SAĞLIK
Denizli’de ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı 07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55:43 Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirdiği ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı. Kansere karşı büyük bir farkındalık oluşturulan aşılama programına erkeklerin de dahil edilmesi fark oluşturdu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve sağlıkta fırsat eşitliği sağlamak amacıyla yüksek maliyetli sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken vatandaşlara yönelik başlattığı HPV aşı desteği fiilen uygulamaya geçti. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü proje kapsamında ilk ziyaretler yapıldı. Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli sağlıkçıların ilk doz HPV aşısını uyguladığı programa Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Danacıoğlu da eşlik etti. Aşılama programına katılan vatandaşlar bu maliyetli ve hayati derecede önemli aşıya ücretsiz ulaşabilmenin kendileri için büyük bir destek olduğunu belirterek sağlanan imkan dolayısıyla Başkan Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti. Aşılama hizmeti vatandaşın ayağına götürülüyor Halkın yoğun ilgisiyle büyüyen projenin sağlık desteği olmanın ötesine geçerek kent genelinde bilinçlenme seferberliğine dönüştüğü belirtildi. Randevu sistemiyle hak sahiplerinin adreslerine gidilerek yerinde uygulanan aşılama programına erkek çocuk ve gençlerin de dahil edilmesi ise kanserle mücadelede bir fark oluşturdu. Söz konusu uygulamanın virüsün bulaş zincirini kırmak ve toplum bağışıklığını sağlamak adına büyük önemi olduğu belirtilirken, aşıların muhafazasından taşınmasına kadar tüm süreçlerin ‘soğuk zincir’ kurallarına uygun olarak yürütüldüğü kaydedildi. Proje kapsamda, Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarına 2 doz, 15-30 yaş arası kadınlara 3 doz ve 15-21 yaş arası erkeklere 3 doz dokuz valanlı HPV aşısı yapılacak. Sağlıklı bir gelecek için Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, HPV aşısının henüz Sağlık Bakanlığı’nın rutin aşı uygulaması içerisinde yer almadığına dikkati çekerek, bugünün ekonomik şartlarında bu hizmete ulaşmanın pek çok aile için mümkün olmadığını söyledi. Hem sağlıkta adaletsizliği gidermeye katkı koymak hem de kansere karşı bir farkındalık oluşturmak için hayata geçirdikleri projenin amacına ulaştığını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Projemize gösterilen yoğun ilgi, ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bizlere bir kez daha gösterdi. Şehrimizde sağlıklı bir gelecek inşa etmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz" dedi. HPV aşısı neden önemli? Genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal) ile serviks, vajinal, vulvar, anal, penil ve baş-boyun kanserleri gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği kanıtlanmış olan HPV aşısı, modern tıbbın kanserle mücadelesindeki en güçlü silahı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de rutin aşılama takviminde olmadığı için eczanelerden ücretli olarak temin edilebilen aşı özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında bağışıklık sistemini güçlendirerek en yüksek korumayı sağlıyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:52 Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:24 "Genital estetik yaşam kalitesini destekleyebilir" Genital estetik uygulamalarının amacının yalnızca görünümü düzeltmek olmadığına dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Berfin Ökmen Özkan, "Bu işlemlerde temel hedef, hastanın günlük yaşam konforunu artırmak ve cinsel sağlığını desteklemektir" dedi. Son yıllarda estetik uygulamalara olan ilginin artmasıyla birlikte kadınlarda genital estetik operasyonlar da daha sık gündeme gelmeye başladı. Uzmanlar, bu işlemlerin yalnızca estetik kaygılarla değil, çoğu zaman fonksiyonel ihtiyaçlar ve yaşam konforunu artırma amacıyla da tercih edildiğine dikkat çekiyor. Medikal Park Antalya Hastane Kompleksi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Berfin Ökmen Özkan, genital estetik operasyonlarının nedenlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kadınlarda genital bölge problemlerinin birçok farklı etkene bağlı gelişebileceğini belirten Op. Dr. Özkan, "Genetik faktörler, pelvik kasların zayıflığı, doğum sayısı ve doğum şekli, kronik öksürük ve kabızlık, obezite, hormonal değişimler ve menopoz gibi durumlar genital bölgede hem yapısal hem de fonksiyonel değişikliklere yol açabilir" şeklinde konuştu. "Estetik sorunların ötesinde fonksiyonel şikâyetler" Genital bölgedeki değişimlerin yalnızca dış görünümü etkilemediğini vurgulayan Op. Dr. Özkan, "İç dudaklarda sarkma ve asimetri, vajinal genişleme ve vulvar bölgede renk değişiklikleri estetik problemlerin yanı sıra özgüven kaybına ve cinsel yaşamda sorunlara neden olabilir. Bunun yanında tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar, idrar kaçırma, vajinal kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve vajinal bolluk gibi fonksiyonel şikâyetler de görülebilir. Bu işlemlerde temel hedef, hastanın günlük yaşam konforunu artırmak ve cinsel sağlığını desteklemektir" ifadelerini kullandı. "Her kadın kendine özgüdür" vurgusu Genital estetik uygulamalarında standart bir yaklaşımın olmadığını belirten Op. Dr. Özkan, her hastanın mutlaka ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Op. Dr. Özkan, "Her kadının genital yapısı kendine özgüdür ve her farklılık bir hastalık ya da cerrahi ihtiyaç anlamına gelmez. Fonksiyonel bir problem olmadan yalnızca estetik kaygılarla yapılan işlemler bazı durumlarda istenmeyen sonuçlara ve cinsel işlev bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle ameliyat öncesi doğru bilgilendirme büyük önem taşır. Hastanın beklentileri, şikâyetleri ve anatomik yapısı birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir planlama yapılmalıdır. Uygun teknik ve deneyimli