Son Dakika
|
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor
Borsa İstanbul’da yeni rekor
CHP Kurultayı davası 1 Temmuz’a ertelendi
Artvin’de Sarp Sınır Kapısı yolunda heyelan
'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap
Yardım derneğine 72 milyon liralık vurgun operasyonu: 21 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Ferhan’ı kabul etti
Plan-S ve Türk Telekom’dan uydu tabanlı mobil haberleşme ağları için stratejik Ar-Ge iş birliği
Bakan Gürlek, Çağla Tuğaltay’ın ailesiyle bir araya geldi
Köfteci Yusuf’ta insanlık dersi
"Kazığımı niye aldın" kavgası: 1’i ağır 4 yaralı
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
Borsa İstanbul’da yeni rekor
SAĞLIK
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:35:12
Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:37
Van’da gebe anneye aynı anda hem sezaryen hem beyin ameliyatı yapıldı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine görme kaybı şikayetiyle başvuran 35 haftalık gebe hasta, aynı seansta gerçekleştirilen sezaryen ve endoskopik hipofiz ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu. Bingöl’de yaşayan 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Bircan Kolak, ani gelişen görme kaybı şikayetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. 35 haftalık gebe olan Kolak’ta yapılan tetkikler sonucunda, hipofiz bezinde meydana gelen kanamanın görme sinirlerine baskı yaptığı tespit edildi. Hayati risk ve kalıcı görme kaybı ihtimali üzerine Beyin Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Fatih Gök ve Op. Dr. Mustafa Arıcı ile Kadın Doğum ekibi acil operasyon kararı aldı. Ameliyathanede gerçekleştirilen koordineli müdahale ile önce sezaryen operasyonuyla bebek sağlıklı bir şekilde dünyaya getirildi. Ardından Op. Dr. Gök ve Op. Dr. Arıcı tarafından kapalı yöntemle endoskopik hipofiz cerrahisi uygulandı. Başarılı geçen operasyonların ardından yeniden görmeye başlayan Bircan Kolak ve bebeği hayati tehlikeyi atlattı. Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu, yakın zamanda taburcu edilecekleri bildirildi. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinin çevre illerden de sevk alan ileri sevk merkezi olduğunu belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Komplike, zor vakaların bile güzel bir şekilde yönetildiği bir seviyeye geldik. Bundan dolayı çok mutluyuz. Artık birden fazla ameliyat gerektiren durumlar, gebelik gibi riskli durumların da eşlik ettiği hastalıkları sevk etmeden merkezimizde başarılı bir şekilde yönetebiliyoruz. Ben bu ameliyatı yapan tüm ekip arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum, hastamıza da acil şifalar diliyorum" dedi. "Cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik" Hem kadın doğum hem de beyin cerrahisi bölümünün iki kademeli bir ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Beyin Cerrahisi Op. Dr. Fatih Gök ise "Önce sezaryenle hastamızın bebeğini sağlıklı bir şekilde yenidoğan yoğun bakıma gönderdik. Ardından görme kaybına sebep olan iki şah damarı arası bölgede, hormonal aktivitenin yüksek olduğu bir bölgede olan tümörünü yaklaşık 12 milimetrelik bir alandan endoskopik olarak burundan girilerek çıkardık. İki şah damarı arasından girilerek cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Tabii bu bölgenin belli başlı anatomik göstergeleri vardı, onları kullanarak ameliyatımızı yaptık ama sonuçta bayağı riskli bir ameliyattı. Yaklaşık 5 saat süren bir ameliyatın sonunda başarılı bir şekilde sonuca eriştik. Ameliyattan sonra hastamızla görüştüğümüzde görmesinin gayet düzeldiğini, daha net gördüğünü teyit ettik. Şu anda hem hastamız hem çocuğu sağlıklı. Takip sürecimiz de bir hafta kadar sürdü. Hormonel dengelerini sağladıktan sonra taburculuğunu planlayacağız artık" diye konuştu. "Üst düzey bir ameliyattı" Beyin Cerrahisi Op. Dr. Mustafa Arıcı da bu ameliyatın genellikle üçüncü basamak hastanelerde yapılabilen üst düzey bir ameliyat olduğunu belirterek, "Post-op takibi çok önemlidir; post-op takibinde herhangi bir komplikasyon, sıkıntı yaşamadık. Multidisipliner bir şekilde takiplerimizi gerçekleştirdik. Hastamızı şifa ile taburcu etmeyi bekliyoruz" dedi. Gebe olan eşinin aynı zamanda FSH (Kas) hastası olduğunu ve görme problemi geliştiğini anlatan Erhan Kolak ise şunları söyledi: "Van’daki doktorlar bize yer açtılar. Onlar bu süreçte bize yardımcı oldular. Her gün, her saatte hastayla ilgilendiler; hastanın bütün problemlerine baktılar, çözdüler. Ondan sonra bizi taburcu ettiler, Allah onlardan razı olsun. Eşim iki ameliyat geçirdi; biri sezaryen bir de beyin cerrahi ameliyatı. İkisini de Allah’a çok şükür atlattık, bir sıkıntı yok. Doktorlara çok teşekkür ediyorum."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:25
Muratlı’da sağlıklı beslenmenin temel ilkelerin anlatıldı
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programı Muratlı ilçesinde gerçekleştirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Süleymanpaşa’da başlayan "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programının ikinci etabı Muratlı Gençlik Merkezi’nde vatandaşların katılımıyla yapıldı. Programda, Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Hizmetleri ve Spor Şube Müdürlüğü’nde görev yapan Diyetisyen Dr. Hamit Can tarafından sağlıklı beslenmeye ilişkin detaylı bilgiler paylaşıldı. Dr. Can, dengeli beslenmenin temel ilkelerinin yanı sıra yetersiz ve dengesiz beslenmenin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Etkinlikte ayrıca vücut kitle endeksi, kalori açığı, glisemik indeks ve insülin direnci gibi konular ele alınırken, günlük protein, karbonhidrat ve yağ tüketimine ilişkin öneriler de katılımcılarla paylaşıldı. Beslenmeye bağlı kronik hastalıklar, diyet türleri ve besin grupları hakkında da bilgilendirme yapıldı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümle sona ererken, etkinliğin önümüzdeki günlerde Tekirdağ genelinde farklı noktalarda devam edeceği belirtildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:44
Dr. Kilim: "Çocuklarda demir eksikliği sessiz bir tehdit"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğünü ve zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğü belirtti. Demir eksikliğine zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Dr. Kilim, "Çocuk sağlığı açısından kritik öneme sahip olan demir, büyüme ve gelişmenin temel yapı taşlarından biridir. Ancak son yıllarda yapılan gözlemler, çocuklarda demir eksikliğinin giderek daha yaygın hale geldiğini ve çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini ortaya koymaktadır. Demir, vücutta oksijen taşıyan hemoglobinin üretimi için gereklidir. Eksikliği durumunda ise kansızlık (anemi), bağışıklık sisteminde zayıflama ve gelişimde gerileme gibi sonuçlar ortaya çıkabilir" dedi. "Belirtiler her zaman belirgin olmayabilir" Ailelerin dikkat etmesi gereken başlıca belirtiler hakkında bilgi veren Dr. Kilim, "Sürekli yorgunluk ve halsizlik. İştahsızlık. Soluk cilt rengi. Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü. Sık hastalanma. Bu belirtiler başka sağlık sorunlarıyla karıştırılabileceği için düzenli doktor kontrolleri büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. "Risk faktörleri artıyor" Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunun altını çizerek, dengeli ve çeşitli beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasının önemine dikkat çekerek, "Dengesiz beslenme alışkanlıkları, işlenmiş gıdaların artan tüketimi ve demir açısından zengin besinlerin yeterince alınmaması, demir eksikliğinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Özellikle sadece süt ağırlıklı beslenen çocuklarda risk daha yüksek görülmektedir. Kırmızı et, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve pekmez gibi demir açısından zengin besinlerin düzenli tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca, C vitamini içeren gıdalar demir emilimini artırdığı için beslenme planına dahil edilmelidir" şeklinde konuştu. "Erken tanı, sağlıklı gelecek" Dr. Kilim, "Çocuklarda demir eksikliği erken teşhis edildiğinde kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli olması ve çocuklarının gelişimini yakından takip etmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:16
Diş eti hastalıkları Alzheimer’a neden olabiliyor
2
05 Mayıs 2026 Salı- 22:34
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘el hijyeni’ eğitimi
3
05 Mayıs 2026 Salı- 09:34
"Polenler ve hava kirliliği astımı tetikliyor"
4
05 Mayıs 2026 Salı- 12:06
Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"
5
05 Mayıs 2026 Salı- 15:26
Erzincan’da el hijyeni için farkındalık standı kuruldu
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 16:20
2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, 2 yaşındaki bir hastanın böbreğinde tespit edilen yaklaşık 2 santimetrelik taşı, sırttan sadece 4 milimetrelik bir tünel açarak gerçekleştirdikleri kapalı yöntemle başarıyla aldı. Bu operasyon, çocuklarda çok nadir görülen böbrek taşı vakalarına yönelik gelişmiş tekniklerin uygulanabilirliğini de ortaya koydu. Karın ağrısı şikâyetiyle ailesi tarafından Hayat Hastanesine getirilen küçük A.A.’nın yapılan tetkiklerinde böbreğinde büyük boyutta bir taş tespit edildiğini söyleyen Doç. Dr. Penbegül, çocuk hastalarda taş hastalığının nadir görüldüğünü ve bu tür operasyonların özel ekipman ve ciddi deneyim gerektirdiğini vurguladı. Doç. Dr. Penbegül açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Normalde bu büyüklükteki taşlarda sırttan yaklaşık bir santimlik bir delik açılarak taşlar temizlenir. Ancak çocuk hastalarda daha küçük ve hassas müdahaleler yapılması gerekir. Bu nedenle yaklaşık 4 milimetrelik ‘ultra mini’ dediğimiz yöntemle sırttan bir tünel açtık ve taşı başarıyla temizledik. Hastamız ameliyat sonrası ilk günde tüm kateterlerinden kurtuldu. Kapalı ameliyatların en büyük avantajı, kısa sürede normal hayata dönüş imkânı sunmasıdır." Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, başarılı geçen operasyon sonrasında küçük A.A.’nın sağlık durumunun iyi olduğu, ameliyatın ardından hızla toparlandığı belirtti.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 15:54
Elazığ’da asayiş uygulaması: 286 şahıs yakalandı, 36’sı tutuklandı
Elazığ’da son bir haftada meydana gelen 274 olayda 286 kişi yakalanırken 36’sı tutuklandı. Uyuşturucu, kaçak ürün ve silah operasyonlarında çok sayıda madde ve eşya ele geçirildi. Trafik kontrollerinde ise 3 bin 73 araca ceza kesilirken, 280 araç trafikten men edildi. Elazığ Valiliği, 7-14 Temmuz 2025 tarihleri arasındaki asayiş raporunu paylaştı. Kent genelinde güvenlik güçlerinin müdahale ettiği 274 olayda toplam 286 kişi yakalandı. Yakalananlardan 36’sı tutuklanırken, 16 şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor. Bir haftalık denetimlerde 67 bin 646 kişi ve 26 bin 597 araç kontrol edildi. Bu uygulamalarda 6 tabanca, 4 tüfek, 42 fişek ile 411 kesici alet ele geçirildi. Uyuşturucuyla mücadele kapsamında ise 207,09 gram esrar, 3,25 gram kokain, 0,8 gram metamfetamin, 9,9 gram bonzai ve bin 678 adet sentetik ecza bulundu. Kaçakçılıkla mücadelede de 480 bin dolu makaron, 300 paket sigara, 12 cep telefonu, bin 897 parfüm ve 480 kozmetik ürün ele geçirildi. Trafik denetimlerinde 14 bin 613 araç kontrol edilirken, 3 bin 73’üne cezai işlem uygulandı. Denetim uygulaması kapsamında 280 araç trafikten men edildi. Kent genelinde meydana gelen 52 trafik kazasında 1 kişi hayatını kaybetti, 71 kişi yaralandı.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 15:41
Ardahan’da fırınlar denetleniyor
Ardahan Belediyesi Zabıta Müdürlüğü öncülüğünde kentte ekmek satışı yapan tüm fırınlara yönelik kapsamlı denetimler başlatıldı. Denetimlerde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin yanı sıra İl Sağlık ve Ticaret Müdürlüğü personeli de yer alıyor. Ardahan’da vatandaşların sağlığını yakından ilgilendiren, sofraların vazgeçilmezi ekmek ve ekmek çeşitleri ile unlu mamuller üretimi faaliyetinde bulunan işletmeler, hijyen, kayıtlılık, izlenebilirlik, ürün fiyatları ve ürünlerin mevzuatta belirlenmiş miktara uyumluluk yönlerinden denetimlerden geçiriliyor. Zabıta Müdürlüğüne bağlı ekiplerle birlikte Tarım ve Orman, Sağlık ve Ticaret Müdürlüğünün ekiplerinin katıldığı denetim çalışmalarında imalathaneler temizlik başta olmak üzere titizlikle incelendi. Ekmeklerin gramajlara uygun olup olmadığının da test edildiği çalışmalarda tespit edilen eksikliklerin tamamlanması için işletme sahiplerine gereken uyarılar yapılarak belirli bir süre verildi.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 13:41
‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasında katılım 7,7 milyon kişiye ulaştı
Sağlık Bakanlığı, ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasında katılımın 7,7 milyon kişiye ulaştığını açıkladı. Sağlık Bakanlığı tarafından toplumda sağlıklı yaşam bilincinin artırılması amacıyla hayata geçirilen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyası kapsamında, 10 Mayıs-4 Temmuz 2025 tarihleri arasındaki 8 haftada toplam 7 milyon 673 bin 623 kişinin boy ve kilo ölçümü yapıldı. Ölçümü yapılan kişilerin, yaklaşık yüzde 6’sının ‘zayıf", 33’ünün ‘normal’, yüzde 35’inin fazla kilolu ve yüzde 26’sının ‘obezite’ aralığında olduğu belirlendi. Erkeklerde ‘fazla ‘kiloluluk’ kadınlarda ise ‘obezite’ oranı fazla çıktı. 8’inci haftada 1,4 milyondan fazla ölçüm gerçekleştirildi Kampanyanın 28 Haziran - 4 Temmuz 2025 tarihlerini kapsayan 8’inci haftasında, şimdiye kadarki en yüksek katılım gerçekleşti. Bir hafta içinde 650 bin 510’u erkek, 763 bin 222’si kadın olmak üzere toplam 1 milyon 413 bin 732 kişinin boy-kilo ölçümü yapıldı. Ölçümü yapılanlardan sadece yüzde 6’sı ‘zayıf" aralığında çıktı Ölçümler sonucunda kampanya katılan kişilerin vücut kitle indeksi (VKİ) belirlendi. Bu verilerden hareketle yapılan analizde, 28 Haziran - 4 Temmuz 2025 tarihleri arasında kampanyaya katılan 1 milyon 413 bin 732 kişinin yüzde 6’sının zayıf (VKİ
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 12:30
12 yaşındaki hayali gerçek oldu: "Alo Doktorum" ile dünyaya şifa dağıtıyor
Küçük yaşta annesiyle yaşadığı sağlık sistemi travmasını unutmayan Dr. Nilgün Yönten, yıllar sonra kurduğu "Alo Doktorum" sağlık danışma hattında kendi telefon numarasını paylaşarak herkese gönüllü sağlık danışmanlığı vermeye başladı. Gecenin bir yarısı bile arayan hastalara destek olan Yönten, bu hattın "ruhu olan bir hizmet" olduğunu ve telefon numarasını hiç değiştirmediğini söyledi. Henüz 12 yaşındayken annesiyle birlikte yaşadığı acı bir hastane deneyimi, Dr. Nilgün Yönten’in hayatında bir dönüm noktası oldu. "Bu ülkede doktor olacağım" diyerek yola çıkan Yönten, üniversite yıllarında 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle okuldan atılmasına rağmen hedefine olan inancını hiç kaybetmedi. Tüm zorluklara rağmen doktor olan Yönten, kurduğu "Alo Doktorum" sağlık danışma hattı üzerinden cep telefonu numarasını paylaşarak binlerce insanın derdine derman oldu. Bugün sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bir yanından hastalar bu numarayı arıyor. "Telefonum herkese açıktır ve ben ölene kadar açık olmaya devam edecek" Hikayesini anlatan Dr. Nilgün Yönten, "Alo Doktorum aslında 12 yaşındaki bir çocuğun hayalinin gerçekleşmesiydi. Biliyorsunuz ülkemizde sağlık sistemi 80’li, 90’lı yıllarda çok daha zorluydu. Annem ile beraber bir muayene gitmiştim. Küçük olduğum için annemde muayeneye yanında bizleri de götürüyordu. Çok sıra bekledik. Sabah 05.00’te sıraya giriyorsunuz, muayene sıranız 11.00’e doğru geliyor. Muayeneye girdiğimizde annem biraz çekimser davrandı. Orada sağlıkçılardan bir arkadaş ‘Hanım, muayene olacaksan gel, olmayacaksan çık git’ dedi. Annem o gün ağlayarak dışarı çıkmıştı ve ben de onunla ağlamıştım. O gün kesinlikle ’doktor olmalıyım anne, bu ülkeye hizmet etmeyelim’ demiştim. Babamın da her zaman söylediği bir şey vardı; ‘Kız çocukları mutlaka okumalı’ derdi. Bu 2 sebep benim için çok kıymetliydi. Üniversite okuduğum dönemlerde baş örtüsü sorunları yaşadık. Okuldan atıldık. Okuldan atıldığımda ettiğim dua şuydu: ‘Allah’ım bana doktor olmayı nasip et. Bu ülkede herkese hizmet etmeyi düstur edineceğim’ diye yemin etmiştim. Bu sebepten dolayı benim bu telefonum herkese açıktır ve ben ölene kadar açık olmaya devam edecek" diye konuştu. "Yemen’den, Afrika ülkelerinden, Kanada’dan, Amerika’dan, İngiltere’den bile arıyorlar" İnsanların aramasından dolayı hiç yorulmadığını ve bundan beslendiği belirten Dr. Nilgün Yönten, "1997’de hekimlik hayatıma başladığım zaman telefon numaramı herkese vermeye başladım. Daha sonra internette telefonum yer almaya başladı. Google’da en üst sırada ‘Alo Doktorum’ hizmeti en üst sırada görülüyor ve bu şekilde yayılmaya başladı. Bu numaramı kapatmadım ve hep hizmet vermeye devam ettim. Dünyanın neresinde olursa olsun bu uygulama görülüyor. Beni sadece Türkiye’den değil, Yemen’den, Afrika ülkelerinden, Kanada’dan, Amerika’dan, İngiltere’den bile arıyorlar. Whatsap’tan yazıyorlar. Bu numara online bir hizmet olarak görülüyor ama bana ait olan bu numara kesinlikle duygusu, ruhu olan bir numaradır. Beni arayan kişi sanki benim yanımdaymış gibi, benim muayenemi almış gibidir. Bazen beni arayan kişinin tek tek tetkiklerini anlattığını bilirim. Bazen yarım saat sürüyor. Bazen gecenin 2’sinde arıyor. 7/24 fark etmeksizin arıyorlar. Unutamadığım çok fazla hikâye var. İnşallah bir gün bunun kitabını yazacağım. Heybemde o kadar çok insanlara dokunuş var ki keyif alıyorum. Diyorlar ki hiç mi yorulmuyorsun. Hayır tam tersi buradan besleniyorum" şeklinde konuştu. Yaşanılan olaylar Telefondan yaşadığı ve unutamadığı olayları anlatan Yönten, "2023 yılında Şubat depreminde insanlar sahra hastanelerine yetişmeye çalışıyorlar. Bir gün bir adam kızı için aradı. Göçük altında kalmış yürüyemiyor. Ben de ona yol gösterdim. Ne yapması gerektiğini söyledim. Hızlı bir şekilde sahra hastanesi ile iletişime geçtim. Emar (MR) çekinmesini sağladık. 4 yaşındaki kızının her gün videolarını çekiyordu bana atıyordu. Onunla beraber süreci yönetiyordum. Bu sadece deprem zamanındaki olaylarda bir tanesi. Aradan 6 ay geçtikten sonra bu baba bana mesaj attı. Ağlayarak okudum. Bana kim olduğumu sordu. Ben de Sağlık Bakanlığına bağlı bir doktorum dedim. Hattın bir özelliği de ben asla şu özel hastanenin yöneticisiyim, doktoruyum demiyorum. Bu numarayla ülkem için, memleketim için hizmet ediyorum. Kanada evli çift bana yazdı. Kilo vermek istediklerini belirttiler. Vücut kitle endekslerini bana attılar. Tetkiklerini istedim. Bana güvenerek geldiler ve vücut kitle endeksleri ameliyatı uygun değildi. Onlara daha rahat kilo vermeleri için mide balonu tedavi uyguladık. Gelmişken bir de ikimizde checkup yaptıralım dediler. Bu ülkeye dövizimizi bırakalım dediler. Bunlar güzel şeyler. Aynı zamanda ülkemi temsil ettiğimi düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 12:27
12 yaşındaki hayali gerçek oldu: "Alo Doktorum" ile dünyaya şifa dağıtıyor
Küçük yaşta annesiyle yaşadığı sağlık sistemi travmasını unutmayan Dr. Nilgün Yönten, yıllar sonra kurduğu "Alo Doktorum" sağlık danışma hattında kendi telefon numarasını paylaşarak herkese gönüllü sağlık danışmanlığı vermeye başladı. Gecenin bir yarısı bile arayan hastalara destek olan Yönten, bu hattın "ruhu olan bir hizmet" olduğunu ve telefon numarasını hiç değiştirmediğini söyledi. Henüz 12 yaşındayken annesiyle birlikte yaşadığı acı bir hastane deneyimi, Dr. Nilgün Yönten’in hayatında bir dönüm noktası oldu. "Bu ülkede doktor olacağım" diyerek yola çıkan Yönten, üniversite yıllarında 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle okuldan atılmasına rağmen hedefine olan inancını hiç kaybetmedi. Tüm zorluklara rağmen doktor olan Yönten, kurduğu "Alo Doktorum" sağlık danışma hattı üzerinden cep telefonu numarasını paylaşarak binlerce insanın derdine derman oldu. Bugün sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bir yanından hastalar bu numarayı arıyor. "Telefonum herkese açıktır ve ben ölene kadar açık olmaya devam edecek" Hikayesini anlatan Dr. Nilgün Yönten, "Alo Doktorum aslında 12 yaşındaki bir çocuğun hayalinin gerçekleşmesiydi. Biliyorsunuz ülkemizde sağlık sistemi 80’li, 90’lı yıllarda çok daha zorluydu. Annem ile beraber bir muayene gitmiştim. Küçük olduğum için annemde muayeneye yanında bizleri de götürüyordu. Çok sıra bekledik. Sabah 05.00’te sıraya giriyorsunuz, muayene sıranız 11.00’e doğru geliyor. Muayeneye girdiğimizde annem biraz çekimser davrandı. Orada sağlıkçılardan bir arkadaş ‘Hanım, muayene olacaksan gel, olmayacaksan çık git’ dedi. Annem o gün ağlayarak dışarı çıkmıştı ve ben de onunla ağlamıştım. O gün kesinlikle ’doktor olmalıyım anne, bu ülkeye hizmet etmeyelim’ demiştim. Babamın da her zaman söylediği bir şey vardı; ‘Kız çocukları mutlaka okumalı’ derdi. Bu 2 sebep benim için çok kıymetliydi. Üniversite okuduğum dönemlerde baş örtüsü sorunları yaşadık. Okuldan atıldık. Okuldan atıldığımda ettiğim dua şuydu: ‘Allah’ım bana doktor olmayı nasip et. Bu ülkede herkese hizmet etmeyi dustur edineceğim’ diye yemin etmiştim. Bu sebepten dolayı benim bu telefonum herkese açıktır ve ben ölene kadar açık olmaya devam edecek" diye konuştu. "Yemen’den, Afrika ülkelerinden, Kanada’dan, Amerika’dan, İngiltere’den bile arıyorlar" İnsanların aramasından dolayı hiç yorulmadığını ve bundan beslendiği belirten Dr. Nilgün Yönten, "1997’de hekimlik hayatıma başladığım zaman telefon numaramı herkese vermeye başladım. Daha sonra internette telefonum yer almaya başladı. Google’da en üst sırada ‘Alo Doktorum’ hizmeti en üst sırada görülüyor ve bu şekilde yayılmaya başladı. Bu numaramı kapatmadım ve hep hizmet vermeye devam ettim. Dünyanın neresinde olursa olsun bu uygulama görülüyor. Beni sadece Türkiye’den değil, Yemen’den, Afrika ülkelerinden, Kanada’dan, Amerika’dan, İngiltere’den bile arıyorlar. Whatsap’tan yazıyorlar. Bu numara online bir hizmet olarak görülüyor ama bana ait olan bu numara kesinlikle duygusu, ruhu olan bir numaradır. Beni arayan kişi sanki benim yanımdaymış gibi, benim muayenemi almış gibidir. Bazen beni arayan kişinin tek tek tetkiklerini anlattığını bilirim. Bazen yarım saat sürüyor. Bazen gecenin 2’sinde arıyor. 7/24 fark etmeksizin arıyorlar. Unutamadığım çok fazla hikâye var. İnşallah bir gün bunun kitabını yazacağım. Heybemde o kadar çok insanlara dokunuş var ki keyif alıyorum. Diyorlar ki hiç mi yorulmuyorsun. Hayır tam tersi buradan besleniyorum" şeklinde konuştu. Yaşanılan olaylar Telefondan yaşadığı ve unutamadığı olayları anlatan Yönten, "2023 yılında Şubat depreminde insanlar sahra hastanelerine yetişmeye çalışıyorlar. Bir gün bir adam kızı için aradı. Göçük altında kalmış yürüyemiyor. Ben de ona yol gösterdim. Ne yapması gerektiğini söyledim. Hızlı bir şekilde sahra hastanesi ile iletişime geçtim. Emar (MR) çekinmesini sağladık. 4 yaşındaki kızının her gün videolarını çekiyordu bana atıyordu. Onunla beraber süreci yönetiyordum. Bu sadece deprem zamanındaki olaylarda bir tanesi. Aradan 6 ay geçtikten sonra bu baba bana mesaj attı. Ağlayarak okudum. Bana kim olduğumu sordu. Ben de Sağlık Bakanlığına bağlı bir doktorum dedim. Hattın bir özelliği de ben asla şu özel hastanenin yöneticisiyim, doktoruyum demiyorum. Bu numarayla ülkem için, memleketim için hizmet ediyorum. Kanada evli çift bana yazdı. Kilo vermek istediklerini belirttiler. Vücut kitle endekslerini bana attılar. Tetkiklerini istedim. Bana güvenerek geldiler ve vücut kitle endeksleri ameliyatı uygun değildi. Onlara daha rahat kilo vermeleri için mide balonu tedavi uyguladık. Gelmişken bir de ikimizde checkup yaptıralım dediler. Bu ülkeye dövizimizi bırakalım dediler. Bunlar güzel şeyler. Aynı zamanda ülkemi temsil ettiğimi düşünüyorum" ifadelerini kullandı. (FAU-
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 11:51
Diyadin devlet hastanesi’ne değerlendirme ziyareti
Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "Anne Dostu Hastane Uygulaması" kapsamında, Diyadin Devlet Hastanesi’nde yerinde inceleme ve değerlendirme süreci gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Koruyucu Sağlık Hizmetleri Birimi’nden İlkay Zengin ve beraberindeki uzman ekip, hastanede saha çalışması yaptı. Gerçekleştirilen ziyarette doğum hizmetlerinin kalitesi, anne-bebek sağlığına yönelik uygulamalar ve hasta memnuniyetine dair çeşitli değerlendirmelerde bulunuldu. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer ile Kamu Hastaneleri Başkanı ve Destek Hizmetleri Başkanı da saha çalışmasına katılarak, süreci yakından takip etti. İl Sağlık Müdürü Beşer, uygulamanın bölge halkı için taşıdığı öneme dikkat çekerek, desteklerinden dolayı Bakanlık ekibine teşekkürlerini iletti. Diyadin Devlet Hastanesi, anne ve bebek sağlığını önceleyen yaklaşımıyla "Anne Dostu Hastane" unvanını kazanma yolunda önemli bir adım daha atmış oldu.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 11:50
Diyadin’de gebelik eğitimi verildi
Ağrı’nın Diyadin ilçesinde, 2025 Aile Yılı etkinlikleri kapsamında anne adaylarına yönelik önemli bir eğitim programı gerçekleştirildi. Diyadin Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen etkinlikte, "Yaşama İlk Adım Projesi" kapsamında gebelik eğitimi verildi. Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde yürütülen program, İbrahim Çeçen Vakfı ve Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Ebelik Bölümü iş birliğiyle hayata geçirildi. Eğitimde anne adaylarına gebelik süreci, doğuma hazırlık, bebek bakımı ve sağlıklı yaşam konularında kapsamlı bilgiler sunuldu. Uzman ebelerin eşliğinde gerçekleşen eğitimlerde, gebelik döneminde dikkat edilmesi gereken noktalar, doğru beslenme, fiziksel ve psikolojik destek gibi başlıklar ele alındı. Program, anne adaylarının bilinçli ve sağlıklı bir gebelik süreci geçirmelerine katkı sunmayı hedefliyor. Yetkililer, bu tür eğitimlerin hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, benzer etkinliklerin farklı ilçelerde de sürdürüleceğini ifade etti.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 11:30
Kepez’in sünnet kayıtlarında son gün: 16 Temmuz
Kepez Belediyesi’nin bu yıl düzenleyeceği sünnet etkinliği için başvurular, 16 Temmuz Çarşamba günü sona eriyor. Kepez Belediyesi, 6 yaş ve üzeri çocukların katılabildiği organizasyon için son başvuru tarihini 16 Temmuz Çarşamba günü olarak belirledi. Sünnet işlemleri, Kepez Belediyesi çatısı altında hizmet veren Sağlık Merkezi’nde, hijyenik şartlarda ve uzman doktorlar eşliğinde ücretsiz olarak yapılacak. Kepez Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Dr. Vahap Alagöz, "Geleneksel sünnet etkinliğimizi bu yıl da sürdürüyoruz. Miniklerimize sünnet kıyafetleri, eğlence programları ve küçük hediyeler belediye başkanımız tarafından verildi. Bu yıl da aynı hassasiyetle çocuklarımızı sünnet ettirmeyi planlıyoruz. Kayıt sürecinin ardından kesin sayı belirlenecek ve Sağlık Merkezimizde uzman doktorlarımızın gözetiminde işlemler gerçekleştirilecek. Tüm Kepezli vatandaşlarımızı bu anlamlı etkinliğimize davet ediyoruz" dedi.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 11:17
Denizli’de siren sesini duyan sürücülerin duyarlı davranışı takdir topladı
Denizli’de ambulansın sirenini duyan duyarlı sürücüler yolun sağ ve sol şeritlerine geçerek ’Fermuar Sistemi’ ile yol verdi. Denizli İl Sağlık Müdürlüğü’nün sosyal medya hesabından paylaştığı görüntülerde sürücülerin duyarlı davranışı takdir topladı. Denizli’de Güney Acil Sağlık Hizmetleri’nden yola çıkan ambulans, hastaneye hasta taşıması için yola çıktı. Merkezefendi ilçesi Şemikler Mahallesi Menderes Bulvarı üzerinde trafiğin yoğun olduğu saatlerde vakayı hastaneye yetiştirmeye çalışan ambulansın siren sesini duyan duyarlı sürücüler, fermuar sistemine geçerek yol verdi. Ambulans şoförünün dikkatli sürüşü sayesinde herhangi bir olumsuzluk yaşanmadan hasta hastaneye ulaştırıldı. Bu örnek davranış, trafikte acil durum araçlarına zamanında ve güvenli bir şekilde yol vermenin önemini bir kez daha gösterdi. O anlar cep telefonu kamerasıyla da anbean kaydedildi.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:12
