SAĞLIK
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25 Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:17 Uzmanından tuzla ilgili önemli uyarı: Her tuz tüketilmemeli Türkiye’nin önemli tuz üretim merkezlerinden olan Çankırı’da uzun yıllar tuzculuk yapan İlyas Ak, tüketicilerin tuz alırken ağır metal barındırmayan tuzları tercih etmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin en önemli tuz üretim merkezlerinden olan Çankırı’da binlerce yıl önce oluşan madenlerden çıkartılan tuzlar, saflığıyla Türkiye’deki en kaliteli tuzları arasında gösteriliyor. Farklı şehirlerde Çankırı tuzu altında ucuz fiyata satılan tuzlarla ilgili uzmanları vatandaşları uyarıyor. Çankırı’da uzun yıllardır tuzculuk yapan ve tuz üzerine araştırmalar yapan İlyas Ak, ağır metal içeren ya da İran’dan gelen tuzların sahtecilik yapılarak güvenilir olmayan satıcılar tarafından Çankırı tuzu olarak satılabildiğini söyledi. Saf tuzun renginin beyaz renkte olduğunu belirten Ak, tuz alırken rengine dikkat edilmesi gerektiğini ve güvenli satıcıların tercih edilmesi gerektiğini dile getirdi. "Tuzun doğal rengi beyazdır" Türkiye’de satılan tuzların özellikleriyle ilgili bilgiler veren Ak, "Günümüzde ‘Çankırı tuzu’ adı altında İran tuzunun satıldığına rastlanabiliyor. Bu tuzun içerisinde kükürt bulunur ve kolay şekil aldığı için üzerine resim ya da yazı baskıları yapılarak satışa sunulur. Ancak sağlık açısından uygun değildir. Kırşehir tuzu ise kısmen faydalı olmakla birlikte kireç oranı biraz yüksektir. Himalaya tuzu pembe renktedir. Tuzun doğal rengi beyazdır, içerisine karışan yabancı maddeler renk değişimine neden olur. Nevşehir tuzunda da yabancı madde oranı yüksektir. Bu nedenle en kullanışlı ve en sağlıklı tuzu Çankırı tuzu olduğu ifade edilmektedir. Çankırı tuzunun içeriğinde sadece doğal kil bulunur, ağır metal içermez. Sağlık açısından güvenle kullanılabilir" dedi. "Çankırı tuzu diye farklı tuz alımlarına dikkat edilmesi gerekir" Vatandaşların Çankırı tuzunu bilimsel olarak kanıtlanan faydalarından dolayı tercih ettiğini belirten Ak, "Çankırı tuzu diye farklı tuz alımlarına dikkat edilmesi gerekir. Özellikle Çankırı tuzu astım, nefes darlığı ve KOAH gibi rahatsızlıkları olan kişiler tarafından tercih edilebilir. Yemeklik tuzlarımız ise tansiyon hastaları, ödem sorunu yaşayanlar ve vücut dengesi hassas olan bireyler için destekleyici olabilir. İçeriğinde bulunan zengin mineral yapısı vücudun dengesini korumaya yardımcı olur ve hücre yenilenmesini destekler. Her tuzun kullanım amacı farklıdır, en sağlıklısı Çankırı tuzudur" diye konuştu.
03 Mayıs 2026 Pazar - 11:54 Mesane kanserine robotik çözüm: ’Kalp gibi mesane’ ile yeniden hayata başladı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde uzman ekip tarafından mesane kanseri olan bir hastaya, ’robotik cerrahi’ ile bağırsaktan ’kalp şeklinde yapay mesane’ oluşturuldu ve hasta yeniden doğal hayata kavuştu. Ankara’da mesane kanseri nedeniyle mesanesi alınan bir hastaya, ’robotik cerrahi’ yöntemiyle bağırsaktan ’kalp şeklinde yapay mesane’ yapıldı. Bilkent Şehir Hastanesi’nde uzman ekip tarafından gerçekleştirilen operasyonla hasta, idrarını doğal yollarla yapabilme kabiliyetine yeniden kavuşurken, uygulanan ileri cerrahi teknik hem hayat kalitesini artırdı hem de dikkat çeken bir başarı örneği gerçekleştirildi. "Robotik cerrahinin avantajları var" Mesanesi alınan hastaların iki seçeneği olduğunu söyleyen Üroloji Kliniği Yönetim Görevlisi Prof. Dr. Cüneyt Özden, "Ya bağırsaktan bir kanal yapıp, onu karın duvarına dışarıya bir idrar torbasına vermeniz ve hastanın idrarı o torbada birikmesi gerekiyor ya da hastanın bağırsaktan bir yapay mesane yapıp, idrarı doğal yoldan atmasını sağlamanız gerekiyor. Birincisi fizyolojik değil, ikincisi daha fizyolojik. Yaşam kalitesini artıran bir faktör. Bunu da ya açık yapabiliriz ya da robotik yapabiliriz. Belirleyen kriterler, hastanın genç olması, tümör özellikleri. En önemlisi de tabii hastanenin ve ekibin cerrahi deneyimi ve tecrübesi. Robotik cerrahinin avantajları var. Daha hassas bir cerrahi yapabiliyoruz. Bu hassasiyet ameliyat sırasında kanamayı azaltmakta. Daha küçük kesik, hastanın ameliyat sonrası daha az ağrı hissetmesi, daha hızlı iyileşmeye neden olmakta" dedi. "Yapay mesane yapmak en mantıklı olan yol" Ekip işi olmadan işlemin zor olduğunu vurgulayan Özden, "Hasta hemen buna uyum sağlayamıyor. Birkaç ay bunun uyum sürecini yaşıyor ama sonunda bizler gibi normal bir şekilde idrar kanalından idrarını yapabiliyor. Diğer seçenek hastanın karnında bir torbaya idrar toplanması. Bu doğal bir yol değil. Hastada bir takım sorunlar oluşturabilmekte. Fizyolojik olmadığı için hastada psikolojik ve kozmetik sorunlar yapabiliyor. Bakım gerektiriyor. Bazen hasta tek başına onu bakımını yapamıyor. Bakım iyi yapılmadığı zaman ciltte dermatolojik problemlere yol açıyor. Hastanın sosyal yaşantısı etkileniyor. Günlük aktiviteleri kısıtlanıyor. Yapay mesane yapmak en mantıklı olan yol. O da seçilmiş hastalara yapılan bir yöntem" diye konuştu. Cüneyt Özden, robotik cerrahiyle gerçekleştirilen ameliyatın 3 kişilik bir ekip tarafından aşamalı olarak yapıldığını, önce mesanenin alındığını, ardından lenf bezlerinin temizlendiğini ve bağırsaktan yapay mesane oluşturulduğunu belirtti. Operasyonun ortalama 5-6 saat sürdüğünü ifade eden Özden, hastaların ameliyat sonrası ilk dönemde idrar kontrolünde zorluk yaşayabildiğini, bu sürecin genellikle 3-6 ay içinde düzeldiğini, gece kaçırmalarının ise daha uzun sürebildiğini aktardı. Türkiye’de nadir bir işlem Özden, robotik cerrahinin Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde uygulandığını, üniversite ve devlet hastaneleri arasında bu yöntemi kullanan tek merkez olduklarını dile getirerek, Avrupa’da da yalnızca birkaç merkezde gerçekleştirilebildiğini söyledi. "Mesaneyi hastanın doğal idrar kanalına bağlıyoruz" Mesane çıkarıldıktan sonra hastanın kendi bağırsağından uygun bir şekilde mesane yaptıklarını dile getiren Doç. Dr. Yalçın Kızılkan, "Mesaneyi hastanın doğal idrar kanalına bağlıyoruz ve böbreklerden gelen idrar kanallarında yeni yaptığımız mesaneyi ağızlaştırarak hasta, böbrekten çıkan idrarını normal yollarla vücut dışına atıyor. Bu süreçte de robotik cerrahi kullandığımızda milimetrik deliklerden girerek, el titremesi engellenerek, istediğimiz yere ulaşabilerek, ekranın büyüklüğünü ayarlayarak ameliyat çok kolay hale geliyor. Bu kesinin çok küçük olması da hastanın çok hızlı toparlanmasına, ameliyat sonrası normal yaşama dönmesinde avantaj sağlıyor" şeklinde konuştu. "İlk semptomları bizim için değerli" İlk aşamalarda erken teşhisin öneminde vurgu yapan Uzman Hekim Dr. Fırat Çağlar Budak, "İlk semptomları bizim için değerli. Özellikle idrarda kan görme bu hastanın teşhisine önem arz ediyor. Hastalar bunu fark ettiklerinde zaman kaybetmeden bir üroloji hekimine, hastanemize başvurabilirler. Çünkü erken aşamada tanı koyduğumuzda hastaların cerrahisinde de fark oluşturmakta. Türkiye toplumunda sigara içme alışkanlığı da çok fazla. Sigara da bu hastalığın sebepleri arasında en sık gelenlerden biri. Ailesel etkenler, genetik faktörler bunlar da önemli. Çevresel etkenler bunların da payı var. Genellikle genç hastalarda çok fazla görmedik ama son zamanlarda artan çevresel etkenler, sigara kullanımı ve genetik faktörler nedeniyle erken yaşta da görmekteyiz. Bizim 30-40 yaşlarında da ameliyat ettiğimiz hastalarımız var. O yüzden genç hastalarda görünmez gibi bir şey söyleyemiyoruz" ifadelerini kullandı. "Doktorum ’sana kalp şeklinde mesane yaparım’ dedi" Bir sabah idrarından kan gelmesiyle uyandığını ve hastaneye başvurduğunu söyleyen Tosun, "Diğer hastaları genellikle böbrekten dışarı bir şekilde torbayla yaşarken gördüm. Ben de bu şekilde olacağım diye çok korktum. Sağ olsun Cüneyt hocam, ’yaşımın genç olduğunu’ ve ’ben seni ameliyat ederim, sana böbrekten dışarı değil de yapay mesane yaparım, hem de kalp şeklinde’ dedi. Bunu duyunca çok sevindim. Korkularım biraz azaldı. Diğer hocalarımla birlikte Cüneyt hocama çok güvendim" ifadelerine yer verdi. "Hastalığı dahi unutuyorum bazen" Yapay mesanenin yapılmasının üstünden 9 ay geçtiğini söyleyen Tosun, "Ben yaşamayı seven bir insanım. Bu hastalığı hiçbir zaman kabullenmedim. Benim bakmakla yükümlü olduğum 2 tane küçük kızım vardı. Onların da desteğiyle ben bu süreci çabuk atlattım. 15 gün falan bir hastanede kalma sürem oldu. Kalktıktan sonra bir daha yatak yüzü görmedim. Gezmeme, çalışmama normal hayatıma devam ettim. Bu hastalığı yaşamadan önceki durumum nasılsa şu anda aynı durumdayım. Hiçbir engel olacak durumum yok. Ağrılarım, sancım, sıkıntılarımın hiçbiri kalmadı. Hastalığı dahi unutuyorum bazen" dedi. Osman Tosun, hastalığını hiçbir zaman gizlemediğini ve çevresinden torba ile yaşamak zorunda kalabileceğine dair yorumlar duyduğunu belirterek bu süreçte endişe yaşadığını ifade etti. "Bir daha hiçbir şekilde ağzıma sigara vurmadım" Sigara içilmemesi gerektiğini vurgulayan Tosun, "Kötü bir alışkanlık. Ben 15 yıldır kullanıcıydım. Ameliyatın ilk gününden sonra bir daha hiçbir şekilde ağzıma sigara vurmadım. Bırakması zor ama hastalığımı bilmeyen arkadaşlarım bana diyor ki nasıl bıraktın? Ben de diyorum ki korkudan bıraktım" diye konuştu.
Alanya’da ’aort koarktasyon’ işlemi gerçekleştirildi
29 Temmuz 2025 Salı - 10:35 Alanya’da ’aort koarktasyon’ işlemi gerçekleştirildi Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez aort koarktasyonu tedavisi anjiyografik yöntemle başarıyla uygulandı. Doğuştan aort damarında daralma (koarktasyon) olan 20 yaşındaki Hatice Kübra Kurt, kapalı yöntemle gerçekleştirilen operasyon sonrası sağlığına kavuştu. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Aslan ile Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Çoner’in birlikte gerçekleştirdiği işlem, yaklaşık bir saat sürdü. Hasta, başka bir sağlık kuruluşunda konulan tanının ardından Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Yapılan değerlendirme sonucu, açık ameliyata gerek kalmadan endovasküler (damar içi) yöntemle tedavi edilmesine karar verildi. Kasıktan ve sol koldan girilerek daralan bölgeye 20 mm çapında greft başarıyla yerleştirildi. Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Op. Dr. Mehmet Aslan, "Aort koarktasyonu da genellikle çocukluk çağında tanı alır ve cerrahi yöntemlerle tedavi edilir. Hastamıza cerrahiye gerek kalmadan kapalı yöntemle müdahale ettik. Başarılı geçen operasyon sonrası hastamızın durumu gayet iyi" dedi. Doç. Dr. Ali Çoner ise "İşlem, vücutta herhangi bir açık cerrahi izi bırakmadan kapalı yöntemle yapıldı. Hastamız sağlığına kavuştu. Bu tür rahatsızlık yaşayan tüm bireyler hastanemize güvenle başvurabilir" ifadelerini kullandı. Operasyon sonrası duygularını paylaşan Hatice Kübra Kurt, "Sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum. Başta hekimlerim olmak üzere emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederim" dedi.
Susuz’a modern hastane müjdesi
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 17:11 Susuz’a modern hastane müjdesi Susuz sağlık alanında önemli bir yatırıma kavuşuyor. İlçeye yapılacak modern hastane projesiyle sağlık hizmetlerinde yeni bir dönem başlıyor. Kaymakam Muhammed Emin Tutal, Susuz Modern Devlet Hastanesi’nin yapılacağı bölgede beraberindeki Belediye Başkanı Oğuz Yantemur, Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Aslıhan Eskibalcı, hastane ihalesini alan HMS Yapı’dan Levent Vural ve Yüzler İnşaat’tan Engin Küden bir takım incelemelerde bulundu. Tutal, ilgili firma yetkililerinden bilgi aldı. Vali Ziya Polat’ın destekleri, Milletvekili Adem Çalkın’ın girişimleriyle Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan proje kapsamında Kars’ın Susuz ilçesinde tam donanımlı, çağın ihtiyaçlarına uygun modern hastane inşa edilecek. 2025 yılı içerisinde yapımına başlanması planlanan hastane, 14 yatak kapasiteli olacak ve içerisinde acil servis, 7 poliklinik, 1 doğumhane, laboratuvar, röntgen ve ameliyathane gibi birimlerin yanı sıra hasta ve hasta yakınları için konforlu alanlar da yer alacak. Sözleşmesi imzalanan, yatırım bedeli 170,2 Milyon TL olan ve 3 bin 150 metrekare alanda yapılacak olan Susuz Devlet Hastanesi ile ilgili açıklamada bulunan Milletvekili Çalkın, "İlçemiz için büyük bir ihtiyaç olan hastane projesi, hemşehrilerimizin sağlığına doğrudan katkı sağlayacak. Başta Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve bakanlık yetkililerine ve bu önemli yatırımda emeği herkese teşekkür ediyorum" dedi. Yeni hastane ile birlikte ilçede sağlık hizmetlerine erişimin daha hızlı ve kaliteli hale gelecek. Susuz’da yaşayan vatandaşlar da projeyi memnuniyetle karşılarken, yeni hastanenin bölgeye sosyal ve ekonomik anlamda da canlılık getirmesi bekleniyor.
Gürcistan’dan ağrı şikâyetiyle geldi, Samsun’da sağlığına kavuştu
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 17:11 Gürcistan’dan ağrı şikâyetiyle geldi, Samsun’da sağlığına kavuştu Böbrekte oluşan çıkım darlığı sebebiyle sol böğür bölgesindeki ağrı şikâyetiyle Gürcistan’dan Samsun’a gelen 5 yaşındaki hasta Büyük Anadolu Hastaneleri’nde yapılan başarılı tedavi sonrası sağlığına kavuştu. Gürcistan’dan Türkiye’ye gelen 5 yaşındaki L.K. isimli hasta, sol böğür bölgesindeki ağrı şikâyetiyle ilk olarak Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdal Irmak’a muayene oldu. Yapılan ultrasonografi değerlendirmede sol böbrekte belirgin bir şişlik tespit edildi ve hasta üroloji bölümüne yönlendirildi. Böbrekte çıkım darlığı belirtileri Üroloji Uzmanı Opr.Dr. Mümin Temel tarafından yapılan detaylı tetkikler sonucunda hastada sol üretero-pelvik darlığı, sol böbrek çıkım darlığı olduğunu belirlendi. Hastanın tedavi süreci hakkında bilgi veren Opr. Dr. Mümin Temel, "Böbrekte olan çıkım darlığı, idrarın böbrekten mesaneye geçişinde tıkanıklığa yol açarak böbrekte genişlemeye ve zamanla fonksiyon kaybına neden olabilecek bir tablodur. Bu doğrultuda hastaya cerrahi tedavi önerildi. Uygulanan cerrahi teknik yöntemi ise "Sol Dismembered Pyeloplasti" denilen, daralmış bölge çıkarılıp sağlıklı üreterin böbrek pelvisine yeniden anatomik ve fonksiyonel olarak birleştirilmesi esasına dayanan bir yöntemdir. Ameliyat planlandığı şekilde sorunsuz geçti" dedi. "Ağrı deyip geçmeyin tedavide erken tanı önemli" Opr. Dr. Mümin Temel şunlar söyledi: "Üretero-pelvik darlık, özellikle çocuk hastalarda erken fark edilmezse böbrekte kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu nedenle hem tanıda hem de tedavide zamanlama çok önemlidir. L.K. isimli hastamızda da bu risk söz konusuydu. Cerrahimizi titizlikle gerçekleştirdik. Hastamızın genel durumu gayet iyi şekilde ameliyattan sonraki 3. günde sorunsuz olarak taburcu edildi. Bu süreçte multidisipliner bir yaklaşımla çalıştık. Çocuk hastalıkları, radyoloji ve anestezi ekiplerimizle koordineli hareket ettik. Hastamızın sağlığına kavuşması, ekip olarak bizi son derece mutlu etti. Her vakada olduğu gibi burada da amacımız, çocuklarımızın yaşam kalitesini artırmak ve böbrek fonksiyonlarını uzun vadede koruyabilmektir. Bu anlamda çocuklarda böğür dediğimiz bölgedeki ağrıların şiddeti azda olsa mutlaka bir uzman doktor tarafından muayene edilmesi erken tanı ve tedavi açısından önemlidir" diye konuştu.
Özel hastanede skandal iddia: "Anne hekimsiz doğum yaptı, müdahale misafir doktordan geldi"
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 17:05 Özel hastanede skandal iddia: "Anne hekimsiz doğum yaptı, müdahale misafir doktordan geldi" Ankara’daki Özel Koru Hastanesinde doğum sancıları başlayan kadın, iddiaya göre, yaklaşık bir buçuk saat boyunca yardım çağrısında bulunmasına rağmen hiçbir hekimin müdahalesi olmadan doğum yaptı. Anne ve bebeğin hayatını, tesadüfen hastanede bulunan başka bir hastanenin doktoru kurtardı. Ankara’da yaşayan 32 yaşındaki N.Ş., hamileliğinin 35. haftasına girdiğinde doğum yapacağı şüphesiyle daha önce doğum planı için anlaştığı Özel Koru Hastanesine davet edildi. Hastaneye yatışı yapılan anne N.Ş.’nin doğumu odasında başladı. İddiaya göre, anne N.Ş., doğumun başladığını defalarca ifade etmesine ve yaklaşık bir buçuk saat boyunca yardım talep etmesine rağmen, hiçbir hekim müdahalesi olmadan acılar içinde kendi başına doğum yaptı. Odada kendi başına doğum sonrası ise şans eseri hastanede bulunan ve başka bir hastanede görev yapan anestezi uzmanı bir hekimin müdahalesi, anne ve bebeğin hayatını kurtardı. Doğumun ardından yoğun bakıma alınan bebek uzun bir müddet tedavi gördü. "Hayati müdahale misafir hekimden geldi" Avukat Kadir Cem Temtek, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, annenin doğum yağacağı şüphesiyle hastaneye davet edildiğine dikkati çekerek, "Doğumun başladığını ifade etmesi ve bir, bir buçuk saat hekim yardımı talep etmesine rağmen herhangi bir hekim müdahalesi olmaksızın kendi başına acılar ve kanlar içerisinde doğum yaptı. Bununla ilgili kamera kayıtları ve tanıklar var. Doğum yapıldığı esnada aynı hastanede ziyaretçi olarak bulunan bir başka hastanenin anestezi uzmanı bir hekim buradaki anne ve çocuğun hayatını kurtarmak amacıyla müdahalede bulundu. Çocuğu kuvöze misafir hekim yerleştirdi ve yoğun bakıma da başka bir hastanenin anestezi uzmanı doktor bebeği indirdi ve adeta anne ile bebeğin hayatını kurtardı" dedi. "Hekimler bize aslında doğal olan doğumun bu şekilde olduğunu tıbbı inkar eder şekilde ifade ettiler" Ailenin, annenin ve çocuğun en fazla korunması gereken bir dönemde çağ dışı bir olay yaşadıklarını kaydeden Temtek, "Hastaneye müracaat ettik, mağduriyetlerimizi ifade ettik. Oradaki hekimler bize aslında doğal olan doğumun da bu olduğunu, böyle olması gerektiğini, tıbbı inkar eder şekilde ifade ettiler. Bununla ilgili iki aylık süreç içerisinde doğum bedelini ödemedikleri gibi yoğun bakımda kalan bebeğin yoğun bakım bedelini de tahsil edebileceklerini de bize ifade ettiler. Üzülerek bunları izledik. Mesele ile ilgili hem adli hem de idari makamlara müracaatta bulunduk" şeklinde konuştu. "Mağarada doğum yapan kadınlar gibi bir doğum gerçekleşti" Doktorun neden doğuma gelmediğine dair herhangi bir geri dönüş alamadıklarını ifade eden Temtek, "Bu işin doğru olmadığı ifade edildi ama zaman geçtikten sonra bunun doğal olduğunu, enteresan bir durum olmadığı ifade edildi. Gayrı ihtiyarı bir savunma mekanizması ama hakkaniyete uygun değil. Bir buçuk saat orada hekim yardımı beklenilmiş ama herhangi bir hekim müdahalede bulunmamış. Binlerce yıl önce mağarada doğum yapan kadınlar gibi bir doğum gerçekleşti. Anne ve çocuk sağlığı hiçe sayıldı" diye konuştu. "Nöbetçi doktorun 24 saat bulunduğu reklamları yapılarak, insanlara bu hastane hakkında bilgi verilmiş" Yeni doğan bebeğin uzun bir müddet yoğun bakımda tedavi altında kaldığını belirten avukat Temtek, "Annenin fiziki sağlığı iyi ama psikolojik olarak hem anne hem baba bir buhrana uğradılar, normal bir hadise yaşamadılar. Yüzbinlerce lira bedelle özel hastaneye yatan insanlar, bir mağara odasında doğum yapar gibi doğum yaptılar. Bu doğum maalesef hekimler tarafından savunuldu. Hak etmedikleri bir muamele ile karşı karşıya kaldılar, yıprandılar. Genel sağlıkları yerinde ama psikolojik olarak son derece etkilendiler. Bir miktar erken doğum var ama zaten doğumun olacağı ön görülerek hastaneye yatış yapılmış. Bu hastanede nöbetçi doktorun 24 saat bulunduğu reklamları yapılarak, insanlara bu hastane hakkında bilgi verilmiş. İnsanlar bu güven üzerine bu hastaneye gitmişler ancak doğum olduğunda o reklamlarda görülen nöbetçi hekimi, kadın doğum ve yoğun bakım uzmanını hastanede göremedik" açıklamasında bulundu. Konuyla ilgili ulaşılan Özel Koru Hastanesi’nin basın birimi ise, iddialara ilişkin kısa süre içinde açıklama yapılacağını duyurdu.
Eskişehir’de sağlık tesislerinin değerlendirilmesi için bilgilendirme toplantısı düzenlendi
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 16:30 Eskişehir’de sağlık tesislerinin değerlendirilmesi için bilgilendirme toplantısı düzenlendi Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, il genelindeki sağlık tesislerinin değerlendirme süreci hakkında kamu hastanelerinde görevli sağlık personellerine yönelik bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Sağlık tesisleri değerlendirme ve geliştirme yönergeleri kapsamında Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Serkan Ceyhan’ın başkanlığında, il genelindeki sağlık tesislerinin değerlendirilmesi süreci konusunda değerlendirme ekiplerine katılacak sağlık personellerine bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıya, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkan Yardımcımız Uzm. Dr. Pakize Gözde Gök’ün yanı sıra kamu hastaneleri hizmetlerine bağlı ilgili birim sorumluları da katılım sağladı. Değerlendirme ekiplerini oluşturulacak SKS ve verimlilik denetçisi unvanlı ve konusunda uzman personellerle hem tanışma hem de Eylül ayı içerisinde başlayacak il değerlendirmeleri süreçleri, değerlendirme takvimi değerlendirmelerin nasıl yapılacağı konularında hakkında detaylı bilgilendirmeler yapıldı. Verimli geçen toplantıda, yeni oluşturulan sağlık tesisleri değerlendirmeler ve geliştirilmesi sistemiyle hastaneler arası koordinasyonun güçlendirilmesi, sağlık altyapısının sürdürülebilirliği ve hasta odaklı hizmet anlayışının pekiştirilmesi amaçlandığı vurgulandı.
’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ projesiyle 11 kilo verdi
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 15:28 ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ projesiyle 11 kilo verdi Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde başlatılan ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ projesi kapsamında Pamukkale Sağlıklı Hayat Merkezine başvuran 42 yaşındaki Bayram Akcaoğlu 1,5 ayın sonunda 11 kilo vererek 126 kilodan 115 kiloya düştü. Sağlık Bakanlığı tarafından toplumda fazla kiloluluk ve obezite ile mücadelede konusunda farkındalık oluşturulması, vatandaşların sağlıklı kilo aralığını öğrenmesi ve ölçüm sonuçlarına göre ihtiyacı olanların sağlık hizmetlerine ulaşmasını sağlanması amacıyla ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyası başlatılmıştı. Denizli’de kampanya kapsamında Merkez ve ilçelerdeki kent meydanları, alışveriş merkezleri, pazar yerleri, kamu ve özel kurum ve kuruluşları ve camiler gibi vatandaşların yoğun olduğu alanlarda ölçüm stantları kurulup farkındalığın artırılması hedeflenerek ölçümler yapıldı. 42 yaşındaki Bayram Akcaoğlu da açılan stantlarda ölçüm yaptırdıktan sonra sağlık çalışanlarının yönlendirmesiyle Pamukkale Sağlıklı Hayat Merkezi Obezite Birimine başvurdu. Birimde Diyetisyen Emine Ayvaz tarafından takibi yapılan Akcaoğlu, 45 günde 11 kilo verdi. "Kiloya bağlı sağlık sorunlarım da vardı" Fazla kilolarına bağlı olarak çeşitli sağlık sorunları oluştuğunu ifade eden Bayram Akcaoğlu, "Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan proje kapsamında sağlık çalışanları tarafından açılan stantta vücut kitle indeksim ölçülmüştü. Fazla kilolu çıktığım için beni hemen Sağlıklı Hayat Merkezi’ne yönlendirdiler. Diyetisyen Emine Ayvaz ile tanıştım. Şeker, tansiyon, uyku apnesi gibi kiloya bağlı sağlık sorunlarım da vardı. Diyetisyenimizle birlikte bana uygun diyet programı oluşturduk. İlk başlarda zorlandım. Kilo vermeye başladıkça nefes almam, yürüyüşüm de rahatladı. 45 günde 11 kilo verdim. İnşallah ideal kiloma düşünce yeniden doğmuş gibi olacağım. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum" dedi. "defimiz Bayram beyi ideal kilosu olan 80’e düşürmek" Bayram Akcaoğlu’nun düzenli beslenme alışkanlığı ve fiziksel aktivite ile birlikte 45 günde 11 kilo verdiğini belirten Diyetisyen Emine Ayvaz, "Sağlık Bakanlığımızın İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa projesi kapsamında ilimizde kurulan ölçüm noktalarında kilosunu ölçtüren Bayram Bey, bize yönlendirildi. Kan tahlillerinden sonra hayat tarzına, hastalıklarına, yaşam şekline uygun bir diyet programı hazırladık. 11 kilogram veren danışanımızın bunun 8 kilogramını yağdan vermesi bizi ayrıca mutlu etti. Hedefimiz Bayram beyi ideal kilosu olan 80’e düşürmek. Biz İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa projesi kapsamında her vatandaşın kendi vücudunu bilmesi, tanıması ve ideal kilosunu öğrenmesini istiyoruz ve bu yüzden vatandaşlarımızı Sağlıklı Hayat Merkezlerimize bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Hepatit B, siroz ve karaciğer kanserine yol açabilir
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 15:11 Hepatit B, siroz ve karaciğer kanserine yol açabilir Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Hepatit B hastalığının siroz ve karaciğer kanserine yol açabileceğini söyledi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Dünya Hepatit Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Hepatit B’nin, kan ve diğer vücut sıvıları yoluyla bulaşan bir karaciğer enfeksiyonu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Korunmasız cinsel ilişki, sterilize edilmemiş iğneler, manikür-pedikür aletleri veya dövme ekipmanları ve anneden bebeğe doğum sırasında bulaşma en yaygın yollardır. Hastalık, yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir ve teşhis edilmediğinde karaciğer sirozu ve karaciğer kanserine neden olabilmektedir" dedi. "1998 öncesi doğanlar risk altında" Türkiye’de Hepatit B aşısının 1998 yılında çocukluk çağı aşı takvimine dâhil edildiğini söyleyen Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Bu tarihten itibaren doğan nesiller büyük oranda aşı ile korunurken, 1998 öncesi doğan milyonlarca kişi, çocukluk döneminde bu aşıdan faydalanamadığı için Hepatit B virüsüne karşı doğal bir korumaya sahip olmayabilir. Bu durum, söz konusu yaş grubundaki bireyleri enfeksiyon, taşıyıcılık ve buna bağlı gelişebilecek ciddi sağlık sorunları açısından risk altında bırakmaktadır. Hepatit B, kan ve diğer vücut sıvıları yoluyla bulaşan bir karaciğer enfeksiyonudur. Korunmasız cinsel ilişki, sterilize edilmemiş iğneler, manikür-pedikür aletleri veya dövme ekipmanları ve anneden bebeğe doğum sırasında bulaşma en yaygın yollardır. Dünyada 300 milyondan fazla insanın Hepatit B virüsü ile yaşadığı tahmin edilmektedir; ancak bu kişilerin büyük bir çoğunluğu virüsü taşıdığından habersizdir. Hastalık yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir ve teşhis edilmediğinde karaciğer sirozu ve karaciğer kanserine neden olabilmektedir" diye konuştu. 1998 yılından önce doğanlar için test yapılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Leblebicioğlu, "İlk adım basit bir kan testi yaptırmaktır. Test sonucunda üç temel durum ortaya çıkabilir. Daha önce aşı olduysanız veya hastalığı geçirip doğal bağışıklık kazandıysanız, test sonucunuz bunu gösterecektir. Virüsle hiç karşılaşmamış ve aşı olmamışsanız, enfeksiyona karşı savunmasızsınız demektir. Bu durumda en kısa sürede Hepatit B aşısı olmanız gerekmektedir. Test sonucunuz pozitif çıkarsa, bu virüsü taşıdığınız anlamına gelir. Paniğe kapılmadan derhal bir uzmana başvurmanız hayati önem taşır. Unutmayın, erken teşhis sadece sizin sağlığınızı korumakla kalmaz, aynı zamanda virüsü sevdiklerinize bulaştırma riskini de ortadan kaldırır. Sağlığınızı ertelemeyin, geleceğinizi riske atmayın. En yakın sağlık kuruluşuna başvurarak Hepatit B testi yaptırın" şeklinde konuştu.