Son Dakika
|
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Özkan Yalım yeni bir ek ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesine götürüldü
Sarıyer’de İETT otobüsü alev topuna döndü
İzmir’de taksiciye bıçaklı gasp girişimi araç kamerasında
Adalet Bakanı Gürlek: "15 bin sözleşmeli personel alımı yapacağız"
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
İstanbul merkezli 16 ilde DEAŞ operasyonu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Galatasaray’ın Uruguaylı yıldızı Torreira’ya yumruklu saldırı
Yaş çay alım fiyatı 35 lira olarak belirlendi
Vali Tavlı’dan sel açıklaması: "Can kaybı ve yaralanma yok, iş yerlerinde zararlar mevcut"
Dışişleri Bakanı Fidan, Katar Türk Okulu'nun inşaatını ziyaret etti
Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde "Mukaddes emanetler" sergisi ziyarete açıldı
Manavgat’da ’pes’ dedirten görüntü cezasız kalmadı
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
SAĞLIK
Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi
12 Mayıs 2026 Salı - 19:12:23
14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 19:10
Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde yürüdüler
Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi. Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ‘’Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.’’ diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23
Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur"
Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06
Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
3
12 Mayıs 2026 Salı- 12:34
Lilly Türkiye’nin oluşturduğu deneyim alanında obezite masaya yatırıldı
4
12 Mayıs 2026 Salı- 09:09
Ağrıyı göz ardı eden bel fıtığı hastalarına uyarı: "Sinir baskısı ilerleyebilir"
5
12 Mayıs 2026 Salı- 13:03
"Türkiye’deki hantavirüs insandan insana bulaşmıyor"
12 Haziran 2025 Perşembe - 15:07
SBF’den "Dudak Damak Yarıkları ve Kraniyofasiyel Anomaliler Poster Sunum" etkinliği
Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) tarafından düzenlenen "Dudak Damak Yarıkları ve Kraniyofasiyel Anomaliler Poster Sunum" etkinliği Öğrenci Merkezi Fuaye alanında gerçekleştirildi. Etkinliğe, SBF Dekan Yardımcısı Dil ve Konuşma Terapisi (DKT) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Elçin Tadıhan Özkan başta olmak üzere akademisyenler ve öğrenciler katılım gösterdi. SBF Dekan Yardımcısı ve DKT Bölüm Başkanı Prof. Dr. Elçin Tadıhan Özkan poster sunumuna dair şunları söyledi: "Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü olarak bu etkinliği ikinci kez düzenliyoruz. Dudak Damak Yarıkları, Velokardiyofasiyal Sendrom gibi yüzleri ilgilendiren ve dil ve konuşma bozukluğuna da yol açan sendromlarla ilgili bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Aynı zamanda öğrencilerimizin bir poster sunumu yapma gibi, bilimsel becerilerini de desteklemeyi amaçlıyor ve yaptıkları uygulamaları, gördüklerini ve tecrübelerini paylaşılsınlar istiyoruz. Bu sene yapılan posterlerin kalitesine baktığımız zaman çok güzel ve verimli olduğunu görüyoruz." Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Eren Balo, dudak damak yarıklarının gebeliğin ilk trimesterinde ortaya çıktığını belirterek, "Bu durum Türkiye’de yaklaşık her 1000 canlı doğumda bir görülüyor" dedi. Dr. Öğr. Üyesi Balo, dudak damak yarıklarının çok yönlü bozuklukları da beraberinde getirebildiğine dikkat çekerek, "Dil ve konuşma, işitme ve gelişim problemlerini bu bireylerde sıkça gözlemleyebiliyoruz. Biz de Dil ve Konuşma Bozuklukları alanında, dudak damak yarıklarına eşlik eden durumları hem Dudak Damak Yarıkları dersinde hem de DİLKOM’da vaka görerek uygulamalı olarak değerlendiriyor ve terapi süreçlerini yürütüyoruz. Ayrıca, öğrencilerimiz bitirme ödevi olarak dudak damak yarıkları ve sık eşlik eden kraniyofasiyel anomalileri yani sendromları özetleyerek bir poster sunumu hazırlıyorlar." ifadelerini kullandı. Etkinliğin devamında öğrenciler, dudak damak yarıkları ve kraniyofasiyel anomalilerle ilgili hazırladıkları posterleri sunarak hem teorik bilgilerini paylaşma hem de vaka deneyimlerini aktarma fırsatı buldu.