‘Yaz sıcaklarında klima kullanımına dikkat’
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, klima hastalığının (lejyoner hastalığı) yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateşle belirti verebileceğini vurgulayarak, özellikle sıcak günlerde klima kullanıma daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Sıcak havalarda konforlu yaşamak ve verimli çalışabilmek için kullanılan klimalar, sağlık açısından ciddi sorunlara neden olabiliyor. Klima yoluyla bulaşan en tehlikeli hastalıkların başında ise klima hastalığı olarak da adlandırılan ‘lejyoner hastalığı’ geliyor. Liv Hospital Samsun Dahiliye Kliniği’nden Uzm. Dr. Özkan Akyol, ilk olarak 1976 yılında ABD’nin Pensilvanya eyaletinde lejyonerlerin yaptığı bir toplantıda bulunan kişilerde görülen klima hastalığının, toplantı salonundaki havalandırma sisteminden kaynaklandığının tespit edildiğini aktardı. "Komaya bile neden olabiliyor" Lejyoner hastalığının, ‘legionelle pneumophilia’ adlı bakterinin sebep olduğu bir tür zatürre olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Özkan Akyol, "Legionelle pneumophilia adlı bakteri klimaların filtre sistemlerinde uygun nem ve ısıda çoğalıp ortam havasına dağılmaktadır. Salgınlar sıklıkla otel ve hastanelerde olmakla birlikte, tek tek vakalar da bildirilmiştir. Klima hastalığının insandan insana bulaştığı görülmemiştir. Akciğerlere girişi için saptanan en önemli yollar solunum cihazları, havalandırma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarına uygulanan birtakım işlemlerdir. Dolayısıyla, klimaların bulunduğu büyük otel ve işyerlerinde çalışan kişiler ve sağlık personeli riskli gruplardır" dedi. "Sigara içenler daha kolay yakalanıyor" Bakteriyi alan kişinin vücut direncinin de hastalığın oluşmasında önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Özkan Akyol, "Şeker hastaları, alkol bağımlıları, kemoterapi hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişiler hastalığa daha kolay yakalanır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör ise sigara içilmesidir. Bu hastalarda tipik zatürreden farklı olarak akciğere ait şikayetler ön planda değildir. Yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateş ön plandadır. Bunun yanı sıra, başlangıçta kuru öksürük hastaların önemli kısmında görülür. Bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi bulguları da yaygındır. Bunlara ek olarak ajitasyon, konsantrasyon bozukluğu ve hatta koma bile görülebilir" ifadelerine yer verdi. "Gribal enfeksiyona benzeyebilir" Hastalığın teşhisinde birtakım serolojik laboratuvar bulgularının yardımcı olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Özkan Akyol, tedavi konusunda ise şu bilgileri paylaştı: "Hastalığın tedavisi uygun doz ve sürede uygulanacak antibiyotiklerle yapılır. Klimaları yoğun kullandığımız şu günlerde, bahsettiğimiz bulguları basit bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirmemeli, bunun klimaya bağlı bir zatürre olabileceğini akılda bulundurup tetkikler için uzman bir doktora başvurmakta fayda vardır. Bu hastalık dışında, özellikle iyi temizlenmeyen klimalarda üreyebilecek küf mantarlarının alerjik rinit ve alerjik astıma sebep olabileceğini de unutulmamalıyız. Araçlardaki klimaların doğru kullanılmaması da sinüzit, kulak iltihapları ve yüz felci gibi sorunlara neden olabilmektedir. Bu yüzden araçlarda klima kullanırken havanın direkt yüze ve göğse değil, ön cama doğru yönlendirilmesi bu sorunların oluşmasını engelleyecektir."
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:12
Görülme sıklığı artan adenovirüs, yüzme havuzlarında da bulaşabiliyor
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Alper Aykanat, son dönemde çocuklar üzerinde görülme sıklığı oldukça artan adenovirüsün, serinlemek için girilen yüzme havuzlarından da bulaşabileceğini belirterek, uyarılarda bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder