SAĞLIK
Efeler’de OED cihazları hizmete girdi 28 Nisan 2026 Salı - 17:04:45 Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, Aydın basınının unutulmaz ismi merhum Erman Çetin’in anısını yaşatan, modern tıbbın en önemli ilk yardım araçlarından biri olan OED cihazlarını hizmete sundu. Efeler Belediyesi ile Aydın Gazeteciler Cemiyeti (AGC) iş birliğiyle, kentin en işlek noktaları OED (Otomatik Eksternal Defibrilatör) cihazlarıyla donatıldı. Geçtiğimiz yıl 28 Nisan’da, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erman Çetin, vefatının yıl dönümünde anlamlı bir törenle anıldı. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ve yönetiminin tam kadro katıldığı programa; Erman Çetin’in ailesi, Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ümit Özmen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Çetin’in adı Efeler sokaklarında insanları hayata bağlayan bir simgeye dönüştü. Uğur Mumcu Parkı’nda düzenlenen etkinlikle birlikte; Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki Uğur Mumcu Parkı, Menderes Park, Fatih Mahallesi kapalı pazar yeri, İmamköy Mahallesi Doğa Otel, Zafer Meydanı’ndaki belediye otoparkı, Pınarbaşı Mesire Alanı, Efeler Belediyesi hizmet binası girişi ve ESKO iş hanı olmak üzere kentin 8 farklı noktasına yerleştirilen cihazlar hizmete girdi. Etkinliğin ardından katılımcılar, düzenlenen lokma hayrında bir araya geldi. Programda konuşan Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, "Aydın Gazeteciler Cemiyeti’nin fikriyle yola çıktığımız bir sosyal sorumluluk projesinin paydaşı olmaktan mutluyuz. Geçen yıl; önceki dönem Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Aydın’ın değerli gazetecisi kıymetli kardeşim Erman Çetin’in hiç beklenmedik kaybına uyanmıştık. Aydın kıymetli bir değerini kaybetti. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ile görüştük. Birlikte böyle bir sosyal sorumluluk projesi yaptık. Aydın’da 8 noktaya yerleştirdik. OED cihazı ani kalp durmalarında tamamen otomatik ilk yardım yapacak bir cihaz. Aydın’da bulunan spor salonlarından da bu cihazı temin etmelerini isteyeceğiz. Bundan sonra böyle acı kayıplar yaşamak istemiyoruz. Tekrar Erman Çetin’e Allah’tan rahmet, ailesi, yakınları, sevenleri ve basın camiasına baş sağlığı diliyorum. Proje fikrinin sahibi Aydın Gazeteciler Cemiyeti’ne de teşekkür ediyorum. Umarız birlikte ortak çalışmalarımıza devam ederiz" dedi. Erman Çetin’i çocukluğundan beri tanıdığını ifade ederek konuşmasına başlayan Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş, "Erman Çetin Başkanımız benim çocukluğumdan beri tanıdığım, biz daha okula giderken ilçemizde gazetecilik yapan bir ağabeyimizdi. Zaman geçti aynı şehirde gazetecilik yaptık, aynı cemiyette basın camiamız için sorumluluk aldık. Maalesef hiç beklemediğimiz bir anda Erman ağabeyimizi kaybettik. Erman Çetin şehrimiz için önemli bir değerdi ve ismini yaşatmak için, aynı zamanda da şehrimize faydalı olabilecek bir anı bırakmak istedik. Son dönemde erken yaşta gelen kalp krizi nedeniyle çok sayıda vatandaşımızı kaybettik. Başka değerlerimizi kaybetmeyelim, Erman Çetin’in de adını yaşatalım diye bu proje ortaya çıktı. Anıl başkanımıza projemizi ilettik ve hemen kabul etti. Bugün de ilk adımı attık. Umarım tüm Aydın’da bunu yaygınlaştırırız." diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 14:55 Uzmanı uyardı: Baharda cilt hastalıkları artıyor Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba, bahar aylarında artan güneş ışınları, yükselen sıcaklık, polen yoğunluğu ve terleme gibi çevresel faktörlerin cilt sağlığını doğrudan etkilediğini belirterek, "Bu dönemde hem mevcut deri hastalıkları alevlenebilir hem de bazı cilt sorunları ilk kez ortaya çıkabilir" dedi. "Güneş alerjisi baharda daha sık görülüyor" Bahar aylarında cildin dış etkenlere karşı daha hassas hale geldiğini vurgulayan Akbaba, "Kış aylarında güneşten uzak kalan cilt, bahar aylarında ani şekilde güneşe maruz kaldığında savunmasız kalır. Bu nedenle baharın ilk dönemlerinde güneş alerjisi vakalarında belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu durum genellikle güneşe çıkıldıktan kısa süre sonra ortaya çıkar. Özellikle yüz, boyun, kol ve dekolte gibi güneşe açık bölgelerde kaşıntılı, kızarık ve kabarık döküntüler görülür" diye konuştu. "Bitki teması kalıcı lekeler bırakabilir" Açık havada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte bitkilerle temasın da arttığını belirten Akbaba, şu uyarılarda bulundu: "Özellikle limon, incir ve bazı yabani bitkilerle temas sonrası gelişen fitodermatit sık görülür. Bu durumda ciltte önce kızarıklık ve yanma hissi oluşur ardından güneş ışığıyla etkileşime girerek kahverengi lekeler ortaya çıkabilir. Bu lekeler bazı hastalarda uzun süre kalıcı olabilir." "Terleme mantar enfeksiyonlarını tetikliyor" Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte artan terlemenin cilt üzerinde nemli bir ortam oluşturduğunu belirten Akbaba, "Bu durum mantar enfeksiyonları için uygun zemin hazırlar. Özellikle ayaklarda, kasık bölgesinde ve vücudun kıvrım alanlarında kaşıntılı, kızarık ve bazen pullanma ile seyreden lezyonlarla kendini gösterir. Kişisel hijyenin yanı sıra uygun kıyafet seçimi de mantarı önleme noktasında önemlidir. Sentetik ve hava almayan kıyafetler enfeksiyonları artırabilir" uyarısında bulundu. "Polen ve çevresel faktörler alerjiyi artırıyor" Bahar aylarında polen yoğunluğunun artmasıyla sadece solunum yollarının değil, cilt hastalıklarının da tetiklendiğini söyleyen Akbaba, "Kontakt dermatit vakalarında da bu dönemde belirgin artış görülür. Polenler, bitkiler ve bazı kozmetik ürünleri ciltte kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyete yol açabiliyor. Ayrıca atopik dermatit (egzama) hastalarında da bu dönemde alevlenmeler görülebilir. Cilt bariyeri zaten hassas olan bireylerde çevresel alerjenler kaşıntı ve kuruluğu daha da artırır" dedi. "Ani güneş maruziyeti yanıklara neden olabiliyor" Bahar aylarında güneş daha masum gibi algılansa da UV etkisinin oldukça güçlü olduğunu söyleyen Akbaba, "Özellikle ilk güneşlenmelerde cilt korunmasız kalabiliyor. Bu durum güneş yanıklarına neden olabiliyor. Ciltte kızarıklık, hassasiyet, yanma hissi ve bazı durumlarda su toplaması gibi bulgular ortaya çıkabiliyor" diye konuştu. "Akne şikayetleri artış gösterebilir" Artan sıcaklık ve terlemeyle birlikte ciltte yağ üretiminin de arttığını belirten Akbaba, "Akneye yatkın bireylerde sivilce oluşumu artabilir. Gözeneklerin tıkanmasıyla birlikte iltihaplı lezyonlar oluşabilir. Bu dönemde uygun cilt temizliği ve bakımı önem kazanır" dedi. "Basit önlemlerle korunmak mümkün" Bahar aylarında cilt sağlığını korumak için alınacak basit önlemlerin büyük fark gösterebileceğini vurgulayan Akbaba, şunları kaydetti: "Güneşten korunmak en önemli adımdır. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımının yanı sıra cilt tipine uygun nemlendiriciler düzenli olarak kullanılarak cilt bariyeri güçlendirilmeli. Ayrıca pamuklu ve hava alabilen kıyafetler tercih edilmeli, terleme sonrası cilt temizlenmeli ve bitki teması sonrası cilt yıkanmalıdır. Bahar aylarında ortaya çıkan veya artış gösteren cilt problemleri hafife alınmamalı özellikle uzun süren, şiddetlenen ya da yayılım gösteren lezyonlarda bir dermatoloji uzmanına başvurulması önemlidir."
Batman’da "Erken Teşhis Hayat Kurtarır" seferberliği: Köy köy gezip kanser taraması yapıyorlar
27 Mart 2026 Cuma - 09:39 Batman’da "Erken Teşhis Hayat Kurtarır" seferberliği: Köy köy gezip kanser taraması yapıyorlar Batman’ın Gercüş ilçesinde Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri, "Erken Teşhis Hayat Kurtarır" sloganıyla köyleri karış karış gezerek kadınlara yönelik kanser taraması ve bilgilendirme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Gercüş Toplum Sağlığı Merkezi’nin bugünkü durağı Hisar köyü oldu. Hisar Ortaokulu’nda düzenlenen etkinlikte, köydeki kadınlara yönelik kapsamlı bir eğitim programı gerçekleştirildi. Hemşire Gülistan Ülker tarafından verilen eğitimde; rahim ağzı (serviks), meme ve kalın bağırsak kanserleri hakkında hayati bilgiler paylaşıldı. Sağlık Bakanlığı’nın sunduğu ücretsiz tarama hizmetlerini vatandaşın ayağına götüren ekip, eğitim sonrası gönüllü kadınlardan kanser tarama testleri aldı. İnteraktif bir şekilde ilerleyen sunumda, kadınların merak ettiği sorular tek tek yanıtlandı. Eğitimi gerçekleştiren hemşire Gülistan Ülker, bugün Hisar köyündeki kadınlarla bir araya geldiklerini belirterek, kanser hakkında eğitim verdiklerini söyledi. Sağlık Bakanlığı tarafından bu taramaların tamamen ücretsiz yapıldığını ifade eden Ülker, "Bizler, köy köy dolaşarak hem bilgilendirme yapıyor hem de testlerimizi alıyoruz. Erken teşhisin hayat kurtardığını bir kez daha vurguladık ve tüm kadınlarımızı taramalara davet ettik" dedi. Sağlık hizmetinin köylerine kadar gelmesinden büyük memnuniyet duyan Hisarlı kadınlar, bu hassas konuda kendilerini bilgilendiren Ülker’e ve Gercüş Toplum Sağlığı Merkezi yetkililerine teşekkür etti.
Muğla’da kolorektal kanser için bilgilendirme yapıldı
27 Mart 2026 Cuma - 09:34 Muğla’da kolorektal kanser için bilgilendirme yapıldı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Hemşirelik Bölümü ve Tıp Fakültesi, toplumda hayati önem taşıyan kolorektal kansere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla hastanede kapsamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. MSKÜ Hemşirelik Bölümü Cerrahi Hastalıklar Hemşireliği AD ile Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD iş birliğiyle, ’Kolorektal Kanser Farkındalık Etkinliği’ düzenlendi. Erken tanının hayat kurtarıcı gücüne dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, hem sağlık profesyonelleri hem de öğrenciler vatandaşlarla buluştu. Hastaneye başvuran vatandaşlara yönelik kurulan bilgilendirme standında; kolorektal kanserin risk faktörleri, belirtileri ve korunma yolları hakkında detaylı sunumlar yapıldı. Hemşirelik Bölümü öğrencileri ve uzman sağlık personeli, hazırlanan afiş ve broşürler aracılığıyla ziyaretçileri bilgilendirerek görsel ve yazılı eğitim materyalleri paylaştı. Etkinlik boyunca yapılan bilgilendirmelerde, kolorektal kanserin erken evrede tespit edilmesi durumunda tedavi başarısının ciddi oranda arttığı ifade edildi. Düzenli tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiği vurgulanırken, katılımcıların merak ettiği sorular uzmanlar tarafından tek tek yanıtlandı. Toplumun bilinç düzeyini artırmayı hedefleyen farkındalık standı, hastane yönetimi tarafından da büyük ilgi gördü. Etkinlik alanını; Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Kıvanç Karaman, Op. Dr. Alper Gökbel ile Sağlık Bakım Hizmetleri Müdür Yardımcıları Mihrican Çelebi ve Yasemin Babayiğit ziyaret ederek çalışmalara destek verdi.
Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk"
27 Mart 2026 Cuma - 09:34 Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk" Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde, suyun sürdürülebilir kullanımı, görünmeyen su tüketimi ve toplum sağlığına etkileri çok yönlü olarak ele alındı. Su kaynaklarının hızla azalması ve bilinçsiz tüketimin artmasıyla suyun korunması küresel bir sorumluluk haline gelirken, Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde sürdürülebilir su kullanımı ve toplumsal farkındalık konuları kapsamlı şekilde ele alındı. Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) ve MBA Okulları Oran Kampüsü iş birliğiyle Medicana International Ankara Hastanesi Konferans Salonu’nda geçtiğimiz gün gerçekleştirilen etkinlikte, ‘doğru bilinen yanlışlar’ temalı bilgilendirme sergisi ile MBA öğrencilerinin hazırladığı su temalı resimler katılımcılarla buluştu. Ziyaretçiler sergi ziyareti sonrası su farkındalık düzeylerini ölçen ankete katıldı. Ardından düzenlenen seminerde, suyun yalnızca çevresel bir konu değil; insan sağlığı, yaşam kalitesi ve gelecek nesiller açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. Dünyadaki suyun yalnızca yüzde 1’inin kullanılabilir su olduğu belirtilerek, günlük alışkanlıkların ciddi su israfına yol açtığına dikkat çekildi. Görünmeyen su tüketimine dikkat çekildi Etkinlikte yapılan paylaşımlarda, bir tişört üretimi için yaklaşık 7 bin 700 litre, bir hamburger üretimi için ise yaklaşık 15 bin litre su harcandığına dikkat çekilerek, tüketim alışkanlıklarının su kaynakları üzerindeki dolaylı etkileri vurgulandı ve her ürünün ‘görünmeyen bir su hikâyesi’ barındırdığı ifade edildi. Günlük hayatta yapılabilecek basit değişimlerin önemli tasarruflar sağlayabileceği belirtilerek; diş fırçalarken musluğu kapatmak, araba yıkarken hortum yerine kova kullanmak gibi önlemlerle yüzlerce litre suyun korunabileceği aktarıldı. Su, gıda ve gelecek arasındaki bağlantı Türkiye Çevre Eğitim Vakfı Genel Müdürü Almıla Kından Cebbari etkinlikte yaptığı konuşmasında, dünyadaki suyun döngüsel olmasına rağmen kullanılabilir su oranının sınırlı olduğunu belirterek, tüketim alışkanlıklarının çevresel, sosyal ve ekonomik dengeler üzerindeki etkilerine dikkati çekti. Almıla Kından Cebbari şunları kaydetti: "Türkiye’de yılda yaklaşık 33 milyon ton atığın 15 milyon tonu gıda atıklarından oluşuyor. Tarımsal üretimde kullanılan su oranının yüzde 70 seviyesinde. İsraf edilen her gıda aynı zamanda boşa harcanan su anlamına geliyor. Organik atıklar karbon döngüsünü olumsuz etkileyerek küresel ısınmayı artırıyor. Topraktaki organik madde oranının azalması su tutma kapasitesini düşürüyor ve kuraklık riski artırıyor. Suyu korumak yalnızca tasarruf etmekle değil; gıdayı, toprağı ve doğal dengeyi korumakla mümkündür. Değişim ise bireysel farkındalıkla başlar." Eğitimde sürdürülebilirlik ve doğa bilinci TÜRÇEV Eko-Okul sertifikasına sahip MBA Oran Kampüsü’nün çalışmalarını paylaşan Kampüs Müdürü Özlem Yüksel, çevre bilincinin erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Okul bünyesinde gerçekleştirilen uygulamalarda öğrencilerin ata tohumları dikerek üretim sürecine katıldığı, bu sayede hem doğayı tanıdığı hem de sorumluluk bilinci kazandığı belirtildi. Program kapsamında söz alan öğrenci Elif Kübra Balcı ise yıl boyunca gerçekleştirdikleri ekolojik çalışmalarla sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını anlattı. Sağlığın temeli su Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan Medicana International Ankara Hastanesi Genel Müdürü ve Başhekimi Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, sağlıkta suyun yeri ve önemini paylaştı. Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, "Bildiğiniz üzere su kaynaklarının azalması yalnızca susuzluk anlamına gelmez; aynı zamanda hijyen şartlarının bozulmasına bağlı olarak enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırır. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar insan güvenli içme suyuna erişememekte, 3,6 milyar insan ise yeterli sanitasyon hizmetlerinden yoksun yaşamaktadır. Bu durumun en ağır sonuçlarını ise çocuklar yaşamaktadır. Güvensiz su, yetersiz hijyen ve sanitasyon şartları nedeniyle her gün yaklaşık 1.000 çocuk önlenebilir hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Su sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda sağlığın kendisidir. Bu nedenle suyun korunması, yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda toplum sağlığını doğrudan etkileyen kritik bir hijyen ve enfeksiyon önleme konusudur" ifadelerini kullandı.
Baharla birlikte polen alerjisi alarmı
27 Mart 2026 Cuma - 08:52 Baharla birlikte polen alerjisi alarmı Bahar aylarının gelmesiyle doğa canlanırken, milyonlarca kişi için "polen kabusu" da başlıyor. Sabah uyanır uyanmaz peş peşe gelen hapşırıklar, gözlerdeki kaşıntı ve bitmek bilmeyen burun akıntısı hayat kalitesini düşürüyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu polen alerjisinin hafife alınmaması gerektiğini, özellikle çocuklarda tedavi edilmeyen alerjinin astımı tetikleyebileceğini vurguladı. Sabah uyanır uyanmaz peş peşe hapşırıklar, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı bahar aylarında sıkça görülen bu şikâyetlerin nedeni çoğu zaman polen alerjisi oluyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, polenlerin özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde ciddi rahatsızlıklara yol açabileceğini belirterek, doğru tanı ve korunma yöntemlerinin büyük önem taşıdığını söyledi. Polenler astım ataklarını tetikleyebilir Polenlerin çıplak gözle görülmeyen ancak alerjik reaksiyonlara neden olabilen antijenler olduğunu belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, "Polenler solunum yoluyla vücuda girdiğinde burunda kaşıntı, peş peşe hapşırık, burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi şikâyetlere yol açabilir. Astım hastalarında ise bu durum astım ataklarını tetikleyebilir. Polen yoğunluğu özellikle sabah saatlerinde daha fazla oluyor. Evlerin havalandırılması konusunda dikkatli olunması gerekir. Polen mevsiminde evleri sabah erken saatlerde havalandırmamak önemli. Açık havada zaman geçirdikten sonra eve gelince kıyafetleri değiştirmek ve duş almak da polen temasını azaltmaya yardımcı olur" diye konuştu. Dışarıda kurutulan kıyafetler polen taşıyabilir Bahar aylarında çamaşırların dışarıda kurutulmasının polen maruziyetini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Nacaroğlu, "Kıyafetler dışarıda kurutulduğunda üzerlerine polenler yapışabilir ve bu da alerji şikâyetlerini artırabilir. Ayrıca dışarı çıkarken gözlük ve şapka kullanmak da polenlerden korunmaya yardımcı olabilir. Alerji belirtileri yaşayan kişilerde öncelikle bunun gerçekten polen alerjisi olup olmadığının belirlenmesi gerekiyor. Bunu anlamak için deri üzerinden yapılan testler veya kanda yapılan alerji testleriyle polenlere karşı duyarlılığı tespit edebiliyoruz" dedi. İmmonoterapi tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor Tanı konulduktan sonra ilk aşamada korunma önlemleri ve ilaç tedavisi uygulandığını belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, şikâyetlerin kontrol altına alınamadığı durumlarda alerjen immünoterapisinin devreye girdiğini kaydederek, şunları ekledi: "İmmünoterapi tedavisinde alerjen özütleri hastaya giderek artan dozlarda verilerek vücudun bu maddeye karşı duyarsızlaşması sağlanır. Bu uzun soluklu bir tedavi olsa da hastalığın kontrol altına alınmasını sağlar ve alerjinin astıma ilerlemesini önleyebilen tek tedavi yöntemidir."
Manisa’da diyabet hastalarının şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den
26 Mart 2026 Perşembe - 18:31 Manisa’da diyabet hastalarının şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan çalışma kapsamında, Manisa’da ikamet eden ihtiyaç sahibi Tip-1 diyabet hastalarına şeker ölçüm sensörü desteği verilecek. Özellikle 18 yaşını dolduran bireylerde devlet desteğinin sona ermesiyle oluşan mağduriyeti gidermeyi hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi, yüksek maliyeti nedeniyle temin edilmekte zorlanılan bu cihazları hak sahibi vatandaşlara ücretsiz ulaştıracak. Destekten yararlanmak için Manisa il sınırlarında ikamet etmek, diyabet tanısı almış olmak ve sosyal yardım kriterlerine uygunluk şartı aranacak. Başvurular dijital ortamda alınacak 18 yaş altı hastaların başvuruları devlet desteği kapsamında oldukları için kabul edilmeyecek. Proje yalnızca 18 yaş üzeri ihtiyaç sahiplerini kapsayacak. Adaylar, Manisa Büyükşehir Belediyesinin resmi internet sitesindeki başvuru linki üzerinden form doldurarak taleplerini iletebilecek. Başvuru sırasında sağlık raporunun sisteme yüklenmesi zorunlu tutulurken, raporu eksik olan başvurular geçersiz sayılacak. "Bu cihazlar lüks değil, hayati bir ihtiyaçtır" Hizmetin önemine dikkat çeken Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, vatandaşların sağlığa erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: "Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak en öncelikli görevimiz, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve halk sağlığını korumak adına her türlü imkanı seferber etmektir. Şeker ölçüm sensörleri, diyabet hastalarımız için bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. 18 yaşından sonra bu desteğin kesilmesi hemşerilerimizi hem sağlık hem de ekonomik açıdan zor bir durumda bırakıyordu. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak bu yükü devralıyor ve sensörleri ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza biz sağlıyoruz. Kimsenin imkansızlık nedeniyle sağlığından ödün vermesine izin vermeyeceğiz. Her zaman yanınızdayız"
Tıpta nadir vaka: Eğri göğüs kafesi ve skolyoza rağmen kalbi saatlerce durdurularak hayata döndürüldü
26 Mart 2026 Perşembe - 16:58 Tıpta nadir vaka: Eğri göğüs kafesi ve skolyoza rağmen kalbi saatlerce durdurularak hayata döndürüldü Doğuştan göğüs deformitesi ve ileri düzey skolyozun kalp ve damar yerleşimini değiştirdiği 69 yaşındaki hasta, Samsun Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen yüksek riskli ve nadir ameliyatla hayata tutundu. Samsun’un Ayvacık ilçesinde yaşayan Ali Akan, ileri derecede nefes darlığı ve halsizlik şikayetleriyle hastaneye başvurdu. Hastada yapılan tetkiklerde, kalpten çıkan ana damar olan aortta hayati risk taşıyan ciddi genişleme ve ileri kapak yetmezliği tespit edildi. Ayrıca "dolikoaorta" olarak adlandırılan, aortun normalden uzun ve kıvrımlı olduğu nadir bir damar yapısına sahip olduğu belirlendi. Göğüs deformitesi ve omurga eğriliği nedeniyle kalp ve büyük damarların yerleşiminin tamamen değiştiği hastada, aortun göğüs kemiği altında derin ve ulaşılması güç bir konumda bulunması ameliyatı zorlaştırdı. Yüksek risk taşıyan vaka için Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Samsun Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Doktor Öğretim Üyeleri Dr. Emrah Ereren ve Dr. İlker Hasan Karal, Göğüs Cerrahisi Dr. Öğretim Üyesi Gül Temel, Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hüseyin Ağırbaş’tan oluşan ekip standart yöntemlerin dışına çıkarak özel bir operasyon planı hazırladı. Ameliyatta klasik tam göğüs açılması yerine "inferior parsiyel sternotomi" yöntemi tercih edilirken, operasyonun başlangıcında kasık damarları üzerinden kalp-akciğer makinesine bağlanarak güvenli dolaşım sağlandı. 3 saat boyunca kalbini durdurdular Yaklaşık 3 saat boyunca kalbin durdurulduğu ameliyatta, genişlemiş ve uzamış aort tamamen çıkarılarak yerine biyolojik kapak içeren yapay damar yerleştirildi. Kalbi besleyen damarlardan birinin uygun pozisyonda olmaması nedeniyle ileri cerrahi tekniklerden "cabrol yöntemi" kullanılarak damar ile yeni aort arasında bağlantı kuruldu. Aortun üst bölümündeki yapısal farklılıklar da özel greftlerle yeniden oluşturularak ana damarla birleştirildi. Kalp-akciğer makinesi desteğiyle gerçekleştirilen operasyon sırasında hastanın beyin ve organ dolaşımı stabil şekilde korundu. Ameliyat sonrası kalp ritminin kendiliğinden normale döndüğü, hastanın herhangi bir destek tedavisine ihtiyaç duyulmadan cihazdan ayrıldığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Yapılan işlem hakkında bilgi veren Kalp ve Damar Cerrahisi Doktor Öğretim Üyesi Dr. Emrah Ereren, "Normal ameliyatlarda biz kalp, akciğer pompasına girdiğimiz için kalp ameliyatlarında bir miktar kalp duruyor. Vücut ısısı 30 dereceye kadar düşürülüyor. Yine ameliyat esnasında ameliyatın yerleşiminden ve kemikle olan ilişkisinden dolayı hastayı kasık damarlarında kalp ve akciğer pompasına bağladık. Bu standart yaklaşımlarından dolayı bu hastaya özel uygulamalar yapmak zorunda kaldık. Özellikle göğüs kafesinin kalbe bası yaptığı nokta vardı. Şah damarları da göğüs kemiği ile ilişki içindeydi. Bu ilişkinin olmadığı kısımları açarak ameliyatı yaptık. Yandan yapmak mümkün değildi. Kaburga aralıkları çok daralmıştı. Buradaki en büyük problem aorta ulaşmaktı. Göğüs ön arka çapı çok arttığı için aort çok derinde ve serbest diyebileceğimiz bir pozisyonda değildi. Koroner damarlarını yeni koyduğumuz grefte bağlayarak çözdük" dedi. "Bir sıkıntı yaşamadık" Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel, "Bu tür hastalar özellik içerirler. Bu özellik nedeniyle bizim farklı hazırlıklarımızın olması gerekiyor. Hastayı öncenden bildiğimiz için özellikle hava yolu sağlama gereçlerimizi temin ederek hazırlamıştık. Sıkıntı yaşamadan cerrahi için anestezi şartlarını sağlayabildik. Solunum makinesinden ayrılma aşamasında da bir sıkıntı yaşamadık" diye konuştu. Göğüs Cerrahisi Uzm. Dr. Öğretim Üyesi Necmiye Gül Temel, "Kalp damar cerrahisi açısında sıkıntılı bir cerrahiydi. Bizim tecrübeli olduğumuz bir bölüm. Çok şükür bir sıkıntı yaşamadan hastamız toparladı" şeklinde konuştu. Hasta Ali Akan ise çok iyi durumda olduğunu yeniden hayata döndüğünü söyledi.
Medline Adana Hastanesi’nde radyasyon onkolojisi bölümü hizmete girdi
26 Mart 2026 Perşembe - 15:56 Medline Adana Hastanesi’nde radyasyon onkolojisi bölümü hizmete girdi Modern tıbbın önemli tedavi alanlarından biri olan radyasyon onkolojisi bölümü Medline Adana Hastanesi’nde düzenlenen açılış ile bölge halkının hizmetine girdi. Medline Adana Hastanesi’nde hizmete giren radyasyon onkolojisi bölümü, ileri teknoloji cihaz altyapısının yanı sıra alanında deneyimli ve uzman hekim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Hastane yönetimi, bölümün açılması ile beraber kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olan radyoterapi uygulamalarını yüksek hassasiyet ve hasta odaklı bir yaklaşımla sunmayı hedefliyor. Hizmete alınan radyasyon onkolojisi bölümü için hastanede düzenlenen açılış etkinliği oldukça geniş bir katılımla gerçekleşti. Etkinliğe hastanenin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Fatma Akdoğan, farklı branşlardan çok sayıda hekim, sağlık çalışanları, personeller ve misafirler katıldı. Dr. Attila: "Hastalarımıza güncel tedavi yöntemlerini sunuyoruz" Etkinlikte kısa bir konuşma yapan Medline Adana Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Attila, büyük emekler ve uzun bir sürecin sonunda gerçekleştirdikleri yatırımın, sundukları sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu söyledi. Radyasyon onkolojisinin, kanser tedavisinde cerrahi ve kemoterapi ile birlikte en temel üç yaklaşımdan biri olarak kabul edildiğini ifade eden Dr. Attila, "Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte radyoterapi uygulamaları çok daha hassas, güvenli ve etkili hale gelmiş, hastalara daha konforlu bir tedavi süreci sunulmaya başlanmıştır. Radyasyon onkolojisinin önemi, yalnızca tedavi edici rolüyle sınırlı değildir; aynı zamanda kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmada da kritik bir yere sahiptir. Bu yönüyle radyasyon onkolojisi, modern onkolojik tedavi yaklaşımlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Buradaki amacımız, hastalarımıza güncel tedavi imkanlarını sunarak onların bu süreçlerini en etkin ve başarılı şekilde yönetmektir" dedi. Radyasyon onkolojisi bölümünün sadece Adana’ya değil, bölgenin sağlık altyapısına da ciddi katkılar sağlaması bekleniyor.
Nefes darlığı her zaman akciğer kaynaklı olmak zorunda değil
26 Mart 2026 Perşembe - 14:43 Nefes darlığı her zaman akciğer kaynaklı olmak zorunda değil Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, nefes darlığının her zaman akciğer kaynaklı olmadığını belirterek, nefes darlığına neden olan hastalıklar hakkında uyarılarda bulundu. Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, nefes darlığı hakkında bilgi verdi. Nefes darlığının her zaman akciğer kaynaklı olmadığına değinen Doç. Dr. Çınar, "Nefes alıp verme güçlüğüne neden olabilecek farklı sistemlerden kaynaklanan birçok durum vardır. Astım, KOAH, akciğer enfeksiyonları (pnömoni), bronşit, akciğer embolisi, plevral efüzyon, akciğer dokusunda fibrozis veya kistik hastalıklar, kalp yetmezliği veya kalp krizi, hipertansiyonla ilişkili durumlar, perikardiyal hastalıklar, akciğerlerdeki kan basıncını etkileyen durumlardır. Ayrıca kas kuvveti zayıflığı (solunum kaslarının zayıflaması), göğüs duvarı travması veya skolyoz gibi mekansal kısıtlar, yatağa bağlı veya uzun süre hareketsiz kalma sonrası solunum güçlüğünde diğer nadir nedenler arasında sayılabilir" dedi. Nefes darlığı yaşayan hastaların kendine teşhis koymaması gerektiğinin altını çizen Çınar, "Nefes darlığına eşlik eden işaretler arasında göğüs ağrısı, ani başlayan nefes darlığıyla beraber yüksek ateş, balgamda kan veya dumanlı görünüm, nabız artışıyla hızlı nefes alma veya morarma, kısa sürede gelişen ağrı, baş dönmesi veya bayılma hissi sayılabilir. Bu durumlarda eğer nefes darlığınız ani olarak başlayan şiddetli bir tabloysa, göğüs ağrısı veya bayılacak gibi hissettiyseniz acil tıbbi yardım isteyin. Kronik veya tekrarlayan nefes darlığında bir sağlık profesyoneline başvurun; gerekirse kan testleri, akciğer grafisi ve kalp değerlendirmesi gibi tetkikler istenir. Kendi kendinize teşhis koymaktan kaçının; özellikle yaşınız ileri, başka hastalıklarınız varsa veya düzenli ilaç kullanıyorsanız profesyonel değerlendirme önemlidir" diye konuştu.