SAĞLIK
Başkan Kaya’dan Aydın Şehir Hastanesi’ne övgü 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:47:38 Ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek olan Aydın Şehir Hastanesi, polikliniklerin de taşınmasıyla birlikte tam kapasite hizmet vermeye başlarken, hastaneye gelen İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya, duyduğu memnuniyeti dile getirerek "Hastanemiz çok güzel ve ferah olmuş" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi açılışı yapılan Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi, polikliniklerin de taşınmasıyla birlikte Aydın’da tam kapasite hizmet vermeye devam ediyor. Bin 300 yatak kapasitesi ile Aydın halkına birinci sınıf sağlık hizmeti sunması beklenen hastane 189 poliklinik sayısı ile hizmet vermeye başladı. Sabahın erken saatlerinde polikliniğe gelen vatandaşlar da hastane personelleri tarafından kapıda karşılanarak gidecekleri bölümlere yönlendirildi. "Aydın’a her şey yakışır" Aydın Şehir Hastanesi’nde kalan Yenipazar Belediyesi eski başkanı Zafer Savcı’yı ziyarete gelen İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya da, hastaneden övgü dolu sözlerle bahsetti. Aydın Şehir Hastanesi’nin kente önemli bir değer kattığını ifade eden İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya, hastaneden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Aydın Şehir Hastanesi’ne bugün, yeni açılan Acarlar Yolu’ndan geldik. Öncelikle Özlem Başkanı teşekkür ederim. 5 dakikada İncirliova’dan geldik. Bir köprü kalmış yapılacak. O köprüde yapılınca İncirliova ile Şehir Hastanesi arası 10 dakika sürmez. Bu yol güzel olmuş. Koçarlı’ya İncirliova’ya faydası var. Şehir Hastanesi’ne eski Yenipazar Belediye Başkanımız Zafer Savcı’ya ziyarete geldim. Güzel bakıyorlar. Hastanemiz çok güzel olmuş. Ferah olmuş. Herkes ilgileniyor. Sağ olsunlar. Güvenlikçisinden personeline kadar herkes yardımcı oluyor. İlk gün olması sebebiyle biraz karmaşa var ama en kısa zamanda o da düzene girer. Hastane çok güzel olmuş. Odalar çok güzel. Vesile olan herkesten Allah razı olsun. Aydınımıza hayırlı olsun. Aydın değişen ve gelişen bir il. Herkesin göç ettiği bir il. Aydın’a her şey yakışır" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:06 Çözüm bulamadığı bel ağrısından ‘ağrı pili’ ile kurtuldu Gaziantep’te ilaç tedavisine ve defalarca ameliyat olmasına rağmen kronik ağrıları nedeniyle 5 yıldır zorlu bir yaşam süren 61 yaşındaki Saniye Kal, kentte ilk kez uygulanan "ağrı pili" yöntemi sayesinde sağlığına kavuştu. Belinde 5 yıldır hissettiği kronik ağrıları nedeniyle yürüme güçlüğü çeken ve eğilip kalkmakta zorlanan Saniye Kal, bel bölgesinden 6 defa ameliyat olan, beline platin, 20 vida takılan, 4 defa algolojik tedavi alan ve defalarca fizik tedavi gördü. Gittiği hastanelerde ağrılarına ilaç tedavisiyle çözüm bulamayan Kal’ın omurgası, ameliyatla takılan 20 metal vidalarla sabitlendi. Kal, geçirdiği operasyona rağmen şiddetli ağrı, uyku problemi ve yürüme güçlüğü çekmesi nedeniyle hayatını idame ettiremez hale geldi. Ağrılarından "ağrı pili" tedavisi sayesinde kurtuldu Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvuran Kal, algoloji bölümü doktorları muayene etti. Doktorlar Kal’a "ağrı pili" tedavisi uygulanmasına karar verdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniğinden Op. Dr. Abdullah Duman ve ekibinin başarılı operasyonu sonucu Kal, yıllardır süren ağrılarından hastanede uygulanan "ağrı pili" tedavisi sayesinde kurtuldu. Bel bölgesine pil yerleştirilen Kal, 5 yıldır geçmeyen ve son 1 yıldır dayanılmaz bir hal alan ağrılarından kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor. "Hastalarımıza umut olmaya devam edeceğiz" Kronik ağrıları nedeniyle yıllardır zorlu bir yaşam süren Saniye Kal’ın kentte ilk kez uygulanan "ağrı pili" yöntemi sayesinde sağlığına kavuştuğunu belirten Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, "Hastamız bacak ağrıları nedeniyle birçok ameliyat geçirmiş. Hastamıza 20’ye yakın bir vida ameliyatı uygulanmış. Ama geçmeyen ağrıları nedeniyle hastanemize başvurdu. Gaziantep’te ve bölgede ilk defa uygulanan tedaviyle hastamız sağlığına kavuştu. Hastamız omurgaya yerleştiren ‘ağrı pili’ sayesinde ağrılarından tamamen kurtuldu. Hastamız da çok mutlu. Hastanemizde bu tarz vakaları yapmaya devam edeceğiz ve hastalarımıza umut olmaya devam etmeyi planlıyoruz" dedi. "Hastamızın iyileşmesi bizi mutlu etti" Hastanın sağlık durumu ve "ağrı pili" tedavisiyle ilgili bilgi veren Operatör Doktor Abdullah Duman ise, "Hastamız daha önce 3 kere ayaklarından, 3 kere de torakolomber bölgeden ameliyat olmuştu ve bel bölgesinde 20 adet vida vardı. Buna rağmen ağrıları geçmiyordu. Ağrıları geçmemesi üzerine algoloji hekimlerimiz tarafından takibe alınmıştı. Algoloji hekimleri tarafından hasta için ‘ağrı pili’ düşünülüp bize yönlendirildi. Biz de hocamızla beraber değerlendirdik ve hastamıza ‘ağrı pili’ni uygun gördük. Hastaya detaylı bilgilendirmeyi yaptık. Hastanın da kabul etmesi üzerine yaklaşık yarım saat süren bir operasyonla elektrotları sırtına yerleştirdik. Karnının tarafına da bir jeneratör koyduk ve bu şekilde hastanın ağrılarının azaldığını gördük. Bu durum bizi gerçekten memnun etti" şeklinde konuştu. "Sağılığıma kavuştuğum için çok mutluyum" 5 yıldır hissettiği ağrılardan kaynaklı birçok tedavi yöntemi denediğini ve çok sıkıntılı günler yaşadığını dile getiren hasta Saniye Kal da, hastanede gerçekleştirilen operasyonda bel bölgesine yerleştirilen pil ile şikayetlerinden kurtulduğunu belirterek, "Çok ameliyat geçirdim, ağrılarım çok fazlaydı ve bir türlü geçmiyordu. Geceleri uyuyamıyordum, sürekli belim ve ayaklarım ağrıyordu. Günde 6-7 tane de hap içiyordum. Yaklaşık 5 yıldır bu durumdaydım. Şimdi çok şükür iyiyim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim" diye konuştu.
Başkan Anmal, gelmeyen hastaların bedelinin hekim, hemşire ve ebeye ödetildiğini iddia etti
16 Haziran 2025 Pazartesi - 19:24 Başkan Anmal, gelmeyen hastaların bedelinin hekim, hemşire ve ebeye ödetildiğini iddia etti Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, hastaneye gelmeyen hastanın bedelinin hekim, ebe ve hemşireye ödetilmeye çalışıldığını iddia etti. Aile hekimliğinde yaşanan maaş kesintileri ile ilgili bir açıklama yapan Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal, aile hekimi, aile sağlığı hemşiresi ve ebesinin de halk sağlığının temel taşı olduğunu söyledi. Anmal, "Bu taşı yerinden oynatırsanız, tüm yapı çöker. Sağlık-Sen olarak, aile hekimlerinin, aile sağlığı hemşiresi ve ebesinin yanındayız. Hastası kuruma uğramadı diye maaştan kesinti yapmak da ne demek? Vatandaş kuruma gelmedi diye aile hekimi, aile sağlığı hemşiresi ve ebesi mi cezalandırılır? Bu uygulama açıkça şunu söylüyor. ’Çalışsan da çalışmasan da, seni cezalandırırım’. Bu yaklaşım, sağlık hizmetinin doğasına terstir. Bu, emeğe saygısızlıktır, sahadaki mücadeleyi hiçe saymaktır. Aynı nüfus, aynı emek, aynı özveri. Ama bu ay aile sağlığı hemşiresinin hesabına yatan maaş 10 bin lira daha eksik. Aile hekiminin hesabına yatan maaş 18 bin lira daha eksik. Neden? Çünkü vatandaş gelmedi, aşıyı yapan, gebeyi izleyen, kroniği takip eden aile sağlığı hemşiresi, ebesidir. Her ay yaptığı işlemleri yapan aile hekimidir. Ama vatandaş gelmediği için maaşlarını kestiler, bu ne vicdana, ne hukuka, ne de insanlığa sığar. Hizmeti yaptılar, maaşları kesildi. Geçtiğimiz aylarda aynı nüfusla 61 bin lira maaş ödenirken, bu ay 51 bin 948 lira yatırıldı. Bu sadece bir kesinti değil, bir saygısızlıktır, vatandaşın gelmemesi, aile hekiminin, aile sağlığı ebesinin ya da hemşiresinin suçu değildir. Aile hekimine gitme diye bir zorunluluk yokken, bunun bedelini sahada görev yapan ebeden, hemşireden, hekimden kesmek adaletsizliktir" dedi. Bu maddenin derhal kaldırılması talebinde bulunduklarını dile getiren Anmal, "Bu madde sağlık hizmetinin doğasına aykırıdır ve temelden iptal edilmelidir. Bu uygulama geri çekilmezse, saha motivasyonu ve hizmet kalitesi ciddi zarar görecektir. Bu haksızlık karşısında sessiz kalmayacak, tüm örgütsel ve hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Bu sadece maaş değil, mesleki onur ve halk sağlığı mücadelesidir. Hekimi, hemşireyi, ebeyi cezalandırmakla sistem düzelmez. Hasta gelmedi diye maaş kesilmez. Sağlık-Sen olarak, aile hekimlerinin, aile sağlığı hemşiresi ve ebesinin yanındayız. Bu adaletsizliğin iptali, gelirin teminat altına alınması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
’’Kene kaynaklı hastalıklar artmaya başladı’’
16 Haziran 2025 Pazartesi - 14:35 ’’Kene kaynaklı hastalıklar artmaya başladı’’ Kene kaynaklı hastalıkların artmaya başladığını belirten İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç ’’Ülkemizde, kenelerden insana bulaşabilen en önemli hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA). Ortaya çıkan vakaların çoğu Tokat, Sivas, Çorum ve Erzurum’da görülmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi dışında Lyme hastalığı da kenelerden insana bulaşabilir’’ dedi. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye’de keneden kaynaklı hastalıkların görülmesi de artmaya başladı. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşılan Karadeniz, İç Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde ölümlere neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları görülüyor. Keneden kaynaklı hastalıklar ve korunma yöntemlerini İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç şöyle açıkladı: ’’Vakaların çoğu Tokat, Sivas, Çorum ve Erzurum’da görülmektedir’’ ’’Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup, Dünya’nın her bölgesinde gözlenmektedirler. Özellikle bahar ve yaz aylarında aktif hale geçerler. Türkiye, iklim ve coğrafi olarak kenelerin yaşamına elverişlidir. Türkiye’nin yaklaşık 30 kene türüne ev sahipliği yaptığı tespit edilmiştir. Ülkemizde, kenelerden insana bulaşabilen en önemli hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA). Ortaya çıkan vakaların çoğu Tokat, Sivas, Çorum ve Erzurum’da görülmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi dışında Lyme hastalığı da kenelerden insana bulaşabilir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü infekte kenelerin kanı ve diğer vücut sıvıları ile temasla (insana tutunması) bulaşabilir. Hastalığın kuluçka süresi ortalama 1-3 gün kadardır ve belirtiler; yüksek ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, bulantı- kusma ve karın ağrısıdır. Hastalık ilerlemesiyle birlikte deride ve iç organlarda kanamalar meydana gelir. Ağır olgular ölümle sonuçlanabilir. Ülkemizde çoğu olgu genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşılan Tokat, Sivas, Çorum, Erzurum illerinde görülmektedir. Kene tutulmasından korunma yolları Kene tutulmasından korunmanın en önemli yolu, kırsal alana çıkarken kıyafetlerimize dikkat etmektir. Özellikle uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli. Kenelerin vücudumuza ulaşmaması için pantolon paçaları çorabın içine sokulmalı, özellikle bitki boylarının yüksek olduğu bölgelerde dikkatli olunmalıdır. Kene olup olmadığının tespiti için vücudun düzenli olarak mutlaka kontrol edilmesi gerekmektedir. Vücut mutlaka kontrol edilmeli. Kırsal alana çıkarken uzun kollu, açık renkli kıyafetler giyilmeli. Kenelerden kurtulmak için böcek kovucu spreylerde tercih edilebilir. Öküz gözü şeklinde kızarıklık varsa dikkat Türkiye’de kene kaynaklı görülen bir diğer hastalık ise Lyme hastalığıdır. Borrelia burgdorferi bakterisinin neden olduğu hastalığın belirtileri hastalığın evresine göre değişmektedir. Erken dönem belirtileri arasında en dikkat çekeni kenenin ısırdığı yerde öküz gözü şeklinde bir kızarıklığın olmasıdır. Diğer belirtileri ise ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, yorgunluktur. Geç dönemde ise; eklem iltihabı, sinir sistemi tutulumu, kalp sorunları yer almaktadır. Ancak bu hastalık nadiren görülmektedir. ’’Vücudunuzda kene varsa mutlaka sağlık kuruluşuna gidin’’ Keneden kaynaklı hastalıklarda en temel yanlış kenenin vücuttan çıkarılması sırasında kullanılan yöntemlerdir. Özellikle kenenin üzerine alkol, kolonya dökmek, yakmak ya da sigara bastırmak ciddi risklere neden olmaktadır. Yapılan bu işlemler kenenin kusmasına ve infekte materyali insan vücuduna aktarmasına neden olmaktadır. Vücutta kene görülmesi durumunda yapılacak en doğru yaklaşık en yakın sağlık kuruluşuna gidilmesidir. Kenenin vücuttan çıkarılmasından sonraki 10 günlük süreçte takibi yapılmalıdır.’’
Sünnetin cerrahi bir işlem olduğu akıldan çıkartılmamalı
16 Haziran 2025 Pazartesi - 13:08 Sünnetin cerrahi bir işlem olduğu akıldan çıkartılmamalı Medline Adana Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Ali Elbek, sünnetin tıbben bir zorunluluğu olmasa da özellikle idrar yolları enfeksiyonları ve cinsel yolla geçen hastalıkların bulaşma ihtimalini azaltan cerrahi bir işlem olduğunu söyledi. Elbek, yaptığı açıklamada sünnetin, erkeklerde cinsel organın (penis) başını örten üst derinin bir kısmının veya tamamının kesilerek alınması şeklinde tanımlandığını belirterek, "Bu nedenle işlemin sağlıklı bir şekilde sonuçlanabilmesi için steril ameliyathane şartlarında ve uzman bir hekim tarafından cerrahi müdahale ile yapılması önem kazanıyor. Ayrıca, işlem sırasında cerrahi ve anesteziye bağlı gelişebilecek istenmeyen komplikasyonlara karşı acil ve etkin müdahale edilebilecek ekip ve ekipmaların olması da gerekiyor. Genel hijyen açısından birçok faydası olan sünnetin, deneyimli cerrahlar tarafından uygun koşullarda ve doğru yöntemlerle yapılması olası riskleri en aza indiriyor. Gerekli şartlar yerine koymadan yapılan sünnet işleminde yaşanabilecek istenmeyen durumlar, peniste kalıcı hasarlar hatta hayati tehlike bile oluşturabiliyor" dedi. Elbek, şöyle devam etti: "Hatalı yapılan veya işlem sırasında sorun yaşanan bir sünnet işlemi, ileride çocuğun tüm yaşamını etkileyecek, telafisi zor veya imkânsız, önemli fizyolojik ve psikolojik problemler oluşturabiliyor. Bu nedenle, sünnet öncesinde çocuğun hekim tarafından detaylı bir şekilde muayene edilerek kontrolden geçirilmesi, doğumsal bir anomali riskinin olup olmadığına bakılması gerekir. İlk 6 ayda bebekler kısmen hareketsiz olduklarından sünnet işlemini lokal anestezi ile yapmak mümkün oluyor. Sünnet her yaşta uygulanabilecek bir işlem olmakla birlikte, oluşabilecek psikolojik travmaların ve enfeksiyon riskinin en aza indirilmesi açısından doğumdan sonraki ilk 2 yıl içerisinde yapılması daha uygun oluyor. Yapılan araştırmalar, sünnet konusunda olumlu veriler ortaya koyuyor. Buna göre, sünnet olanlarda idrar yolu enfeksiyonları görülme oranı azalıyor. Ayrıca sünnet, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı bir koruyuculuk sağlarken penis kanserine yakalanma riskini de düşürüyor."
Prof. Dr. Özer: "576 yatak kapasitesiyle, yılda 3 milyon laboratuvar testi ve 20 bin ameliyat yapıyoruz"
16 Haziran 2025 Pazartesi - 12:58 Prof. Dr. Özer: "576 yatak kapasitesiyle, yılda 3 milyon laboratuvar testi ve 20 bin ameliyat yapıyoruz" Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Merkez Müdürü Prof. Dr. Birol Özer, "Adana’da 26 Haziran 1998’de başladığımız sağlık yolculuğumuz bugün 700 binin üzerinde poliklinik hizmeti, 576 yatak kapasitesi, yılda 3 milyon laboratuvar testi ve 20 bin ameliyat ile Türkiye’nin referans kurumlarından biri olma noktasına geldi" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, "İyi Klinik Uygulamalar Temel Eğitim Programı" kapsamında önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Toplantıda klinik araştırmalardaki güncel gelişmeler, bilimsel etik ilkeler, uygulama deneyimleri ve gelecek vizyonu ele alındı. "Klinik araştırmalar, bir bilimdir ve sorumluluktur" Açılışta konuşan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Merkez Müdürü Prof. Dr. Birol Özer, merkezin büyüklüğünü, altyapısını ve araştırma kapasitesini vurgularken, klinik uygulamaların bu yapı içinde vazgeçilmez bir yer tuttuğunu ifade etti. Prof. Dr. Birol Özer, "Adana’da 26 Haziran 1998’de başladığımız sağlık yolculuğumuz bugün 700 binin üzerinde poliklinik hizmeti, 576 yatak kapasitesi, yılda 3 milyon laboratuvar testi ve 20 bin ameliyat ile Türkiye’nin referans kurumlarından biri olma noktasına geldi. Girişimsel radyoloji ünitemiz haftanın 7 günü 24 saat kesintisiz hizmet vermektedir. Özellikle beyin damar tıkanıklıklarında ilk 6 saatte yapılan müdahaleler hastanın yaşam kalitesini belirlemektedir ve bu kritik süreçleri başarıyla yönetiyoruz. Klinik uygulamalar, sadece tedavi geliştirmek değil; nitelikli bilgi üretmek, etik değerleri yaşatmak ve sağlıkta kaliteyi sürdürülebilir kılmak demektir" dedi. Prof. Özer ayrıca merkezin sadece hasta tedavisiyle değil, bilimsel üretim ve eğitime katkısıyla da öne çıktığını belirterek, "Aile hekimlerine yönelik her ayın son Perşembe günü düzenlediğimiz eğitimler ve yılda 50’nin üzerindeki bilimsel etkinlik, araştırma kültürünü yaygınlaştırmadaki kararlılığımızın göstergesidir" ifadelerine yer verdi. "Mevcut sayıyı katlayarak artırmak zorundayız" Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, yaptığı konuşmada klinik araştırmalarda ülke vizyonunu net ifadelerle ortaya koydu. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun "üreten, koruyan, geliştiren" yaklaşımıyla başlayan dönüşüme vurgu yapan Ayar, klinik araştırmaların bu sürecin önemli bir parçası olduğunu belirterek, "Klinik araştırmalarda ülke olarak olması gereken seviyeye ulaşmak için hedefimiz çok net: Mevcut araştırma sayılarını katlayarak artırmak. Bu yalnızca bir nicelik artışı değil; nitelikli, bilimsel, güvenli ve etik değerlere dayalı bir büyüme olmalı" dedi. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK) ilaç, tıbbi cihaz, kozmetik ürünler ve gıda takviyeleri gibi birçok alanda faaliyet gösterdiğini aktaran Ayar, kurumun günlük 2 binin üzerinde resmi yazışmayla düzenleme ve yönlendirme görevini yerine getirdiğini ifade etti. Klinik araştırmalarla ilgili olarak biri ilaç, diğeri tıbbi cihazlara odaklanan iki ayrı dairenin aktif çalıştığını da sözlerine ekledi. "Etik değilse bilim sayılmaz" ICON PLC Klinik Operasyonlar Direktörü Ebru Öncü, eğitim programının yalnızca teknik bilgi aktarmayı değil, araştırmacılar arası etkileşim ve ortak değerlerin inşasını da hedeflediğini vurgulayarak, "Klinik araştırmalar yalnızca bilgi üretimi değil; etik kurallar çerçevesinde yürütülmesi gereken, uluslararası standartlara uygun, toplum sağlığına doğrudan katkı sağlayan çok yönlü bir süreçtir. Bu eğitim, iş birliğini ve bilimsel dayanışmayı güçlendirmek açısından da çok kıymetlidir" diye konuştu. "Her gün bir şey öğreniyoruz" Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Özgür Özyılkan, geçmiş deneyimlerinden yola çıkarak klinik araştırmaların eğitim, tecrübe ve etikle bütünleşmesi gerektiğini belirtti. "Ben bu yola 1988’de çıktım. Her gün bir şey öğrenmek mümkün. Bugün burada olmak, birlikte gelişmek için büyük bir fırsat" diyen Özyılkan, merkezin ulaştığı bilimsel düzeyin uluslararası arenada dikkat çektiğini de sözlerine ekledi. Eğitim başlıklarıyla güçlü bir program Klinik araştırma tanımı, faz çalışmaları, iyi klinik uygulamalar, yasal düzenlemeler, etik ilkeler, gönüllü onam formları, hasta vizitleri, advers olay raporlanması ve takibi gibi başlıkların ele alındığı eğitim programı gün boyu interaktif olarak devam etti. Program sonunda yapılan değerlendirme testi sonucunda katılımcılara TİTCK onaylı katılım ve başarı belgesi verildi.
Mardin’de kan bağışı kampanyası
16 Haziran 2025 Pazartesi - 12:27 Mardin’de kan bağışı kampanyası Mardin’de Türk Kızılayı ve valilik öncülüğünde kan bağışı kampanyası başlatıldı. 15 Temmuz Şehitleri ve Demokrasi Parkında düzenlenen kampanyanın açılış programına, Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun da katıldı. Programda konuşan Vali Akkoyun, kan bağışının hayat kurtaran bir iyilik hareketi olduğunu belirterek, kampanyanın 16-17-18 Haziran tarihlerinde Mardin genelinde yürütüleceğini söyledi. Kanın üretilemeyen ve çoğaltılamayan hayati bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Vali Akkoyun, "Kan, üretilemeyen ve çoğaltılamayan hayati bir ihtiyaçtır. Dolayısıyla, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu kanın temin edilmesi noktasında bizler de üzerimize düşeni yaparak bu büyük kan bağışı kampanyasını hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımıza özellikle tavsiyemiz bu kampanyaya katılmaları ve kan bağışını bir alışkanlık haline getirmeleridir" dedi. Kan bağışı yapan vatandaşlarla görüşme fırsatı bulduğunu anlatan Vali Akkoyun, "Bugün kan bağışı yapan hemşehrilerimizle görüştüğümüzde beni en çok mutlu eden konu, hemen hemen tamamının birden fazla kez kan bağışında bulunmuş olmasıydı. Hatta bir hemşehrimiz, 20’nin üzerinde kan bağışı yapmış. Bu gerçekten çok kıymetli" ifadelerini kullandı. Kan bağışının yalnızca ihtiyacın karşılanması açısından değil, toplumsal farkındalık ve sorumluluk açısından da önemli olduğuna işaret eden Vali Akkoyun, "Burada dikkat çekmek istediğimiz bir diğer önemli husus ise kanın sadece temin edilmesi değil; aynı zamanda kan bağışı alışkanlığının yaygınlaştırılmasıdır. Bu da en az kanın kendisi kadar hayati bir meseledir. Unutmayalım ki verilen her bir ünite kan, üç vatandaşımıza can olmaktadır. Ve bir gün, bizlerin de bu kana ihtiyaç duyabileceğini asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Bizler, bu iyilik hareketini tüm yurtta yaygınlaştırmak zorundayız" diye konuştu. Kızılay’ın yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında mağdurlara yardım eli uzattığını belirten Vali Akkoyun, "Hilal-i Ahmer, sadece Anadolu değil, tüm insanlığın umudu olmuş, medeniyetimizin çok önemli bir kurumudur. Hilal-i Ahmer, nerede bir mağdur, nerede bir ihtiyaç sahibi varsa, nereden bir yardım çağrısı gelmişse, dünyanın dört bir yanına koşmuş, gönül coğrafyamızda her daim mazlumun yanında olmuştur" şeklinde konuştu. Geçen yıl düzenlenen kampanyada bin 47 ünite kan hedefi koyduklarını, ancak bu hedefin iki gün içerisinde bin 80 üniteye ulaştığını aktaran Vali Akkoyun, "Bu yıl ise Mardin olarak çıtayı biraz daha yukarı taşıyoruz. İnşallah bu yıl, 16-17-18 Haziran tarihlerinde gerçekleştireceğimiz kan bağışı kampanyasında hedefimiz 2 bin 47 ünite kan. Ben inanıyorum ki bu hedefin çok çok üzerinde bir kan bağışı gerçekleşecektir" dedi. Vali Akkoyun, kampanyanın daha ilk saatlerinde yoğun katılım sağlandığını belirterek, kampanyaya destek veren tüm Mardinlilere teşekkür etti.