12 Haziran 2025 Perşembe - 15:03
Bu kez baba adayları da eğitime katıldı
Nazilli Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen Akşam Gebe Okulu Eğitimi aralıksız sürerken, bu kez eğitimlere baba adayları da katıldı. Nazilli Devlet Hastanesi’nde düzenlenen Akşam Gebe Okulu eğitimi bu kez farklı bir heyecana sahne oldu. Eğitim programına anne adaylarının yanı sıra baba adayları da dahil edildi. Yoğun ilgi gören eğitim, katılımcılar tarafından büyük beğeni topladı. Eğitimde, doğum sürecinde uygulanabilecek rahatlama teknikleri, masaj uygulamaları, nefes egzersizleri gibi pratik bilgiler paylaşıldı. Ayrıca doğum sonrası dönemde annenin ve bebeğin desteklenmesi, bebek bakımı, anne sütü ve emzirmenin önemi gibi konular da kapsamlı şekilde ele alındı. Konu ile ilgili Nazilli Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada "Anne ve baba adaylarının birlikte katılımıyla ebeveynliğe ilk adımların atıldığı eğitim programı, bilgi paylaşımı kadar duygusal anlara da sahne oldu. Eğitim sonunda katılımcılara teşekkür eden Gebe Okulu Eğitimcilerimiz Canan Özelçi ve Yeliz Fidan Oktay, tüm anne ve baba adaylarına sağlıklı, mutlu bir doğum süreci diledi. Gebe okulu eğitimlerini hem gündüz hem de akşam saatlerinde düzenleyerek daha fazla anne-baba adayına ulaşmayı ve onları doğuma hazırlamayı hedefliyoruz" ifadeleri yer aldı.
12 Haziran 2025 Perşembe - 14:33
UMKE’den gerçeğini aratmayan tatbikat
Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü UMKE ekipleri; 3 gün boyunca medikal kurtarma eğitimi alırken, eğitimin sonunda gerçeğini aratmayan tatbikat gerçekleştirdi. İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli 20 UMKE personeli, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki Koramaz Vadisi’nde 3 gün boyunca medikal kurtarma eğitimi aldı. Eğitim çerçevesinde gece ve gündüz eğitim alan personeller; temel konularda kullanılan ekipmanlar ve sahra hastaneleri kurulmasında bilgilendirildi. Eğitimin son gününde gerçeğini aratmayan bir tatbikat gerçekleştiren personeller; senaryo gereği göçük altında kalan yaralıyı başarılı bir şekilde zorlu arazi şartlarına rağmen kurulan sahra hastanesine kaldırmayı başardı. Medikal kurtarma eğitimlerinin devam ettiğini ve 20 personel ile 3 gün boyunca süren eğitimde birçok konulara ağırlık vermeye çalıştıklarını kaydeden Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü UMKE Sorumlusu Paramedik İslam Köseoğlu; "2025 yılı faaliyet planı çerçevesinde bakanlığımızın yeni belirlemiş olduğu program dahilinde 3 günlük medikal kurtarma eğitimini sürdürmekteyiz. Eğitimin içeriğinde hastane öncesi alanda çalışan özellikle uzman hekimler, doktorlarımız, paramedikler, ATT’ler, hemşireler ve anestezi teknikerleri gibi branşlarda medikal kurtarma eğitimlerinin önemini üç gün içerisinde vurgulamaya çalıştık. Üç gün boyunca toplam 20 personelimize hastane öncesi alanda, enkaz alanlarında, trafik kazaları, toplu olaylar, olay yeri yönetim ve triyaj gibi bazı temel konularda kullanılan ekipmanlar, tıbbi uç nokta kurulumları, sahra hastaneleri gibi konulara ağırlık vermeye çalıştık. İlimizde bu tür olaylara müdahale açısından yeterli envanterimiz ve ekipmanlarımız bulunmaktadır" dedi. Dr. Gürbeden: "UMKE sadece ülkemizde değil başka ülkelerde de ihtiyaç olduğunda görev almaktadır" Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Figen Gürbeden ise UMKE’nin sadece yurt içinde değil gerekli görüldüğü taktirde yurt dışında da yardım ve sağlık hizmetlerini başarılı bir şekilde sürdürdüğünü ifade ederek, "Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE); 1999 yılında yaşanan depremlerden sonra sahada bu tür afetlerde sağlık çalışanlarının daha donanımlı hale gelmesi ve olay yerinde müdahaleleri yapabilmesi için 2003 yılında kurulup 2004 yılında faaliyete geçmiştir. İlimizde bu eğitimlere katılan 299 UMKE gönüllümüz var. UMKE gönüllüleri afetlerde, olağan dışı durumlarda ayrıca toplu kazalarda, KBRN vakalarında, toplumsal olaylarda müdahale etmek amacıyla yetiştirilen gönüllü sağlık personelleri. Normal zamanlarda görev yerlerinde sağlık hizmetlerine devam ediyorlar, ancak maalesef istemediğimiz afet ve olağan dışı durumlarda da gönüllü olarak UMKE görevlerine katılıyorlar" diye konuştu.
12 Haziran 2025 Perşembe - 13:57
Orman personelleri sağlıklı yaşam için ölçümden geçti
Bolu Orman Bölge Müdürlüğü personelleri, "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında, sağlık taramasından geçti. Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde başlatılan "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında, Bolu Orman Bölge Müdürlüğü revir odasında bir sağlık taraması gerçekleştirildi. Uygulama çerçevesinde, İl Sağlık Müdürlüğü Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri tarafından orman personelinin boy ve kilo ölçümleri yapıldı. Elde edilen verilere göre beden kitle indeksi hesaplanarak, personele sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirme ve yönlendirme yapıldı. Kampanya kapsamında gerçekleştirilen çalışmanın, bireylerin ideal kilolarını öğrenerek sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmalarını amaçladığı belirtildi. Yetkililer, toplum genelinde sağlıklı yaşam bilincinin artırılması hedefiyle uygulamanın farklı kurumlarda da devam edeceğini ifade etti.
12 Haziran 2025 Perşembe - 13:25
Sinop’ta kanser tedavisinde ilk kapalı ameliyat
Sinop’ta ilk kez kolon kanseri tedavisinde tamamı kapalı yöntemle (laparoskopik) cerrahi operasyon gerçekleştirildi. Operasyon, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Sercan Dolu tarafından başarıyla uygulandı. Modern cerrahi tekniklerin gelişmesiyle birlikte, birçok hastalığın tedavisinde açık ameliyat yerine kapalı yöntemler tercih edilmeye başlandı. Bu kapsamda, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Sercan Dolu tarafından kolon kanseri tedavisinde laparoskopik cerrahi uygulanarak önemli bir tıbbi başarıya imza atıldı. Başarıyla geçen operasyonun ardından hasta, kısa sürede sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Özellikle açık ameliyatlara kıyasla daha az ağrı, daha düşük enfeksiyon riski, daha kısa hastanede kalış süresi ve hızlı iyileşme süreci, laparoskopik cerrahiyi ön plana çıkarıyor.
12 Haziran 2025 Perşembe - 12:57
D vitaminine gıda desteği şart
Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, D vitamini eksikliğinin ruh halini de etkileyebileceğini söyleyerek, "Güneş olmayan dönemlerde beslenme ile desteklemek şart" dedi. Kronik yorgunluk ve depresyonun da D vitamini eksikliği ile alakalı olabileceğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, "Son günlerde sıkça yağmurlu ve kapalı havalarla karşılaşıyoruz. Güneş ışığından faydalanamadığımız böyle dönemlerde vücudumuzun D vitamini de azalıyor. Oysa D vitamini hem bağışıklık sistemimizden kemik sağlığımıza kadar pek çok alanda hayati öneme sahip. D vitamini nedir, ne işe yarar dersek de vücudumuz güneş ışınları ile D vitamini sentezler. D vitamini de kalsiyum emilimini destekler, bağışıklık sistemini güçlendirir, kemik ve diş sağlığını korur. Kas fonksiyonlarına katkıda bulunur. Kronik yorgunluk ve depresyonla da ilişkili olabilir. Eksiklik ve belirtilerinde ise sürekli yorgunluk, halsizlik, sık hastalanma, uyku bozuklukları, kas ve kemik ağrıları ile ruh hali değişimlerini gözlemleyebiliyoruz" şeklinde konuştu. Merd, hem kemik hem de ruh sağlığı için D vitamininin önemli olduğunu söyleyerek, "Hastalarımız hangi besinlerde bulunur diye sıklıkla soruyorlar. Yağlı balıklarda özellikle somon ve uskumruda, yumurtanın sarısında, karaciğerde özellikle güneşe maruz kalmış mantarda D vitamini çok yüksek derecede ve aynı şekilde D vitamini ile zenginleştirilmiş süt ve süt ürünlerinde de yine D vitamini bulunuyor. Güneş göremediğimizde neler yapmalıyız kısmında ise bu dönemlerde beslenme ile desteklemek şart. Güneşsiz dönemlerde D vitamini düzeyi düşebileceği için gerekirse hekim önerisi ile takviye alınmalıdır. D vitamini düzeyimizi ölçtürmek ve eksiklik varsa hekime danışmak önemli. İpuçları verecek olursak da; yüz ve kolları, bacakları 10-15 dakika güneş ışığına maruz bırakmak D vitamini için genellikle yeterlidir. Ancak bu süre cilt tipine, yaşa ve mevsime göre değişebiliyor. D vitamini sadece kemiklerimizi değil ruhumuzu da besler. Bu yüzden hem güneşi hem de sağlıklı besinleri ihmal etmeyelim" ifadelerini kullandı.
12 Haziran 2025 Perşembe - 12:49
D vitaminine gıda desteği şart
Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, D vitamini eksikliğinin ruh halini de etkileyebileceğini söyleyerek, "Güneş olmayan dönemlerde beslenme ile desteklemek şart" dedi. Kronik yorgunluk ve depresyonun da D vitamini eksikliği ile alakalı olabileceğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, "Son günlerde sıkça yağmurlu ve kapalı havalarla karşılaşıyoruz. Güneş ışığından faydalanamadığımız böyle dönemlerde vücudumuzun D vitamini de azalıyor. Oysa D vitamini hem bağışıklık sistemimizden kemik sağlığımıza kadar pek çok alanda hayati öneme sahip. D vitamini nedir, ne işe yarar dersek de vücudumuz güneş ışınları ile D vitamini sentezler. D vitamini de kalsiyum emilimini destekler, bağışıklık sistemini güçlendirir, kemik ve diş sağlığını korur. Kas fonksiyonlarına katkıda bulunur. Kronik yorgunluk ve depresyonla da ilişkili olabilir. Eksiklik ve belirtilerinde ise sürekli yorgunluk, halsizlik, sık hastalanma, uyku bozuklukları, kas ve kemik ağrıları ile ruh hali değişimlerini gözlemleyebiliyoruz" dedi. Betül Merd, hem kemik hem de ruh sağlığı için D vitamininin önemli olduğunu söyleyerek, "Hastalarımız hangi besinlerde bulunur diye sıklıkla soruyorlar. Yağlı balıklarda özellikle somon ve uskumruda, yumurtanın sarısında, karaciğerde özellikle güneşe maruz kalmış mantarda D vitamini çok yüksek derecede ve aynı şekilde D vitamini ile zenginleştirilmiş süt ve süt ürünlerinde de yine D vitamini bulunuyor. Güneş göremediğimizde neler yapmalıyız kısmında ise beslenme ile desteklemek şart bu dönemlerde. Güneşsiz dönemlerde D vitamini düzeyi düşebileceği için gerekirse hekim önerisi ile takviye alınmalıdır. D vitamini düzeyimizi ölçtürmek ve eksiklik varsa hekime danışmak önemli. İpuçları verecek olursak da; yüz ve kolları, bacakları 10-15 dakika güneş ışığına maruz bırakmak D vitamini için genellikle yeterlidir. Ancak bu süre cilt tipine, yaşa ve mevsime göre değişebiliyor. D vitamini sadece kemiklerimizi değil ruhumuzu da besler. Bu yüzden hem güneşi hem de sağlıklı besinleri ihmal etmeyelim" ifadelerini kullandı.
12 Haziran 2025 Perşembe - 12:45
Prof. Dr. Dalgıç: "Aileler, özellikle 8 ve 9’uncu aylardan itibaren küçük maddeleri etrafta bulundurmamalılar"
Prof. Dr. Buket Dalgıç, "Ailelerin özellikle 8 ve 9’uncu aylardan itibaren çocukların çevrelerinde ağızlarına götürüp yutabilecekleri daha küçük maddeleri bulundurmamaları ve bu açıdan çok dikkatli olmaları ve oyuncak seçerken de çok dikkatli olmaları önem arz ediyor" dedi. ‘Yassı Pil Yutmalarına Karşı Farkındalık Günü’ kapsamında Ankara’da bir üniversitede düzenlenen sempozyumda, özellikle 5 yaş altı çocuk sahibi olan ailelerin çocuklarına yabancı cisim vermemesi ve oyuncak seçimi konusunda dikkatli olmalarının önemine vurgu yapıldı. Sempozyumun yapıldığı alanda, yabancı cisim yutan hastaların endoskopik görüntüleri ve olası yutulabilecek cisimler de sergilendi. Programda konuşan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Buket Dalgıç, 12 Haziran’ın tüm dünyada çocuklarda sıkça görülen cisim yutmalarına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla ayrılmış bir gün olduğunu söyleyerek, "Özellikle de yassı pil yutmaları ve bunların tehlikelerini belirtmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla toplandık. Bu farkındalığı oluşturmak isterken özellikle paydaş olarak Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve bu çerçevede yapılabilecek düzenlemeleri de hedefleyerek ilerlemek istedik. Bu nedenle de sempozyumumuza yetkililerden de davetlilerimiz oldu" diye konuştu. "Oyuncak seçerken çok dikkatli olmaları önem arz ediyor" Özellikle 5 yaşının altında çocukları olan ailelerin daha fazla dikkatli olmaları gerektiğine dikkati çeken Dalgıç, "Bebeklerin özellikle iki parmakları arasında minik cisimleri tutup ağızlarına götürebilmeye başladıkları aylar olan 8 ve 9’uncu aylardan itibaren çevrelerinde ağızlarına götürüp yutabilecekleri daha küçük maddeleri bulundurmamaları ve bu açıdan çok dikkatli olmaları ve oyuncak seçerken de çok dikkatli olmaları önem arz ediyor" şeklinde konuştu. Dalgıç, endoskopik müdahalelerin zaman zaman yeterli olmadığını ve cerrahi müdahale yapıldığını aktararak, "Olguların çeşitleri var. Yutulan cismin özelliği, büyüklüğü, çocuğun yaşı, ortaya çıkan bulgular. Bu bulgulara göre endoskopik girişim yapıyoruz. Çoğu zaman çıkarıyoruz ama bazen çıkaramadığımız oluyor ve bunların ağır sonuçlarını da yaşayabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Her şey yutulabilir" Çocukların olası bir yabancı cisim yutması halinde hemen doktora başvurulması gerektiğinin altını çizen Dalgıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aileler hemen acile gelmeli, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve o sağlık kuruluşunda olay tam olarak değerlendirilip yeri, hangi yabancı cisim olduğuna göre uygun bir yöntem izlenmeli. Ailenin evde hemen yapabileceği bir şey yok. En kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurmalarını öneriyoruz Çok ilginç hastalarımız oluyor. Yani şarj kablosu yutumu, çatal, kaşık veya sülük, yüzük, toplu iğne gibi gerçekten çok ilginç vakalarımız var. Yani her şey yutulabilir." "Çocuklarda küçük bir dikkatsizlikle ciddi anlamda problemler ortaya çıkabiliyor" Sempozyumu düzenleyen görevlilerden Uzm. Dr. Özlem Sümer Coşar ise bazı vakaların ölümcül sonuçları olabileceğini dile getirerek, "Aileler özellikle yassı pil konusunda dikkat edebilirler. Kumandaların arkasındaki yassı pil kısmındaki yerleri bantlayabilirler. Çevredeki tehlikeli, sivri yabancı cisimler, para, onun dışında küpeler, kolyeler bunlar gerçekten çocuklar için tehlikeli olabiliyor. Ailelerin bunları çevrede bırakmamasını ve özellikle çocukların ulaşamayacağı alanlara koymasını öneriyoruz. Çocuklarda küçük bir dikkatsizlikle ciddi anlamda problemler ortaya çıkabiliyor" değerlendirmesinde bulundu.
12 Haziran 2025 Perşembe - 11:57
Kalitesiz gözlükler gözde kalıcı hasara yol açabilir
Özellikle yaz günlerinde uzun süre güneş ışığının etkisi altında kalınmamasını öneren uzmanlar, göz sağlığının korunması için kaliteli ve uzman görüşü alınarak güneş gözlüğü seçilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, kalitesiz gözlüklerin gözde kalıcı hasara yol açabileceği de belirtildi. Uzmanlar, güneş gözlüğü kullanımı konusunda şu uyarılarda bulundu; "Kalitesiz ürünlere daha düşük ücretler ödeyip gözde oluşturduğu sorunları tedavi etmek için daha çok ücret ödüyoruz" diyen Durmuş, "Bu durum hem kişisel, hem de toplumsal ekonomik yapıyı etkiliyor. Dışarıdan iyi görünen güneş gözlükleri etrafınızdakileri mutlu edebilir; ancak güneşli yarınları görmek için göz sağlığını korumak daha büyük önem taşıyor. Güneş gözlüğünün estetik aksesuar olarak tercih ediliyor. Ancak gözlüğün asıl amacı gözün zararlı ışınlardan korunmasıdır. Göz bebeği, yani gözün ortasındaki siyah kısım ışığa maruz kaldığında küçülür, karanlıkta büyür. Güneşe çıkan birinin göz bebekleri küçülür ve ışığı keser. Güneş gözlüğü ise yalancı bir karanlık etkisi oluşturur. Güneş gözlüğünde kullanılan lensin gözü morötesi ışınlardan koruması göz sağlığının korunmasını oluşturur. Ultraviyole filtresi olmayan güneş gözlükleri tercih edilmemelidir. Gözlüğün çerçevesinde kullanılan malzemenin kalitesiz veya kişinin özelliklerine uygun olmaması da alerjik etkiye neden olabilir. Gözlüğün şakaklara ve yanaklara baskı yapmaması gerekmektedir."
12 Haziran 2025 Perşembe - 11:27
Dermatoloji uzmanı uyardı: "Yazın güneş koruması şart"
Dermatoloji Uzm. Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, yaz aylarında dermokozmetik işlemlere başlamadan önce cilt özelliklerine ve çevresel faktörlere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Liv Hospital Samsun Dermatoloji Uzm. Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, yaz ayında yapılabilecek dermokozmetik uygulamalar hakkında bilgi verdi. Yaz aylarının cildimizin en çok güneşe maruz kaldığı ve çevresel faktörlerden en fazla etkilendiği dönemlerden biri olduğunu işaret eden Uzm. Dr. Tatar, "Güneş ışınlarının etkisi, sıcaklık ve nem oranlarının artması, havuz veya deniz suyu ile sürekli temas cildimize ekstra bir yük bindirir. Bu nedenle, yaz aylarında cilt bakım rutininizi yeniden gözden geçirmek ve cildinizi korumaya yönelik önlemler almak büyük önem taşır" dedi. "Cilt bakım rutininizi yaz aylarına göre yeniden düzenleyin" Yazın cilt bakımının nasıl düzenlenmesi gerektiği ve ne zaman dermokozmetik işlemlere başvurulabileceği konusunda açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Tatar, "Yazın cilt bakım rutininizde hafif nemlendirici ve koruyucu ürünler ön plana çıkmalıdır. Güneş koruyucu kremler, bu dönemde cilt bakımının vazgeçilmezidir ve günlük kullanımda yüksek koruma faktörlü (SPF 50 ve üzeri, PA) ürünler tercih edilmelidir. Ayrıca, su bazlı nemlendiriciler ve antioksidan serumlar, cildinize nem sağlarken çevresel zararlara karşı koruma da sunar. Yaz aylarında ciltte yağlanma artabileceği için, gözenekleri tıkamayan ve cildi ağırlaştırmayan hafif temizleyiciler kullanılmalıdır" diye konuştu. "Dermokozmetik işlemlere ne zaman başvurulmalı" Cildi yenilemek, matlaşan cilde parlaklık katmak, lekeleri azaltmak veya yaşlanma belirtileri ile mücadele etmek için yaz aylarında da güvenle yapılabilecek bazı dermokozmetik işlemler bulunduğunun altını çizen Uzm. Dr. Tatar, ancak yaz aylarında dermokozmetik işlemlere başvurmadan önce cilde ve çevresel faktörlere dikkat edilmesi gerektiğini işaret etti. Uzm. Dr. Tatar, "Özellikle güneşin etkisi altında olan cildinizin hassasiyetini göz önünde bulundurmalısınız, işlem sonrası cildinizi güneşten korumak ve iyileşme sürecine dikkat etmek en az işlem kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Yazın gerçekleştirilebilecek işlemler" Yazın mezoterapi, Broad Band Light (BBL) tedavileri, botoks ve dolgu uygulamaları ve düşük enerji modu ile lazer epilasyon uygulamalarının gerçekleştirilebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Tatar, işlem öncesi ve sonrası dikkat edilmesi gerekenler hakkında şunları söyledi: "Mezoterapi: Mezoterapi cilt altına vitamin, mineral ve amino asit gibi maddelerin enjekte edilmesi ile cildin canlanmasını sağlar. Yaz aylarında bu işlem özellikle yüz, boyun ve dekolte bölgelerinde tercih edilebilir. Yaz aylarında iyice yıpranmış cildimizi kışa hazırlamanın ve tatil dönüşü azalmış cilt parlaklığının tekrar sağlanmasının en etkili yollarından biri mezoterapidir. Mezoterapi denince akla gençlik aşısı, ışıltı mezoterapileri vb. birçok kavram gelmekle birlikte, cildinizin ihtiyacına uygun mezoterapi seçimini için hekiminize başvurmalısınız. Cilt altına verilen bu besleyici maddeler, yazın cildin nem dengesini korumaya ve parlaklığını artırmaya yardımcı olur. İşlem yapıldığı gün deniz/havuz gibi aktiviteler önerilmemektedir fakat sonrasında güneşten korunma şartıyla suyun keyfini çıkarabilirsiniz. Broad band light (BBL) Tedavileri: BBL tedavisi, cilt yenileme, lekelenme sorunlarının düzeltilmesi ve cilt tonunun eşitlenmesi için kullanılan gelişmiş bir ışık tedavisidir. İşlem ağrısı minimaldir ve öğlen arası tedavisi olarak da adlandırılabilen BBL tedavisi, cildinizin üst yüzeyinde herhangi bir hasar bırakmadığı için işlemden hemen sonra günlük hayata dönülebilir. Yaz aylarında, bu işlem özellikle cilt tonu eşitleme ve ince damarların tedavisinde etkili olabilir. BBL tedavileri, cildi daha parlak ve genç gösterir. Güneşte bronzlaşmamış ciltlerde yaz kış uygulanabilen bu işlemden sonra güneşe karşı dikkatli olunmalı ve yüksek koruma faktörlü güneş kremleri düzenli kullanılmalıdır. Ayrıca, işlemden önce ve sonra doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaya özen gösterilmelidir. Botoks ve dolgu uygulamaları: Botoks, yazın uygulanan en popüler işlemlerden biridir. Hem artan güneşin etkisiyle artan mimik hareketlerine bağlı oluşan kırışıklıkların tedavisinde hem de artan sıcaklar sebebiyle koltuk altında zaman zaman kötü görünüm veya kokuya yol açan terlemelerin azaltılması için tercih edilebilir. Dolgu maddeleri ise cilde hacim kazandırarak daha genç bir görünüm sağlar. Bu işlemler yaz aylarında güvenle yapılabilir, çünkü güneş ışığına maruziyetle lekelenme veya hassasiyet riski artırmazlar. Ancak, işlemin yapıldığı bölgeyi güneşten korumak, uygulama sonrası şişlik ve morlukların oluşumunu en aza indirmek açısından önemlidir. Lazer epilasyon (düşük enerji modu ile): Lazer epilasyon, istenmeyen tüylerden kurtulmanın en etkili yollarından biridir. Yaz aylarında bu işlem, düşük enerji modu ile yapılabilir. Ancak, işlem sonrası cilt güneşe karşı çok hassas olacağı için işlemden sonraki birkaç hafta boyunca güneşten kaçınılmalı ve cilt mutlaka güneş koruyucu ile korunmalıdır."
12 Haziran 2025 Perşembe - 11:21
Ciltteki değişimleri hafife almayın: Erken teşhis hayat kurtarıyor
Cildiye Uzmanı Dr. Hüseyin Başar, cilt sağlığının sadece estetik değil, aynı zamanda genel sağlıkla doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, düzenli dermatolojik taramaların hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Cilt güzelliğinin bireyin dış görünümünün yanı sıra sağlık durumunu da yansıttığını ifade eden Büyük Anadolu Hastanesi Cildiye Uzmanı Dr. Hüseyin Başar, "Bakımlı ve sağlıklı bir cilt kişinin hem ruhsal hem fiziksel sağlığını olumlu etkiler. Dermatolojik taramalar sadece estetik kaygılarla değil, ciddi hastalıkların erken teşhisi için de gereklidir" dedi. "Cilt kanserinde erken teşhis hayat kurtarır" Cilt sağlığının yalnızca kozmetik bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Başar, "Dermatolojik kontroller, özellikle cilt kanseri gibi ciddi hastalıkların erken evrede teşhis edilmesine olanak sağlar. Güneş lekeleri ve benlerdeki değişiklikler önemlidir. Bu nedenle yılda en az bir kez cilt muayenesinden geçmek oldukça değerlidir" diye konuştu. Genetik yatkınlık ve güneş etkisine karşı tarama önerisi Güneşin zararlı etkilerine ve genetik yatkınlıklara da değinen Dr. Başar, "Deri kanseri açısından risk taşıyan bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları, olası riskleri erkenden fark etmelerini sağlar. Güneş lekeleri, benlerdeki şekil, renk ve boyut değişiklikleri mutlaka bir dermatolog tarafından değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. Ciltteki değişimlerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Başar, "Unutulmamalıdır ki erken teşhis yalnızca cilt sağlığını değil, yaşam kalitesini de doğrudan etkiler. Bugün atılacak küçük bir adım, gelecekte büyük bir fark oluşturabilir" diyerek vatandaşları düzenli kontrol konusunda uyardı.
12 Haziran 2025 Perşembe - 11:07
Uzmanı, meme ve rahim kanserinin artmasını doğurganlık hızının azalmasıyla açıkladı
Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hakan Çoksüer, "Aile Yılı"nın ilan edilmesini destekleyerek, "Son yıllarda meme ve rahim kanserinin artmasındaki en büyük sebep kadınlardaki doğurganlık rakamlarının düşmesine bağlı olarak bunu tıbbi olarak açıklayabiliriz. Aynı zamanda doğurmuş olmak kanser riskini de azaltıyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin doğurganlık hızının, tarihimizde ilk kez 1,48’e gerilemiş durumda olduğunu, bunun bir felaket olduğunu ve bu rakamın kritik eşik olan 2,1’in çok altında bir seviye olduğunu geçtiğimiz ay açıklamıştı. Diyarbakır’da, Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hakan Çoksüer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Aile Yılı"nı ilan etmesini desteklediğini, aynı zamanda doğurganlık hızının çok ciddi düşüşüne dikkat çekti. Çoksüer, İHA muhabirine, bunun en büyük sebeplerinden bir tanesinin kadınlardaki kariyer hırsı olduğunu, ikincisinin doğumun vermiş olduğu estetik kaygılar olduğunu söyledi. Doğurganlık hızı ile annelerin yaşı arasında çok önemli korelasyon olduğunu belirten Çoksüer, kadının yaşı artıkça doğurganlık hızını ciddi anlamda azalmakta olduğuna dikkat çekti. "İleri yaş olduğu zaman çocuklarda aynı zamanda engelli çocuk riski de artıyor" Çoksüer, kariyer yapayım derken anneliği geri planda bırakılmasıyla gebe kalma ihtimalinin de çok ciddi anlamda azalmış olduğuna işarete ederek, "Bu yüzden temel sloganımız, "En büyük kariyer anneliktir." En büyük kariyer, doğurganlık yapmış olan kadındır. Bununla beraber kariyeri ön planda tutup doğurganlığını ertelediği zaman ileri yaş olduğu zaman çocuklarda aynı zamanda engelli çocuk riski de artıyor. Özellikle 35 yaşın üstündeki kadınlarda hem doğurganlık azalıyor, hem de engelli bebek doğurma ihtimali artıyor" dedi. "O yüzden onlardan ricamız doğurganlık programlamasını 20 ila 30 yaş arasında yapmalarını öneriyoruz" diyen Çoksüer, şöyle devam etti: "Bununla beraber kadın doğum uzmanı olarak sağlık açısından çok önemli faydaları var. Doğurganlığını yapmış bir kadının en büyük faydası rahim kanseri riskini azaldığını görüyoruz. yumurtalık kanseri riskinin ve meme kanseri riskinin azaldığını görüyoruz. Son yıllarda meme, rahim kanserinin artmasındaki en büyük sebep kadınlardaki doğurganlık rakamlarının düşmesine bağlı olarak bunu tıbbi olarak açıklayabiliriz. Aynı zamanda doğurmuş olmak kanser riskini de azaltıyor. Kadınlarda miyom çok sık görülür. Her 4 kadından 1 kişi de rahmin içerisinde miyom görülebilmekte. Aynı zamanda miyom riskini de azaltmakta. Toplumda adet sancısı çeken kadın çok fazla. Ama doğurganlıkla beraber adet sancısı riskinin çok ciddi anlamda azalmakta. Doğurganlığın kadın sağlığı açısından hem kanserlerden koruma, hem de adet sancısı gibi ciddi anlamdaki sıkıntılardan da koruyabilmekte." Doğumun diğer hastalıklar açısından da faydasına değinen Çoksüer, "Migren ataklarını azaltabilmekte. Doğurmuş kadınlarda bağırsak çalışmasının daha iyi olduğunu biliyoruz. Doğurmuş kadınlarda solunum yolu, astım riskinin daha az olduğunu biliyoruz. Cilt sağlığının da daha iyi bir şekilde ilerleyebildiğini biliyoruz" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder