Son Dakika
|
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
DÜNYA
Zuhal Böcek’in ifadeleri ortaya çıktı
Antalya Büyükşehir iştiraki ANSET’e operasyonda 14 şüpheli tutuklandı
Başakşehir’de akaryakıt istasyonunda tekmeli yumruklu kavga
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Ankara’dan ayrılıyor
İtalya’da şampiyon Inter
Uşak’ta 7 aracın karıştığı zincirleme kaza: 4 ölü, 34 yaralı
Gaziantep'te sağanak: Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, araçlar suya gömüldü
Diyarbakır’da şampiyonluk kutlamalarında 11 yaralı, 10 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
Merz: "Tahran müzakere masasına dönmeli, bölgeyi ve dünyayı rehin almaktan vazgeçmeli"
Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Vershinin’den Anıtkabir’e ziyaret
Gaziantep’te eğitime fırtına engeli
CENTCOM Komutanı Cooper’dan İran’a ABD ordusundan uzak durması uyarısı
İnegöl’de sular altında kalan araziler havadan görüntülendi
Ankara İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek düzenlenen törenle görevine başladı
SAĞLIK
Sağlıkta stratejik iş birliği: Bakan Yardımcısı Birinci’den Atatürk Üniversitesine ziyaret
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:43:16
Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu ziyaret ederek üniversitenin sağlık alanındaki mevcut çalışmaları ile geleceğe yönelik projelerini yerinde inceledi. Gerçekleştirilen ziyaret kapsamında, özellikle ilaç, aşı ve biyoteknoloji alanında yürütülen çalışmalar ele alınırken, kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin bilimsel altyapısı ve yürütülen projeler hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı. Üniversite bünyesinde kurulan İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü ile İlaç Hammadde Üretim Merkezinin stratejik önemine dikkat çeken Hacımüftüoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Üniversitemizin organik kimya, moleküler biyoloji ve farmakoloji alanlarında Türkiye’nin en güçlü akademik altyapılarından birine sahip olduğunu gururla ifade ediyorum. İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitümüz ile Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezimizin (DAYTAM) dijital altyapısının kesiştiği nokta, ilaç üretiminde ülkemizdeki önemli merkezlerinden biri olma hedefimizi ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, yerli ve millî üretim kapasitesini artıracak projeler geliştirmeye devam ediyoruz." Bakan Yardımcısı Birinci: "Bilimsel altyapı etkileyici ve umut verici" Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci ise Atatürk Üniversitesinin sağlık alanındaki bilimsel birikimi ve teknolojik altyapısından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Üniversitenin özellikle ilaç ve biyoteknoloji alanındaki çalışmalarının Türkiye’nin sağlık vizyonuna önemli katkılar sunduğunu belirten Birinci, şunları kaydetti: "Atatürk Üniversitesinde yürütülen çalışmaların hem kapsamı hem de niteliği oldukça etkileyici. Özellikle yapay zekâ destekli ilaç geliştirme süreçlerine yönelik çalışmalar, ülkemizin bu alandaki rekabet gücünü artıracak niteliktedir. Bakanlık olarak bu tür bilimsel girişimleri desteklemeye ve üniversitelerimizle iş birliği içinde çalışmaya büyük önem veriyoruz." DAYTAM’da incelemelerde bulunuldu Ziyaret kapsamında Bakan Yardımcısı Birinci, Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezini de (DAYTAM) ziyaret ederek burada yürütülen çalışmalar hakkında Merkez Müdürü Prof. Dr. Bilal Nişancı’dan bilgi aldı. Merkezin sahip olduğu ileri düzey teknolojik altyapı ve disiplinler arası araştırma kapasitesi hakkında detaylı sunum gerçekleştirilirken, özellikle dijitalleşme ve yapay zekâ temelli projeler ön plana çıktı. Gerçekleştirilen ziyaret, Atatürk Üniversitesi ile Sağlık Bakanlığı arasında sağlık teknolojileri alanında geliştirilecek iş birliklerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Taraflar, özellikle ilaç geliştirme, aşı üretimi ve biyoteknoloji alanlarında yürütülecek ortak projelerle Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini ifade etti.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:22
ERÜ Hastaneleri’nde "5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü" etkinliği düzenlendi
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanelerinde "5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü" dolaysıyla bir dizi etkinlik düzenlendi. Gevher Nesibe Hastanesi Başhekimlik Toplantı Salonu’nda düzenlenen etkinliğe Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Dursun, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Baykan, Hastaneler Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Serap Doğan, Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Yıldız, Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Aygen, Hastaneler Başmüdürü Özcan Özyurt, Hastane Müdürü Şerife Gürcan, Başhemşire Fatma Yeşil, Hastane Müdür Yardımcısı Necla Güngör Camuscu, öğretim üyeleri, hekimler, başhemşire yardımcıları, Hastane Enfeksiyon Kontrol Kurulu Hemşireleri ve diğer sağlık çalışanları katıldı. Programa Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nden Doç. Dr. Can Hüseyin Hekimoğlu, Esen Batır ve Dilek Altun’ un el hijyeni sunumları ile Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar’ın el hijyeni sunumuyla devam edildi. El hijyeni kokusundaki farkındalığı artırmak açısından her yıl olduğu gibi bu yılda "El Hijyeni Şampiyonu" seçilen; Doç. Dr. Alper Özcan, Dr. Öğretim Üyesi Gülşah Akyol, Hemşire Esme Ulutürk, Temizlik Personeli Süheyla Cerit ve ve Süleyman Elbir’e ödülleri takdim edildi. Etkinlikler devam edecek Tıp Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar’ın el hijyeni sunumu ve açılacak olan stant ile etkinliklere devam edilecek. Ayrıca hastane bekleme salonlarında bulunan bilgilendirme ekranlarında el hijyeni videolarının gösterimi gerçekleştirilecek. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri, 2019 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından düzenlenen Avrupa Bölgesi El Hijyeni Mükemmeliyeti Yarışmasında birinci olarak bu ödülü ülkeye ilk defa kazandıran hastane olma özelliği de bulunuyor.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:59
Dünyada 350 milyon astım hastası var
DÜZCE(İHA) – Prof. Dr. Ege Güleç Balbay Dünya Astım Günü’nde yaptığı açıklamada astım hastalığının kontrol atına alınabildiğini belirterek Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 350 milyon astım hastası olduğu söyledi. Düzce Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şube Başkanı Prof. Dr. Ege Güleç Balbay, "Dünya Astım Günü" dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Astımın kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Ege Güleç Balbay, doğru tanı, düzenli tedavi ve inhaler ilaçların doğru kullanımının hayati önem taşıdığını vurguladı. Astımın akciğer içindeki hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen ve hava yolu daralmasıyla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Balbay, "En sık görülen belirtiler; tekrarlayan nefes darlığı, hırıltı, göğüste baskı hissi ve öksürüktür. Doğru tanı için yalnızca şikâyetlerin değerlendirilmesi değil, solunum fonksiyon testleriyle hava yolu daralmasının gösterilmesi büyük önem taşır" dedi. "Küresel bir hastalık" Astımın küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Balbay, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 350 milyon astım hastası bulunduğunu ve her yıl 400 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Türkiye’de ise her 10 çocuktan birinde astım görüldüğünü belirten Balbay, "2024 yılında bin 300’den fazla ölüm astıma bağlı nedenlerle gerçekleşti. Bu nedenle farkındalık büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. "Tedavide anahtar: kortizon içeren inhalerler" Astım tedavisinde temel hedefin şikayetleri kontrol altına almak ve atakları önlemek olduğunu vurgulayan Balbay, "Yalnızca ilaç başlamak yeterli değildir. İlaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılması gerekir" dedi. Güncel rehberlere değinen Balbay, özellikle 12 yaş ve üzerindeki hastalarda yalnızca kısa etkili rahatlatıcı ilaçların tek başına kullanılmasının önerilmediğini belirterek, "Bu ilaçlar geçici rahatlama sağlar ancak hastalığın temelindeki iltihabı tedavi etmez. Bu nedenle tedavinin temelini kortizon içeren inhaler ilaçlar oluşturur" ifadelerini kullandı. "Yanlış kullanım tedaviyi etkisiz hale getiriyor" İnhaler ilaçların doğru kullanımının tedavide kritik rol oynadığını söyleyen Balbay, "İlaçlar doğrudan hava yollarına ulaştığı için daha düşük dozlarla etkili olur. Ancak yanlış teknikle kullanıldığında yeterli fayda sağlanamaz" dedi. Hastaların inhaler kullanım tekniklerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini belirten Balbay, kortizon içeren ilaçların kullanımından sonra ağız ve boğazın su ile çalkalanmasının da önemli olduğunu vurguladı. "Astım kontrolü yaşam kalitesini belirler" Astım kontrolünün; gündüz ve gece şikayetlerinin olmaması, kurtarıcı ilaç ihtiyacının azalması ve atak yaşanmaması anlamına geldiğini ifade eden Balbay, kontrolü bozan faktörleri şöyle sıraladı: "Düzensiz ilaç kullanımı, yanlış inhaler tekniği, enfeksiyonlar, alerjenler ve sigara dumanı." Balbay, "Sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve temiz hava ortamı sağlamak astım kontrolünü destekler" dedi. Astım yönetiminde eğitimin en az ilaç tedavisi kadar önemli olduğunu vurgulayan Balbay, hastaların hastalıklarını tanımalarının ve doğru müdahale yöntemlerini bilmelerinin hayati olduğunu belirtti.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:05
KBB uzmanından burun estetiğinde kişiye özel tasarım vurgusu
Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Erdoğan Maral, burun estetiğinde (rinoplasti) sıkça gündeme gelen "herkese aynı burun yapılır mı?" sorusuna net bir yanıt verdi. Modern estetik anlayışında artık standart kalıpların değil, kişiye özel tasarımın esas olduğunu vurgulayan Dr. Maral, rinoplastinin bir cerrahiden öte, yüz estetiğinin bütüncül bir sanatı olduğunu ifade etti. Son yıllarda sosyal medya etkisiyle benzer burun taleplerinin arttığını belirten Kocaeli Darıca Büyük Anadolu Hastanesi’nde görevli Opr. Dr. Erdoğan Maral, bu yaklaşımın doğru sonuçlar vermediğine dikkat çekti. Her yüzün kemik yapısı, cilt kalitesi ve mimik dengesi farklı olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Erdoğan Maral, "Bu nedenle başka bir yüz için tasarlanmış bir burnu kopyalamak, çoğu zaman doğallıktan uzak ve yapay sonuçlara neden olur. Bizim yaklaşımımızda hedef, bir modeli taklit etmek değil; o yüze ait en doğru burnu ameliyat öncesi hasta ile yapılan detaylı ön görüşme ve muayene ile tasarlamaktır" dedi. Doğal görünümün üst segment rinoplastinin en önemli kriteri olduğunu belirten Dr. Maral, "Başarılı bir rinoplasti dışarıdan bakıldığında anlaşılmaz. İnsanlar değişimi hisseder ama neyin değiştiğini tam olarak tanımlayamaz. İşte bu, estetik cerrahinin en üst seviyesidir" diye konuştu. "Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir" Fonksiyonel mükemmelliğin de vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Dr. Maral estetik ile birlikte nefes kalitesinin de optimize edilmesi gerektiğini belirtti.Maral, "İyi bir rinoplasti yalnızca görünümü değil, yaşam kalitesini de iyileştirir. Nefes alma problemlerinin aynı operasyon içinde çözülmesi, modern cerrahinin standartlarından biridir.. Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir. Detaylı yüz analizi, ileri cerrahi teknikler ve tecrübenin birleşimiyle hem estetik hem fonksiyonel açıdan üst düzey sonuçlar elde edilir. Önemli olan, hastaya en çok yakışan ve yıllar içinde doğallığını koruyacak burunu tasarlamaktır" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
2
03 Mayıs 2026 Pazar- 19:03
Üniversiteli sağlık öğrencilerinden köyde sağlık taraması
3
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 10:19
Bel ağrısının ilacı planlı hareket
4
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:41
Bahar aylarında çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat
5
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:41
Dr. Hamidanoğlu’dan hayati uyarı
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:59
6 bin voltluk akıma kapılıp ölümden dönen Azerbaycanlı mühendis Eskişehir’de tedavi oldu
