Son Dakika
|
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Kağıthane’de metrobüs yangını!
Çöp evde bitkin halde bulunan adamın yeni hali şaşırttı
İran: "ABD’nin teklifini değerlendirmeyi sürdürüyoruz"
7 Haziran'da 6 sandık: AK Parti'nin adayları belli oldu
Vatikan: "Papa ile Rubio arasındaki görüşme samimi geçti"
Niklas Süle, 30 yaşında futbolu bıraktı
İsrail, Beyrut’u vurdu: 2 ölü, 7 yaralı
SAĞLIK
Bakan Memişoğlu: "Rize Günleri’ni ‘Dumansız Açık Hava’ konseptiyle hayata geçiriyoruz"
07 Mayıs 2026 Perşembe - 23:26:24
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ankara’da düzenlenen ‘Rize Günleri’ programı kapsamında ‘Dumansız Açık Hava’ konseptine geçildiğini ve 11 bin metrekarelik bölümün dumansız hava sahası ilan edildiğini açıkladı. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Ankara’da düzenlenen "Rize Günleri’ne katıldı. Bakan Memişoğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı. Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor; Rize Günleri’ni ‘Dumansız Açık Hava’ konseptiyle hayata geçiriyoruz. Etkinlik alanımızdaki 11 bin metrekarelik bölümü dumansız hava sahası ilan ettik. Organizasyon boyunca bu alanlarda tütün kullanımına müsaade edilmeyecek. Sağlık Bakanlığı olarak kurduğumuz 7 ayrı istasyonda; ücretsiz kanser taramalarından sigara bırakma danışmanlığına, sağlıklı yaşam bilgilendirmelerinden koruyucu sağlık hizmetlerine vatandaşlarımızın yanında olacağız. Bu organizasyonda emeği geçenlere gönülden teşekkür ediyorum. Tüm vatandaşlarımızı sağlığa adım atmak ve bu güzel atmosferi solumak için bekliyoruz" ifadelerine yer verdi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 20:24
Öğrenciler ikna etti, veliler kan verdi
Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde Türk Kızılayı tarafından düzenlenen hediyeli kan bağışı kampanyası vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Öğrencilerin ailelerini bağışa yönlendirdiği kampanyada ilk gün 80 ünite kan toplandı. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde Manisa Türk Kızılayı ile Sarıgöl Türk Kızılayı Koordinatörlüğü tarafından ortaklaşa düzenlenen hediyeli kan bağışı kampanyası yoğun katılımla başladı. Sarıgöl Hükümet Konağı bahçesinde gerçekleştirilen kampanyada vatandaşlar kan bağışında bulunurken, bağışa destek veren öğrenci velilerine çeşitli hediyeler takdim edildi. Kampanyanın özellikle öğrencilerin ailelerini teşvik etmesiyle büyük ilgi gördüğü belirtildi. Sarıgöl Türk Kızılayı Koordinatörü Yusuf Tüfekçi, kampanyanın ilk gününde 80 ünite kan toplandığını ifade ederek, "İlçemizde bir öğrenci velisini kan bağışına getirdiğinde öğrencilerimize çeşitli hediyeler veriyoruz. Bu kampanya çok iyi tuttu. İlk gün 80 ünite kan topladık. Çocuklarımızın ailelerini ikna etmeleri çok güzel bir davranış. Bağışta bulunan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum." dedi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55
Denizli’de ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı
Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirdiği ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı. Kansere karşı büyük bir farkındalık oluşturulan aşılama programına erkeklerin de dahil edilmesi fark oluşturdu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve sağlıkta fırsat eşitliği sağlamak amacıyla yüksek maliyetli sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken vatandaşlara yönelik başlattığı HPV aşı desteği fiilen uygulamaya geçti. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü proje kapsamında ilk ziyaretler yapıldı. Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli sağlıkçıların ilk doz HPV aşısını uyguladığı programa Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Danacıoğlu da eşlik etti. Aşılama programına katılan vatandaşlar bu maliyetli ve hayati derecede önemli aşıya ücretsiz ulaşabilmenin kendileri için büyük bir destek olduğunu belirterek sağlanan imkan dolayısıyla Başkan Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti. Aşılama hizmeti vatandaşın ayağına götürülüyor Halkın yoğun ilgisiyle büyüyen projenin sağlık desteği olmanın ötesine geçerek kent genelinde bilinçlenme seferberliğine dönüştüğü belirtildi. Randevu sistemiyle hak sahiplerinin adreslerine gidilerek yerinde uygulanan aşılama programına erkek çocuk ve gençlerin de dahil edilmesi ise kanserle mücadelede bir fark oluşturdu. Söz konusu uygulamanın virüsün bulaş zincirini kırmak ve toplum bağışıklığını sağlamak adına büyük önemi olduğu belirtilirken, aşıların muhafazasından taşınmasına kadar tüm süreçlerin ‘soğuk zincir’ kurallarına uygun olarak yürütüldüğü kaydedildi. Proje kapsamda, Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarına 2 doz, 15-30 yaş arası kadınlara 3 doz ve 15-21 yaş arası erkeklere 3 doz dokuz valanlı HPV aşısı yapılacak. Sağlıklı bir gelecek için Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, HPV aşısının henüz Sağlık Bakanlığı’nın rutin aşı uygulaması içerisinde yer almadığına dikkati çekerek, bugünün ekonomik şartlarında bu hizmete ulaşmanın pek çok aile için mümkün olmadığını söyledi. Hem sağlıkta adaletsizliği gidermeye katkı koymak hem de kansere karşı bir farkındalık oluşturmak için hayata geçirdikleri projenin amacına ulaştığını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Projemize gösterilen yoğun ilgi, ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bizlere bir kez daha gösterdi. Şehrimizde sağlıklı bir gelecek inşa etmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz" dedi. HPV aşısı neden önemli? Genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal) ile serviks, vajinal, vulvar, anal, penil ve baş-boyun kanserleri gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği kanıtlanmış olan HPV aşısı, modern tıbbın kanserle mücadelesindeki en güçlü silahı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de rutin aşılama takviminde olmadığı için eczanelerden ücretli olarak temin edilebilen aşı özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında bağışıklık sistemini güçlendirerek en yüksek korumayı sağlıyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:52
Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur"
SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
2
07 Mayıs 2026 Perşembe- 10:13
Maarifin kalbinde marifetli gençlik tansiyon ölçtü
3
07 Mayıs 2026 Perşembe- 13:13
Dünyada bir ilk: Güven Hastanesi yapay zeka destekli mobil MR sistemini ameliyatta kullanıma sundu
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 09:44
Nefes darlığı, kalp, akciğer veya obezitenin habercisi olabilir
5
07 Mayıs 2026 Perşembe- 09:52
Bayburt’ta solunum yetmezliği tedavisi başarıyla sonuçlandı
04 Temmuz 2025 Cuma - 12:04
HealthTürkiye platformuna üye olmayan kurumlar 26 Eylül’den itibaren sağlık turizmi yapamayacak
Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş (USHAŞ) Genel Müdürü Behlül Ünver, sağlık hizmeti veren kurumlar için HealthTürkiye platformuna üyeliği zorunlu hale getirdiklerini ve 26 Eylül’den itibaren üye olmayan kurumların sağlık turizmi yapamayacaklaranı söyledi. USHAŞ Genel Müdürü Behlül Ünver, Ankara’da bir restoranda sağlık muhabirleri ile bir araya geldi. Ünver, 2024 yılında yaklaşık 1,5 milyon sağlık turistinin Türkiye’ye geldiğine ve Türkiye’nin çeşitli araştırmalara göre sağlık turizminde ilk 5 ülke içerisinde değerlendirildiğine dikkati çekerek, "Sağlık turizminin geniş ifadesi, sağlığı için bir ülkeden başka bir ülkeye insanların seyahat etmesini sağlık turizmi olarak değerlendirebiliriz. Burada medikal turizm, termal turizm, engelli turizmi, yaşlılık turizmi ve son zamanlarda kamuoyunda çok duyulan ‘longevity’ var. Sağlıklı yaşam dediğimiz kavramları da sağlık turizmi içerisinde değerlendirmek gerekiyor. Belki buna sporcu sağlığını da eklemek lazım. Burada dünyada medikal turizmde yaklaşık üretilen değer 100 milyar dolar. Termal turizmde üretilen değer 98 milyar dolar. Yaşlı turizmiyle alakalı konuştuğumuz rakamlar 68-70 milyar dolar civarında. Engelli turizmiyle alakalı bir şey söyleyemiyoruz, çünkü bu bir farkındalık. Bununla ilgili spesifik yapılmış bir çalışma yok. Ama longevity, sağlıklı yaşamla ilgili yaklaşık 1 trilyon 200 milyar dolar gibi bir değer var dünyada. Bu 1 trilyon 200 milyar dolar. Bunun sağlık kısmı 300-400 milyar dolar arası ifade ediliyor" diye konuştu. "Dezenformasyonla mücadele için USHAŞ içerisinde ekip oluşturduk" Bazı dönemlerde dezenformasyonla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Ünver, USHAŞ içerisinde dezenformasyonla mücadele etmek için bir ekip oluşturulduğunu kaydetti. Sağlık turizminde bazı durumların uluslararası alanda yanlış aksettirilebildiğini söyleyen Ünver, "Böyle durumlarda kendimizi iyi ifade etmemiz gerekiyor. Sağlık turizminde özellikle Türkiye, son 20-25 yıl ve pandemi döneminde insanlar sokaklarda vefat etti, hastanelere yetişemedi gibi dezenformasyonlarla karşı karşıya kaldı. Ama Türkiye bu işi dijital mecralarda çok güzel yönetti. Dünyada bu işi iyi yönetebilen 3-4 ülkeden biriyiz. 5 ülke demiyorum, 3-4 ülkeden biriyiz ve bu Türkiye’deki sağlık hizmetinin kalitesini dünya tarafından fark edilmesini sağladı" ifadelerini kullandı. "145 ülkeden birçok kişi tedavi olmak için Türkiye’ye geliyor" Dünyada 145 ülkeden birçok kişinin tedavi olmak için Türkiye’ye geldiğini belirten Ünver, "Organ transplantasyonu, göz ameliyatları, onkoloji vakaları, tüp bebek uygulamaları, IVF uygulamaları, obezite cerrahisi, diş tedavileri özellikle tercih edilen konular. 2024 yılında turizmdeki gelir 60 milyar dolar idi. Bir turistin ülkeye bıraktığı rakam da bin dolara yakındı. Sağlık turizmine baktığımız zaman 3 milyar dolar gelir var, 1,5 milyon turist var. Sağlık turisti başına gelir 2 bin dolar. Şimdi biz bunu 3 bin ya da 4 bin dolar yaparsak, 1,5 milyon gelen misafirimizle 4-5 milyona çıkartabilirsek biz 20 milyar dolarlık hedefi çok rahatlıkla yakalayabiliriz" şeklinde konuştu. "Bakanlıklarla ikili protokolleri artırmak istiyoruz" Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ikili protokol yapıldığını ve diğer bakanlıklarla da bu protokolleri artırmak istediklerini dile getiren Genel Müdür Ünver, "Şimdi TGA ile masaya oturduk. Kurumlar bireysel olarak tanıtımlarını yaparlarken, TGA’yla beraber biz sağlık turizminde GoTürkiye’de nasıl yapılıyorsa sağlık turizmiyle ilgili bütün alanlarda, ülke tanıtım noktasında artık TGA da tanıtımımızı yapacak. Biz yine Türk Hava Yolları’yla İstanbul Havaalanı, Sabiha Gökçen, çeşitli mecralarda bilinirliğimizi arttırmaya çalışıyoruz. Yine diğer taraftan HealthTürkiye platformunu oluşturduk" dedi. "HealthTürkiye, merdiven altı ile mücadele anlamında farkındalık oluşturuyor" Ünver, 12 ülkenin Türkiye’ye gelecek olan vatandaşlarına HealthTürkiye platformu üzerinden kurumları takip etmeleri tavsiyesinde bulunduğunu kaydederek, "Bu merdiven altı tabir ettiğimiz grupla da mücadele etme anlamında bir farkındalık oluşturuyor. Onun için önemli bu. Bünkü bu kurumlar bizim arkasında durabileceğimiz kurumlar ve sağlık turizmi yapmalarıyla alakalı söylediğimiz şartları yerine getiren kurumlar. Bu konu sadece USHAŞ’ın uktesinde giden bir konu değil. Birçok bakanlıkla beraber USHAŞ’ın da aktif olduğu bir sistemi konuşuyoruz" açıklamasında bulundu. "Konu Türkiye’nin talep ediliyor olmasıdır" Ünver, yaklaşık 10 aylık çalışma dönemlerinde en fazla İngiltere ile temasa geçildiğini ifade ederek, "İngiltere’deki sağlık sisteminin kısa vadede toparlanmasının çok mümkün olmadığını söyleyebiliriz ama konu Türkiye’nin bu noktada talep ediliyor olmasıdır. Sağlığı için gelen insanları biz illa hasta olarak kabul etmemiz gerekmiyor. İnsanlar güzelleşmek için de sağlıklı yaşam için de ya da yeni ülke görmek için, turizm için de geliyor. Gelmişken check-up da yaptırmak istiyor, başka işlerini de yaptırmak istiyor ya da bunun için de gelmek istiyor" ifadelerini kullandı. HealthTürkiye platformuna üye olmayan kurumlar 26 Eylül’den itibaren sağlık turizmi yapamayacak Sağlık hizmeti veren kurumların Health Türkiye platformuna üyeliğini zorunlu hale getirdiklerini ve 26 Eylül itibarıyla bu platforma üye olmayan kurumların kayıt dışı kurumlar statüsünde yer alacaklarını belirten Ünver, "Health Türkiye platformuna dahil ettiğimiz kurumlara, sözleşmeler yoluyla faaliyet alanlarını geliştirmeleri konusunda destek olacak ve onları dünya markası haline getirme sürecinde yanlarında olacağız. Diğer taraftan plazalarda yetkisiz kişiler üzerine yer tutmuş olanlar gibi kayıtlı olmayan arkadaşlarla ilgili ise amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. Bu arkadaşlarla ilgili yasal süreçlerin başlayacağından emin olabilirsiniz. Bu arkadaşlar sağlık turizmi yapamazlar. Çünkü sağlık tesislerinin hepsinin faaliyeti, sağlık hizmeti üretmek ve onun için ruhsatlandırılıyor" dedi. "‘USHAŞ Plus’ isimli yeni bir portal oluşturuyoruz" İlerleyen günlerde ‘USHAŞ Plus’ isimli yeni bir portalın oluşturulacağını aktaran Ünver, sözlerine şöyle devam etti: "O portalda Türkiye’de üretilen yerli ve milli ürünlerin ağırlıklı olarak yurt dışına satışıyla alakalı bir portal diye düşünebilirsiniz. İnsanlar buradan ürünleri görebilecekler, seçebilecekler. Yine biz onlara o ürünleri oradan pazarlayabileceğiz, satabileceğiz. Ülkelerle bu noktada diyalog kurmamız anlamında belki marka model söylemem çok hoş değil ama Türkiye’de çeşitli portallar üzerinden bunlar yapılıyor. Sonrasında bu alanı da genişletmek istiyoruz. Yine ilaçla alakalı özellikle nadir ilaçlar ya da vatandaşların ilaç temininde sıkıntı yaşadığı konularda da çözüm üretebilmek anlamında bir otomasyon sistemi oluşturuyoruz. Onun da zamanı herhalde yine 2-3 ay içerisinde tamamlamış olacağız." "USHAŞ’ın bir görevi de garantörlük" USHAŞ’ın bütün görevlerinin yanı sıra uluslararası platformlarda garantörlük rolünün de olduğunu dile getiren Ünver, "Şimdi o ülkelerde bazen kendilerini bireysel olarak ifade etmelerinde kurumlar zorluk yaşayabiliyorlar ya da gidiyorlar devlet ricali ile temas kurmaları zor olabiliyor. Ya da ödeme sistemleri ya da finans yapıları buna uygun olmayabiliyor. Şimdi siz aldığınız risk öngörülebilir risk olmazsa orada yatırım yapmak ve iş yapmaktan çekinirsiniz. Biz o tür durumlarda Türk firmalarına, hastanelerine, ilaç ve tıbbi cihaz firmalarına diyoruz ki bizimle beraber hareket edin. Biz sizin alacağınız parada garantör olalım. Yani eğer orası paranızı ödemezse biz sizin paranızı ödeyelim. Bu firmalar bizim firmalarımız ve biz bu kurumların arkasındayız" diye konuştu.
04 Temmuz 2025 Cuma - 11:53
Menteşe Belediyesi’nden kamu kurumlarına destek
Menteşe Belediyesi, başta okullar, sağlık kurumları ve ibadethaneler olmak üzere, vatandaşların kamu hizmeti aldığı tüm kurumlara imkânları ölçüsünde desteğini sürdürüyor. Çalışmalar kapsamında sağlık merkezlerine de destek veren Menteşe Belediyesi, Camikebir Mahallesi’nde bulunan 6 No’lu Sağlık Ocağı’nın doğalgaz erişimini sağladı. Sağlık ocağının parke taşları ve ahşap parkesi yenilenerek badana, boya, bakım ve onarım işlemleri yapıldı. Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, "Menteşe’de vatandaşlarımıza sunulan hizmetin içeriği ne olursa olsun, hiçbir kurumu kendi kurumumuzdan ayırmadan çalışıyor, tüm imkânlarımızla katkı sağlıyoruz" dedi. Başkan Gonca Köksal Aras, kurum ayrımı gözetmeksizin hizmet ürettiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Halkımızın hizmet aldığı her kurumda ve her alanda belediye olarak katkı sağlıyor, talep ve ihtiyaç hâlinde hizmet ve projelerde iş birliğimizi sürdürüyoruz. Tüm kamusal hizmetlere belediyenin asli görevi gibi yaklaşıyoruz. İlçemizdeki kamu kurumlarının bakım, onarım ve tadilatına; ihtiyaç duyulan malzemelerin teminine; sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerde iş birliğine kadar her alanda katkımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda 6 No’lu Sağlık Ocağımızın doğalgaz bağlantısı ile bakım ve onarım çalışmaları belediyemiz tarafından yapıldı." Muğla İli Muhtarlar Federasyonu Başkanı ve Kiramettin Mahallesi Muhtarı Hayrettin Akay ile Aile Hekimi Dr. Uğur Sönmez, 6 No’lu Sağlık Ocağı’nın doğalgaza erişimini sağladığı için Başkan Gonca Köksal Aras’a teşekkür ziyaretinde bulundu. Aile Hekimi Dr. Uğur Sönmez, ziyarette desteklerinden dolayı Başkan Köksal Aras’a teşekkür etti. Muğla İli Muhtarlar Federasyonu Başkanı Hayrettin Akay ise, "Gonca Başkanımız hiçbir mahallemizi ya da kurumumuzu ayırt etmeden hizmet ulaştırıyor. Mahallelerimiz ve muhtarlarımız adına başkanımıza teşekkür ediyorum" dedi.
04 Temmuz 2025 Cuma - 11:49
Gerze Devlet Hastanesi’ne 12 kanallı dijital EKG cihazı
Sinop’un Gerze Devlet Hastanesi, dijitalleşme vizyonu doğrultusunda 3 adet yeni nesil 12 kanallı dijital EKG cihazını bünyesine kazandırarak hizmete sundu. Poliklinik EKG Birimi ve Acil Servis’te aktif olarak kullanılmaya başlanan cihazlar; ölçümlerde yüksek doğruluk, hızlı veri erişimi, hasta kayıtlarının dijital ortamda güvenle saklanması ve hekimler arası kolay veri paylaşımı gibi avantajlar sağlıyor. Gerze Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Abdulkerim Köroğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Hastanemizin teknolojik altyapısını sürekli geliştiriyoruz. Yeni nesil EKG cihazlarımız, hekimlerimizin iş yükünü azaltırken tanı ve tedavi süreçlerini hızlandıracak. Halkımıza en iyi hizmeti sunmak için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. Hastane Müdürü Ali Kuzu ise "Bu yatırımlar, hastanemizi dijital hastane vizyonuna bir adım daha yaklaştırıyor. Teknolojiyi etkin kullanan bir sağlık kurumu olma hedefimiz doğrultusunda güçlü adımlar atmaya devam edeceğiz. Cihazlarımızın halkımıza hayırlı olmasını diliyor, katkı sağlayan tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu.
04 Temmuz 2025 Cuma - 11:35
100. yıl gıda analiz laboratuvarında pestisit kalıntı analizleri yapılıyor
100. Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı, Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Muğla Ticaret Borsası arasında imzalanan protokol çerçevesinde hayata geçirildi. Laboratuvar, özellikle zeytinyağı ve bal ürünlerine yönelik gerçekleştirdiği analizlerle bölgedeki ürünlerin kalitesini tescillemeye devam ediyor. ISO 17025 standardı kapsamında TÜRKAK akreditasyon sürecine yönelik çalışmalar da eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Muğla il sınırları içerisinde faaliyet gösteren gıda üreticileri ve kooperatifler tarafından üretilen ürünlerin kalite kontrolünün sağlanması ve yenilikçi ürünlerin geliştirilmesine yönelik AR-GE çalışmaları yürütülmesi hedeflenen laboratuvar, tüketici sağlığını esas alan yaklaşımıyla gıda güvenliği konusunda önemli bir rol üstleniyor. Bu kapsamda, laboratuvarda pestisit kalıntısı analizleri de gerçekleştiriliyor. Muğla Ticaret Borsası Başkanı Hurşit Öztürk, "Yaptığımız her işte insana dokunmaktan yanayız. Bu noktada biz Ticaret Borsası olarak Büyükşehir Belediyemizle, iş birliği içerisinde önce duyusal analiz laboratuvarımızı bütünleyici olarak 100. Yıl Gıda Analiz Laboratuvarımızı kurduk. Burada temel amaç üreticiden tüketiciye kadar ürünlerin izlenebilirliğini sağlamak ve son tüketici olan vatandaşımızın da kaliteli ürünleri tüketmesini sağlamak hedefimizdir" şeklinde konuştu. Ferek, "Kaliteli ürün için üreticilerimizi analize bekliyoruz" Muğla Büyükşehir Belediyesinde görevli Gıda Yüksek Mühendisi Övgü Ferek, "Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Muğla Ticaret Borsası’yla ortak protokol kapsamında hayata geçirilen 100. Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı’nda üreticilere ve kooperatiflere destek olmak var olan ürün kalitesini artırmak, üretime katkıda bulunmak amacıyla analizler yapıyoruz. Şu an itibariyle zeytinyağında 6, bal da ise 5 parametrede analiz yapıyoruz. Ağustos sonu itibariyle de bal analizlerinde 10 parametreyi tamamlayacağız. Ayrıca TÜRKAK’a zeytinyağında 6 parametrede akreditasyon başvurusunda bulunduk. ISO 17025 kapsamında dokümantasyon çalışmalarımız devam ediyor. Önümüzdeki günlerde de yaş meyve sebzede pestisit balda da antibiyotik çalışmalarına başlayacağız. Laboratuvarımızda gıda analiz fiyatları özel laboratuvara göre yaklaşık olarak yarı yarıya. Kaliteli ürün için tüm üreticilerimizi analiz yaptırmaya davet ediyoruz." dedi. Başkan Aras: "Muğla’nın doğal ve kaliteli ürünlerini tüm dünyaya taşıyacağız" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Zeytin ve bal gibi değerli ürünleriyle Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olan Muğla’mızda, üretilen ürünlerin kalitesini güvence altına almak ve değerini artırmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. 100. Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı ile ürünlerimizin kalitesini artırırken, tüketicilerimize de sağlıklı, güvenilir ürünler sunma hedefimize bir adım daha yaklaşıyoruz. Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak, üreticilerimizin yanında olmaya ve Muğla’mızın doğal, kaliteli ürünlerini hak ettiği değere ulaştırmaya devam edeceğiz. Hep birlikte, Muğla’nın doğal ve kaliteli ürünlerini tüm dünyaya taşıyacağız" dedi.
04 Temmuz 2025 Cuma - 11:23
Düşmese öğrenemeyecekti: Bel ağrısı kanseri ortaya çıkardı
53 yaşındaki Cemal Anitaş’ın yaşadığı bir dizi talihsiz kaza, hayatını değiştiren gerçeği ortaya çıkardı. Tatilde yaşadığı düşme sonrası başlayan bel ağrıları, birkaç hafta içinde yaşadığı ikinci bir düşmeyle iyice şiddetlendi. Bu ağrılar nedeniyle çekilen MR görüntülemesinde, kemiklerde anormal bulgular tespit edildi. Yapılan ileri tetkiklerin ardından multipl miyelom, yani kemik iliği kanseri teşhisi kondu.
04 Temmuz 2025 Cuma - 11:20
Düşmese öğrenemeyecekti: Bel ağrısı, kanseri ortaya çıkardı
53 yaşındaki Cemal Anitaş’ın yaşadığı bir dizi talihsiz kaza, hayatını değiştiren gerçeği ortaya çıkardı. Tatilde yaşadığı düşme sonrası başlayan bel ağrıları, birkaç hafta içinde yaşadığı ikinci bir düşmeyle iyice şiddetlendi. Bu ağrılar nedeniyle çekilen MR görüntülemesinde, kemiklerde anormal bulgular tespit edildi. Yapılan ileri tetkiklerin ardından multipl miyelom, yani kemik iliği kanseri teşhisi kondu. Bu travmalar yaşanmasa ve MR çekilmese tanının muhtemelen yıllar sonra, belki de organ hasarı çıktığında konabileceğine değinen Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Gökhan Özgür, "Bu düşme, erken tanı açısından büyük bir şans. Multipl miyelom sinsi ilerleyen bir hastalık. Tanı genellikle kansızlık, kemik lezyonları veya böbrek yetmezliği gibi bulgular ortaya çıktıktan sonra konuyor. Ancak Cemal Bey’in durumunda, üst üste yaşanan üç düşme sonrasında alınan MR görüntüleri hastalığın karakteristik izlerini gösterdi ve böylece erken müdahale şansı doğdu" açıklaması yaptı. "Artık köpeğime ‘aslan oğlum’ diyorum, çünkü belki de hayatımı kurtardı" Hikâyesini anlatan Cemal Anitaş, "Her şey aslında Mısır’da tatildeyken başladı. Yaklaşık 20 santimlik bir çukuru fark etmedim, boşluğa basıp düştüm. Belimde ‘tık’ diye bir ağrı hissettim. Geçti sandım. İki hafta sonra köpeğimi gezdirirken bu sefer 10 santimlik bir çukura düştüm. Aynı ağrı tekrar oldu. Üçüncü olayda ise yeni doğum yapmış bir kedi beni itti, yine düştüm, yine aynı bel ağrısı... Bu kazalar arka arkaya geldi. En sonunda MR çektirdik. Sonuçları beklerken insan ister istemez internete girip araştırıyor. Moral bozucu şeyler okuyorsun ama iyi bir ekiple süreci yürütünce her şey kolaylaşıyor" dedi. Anitaş, "Doktorum bu süreçte bize çok güzel yol gösterdi. Ekibi de öyle. Şu an tedavinin ilk ayındayız ve gayet iyi gidiyoruz. Açıkçası bu durumun fark edilmesi bir şans oldu. Eğer bu kazalar olmasaydı, hastalığım çok geç ortaya çıkacaktı. Artık köpeğime ‘aslan oğlum’ diyorum, çünkü belki de hayatımı kurtardı" şekline konuştu. "Bu süreçte neşeni kaybedersen zorlanırsın" Anitaş, sözlerine şunları ekledi: "Pazartesi ve cuma günleri tedaviye gidiyorum. Zaman zaman zor oluyor, ilaçların yan etkileri var ama güçlü olmaya çalışıyorum. Eşim ve oğlum bana çok destek oluyor. Bu süreçte neşeni kaybedersen zorlanırsın. Artık daha bilinçliyim. Herkesin yılda bir kez check-up yaptırması gerektiğini çok net öğrendim" "5-6 yıl boyunca belirti vermeden ilerleyebilir" Uzm. Dr. Özgür, "Hastamız yaklaşık bir ay önce bel ağrısı şikâyetiyle bize başvurdu. Kendisinde bir travma öyküsü vardı ve bu travma sonrası çekilen MR’da kemik iliği kanserine işaret eden bulgular tespit edildi. Hematoloji olarak hızlı bir değerlendirme yaptık ve kemik iliği biyopsisiyle tanıyı koyduk. Hastamızın durumu, kemik iliği kanserlerinden biri olan multipl miyelom olarak teşhis edildi. Multipl miyelom, akut lösemilere kıyasla daha yavaş seyreden bir hastalıktır. Hastalık sinsi bir şekilde ilerlediği için tanı genellikle kansızlık, kemik lezyonları veya böbrek hasarı gibi bulgularla konur. Ortalama olarak, 5-6 yıl boyunca belirti vermeden ilerleyebilir. Cemal Bey de MR’da ‘zımba deliği’ görünümü fark edildi. Eğer bu travma olmasaydı tanı çok daha geç konulabilirdi" dedi. "Multipl miyelomun tedavi süreci uzundur" Hızla tedaviye başladıklarını belirten Uzm. Dr. Özgür, "Şu an kemoterapi değil, hedefe yönelik tedaviler ve akıllı ilaçlar kullanıyoruz. Cemal Bey’in bel ağrıları azaldı, organ hasarı da gelişmedi. Bu bizim için oldukça sevindirici. Multipl miyelomun tedavi süreci uzundur. İlk aşamada yoğun bir indüksiyon tedavisi veririz, ardından pekiştirme ve idame tedavisi gelir. Nakil uygunluğu varsa 4. aydan sonra planlama yapılır. İdame tedavi yaklaşık 2 yıl sürer" şeklinde konuştu. "Ağız kuruluğu, aşırı susama gibi şikâyetler olur" "Multipl miyelom tüm dünyada kemik iliği kanserlerinin en sık görülen tiplerinden biridir." diyen Uzm. Dr. Özgür, "Bazen check-up sırasında kansızlıkla ya da inflamasyonla fark edilir. Bu noktada hekim şüphesi çok önemlidir. Cemal Bey’in tanısı da bu farkındalık sayesinde konulabildi. Hastalarımızda genellikle kansızlık, omur kırıkları, kalsiyum yüksekliği gibi sorunlar görülebilir. Ağız kuruluğu, aşırı susama, halsizlik, ağrı gibi şikâyetler olur. Bu yüzden düzenli yaşam, egzersiz ve kontroller çok önemlidir. Her bel ağrısı kanser değildir ancak ısrarcı ve tekrarlayan ağrılar ciddiye alınmalıdır" uyarısında bulundu.
04 Temmuz 2025 Cuma - 11:02
Prof. Dr. Yalnız: "Sürekli ve devamlı bir glütensiz diyetle beslenmek çok doğru değil"
Glütene karşı herhangi bir hassasiyetin saptanmadığı durumlarda sürekli ve devamlı bir glütensiz diyetle beslenmenin çok doğru olmadığını dile getiren Prof. Dr. Mehmet Yalnız, "Çünkü temel besin kaynağımız olan arpa ve buğdayı beslenmemizden çıkarmış oluyoruz. Bu durumda kalsiyum gibi bizlere gerekli olan bazı besin değerlerini alamıyoruz" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yalnız, glüten hassasiyeti hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Glütenin temel besin kaynağı olması nedeniyle önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yalnız, "Glüten buğday, arpa ve çavdar gibi temel tahıllarda bulunan bir besin öğesidir. Çölyak hastalığına yol açar. Çölyak hastaları, glüteni tamamen hayatlarından çıkarmaları gerekiyor. Glütensiz beslenme temel bir beslenme şeklidir. Bir de glüten hassasiyeti var. Bu daha çok bir alerji gibi tanımlayabiliriz. Bunun tedavisi daha kolay. Glütensiz diyetle beslenebilir ama teşhisi zor bir durum. Çölyak hastalığı gibi ömür boyu glütensiz beslenmek gerekiyor. Geçici olabiliyor. Bir yıl süreyle glütensiz beslenme tavsiye ediliyoruz. İnsanların herhangi bir glüten duyarlılığı olmamasına rağmen glüten diyetle beslenmeye başladıklarını görüyoruz. Ama bu gerekli değil. Glüten beslenmek bir miktar sağlıklı gibi gelebilir ama burada kaçırılmaması gereken durumlardan bir tanesi acaba biz bunlarda glütensiz mi besleniyoruz yoksa arpa, buğday, çavdarın içinde olduğu için bunlardaki başka maddeleri almadığımız için mi biz rahat ediyoruz" diye konuştu. Prof. Dr. Mehmet Yalnız, "Bence bir hekim tarafından glütene karşı herhangi bir hassasiyet tetkikle saptanmamışsa, sürekli ve devamlı bir glütensiz diyetle beslenmek çok doğru değil. Çünkü temel besin kaynağımız olan arpa ve buğdayı beslenmemizden çıkarmış oluyoruz. Bu durumda kalsiyum gibi bizlere gerekli olan bazı besin değerlerini alamıyoruz. Glütensiz beslendiğimiz zaman glüten içermeyen karbonhidrattan zengin beslenerek kalp, şeker, obezite, kolesterol ve metabolik hastalıkla maruz kalabiliyoruz. Bence sadece şişkinlik, gaz veya sağlıklı besleniyorum demek için glütensiz beslenmeyi hayatımızın merkezine koymamamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
04 Temmuz 2025 Cuma - 10:47
Artan hava sıcaklıkları, kalp ve damar sağlığını tehlikeye atıyor
Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Mutlu Büyüklü, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte su tüketiminin ve güneş çarpmasına karşı alınacak önlemlerin hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Kardiyoloji Anabilim Dalı Bölümü hocası Prof. Dr. Mutlu Büyüklü, yaz aylarında artan sıcaklıkların kalp ve damar hastaları için ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, özellikle güneşin en etkili olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Büyüklü, sıvı kaybı ve sıcak çarpmasının tansiyon düzensizliği, çarpıntı ve kalp spazmını tetikleyebileceğine dikkat çekti. Güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Mutlu Büyüklü, sıvı kaybının hipotansiyon, taşikardi ve hatta başka ritim bozukluklarına neden olabileceğini ifade etti. Sıcaklıkların artmasıyla, vücutta terleme ve sıvı kaybı gibi durumlarla sık karşılaşıldığını belirten Büyüklü, "Kalp ve damar hastalarının özellikle güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde mecbur kalmadıkça dışarıya çıkılmamasını ve güneşe doğrudan maruz kalınmamasını öneriyoruz. Güneşe doğrudan maruz kalındığında, vücut terleme yoluyla sıvı kaybedecektir. Bu nedenle hipotansiyon (tansiyon düşüklüğü), çarpıntı ve taşikardi gibi belirtiler tetiklenebilir. Kronik kalp hastaları sıvı kayıplarına ve tansiyon düşüklüklerine çok duyarlıdır. Tansiyon çok düştüğü takdirde, kalp krizini tetikleyebilir." dedi. Kalp hastalarının sıcağa çok dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Büyüklü, "Kalp yetmezliği ve tansiyon hastalarının kullandığı ilaçları dikkatle kullanmalarını tavsiye ediyorum. Sıcağa bağlı sıvı kaybı sonucu, ilaç yan etkilerinin oluşma riski artar. Gerektiğinde, doktorlarına danışarak ilaçların dozlarını azaltmaları gerekir. Sıvı kaybı sonucu damar içindeki kan yoğunluğu artar ve kanın damar içinde akışkanlığı azalır. Hareket etmesi azaldığı için, zamanla pıhtılaşmayı tetikleyebilir. Bu nedenle damar hastalığı olan hastaların yazın bu sıcak havalarda vücudunu susuz bırakmamaları, yeteri kadar sıvı tüketmeleri; günde 2,5 litre sıvı almaları tavsiye edilmektedir." diye konuştu. Sıcak havalarda vücutta tuz değişiklikleri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Büyüklü, sözlerini şöyle tamamladı: "Terlemeye bağlı olarak, vücuttan sodyum atılımı ter yoluyla fazla olur. Tansiyon hastalarının dikkatli olmaları lazımdır. Çünkü tuz ve sıvı kaybına bağlı olarak tansiyon düşer. Eğer yüksek doz tansiyon ilaçları kullanıyorlarsa, tansiyonu daha da düşürebilir. Gerekirse, ilaçlarını doktorlarına danışarak dozlarını ayarlamalarını tavsiye ediyorum."
04 Temmuz 2025 Cuma - 10:17
78 yaşındaki kadına kalıcı kalp pili takıldı
Siverek Devlet Hastanesinde 78 yaşındaki kadın hastaya ilk kez kalıcı kalp pili takıldı. Edinilen bilgilere göre, tekrarlayan bayılma ve baş dönmesi şikayetleriyle hastaneye başvuran yaşlı kadında yapılan tetkikler sonucunda ileri derecede kalp ritim bozukluğu (AV tam blok) tespit edildi. Kalp atım hızının dakikada 20’ye kadar düştüğü belirlenen hasta yoğun bakım ünitesine alındı. Burada uygulanan tedavi sürecinde hastanın kalp atımının tamamen kalp piline bağımlı olduğu belirlendi. Hastane Kardiyoloji Uzmanı Dr. Kutluhan Eren Hazır tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonla hastaya çift odacıklı kalıcı kalp pili takıldı. Yapılan işlem, Siverek Devlet Hastanesinde kalıcı kalp pili uygulanan ilk vaka olarak kayıtlara geçti. Siverek Devlet Hastanesi yetkilileri, bölgede nitelikli sağlık hizmetlerinin gelişmesi adına önemli bir adım attıklarını belirterek, benzer ileri tetkik ve tedavi hizmetlerinin devam edeceğini ifade etti. Olayla ilgili açıklama yapan yetkililer, hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu ve taburculuk sürecinin takip edildiğini bildirdi.
04 Temmuz 2025 Cuma - 10:16
Siirt’te Fetal Kardiyak Konsey uygulaması başladı
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, anne ve bebek sağlığı alanında önemli bir yeniliğe imza atarak bölge için bir ilk olan Fetal Kardiyak Konsey uygulamasını başlattı. Doğum öncesi dönemde bebek kalp sağlığının değerlendirilmesine yönelik başlatılan uygulama, perinatoloji uzmanı Dr. Songül Ece Gönen ve pediatrik kardiyoloji uzmanı Dr. Yağmur Damla Önal’ın koordinasyonunda yürütülüyor. Konsey çalışmaları kapsamında anne karnındaki bebeklerde kalp hastalıkları çok erken dönemde tespit edilerek ileri tetkik ve takip süreçleri titizlikle planlanıyor. Multidisipliner bir yaklaşımla yürütülen değerlendirmeler sayesinde yüksek riskli gebeliklerde yaşanabilecek komplikasyonlara karşı erken müdahale imkanı sağlanırken, kritik tanı ve tedavi süreçleri hızlandırılıyor. Yeni uygulama, hem anne hem de bebek sağlığını doğrudan etkileyen kararların uzmanlar arasında bilimsel eşgüdümle alınmasına katkı sunuyor. Fetal Kardiyak Konsey uygulaması ile Siirt’te anne ve bebek sağlığının korunması adına önemli bir adım atılmış oldu.
04 Temmuz 2025 Cuma - 10:12
Siirt’te Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde gece mesaisi başlıyor
Siirt İl Sağlık Müdürlüğü, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve gündüz saatlerindeki yoğunluğu azaltmak amacıyla Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde gece mesaisi uygulamasını başlatıyor. Merkezde, 17.00 – 21.00 saatleri arasında yürütülecek gece mesaisi kapsamında, gündüz saatlerinde yapılan tüm işlemler akşam saatlerinde de aynı şekilde gerçekleştirilecek. Vatandaşlar, akşam saatlerinde de diş muayenesi, tedavi, dolgu, çekim ve diğer ağız ve diş sağlığı hizmetlerinden yararlanabilecek. Uygulama ile gündüz yaşanan yoğunluğun azaltılması ve hasta memnuniyetinin artırılması hedefleniyor.
04 Temmuz 2025 Cuma - 10:11
Sağlık çalışanları notalarla şifa dağıttı
Medicana International İzmir Hastanesi Türk Sanat Müziği korosu dün akşam unutulmaz bir konsere imza attı. Aylardır prova yapan koro üyeleri, solo performanslarıyla da kulakların pasını sildi. Hastane Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Bizi biz yapan insan ruhuna uzanan elimiz ve hizmetlerimizdir" diyerek şu ifadeleri kullandı: "Bu nedenledir ki bizim için sağlık sayılardan fazladır. Bir çocuğun yeniden koşması, bir yaşlının ağrısız uyanması, bir annenin evladına kavuşması İşte bizim başarı tanımımız budur." Medicana International İzmir Hastanesi’nde çalışan sağlık personeli, doktorlar ve idari personelin oluşturduğu Türk Sanat Müziği korosu, MBA Okulları Dokuz Eylül Kampüsü’nde konser verdi. Çok sayıda davetlinin katıldığı konserde, ‘Şarkımı Senin İçin’, ‘Beyoğlu’nda Gezersin’, ‘Şimdi Bahara Erdim’, ‘Hatırla Sevgili’ gibi Türk Sanat Müziği’nin unutulmaz eserleri seslendirildi. Konserin açılış konuşmasını gerçekleştiren Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, Ege’de beşinci yılını dolduran Medicana’nın başarısının insan ruhuna dokunan hizmet anlayışından kaynaklandığını vurguladı. Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Sağlık alanında özverili çalışmalarıyla tanıdığımız sahnedeki arkadaşlarımızın bugün başka bir yönünü göreceğiz. Bu akşam sahnede izleyeceğiniz kişiler, sadece hekimler, hemşireler, sağlık çalışanları değil; aynı zamanda gönüllerini müziğe vermiş, Türk Sanat Müziği’nin zarafetini taşıyan çok değerli sanat dostlarıdır. Onlar, gündüz hastalarımızın şifası için çalışan, bu gece ise kalplerini ezgilere katan kahramanlarımızdır" dedi. Müzik insanı insana yakınlaştırır Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı sözlerine şöyle devam etti: "Bilim der ki, müzik stres hormonlarını düşürür, kalp ritmini yavaşlatır, hatta ağrı eşiğini yükseltir. Ben de müzikle iç içe büyümüş biriyim. Nota defterlerinin kenarına yazılmış küçük bestelerden büyük hayallere uzanan bir yolculuğun ne demek olduğunu iyi bilirim. Bu yüzden, sahnedeki her bir arkadaşımızın heyecanını ve emeğini yürekten hissediyorum. Onların sesi, sadece kulaklarımıza değil, kalplerimize de dokunacak. Biliyoruz ki, müzik insanı insana yaklaştırır. Bugün hastane koromuzla sadece notalar değil, birliktelik, şefkat ve dayanışma da duyacaksınız." Dinleyenlerin kulaklarının pası silindi Koro şefliğini Türk Sanat Müziği sanatçısı Dilek Şafak Çakar’ın yaptığı konserde aralarında ‘İkinci Bahar’, ‘Kimseye Etmem Şikayet’, ‘Benim Gönlüm Sarhoştur’, ‘İzmir’in Kavakları’ parçalarının da bulunduğu 25 eser seslendirildi. Solo performanslarla müzik ziyareti ikiye katlanırken, Medicana Bursa Hastanesi’nden doktorlar ve yöneticiler de dinleyenler arasındaydı. Koro şefi Dilek Şafak Çakar ve konsere söylediği türkülerle renk katan Türk Halk Müziği sanatçısı Ali Çakar’a çiçeklerini Medicana Sağlık Grubu adına Medicana Bursa Hastanesi İcra Kurulu Başkanı Dr. Engin Bozkurt takdim etti. Dr. Engin Bozkurt, bu anlamlı konser için İzmir’de olmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, "Sanata önem veriyoruz. Sanat dalları arasında müzik, sağlığa katkısı nedeniyle en çok önemsediğimiz alan. İzmir hastanemizde bugün ilki gerçekleştirilen konserlerin devamını diliyorum" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder