SAĞLIK
Dr. Hamidanoğlu’dan hayati uyarı 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:41:30 Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu gebelikte tansiyon konusunda anne adaylarını uyardı. Gaziantep ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu, "Gebelik süreci, anne adayının hem kendi sağlığı hem de bebeğinin gelişimi açısından büyük bir hassasiyet gerektiriyor. Bu süreçte en sık karşılaşılan risklerden biri olan gebelikte tansiyon, erken fark edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabiliyor" dedi Gaziantep ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu, gebelikte tansiyonun genellikle belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekerek, "Bu nedenle düzenli doktor kontrolleri büyük önem taşıyor. Erken tanı sayesinde hem anne hem de bebek için oluşabilecek riskleri en aza indirebiliriz" ifadelerini kullandı. Belirtiler göz ardı edilmemeli Gebelikte yüksek tansiyonun bazı durumlarda baş ağrısı, görme bozuklukları, ani kilo artışı, el ve yüzde şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini ifade eden Op. Dr. Hamidanoğlu, bu şikayetlerin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Anne ve bebek için risk oluşturabilir Kontrol altına alınmayan gebelik hipertansiyonunun; erken doğum, plasenta sorunları ve bebeğin gelişim geriliği gibi ciddi problemlere neden olabileceğini belirten Op. Dr. Hamidanoğlu, "Bu nedenle tansiyon takibi ihmal edilmemeli, doktorun önerdiği şekilde beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleri yapılmalıdır" diye konuştu. Sağlıklı bir gebelik için öneriler Op. Dr. Hamidanoğlu, anne adaylarına düzenli doktor kontrollerini aksatmamaları , tuz tüketimini sınırlamaları, dengeli ve sağlıklı beslenmeleri, stresten uzak durmaları, doktor önerisi dışında ilaç kullanmamaları önerisinde bulundu. Son olarak Op. Dr. Hamidanoğlu, gebelikte tansiyonun kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu belirterek, "Bilinçli ve düzenli takip ile sağlıklı bir gebelik süreci geçirmek mümkün. Anne adaylarımızın en küçük şüphede bile hekime başvurmalarını öneriyoruz" ifadelerini kullandı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:41 Bahar aylarında çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Baver Demir, "Bahar aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklıklarında yaşanan ani değişimler, çocukların bağışıklık sistemini etkileyerek üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden oluyor" dedi. Uzm. Dr. Baver Demir, özellikle okul çağındaki çocuklarda Soğuk algınlığı ve benzeri viral hastalıkların bu dönemde daha sık görüldüğüne dikkat çekti. Dr. Demir, "Mevsim geçişlerinde vücut, değişen hava şartlarına uyum sağlamakta zorlanabiliyor. Bu durum, burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı ve hafif ateş gibi belirtilerle kendini gösteren enfeksiyonların yaygınlaşmasına yol açıyor. Çocukların kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi ve temasın artması da hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor" ifadelerini kullandı. "Bahar aylarında bağışıklık sistemi çevresel değişimlerden daha fazla etkilenir" Dr. Baver Demir, "Bahar aylarında bağışıklık sistemi çevresel değişimlerden daha fazla etkilenir. Bu dönemde çocukların hastalıklara yakalanma riski artar. Özellikle hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve bağışıklığı destekleyici yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. Dr. Demir, ebeveynlere çocuklarının sağlığını korumak adına dengeli beslenme, düzenli uyku ve bol sıvı tüketiminin önemine dikkat çekerek, "El yıkama alışkanlığının kazandırılması ve hasta bireylerle temasın sınırlandırılması, enfeksiyonların önlenmesinde en etkili yöntemler arasındadır" şeklinde konuştu. Belirtilerin uzun sürmesi, yüksek ateş veya genel durum bozukluğu gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Baver Demir, erken müdahalenin hastalığın seyrini olumlu yönde etkilediğini vurguladı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:08 Erzurum’da tıbbın geleceği konuşuldu: Medaı’26 zirvesi sona erdi Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen ve tıp dünyası ile yapay zekâyı bir araya getiren Erzurum MedAI’26 programı, düzenlenen kapanış oturumuyla başarıyla tamamlandı. Erzurum’da tıp ve teknolojinin geleceğine ışık tutan önemli bir organizasyona imza atıldı. İki gün boyunca devam eden Erzurum MedAI’26 programı, alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Tıbbın geleceği ile yapay zekâ teknolojilerinin entegrasyonunun ele alındığı zirvede, uzmanlar değerli bilgi ve tecrübelerini katılımcılarla paylaştı. "Bilim Ve Teknolojiyi Merkeze Almaya Devam Edeceğiz" Programın kapanışına katılan Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, belediye olarak bilime ve teknolojiye verdikleri önemi vurguladı. Aynalı, şehrin geleceğine yön verecek bu tür projelere destek vermekten gurur duyduklarını belirterek, "Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak; bilimi ve teknolojiyi merkeze alan projeleri desteklemeye, şehrimizi geleceğe taşıyacak çalışmalara katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Emeği Geçenlere Teşekkür Organizasyon sonunda, programa katkı sunan tüm paydaşlara ve yoğun katılım gösteren davetlilere teşekkür edildi. Erzurum’un teknoloji üssü olma yolundaki vizyonuna katkı sağlayan MedAI’26, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Uzm. Dr. Nuri Orhan, gıda intoleransı ile ilgili bilgi verdi
24 Temmuz 2025 Perşembe - 10:42 Uzm. Dr. Nuri Orhan, gıda intoleransı ile ilgili bilgi verdi Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden Uzm. Dr. Nuri Orhan, gıda intoleransı ile ilgili bilgi verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Biyokimya Uzmanı Dr. Nuri Orhan, gıda intolerans testleri hakkında en sık sorulan soruları yanıtladı. Uzm. Dr. Nuri Orhan, "Son yıllarda kronik yorgunluk, sindirim sorunları ve cilt problemleri gibi şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvuran kişi sayısı giderek artıyor. Bu belirtilerin altında yatan nedenlerden biri de gıda intoleransı olabilir" dedi. "Gıda intoleransları, genellikle gecikmiş reaksiyonlarla ortaya çıktığı için tespiti klasik alerji testlerine göre daha zordur" Gıda intoleransı hastalığını anlatan Dr. Nuri Orhan, "Gıda intoleransı, belirli besinlerin sindirilememesi veya vücut tarafından yeterince tolere edilememesi durumudur. Alerjiden farklı olarak bağışıklık sistemini doğrudan etkilemez, ancak sindirim sistemi, cilt ve sinir sistemi üzerinde gecikmeli ve kronik etkiler oluşturabilir. Gıda intoleransları, genellikle gecikmiş reaksiyonlarla ortaya çıktığı için tespiti klasik alerji testlerine göre daha zordur. Günümüzde uygulanan testler genellikle kan örneği üzerinden yapılır. Bu testlerde kişinin bağışıklık sistemi tarafından üretilen IgG antikor düzeyleri ölçülerek, hangi gıdalara karşı hassasiyet geliştirdiği analiz edilir. Bazı testlerde 50, 100 hatta 250’den fazla gıda maddesi değerlendirilebiliyor. Amaç, kişiye özel bir beslenme planı oluşturarak şikayetlerin hafifletilmesini sağlamaktır. Bu testlerin uygun hasta grubunda ve doğru yorumlandığında önemli bilgiler sunabilir" ifadelerini kullandı. "Alerji, bağışıklık sisteminin bir gıdaya karşı ani ve güçlü bir tepki vermesidir" Dr. Nuri Orhan, "Tek başına tanı koymak için yeterli değildir. Ancak hastanın klinik tespitleriyle birlikte değerlendirildiğinde, eliminasyon diyeti gibi yöntemlere rehberlik edebilir. Alerji, bağışıklık sisteminin bir gıdaya karşı ani ve güçlü bir tepki vermesidir. Kaşıntı, nefes darlığı ve hatta anafilaksi gibi belirtiler görülebilir. İntolerans ise daha yavaş gelişir ve genellikle mide-bağırsak rahatsızlıkları, baş ağrısı, halsizlik gibi semptomlarla kendini gösterir. Örneğin süt proteini alerjisi olan biri için bir damla süt bile ciddi risk oluşturabilirken, laktoz intoleransı olan biri bu durumdan sadece rahatsızlık düzeyinde etkilenir" şeklinde konuştu. "Gerekirse bu gıdalar kontrollü bir şekilde tekrar beslenmeye eklenebilir" Hastalığın belirtileri ile ilgili bilgi veren Dr. Nuri Orhan, "Sürekli şişkinlik ve gaz, geçmeyen baş ağrıları, kronik yorgunluk, deri döküntüleri veya egzama, duygu durum değişiklikleri, sindirim bozuklukları, modern yaşamda işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi, vücudun bazı bileşenlere karşı toleransını düşürebiliyor. Test sonucuna göre genellikle 6-8 haftalık bir eliminasyon diyeti uygulanır. Bu süreçte intolerans tespit edilen besinler diyetten çıkarılır ve belirtiler gözlemlenir. Gerekirse bu gıdalar kontrollü bir şekilde tekrar beslenmeye eklenebilir. Gıda intolerans testleri, doğru hasta grubuna uygulandığında ve uzman hekimler tarafından değerlendirildiğinde, kronik şikayetlerin kaynağını ortaya koymada değerli bir araç olabilir. Ancak bu testler tek başına tanı koymak için kullanılmamalıdır. Her birey farklıdır, bu nedenle kişiye özel yaklaşım, hem tanı hem de tedavide kilit rol oynar. Bilinçli şekilde yapılan intolerans testleri, yaşam kalitesini artıran önemli bir adımdır" diye konuştu.
Isı bitkinliğine dikkat: Uzmanından serin ve güvende kalmanın ipuçları
24 Temmuz 2025 Perşembe - 09:37 Isı bitkinliğine dikkat: Uzmanından serin ve güvende kalmanın ipuçları Kavurucu sıcaklarda mide bulantısı ve uyuşukluk durumunda vücudun serinletilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Ali Vardar, sıcaklarda vücudun normal kalabilmek için yüzde 20’ye kadar daha fazla sıvıya ihtiyaç duyduğunu belirtti. Vardar, sıcak hava dalgasında güvende kalmanın ipuçlarını anlattı. Temmuz ayının ortasından bu yana etkisini artıran sıcak hava dalgası Türkiye’yi kavuruyor. Uzmanlar, sıcaklıkların pik yapacağını, 50 derecenin kapımıza dayanacağını öngörüyor. Çocuk, yaşlı ve kronik hastalıkları bulunanlara öğle saatlerinde dışarı çıkmayın uyarısı yapıldı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Ali Vardar, sıcak havalarda vücudun normal kalabilmek için yüzde 20’ye kadar daha fazla sıvıya ihtiyaç duyduğunu belirtti. Yaşlı ve kronik hastaların gerek duymadıkça evden çıkmamaları gerektiğini belirten Uzm. Dr. Ali Vardar, şunları kaydetti: "Sıcaklığın normal olduğu havalarda iç mekanlarda sıvı ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz ancak dışarısı sıcak olduğunda vücudunuz normal kalabilmek için yüzde 20’ye kadar daha fazla sıvı hacmine ihtiyaç duyar. Vücut susuz kalınca ayağa kalktıklarında insanların başları dönüyor, düşüyorlar, kollarını ve bacaklarını yaralıyorlar. Mide bulantısı ve uyuşukluk gibi ısı bitkinliğinin belirtileri serinlemeye başlamanız gerektiğinin bir işareti. Hiç terlememe veya koyu kahverengi kola renginde idrar üretimi gibi semptomlarla karşılaşırsanız zaman kaybetmeden bir hekime başvurun." "Öğle saatlerinde serin yerleri tercih edin" Aşırı terleme sonucu vücuttan su ve gerekli tuzların kaybedilmesiyle sıcağa bağlı dehidrasyon meydana gelebileceğini aktaran Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Ali Vardar, sıcak hava dalgasında güvende kalmak için ipuçlarını sıraladı: "Sıcaklıklarda yorucu açık hava aktivitelerinden kaçının. Sizi susuz bırakmayacak sıvılar tüketin. Gölgede kalın, dinlenin ve vücut ısınızı düşürmek için serin ve nemli bezler kullanın. Açık renkli ve ince kumaşlar tercih edin, güneş gözlüğü takmadan dışarı çıkmayın. En sıcak saatlerde avm, kütüphane veya toplum merkezi gibi klimalı alanlarda dinlenin. Ayağın hava almasını sağlayan sandalet tipi rahat ayakkabılar tercih edin. Yaşlı ve engelli bireyler, daha serin bir ortama taşınamıyorlarsa daha yüksek risklerle karşı karşıya kalırlar. Bu yüzden serin kalmalarını sağlayın ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırın. " 35 derece üstü vantilatör kullanımı tehlikeli Uzm. Dr. Ali Vardar, "Sıcaklık çok yüksek değilse vantilatörler faydalı olabilir çünkü teri vücuttan uzaklaştırır ve buharlaşmalı serinlik sağlar. Ancak çok yüksek sıcaklıklarda, vücutta ısı birikimini hızlandırabilir ve tehlikeli durumlara yol açabilir. İç mekan sıcaklığı 35 derece veya üzerine çıkar ise vantilatör kullanımı ısı kaynaklı hastalık riskini artırabilir" uyarısında bulundu.
ANKA’dan sıcak hava uyarısı
24 Temmuz 2025 Perşembe - 09:19 ANKA’dan sıcak hava uyarısı Yaz aylarının etkisini artırdığı şu günlerde, hava sıcaklıklarının 40 dereceyi aşması nedeniyle ANKA Hastanesi Başhekimi Dr. Fırat Dalgıçer, önemli uyarılarda bulundu. Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Başhekimi Dr. Fırat Dalgıçer, özellikle kronik hastalığı olan bireyler, yaşlılar ve çocuklar için sıcak havaların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. "Zorunlu olmadıkça öğle saatlerinde dışarı çıkmayın" Dr. Dalgıçer, 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşe doğrudan maruz kalmaktan kaçınılması gerektiğini vurgulayarak, "Bu saatlerde güneşin zararlı etkileri en yoğun seviyededir. Dışarı çıkılması gerekiyorsa mutlaka koruyucu önlemler alınmalı; güneş kremi kullanılmalı, bol su tüketilmeli ve açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir" dedi. "Su içmeyi unutmayın, susamayı beklemeyin" Yüksek sıcaklıkların en belirgin etkisinin sıvı ve mineral kaybı olduğunu söyleyen Dr. Dalgıçer, "Susuzluk hissi olmasa da, sıcak havalarda günde en az 2-2,5 litre su tüketilmelidir. Terleme yoluyla kaybedilen sıvıyı yerine koymak, başta böbrek ve kalp olmak üzere pek çok organın sağlığı açısından kritik önem taşır. Aynı zamanda kafeinli ve alkollü içecekler de vücuttan su atımını artırdığı için sınırlanmalıdır" ifadelerini kullandı. "Güneş çarpması hayat kurtaran müdahale gerektirir" Güneş çarpmasının yaz aylarında en sık karşılaşılan ve en tehlikeli durumlar arasında yer aldığını belirten Dr. Dalgıçer, "Yüksek ateş, baş ağrısı, terleyememe, bilinç bulanıklığı, kas krampları ve bulantı gibi belirtiler varsa, bu durum ihmal edilmemelidir. Güneş çarpmasından şüphelenilen kişi hemen gölge ve serin bir ortama alınmalı, soğuk kompres uygulanmalı ve gerekiyorsa acil tıbbi destek sağlanmalıdır. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve evcil hayvanlar asla park halindeki araçta bırakılmamalıdır. Araç içi sıcaklığı, birkaç dakika içinde tehlikeli boyutlara ulaşabilir" diye konuştu.
Bakan Memişoğlu: "Toplam sezaryen oranlarında yüzde 62,8’den yüzde 59,9’a kadar düşüş sağladık"
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:40 Bakan Memişoğlu: "Toplam sezaryen oranlarında yüzde 62,8’den yüzde 59,9’a kadar düşüş sağladık" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, tıbben gereksiz olan sezaryenlerin önüne geçmek için yola çıktıklarını belirterek, "Toplam sezaryen oranlarında yüzde 62,8’den yüzde 59,9’a kadar düşüş sağladık" dedi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Bakanlık binasında gerçekleştirilen ‘Normal Doğum Eylem Planı Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. Türkiye’de sezaryen oranlarının Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği sınırların çok üzerinde seyrettiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, "Sezaryenin tıbbi gereklilik dışında tercih edilmesi, hem anne hem bebek sağlığı üzerinde bazı riskler oluşturmakta hem de doğurganlık kapasitemizi sınırlayabilmektedir. Bu durumun uzun vadede toplum sağlığı ve demografik yapımız üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini unutmamak gerekir. İşte bu nedenle, normal doğumun yaygınlaştırılması, Sağlık Bakanlığı olarak sadece bir önceliğimiz değil, aynı zamanda milletimizin geleceğine duyduğumuz sorumluluğun bir gereğidir" dedi. Tıbben gereksiz olan sezaryenlerin önüne geçmek için yola çıktıklarını dile getiren Memişoğlu, toplam sezaryen oranlarında yüzde 62,8’den yüzde 59’9’a kadar düşüş sağladıklarını, primer sezaryen oranında ise 2,7 puanlık azalma sağladıklarını kaydetti. Bakan Memişoğlu, yıllardan sonra ilk kez sezaryen oranlarında düşüş eğiliminin kendileri için son derece kıymetli ve umut verici olduğunu aktararak, verilerin doğru yolda olduklarını gösterdiğine vurgu yaptı. ‘Her Gebeye Ebe’ projesi çerçevesinde 81 ildeki kamu hastanelerinde toplam 407 ebe polikliniği açtıklarını kaydeden Bakan Memişoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Bu kapsamda, kamu hastanelerimizde son 8 ayda yaklaşık 60 bine yakın gebemiz bu hizmetten faydalandı. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan annelerimizin; bedenlerinde ve hormonlarında önemli değişimlerin yaşandığı, neyle karşılaşacaklarını merak ettikleri bu ilk deneyim süreci olan son 3 ayda bir ebeyle bire bir eşleşmelerini çok önemsiyoruz. Bu nedenle, ilk kez anne olacak gebelerimizi; gebelik sürecini birlikte planlamak ve kendilerine rehberlik edecek ebesiyle tanışmak üzere, ilçe sağlık müdürlüklerimize ve sağlıklı hayat merkezlerimize davet ediyoruz ve bu hizmetimiz tamamen ücretsiz." Anne dostu hastane sayısı Anne adayları için sunulan tıbbi hizmetleri konforlu bir hale getirdiklerini belirten Bakan Memişoğlu, "Bu anlayışla, anne dostu hastane sayımızı 132’den 184’e çıkardık. Bu ne demek? Anne dostu hastanelerimizde doğum yapan bir anne, doğum sürecini tek kişilik, konforlu bir odada gerçekleştirebiliyor. Doğum sonrası ten tene temas ve emzirme gecikmeden başlatılıyor. İnşallah anne dostu hastane sayılarımızı da arttırmaya devam ediyoruz. Yine bu süreçte; gebe okullarımızın sayısını bin 450’ye çıkardık. ‘Annelik Yolculuğu’ mobil uygulamamızla 500 bin anne adayına rehberlik ettik" şeklinde konuştu. Bakan Memişoğlu, ardından Normal Doğum Eylem Planı çerçevesinde sezaryen oranlarını düşüren sağlık görevlileri adına toplantıya katılan il sağlık müdürlerine teşekkür belgesi verdi.
Psikiyatri doktoru uyardı: "Esrar ve metamfetamin kullanımına doğru bir yönelim olduğu görülmektedir"
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:32 Psikiyatri doktoru uyardı: "Esrar ve metamfetamin kullanımına doğru bir yönelim olduğu görülmektedir" Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Doç. Dr. Selçuk Özdin, "Yaklaşık 20 yıl önce yapılan çalışmalarda uçucu maddeler ön planda iken, şimdi esrar ve metamfetamin kullanımına doğru bir yönelim olduğu görülmektedir. Samsun’un ise özellikle öne çıktığı iki madde vardır. 2021 yılı verilerine bakıldığında metamfetamin ve ecstasy maddelerinde Samsun, 62 il içerisinde 4. sırada yer almaktadır" dedi. Son dönemlerde uyuşturucu kullanımı ile ilgili önemli açıklamalar yapan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Doç. Dr. Selçuk Özdin, toplumda esrar ve metamfetamin kullanımının ön plana çıktığını söyledi. Maddeyi kullananların çoğunun tedavi başvurusunda bulunmadığını ifade eden Doç. Dr. Selçuk Özdin, "Sağlık Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayınlamış olduğu raporlar bize bazı izlenimler veriyor. Sağlık Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu verilere göre kişilerin hangi maddeye göre başvurduklarına dair çeşitli raporlar bulunmaktadır. Son yıllarda ön plana çıkan maddenin metamfetamin olduğunu söylemek mümkündür. Metamfetaminin yıllar içerisinde artan bir ivmeye sahip olduğunu ifade edebiliriz. Tüm dünya genelinde şu söylenebilir: Alkol ve sigaradan sonra esrarın en yaygın madde olduğu bilinmektedir. Ancak esrar kullanımı yıllardır devam ettiği ve yaygın olduğu için, bir nebze kabul görmüş bir madde olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle kişiler esrar kullanımını saklayabilmekte ve doğrudan sorulmadıkça bunu dile getirmemektedir. Dolayısıyla metamfetamin ve esrarın en yaygın maddeler olduğunu söyleyebiliriz" diye konuştu. Kentte kullanım daha çok Kentte uyuşturucu kullanımın kırsala göre daha çok olduğunu ifade eden Doç. Dr. Selçuk Özdin, "Kendi meslektaşlarımızla yaptığımız görüşmelerde, daha çok kentsel kullanımın göze çarptığını görmekteyiz. Bu durum tüm dünya genelinde benzer şekildedir. Kentlerde yaşayan kişilerin daha yoğun nüfuslu bölgelerde yaşadıkları düşünüldüğünde, maddeye ulaşım daha kolay olmaktadır. Tedaviye başvuran kişiler arasında yapılan değerlendirmelerde de kentsel bölgelerde yaşayan bireylerin daha büyük bir oranı oluşturduğu görülmektedir. Aynı zamanda madde kullanımına yatkınlığı olan veya risk teşkil eden grupların da daha çok kent ortamlarında yaşadığı bilinmektedir. Samsun özelinde kanalizasyon analizi bulunmamaktadır, ancak Türkiye’de bazı şehirler özelinde yapılan atık su ve kanalizasyon çalışmaları mevcuttur. Bu çalışmalarda Samsun’un özellikle öne çıktığı iki madde vardır. 2021 yılı verilerine bakıldığında metamfetamin ve ecstasy maddelerinde Samsun, 62 il içerisinde 4. sırada yer almaktadır. Dolayısıyla uyarıcı madde olarak sınıflandırılan bu maddelerin yaygınlığının kanalizasyon verileriyle de doğrulandığı görülmektedir. Bu durum bizim gözlemlerimizle de uyumlu bir veri olarak değerlendirilebilir. Uyuşturucu yaygınlığı konusunda yapılan çalışmalar hem küçük ölçekli hem de bölgesel nitelikte olabilmektedir. Ancak Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı raporlara göre bazı çıkarımlar yapabiliyoruz. Türkiye genelinde şöyle bir veri mevcuttur; Toplumun yüzde 3’lük kısmının en az bir kere uyuşturucu madde denediği, yüzde 1’e yakınının ise bağımlılık derecesinde madde kullandığı belirtilmektedir. Bulunulan ortama göre bu rakamlar değişkenlik gösterebilmektedir. Avrupa ve Amerika özelinde ise çok daha çarpıcı rakamlar söz konusudur. Avrupa’da madde deneme oranı yüzde 30’lara çıkabilmekte, madde bağımlılığı oranı ise yaklaşık yüzde 10’lara ulaşabilmektedir" şeklinde konuştu. "Gençler arasında metamfetamin ve esrar yaygın olarak kullanılıyor" Samsun’da gençler arasında uyuşturucu kullanım trendlerinin, yetişkin dönemdeki trendleri yansıttığını belirten Doç. Dr. Selçuk Özdin, "Yetişkinlik döneminde metamfetamin ve esrar yaygın olarak kullanılıyor. Yetişkinlerin kullandığı maddeler gençler tarafından da tercih edilmektedir. Okullar ve üniversiteler gibi alanlarda yapılan küçük ölçekli bazı çalışmalarda esrar ön plana çıkmaktadır. Yaklaşık 20 yıl önce yapılan çalışmalarda uçucu maddeler ön planda iken, şimdi esrar ve metamfetamin kullanımına doğru bir yönelim olduğu görülmektedir. Uyuşturucu ve madde kullanım bozuklukları yaygındır. Derinlemesine bakıldığında bu oranların aslında çok daha yüksek olduğu bilinmektedir. Madde kullanım sorunlarının kişinin maddi, manevi ve fiziksel sağlığı ile çok yakından ilişkili olduğu, aynı zamanda toplumsal sorunlara da neden olduğu açıktır. Tedavisi mümkün olan bir hastalık grubu olmasına rağmen çeşitli zorluklar nedeniyle tedavinin geciktiği de bilinmektedir. Dünya genelinde madde kaynaklı ölümler ciddi rakamlara ulaşmaktadır. Örneğin, Amerika özelinde yapılan bir değerlendirmeye göre, eroin türevi maddeler nedeniyle günde 220 kişi hayatını kaybetmektedir. Bu da yıllık yaklaşık 80 bin ölüm anlamına gelmektedir. Türkiye olarak bu düzeyde olmasak da, madde kullanımıyla ilgili zorluk ve sıkıntıların giderek arttığı bir coğrafyada yaşamaktayız. Bu noktada, madde kullanımını bir hastalık olarak bilmek, kişilerin bu davranışları bir hastalık çerçevesinde gerçekleştirdiğini kabul etmek önemlidir. Mutlaka tedavi girişiminde bulunulmalı ve bu girişimlerin başarılı olabileceği bilgisi kişilere verilmelidir" ifadelerini kullandı.