Azerbaycan’da 6 bin volt olan yüksek elektrik gerilimine kapılan elektrik mühendisi Murat Mustafa Ayev, Eskişehir’de geçirdiği ameliyat ile hareket kabiliyeti kazandı. Azerbaycan’da yaşayan elektrik mühendisi 29 yaşındaki Murat Mustafa Ayev, 3 yıl önce iddiasına göre tedbirsizlik sonucu geçirdiği iş kazasında, 6 bin voltluk elektrik akımına maruz kaldı. Ağır yaralanan Ayev’in vücudunun birçok bölgesinde ciddi derecede yanıklar oluştu. Uzun süre Azerbaycan’da tedavi gören Murat Mustafa Ayev, normal yaşamına geri dönse de hayat kalitesinde ciddi kayıplar yaşadı. Ellindeki ve kolundaki deriler gerginleşen Ayev, hareket kısıtlanması yaşadı. Eskişehir’de tedavi oldu Ala Hayat Minik Masumlar Derneği’ni (AHMİMDER) sosyal medyadan keşfeden Ayev, Eskişehir Şehir Hastanesi’ne muayene olmaya geldi. Burada tetkikleri yapılan Murat Mustafa Ayev, ameliyata alındı. Eskişehir Şehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Abdülkadir Calavul, tarafından yapılan ameliyat ile Ayev’in elindeki ve kolundaki gerginlikler azaltılarak, hareket kabiliyeti arttırıldı. Son 1 ameliyat daha olacak olan Murat Mustafa Ayev, Ahmimder Derneği Kurucusu Ayşegül Aksu’ya, Eskişehir Şehir Hastanesi’ne ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti. "Boynum, kafam ve kollarım yandı" Elektrik mühendisi Murat Mustafa Ayev, "Ben 29 yaşındayım. Elektrik ve enerji mühendisiyim. 2022 yılı Mayıs ayında iş kazası sonucu 6 bin volt gerilime maruz kaldım. Yanlış yönlendirme ve dikkatsizlik nedeniyle elektrik çarpması ve çıkan yangın sonucunda bu duruma geldim. Boyun ve kafa bölgemde ciddi yanıklar oluştu. Kollarım dirsekten açılmıyordu, derim ve kemiğim zarar görmüştü. Koltuk altı ve parmaklarımda da yanıklar vardı. Ameliyatlar devam ediyor. Şu anda kollarım açık, parmaklarımda hareket başladı, ağız çevrem iyileşmeye başladı. İnternetten Ayşegül Hanım’ı ve derneği gördüm. Bakü’ye geleceklerini öğrendiğimde yazdım. Sağ olsunlar kabul ettiler. Muayene ettiler ve daha sonra Türkiye’ye çağırdılar. Şu an tedaviye burada devam ediyorum. Boyun kısmım ameliyatlı olduğu için fazla hareket ettirmemem söyleniyor. Parmaklarda artık kıpırdama var kollarım artık açık durumda ağız etrafım da iyi öncesinde yemek yiyemiyordum şimdi ağız etrafına ağız hareketlerim daha iyi olsun diye yumuşatmak amacıyla iğne yapılıyor. Elektrik mühendislerine tavsiyem, iş sırasında mutlaka güvenlik önlemlerine uymaları. Tek kişi çalışmamalı. Yanımda biri olmasaydı belki şu an hayatta olmazdım. Beni kurtaran kişinin de kolu dirseğe kadar yandı" dedi. "İş kazaları bizim için daha hassas" Ahmimder Derneği Kurucusu Ayşegül Aksu, "Yaklaşık 3 yıl önce kurduğumuz derneğimiz ile 6 bini aşkın yanık çocuğun tedavisini sağladık. Özel durumlarda yetişkin hastalara da yardımcı oluyoruz. Azerbaycan bizim için özel bir ülke. 500’den fazla çocuğun tedavisi tamamlandı, başvurular devam ediyor. Tedaviler Azerbaycan’daki Türk hekimleri tarafından yapılıyor. Duruma göre hastalar Türkiye’ye getirilerek takip ediliyor. Elektrik mühendisi olması ve iş kazası geçirmiş olması nedeniyle Ayev bizim için daha hassas bir hasta oldu. Hayata yeniden dönme isteği bizi etkiledi. Eskişehir Şehir Hastanesi Plastik Cerrahı Kadir Calavul’a teşekkür ederim. Zor vakalarda hemen kendisine ulaşıyorum, bugüne kadar hiçbir hastayı geri çevirmedi" ifadelerini kullandı. "Çekintiler giderildi, haftaya bir ameliyat daha planlanıyor" Eskişehir Şehir Hastanesi’nde görevli Plastik Cerrah Kadir Calavul, "Hastamız Azerbaycan’dan bize başvurdu. Kendisi mühendis. Elektrik yanığıyla yanıyor. Yandıktan sonra da çeşitli tedaviler görüyor ancak kolunda ellerinde ve boynunda yanıklardan ötürü çekintiler mevcuttu biz o çekintilerinin hepsini ameliyatla serbestleştirdik. Şu an doku nakli yaptık ve gözetimimiz altında hasta için haftaya bir ameliyat daha planlıyoruz ondan sonra taburcu edeceğiz" şeklinde konuştu.
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:58
Yaz hastalıkları çocukları hedef alıyor
Yaz aylarında artan sıcaklık ve dış ortamda geçirilen sürenin uzamasıyla birlikte çocuklarda sıcak çarpması, enfeksiyon ve travma gibi sağlık sorunları sıklaşıyor. Uzmanlar, ebeveynleri bu dönemde daha dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Yaz aylarında çocuklarda sıcak çarpması, mide, bağırsak ve idrar yolu enfeksiyonları, böcek ısırıkları, kulak iltihapları ve travma riskine karşı ebeveynleri dikkatli olmaları konusunda uyaran uzmanlar, güneşe korunmasız çıkmanın, kirli gıda ve su tüketiminin, hijyen eksikliğinin ve açık alanlardaki dikkatsizliklerin bu hastalıkları tetiklediğine dikkat çekti. Uzmanlar, çocukların düzenli takibi ve koruyucu önlemlerin artırılması gerektiğini belirtti. Çocukluk çağında yaz hastalıklarının çeşitli sınıflar altında değerlendirilebildiğini belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Osman Kılıç, "Burada yaz mevsiminin getirdiği özellikler dikkate alınmalı. Çocukların yaz mevsiminde okullarının tatil olması, nispeten daha fazla sıcağa ve ısı enerjisine maruz kalmaları, daha açık kıyafetler giymeleri sebebiyle hastalıklar çeşitlenebilmektedir. Burada en birinci olarak aklımıza gelmesi gereken hastalık sıcak çarpması. Güneşin enerjisini yüksek yoğunlukla hissettiğimiz zaman dilimlerinde sıcak çarpmalarıyla daha fazla karşılaşabiliyoruz. Özellikle de küçük çocukların sıcak çarpmalarından daha fazla etkilendiğini söylemek mümkün" dedi. "Mide ve bağırsak enfeksiyonları bu dönemde daha fazla görülür" Güneşin dik açıyla geldiği zaman dilimlerinde çocukların korunaksız, uzun süreler güneş ışığına maruz kalması veya güneş ışığı altındayken yüksek aktiviteler göstermesi, oyunlar oynaması gibi sebeplerin sıcak çarpmasına yol açabildiğini söyleyen Doç. Dr. Ahmet Osman Kılıç, "Mide ve bağırsak enfeksiyonları yine bu dönemde daha fazla görülür. Hem hastalıkların tabiatı gereği hem de bu dönemde çocukların evden daha çok dışarıda zaman geçiriyor olmaları, hijyen kurallarına yeteri kadar riayet edilememesine ve çocukların bir şekilde fekal-oral yol dediğimiz bulaş yoluyla kirlenmiş gıdaları ve suları daha fazla tüketme ihtimali ile ortaya çıkıyor. Tabii ki okulların tatil olmasıyla beraber seyahatlerin fazlalaşması da burada bir tesir oluşturabiliyor. Bunlarla beraber özellikle de mide ve bağırsak enfeksiyonlarıyla kusmalar, ishaller hem terlemeyle, hem de bu kusma ve ishallerle vücuttan olan sıvı kayıplarının fazlalaşması, dehidratasyon dediğimiz sıvı eksilmesi sorunlarına da yol açabiliyor. Bu da ciddi bir problem olarak karşımıza çıkıyor" şeklinde konuştu. "Göz önünde bulundurulması gereken en önemli meselelerden birisi travmalar" Böcek ısırıklarının, böceklerin yaz mevsiminde biraz daha fazla popülasyonunun artması ve çocukların daha çok dışarıda zaman geçirerek böceklerle daha yakın temas halinde bulunma ihtimaline karşı görülebildiğini ifade eden Kılıç, "Özellikle de riskli bölgelerde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi hastalıklar açısından bu büyük bir risk taşımakta. Ebeveynlerin çocukların vücutlarını muhakkak gün içerisinde her gün diyelim yakından izlemesi, takip etmesi, böcek ısırığı olduğunu gördüğü, şüphelendiği durumlarda sağlık kuruluşlarına başvurması önem arz edebiliyor. Kulak enfeksiyonları yine bu dönemde daha sık oluyor. Özellikle de tatil yörelerinde çocukların havuzlara ve denizlere, özellikle de havuzlara, yani temizliği yeterince sanitasyonu yeterince iyi sağlanamamış havuzlara girmeleri, dalmaları sebebiyle dış kulak yolu ve orta kulak enfeksiyonlarının daha sık olduğunu görüyoruz. Bu hususlarda kulak tıpaları koruyucu olabilir. Havuzların temizliğine dikkat edilmesi faydalı olabilir. Yine tabii göz önünde bulundurulması gereken en önemli meselelerden birisi travmalar. Yaz mevsiminin gelmesiyle, havaların ısınmasıyla, evlerin de sıcaklarının artmasıyla balkonların, camların açık unutulduğu veya açık geçirilen zamanların daha fazla olduğunu söylemek mümkün olabiliyor. Bu durumlarda özellikle de yürümeye yeni başlamış, etrafı keşfetmeye meyilli olan çocuklarımızın düşmeleri, düşmelere bağlı travmaları, ölümle sonuçlanan, sakatlıkla sonuçlanan ağır meselelerle karşı karşıya gelmemize sebebiyet verebiliyor. Bu hususta da çok dikkatli olunması gerekiyor" diye konuştu. Doç. Dr. Ahmet Osman Kılıç sözlerini şöyle tamamladı: "Bir diğer husus da yine idrar yolu enfeksiyonları. Çocukların bu havuz ve benzeri yerlerde suya girmeleri, serinlemek için veya tatil amaçlı girmeleri özellikle de suların temizliğinin iyi olmadığı dönemlerde veya sular yeteri kadar iyi, temiz olsa bile ıslak mayolarla, ıslak çamaşırlarla uzun süre vakit geçirmek idrar yolu enfeksiyonları açısından da risk oluşturabilmektedir. Bütün bunlar yaz mevsiminde çocukların sık karşılaştığı problemler arasında sayılabilir. Ebeveynlerin yakın gözetimi, takibi, sıcak zamanlarda çocukları dışarı çıkarmamaları, temiz sulara çocukların sokulması hususunda dikkat gösterilmesi, camların, balkonların kapalı olmasının, çocuk kilidi kullanılmasının önemi, yine dışarıda bisiklet kazaları veya buna benzer kazalardan korunması amacıyla kişisel koruyucu ekipmanların çocuklarda muhakkak ısrarla devam ettirilmesi ve uygulanması tedbirler arasında sayılabilir. Çocuklarımızın sağlığını koruyabilmek açısından yaz mevsimi de kış mevsimi de riskler barındırıyor ama yaz mevsiminde ebeveynlerin biraz daha fazla dikkat ederek gözetimini sürdürmesinin yararlı olacağı inancındayım."
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:54
Bakan Işıkhan, 12 ilacın geri ödeme listesine alındığını duyurdu
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, tamamı yerli üretim olmak üzere 12 ilacın geri ödeme listesine alındığını açıkladı. Bakan Işıkhan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun düzenlemesiyle tamamı yerli üretim olmak üzere 12 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını duyurdu. Işıkhan, "İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni eder, vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür dilerim" ifadelerine yer verdi.
20 Temmuz 2025 Pazar - 21:40
Yalova’da sünnet düğününde tavuklu pilav yiyen 100 kişi hastanelik oldu
Yalova’nın Çınarcık ilçesine bağlı Teşvikiye beldesinde sünnet düğününde tavuklu pilav yiyen 100 davetli, gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastanelere kaldırıldı.
20 Temmuz 2025 Pazar - 17:06
Karya Farma HBX AR-GE’den yeni nesil doğal şifa projesi: Tuz Odası, doğayla bütünleşik konseptte hayata geçirilecek
Ge, doğayla bütünleşik konseptte tuz odası hayata geçirecek proje hazırladığını duyurdu. Tabiatın kalbinde, özel olarak tasarlanmış konsept bir şifa alanında kurulacak olan ‘Tuz Odası Projesi’nin klasik tuz terapilerinden çok daha fazlasını sunacağı belirtildi. Başta kronik solunum yolu rahatsızlıkları (astım, bronşit, KOAH) olmak üzere cilt hastalıkları (egzama, sedef, enfeksiyonlar) ve uyku problemleri yaşayanların tedavisinde kullanılan tuz odası projesinin bugüne kadar uygulanan tuz odası projelerinden farklı olduğunu kaydeden HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık, "Çankırı kaya tuzu, HBX-2371 formülasyonu, renk terapisi, müzik frekansları, doğal ışık sistemleri ve buhar difüzyonu ile entegre çalışarak hem fiziksel hem de zihinsel iyileşmeyi hedefleyen tamamen yenilikçi ve bütüncül bir sistem olacak. Kurulacak özel şifa odasında: Negatif iyon yayan Çankırı kaya tuzu blokları, HBX-2371 buhar teknolojisi, doğal taş zeminler ve ağaçlarla çevrili ortam, şifa frekanslarıyla uyumlu müzikler ve renk terapisi yer alacak. Bu sistem, klasik spa veya kapalı terapi alanlarından farklı olarak tamamen doğayla iç içe, yüksek frekanslı bir şifa alanı olacak" dedi. HBX Ar-Ge’nin patentli molekülü olan HBX-2371, antibakteriyel, antivirütik, antimikotik, antiparazitik ve antikanser etkileriyle tanındığını ve projede bu sistemi kullandıklarını kaydeden Başlık, "Projede bu molekül, düşük doz buhar şeklinde tuz odasına entegre edilerek, doğal bağışıklık sistemini destekleyecek bir atmosfer oluşturacak. Kronik solunum yolu rahatsızlıkları, cilt hastalıkları, uyku problemleri, bağışıklık düşüklüğü ve detoks ihtiyacı olan bireylerin tedavisinde kullanılacak. Şifa arayanlara dört duvar değil, doğanın kucağında bilimsel ve frekanssal bir alan sunuyoruz. Bu özel şifa odasının ilk kurulumu, doğayla uyumlu mimariyle tasarlanmış bir alanda, tamamen özgün bir mimari ve biyofrekans tasarımıyla gerçekleştirilecek" diyerek proje ile sağlık turizmi ve alternatif terapi alanında Türkiye’ye yeni bir soluk getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Türkiye’nin kalbinden çıkan Çankırı kaya tuzunun, yalnızca sofra için değil, sağlık için de eşsiz bir kaynak olduğunu belirten Karya Farma HBX Ar-Ge ekibinden Kimyager ve Nefes Eğitim Uzmanı Aslı Aktaş, "Saf yapısı ve ağır metal içermemesiyle öne çıkan bu tuz, özellikle solunum yolları üzerinde bilimsel olarak kanıtlanmış faydalar sunuyor. Tuz terapi odalarında havaya yayılan ince tuz parçacıkları solunduğunda, akciğerlere kadar ulaşıyor. Bu parçacıklar mukusu inceltiyor, iltihabı azaltıyor, bakterileri baskılıyor ve bronşları doğal yoldan temizliyor. Astım, bronşit, sinüzit gibi rahatsızlıklarda hastaların nefes kalitesini artırdığı klinik verilerle destekleniyor" dedi.
20 Temmuz 2025 Pazar - 14:07
Motor yatta rahatsızlanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden motor yatta rahatsızlanan vatandaş Sahil Güvenlik ekiphleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Fethiye ilçesi açıklarında seyreden motor yatta rahatsızlanan vatandaş için yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine bölgeye sevk eadilen Sahil Güvenlik botu, rahatsızlanan vatandaşı bota alarak 112 ambulans ekiplerine teslim etti.
20 Temmuz 2025 Pazar - 13:24
Türkiye’de nadir uygulanan yöntemle hayata tutundu
Safra yolu tıkanıklığı bulunan Ömer Özkan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde Türkiye’de nadir uygulanan manyetik kompresyon yöntemiyle hayata tutundu. İzmir’de yaşayan 64 yaşındaki Ömer Özkan, 2019 yılında geçirdiği canlı vericili karaciğer nakli sonrasında sessizce ilerleyen ciddi bir komplikasyonla karşı karşıya kaldı. Nakilden yıllar sonra safra yollarında gelişen tıkanıklık Özkan’ın hayatını tehdit eder duruma gelmeye başladı. Ancak Türkiye’de çok az sayıda merkezde uygulanan yenilikçi bir yöntem sayesinde Ömer Özkan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi geçirdiği başarılı ameliyat ile hayata tekrar tutundu. Ömer Özkan’ın gerçek anlamda tam bir meydan okuma hastası olduğunu belirten İzmir Medical Point Hastanesi Tıbbi Direktörü ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Memiş, "Hayati tehlike oluşturacak derecede ciddi ve kompleks bir hastaydı. Bu kadar zor bir hastanın klasik yöntemlerle tedavi edilmesinin mümkün olmadığını bilerek, klasik yaklaşımların tamamen dışında bir yöntem uygulandı. Dünyada yalnızca çok az ileri gelişmiş merkezde uygulanabilen, mıknatıs kullanılarak hem endoskopik hem de girişimsel perkütan işlemlerin hibrit olarak bir arada kullanıldığı bir yöntem tercih edildi. Bu hastada kullanılan tüm materyaller mikro teknolojik malzemelerdi. Mikro teknolojik materyaller sayesinde arkadaşlarımız, çok zor bir hastada büyük bir başarı elde ettiler. En büyük hayalimiz, gelecekteki bu yakın dönemde, nanoteknolojik nanorobotları ileri düzey hücre cerrahisi alanında kullanabilir hale gelmek. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu tedavi, işte bu hayale giden yolda atılmış en önemli ve büyük adımlardan biridir" dedi. 48 saate mıknatıslar birbirine yapıştı Sarılık ve kaşıntı şikayetleri nedeniyle Ömer Özkan’ın kendilerine başvurduğunu belirten İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Gastroenteroloji uzmanı Doç. Dr. Ferit Çelik, "Hastamız, 2019 yılında canlıdan karaciğer nakli yapılan bir vakaydı. Yaptığımız değerlendirmede, hastanın kendi safra yolu ile takılan karaciğer arasındaki bütünlüğün sağlanamadığını gördük. Canlıdan karaciğer nakli yapılan olgularda, bu şekilde anastomoz darlığı adı verilen problemler dünyada yaklaşık yüzde 20 oranında, yani her 5 vakadan birinde görülmektedir. Bu nedenle, tekrar bir safra yolu ile ince bağırsak arasında bağlantı (anastomoz) yapılması gerekiyordu. Alternatif olarak ise dünyada sınırlı sayıda merkezde uygulanan magnet (mıknatıs) yöntemi kullanılabilirdi. Bu yöntemi tercih ederek darlık bölgesine bir mıknatıs yerleştirdik. 48’inci saatin sonunda mıknatısların birbirine yapıştığını gözlemledik. Mıknatıslar, safra yollarında birleşerek o bölgede bir delik oluşturmuştu. Bu işlemle birlikte safra akışının yavaş yavaş başladığını gördük. Daha sonra girişimsel radyoloji birimiyle birlikte hastayı tekrar işleme aldık. Takılan mıknatıslar, ’ere cephe’ yöntemi ile çıkarıldı. Ardından, girişimsel radyoloji ve bizim tarafımızdan darlık bölgesi genişletilerek bu bölgeye üç adet stent yerleştirildi. Sonuç olarak, hastamızın safra yolu bütünlüğünü yeniden sağlamış olduk" ifadelerini kullandı. Dünyada çok az merkezde uygulanıyor Ömer Özkan’a uygulanan mıknatıs yönteminin Türkiye’de sayılı birkaç merkezde; dünyada ise çok az merkezde yapılan bir işlem olduğunu söyleyen İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Kamil Doğan, "Bu gibi vakalarda, dünyada ender kullanılan manyetik kompresyon yöntemini Ferit Hocamızla birlikte eşzamanlı olarak uyguladık. Buradaki amacımız, safra bağlantısı olmayan kesimin, her iki mıknatısın çekme kuvveti ile birbirine bağlanmasını sağlamaktı. Bu yöntemi uyguladıktan sonra, yaklaşık iki hafta içinde safra yolları birbiriyle bağlandı. Ardından, yine ortak randevu yöntemiyle ve ortak bir operasyonla, bağlantı sağladığımız bölgeye başarılı bir şekilde stent uyguladık. Bu sayede hastamız, karaciğerini kaybetmekten kurtuldu. Vücutta herhangi bir yara, bere veya kesi bırakmadan, minimal invaziv yöntemlerle başarıya ulaştığımız için çok mutluyuz. Hastanemizde, bu ve buna benzer birçok işlemi gerek girişimsel radyoloji olarak gerekse diğer bilim dallarıyla birlikte başarıyla uygulamaktayız" diye ekledi. "6 aylık ömrüm kalmıştı" Yapılan başarılı ameliyat ile sağlığına kavuşan Ömer Özkan ise, "2-3 sene önce karaciğer değerlerimde bozulmalar oluyordu, ancak bu durum yaklaşık bir ay sürüyor ve değerlerim tekrar düzeliyordu. Mart 2025’te ikinci kez hastaneye başvurduğumda, karaciğer ve safra yollarımın tıkalı olduğunu doktorum ultrasonla inceleyerek bana söyledi. Hemen ardından bilgisayarlı tomografi çekildi. Safra yollarımda tama yakın darlıklar oluştuğu, safranın atılamadığı ve karaciğer değerlerimin gün geçtikçe yükseldiği ifade edildi. Ancak ben bu riski kabul ettim. Hocalarım da bu riski alarak tüm uzmanlıklarını, bilgi ve becerilerini kullanarak üç operasyonla beni bugün hayata döndürdüler. Eğer o işlemler yapılamasaydı, belki de sadece 6 aylık ömrüm kalmıştı, dediler. Beni bugünlere getirdiler, hepsine minnettarım" ifadelerini kullandı.
20 Temmuz 2025 Pazar - 12:45
Türkiye’de nadir uygulanan yöntemle hayata tutundu
Safra yolu tıkanıklığı bulunan Ömer Özkan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde Türkiye’de nadir uygulanan manyetik kompresyon yöntemiyle hayata tutundu. İzmir’de yaşayan 64 yaşındaki Ömer Özkan, 2019 yılında geçirdiği canlı vericili karaciğer nakli sonrasında sessizce ilerleyen ciddi bir komplikasyonla karşı karşıya kaldı. Nakilden yıllar sonra safra yollarında gelişen tıkanıklık Özkan’ın hayatını tehdit eder duruma gelmeye başladı. Ancak Türkiye’de çok az sayıda merkezde uygulanan yenilikçi bir yöntem sayesinde Ömer Özkan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi geçirdiği başarılı ameliyat ile hayata tekrar tutundu. Ömer Özkan’ın gerçek anlamda tam bir meydan okuma hastası olduğunu belirten İzmir Medical Point Hastanesi Tıbbi Direktörü ve Girişimsel Radyoloji uzmanı Prof. Dr. Ahmet Memiş, "Hayati tehlike yaratacak derecede ciddi ve kompleks bir hastaydı. Bu kadar zor bir hastanın klasik yöntemlerle tedavi edilmesinin mümkün olmadığını bilerek, klasik yaklaşımların tamamen dışında bir yöntem uygulandı. Dünyada yalnızca çok az ileri gelişmiş merkezde uygulanabilen, mıknatıs kullanılarak hem endoskopik hem de girişimsel perkütan işlemlerin hibrit olarak bir arada kullanıldığı bir yöntem tercih edildi. Bu hastada kullanılan tüm materyaller mikro teknolojik malzemelerdi. Mikro teknolojik materyaller sayesinde arkadaşlarımız, çok zor bir hastada büyük bir başarı elde ettiler. En büyük hayalimiz, gelecekteki bu yakın dönemde, nanoteknolojik nanorobotları ileri düzey hücre cerrahisi alanında kullanabilir hale gelmek. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu tedavi, işte bu hayale giden yolda atılmış en önemli ve büyük adımlardan biridir" dedi. 48 saate mıknatıslar birbirine yapıştı Sarılık ve kaşıntı şikayetleri nedeniyle Ömer Özkan’ın kendilerine başvurduğunu belirten İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Gastroenteroloji uzmanı Doç. Dr. Ferit Çelik, "Hastamız, 2019 yılında canlıdan karaciğer nakli yapılan bir vakaydı. Yaptığımız değerlendirmede, hastanın kendi safra yolu ile takılan karaciğer arasındaki bütünlüğün sağlanamadığını gördük. Canlıdan karaciğer nakli yapılan olgularda, bu şekilde anastomoz darlığı adı verilen problemler dünyada yaklaşık yüzde 20 oranında, yani her 5 vakadan birinde görülmektedir. Bu nedenle, tekrar bir safra yolu ile ince bağırsak arasında bağlantı (anastomoz) yapılması gerekiyordu. Alternatif olarak ise dünyada sınırlı sayıda merkezde uygulanan magnet (mıknatıs) yöntemi kullanılabilirdi. Bu yöntemi tercih ederek darlık bölgesine bir mıknatıs yerleştirdik. 48’inci saatin sonunda mıknatısların birbirine yapıştığını gözlemledik. Mıknatıslar, safra yollarında birleşerek o bölgede bir delik oluşturmuştu. Bu işlemle birlikte safra akışının yavaş yavaş başladığını gördük. Daha sonra girişimsel radyoloji birimiyle birlikte hastayı tekrar işleme aldık. Takılan mıknatıslar, "ere cephe" yöntemi ile çıkarıldı. Ardından, girişimsel radyoloji ve bizim tarafımızdan darlık bölgesi genişletilerek bu bölgeye üç adet stent yerleştirildi. Sonuç olarak, hastamızın safra yolu bütünlüğünü yeniden sağlamış olduk" ifadelerini kullandı. Dünyada çok az merkezde uygulanıyor Ömer Özkan’a uygulanan mıknatıs yönteminin Türkiye’de sayılı birkaç merkezde; dünyada ise çok az merkezde yapılan bir işlem olduğunu söyleyen İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Kamil Doğan, "Bu gibi vakalarda, dünyada ender kullanılan manyetik kompresyon yöntemini Ferit Hocamızla birlikte eşzamanlı olarak uyguladık. Buradaki amacımız, safra bağlantısı olmayan kesimin, her iki mıknatısın çekme kuvveti ile birbirine bağlanmasını sağlamaktı. Bu yöntemi uyguladıktan sonra, yaklaşık iki hafta içinde safra yolları birbiriyle bağlandı. Ardından, yine ortak randevu yöntemiyle ve ortak bir operasyonla, bağlantı sağladığımız bölgeye başarılı bir şekilde stent uyguladık. Bu sayede hastamız, karaciğerini kaybetmekten kurtuldu. Vücutta herhangi bir yara, bere veya kesi bırakmadan, minimal invaziv yöntemlerle başarıya ulaştığımız için çok mutluyuz. Hastanemizde, bu ve buna benzer birçok işlemi gerek girişimsel radyoloji olarak gerekse diğer bilim dallarıyla birlikte başarıyla uygulamaktayız" diye ekledi. "6 aylık ömrüm kalmıştı" Yapılan başarılı ameliyat ile sağlığına kavuşan Ömer Özkan ise "2-3 sene önce karaciğer değerlerimde bozulmalar oluyordu, ancak bu durum yaklaşık bir ay sürüyor ve değerlerim tekrar düzeliyordu. Mart 2025’te ikinci kez hastaneye başvurduğumda, karaciğer ve safra yollarımın tıkalı olduğunu doktorum ultrasonla inceleyerek bana söyledi. Hemen ardından bilgisayarlı tomografi çekildi. Safra yollarımda tama yakın darlıklar oluştuğu, safranın atılamadığı ve karaciğer değerlerimin gün geçtikçe yükseldiği ifade edildi. Ancak ben bu riski kabul ettim. Hocalarım da bu riski alarak tüm uzmanlıklarını, bilgi ve becerilerini kullanarak üç operasyonla beni bugün hayata döndürdüler. Eğer o işlemler yapılamasaydı, belki de sadece 6 aylık ömrüm kalmıştı, dediler. Beni bugünlere getirdiler, hepsine minnettarım" sözlerini kullandı.
20 Temmuz 2025 Pazar - 10:57
Prof. Dr. Özkan: "Periodontitis, KOAH ve zatürre riskini artırıyor"
Uzman Diş Hekimi ve Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, diş eti hastalıklarının yalnızca ağızla sınırlı kalmadığını, ciddi sistemik hastalıklara da zemin hazırladığını vurgulayarak, "Özellikle ileri evre diş eti hastalığı olan periodontitis, solunum sistemi üzerinde yıkıcı etkilere yol açabiliyor" dedi. "Ağızda başlayan bir iltihap, tedavi edilmezse akciğerlerde KOAH ve zatürre gibi ciddi hastalıklarla sonuçlanabilir," diyen Özkan, bu tabloya karşı erken tanı ve etkili tedavinin önemine dikkat çekerek şöyle devam etti: "Periodontitis Nedir? Periodontitis, diş etleriyle birlikte onu destekleyen çene kemiğinin de iltihaplandığı kronik bir hastalıktır. Genellikle fark edilmeyen ancak ilerledikçe, diş eti çekilmesi, dişlerde sallanma, ağız kokusu ve çiğneme zorluğu gibi semptomlarla kendini gösterir. Ancak bu sorun yalnızca ağız içinde kalmaz; iltihaplı hücreler sistemik dolaşıma karışarak vücut genelinde kronik inflamasyona neden olabilir. Diş eti ceplerinde biriken bakteriler solunum yoluyla akciğerlere ulaşabilir. Bu durum, akciğer dokusunda bağışıklık sisteminin aşırı tepkisine ve doku yıkımına yol açar. Periodontitisli bireylerde KOAH gelişme riski yüzde 10 artıyor. Zatürre riski ise yüzde 30’a kadar yükseliyor. Türk Toraks Derneği’nin 2023 verilerine göre, KOAH hastalarının yüzde 62’sinde şiddetli diş eti hastalığı görülmüştür. Özellikle yaşlı bireyler, bağışıklık sorunu yaşayanlar ve kronik akciğer hastaları bu tablodan daha fazla etkilenmektedir. Aşağıdaki bulgular varsa yalnızca ağız sağlığı değil, akciğer sağlığı da tehdit altında olabilir. Diş fırçalarken kanama, sürekli ağız kokusu, diş eti çekilmesi, dişlerde sallanma veya aralanma, çiğnerken dişlerde güçsüzlük" Özkan, tedavi yöntemini ise şöyle sıraladı: "zel El Aletleri ile Diş Taşı Temizliği ve Parlatma: Hastanın diş yüzeyinde birikmiş sertleşmiş bakteri plaklarının ve diş taşlarının, özel el aletleri ( kretuar) yardımıyla diş minesine ve diş etlerine zarar vermeden hassas bir şekilde temizlenmesini kapsar. Bu işlem, tedavinin ilk basamağını oluşturur ve iltihabın azaltılmasına yardımcı olur. Diş taşı temizliği iltihabı yüzde 47 azaltır. Subgingival Küretaj (Kapalı Kürtaj): Diş taşı temizliği ve parlatma işleminin ardından Kapalı cerrahi küretaj yapılır. Diş eti altına yerleşmiş bakteri kolonileri, lokal anestezi altında özel hassas küretlerle temizlenir. Bu sayede periodontal ceplerin içi tamamen arındırılır ve dişeti iyileşmesi başlatılır. Açık Cerrahi Küretaj (Flap Operasyonu): Hastalığın ileri evrelerinde uygulanır, öncelikle diş eti cerrahi olarak aralanır; dişeti altı, çene kemiği yüzeyi ve diş kök aralarındaki iltihabi kötü dokuların tümünden arındırılması heeflenir. Bu iltihabi kötü dokular ağaç kurtlarına benzer ve bu kötü dokular hiç kalmayacak şekilde temizlenir. Çene kemiğinin törpülenmesi ve şekillendirilmesi çene kemik kaybını %63 önlüyor. Son olarak dişeti yeniden şekillendirilerek dikiş atılarak güzel iyileşmesi sağlanır. Bu teknikle hem iltihap kontrol altına alınır, çene kemik erimesi durdururlu, çene kemiği oluşumu tetiklenir ve dişeti sağlıklı hale gelir. Kök Yüzey Düzleştirmesi: Açık Cerrahi Küretaj operasyonu sırasında, dişeti aralandıktan sonra açığa çıkan diş kök yüzeylerindeki bakteriler kazınır. Bu sayede çene kemik oluşumu yeniden tetiklenerek dişetinin diş kök yüzeyine daha sıkı sarması sağlanır, bu sayede diş taşı plak oluşumunun da önüne geçilmiş olur. Dişeti estetiği operasyonu: Açık Cerrahi Küretaj operasyonuyla dişeti altındaki iltihabi kötü dokular alındıktan sonra kısmi bir dişeti çekilmesi beklenir. Bu olağan bir durumdur. Dişeti kısmen çekilir, gül kurusu pembe sağlıklı dişeti elde edilir, dişeti dişi daha sıkı sarar. Dişeti çekilmesinin estetik görünümüne kavuşması için da Açık Cerrahi Küretaj Operasyonunu takiben Estetik Dişeti Operasyonu aynı seansta yapılır. Estetik Dişeti Operasyonuyla, dişetleri dişlerin arasında belirgin bir şekilde yerini alması ki bu sayede diş ve dişetinin bütünlük içinde ve dişlerin de tane tane estetik görünümü sağlanır." Özkan tedavinin başarısının yalnızca klinik müdahaleye değil, hastanın alışkanlıklarına da bağlı olduğunu ifade ederek, "Sigara kullanımı bırakılmalı. Her öğün sonrası dişler fırçalanmalı, ara yüz temizliği ihmal edilmemeli Şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmalı. Bağışıklığı destekleyen beslenme programı uygulanmalı. Bilimsel veriler ışığında, başarılı tedaviler sonrası: KOAH alevlenmeleri yüzde 28, Zatürre riski yüzde 34 oranında azalıyor" dedi. Özkan, iltihabın küçünsenmemesi gerektiğini belirterek "Ağzınızdaki iltihabı küçümsemeyin, O iltihap, bir gün akciğerinize ulaşabilir. Periodontitis sadece diş kaybına değil, hayatı tehdit eden solunum hastalıklarına da neden olabilir. Gecikmeden diş hekiminize başvurun" diye konuştu.
20 Temmuz 2025 Pazar - 10:17
Siirt’te kuduz şüphesi üzerine bir köyde hayvan hareketleri kısıtlandı
Siirt’in Kurtalan ilçesinin Toytepe köyünde, bir inekte kuduz şüphesinin görülmesi üzerine hayvan hareketlerine kısıtlama getirildi. Kurtalan Kaymakamlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, serbest veteriner hekim tarafından Toytepe köyündeki bir inekte kuduz şüphesi tespitine ilişkin yapılan ihbar üzerine Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile İl Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı ekiplerince köyde inceleme yapıldığı belirtildi. Yapılan kontrolde kuduz şüphesi bulunan hayvanın karantinaya alındığı ve öldüğünün tespit edildiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Şüpheli hayvandan alınan numuneler, Elazığ Fırat Üniversitesi Veteriner Kontrol Enstitüsü’ne gönderilmiştir. Burada yapılacak analizler sonucu kesin tanı konulacaktır. Görevli ekiplerimizce köy halkına gerekli bilgilendirmeler yapılmış, dezenfeksiyon amacıyla kullanılmak üzere ilaç temin edilmiştir. İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Halk Sağlığı Başkanlığınca, kuduz şüpheli hayvanla teması olan vatandaşlarımıza önleyici tedavi uygulanmış olup semptom ve bulgular açısından yakın takipleri sürdürülmektedir. İlgili mevzuat kapsamında, köy içerisinde hayvan hareketlerine yönelik kısıtlamalar getirilmiştir. Gelişmelerden kamuoyu ayrıca bilgilendirilecektir."
20 Temmuz 2025 Pazar - 09:50
Yaz aylarında çocukları bekleyen tehlikeler
Hava sıcaklıkları günden güne artıyor. Yaz mevsimi çocuklar için tatil ve eğlence anlamına gelse de, yaz hastalıkları bu dönemi sıkıntılı hale getirebiliyor. Güneş ışınlarının ve çeşitli çevresel faktörlerin etkisiyle yaz mevsiminde çocuklar çeşitli hastalıklara yakalanabilir. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Cansu Yılmaz, yaz aylarında çocukların dışarıda daha fazla zaman geçirdiğini ve aşırı sıcaktan olumsuz etkilenebildiklerini söyleyerek ebeveynleri uyardı. Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cansu Yılmaz, özellikle 6 ayın altındaki bebeklerde güneş çarpmasına dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Güneş çarpması durumunda ateş, halsizlik, kusma ve bilinç kaybı görülebilir. Ayrıca güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından dolayı deri kanseri riski de artmaktadır. D vitamini eksikliğinde, haftada en az 2 kez saat 10.00-16.00 arasında yüz ve kolların güneş koruyucu sürülmeden 10-15 dakika direkt gün ışığına maruz bırakılması önerilir. Ancak yaz mevsiminde güneş ışınlarının dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında direkt güneşe maruziyetten kaçınılmalıdır. Hijyen ve sıvı tüketimi hayati önem taşıyor Yaz aylarında terleme nedeniyle insan vücudunda aşırı sıvı kaybı olur. Uzm. Dr. Cansu Yılmaz, sıvı kaybını bol su içerek ve sıvı tüketerek yerine koymanın önemini vurguladı ve şunları ekledi: "Kullanılan su ve sıvı kaynaklarına dikkat edilmelidir. Kaynağı belli olmayan içme sularından ve bu sularla yıkanan meyve ve sebzelerden tifo, paratifo, ishaller, viral hepatit (hepatit A) gibi hastalıklar ortaya çıkabilir. Özellikle piknik alanlarında sulara insan ve hayvan dışkısı karışmış ise su, gözle görülemeyen mikroplarla kirlenir ve bağırsak enfeksiyonlarına neden olur. Yaz aylarında ishal vakalarında ciddi artış yaşandığını belirten Dr. Yılmaz, "İshalin en önemli nedeni kirli su ve gıdalardır. Temiz su kullanımı, meyve-sebzelerin iyi yıkanması ve açıkta satılan yiyeceklerden kaçınılması gerekir. Ayrıca ishal durumunda çocuklara bol sıvı verilmeli, gerekirse ağızdan sıvı tedavisi uygulanmalıdır." Temizliği iyi yapılmayan havuzların dış kulak yolu iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu ve göz iltihaplarına neden olabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Cansu Yılmaz, çocukların havuza girmeden önce mutlaka duş alması gerektiğini, kulak tıkacı ve yüzücü gözlüğü kullanımının ise koruyucu olabileceğini ifade etti. Böcek sokmaları ve seyahat hastalıkları da unutulmamalı Yaz aylarında sık görülen böcek ve sinek sokmalarında enfeksiyon riski taşıyan durumlara karşı dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Cansu Yılmaz, uzun giysilerle koruma sağlanabileceğini belirtti. Ayrıca yurtdışına seyahat eden ailelerin dönüşte çocuklarda görülebilecek ateş ve enfeksiyon belirtilerine karşı hazırlıklı olmaları gerektiğini ifade etti. Yılmaz ayrıca, ‘’Gelişmekte olan ülkelere seyahat sonrası, çocuklarda yüzde 8 oranında tıbbi tedaviye ihtiyaç duyulmaktadır. Seyahat sonrası çocuklarda en sık görülen hastalık belirtisi ateştir. Enfeksiyonların çoğu alt solunum yolu enfeksiyonu, üriner enfeksiyon veya orta kulak enfeksiyonudur. Seyahat enfeksiyonlarında yüzde 21 oranında sıtma, yüzde 15 oranında yolculuk diyaresi, yüzde 6 oranında denge ateşi ve yüzde 2 oranında tifo görülebilmektedir. Seyahat edilecek bölgeye göre önceden önlem alınmalı ve aşılamalar tam yapılmalıdır. El hijyenine özellikle dikkat edilmelidir’’ dedi. Basit önlemlerle sağlıklı bir yaz geçirmek mümkün Aşırı sıcaklarda serinlemek için kullanılan klimalardan olumsuz etkilenmemek adına klima filtrelerinin temizliğinin zamanında yapılması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Cansu Yılmaz, klima çarpmasını engellemek için yazın klimayı 23-26 dereceye ayarlamayı önerdi. Yaz aylarında çocukların sağlığını korumak için ebeveynlerin dikkat etmesi gereken birçok önemli nokta bulunmaktadır. Güneş çarpmasından korunma, sıvı kaybını önleme, seyahat sonrası sağlık kontrolleri ve klima kullanımına dikkat edilmesi, çocukların yaz mevsimini sağlıklı geçirmelerine yardımcı olacaktır. Sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir yaz tatili için ailelerin bu önlemleri dikkate almaları gerektiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cansu Yılmaz, çocukların hem keyifli hem de sağlıkla dolu bir yaz geçirmesi için farkındalık oluşturmanın önemine dikkat çekti.
19 Temmuz 2025 Cumartesi - 18:27
Mudanya İlçe Sağlık Müdürlüğüne Dr. Yunuz Arslan Atandı
Mudanya İlçe Sağlık Müdürlüğü görevine, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Yunuz Arslan atandı. 1973 yılında Artvin’in Yusufeli ilçesinde doğan Arslan, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olup, Esenyurt Üniversitesi’nde Sağlık Yöneticiliği alanında yüksek lisans yaptı. Meslek hayatına 2000 yılında İstanbul’da başlayan Arslan, Bursa’da Çekirge Devlet Hastanesi’nde, işyeri hekimliği ve ilkyardım eğitmenliği gibi görevlerde bulundu. Ardından Gürsu İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Toplum Sağlığı Merkezi Başkanlığı yapan Arslan, 2015’te Bursa Halk Sağlığı Müdür Yardımcılığı, 2017’den itibaren de Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. Evli ve üç çocuk babası olan Dr. Yunuz Arslan, Mudanya’daki yeni görevine başlarken Mudanya Devlet Hastanesi yöneticileri tarafından ziyaret edilerek kendisine hayırlı olsun dilekleri iletildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder