SAĞLIK
Hitit Üniversitesi’nin kan bağışı duyarlılığına Kızılay’dan gümüş madalya 01 Mayıs 2026 Cuma - 18:39:32 Türk Kızılay tarafından yürütülen kan bağışı kampanyalarına sağladığı katkı dolayısıyla Hitit Üniversitesine gümüş madalya verildi. Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bölge Kan Merkezleri ve Kan Bağışı Merkezleri tarafından yürütülen kan bağışı projeleri ve kampanyalarına destek veren kurumlara kurumsal madalya veriyor. Bu kapsamda 2025 yılında gerçekleştirilen toplam bin 54 ünite kan bağışıyla Çorum’da kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurum Hitit Üniversitesi oldu. Hitit Üniversitesinde kan bağışı kampanyalarına en fazla katkı Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulları Kampüsü ve Spor Bilimleri Fakültesinden geldi. Hitit Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’nda düzenlenen takdim töreninde konuşan Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Türk Kızılay tarafından üniversitemizde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyalarına duyarlılık göstererek hayatlara dokunan akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Çorum Kızılay Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bilgin de Çorum’da ilk kurumsal madalyanın 2024 yılında 654 ünite kan bağışı ile Osmancık 75. Yıl Cumhuriyet İlkokuluna verildiğini ifade ederek kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurumun ise Hitit Üniversitesi olduğunu kaydetti. Kan bağışlarının ülke genelindeki kan ihtiyacının karşılanmasınaönemli katkı sunduğuna dikkati çeken Bilgin, desteklerinden dolayı başta Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk olmak üzere üniversite yönetimine teşekkür etti. Törene, Hitit Üniversitesi Senato Üyeleri, Çorum Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Senem Biçer, Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Yasemin Güloğlu ve Şube Müdürü Tuğrul Yıldırım katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:00 Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı Sınav hazırlık sürecinde dikkat artırma vaadiyle kullanılan ürünler, doğru tedavinin önüne geçebiliyor. Ailelerin bilinçsiz yönlendirmeleri çocukların sağlığını riske atıyor. Türkiye’de milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyen LGS ve YKS sürecinde artan stres ve başarı baskısı, öğrenci ve aileleri "kısa yoldan çözüm" arayışına itiyor. Son dönemde özellikle dikkat ve odaklanmayı artırdığı iddia edilen bazı ilaçların, hekim kontrolü olmadan kullanılması ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, kamuoyunda "zihin açıcı" olarak bilinen ürünlere ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dr. Gerçek, bu ürünlerden biri olan sitikolin; beyin hücre zarının yapısında yer alan fosfolipitlerin sentezine katılan, nörolojik süreçlerde rol oynayan bir madde oldğunu belirterek, "Sitikolin, çocuk ve ergen psikiyatrisinde bazı seçilmiş vakalarda destekleyici amaçla kullanılabilir. Ancak hiçbir şekilde temel tedavinin yerine geçmez. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda birinci basamak tedavi, bilimsel etkinliği kanıtlanmış stimülan ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilere alternatif değildir; yalnızca gerekli görüldüğünde ek destek olarak değerlendirilebilir. Kkontrolsüz kullanımın en büyük tehlikesi, çocukların doğru tanı ve tedaviye ulaşmasının gecikmesi ve farklı sağlık sorunlarına yol açabilme riski. Çünkü her dikkat sorunu aynı nedene dayanmayabilir. Her dikkat sorunu DEHB değildir. Bu nedenle hekime danışmadan yapılan her müdahale, asıl sorunun gözden kaçmasına neden olabileceği gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir" dedi. Dr. Cansu Gerçek özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan yönlendirmelerin ciddi risk taşıdığını belirterek, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayın, arkadaş tavsiyesi ile ilaca başlamayın ve gelişme çağındaki çocukların akademik başarısı için kimyasal destek arayışına girmeyin. Sitikolin gibi maddeler, doğru hastada ve doğru endikasyonla kullanıldığında fayda sağlayabilecek nörobiyolojik ajanlar arasında yer alıyor. Ancak bu durum, onların "herkes için uygun" olduğu anlamına gelmiyor. Gelişigüzel ‘zihin açıcı’ kullanımı doğru değildir. Kalıcı başarı, doğru tanı, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkündür" dedi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 14:22 Milas Veteriner Fakültesi 17 Üniversiteden 250 öğrenciyi ağırladı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Milas Veteriner Fakültesi ev sahipliğinde, IVSA Muğla tarafından düzenlenen VETWISE’26 I. Ulusal Öğrenci Kongresi, MSKÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı. 28-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen kongre, IVSA Muğla’nın ilk ulusal öğrenci kongresi olma özelliğini taşıdı. Türkiye’nin 17 üniversitesinden gelen veteriner fakültesi öğrencilerini buluşturan kongre; ‘Muğla Gençlik Yılı’ vizyonu ve Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında önemli bir bilimsel platform oluşturdu. Cerrahi, dahiliye, yaban hayatı, sucul hayvan hastalıkları, arıcılık, klinik uygulamalar ve sektör buluşmalarını kapsayan oturumlar ve workshoplar düzenlendi. Açılışta konuşan MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, kongrenin yalnızca bir öğrenci etkinliği değil, gençlerin bilimsel üretim ve mesleki gelişime katılımını gösteren önemli bir organizasyon olduğunu vurguladı. Etkinliğin, öğrencilerin akademi ve sektörle doğrudan temas kurmasına katkı sağladığını belirtti. Milas Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Artay Yağcı ise veteriner hekimliğin hayvan sağlığının ötesinde insan sağlığı, çevre, gıda güvenliği ve biyoteknolojiyle doğrudan ilişkili geniş bir alan olduğunu ifade etti. Tek sağlık yaklaşımının önemine dikkat çeken Yağcı, gelecekte salgın hastalıklarla mücadelede ve ekosistemin korunmasında veteriner hekimlerin kritik rol üstleneceğini belirtti. Muğla’nın arıcılık, çam balı, su ürünleri ve hayvancılık açısından güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Yağcı, iklim değişikliği ve hastalıklar gibi sorunlara bilimsel çözümler üretilmesi gerektiğini söyledi. Kongrenin, teorik bilginin ötesinde tartışma ortamı sunacağını ifade etti. IVSA Muğla Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Sürsal Şimşek de kongrenin Dünya Veteriner Hekimler Günü ile aynı dönemde düzenlenmesinin anlamına dikkat çekti. Veteriner hekimliğin zoonozlardan gıda güvenliğine kadar geniş bir sorumluluk alanına sahip olduğunu belirterek, mesleğin Tek Sağlık yaklaşımındaki temel rolünü vurguladı. Farklı üniversitelerden öğrencilerin bir araya gelmesinin mesleki dayanışma açısından önemli olduğunu ifade eden Şimşek, kongrenin bilim, iş birliği ve gençlik enerjisini buluşturan bir platform olduğunu söyledi. Organizasyona katkı sağlayan tüm paydaşlara teşekkür etti. Üç gün süren kongreye, akademisyenler ve sektör temsilcilerinin yanı sıra Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, Muğla İl Tarım Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal, Muğla Valiliği Proje Koordinatörü Dr. Ahmet Esen, Muğla Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hurşit Öztürk, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Kültür Spor Daire Başkanı Şamil Türkay Aktürk katıldılar. Kongre boyunca gerçekleşen oturumlar ve uygulamalı workshoplar ile öğrencilerin bilimsel vizyonunun güçlendirmesi ve mesleki farkındalıklarının artması hedeflendi.
Başkent Hastanesinde hayat kurtaran operasyon: Anne ve bebeği yaşama tutundu
05 Ağustos 2025 Salı - 08:18 Başkent Hastanesinde hayat kurtaran operasyon: Anne ve bebeği yaşama tutundu Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde gerçekleştirilen son derece riskli ve nadir görülen bir operasyonla, hem anne hem de bebeğin hayatını kurtardı. Hastanın hastaneye ulaştığında ciddi nefes darlığı ve genel durum bozukluğu içinde olduğunu ve yapılan tetkiklerde aort damarının patladığını, kalbi çevreleyen boşluğa kan aktığı için kalbin baskı altında kaldığını tespit ettiklerini söyleyen Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Profesörü Dr. Adem İlkay Diken operasyonu şu sözlerle anlattı: "Hasta, kardiyojenik şok tablosunda yani kalp fonksiyonlarının bitme noktasına geldiği bir durumda merkezimize geldi. Kalp Damar Cerrahisi, Anestezi ve Reanimasyon, Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Yenidoğan Anabilim Dalı öğretim üyelerinin hastayı hızlıca değerlendirmesi neticesinde dakikalarla yarışarak ameliyata aldık. Aynı anda hem 32 haftalık bebeğin doğumu gerçekleşti, hem de yırtılan aort damarı ve aort kapağı onarıldı. Daha önce geçirilmiş göğüs duvarı ameliyatlarının olması operasyonu daha da zorlaştırdı. Ancak modern teknolojinin tüm imkanlarının kullanıldığı uzun ve zorlu bir ameliyatın sonunda hem anne hem bebek sağlıklı bir şekilde ameliyattan çıktı. Bu hasta örneği, yani Marfan Sendromu olan bir kadın hastada gelişen rüptüre aort diseksiyonu neticesinde aynı anda acil doğum ve kalp ameliyatının başarıyla gerçekleştirilmesi, ülkemizde tıbbi literatürde bir ilk olup, dünyada ise 10’dan az sayıda takdim edilmiştir. Hasta ve bebeği için olumlu sonuçlanan bu ağır sürecin bir parçası olmak üniversitemiz ve ülkemiz adına gurur verici olmuştur." Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı - Perinatoloji Bilim Dalından Uzm. Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, operasyonun kadın doğum ve yenidoğan ekibi açısından önemini şöyle aktardı: "Hasta geldiğinde annenin durumu iyi değildi. Fetal değerlendirmeyi hızla yaptık ve bebeğin kalp atımlarında sorunlar olduğunu tespit ettik. Anne ve bebeğin hayatını kurtarmak için saniyeler çok değerliydi. Kalp damar cerrahisi, perinatoloji ve yenidoğan ekibiyle hızlıca organize olup ameliyata girdik. Bebeği canlı olarak çıkardık ve yeni doğan ekibine teslim ettik. Ardından kalp damar cerrahisi ekibi çok zorlu bir operasyon gerçekleştirdi. Ameliyattan iki hafta sonra anne taburcu edildi. Bebek erken doğduğu için bir süre daha merkezimizde gözlem altında olacak." Diken; "Aort, vücudun en büyük atardamarı olup kalbin pompaladığı kanı tüm vücuda ulaştırmakla görevlidir. Son yıllarda artık vücudun 24. organı olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Aort hastalıklarından biri olan anevrizma damarın olması gereken çapından yüzde 50 oranında büyümesine verilen tıbbi isimdir. Örnekle, normalde 3 santimetre olan aort çapının 4,5 santimetreyi aşması olarak tanımlanır. Anevrizma gelişimi için birçok etmen söz konusudur. Bunların başında yüksek tansiyon, sigara kullanımı ve bazı genetik yatkınlık oluşturan durumlar yer almaktadır. Bu etmenler aort dokusunda yıpranmaya neden olmakta ve hayatın erken dönemlerinden itibaren aortun genişlemesine neden olmaktadır. Bazı ailelerde aort anevrizması daha sık olarak saptanabilir. Marfan sendromu, Loeys-Dietz Sendromu veya Ehlers-Danlos Sendromu gibi genetik geçişli bağ dokusu hastalıkları bu durumu daha da riskli hale getirir ve daha erken yaşlarda aortta yırtılma riski oluşturur" dedi. Hastanın Marfan sendromu olduğuna ve geçmişte birden fazla operasyon geçirmesine rağmen bu tanıyı almadığına dikkat çeken Prof. Dr. Diken, bu sendromun erken teşhis edilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı: "Marfan sendromlu hastalarda aort normal bireylere göre çok daha erken çaplarda yırtılmaya meyillidir. Normalde 4,5 cm üzeri riskli iken bu hastalarda 4 cm bile hayati risk oluşturabilir. Özellikle gebelik gibi normal fizyolojinin tamamen değiştiği dönemlerde risk çok daha artar. Bu vaka örneğiyle aort anevrizması olan kişilerin erken tanı almasının ve düzenli takiplerinin öneminin altını çizmek istiyorum" diye konuştu. Riskin Ciddiyeti ve Farkındalık Çağrısı Aort anevrizması konusunda önemli uyarılarda bulunan Prof. Dr. Adem İlkay Diken şöyle konuştu: "Yüksek tansiyon, yoğun sigara kullanımı, ailede aort hastalığı veya ani genç yaş ölüm hikayesi bu hastalık için önemli risk faktörleridir. Genetik hastalıklar nedeniyle bu risk 20’li yaşlara kadar inebiliyor. Erken teşhis çok önemli çünkü yırtılma sonrası ameliyatlar hayati riskin yüzde 70-80’lere çıktığı operasyonlar haline geliyor. Öte yandan yırtılma olmadan tanı alan hastalarda anevrizma ameliyatları güvenle ve düşük risklerle yapılabiliyor. Bu nedenle ailesinde aort anevrizması ve ani kardiyak ölüm hikayesi olan, yüksek tansiyon hastaları ve sigara tüketen, kısacası risk grubundaki bireylerin mutlaka kalp damar cerrahına başvurmaları gerekir." Multidisipliner Yönetim Başarı Getirdi Prof. Dr. Diken; "Operasyonun başarısını sağlayan en önemli faktörün multidisipliner yaklaşım olduğunun altını önemle çizmek isterim. Bu tür kompleks ameliyatlar, sadece kalp damar cerrahisinin başarısıyla değil, güçlü bir anestezi ekibi, deneyimli bir kadın doğum ekibi, yetkin bir yenidoğan ekibi ile bu hastaların ameliyat sonrası süreçlerinde duruma vakıf, alanında tecrübeli yoğun bakım hemşire kadrosunun koordineli çalışmasıyla mümkündür. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi gibi merkezlerde bu nedenle başarı oranları tıbbi literatüre yakın seviyelerde gerçekleşmektedir" diye konuştu. Uzm. Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut ise özellikle kalp hastalığı olan anneler için gebelik planlamasının hayati önem taşıdığını vurgulayarak, "Genel olarak kalp hastalığı olan kadınlar gebelik planlamadan önce kardiyoloji ve kadın doğum uzmanlarının onayı olmadan gebe kalmamalıdır. Aort diseksiyonu gibi ağır bir komplikasyonu gebelik sırasında yaşayan annelerin çoğu maalesef hayatını kaybediyor. Bu nedenle önlem en önemli adım" dedi. "Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi ekibi; ‘’Farklı branşların insanüstü gayreti ve profesyonel iş birliğiyle yürütülen bu operasyon multidisipliner yaklaşımın hayati önemini bir kez daha gösterdi. Anne ve bebek hayata bağlandı. Hem tıbbi hem de insani açıdan örnek bir başarıya imza atmaktan büyük gurur duyuyoruz." açıklamasında bulundu.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi hastaların memnuniyetini topladı
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 16:30 Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi hastaların memnuniyetini topladı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi, tedavi gören hastaların memnuniyetini topladı. Hastalar, hem doktorların hem de personelin ilgisinden memnun olduğunu dile getirdi. Halı saha maçı sırasında çapraz bağlarını koparan ve başarılı bir ameliyat sonrası fizik tedavi sürecine başlayan İbrahim Obut, hastanenin sunduğu hizmetten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Obut, "Yaklaşık 3 haftadır fizik tedavi sürecindeyim. Hocalarımız ve personelimiz birebir çok güzel ilgileniyorlar. Sağlık sektörünün doğası gereği ufak tefek aksaklıkların olabilir ancak genel ilginin ve alakanın üst düzeyde olduğunu gördüm. Tedaviyle ilgili bilgilerin ve donanımın da çok iyi olduğunu memnuniyetle gördüm" dedi. Omuz ağrısı nedeniyle tedavi gören Veysi Onat ise, "Omuzumu tedavi ettiler. Bütün personel güler yüzlüydü, hepsinden de memnunum" şeklinde konuştu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi salon sorumlusu fizyoterapist Adil İlgin, 6 FTR doktoru, 20 fizyoterapi teknikeri ve 20 fizyoterapistten oluşan 46 kişilik bir ekiple hizmet verdiklerini belirtti. Ünitede nörolojik rehabilitasyon, ortopedik rehabilitasyon, genel cerrahi rehabilitasyonu, gebe okulu ve eğitimi, romatolojik rehabilitasyon ve pediatrik rehabilitasyon gibi çeşitli alanlarda hastaların tedavi edildiğini belirten İlgin, ortalama aylık bin hastaya hizmet verdiklerini kaydetti.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi hastalara verdiği hizmet ile göz doldurdu
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 16:29 Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi hastalara verdiği hizmet ile göz doldurdu Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi, tedavi gören hastaların memnuniyetini topladı. Hastalar, hem doktorların hem de personelin ilgisinden memnun. Halı saha maçı sırasında çapraz bağlarını koparan ve başarılı bir ameliyat sonrası fizik tedavi sürecine başlayan İbrahim Obut, hastanenin sunduğu hizmetten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Obut, "Yaklaşık 3 haftadır fizik tedavi sürecindeyim. Hocalarımız ve personellerimiz birebir çok güzel ilgileniyorlar. Sağlık sektörünün doğası gereği ufak tefek aksaklıkların olabilir ancak genel ilginin ve alakanın üst düzeyde olduğunu gördüm. Tedaviyle ilgili bilgilerin ve donanımın da çok iyi olduğunu memnuniyetle gördüm" dedi. Omuz ağrısı nedeniyle tedavi gören Veysi Onat ise, "Omuzumu tedavi ettiler. Bütün personel güler yüzlüydü, hepsinden de memnunum" şeklinde konuştu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi salon sorumlusu fizyoterapist Adil İlgin, 6 FTR doktoru, 20 fizyoterapi teknikeri ve 20 fizyoterapistten oluşan 46 kişilik bir ekiple hizmet verdiklerini belirtti. Ünitede nörolojik rehabilitasyon, ortopedik rehabilitasyon, genel cerrahi rehabilitasyonu, gebe okulu ve eğitimi, romatolojik rehabilitasyon ve pediatrik rehabilitasyon gibi çeşitli alanlarda hastaların tedavi edildiğini belirten İlgin, ortalama aylık 1000 hastaya hizmet verdiklerini kaydetti. (ŞU-AKK-Y)
Nusaybin’de 3 boyutlu yazıcıyla kraniyoplasti ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 16:12 Nusaybin’de 3 boyutlu yazıcıyla kraniyoplasti ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi Mardin’de Nusaybin Devlet Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen ve başarıyla sonuçlanan kraniyoplasti ameliyatı, hem tıbbi hem de teknolojik açıdan bir ilke imza attı. Genç hasta Lokman Akyüz’e uygulanan ameliyatla, özel olarak geliştirilen 3 boyutlu yazıcı teknolojisi kullanılarak milimetrik ölçülerde tam anatomik bir kafatası oluşturuldu. Ameliyatı gerçekleştiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Altun, operasyonun modern teknoloji ile cerrahi tekniğin bir araya getirilmesiyle başarıyla tamamlandığını söyledi. Dr. Altun, bu ameliyatla hastanın beyni iç ve dış darbelere karşı korunmuş olduğunu belirterek, "Aynı zamanda kozmetik açıdan da önemli bir iyileşme sağlandı. Toplumsal etkileşimde hastanın kendini daha rahat hissetmesi amaçlandı. Operasyon başarılı geçti, sadece enfeksiyon riski göz önünde bulundurularak takip yapıyoruz" dedi. Ameliyat sonrası ertesi gün taburcu edilen Lokman’ın üçüncü gün kontrolünde de herhangi bir komplikasyon görülmediği, hastanın takibinin devam edeceği ve altı ay ile bir yıl içinde rutin kontrollerinin yapılacağı bildirildi. Nusaybin Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. M. Selim Ünverdi ise, "Hastanemizde ilk kez kraniyoplasti ameliyatı gerçekleştirdik. Bu önemli operasyonun başarılı geçmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Desteklerinden dolayı Sağlık Bakanlığımıza, İl Sağlık Müdürümüze ve Kaymakamımıza teşekkür ederim. İnşallah Nusaybin’de daha birçok ilke imza atacağız" ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında sağlıkta stratejik iş birliği başlatıldı
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 15:47 Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında sağlıkta stratejik iş birliği başlatıldı Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında sağlık diplomasisi, yatırım ve eğitim alanlarını kapsayan stratejik iş birliği süreci başlatıldı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay başkanlığındaki heyet, Birleşik Arap Emirlikleri Ankara Büyükelçisi Saeed Thani Hareb Al Dhaheri’yi ziyaret etti. Görüşmede iki ülke arasında sağlık turizmi, geleneksel tıp, dijital sağlık çözümleri ve tıbbi aromatik bitkiler başta olmak üzere çok sayıda başlık masaya yatırıldı. Ziyarette Türkiye ile BAE arasında sağlık alanındaki uzun vadeli iş birliğini kurumsallaştıracak olan "Çerçeve İş Birliği Protokolü" Büyükelçiye resmi olarak takdim edildi. Protokolde karşılıklı hasta yönlendirme, eğitim programları, ortak sertifikasyon sistemleri, sağlık yatırımları ve girişimciliği kapsayan birçok alanda iş birliği hedefleri belirlendi. Görüşmede ayrıca önümüzdeki aylarda Ankara’da düzenlenmesi planlanan "Türkiye - Birleşik Arap Emirlikleri Uluslararası Sağlık ve Medikal Yatırım Konferansı" hakkında bilgi paylaşımında bulunuldu. SATKOF, söz konusu konferansta BAE Büyükelçiliğini resmi paydaş olarak görmekten memnuniyet duyacağını iletti. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, "Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve akredite sağlık kuruluşları; Birleşik Arap Emirlikleri’nin dijital vizyonu ve yatırım gücüyle birleştiğinde ortaya çıkacak sinerji yalnızca iki ülkeye değil, bölgesel sağlık barışına da katkı sağlayacaktır" dedi. Birleşik Arap Emirlikleri Ankara Büyükelçisi Saeed Thani Hareb Al Dhaheri ise, "Sağlık Turizmi Konfederasyonu’nun nazik ziyareti ve sunduğu vizyoner iş birliği önerileri için teşekkür ederim. Türkiye ile sağlık alanındaki bu stratejik diyaloğu büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Bundan sonraki süreçte de iletişim halinde olmaktan ve özellikle BAE’de düzenlenecek sağlık turizmi programlarında SATKOF ile birlikte çalışmaktan mutluluk duyacağız" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Cumhur Aydemir: "Anne sütü, sağlıklı nesillerin temelidir"
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 13:23 Prof. Dr. Cumhur Aydemir: "Anne sütü, sağlıklı nesillerin temelidir" Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Neonatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cumhur Aydemir, 1-7 Ağustos Emzirme Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, anne sütünün bebek sağlığı açısından vazgeçilmez bir besin olduğunu belirterek, "Anne sütü, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlar" dedi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), UNICEF ve Sağlık Bakanlıkları öncülüğünde her yıl kutlanan Emzirme Haftası kapsamında yazılı bir açıklama yapan Prof. Dr. Aydemir, emzirmenin sürdürülebilir bir şekilde desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Aydemir, DSÖ’nün bu yıl emzirme konusunda sağlık sistemlerinin sürekli destek sağlayacak şekilde güçlendirilmesini öncelik haline getirdiğini belirterek, "Her annenin, istediği sürece emzirmek için ihtiyaç duyduğu desteğe ve bilgiye erişebilmesi sağlanmalıdır. Bunun için nitelikli emzirme danışmanlığına yatırım yapılmalı, Mama Kodu uygulanmalı ve kadınları destekleyen ortamlar oluşturulmalıdır" ifadelerini kullandı. Dünya Emzirmeyi Destekleme İttifakı’nın (WABA) belirlediği 2025 yılı teması hakkında bilgi veren Aydemir, "Bu yılın teması ‘Emzirmeyi Önceliklendirin: Sürdürülebilir Destek Sistemleri Oluşturun’ olarak belirlendi. Aileler, topluluklar, iş yerleri, sağlık sistemleri ve hükümetler birlikte hareket ettiğinde, emzirmeye verilen desteğin nesiller boyu sürecek olumlu etkileri olur" dedi. Aydemir, Türkiye’de Emzirme ve Anne Sütü Gönüllüleri Derneği (TEMAS) gibi kuruluşların bu sürece önemli katkı sunduğunu ifade ederek, şunları söyledi: "Bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi, ardından uygun ek gıdalarla birlikte emzirmenin en az 2 yaşına kadar sürdürülmesi, kültürel bir norm haline gelmelidir. Bu süreçte yalnızca annenin değil, tüm aile bireylerinin bebek ve çocuk bakımına dahil olması desteklenmelidir." Ulusal Emzirme Yardım Hattı, çevrim içi ve yüz yüze eğitimlerin özellikle aile desteği olmayan ebeveynler için önemli bir rol üstlendiğini belirten Aydemir, "Geleceğimiz olan çocuklarımızın, kendileri için en ideal besin olan anne sütü ile beslenmesini sağlayarak sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Gelin, hep birlikte emzirmeyi destekleyen bir dünya oluşturalım" çağrısında bulundu.