağlıklı beslenme ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla 2024 yılında glutensiz gıda kolisi desteğini hayata geçirmiştik. Geldiğimiz gün itibariyle de bu çalışmamıza devam ediyor ve glutensiz beslenme gereksinimi duyan 65 çölyak hastamıza hazırlanan kolileri ulaştırıyoruz. Dağıtılan koliler, çölyak hastalarının glutensiz beslenme ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde özenle hazırlanıyor. Kolilerde yer alan ürünler arasında glutensiz un, makarna, ekmek, kek karışımı, bisküvi, kurabiye, kahvaltılık gevrekler ve atıştırmalıklar gibi temel ve özel ürünler bulunuyor. Tüm ürünler güvenilir markalardan temin edilerek, sağlık standartlarına uygun şekilde kolileniyor" ifadelerini kullandı.