bir ekip ile yapılan işlemler, hem güvenli hem de başarılı sonuçlar açısından belirleyicidir" dedi. "Cerrahi yöntemlerle konfor ve özgüven artabiliyor" Genital estetikte en sık uygulanan cerrahi işlemlerden birinin labioplasti olduğunu ifade eden Op. Dr. Özkan, şu bilgileri paylaştı: "Labioplasti, iç dudaklardaki doku fazlalığı, asimetri ve şekil bozukluklarının düzeltilmesini sağlar. Bu durum özellikle dar kıyafet giyerken rahatsızlık yaşayan, hijyen sorunları olan ya da cinsel ilişki sırasında problem yaşayan kadınlarda önemli bir konfor artışı sağlayabilir. Artan konforla birlikte özgüven de yükselir ve bu durum günlük yaşam kalitesine olumlu yansır." Vajinoplasti ve perinoplasti işlemlerine de değinen Op. Dr. Özkan, "Bu işlemler özellikle doğum sonrası gelişen vajinal genişleme ve perine bölgesindeki deformasyonların düzeltilmesinde tercih edilir. Normal doğuma bağlı oluşan doku hasarları ve dikiş izleri bu yöntemlerle giderilebilir" dedi. "Cerrahi dışı uygulamalara yönelim artıyor" Son yıllarda cerrahi dışı yöntemlerin de giderek daha fazla tercih edildiğini belirten Op. Dr. Özkan, bu uygulamaların hızlı ve konforlu olması nedeniyle öne çıktığını söyledi. Özkan, "Genital dolgu, PRP, ip askı ve lazer uygulamaları gibi yöntemler ağrısız ve kısa sürede uygulanabilmeleri sayesinde hastalar tarafından sıkça tercih ediliyor. Bu işlemler sonrasında hastalar günlük yaşamlarına ara vermeden devam edebiliyor" diye konuştu. Bu yöntemlerin farklı şikâyetlere yönelik çözümler sunduğunu belirten Op. Dr. Özkan, "Yaşlanma ya da kilo kaybına bağlı olarak dış dudaklarda oluşan sarkma ve hacim kaybı dolgu uygulamaları ile düzeltilebilir. Vajinal kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve haz azalması gibi durumlarda lazer uygulamaları ve PRP etkili seçenekler arasında yer alır" dedi. Ayrıca idrar kaçırma, tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar ve vajinal bolluk gibi şikâyetlerde de lazer uygulamalarının tercih edilebildiğini ifade eden Özkan, "Bikini bölgesinde kararma ve renk değişiklikleri yaşayan hastalarda ise vulvar lazer ya da genital peeling uygulamaları yapılabilir" diye konuştu. "Uzman değerlendirmesi şart" Genital estetik uygulamalarında en önemli noktanın doğru hasta seçimi ve kişiye özel yaklaşım olduğunu bir kez daha vurgulayan Op. Dr. Özkan, sözlerini şöyle tamamladı: "Her yöntem her hasta için uygun olmayabilir. Bu nedenle detaylı bir muayene ve doğru planlama ile ilerlemek gerekir. Uygun hastalarda yapılan doğru uygulamalar, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir."
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:17 MUSKİ, Gümbet esnafının korkularına 10 günde son verdi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Bodrum’un turizm açısından en yoğun bölgelerinden biri olan Gümbet Mahallesi’nde yürüttüğü içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmalarına, bölge esnafının eylemleri nedeniyle geçici olarak ara vermek zorunda kalmıştı. Esnafın ‘5 ayda bitmez’ diyerek uzun süreceğini düşündüğü Adnan Menderes Caddesi’ndeki çalışmaların ekiplerin yoğun mesaisiyle sadece 10 gün içerisinde tamamlanması karşısında bölge esnafı memnuniyetini dile getirdi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, turizm bölgelerindeki içme suyu hatlarının yoğun sezon öncesinde yenilenerek bölge esnafının mağduriyet yaşamaması yönündeki talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, projelerini hız kesmeden tamamlamaya devam ediyor. Bu kapsamda, Bodrum ilçesi Gümbet Mahallesi Adnan Menderes Caddesi’nde yürütülen içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmalarını ekiplerin yoğun mesaisi sayesinde sadece 10 gün içerisinde tamamlandı. Bölge esnafı çalışmaların kısa sürede tamamlanmasından memnun Bodrum ilçesi Gümbet Mahallesi Adnan Menderes Caddesi’nde, kullanım ömrünü tamamlayan içme suyu ana isale hattında sık sık meydana gelen patlamalar özellikle bölge esnafını zor durumda bırakıyordu. Yaşanan kesintiler nedeniyle artan kayıp-kaçak oranlarının önüne geçmek ve vatandaşların mağduriyetini gidermek amacıyla MUSKİ ekipleri tarafından bölgede 750 metre uzunluğundaki içme suyu ana isale hattının yenilenmesi çalışmalarına başlanmıştı. Çalışmalar sırasında kazı alanında tarihi doku niteliği taşıyan bir lahitin ortaya çıkması, turizm sezonu öncesinde tamamlanması planlanan projede gecikmeye neden oldu. Çalışmaların yeniden başlamasıyla birlikte bazı esnafların ‘turizm sezonu başladı’ ve ‘kazma vurdurmayız’ şeklindeki tepkileri nedeniyle sahada gerginlik yaşandı ve çalışmalar bir süre durduruldu. Ekiplerin sahada yürüttüğü yoğun çalışma temposu ve planlı süreç yönetimi sayesinde proje, belirtilen süreden de önce tamamlandı. Esnafın 3 ay süreceğini ifade ettiği içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmaları, vaat edilenden çok daha kısa sürede, 10 gün içerisinde tamamlanarak sıcak asfalt atıldı. Çalışmaların kısa sürede tamamlanmasından memnuniyet duyan bölge esnafı, emeği geçen tüm MUSKİ Genel Müdürlüğü çalışanlarına teşekkür etti. Çalışmaların beklenilenden çok daha hızlı tamamlandığını söyleyen esnaf Erdal Aydın, "Yıllarca su sorunu yaşıyorduk. Bunası turizm yeri. Yollarda devamlı kazılıyordu. 5 günde 10 günde biteceğiz diye söz verdiler. Görünüyor ki bitiriyorlar. Yani 15 günde 20 günde bitecek işi bir haftaya çekmeyi başarabildiler. Teşekkür ederiz" dedi. Bölge esnafının turizm sezonu öncesi yaşamış olduğu endişenin planlanan çalışmanın çok daha hızlı bitirilmesiyle son bulduğunu vurgulayan MUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Nuri Kali, "Bir amaç birlikteliğimiz vardı Bodrum ile ilgili. Sürekli suyla gündeme gelen, patlamalarla gündeme gelen Bodrum’u bu gündemden düşürmek, Bodrum’un gerçek değerine, marka değerine kavuşturmasına katkı sağlamaktı. Biz bu isale hatlarını yaptığımız yenileme ile değer kattığımıza inanıyoruz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz" dedi.
Her beş katarakttan biri güneş ışığı kaynaklı
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:09 Her beş katarakttan biri güneş ışığı kaynaklı Uz. Dr. Hülya Deveci, güneşin bunaltan ısı etkisinin yanında ışınlarından da korunmanın göz sağlığı açısından önemini hatırlattı. Tehlikeli olan ultraviole (UV) yani mor ötesi radyasyona dikkat çeken Uz. Dr. Deveci, "UV radyasyon güneş ışınlarının yüzde 5’ini oluşturmasına rağmen çok tehlikelidir. Zararlarını kısa, orta ve uzun dönemde farklı hastalıklarla görebiliriz. En iyi korumayı sağlamak için, güneş gözlükleri, UV 400 koruması sunan camlara sahip olmalıdır. Aksi taktirde güneş gözlüğü sadece bir aksesuar olur." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Deveci, güneşin göz sağlığına zararlı olan ışınları konusunda bilgi verdi. Güneş ışığının gözle görebildiğimiz ve göremediğimiz kısımlardan oluştuğunu belirten Uz. Dr. Deveci şöyle konuştu: "İnsan gözü 400 nm ile 760 nm arasında dalga boylarına sahip ışıkları görür. 400 nm altında ise ultraviole (UV) yani mor ötesi radyasyon başlar. UV radyasyon güneş ışınlarının yüzde 5’ini oluşturmasına rağmen çok tehlikelidir. Ozon tabakasındaki incelmeyle birlikte atmosferden geçip dünyamıza gelen bu ışınlar artmaktadır. Yaz aylarında açık havalarda ve yansımanın fazla olduğu kar ve deniz bulunan yerlerde gözümüze daha fazla girer. UV ışınları radyasyon etkisi ile vücuda zarar verirler. Kısa dalga boylu ve yüksek enerjilidir. Hücre DNA’sına zarar verir. Güneş ışınları atmosferi geçerken, UVC’nin tümü ve UVB’nin büyük çoğunluğu ozon tabakası, su buharı, oksijen ve karbondioksit tarafından emilir. UVA ise atmosfer tarafından filtre edilmez. UVA (320-400 nm) ışınları, en uzun dalga boyuna sahip olan UV ışınlarıdır. Atmosfer tarafından büyük ölçüde emilirler, ancak yüzeye kadar ulaşabilen ve cildimizin derinlerine nüfuz edebilen UV ışınlarıdır. Uzun süreli maruziyetleri cilt yaşlanmasına, kırışıklıklara ve göz hasarına neden olabilir. UVB (280-320 nm): Bu ışınlar, orta dalga boylarına sahip olan UV ışınlarıdır ve atmosfer tarafından kısmen emilirler. UVB ışınları, cildimizi yakabilecekleri ve güneş yanıklarına neden olabilecekleri için daha zararlıdır. UVB ışınları, cilt kanseri riskini de artırabilir. UVC (100-280 nm) ışınları ise en kısa dalga boylarına sahip olan UV ışınlarıdır. Atmosfer tarafından tamamen emilirler ve yeryüzüne ulaşmazlar." Ultraviolenin yol açtığı hastalıklar Işınlar hakkında bilgi verdikten sonra zararlı etkilerine de değinen Uzm. Dr. Deveci, güneş ışınlarının göze olumsuz etkilerinin hemen görülebileceği gibi orta ve uzun dönemde de ciddi sorunlarla karşımıza çıkabileceğini kaydetti. Deveci kısa ve orta dönemde çıkabilecek zararları şöyle sıraladı: "Kısa dönemde görülen olumsuzluklardan biri Uv kerokojonktivitidir. Bu rahatsızlıkta epitel tabakası tahriş olur ve gevşer. Deride oluşan güneş yanıklarına benzer. Korneada kuruluk, kaşıntı, batma, yanma, ağrı, kanlanma gibi şikayetler gelişir. Birkaç günde ilaç tedavisiyle düzelir. Kısa dönemde görülen bir başka zarar ise kornea epitelinde hasara yol açmasıdır. Korunmasız olarak kaynak yapma ya da karda uzun süre kalma sonrasında oluşur. Bu durumda kaynakçılarda ve kar sporları ile uğraşanlarda sık rastlanır ve bu duruma kar körlüğü adı verilmektedir. Bu durum oldukça ağrılı olup 8-12 saat içinde kendiliğinden iyileşir. Zararlı güneş ışınlarına maruz kalma orta dönemde konjonktivada kalınlaşma ve göz eti (pterjium) oluşmasına neden olabilir. Ayrıca gözleri devamlı kısarak bakmak göz çevresinde kırışıkların artmasına ve buradaki cildin erken yaşlanmasına neden olacaktır." Kataraktın yüzde 20’si güneş ışınlarından Işınların uzun vadede yol açtığı göz hastalıklarından birinin göz kapak tümörü olduğunu belirten Uzm. Dr. Deveci, "Uzun dönemde ise karşımıza üç önemli hastalık çıkar. Biri göz kapak tümörüdür; ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre maruz kalmak, hem iyi huylu hem de kötü huylu göz kapağı tümörleri için önemli bir risk faktörüdür. Bir diğeri sarı nokta hastalığıdır. Sarı nokta hastalığı tıp dünyasında "makula dejenerasyonu" olarak bilinen ve genellikle yaşa bağlı olarak gelişen bir göz rahatsızlığıdır. Gözün retina tabakasının merkezinde yer alan makula bölgesindeki hücrelerin bozulması sonucunda ortaya çıkar. Uzun süreli ultraviyole ışınlarına maruziyet önemli bir risk faktörüdür. Üçüncü önemli rahatsızlık kataraktır. Dünya Sağlık Örgütü dünya çapında kataraktların yüzde 20’sinin UV radyasyonuna aşırı maruz kalmaktan kaynaklanabileceğini tahmin ediyor. UV ışığının lenste protein hasarına neden olarak katarakt oluşumuna neden olduğu düşünülmektedir." dedi. Neden güneş gözlüğü kullanmalıyız Öte yandan güneşin zararlı ışınlarından korunmak için gözlük kullanmanın önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Deveci, "Ancak güneş gözlüğünün camlarının zararlı ışınları geçirmeyecek özellikleri yoksa o gözlük sadece bir aksesuar olarak kabul edilmelidir" diyerek sözlerini şöyle tamamladı: "Güneş gözlüklerinde, UV ışınlarına karşı koruma sağlamak için özel bir kaplama veya filtre kullanılır. Bu filtreler, gözlüğün camına entegre edilebilir veya camın üzerine uygulanabilir. UV koruması olan güneş gözlükleri, genellikle etiketlerinde veya ambalajlarında UV400, yüzde 100 UV koruma veya benzeri ifadelerle tanımlanır. Genel olarak, güneş gözlükleri, en az yüzde 99 UVB ve UVA koruması sağlamalıdır. En iyi korumayı sağlamak için, güneş gözlükleri, UV 400 koruması sunan camlara sahip olmalıdır. Bu, gözlük camlarının, 400 nanometreye kadar olan tüm UV ışınlarını bloke edebildiği anlamına gelir."
Minik Zeynep’e ilk yardım elini Doç. Dr. Akdağ uzattı
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:07 Minik Zeynep’e ilk yardım elini Doç. Dr. Akdağ uzattı Eskişehir’de doğuştan iki kulağının kepçesi olmayan, ancak takılan cihazla çok az duyabilen minik Zeynep’e ilk yardım elini Konya Selçuk Üniversitesi (SÜ) Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Akdağ uzattı. Anne Nurten Demir, maliyeti 750 bin TL olan kulak kepçesinin birini Doç. Dr Akdağ’ın karşılama sözünü verdiğini, kulağın kanal yolu için de İstanbul’daki bir merkezle görüşüp kayda değer bir indirim aldıklarını anlatarak seslerini duyurdukları için İhlas Haber Ajansı’na teşekkür etti. Odunpazarı ilçesi Erenköy Mahallesinde yaşayan ve doğuştan kulak kepçeleri olmayan 7 yaşındaki Zeynep Demir annesi Nurten Demir, Erenköy Mahalle Muhtarı Sıdıkanur Karabulut vesilesiyle İhlas Haber Ajansı muhabirine ulaşmış, verdiği röportajda kızının tek kulağının tedavisi için en az 1 milyon 200 bin lira gerektiğini belirtmişti. Maddi durumlarının kötü olduğunu söyleyen anne Demir’in İHA muhabirine verdiği röportaj sonrası, bir televizyon programına katılmış, aileye ulaşan ve Türkiye’de bu ameliyatı yapabilen sayılı doktorlardan olan SÜ Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Akdağ, minik Zeynep’i muayene etmek için kliniğine davet ederken, ameliyatı konusunda yardımcı olabileceğini belirtmişti. Bir kulak kepçesi doktordan diğer kulak aileden Konya’ya gidip Doç. Dr. Osman Akdağ ile görüşen Nurten Demir ve kızı Zeynep, tek kulağın masrafları olan 750 bin TL’nin doktor tarafından karşılanacağı sözünü aldı. Aile diğer kulağın masraflarını karşılayacak. Öte yandan İstanbul’daki bir merkezde de kulağının kanal yolu açılacağı konusunda söz alan anne Demir, yapılan görüşmelerde de kayda değer bir indirim aldı. Yapılan haberler sonrasında kızının tedavisi için ülkenin 4 bir yanından yardım, telefon alan ve son olarak tedavisi için gerekli yerlerden indirim sözleri alan anne Nurten Demir İhlas Haber Ajansı’na seslerini duyurdukları için teşekkür ediyor. "Zeynep’in kulağı açılabilir artık büyümüş’ dediler" Kulağı yapılacağı için oldukça heyecanlı olan 7 yaşındaki Zeynep Demir, "Annemi çok seviyorum, çok mutluyum kulağım açılacağı için. Vapura bindik sonra doktora gittik, babaanneme gittik, Hilal ablama gittim. ‘Zeynep’in kulağı açılabilir artık büyümüş’ dedi" ifadeleri ile heyecanını paylaştı. "1 milyon 500 TL harcayacağımıza 750 bin harcayacağız" Konuyla alakalı konuşan Zeynep Demir annesi Nurten Demir, "Sizlerin sayesinde Konya’ya gittik Osman hocayla görüştük. Sağ olsun Osman hocamız da çok güzel ilgilendi bizimle tek kulağının sözünü verdi. Ameliyat çok maliyetli zaten, hocamız ‘Benim sizin için yapabileceğim bu, tek kulağı bende olacak tek kulağını siz kendiniz yaptırırsınız’ dedi. Çünkü hastane masrafları da var, ben ameliyatın sözünü size veriyorum dedi. Şu an fiyat 750 bin diye biliyorum, benim sorduğum zaman öyleydi şu anki fiyatı bilmiyorum. 1 milyon 500 TL harcayacağımıza 750 bin harcayacağız, sadece kepçesi için. İstanbul’a gittik kanal yolu için orada Serkan hocamız var onla görüştük" dedi. "Tek kulağı için başta 750 bin dediler" Kulağın kanal yolu açılması için İstanbul’daki bir merkezden indirim sözü aldığını belirten anne Demir, "Daha önceden de görüşmüştük zaten uygun bulmuştu kanal yolu açılımına. Çünkü Zeynep cihazsız da yüksek sesleri duyabiliyor. Benim çabam o yüzden zaten öyle bir şansı var, bizde o yolları deniyoruz. Doktorumuzun da gayet başarılı olduğunu biliyorum. Tekrar randevu aldık gittik, sağ kulağı daha uygun olduğu için ameliyat gününü Ağustos’un 5’ine aldık. Baya maliyetli bir hastane, önümüzde bir aylık bir süreç var. Tek kulağı için başta 750 bin dediler. Kanal yolu için sonra indirim yaptılar 330 bine indi. Yatışı 3 günden 1 güne düşürdük benim gücümün yetmeyeceğini söyleyince 295 bine düşürdüler son fiyat bu dediler eğer bir ay sonra gittiğimde bir aksilik bir terslik olmazsa şuan için böyle biliyorum. Tek kulağı bir sene sonra açılacak, bir sene sonra fiyat ne olursa. Zaten doktor söyleyince 290 bine inildi tekrar yoksa 450 bin dediler ne yapılabileceğine bakıldı, yatıştan düşürüldü. Üç kere falan bu fiyat birimi in çık üç tur falan attık, ne yapabilirlerse bizim için diye. Çünkü çok zorlu bir süreç bizim için. Zeynep çünkü bir kere ameliyat olmayacak dört kere ameliyat olacak toplamda belki daha fazla sürecek. Şimdi kanal yolu olacak, bir sene sonra diğer kanal yolunu olacak ondan sonra tekrar Osman hocayla yollarımız devam edecek. Orda da kaburgadan kıkırdak alınacak. Bizim için oradaki 1 lira bile çok önemli olduğu için dedik in çık Zeynep hiç önemli değil kızım biz senin için bu yoldayız. Çıktık oradan ‘Anne kulağınla duymak nasıl bir duygu’ dedi. ‘Kızım biz buradan çıkacağız bir ay sonra Allah’ın izniyle o duyguyu alacaksın.’ Çünkü ben bir ay sonra Zeynep’in tek kulağıyla da belli bir seviyede duyabileceğine inanıyorum. ‘Ben heyecanlıyım anne de sen neden bu kadar heyecanlısın kulağı açılacak olan benim’ diyor. ‘Ben senin için çabalıyorum onun için heyecanlıyım bu kadar’ dedim. Oradan çıktıktan sonra İstanbul’u fethettik. Suyu çok seviyor, ameliyattan sonra bir sene suya girmesi yasak olacak. O yüzden biraz daha yaz dönemi geçsin diye Ağustos’un 5’ine aldık. Hoca da ‘Bir ayda iyileşme sürecini tamamlar okuluna gidebilir sıkıntı olmaz’ dedi" ifadelerini kullandı. "Sesimizi duyurduk sayenizde güzel şeyler oluyor" Son olarak herkese teşekkür eden Nurten Demir şöyle konuştu; "Herkese çok teşekkür ediyorum bizim destekçimiz çok hani maddi olarak, manevi olarak o kadar çok insan bizim arkamızda ki Zeynep’in arkasında ama biz yine de çok yetersiz kalıyoruz. İnanın destek olmak isteyen insanlar küçümsemesin bizlere yapacağı şeyleri, biz bu yolda onlar sayesinde belli bir yerlere gelebildik yoksa bizim için o hastane hayal gibi bir şeydi. Gerçekten fazla lüks bir yer ama doktorumuz çok başarılı onun için de yapacak bir şeyimiz yok. Çok teşekkür ediyorum Sıdıka hanıma, Osman abiye, sizi buraya getirmeye vesile olanlara, hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sesimizi duyurduk sayenizde güzel şeyler oluyor. Orda da bir cihazımız iki parça oldu yine, cihazımız derken bant parkta oynarken bir dehşete düştü zaten yine o korkuyu yaşadık biz. Kırılma değildi çok şükür cihazın takıp çıkarılabiliyormuş bandı, o da inince çekmiş çekince birden çıkmış. Bir dehşete düştü ağladı tekrar bozuldu diye, Ramazan’ın ortasında biz cihaz bozulumu yaşayınca o korkuyu hep yaşıyor şuan. Artık biz de kurtulmak istiyoruz."
Makyajınız yazın cilt sorunlarına davetiye çıkarabilir
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:20 Makyajınız yazın cilt sorunlarına davetiye çıkarabilir Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Çağdaş Koç, yaz aylarında nasıl makyaj yapılması konusunda bilgi verdi. Yazın aşırı sıcak günlerde yapılan ağır makyaj, cilt sorunlarını da beraberinde getiriyor. Ter ile içerisinde kimyasalların bulunduğu makyaj karışarak ciltteki gözeneklerin kapanmasına neden oluyor. Yağlı ciltlerde akne ve diğer cilt sorunlarının gelişimi hızlanıyor, bariyer oluşturan makyaj ve ter karışımı cildin nefes almasını engelleyerek sorunların daha da artmasına yol açıyor. Yoğun makyaj ayrıca sıcak ve nemli ortamlarda gelişen bakteri birikimine de yol açarak enfeksiyon ve iltihaplanma riskini de artırıyor, kızarıklık ve tahrişe neden olabiliyor. "Ciltte yazın önemli değişiklikler olur" Yazın cilt sağlığında önemli değişikliklerin olabileceğini söyleyen Uzman Dr. Çağdaş Koç, "Yaz ayları, açık hava aktivitelerin arttığı bir mevsimdir. Ancak bu dönemde cilt sağlığı için önemli değişiklikler olabilmektedir. Yoğun sıcaklık ve artan nem kombinasyonu sayesinde cilt sorunlarının da artması muhtemeldir. Sıcaklıklar arttıkça, vücut doğal olarak serinlemek için daha fazla ter atar. Bu da cildin yüzeyinde daha yüksek nem seviyesi demektir. Bunun için sıcak havalarda ağır makyaj yapmanın bazı riskleri bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda sıcaklığın cilt üzerindeki etkisinin ter üretiminin ve su kaybının artmasına, ciltteki pH’ın düşmesine ve daha fazla sebum üretimine yol açtığı bilinmektedir" dedi. "Aşırı makyaj gözenekleri tıkar" Koç, "Aşırı sıcak günlerde yapılan ağır makyaj ciltteki gözenekleri tıkayarak sivilcelere yol açar. Sivilceler daha fazla makyajla kapatılarak sorunun devam ettiği bir cilt sorunları döngüsüne neden olabilir. Cildin nefes almasına izin vermek ve cilt sağlığını korumak ve bu yaygın tuzaklardan kaçınmak için yaz aylarında daha hafif, komedojenik olmayan ürünler seçmek gerekir. Aşırı sıcak günlerde yapılacak ağır makyaj şu sorunlara neden olabilmektedir; sivilce çıkma ihtimali artar. Ciltteki nem oranı azalır ve ışığa duyarlı ciltlerde renk değişikliği riski vardır" ifadelerini kullandı. Cildi güneşten koruyan 5 önlem Güneşten korunma yöntemleri hakkında bilgiler veren Çağdaş Koç, "Cildi korumak için yaz aylarında alınacak basit önlemler oluşabilecek sorunların önüne geçmektedir. Komedojenik olmayan ürünler kullanın: Komedojenik olmayan ürünler gözenekleri tıkamayacak şekilde özel olarak formüle edilmiştir. Su bazlı bu ürünler özellikle nem oranının arttığı yaz aylarında sivilce oluşumunu önlemek için önerilmelidir. Cildin nefes almasını sağlayan bu ürünlerin bileşenleri akne ve diğer cilt sorunlarını azaltmak için üretilmiştir. Artan terleme ve yağ üretiminin şiddetli sivilce oluşumuna neden olabileceği gerçeği unutulmamalıdır. Özellikle kullanılan ürünlerin ciltteki gözenekleri tıkayıp tıkamadığından emin olmak için ‘komedojenik olmayan’ ifadesini etiketlerde aramak gerekir. Ayrıca gözenekleri tıkanıklığına neden olma ihtimali daha düşük olan hafif, yağsız formüller de tercih edilebilir. Makyajı hafifletin: Yaz aylarında ağır fondötenlerden renkli nemlendiriciler veya kapatıcı BB kremler gibi daha hafif alternatifleri tercih etmek önemlidir. Bu ürünler gözenekleri tıkama riski olmadan nemlendirme ve hafif kapatıcılık sağlamaktadır. Özellikle renkli nemlendiriciler renkle birleşerek cildi nemli tutarken daha doğal bir görünüm sağlamaktadır. Eğer BB kremler kullanılacaksa içeriğinde antioksidanlar ve güneş koruyucu sentezler olmalıdır" dedi. Güneş kremlerinin mutlaka kullanılması gerektiğini söyleyen Koç, sözlerine şu şekilde devam etti: "Güneş kremi, cilt sağlığı açısından yıl boyunca kullanılan önemli bir üründür. Bu kremler UV maruziyetinin zirve yaptığı yaz aylarında daha da önemli hale gelir. En az SPF 30 içeren geniş spektrumlu bir güneş kremi hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlayarak güneş yanığını, erken yaşlanmayı ve cilt kanserini önlemeye yardımcı olur. Güneş kremini bolca uygulamak ve özellikle yüzdükten veya terledikten sonra her iki saatte bir tekrarlamak önemlidir. Bazı