SAĞLIK
Denizli’de ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı 07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55:43 Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirdiği ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı. Kansere karşı büyük bir farkındalık oluşturulan aşılama programına erkeklerin de dahil edilmesi fark oluşturdu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve sağlıkta fırsat eşitliği sağlamak amacıyla yüksek maliyetli sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken vatandaşlara yönelik başlattığı HPV aşı desteği fiilen uygulamaya geçti. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü proje kapsamında ilk ziyaretler yapıldı. Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli sağlıkçıların ilk doz HPV aşısını uyguladığı programa Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Danacıoğlu da eşlik etti. Aşılama programına katılan vatandaşlar bu maliyetli ve hayati derecede önemli aşıya ücretsiz ulaşabilmenin kendileri için büyük bir destek olduğunu belirterek sağlanan imkan dolayısıyla Başkan Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti. Aşılama hizmeti vatandaşın ayağına götürülüyor Halkın yoğun ilgisiyle büyüyen projenin sağlık desteği olmanın ötesine geçerek kent genelinde bilinçlenme seferberliğine dönüştüğü belirtildi. Randevu sistemiyle hak sahiplerinin adreslerine gidilerek yerinde uygulanan aşılama programına erkek çocuk ve gençlerin de dahil edilmesi ise kanserle mücadelede bir fark oluşturdu. Söz konusu uygulamanın virüsün bulaş zincirini kırmak ve toplum bağışıklığını sağlamak adına büyük önemi olduğu belirtilirken, aşıların muhafazasından taşınmasına kadar tüm süreçlerin ‘soğuk zincir’ kurallarına uygun olarak yürütüldüğü kaydedildi. Proje kapsamda, Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarına 2 doz, 15-30 yaş arası kadınlara 3 doz ve 15-21 yaş arası erkeklere 3 doz dokuz valanlı HPV aşısı yapılacak. Sağlıklı bir gelecek için Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, HPV aşısının henüz Sağlık Bakanlığı’nın rutin aşı uygulaması içerisinde yer almadığına dikkati çekerek, bugünün ekonomik şartlarında bu hizmete ulaşmanın pek çok aile için mümkün olmadığını söyledi. Hem sağlıkta adaletsizliği gidermeye katkı koymak hem de kansere karşı bir farkındalık oluşturmak için hayata geçirdikleri projenin amacına ulaştığını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Projemize gösterilen yoğun ilgi, ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bizlere bir kez daha gösterdi. Şehrimizde sağlıklı bir gelecek inşa etmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz" dedi. HPV aşısı neden önemli? Genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal) ile serviks, vajinal, vulvar, anal, penil ve baş-boyun kanserleri gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği kanıtlanmış olan HPV aşısı, modern tıbbın kanserle mücadelesindeki en güçlü silahı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de rutin aşılama takviminde olmadığı için eczanelerden ücretli olarak temin edilebilen aşı özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında bağışıklık sistemini güçlendirerek en yüksek korumayı sağlıyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:52 Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:24 "Genital estetik yaşam kalitesini destekleyebilir" Genital estetik uygulamalarının amacının yalnızca görünümü düzeltmek olmadığına dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Berfin Ökmen Özkan, "Bu işlemlerde temel hedef, hastanın günlük yaşam konforunu artırmak ve cinsel sağlığını desteklemektir" dedi. Son yıllarda estetik uygulamalara olan ilginin artmasıyla birlikte kadınlarda genital estetik operasyonlar da daha sık gündeme gelmeye başladı. Uzmanlar, bu işlemlerin yalnızca estetik kaygılarla değil, çoğu zaman fonksiyonel ihtiyaçlar ve yaşam konforunu artırma amacıyla da tercih edildiğine dikkat çekiyor. Medikal Park Antalya Hastane Kompleksi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Berfin Ökmen Özkan, genital estetik operasyonlarının nedenlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kadınlarda genital bölge problemlerinin birçok farklı etkene bağlı gelişebileceğini belirten Op. Dr. Özkan, "Genetik faktörler, pelvik kasların zayıflığı, doğum sayısı ve doğum şekli, kronik öksürük ve kabızlık, obezite, hormonal değişimler ve menopoz gibi durumlar genital bölgede hem yapısal hem de fonksiyonel değişikliklere yol açabilir" şeklinde konuştu. "Estetik sorunların ötesinde fonksiyonel şikâyetler" Genital bölgedeki değişimlerin yalnızca dış görünümü etkilemediğini vurgulayan Op. Dr. Özkan, "İç dudaklarda sarkma ve asimetri, vajinal genişleme ve vulvar bölgede renk değişiklikleri estetik problemlerin yanı sıra özgüven kaybına ve cinsel yaşamda sorunlara neden olabilir. Bunun yanında tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar, idrar kaçırma, vajinal kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve vajinal bolluk gibi fonksiyonel şikâyetler de görülebilir. Bu işlemlerde temel hedef, hastanın günlük yaşam konforunu artırmak ve cinsel sağlığını desteklemektir" ifadelerini kullandı. "Her kadın kendine özgüdür" vurgusu Genital estetik uygulamalarında standart bir yaklaşımın olmadığını belirten Op. Dr. Özkan, her hastanın mutlaka ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Op. Dr. Özkan, "Her kadının genital yapısı kendine özgüdür ve her farklılık bir hastalık ya da cerrahi ihtiyaç anlamına gelmez. Fonksiyonel bir problem olmadan yalnızca estetik kaygılarla yapılan işlemler bazı durumlarda istenmeyen sonuçlara ve cinsel işlev bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle ameliyat öncesi doğru bilgilendirme büyük önem taşır. Hastanın beklentileri, şikâyetleri ve anatomik yapısı birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir planlama yapılmalıdır. Uygun teknik ve deneyimli bir ekip ile yapılan işlemler, hem güvenli hem de başarılı sonuçlar açısından belirleyicidir" dedi. "Cerrahi yöntemlerle konfor ve özgüven artabiliyor" Genital estetikte en sık uygulanan cerrahi işlemlerden birinin labioplasti olduğunu ifade eden Op. Dr. Özkan, şu bilgileri paylaştı: "Labioplasti, iç dudaklardaki doku fazlalığı, asimetri ve şekil bozukluklarının düzeltilmesini sağlar. Bu durum özellikle dar kıyafet giyerken rahatsızlık yaşayan, hijyen sorunları olan ya da cinsel ilişki sırasında problem yaşayan kadınlarda önemli bir konfor artışı sağlayabilir. Artan konforla birlikte özgüven de yükselir ve bu durum günlük yaşam kalitesine olumlu yansır." Vajinoplasti ve perinoplasti işlemlerine de değinen Op. Dr. Özkan, "Bu işlemler özellikle doğum sonrası gelişen vajinal genişleme ve perine bölgesindeki deformasyonların düzeltilmesinde tercih edilir. Normal doğuma bağlı oluşan doku hasarları ve dikiş izleri bu yöntemlerle giderilebilir" dedi. "Cerrahi dışı uygulamalara yönelim artıyor" Son yıllarda cerrahi dışı yöntemlerin de giderek daha fazla tercih edildiğini belirten Op. Dr. Özkan, bu uygulamaların hızlı ve konforlu olması nedeniyle öne çıktığını söyledi. Özkan, "Genital dolgu, PRP, ip askı ve lazer uygulamaları gibi yöntemler ağrısız ve kısa sürede uygulanabilmeleri sayesinde hastalar tarafından sıkça tercih ediliyor. Bu işlemler sonrasında hastalar günlük yaşamlarına ara vermeden devam edebiliyor" diye konuştu. Bu yöntemlerin farklı şikâyetlere yönelik çözümler sunduğunu belirten Op. Dr. Özkan, "Yaşlanma ya da kilo kaybına bağlı olarak dış dudaklarda oluşan sarkma ve hacim kaybı dolgu uygulamaları ile düzeltilebilir. Vajinal kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve haz azalması gibi durumlarda lazer uygulamaları ve PRP etkili seçenekler arasında yer alır" dedi. Ayrıca idrar kaçırma, tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar ve vajinal bolluk gibi şikâyetlerde de lazer uygulamalarının tercih edilebildiğini ifade eden Özkan, "Bikini bölgesinde kararma ve renk değişiklikleri yaşayan hastalarda ise vulvar lazer ya da genital peeling uygulamaları yapılabilir" diye konuştu. "Uzman değerlendirmesi şart" Genital estetik uygulamalarında en önemli noktanın doğru hasta seçimi ve kişiye özel yaklaşım olduğunu bir kez daha vurgulayan Op. Dr. Özkan, sözlerini şöyle tamamladı: "Her yöntem her hasta için uygun olmayabilir. Bu nedenle detaylı bir muayene ve doğru planlama ile ilerlemek gerekir. Uygun hastalarda yapılan doğru uygulamalar, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir."
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:17 MUSKİ, Gümbet esnafının korkularına 10 günde son verdi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Bodrum’un turizm açısından en yoğun bölgelerinden biri olan Gümbet Mahallesi’nde yürüttüğü içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmalarına, bölge esnafının eylemleri nedeniyle geçici olarak ara vermek zorunda kalmıştı. Esnafın ‘5 ayda bitmez’ diyerek uzun süreceğini düşündüğü Adnan Menderes Caddesi’ndeki çalışmaların ekiplerin yoğun mesaisiyle sadece 10 gün içerisinde tamamlanması karşısında bölge esnafı memnuniyetini dile getirdi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, turizm bölgelerindeki içme suyu hatlarının yoğun sezon öncesinde yenilenerek bölge esnafının mağduriyet yaşamaması yönündeki talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, projelerini hız kesmeden tamamlamaya devam ediyor. Bu kapsamda, Bodrum ilçesi Gümbet Mahallesi Adnan Menderes Caddesi’nde yürütülen içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmalarını ekiplerin yoğun mesaisi sayesinde sadece 10 gün içerisinde tamamlandı. Bölge esnafı çalışmaların kısa sürede tamamlanmasından memnun Bodrum ilçesi Gümbet Mahallesi Adnan Menderes Caddesi’nde, kullanım ömrünü tamamlayan içme suyu ana isale hattında sık sık meydana gelen patlamalar özellikle bölge esnafını zor durumda bırakıyordu. Yaşanan kesintiler nedeniyle artan kayıp-kaçak oranlarının önüne geçmek ve vatandaşların mağduriyetini gidermek amacıyla MUSKİ ekipleri tarafından bölgede 750 metre uzunluğundaki içme suyu ana isale hattının yenilenmesi çalışmalarına başlanmıştı. Çalışmalar sırasında kazı alanında tarihi doku niteliği taşıyan bir lahitin ortaya çıkması, turizm sezonu öncesinde tamamlanması planlanan projede gecikmeye neden oldu. Çalışmaların yeniden başlamasıyla birlikte bazı esnafların ‘turizm sezonu başladı’ ve ‘kazma vurdurmayız’ şeklindeki tepkileri nedeniyle sahada gerginlik yaşandı ve çalışmalar bir süre durduruldu. Ekiplerin sahada yürüttüğü yoğun çalışma temposu ve planlı süreç yönetimi sayesinde proje, belirtilen süreden de önce tamamlandı. Esnafın 3 ay süreceğini ifade ettiği içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmaları, vaat edilenden çok daha kısa sürede, 10 gün içerisinde tamamlanarak sıcak asfalt atıldı. Çalışmaların kısa sürede tamamlanmasından memnuniyet duyan bölge esnafı, emeği geçen tüm MUSKİ Genel Müdürlüğü çalışanlarına teşekkür etti. Çalışmaların beklenilenden çok daha hızlı tamamlandığını söyleyen esnaf Erdal Aydın, "Yıllarca su sorunu yaşıyorduk. Bunası turizm yeri. Yollarda devamlı kazılıyordu. 5 günde 10 günde biteceğiz diye söz verdiler. Görünüyor ki bitiriyorlar. Yani 15 günde 20 günde bitecek işi bir haftaya çekmeyi başarabildiler. Teşekkür ederiz" dedi. Bölge esnafının turizm sezonu öncesi yaşamış olduğu endişenin planlanan çalışmanın çok daha hızlı bitirilmesiyle son bulduğunu vurgulayan MUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Nuri Kali, "Bir amaç birlikteliğimiz vardı Bodrum ile ilgili. Sürekli suyla gündeme gelen, patlamalarla gündeme gelen Bodrum’u bu gündemden düşürmek, Bodrum’un gerçek değerine, marka değerine kavuşturmasına katkı sağlamaktı. Biz bu isale hatlarını yaptığımız yenileme ile değer kattığımıza inanıyoruz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz" dedi.
Esnaf Hastanesi’nden minik Eymen için anlamlı destek
08 Temmuz 2025 Salı - 14:23 Esnaf Hastanesi’nden minik Eymen için anlamlı destek Muğla’nın Seydikemer ilçesinde yaşayan ve Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastalığı ile mücadele eden Yusuf Eymen için başlatılan kampanyaya Fethiye Özel Lokman Hekim Hastanesi de bağışta bulunarak destek verdi. Özel Lokman Hekim Başhekimi Dr. Öztürk Günal, "Fethiye Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi olarak, sağlık hizmetlerimizi yalnızca tedaviyle sınırlamıyor, toplumsal sorumluluğumuzun bir parçası olarak kalplere de dokunmayı görev biliyoruz" diyerek açıklamalarda bulundu. Dr. Günal, "Hekimlik yalnızca fiziksel sağlığı değil, umudu da yaşatabilmektir. Yusuf Eymen’in mücadelesi hepimize insan olmanın özünü hatırlatıyor. Bu anlayışla, Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastalığı ile mücadele eden Yusuf Eymen evladımızın tedavi süreci için başlatılan kampanyaya bağışla katkı sunarak umut yolculuğuna bizler de dahil olduk. Bu kampanyaya desteğimiz, hem vicdani hem de kurumsal sorumluluğumuzun bir parçasıdır" dedi. Dr. Öztürk Günal Yusuf Eymen’in babasıyla bir araya gelerek sürecin sadece maddi değil, manevi olarak da desteklenmesi gerektiğini vurguladı. DMD Hastası Yusuf Eymen’in babası ise duygularını şöyle dile getirdi: "Esnaf Hastanesi’nin yaptığı bu anlamlı bağış, yolculuğumuzda büyük bir umut oldu. Yaklaşık bir aydır elimizden gelen tüm çabayı gösteriyor, halkımızın desteğiyle ilerlemeye çalışıyoruz. Ancak bu süreçte yalnızca yüzde 3’lük bir kısmı tamamlayabildik. Toplamda 113 milyon TL gibi büyük bir hedefimiz var ve zaman bizim için çok kıymetli. Esnaf Hastanesi gibi güçlü kurumların yanımızda olduğunu bilmek, umutlarımızı daha da yeşertiyor"
SATKOF Türkiye’yi sağlık turizminde zirveye taşıyor
08 Temmuz 2025 Salı - 13:33 SATKOF Türkiye’yi sağlık turizminde zirveye taşıyor Türkiye’nin sağlık turizmi alanında küresel hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol üstlenen Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF), güçlü kadrosu ve stratejik vizyonuyla çalışmalarını sürdürüyor. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde yürütülen projeler, Türkiye’yi sağlıkta dünya sahnesine taşıma hedefiyle hayata geçiriliyor. Sağlıkta kalite, hasta güvenliği, uluslararası iş birlikleri ve dijital dönüşüm başta olmak üzere birçok alanda faaliyetlerini sürdüren SATKOF, Türkiye’yi medikal turizmde öncü ülkelerden biri hâline getirmeyi amaçlıyor. Kamu-özel sektör iş birliklerinin güçlendirilmesi, etik değerlere bağlı sürdürülebilir sağlık hizmeti anlayışının yaygınlaştırılması ve Türkiye’nin sağlık sisteminin uluslararası alanda tanıtılması öncelikler arasında yer alıyor. SATKOF Yönetim Kurulu, ortak akıl ve sorumluluk bilinciyle hareket ederken, sağlık sisteminin tanıtımı ve gelişimi için yoğun mesai harcıyor. Sağlık turizmine yönelik inovatif projelerin yanı sıra, küresel düzeyde iş birliklerini artırmaya yönelik temaslar da devam ediyor. SATKOF Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor: "Prof. Dr. Aysun Bay - Genel Başkan Prof. Dr. Halil Başar, Prof. Dr. Harun Cerit, Kemal Kaçkın, Cihan Kanlıgöz, Prof. Dr. Bahadır Ege, Zeynep Kayhan, Dr. Necla Demir - Genel Başkan Yardımcıları Fatih Alp Yıldırım - Genel Sekreter Dr. Yüksel Özkale, Dr. Cemile Ceren Koçdemir, Dr. İrem Bilgetekin, Yüksel Güneş, Ahmet Gözlükaya, Mehmet Naci Şentürk, Neslihan İnce, Dr. Funda Türker, Ahmetcan Tüfekçi, Lütfi Aydın, Abdülcelil Özbabacan, Aynur Tezcan, Yeliz Özhan, Gürkan Alper Keleş ve Dr. Selda Muslu - Yönetim Kurulu Üyeleri". Konfederasyon tarafından yapılan açıklamada, "Bu değerli kadro ile birlikte; sağlık sistemimizin uluslararası tanıtımını güçlendiriyor, medikal turizmde inovatif çözümleri destekliyor ve ülkemizi tercih edilen bir sağlık destinasyonu hâline getiriyoruz" denildi. Prof. Dr. Aysun Bay başkanlığındaki SATKOF’un, Türkiye’yi sağlıkta küresel bir marka haline getirme yolunda çalışmalarını aralıksız sürdüreceği vurgulandı.
Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenocak: "Halı sahada spor yapılmasını önermiyorum"
08 Temmuz 2025 Salı - 13:05 Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenocak: "Halı sahada spor yapılmasını önermiyorum" Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Şenocak, son yıllarda halı saha ve futbol sahalarında kalp krizlerinde artış olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Şenocak, ani ölümlerin arkasındaki sağlık sorunlarını tek tek ele alarak, özellikle yüksek eforlu spor yapanların kalp kontrollerine önem vermeleri gerektiğini ifade etti. Prof. Şenocak, ’Halı Sahalarda Spor Yapılmasını kesinlikle önermiyorum! Yüksek eforlu spor yapan herkesin, yaşı ne olursa olsun kalp tetkiklerini yaptırması gerekiyor’’ dedi. "Yaş ne olursa olsun, halı sahada spor yapılmasını önermiyorum" Halı saha maçlarında ve futbol oyunlarında gençlerin aniden düşerek hayatını kaybetmesine, sigara ve stresinde kalp krizini tetiklediğine dikkat çeken Prof. Dr. Şenocak, "Efor sırasında kalp kasıldıkça koroner arterlere baskı yaparak öldürücü ritim bozuklukları ya da kalp krizine neden olabiliyor. Halı sahaya gidenlerin kendi yaş grupları ile değil, 50 yaşındaki birey karşısındaki 20 yaşındaki gençle birlikte top oynuyor. Halı sahaya giderek spor yapmalarını kesinlikle önermiyorum. Bunun yanı sıra, koroner arterlerin kasın içinden geçmesi de riski artıran faktörlerden biridir. Özellikle dikkat edilmesi gereken başka bir durum ise maling sağ koroner arter sendromudur. Bu sendrom, kalbin sağ tarafını besleyen koroner arterlerin normal yerinden çıkmayıp, sol tarafından çıkması ve aort ile pulmoner arter arasından geçmesidir. Efor sırasında bu iki ana damar şişer ve koroner arterin üzerine baskı yapar. Bu durum, kalbe kan gitmemesine yol açarak ani ölümle sonuçlanabilir. Hastalar, efor sonrası ani ölümle karşılaşabiliyor. Yüksek eforlu spor yapan herkesin, yaşı ne olursa olsun kalp tetkiklerini yaptırması gerekiyor. Halı saha maçı sırasında ani ölümler sadece kalp krizine bağlı olarak görülmemektedir. Olgunun bilmediği bir kalp kapak darlığı, kalp kapaklarında çökme, kalp kaslarında doğuştan büyüme, kalp deliği, sağ kalpte genişleme, ritim bozukluğu, antibiyotik ya da alerji ilaçlarına bağlı gelişen ölümcül ritim bozukluğu ve guatr gibi saymakla bitmeyecek sebepler de ani ölüme neden olabilir. Halı saha maçı bittikten sonra kutlama amaçlı baklava ya da başka tatlılar yemek yerine vücudun sıvı ve tuz ihtiyacını yerine koyacak besinlerin tercih edilmesi de çok önemlidir" dedi. "Sıcak hava kalp ritminizi bozar, Su içmeyi ihmal etmeyin" Sıcak havalarda dikkat edilmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hüseyin Şenocak, "Sıcak havalarda vücut ısısını düşürmek için gelişen terleme ile vücudumuzdan çok fazla sıvı ve elektrolit kaybı olur. Buna bağlı tansiyon düşer ve kalbimiz bunu kompanse etmek için çok hızlı atmaya başlar. Bu durum, koroner damar hastalığı olan kimselerde kalp krizi ve ciddi ritim bozukluklarını tetikler. Bol, bol su tüketilmesini tavsiye ediyorum. Sıcak havalara paralel olarak artan nem oranı, kalp hastaları üzerinde ciddi tehditler oluşturur. Sıcak havalarda vücudun ısısını sabit tutmaya çalışan ciltteki kan dolaşımı, kalbi zorlar. Terleme nedeniyle ortaya çıkan sıvı kaybı nedeniyle kan akışkanlığı azalır ve bu durum da kalbi bir kez daha fazla efor sarf etmeye iter. Bu durum sağlıklı insanlarda sorun oluşturmazken kalp sorunu olanlarda yüksek tansiyon, ritim bozukluğu ve kalp krizine neden olabilir. Aşırı sıcaklarda terlemeyle oluşan sıvı kaybının yerine konulması için bol su içmek yaşamsal öneme sahip. Özellikle sıcaklığın en fazla olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında, kesinlikle su içmeyi ihmal etmeyin. Kişinin kilosuna göre değişmekle birlikte, yaz aylarında günde 2,5-3 litre su tüketilmesi gerekir. Bisiklete binerek, yüzerek, yürüyüş yaparak spor yapın’ "Spora asla ara vermeyin. Ancak güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında, aşırı terlemeye yol açarak kalbi yoracağı için açık havada spor yapmayın. Sporu akşam saatlerine erteleyin. Sağlıklı yaşam için bisiklete binerek, yüzmeye yaparak, yürüyüş yaparak günlük spor aktivitelerinizi tamamlayabilirsiniz." "Sağlıksız beslenme, kalp için önemli bir risk" Beslenmenin de önemine vurgu yapan Prof. Dr. Şenocak, ’’Akşam yemeklerinizi hafif yiyeceklere atıştırın kesinlikle yemek yemeyin. Kalp için önemli risk beslenme şekli ve aktivite, hareketsizlik, sigara önemli faktör ise sağlıksız beslenme şeklidir. Sadece karbonhidratla beslenme değil, yağlı gıdalarla beslenmeniz zararlı olabilir. Eşit düzeyde almak gerekiyor, zararlı olabilir. Vücut ısısının ayarlanabilmesi için vücut yüzeyine yakın atardamarların iç organlara nazaran daha çok kanlanmaları gerekir. Yemek yedikten sonra dolaşımdaki kanın önemli bir miktarı sindirim sistemiyle ilgili organların kanlanması için kullanılır. Bu nedenle kan dolaşımının cilde yönlendirilmesi için sindirimi kolay besinler tüketilmesi gerekir. Sindirim sistemini yormamak için sık sık ve az miktarda yemek yemeli, yine sıvı kaybını azaltmak için sulu besinleri tercih etmelisiniz. Zeytinyağlı gıdalar, sebzeler ve meyvelerin sindirimi nispeten daha kolay olur" diye konuştu.
Havuz ve denize balıklama atlarken 2 kere düşünün
08 Temmuz 2025 Salı - 11:50 Havuz ve denize balıklama atlarken 2 kere düşünün Tatilde havuz ve denize girerken bir anlık dikkatsizlik, kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor. Derinliği bilinmeyen sulara balıklama atlama sonucu meydana gelen yaralanmalar, kişiyi ömür boyu yatağa bağımlı hale getirebiliyor. Havuzun tabanına baş aşağı vurmak veya denizde bir kayaya denk gelmek boynun aşırı gerilmesine yol açabiliyor, bu da beyin sarsıntılarına ve travmatik beyin yaralanmalarına neden olabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Beyin, Sinir, Omurga ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, bilinçsiz havuz ve deniz atlayışları sonucu yaşanabilecek rahatsızlar hakkında bilgi verdi. Derinlik faktörü göz önüne alınmadan havuz, deniz ya da sığ sulara yapılan balıklama atlayışlar, boyun omurlarında kırılmalara neden olacağını belirten Prof. Dr. Mahmut Akyüz, "Omuriliğin yakınında bulunan solunum merkezi, kırılma sonucu oluşan şişmelerden etkilenebilmektedir. Boğulmaya neden olabilecek bu durumun haricinde omurlarda meydana gelen kırılmalar, kişiyi felç riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Genellikle 15-25 yaş arası erkeklerde görülen bu tür kazalar, her yıl yaklaşık 500 kişiyi etkilemektedir" diye konuştu. "Balıklama atlama sonucu pek çok hastalık ortaya çıkabilir" Suya balıklama atlama sırasında genellikle kafanın sert zemine çarpması sonucu travmalar yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Mahmut Akyüz, şu ifadelere yer verdi: "Boyun omurgasının aniden ve şiddetli geri zorlanmasıyla omurilikte hasarlar oluşmaktadır. Omurilik sinir demetinde oluşan hasar, milyonlarca sinir hücresinin ölümüne neden olabilmektedir. Kaza sonucu omuriliğin tamamı hasara uğradığında duyu ve hareket kaybı yaşanabilmektedir. Omurilikteki sinir hücrelerini onarmak neredeyse imkansız olduğundan kişi ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkum kalabilir. Kısmi bir hasar söz konusu olduğunda ise hasarın derecesine göre hareket kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Bunların yanı sıra; bağırsak, akciğer, böbrek gibi iç organlarda fonksiyon bozuklukları, idrar yolu enfeksiyonları ve ciltte bası yaraları oluşabilmektedir. " "Çivileme tekniği son derece riskli" Sığ sulara balıklama atlamanın yanı sıra "çivileme" olarak isimlendirilen, ayakların üzerine atlama hareketinin de riskli sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Akyüz, "Zemine kontrolsüz çakılma sonucunda topuk, kalça, bel, sırt ve boyun omurlarında kırıklar oluşabilir. Balıklama atlayışta olduğu gibi çivileme olarak suya dalmak, omurların zarar görmesine ve kalıcı sakatlıklara neden olabilir" dedi. "Yanlış müdahale felç riskini artırır" Bu tür kazalarda uyulması gereken ilk kuralın, kişinin uygun şartlarda hastaneye ulaştırılması olduğunu belirten Akyüz, şöyle devam etti: "Sudan çıkartılan yaralının ağzında nefes almasını engelleyen yosun ve benzeri yabancı maddeler varsa temizlenmelidir. Kişi baş aşağı çevirerek silkeleme yoluyla su çıkarma yöntemi kesinlikle uygulanmamalıdır. Yaralı mümkün olduğu kadar az hareket ettirilmelidir. Boyun bölgesi bir boyunlukla sabitlenebilir. Yaralının gizli kırıkları olabileceği ihtimali unutulmamalıdır. Taşıma işlemi sırasında baş-boyun-gövde ekseni bozulmamalı ve sert bir sedye kullanılmalıdır. Yaralıya ilk müdahale sırasında uygulanacak yanlış bir işlem, kalıcı felce neden olabilir." "Doğru zamanda uygun tedavi hayat kurtarır" Bilinçsiz havuz ve deniz atlayışları sonucu meydana gelen kazalarda tanı ve tedavinin, yeterli donanıma sahip merkezlerde yapılması gerektiğini vurgulayan Akyüz, "Uzman doktor tarafından muayene edilen yaralıya tanı konulabilmesi için çeşitli radyolojik tetkikler yapılır. Bunun sonucunda cerrahi girişim gerektirecek bir durum tespit edilirse en doğru cerrahi girişim için planlama yapılır. Ameliyatla omurilik ve sinir köklerine baskı yapan kemikler temizlenir. Gerek duyulan durumlarda, titanyum alaşımlı olan vida, plak, çubuk gibi materyallerle sabitleme yapılır ve hastanın kısa sürede hareket etmesi sağlanır" ifadelerini kullandı. "Atlayış yapılmadan dikkat edilmesi gerekenler" Yüzmek istenilen suların derinliğinin önceden araştırılması gerektiğine dikkat çeken Akyüz, alınacak önlemleri şu şekilde sıraladı: "Sığ suları gösteren uyarı levhalarının bulunmadığı yerlerden uzak durulmalıdır. Dalgalı sularda derinliğin dalga boyuna göre değişebileceği unutulmamalıdır. Bulanık ve dibi görünmeyen sulara atlayış yapılmamalıdır, yıkılan iskelelere çıkılmamalıdır. Benzer vakaların sık yaşandığı ya da yaşanabileceği riskli bölgelerde, profesyonel cankurtaranlar bulundurulmalıdır. Bu tür kazaların daha çok gençler arasında yaşandığı göz önüne alınarak gerekli bilgilendirme ve eğitim çalışmaları yapılmalıdır."
Obezite cerrahisiyle 118 kilodan 63 kiloya düştü
08 Temmuz 2025 Salı - 11:45 Obezite cerrahisiyle 118 kilodan 63 kiloya düştü Türkiye’de obezite oranı yüzde 40’lara kadar yükseldi. Doruk Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi’nde obezite tedavisi gören 29 yaşındaki Merve Yedikoğlu, başarılı geçen operasyonla sağlıklı bir şekilde kısa sürede 118 kilodan 68 kiloya düştü. Dünyada ve Türkiye’de giderek yaygınlaşan obezite, bireylerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyor. Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İlhan Aydın, "Türkiye’de obezite oranı yüzde 40’a ulaştı. Vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan bireyler obez olarak tanımlanıyor ve bu kişilerde kardiyovasküler hastalıklardan eklem problemlerine kadar birçok sağlık sorunu gelişebiliyor" dedi. Doğal yollarla kilo veremeyen bireyler için cerrahi müdahalelerin yaşam kurtarıcı olabileceğini belirten Dr. Aydın, "Her ameliyatın riski vardır; ancak obezitenin vücuda uzun vadede verdiği zararlar, cerrahi müdahalenin risklerinden çok daha büyük" diyerek, hastaların operasyon sonrası diyetisyen takibinde düzenli olarak izlenmesinin önemine değindi. Aydın, ameliyat süreci hakkında bilgi verirken, 9 ay önce gerçekleştirdiği bir operasyon örneğini de paylaştı. Ameliyat öncesi yaklaşık 118 kilo olan hastasının bugün 63 kiloya kadar sağlıklı bir şekilde ulaştığını belirtti. Bu örnek hasta, 29 yaşındaki Merve Yedikoğlu’ydu. Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İlhan Aydın’ın gerçekleştirdiği operasyonla 118 kilodan 63 kiloya düşen Merve Yedikoğlu, artık kendini yeniden doğmuş gibi hissediyor. Obezite ameliyatı sonrası sağlıklı yaşama adım atan 29 yaşındaki Merve Yedikoğlu’nun hikâyesi ise bu sürecin ne kadar dönüştürücü olabileceğini gözler önüne seriyor. "Bir gün bile zayıf olmadım" 29 yaşındaki Merve Yedikoğlu, hayatı boyunca fazla kilolarla mücadele ettiğini belirterek, "İlkokuldan bu yana hep kiloluydum. Hiç zayıf bir dönemim olmadı. Diyetler, ilaçlar, çaylar Her şeyi denedim ama işe yaramadı. En sonunda artık çaresiz kaldım ve ameliyat oldum" dedi. Ameliyat sonrası hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük bir dönüşüm yaşadığını anlatan Yedikoğlu, "Doktorum İlhan Aydın’a gözüm kapalı güvendim. Onun önceden yaptığı vakaları da gördüğüm için hiç tereddüt yaşamadım. Artık kıyafet seçimimden yürüyüşüme, beslenmeden psikolojik sağlığıma kadar her şey değişti. Diyetisyen desteğiyle ilerliyorum ve şu an 63 kiloyum. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum" şeklinde konuştu. Merve Yedikoğlu’nun mesajı ise net: "Eğer gerçekten kilo veremiyorsanız ve denemediğiniz yol kalmadıysa, mutlaka bu ameliyatı düşünmelisiniz. Ama önce zihinsel olarak hazır olmalı, sonra mideyle vedalaşmalısınız" dedi.
Tunceli’de yaylada rahatsızlanan kadının yardımına ekipler koştu
08 Temmuz 2025 Salı - 11:28 Tunceli’de yaylada rahatsızlanan kadının yardımına ekipler koştu Tunceli’de yaylada rahatsızlanan kadının imdadına jandarma, UMKE ve sağlık ekipleri yetişti. Edinilen bilgiye göre, Pülümür ilçesine bağlı Kocatepe köyü sınırlarında yer alan Buyer Dağı kırsalındaki Merg Yaylası’nda, hayvancılıkla uğraşan 50 yaşındaki H.G., rahatsızlandı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbarda, kişinin tansiyon ve kronik rahatsızlıkları nedeniyle genel durumunun bozulduğu ve kendisine ulaşılamadığı bildirildi. İhbarın ardından bölgeye UMKE, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Zorlu arazi şartları nedeniyle ambulans Kocatepe köyü yakınında konuşlandırılırken, UMKE ekipleri jandarma desteğiyle yaylaya yaya olarak intikal etti. Ekiplerin koordineli çalışmaları sonucunda H.G.’ye ulaşılarak olay yerinde ilk tıbbi müdahalesi yapıldı. Ardından hasta, UMKE ekiplerinin refakatiyle ambulansın bulunduğu noktaya taşındı ve burada 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim edildi. H.G., Tunceli Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı. Tunceli İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran, kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların sağlık ihtiyaçlarının titizlikle takip edildiğini vurgulayarak, benzer durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi’nin 7 gün 24 saat hizmet verdiğini hatırlattı. H.G.’nin sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Duran, geçmiş olsun dileklerini iletti.