Mardin’de kan bağışı kampanyası
16 Haziran 2025 Pazartesi - 12:25 Mardin’de kan bağışı kampanyası Mardin’de Türk Kızılay’ı ve valilik öncülüğünde kan bağışı kampanyası başlatıldı. 15 Temmuz Şehitleri ve Demokrasi Parkında düzenlenen kampanyanın açılış programına, Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun da katıldı. Programda konuşan Vali Akkoyun, kan bağışının hayat kurtaran bir iyilik hareketi olduğunu belirterek, kampanyanın 16-17-18 Haziran tarihlerinde Mardin genelinde yürütüleceğini söyledi. Kanın üretilemeyen ve çoğaltılamayan hayati bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Vali Akkoyun, "Kan, üretilemeyen ve çoğaltılamayan hayati bir ihtiyaçtır. Dolayısıyla, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu kanın temin edilmesi noktasında bizler de üzerimize düşeni yaparak bu büyük kan bağışı kampanyasını hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımıza özellikle tavsiyemiz bu kampanyaya katılmaları ve kan bağışını bir alışkanlık haline getirmeleridir" dedi. Kan bağışı yapan vatandaşlarla görüşme fırsatı bulduğunu anlatan Vali Akkoyun, "Bugün kan bağışı yapan hemşehrilerimizle görüştüğümüzde beni en çok mutlu eden konu, hemen hemen tamamının birden fazla kez kan bağışında bulunmuş olmasıydı. Hatta bir hemşehrimiz, 20’nin üzerinde kan bağışı yapmış. Bu gerçekten çok kıymetli" ifadelerini kullandı. Kan bağışının yalnızca ihtiyacın karşılanması açısından değil, toplumsal farkındalık ve sorumluluk açısından da önemli olduğuna işaret eden Vali Akkoyun, "Burada dikkat çekmek istediğimiz bir diğer önemli husus ise kanın sadece temin edilmesi değil; aynı zamanda kan bağışı alışkanlığının yaygınlaştırılmasıdır. Bu da en az kanın kendisi kadar hayati bir meseledir. Unutmayalım ki verilen her bir ünite kan, üç vatandaşımıza can olmaktadır. Ve bir gün, bizlerin de bu kana ihtiyaç duyabileceğini asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Bizler, bu iyilik hareketini tüm yurtta yaygınlaştırmak zorundayız" diye konuştu. Kızılay’ın yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında mağdurlara yardım eli uzattığını belirten Vali Akkoyun, "Hilal-i Ahmer, sadece Anadolu değil, tüm insanlığın umudu olmuş, medeniyetimizin çok önemli bir kurumudur. Hilal-i Ahmer, nerede bir mağdur, nerede bir ihtiyaç sahibi varsa, nereden bir yardım çağrısı gelmişse, dünyanın dört bir yanına koşmuş, gönül coğrafyamızda her daim mazlumun yanında olmuştur" şeklinde konuştu. Geçen yıl düzenlenen kampanyada bin 47 ünite kan hedefi koyduklarını, ancak bu hedefin iki gün içerisinde bin 80 üniteye ulaştığını aktaran Vali Akkoyun, "Bu yıl ise Mardin olarak çıtayı biraz daha yukarı taşıyoruz. İnşallah bu yıl, 16-17-18 Haziran tarihlerinde gerçekleştireceğimiz kan bağışı kampanyasında hedefimiz 2 bin 47 ünite kan. Ben inanıyorum ki bu hedefin çok çok üzerinde bir kan bağışı gerçekleşecektir" dedi. Vali Akkoyun, kampanyanın daha ilk saatlerinde yoğun katılım sağlandığını belirterek, kampanyaya destek veren tüm Mardinlilere teşekkür etti.