makyaj ürünleri SPF içerse de, bunlar genellikle tek başlarına yeterli değildir. Yeterli koruma için makyajın altına yeterli miktarda güneş kremi uygulanmalıdır. Cildi nemlendirin ve tazeleyin: Yaz aylarında cildi nemli tutmak çok önemlidir. Gözenekleri tıkamayacak hafif, yağsız nemlendiriciler seçilmelidir. Hyaluronik asit ve gliserin gibi nemlendirici içeriklere sahip ürünler, ağır hissettirmeden nem sağladıkları için uygundur. Gün boyunca yüz spreyleri kullanmak cildi tazelemeye ve serinletmeye, yağ birikimini azaltmaya ve taze bir görünüm sağlamaya yardımcı olabilir." Koç, yaz aylarında peeling yapılmasının cilt için önemli olduğunu söyleyerek, "Peeling, deri üzerindeki ölü hücreleri temizleyerek özellikle yaz aylarında gözeneklerin tıkanmasını önler. Haftada 1 ya da 2 kez yapılan peeling pürüzsüz ve temiz bir cilt için önemlidir. Nazikçe yapılması gereken peeling konusunda aşırıya kaçmamak gerekir. Güneşli günlerde geniş kenarlı şapkalar ile UV filtreli güneş gözlükleri, açık renkli kıyafetler zararlı ışınlarına karşı ekstra koruma sağlar. Şapka, gözlük ve açık renkli kıyafetler cilde doğrudan güneş ışığının düşmesini engelleyerek UV kaynaklı hasar riskini azaltır. Açık renklerdeki nefes alabilen kumaşlardan üretilmiş kıyafetler serin kalmaya yardımcı olmaktadır" ifadelerini kullandı.
Bu besinler vücudun su ihtiyacını destekliyor
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:07 Bu besinler vücudun su ihtiyacını destekliyor Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının arttığını belirten Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Diyetisyen Hande Güngör, yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabileceğini söyledi. Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı yükseliyor; metabolizmamız da bu duruma adapte olmaya çalışıyor. Bunun yanı sıra sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudumuzda su ve mineral kaybı yaşanıyor. Tüm bu değişikler, sağlıksız ve yanlış beslenme ile birleştiğinde ise baş dönmesi, bayılma hissi, bulantı gibi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Metabolizma terleme ile vücut ısısını dengede tutulmaya çalışsa da, aşırı sıcaklarda sadece terleyerek vücut ısısı dengede tutulamayacağını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Hande Güngör, "Ayrıca şişmanlık, herhangi bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı (dehidrasyon), kalp hastalığı, ruh ve sinir hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile tedavi hedefli bazı ilaçların (tansiyon düşürücüler, idrar söktürücüler gibi) kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir. Sıcak havalarda metabolizmanın uyum becerisini arttırmanın en önemli yollarından biri beslenmedir" dedi. Yeterli sıvı alımı hayati öneme sahip Uzm. Dyt. Hande Güngör, şöyle devam etti: Özellikle susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 12-14 su bardağı sıvı tüketilmelidir. Kafein, alkol ve fazla miktarda şeker içeren içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açtığı için tüketilmemelidir. Sıvı alımında su içmek esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay, şekerli ve gazlı içecekler gibi kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları, meyve ve sebze suları, sade maden suyu tercih edilmelidir. Eğer doktor tarafından sıvı alımı kısıtlanmış veya idrar söktürücü ilaç kullanılması söz konusu ise ilgili doktora başvurmak gerekir." Mineral kaybına dikkat Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her zamankinden daha fazla miktarlarda sıvı ve mineral alınması gerektiğini belirten Uzm. Diyetisyen Hande Güngör, "Terlemeyle sodyum, kalsiyum, potasyum ve magnezyum gibi mineraller büyük ölçüde kaybedilir. Mineral kayıplarının önüne geçmek için peynir, zeytin, kuruyemiş gibi sodyum kaynaklarından, yumurta, süt ve süt ürünleri ve koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyum kaynaklarından, muz, pazı, patates ve baklagiller gibi potasyum kaynaklarından, tam tahıllar, badem, havuç, hurma, ayçiçeği ve muz gibi potasyum kaynaklarından zengin beslenmek gerekir. Su oranı yüksek, mevsimine uygun sebze ve meyvelerden destek alınmalıdır" şeklinde konuştu. Su oranı yüksek gıdalarla serinleyin Uzm. Dyt. Hande Güngör, "Yaz mevsimde öne çıkan su içeriğinden zengin salatalık, marul, kabak, kavun, karpuz, limon, ananas, çilek, üzüm gibi yiyeceklerin çiğ tüketimi sıvı ihtiyacının karşılanmasını destekler. Mide kramplarına sebep olabileceği için çok soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir. Bu gibi besinler tüketilecekse yavaş ve küçük porsiyonda tüketilebilir" dedi. Güngör, "Vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral almasını sağlamak için bol miktarda sebze ve meyve tüketilmelidir. Tüm sebze ve meyvelerin iyi yıkanması gıda güvenliği açısından önem taşır. Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı, yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır" ifadelerini kullandı. Sağlıklı pişirme yöntemlerine geçin "Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır" diyen Uzm. Dyt. Hande Güngör, "Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulma riski olan besinler açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir. Gıda zehirlenmelerinin önüne geçmek için bitkisel bazlı beslenme tercih edilmelidir. Sıcak yaz aylarında bu beslenme önerilerine özen göstererek sağlıklı bir yaz geçirilebilir" diye konuştu.
Van’da paratiroid bezi yanlış yerde olan hasta kapalı ameliyatla sağlığına kavuştu
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 08:55 Van’da paratiroid bezi yanlış yerde olan hasta kapalı ameliyatla sağlığına kavuştu Van’ın Bahçesaray ilçesinde yaşayan ve paratiroid bezinin yanlış yerde olması nedeniyle nefes almakta bile zorlanan Sakine Allahverdi, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kapalı yöntemle yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu. Bahçesaray ilçesinde yaşayan Sakine Allahverdi (38), boğaz ve yaygın vücut ağrısı şikayetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Burada yapılan tetkikler neticesinde hastanın 4 tane olan paratiroid bezlerinden birinin olmaması gereken bir yerde olduğu tespit edildi. Bunun üzerine ameliyata alınan Sakine Allahverdi, kapalı yöntemle ilk defa yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. Müjdat Uçak, "Hasta bize boğazında ağrı, yaygın vücut ağrısı, el ve kollarında ağrı, ev işlerine katılma isteksizliği şikayetleriyle başvurdu. Bizde hastanın tetkiklerini yaptığımızda guatr bezinde nodüllerin olduğunu fark ettik. Biyopsi sonucu kansere evrilebilecek bir sonucun çıktığını gördük. Hastamızla bunu istişare ettik ve cerrahiye karar verdik. Cerrahi hazırlıklarımızı yaparken kan değerlerine ve biyokimyasal parametrelilerine baktığımızda, hastanın parat hormunu ve kalsiyumunun yüksek olduğunu gördük. Vücutta guatr bezinin arkasında olan 4 tane paratiroid bezinden hangisinin bu hormon yüksekliğine sebep olduğunu araştırdık. Bunun sonrasında normal lokalizasyonun dışında olabilen paratiroid bezinin çok daha anormal bir yerde, yani göğüs kafesinin içerisinde, kalbinin üzerinde olduğunu gördük. İleri tetkiklerimizi, kan değerlerimizi yaparak göğüs cerrahisi uzmanı ile birlikte cerrahiye aldık. Kapalı bir yöntemle göğüs kafesindeki 2 santimlik kitleyi çıkardık" dedi. "Van’da kapalı yöntemle yapılan ilk vakaydı" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Beniz İrem Ersoy Şığva ise Van’da ilk defa bu tür bir ameliyatın gerçekleştirildiğini belirterek, "Ameliyat 6 saat sürdü. Ameliyattan sonra yoğun bakımda birkaç gün takip ettik. Çok riskli bir yerdeydi. Kalpten çıkan büyük atardamarın altında bulunuyordu. Bunu kapalı bir yöntemle, yaklaşık 3 santimlik bir kesiden girerek çıkardık. Tabi bu tür vakalarla karşılaşmıyoruz. İman tahtasının üstüne kadar olan yerlerde paratiroid bezi görülebiliyor ama daha da aşağılara kadar inene hiç rastlamadık. Van’da ilk defa kapalı yöntemle yapılan bir vakaydı" ifadelerini kullandı. "Hayatımı hocalarıma borçluyum" Daha önce birçok hastaneye başvurduğunu ancak hiçbir olumlu sonuç elde edemediğini vurgulayan Sakine Allahverdi de, "Geçen sene eylül ayında hastanelere başvurdum. Gitmediğim hastane, doktor kalmadı. İstanbul’a bile gittim. Orada da şifa bulamadım. Buraya geldim. Bu ameliyattan sonra artık iki, üç evin işini bir anda yapabilirim. Ama daha önce yerimden kalkacak mecalde değildim. Yorgundum, bitkindim, halsizdim, sancılarımdan dolayı her akşam acile gidiyordum, nefes alamıyordum. Şimdi ise mükemmelim diyebilirim. Bunu da hocalarıma borçluyum. Hayatımı hocalarıma borçluyum. Onlara canı gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Boğaz ağrısıyla acil servisin yolunu tutan 3 çocuk annesi 55 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti
08 Temmuz 2025 Salı - 22:08 Boğaz ağrısıyla acil servisin yolunu tutan 3 çocuk annesi 55 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti Hatay’da boğaz ağrısı şikayetiyle devlet hastanesinin acil servisine giden ve iddialara göre yapılan iğne sonrası 55 gün yoğun bakımda kalarak vefat eden 37 yaşındaki Sevcan Cihan’ın 3 evladı yetim kaldı. Genç kadının ölümüyle ilgili Hatay Valiliği’nce soruşturma başlatıldığı öğrenildi. Samandağ ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi 37 yaşındaki Sevcan Cihan, boğaz ağrısı şikayetiyle ilçe devlet hastanesinin yolunu tuttu. Annesi ve kuzeniyle birlikte hastaneye giden kadına muayene esnasında iddiaya göre iğne yapıldı. Cihan’ın yapılan iğnenin ardından duran kalbi müdahaleyle yeniden çalıştırıldı. Aynı gece Reyhanlı ilçesindeki özel bir hastaneye sevk edilen Cihan, 55 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Genç kadın, Çöğürlü Mahallesi’nde kılınan cenaze namazının ardından mahalle mezarlığına defnedildi. Ailenin hatalı olduğunu iddia ettikleri müdahaleye tepkisi üzerine Hatay Valiliği’nin genç kadının ani ölümüyle ilgili idari soruşturma başlattığı öğrenildi. Cihan’ın 3 evladının babası olan Ekrem Cihan, yavrularının yetim kaldığını ifade ederek üzüntülü olduğunu söyledi. "Eşimde hiçbir rahatsızlık yoktu, boğaz ağrısıyla acile götürüyoruz ve iğne vurmalarıyla kalbi duruyor" Eşinin akşam saatlerinde boğaz ağrısı şikayetiyle Samandağ ilçe Devlet Hastanesi’ne gittiği söyleyen Ekrem Cihan, "Saat 18.00 sıralarında eşimin boğazı ağrıdığı için annesi ve kuzeniyle birlikte Samandağ Devlet Hastanesi’ne hastaneye gittiler. Muayene olup, iğne vurdular ve 5 dakika sonra hastanenin bahçesinde kalbi durdu. Ardından da yapılan müdahaleyle kalbi çalıştı. Saat 19.00’dan gece 03.00’a kadar devlet hastanesinde kaldık. Yoğun bakımda yer bulamadık, Reyhanlı’da bulunan özel hastaneye götürdük. Orada 55 gün yoğun bakımda kaldı, orada hiç kendine gelmedi. Hiçbir şey hissetmedi ve eşim vefat etti. Boğaz ağrısı için gitmişti ve sonrasında eşim vefat etti. 3 çocuğumuz var, 2 kızım ve 1 oğlumuz var. Yetkililerden soruşturma bekliyoruz. Eşimde hiçbir rahatsızlık yoktu, boğaz ağrısıyla acile götürüyoruz ve iğne vurmalarıyla kalbi duruyor. Boğaz ağrısı için gitmişti eşim, 55 gün sonra vefat etti. Çok üzüntülüyüz 3 evladımız yetim kaldı" dedi.
Obezite cerrahisi disiplinli bir yolculuktan geçiyor
08 Temmuz 2025 Salı - 16:13 Obezite cerrahisi disiplinli bir yolculuktan geçiyor Eskişehir’de Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tolga Hüner, obezite cerrahisinin sadece ameliyatla sınırlı olmadığını belirterek, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve psikolojik desteğin sürecin kalıcı başarısı için hayati olduğunu söyledi. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tolga Hüner uzun süreli diyet, egzersiz ve medikal tedaviye rağmen istenilen sonuçları elde edemeyen ve vücut kitle indeksi yüksek olan bireyler için etkili bir tedavi yöntemi olan obezite cerrahisi hakkında bilgi verdi. Bu operasyonların temel amacının mide hacmini küçülterek veya bağırsaklardan emilimi azaltarak daha az gıda alımı sağlamak olduğunu söyledi. Vücut kitle indeksi 40 ve üzerinde olup da kilo veremeyen kişilere obezite cerrahisi önerildiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tolga Hüner "Ameliyat sonrası düzenli kontroller, diyetisyen gözetiminde beslenme ve psikolojik destek de en az cerrahi kadar önemlidir" dedi. "En sık uygulanan yöntemler tüp mide ve gastrik bypass" En sık uygulanan iki yöntemin tüp mide ve gastrik bypass olduğunu belirten Dr. Hüner "Tüp mide operasyonunda midenin yaklaşık yüzde 80’i çıkarılmaktadır. Böylece hem mide kapasitesi küçülür hem de açlık hissini uyaran ‘ghrelin’ hormonunun üretimi azalır. Gastrik bypass yönteminde ise hem mide küçültülür hem de ince bağırsağın bir kısmı devre dışı bırakılır. Bu sayede hem alınan gıda miktarı azalır hem de vücuda emilen kalori miktarı sınırlanmış olur" dedi. "Vücut kitle indeksi 40 ve üzerinde olmalı" Obezite cerrahisinin genellikle vücut kitle indeksi 40 ve üzerinde olan bireyler için önerildiğini aktaran Dr. Hüner, "VKİ’si 35’in üzerinde olup diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi gibi sağlık sorunları yaşayanlar da aday olabilir. Ancak bu değerlendirme çok disiplinli bir yaklaşımla yapılmalıdır. Cerrahi öncesi genel cerrahi, endokrinoloji, diyetisyen ve psikiyatrist gibi farklı uzmanlardan görüş alınmalı, kişinin uygunluğu titizlikle belirlenmelidir" şeklinde konuştu. Ameliyatların genellikle kapalı yöntemle yapıldığını ve bu tekniğin daha az ağrı, küçük kesiler ve hızlı iyileşme sağladığını ifade eden Dr. Hüner, ameliyat sonrası düzenli kontrollerin, diyetisyen gözetiminde beslenmenin ve psikolojik desteğin cerrahi kadar önemli olduğunu vurguladı. "Tip 2 diyabet ve hipertansiyon da geriliyor" Obezite cerrahisinin sağladığı yararların sadece kilo kaybıyla sınırlı kalmadığını dile getiren Dr. Hüner, "Tip 2 diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve uyku apnesi gibi metabolik hastalıklarda ciddi iyileşme sağlanabilir. Fiziksel hareket kabiliyeti artar, psikolojik iyilik hali güçlenir, sosyal hayata katılım artar" diye konuştu. Cerrahinin risksiz olmadığını da hatırlatan Dr. Hüner, enfeksiyon, kanama, anesteziye bağlı komplikasyon gibi ihtimallerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. Deneyimli bir ekip tarafından yapılan operasyonlarda bu risklerin en aza indiğini vurguladı. "Cerrahiden sonra disiplinli yaşam şart" Hastaların ameliyattan sonraki ilk 6-12 ayda hızlı kilo kaybı yaşadığını kaydeden Dr. Hüner uzun vadede bu kilonun korunmasının, bireyin yaşam tarzı değişikliklerine ne derece uyum sağladığıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, düzenli fiziksel aktivite ve hekim kontrollerinin cerrahinin kalıcı başarısı için olmazsa olmaz olduğunun altını çizdi. Obezite cerrahisinin tam bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Hüner, "Bu süreç ciddi disiplin, sabır ve sorumluluk gerektiren bir yolculuktur. Uygun adaylarda doğru şekilde planlandığında hem yaşam süresini uzatır hem de yaşam kalitesini ciddi oranda artırır" ifadelerini kullandı.
’ASHEP Eğitim Becerileri Eğitimi’ Eskişehir’de başladı
08 Temmuz 2025 Salı - 15:00 ’ASHEP Eğitim Becerileri Eğitimi’ Eskişehir’de başladı Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü ve Eskişehir İl Ambulans Servisi Eğitim Salonu ev sahipliğinde gerçekleştirilen ’ASHEP Eğitim Becerileri Eğitimi’, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin tanıtımıyla başladı. Eğitimin ilk gününde konuşan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, katılımcılara teşekkür ederek, "Acil sağlık hizmetleriyle ilgili tüm eğitimlerin eksiksiz bir şekilde verilmesi, bu alandaki hizmet kalitesinin sürdürülebilirliği açısından son derece önemli. ASHEP Eğitim Becerileri Eğitimi de bu kapsamda, teorik bilgilerin yanı sıra pratik uygulamaları da içerecek şekilde planlanmıştır. Ülke olarak acil sağlık hizmetlerinde gurur duyduğumuz bir noktadayız. Ancak bu başarının devamlılığı için bilgilerin doğru şekilde aktarılması ve uygulanması kritik öneme sahip. Hepinize katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyor, verimli bir eğitim süreci geçirmenizi diliyorum" ifadelerini kullandı. Uygulamalı içerikler sunulacak Konuyla ilgili yapılan açıklamada, programa 11 farklı ilden gelen paramediklerin ve acil tıp teknisyenleri gibi alanında uzman sağlık çalışanlarının katıldığı belirtildi. Program süresince, katılımcılara eğitim becerilerini geliştirmeye yönelik kapsamlı ve uygulamalı içerikler sunulacağı ifade edildi. Eğitimin 8-11 Temmuz tarihleri arasında 4 gün süreceği aktarıldı.